3. yol bildirisine imza atmış Boğaziçili öğretim üyeleri ne yapacak? »
By Editorden on Eyl 22, 2008 in Duyuru, Özgürlükler | 7 Comments
Üçüncü Yolcular Kapıya….
Boğaziçi Üniversitesi’nin yeni rektörü Kadri Özçaldıran vatani görevine hızlı başladı.
İlk talimatı Ayşe Soysal döneminde içeri girebilen başörtülü öğrencileri okula almamak oldu.
Okulun ilk günü Read the rest





Sunuş: Türk Solu büyümek, adam olmak zorunda… Protestan bir arkadaşım “biz Katolik değiliz, koskoca bir Hıristiyanlık dinini Hz İsa’nın ölümüne sıkıştıramayız” demişti. Bizim Katolik solcularımız galiba bu yüzden Deniz Gezmiş gibi “çarmıha gerilmiş” kurbanlara sımsıkı sarılıyorlar.
Haftaya hükümetin nükleer enerji politikasına ağır eleştiriler yönelten bir makale ile başlıyoruz. Yazar Türkiye’de 1960’larda başlayan nükleer arayışların tarihçesini ve politik sorunlarını içeriden yaşamış bir uzman, kısa bir süre önce yitirdiğimiz değerli bilim adamı Prof. Dr. Ahmed Yüksel Özemre.
“3 tarafı deniz, 4 tarafı düşmana çevrili cennet vatan” paranoyası neden üretildi? Çağdaş ve laik Türkiye’nin evlâdı, Kavala yahut Halep’te yatan dedesinin mezarına bile pasaportla gidecekti. Eskiden vali gönderilen yerlere şimdi büyük elçi atanıyordu. Churchill’in dediği gibi “iki petrol kuyusunun etrafına sınır çizen” İngiliz, bir gecede ülkeler icad edilmişti. Ama Kemalist millî(!) eğitimin iğdiş ettiği beyinler bunu sorgulamaktan aciz. Körfez ülkeleri, Basra yolunun, İsrail, Doğu Akdeniz’in petrol tıpası olacaktı. Türkiye hem Rusya’nın güneye doğru genişlemesini engelleyecek hem de Bakü petrolünün Avrupa’ya ulaşıp fiyat kırmasına mani olacaktı. Diğer yandan Lazkiye ve Hayfa’dan dünya piyasalarına erişen Musul ve Kerkük petrolü bir gün pekâlâ Türkiye’den geçip İskenderun’a akabilirdi ve bu da Londra için büyük bir risk unsuruydu.






Bir kez daha sosyal medyada paylaştığımız mesajları kitaplaştırdık. Yayına girdiği günden beri 





























Söz yıkar şiir imar eder



Kitap Tanıtan Kitap 2



Roman nedir? Tarif dahi edilmesi zor bir kavram. Sanatçının İnsan’a bakışını, toplumla kurduğu ilişkiyi yansıtır sanat eserleri. Bu sebeple sanat her çağda yeniden icad edilir. Ünlü yazar Heinrich Mann’ın dediği gibi: “Bütün romanların ve hikâyelerin amacı kim olduğumuzu bilmektir, Edebiyatın önemli bir konuma sahip olmasının nedeni, sadece doğanın ve insanlar âleminin ayrıntılarını tek tek açıklaması değil, insanları hep yeni baştan keşfetmesidir.” Değerli yazarımız
“Ben çiçek gibi taşımıyorum göğsümde aşkı
Türkiye’nin “derin” politik pratiğini yaşayarak tanıyanlar ile okuyarak öğrenenler, gündelik siyasete kendini dayatan siyaset üstü bir müesses nizamın/derin devletin” varlığını ve bu varlığının “tarihsel tezahür”lerini bilirler.
Bu makale İslam’ın hayat anlayışı adlı yazı dizisinin dördüncü bölümüdür. Birinci bölüm için
Karl Marx’ın yaklaşık 150 yıl önce, semizleyen kapitalistleri ürküten “Avrupa’nın üzerinde bir hayalet dolaşıyor; komünizm hayaleti” önermesini, “imparatorluk”a dönüşen küresel, sınırsız-mekânsız kapitalizme paralel olarak tüm dünyaya teşmil ederek şöyle demek mümkün; “Tüm dünyada bir hayalet dolaşıyor ‘ideal beden’ hayaleti”. Elbete bu somut hayaletin çoğunluk iş bulma mekânının modern kadınlık alemi olduğu da gözden ırak olamayan bir olgu.