Kurtlu hilal
By Mehmet Yılmaz on Ağu 21, 2007 in MHP, Milliyetçilik, Ulusalcılık, İslam
Hayatta bazen zor anlar vardır, seçenekler birbirlerini iptal ederler. Bir şıkkı seçen diğerini otomatik olarak reddetmiş olur: Doktor mu olsam yoksa mühendis mi? Tatilde Hawaii’ye mi gitsem yoksa Dubai’ye mi? Jandarma dipçiği mi yesem yoksa polis copu mu? Ezan sesi mi dinlesem yoksa kurt uluması mı?
MİLLİYETÇİ MÜSLÜMAN DENEN BİLMECE
Muhafazakâr yazarlarda ve düşünürlerde sezdiğimiz bir ayrıştırma çabası var : Milliyetçilik ve ulusalcılık. Milliyetçilik cici, ulusalcılık ise öcü. Bir de “Menfî milliyetçilik” gibi ifadeler kullananlar var. Zaman gazetesi veya AKP mensuplarını dinlerken de tanık olduğumuz bu hassasiyet şöyle özetlenebilir :
Ulusalcı: Şiddete yatkın, başka ulusları aşağı ve/veya tehlikeli kabul eden, tabancayla yemin eden, çeteci, bombacı, vs.
Milliyetçi : Milletini ve ülkesini seven, Türkiye’nin ileri gitmesini, tehlikelerden uzak kalmasını isteyen.
Dindar müslümanlar milliyetçi olmaktan pek rahatsız değiller gibi. Kendisini milliyetçi olarak tarif edenler de İslâm ile aralarına çok mesafe koymamaya gayret ediyorlar. Meselâ MHP, Erciyes Zafer kurultayını Miraç kandilinde başlatıyor. Bir başka örnek ise ülkü Ocakları’nın sitesindeki koskoca İslâm sayfası. Gene bu sitede Başbuğ Türkeş ve Bahçeli’nin dua ederken, namaz kılarken fotoğrafları var. Bu güzide sitenin marşlar bölümünde bulunan Malazgirt Marşı’nın sözleri ise şöyle :
“…
Türk, ulu Tanrı’nın soylu gözdesi
Malazgirt Bizans’ın Türk’ e secdesi
Bu ses insanlığa Hakk’ın müjdesi
Bu sesle birleşir bütün yürekler
Ya ALLAH Bismillah ALLAHU ekberYiğitler kan döker, Bayrak solmaya
Anadolum başlar vatan olmaya
Kızılelma ya hey! Kızılelma ya
En güzel marşını vurmada Mehter
Ya ALLAH Bismillah ALLAHU ekber
….”
Gayet İslâmî bir nakaratla bezenmiş bu güftede Türk milleti “Tanrı’nın gözdesi” yani seçilmiş bir millet/ırk olduğu gibi Bizanslıların (Hıristiyanların) ALLAH’a değil Türk’e secde etmesi söz konusu. Türk yiğitlerin Bizans kanı dökmesi aslında “Hakk’ın insanlığa müjdesi” olmuş.( Bilmiyoruz Bizanslı okuyucularımız da buna katılırlar mı? Dileyenler bir yorumla belirtebilirler.)
TÜRKLER VE MİLLİYETÇİ TÜRKLER
Muhafazakâr zihinlerde milliyetçi kendini, “bu milleti ve ülkeyi seven, ona sahip çıkan, geleceği için çalışan” diye tarif ediyor. Acaba bu milleti ve bu ülkeyi sevmek normal bir davranış değil mi? Bu ülke belki de o kadar da sevilecek bir ülke değil? Her şeye rağmen onu sevenler var ve bu özel insanlar kendilerini diğerlerinden ayrı tutmak, bu farkı dile getirmek istiyorlar. Haliyle bir gruplaşma, kendine bir isim verme söz konusu:
Milliyetçi Türkler ( =Türkiye’yi seven Türkler),
Feminist Türkler,
Komünist Türkler,
Konsomatris Türkler,
Binnaz Kahvesi’nde pişti oynayan Türkler,
Kelaynakların korunmasını isteyen Türkler,
Nükleer enerji karşıtı Türkler,
Kadın şoförlere kızan Türkler,
Çemişkezek Spor Kulübü taraftarı Türkler.
Milliyetçilik eğer millet sevgisiyse bu kelimeye yani milliyetçiliğe gerek yok. Zira kitap sevgisi, çocuk sevgisi, vatan sevgisi gibi millet sevgisi de pekâlâ kullanılabilir. Eğer milliyetçilik millet sevgisinin ötesinde bir şey ise bizzat milliyetçiler tarafından tarifi gerekir. Zira “kedi buysa et nerede? Et buysa kedi nerede?” diye sorarlar adama.
MİLLİYETÇİLİK BİRLEŞTİRİCİ Mİ YOKSA BÖLÜCÜ MÜ?
Bazı yazarlar milliyetçiliğin (aşırıya gidilmediğinde) insanları birleştiren bir çimento olduğunu söylüyorlar. Belki Cumhuriyet’in ilk yıllarında çağdaşlığın da bir çimento, bir ortak hedef olabileceği düşünülmüştü. Ama her –çilik kendi normlarıyla ortaya çıktığı ve her norm da nüfusu NORMal / aNORMal olarak ikiye ayırdığı için “muasır medeniyet seviyesi” söylemi de halkı ikiye böldü :
Bu seviyenin altında ve üstünde kalanlar,
Latin alfabesini öğrenenler ve eski yazı bildiği halde “cahil” sayılanlar,
Üniversiteye girenler ve başörtüsü yüzünden giremeyenler,
“Ne mutlu Türk’üm” diyenler ve diyemeyenler,
Laik olduğu için “adam olanlar” ve “adamdan sayılmayanlar”
Cumhuriyet mitinglerinde evine bayrak asanlar ve asmayanlar.
Her insanın kendi ülkesini ve milletini sevmesi normal bir şey iken dünya görüşü olarak “ben ülkemi/milletimi seviyorum” demenin anlamı nedir? Bazı Türkler diğer Türklerden daha iyi “Türk” olabilir mi ki biz “milliyetçiyiz” diyerek bunu belirtmek gerekiyor? Mesela annemizi, babamızı sevdiğimizi herkese ilân ediyor muyuz? Anneci/babacı veya aileci diye bir kavrama gerek var mı?
MİLLİYETÇİLİK BİR TUTKAL OLABİLİR Mİ?
Geçtiğimiz günlerde TESEV “Milletin Bölünmez Bütünlüğü” adlı bir rapor yayınladı. Hem uzmanların gözlemlerini hem de görüşme kayıtlarını içeren 316 sayfalık bu rapordan ilginç bir alıntı :
“Örneğin, biri Terekeme [Y.N. Karapapak türkleri, Karakalpak değil] , diğeri Azeri iki kişi, “birlikte nasıl da güzel güzel çalıştıklarını” anlatırken, seçim dönemlerinde devlet dairelerinde işe alım konusunda ortaya çıkan ayrımcılık söz konusu olduğunda, bir cemaat (Terekemeler ya da Azeriler) lehine olan bir ayrımcılığın diğer cemaat üyesi tarafından dile getirilmesiyle, lehinde ayrımcılık yapılan cemaat üyesinin yüz ifadesi değişiyor; açık bir biçimde memnuniyetsizliğini dile getiriyor. Onların bir aradalıklarını sağladığı varsayılan Türklük ya da ulus devreden çıkıyor; bir alt katmana –cemaate– iniliyor ve işin en önemli kısmı, onların gerçekten bir arada olmalarını, birbirlerini sevmelerini sağlayan, ulus altındaki kurgularını, Terekeme veya Azeri olduklarını unutturan gündelik hayatları, beraber iş yapma pratikleri, arkadaşlıkları devreye giremiyor.”
Bu örneğin akla getirdiği sorular şunlar:
1. Milliyetçilik, ulusalcılık, kavimcilik, ırkçılık gibi kavramların arasına kalın çizgiler çizmek sanıldığı kadar kolay olmayabilir mi? O çizgiler var mı? Nerdedir ve nasıldır? Bütün milliyetçilerin hemfikir olacağı tarifler var mıdır?
2. Aramızdaki ilişkileri kanunlara saygı, iyi niyet, güzel ahlak gibi prensipler üzerine oturtarak huzurlu bir ortam kurmak mümkün değil mi? İllâ ki bir tutkal/çimento mu gerekiyor?
3. Milliyetçilik tutkalı adil ve müreffeh bir düzene alternatif olabilir mi?
4. Adalet ve ihsanın hâkim olmadığı ortamlarda ortaya çıkan kaosun faturası dinî ve etnik aidiyetlere kesilmesine nasıl engel olunabilir?
MİLLİYETÇİLİK BİR TUTKALSA EĞER ÇOK İYİ YAPIŞMIYOR
Neden? Bu söylemi seçim kampanyalarının merkezine yerleştiren partiler Türkiye’nin genelinden oy alamıyorlar. Yani halk milliyetçi bir parti tarafından yönetilmek istemiyor.
Şeriattan korkarak CHP’ye toplanan seçmenler gibi PKK’ya kızarak MHP’ye toplananlar oluyor ama bunlar ne istemediğini ifade eden, tepkili ve öfkeli oylar. Çok partili hayata geçtiğimizden beri milliyetçi söylemin aldığı oyların sürekli düşük kalması da bu tutkalın gücü konusunda düşündürmeli insanları.
22 Temmuzdan önce yayınlanan “Türk Milliyetçiliğinin intiharı” adlı yazımızda dediğimiz gibi :
“Türk Milliyetçiliği diğer milliyetçilikler gibi yok olmaya mahkûm bir söylem. Çünkü var olmak için “ötekine” ihtiyacı var. Ötekileştireceği bir grup bulamazsa kendi içinden “zayıf” bir zümreyi günah keçisi olarak seçiyor. Hıristiyanlar, Eşcinseller, komünistler…”
BİYOLOJİK TÜRKLÜK
Ülkü ocakları sitesi gayet faydalı bir site. Meselâ uluyan kurt posterlerini indirip ekranlarınızı süsleyebilirsiniz. Çeşitli galaksilerin fotoğraflarına montaj yapılmış adeta “ilâhi” bir hava verilmiş Başbuğ Türkeş fotoğrafları da var. Ama bu sitede bulunabilecek en ilginç şeylerden biri Türk’ün biyolojik tarifi:
“Dört beyaz ırk grubunda, Europa adı verilen gurubun Turania tipindendir. Brakisefal kafa yapısına sahip bir ırktır. Aynı yerleşim bölgesini paylaşmış oldukları, dolikosefal kafa yapısına sahip, mongoloir grubundan olan Moğol’larla uzaktan yalandan bir alakası yoktur. Moğol ve Türk ırkı arasındaki fark ilmi olarak da ispat edildiği gibi çok büyüktür. Kültürel değerlerimiz ve anatomik yapılanmamız ayrıdır. TÜRKLER ANDRANOVO insanı diye adlandırılan bir tipin temsilcisidirler. Andronovo insanı Rus bilginleri tarafından incelenmiştir. Bu ırk dört bin yıl kadar önce Orta Asya’da yaşamakta idi. İşte Türkler’in menşei bu insanlardır.”
Safkan Türk tarifiyle dikkatimizi çeken Ülkü Ocakları’na alternatif bir tez ise AMERICAN JOURNAL OF PHYSICAL ANTHROPOLOGY’den geliyor . 2001 yılında dergide yayınlanan bir etüde göre Anadolu’da yaşayan insanların genlerinin sadece %30’u Orta Asya kökenli. İtalyanların yanı sıra ODTÜ’den iki Türk bilim adamının da katıldığı çalışmada Anadolu halkının genleri Orta Asyalılar ve Doğu Akdenizlilerle karşılaştırılıyor. Araştırmacıları bir ölçüde “şaşırtan” şey ise şu: Kürtçe, Ermenice ve Rumcanın da dahil olduğu Hint-Avrupa dil ailesiyle Türkçenin dahil olduğu Altay ailesi arasındaki önemli farkların (ve yansıttığı kültürel ayrılıkların) DNA ve mitokondri farklılıklarına yansımamış olması.
Aslında Türkler hakkında bilinmesi gereken ama etüdde değinilmeyen bir başka gerçek var : Orta Asya Türkleri exojen bir topluluk. Yani Türk olmayanlarla evlenmeyi tercih eden. Bunun sebebi de çok eski bir geleneğe dayanıyor. Aynı klana ait kızlar ve oğlanlar birbirleriyle kardeş sayılıyor ve iki genç evlenmek istediği zaman yaşlılar 7 kuşak hatta bazen 9 kuşak geri giderek akrabalık arıyorlar. Bunun için Türk gençlerinin en kolay evlenecekleri kişiler Türk olmayan komşuları : Çerkes, Kürt, Arap oluyor. Ünlü Türkolog Jean Paul Roux’nun Türklerin Tarihi adlı yapıtında detaylı biçimde açıkladığı bu olgu haliyle Kuvvacıların “Türk anadan, Türk babadan, soyunda dönme olmayan…” diye başlayan yeminini de çok dar bir topluluğa sınırlıyor. Bu türlü ölçütlerin varlığı ise bir kez daha milliyetçiliğin birleştirici değil bölücü olduğunu gösteriyor belki de…
ALPERENLER VE “ÜLKÜ ŞEHİDİ” KAVRAMI
Alperenler şehid kavramına yepyeni bir boyut getirmişler: ülkü şehidi. 1970’lerde Sağmalcılar Cezaevi’ndeki bir isyanı anlatan şu satırlara bırakılan yorumlar daha da ilginç. Bir tanesini aktarıyoruz ama diğerlerini de buradan okuyabilirsiniz:
“TNT patlayıcıları hazırladık. Bizi de muhtemelen öldürecek, daha doğrusu hapishanede canlı koymayacak güçte bir malzemeydi. Son çaremiz hapishaneyi havaya uçurmaktı. Açık havada bile yakın mesafede canlı koymayacak güçte olan bu patlayıcı, dar hapishane ortamında meseleyi kökten halledecekti şüphesiz. …
Ertesi günü geniş çaplı bir arama yapıldı. Bizim koğuşta bir tabanca ve TNT kalıplarını buldular. Bütün gazeteler birinci sayfalarında bizim patlayıcılardan söz ediyor, şok haber diye kamuoyuna sunuyorlardı. Kirli ruhlara korku salmıştık. Hapishane artık bizimdi.” (“ülkü şehidi” Mehmet Aluş’un anılarından)
Yorumlar
Mustafa K.KALE ALPEREN - 07.08.2007. 09:15
“Bune acıdır,bu ne büyük çiledir,görmemek mümkünmü.
Amma bu ne büyük bir gururdur,şandır,sevinçdir,dava ugruna ölmektir.
MEVLADAN dilememek ne mümkün.RABBim bizlerede yolda yürürken
yaşarken,uyurken,çalışırken,dava ugrunda eylemeyi nasip etsin.ALLAH CC tüm aziz şehitlerimize rahmet eylesin.Tüm ALPEREN lere nasip etsin iyiki vardınız AGABEYLERİM.”Alperen Ocakları’nın sitesinde görülmeye değer sayfalardan biri de “Turan Sevdalısı Enver Paşa” http://www.alperenocaklari.net/guncel-haberler/kahraman-enver-paa/ adlı bölüm. Alperenler şu mesajları bırakmışlar :
:zeybek - 08.08.2007. 13:15
tarihimizde böyle başarılı insanların bulunmasından onurluyum
. içinde bulunduğumuz şu dönemde böyle değerli ve idealis insanlara çok ihtiyacımız var. mekanın cennet olsun paşamBozkurt - 07.08.2007. 20:02
Paşam senin gibi idealist paşalar olsun bu millet 90.000 değil 900.000 şehit vermeye hazır. Mekanın cennet, ruhun şad olsun paşammustafa taştı - 05.08.2007. 21:17
turan soylu,büyük alperen, yiğit savaşçı seni unutmadık yerin büyük
Sarıkamış gazvesine katılıp Enver Paşa’yı yakından tanıma imkânı bulan 90 bin askerden henüz yorum bırakan olmamış her nedense?
DÜŞMAN MİLLETLER
Milliyetçilik dünyaya aidiyet gözlüğü ile baktığı için dost-düşman ayırmak zorunda.
Meselâ Ülkü Ocakları sitesinde tavsiye edilen yazarlardan Nihal Atsız’ın sahip olduğu dünya görüşünü vasiyetinden okuyabiliriz : (Nihal Atsız’a adanmış çok şirin bir site var, girer girmez bir kurt uluması duyuluyor : http://www.nihalatsiz.org )
“Yağmur Oğlum!
Bugün tam bir buçuk yaşındasın. Vasiyetnameyi bitirdim, kapatıyorum. Sana bir resmimi yadigar olarak bırakıyorum. Öğütlerimi tut, iyi bir Türk ol.
Komünizm bize düşman bir meslektir. Bunu iyi belle. Yahudiler bütün milletlerin gizli düşmanıdır. Ruslar, Çinliler, Acemler, Yunanlılar tarihi düşmanlarımızdır. Bulgarlar, Almanlar, İtalyanlar, İngilizler, Fransızlar, Araplar, Sırplar, Hırvatlar, İspanyollar, Portekizliler, Romenler yeni düşmanlarımızdır. Japonlar, Afganlılar ve Amerikalılar yarın ki düşmanlarımızdır. Ermeniler, Kürtler, Çerkezler, Abazalar, Boşnaklar, Arnavutlar, Pomaklar, Lazlar, Lezgiler, Gürcüler, Çeçenler içer(de)ki düşmanlarımızdır.
Bu kadar çok düşmanla çarpışmak için iyi hazırlanmalı.
Tanrı yardımcın olsun!”
11’i Müslüman olmak üzere 28 halk düşman olarak belirlenmiş. Dünya’da 150 civarında ülke olduğunu hesaba katacak olursak ülkücülerin işi gerçekten zor.
Nihal Atsız’ın vasiyetine değilse bile ona saygı duyan insanlara elbette belli bir ölçüde saygı duyuyoruz. Ancak bir Müslüman olarak bizim için bütün vasiyetlerin üzerinde olan bir vasiyet var ki o da Hz Muhammed’in Veda Hutbesi’dir:
”Ey insanlar! Biliniz ki, RABB’iniz birdir; biliniz ki, babanız da birdir. Biliniz ki, hiç bir Arabın Arap olmayana, hiçbir Arap olmayanın da Arap üzerine; aynı şekilde hiçbir siyahînin siyah olmayan, hiç bir siyah olmayanın da siyah olan üzerine üstünlüğü yoktur. Takva ile olan üstünlük müstesna, “
MİLLİYETÇİ İSLÂM’IN AÇMAZI
Yazının başından beri çeşitli İslâmî hassasiyeti olan örgüt ve partilerin milliyetçiliklerini irdeledik. Dikkat çeken noktalar:
Biyolojik / Irksal Türk tarifleri,
Kan bağının önemi,
Düşman milletler,
Aidiyet için savaşma,
Başka milletlerin Türk milletine secde etmesi,
Türklerin seçilmiş bir millet oluşu,
Genel olarak silah ve bomba sevgisi.
şimdi Kur’an’ın bu kan bağı ve etnik aidiyet konusuna bakışına yönelelim. Birinci olarak Kur’an akrabalık ilişkilerinin dahi takvanın önüne geçemeyeceğini söylüyor :
“Nuh seslendi; RABB’im! dedi; oğlum benim ailemdendir, senin sözün elbette haktır ve sen hakimlerin hakimisin! (RABB’i), ‘Ey Nuh’ dedi, o senin ailenden değildir. O(nun yaptığı) yaramaz iştir. Bilemediğin şeyi benden isteme. Sana cahillerden olmamanı öğütlerim” (Hud,11/45-46).
“ALLAH’a ve ahiret gününe inanan bir toplumun babaları, oğulları, kardeşleri ya da akrabaları da olsa, ALLAH’a ve Resulüne düşman olanlarla dostluk ettiğini görmezsin” (Mücadele, 58/22).
“Ey insanlar, eğer imana karşı küfrü seviyorlarsa, babalarınızı ve kardeşlerinizi veliler edinmeyin. Sizden kim onları veli edinirse, işte zalimler onlardır” (Tevbe, 9/23).
Hal böyle iken Orta Asya’ya uzanan bir kan bağını bahane ederek, kul hakkı yiyen bir Türk’ü meselâ dürüst bir Çerkes’ten üstün tutmak mümkün olabilir mi? Kur’an cevap veriyor :
Muhakkak mü’minler kardeştirler” (el-Hucurât, 49/10).
ALLAH yanında en üstün olanınız en muttaki olanınızdır” (el-Hucurât, 49/13).
KUTSAL SOY VE BOZKURT FETİŞİZMİ
Ülkücüler soy için savaşmaktan daha da ileri giderek bir soy kutsallığı ve bozkurt fetişizmi de öne sürüyorlar. Nihal Atsız’dan dinleyelim :
“Bozkurt’tan türemiş olmak inancı Türklere uzun zaman boyunca büyük bir gurur, emniyet ve geleceğe güvenle bakma duygusu vermiştir. Bazı Türk destanlarında ana, bazı Türk destanlarında baba olarak görülen Bozkurt çok defa Türk neslinin yok olacağı zaman ortaya çıkmakta ve Türklerin neslinin devam etmesini sağlamaktadır. Böylece Türklerin soyunu kutsallaştırmaktadır. Türklerin millet hayatında büyük tesiri olacak hareketlere girişecekleri zamanlarda Bozkurt onlara yol göstermekte, rehberlik yapmaktadır. Ergenekon Destanı’nda ve Kut Dağı efsanesinde Bozkurt milli bir kılavuz rolünü oynamaktadır. Türk’ün zor duruma düştüğü zaman Bozkurt’un ortaya çıkarak onu kurtarması, evladı üzerine eğilen bir ananın veya babanın şefkat duygusunu hatırlatacak derecede derin bir mana da taşımaktadır.”
Tabi Şamanist bir topluluğun kutsallarının İslâmî kurallarla çatışması normal. Yukarıdaki metinden de anlıyoruz ki eski Türkler bozkurdu :
- Koruyan esirgeyen,
- Yol gösterici, rehber,
- Şefkat verici
Olarak düşünmüşler, inanmışlar. Ancak bugün posterlerde, yüzük ve kolyelerde, siyasi parti ve dernek amblemlerinde boy gösteren kurtlar nasıl açıklanabilir? İnsanların parmaklarını kıvırarak ellerini kurt şekline sokmaları ve bu şekilde sallamaları neye işarettir?
RAHMAN, RAHIM ve REZZAK onlara yetmiyor da yeni şefaatçiler, yol göstericiler, koruyucu, esirgeyici, bağışlayıcı, rızık verici bozkurtlar mı arıyorlar?
EZAN SESİ Mİ ? KURT ULUMASI MI ?
Ülkücülere göre milliyetçiliğin tarifi de yazının başında değindiğimiz ulusalcılık/milliyetçilik polemiğine son veriyor. Zira milliyetçilik konusunda elbette ki en yetkili ağızlardan biri Ülkü Ocakları.
“Milliyetçilik, esası milli ananeye, geleneğe, örfe ve adetlere uygun olmayan bütün hareketleri kurum ve kuruluşları reddederek her şeyi milli örfe uygun şekilde düzenlemeyi amaç edinmenin oluşturduğu siyasi ‘ya da toplumsal düşünce sistemidir.
…
Kitlelerin millet olma mücadelesinde ve milletleşme mücadelelerini tamamlamalarından sonraki evrede diğer milletlere üstünlük kurma savaşında ilke edindikleri prensipleri bayraklaştırma azmindedir.”
Görülüyor ki :
Öncelikli referans Islâmî değil millî olmak. Yani Islâm’da millî olmayan bir şey bulunursa bu “kurum” reddedilmeli veya millileştirilmeli, ülkücülere göre milliyetçilik Türk olanla olmayan arasında bir üstünlük kurma mücadelesi.
İslâm’ın duruşu ise Hz. Muhammed’in sözlerinde açıklık buluyor :
”İnsanları bir asabiyet için toplanmaya çağıran, bir asabiyet için savaşan ve asabiyet uğrunda ölen bizden değildir. Bu ölüm cahiliye ölümüdür” (Müslim, İmare, 57; Nesaî, Tahrinı, 28; İbn Mace, Filen, 7).
“Ümmetimin helâk olması üç şeyden ileri gelecektir:
“Kaderiye (kaderi inkâr etmek),
Unsuruyet dâvâsı,
Dinî meselelerde gevşeklik etmek.” (Taberanî, Mu’cemüs Sağir, 158)“Asabiyet dâvâsına kalkışan, onu yaymaya çalışan, bu dâvâ uğrunda mücadele eden kimse bizden değildir” (Ebu Davut, Edeb, 121)
“Kim hevasına uyarak bâtıl yolda cenk eder, kavmiyetçiliğe çağrıda bulunur veya kavmiyetçiliğin sevkiyle öfke ve tehevvüre kapılırsa cahiliye ölümü üzere ölür.” (İbni Mace, Fiten, 7)
ASABİYYET-İ CAHİLİYYE
Türklükle gurur duymak mümkün mü? Caiz mi? Bir etnik topluluğa ait olma duygusuyla göğsümüzün kabarmasına İslâm nasıl bakar? Zafer Dergisi yazarlarından Prof. Dr. Alaaddin Başar’ın yanıtı ilginç :
“İslâm’ın yasakladığı kötü huylardan bir huy var: Ucb, yâni, amele güvenme. İşlediği iyiliklerle, yaptığı güzel amellerle iftihar etme ve kendini Cehennemden uzak zannetme…
ALLAH korkusuna perde olduğu için bu huy kötü addedilmiş.
Şimdi insafla düşünelim: Kendi irademizle ve ALLAH’ın emrine uyarak işlediğimiz güzel bir amelle övünmek bizi günaha sokarsa, tamamen irademiz dışında vuku bulan, hiçbir tercih hakkımızın bahis konusu olmadığı ırk mevzuunda, nasıl kendimizi övebilir, kavmiyet ile övünebilir ve yine tamamen kendi iradesi dışında başka bir ırka mensup olmuş kişiyi nasıl aşağılayabiliriz? Onu nasıl kınayabilir ve en kötüsü ona nasıl düşman olabiliriz?..Bunun akılla, ilimle, insafla hiçbir alâkası olmadığını Resulûllah Efendimizin (a.s.m.) ırkçılık hakkındaki şu kelâmı güzelce ortaya koyar: ‘Asabiyyet-i cahiliyye…’ ”
SONUÇ
Türkiye’yi ve insanlarını sevmek için herhangi bir –izm veya –çilik’e ihtiyacımız yok. Hepimiz bu ülkeyi ve insanlarını zaten, NORMAL olarak, DOĞAL olarak seviyoruz. Geçmişimiz burada, geleceğimiz de.
Yazının başında önerdiğimiz gibi hayatta bazı seçenekler vardır diğerlerini imkânsız kılar. Bazı âlimler vardır, sözleriyle bu seçenekleri önünüze koyar, başınızı sağa sola çevirip bir joker arayamazsınız, çünkü yoktur : ‘Bir salih Kürt’ü binler fasık Türk’e, bir salih Türk’ü binler fasık Kürt’e tercih ederim’ (Bediüzzaman)
Yolunu kaybetmiş, küskün, öfkeli kalabalıkların Müslüman olsalar bile kavmiyet peşinde koşmalarının sosyolojik olarak açıklayabiliriz. Ama gerçekte Müslümanlığın kan, soy, ırk, millet ile hiç bir ilişkisi olmadığı da aşikâr.
Milliyetçiliği dışlamanın yanlış olacağını düşünen Müslümanların önünde iki seçenek kalıyor :
1) Kur’an’ı ve hadisleri daha “millî” bir şekilde yeniden yazmak ve Türk olmayanları dışlayacak veya en azından aşağılayacak yeni bir din üretilmek.
2) Ezan sesi ile kurt uluması arasında bir seçim yapmak.
ÖNEMLİ NOT: Bu yazı daha önce kaleme aldığımız “Müslümanların iç hastalıkları ve Neo-Cahiliyye devrinin sonu” http://www.derindusunce.org/2007/05/19/muslumanlarin-ic-hastaliklari-ve-neo-cahiliyye-devrinin-sonu/ adlı makalenin bir devamıdır. Söz konusu makalenin NEO-CAHİLİYYE’NİN TARİFİ adlı paragrafında İslâm’ın iç hastalıklarını şöyle sıralamıştık :
1) Özeleştiriden kaçış,
2) Bilime, teknolojiye ve eğitime sırt çevirme,
3) Cihad kavramının içinin boşaltılması,
4) Kavim düşmanlığı,
5) Ebedî mazlum kimliği ve kadercilik.
İste bu makale dördüncü hastalığın Türkiye ve Türkler açısından ele alınmasından ibarettir.
Destekleyici videolar
Kuzey Irak’a girmek için en iyi 10 sebep http://youtube.com/watch?v=m-CBoarpuEw
kurtler de bizim soydasimiz http://youtube.com/watch?v=8iu3O-CTyHs
32 [?]


103 Yorum
Yazan:Bigalıoğlu Tarih: Ağu 21, 2007 | Reply
Mehmet bey;
kitap yazsaydınız daha makbule gecerdi.kendinizi ifade etme sorunu yasadıgınızı dusunuyorum.
yazınız asırı derecede uzun olmus.
baska yorum yok.
milliyetcilik icin sunu soyleyebilirim;
olaganustu bir tehlike anında milletin ice kapanması,kendini koruma ve mudafaa duygularını uyandıran bir olgudur.bu bizim milletimiz icinde gecerlidir ve bu duyguları uyandıran sey ulkemizde son zamanlarda yeniden hortlayan terordur.millet olarak bizler gerek ummetcilik,gerek milliyetcilik,gerek laiklik konularında dengeyi cok iyi saglarız.ihtiyac duydugumuz tarafa gideriz.bundan bircoklarının ders cıkartması lazımdır.
Yazan:Haydar Tarih: Ağu 21, 2007 | Reply
Mehmet Bey birilerine ayna hediye etmis.
Kendi gercek simalarini daha evvel gormemis olanlarin bu aynaya bakmasini tavsiye ederim.
Bu makaleyi baska bloglara da (M Akyol vs) tasimanizi arzu ederim.
Oralarda bu aynaya ihtiyaci olan cok.
Yazan:T. Suat Demren Tarih: Ağu 21, 2007 | Reply
Bigalioğlu neye dayanarak böyle yorumladı bilmiyorum ama iki kez okudum, makalede bir tek fazla kelimeye rastlamadım.
Eline sağlık Mehmet.
Haydar Bey’e de katılıyorum.
Yazan:arif Tarih: Ağu 21, 2007 | Reply
CHP nin milli iradeyi sabote ettiği ve blokajın MHP nin tutumuyla açıldığını söylemek isterim.
Aşırı hiçbir tutum Hakka hizmet eymiyor.
Aşırı Türkçü davranış Osmanlının dağıtılma projesine hizmet etmiştir. Bugünde bölücülük bu aşırı Tütkçü tutum sayesinde direnç bulabilir. Ancak hakkı gözden kaçırmayalım.
Vesayetin kırılma noktasında bakalım ne ilginç dayanışmalar göreceğiz. MHP şu anki tutumuyla
takdiri hakediyor bence. Yazı maksadı aşmış
kanımca.
Yazan:Cengiz Cebi Tarih: Ağu 21, 2007 | Reply
Milliyetçilik benim gördüğüm kadarıyla bilgisizlik ve kafa karışıklığının yol açtığı “aşağılık kompleksi”nin bir tür toplumsal dışavurumu. Hastalık. Milliyetçi olduğunu söyleyen biri ile akıllı-uslu bir tartışma yapmak mümkün değil. Çünkü burada konuşmayı besleyen akıl değil, bir takım semboller ile özdeşim kurup psikolojik tatmin sağlama çabasındaki bilinçaltı. Bunlar milliyetçi olduklarını sık sık belirtme gereği duyarlar. Uzun terapiler ile iyileşme ihtimalleri mevcut ise de tedaviye yaklaşma oranları yüksek değildir.
“Milliyetçilik=Yaşanılan ülkeyi sevmek” ise, -Mehmet Bey’in de belirttiği gibi- bunu bir hünermiş gibi söylem haline getirmek oldukça abes ve hatta “ayıp” bir şey. Tabi ki seveceksin. Aileni nasıl seviyorsan, ülkeni de öyle seversin. Milliyetçiliği bu anlamıyla kabul edenler “milliyetçiyim” deme gereği duymazlar.
Yazan:Enes Reyhan Tarih: Ağu 21, 2007 | Reply
Bir Hollanda’nın veya Danimarka’nın bilimde/sanatta/v.b alanlarda geri kalması çok önemli değildir; nasıl olsa aynı medeniyeti başka milletler üretiyor.
Batı medeniyetinin lideri nasıl ki Amerika ise, İslam medeniyetinin de lideri Türklerdir. Biz ne kadar iddamız kalmadı desekte bu medeniyet bilinci genlerimize işlemiş. Bu bakımdan Türk’ün bir Kürd’ten, bir Pakistanlıdan üstünlüğü vardır. Bu üstünlük sınıf ayrımı yapmak değildir. Irkçılık yapmak hiç değildir.
Milliyetçilikle Nihal Atsız’ın Irkçılığı çok farklı şeylerdir.
Ben imparatorluk çocuğu olduğumdan şeref duyuyorum.
Yazan:Talha Can Tarih: Ağu 21, 2007 | Reply
Mükemmel bir yazı fakat bir kaç noktaya değinmek istiyorum,
Öncelikle “tanım paradoksu”nu açalım. İşlev/kullanım ve Öz/esas olarak ele aldığımızda yapacağımız bir çok tanımda şununla karşılaşıyoruz: “Ne onla, ne de onsuz…” veya “Biliyorum ama tanımlayamam”. Milleti de tanımlarken bu paradoksa takılı kalıyoruz. Çizeceğimiz çerçevenin ismi ne? Irk mı, dil mi, kültür mü, tarih mi? Osmanlı’nın torunları olan bizler için bu tam bir çımaz sokak. “Her tanım bir çerçeve, ama her çerçeve bir sınır” Hem tanımlıyoruz hem de daraltıyoruz. İşte bu daraltmanın en büyük örneği; Milliyetçilik, ulusalcılık, kavimcilik, ırkçılık gibi kavramların arasına kalın çizgiler çizmek sanıldığı kadar kolay olmayabilir mi? O çizgiler var mı? Nerdedir ve nasıldır? Bütün milliyetçilerin hemfikir olacağı tarifler var mıdır?
Mehmet Bey,
baştaki tanım aşamasında iki görüşü arz etmiş ama yazınızın ikinci bölümünde birinci bakış açısı ve bunun sahipleri için başarılı bir eleştiri de bulunmuşsunuz. Fakat milliyetçilik kavramı üzerindeki eleştirilerinizde kavramı bütün bir şekilde eleştiri de bulunmuşsunuz. Yazıyı bu yüzden fazla değil eksik buluyorum. (Yazını gidişatına göre, yoksa ikinci bakış açısına benim de eleştirim yok) Yani “Zaman gazetesi veya AKP mensuplarını dinlerken de tanık olduğumuz bu hassasiyet”i de eleştirebilir miyiz? Eğer bu bakış açısına bir eleştiri getiremiyorsak işte “milliyetçilik” kavramının içini dolduran birşeyler olduğunu kabul ederiz. İşte belki o zaman “MİLLİYETÇİLİK BİR TUTKALSA EĞER ÇOK İYİ YAPIŞMIYOR” derken bu iki bakış açısıyla eleştirimizi tamamlayabiliriz. Bu ülke de sağ-sol mücadelesinde bloklar beyinlerini ipoteğe verirken ortada (tarafsız) konumlanan ve bu ülkeye o an için en büyük faydayı işleyenlerin olduğunu kabul etmekteyim. Bu kesimin tanımladığı “milliyetçilik”e kulak verdiğimizde ise farklı bir frekans yakalıyoruz adeta; ‘Bir salih Kürt’ü binler fasık Türk’e, bir salih Türk’ü binler fasık Kürt’e tercih ederim’ Yazıyı bu yüzden eksik buluyorum, yani çok güzel bir analiz yapmışsınız fakat söylenecek bir kaç kelam kalmış sanki… Şunu da vurgulamak gerekirdi mesela, bahsettiğiniz ülkücü sitelerde tanımlamada ele aldığınız ikinci kesim için de özel bölümler var ve 28 ülkeden düşmanlarından önce bunları başa koyuyorlar!
Son olarak;
“Yazının başından beri çeşitli İslâmî hassasiyeti olan örgüt ve partilerin milliyetçiliklerini irdeledik.” Bu cümleyi yazarken keşke biraz daha farklı kelimeler (açık) seçseydiniz. Çünkü ilerisinde de eleştirdiğiniz gibi ben ülkücülerin herhangi bir “hassasiyeti” olduğunu düşünmüyorum, sebebini de zaten yazınızda açık bir şekilde koymuşsunuz.
Tekrar tebrik ederim,
Yazan:Talha Can Tarih: Ağu 21, 2007 | Reply
Sayın Enes Rayhan’ın yorumunda yakaladığı çıkış noktasına katılıyorum, ama “Bu bakımdan Türk’ün bir Kürd’ten, bir Pakistanlıdan üstünlüğü vardır.” görüşünü reddediyorum. Çünkü bu hissi Emeviler’de de gördü tarih, neticeleri ortada veya torunu olmakla övündüğümüz imparatorluğun hissi bu muydu acaba? Üstünlükten ziyade vazifeli, sorumlu hissetme olabileceğini düşünüyorum.
http://www.pakvizyon.com/?p=83
http://www.pakvizyon.com/?p=136
muhabbetle…
Yazan:Haydar Tarih: Ağu 21, 2007 | Reply
Hayatta farkli kimselerle goz goze gelmemis Emin Colasani hatirliyorum. Ona faks yazip, telefon eden cevresi ve okurlarini tum dunya zannediyordu… ve oyle olmadigini anlayinca “resmi olarak” morardi.
***
Hayatta hic bir arap, pakistanli vs gormeyip kendi kavruk cevresi ve Turk Tarih Kurumunun (TTK) empoze ettiklerine istinaden kendini islam aleminin lideri ilan edenlere.
VEDE
Orta Asyalilara “siz Turksunuz” diyenlere tavsiyem ya cevrenizi hic degistirmeyin oldugunuz yerde kalin, yada degistirirseniz aman agzinizi acmayin. Emin Colasandan beter olabilirsiniz.
Tavsiyem: Bir kerecik olsun “acaba TTK ce kandirilmis olabilirmiyim” diye kendi kendinize sorun.
Yazan:blue Tarih: Ağu 22, 2007 | Reply
Milliyetçilik konusunda fikirlerim sizinle birebir örtüşüyor. Ama insanlara “milliyetçi olma”, “Türklükle gurur duymak iyi bir şey değildir” şeklinde bir yaklaşımda bulunmanın geri tepeceğini düşünüyorum. Bence menfi/müsbet milliyetçilik ayrımı gereklidir. Zaten bu ayırımdır ki ülkücü camiayı böldü. Bir grup din’i, Türklüğü güçlendiren bir unsur olduğu için sahiplendi, en azından büsbütün savrulup gitmedi. Din’i anlamaya başladıkça bu insanlar da değişmeye başladı. Son zamanlardaki PKK ile birlikte kabaran milliyetçilik damarının, normalleşmeyle beraber dineceğini ve Osmanlı hoşgörüsünün toplumda tekrar tesis edileceğini düşünüyorum.
Müslümanların iç hastalıkları serisini devam ettirmenizi ve ileride bir kitap haline getirmenizi umut ediyorum. Böyle bir kitapa ihtiyaç var.
Yazan:MY Tarih: Ağu 22, 2007 | Reply
Degerli yorumlariyla konuyu açan dostlara tesekkürler.
Yazida link verdigim TESEV raporu gerçekten okunmaya deger bir belge. Bakin Türkler nasil algiliyor Türklügü ve Milliyetçiligi :
Amman dikkat, bunlari okuduktan sonra fikirleriniz degisebilir :))
Aslı, 23, üniversite öğrencisi, İstanbul
“(Yurtdışında gittiği yaz okulunda) Türklüğe bakış açıları, ilk başta ‘Herkes kapalı mı?’ diye soruyorlar? Ben de anlattım işte: ‘Herkes kapalı değil, kapalı insan da var.’ ‘Bunun oranı nedir?’ diye sordular. ‘Bu son hükümetten önce dinci olmayan kesim daha fazlaydı gibi geliyor, ama şimdi sanırım yüzde 50 oldu gibi,’ dedim, ‘Biz o kesimde değiliz,’ dedim, ‘herkes o kesimde olmuyor.’ Okulda Türklerin yanlarına çok gitmedim.
Çiğdem, 32, galerici, İstanbul
Türkiye’yi temsil edecek kişi benim, yani kendimi galericiler arasında hem algılarıyla hem duygularıyla hem eğitimiyle hem sezgileriyle hem de milliyetçiliği ile çok daha farklı bir noktada görüyorum. Ben hep biraz daha on sene önde gidiyorum gibi görüyorum. … Yani bu konuda aslında benim ayrımcılığımın en temeli de vatana millete hayırlı olmak filan gibi, milliyetçiliğe bağlı, yani bağlanabilir.”
Orhan, 42, devlet memuru, Ankara
“Bir kere ben kendimi çok yalnız hissediyorum. Çok yalnızım bu ülkede. Nedeni nedir? Çok okuyorum ben. Çok okudunuz mu, çok kafanızı çalıştırdınız mı, bu ülkede arkadaş bulamazsınız. …. Türk olmakla gurur duyuyorum ama bu ülkede yaşıyor olmaktan utanıyorum. Şimdi benim ekonomik gücüm olsun, bir gün durmam giderim. … bu toplum benim kalitemde bir toplum değil.”
Selma, 58, ev kadını, Kocaeli
“Türk demek, kan bağı tabii. Bu vatanı da paylaşıyoruz. Türk olunca Müslümanlık da gelir yani. İnancımız ona göre. Esasımız Türk şurada; şimdi de inancımız Müslümanlık, İslam. [İnancımız Müslüman değil de Hıristiyan olsaydı?] Yine Türk kalırız elbette. Bozulmaz herhalde. (…) İnancımız var yani. Kurbanlarda kurbanlarımız, Ramazanlarda orucumuz diyeceğim. Bir aşırılığımız yok.”
Dilek, 19, öğrenci-sekreter, Konya
“Yani konuşmalılar belki. Sonuçta biraz özlem duyabilirler; Kürt oldukları için kendi dillerini konuşma özlem duyabilirler buna ama yine de çok fazla aşırıya kaçılmamalı.”
Makedonya (Üsküp) göçmeni Kemal, 48, esnaf, İstanbul
“Babam ki en azından hani ben Türkiye’de doğmuşum. Ama sanki buraya gelenlerde babam sadece Türk’tür. Ben başka bir şey bilmiyorum. Çünkü ben eğer bir Arnavut ismi koyarsam, kendimi Türk gibi hissetmiyorsam benim ne işim var Türkiye’de? Hani ben kendimi Türk gibi hissettiğim için… Esas hakikaten Türkiye’ye yaşamak için gelmişse kendisini Tük hissettiği için gelmiştir. Arnavutluk da var… Gitsin o zaman orda yaşasın. Ama kendini Türk gibi hissediyor o yüzden burada yaşıyor.”
Cihat, 30, garson, Antalya
“Türkiye’de biliyorsun bir Türkü öldür bir şey olmaz, yabancının tırnağını kanat hapse gidersin ömür boyu. Mesela bizde ikinci sınıf vatandaştır Türk. Kendi ülkemizde ikinci sınıfız. Onlar devamlı birinci sınıf.
Yazan:Enes Reyhan Tarih: Ağu 22, 2007 | Reply
Talha Bey,
Bende bireysel üstünlük olarak söylemedim. Türk’ün sorumluluğunun diğerlerinden daha farklı olduğunu ima ettim.
Bu tiplerden dolayı eleştiri yapmaktan her zaman geri çekilmişimdir. Medeniyeti/Birey farkını karıştıyorsun. Tarihe bak İslam için kimler ne yapmış gör.
Türkiye’de şu anda medeniyetten bahsetmek ahmaklıktır. Ortada medeniyet diye birşey yok çünkü. İngiltere’ye gittiğinizde medeniyetin, büyük düşünmenin, İngiltere ile ufak bir avrupa ülkesinin (Danımarka, Hollanda, v.b) arasındaki farkı görürsünğüz.
Türklerinde az bir kısmında hala Osmanlı’dan kalan özgüven var. Bu özgüveni bir Kürt’te veya Pakistanlıda bulamazsınız.
Yazan:Haydar Tarih: Ağu 22, 2007 | Reply
Talha Bey,
Emevi faktorunu iyi yakalamissiniz. Abbasi, Eyyubi, Selcuklu, Sasani, Babur, Endulus vs uygarliklarin islamin yayilmasindaki rolleri Osmanlidan hicde asagi degildir.
Ozellikle Hz. Muhammed ve 4 Halife donemindeki islamin yayilmasi cabalari hicte “gozden kacacak” meseler degil.
Dunyada en cok muslumanin yasadigi ulke Hindistandir. Hele Pakistanin yakin zamana kadar Hindistanin bir parcasi oldugunu ve burada Pakistan/Hint muslumanlarin gecmisi olan Babur Imparatorlugunu teraziye koydugumuzda herseyin rengi daha farkli gorulur. Bir Pakistanli/Hint muslumana sordugunuzda onlarda kendilerini islam alemindeki en onemli oyuncu kabul ederler.
Hacli seferlerinin ve Eyyubilerin islam tarihindeki oneminide gozardi etmemek lazim. En nihayet, Selahaddin Eyyubi Hakkari veya Erbildeki bir Kurt kadar Kurt idi.
Kisacasi her millet ve her birey kendisini dunyanin merkezi gorur. Burada realite ile romantizmi ayirmak, digerlerininde kendimiz kadar onemli oldugunu belirtmek isterim.
***
Ovunulecek tarih meselesine gelince:
Yine, Osmanlinin haritasinin en genis oldugu zamani dahi kistas olarak aldigimizda, Viyananin otesindeki uygarliklara hic dikkat ediyormuyuz? Avrupanin Balkanlar haricindeki koskoca bolumunde neler var bunlari mektepte okuyanimiz varmi? merak ettikmi?
Roma-Bizans bizim memlekete ugramis diye bir kac pasaj biliriz.
Gotlar, Vizigotlar, Kutsal Roma Imparatorlugu, Napolyon, Koloniyel Ispanya, Portekiz, Hollanda, Ingiltere, Fransa tarihi azmidir?
Carlik Rusyasi, Hint, Cin, Inka tarihleri azmidir.
Onlarin bugunku torunlari “Tarih bilgisi” deyince Osmanliyi tarih sayfalarinin en zirvesinemi koyup ogreniyorlar?
Hayal kirikligina ugramanizi istemem ama Zurih Universitesinde tarih ogrenimi goren bir isvicreliye Osmanli tarinde falancayi bilirsiniz dedigimde “yooo, biz Osmanli tarihini pek ogrenmiyoruz” demisti.
Umarim konuyu iletebildim.
Yazan:MY Tarih: Ağu 22, 2007 | Reply
Selçuklular ve Osmanlilar genel olarak tarihte ve özel olarak Islam tarihinde önemli bir rol oynayabildilerse bu onlarin Türk kanina/soyuna/irkina önem vermelerinden kaynaklanmiyor kanimca.
Tam tersine baska milletlerle birlikte çalisma kapasiteleri onlari yükselten. Selçuklarda Nizam-ül Mülk’e bakmak yeterli. Osmanlilarda ise mesela sirp vezirlerin hizmetleri, devsirme yeniçeriler, yahudi casuslar, ermeni bestekârlar, … Liste uzun. Gayri-Müslimleri de projelerine ortak edebilmis Osmanlilar. Bunun için büyükler, saygiyi hak ediyorlar. Kestikleri kafalar için degil. Zaten Osmanlinin çöküsünde milliyetçiliklerin oynadigi rol de düsündürmeli akil sahiplerini.
Hala da PKK gibi sözde marxist özde kürt milliyetçisi bir örgütle basimiz dertte. Çikarilacak dersler var bütün bunlarda.
Türkiye’nin yeniden lider rolü oynamasi ise bence mümkün ve çok iyi olur. En azindan Ortadogu’da NeoCon zulmünü frenleyebilsek ne mutlu bize.
Ama liderlik soyla/kanla atalarimizin çürümüs kemikleriyle olmaz. Kürtleri, pakistanlilari ve Endonezyalilari da projelerimize ortak ederek, tevazu ile olur. Yüksek sorumluluklari Türklere degil bilgisiyle hak edenlere emanet edersek olur.
Yoksa “açilin Türkler geliyor!” naralariyla olsa olsa Cüneyt Arkin filmi çevrilir.
Muhabbetle
Yazan:Talha Can Tarih: Ağu 22, 2007 | Reply
Mehmet Bey yazıda Hucurât Surasinin 13. ayetini verirken yalnızca son cümlesini yazmışsınız, aslında tamamı konumuz için aydınlatıcı nitelikte;
Ey insanlar! Şüphe yok ki, biz sizi bir erkek ve bir dişiden yarattık ve birbirinizi tanımanız için sizi boylara ve kabilelere ayırdık. Allah katında en değerli olanınız, O’na karşı gelmekten en çok sakınanınızdır. Şüphesiz Allah hakkıyla bilendir, hakkıyla haberdâr olandır. (el-Hucurât, 49/13).
Allah’ın insanları kavimlere bölmesinin hikmetini yine Allah bilir. Bizim bu ayete bakarak çıkarcağımız sonuç ise; kaynaşmanın ve yayılmanın hız ve katman kazanması. Bu husuta üstünlükten bahsedilemez.
muhabbetle…
Yazan:Ekrem Akartürk Tarih: Ağu 22, 2007 | Reply
Sevgili Mehmet Yılmaz kardeşim,
makalen yalnızca kendini ilgiyle okutmakla kalmıyor aynı zamanda okuyucuyu yorum yapma konusunda müthiş bir galeyana getiriyor. Bu vesileyle de kendi düşüncelerimi tartma ve yeniden gözden geçirme imkanı veriyor bana. Peşinen teşekkürlerimi sunuyorum.
NE ve NASIL
Makalenin savunduğu öz; milliyetçiliğin yıkıcı ve bölücü karakterini islam kardeşliği ile ikame etme fikrine dayanıyor anladığım kadarıyla.
Eğer milliyetçiliği verdiğin örneklerdeki anlamıyla anlarsak -ki bazıları senin haklı olarak eleştirdiğin gibi şovenist bir yaklaşımla ele alıyor- bu konuda seninle hemfikir olduğumu söylemek isterim.
Ama milliyetçiliği islam ile ikame etmek konusunda farklı düşünürüm.
Milliyetçilik konusunda makalede öne sürülen örnekler yıkıcı milliyetçiliğe ilişkin olgu ve söylemlere dayanıyor.
Ya başka biri de kalkıp İslamiyeti El kaide ile ya da Usame Bin Ladin ile özdeşleştirip islamiyeti şiddet ve terör ile olumsuzlarsa…
Çünkü özellikle 11 Eylül’den sonra maalesef böyle bir yaklaşım tarzını sergileyen Batı Kültürü, İslamı seçtiği bu olumsuz örneklerle tukaka ilan ediyor.
O halde sorulması gereken soru hangi milliyetçilik? ya da hangi İslam? NE sorusundan çok NASIL sorusunu sormamız gerekiyor diye düşünüyorum. Düşünsene milliyetçilik yerine islam kardeşliğini önereceğiz. Ya diğer din mensupları! Tabi onlar da kendi din kardeşliklerini temel alacaklar. Peki İnsanlık tarihinde yalnızca milliyetlerin savaşları mı var? Ya din ve mezhep adına yapılan savaşları nasıl açıklayacağız?
Milliyetçilik adına akıtılan kanlar nasıl kendi milliyetini üstün görüp başkalarınınkini hakir görenlerin zihniyetinin bir sonucuysa; din ya da mezhep adına yapılan savaşlar da “akıtılan kanlar da benim dinim seninkinden üstün diyen zihniyetin ürünüdür.
O halde sorunun can alıcı noktası, NE olduğun değil NASIL olduğundur. Nasıl bir müslümansın? şovenist mi yoksa yurdunu ve milletini seven bir kişi mi? nasıl bir müslümansın? Kendi dindaşlarını üstün görüp diğer inanaçları hakir mi görüyorsun yoksa aynı Allahın kulları olarak onları da kucaklayabiliyor musun?
Yurdunu milletini seven bir milliyetçi, aynı Allahın kulları olarak birbirini kucaklayabilen farklı dinlerden inananç sahipleri neden birbirlerine karşı olsunlar ki? Neden birini öbürü ile ikame etmeye çalışalım ki? Vatanını ve milletini sevmek de güzel dinini sevmek de güzel. Hele hele İNSAN OLMAK ve insanı sevebilmek…
Yazan:blue Tarih: Ağu 23, 2007 | Reply
Ekrem bey güzel bir noktaya temas etmiş. Sadece milliyetçi şövenistler yok, din şövenistleri de var. CNN’de Amanpour’un God’s Warriors serisi başladı, mutlaka izlememiz gereken bir dizi. İnsanlar din’in özünden uzaklaşıp kabuğa takılınca şeytanın oyuncağı olabiliyor. Din de siyasetin bir manipülasyon aracı olarak kullanılabiliyor. Dinin safvetini korumanın yegane çaresi bu din fanatiklerini dışlamak, ama bakıyorsunuz bin Ladin bile hala bazı müslümanlar tarafından kucaklanıyor, bunu anlamak mümkün değil.
Yazan:MY Tarih: Ağu 23, 2007 | Reply
Sevgili Ekrem,
Yorumun için tesekkürler. Ileri sürdügün fikirlere katiliyorum. Ancak çok önemli iki noktanin altini çizeyim :
1) Müslümanlarin milliyetçi olmasina müsade var mi?
2) Milliyetçiligin TUTKAL rolünün Islâm kardesligi ile ikâme edilebilir mi?
Birinci sorunun cevabi bence hayir. Yazida sundugum kanitlar neticesinde milliyetçilik her sekliyle Müslümanlara yasaklanmis.
Ikinci soru için ise yazimda dedigim gibi : “2. Aramızdaki ilişkileri kanunlara saygı, iyi niyet, güzel ahlak gibi prensipler üzerine oturtarak huzurlu bir ortam kurmak mümkün değil mi? İllâ ki bir tutkal/çimento mu gerekiyor?”
Türkiye’yi ileri götürebilecek bir TUTKAL varsa bence bu ancak DEMOKRATiK BiR HUKUK DEVLETi olabilir. Ermenileri, yahudileri, dinsizleri, herkesi kucaklamali. Birey bazinda ise insan sevgisine gelip dayaniyor hersey, seninle hemfikiriz. Zira Müslüman olmak için de önce insan olmak gerekiyor :)
Islâm kardesligine gelince… Bu Müslüman inancinin bir parçasi ve TEORiK olarak bütün Müslümanlari kucaklamali. Ama senin BEN LADEN, Talha Can’in da Emevi örneklerinde açikça gösterdiginiz gibi hiç de kolay degil.
Bu kötü örnekler ise sunu ispat ediyor : Müslümanlarin arkalarina yaslanip keyif çatma gibi bir lüksleri yok. Sürekli okuyup arastirmalilar, NE/NASIL eksenlerinde çözüm aramalilar. Inanmakla yetinmemeliler, bilmek ve ögrenmek de bizim için farz. Ve tabi özelestiriyi elden birakmamalilar.
Muhabbetle
Yazan:MY Tarih: Ağu 23, 2007 | Reply
@Haydar,
Her zaman ki gibi “insan” öne çikmis yorumlarinizda, Türklügü ve/veya Müslümanligi da kusatan bir bakis açisi için bu mutlaka yapilmasi gereken sey.
@Cengiz,
Yazdiklarinin bir virgülüne dahi dokunmadan altina imzami koyuyuorum :)
@Blue,
‘…insanlara “milliyetçi olma”, “Türklükle gurur duymak iyi bir şey değildir” şeklinde bir yaklaşımda bulunmanın geri tepeceğini düşünüyorum…’ (BLUE)
Haklisin, ne yazik ki 2007 Türkiyesi için haklisin. Sadece Türk olmak bize yettigi gün MiLLiYETÇiLiK balonu kendiliginden sönecektir diye umuyorum :)
@Talha,
Emevi örnegin çok isabetli, keske aklima gelseydi de ben koysaydim yazinin içine :)
Senin de isaret ettigin gibi kafalar karisik su sira. AKP sonuçta bir siyasi parti, günü kurtaracak hareketler yapmasi beklenmeli her zaman… günü kurtaralim derken yarini batirmak dogru olmasa da.
AKP kadrosu içinde bir kisim insanin samimi olarak “müspet milliyetçiligi” savunduklarini tahmin ediyorum. Ama onlar da bu makaleyi okumali ve aralarinda tartismalilar :)
Demokratik hukuk devletini savunan meselâ Atilla Yayla gibi bir insanin projesi belli. veya Hirant Dink diyelim. Ama :
1) Milliyetçiligin projesi nedir?
2) Türklügün nesi eksiktir ki ayrica milliyetçi olmak icab eder?
3) Islam’in nesi eksiktir ki milliyetçilik bunu tamamlasin?
Özetle utanmadan, sikilmadan cesur sorular sorarak kesfetmeliyiz milliyetçilik kavraminin içini neyin doldurdugunu.
Bana kalirsa milliyetçilik kavraminin içini gelecek korkusu dolduruyor. Degisen dünyayi anlamayanlar hakli olarak “ben ne olacagim simdi?” korkusuyla kendilerine seklen benzeyenlere sariliyorlar. DTP’nin ve MHP’nin oy aldigi kitleler çok benziyor birbirlerine.
Eger 2012′ye dogru RTE sözünü tutar da kisi basina gelir 10 bin dolar olursa bu iki partinin oylarinin düsecegini tahmin ediyorum. Bilmiyorum katilir misin?
Yazan:arif Tarih: Ağu 23, 2007 | Reply
Mehmet bey sizin eleştirinizde Milliyetçilik
ırkçılıkla eş tutuluyor. Oysa toplumun esenliği
için Çanakkale benzeri ateşle imtihan vuku bulduğunda, milliyetçilik esas manasını buluyor
Akif merhum ne diyor. Bir hilal uğruna ne güneşler batıyor. Bu feda olma duygusunu bize
hangi saik verebilir. Kurtlu hilal derken
Akifin bahsettiği hilali anlamıyorum. Ancak
içimi gönlümü burkan birşey var bu yaklaşımda.
Hilal İslamın remzi. Ülkemin bayrağındada dalgalanıyor. Ehli- dil diye Tasavvuf ıstılahında-terminoloji-hal dilinden anlayana
deniyor. Hal dili esas olsada kal dilindede
itinalı olmalı kişi. Söz ola kestire başı/ Söz
ola kese savaşı diyor Türkmen kocası Yunus.
Biraz sustum ve sakince bu yorumu yazdım. Umarım hastalıklı ve kavgacı değildir uslubum.
İnşaallah gönlünü kırmış olmam. Sevgiyle.
Yazan:MY Tarih: Ağu 23, 2007 | Reply
Selamlar Arif Bey Kardesim,
Gönül kirmak ne kelime, est.
Mehmet Akif Türk degildi, Arnavuttu biliyorsunuz.
Çanakkale savasinda da Türklerle omuz omuza çarpisti Kürt kardeslerimiz ve diger Müslümanlar. “Varligim Türk Varligina armagan olsun” andi henüz icad olunmamisti :)
Madem ki Akif’ten açtiniz sözü, iste milliyetçilik hakkinda “Adı batsın onu İslama sokan kaltabanın!” dedigi güzel bir siir. Ne yazik ki bugün hâlâ geçerli:
Not : Kelam konusundaki uyarinizda haklisiniz ama Gurtlu Hilâl’in hesabini bana degil o güzel hilal ile o acayip hayvani yanyana koyarak amblem yapanlara sormak icab etmez mi? :) (Ki yazimizin da maksadi budur)
Derin muhabbetlerimle
“Ey unsûr-ı isyan, bu ne elim izmihlal? Seni tahrik eden üç beş alığın marifeti.
Ya neden bekliyordun bu rezil akibeti.
Hani milliyetin islam idi…kavmiyet ne!
Sımsıkı sarılıp dursaydın a milliyetine.
“Arnavutluk” ne demek var mı şeriatta yeri?
Küfr olur başka değil, kavmini sürmek ileri.
Arabın Türke, Lazın Çerkese yahut Kürd’e;
Acem’in Çinli’ye rüchanı mı varmış? Nerde…
Müslümanlıkta “anasır” mı olurmuş? Ne gezer!
Fikr-i Kavmiyeti tel’in ediyor Peygamber.
En büyük düşmanıdır ruh-ı nebi tefrikanın
Adı batsın onu İslama sokan kaltabanın.
Ne Araplık ne de Türklük kalacak aç gözünü
Dinle Peygamber-i zişanın ilahi sözünü
Türk, Arapsız yaşamaz; kim ki “yaşar” der delidir.
Türk ise Arabın hem sağ gözü, hem sağ elidir.
Veriniz baş başa zira sonu hüsran-ı mübin
Ortada ne Devlet kalıyor billahi ne din.
“Medeniyet” size çoktan beridir diş biliyor;
Evvela parçalamak, sonra da yutmak diliyor.
Bunu benden duyunuz, ben ki evet, Arnavud’um…
Başka bir şey diyemem… işte perişan yurdum.
Yazan:Talha Can Tarih: Ağu 23, 2007 | Reply
Sayın Blue,
verdiğiniz linkteki videoları izlerken bir şey farkettim, İslam’ın sembolü olarak yalnızca hilal değil hilal ve yıldız kullanılmış, aynı Türk bayrağı…
konuyla alakası yok ama küçük bir ayrıntı:)
Yazan:arif Tarih: Ağu 23, 2007 | Reply
Babası müderris arnavut temiz Tahir efendi,Anne
Buharalı Türk Şirvani Rüştü efendinin kızı.
İbrahim misali neredeyse başlı başına bir millet olan Akifi, bir şiirindeki ırkçı ayaklanmalara karşı duyduğu tepkiyi yansıtan
dizeler için Arnavut ilan etmek. 28 Şubat sürecinde bir sınır tanımaz azgınlık saldırısına maruz kalmıştı bu dizeler yüzünden
Milli şair Akif. Osmanlı döneminde müslümanlar
tek millet olarak anılırdı. Arnavutlarda müslümandı.Bugünde her türlü nifak sokmaya rağmen Kosovada Türklerle Arnavutlar arasında
sıcak gelişmeler yaşanıyor. Yeni Şafaktan Hakan
Bayraktar Ben Arnavudum diye tamda bu dizeden
hareketle bir yazı kaleme aldı tavsiye ederim.
Arnavutların kökeni üzere çok sağlam bir tez yok. Evliya Çelebi, Cebeli Hama adlı bir arap beyine gönderme yapıyor. Saçlı kavimlerdendir
diye arap illiyetine bağlıyor. Çok sağlam bir tez değil. Tepedelenli Ali paşa ki ilk kez bu
sert mizaçlı halkı, düzenli yaşama bağlıyor. Osmanlıya sayısız vezir hidiv ve paşa veren çok şecaatli bir millet olan Arnavutlar müthiş
bir gelişme gösteriyor. Tepedelenli Ali paşa babası Konyalı meczup bir mevlevi dervişi.Torunların mezarları İstanbulada. anne yerli bir Arnavut. Doğrusu şudurki, İnsanlarda
şecere aranmıyor, atlarda ise bu mühim. Malum Mevlana hazretleri bedeni ata, bazende eşeğe benzetir. İnsan can yada binici diye bu bedeni
kullanan bir özün-kendini bilmek- farkındalığına
ulaşmaya davet edilir. Yani eşeğin şeceresi pek
mühim bir hadise sayılsada, Akif gib özler sözkonusu olduğunda Hanif olmak yeterli.
İttihat ve terakkiye yemin değiştirten biri aynı zamanda Akif. Yani Osmanlıyı dağıttığı iddia edilen aşırı milliyetçi örgüt “Bila kaydı şart.. diye edilen yemini… doğru ve güzel işlerinde uyacağıma” diye değiştirtiyor Akif. Maide süresi 54. ayet-Mealen- Ey inananlar!Aranızda
kim dininden dönerse bilsinki, Allah, sevdiği ve onların O’nu sevdiği, inananlara karşı alçak
gönüllü, inkarcılara karşı güçlü, Allah yolunda
cihad eden, kınayanın yermesinden korkmayan bir
millet getirir. Bu Allahın dilediğine verdiği bol nimetidir. allah herşeyi kaplar ve bilir…
Millet ve milliyetçilik aleme nizam verme işlerinden bir iş oluyor. Ne zamanki Allahın
farklı yaratıştaki hikmeti, küresel yada eskilerde kullanılırdı, beynelminel bir tehdit
altına girse bu neviden bir alarm devreye giriyor. Bugünde küresel azgınlık Allahın yaratış hikmetine ters işlerde haddi aşmada.
Şimdi bu küresel canavarın alt edilmesi arefesindeyiz. Elbette bu zalime sert ve şiddetli vuruşlar yapılacak. Bu vuruşlarda bazen övünme payı olarak milliyetler, kabileler
mezhepler yarışacak. Kınansada kınayanın yermesine hiç kulak asmayacak, çünkü Allah
zamandan münezzehtir. Bu söz tüm zamanları kapsayıcıdır. Türklerde bu milletlerden alçakgönüllü bir millettir vesselam.
Yazan:Fashtox Tarih: Ağu 23, 2007 | Reply
“Ezan sesi ile kurt uluması arasında bir seçim yapmak.”
Ben araftan (ne milliyetçi,ne musluöman) birisi olarak, bu ülkede Ülkücü Hilali görmektense, Müslüman türbanı görmeyi yeğlerim.
Güzel bir yazı olmuş.
Bunları bilmeyen Müslümanlar hemen uyarılmalıdır.
Yazan:Balbazar Tarih: Ağu 25, 2007 | Reply
Türkiye’deki İslamcılık, yakın tarihte faşizan Türk milliyetçiliğiyle fikir, eylem, ve kitle birliği yapmıştır ve bu bağlar hala canlıdır.
Ortak ideolojik tema Osmanlı’dır. Güçbirliğine zorlayan politik ortam Sovyet etkisi karşısında Amerikan çıkarlarının tehdit altına girmesi. Ortak düşman komünizm. Diğer müttefikller yerel kapitalizm, mevcut iktidar odakları, derin devlet. 70′lerdeki aydın kıyımı ve muhalefet sindiriminde her ne kadar faşizan milliyetçilik öne çıkmışsa da, İslamcılık da kanlı pazarlarla ideolojik ve eylemsel desteğini esirgememiştir.
12 Eylül’le bu işbirliği Türk-İslam sentezi adı altında ortak bir tabana oturtulup, her iki ideolojinin toplumsal altyapısı güçlendirilmiştir. Bu dönemde palazlanan İslamcılık (ki bugünkü popülaritesini bir askeri darbeye borçlu olması ironiktir), 91′de birlikte seçime girdiği faşizan milliyetçilikten 90′ların sonlarına doğru kopmaya başlamıştır. Faşizan milliyetçiliğin içinden kopan nizam-ı alemcilerle ise bugün de duruşları yakındır (nitekim 93′te aleviler ve ateistler sindirilirken fikir ve eylem birliği edilmiştir).
Bugün tepedeki ve enetelktüel çevrelerdeki ayrılığa karşın, İslamcılık ve faşizan milliyetçiliğin kitleleri birbiriyle karışıktır. O açıdan, seçimlerdeki ip kavgasının malum iki parti arasında yaşanması şaşırtıcı değildir. Nitekim, 12 Eylül sonrasında bu kitle, aynı propaganda malzemesi, aynı ideolojik altyapı, aynı eğitim sistemi ile beslenmiştir. Gerçekten de, farklı olan herşeyin düşman ve tehlikeli ilan edilmesine dayanan bu ideolojik altyapı, aşırılığa dayanan her iki ideoloji için uygundur. Ben Türk’ümdür, hem dinim, hem cinsim uludur, Tanrı dağı kadar Türk, Hıra dağı kadar da müslümanımdır. Osmanlı da anlıdır şanlıdır, tarihi anlamaya çalışmak, aslını inkar etmek anlamına gelir, tarih, coğrafya, hatta mümkünse biyoloji “milli” olmalıdır, olmuştur da.
Birisi için düşman Ermeniler ve Kürtler ise, diğeri için ateistler, aleviler, komünistler, kemalistler, sosyal demokratlar, içki içenler, başı açıklardır. Bunların hepsi ahlaki açıdan düşkün, esrarkeş, zinacı ve zalimdirler (İnkar etmeyelim, hepimizin yatılı okullarda abilerimizden, gün toplantılarında videoya koyulan hac kasetlerinden öğrendiğimiz bunlardır).
Bugünki kavga, bu ideolojik ve eylemsel birliktelikte bir adım ileri giden grubun diğerinin gölgesinden kurtulma, berikinin de eski yoldaşını paçasından çekebilme çabasından ibarettir. İslamcıların ellerindeki kanı ve kitlelerindeki faşizan eğilimleri temizlemek için daha çok çaba sarfetmeleri gerekir. Böyle bir niyetleri varsa elbette. Ama dünkü Zaman gazetesi ateist, yani zararlı Aziz Nesin’i MİT’çi ilan ederken, hemen yanında milliyetçi-muhafazakar yani bizden Yusuf Halaçoğlu’nun kafatasçılığını temize çıkarmak için gayret sarfediyor. Yani, şimdilik eski tas, eski hamam.
Yazan:Emre Berber Tarih: Ağu 25, 2007 | Reply
Sayın Mehmet Yılmaz yazınızda çoğunlukla bugünlerde yeşermeye başlayan yıkıcı bir milliyetçilik anlayışını eleştirmişsiniz. Bu milliyetçilik anlayışı ve diğer yandan gelişen ulusalcılık anlayışı elbette islama terstir.
Fakat Ülkücü Camianın önemli ideologlarından olan “Mehmet Kaplan”ın “Ülkücü Dünya Görüşünü” okursanız görebileceğiniz gibi ülkücü hareketin fikrî temeli şu anki pratikle pek alakadar değildir. Geçen yıllarla beraber populizme kurban gidip dezenforme olarak bugünkü tek başına bir milliyetçilik vurgusunun yanında yarı saydam islami arka plan haline gemiştir. Bahsettiğim kitaptan Metin Kaplan’ın kendi ağzından alıntılar vererek neyden bahsettiğimi anlatmaya çalışayım;
Başka bir noktada ise;
Yalnız bu satırlarda çok sezilemese de yazarımız ve onun nezdinde ülkücü dünya görüşü Türk Milletini tüm islam alemi arasında farklı bir noktaya yerleştirir. Bunu ise İslam’a yaptığı hizmetlere bağlar. Fakat kandan gelen bir yücelik söz konusu değildir.
İdeolojinin temeli konusunda sizin de temas ettiğiniz bir noktayı ise şöyle açıklar kendince;
Son bir alıntıyla bahsettiğim şeyi tam olarak belirlemek gerekirse;
Yani diyeceğim odur ki ülkücülüğün temelinde anlatılan islam-türklük ilişkisi bu ve benzeri fikirler üzerine kurulu olduğu halde bugün pratikte bunların pek etkisini göremiyoruz Seçim öncesi MHP ve CHP arasındaki fikrî yakınlaşma da bunun en büyük göstergesidir zaten. Neyse ki meclise girdiklerinde kendilerini CHP ve hastalıklı fikirlerinden uzak tutmayı başarabildiler (gibi gözükmekte).
Bediüzzaman’ın milliyetçilik hakkında çok tutarlı ve dikkate alınası görüşleri vardır. Ülkücü Dünya Görüşü’nün ideolojik temeli için açıklayıcı olan teşbihlerinden bir tanesini belirtmeden geçemeyeceğim.
Tüm İslam Alemini koca bir orduya benzeten Said Nursi, barındırdığı her milletide o ordunun tabur ve alaylarına benzetmiştir. İslamdaki milliyetçiliğin yeri budur demektedir.
Bu müthiş teşbihin üzerinde şöyle bir 40 sn düşünmenizi rica ediyorum sizden.
Nasıl ki müslümanlar sebebiyle İslam suçlanamazsa, ülkücüler sebebiyle de Ülkücü Dünya Görüşü suçlanmamalıdır. Fakat şahsi kanaatimce Ülkücü Dünya Görüşü’nün bu geçmişte kalmış ideolojik temelinde de yanlış düşünceler ve talihsiz fikirler vardır. Fakat en azından Nihal Atsız gibi bir adamla pek alakası olmasa gerek…
Saygılarla
Yazan:fashtox Tarih: Ağu 25, 2007 | Reply
Sayın Emre Berber,
1.”Gene Peygamber Efendimiz “vatan sevgisi imândandır”, “kişi kavmini sevmekle kınanamaz”
Bu hadisler sahih hadis midir? sahihse kaynakları nelerdir?
2.”Nasıl ki müslümanlar sebebiyle İslam suçlanamazsa, ülkücüler sebebiyle de Ülkücü Dünya Görüşü suçlanmamalıdır”
Komünistler sebebiyle Komunizm suçlanamaz, Kapitalistler sebebiyle Kapitalizm suçlanamaz o zaman. Güzel o zaman.
Velhasıl Mehmet Yılmaz doğru söylemiş. Bir kalpte iki dava olmaz. Kurt sesi mi, insan sesi mi?
Yazan:fashtox Tarih: Ağu 25, 2007 | Reply
Balbazar
Tespitlerine katılmamak mümkün değil.
Yeni bir şey daha öğrendim.
http://www.wakeup.org/anadolu/07/2/istanbul.html
İzlenimlerden.
Yazan:MY Tarih: Ağu 25, 2007 | Reply
Sayin Berber,
Kaplan’in görüslerini bizimle paylasmaniz iyi olmus, sayfayi zenginlestirmis.
Kanaatimce ideolojiler birer aynadir. Siz Emre Berber olarak içinizdeki iyiligi ve insan sevgisini hem Islâm’in hem de ülkücülügün aynasinda görüyorsunuz.
Ama Yazida verdigim linklere gidip bakarsaniz Alperen ve ülkücü ocaklarin Kaplan çizgisinde degil Nihal Atsiz çigisinde olduklarini görürsünüz. Zaten yazim da bazi kisimlari alintiladim.
Ama sunu sorayim size :
Bir Türkün ülkücü bir Türkten farki/eksigi nedir?
2) Bir Türkün milliyetçi bir Türkten farki/eksigi nedir?
Kaplan’in fikirleriyle çelisecek bir çok fikri MHP savunuyor. Erzurumdaki ip atma hadisesi izole bir olay degildi.
Bahçeli’nin her konusmasinda “kin, kan, tuzak, kusatma, cephe” gibi kelimeler geçiyor. Bu da ülkücülerin bir projesi olmadigini, gelecek korkusuyla bir araya geldiklerini düsündürüyor.
Sahsiniza duydugum saygiyi açikça belirteyim. Ammaa Kur’an ve hadisler isiginda kavimciligin her sekli Islâm’a aykiri oldugu asikar. Ve Kaplan tek basina ülkücüleri kurtarabilir mi? Burasi muamma. Zira zikrin eyleme geçmesi gerek. MHP kürtlerin oylarini alamadigi sürece ortada bir kavmiyet davasi bâki kalacak gibi görünüyor.
Tabi herseyin en dogrusunu ALLAH bilir.
Muhabbetle
Yazan:Emre Berber Tarih: Ağu 25, 2007 | Reply
@fashtox
-Ne yazık ki hadislerin sahihliği hakkında bir fikrim yok. Zaten bunlar benim değil tartıştığımız ülkücülüğün ideolojik temellerini hazırlayan yazarlardan birine ait.
-Komünistler sebebiyle Komunizm suçlanamaz, Kapitalistler sebebiyle Kapitalizm suçlanamaz o zaman. Güzel o zaman.
Elbette, siz öyle düşünmüyor musunuz? Komunizm, uygulayıcılarının tutumlarıyla değil içerdiği hükümlerin insan tabiatına uymamasıyla yada fikrî temelini “din afyondur” gibi bir argumana dayandırmasıyla suçlanabilir, suçlanmalıdır.
Aynı şekilde kapitalizmde bir grup zengin bizi sömürüyor diye değil, bir grup zenginin bizi sömürmesine müsaade eden bir sistem olduğu için suçlanmalıdır.
@Mehmet Yılmaz
Sayın Yılmaz, öncelikle belirtmek isterim ki ben ülkücü değilim. Fakat ülkücü hareket Türkiye’ye yön veren siyasi yapılanmalardan biri olduğu için Metin Kaplan’ı okumuş ve onları tanımaya çalışmıştım.
Ve kendi yazınızda bu camiaya gönderdiğiniz eleştirilerin büyük bir kısmına katılıyorum. Dediğim gibi hareketin fikir temelinden sapmışlar, daha şovanist daha populist daha islamdan gayrı anlayış ve politikaları izlemeye başlamışlardır. Zira Ülkücü Hareket komunizm tehlikesinin bertaraf edilmesiyle kendine bir öteki bulmak durumunda kalmıştır. Bu öteki ise güneydoğu meselesinden dolayı PKK ve Kürtler haline gelmiş ve bu sebeple de islamî düşünceden uzaklaşma ve hatta ırkçılık baş göstermeye başlamıştır. Benim yorumum böyle.
Bu ötekileştirme davranışından yazınızda siz de bahsetmişsiniz. Fakat bu sadece milliyetçiliğin yada Türk Milliyetçiliğinin değil, tüm siyasi hareketlerin ortak davranışıdır. Bu gün öteki olmasa beriki zaten olmaz ki… Mesela kapitalizm olmasa komunizm olmazdı, yahut tebliğ götürülecek gayrimüslimler olmasa islamcılık (elbette bugünkü manasını kastediyorum) olmazdı.
Sorularınızı cevaplamayacağım çünkü bu hususta yaklaşık aynı minvalde düşünüyoruz. Benim dünya görüşüme göre de diğer tarafa göç ettiğimde bana orada “neyden” soracaklarsa ben burada “o’cu” olurum.
MHP’nin bugünkü çizgisini tasvip etmeyip İslamiyetle bağdaşmadığını kabul etsem de Bediüzzaman’ın deyimiyle “müspet milliyetçilik”in bu yönden bir sorunu olduğunu düşünmüyorum. Benim anlatmak istediğim bu. Yani meşrudur fakat ben onlardan değilim.
Yazılarınızda katılmadığım tek nokta “Ammaa Kur’an ve hadisler isiginda kavimciligin her sekli Islâm’a aykiri oldugu asikar” şu anlayacağınız. Zira büyük bir İslam alimi olan Bediüzzaman’da müspet milliyetçiliğin islama aykırı olmadığını söylüyor.
Mesela bu çizgideki milliyetçiliğin bugünkü savunucularından Alperen Gürbüzer’in yazılarını okuyabilirsiniz. İslam’a aykırı bir düşünce tarzına rastlayamadım ben. Örnek olarak şu linki verebilirim;
Saygılar..
Yazan:MY Tarih: Ağu 25, 2007 | Reply
@Emre Berber,
“ben ülkücü değilim” dediginizi görünce üzülmedim desem yalan olur, tam da tartisabilecegim bir arkadas buldum diye seviniyordum :)
Ama verdiginiz link faydali, henüz hepsini okumadim ama yazimdaki fikirlerin ziddini savunmasi açisindan tartismayi zenginlestirici oldugunu düsünüyorum.
“Benim dünya görüşüme göre de diğer tarafa göç ettiğimde bana orada “neyden” soracaklarsa ben burada “o’cu” olurum.” demissiniz, hadise bu zaten:)
Degerli yorumlarinizi sitemizde görmekten mutluluk duyacagiz.
Muhabbetle
Yazan:MY Tarih: Ağu 26, 2007 | Reply
Erich Fromm diyorki :
Grup narşizmi, grubun üyelerini, özellikle de kendisini gururlu ve değerli hissetmek için çok az sebebi olanları tatmin etmek için aşırı derecede önemlidir. Bir insan gruptaki en perişan, en kalitesiz, en az saygı gören üye bile olsa, “Ben dünyanın en mükemmel grubuna aitim. Aslında solucanın teki olan ben, bu gruba üye olarak devleşiyorum” hissiyle kendi sefil durumunu telafi edebilir. Sonuç olarak, grup narşizminin derecesi hayattan alınamayan tatminin eksikliğiyle doğru orantılıdır. Hayattan daha çok zevk alan sosyal sınıflar, her şeyin yokluğunu çeken ve yüksek sıkıntı içinde yaşayan alt-orta sınıflardan daha az fanatik (fanatiklik grup narşizminin karakteristiğidir.) olurlar.
Yazan:Haydar Tarih: Ağu 29, 2007 | Reply
Sene 1921:
Lenin Rusyasi K Dogu Anadoludan cikar ve Turkiye ile 25 senelik Saldirmazlik Anlasmasi imzalar.
1939:
Ikinci Dunya Savasi baslar
1945:
Ikinci Dunya Savasi biter. ABD ve Rusya kazanir. Rusya Almanya basta olmak uzere Avrupadan askerlerini geri cekmekte gonulsuz davranir. Isgal planlari baslar.
1946:
Turkiye 1921 anlasmasini yenilemek ister fakat Rusya reddeder.
Inonu kara kara dusunmeye baslar.
1948-49:
Birkac Avrupa ulkesi ABD, Kanadayi da aralarina alarak NATO yu kurar. Turkiye katilmak ister.
Iki ana sarttan biri ulke savunmasi icin karayollari agi ve “sozde degil ozde” cok partili hayata gecis.
Inonunun hosuna gitmesede dahi calismalar baslar. Koyluler “bir godik arpaya muhtac” yol insaatlarinda calistirilir.
Menderes iktidari 1950 de Inonuden alir.
1952:
Turkiye Yunanistan ile birlikte NATO ya girer. Pek cok sivil ve uniformali kimseler ABD de SSCB yayilmasina karsi planli egitimden gecer.
Gladio fikrinin tohumlari atilmaya baslandi.
1953:
Iran da Basbakan Musaddik ulkede demokratik bir rejim kurmaya calisti fakat bu ABD ve Ingiltere tarafindan bir darbe ile engellendi. Daha sadik Sah ve ordu iktidari ele gecirdi.
1960:
Ayni seyler Menderesin basina geldi.
1960 lar:
SSCB nin ideoloji ihracatindan Turkiyede payini alir. Solcu genclik guclu bir sekilde orgutlenmeye baslar. Polis ve gosteri yapan solcu gencler surekli catisir.
“Polisler cocuklari dovuyor” oldukca kotu bir imaj oldugu icin Gladio ve o zamanki CMKP (sonradan MHP olark degistirildi) ve baskani Alparslan Turkes in Hitlerden bozma ideolojik tasarimi olan Ergenekon/Bozkurtlar/Ulkuculer vs lumpen genclerden olusturdugu genclik bu solcularin karsisina “dara” olarak cikartildi.
Artik gencler gencler ile catisiyordu (!).
1971:
Genclerin genclerle catismasini sanki baskasi orgutlemis gibi davranan darbeciler ikinci kere iktidari ele gecirerek Turkiyenin siyasi gidisatini tam anlamiyla vesayet altina alip parlamenterler ve siyasi partileri “sozde” meclis haline getirdi.
Furyaaa!
Yahyalar, Sellefyanlar, Hayali Ihracatlar, elit sanayiciye tesvikler, ithalata kisitlamalar (kalitesiz mallarimizi alsinlar), devlet bankasinin mudurunu doverek kredi alan yegenler… ve 70 cent’e muhtac kalinan, yag kuyrugunun oldugu yillar. Elbette haril haril ogretmen yetistiren okullardan baslayarak universiteleri ele geciren, hazineyi yagmalamaya itiraz edenleri haklayan Ulkuculer.
1980:
Bosalan hazine, batik ekonomi, sokaklar kan dolu, uluslararasi anlasmalar bile yapilamaz halde. Darbeciler “yav o zaman yanlis yaptik, simdi duzeltelim” anlayisi ile bir darbe daha yaptilar. Ilk islerden biri sessizce Yunanistanin 19 Ekim 1980 de NATO ya tekrar kabulu idi.
Bundan sonra yetkisi ve gucu neredeyse yok denilecek kadar azalan hukumet ve mecis; hazine hortumlamasindan, ic savasa, Selimiye va Mamak Tatil Koyundeki iskencelerden, Kastelli dunyasina, Oyak HOLDING den banka bosaltmaya kadar olan biteni seyrediyordu.
1990:
SSCB nin dagilisi ve ihtiyac kalinmayan Ulkuculerin bir kisminin cek-senet businessine baslayisi.
1993:
Kurt sorunu konusunda herseyi askere devreden jet-ski hukumeti issiz kalan Ulkucu kardeslerimize yesil pasaporttan, Susurluk silahlarina, Kontrgerilla vazifesinden devlet ihalelerine kadar cesitli sekillerde kucak aciyordu.
Sanirim 1993 ten buyana olan bitenler hala hafizalarda taze sayilir.
***
Parmaklarini kurt kafasi seklinde buzerek, Osmanlinin bayragini simge olarak alip kelli felli birseymis gibi gorunmeye calisan, ABD tasarimi oldugu halde ABD ye karsiy-MIS gibi yapan ulkuculerin anli-sanli tarihi bu kadar.
Evveliyati olarak sunulanin cogu ise “develer tellal iken” masali kadar romantik bir hayal urunu.
Yazan:Haydar Tarih: Ağu 31, 2007 | Reply
1952 den bahsederken
…cumlesine “bu gruba Alparslan Turkes dahildir” sozunu eklemeyi gerekli goruyorum.
Yazan:MY Tarih: Ağu 31, 2007 | Reply
Haydar Bey elinize saglik,
AKP’nin verecegi büyük bir demokrasi sinavi var. ülkücüleri, çeteleri ve saz arkadaslarini demokrasi çemberine sokabilecek mi yoksa günlük siyasi hesaplarda kaybolup onlarin pesine mi takilacak?
Yavuz atin çiftesi pek olur derler, %47′yi çantada keklik sanan AKPliler varsa simdiden %10luk baraji nasil geçeceklerini hesaplasinlar zira Türk milleti bas taci etmeyi bildigi gibi tepe taklak devirmeyi de bilir :)
Muhabbetle
Yazan:Haydar Tarih: Eyl 2, 2007 | Reply
Mehmet Bey uyarinizda cok haklisiniz.
Bugunku AKP ile Ozal ANAP’i arasinda cok buyuk farklar yok.
Ne zaman ki ANAP “ortadirek” partisi olmaktan cikip statuko partisi oldu… sonu bugun ortada.
Yazan:Haydar Tarih: Eyl 3, 2007 | Reply
ARTIK SOZLUKLERiN BILE “BOZKURTLAR” YADA “KONTR-GERILLA” ADIYLA ALENEN YAZDIGI ULKUCULERIN NE OLDUGU:
http://en.wikipedia.org/wiki/Operation_Northern_Watch
(Asagida Kenan Evren’den bahisle “bizim cocuklar becerdi” yada ingilizcesi “our boys have done it” diyen CIA Ankara istatyon sefi Paul Henze’nin sozune dikkatinizi cekerim).
Turkey
See also: Multi-Party Period of Republic of Turkey and Deep state
In Turkey, the stay-behind army was known as “Counter-Guerrilla”. Related to the Millî İstihbarat Teşkilâtı (MIT), the Turkish intelligence agency, it engaged in domestic terror, supporting, as in Italy, a strategy of tension, which led to two military coups d’état in which it was directly involved. In 1971, after a military coup d’état carried on March 12, the stay-behind army Counter-Guerrilla engaged in domestic terror and killed hundreds. The overall death-toll of the terror of the 1970s is estimated at 5,000, with right-wing and terrorism responsible for the most part. According to statistics published by the British Searchlight magazine (n°47, May 1979, p.6), in 1978 there were 3,319 fascist attacks, in which 831 were killed and 3,121 wounded. In 1977, Counter-Guerrilla took part on the May 1, Taksim Square massacre, while left-wing newspaper editor Abdi İpekçi was murdered in 1979 by Mehmet Ali Ağca, a Grey Wolves member who later tried to assassinate the Pope John Paul II in 1980. Counter-Guerrilla’s commander, General Kenan Evren staged a military coup and seized power in 1980. The US-support of this coup was acknowledged by the CIA Ankara station chief Paul Henze. After the government was overthrown, Henze cabled Washington, saying, “our boys have done it”. At the time there were some 1,700 Grey Wolves organizations in Turkey, with about 200,000 registered members and a million sympathisers. After being useful for the strategy of tension followed by Kenan Evren, the leader of the Counter-Guerrilla turned president outlawed the right-wing Nationalist Movement Party (MHP) and the Grey Wolves, its youth organization. The MHP had been founded in 1965 by Alparslan Türkeş, a member of the Counter-Guerrilla. Colonel Türkeş and other Grey Wolves were arrested. In its indictment of the MHP in May 1981, the Turkish military government charged 220 members of the MHP and its affiliates for 694 murders, according to Edward Herman and Frank Brodhead in The Rise and Fall of the Bulgarian Connection (New York, 1986, quoted by Ganser). However, Grey Wolves’ imprisoned members were offered release if they accepted to fight the Kurdish minority and the PKK,[46] as well as the ASALA (”Armenian Secret Army for the Liberation of Armenia”). They then went on to fight, with Counter-Guerrilla, Kurds, killing and torturing thousands in the 1980s, and also carrying false flag attacks in which the Counter-Guerrilla attacked villages, dressed up as PKK fighters, and raped and executed people randomly (Ganser, 2005).[47] The fact that Counter-Guerrilla had engaged in torture was confirmed by Talat Turhan, a retired Turkish lieutenant colonel. According to a December 5, 1990 article by the Swiss Neue Zürcher Zeitung, the Counter-Guerrilla had their headquarters in the building of the US DIA military secret service.[24] In addition, they carried out operations to assassinate the leader squad of ASALA, in which they succeeded.
Former Turkish prime minister Bülent Ecevit recalled he had learned of the existence of Turkish “stay-behind” armies for the first time in 1974. At the time, the commander of the Turkish army, General Semih Sancar, had allegedly informed him the US had financed the unit since the immediate post-war years, as well as the MIT, the Turkish intelligence agency. Ecevit declared he suspected Counter-Guerrilla’s involvement in the 1977 Taksim Square massacre in Istanbul, during which snipers opened fire on a protest rally of 500 000 citizens, organized by trade unions on May 1, killing 38 and injuring hundred. In 1976, a demonstration gathering 100 000 against the domestic terror, for which Counter-Guerrilla was largely responsible, had already took place. The next year, the demonstrators were met with bullets. According to Ecevit, the shooting lasted for twenty minutes, yet several thousand policemen on the scene did not intervene. This mode of operation recalls the June 20, 1973 Ezeiza massacre in Buenos Aires, when the Argentine Anticommunist Alliance (aka Triple A), founded by José Lopez Rega (a P2 member), opened fire on the left-wing peronists… According to Kurtulus Turkish magazine (n°99, September 19, 1998 - quoted by Ganser, 2005), Turkish CIA agent Hiram Abas who “was closer than his own brother” to the CIA chief of station in Istanbul Duane ‘Dewey’ Clarridge (quotes from Clarridge’s 1997 memoirs An Agent for All Seasons), was present on the May Day massacre. The Hotel International, from which the shots were fired, belonged to the ITT company, which had already been involved in financing the September 11, 1973 coup against Salvador Allende in Chile and was on good terms with the CIA. Hiram Abas had been trained in the US in covert action operations and as an MIT agent first gained notoriety in Beirut, where he cooperated with the Mossad from 1968 to 1971 and carried out attacks, “targeting left-wing youths in the Palestinian camps and receiving bounty for the results he achieved in actions” (Kurtulus n°99). With MIT agent Mehmet Eymür, later promoted to direct the MIT’s department for counter-espionage, Abas also participated in the Kizildere massacre of March 30, 1972, when they killed seven left-wing militants.
Other massacres include the Bahçelievler Massacre (October 9, 1978 - 7 university students who were members of the Turkish Worker’s Party were assassinated by far-right activists including Abdullah Çatlı and Haluk Kırcı), March 16 Massacre (March 16, 1978 - At the exit of the school, the police and fascists bombed and shot the leftist students in Beyazıt Square, killing 7 people), Kahramanmaraş Massacre (December 23-24, 1978 - 111 Alauoites were killed according to the official figures, the actual number was predicted to be much higher) and many more.
According to Le Monde diplomatique, Abdullah Çatlı, one of the leader of the Grey Wolves, “is reckoned to have been one of the main perpetrators of underground operations carried out by the Turkish branch of the Gladio organisation and had played a key role in the bloody events of the period 1976-1980 which paved the way for the military coup d’état of September 1980. As the young head of the far-right Grey Wolves militia, he had been accused, among other things, of the murder of seven left-wing students.” He was seen in the company of Avanguardia Nazionale founder Stefano Delle Chiaie, while touring Latin America and on a visit to Miami in September 1982.[48]
Yazan:Oyhan Hasan BILDIRKİ Tarih: Eyl 4, 2007 | Reply
Mehmet Bey,
Her şey güzel iyi de, bu ninniyi kimler için yazdın? Kendi kendini tatmin etmek içinse, başarmışsın. Birilerini tahrikse, yalandan başka yazdığın yok. Milliyetçiler ırkçı filan değil… Yaşayanlardan birkaçını tanıyorsanız, bize onların adını veriniz. Soralım bakalım; bu adamlar ırkçı mıymış?
Yazan:MY Tarih: Eyl 5, 2007 | Reply
Oyhan Bey,
Kaçak güresmeyin :)
Karariniz nedir? Ezan sesi mi yoksa kurt ulumasi mi?
Saygilarimla
Yazan:Oyhan Hasan BILDIRKİ Tarih: Eyl 8, 2007 | Reply
Sordunuz; söyleyeyim. Her gün beş vakit namaz kılarak, ezan sesini dinliyorum zaten? Kurt sesinin olmadığı yerde, ezan sesi susturulur. Allah’a inancım sonsuz ve onun ihsaniyle Türk olarak doğdum.
Bu kavmiyetçilik de değil, ırkçılık da.
Adamlık ve hür yaşamanın ilk şartı.
Yazan:Haydar Tarih: Eyl 8, 2007 | Reply
Ibadetinin reklamini yapan adama inanmam.
Ondan sonraki cumleleride ayni kefeye koyun.
Yazan:Emre Berber Tarih: Eyl 9, 2007 | Reply
“onun ihsaniyle Türk olarak doğdum.
Bu kavmiyetçilik de değil, ırkçılık da.
Adamlık ve hür yaşamanın ilk şartı. ”
Adamlık ve hür yaşamanın ilk şartı Türk olmaksa, Hz. Muhammed ve dahi tüm peygamberler “adam ve hür” değil miydi =)
Yazan:Mehmet Yılmaz Tarih: Eyl 10, 2007 | Reply
aidiyet düsmanligi gerçekten müslümanlar için büyük bir tehlike.
Antisemitizm üzerine güzel bir yaziya rasladim baska bir sey ararken :
http://dusuncekahvesi2.blogspot.com/2007/09/yahudi-dmanl-neden-islm-deildir.html
Yazan:ali can Tarih: Eki 29, 2007 | Reply
Nihal Atsız da bariz bir şekilde görülen makalede de özellikle belirtildiği üzere ötekileştirerek varlığını devam ettirme düşüncesidir. Arap karşıtlığı o derece ileridirki ordudan atılmasına sebep olur. İslam peygamberine hakaret eder kuranı uydurdu der. Kur anı Kerimi Allah kelamı olarak kabul etmez. Bediüzzaman Said Nursiyi yerden yere vurur.
Yazan:ali can Tarih: Eki 30, 2007 | Reply
Özgür düşünceden kastınız sizin görüşlerinize paralel düşüceler mi yazmaktır. Milliyetçilik kavramı bütün uluslarda var olagelmiş bir düşünce sistemidir. Sosyolojik açıdan milliyetçilik probleminin ilacı insanlığın kardeşliğine vurgu yapan İslamdır. İslam bütün problemlerin sıkıntıların ilacıdır. Yeryüzünde insanlık tarihi boyunca cahil idareciler eliyle kitleler inim inim inlemişdir. Heva ve heveslerine uyarak sapkın düşünce sistemlerine uyarak hakka adalete özgürlüğe susamış gönülleri kavurmuşlardır.
Yazan:bayrbars karadeniz Tarih: Kas 26, 2007 | Reply
bazi noktalarda asiriya kacmakla veya kelimeleri duzgun secememekle birlikte guzel bir yazi olmus. kelimeler duzgun secilseydi belki anlama yetenegi az olan bazi ulkucu arkadaslar(bunu assagilmak icin degilde turkceyi yeterince kullanmayan anlaminda diyorum) sebebsiz yere kil kapmaz belkide yanlislarini daha iyi gorurlerdi..ama bu yaziya ozet olarak sunu diyorum..bir insanin vatanini sevmesi icin bir ideolojiye baglanmasimi gerekiyor? yani vatani milleti sevmek icin bireye bir kopru, bir aracimi lazim ki ulkucu kardeslerimiz vatani sevmek icin ulkucu oluyorlar..ben direk ve sade olarak ulkemi seviyorum..ikincisi ulkuculerin dusman belledigi batili ulkeler bizi acaba turk oldugumuz icinmi sevmiyor yoksa musluman oldugumuz icinmi?..turkiye hristiyan bir ulke olsa sizce avrupa ile bir sorunumuz olurmu veya turkiyede kurdistan hayallerini desteklermi batili ulkeler?..ucuncusu alti yil amerikada askeri egitim!! goren siradan bir turk subayi nasil olupda turkiyeye geri donup askeri darbenin organizatorlugunu yapip bir basbakanin asilmasina sebep olup sonra anadoluda daha once hic olmayan bir seyi turk milliyetciligini ideoloji olarak hayata geciriyor? ne selcuklular ne osmanlilar turk milliyetciligi yapmamistir nede turkiye cumhuriyeti..ya atalarimiz yanlis yapmis yada alpaslan turkesin ulkuculeri yanlis yapiyor..turkiye’yi hic bir dis guc bolemez ama turkiye’yi bir ic dinamik bolebilir..ülkücülük ve kürtcülük..bu iki grup daha cok desteklenip buyutulup guclendirilip birbirine karsi savastirilirsa ve bu domino etkisi yapip halk arasina yayilirsa herkes t.c. nin bolunmesine sahitlik eder..o yuzden ulkucu arkadaslar neye hizmet ettiklerini iyi dusunsunler..cunku bu yuzyilda hicbir ulkenin haritasi buyumez ama aksine kuculur..vatanimizi seviyoruz derken ulkenin haritasinin kuculmesine sebeb olmayin..
Yazan:Mehmet Yılmaz Tarih: Kas 26, 2007 | Reply
Sayin Baybars Karadeniz,
Sitemize hosgeldiniz. Keske herkes sizin gibi yapsa yani düsüncelerini açiklayip tartissa.
YETERSiZ TÜRKçE BiLGiSi ne aci bir sey bir Türk için… Hele hele bir Türk milliyetçisi için.
Buyurdugunuz gibi “sebebsiz yere kil kapmak” malesef Türkçe bilgisinin yetersizliginden kaynaklaniyor çogu kez. En fanatik yorumlari yazan arkadaslar genellikle en fazla dil hatasi yapanlar oluyor.
“Akil sahipleri için bunda çok isaret var”
Dostlukla
Yazan:abbuziddin Tarih: Kas 27, 2007 | Reply
Sayın Mehmet Yılmaz bey; sayfayı sonuna kadar okudum ve yorum yapmaya bile gerek görmedim. Milliyetçiler hakkındaki sabit fikirlerinize sadece güldüm.Çünkü din ticareti ve din siyaseti yapanlarla ne kadar dindar olup olmadığını tartışmanın bir gereği yok, her yaradılan gibi, sadece Yaradan’a hesap veririz,din ticareti ve din siyaseti yapanlara değil. Fakat, sizin ve Baybars Karadeniz’in, ülkücülerin Türkçe bilgisini küçümsemesi beni şaşırttı. Ülkücülerin Türkçe’sini eleştirmeden önce kendinizin ve Baybars Karadeniz’in yazı metinlerini bir ilköğretim okulu öğrencisine düzelttiriverin bence..
Yazan:bayrbars karadeniz Tarih: Ara 7, 2007 | Reply
abuzittin kardes burda yorum yazarken ayni anda 40 turlu isle ugrasiyoruz. imla yarismasi yapmiyoruz, sen verilmek istenen mesaji aldiysan ne mutlu sana. Kimin pesinden kostugunuzu iyi ogrenin bu yeter.
Gecenlerde youtube’da bi videoda Alparslan Turkes’in kurtce konusulmasi hakkinda bir konusmasina denk geldim. Alparslan Turkes diyorki Amerika’da NewYork’ta 10 milyon Italyanca konusan Italyan varmis, bunlar Amerika devletinden italyanca konusma hakki istemiyorlarmis, ve yine Amerika’da Dakota diye bir yer varmis ordada 7 milyon almanca konusan insan varmis onlarda devletten almanca konusma yasasi istemiyorlarmis bu yuzden Kurt’lerin Kurt’ce konusma hakki olamazmis.
Bu soyledikleri seyler yalan. Gercekler ise sunlar. NewYork un sehir merkezi nufusu 8 milyon metrosu ile birlikte ise 18 milyon civari. Hic bir durumda NewYork’ta 10 milyon Italyan yok Italyancayi bilen sayisi ise 1 milyonu bulmaz ve bunlar arasinda sadece yasli ve ingilizceyi bilmeyenler kullanir italyancayi. Dakota isi ise daha tuhaf. Amerika’da Dakota diye bir eyalet veya sehir yok. Iki tane eyalet var; isimleri South Dakota ve North Dakota. yani guney dakota ve kuzey dakota. Ve bu iki eyaletin toplam nufusu ise 1.5 milyonu gecmiyor. yani iki eyalette yasayan herkes almanca konussa yine 5.5 milyon insan eksik .
simdi insan biraz dusunur, davasini bu sekilde yalan bilgilerle destekleyen bir kisiden ulkeye ne fayda gelir. yada ikinci secenek bu kadar bilgisiz birisinin gorus ve vizyonu ile hangi ulke yonetilir. cunku ortada ya bilgisizlik var yada yalancilik var. her iki durumda utanc verici.
Yazan:Lazkopat Tarih: Ara 12, 2007 | Reply
en büyük türkiye baska büyük yok !!!
BEDENIM TÜRK, RUHUM MÜSLÜMAN !
http://www.kingeggo.de.tl
turkish massaka berlin
Yazan:hakan bozkurt Tarih: Ara 22, 2007 | Reply
hayatımda gördüğüm en saçma yazıydı en saçma yeride türklükle guruy duyma kısmı evt biz müslümanız elhamdullallah ama size sadece birşey söyleyeyim geçmişini unutan …………..
Yazan:birbaşkasefere Tarih: Ara 23, 2007 | Reply
‘ey gafil, Türk bitti mi sanıyorsun’
hablemitoğlu,bazılarının içini ürperten bu çıkışlar nedeniyle ne yazık ki islamiyeti hep maske olarak kullanan kesimin tahammülünü zorlamış ve kendisine olmadık bir kader tahsis edilmiştir.
bu örnekleme, islamiyetin arkasına sığınıp ‘bakın hepimiz kardeşiz,neden ayrımcılık yapıyorsunuz,neden birbirnizi aşağılıyorsunuz,islamiyet zulmü yasaklar’ deyip de öbür taraftan bıçağını bileyen,silahına kurşunları yerleştiren ’sevgili’insancıklara yeter diye tahmin ediyorum.
Türkçe’yi, adını telaffuzda zorlayacağınız ülkelere kadar götürdüm,ayyıldızı oraya kadar diktim;şimdi ey milliyetçiler benden daha iyi sizi temsil edecek mi var diyenler,sizin gözünüzde ‘cici’,ama milli şuurun kaybolup gitmesine gözyumamayanların bir çatı altında birleşmesi,kendi sembollerini kullanmaları,ATSIZ ATA’yı sevmeleri ‘kaka’mı?!
ağzımdan tükürükler saça saça bağırmak isterdim yalnız bir Türk aşığına bu yakışmaz.ayrımcılığın,takiyenin daniskası sizin bu yaptığınız.
ATSIZ ATA’nın vasiyetine gelince.. müslümanım diyenler,adam öldürmek günahtır deyip,ülkenin bilimadamlarını vurunca,ezanı laikler susturacak deyip(ne alakası varsa,birileri şu laikliği anlatsın lütfen)öte yandan devleti araklamaya çalışınca,insanların milli şuuru yitirerek islamiyeti yaşamayı bir araplaşma olarak algılaması sorunu ATSIZ ATA gibi nadide şahsiyetleri boğmaya başlayınca insanın oğluna böyle bir arzuda bulunması gayet doğaldır.ATSIZ ATA’NIN RUHU ŞAD OLSUN..
Gelgelelim bozkurt sembolüne olan takıntılarınıza..Türkler’in hepsi müslüman değil bildiğiniz üzere.aramızdaki yakınlaşmayı,ırksal benzerliklerden doğan gönül bağını pekiştirmek adına bizleri bir bütün yapacak ,içimizdeki odu tazeleyecek böylesi sembollere önem vermemiz sizi neden bu kadar rahatsız ediyor?ne zararı var size?hayvanseverler toplanıp böyle bir karar mı aldı;kurtlarımızı rahat bırakın onlar bütün insanlığın diye?!!o zaman itirazım olacak sevgili ülkemin insanları fbnin kanaryasını cimbomun aslanını,beşiktaşın karakartalını rahat bırakınız..ben de bozkurttan belki vazgeçerim..(!)
Ülkeyi sevmek;artık işine geldiği gibi kullanılır olunca ‘yahu bakın ben ülkemi seviyorum ve sevdiğim için şunu şunu yapıyorum gelin ülkü olarak birleşelim,dernekler kuralım,içimizdeki ateş sönmesin,nesilden nesile aktaralım bunu’demek farz oluyor.kusura bakmayınız,soyunu sevmekte bir beis göremiyorum ben.hatta öyleki kendi soyunu sevmeyenin,hümanizmden bahsedip bütün insanları kucaklayacağına da inanmıyorum. çok komik ve mantıksız olacaktır bu.
Türk’üm ve bununla iftihar ediyorum.önder MUSTAFA KEMAL ATATÜRK bunu çok güzel dile getirmiş.’bendeki olağanüstülük Türk olmamdan ileri gelmektedir’
Türk milliyetçiliğini gizliden gizliye tabiri caizse çaktırmadan vurmaya çalışanların eli böğründe kalacaktır.Turan’a hayal,ütopya deyip kıs kıs gülenler belki ömürlerinin sonuna dek gülecekler,yalnız bu ateşi taze tutacak Türk neslinin yetişmesine engel olamayacaklardır.
milliyetçiyim demek ayıpsa,vicdanlarda kalması gereken din olgusunu cafcaflı konvoylarla uzatıp,ortalıklarda hocaefendiyim,en koyusundan müslümanım,şuncuyum buncuyum ben daha islam aşığıyım demek ayıbın alası,suçun en afillisidir.
bilmemkaç milletten kişinin olduğu ingilterede bir ingiliz ben ingilizim diyebiliyorsa aynı şekilde alman ben almanım diye söyleyebiliyorsa,ülkenin büyük çoğunluğunun Türk olduğu bir ülkede ben Türk’üm demek hangi akla göre suçtur,dahası kendimi tutamayarak gülüyorum ayıptır(!)
Yazılarıma bakarak diğer soylara karşı bir düşmanlığımın olduğu sanılmasın.kimseden rahatsızlık duymuyorum.herkes kendi soyuyla iftihar eder,geleneklerini yaşatır,milli özlemlerini,bilincini nesline aktarır.
sözlerime son vermeden önce Yüce önderin en anlamlı sözüyle bizi yıldırmaya çalışanlara cevap vermek istiyorum.muhtaç olduğumuz kudret damarlarımızdaki asil kanda mevcuttur.dolayısıyla ’siz ne derseniz deyiniz,benim gizli bi bildiğim var,sizin alınız al inandım ,morunuz mor inandım,Tanrınız büyük amenna,şiiriniz adamakıllı şiir’(!)
efenim ULU TENGRİ TÜRK’Ü KORUSUN!!!
Yazan:sertaç Tarih: Oca 3, 2008 | Reply
ülkücÜlere göre deyip yapmış olduğunuz milliyetçilik tarifi gereçeği kesinlikle yansıtmamamktadır. kesinlikle Türk ırkı üstün değildir. üstünlük Allah katındadır. kimse Allah la şirk koşmaya cürretini gösteremez kim olursa olsun. muhtaç olduğumuz kudretin damarlarımızdaki asil kan da olduğunu söyleyen Atatürk ün bu lafından bir ingilizin kanı ile Türk ün kanı arasında fark olduğu değildir. ikisi de Allah ın verdiğin kan. kandan kastedilen soyumuz ve tarihimiz. GERÇEK ÜLKÜCÜLERE GÖRE MİLLİYETÇİLİĞİN TARİFİ TÜRKLÜK GURUR VE SUURUYLA İSLAM AHLAK VE FAZİLETİNİ BİRLEŞTİRİP İSLAMI KENDİNE HAYAT DÜSTURU EDİNMEK MİLLETİMİ VE ÇIKARLARINI HANGİ ŞARTLAR ALTINDA OLURSA OLSUN SAVUNMAK KORUMAK KOLLAMAKTIR. TÜRKLÜK BEDEN İSLAM İSE RUHUMUZDUR. KASTEDİLEN TÜRKLÜK GURUR VE ŞUURUNU TARİHİYLE GURUR DUYAN ATALARINDAN FEYZ ALAN VE ONLARIN KANINI SOYUNU TAŞIDIĞINI DÜŞÜNEREK ONURLANAN BİR İNSANA KİMSE IRKÇI DİYEMEZ. BU DÜŞÜNCELERİ SÖZDE DEĞİL DE ÖZDE SAVUNAN VE YAŞAYAN İCRAATA DÖKENLERİN ÜLKÜCÜ CAMİA İÇERSİNDEKİ PAYININ ÇOK ÇOK AZ OLDUĞU DA AYRI BİR GERÇEKTİR.
Yazan:Aybartunga Tarih: Oca 11, 2008 | Reply
Vatan sevgisi imandandir (Hz Muhammed SAV)
Arkadas milliyetciligin tarifinin omadigini idda etmis.Arkadas bu yazilari kopi yapip ordan burdan buraya yapistircagina biraz okusaydi ögrenirdi.Kaynakta verebilirim Ataturk ilke ve inkilaplarinda Milliyetciligin tarifi vardir.
Ayrica Milliyetcilige ne gerek var diyen zihniyetler ya Ermeni ,ya kürt yada ne oldugunu bilmeyen ya XXXXXX ya XXXXX bir takim insanlardir.Kökleri saglam ve Dünyada ansiklopedilere konu olan her milletin ferdi milliyetcidir.Dedigim gibi Milliyetcilige ne gerek var diyenler ancak ezik kirma me