RSS Feed for This Post

Başörtülüler Daha Az Vergi Ödemeli

[8 Ekim 2007 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]

tesettur21.jpg Başörtülüler Daha Az Vergi ÖdemeliBaşörtülüler Daha Az Vergi ÖdemeliŞu sıra üniversitelerdeki başörtü yasağının kaldırılması gündemde. “Olağan şüpheliler”in hep birlikte uyguladığı “tama saha pres”in işe yarayıp yaramayacağı ve dünyada eşi-benzeri bulunmayan bu yasağın sürüp sürmeyeceği belli değil. Ama eğer sürecekse o zaman bir başka hukuki düzenleme yapılması, başörtülü vatandaşlara vergi indirimi getirilmesi lazım.

Nedenini anlatayım. Malum, “devlet” dediğimiz organizasyon, vatandaşların ödediği vergilerle finanse edilen bir yapı. Demokratik rejimlerde ise bu verginin meşruiyet kaynağı, devletin vatandaşlara hizmet götürüyor olması. Devlete vergi veriyoruz, çünkü o da bize bunun karşılığında güvenlik, altyapı, sağlık, eğitim gibi hizmetler sağlıyor.

İşte başörtülü vatandaşlar açısından bu vergi-hizmet denkleminde bir problem var. Çünkü onlar da herkes gibi vergi ödemelerine karşın, devletin eğitim hizmetlerinden yararlanamıyor, bundan sistematik olarak dışlanıyorlar. İş bunla kalsa yine iyi. Devletin kimi üst düzey memurları, bu vatandaşları sık sık “mürteciler”, “karanlık odaklar” gibi laflar kullanarak aşağılıyor, hatta onları “iç düşman” ilan edip tehdit bile ediyorlar. Ama ne ilginçtir ki bu memurların aldığı maaşlarda, söz konusu başörtülü vatandaşların ödediği vergilerin de payı var. Yani bu yurttaşlarımız için günlük dilde “kendi paranla rezil olmak” diye tarif edilen traji-komik durum geçerli.

Aslında durum öyle garip ki, devletin bazı kurumları adeta vatandaşların sadece bir kısmının hizmetinde ve onları diğerlerinden gelebileceği varsayılan tehditlerden korumak için çalışıyor. Anayasa Mahkemesi eski Başkanı Mustafa Bumin’in geçenlerde Hürriyet’in manşetine taşınan “Türbanlı girer, başı açık çıkar” şeklindeki uyarısı, bu açıdan çok ilginçti. Sayın Bumin, eğer başörtülülere özgürlük verilirse, bu kez diğer öğrencilerin baskı altında kalacakları ve hatta kovulacakları uyarısını yapıyor ve yasağın sürmesini savunuyordu. Söz konusu “tehlike”nin ne denli abartılı olduğunu görmek için Türkiye’nin tüm sokak, cadde ve parklarına “türbanlılar”ın girdiğini, ama hiç birinden “başı açıkların” çıkmadığını hatırlamak yeterli. Ancak asıl enteresan nokta şu: Görünen o ki Sayın Bumin’in tek endişesi, başını örtmeyenlerin eğitim hakkı ve onların yaşayabileceği muhtemel bir “psikolojik baskı”. Ötekilerin hakkı ise, “psikoloji” filan şöyle dursun, mahkeme kararı ve polis zoruyla ellerinden alınmış durumda. Ama belli ki bunun hiç bir önemi yok…

Peki ama madem herkesin hakkı ve özgürlüğü aynı derecede önemli değil, o zaman neden herkes aynı oranda vergi ödüyor?

Bu soru, sadece vatandaşlar değil, devlet açısından da düşündürücü. Çünkü “mürteciler”e bu kadar soğuk bakan resmi makamların bizzat onların vergileriyle geçinmesi ahlaki bir çelişki gibi duruyor. Öyle ya, hiç yakışıyor mu güzide başkentimizin o pırıl pırıl, ip-ilerici kurumlarına “irticai sermaye” tarafından finanse edilmek?

İşte tüm bu gariplikleri ortadan kaldırmak için kanımca şöyle bir düzenlemeye gidilmeli: Devletin tüm vatandaşlara ulaşan hizmetleri için her mükelleften vergi alınmalı. Ama inançları ve yaşam biçimleri nedeniyle resmi hizmetlerden yoksun bırakılanlara “ikinci sınıf vatandaş indirimi” yapılmalı. Böylece onlar da kendilerine alternatif eğitim imkanları yaratmak için kaynak oluşturabilir, hatta “Devlet Tehdidi ve Aşağılamasına Maruz Kalan Yurttaşlar İçin Rehabilitasyon Derneği” filan gibi sivil toplum örgütleri kurabilirler.

Eğer bunları yaparsak, demokratik olmasa da nispeten daha adaletli bir sistem kurmuş oluruz.

Kuşkusuz daha iyi bir alternatif de var: Bütün bu saçmalıkları bir kenara bırakıp, tüm vatandaşların eşit ve özgür olacağı, herkesin “birinci sınıf insan” sayılacağı demokratik bir ülke haline gelmeye de çalışabiliriz. Umarım yeni anayasa bunun yolunu açar.

 

… Bu makale ilginizi çektiyse…

Başörtülüler Daha Az Vergi ÖdemeliBaşörtülüler Daha Az Vergi Ödemeli Alaturka Laiklik: “Beni bir bir sen anladın, sen de yanlış anladın!”

Türkiye Cumhuriyeti’nde Alevîlere zorla Sünnî İslâm öğretilirken Sünnîlerin başörtüsü devlet dairelerinde yasak. Türk Ordusu’nun istihbaratı camileri ve namaz kılanları fişliyor. Hristiyan Ermenilerin ne kiliseleri, ne yetimhaneleri ne de cemaat lideri seçimleri özgürce yapılamıyor. Rumların ruhban okulları özgür değil. Yahudiler diğer gayrı Müslimler gibi askerde ayrımcılığa uğruyor. Ateistlerin kitapları, internet siteleri yasaklanabiliyor, kapatılabiliyor. Gayrı Müslimlerin alın teriyle biriktirdikleri vakıf malları 1970′lerde gasp edildi, hâlâ geri verilmiyor.

Sahi Laiklik neye yarıyor? Bu kitap son yıllarda Türkiye’nin gündemine gelen, birbirinden ayrı gibi duran ama çekirdeğinde Yobaz Laiklik Meselesini barındıran konuları ele alıyor.Buradan indirebilirsiniz.

 

 Derin İnsan 

Başörtülüler Daha Az Vergi ÖdemeliBaşörtülüler Daha Az Vergi Ödemeli “Düşümde bir kelebektim. Artık bilmiyorum ne olduğumu. Kelebek  düşü görmüş olan bir insan mıyım yoksa insan olduğunu düşleyen bir kelebek mi?” (Zhuangzi, M.Ö. 4.yy)

“Ben” kimdir? İnsan nedir? Hakikat’in ne tarafındayız? Hiç bir şüpheye yer bırakmayacak bir şekilde nasıl bilebiliriz bunu? Zekâ, mantık ve bilim… Bunlar Hakikat ile aramıza bir duvar örmüş olabilir mi? Freud, Camus, Heidegger, Kierkegaard, Pascal, Bergson, Kant, Nietzsche, Sartre ve Russel’ın yanında Mesnevî’den, Mişkat-ül Envar’dan,  Makasıt-ül Felasife’den, Füsus’tan ilham alındı. Hiç bir öğretiye sırt çevrilmedi. Aşık Veysel, Alfred Hitchcock, Maupassant, Hesse, Shyamalan, Arendth, Hume, Dastour, Cyrulnik, Sibony, Zarifian ve daha niceleri parmak izlerini bıraktılar kitabımıza. Buradan indirebilirsiniz. 

   Kadınlar… Günümüzün Don Kişotları

Başörtülüler Daha Az Vergi ÖdemeliBaşörtülüler Daha Az Vergi ÖdemeliSuzan Başarslan’ın dediği gibi “kadına dair söylenmesi gereken ne  kadar söz varsa erkeğin söylediği” bir dünya bu. Sadece söz mü? Yaşama hakkı bile. Bugün Çin’de ve Hindistan’da yüzbinlerce kız bebek daha doğmadan ultrason ile ana karnında görülüp yok ediliyor. Erkeklerin güç mücadelesinde kadınlar eziliyor. Cumartesi anası oluyor, cezaevlerinin önünde sıra bekleyen, şehit tabutlarının üzerinde ağlayan oluyor.  Şampuan veya otomobil satarken bedenini kullandıran, arka planda, silik, soyunan, tüketen, “figüran”… Kadınlara özne olma hakkını vermeyen erkekler mi yoksa bu hakkı alamayan kadınlar mı? Kadınlıklarını kaybetmeden, erkekleşmeden var olabilecek mi birgün kadınlar? 96 sayfalık bu kitapta Kadın’a ait kavgaları ve Kadın’ın kimlik arayışını sorguluyoruz. Buradan indirebilirsiniz.

 Türkiye’nin Ulus-Devlet Sorunu

Başörtülüler Daha Az Vergi ÖdemeliBaşörtülüler Daha Az Vergi ÖdemeliDevlet gibi soğuk ve katı bir yapı bizimle olan ilişkisini hukuk yerine ırkımıza ya da inançlarımıza göre düzenleyebilir mi? GERÇEK hayatı son derecede dinamik ve renkli biz “insanların”. Birden fazla şehre, mahalleye, gruba, klübe, cemaate, etnik köke, şirkete, mesleğe, gelir grubuna ait olabiliriz ve bu aidiyet hayatımız boyunca değişebilir. Oysa devletimiz hâlâ başörtüsüyle uğraşıyor, kimi devlet memurları “ne mutlu Türk’üm” demeyenleri iç düşman ilân ediyor, Sünnî İslâm derslerini zorla herkese okutuyor… Bizim paramızla, bizim iyiliğimiz için(!) bize rağmen… Kürt sorunu, başörtüsü sorunu, Hıristiyan azınlıklar sorunu… Bizleri sadece “insan” olarak göremeyen devletimizin halkıyla bir sorunu var. Türkiye’nin “sorunlarının” kaynağı sakın ulus-devlet modeli olmasın? 80 sayfalık bu kitap Kurtuluş savaşı’ndan sonra Türkiye’ye giydirilmiş olan deli gömleğine işaret ediyor.  Ne mutlu “insanım” diyene! Kitabı buradan indirin.

Amerika Tedavi Edilebilir mi?

Başörtülüler Daha Az Vergi ÖdemeliBaşörtülüler Daha Az Vergi Ödemeli Amerikalılar neden bu kadar gaddar? Dünyanın geri kalan kısmında yaşayan insanlara karşı niçin bu denli acımasız?
 Bayrak yakmanın ve Amerikan/İsrail mallarını protesto etmenin dışında bir şeyler yapmak gerektiğini düşünenler için yapılmış bu çalışmayı ilginize sunuyoruz. ABD desteği son bulmadan Ortadoğu’nun psikopatı İsrail’in saldırganlığı bitmeyecek ve Ortadoğu’ya huzur gelmeyecek gibi görünüyor. Vietnam’da ve Latin Amerika’da yaşanan katliamlar Ortadoğu’da devam ediyor.

 Müslüman’ın Zaman’la imtihanı

Başörtülüler Daha Az Vergi ÖdemeliBaşörtülüler Daha Az Vergi Ödemeli

Sunuş: Müslümanlar dünyanın toplam nüfusunun %20’sini teşkil ediyorlar ama gerçek anlamda bir birlik yok. Askerî  tehditler karşısında birleşmek şöyle dursun birbiriyle savaş halinde olan Müslüman ülkeler var. Dünya ekonomisinin sadece %2-%3′lük bir kısmını üretebilen İslâm ülkeleri Avrupa Birliği gibi tek bir devlet olsalardı Gayrı Safi Millî Hasıla bakımından SADECE Almanya kadar bir ekonomik güç oluşturacaklardı. Bu bölünmüşlüğü ve en sonda, en altta kalmayı tevekkülle(!) kabul etmenin bedeli çok ağır: Bosna’da, Filistin’de, Çeçenistan’da, Doğu Türkistan’da ve daha bir çok yerde zulüm kol geziyor. Müslümanlar ağır bir imtihan geçiyorlar. Yaşamlarını şekillendiren şeylerle ilişkilerini gözden geçirmekle başlıyor bu imtihan. Teknolojiyle, lüks tüketimle, savaşla, kapitalizmle, demokrasiyle , “ötekiler” ile ve İslâm ile olan ilişkilerini daha sağlıklı bir zemine oturtabilecekler mi? Müslüman’ın Zaman’la imtihanı adındaki 204 sayfalık bu kitap işte bütün bu konuları sorgulayan ve çözümler öneren makalelerden oluşuyor.

 Bir pozitivizm eleştirisi

Başörtülüler Daha Az Vergi ÖdemeliBaşörtülüler Daha Az Vergi ÖdemeliHayatta en kötü mürşit ilim ve fen olmasın sakın? Eğer Atatürk bir kaç yıl daha yaşasaydı o meşhur sözünü geri alır mıydı acaba?… Ateşi keşfetmeden önceki insanlık ile bugünkü “uygarlığımızı”  karşılaştırdığımızda hiç  yol almadığımız söylenebilir. Bundan 200 bin yıl önce komşusunun yiyeceğini çalmak için başına taşla vuran neandertal insani ile 2003 yılında Irak in petrolünü çalmak için bir milyon ıraklı sivili öldüren (veya buna seyirci kalan) homo economicus ayni uygarlık seviyesinde. Aralarındaki tek fark kullandıkları silahların teknolojik üstünlüğü.  Teknoloji ve bu teknolojinin uygulanmasını mümkün kılan bilimsel buluşlar sıradan insanlar kadar bilim adamlarının da gözlerini kamaştırdı. Bugün karşımıza kâh bilimci (scientist), kâh deneyci (ampirist) olarak  çıkan ahlâkî-felsefî bir duruş var. Bu duruş eğitim sistemimize ve resmî ideolojimize öyle derinden işlemiş ki sorgulanması dahi çok sayıda insanı öfkelendirebiliyor, rejimin savunma mekanizmalarını harekete geçirebiliyor.  Bilim ve teknolojinin insanlığa otomatik olarak barış getireceğinden şüphe etmek neredeyse bir suç. Buna cüret edenler gericilikle, bağnazlıkla suçlanabiliyor.  Pozitivizm ve “modern” yaşam üzerine yazılmış makalelerimizin bir derlemesini 75 sayfalık bir kitap halinde sunuyoruz. PDF formatındaki bu kitabı buradan indirebilirsiniz.  

Trackback URL

  1. 131 Yorum

  2. Yazan:fuatogl Tarih: Nov 5, 2007 | Reply

    Bence bu şekilde vergi yada para işlerine girmemek gerekir. Temelde haklısınız ama. Mesela yaşadığım yerde 1% daha az vergi ödüyorum, çünkü kilise hizmetlernden faydalanmıyorum. Ama hesap yapılacaksa tüm kalemlere bakmak gerekiyor. Bu türbanlı(*) arkadaşların zihinsel olarak geliştikleri ortama katkı sağlayan son 25-30 yıllık süreçte başkalarının vergi paraları çok harcandı, bunu da görelim. Yıllarca sünni-islam öğreten derslere ayrılan kaynak ve paralar, diyanetin yine sünni-islam için harcadığı trilyonlar vs.vs… inançsızlar, aleviler, hristiyan vatandaşlar herhalde baya baya alacaklı olur böyle bir hesap çıkarmada.
    Yıllarca yapılan yanlışlıkları kolay kolay görmeyiz, hasır atı ederiz. Ama kendimize gelince hepimiz çok keskin zekalı oluveririz nedense 🙂
    (*)yasak elbette saçmadır, hatta türbanın kendisinden daha saçma.

  3. Yazan:Haydar Tarih: Nov 5, 2007 | Reply

    M Akyol bunu saka diye yaziyor ama bence gayet ciddi ve mantinkli bir talep.
    Boyle memlekete boyle kanun gerekli.
    ***
    Zaten “abi, bana yan bakti bende satirla dogradim… tahrik var” deyince ceza indirimi verilen medari iftiharimiz kanunlar yokmu? Var. Ustelik karakolda eller omuzda hatira fotografi bile cektirirler.
    Eeee, basortusu yasagi nasil olsa uygulamada var… vergi indirimide oluversin canim.
    Yasagindan utanmiyoruzda vergi indimindenmi utanacagiz?

  4. Yazan:freedom Tarih: Nov 6, 2007 | Reply

    Fuat’ın dediği gibi dinsizlerin ve diyanetten dini hizmet alamayan diğer inanç sahiplerinin de sünnilere göre düşük vergi vermesi gerekir aynı mantıkla.

  5. Yazan:saldiray Tarih: Nov 9, 2007 | Reply

    turban yasaginin dunyada esi benzeri olmadigini soylemissiniz, oysa turkiye’dekine cok benzer bir yasak tunus’ta da uygulanmakta. hatta gecen sene turban takma yasagi kamu kurumlarinin disina tasindi ve kadinlarin sokakta turbanla gezmesi yasaklandi.

    http://news.bbc.co.uk/2/hi/africa/6053380.stm

  6. Yazan:alican Tarih: Nov 15, 2007 | Reply

    Yasaklar nereye kadar?
    Hiçbir akli, mantıki tabanı olmayan, sırf ben öyle istiyorum bağnazlığıyla uygulanan bir yasak! birileri bu yasaktan geçimini sağlıyor olmalı, yoksa aklı başında bir insanın yasak savunmasını benim aklım almıyor.

  7. Yazan:blue Tarih: Nov 15, 2007 | Reply

    Bence gayet mantıklı bir talep. Diyanetten hizmet alamayanlar da kapsama pekala sokulabilir, bence hiç bir mahzur yok.
    Yazının ana fikri, devlet hizmet içindir, hizmet veremiyorsan benden para da alamazsın, alıyorsan zorbalıkla alıyorsundur. İnançsızlar da malulen emekli edilmeli.

  8. Yazan:Mister No Tarih: Nov 15, 2007 | Reply

    Ben de diyanetten hizmet almıyorum, ben de az vergi ödemek istiyorum.

  9. Yazan:snowqueen Tarih: Nov 16, 2007 | Reply

    Köylerine cami yapilan aleviler, dogduklarinda nüfus kagitlarina ‘islam’ yazilan ateistler de daha az vergi ödemeli o halde.

    Devlet Tehdidi ve Aşağılamasına Maruz Kalan Yurttaşlar İçin Rehabilitasyon Derneği kurulmasini önermes Mustafa Akyol,
    Türkiye’de yasayan escinseller içinde böyle bir olusuma destek verecek mi kendisi? Yeni anayasada ‘escinseller’ de yok mesela.
    Ama hayir, muhafazakar demokrasi anlayisi sadece ve sadece ‘basörtüsü’ yasagina ses ediyor bu sekilde.

  10. Yazan:Gülcin Kacar Tarih: Nov 23, 2007 | Reply

    Pantolon giyenlerde vergi vermesin.
    Daha ciddi işlerle uğraşın arkadaşlar yazık oluyor zamanınıza.

  11. Yazan:sem Tarih: Nov 24, 2007 | Reply

    Eyer bu kanun kabul edilirse iş adamları da baş örtüsü takarlar.

  12. Yazan:fizikci Tarih: Nov 24, 2007 | Reply

    Ayrıca İslam’ın son kalesi olan Osmanlı’nın (yani hilafetin) kurtarılması için, Kurtuluş Savaşını desteklemek üzere, Hindistan’daki Müslümanların toplayıp gönderdiği para meselesi de var. Bu para Pakistan’ın hayır kurumlarına geri ödensin.(*) Çünkü o para Kurtuluş Savaşı için kullanılmadığı gibi hilafet de kaldırıldı. İşin ilginç tarafı CHP’nin İş Bankası o parayla kurulmuş. CHP’nin para kaynağının kaynağı Hintli müslümanlarmış yani.

    * Niye Pakistan: O zamanlar Hindistan’da olan müslümanlar sonradan Pakistan olarak ayrıldılar.
    * Niye hayır kurumları: Para iktidara kazık çakmış cuntaya gitmesin diye.

  13. Yazan:snowqueen Tarih: Nov 24, 2007 | Reply

    @fizikçi,

    Pakistan bağımsızlığını ilan ederken Türkiye’nin kurtuluş savaşını kendine örnek aldı. amaç halifeliği kurtarmaktan ziyade kendi bagımsızlıklarıydı, bunun içinde Mustafa Kemal Paşa iyi bir rol modeliydi.

  14. Yazan:bülent Tarih: Nov 26, 2007 | Reply

    Senelerdir vermişler türk milletinin önüne böyle konuları;kızıştırsınlar ,çekiştirsinler.
    Bu kadar aklı başında görünen insanlar da uyanıp nelerle uğraştıklarının farkında değilller.
    Başkaları gitsinler uzaya siz uğraşa durun…

  15. Yazan:Cumhur Tarih: Nov 30, 2007 | Reply

    Yani o turbanlıların istediği düzen gelse, başı açıklarda sokaklarda dolaşabilir diyo bu vatandaş öylemi,yani İran’a, Arabistan’a gitsen başın açık dolaşırsın diyor bu zat kanımca, başı açıkların ve onlar gibi düşünenlerin demokratik anlayışları sayesinde onlar sokaklarda dolaşabiliyorlar, yoksa o başı açıklar da kapalılar gibi katı olsa değil devlet kurumlarına bu memleketten içeri giremezlerdi kapalılar, onun için bırakalım bu takiyye daha doğrusu yalanları, herkes kimin ne olduğunu biliyor, demokrasi adına konuşuyor gibiler sanki bizde kanıyoz, vergi vermesinlermiş, devlet kurumlarından herkes aynı derecede faydalanabiliyor sanki. Arap şeyhi ile sade vatandaş Mehmet aynı hakka sahip yani devlet kurumlarında

  16. Yazan:fizikci Tarih: Nov 30, 2007 | Reply

    Sevgili Cumhur,

    Yani o turbanlıların istediği düzen gelse, başı açıklarda sokaklarda dolaşabilir diyo bu vatandaş öylemi,yani İran’a, Arabistan’a gitsen başın açık dolaşırsın diyor bu zat kanımca

    Başı kapalıların Suudi ya da İran düzenini istediğini size kim söylediyse yalan söylemiş. Başı kapalıların istediği sadece şu: Başörtüsünü çıkarmak zorunda kalmadan kamusal hizmetlerden faydalanabilmek. Başörtüsü yüzünden okuldan atılmamak. Avukatlık, doktorluk, öğretmenlik hatta milletvekilliği yapabilmek. Kısaca inancımın gereği olan başörtüm batmasın kimseye diyorlar. Bu onların hakkı değil mi?

    başı açıkların ve onlar gibi düşünenlerin demokratik anlayışları sayesinde onlar sokaklarda dolaşabiliyorlar

    Hmm. Sokakda bile dolaşamazlardı, lütfediyoruz dolaşıyorlar, buna şükretsinler diyorsun. Sevgili Cumhur, bireysel haklar ve özgürlükler kimsenin kimseye bir lütfu değildir. Herkes bu haklara sahip olarak doğar. Başına 1,5 metre bez parçası örtmek isteyene kimse örtemezsin diyemez. Bunu diyen demokrat olamaz.

    yoksa o başı açıklar da kapalılar gibi katı olsa değil devlet kurumlarına bu memleketten içeri giremezlerdi kapalılar

    Demek kapalılar katı. Açıklar ılımlı. Demek devlet kurumlarını açıklar ele geçirmiş. Kapalıları içeri sokmuyorlar. Bravo onlara! Birgün devlet kurumlarını kapalılar ele geçirir de açıkları içeri sokmazlarsa neyle savunacaksın kendini? Vaktiyle sen de onların içeri girmesine izin vermiyordun. Onlar da senin yaptığını yapıyorlar. Ne diyeceksin o zaman? Demokrasi mi, özgürlük mü? Bence birgün o duruma düşmek yerine şimdiden demokrasi, özgürlük de. Kapalıların da okumaya, devlet kurumlarında çalışmaya hakkı vardır de.

    Neyse vaktim yok geri kalanını yorumlayamayacağım. İpucu şu: Sadece kendinin değil herkesin özgürlüğüne sahip çık. Bu durumlara düşmezsin.

  17. Yazan:cumhur Tarih: Nov 30, 2007 | Reply

    Yazıma cevap gelmiş, ilginç ama ya ben anlatamadım yada arkadaş anlamamış, kısaca dediğim şu; onların istediği düzende benim gibi düşünenlerin yaşama hakkı yoktur, vermezler, ama benim istediğim düzende hep varlardı ve varda olabilirler( benim halalarım, baba tarafım köyde yaşar ve bütün kadınlar başörtülüdür), gene takiyye var (bu takiyye de ilginç laf) sanki onlar gibi düşünenlerin derdi demokratik bir hakkı. kullanmak istiyorlarmış gibi de kim inanır, onların inançlarında demokrasi yokki, benim gibiysen varsın yoksa olma hakkın olamaz derler, inanmayan tarih boyunca veya şimdi var olan ülkeleri incelesin, yani kısaca derdimiz başörtüsü değil, buda binlerce kere söylenmiştirde düzeni yıkmak isteyenlerin derdi başka, başörtüsü bahane.Bi gün başörtülüler düzeni ele geçirirlerse sokmazlarsa seni içeri diyo arkadaş, devlet kurumlarını bırak memlekete sokmazlar yahu bu belli bişey, sormuş arkadaş nasıl savunacaksın kendini diye, kendimi savunma şansımmı olurki, sokaklarda miting yapabilirmiyim, güldürmeyin insanı, tek soru; onların istediği düzende başım açık dolaşma özgürlüğüm olabilirmi?

  18. Yazan:fizikci Tarih: Dec 1, 2007 | Reply

    Üzgünüm ama kendi hayal dünyanızda yarattığınız bir başörtülü insan tipi var. Zannediyorsunuz ki bunlar cumhuriyet ve demokrasiden hazzetmezler. Adı bile yeterince korkunç olan şeriat rejimini arzu ederler. Eğer devleti ele geçirirlerse bütün başı açıkları sürgüne yollarlar.

    Bunların tamamı yanlış. Gerçek dışı. Başörtülülerin çoğu “cumhuriyet ve demokrasi nedir, şeriat nedir?” diye sorsanız cevabını bilmezler. Açıkların da çoğu böyledir. İki grup da cumhuriyet ve demokrasinin yönetimle ilgili iyi bişey, şeriatın ise gericilikle ilgili kötü bir şey olduğunu söyleyecektir. Toplumdaki genel yargı böyledir çünkü. Laikliği sorarsanız iki grupda da çoğunluk başörtüsü yasağının sebebi olarak öne çıkan bu kavram hakkında iyi şeyler düşünmeyecektir ama olumsuz birşey söylemekten de kaçınacaklardır. Gerici diye yaftalanma tehlikesi var çünkü.

    Bu insanlara kısaca avam denir. Cumhuriyet, demokrasi, laiklik, vs. avamın gündeminde yer almaz. Onlar için önemli olan yeterince özgür ve güvenli bir hayat yaşayabilmektir. Devleti ele geçirmek, düzeni yıkmak vs. asla akıllarının ucundan bile geçmez. “Azıcık aşım, ağrısız başım” diyenler çoğunluktadır.

    Dolayısıyla bu insanların başörtülü olanlarına militan muamelesi yapmak büyük haksızlıktır. Tek isteği “özgür ve güvenli bir hayat yaşayabilmek” olan bu insanların özgürlüğünü kısıtlamak rejimle hiç bir problemi olmayan bu insanların rejimle arasını açacaktır.

    Kısaca şunda anlaşalım: Başörtülüler El-Kaide’nin yetiştirip Türkiye’ye gönderdiği militanlar falan değiller. Sizinki gibi bir anne-babadan doğmuş, aynı toplumda, yaklaşık aynı şartlarda yaşamış bu ülkenin insanlarıdırlar. Tanışırsanız aranızda hiç bir fark olmadığını görecekseniz. Zaten başı açık ve kapalı insanların samimi arkadaşlığı her zaman gördüğümüz bir şeydir.

    onların istediği düzende başım açık dolaşma özgürlüğüm olabilirmi?
    diye sormuşsunuz.

    Onların istediği düzen diye bir şey olmadığını anlatmaya çalışıyorum zaten. Onların istediği şu olabilir: Mevcut düzenin özgürlük konusunda daha samimi olabilmesi. Başörtülülere ayrımcılık yapmaması. Bunun için de oy sandıklarını kullanıyorlar. Başörtüsü konusunda yasakçı zihniyete sahip olan partilerin nasıl döküldüğünü hepimiz görüyoruz.

    Sorunuzu şöyle sormanız daha uygun olur: İslam dini insanların başı açık dolaşmasına izin verir mi?

    Elbette verir. Müslüman değilseniz zaten dinde zorlama yoktur. Müslüman iseniz, günah işleme özgürlüğünüz var. Hesabını öbür dünyada vereceksiniz. Geçmişte ve bugün İslam ülkelerinde farklı uygulamalar olmuş olabilir. Bu o ülkeleri ilgilendirir. Kuran’da başı açıkları ülkeden sürün, öyle dolaşmalarına izin vermeyin diye bir şey yazmaz.

    Hatta size daha ilgincini söyleyeyim: İslam bir ülkenin yönetim şekline de karışmaz. Oligarşi ya da cumhuriyet. Bunlar dünya işidir. Peygamberimiz (s) “Size dinle ilgili söylediğim şeylere aynen uyun. Diğer konularda ben de sizin gibi beşerim. Dünya işlerini siz benden daha iyi bilirsiniz” demiştir. Bununla birlikte İslam’ın ilk dönemlerinde yönetim biçiminin cumhuriyete daha yakın olduğu da bilinen bir gerçektir.

  19. Yazan:cumhur Tarih: Dec 2, 2007 | Reply

    Bence bu tartışmanın sonu yok, anlaşmak mümkün değil, bugünkü İslam ülkelerinde farklı uygulanıyor olabilir, peki şimdiye kadar hep böyle gelmişse bundan sonrada bu şekilde yorumlanacak demek değilmidir, ve bencede öyle olacaktır, sonra konu kadının başını örtmesi değilki, istiklal savaşında bulunan kadınlarımız, analarımızda başörtülüydü buna kimse bişey demezki, diyende yok, bunu konu edip ortaya atan arkadaki zihniyete karşıyım bu da belli zaten yoksa okula başörtülü gitsin gitmesin diye bir durum yokki nasılki genel kurmaya şortla giremezsen, varolan kanunlar bunu gerektiriyorsa uyarsın, yani kanunu değiştireceksin, yani kısacası konu başörtüsü değil, o başörtülü kızlarımızın hepsine karşı değilizki, kanla canla yüzbinlerle şehit verilerek kazanılmış istiklalimizin ve cumhuriyetimizin yıkılmak istenmesi, her başörtülüde elbette cumhuriyet düşmanı değildir, ama dediğim gibi bu konuyu öne çıkarıp isteklerini yapmak isteyen kara zihniyet karşı olduğum, onun için lütfen madem Peygamberimiz(s) öyle demiş ve o dönemlerde yönetim cumhuriyete yakınmış , hep beraber cumhuriyetimize sahip çıkalım ve bu cennet vatanı bize kazandıranların anısına yaşatmaya devam edelim

  20. Yazan:ahmet şahin taban Tarih: Dec 4, 2007 | Reply

    fikirlerinize katılmamak mümkün deyil tümüyle destekliyorum

  21. Yazan:Hakan Tarih: Dec 4, 2007 | Reply

    Başörtüsüne izin verildiği gün çarşafla gelirsiniz üniversiteye. Sonra bu da yetmez. Kadın sesi duymak haramdır diye şimdi başınızı örttüren zibidiler fakültede konuşmanıza, hatta hocalarınızın sorularına cevap vermenize bile izin vermezler (Bu olayların tamamı Ankara İlahiyat Fakültesinde yaşanmıştır.).

    Zaten başörtüsü olayını büyük bir mağduriyet halinde topluma pazarlayan siyasal İslam ( Yani sadece kendini Müslüman zanneden; hatta kendi gibi olmayanın müslüman olmadığını iddia eden, böylece de Allaha ŞİRK koşan ve BÖYLECE dinden çıkan XXXXXXXX TOPLULUĞU)’ ın buradaki termel hedefi sizlerin okumanızı, toplumda yer edinmenizi, kendi ayaklarınız üzerinde durmanızı istemiyor. Yoksa yasak varsa perukla gel oku yapıyorsun bunu da. kimse sesini çıkarıyor mu?

    Ama seni dolduranlara bu yetmiyor. Senin okulda okumaman gerekiyor. Bunu sağlamak için cemaatler tam gaz çalışıyorlar. Türban yasağının kaldırılmasından hemen sonra seni Üniversite ile kavgalı hale sokmak için Kara Çarşafla yüzünde de Peçeyle gönderiyorlar okula. İmtihanda sen Sibel’misin yoksa Cafer ‘misin benim bilme şansım yok. Seni sınava almasam kıyamet kopuyor.

    BUNLA DA YETİNMİYOR SİYASAL İSLAM. ÖRTÜNMEYEN KIZLARA PSİKOLOJİK BASKIYA BAŞLIYOR. ÇOCUK AİLEM İZİN VERMİYOR DESE AİLENİ TERKET SANA BİZ BAKARIZ DİYOR. EĞER KABUL EDERSE MUTA NİKAHI İLE EVLENDİRME GÜNDEME GELİYOR. SONRA KIZIMIZ ÜNİVERSİTEDE OKUDUĞU 4 YILDA 4-5 KERE KOCA DEĞİŞTİRLEREK ONDAN ONA GEZDİRİLİYOR. SONUÇTA MÜCAHİDE OLUYOR.

    BU BAHSETTİĞİM OLAYLARIN TAMAMI BÜTÜN ÜNİVERSİTELERİMİZDE 28 ŞUBAT’A KADAR YAŞANMIŞ OLAYLARDIR. AYRICA KONYA SELÇUK ÜNİVERSİTESİNDE BİZZAT GÖZLEMLEDİĞİM OLAYLARDIR.

    SİYASAL İSLAMIN KABUL EDECEĞİ TEK ÖRTÜNME ŞEKLİ BURKADIR. VE MODEL ÜLKESİ DE AFGANİSTANDIR. AMAÇ KADINI TOPLUMSAL HAYATTAN SOYUTLAMAK ONU EVE HAPSETMEKTİR.

    Buradaki tek amaç senin okumanı engellemek. bu oyunu görmen lazım .

  22. Yazan:A.haydar Tarih: Dec 4, 2007 | Reply

    İslam bir ülkenin yönetim şekline de karışmaz. Oligarşi ya da cumhuriyet. Bunlar dünya işidir. Peygamberimiz (s) “Size dinle ilgili söylediğim şeylere aynen uyun. Diğer konularda ben de sizin gibi beşerim. Dünya işlerini siz benden daha iyi bilirsiniz” demiştir. Bununla birlikte İslam’ın ilk dönemlerinde yönetim biçiminin cumhuriyete daha yakın olduğu da bilinen bir gerçektir.

    Yani bu şu mu demek;Allah sizi yarattı ve başıboş bıraktı.Yaratıcımızla aramızda sadece ruhani manada bir ilişki söz konusu öylemi.?Tahrif edilmiş İsevilikten farkı yok öyleyse İslamın öylemi(!)Yazık doğrusu,çok yazık ey fizikçi kardeşim!Kuranı okuyup durduğunuz,Rasullullah’ın kıssalarını okuyup durduğunuz halde akidenizden bu kadar uzak bir sahrada dolaşmanız gerçekten çok elem verici bir şey.Peki sevgili fizikçi kardeşim,Kuranda bulunan yaklaşık 256 ayet ne ile ilgili hiç düşündünmü?Geçmişte bazı yöneticilerin bir kısım otorite aşığı sözde din bilginine bu 256 ayetin kurandan çıkartılması yada tevil edilerek etkisizleştirilmesi göreviyle onları görevlendirdiğinide bilmiyorsunuzdur herhalde.Artık pek ihtiyaç hissetmiyorlar bu çalışmalara,zira sağolun siz onların yapmak istedikleri kıvama çoktan gelmişsiniz bile.

    Rasulün bu sözü,hurma ağacının aşılanması,savaş hileleri ve teknik usluplar vb. gibi konuları içine alır.Daha ötesini değil.Lütfen bu konuda daha derin bir inceleme yapınız.

    Allah Rasulü bir devlet yönetti yahu.Kurduğu ilk İslam devletinin başkanı idi.Hadleri uyguladı,devletler arası anlaşmalara imza attı,bizzat harb etti ve ordusunun komutanı idi,istihbarat timleri görevlendirdi,suikast timlerini görevlere gönderdi.Bir devlet başkanının yapması gereken her işi en mükemmel şekli ile yaptı.Haşa nefsinin hoş gösterdiğini değil Allah’ın vahy ettiğine göre yönetim işlerini güttü.Sayın fizikçi,bu saydıklarımız sizce uhrevi işler katagorisine mi giriyor.
    Allah aşkına,helaya girerken bile Rasul(A.S) nasıl yapmışsa öyle yapmaya gayret eden siz ey kardeşlerim,O’nun davasını tatbik-koruma ve yayma metodunu neden es geçiyorsunuz.Tümden felçmi oldu zihinleriniz ey kardeşlerim…
    Evet islamın bir yönetim şekli vardır ki O;Rasul(A.S)’ın ve Raşit halifelerinin tatbik ettikleri İslam nizamıdır.

  23. Yazan:fizikci Tarih: Dec 5, 2007 | Reply

    A.Haydar Bey,

    Yani bu şu mu demek;Allah sizi yarattı ve başıboş bıraktı.Yaratıcımızla aramızda sadece ruhani manada bir ilişki söz konusu öylemi.?Tahrif edilmiş İsevilikten farkı yok öyleyse İslamın öylemi(!)Yazık doğrusu,çok yazık ey fizikçi kardeşim!

    Böyle anlamanıza çok şaşırdım. “İslam bir ülkenin yönetim şekline karışmaz. Oligarşi ya da cumhuriyet. Bunlar dünya işidir.” diyorum. Siz tahrif edilmiş İsevilikten bahsediyorsunuz. Ne alakası var? Osmanlı’nın yönetim şekli İslam dışı mıydı yani? İslam dışı bir yönetimin asırlarca İslam’ın bayraktarlığını yapmış olması ne kötü bir talih İslam dünyası için(!)

    Geçmişte bazı yöneticilerin bir kısım otorite aşığı sözde din bilginine bu 256 ayetin kurandan çıkartılması yada tevil edilerek etkisizleştirilmesi göreviyle onları görevlendirdiğinide bilmiyorsunuzdur herhalde.Artık pek ihtiyaç hissetmiyorlar bu çalışmalara,zira sağolun siz onların yapmak istedikleri kıvama çoktan gelmişsiniz bile.

    İyi de ben faiz helaldir, zekat vermeseniz de olur falan demiyorum ki. İslam dininin belli bir yönetim şeklini farz kılmadığını söylüyorum. İslamiyet insan ve toplumu ilgilendiren temel kuralları vazetmiştir. Dolayısıyla adalet, özgürlük, eşitlik gibi temel kuralara uyan bir yönetim İslam’a da uyar. Bunun adının krallık veya cumhuriyet olması bir şeyi değiştirmez. Efendimiz döneminde bütün bu yönetim şekilleri vardı. Ve elbet Efendimiz de hapsinden haberdardı ama bu konuda bir zorunluluk getirmedi. Kendi yaşayışıyla cumhuriyeti önerdi sadece. Şûraya önem verdi. Arkasında bir veliaht bırakmadı. Babadan oğula geçen bir yönetim oluşmadı vs..

    Allah aşkına,helaya girerken bile Rasul(A.S) nasıl yapmışsa öyle yapmaya gayret eden siz ey kardeşlerim,O’nun davasını tatbik-koruma ve yayma metodunu neden es geçiyorsunuz.Tümden felçmi oldu zihinleriniz ey kardeşlerim…

    İyi ya işte biz de Efendimiz’in yolundan gidip cumhuriyeti destekliyoruz. Bence siz ve sizin gibi düşünenlerin temel problemi şu: İslam’ı bir din olmasından ziyade bir yönetim şekli gibi algılıyorsunuz. İslam, insanların hem dünya hem ahiret hayatını kuşatan en temel kaideleri ortaya koyan bir dindir. Bu manada örneğin demokrasi İslam’ın alternatifi ya da zıttı değildir. İkisi çok farklı konulardır. İslam falanca yönetim biçimini önermez ama yöneten ve yönetilenin haklarını ve sorumluluklarını bildirir. Bunu şunun için söylüyorum; vakti zamanında İslam’ı yönetim şekli olarak algılayan bir partinin misyonerleri “demokrasi demek küfür düzeni demektir” falan gibi akılsızca şeyler söylüyordu. Hatta biri “demok şeytan, rasi de yönetim demek, bak şeytan yönetimi işte” şeklinde akıllara zarar bir açıklama yapmıştı. Hem de bunu İslam adına yapıyordu zavallı. Doğrusu “demo halk, krasi yönetim” 🙂 E şimdi halk yönetimi oylamayla olur. Oylama meselesinin de İslam’daki karşılığı bey’attır. Efendimiz dahi insanların kendisine bey’at etmesini istemişti. İslam tarihi boyunca bu gelenek devam etti.

    Şimdi demokrasiye İslam dışıdır diyebilir misiniz?

  24. Yazan:A.haydar Tarih: Dec 5, 2007 | Reply

    “İslam bir ülkenin yönetim şekline karışmaz. Oligarşi ya da cumhuriyet. Bunlar dünya işidir.” bu söz islamın içini boşaltmaya,her türlü bidatin din diye algılanmasına kapı aralar,hatta ardına karar açar sayın fizikçi kardeşim.Allah kullarının hertürlü meselesi için çözüm yollarını kitabı ve Rasulü aracılığıyla vaaz etmişken,nasıl olurda insan hayatı için,düzen ve huzur için olmazsa olmaz bir konu olan devlet nizamı(yönetim şekli)hakkında hükmü olmasın…Helaya bile girerken dedim,zira bu kadar münferit basit bir konuda bile dini bir ölçü varken,Yaratıcımızın,müslümanların tüm içtimai hayatını ilgilendiren bir meselede insanları serbest bıraktığına inanmanız gerçekten çok şaşırtıcı doğrusu…Kaldıki bu çok kompleks bir mesele de değil.”bir çöl bedevisi;hiçbir ilahın olmadığı,İlah’ın yalnız Allah olduğu,Muhammed’in,O’nun kulu ve resulü olduğu sözünü ilk işittiğinde -Bu sözü Krallar sevmez-
    diyerek bu sözün neleri kapsadığını çok basit bir şekilde kavrayabilmiştir.Bu söz yönetim işlerini kapsamıyorsa,kralların ceberrut nizamlarına alternatif bir çözüm içermiyorsa ,neden krallar rahatsız olsunlar ki bu sözden.Lütfen sevgili kardeşim biraz daha derin düşünelim ki aydın fikre ulaşabilelim.
    “Osmanlı’nın yönetim şekli İslam dışı mıydı yani? “diyorsunuz.Osmanlı,son islami hilafet devletiydi,ve sizin savunduğunuzun tam aksine,islamı(bazı eksiklikleri olsada) bir yönetim biçimi olarak benimsemiş ve tatbik etmiş bir cihan devleti idi.
    “adalet, özgürlük, eşitlik gibi temel kuralara uyan bir yönetim İslam’a da uyar. Bunun adının krallık veya cumhuriyet olması bir şeyi değiştirmez.
    “Öyleyse İslama ne gerek var.Tedeyyün icgüdümüzü tatmin edecek bir çok inanç biçimi zaten mevcut…Hatta hiçbir inancı kabul etmeyen koministlerde yukarıda sözünü ettiğiniz kavramların kendi ideolojilerinde bulunduğunu söylemiyorlar mı?Sevgili kardeşim Adalet ancak Allah’ın din olarak bizlere seçtiği İslamda mevcuttur.Adalet Allah’ın kanunlarını harfiyet tatbik etmedikçe asla tahakkuk etmeyecektir.

    “İslam’ı bir din olmasından ziyade bir yönetim şekli gibi algılıyorsunuz. İslam, insanların hem dünya hem ahiret hayatını kuşatan en temel kaideleri ortaya koyan bir dindir. Bu manada örneğin demokrasi İslam’ın alternatifi ya da zıttı değildir. İkisi çok farklı konulardır.”
    Evet İslam komple bir hayat nizamıdır.Bunun içinde kişinin kendisi ile,diğer insanlar ile,aile hayatı ile komşusu ile üzerine tatbik edilen nizamı uygulayan yöneticileri ile aklınıza gelebilecek hertürlü ilişkilerinde ölçüler koymuş bir din dir.Bir adamın dini,onun hayata bakışını,tüm sahip olduğu mefhumlarını şekillendirmiyorsa,eğilimlerini,zihniyetini ve nefsiyetini,inandığını söylediği dinin etrafında değilde kendi arzuları etrafında evirip çeviriyorsa,o adamın dini o adamın hayatını şekillendiren unsur olmaktan çıkıyor demektir.Aslında o adamın eğilimlerini şekillendiren şey ne ise,işte dini o oluyor demektir.
    Sevgili kardeşim,senin inandığının aksine,kabul etsende etmesende demokrasi, islamla çelişmektedir.Ayrıca demokrasi denen şey toplumumuzu deşenere etmek için kullanılan bir silahtır da.İslami kavramları sulandırıp,ümmetin islami taleplerini pasifize etmek için islam düşmanları tarafından,ümmete sarılınacak bir dal gibi gösterilmiştir.Sevgili kardeşim,lütfen Allah Rasulu’nün siyerini iyi okuyun,araştırın.Demokrasinin de gerçekte ne olduğunu irdeleyin,sanırım araştırma yapma imkanınız vardır.Size sadece şunu belirteyim ki;Demokrasilerde hakimiyet halkındır,çoğunluğun reyi doğru kabul edilir,yasa koyucu beşerdir.İslamda ise hakimiyet mutlak olarak Allah’ındır ve yasa koyucu Allahtır.Seçim sizin sayın fizikçi kardeşim.
    Ne diyeyim,Allah Hepimize derin firaset versin-Amin-

  25. Yazan:Önce Red Tarih: Dec 5, 2007 | Reply

    http://bekirlyildirim.wordpress.com/2007/03/24/sevgi-golu%e2%80%99nde-cinayet/

    * Yukardaki linkdeki yorumlarda 13RadSuresi:33. ayetinin tefsiri var. Daha başka ayetlerde var, fazla bunaltmayayım. İlgilenenlere faydalı olur inş.

    /

    Laikliği, demokrasiyi vs diğer sistemleri şöyle tarif etsek/edemesek : Allah’ın hükmü ile değilde tağutun/beyaz sarayın hükmü ile hükmetmenin serbest olduğu; yasaları Yüce Yaratıcının değilde beyaz sarayın koyduğu; homoseksüellerin, zinanın yani ahlaksızlığın engellenmesini isteyen Kur’an şeriatının değilde bunların serbest olmasını destekleyen sistemlerin benimsendiği, haram bir kazançla (fuhuş yaparak, içki satarak) mal mülk edinmeyi engelleyen Kuran şeriatı değilde , bunların serbest bırakıldığı bir sistem olarak tarif etsek/edemesek

    Kendimize, ailemize (çoluk cocuğa), akrabamıza yakıştıra bilir miyiz bu serbestlikleri…

    (Bu yazdıklarım tabiki bu meclisten dışarı, sizleri sevdiğimi biliyorsunuz)
    /
    Sizlerde biliyorsunuzdur, demokrasinin 100 kadar sakıncalı yönü, soru işareti -müslüman için red- sayılabilir.
    /
    Allah bizden Tarihin Yükünü kaldırmak istiyor, kulluk yapmamızı istiyor, başkalarını saptırmamamızı istiyor, günah yükünü kaldırmak istiyor, başkalarının günahını yüklenmememizi istiyor, kendi kavramlarımızı kullanmamızı istiyor vs vs.

    29 Ankebut 13. “Onlar kendi ağırlıklarını, kendi ağırlıklarının yanında daha nice ağırlıkları yüklenecekler ve uydurup durdukları şeylerden kıyâmet günü sorguya çekileceklerdir.”
    16 Nahl 25. “Böylece kıyâmet günü kendi günahlarını tam olarak, bilmeden saptırdıkları kimselerin günahlarını kısmen yüklenirler. Dikkat edin, yüklendikleri yük ne kötüdür!”

    Yani bizden İslam dışı sistemleri oluşumları savunma ma mızı istiyor. Örneğin milliyetçiliği savunarak milliyetçilerin işledikleri işleyecekleri zulme cinayetlere ortak olmamamızı onların günahlarını yüklenmememizi istiyor. Laikliği savunarak laiklerin işledikleri,işleyecekleri cinayetlere zülm ve baskılara ortak olmamızı onların günahlarını da yüklenmememizi istiyor. Allah bizden demokrasiyi savunarak demokrasi adına yapılan yapılacak zülümlere (müslümanlara yapılan gerçek sıkıntılara, baskılara, ABD nin ıraka getirdiği demokrasiye vs..) ortak olmamazı istiyor, bu cinayet, zulüm,başka ilahlar koyma, baskı ve eziyetleri cumhuriyet denen sistem, liberalizm denen sistem vs başka sistemlerde yapıyorsa ha keza öyle. Tarihin yükünü, geleceğin yükünü kaldırmak istiyor, Tevhid istiyor, Kulluk istiyor ve saçma sapan sistemlerin yüklenmemek yeni bir sayfa açmak için önce red istiyor. Cumhuriyet bir sonuçtur ortaya çıkmış ama bir kez imtihan oluyoruz, Allah ismi kelimesi için zemin oluşturulursa başka sonuçlar ortaya çıkar. Selametle…

  26. Yazan:fizikci Tarih: Dec 5, 2007 | Reply

    A.Haydar,

    Bakın ben diyorum ki

    İslam yöneten ve yönetilenin haklarını ve sorumlulukları bildirir. Bu konuda en temel kuralları koyar.

    Siz de cevaben diyorsunuz ki

    …nasıl olurda insan hayatı için,düzen ve huzur için olmazsa olmaz bir konu olan devlet nizamı(yönetim şekli) hakkında [Allah’ın] hükmü olmasın…

    Yani ben ne diyorum siz ne diyorsunuz, Allah aşkına? Ya hiç bir şey anlamıyorsunuz ya da sırf “demokrasi küfür düzenidir” diyebilmek için demogojiye sığınıyorsunuz.

    Bakınız, İslam yöneten ve yönetilenin hakları ve sorumlulukları konusunda en temel kuralları koyarken (ki bunlar elbette adalet, eşitlik ve özgürlükle ilgilidir) kralları dışlamaz, saltanatın babadan oğula geçmesi haramdır demez. Cumhuriyet farzdır demez. Eğer bir yönetim bu en temel kurallara uyuyorsa İslam’a da uyar. Bunun nesini anlamadığınızı ben hala anlayamadım.

    Eğer yazdığım onca yazıdan “İslam bir ülkenin yönetim şekline karışmaz. Oligarşi ya da cumhuriyet. Bunlar dünya işidir.” ifadesini cımbızlarsanız, sanki “İslam dünya işine karışmaz, sadece uhrevi konularda söz söyler” demişim gibi oluyor. Ama ben onu demiyorum. Açıkça anlatıyorum ne dediğimi. Siz niye o cümleyi cımbızlayıp itiraza devam ediyorsunuz ki? “Demokrasi küfürdür” sonucunu çıkartabilmek için mi?

    Bir adamın dini,onun hayata bakışını,tüm sahip olduğu mefhumlarını şekillendirmiyorsa,eğilimlerini,zihniyetini ve nefsiyetini,inandığını söylediği dinin etrafında değilde kendi arzuları etrafında evirip çeviriyorsa,o adamın dini o adamın hayatını şekillendiren unsur olmaktan çıkıyor demektir.Aslında o adamın eğilimlerini şekillendiren şey ne ise,işte dini o oluyor demektir.

    Yani sizin gibi “demokrasi küfürdür” demezsem demokrasi dinim mi oluyor? Yahu demokrasi din değil bi kere. Dinen de haram değil. Elmalar armutlar ne kadar karışmış böyle birbirine..

    kabul etsende etmesende demokrasi, islamla çelişmektedir.Ayrıca demokrasi denen şey toplumumuzu deşenere etmek için kullanılan bir silahtır da.

    demişsiniz. Tam ben Allah Allah demokrasinin nesi İslam’la çelişiyormuş derken cevabı vermekte gecikmemişsiniz:

    Demokrasilerde hakimiyet halkındır,çoğunluğun reyi doğru kabul edilir,yasa koyucu beşerdir.İslamda ise hakimiyet mutlak olarak Allah’ındır ve yasa koyucu Allahtır.

    Allah’ın çizdiği sınırlar içerisinde çoğunluğun reyi kabul edilecek tabi. Bu sınırlar içerinde kalmak şartıyla yasa koyucu beşer olacak elbet. Bunların nesine itiraz ediyorsunuz? Yoksa yasalar için içimizden birine vahiy gelmesini mi bekleyelim diyorsunuz?

    Böyle bir demokrasi elbette İslam’a uygundur. Ama başörtüsünü yasaklayan demokrasi İslam’a uygun değildir. Baş açık gezmeyi yasaklayan demokrasi de İslam’a uygun değildir.

  27. Yazan:A.haydar Tarih: Dec 5, 2007 | Reply

    Sevgili kardeşim neden Batının insanlara endoktrine ettiği terminolojilerden sıyrılamıyorsunuz. Güzel kardeşim,ben seni çok iyi anlıyorum,ama sen beni anlamak istemiyorsun gibime geliyor.Demogoji yaptığım falan yok.“demokrasi küfür düzenidir” diyebilmek için demokrasinin İslam ile çelişkilerini uzun uzun sıralamamada gerek yok.Kısa ve öz bir biçimde anlattım demokrasinin prensibini.Kendinize ait bir muhteşem akideye sahipsiniz ,neden kafir batının size süsleyip püsleyip sunduğu mefhumlarla tarif etme ihtiyacı hissediyorsunuz kendinizi güzel kardeşim.

    Bakınız, İslam yöneten ve yönetilenin hakları ve sorumlulukları konusunda en temel kuralları koyarken (ki bunlar elbette adalet, eşitlik ve özgürlükle ilgilidir) kralları dışlamaz, saltanatın babadan oğula geçmesi haramdır demez. Cumhuriyet farzdır demez. Eğer bir yönetim bu en temel kurallara uyuyorsa İslam’a da uyar. Bunun nesini anlamadığınızı ben hala anlayamadım.

    Güzel kardeşim zannettiğiniz gibi bir özgürlük ve eşitlik sahip olduğunuz İslam Akidesinde mevcut değildir,yalnış öğrenmişsiniz.Ahzâb 36
    (Medenî 90) ALLAH ve elçisi bir işte hüküm verdiği zaman, hiçbir inanan erkek ve kadın o işte seçim hakkına sahip değildir. Kim ALLAH’a ve elçisine isyan ederse açık bir biçimde sapmış olur.

    Evvela müslüman olup,sonra dininden dönen birine mürtet ahkamı uygulanır İslamda,yani önce uyarılır vazgeçmezse katledilir.Batının hoş gösterdiği o sınırsız özgürlükler yoktur islamda.inanan erkek ve kadınlar Allah’ın hoşnut olmadığı bir işi alenen asla yapamazlar.Gayrimüslimlerde aleni hiçbir münkeri işleyemezler.Ama evinde kimseye göstermeden isterlerse hayvanlardan daha sapık bir hayat yaşasalarda İslami devlet bunun istihbaratını yapmaz.Anlıyacağınız islami bir nizamda bu özgürlükleri sınırsızca yaşamanın tek yolu evin odası ile sınırlıdır.Fikir hürriyeti var diyerek islami nizamın altını oyacak hiç bir propagandaya da izin verilmez.İslamda yönetim şekli ne krallıktır,ne de parlementer demokrasi.Hz.Hüseyin niye katledildi biliyormusunuz;saltanata karşı çıktığı için,halife seçiminde hile yapıldığı için.Şu nokta çok önemli:İslamda hakimiyet Allah’ın dır,otorite ümmetin.Ümmet kendi içinden seçtiği bir halifeye ancak Allah’ın hükmü ile yönettiği sürece itaat edeceğini beyan ederek biat eder.Halife de ancak Allah’ın hükmü ile yönetirsem bana itaat ediniz aksi halde etmeyiniz diyerek ümmetin biatlarını alır.Biat akti olmaksızın hilafeti geçersizdir.Yani burada ümmetin vazifesi,Allah’ın ahkamını uygulayacak bir yönetici seçmek ve onu muhasebe etmekle sınırlıdır.Yoksa demokraside olduğu gibi bir parlemento ve vekillere vekalet vererek insan nefsinin arzuları doğrultusunda yasalar irad etmek ümmete hak değildir.Ve bu Allah’ı gazaplandıran bir cürümdür.

    Böyle bir demokrasi elbette İslam’a uygundur. Ama başörtüsünü yasaklayan demokrasi İslam’a uygun değildir. Baş açık gezmeyi yasaklayan demokrasi de İslam’a uygun değildir.

    Baş açık gezmeyi islam serbest bırakırmı sanıyorsunuz…
    Sevgili kardeşim lütfen Akidenizi iyi öğrenin,size bunu tavsiye ediyorum.Allah’ın hükümleri hususunda hassas olun,hiç bir şeyi onunla değişmeyin(bilerek bunu elbette yapmıyacaksınız bir inanan olarak)ama dikkat etmemiz gerektiğini söylemek isterim.
    Sizin benden pek hoşlanmamış olabileceğinizi cümlelerinizden sezinlememe rağmen bir kardeşiniz olaral sizi kucaklıyorum.Allah nusretini bir an evvel islam ümmetine nasip etsin.-Amin-

  28. Yazan:T.Suat Demren Tarih: Dec 5, 2007 | Reply

    Şu zihniyet kadar İslam’a zarar veren çok fazla şey yok. Nasıl değişir bu, maalesef bilmiyorum. Zaman diyorum sadece, sadece zaman.

    Bir insan “zorla”, “ölüm tehdidi” ile müslüman edilmeye kalkıldığı zaman ya da aynı tehditlerle “müslüman kalmaya” zorlandığı zaman, imtihanın, seçme hakkının ne gereği vardı madem.. “Dinde zorlama yoktur” ayeti ne için inmişti madem.. Böyle mantıksızlık olur mu?

    Bunu bile düşünemeyecek kadar felç olmuş, donuklaşmış zihinsel bir durum var.

    Bakın Hayrettin Karaman “İrtidad’ın (din değiştirmenin) cezası ölüm müdür?” sorusuna Hayrettin Karaman Hoca şu cevabı veriyor:

    Eğer dininden dönen, din değiştiren kimse bu yüzden öldürülseydi; yani din değiştirmenin cezası idam olsaydı o zaman dinde zorlama (kişiyi müslüman etmek veya müslümanlığını devam ettirmek için tehdit ve baskı yapma) olurdu. Halbuki ilgili âyet, “dinde zorlamanın olmadığını” açıkça ifade ediyor (Bakara: 2/256). Esasen iman, aklın hükmü, gönlün rızası ve vicdanın kanâat getirmesi ile olur. Bir kimseye baskı uygulanır ve bu yoldan “inandım” demesi sağlanırsa, o kimse inanmış olmaz, takiye yapmış, münafıklık etmiş olur. İslam böyle bir iki yüzlülüğe meydan vermez.

    A.haydar bey(ve onun gibi düşünenler) ile Karaman hocanın yaklaşım farkı “şekil”e itibar etmek ile ile “gaye ve öz” itibar farkıdır. Hemen tüm diğer tartışmalı konularda da bu kıstas uygulanabilir.

    İslam ve demokrasi konusunda da daha önce başka başlıkta söylediklerimi tekrar edeyim:

    İslam’ın kalıplaşmış, donuk bir “siyasi modeli” var mı diye sorulsa buna “kesinlikle hayır” diye cevap verilebilir.

    İslam’da genel olarak “Hüküm ancak Allah’ındır” ile özetlenebilecek hükmün iki boyutu var aşkın ve içkin.

    Aşkın olanı zaten her an olan kısmıdır, insanlar bilse de bilmese de: “Onun izni olmadan bir yaprak bile düşmez”

    İçkin olan kısmı ile bir nev’i ahlak teorisi gibi görülebilir. Tarihselliği vardır ve ilkesel olarak belirlenmis bazı kavramlar sabittir, geri kalanı toplumların gelişimine bırakılmıştır. İslam’ın getirdiği toplumsal konulardaki hukuksal kuralların tarihsel yansımalarını ve bunların azlığını gözönüne aldığımızda da bu açıkca görülür.

    İslam birey üzerinden cemiyeti değiştirmeyi öngörür. Bu anlamıyla “birey temellidir” denebilir. Toplumsal yönü bir zorlama ile değil fert fert bireylere yüklediği ödev/imtihan dualitesi ile sağlanması yoluna gidr. Bu anlamda ne ekonomik ne de sosyal açıdan sosyalizm gibi “yeniden dağıtmacı” bir teorik yapısı yoktur İslam’ın.

    İslamın genel ilkesel kabulleri vardır. adalet gibi şura gibi Tevhid gibi. Bu ilkesel kabullere dair “bunlar da bağlayıcı işte, olmamalı” şeklinde yapılacak bir itiraz da geçersiz olur. Çünkü bugün en liberal akım olan klasik liberalizm bile “doğal hukuk” da denen insan fıtranına içkin bulunan bazı “değer”leri başlangıç noktası kabul ederek mülkiyet ve ahlak kuramını oluşturur.

    Bir müslümanın da bu doğal hukuk olarak Vahyin ilkelerini kabul etmesi ve dünyevi işlerini, bu ilkeler ışığında hareket etmesi, siyasi açıdan da demokratik bir yönetimi savunup bunu da aynı temel ilkelere bağlaması (Şura, Adalet) mümkün olmanın da ötesinde zorunluluktur.

    Bu konuda A. Suruş ve T. Ramadan gibi düşünürlerin yorumları okunabilir. Ayrıca Ahmet Arslan’ın “İslam, Demokrasi ve Türkiye” adlı kitabına bakılabilir.
    İslam hukukunda Kur’an ve sünnette geçen sadece birkaç tane had cezası vardır. Bunlar da; “adam öldürmek, zina etmek, içki içmek, hırsızlık yapmak,”

    Bunlar arasında namaz kılmayana ya da başörtüsü takmaya ceza filan gibi “yorumlar” tarihseldir, islam’ın özündeki “dinde zorlama yoktur” ilkesine aykırıdır. Dinin rituelleri tamamen kişiseldir. İslam’ın had cezaları ise toplumsal düzenle ilgilidir. Bunlar da toplumsal gelişmelerle değişime açıktır. (Teori ile yanlış uyguamaları irbirine karıştırmayalım)

    Tıpkı modern hukuk gibi İslam hukuku da temel ilkeler ile yorumlanır, gelişir.. İslam’ın yönetim sistemi de dahil tüm toplumsal ihtiyaçlar zamana bırakılmıştır, ve bunlar belli ilkeler etfarında sosyal değişimlere uygun olarak esnek bir biçimde evrilmeye açıktır.

    Bu diyalektik gerekiyor tabi ve belki de dengeye geliyoruz/geleceğiz bu şekilde.

  29. Yazan:A.haydar Tarih: Dec 5, 2007 | Reply

    Suat bey;Hayrettin hoca yada bir başka hoca bir hususta görüş beyan ettiği zaman bu sizin için kati bir nas mı oluyor,delil olarak Kuran yada sünnete neden müraacat etmiyorsunuz? Falanca hoca şöyle dedi gibi asla şeri bir delil olmayacak sözü önümüze koyuyorsunuz..

    “İmanı bırakıp küfrü satın alanlar Allah’a hiçbir şeyle zarar veremezler. Onlar için pek acıklı bir azap vardır.” (Al-i İmran: 177)

    “Kalbi iman ile mutmain olduğu halde, gerçek zorlama altında olanlar müstesna, inandıktan sonra Allah’ı inkar edip gönlünü kafirliğe açanlara Allah katından bir gazap da onlar içindir.” (Nahl: 106)

    İkrime radiyallahu anh’den rivayet edilmiştir. İbn Abbas dedi ki:

    Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem:

    “Dinini tebdil edeni (değiştireni) öldürün” buyurdu. (Buhari, Ebu Davud, Tirmizi, Nesei, İbni Mace)
    Bahsini ettiğiniz zorlamanın olmayışı İslam öncesi için geçerlidir sayın Demren.Hiç bir zorlama olmaksızın islamı kendine din olarak seçenler için böyle bir din değiştirme lüksü yoktur anlıyacağınız.

  30. Yazan:T.Suat Demren Tarih: Dec 5, 2007 | Reply

    A.Haydar Bey,

    Karaman Hoca da dahil hiçbir alim bu -ve diğer tüm- konularda “son sözü” söyleme yetkisine sahip değil. Hepimiz bunun bilincinde olmalıyız.

    Verdiğiniz nasslara bakalım:

    “İmanı bırakıp küfrü satın alanlar Allah’a hiçbir şeyle zarar veremezler. Onlar için pek acıklı bir azap vardır.” (Al-i İmran: 177)

    “Kalbi iman ile mutmain olduğu halde, gerçek zorlama altında olanlar müstesna, inandıktan sonra Allah’ı inkar edip gönlünü kafirliğe açanlara Allah katından bir gazap da onlar içindir.” (Nahl: 106)

    İki ayette de “onları öldürün” falan demiyor, küfrü tercih eden herkese olduğu gibi onlara da uhrevi cezadan haber veriyor, dünyevi bir ceza değil.nasıl böyle yorumlarsınız anlamak güç

    Hz.Peygamber’in hadisinin ise tam da Hayrettin Hoca’nın aktardığı gerekçe için söylenmiş bir şey olması daha mümkün. Çünkü aksi durumda “imtihan” olgusunun hiçbir anlamı kalmıyor.

    Ayrıca hadisin sıhhati nedir? Bu konuda daha detaylı kaynak, (kitap, numara ismi) verirseniz daha açıklayıcı olabilir.

    Yahu biraz düşünün kişi aslen İslam’dan çıkacak, ama ölüm korkusu ile öyle davranmaya devam edecek. İslam da bu münafıklığa izin verecek. Bu adam icabında imam olacak,namaz kıldıracak, devlet görevlisi olacak, ölecek namazı kılınacak ilah.. Bunun esprisi nedir? Ölüm korkusu ile insan müslüman kalmaya zorlanacaksa ne gerek var imtihana madem?

    İslamı bu biçimde akıl ve mantığa aykırı olarak yorumlamayın. İşte nasslarda nasıl geçtiği belli, bana ayet getirdiniz ayette böyle bir ceza yok. Hadisi de -eğer sahihse- hayrettin Hoca’nın gbi yorumlamak hem akla hem de İslam’ın özüne, imtihanın gayesine uygun.

    Böyle vahşi otoriter düşüncelerinizi İslam’a mal etmeyin. Bu fikirler yüzünden islaofobi artıyor, böyle saçma yorumları alıntılayan insanlar “işte siz müslümanlar böyle zorbasınız” diyor. Bu yorum için dayandığınız sağlam bir temel bile yok, yapmayın, yazıktır günahtır, bunun vebali ağırdır.

  31. Yazan:A.haydar Tarih: Dec 6, 2007 | Reply

    “işte siz müslümanlar böyle zorbasınız” diyor.lar öylemi.Onların ne dediğinin ne önemi var?Allah Rasulüne de daha azını söylememişlerdir geçmişte…Bizim için ölçü Allah’ı hoşnut etmek olmalı,Onun düşmanlarını değil..

    “İbrahim 9
    (Mekkî 72) Sizden öncekilerin, Nuh, Âd ve Semud kavimlerinin ve onlardan sonrakilerin haberleri size gelmedi mi? Onları Allah’tan başkası bilmez. Peygamberleri kendilerine mucizeler getirdi de onlar, ellerini peygamberlerinin ağızlarına bastılar ve dediler ki: Biz, size gönderileni inkar ettik ve bizi kendisine çağırdığınız şeye karşı derin bir kuşku içindeyiz.”

    İsteyen istediği gibi inansın.İhtilaf ettiklerimizi muhakkak Allah yakında bildirecektir.Hepimiz hakikatı yakında müşahade edeceğiz.Allah sakınanlardan olmayı nasip etsin bize..
    “Kehf 29
    (Mekkî 69) Ve de ki: Hak, Rabbinizdendir. Öyle ise dileyen iman etsin, dileyen inkar etsin. Biz, zalimlere öyle bir cehennem hazırladık ki, onun duvarları kendilerini çepe çevre kuşatmıştır. (Susuzluktan) imdat dileyecek olsalar imdatlarına, erimiş maden gibi yüzleri haşlayan bir su ile cevap verilir. Ne fena bir içecek ve ne kötü bir kalma yeri!”

    Her şeyi hakkıyla en iyi bilen Alemlerin Rabbine dosdoğru kul olabilenlere selam olsun.

  32. Yazan:A.haydar Tarih: Dec 6, 2007 | Reply

    Ey kardeşlerim;kimin ne düşüneceğine bakarak dininizi zayi etmeyin.Kınayıcının kınamasından korkmayın,Onları hoşnut etmeye kalkıyorsanız,dininizi tamamen değiştirmedikçe asla sizden razı olmayacaklarını iyi bilin.Size tavsiyem;kralların hoşnut olduğu bir dine değil,ceberut kralların hoşlanmadığı tahtları için tehlikeli gördükleri dininize
    sarılın.Onların içi boş saltanatlarına son verecek dininizin hükümlerini açıklarken,aman ne derler diyerek dininizi esnetmeye çalışmayınız.Allah’ın dininin yeniden hakim olmasından korkuları nedeniyle uykuları kaçıyor emin olun…

  33. Yazan:Önce Red Tarih: Dec 6, 2007 | Reply

    Allah bizden Tarihin Yükünü kaldırmak istiyor, kulluk yapmamızı istiyor, başkalarını saptırmamamızı istiyor, günah yükünü kaldırmak istiyor, başkalarının günahını yüklenmememizi istiyor, kendi kavramlarımızı kullanmamızı istiyor vs vs.

    29 Ankebut 13. “Onlar kendi ağırlıklarını, kendi ağırlıklarının yanında daha nice ağırlıkları yüklenecekler ve uydurup durdukları şeylerden kıyâmet günü sorguya çekileceklerdir.”

    16 Nahl 25. “Böylece kıyâmet günü kendi günahlarını tam olarak, bilmeden saptırdıkları kimselerin günahlarını kısmen yüklenirler. Dikkat edin, yüklendikleri yük ne kötüdür!”

    Yani Allah (CC) bizden İslam dışı sistemleri oluşumları savunma ma mızı istiyor. Örneğin milliyetçiliği savunarak milliyetçilerin işledikleri işleyecekleri zulme cinayetlere ortak olmamamızı onların günahlarını yüklenmememizi istiyor. Laikliği savunarak laiklerin işledikleri,işleyecekleri cinayetlere zülm ve baskılara ortak olmamamızı onların günahlarını da yüklenmememizi istiyor. Allah bizden demokrasiyi savunarak demokrasi adına yapılan yapılacak zülümlere (müslümanlara yapılan gerçek sıkıntılara, baskılara, ABD nin Irak’a getirdiği demokrasiye vs..) ortak olmamamızı istiyor, bu cinayet, zulüm,başka ilahlar koyma, baskı ve eziyetleri cumhuriyet denen sistem, liberalizm denen sistem, ulusalcılık denen sistem vs başka sistemlerde yapıyorsa ha keza öyle.

    Allah bizde Tarihin yükünü, geleceğin yükünü kaldırmak istiyor, Tevhid istiyor, Kulluk istiyor ve saçma sapan sistemlerin yüklenmemek yeni bir sayfa açmak için önce red istiyor.

    YANLIŞA TAKAT ZORUNLULUĞUMUZ YOKTUR. YANLIŞA GÜÇ YETİRMEK VE YANLIŞIN DENENMESİ İSTENMİYOR BİZDEN. YANLIŞI DİYALEKTİK SÜRECE BIRAKMAMIZ İSTENMİYOR BİZDEN. (Zaten yanlışa güç yetmez/ Zamanı ziyan etmeyelim)

    ulusalcılık, laiklik, kominizm vs bir sonuçtur ortaya çıkmış ama bir kez imtihan oluyoruz, Allah ismi kelimesi için zemin oluşturulursa başka sonuçlar ortaya çıkar. Selametle…

  34. Yazan:blue Tarih: Dec 6, 2007 | Reply

    Dogmatizm böyle bir şey işte. Karşında kodlanmış bir beyin var, her argümana verecek cevabı belli, Cenab-ı Hak Teala buyuruyor ki… Hadis-i Şerif’te ifade edildiği gibi… İyi de kardeşim ya benden o ayetten, hadisten senin anladığını anlamıyorsam. Hem ayet dediğin 20 fonksiyonlu çakı değil ki her durumda kullanılsın. Hem bu ayetin sibakı var, siyakı var, yeri var, yersizliği var. Batılı niye dine lakayd? Bıkmış dogmatizmden çünkü. Bizde de bol bu dogmatiklerden, Kemalist dogmatikler de bol, dini “bütün” dogmatikler de çok… Bırakacaksın kendi haline, kendi kurallarıyla yaşayıp gidecekler. İkna gayretine girersen, bol bol “caiz değildir”, “bid’attır”, “haraaaamdır” sözcükleriyle karşılaşırsın. Bol bol ayet ve hadis meali okumak istiyorsan tartış tabi.

  35. Yazan:cumhur Tarih: Dec 7, 2007 | Reply

    Eveeet ne demiştim? ne istedikleri ne kadar açık, onun için beni ikna edemezsin fizikçi kardeşim, müslümansın ve cumhuriyetcisin anladığım kadarı ile ne mutlu sana

  36. Yazan:knz Tarih: Dec 7, 2007 | Reply

    blue kadına şiddet ayetini de yorumla o halde.
    bunu bir erkek istediği gibi yorumladığı zaman ne olacak ?

    bulanık hiçbirşeyi islam kabul etmemez. çünkü kullanılan kelime “apaçık”tır.

    biri size tutarsızlığınızı gösterdiği zaman sizin yanlış anlma hakkınız yoktur.

    benim başka hangi ayeti yanlış anlma hakkım var ???

    kafirleri görüldüğü yerde öldürn ayetini yanlış anlamak hakkım var mı ?

    sen onu yanlış anlayan insana nasıl engel olacaksızn. Allah mı büyük ? senin kanunların mı ? o insanı ikna edemiyorsan, çaban yoksa, gitsin suç işlesin diyorsan gerçeği aramının
    ne anlamı kalır.

    biz gerçeğin ne olduğunu bilmesek de, bulanık suları berraklaştırmak için çalışırız.

    başörtüsü bir inanç zorlaması değildir.
    çünkü kuran’da, hiç bir yerde kadınlara özel olarak kulak, buurn, boğaz örtme ayeti yoktur.

    ırz kadın ve erkek içindir. kadına özel değildir.

    kendi dinimize özen göstermek neyin doğru olduğunu araştırmak zorundayız. ölü toprağı ile ararştırma olmaz.

    başörtüsünü gelenekle ilişklendirebilirdiniz, çok iyi de olurdu ama bunu yapmadılar. yapmadıkları için de bütün hukuki davalar kaybedildi. ( sadce kamuda otorite olarak)

    çünkü din ve vicdan hürriyeti dinleri saçma veya iyi din diye ayırmaz. özel hayatında isteyen istadiğini yapar. Ama kamu da bu mümkün değildir., Çözülemez bir problem ortaya çıkıyor. yani kendi sınırlarınızı koymadan bir adım gitmek mümkün değil. hukuk siysallaşsa bile dünya gene dönmeye devam eder.

    Biran önce kabullenmek daha iyidir.

    daha önce izlenimlerde yazdığım bir yazıyı buraya aktaracağım.

  37. Yazan:knz Tarih: Dec 7, 2007 | Reply

    suat beyin veya hayrettin karaman açıklamaları eğer haydar beyin tutarsızlığını içeriyorsa,onlarda kendi oluşturdukları çatılarında tutarsızlık ederlerse ikna edici olamazlar.

    Onun için tartışmalara ihtiyaç vardır. zor sorulara ihtiyaç vardır. nasıl haydar beyden tutarlılık bekliyorsak, diğerlerinden de bekleriz.

  38. Yazan:fizikci Tarih: Dec 7, 2007 | Reply

    Sevgili Cumhur,

    Bu marjinallere bakarak Türkiye’deki müslümanları değerlendirmek yanlış olur. “müslümansın ve cumhuriyetçisin ne mutlu sana” olanlar çoğunluktur Türkiye’de.

    İşin aslı ben ne Cumhuriyetçiyim ne demokrasi havarisi ne de başka bişey. Sadece müslümanım. Sıfat olarak o yeter bana. Ama demokrasi ve cumhuriyet İslam’la çelişmiyorsa, dahası İslam’ın zaten öngördüğü düzeni destekliyorsa niye demokrasi ve cumhuriyet karşıtı olayım ki? Hadis ve ayette adı geçmeyen batı kaynaklı herşeye küfürdür, blue’nun dediği gibi haraaam diyenlerle anlaşmamız mümkün değil. Demokrasi ve cumhuriyet -kökenine inersek- batı kaynaklı değil İslam kaynaklıdır. Ne yazık ki biz müslüman kimliğimize rağmen İslamı doğru anlayamamışız İslam kaynaklı olması gereken pek çok kavram batı kaynaklı oluvermiş.

  39. Yazan:Mesaj Tarih: Dec 7, 2007 | Reply

    [14] KUR’AN’I, RÖLATİVİST (GÖRELİ) YAKLAŞIMLA OKUMAK:

    RÖLATİVİSTLİK:
    Kuranı doğru okumayı ve doğru anlamayı engellemek hayatı Kur ana uydurmayı engellemek için ve ümmetin ortak bir Kur’an anlayışında bütünleşmesi ve yeniden ayağa kalmasını akamete uğratmak amacıyla ortaya atılan Fitnelerden biriside RÖLATİVİST (izafi,gereceli) yaklaşımdır.

    RÖLATİVİST yaklaşıma göre kitap, kutsal kitap, KUR’AN her kese farklı şeyler söyler, Onlara göre Kur’an sana bir şey söyler, bana bir şey söyler yani Kur’andan herkes farklı şeyler anlar.

    Tarihselciler zanlarına göreAllah’ın hükümlerini evrensel kabul etmeyip, tarihe gömüyorlarken Rölativistler ne yapıyor, Kuranı tarihe gömmüyorlar ama Kuranı bugüne getiriyorlar dikkat edin Kuranı işlevsiz hale getirerek bugüne getiriyorlar, işlevsizleştiriyorlar.

    Çünkü bir kitap, kutsal bir kitap, herkese farklı şey söylüyorsa hiç kimseye hiçbir şey söylemiyordur. Öyle bir kitaba iman edilemez. Kime ne söylediği belli olmayan bir kitaba niye iman edeceksiniz. Kitaba imanı yok etmeye çalışıyorlar. Hangi kitap için öleceğiz. Hangi kitap için can feda edeceğiz veya hangi kitabın hangi kutsal değerlerin hayata hakimiyeti için mücadele edeceğiz. Senin anladığın kitabınmı, benim anladığım kitabın mı?
    Böylesine bir ortak kitap paydası olmayanların ümmetleşmesi mümkün mü? Hayır. İşte Rölativistlerin amacı vahdeti, tevhidi, kur ani hayatı mümkünsüzleştirmektir. Dolayısıyla böyle bir fitne yaygınlaştırılarak, bir belirsizlik ortamında her türlü düşüncenin islam adına ortaya atılabilmesinin önü açılıyor.

    Böyle olunca sen yanlış yapıyorsun kardeşim diyemiyorsun. Ben böyle anladım Kurandan diye cevap veriyor. Tabi böyle olunca gerçek manada emribil maruf nehyi anil münker yapılması mümkün değil. Salih ameli sağlıklı yapmak mümkün değil. Çünkü maruf nedir desen sana göre o, ban göre bu. Sana o münker, bana görede bu münker.
    Yani hiçbir ortak ilke kalmamışsa, hiçbir ortak ölçü yoksa, hükümler, ölçüler ilkeler herkese göre farklılaşıyorsa , Kur’an herkese farklı şey söylüyorsa; ne o kitaba iman edilebilir, ne o kitap ekseninde bir ümmetleşme gerçekleşebilir, nede o kitabın hayata hakimiyeti için salih bir istikamet üzere bir mücadele yapılabilir, sonuçta ortada bir (tek) kitap kalmaz.

    Herkesin farklı kitabı farklı dini farklı islamı olur, olmaya başlar nitekim böylede olmuştur “Kardeşim benim islamın bu, senin islamında o” diye bize söyleyen oldu, yazan oldu. Böyle tevhid inancı islam inancı olurmu? Yahudilerde işte böyle yaparak emribil maruf nehyi anil münkeri terk ettiler. Çünkü yapılamaz hale geliyor. Sonuçta yahudiler bugünkü hale geldi.

    İlahi kaynak, hükümler, ilkeler göreceliliği, çeşitliliği, izafiliği hakikatın çok olduğu iddiasını kabul etmez, asla kabul etmez.

    Rabbim şöyle buyuruyor Enam 153 de ve başka ayetlerde “Bu benim dosdoğru yolumdur. Ona uyun. Şu halde sizi ondan uzaklaştıracak olan yollara uymayın” veya başka bir yerde Sanada emrimden bir şeyler indirdik, onun üzerine kıldık, o halde ona uyun bilmeyenlerin hevasına uymayın gibi ayetlere göre demek ki görecelilik olamaz, izafilik olamaz bazı şeyler hevaya , zanna aittir ve reddedilmesi gerekir.

    Allah’ın şeriatı vardır.. Allah’ın bütün mümin kullarını bağlayan şeriattır.

  40. Yazan:Mesaj Tarih: Dec 7, 2007 | Reply

    “Bu marjinallere bakarak” ,
    “Dogmatizm böyle bir şey işte. Karşında kodlanmış bir beyin var”
    “Şu zihniyet kadar İslam’a zarar veren çok fazla şey yok. Nasıl değişir bu,”

    bu sözler bakılırsa sizler benim gibileri kınıyorsunuz

    Kodlanmamış, islama zararsız, hür arkadaşlarım, sizleri sevdiğimi biliyorsunuz, İnşallah faydalı olabilmişimdir.

    Selametle.

  41. Yazan:knz Tarih: Dec 7, 2007 | Reply

    Herkesin farklı yorumu olacaktır.
    ANCAK BİLİNMEYEN GERÇEK TEKTİR.

    Kuran bilinmyen gerçek değildir, peygamber de değildir.

    çünkü kuran bir nesne değildir. peygamberi de nesneleştirmek yanlıştır.

    ortada somut bir nesne yok. Yazılı bir metin hiçbir zaman gerçeğin kendisi olmaz.
    yazılı metin inputtur. beynimizde işlem görürür. Herkesin beyni farkı olduğu için Out put farkılıdır.

    Fakat bu relativizm anlamına gelmez.
    çünkü bizim aklımız vardır. Biz doğruyu aramak bulmak, tartışmak yetisine sahibiz.

    bilinmeyeni anlamaya, anlamlandırmaya çalışırız. İŞTE BU UĞRAŞ HİÇ BİR RUHBANIN Tekelinde değildir.

    sorgulanmış iman değerlidir.
    hani yunus demiş ya, bize mana gerek, dava gerkemez.

    bu işi dava edinenler hep bozarlar.

  42. Yazan:Mesaj Tarih: Dec 8, 2007 | Reply

    *Selim bir akıl bile şeriat üretemeyecekken, kaldıki selim olmayan bir aklın vahyin ürettiği evrensel değerleri üretmesi insanları kurtuluşa götürmesi mümkün değildir. Buna göre fazla ileriye gitmeyelim KNZ hanım.

    *Selim bir aklın bile şeriat üretmeye yetkisi yokken, anlama kavrama durumunda bir halde iken peygamberimizin yaşamıyla beraber din tamamlandıktan sonra muhkem nasların çerçevesinin dışına çıkarak her aklımıza geleni söylemek, içtihad yaptığımızı zannetmek ne anlama gelir? Dini her tarafa çekmek, rölativist yaklaşım ne anlama gelir? Kurtuluşa erdirirmi bizleri?

  43. Yazan:cumhur Tarih: Dec 8, 2007 | Reply

    Peki fizikçi kardeşim , haklı olduğunuz konular var ama ne hikmetse, bu marjinal dediklerin ön (aslında arka)planda ortaya çıkıyorlar ve bu her devirde ve halihazırdada bunlar böyle iken ben bunlara nasıl güveneyim, hak hukuk deyip arka planda karanlık amaçlarına ulaşmak istedikleri açık değilmi yani gene benim dediğime geliyoruz, benim istediğim düzende bu kafadaki insanlarada yer vardır ama onların istediği düzende benim gibilere asla yer yoktur lütfen artık, biliyorum zor ama, kabul ediniz

  44. Yazan:fizikci Tarih: Dec 8, 2007 | Reply

    Cumhur Bey,

    Onu neden kabul etmeyeyim? Baksana adam açıkça başı açık olan dışarı diyor. Bunların bizimle (Türkiye müslümanlarıyla) uzaktan yakından alakası yok. Bu zihniyetin İslam’a en çok zarar veren tür olduğunu söylüyoruz zaten.

    Ayrıca “hak hukuk deyip arka planda karanlık amaçlarına ulaşmak” falan demişsiniz. Adam hak hukuk falan demiyor. Herkes bizim gibi olacak olmayan çeksin gitsin diyor. Şu ulusalcı laiklerin türbanlıyı İran’a yollamaya çalıştığı gibi yani.

    Bu tür radikal uçlar hakkında söylediklerinizde elbette haklısınız ama bunu bütün başörtülü (ya da türbanlı) insanlar için söylemeye hakkınız yok.

  45. Yazan:erdal Tarih: Dec 22, 2007 | Reply

    çok değerli kardeşlerim müslümanlara sesleniyorum kendimizi kandırmayalım vergi meseleleri ile şu başımızda gömleksiz recep erdoğan var değilmi bakın iyi okuyun bu vadandaş bir başörtü mağdurunu telefonla arayıp teselli ediyor bizim duygusal müslümanlarda hemen kanıp vaybe başbakanı gördünmü ne adammış kızın ailesini aradı ve dediki bunlar bitecek bu sıkıntılar başbakan çok iyi bir şowmendir ıspatlıyorum iyi okuyun aradan iki hafta geçer ve Adana da bir kompozisyon yarışmasında ödüle layık görülen başörtülü bir kızı tekme tokat dışarı atılıp üstünede o şowmen başbakan ın sayın milli eğitim bakanı zavallı kıza soruşturma açtı hani hava atıyoduya Başbakan telefonla arıyordu ne oldu hüseyin çelik abd milli eğitim bakanımıydı neden onu telefonla uyarmadı bu müslümanlara eğer şowmen başbakana daha tahammül edecekse hiç kusurabakmayın farklı konularda gündeme gelmeniz boşuna. yok daha az vergi ödeyecekmişiz ben çok vergi öderim bu devlet için yeterki bu başbakan özüne dönsün nereden geldiğini bu müslümanların oyuyla oralara geldi hani o okuduğu şiir nerede kaldı cammiiler …. minareler… o noktalara başka şeyler yerleştirmesin herkeze saygıyla uyarıdır hoşçakalın.

  46. Yazan:G.ecevit Tarih: Dec 23, 2007 | Reply

    Böylesi abes ile iştiğal etmemi önleyecek aklı verdiği için tanrıma; o aklı kullanmam için yeterli donanımı sağladığı için ebeveynlerime, doru yolu gösterdikleri için öğretmenlerime, birey olmam için ortam sağladığı için Mustafa Kemal Atatürk’e teşekkür ediyorum.

  47. Yazan:hasan Tarih: Dec 26, 2007 | Reply

    evet, gerçekten bu ülke demokratik ve laik ise, neden insanların inanç ve yaşama özgürlüğüne karışılıyor, anlamıyorum!

  48. Yazan:blue Tarih: Dec 27, 2007 | Reply

    evet, gerçekten bu ülke demokratik ve laik ise, neden insanların inanç ve yaşama özgürlüğüne karışılıyor, anlamıyorum!

    Hasan bey, kesin yurt dışında yaşıyorsunuz değil mi; bu kadar saf, iyi niyetli bir cümleyi Türkiye’de artık pek telaffuz eden kalmadı çünkü 🙂
    Ben size anlatmaya çalışayım: Türkiye laik ve demokratiktir diye bizi kandırdılar. Sonra irtica diye bir canavar yaratıp, olmayan laiklik ve demokrasiyi bu canavardan korumak için yaptıklarını söyleyerek bu kavramların iyice ırzına geçtiler. Hasbelkader yurt dışına gidip de laikliğin ve demokrasinin anlamının ne olduğunu öğrenenler sizin gibi şaşkınlık geçirdi; Türkiye’de yaşayıp da bu kavramların kendilerine belletildiği şeyler olmadığını görenler de dillerinde tüy bitirmekle ömür tükettiler.
    Fuzuli’nin dediği gibi zayi olmaz gül temennisiyle ateşe su vermek… Çocuklarımız anlayacak inşallah.

  49. Yazan:blue Tarih: Dec 27, 2007 | Reply

    erdal bey,

    çok değerli kardeşlerim müslümanlara sesleniyorum kendimizi kandırmayalım vergi meseleleri ile şu başımızda gömleksiz recep erdoğan var değilmi bakın iyi okuyun bu vadandaş bir başörtü mağdurunu telefonla arayıp teselli ediyor bizim duygusal müslümanlarda hemen kanıp vaybe başbakanı gördünmü ne adammış kızın ailesini aradı ve dediki bunlar bitecek bu sıkıntılar başbakan çok iyi bir şowmendir ıspatlıyorum iyi okuyun aradan iki hafta geçer ve Adana da bir kompozisyon yarışmasında ödüle layık görülen başörtülü bir kızı tekme tokat dışarı atılıp üstünede o şowmen başbakan ın sayın milli eğitim bakanı zavallı kıza soruşturma açtı hani hava atıyoduya Başbakan telefonla arıyordu ne oldu hüseyin çelik abd milli eğitim bakanımıydı neden onu telefonla uyarmadı bu müslümanlara eğer şowmen başbakana daha tahammül edecekse hiç kusurabakmayın farklı konularda gündeme gelmeniz boşuna. yok daha az vergi ödeyecekmişiz ben çok vergi öderim bu devlet için yeterki bu başbakan özüne dönsün nereden geldiğini bu müslümanların oyuyla oralara geldi hani o okuduğu şiir nerede kaldı cammiiler …. minareler… o noktalara başka şeyler yerleştirmesin herkeze saygıyla uyarıdır hoşçakalın.

    Sizi hiç noktalama işareti kullanmadan ve dahi anlamındaki de’lerin gözünü morartarak yazdığınız bu paragraftan dolayı; ayrıca “şowmen” tabiriyle yaptığınız İngilizce-Türkçe sentezinindeki başarınızdan dolayı tebrik ediyor, baalhusus uyarınız için hassaten teşekkür ediyorum. Milli eğitim bakanı çok yanlış yapmış. Biz diyoruz zaten bu yeni hükümet pek bir laik diye ama kimseye dinletemiyoruz.

  50. Yazan:Hüseyin Gökkaya Tarih: Dec 28, 2007 | Reply

    Başörtüsü yasağının bir an önce kalkması gerekmektedir. Bu zulüm bu güzel ülkeye yakışmıyor, ülkemiz için utanc verici bir durum. Başı örtülü, başı açık herkes bir arada insanca yaşamalı, kimse kimseye karışmamalıdır.

  51. Yazan:Özdemir İnce Tarih: Dec 29, 2007 | Reply

    Özdemir İNCE

    Nur Suresi, 31. ayet (24:31)

    KİŞİSEL olarak ne başörtüsü ile ne de türban ile herhangi bir sorunum var. Ama örtünmeyle ilgili yalan, safsata ve hurafe yayanlarla kavgam var. Türbancılar, bu örtünme tarzının Kuran’ın tartışılmaz buyruğu olduğunu ileri sürüyorlar. Ama Azháb Sûresi’nin 59. ayeti; Nûr Sûresi’nin 30, 31 ve 60. áyetleri dışında Kuran’da bir başka hüküm yoktur ve türban şaklabanlığı Kutsal Kitap’da yer almamaktadır.

    İKİYÜZLÜLER

    Bunu öğrendiğim için: Faiz ve kredi kartının İslam’a aykırı olmasına karşın türbancılar tarafından kullanıldığını; türbancıların, İslám’a ters düşmesine karşın, Cumhuriyet’in yapı ve kurumlarına, yasalarına ve özellikle Devrim Yasaları’na uymak zorunda kaldıkları halde nasıl olup da dinden çıkmadıklarını soruyorum. Bu işte bir ikiyüzlülük var!

    İkiyüzlülük sadece türbancılarda değil! İkiyüzlülüğün en tepesinde Kuran çevirmen ve yorumcuları bulunuyor. Bunun en çarpıcı kanıtını, Mustafa Sağ, “Evrensel Çağrı, Kur’an Meáli” (Final Pazarlama Yayını) çevirisine yazdığı önsöz ve açıklamalarda veriyor. Mustafa Sağ’a göre geleneksel çevirmen ve yorumcular Nûr Sûresi’nin 31. ayetini geleneğe uyarak ve birbirlerini taklit ederek yanlış çeviriyorlar. Müthiş bir iddia! Mustafa Sağ’ın açıklamasını olduğu gibi aktarıyorum.

    HIMAR = ÖRTMEK

    “Kuran ayetinde ‘başörtüsü’ diye bir kelime geçmemektedir. Buna rağmen tüm Kuran tefsirlerinde ve çevirilerinde Kuran ayeti ‘başörtüsü’ olarak çevrilmiştir. Halbuki ayette geçen “HIMAR’ kelimesi ‘Baş örtmek’ anlamında değil, sadece ‘örtmek’ anlamına gelmektedir. Eğer, herhangi bir şey örtülecek ise. O şeyin vurgulanması gerekir. Örneğin masa örtüsü derken, örtmek kelimesinin yanına masa kelimesinin gelmesi gibi, başörtüsü dendiği zaman da “örtmek” (“hımar”) kelimesinin yanına “baş” (“re’s”) kelimesinin ‘hımarü-re’s’ şeklinde gelmesi gerekir. Ayetteki ‘hımar’ (‘örtü’) kelimesinin yanında geçen ve vurgulayan kelime ‘cuyub’ kelimesidir ki, ‘yaka’ veya ‘göğüs’ anlamına gelir. Çünkü, aynı kelime ‘cuyub’ bir başka ayette (28:32) Hz. Musa’nın ‘göğsüne/koynuna elini soktuğu’ şeklinde geçer. Yani, ‘cuyub’ kelimesi, ‘hımar’ örtmek kelimesi ile kullanıldığı zaman ‘bihumûrihinne ala cuyubihinne’ başını örtmek değil, ‘göğsünün üzerini örtmek’ anlamına gelmektedir. Geleneksel tüm yorumcular, Kur’an ayetini bilimsel bakışla değil de, birbirlerini taklit edip, ‘Başörtülerini yakalarının üzerine kadar örtsünler’ diyerek ‘Felyedribne’ fiilini de ‘örtsünler’ diye tercüme etmişlerdir. Bu geleneksel yorumcular ‘DaRaBe’ kökünden gelen bu kelimeyi burada, ‘Başörtülerini örtsünler’ derken, bir başka yerde aynı ‘DaRaBe’ kelimesini ‘Kadınları DÖVÜN’ (Bak. 4:34) diye çevirmişlerdir. Özetle, Kuran’ın orijinal ayeti tüm açıklığı ile ortadayken, elverişli bir siyasal kullanım malzemesi olarak, sürekli gündemde tutulan başörtüsü, Kuran’ın değil, geleneklerin, kişisel görüşlerin dinleşmesinden kaynaklanmaktadır.” (S. 373)

    GERİSİ ALİMLERİN İŞİ

    Mustafa Sağ’ın iddialarını Arapçadan denetleyecek durumda değilim. Ancak Nûr Sûresi’nin 31. áyetinin Fransızca ve İngilizce çevirileri onun iddialarını desteklemektedir.

    Ben bu çok önemli iddiayı sütunuma aktararak kamusal-toplumsal görevimi yerine getiriyorum. Gerisi Diyanet İşleri Başkanlığı’nın ve İslam alimlerinin işi!..

  52. Yazan:T.Suat Demren Tarih: Dec 30, 2007 | Reply

    Özdemir İnce’ye cevap:

    Kur’an’da Başörtüsü
    Hayrettin Karaman

    Özdemir İnce (Hürriyet 26 Aralık 2007) Kur’an’da başörtüsü ve türbancıların iki yüzlülüğü konusunda oldukça sert bir yazı yazmış. Yazının, tartışacağım kısmı şöyle:

    “Ama Azhâb Sûresi’nin 59. ayeti; Nûr Sûresi’nin 30, 31 ve 60. âyetleri dışında Kuran’da bir başka hüküm yoktur ve türban şaklabanlığı Kutsal Kitap’da yer almamaktadır. (İkiyüzlüler yan başlığını atarak devam ediyor): Bunu öğrendiğim için: Faiz ve kredi kartının İslam’a aykırı olmasına karşın türbancılar tarafından kullanıldığını; türbancıların, İslâm’a ters düşmesine karşın, Cumhuriyet’in yapı ve kurumlarına, yasalarına ve özellikle Devrim Yasaları’na uymak zorunda kaldıkları halde nasıl olup da dinden çıkmadıklarını soruyorum. Bu işte bir ikiyüzlülük var! İkiyüzlülük sadece türbancılarda değil! İkiyüzlülüğün en tepesinde Kuran çevirmen ve yorumcuları bulunuyor. Bunun en çarpıcı kanıtını, Mustafa Sağ, “Evrensel Çağrı, Kur’an Meâli” (Final Pazarlama Yayını) çevirisine yazdığı önsöz ve açıklamalarda veriyor. Mustafa Sağ’a göre geleneksel çevirmen ve yorumcular Nûr Sûresi’nin 31. ayetini geleneğe uyarak ve birbirlerini taklit ederek yanlış çeviriyorlar. Müthiş bir iddia! Mustafa Sağ’ın açıklamasını olduğu gibi aktarıyorum. Kuran ayetinde ‘başörtüsü’ diye bir kelime geçmemektedir. Buna rağmen tüm Kuran tefsirlerinde ve çevirilerinde Kuran ayeti ‘başörtüsü’ olarak çevrilmiştir. Halbuki ayette geçen “HIMAR’ kelimesi ‘Baş örtmek’ anlamında değil, sadece ‘örtmek’ anlamına gelmektedir.”

    Ben şaklabanlık, ikiyüzlülük gibi çirkin kelimelere mukabele etmeksizin yalnızca -bu işlere emek vermiş birisi olarak- doğru bildiklerimi açıklayacağım:

    1. Türbancı “türban yapan ve satan” manasına gelir. Yazıda bahse konu edilenler türbancı değildirler, türban diye kasten yanlış adlandırılan başörtüsünü, inançları gereği örten müminlerdir.

    2. İnancı gereği başını örten, namaz kılan, oruç tutan, hacca giden müminler bunları yaptık diye “Biz günahsızız” demezler, diyemezler; onların da hataları, günahları olabilir. Bu sebeple kendilerine ikiyüzlü demek uygun değildir; onlar ibadetlerini yaparken samimi, günah işlerken de zaaflarına yenilmiş beşerdirler. İbadete devam ettikçe diğer günahları terk etme mücadelesinde başarılı olmaları ihtimali, ibadetsizlere göre daha güçlüdür.

    3. Faiz haramdır, onu alan ve veren günah işlemiş olur. Kredi kartı, süresi içinde ödeme yapıldığı takdirde faizli işleme sebep olmaz, süresinde ödenmez de gecikme sebebiyle banka faiz alırsa işte o zaman faiz ödenmiş olur. Yani her kart kullanan faize bulaşmış olmaz.

    4. Sayın İnce, “Devrim Yasaları’na uymak zorunda kaldıkları halde nasıl olup da dinden çıkmadıklarını soruyorum.” Diyor.

    Onun zekası, “zorunda kalanların” dinden çıkmış olmayacaklarını kavrayacak seviyededir ama sanırım bu soruyu aceleye getirmiş.

    Evet, bir mümin, baskı altında kalır, işkence, sürgün, hapis, önemli bir mahrumiyetle tehdit edilirse, gönülden benimsemeksizin “Ben dinden çıkıyorum” dese bile dinden çıkmış olmaz. Müslümanlar, İslam’a aykırı olay ve durumları güçleri yeterse elleriyle, yetmezse dilleriyle düzeltmeye çalışırlar, bunu da yapamazlarsa gönülden karşı çıkar, tavır koyarlar. Yükümlülükleri bundan ibarettir.

    Kur’an’da başörtüsü var mı, Mustafa Sağ’ın iddiası doğru mu? Bu soruya da gelecek yazıda cevap verelim.

  53. Yazan:unal Tarih: Dec 31, 2007 | Reply

    hastahanelerde başörtülü çalışanlar (dışarıda takıyor, içeride takamıyor olabilir, takanlar da var, zihniyet önemli) tarafından bakılmayan erkek hastaların olduğunu biliyoruz. bu noktadan bakıldığında diğer kamu alanlarında da buna benzer kamu hizmetinde yaşanan aksaklıklar varsa; bu durumdan olumsuz etkilenen vatandaşlarımız nedeni ile alacaklı olmaları bir yana borçlu duruma düştüklerini düşünüyorum.

  54. Yazan:Selinda Akal Tarih: Jan 2, 2008 | Reply

    Bende başörtü yasağına kesinlikle karşıyım. Kişilerin üniversitelerde kıyafetleri değil, beyinleri okuyacak. Fakat başörtülülere vergi daha az vergi versinler derlerse, o zaman bende bir alevi olarak yıllarca devletin kasasından sünni islamın ulema merciği olan diyanete aktarılan vergilerimizi talep ederim. Bir arkadaşın belirttiği gibi, böyle bir uygulamaya gidilecekse, başörtülü arkadaşlar bizlerden daha fazla yararlandıkları şu anki yasakçıl zihniyetlerin borcunu ödemek durumunda kalabilir.

  55. Yazan:knz Tarih: Jan 2, 2008 | Reply

    hani sesim çıkmıyor ama okuduğumu da belirteyim de..

    yukarda alınıtı yapılan kelimelerin çirkin olduğuna katılıyorum.

    insanlar çabalıyor fakat doğruyu aramak yolunda engellerle karşılaşıyor. Biz taraf tutmak, oraya buraya çekiştirilmek istemiyoruz. Biz piyon değiliz, anlamak istiyoruz. Bunun eldeki bilgiyi anlamlandırmaya çabalıyoruz.

  56. Yazan:hayri güner Tarih: Jan 3, 2008 | Reply

    ben tamamen katlyrm bu yazıya çok haklılar bence bende üniversite öğrencsym bizim okula çırılçıplak denilcek kadar cüretkar kızlar bayanlar okumaya gelio orası burası heryeri gözüküyoda başı kapalı bayanlar neden üniversite okuma özgürlükleri kısıtlanıyo anlamış değilim vergi falan filan ayrı konu ona bişey diyemem ama özgürlükleri kısıtlanıyo bence bu böyle herkes tabi burda bakyrm kafasına göre dalgasına göre bişeyler yazmış

  57. Yazan:knz Tarih: Jan 4, 2008 | Reply

    selam, yukardaki zor soruya şöyle cevap vereceğim.

    üniviersitenin bazı meslekleri ( hepsi olmayabilir) etik olarak kabullenilmiş bazı davranış biçimlerini zorunlu kılıyor.

    bu cümle zor oldu ama anlaşılması zor değil.

    bu davranış biçimi dini olarak tarafsızlığı zorunlu kılıyor. Bunun nedenlerine girmeyeceğim, çünkü anlamak için ayrı çaba gerekecek.

    şimdiye kadar, yukarda söz ettiğiniz, o açık giyinen dediğiniz kızlardan veyaüniversiteye Şortla gelen erkeklerden hiçbirisi,ben mesleğimin kuralalarını tanımıyorum, demedi. Dseselerdi aynı durumla karşılaşırlardı.

    şortla duruşmaya gelen hakim elbette ne erkek, ne de kadın olmaz.

    üniversiteye hertürlü kıyafetle gelirsiniz ama mesleki olgunluk başkadır.

    şimdi bir yasak alanı varsa, bu alanda kendi sınırlılıklarınızı koyup sonra hak aramak en iyisi olur diye düşünüyorum.

    ufak ufak delmek gibi yaklaşımlar geri tepiyor.

  58. Yazan:matamatıkçi Tarih: Jan 5, 2008 | Reply

    ya bırakın artık su kardeslarımızın basını acmaya bız musluman ve bagımsız bır ulkeyız eeeeeeeeeeeeeeeeee ozaman hala bu meselelerle ugrasıyoruz yok denız baykal sunu dedı yok tayıp kardesım bız muslumanız orden order o4rrtmeyen acar o onun ozgurlugu bu ulke hep bu bos konularla ugrasırken bolundugunun farkında deyıl bu konu benı sıkıyor bızım şımdı unuvestelerımızde ogretmen mı yedışıyor bence hayır ya odam okuyor ve egıtımçi olacak hala hocasına nasıl tavranacagını bılmıyor hoca bana devlet baramı oduyor benım sıze egıtım vermısım vermemışım onu bana sormaz benım adım var dıyor boyle egıtım olacagına boyle ulke gelışecekse o haca ayda 5 mılyor4 bara alırken benım koyum aklım erelı belı yolu yabılacak oralarda ugrasın bu ulkeyı sevelım ne mutlu turkum dıyene

  59. Yazan:Asil Tarih: Jan 5, 2008 | Reply

    Türkçe’yi, güzel dilimizi niye katlediyorsun arkadaşım, sonrada ne mutlu turkum( aslı Türk’üm olacak) diyorsun, zorda olsa anladım , hocalara o kadar para verileceğine köyünün yolunun yapılmasını istemişsin, oraya gelene kadar neler var, hocaların maaşları o kadar değil ama milletvekillerinin evet hatta dahada fazla, ve sayın hortumcularımız, din bezirganlarımız ve bu sayede bir elleri yağda bir elleri balda yaşayanlarımız, saymakla bitmez, senin köyünün yolu ihaleye açılsın bak ne oluyor nasıl kargalar gibi üşüşürler

  60. Yazan:İbrahim KILIÇ Tarih: Jan 6, 2008 | Reply

    Bu talep, uçuk bir fantezi olmaktan öte bir anlam ifade etmiyor bence.Bugün itibari ile türbanda geldiğimiz nokta, esasen bir arpa boyu yol alamadığımzın itirafıdır.Türbanın serbest kalması umudu ve hevesi ile siyaseten desteklenen kişi ve kurumlar, iş başa düşünce, Türkiyedeki sistematik dengeleri ve toplumsal ivmeleri bahane ederek, ipe un sermektedirler. Özetle, ne bu iktidarın, ne gelecekteki muhafazakar hükümetlerin elinden bir şey gelmeyecek..Çünkü bunu herkesten önce kendileri istemeyecek.Her seçimde, en büyük oy istismarını neyle yapıyorlar sizce? Halkın dini duyguları, her türlü istismarın, her türlü siyasi oyunun, her koltuğun ve makamın üstündedir..Artık uyanın lütfen..Bu ülkede başörtüsü diye bir sorun yok, türban denilen suni ve din ile alakası da olmayan bir sorunumuz var bizim.

  61. Yazan:neslihan Tarih: Jan 15, 2008 | Reply

    MÜSLÜMAN KADINLAR BAŞLARINI ÖRTMEKLE YÜKÜMLÜDÜR.BİR MÜSLÜMAN BUNUN ALLAH’IN EMRİ OLDUĞUNA İNANIYORSA VE ALLAH’IN BU ŞEKİLDE KENDİSİNDEN DAHA ÇOK MEMNUN OLACAĞINI DÜŞÜNÜYORSA BAŞINI ÖRTER…BU ÜLKE DE TÜRBAN YA DA BAŞÖRTÜ SORUNU SADECE BAŞÖRTÜSÜNE KARŞI OLANLARIN DERDİDİR.BAŞÖRTÜSÜ BUGÜN AVRUPADA ,AMERİKADA VE İSLAM DÜNYASINDA MİLYONLARCA KADIN TARAFINDAN KULLANILMAKTADIR.E ONLAR DA MI SİYASİ OLARAK TAKIYOR…BİZE GÖRE FARK YOK TÜRBAN İLE BAŞÖRTÜ ARASINDA ;AMA FARK BULANLARIN HANGİ NOKTADA FARK BULDUĞUNU SÖYLEYEYİM…..TÜRBAN TAKAN KIZLAR,KADINLAR BAŞINDAKİ ÖRTÜYÜ NİÇİN TAKTIĞINI;YANİ DİNSEL DAYANAKLARLA TAKIYORLAR;HA SİZLERİN KABUL BUYURDUĞUNUZ BAŞÖRTÜ DE KİŞİLERİN ARAŞTIRMA YAPMADAN,BÜYÜKLERİNDEN GÖRDÜKLERİ GİBİ;ADET OLDUĞU ÜZERE TAKIYORLARDIR…NE KADAR AYIP,UTANÇ VERİCİ BİRŞEY Dİ Mİ NEDEN TAKTIĞINI ARAŞTIRARAK BAŞINI KAPATMAK……AMA OLAYIN PERDE ARKASI FARKLI;MİLYONLARCA İNSAN SAMİMİYETSİZLİKLE SUÇLANIYOR.ŞEHİRLİ,OKUMUŞ,ÜNİVERSİTE BİTİRMİŞ GENÇ KIZLARIMIZIN ÖRTÜNECEK KADAR DİNDAR OLMALARINA TAHAMMÜL EDİLEMİYOR.ONDAN SONRA DA NEDEN BU ÜLKE HALKI CAHİL İNSANLAR TARAFINDAN ,HOCALAR TARAFINDAN BU KADAR KOLAY KANDIRILIYOR DERSİNİZ…..SİZ BU KIZLARI OKUTMAZSANIZ;EVLERE HAPSETMEYE MAHKUM EDERSENİZ;SONUÇ TA BU OLUR.

  62. Yazan:Asil Tarih: Jan 19, 2008 | Reply

    Başörtüsü takanlara kimse kızmazki, onları kullanıp siyasi rant elede etmeye çalışanlara kızılır. Din ve milliyetçilik insanın en zayıf noktalarıdır bunun üzerinden çıkar elde etmek ( bu siyasi veya maddi olabilir, AKP gibi, yimpaş gibi, çakıcı ,peker gibi)çok kolaydır, her haltı yersin, uyuşturucu kaçakçılığı yaparsın milliyetçiyim dersin (birde hapishaneye girerken Türkiye seninle gurur duyuyor diye bağırmazlarmı bu vatan hainlerine), milleti dolandırırsın müslümanım dersin. Özünde dinini yaşamak isteyen yada bu ülkenin bölünmesine karşı çıkan saf, masum insanlara kimse bişey demezki ne denirki zaten , olay bu durumdan çıkar sağlamaya çalışanlarla ilgilidir.

  63. Yazan:Pınar Tarih: Jan 25, 2008 | Reply

    Bir gün denedim, onların taktığı gibi başörtüsü taktım. Gözümle sağımı solumu göremedim. Başörtüsü sağa sola bakmaya engel. Kulağım da iyi duymadı. Yaradan kadınlara bunu layık görmüş olamaz. Üstelik baş ağrısı da yapıyor. Saçlar da dökülüyor. Baş örtüsüyle kimse erdemli olmaz. Gidin bilimle uğraşın varlığınızı yüceltin.

  64. Yazan:Asil Tarih: Feb 5, 2008 | Reply

    Türban protestalarında depremi ima ederek 7.4 yetmedimi diye pankart taşıyan türbanlı kıza Gani Müjdenin cevabı.Hiç yorum yapmaya lüzum bırakmamış.

    7,4 Yetmedi mi
    Bir hafta önce türban protestoların sırasında “7.4 yetmedi mi?” pankartını açan sevgili kardeşime seslenmek istiyorum bugün… 20 bin insanın acısı ve cenazesi üzerine politika yapmaya kalkan “o güzel insana” bir çift sorum var.
    Ey mantosu uzun,aklı kısa kardeşim benim. 7.0 yetmedi mi? Senin okuduğun gazeteler yazdı mı bilmiyorum ama Amerika’nın,hani o gavur ve Hıristiyan Amerika Birleşik Devletleri’nin,hani o Siyonistlerle iş birliği yaptığı için her yerde bayrağını yaktınız ABD’nin Los Angeles şehrinde 7.0 büyüklüğünde bir deprem oldu bacım…

    Neredeyse bizimkine yakın bir deprem. Bizde ayni şiddetteki bir deprem 20 bin kişi ölup 20 bin kişi sakat kalırken,gavur,Hıristiyan ve Siyonist dostu Amerika’da sadece 2 kişi yaralandı güzel ablam. Şimdi türbanlı başını ellerinin arasına alıp düşünüyor musun acaba? Sakarya gibi muhafazakar bir bölgede Allah binlerce Muslumanı öldürerek cezalandırıyorsa eğer,Hıristiyanlara ve Siyonist dostlarına niye kıyak geçiyor?Seks shoplarıyla,porno filmleriyle tüm dünyaya “seks”,”uyuşturucu” ve “günah” ihraç eden bu ülkenin Allah katında ayrıcalığı ne olabilir ki güzel annem?
    Oysa adım gibi eminim Sakarya’da,Gölcük’te hayatlarını kaybedenlerin çoğu ölmeselerdi eğer sabah ezanı ile birlikte camilerin yolunu tutacaklardı. Üç aylarda oruç tutacak,Ramazan’da devrilmeyen minarelerin ışıklarıyla birlikte senin ağzına adı bile yakışmayan Allah’ın adı ile birlikte oruçlarını açacaklardı.
    E nooldu şimdi? 7.0 yetmedi mi güzel ninem? Eğer her coğrafya olayını,her doğal afeti bilimin ve aklın süzgecinden geçirmeden böyle yorumlarsan bu ülkenin yarısı her deprem felaketinden sonra dinsiz olur güzel hala kızım…
    Fay hattında 10 katlı binalara izin veren şapşal belediyecilik anlayısını,deniz kumundan inşaat yapan edebiyatçı muteahitleri,depreme dayanıklı konut üretme çabalarını, hırsızları,uğursuzları bir kenara bırakıp her şey ilahi kudretin intikamı olarak açıklarsan bu deprem 10 yıl sonra gene aramızdan binlerce “dinsizi” alır gider güzel amca kızım..
    . Beynin var mı bilmiyorum,betonların altında inleyerek can veren 20 bin insanı,kadını,çocuğu ve bebeği bir kalemde günahkar diye silip atan kuş beynini türbanın altında görmek mümkün olamıyor cünkü ama bence bu yazıyı oku ve bütün gece uyumadan düşün. Allah’ın kullarına böyle cezalar verebileceğini hala düşünüyorsan da git Hıristiyan ol…
    Çünkü senin bu mantığına göre Allah onları daha çok seviyor. “Gavurlar” hem senden daha zengin,hem de evleri tepelerine yıkılmıyor.

    Gani MUJDE

  65. Yazan:T.Suat Demren Tarih: Feb 5, 2008 | Reply

    @Asil,

    Ne alaka konu ile? Yıllar önce bir başörtülü şapşalın yaptığı şapşallık ve yine ona yıllar önce verilmiş cevap ile bugünkü tartışmaların ne alakası var?Yoruma gerek yok demişsiniz ama bir zahmet yorumlayıveriniz.

    Tabii bu arada benzeri şapşallıkları yapan kemalistleri de aradan çıkartıverirsiniz herhalde:

    http://www.hf.uio.no/ikos/studier/fag/tyrkisk/restr/AtaSilueti.html

  66. Yazan:Asil Tarih: Feb 5, 2008 | Reply

    Bu ve benzeri katı düşüncelere bir cevaptır bu aslında, evet olay geçmişte olmuştur ama bence çok şey anlatıyor bugünkü durumla ilgili vede gerçekten yoruma gerek yok o kadar açıkki….

  67. Yazan:T.Suat Demren Tarih: Feb 5, 2008 | Reply

    ama bence çok şey anlatıyor bugünkü durumla ilgili vede gerçekten yoruma gerek yok o kadar açıkki….

    Ama ben hala anlamadım. Kalın kafalılığıma veriniz.

    İki tane beyinsiz başörtülü kız öyle pankart açtı diye başörtülüler üniversitelere giremesin mi? ne yani buradan çıkacak ulu hikmet, bi zahmet bu yoruma gerek olmadığını iddia ettiğiniz konuyu benim gibi yarım akıllılar için açıklayıverin, klavyenize mi yapışacak?

    Bir de benzeri beyinsizliklerin yaşandığı bir link vermiştim:

    http://www.hf.uio.no/ikos/studier/fag/tyrkisk/restr/AtaSilueti.html

    Bakın üstelik burada dağda taşta Atatürk silületi arayanların bir kısmı da resmi görevli, asker, kaymakam filan. Ne diyorsunuz bunlar hakkında?

    Bunların yaptıklarının ‘temelde’ o başörtülü iki kızın pankartı ile ne farkı var?

    İki tane adam böyle yaptı diye tüm asker ve resmi görevlileri aynı pozisyona koyabilir miyiz mesela?

  68. Yazan:Asil Tarih: Feb 5, 2008 | Reply

    Öncelikle kendinizi aşağılamanıza hiç gerek yok, zaten bu ve benzeri katılıklar derken o linkde anlattığınızıda kastetmiştim. O pankartı açan 2 tane başörtülü şapşal değildi, o gösteri içinde planlı bir hareketti ve ben şahsen aynı şeyi söyleyen insanlarlada karşılaştım. Tekrar söylüyorum , o gösteride pankart açmalarının (ve açtıranların) sebebi üniversiteye türbanla girmek istemeleri idi , böylerinin üniversitede yeri yok.

  69. Yazan:çuvaldız Tarih: Feb 6, 2008 | Reply

    @ Asil,

    Türban protestalarında depremi ima ederek 7.4 yetmedimi diye pankart taşıyan türbanlı kızların…o gösteride pankart açmalarının (ve açtıranların) sebebi üniversiteye türbanla girmek istemeleri idi , böylerinin üniversitede yeri yok.

    Buralarda bir yerde yorumculardan biri de şu tespitte bulunmuştu;evine gündelik temizliğe gelen kadının başörtüsünü kullanan birinin Nişantaşın’daki bir “cafe”de yanındaki masada oturmasından rahatsız olan bir zihniyet de var!Acaba bu zihniyete sahip olanlar da sizin gibi “böylelerinin üniversitede yeri yok”diye düşünüyor olabilir mi?

    İddialar ve onlara zemin teşkil eden sebep-sonuçlar dile getirenler tarafından oldukça makul görünüyor olmalı!

  70. Yazan:MY Tarih: Feb 6, 2008 | Reply

    @Asil,

    “…böylerinin üniversitede yeri yok.” (ASIL)

    Acaba kimin üniversitede yeri olduguna karar verme yetkisini kendinde gören zorbalarin üniversitede yeri var mi?

    Her agacin kurdu özünden olur Sayin Asil, yobaz laiklerin, oligarsi yanlilarinin bu fanatikligi onlari gitgide yanlizliga itiyor.

    “Türbanli kizlara düsük not verecem” diyecek kadar alçalabilen fanatik kemalistlerin yaninda normal kemalistler bile utaniyor.

    Bilir misiniz Sayin Asil, Gemlik’e giderken bir tabela vardir, “denizi görürseniz sakin sasirmayin” diye.

    Siz de bir dahaki seçimlerde CHP barajin altinda kalirsa sasirmayin 🙂

  71. Yazan:fizikci Tarih: Feb 6, 2008 | Reply

    @Asil,

    “…böylerinin üniversitede yeri yok.” (ASIL)

    Öylelerinin erkek olanları üniversitede cirit atıyor. Bu yüzden sizin yaptığınız da kadın-erkek ayrımcılığından başka bir şey olmuyor.

    Dün NTV’de türban konusunda bir tartışma programı vardı. İzleyicilerden biri “türbanlı kızla aynı düşüncede olan erkek öğrenci üniversiteye girebiliyor, bu konuda ne düşünüyorsunuz” diye sorunca Şengör’ün kadın versiyonu bir prof şöyle cevap verdi: “Biz düşünce özgürlüğüne karşı değiliz, elbette istediği gibi düşünebilir ama bunu siyasi sembollerle ifade etmeleri.. bla bla bla..” Bahçeşehir Üniversitesi’nin rektörü bu profa yaklaşık şöyle dedi: “Düşünce özgürlüğü ifadeyle anlamlıdır. Düşünce kafanın içinde kalınca özgür olmaz, ifadeye dönüşünce özgür olur. Türban da bir ifade biçimidir. Zaten kafaların içindeki düşünceyi istesenizde yasaklayamazsınız. Düşünce özgürlüğünden kasıt aslında ifade özgürlüğüdür.”

    Anlamayanlar için tekrar edelim:
    “düşünce ve ifade şiddet içermediği sürece suç değildir, yasaklanamaz”

    Yani “Allah Kur’an’da benden başımı örtmemi istiyor” diye düşünen kızımız bunu başını örterek ifade ediyor. Kimileri gayet medenice buna saygı duyuyor. Kimileriyse yobazca bunu yasaklamaya, kamusal alandan kovmaya çalışıyor.

    “7.4 yetmedi mi” diyen mi daha yobaz, yoksa düşünceye hayat hakkı tanımayanlar mı daha yobaz kararı siz verin.

    Gani Müjde’ye de yazıklar olsun. “Düşenin dostu olmaz, bir tekme de sen vur” tadında bir yazı yazmış. Yahu kızcağız saçmalamış ama, masum ve mazlum olduğundan mazur görmek gerekir. O duruma düşürülmese öyle bir laf etmeyecekti. Sen hem kızcağızı haksız yere tekme tokat döv, hem de ağlarken saçmalıyor diye biraz daha döv. Yuh ya! Bu anlayışın laiklikle, müslümanlıkla falan hiç bir alakası yok. İnsan olmak bu kadar mı zor?

  72. Yazan:Şahin Tarih: Feb 6, 2008 | Reply

    “Gani Müjde’ye yazıklar olsun, o pankartı açan o duruma düşürülmese idi böyle laf etmeyecekti”
    Ne yani orda ölen 20bin insanın üstünden çıkar sağlamaya çalış sonrada tekme tokat dövmeyin de, yok ya! bence daha fazlasını hakmetmiş

  73. Yazan:fizikci Tarih: Feb 6, 2008 | Reply

    Şahin Bey,

    Çıkarmış…! Duyan da zannedecek ki bu kızcağız deprem için gönderilen yardım paralarını cebe indirmiş o yüzden Gani’den dayak yiyor. Eğer öyle yapsaydı Gani’den bu kadar aşağılayıcı bir yazı çıkmazdı eminim. Mesele başörtüsü özgürlüğünü talep etme olunca, ufak bir hatanın üzerine mal bulmuş mağribi gibi atlamış Gani. Aklı sıra edebiyat parçalamış, çok akıllı noktalara temas etmiş. Allah gani gani akıl fikir versin bu adama.

    Azıcık kafası çalışsa bu kızcağızı böyle radikalleştiren, devlete karşı kin gütmesine yol açan başörtüsü yasağını eleştirirdi. Ama seviyesinin hakkını vermiş, o da vurmuş mazluma bir tekme. Hadi Gani neyse de, bari siz yapmayın böyle…

  74. Yazan:Balbazar Tarih: Feb 6, 2008 | Reply

    Vicdansizlik ile salaklik ayni sey degil.

    Suat Bey’in verdigi ornekle, depremi Allah’insiyasi karsitlara bir cezasi sayip bundan husu duymak arasinda “vicdan” gibi (en azindan bazilarimiz icin) ciddi bir fark var.

    Ve evet, “bir mazlum kizcagiz gaza gelip salaklik yapmis” diye normalize edilebilecek birsey degil “7.4 yetmedi mi” olayi. Bu o donemde son derece kitlesel, belli gruplarca normal ve hak sayilan bir tepkiydi, “Allah cezalarini verdi” propagandasi her ortamda ve her yerde yapildi, ben bizzat izledim hacda cekilip kadin gunlerinde gosterilen; zalimlerin, ickicilerin, ve ahlaksizlarin 17 Agustos’ta nasil cezalandirildiginin ballandira ballandira anlatildigi videolari. Gidin arastirin isterseniz, halkimizin yuzde kaci 17 Agustos depreminin 28 Subat’a ve ilgili aktivitelere gonderilmis bir ceza olduguna yurekten inaniyor?

    Ne yazik ki, mazlum oldugu halde zalimlige heves etmek o “kizcagiza” ozgu degil bu memlekette. Siyasal Islamci dayatmaciligin bircok magduru da, ayni sekilde, turban yasagini savunurken vicdanini bir kenara birakiveriyor.

    Ve elbette, turbanli bir kadinin bu kitlesel vicdansizligi dillendirmis olmasi, ne butun turbanli kadinlarin oyle dusundugu anlamina geliyor, ne de bizzat o kadinin, o eylemde, o sekilde savundugu hakkinin elinden alinmasini gerektiriyor.

  75. Yazan:Şahin Tarih: Feb 7, 2008 | Reply

    Bu cevabı sevdim, “deprem paralarını cebe indirmek”, evet ne yazik o felakette bunları yapan şerefsizlerde oldu, o depremde yakınını kaybetmiş biri olarak 7.4 yetmedimi lafını hazmedemem , tekrar söylüyorum Gani Müjde az demiş ben olsaydım daha ağır konuşurdum

  76. Yazan:Ç-Z Tarih: Feb 7, 2008 | Reply

    Üniversitede öğretim görevlisi olmayı hür iradesi ile seçen biri,kimlere eğitim vereceğini de seçebilir mi?Başörtülü insana “ben eğitim vermem” yada “hak ettiği notu vermem” diyebilir mi?
    Bu lafları edebilen aydın kafalar,sahip oldukları bir batıl inanç nedeniyle,başörtüsünün “rejim depremine” sebep olacak“lanet” olduğunu falan mı sanıyorlar acaba?

    Bu inanışa sahip,mürekkep yalamış tarikat üyeleri ile o pankartı açan kör cahil kızın arasındaki tek fark “titr” olsa gerek!

    Söz konusu pankart,”kendi seçtiklerini eğiterek toplumun geleceğini biçimlendirmek” misyonuna sahip bu “aydın tarikat üyelerinin,ne kadar başarılı olduklarının göstergesi olarak,ceket yakalarında taşımaları gereken bir çeşit “onur rozeti”ne dönüştürülmeli.

    O kızın davranışı,düşünceleri için çok laf edilebilir elbette ama onun bu düşüncelere sahip olmasına zemin hazırlayanları tebrik etmeyi de unutmamak gerek.Kısaca Gani Müjde yazısında bu kişileri taltif etmeyi unutarak,atlayarak Şahin’in de dediği gibi sadece az değil eksik de yazmış!

  77. Yazan:PirMuhammed Tarih: Sep 14, 2008 | Reply

    bir defa şu demode olmuş gereksiz söylemlerden vazgeçelim:” efendi git bak arabistan’a iran’a neler oluyor”, “türkiye islam dünyasına model ülke”, “türkiye malezya ya da iran olur mu?” falan filan…

    yukarıda zaman zaman satır aralarında yer alan gereksiz ve demode bilgileri bir yoklayalım: sizin türban yasağı uygulanıyor dediğiniz tunus vb. kuzey afrika ülkeleri, laikliğin çok sert ve gaddarca uygulandığı memleketlerdir. uzunca açıklamaya gerek yok: youtube video sitesinde bu ülkelerdeki güvenlik mensuplarının neye dayanarak ne tür icraatlerde bulundukları hem de ecnebi eliyle teşhir ediliyor. o videolardan birini özellikle izlemenizi öneririm. yani referans aldığınız damın çürük olduğunu ve çökmek üzere olduğunu biliniz.

    ikinci olarak türkiye’yi konuşurken o ülkeye benzer miyiz şu olur mu bu olur mu diye telaş etmeyiniz. çünkü bu beceriksiz adamlar (ak parti iktidarından bahsediyorum) iktidarken hiçbir şey olmaz. halka attıkları türban kazığı bunun en önemli delili.

    üçüncü olarak islam devlet düzeni değildir fakat devleti düzenleyen çok önemli bir güçtür. cumhuriyet idaresi islam toplumuna uygun bir rejim midir? elbette. hz.peygamberin (asm) “nasıl olursanız öyle yönetilirsiniz” hadisi devlet anlayışında islam’ın ortaya koyduğu esnek yapıyı çok güzel ifade eder. yalnız bu hadis “siz adam olursanız ona göre adam olmazsanız ona göre muameleye tabi olursunuz” şeklinde anlamaya da müsaittir. ki gerçekte de böyledir. bugün acı çeken müslüman coğrafyası, yine müslümanların eseridir.

    dördüncü olarak başörtüsü farz mıdır değil midir diye tartışmaya girmeyeceğim. çünkü kur’an’ın ihtarına göre, farz olan meseleler hakkında tartışmak gereksiz ve yasaktır. ama cevap olarak diyebilirimki evet farzdır. ancak tesettürü emreden ayet, sadece kadınları değil erkekleri de kapsamaktadır. çünkü ayetin devamında ilk önce kadınlara emredilen şey hemen erkeklere de emrediliyor ve nihayetinde her iki cinsten ahlaklarını korumaları isteniyor. öte taraftan başörtüsü tessettürün kendisi değil sadece bir parçasıdır.

    “7.4 yetmedi mi?” demek hastalıklı bir ruh halini işaret eder. bu hastalık halinin sorumlusu, onları bu noktaya getirenlerdir. hadisle sabittir ki; “birşeye sebep olan onu işleyen gibidir.”

    bu hastalığın tedavisine gelince; hastalığın teşhisi zaten ortada. yapılacak şey hastalığa neden olan etmenin ortadan kaldırılmasıdır.

  78. Yazan:İNSANLIK ARTI ANLAYIŞ.. Tarih: Nov 24, 2008 | Reply

    Arkadaşlar ben bir türbanlı olarak söylüyorum..bişiyleri kanıtlama amacın da değilimm..bununla yükümlü hiç değilim..vergi verme konusuna gelince kesınlıkle dogruu söylenen..fakat sorun değil onu da verırım fazlasıylaa..dolayısıyla benimm tek istediğimm başörtüme dokunmayın..bırakın ya bırakınn rahat bırakın beni we ben gibileri..ben senin anana bacına diyomuyum niye saçın açık niye namaz kılmıyosun vs vs..demiyorumm..neden çünküü islam da zorlama yokk.ama bi müslümanlık görevi der uyarırımm..sanane dersee susar çekilirim kenara..amaaaa eğer ki o bana takmamam için emri vaki konusursa hele kii el kaldırırsa eşarbımaa ben bile kendimi tanımam işde ozaman..yaf insanlık diye bi anlayış vardır dimii neden o anlayış yolunda gitmeyi denemiyosunuz..altını çizerek söylüyorum İNSANLIK artı ANLAYIŞ..anlamak isteyene..Allaha emanet olun.

  79. Yazan:sefil torun Tarih: Jan 17, 2009 | Reply

    ben de bir ortülü olarak şunu sölemek isterim yukarıda da arkadaşın yazdığı gibi fazlasıyla verelim ama bu sorun hallolacak mı?acaba başörtüsünün acısını vergilerden mi çıkarmayı planlıyorlar die bir soru geldi aklıma tamam biz eksik değil fazla da vermeye razıyım ama bizi rahat bırakın…

  80. Yazan:E.Erkoç Tarih: Feb 7, 2009 | Reply

    Mantık doğru ama tek açılı bakınca zaten send öyleyse demişsin zaten yasak saçma eğer laik bir hukuk dvletiysek böyle yasakların hiç olmaması gerekiyor.Neden açık bir bayan kadar kapalı bir bayanın hakkı yok?Bu saçma sapan kanunun değiştirlmiyor ve hala bu yasayı savunan dğiştirtmiyenler var.Başını kapatan medeniyetsiz, yobaz gibi saçma sapan suçlamalara madur kalıyor ve medeniyeti kadının bşının açılması olarak görnlerse saçmalıyor zaten.Bu konuyla ilgili Mehmet Akif Ersoy’un güzel bir şiirini paylşmak istedim:

    Bacımın örtüsü batmakta rezilin gözüne,
    Acırım tükrüğe billahi tükürsem yüzüne..
    Medeniyet dediğin soymaksa bedeni,
    Desene hayvanlar bizden daha medeni..
    Mehmet Akif ERSOY..

  81. Yazan:Mustafa Akbas Tarih: Feb 7, 2009 | Reply

    Kemalist ve Harbiyeli cete bu basörtüsü davasinda daha cok dayak yiyecek. Yani ne demek…bir kadinin basiörtülü oldugu icin halkin vergi paralarindan gecimini saglayan Yüksek okulda ögrenim görememesi??? Edepsiz Kemalist sinsi sistem bu davasindan derhal vazgecmeli. Bak bak bizim sözde Atatürkcü uyuntu takimi Türk hakinin bilim edinmesini engellemek istiyor.
    Hakiki icad bilimdir.(Mustafa Kemalist Atatürk)

  82. Yazan:vahit Tarih: Feb 9, 2009 | Reply

    sorun vergi vermek almak deil
    devlet babadır
    buöğrenciler türkiye ailesinin kızlarıdır
    hangi baba evlat ayırımıyapar
    hain baba
    devleti hain yapanlar utansın

  83. Yazan:Mehmet Tarih: Feb 27, 2009 | Reply

    Eger basörtülüler üniversite vs imkanlarindan yararlanamadiklari icin az vergi öderlerse,
    aleviler, hiristiyanlar ve dinsizler de camilere gitmedikleri icin, hatta okullardaki din dersleri icin tahsis edilen ögretmenlerin, imamlarin, ücretlerini ödeyen vergilerini de vermek istemeyeceklerdir.
    Bunun önünü almak mümkün degildir.

    Bu tarz para, vergi islerini gündeme getirmek iyi niyet degildir.

  84. Yazan:cemal cemmos Tarih: Mar 24, 2009 | Reply

    BAŞÖRTÜLÜLER VERGİNİN DIŞINDA TAMAMEN EVE KAPANMALILAR BENCE.NE OLACAK ÜNİVERSİTE OKUYUNCA.NASILSA İSTEDİKLERİ REJİMDE KADIN DİYE BİŞEY YOKKİ.HAYATLARI BOYUNCA EVE SONRADA CENNETE.UMARIM AYNEN BÖYLE OLSUN.

  85. Yazan:cemile bayraktar Tarih: May 8, 2009 | Reply

    Görüşe asla katılmıyorum!
    ‘Başörtülüler az vergi ödesin’ demek biz başörtülülerin sosyal ve kamusal alandan yavaş yavaş silinmesini kabul ettik,bu kabullenilmiş silinmeye bir de içtihad yaparak ‘az vergi ödesinler’ iyileştirmesiyle katkıda bulunuyoruz,demektir.
    Kabul edilmiş hiç bir şey yok,mücadelemiz devam ediyor.Herkesle aynı (eşit) şartlarda yaşayıp aynı oranda vergi ödeceğiz,vergi indirimini lutfedip bize bir iyilikmiş gibi sunanların yorumlarını kendilerine saklamalarını diliyorum.

  86. Yazan:mutlu Tarih: May 10, 2009 | Reply

    evet! Bu çok önemli bir konu aslında. Ama bu durum sadece sunni kesimin mi problemi diye sormak gerekiyor.Peki ötekileştirilen diğer kesimler; en belirgin olarak Kürdler ya da Aleviler onların da bir çok vergi bağışıklığından ayrık tutulmaları gerekmez mi? Bugün Aleviler bu ülkede en fazla ezilen hiçe sayılan halk olduğu için onları örnek vermek istiyorum.Bir çok kamu mesleği onlar için engeller içerir.Diğer sünni vatandaşlar kadar kolay bir şekilde işe alınmazlar.Bu ülkenin resmi ideolojisi Türk-İslam olduğundan ötürü kendi vergileri ile rezil olurlar.Verdikleri vergiler onlara yol su elektrik diye geri gelmez; tam tersi cami, imam, din hocası olarak hizmet diye önlerine sunulur.Cem evlerini kendi olanakları ölçüsünde yaparlar.Bu da yetmez cemevleri mabed sayılmadığından yol su elektrik masraflarını bizzat kendileri karşılarlar.Alevi çocuklarını asimilasyon misyonu üstlenmiş olan din hocalarının maaşlarını vergi olarak vermek zorundadırlar.Yaklaşık olarak 12-15 milyon Alevi olmasına rağmen(ki bunun 4 te 1 i kendini saklama gereği duyar)yok sayılırlar.En laik kurum diye önümüzde duran orduda bile albay rütbesinde bir Alevi göremezsiniz.daha Milletvekili aday adayı iken elenirler bu nedenle sayıları ölçüsünde temsil hakları yoktur denebilir.Peki Kürdler! onların da Alevilerden daha az kalır bir yanları var mıdır? Hayır! Onlar da buna benzer sorunları yaşamak zorunda bırakılırlar.Bu ülkede bu iki kesimden daha ayrımcılık gören bir kesim daha vardır.Onların sorunları saymakla bitmez ve neredeyse hiç bir haktan yararlanamazlar.O kesimin adı hem Kürd hem de alevidir.Yani bu üklede bir Kürd Alevisi isen Rüzgardan farkın yoktur demektir.Etrafı serinletirsin ama kesinlikle görünmezsin.

  87. Yazan:yasakli Tarih: May 11, 2009 | Reply

    yasaktı,kanundu,indirimdi ne ugrasırsınız diyanet işlerinide fes edin yada özelleştirin.

  88. Yazan:nisan saran Tarih: Jun 20, 2009 | Reply

    başörtülülerin neresi mağdur Allah aşkına? üniversite bilim yuvasıdır ideoloji değil eğer bu bilim yuvasında yükselmek eğitim görmek istiyorsa uyum sağlayacak bu kadar basit
    zamanında başparmaklarını kaldırıp şeriat diye coşmasalardı, gökten inmedi ya bu yasak!!

  89. Yazan:eg Tarih: Jun 20, 2009 | Reply

    “başörtülülerin neresi mağdur Allah aşkına? üniversite bilim yuvasıdır ideoloji değil eğer bu bilim yuvasında yükselmek eğitim görmek istiyorsa uyum sağlayacak bu kadar basit
    zamanında başparmaklarını kaldırıp şeriat diye coşmasalardı, gökten inmedi ya bu yasak!!”

    yok bence üniversiteler bilim yuvası değil de daha çok babanızın çiftliği gibi…yazık bu ülkede üniversitelerde öğretim üyesi, yönetici vesaire olup da bu yasaklardan rahatsız olmayan ve rahatça görevlerini devam ettirenlere…ben onları vicdansızlıkla SUÇLUYORUM.

  90. Yazan:özlem Tarih: Jun 20, 2009 | Reply

    Faşist insanlarda fikir, zikir, vicdan aramak boşuna. Zaten fikir, zikir, akıl, vicdan sahibi olsalardı faşist olmazlardı. Bu kadar basit.

  91. Yazan:Onur Cobanoglu Tarih: Jun 20, 2009 | Reply

    başörtülülerin neresi mağdur Allah aşkına? üniversite bilim yuvasıdır ideoloji değil eğer bu bilim yuvasında yükselmek eğitim görmek istiyorsa uyum sağlayacak bu kadar basit
    zamanında başparmaklarını kaldırıp şeriat diye coşmasalardı, gökten inmedi ya bu yasak!!

    Turkiye disinda (Tunus’u bilmiyorum) dunyada turbani UNIVERSITEDE yasaklayan hicbir ulke yoktur. Bu durumda butun dunyada universiteler ideoloji yuvasi da, bir Turkiye’de bilim yapiliyor oyle mi?

    Ayrica bu yasak ta 1980’lerin basinda konmustur, yani birileri seriat diye cosmadan once. Bunu gecelim, eger seriat diye cosanlara misilleme yapiliyorsa hukuk anlayisiniz yerlerde demektir. Son derece laik CHP’li tanidiklarim vardir ki turban takarlar. Ayrica her ceza bir suca kesilir modern hukukta (bilmem modern hukuk semtinize ugradi mi?), seriat diye bagirmaksa suc seriat diye bagirmaya kesilir. Turban ne alaka?

  92. Yazan:cb Tarih: Jun 20, 2009 | Reply

    Enver bey,

    cezai ehliyeti olmayan ‘gerizekalı’ları suçlamasak zira akletme kabiliyetleri yok,malum onlar ceza görmüyor,uzun bir tedavi süresi gerekli,sabır gerekli.Napsın fukaralar yıllarca soyunmaktan medeniyet,yasaklamaktan varlık anlamı çıkardılar,kolay değil.Beyinleri yıkanmış ‘insanlığın’ ne olduğunu anlamaları biraz uzun sürecek.Keşke ilim-bilim yuvası üniv’lerin(!) bu tip vakkaları tedavi edebilecek bir ünitesi olsa,yazık acıyorum ben bu zavallılara.

  93. Yazan:durhat Tarih: Jun 20, 2009 | Reply

    Arkadaşlar bana mı öyle geliyor,son bir kaç gündür sanki yine bazı provakatörler iş başında.bir ara bu tür faşist virüsler saçan asalaklar biraz azalmış gibi görünüyordu.şimdi yine dadandılar siteye.bence bunları kaale almamak gerekir.Cemile hanımın söylediği gibi bu hasta faşistlerin tedeviye ihtiyacı var,yani düşünce,idrak,anlayış diye bir şey aramayın.ve bence kendi haline bırakın.cevap verince kendilerini bir şey zannediyorlar.bırakın kendi saçtıkları tükürükte boğulsunlar.bence.

  94. Yazan:nisan saran Tarih: Jun 20, 2009 | Reply

    bu siteyi göreli, fark edeli birkaç gün oluyor ilk bakışta nasıl bir site olduğunu tam olarak anlayamamışım gerçekten özgür bir düşünce platformu olduğunu sanmışım o yüzden yazıları dikkatle okumuşum, ciddiye alıp yorum yazmışım verilen cevaplara saygı sınırları içinde bazen cevap vermişim bazen okumuşum, çok yanlış yapmışım burası öyle bir yer değilmiş burası insanların birbirine tahammül edebildikleri biryer değilmiş
    bir yazı yazdıktan sonra önüme gelen yorumunuz editör denetiminden sonra yayınlanacaktır yazısı yalanmış veya editör bir insana hakaret edilmesini normal karşılıyormuş
    tabi birkaç sözüm var
    1- faşizm denilen kavrama karşı biz üniversite içinde mücadele veriyoruz, antifaşist antiemperyalist bir gençlik örgütü içinde biz bu vatanı severek mücadele ediyoruz, yazları tatil yapmak yerine okumuş insanlar olarak halkımızın yanında oluyoruz
    2-yolumuz bu memleketin astığı genç fidanların yolu, bu memleketi satanların yolu değil, bayrağın gölgesinde faşistlik yapanların da değil, türbanın gölgesinde emperyalizme uşaklık yapanların hiç değil
    3- medeniyet benim beş vakit namazında bir üniversiteli genç kız olmamdır belki de ama bunu hiçbir ortamda söylemeye gerek duymamam göstermeye çalışmamamdır ne dersiniz? sonra namazdan bir konu açılırsa ben de bir kelam ettiğimde ‘sen namaz mı kılıyorsun’ diye şaşıran beyinlere çok acıyor olmamdır, çünkü namaz kıldığımı dış görüntümle belli etmek zorundayım aslında dimi?
    4-sizin o beğenmediğiniz üniversiteler evet bilim üretiyor evet bu ülkeyi ilerletmeye her şeye rağmen çalışıyor ve evet biz o üniversitelerden gençliği yetiştireceğiz,
    ve son olarak bu kadar hakareti yayınlayan izin veren kimse onu kınıyorum belki de bu mesajı hiç yayınlamayacağını bile bile.. ama biz sövülmeye veya kovulmaya da alışığız, işine gelenden faşist işine gelenden dinsiz damgası yemeye de…
    yine de bütün bu saldırgan yorumlara veya zihinlere rağmen biz umudumuzu yitirmeyeceğiz sırf bu vatan için
    buyrun bu site sizin gibi tek kalıptan çıkan düşüncelere kalsın, varsın bu da böyle olsun

  95. Yazan:durhat Tarih: Jun 21, 2009 | Reply

    gözlerim yaşardı valla ne nutuktu ama!

    insanların karşılaştığı hak ihlallerine karşı küstahça hakaret edeceksin…

    her türlü bireysel özgürlüğün karşısında duracak,dünyaya senin pencerenden bakmayanlara yaşam hakkı tanımayacaksın…

    yıllardır toplumu hadım eden resmi ideolojiyi,her türlü dogmatik ve ezberci sloganı bilim diye yutturacaksın…

    bunu kabul etmeyenlere nefes aldırmayarak kraldan daha kralcı geçineceksin…

    sonra da bir güzel bize “genç fidanlar”üzerine ahkam keseceksin…

    yahu sen kim sözünü ettiğin onurlu devrimcileri savunmak kim.çocuk mu kandırıyorsun.senin gibileri olsa olsa silivride ergenekoncuların posterlerini taşıyıp slogan atmasını bilir.
    bırak bu devrimcilik ayaklarını.artık kimse yemiyor.kumaşın belli.

  96. Yazan:durhat Tarih: Jun 21, 2009 | Reply

    vıcık vıcık duygasıllığı bırakın sn.öğretmen(!) arkadaş.%10 luk baraja itiraz eden benim.hem de paslaşıyor,birbirini pohpohluyor diye düşündüğünüz kesimlerden gelen yazıya yapmışım bu eleştiriyi.bkz.”iran’a bir hallaer oluyor,ama…”başlıklı yazı.ayrıca ben ateistim.sizin gibi solu,devrimciliği; müslüman inancı düşmanlığına indirgeyen yobaz laikler yüzünden bu bilmem kaçıncıdır inançsızlığımı deklere etmek durumunda kalıyorum.ayrıca 12 Eylül darbesi ve sonrası faşist yönetimin işkenceleri sonucu şu anda özürlüyüm.fakat ne ilginçtir ki sizin gibi sahte solcuların maskelerini indirdiğimizde gözünüzde fetullahçı,irticacı vs.oluveririz.çünkü insanlara duyduğunuz kin,öfke ve tahammülsüzlük beyninizi dumura uğratmış.sizlerle aynı sahte koroya katılmayan her kesimi ortak bilirsiniz.ve bu ruh halinden olsa gerek gözünüz hiç bir şeyi görmez.bazen burnuzun ucunu bile göremiyecek kadar sağa sola çamur atarak iftira ve genellemelere sarılıyorsunuz.bu saatten sonra iflah olacağınız konusunda da en ufak bir umut beslemiyorum.lakin yarın öğretmen olarak gideceğiniz körpe dimağları zehirleyeceksiniz ona yanarım.vah ki ne vah,eğer gençlerimizin kaderi sizin gibilerin insafına kalacaksa acırım ben o gençliğe.

  97. Yazan:ali duman Tarih: Jun 22, 2009 | Reply

    Yav kardeşim tabiki haklılar türbana karşı olmakla, misal türbanlı okuyacak belki de pilot olacak eee, türban uçacak, mazallah uçağın motoruna girecek, ne olacak şimdi, uçak düşecek, insanlar ölecek, oldumu şimdi, haklılar sonuna kadar katılıyorum, hatta bir önerim var, misal türbanlılara birer OGS gibi çip dağıtılmalı, girmemeleri gereken kamusal alanlara girmeye kalktıklarında alarm çalmalı, uyarı vermeli, müsesses nizamın “devrim muhafızları” (iran modeli) yada ergenekon zombileri hemen gereğini yapmalı, yani bu türban ne menem şeydir be kardeşim, seçimden secime chp modeli çarşaf olur eyvellah ama türban olmaz kardeşim anlamaz mısınız siz laftan. cellat şiiri gibi oldu biraz, ne demişti cellat “ben astıkça çoğalmaktalar, ben ise tükenmekteyim hergün”

    türban bahane, müesses nizamı ayakta tutacak düşman icadı şahane.

  98. Yazan:semra Tarih: Jul 9, 2009 | Reply

    yazı çok güzel süper hatta, ben biraz geç okudum ama iyi ki eski yazıları şöyle karıştrmışm sonuna kadar tezinizi doğruluyr ve katılyrm mustafa bey

  99. Yazan:durhat Tarih: Jul 9, 2009 | Reply

    valla ali bey yobaz laikler sadece türbana karşı değiller,tutturdukları koronun dışında aklınıza gelebilecek her şeye karşıdırlar.
    isterseniz küçük bir araştırma yapın…bu sitede yayımlanan yazıların altına YOBAZ LAİKLER KOROSU’nca bırakılan sözde yorumlara tekrar bir göz atın.

    12 yaşındaki uğur kaymaz’ın sivil polislerce katledilmesi ile ilgili bir yazı yazılır hep beraber tükrük saçarak sağa sola saldırırlar…ama körpecik çocuk bedeninin kurşunlarla kalbura çevrilmesine değil,bu vahşetin ifşa edilmesine duydukları tahammülsüzlük ve içlerinde birikmiş ırkçı nefretle yaparlar…

    ermenilerin yaşadıklarını acılar mı dillendirilmiş?linç korosu yine iş başında…

    solcuların geçiridikleri işkenceler mi yazılmış,yine aynı nöbetler…vay sen miydin bunu yazan…

    gayrimüslimlerin gaspedilen mal varlığından mı konuşuldu?vay hain,işbirlikçi bilmemne…

    inançlı müslümanların uğradığı ayrımcılık mı dile getirildi?malum,anında irticacı,fetullahçı yaftası…

    alevi haklarından mı sözedilmiş yine kıyametler kopar…

    ya hu nedir bu akıl tutulması?sağcıyı savunursun feryat figan,zemberiğinden boşalmışçasına öfke ve krizler,solcuyu savunursun gene aynı şey…müslümanı kunuşsan suç,hiristiyanı konuşsan suç…hadi türbanı,kürdü anladık da…ama bunlar aleviye de düşman,yahudiye de…ermeniye,araba,aceme de…
    özgürlük,adelet,eşitlik,vicdan gibi kavramların geçtiği yerde tüyleri diken diken olur,ifrit görmüşe dönerler…

    bir tane bile olsun raslantıyla,kazara; fikir,vicdan,insanlık adına bana bir yorum gösterin YOBAZ LAİKLİKLER KOROSUN’ca yazılmış…her hak ve adelet talebi dillendirildiğinde itiraz edilmemiş,okunduğunda bir kulp uydurulup “cin çarpmış”a dönülmemiş bir tane,ama bir tane örnek bulun.bulamazsınız.hep aynı tekerlemeler,aynı bayatlamış sloganlar…
    ardından da çıkıp self demokratlar falan demezler mi ona yanarım.ah ahhh!kanser eder adamı bunlar kanser!gölgelerinden bile uyuzlar vallahi

  100. Yazan:Hamit Tarih: Sep 16, 2009 | Reply

    Melih Gökçek’in önerisi bence gayet makul. Üniversitelerde okula başörtüsü ile girilip girilemeyeceği, üniversite içerisinde ibadet edilip edilemeyeceği konusu pekala öğrenciler arasında düzenlenecek bir referandumla çözülebilir. Sandığı koyarsın, öğrenci oyunu kullanır, derse ki türban mescit vs. yasak olsun, o zaman yasaklanır. Melih Gökçek bence bu işi iyi çözer…

  101. Yazan:İsmail ÇAKIR Tarih: Sep 29, 2009 | Reply

    Rahman ve Rahim Olan Allah’ın Adıyla
    Değerli kardeşlerim öncelikle en içten duygularımla, Selam, Saygı, Sevgi ve Dualarımı arz ederim. Saygıdeğer yazar ve okuyucu kardeşlerimiz hepinizi kutluyorum elinize gücünüze kaleminize sağlık, Allah-ü Teâlâ sizlerden razı olsun güzel konulara değinmişssiniz. Baş örtüsü zulmü henüz bitmediği her kesce malumlarınızdır. Bu bir Despotizim değildirde ya nedir? Baş örtüsü Allahın emri olduğundan inançlı insanlarımızın takmalarını yasakayan azınlığa artık dur demenizin zamanı geldide geçmektedir. Bu yasak Cennet vatanımıza asla ve asla yakışmamaktadır. çok çirkin bir zihniyetin kokuşmuş çöplüğüdür. Artık bu kokuşmuş çöp kafalardaki kirli zihniyet temizlenmelidir. Tam cennet vatanımıza hizmet edecek evlatlarımıza bu despotluk uygulanmaktadır. Başta Şehidlerimizin Aziz ve mübarek ruhları incitilmektedir. Atatürkçü geçinenlere sesleniyorum, Ulu önderinMusatafa Kemal Atatürk’ün, Merhuma Annesi bizim de Annemiz dir. 0nunda başı kapalı değilmiy di? Kız kardeşi ve eşi’ninde başları kapalıydı. Kısacası bütün silah arkadaşlarınında yakınları kapalılardı. Aziz Milletimiz tarihe altın saifeler yazdırmıştır lar. Kısa bir örnek verelim. Çiçekci den aldığımız çiçekleri en güzel kağıtlara sarıp bize öyle takdim etmiyorlarmı? Aldığımız bütün gıda maddeleride en güzel bir şekilde korumalı ambalajlarde bizlere takdim edilmektedir. Allah-ü Teâlâ’da bizlere Hanımları değerli ve paha biçilmez birer nimet olarak yarattığına göre bizlere kesin emir vardır…”EY İMAN EDEN KADINLAR BAŞ ÖRTÜLERİNİZİ YAKALARINIZIN ÜZERİNE KADAR SARKITINIZ” Ve devam etmektedir. Geçmişteki çok sayıda ki azgın kavimler onlara verilen kutsal değerlere sahip çıkmadıkları için helak olmadılar mı? binanaleyh HZ.Peygamberimiz kavmine bed dua etmedi ve sabrettiğ içindir ki “Seni Alemlere Rahmet olarak gönderdim” diyor yüce yaratanımız olan ALLAH’ın gazabı geç olur ancak çoook güçlü olur. Zengin saydığımız devletlerin yurttaşlarında huzur yok saygı neredeyse bitmek üzere iken dindar toplumarın yaşantıları na bakınız, Çok Bulunca azgınlaşmıyorlar. Yardım edip şükrediyorlar. Az bulunca yine isyan yok Sabır var, şükür var, Göz nuru evlatlarını vatan için yetiştirip şehidlik mertebesine ulaştığı zamanda şanlı Anne sadece acılarını içine gömüp Sadece vatan sağ olsun deyip, Annelik görevi,ni yapmağa devam etmektedir… Bir azınlık serseri gurubu kutsal varlıklarımıza saldırırken.0nlar neyi savunuyorlar elbetteki inandıklarını ya imanı bütün müslümanların hakları nerede? Çanakkale’ye aziz şehidlerimizi ziyarete gitmiştik Askeri mÜzeye Baş örtülü bayanları sokmadıklarına bizzat bende şahid olmuştum.Dünyada erişilmeyen en büyük ulaşılabilen şehidlik mertebesidir. Aradaki Fark Bazı guruplar ölülerini alkışla uğurlamkatalar arkasından feryatlar. Ne varki Kutsal denen Anneler ve inançlı insanlarımzı da Tekbirlerle ve dualarla uğurlamakatayız. Yolcunun yanında yol hazırlığı olmadan yola çıkarsa düşünün başına neler gelebileceğini… Netice ve sonuç olarak da en kısa zamanda bu keyfi zulüm bitmelidir. bitirilmelidir. Evlatlarımız daha fazla acı çekmemelidirler…
    “İLK KURAN AYETİ GELDİĞİNDEN BU YANA KIYAMET SABAHINA KADARDA BU EMİR KESİNDİR.Vesselam
    Gazeteci İsmail ÇAKIR

  102. Yazan:resoman Tarih: Oct 23, 2009 | Reply

    Bir ateist olarak benim de daha az vergi ödemem lazım. Bende camilerden ve imamların hizmetlerinden istifade etmiyorum, ama ödediğim verginin bir kısmının oraya gittiğini gayet iyi biliyorum.

    Müslüman olmayanlar da daha az vergi ödesin.

    Herkes devlet hizmetlerinden yararlandığı ölçüde vergi ödesin.

  103. Yazan:nöbetçi memur Tarih: Oct 23, 2009 | Reply

    Resoman,

    Geç kaldınız!
    İtirazınız, kararname mahyalar yolu ile halka tebliğ edilmeden önce yapılmış olsaydı belki değerlendirilebilirdi.Yayınlanan kararname uyarınca, Türk’üm (yani ben Türk ırkı mensubu değilim ama T.C vatandaşıyım) dediğinizde otomatikman Müslüman’ım da demiş kabul ediliyorsunuz artık.Bu durumda sizden toplanan vergilerden faydalanmadığınızı ileri süremezsiniz.
    Dolayısıyla talebiniz “reddedilmiştir”

  104. Yazan:Resoman Tarih: Oct 23, 2009 | Reply

    Nöbetçi Memur;

    Memurlar’ın karar verme yetkisi yoktur, siz sadece Amirlerinizin size söyledikleri emirleri yerine getirin yeter.

    Bu arada kendinize bula bula nöbetçi memurluk mu bulabildiniz. Biraz daha çalışın terfi alırsınız belki.

  105. Yazan:Irmak Tarih: Nov 2, 2009 | Reply

    Bir oneri de ben getirmek istiyorum. Basortulu es ve annesi olanlar askerden muaf olsun. ya da batida askerlik yapsinlar. Ataturkculugu kimseye birakmayan entellektuel ve modern toplumun temsilcisi kisilerin cocuklari da doguda askerlik yapsin. o zaman savunduklari fikirle daha ortusen bir tavir sergilemis olurlar sanirim. Ataturkculuk,torpille batida kisa donem askerlik yaparak savunulamaz malumunuz.

  106. Yazan:Gürsel Gürel Tarih: Dec 16, 2009 | Reply

    Başörtülüler daha az vergi ödesin demişsiniz ama Diyanet İşleri Başkanlığına bu ülkenin ayırdığı bütçeye ne diyeceksiniz? Eğer başörtülüler daha az vergi verirse veya daha da genişletelim, müslüman olanlarda daha az vergi verirse Diyanet için diğerleri de hiç vergi vermesin, olur mu?

    Bu işleri bilmeden ahkam kesip demogoji üretmeyin…

  107. Yazan:Ekrem Senai Tarih: Dec 16, 2009 | Reply

    Gürsel bey,

    Başörtülülerin vergi vermemesiyle diyanet teşkilatına verginin aktarılması arasında bir bağlantı kuramadım. Herhalde ikisi de dini “şeyler”, birinden çakarsam diğerini çürütmüş olurum şeklinde düşündünüz.
    Diyanet işleri teşkilatının devlet bünyesinde bulunması zaten başlı başına laikliğe aykırı bir durum. Buna herkes karşı, Çarşı da karşı. Ama nedense din işlerinin cemaatlerin ve tarikatların tekeline bırakılmasına da kimse razı değil. Dolayısıyla diyanete karşı çıkan adam da ya konuşmayacak, ya da iki yüzlü damgasını yemeye razı olacak.
    Demagoji üretmemek için somut konuşmak lazım. İşi bildiğinizi söylüyorsunuz, biz de bir bilene soralım o zaman. Nasıl çözelim bu diyanet sorununu hocam?

  108. Yazan:MB Tarih: Dec 16, 2009 | Reply

    Ahkam kesmeyip demogoji üretmeyen, çok bilen pek muhterem hocama(G.G)aşağıdaki linki önersem…

    Haddimi aşmiş mı olurum?

    Laiklik Yazı Dizisi

    Ekrem Bey ne yaparsınız, insan Gürsel Gürel gibi ilim deryasına bodoslama atlamış zatı muhterem karşısında nasıl hitap edeceğini şaşırıyor:)

  109. Yazan:Gürsel Gürel Tarih: Dec 16, 2009 | Reply

    Beyler,

    Merak etmeyin bu işleri iyi hemde çok iyi bilen biriyim. Öncelikle Hacettepe Üniversitesi Kamu Yönetimi mezunuyum. Devlet nedir, siyaset nedir, kurumlardaki açmazlar nelerdir çok çok iyi biliyorum.

    O zaman bende fikirlerimi söyleyeyim; Evet Diyanet İşleri Teşkilatı diye bir teşkilat hiç olmamalı din tamamen cemaatlerin tekeline bırakılmalıdır ki kimin ak kimin kara olduğu ortaya çıksın. Ama buna ek olarak yine İmam Hatip Liseleri de kapatılmalıdır. Çünkü yine devlet kontrolünde okullardır ve din falan öğretmiyorlar. Sadece öğrettiklerini sanıyorlar.

    Madem laikiz devlet bütçesinden buralara asla para ayrılmamalı ABD’de olduğu gibi özel din vergisi çıkarılmalıdır. Öyle camilerde kaydı kuydu olmayan paralar toplanmamalıdır. Camiye gideceğini söyleyen vergisini vermelidir…

    Haa başka şeylerde söyleyeyim size. Mesela neden bu ülkede binlerce askeri okul açılmadı da binlerce İHL açıldı? Düzeni bozan ve dönüştüren sizce kimler?

    Din tartışmak isterseniz onu da tartışalım. Ülkemizde dini bilen insan sayısı o kadar az ki. Eğer din cemaatlere bırakılırsa emin olun birkaç yılda İslam’ın gerçekte ne olduğunu adım adım herkese öğretiriz. Hodri meydan…

    Şu an gerçek İslam’ın önündeki asıl engel kimlerdir biliyor musunuz? Dini bildiğini sanan ama bilmeyen emaniyeye tabi olmuş saf ve kandırılmış insanlardır. Kuran’ı açıp okuyun cehenneme gidecek din ve devlet adamlarından bahsedilir. Siz kimlerdir bunlar? (sadat ve küberadan)

  110. Yazan:Ekrem Senai Tarih: Dec 16, 2009 | Reply

    Gürsel bey,

    Sizin gibi okumuş insanların bilgilerinden istifade etmek lazım. Şimdi sizden biraz daha detaya inmenizi rica edeceğim. Mesela diyorsunuz ki:

    Evet Diyanet İşleri Teşkilatı diye bir teşkilat hiç olmamalı din tamamen cemaatlerin tekeline bırakılmalıdır ki kimin ak kimin kara olduğu ortaya çıksın. Ama buna ek olarak yine İmam Hatip Liseleri de kapatılmalıdır. Çünkü yine devlet kontrolünde okullardır ve din falan öğretmiyorlar. Sadece öğrettiklerini sanıyorlar.

    Tamamen katılıyorum. O halde tevhid-i tedrisatın kaldırılmasını savunuyorsunuz. Devlet, elini din eğitimi ve dine ait işlerden çekmeli. Ve din öğrettiğini sanan devlet kontrolündeki okullar yerine, gerçekten din öğrenen cemaat/tarikat kontrollü okullar serbest olmalı diyorsunuz yani. Doğru mu anlamışım?

    Madem laikiz devlet bütçesinden buralara asla para ayrılmamalı ABD’de olduğu gibi özel din vergisi çıkarılmalıdır.

    Şimdi kafam karıştı. Hani dini görevleri devlet tekelinden çıkartacaktık. Devlete neden din vergisi ödüyoruz şimdi?

    Öyle camilerde kaydı kuydu olmayan paralar toplanmamalıdır. Camiye gideceğini söyleyen vergisini vermelidir…

    Şimdi iyice kafam karıştı. Camiye gidecek olan neden vergi verecek? Kendi parasıyla cami yaptırıp imamının parasını kendisi vermeyecek mi? Sonra cami için para toplayandan devlet ne hakla vergi alacak onu da anlamadım. Caminin ne ısınmasını, ne imamını, ne su parasını temin edeceğine göre devletin vergi almasının bir mantığı olmaması lazım. Ayrıca benim Avrupa’da gördüğüm kadarıyla kiliseler de bağış alırken makbuz vermiyorlar. Bir kutuya para atıp duanı ediyorsun. Acaba onlarda mı anormallik?

    Haa başka şeylerde söyleyeyim size. Mesela neden bu ülkede binlerce askeri okul açılmadı da binlerce İHL açıldı? Düzeni bozan ve dönüştüren sizce kimler?

    Anladım İHL’lerini sevmiyorsunuz. Peki ama bu binlerce okula ailelerin çocuklarını göndermesinin sebebi neydi acaba? Yani bu ülkede, ülkedeki düzeni bozmak ve dönüştürmek için yanıp tutuşan binlerce imam hatip dolusu vatan haini aile mi var, nedir bu insanların derdi?

    Din tartışmak isterseniz onu da tartışalım. Ülkemizde dini bilen insan sayısı o kadar az ki. Eğer din cemaatlere bırakılırsa emin olun birkaç yılda İslam’ın gerçekte ne olduğunu adım adım herkese öğretiriz. Hodri meydan…

    Siz hangi cemaat oluyorsunuz? Ülkemizde dini bilen insan sayısının azlığı konusunda hemfikirim. Yalnız hodri meydan demek için bir şeylerin değiştirilmesini beklemedi cemaatler. Zaten hepsi bu konuda çalışıyor. Siz de bu konuda iddialı olduğunuza göre yetiştirdiğiniz binlerce talebe vardır herhalde. Yalnız din, biraz mahviyet ve tevazuyu da içeren bir şey zannımca. Ben çok İslam alimiyle birlikte oldum, hiç hodri meydan çekenine rast gelmedim. Ama cahil olduğum için bu işlere çok kafam basmıyor. Kamu yönetiminde mutlaka din konusunda da geniş bir müfredat öğretiyor olmalılar. Sarf-nahic-siyak-sibak-gramer-kelam-fıkıh-tefsir-siyer aşmışsınız ki böyle iddialı konuşuyorsunuz.

    Şu an gerçek İslam’ın önündeki asıl engel kimlerdir biliyor musunuz? Dini bildiğini sanan ama bilmeyen emaniyeye tabi olmuş saf ve kandırılmış insanlardır.

    Saf ve kandırılmışlığımı bağışlayın “emaniyeye tabi olmak” ne demektir?

    Kuran’ı açıp okuyun cehenneme gidecek din ve devlet adamlarından bahsedilir. Siz kimlerdir bunlar? (sadat ve küberadan)

    Herhalde Tayyip Erdoğan’la Abdullah Gül’dür. Cennetmekan Baykal’la Bahçeli olacak değil ya. Gerçekten Kur’an’da neler varmış öyle. Sadat ve kübera filan. Hayran oldum ilminize. İlminizin zekatınız bu fakire bağışlar mısınız? Hangi ayette geçiyordu bu devlet adamları değerli hocam?

  111. Yazan:Gürsel Gürel Tarih: Dec 16, 2009 | Reply

    Ekrem Bey,

    Tevhid-i tedrisat’ın adı var kendi yok. Adı var kendi yok olan birşeyin varlığının anlamı var mı? Elbette devlet dinden elini çekmelidir. Devlet’i devlet yapan halktır, devleti halk yönlendirir, halkı ise devlet varlığını korumak için memnun etmek zorundadır. Halk devlete, devlet halka dayanır. Çıkarlar ve ilişkiler karşılıklıdır. Din hiçbir zaman devletin tekelinde olmaz, olamaz. Ne dini öğretmeli, ne de öğretilmesini engellemelisiniz. Devlet bu konuda tarafsız olmalıdır.

    Ancak şöyle bir durumda var. Sistemler entropy içindedir yani bozunmaya eğilimlidir. Bu durum herşey için geçerlidir. Öyle olmasaydı Musa’dan sonra isa, İsa’dan sonra Peygamber Efendimiz gelmezdi. Peygamberimizden sonra da her devirde Allah’ın görevlendirdiği din alimlerinin olduğunu biliyoruz. Niçin varlar veya niçin gönderiliyorlar? Bozunmayı önlemek ve bozunma varsa düzeltmek için…

    * * *

    Şimdi asıl mesele şu; Bozunmayı önlemek veya düzeltmekle görevlendirilmiş kişiler kimler?
    Devlet mi, devletler mi, yoksa eğitim kurumları mı? Yoksa Allah mı? Allah’sa Allah’ın bu dönemdeki görevlisi kim?
    Devlet mi veya bir başkası mı?

    Yoksa araya karışan sahtelerde mi var? !!!

    * * *

    Vergi meselesine dönüyorum. Atladığım ve sizinde yanlış anladığınız durum şu. Merkezi bir vergiden bahsetmiyorum. Devlet refakatinde cemaat mensuplarının kendi aralarında topladıkları tutarları kastediyorum. Yani tutarı veya işlemleri devlet sadece izleyecek. Kendisi toplayıp dağıtmayacak. Benim anlatmak istediğim vergi sizin bugünkü şartlarda anladığınız bir vergi sistemi değil aslında.

    * * *

    Avrupa meselesine gelince. Biz Avrupayı hep örnek veririz, bende maalesef bu hatayı yapıp Avrupayı ve ABD’yi örnek veriyorum. Ama biz Osmanlıyı kurup yaşatan bir milletin evlatları isek Avrupa ve ABD’den daha sağlam çözümler bulamaz mıyız?

    Acaba ABD 600 sene yaşayacak mı? Veya Avrupa Osmanlı gibi 600 sene Akdeniz’i kendi banyo küveti yapabildi mi?

    * * *

    Bana siz hangi cemaat oluyorsunuz diye sormuşsunuz. Bende size ayetle cevap vereyim;

    3 / AL-İ İMRAN – 103 : Ve hepiniz, Allah’ın ipine sımsıkı tutunun, fırkalara ayrılmayın! Ve Allah’ın sizin üzerinizdeki ni’metini hatırlayın; siz (birbirinize) düşman olmuştunuz. Sonra sizin kalplerinizin arasını birleştirdi, böylece Allah’ın ni’meti ile kardeşler oldunuz. Ve siz ateşten bir çukurun kenarında iken sizi ondan kurtardı. İşte Allah, âyetlerini size böyle açıklıyor. Umulur ki böylece siz hidayete erersiniz.

    3 / AL-İ İMRAN – 112 : Onların üzerlerine, nerede olurlarsa olsunlar zillet (alçaklık) damgası vuruldu. Ancak Allah’ın ipine (Sıratı Mustakîm’e) ve insanlardan bir ipe (Allah’a ulaştıracak olan mürşide) tutunanlar (ulaşanlar) hariç. (Onlar) Allah’tan bir gazaba uğradılar ve üzerlerine miskinlik damgası vuruldu. Bu, onların Allah’ın âyetlerini inkâr etmiş olmaları ve peygamberleri haksız yere öldürmüş olmaları sebebiyledir. İşte bu, onların (Allah’a) isyan etmelerinden ve haddi aşmış olmalarındandır.

    * * *

    Emaniyeye tabi olmak konusunu da ayetle açıklıyorum;

    2 / BAKARA – 78 : Onlardan bir kısmı ümmîlerdir. Onlar (Allah’ın) Kitabı’nı bilmezler, sadece emaniyyeyi (kişilerin yazdığı kitapları) bilirler. Ve onlar sadece zannediyorlar.

    2 / BAKARA – 79 : Yazıklar olsun onlara ki; elleriyle kitap yazarlar, sonra da (emaniyye bilgiler içeren) bu yazdıklarını az bir bedel (para) karşılığında satmak için: “Bu, Allah’ın indindendir.” derler. Yazıklar olsun onlara, elleriyle yazdıkları şeylerden dolayı. Yazıklar olsun onlara, kazandıkları şeyler sebebiyle.

    2 / BAKARA – 80 : Ve (o emaniyyeye tâbî olanlar): “Ateş bize ancak sayılı birkaç gün dokunacak (günahlarımız kadar yanıp cennete gireceğiz).” dediler. De ki: “Allah katından bir ahd mi edindiniz?” (Eğer böyle bir ahd, almışsanız) Allah, ahdinden asla dönmez (Allah’ın ahdinde hilâf olmaz). Yoksa Allah’a karşı bilmediğiniz bir şey mi söylüyorsunuz?

    * * *

    Ekrem Bey,

    Ben Bahçeli, Baykal, Gül, Recep Tayyip Erdoğan vs vs dedim mi?

    Lütfen saptırmayın.

    Ben ne söyledim? Aşağıdaki ayette olan bir gerçeği söyledim. Ben söylemiyorum Allah söylüyor. Allah söylüyorsa doğrudur. Ama kastettiğim yukarıda saydığınız kişiler miydi sizce?

    33 / AHZAB – 67 : Ve cehennemde olanlar derler ki: “Yarabbi, muhakkak ki biz, sâdatlarımıza (dînde ileri gidenlerimize) ve küberamıza (büyüklerimize) itaat ettik. Ve böylece Senin yolundan (Sıratı Mustakîmi’nden) saptık.”

    * * *

    Ayette anlatıldığı gibi bir kısım insanların sapmasında sadat ve küberanın büyük payı var. Bu kişiler kimlerdir meselesini öğrenmek için bence Hacet namazı kılıp Allah’a sorun. Ve kimler olduğunu öğrenmiş olun. Ben bilmem Allah bilir….

    * * *

    Tevazu meselesine gelince; 21 senedir tevazu içindeyim. Çok büyük belalar hızla insanlığın üzerine yaklaşıyor, elbette bataklıktan insanları çekerken kolları çıkacakmış gibi olacak ve acıyacak. Bunun tevazu ile ilgisi yok. Tevazu sahibi olmayan birisi, sizleri önemseyip gelip burada yazmaya çalışmaz. Değil mi?

    Benim ne menfaatim olabilir ki?

  112. Yazan:Ekrem Senai Tarih: Dec 16, 2009 | Reply

    Gürsel bey,

    Mesele anlaşılmıştır. Kemalist gibi başladınız, liberal gibi ortaladınız, hoca efendiler gibi bitirdiniz. Tipik bir Türk ! 🙂

  113. Yazan:Gürsel Gürel Tarih: Dec 16, 2009 | Reply

    Ekrem Bey,

    At gözlüğü ile bakmıyorum ben olaylara. Benim kütüphanemde Das Kapital, Kavgam, Özgür İnsan Savunması (APO’nun yazdığı kitaptır), Mektubat, Bozkurtların Ölümü, vs vs vs yan yana durur.

    Ben bu ülkede Das Kapital’i okumayıp komunist geçinen çok adam gördüm. Kapitalizmle, Emperyalizle facebook’ta savaşmaya çalışan çok aklı evvel gördüm.

    Siz bu ülkede kemalistleri kemalist mi kabul ediyorsunuz? Siz bu ülkede komunistleri komunist mi kabul ediyorsunuz?

    Siz bu ülkede faşistlerin faşist mi olduğunu düşünüyorsunuz? Siz bu ülkede dindarları dindar mı sanıyorsunuz?

    Yani yok aslında birbirimizden farkımız. Hepimiz aynıyız.

    Aynı yanlışlar, aynı eksiklikler, aynı güdüklükler senelerden beri devam edip gidiyor.

    Bu ülkede sağcılık solculuk bile içi boş kavramlar halinde. Bu ülkede icraat yerine sadece laf üretiliyor. Mesela siz dindar dediğiniz kendi topluluğunuzun kalabalıklardan ibaret olduğunu zaman gelecek anlayacaksınız. Nasıl ki başkaları aslında içi boş kalabalıklardan ibaret olduklarını eninde sonunda anladı iseler sizde anlayacaksınız.

    Yani ayrışmak yerine bütünleşmekten, birbirimize kuyu kazıp içine düşürmeye çalışmaktan ziyade birbirimizi toplamaktan başka çaremiz yok.

    Kemalistler mesela çok mu kötü insanlar? Veya siz çok mu kötü insanlarsınız?

    Sadece yanlış biliyor ve yanlış anlıyoruz. Önyargı içindeyiz…

    Ben yukarıda birşey yazdım aslında çok önemli bir cümle idi. Neden bu ülkede ihtilaller sonrası binlerce askeri okul kurulmadı da İHL’ler kuruldu?

    Kurulamaz mıydı? Kurulsa idi şu an iktidarda kimler olurdu sizce?

    Yani oyunu adaletli ve sağlam bir bakış açısı ile oynamak ve anlamak gerekiyor. Yoksa sen onu kötüle öbürü seni kötülesinin sonu yok…

    Ve iddia ediyorum bu ülkede hangi görüşten olunursa olunsun o görüşün gerçek anlamda askerleri, bilinçli anlamda fedaileri çok çok az…

    Biri gelir, biri gider, devran döner…

    Bana gelince maalesef tipik bir Türk değilim. Bu ülkenin en az 20 yıl ötesinde yaşadığıma emin olabilirsiniz. Tevazu diyeceksiniz ama dediklerim hep ama hep çıkıyor bir kere de haksız çıksam gam yemeyeceğim… Ukalalığım için kusurma bakmayın…

  114. Yazan:cb Tarih: Dec 16, 2009 | Reply

    gürsel bey,

    zaten ihl’ler sistemin bilinçli bir oyunu olarak kuruldu,sonradan istenilenin tam aksi bir sonuç olarak geldi merkeze hatta iktidara oturdu,emin olun bir çok aklı evvel neden ihl açtık da başımıza iş açtık,neden askeri okul açmadık diye dizlerini dövüyorlardır,söylediğiniz doğru bir nokta var ihl’lerde bilinçli ve yanlış bir müfredat okutulmaktadır,bizzat şahidim,sonuç olarak olması gerektiği gibi bir din öğretilmez yandaş kuruluş diyanet ile de bu düşünce palazlandırılır ama gelin görün ki buna rağmen Allah’ın hikmeti işte birçok insan bu yanlış din yönlendirmesinin etkisinde kalMAmıştır.

    Merakımdan soracağım,her hangi bir ideolojiye bağlı mısınız?Kendinizi nasıl tanımlardınız?Çünkü yorumlarınızdan Ekrem’in vurguda bulunduğu üzere somut bir düşünce çıkartamadım

  115. Yazan:Gürsel Gürel Tarih: Dec 16, 2009 | Reply

    Doğrusunu isterseniz insan aklı ile üretilmiş herhangi bir ideolojiye bağlı değilim. Çünkü hepsinde eksikler, sorunlar, fazlalıklar, açmazlar mevcut. Zaten sorunların temelinde ideolojilerden ziyade insan yatıyor. Siz hangi mükemmel ideolojiyi uygularsanız uygulayın kötü insanların elinde kötüleşiyor.

    Bu nedenle ben nefs tezkiyesi ve tasfiyesini ideal olarak belirledim. İnsanoğlunun nefsinde 19 afet mevcut. Önemli olan bu afetleri temizlemek ve ahsene dönüştürmek.

    Daha açık olarak şunu söyleyebilirim. İnsan kendini düzeltmediği sürece hep mutsuz ve memnuniyetsizdir. Çünkü suçu ve sorunu hep dışarıda arar. Aslında asıl sorun iç dünyasındadır. Tatminsiz olan nefsidir, doyurulamaz olan nefsidir.

    Fecr 27-28-29-30 a bakarsanız mutmain olan nefslere kapıların açıldığını göreceksiniz.
    Ben yukarıda özellikle belirttim mezun olduğum okulu çünkü bu işin merkezinde olmama rağmen çözümü ideolojilerde bulamadım. İdeolojiler bana göre kandırmaca ve zaman kaybından başka birşey değildir. Sırf bu kandırmacalar nedeni ile hayatımızı tüketiyoruz, zamanımızı harcayıp yitip gidiyoruz.

    Allah’ı tanıyan ve itaat eden ve bu nedenle nefsindeki afetleri yok eden insanın bir derdi olabilir mi sizce?

    Ben buraya gelip neden müdahil oldum tartışmaya? İstediğimiz kadar tartışalım, istediğimiz düzeni kuralım, işletelim tatmin olacak, memnun olacak mıyız sizce?

    Halbuki insanın tatmin olma süreci kendi içinde ve nefsinde başlıyor. O nedenle İslam slim kökünden geliyor yani teslim dinidir İslam.

    Ben İHL’lere, Diyanet’e tepki gösteriyorsam veya bazı yanlış yolda olan, yanlış yolda hareket eden cemaatlere tepki gösteriyorsam sebebi asıl olan nefs tezkiyesini öğretmedikleri içindir. Sorunu hep başkalarına yükleme çabası içinde olmalarındandır.

    Olaylar var biz hayır zannederiz ama şer, olaylar var biz şer zannederiz ama hayır. Merkez Efendi ne diyor? Herşey merkezinde diyor. Ama anlayabilene.

    Peki biz neden anlayabilen olmuyoruz?

    Nefsimizdeki 19 afetle anlayabilen olabilir miyiz sizce?

    74/ MÜDESSİR-30-: aleyhâ tis’ate aşer
    19 üzerinizedir.

    1- Cehalet
    2- Cimrilik
    3- Dedikodu, Gıybet
    4- Fitne, Fesat
    5- Gurur, Kibir
    6- Haset ve Düşmanlık
    7- Hırs, Şehvet
    8- İsyan
    9- İptila
    10- Kin ve Nefret
    11- Küfür
    12- Mürailik
    13- Nankörlük
    14- Öfke, Gayz
    15- Sabırsızlık
    16- Vefasızlık
    17- Yalan
    18- Zulüm
    19- Zan

    Şimdi siz gelin bu afetlerle dolu insanlardan oluşmuş dünyayı düzeltin bakalım.

    Osmanlıyı Osmanlı yapan silah ve askeri gücünden ziyade bu afetlerin tehlikelerini insanlara anlatıp onları irşad eden kişilerdi aslında. Bir fetih yapılacaksa önce fethedilecek yerlere irşad eden kişiler gider gerçekleri anlatır ve o bölgedeki insanları Allah’a, nefs tezkiyesine davet ederler ve sonra bunu reddedenlere karşı askeri güç kullanılırdı. Yani savaş en son çare idi ve davete icabet etmeyenler için yapılmaktaydı.

    Bugün ülkemizdeki ve dünyadaki temel sorun bence budur. Gelin siz şimdi beni bir ideolojiye dahil edin, nereye dahil ederdiniz ki?

  116. Yazan:cb Tarih: Dec 17, 2009 | Reply

    gürsel bey,

    son yorumunuza tümden katılıyorum ama ben sizin kadar umutsuz değilim,hatta Mehmet Yılmaz’ın ‘Karamsar Müslüman Olur mu?’ başlıklı yazısı kısmen tariflerinizi tespitlendirecek cinsten bir yazı tavsiye ederim.

    Saydığınız bu liste ile durum umutsuz görünse dahi benim bu durumlarda aklıma gelen ilk örnek Nuh,örneğidir.çünkü Nuh’un gemi yaptığı yer bir dağ başı çorak bir arazidir yani gemi yapılsa dahi görünürde geminin kullanılacağı bir ortam yoktur ama O gemiyi yapmaya devam etmiştir.sizin verdiğiniz örnekler ile umutsuz görünen durum ve zemine rağmen müslüman olmak demek teslim olduktan sonra mevcut zeminin tüm kirliliğine rağmen umudunu kaybetmeden çalışmaya devam etmek zorundadır.

    şu durumda sizi bir ideolojiye dahil etmem,zaten kendimde dahil değilim ama umutusuzda değilim,Allah varsa umut vardır,der geçerim.

    ideolojik yandaşlık,cemaatçilik vs. benim dahili olduğum oluşumlar değil,eleştirdiğim noktaları var ama buralardan da pınarlar çıktığına bizat şahit olduğum için bu anlamda adaletli,yapıcı eleştirilere evet ama tümden hepsini karalamaya hayır diyorum,çünkü bu çoğulculuk gün gelip karmaşa,yanlış olsa dahi gün gelip bir umut kapısı olabiliyor,varsın olsunlar,engellemek niye ki?bence kişi işine bakmalı zira ‘süreç müslümanın işidir,sonuç Allah’ındır’bence budur.

  117. Yazan:Ahmet Selçuk Tarih: Dec 18, 2009 | Reply

    Gursel bey,

    Hakikaten orijinal ve samimi bir yaklasiminiz var. Cok begendim. Ozgur vicdaninizi da gorebiliyorum.Bunlar bizim icin cok onemli, eger cagdas bir demokrasi istiyorsak.

    Yalniz, bir cikariminizda ben takildim. Insan urunu ideolojilerden bahsediyorsunuz. Daha sonra bir yaraticidan (Allah) geldigini kabul ettiginiz dogmalari aliyorsunuz.

    Benim anlamadigim; dunyada yuzlerce din, yuzlerce peygamber var. Bunlarin ogretileri de biribirinden butunuyle farkli; birinin ak dedigine oburu kara diyor. Bir cok cozulemeyen savasin altinda da (Filistin-Israil ve Irlanda-Ingiltere vs.) hep dinsel farkliliklar ve “benim Tanrim/dinim senden daha iyidir” inanisi var.

    Buna nasil cozum bulabiliyorsunuz? Cunki mutlak dogru ve kutsal olarak yazdiginiz olgulari dunyanin %85’i kabul etmiyor. Onlarin kutsalini da siz kabul etmiyorsunuz (sanirim). Kabul ediyorsaniz, nasil bagdastiriyorsunuz? Buna karsi nasil bir muhakeme gelistirdiniz ?

    Cevabinizi ogrenmek beni mutlu eder. Tesekkurler.

  118. Yazan:yusuf Tarih: Dec 18, 2009 | Reply

    Böylesine ince işlenmiş hiciv dolu yazıların, toplumun daha fazla ezilen katmanları için de yazılmasını arzu ederiz. Şüphesiz ki onlar bir tutam sevgi, şefkat,adalet beklediği halde dincisi-dinsizi,Türkü Türkiyelisi tarafından hep horlanan kimseler olmaktan kurtulamamışlardır. Peki kimdir bunlar? Gelin sırayla sayalım:

    1.Travestiler,homoseksüeller :Hiç kimse bu insanlara iş vermediği için mecbur kalarak fuhuş yapmakta, polisten dayak yemekte, aşağılanmakta, aileleri tarafından reddedilmektedirler.
    2.Şehitler: Bu vatan için canını veren, çiçeği burnunda kuzukların gözü yaşlı aileleri, aman açılıma gölge düşmesin diye bir kenara itilip, bayrak açmaları bile engellenirken; eli kanlı teröristler krallar gibi karşılanmaktadırlar.
    3.Krizden etkilenenler: Çevremde işsiz kalıp intihar edenler, parçalanan aileler oldu.
    4.Babam: Yıllardır vergisini aksatmadan ödemesine rağmen her gelen hükümetin vergi affı çıkarması yüzünden senelerce aptal yerine kondu. Yine kötüler kazandı.
    5.Ben: 2005-06 anadolu lisesi mezunuyum, netlerim yettiği halde kat sayı sorunu olduğu için istediğim bölümü kazanamadım.Hala da bunun üzüntüsünü yaşamaktayım.
    6.Hukuk sistemimiz: Trafikte arabamıza yandan çarpıp sonra da 3 kuruş parayla konuyu kapatalım dediler,biz de plakasını alıp polise gittik memurun bize verdiği cevap :”Kardeş,keşke kabul etseydiniz ,arabanız zaten eski modelmiş, şimdi dava açacaksınız bir sürü masraf, gelip gitmesi sonuçlanması aylar, sürecek,devletin durumunu zaten biliyosun.”demiş. Bunu devletin polisi söylüyorsa ben artık kime güveneyim.
    7.Hastalar: Ameliyat olupta el altından bıçak parası vermeyen hastaya rastlamadım.Her türlü sosyal sigortası olmasına rağmen buna mecbur ediliyorlar.Bu liste uzayıp gider…
    Siz yeni bir anayasayla bunlar düzelecek diyorsanız. Ben size Gulliver’in Gezileri adlı kitabı öneririm. Çok ciddiyim, çünkü yaklaşımınız bana ekmeği olmayan yoksula pasta yesene demek gibi geliyor.
    Saygılarımla,

  119. Yazan:Gürsel Gürel Tarih: Dec 18, 2009 | Reply

    Ahmet Bey,

    Hz. Adem’e gelen ilk din dahi bugünkünden farklı değildi. Bugüne kadar sadece ve sadece insanlara tek bir din geldi. Bu tek din’de anlatılan şeyler hep aynı idi. Allah’a teslim olun, nefsinizi tezkiye edin ve temizleyin dendi hep.

    Ama zamanla insanlar bu dinleri değiştirdiler. O nedenle binlerce incil, tevrat, zebur ortaya çıktı. Ama Allah yine her devirde görevlilerini göndermeye devam etti.

    Ayete bakın;

    39 / ZUMER – 71 : Kâfirler, zümre zümre cehenneme sürülürler. Oraya geldikleri zaman, onun (cehennemin) kapıları açılır. Ve onun (cehennemin) bekçileri onlara derler ki: “Size, sizden (sizin aranızdan) olan resûller gelmedi mi ki, size Rabbinizin âyetlerini okusun, bugüne (buraya) geleceğinizi (söyleyerek) uyarsın? (Cehenneme gidenler) dediler ki: “Evet (geldiler).” Fakat azap sözü kâfirlerin üzerine hak oldu.

    Dikkat ederseniz diyor ki ayette sizden diyor yani biz Türksek bizden, biz Almansak Alman, biz İtalyansak İtalyan olan resullerden bahsediyor.

    Son Peygamber Hz. Muhammed olduğuna göre ondan başkaca birileri de mi var?

    Evet var. Her devirde, her topluluğun içinde, peygamber olmasa bile Allah’ın seçtiği görevlendirdiği kişiler var. Bu kişilerin görevi insanları irşad etmek, onlara doğruları anlatmaktır. İrşad olan insan nefsiniz temizler, afetlerden kurtulur.

    Birde yanlış bilinen kavramlar var. Mesela müslüman olanlar cennete gidermiş. Cennete gitmenin şartı müslüman olmak değildir, cennete gitmenin şartı amenu olmaktır yani Allah’a ulaşmayı dilemektir. Bir Musevi kalpten Allah’a ulaşmayı dilerse, Allah’ı arzularsa amenu olmuştur ve cennetliktir.

    Delil mi istiyorsunuz?

    103 / VEL ASR – 1 : Vel asr(asri).
    Asra yemin olsun.

    yemin : Nefsimizin elestibi rabbukum (kalû belâ) günü verdigi yemin
    103 / VEL ASR – 2 : İnnel insâne le fî husr(husrin).
    Muhakkak ki insan, gerçekten hüsrandadır.

    103 / VEL ASR – 3 : İllellezîne âmenû ve amilûs sâlihâti ve tevâsav bil hakkı ve tevâsav bis sabr(sabrı).
    Ama âmenû olanlar (ilk 7 basamağı aşanlar), nefs tezkiyesi yapanlar (ikinci 7 basamağı aşanlar), Allah’a ruhu ulaşıp Hakk’ı tavsiye edenler (üçüncü 7 basamağı aşanlar) ve sabrı tavsiye edenler (dördüncü 7 basamağı aşanlar) hariç.

    âmenû : Allah’a (cc) ulaşmayı dileyen kimse

    * * *

    Başka delil ne var?

    2 / BAKARA – 62 : Şüphesiz ki; âmenû olanlar, yahudiler, hristiyanlar ve sabiiler, bunlardan her kim, Allah’a ve yevm’il âhire inanır ve ıslâh edici ameller işlerse (nefsini tezkiye ederse), bu durumda onların mükâfatları Rab’lerinin katındadır. Onlara korku yoktur ve onlar mahzun da olmayacaklardır.

    5 / MAİDE – 69 : Muhakkak ki, âmenû olanlar (Allah’a ulaşmayı dileyenler), ve Yahudiler, Sâbiiler ve Nasrânilerden (Hristiyanlardan) kim Allah’a ve âhir güne îmân eder ve nefsini ıslâh edici ameller (nefs tezkiyesi ) yaparsa onlara artık korku yoktur ve onlar mahzun da olmazlar.

    * * *

    Gördüğünüz gibi asıl mesele ahir güne inanmaktır. Ahir gün denince deniyor ki; Öldükten sonra dirilmek ve kıyamet sonrasına inanmak. Bu da yanlış. Ahir gün ruhun Allah’a ölmeden ulaşmasına inanmaktır.

    Mesela müslümanlar cehenneme gidip günahları kadar yandıktan sonra cennete gideceklermiş var mı böyle ayet?

    Yok. Ama tam tersi ayet var. Yani cehenneme giden orada, cennete giden orada ebedi kalır.

    16 / NAHL – 29 : Haydi, orada ebediyyen kalmak üzere cehennemin kapılarından girin. Kibirlenenlerin (büyüklük taslayanların) kaldığı yer ne kötüdür.

    23 / MU’MİNUN – 103 : Ve kimin mizanı (sevap tartıları), hafif gelirse işte onlar, nefslerini hüsrana düşürenlerdir. Onlar, cehennemde ebediyyen kalacak olanlardır.

    * * *

    Birde başka bir uydurma var. Sırat köprüsü uydurması. Sırat köprüsü bu dünyadır.

    İşte bugün ülkemizde din biliyorum diye meydanda gezenlerin çoğu bu uydurmalarla halkı uyutuyorlar. Ben bu nedenle İHL’lere karşıyım.

    Tüm yollar nefs tezkiyesine ve irşad’a çıkıyor. İblis ise kandırmacalarla insanları bundan uzak tutuyor.

    Mesela yoga, transandantal meditasyon ve benzerleri hep iblisin taklit ettirdiği uydurmalardır.

    Güya yogacılar, TM’ciler rahatlıyorlarmış, mutlu oluyorlarmış. Sen nefsini temizlemeye başla, irşad yoluna gir mutluluk nedir o zaman öğren. Ama bunu anlamıyorlar ki…

    Tüm insanlığın tek çaresi nefs tezkiyesidir. Zaten hep çözüm bu oldu ve kıyamete değinde bu olacaktır.

  120. Yazan:Ekrem Senai Tarih: Dec 18, 2009 | Reply

    Gürsel bey,

    Söylediğiniz doğru şeyler yok değil ama indirgemeci ve basitleyici bir yaklaşımınız da var maalesef. Ne yaptınız cenneti, cehennemi, İslam’ı, sıratı yarıp geçtiniz. Hayır bu din konusunda son zamanlarda yaratıcı çabaları takdir etmemek mümkün değil de, yani bu kadar da değil be azizim.
    Mürşidiniz kim, bütün bunları hangi kaynaktan öğreniyorsunuz bilmiyorum ama bu işler o kadar basit değil. Allah’a ulaşmak filan, çok büyük laflar bunlar. Cennet, cehennem bu dünyadadır filan. Oh maşallah. Siz kaçıncı kattan sesleniyorsunuz azizim?

  121. Yazan:Gürsel Gürel Tarih: Dec 18, 2009 | Reply

    Ekrem Bey,

    Cennet ve cehennem bu dünyadadır diye birşey demedim yapmayın etmeyin…

    Ben yanlış bilinenler olduğunu ve bu yanlışların çoğunun Kuran’a ters düştüğünü söylüyorum.

    Siz bana sırat köprüsü öldükten sonradır diye bir ayet bulun veya müslüman olanlar günahları kadar cehennemde kalır sonra cennete giderler diye ayet bulun ben size sonsuz saygı duyacağım.

    Kuran’da 95 ayette Allah’a ruhunuzu ulaştırın, nefsinizi tezkiye edin emirleri var. Sayısız irşad ayeti var. Sayısız mürşid ayeti var.

    Cennet’e ulaşmanın şartları açık ve net. Fecr 27-28-29-30 bakın.
    Mutmain kademesine gelmiş bir nefsten bahsediyor.

    Kuran’da eksik hiçbir şey yok, tüm soruların cevapları verilmiş. Buna dair ayet bile var.

    Ayetlerle konuşalım ben buna hazırım. Bırakın uydurma kitapları, Kuran onlara emaniye diyor.

    Peygamber Efendimiz veda hutbesinde bile söylüyor. Emaneti sahibine teslim edin diyor, emanet nedir? Sizden aldığım herhangi birşey mi yoksa Allah’tan üflenen ve cahil olan insana yüklenen ruh mu?

    Ben size nefs tezkiyesi, tasfiyesi ile ilgili sadece Kuran’dan değil Yunus Emreden, Mevlanadan, Said Nursiden, Hacı Bayram Veliden, hatta Osmanlı padişahlarından cümleler söylemler bulurum hemde yüzlerce.

    Cennet ve cehennem kıyametten ve hesap gününden sonradır ama Dünya hayatında da mutluluk, saadet vardır. Huzur vardır ve bunun yolu nefsimizdeki afetlerden kurtulmaktan geçer. Çünkü o zaman iblis bize dişlerini geçiremez.

    Neden bugün İslam ülkeleri geri? Neden bugün İslam ülkeleri zayıf, güçsüz ve taassub içinde?

    Çünkü gerçek islamdan bihaberler. Acı gerçek işte budur. Sakın iblise kanıp söylediklerimi reddetmeyin, sabredin, araştırın, inceleyin göreceksiniz ki dediklerim %100 doğrudur.

    Benim mürşidim meselesi önemli değil. Perşembeyi cumaya bağlayan gece sizde hacet namazı kılıp mürşidinizi Allah’a sorun size göstersin. Nasıl ki Yunus Emre’nin mürşidi Hacı Bayram Veli değilde Taptuk Emre oldu ise yani anahtar olarak o tayin edildi ise her insanın bu dünyada Allah tarafından tayin edilmiş ve ulaşması gereken bir mürşidi vardır.

    O mürşide sizlerin ulaşmasını engelleyip, hayatınızın boşa geçmesini sağlamak isteyen ve gereksiz işlerle bizleri oyalayan ise İblistir.

    Ne diyor ayette?

    7 / A’RAF – 12 : Kâle mâ meneake ellâ tescude iz emertuk(emertuke), kâle ene hayrun minh(minhu), halaktenî min nârin ve halaktehu min tîn(tînin).
    (Allahû Tealâ) şöyle buyurdu: “Sana (secde etmeyi) emrettiğim zaman, seni secde etmekten men eden nedir?” İblis: “Ben ondan hayırlıyım,beni ateşten ve onu nemli topraktan (balçıktan) yarattın.” dedi.

    7 / A’RAF – 13 : Kâle fehbit minhâ fe mâ yekûnu leke en tetekebbere fîhâ fahruc inneke mines sâgirîn(sâgirîne).
    (Allahû Tealâ): “Öyleyse oradan in! Artık orada senin kibirlenmen olmaz. Hemen oradan çık. Muhakkak ki, sen alçaklardansın.” buyurdu.

    7 / A’RAF – 14 : Kâle enzırnî ilâ yevmi yub’asûn(yub’asûne).
    (Şeytan): “Beas gününe (dirileceğimiz güne, kıyâmet gününe) kadar bana izin (mühlet) ver.” dedi.

    7 / A’RAF – 15 : Kâle inneke minel munzarîn(munzarîne).
    (Allahû Tealâ): “Muhakkak ki sen izin (mühlet) verilenlerdensin.” buyurdu.

    7 / A’RAF – 16 : Kâle fe bimâ agveytenî le ak’udenne lehum sırâtekel mustekîm(mustekîme).
    (İblis): “Bundan sonra, beni azdırman sebebiyle, mutlaka Senin Sıratı Mustakîmin’e onlara karşı (mani olmak için) oturacağım.” dedi.

    Sıratı Mustakîm : Allah’a (cc) ulaştıran yol
    7 / A’RAF – 17 : Summe le âtiyennehum min beyni eydîhim ve min halfihim ve an eymânihim ve an şemâilihim, ve lâ tecidu ekserehum şâkirîn(şâkirîne).
    Sonra, elbette onlara, önlerinden, arkalarından, sağlarından ve sollarından geleceğim ve onların çoğunu şükredenlerden bulmayacaksın.

    7 / A’RAF – 18 : Kâlehruc minhâ mez’ûmen medhûrâ(medhûren), le men tebiake minhum leemleenne cehenneme minkum ecmaîn(ecmaîne).
    (Allahû Tealâ): “Kınanmış (hor görülmüş) ve kovulmuş olarak oradan çık!” dedi. “Elbette onlardan kim sana tâbî olursa, mutlaka sizin hepinizden cehennemi (tamamen) dolduracağım.”

    * * *

    Şimdilik benden bu kadar…

  122. Yazan:çuvaldız Tarih: Dec 18, 2009 | Reply

    Basitçe güncelleştirerek bir farkın nedenini sormak istiyorum.
    Az önce trt1 de Bir’iz adlı bir program vardı.Dün, Muharrem 1 itibariyle başladı.Bu programda Kerbela olayı Alevilik anlatılıyor.Her açıdan.TRT yayına başladığından beri bu ülkenin oy veren vatandaşları Aleviler için devlet televizyonunda bu tip bir program yayınlanmış olduğunu hatırlamıyorum.

    Dün akşam da Şeb-i Aruz töreni TRT den naklen yayınlandı. Programın başında sokak röportajlarına yer verilmişti. Mikrofon uzatılanların çoğu yurtdışından gelmiş “yabancılardı”.Türkçe dışında bir dil ile Mevlana ve Mevlevilik hakkında fikirlerini beyan edip neden tören için geldiklerini anlattılar.

    Bu yabancılar, Gürsel Gürel beyin devlet tarafından İHL’lerde öğretilen dine olan itirazını geçip Ahmet Selçuk beyin savunduğu Atatürkçülüğü benimseyen devletin eğitim anlayışı ile birbirlerini iç mihrak olarak varsayan insanlara göre dört tarafımızı kuşatmış düşmanlar.

    Bir öğreti herkesi “dost” bilip gel derken bir diğeri (izmleştirilmiş bir öğreti olarak) herkesi anası ağlatılacak “düşman” ilan edebiliyor? Bu öğreti ile yetişmiş olanlar “ne olursan gel-defol hain” dedirten fark üzerine kafa yormuşlar mıdır acaba?

  123. Yazan:Ahmet Selçuk Tarih: Dec 18, 2009 | Reply

    Gursel bey,

    Iletileriniz ve aciklamalariniz icin tesekkurler. Sizin orijinal buldugum bir senteziniz var. Hatta biraz bu konuda arastirmak da istiyorum. Yazdiklarinizi not aldim 🙂 Dinler tarihi uzerine bir kitap da okumayi tasarliyorum en kisa zamanda.

    Ekrem bey size gelince, aydin bir insansiniz ama hani demokrasi? hani inanc ozgurlugu ? :)))
    Birakin herkes istedigine inansin. Istedigini dusunsun. Ve bunu ozgurce aciklasin.

    Aslinda, elestirmeniz guzel. Eger mudahale etmezseniz ve karsit da olsa onlarin dusuncelerini aciklamalarini desteklerseniz. Iste, gercek demokrasinin basit kurali da budur. Baskasina yasama ve ifade etme hakki!..

    Siz Gursel beyin bende bazi dusunme kivilcimlari yaratan inanc ve yaklasimlarina “fikirlerinizi acikladiginiz icin tesekkur ediorum ve saygi duyuyorum” diyebiliyor musunuz? Bunu derseniz, sorun yok.

    Demokrasinin meyvesini yemenin yaninda, agacinin buyumesine de musaade etmek.

    Benim de bu forumda cevap aradigim soru budur. Arapci Sunni Islam icin demokrasi istiyorum dediginizde “kendine demokrat” olursunuz, baskasi icin demokrasi istediginizde “gercek demokrat”sinizdir.

    Ben herkes icin demokrasi istiyorum. Istisnam yok, teror ve siddet disinda. AB, ABD, Japonya demokrasisini istiyorum Turk insani icin.

    Eger siz de bunlari diyebilirseniz, kendi inancinizin disindaki insanlara da esit haklar vermeyi kabul ederseniz; bakin anlastik iste 🙂

  124. Yazan:EzberBozan Tarih: Feb 14, 2010 | Reply

    Bence muslumanlarin basortusu konusundaki argumanlarinin temeli saglam degil, sorun burdan kaynaklaniyor.

    Sacma sapan oldugunu benim de kabul ettigim basortusu yasagina karsi soyle bir savunma refleksi gelistirmisler.

    `Basortusu ozgurluktur, ozgurluk talebimiz engelleniyor`

    Muslumanlarin `zorlama ile degil, kendi irademizle ortunuyoruz` beyanlarinin dogru oldugunu kabul ederek argumanlar uzerinde kafa yormaya devam etsek dahi; Basortusu ozgurluk degil, bir tercihtir, tum tercihler ozgurlesme yolunda kullanilmiyor olabilir. Ancak yine de bence bir insan evladi tutsak olamayi kendi iradesiyle tercih ediyorsa buna da saygi duyulmasi gerekir.

    Netice itibariyle muslumalarin bozmasi gereken ezber de sudur; basortusu bir ozgurluk degildir, tercihtir. Ancak sadece kisiyi baglayan her tercihin de uygulanma hakki mesrudur.

    Ancak ustune basarak tekrar etmekte fayda goruyorum ki; esaretin gonullusu, esareti esaret olmaktan cikarmaz.

  125. Yazan:nazlı Tarih: Jun 20, 2010 | Reply

    yalnışlar değişmeli herkes istediği gibi yaşamalı eger böyle bir hak olmasaydı yüce allah zaten bize öyle bir dayatma yapardı yapmayanı yaşatmazdı yani diyeceğim o ki örtünen inancı gereği örtüyor açılanda öyle inandığı için ya da öyle yaşamak istediği için ama bunu bırakalımda herkes kendi karar versin yok mu ailenizde açık ve kapalı ablam açık ben ise kapalıyım bu bir tercih meselesi….o aklı kıt diyenler harbi kıt bedeninize kıyafet giydiriyorsunuz kapatınca işlev mi yitiriyoda böyle bir kanıya varıyorsunuzz..

  126. Yazan:Cengiz Cebi Tarih: Jun 20, 2010 | Reply

    Başörtülü atatürkçü olur mu?

    Olmaz.

    Atatürkçü olmayan insan mıdır?

    Değildir.

    O halde başörtülüler insan mıdır?

    Değildir.

    Peki ne yapılmalıdır?

    Yapacak birşey yok.

    Hiç olmazsa üniversite ve resmi kurumlara girmelerini engelleyerek insanları daha fazla rahatsız etmelerini engelliyoruz.

    Gönül ister ki bunların topunu temizleyelim ama maalesef şu anda elimizde değil.

    Yaşasın çağdaşlık, yaşasın aydınlık !!

  127. Yazan:A.Y. Tarih: Jun 29, 2010 | Reply

    Bu konu hiç aklıma gelmemişti. Ama yazı son derece mantıklı.

    Bu kişiler hatta diğerlerinden daha çok vergi bile veriyordur. Çünkü bir çoğu kendi işini yapıyor, devlette çalışamadıkları için. Kendi işin de olda devlet senin ortağın. Haddinden fazla vergi alınıyor. İnsan para kazansa bir dert, kazanmasa bir dert.

  128. Yazan:Ebru Tarih: May 11, 2011 | Reply

    Bizim sabrimiz ve imanimiz onlarin öfkesinden büyüktür. Kaset skandallariyla birbirlerini yiyorlar. Ayni kafese konup aç birakilmis hayvanlara döndüler. Yeni anayasa yapilinca bütün bu saçmaliklar sona erecek.

  129. Yazan:ezberbozan mı? Tarih: Oct 27, 2011 | Reply

    tam da bunu kastediyoruz. kime ne! varsın adam yobaz(!) olmayı tercih etsin. bu kimi ilgilendirir. bu arada yazının şu fazla noktası var: “esaretin gonullusu, esareti esaret olmaktan cikarmaz.” bunu da yine kendinize göre düşündüğünüzün farkına varırsanız işte o zaman taşlar yerine oturacak, yani onun esaret olduğuna yine siz karar verdiniz. Demin özgürlük değil de tercih meselesi dediğiniz başörtüsü gibi; buna esaret veya özgürlük demek de tercih meselesi. Anlayacağınız hep farklı yollar olacak önünüzde.Biri doğru biri yanlış demeyeceğim.İkisi de doğru. Çünkü bir yol varlığını öteki yola borçludur yoksa varlığı anlaşılamazdı. Yani hepimiz kendi doğrumuzu yaşıyoruz ve Eğer hepimiz tek doğruyu yaşasaydık mükemmel bir yapı olurdu ki ona da Ütopya, Medinetü-l fazıla ya da Güneş devlet denir yani koca bi hayalden ibaret. Öteki berikine borçlu ise öteki olmasını. öteki ile beriki birbirlerinin hakkına riayet etmeli belki de istenen şey budur bizden kimbilir vesselam

  130. Yazan:halukrenda Tarih: Dec 21, 2011 | Reply

    Ya ne enteresan varlıklarsınız. Mademki başörtülüye devlet eğitim hizmeti vermiyor, oda devlete alamadığı eğitime karşılık vergi vermesin ha.
    Güzel… o zaman bu ülkedeki etnik azınlıklarda kendi ana dillerinde eğitim yapamıyorlar. Onlarında dâhil eden bari unutmadan. Ayrıca alevi vatandaşlarımızda Alevilik bir din değildir mantalitesiyle din hizmeti alamıyorlar. Devlete ne ki insanlar ister alevi olur ister ateist. Hem bu saydığım gruba dahil olan mükellef sayısı öyle genel nüfusun yüzde %1-2 si değil 1/3 den fazla yani 25 milyon civarında. Bir şeyi isterken kendi başınıza Müslüman olmayın. Ben sunniyim ve Türküm. Ama her şeyden önce insanım.
    Hayata ideolojik pencereden bakmamayı öğrendiğimiz gün sorunlarımızı toptan çözeriz.

  131. Yazan:Mutlu Tarih: Mar 17, 2012 | Reply

    Saçmalık olurda bu kadar mı olur?:) Başörtülüler tüm devlet dairelerinden özgürce faydalanamıyor, vergiyi daha az versin diyen vatandaş:

    Bu memlekette camiye gitmeyen binlerce milyonlarca insan var, onlarda vergiyi az versin.

    Okula gitmeyen insanlar var, onlarda vergiyi az versin.

    Hiç asfalt yolda yürümemiş insanlar var, onlarda vergiyi az versin.

    Telefon yüzü görmemiş insanlar var, onlarda vergiyi az versin.

    Ülkemizde sadece başörtülü olduğu için bir şeylerden mahrum kalan insanlar yok. Binlercemiz bazı hakları kullanmadığımız halde vergimizi tam olarak veriyoruz.
    Eğer başötülülerden böyle bir sebepten dolayı verginin daha az alınmasını düşünüyorsanız, aklınızı biraz düşünmek için zorlayın, sonra dinci kimliklerinizi bir kenara bırakın ve

    camiye gitmediği halde Diyanet işlerine cebinden onlarca yüzlerce lira giden Alevi vatandaşlarımızı,

    köyde yaşayıpta asfalt yolu ömründe hiç görmemiş köylüden alınan paraların ne kadar haklı yere alındığını,

    Ahır gibi yerler için alınan eğitim vergilerini,

    hiç konuşmadığı ama lazım olur diye evde bulundurduğu telefon için her ay onlarca lira vergi veren vatandaşı vs biraz düşünün.
    onlar neler çekiyor bileniniz var mı?

  132. Yazan:Ekrem Senai Tarih: Mar 20, 2012 | Reply

    Yukarıdaki yazıya itiraz edenlerin ne söylemek istediğini ben anlamadım. Biri çıkıp izah ederse sevinirim. Bu arkadaşlar hangisini diyor:
    “Devlet hizmetinden faydalanamayan sadece başörtülüler değil, toplumda devlet mağduru birçok insan var. Bunlar da vergi ödemesin” şeklinde samimi bir söylem mi bu?
    Yoksa “devlet bu insanların kişilik haklarını gasp ediyor ama zaten birçok insanınkini gasbediyor. O halde başörtülüler de oturduğu yerde otursun, diğerleri gibi bir hak talebinde bulunmasın” mı deniyor?
    Bu ülkenin insanının en büyük problemi nedir ben keşfettim: Kendini, devleti korumaya vazifeli hissediyor.
    Yahu çıkıp “bu ülkede devlet haklarımızı ihlal ediyor ama bizden çatır çatır vergi alıyor. Birleşin mağdurlar haklarımızı talep edelim, ya devlet bize haklarımızı iade etsin, ya da vergi ödemeyelim” diyeceğine devlet ağzıyla konuşuyor: “ama şimdi sen istersen o da ister…”
    İsteyecek tabi!
    Bu kuş beyinlilerle mi anayasa yapılacak? Hiç sanmıyorum.

  1. 4 Trackback(s)

  2. Dec 26, 2007: Ulus devlet - Bölüm I: Ulus mu devlete aittir yoksa devlet mi ulusa? : Derin Düşünce
  3. Mar 29, 2008: Derin Düşünce
  4. Jun 1, 2009: ABD’yi tedavi etmek mümkün mü? - BÖLÜM IV : Derin Düşünce
  5. Jan 12, 2010: En çok okunan ve tartışılan 50 yazı : Derin Düşünce

ÖNEMLİ

--------------------------------------------------------------------

Tüm yazı, yorum ve içerikten imza sahipleri sorumludur. Yayımlanmış olmaları, bu görüşlere katıldığımız anlamına gelmez.

Hakaret içerse dahi bütün yorumlar birer fikir eseridir. Ama bu siteye ilk kez yorum yazıyorsanız, yorum kurallarına gözatın yine de.

Not: Sitenin ismini dert etmeyin, “derinlik” üzerine bayağı bir geyik yaptık, henüz söylenmemiş bir şey bulmanız oldukça zor :)

Editörle takışmayın, o da bir anne-babanın evlâdıdır, sabrının sınırı vardır. Siz haklı bile olsanız alttan alın, efendilik sizde kalsın.

Sitenin iç işleriyle ilgili yorum yapmayın, aklınıza takılan soruları iletişim kutusundan sorun, kol kırılsın, yen içinde kalsın.

Kendi nezaketinizi bize endekslemeyin, bizden daha nazik olarak bizi utandırın. Yanlış ve eksik şeylerden şikayet etmek yerine bilgi ve yeni bakış açısı sunarak tamamlayın, düzeltin, tevazu ile öğretin bize bildiklerinizi.

Bu kurallara başkasının uyup uymamasına aldırmayın, siz uyun. Bütün yorumları hızla onaylanan EN KIDEMLİ YORUMCULAR arasındaki nizamî yerinizi alın.

--------------------------------------------------------------------
  • Siz de fikrinizi belirtin