Başörtülüler Daha Az Vergi Ödemeli
By Mustafa Akyol on Kas 6, 2007 in Kategorilenmemiş
[8 Ekim 2007 tarihli Star gazetesinde yayınlandı]
Şu sıra üniversitelerdeki başörtü yasağının kaldırılması gündemde. “Olağan şüpheliler”in hep birlikte uyguladığı “tama saha pres”in işe yarayıp yaramayacağı ve dünyada eşi-benzeri bulunmayan bu yasağın sürüp sürmeyeceği belli değil. Ama eğer sürecekse o zaman bir başka hukuki düzenleme yapılması, başörtülü vatandaşlara vergi indirimi getirilmesi lazım.
Nedenini anlatayım. Malum, “devlet” dediğimiz organizasyon, vatandaşların ödediği vergilerle finanse edilen bir yapı. Demokratik rejimlerde ise bu verginin meşruiyet kaynağı, devletin vatandaşlara hizmet götürüyor olması. Devlete vergi veriyoruz, çünkü o da bize bunun karşılığında güvenlik, altyapı, sağlık, eğitim gibi hizmetler sağlıyor.
İşte başörtülü vatandaşlar açısından bu vergi-hizmet denkleminde bir problem var. Çünkü onlar da herkes gibi vergi ödemelerine karşın, devletin eğitim hizmetlerinden yararlanamıyor, bundan sistematik olarak dışlanıyorlar. İş bunla kalsa yine iyi. Devletin kimi üst düzey memurları, bu vatandaşları sık sık “mürteciler”, “karanlık odaklar” gibi laflar kullanarak aşağılıyor, hatta onları “iç düşman” ilan edip tehdit bile ediyorlar. Ama ne ilginçtir ki bu memurların aldığı maaşlarda, söz konusu başörtülü vatandaşların ödediği vergilerin de payı var. Yani bu yurttaşlarımız için günlük dilde “kendi paranla rezil olmak” diye tarif edilen traji-komik durum geçerli.
Aslında durum öyle garip ki, devletin bazı kurumları adeta vatandaşların sadece bir kısmının hizmetinde ve onları diğerlerinden gelebileceği varsayılan tehditlerden korumak için çalışıyor. Anayasa Mahkemesi eski Başkanı Mustafa Bumin’in geçenlerde Hürriyet’in manşetine taşınan “Türbanlı girer, başı açık çıkar” şeklindeki uyarısı, bu açıdan çok ilginçti. Sayın Bumin, eğer başörtülülere özgürlük verilirse, bu kez diğer öğrencilerin baskı altında kalacakları ve hatta kovulacakları uyarısını yapıyor ve yasağın sürmesini savunuyordu. Söz konusu “tehlike”nin ne denli abartılı olduğunu görmek için Türkiye’nin tüm sokak, cadde ve parklarına “türbanlılar”ın girdiğini, ama hiç birinden “başı açıkların” çıkmadığını hatırlamak yeterli. Ancak asıl enteresan nokta şu: Görünen o ki Sayın Bumin’in tek endişesi, başını örtmeyenlerin eğitim hakkı ve onların yaşayabileceği muhtemel bir “psikolojik baskı”. Ötekilerin hakkı ise, “psikoloji” filan şöyle dursun, mahkeme kararı ve polis zoruyla ellerinden alınmış durumda. Ama belli ki bunun hiç bir önemi yok…
Peki ama madem herkesin hakkı ve özgürlüğü aynı derecede önemli değil, o zaman neden herkes aynı oranda vergi ödüyor?
Bu soru, sadece vatandaşlar değil, devlet açısından da düşündürücü. Çünkü “mürteciler”e bu kadar soğuk bakan resmi makamların bizzat onların vergileriyle geçinmesi ahlaki bir çelişki gibi duruyor. Öyle ya, hiç yakışıyor mu güzide başkentimizin o pırıl pırıl, ip-ilerici kurumlarına “irticai sermaye” tarafından finanse edilmek?
İşte tüm bu gariplikleri ortadan kaldırmak için kanımca şöyle bir düzenlemeye gidilmeli: Devletin tüm vatandaşlara ulaşan hizmetleri için her mükelleften vergi alınmalı. Ama inançları ve yaşam biçimleri nedeniyle resmi hizmetlerden yoksun bırakılanlara “ikinci sınıf vatandaş indirimi” yapılmalı. Böylece onlar da kendilerine alternatif eğitim imkanları yaratmak için kaynak oluşturabilir, hatta “Devlet Tehdidi ve Aşağılamasına Maruz Kalan Yurttaşlar İçin Rehabilitasyon Derneği” filan gibi sivil toplum örgütleri kurabilirler.
Eğer bunları yaparsak, demokratik olmasa da nispeten daha adaletli bir sistem kurmuş oluruz.
Kuşkusuz daha iyi bir alternatif de var: Bütün bu saçmalıkları bir kenara bırakıp, tüm vatandaşların eşit ve özgür olacağı, herkesin “birinci sınıf insan” sayılacağı demokratik bir ülke haline gelmeye de çalışabiliriz. Umarım yeni anayasa bunun yolunu açar.
19 [?]

75 Yorum
Yazan:fuatogl Tarih: Kas 5, 2007 | Reply
Bence bu şekilde vergi yada para işlerine girmemek gerekir. Temelde haklısınız ama. Mesela yaşadığım yerde 1% daha az vergi ödüyorum, çünkü kilise hizmetlernden faydalanmıyorum. Ama hesap yapılacaksa tüm kalemlere bakmak gerekiyor. Bu türbanlı(*) arkadaşların zihinsel olarak geliştikleri ortama katkı sağlayan son 25-30 yıllık süreçte başkalarının vergi paraları çok harcandı, bunu da görelim. Yıllarca sünni-islam öğreten derslere ayrılan kaynak ve paralar, diyanetin yine sünni-islam için harcadığı trilyonlar vs.vs… inançsızlar, aleviler, hristiyan vatandaşlar herhalde baya baya alacaklı olur böyle bir hesap çıkarmada.
Yıllarca yapılan yanlışlıkları kolay kolay görmeyiz, hasır atı ederiz. Ama kendimize gelince hepimiz çok keskin zekalı oluveririz nedense :)
(*)yasak elbette saçmadır, hatta türbanın kendisinden daha saçma.
Yazan:Haydar Tarih: Kas 5, 2007 | Reply
M Akyol bunu saka diye yaziyor ama bence gayet ciddi ve mantinkli bir talep.
Boyle memlekete boyle kanun gerekli.
***
Zaten “abi, bana yan bakti bende satirla dogradim… tahrik var” deyince ceza indirimi verilen medari iftiharimiz kanunlar yokmu? Var. Ustelik karakolda eller omuzda hatira fotografi bile cektirirler.
Eeee, basortusu yasagi nasil olsa uygulamada var… vergi indirimide oluversin canim.
Yasagindan utanmiyoruzda vergi indimindenmi utanacagiz?
Yazan:freedom Tarih: Kas 6, 2007 | Reply
Fuat’ın dediği gibi dinsizlerin ve diyanetten dini hizmet alamayan diğer inanç sahiplerinin de sünnilere göre düşük vergi vermesi gerekir aynı mantıkla.
Yazan:saldiray Tarih: Kas 9, 2007 | Reply
turban yasaginin dunyada esi benzeri olmadigini soylemissiniz, oysa turkiye’dekine cok benzer bir yasak tunus’ta da uygulanmakta. hatta gecen sene turban takma yasagi kamu kurumlarinin disina tasindi ve kadinlarin sokakta turbanla gezmesi yasaklandi.
http://news.bbc.co.uk/2/hi/africa/6053380.stm
Yazan:alican Tarih: Kas 15, 2007 | Reply
Yasaklar nereye kadar?
Hiçbir akli, mantıki tabanı olmayan, sırf ben öyle istiyorum bağnazlığıyla uygulanan bir yasak! birileri bu yasaktan geçimini sağlıyor olmalı, yoksa aklı başında bir insanın yasak savunmasını benim aklım almıyor.
Yazan:blue Tarih: Kas 15, 2007 | Reply
Bence gayet mantıklı bir talep. Diyanetten hizmet alamayanlar da kapsama pekala sokulabilir, bence hiç bir mahzur yok.
Yazının ana fikri, devlet hizmet içindir, hizmet veremiyorsan benden para da alamazsın, alıyorsan zorbalıkla alıyorsundur. İnançsızlar da malulen emekli edilmeli.
Yazan:Mister No Tarih: Kas 15, 2007 | Reply
Ben de diyanetten hizmet almıyorum, ben de az vergi ödemek istiyorum.
Yazan:snowqueen Tarih: Kas 16, 2007 | Reply
Köylerine cami yapilan aleviler, dogduklarinda nüfus kagitlarina ‘islam’ yazilan ateistler de daha az vergi ödemeli o halde.
Devlet Tehdidi ve Aşağılamasına Maruz Kalan Yurttaşlar İçin Rehabilitasyon Derneği kurulmasini önermes Mustafa Akyol,
Türkiye’de yasayan escinseller içinde böyle bir olusuma destek verecek mi kendisi? Yeni anayasada ‘escinseller’ de yok mesela.
Ama hayir, muhafazakar demokrasi anlayisi sadece ve sadece ‘basörtüsü’ yasagina ses ediyor bu sekilde.
Yazan:Gülcin Kacar Tarih: Kas 23, 2007 | Reply
Pantolon giyenlerde vergi vermesin.
Daha ciddi işlerle uğraşın arkadaşlar yazık oluyor zamanınıza.
Yazan:sem Tarih: Kas 24, 2007 | Reply
Eyer bu kanun kabul edilirse iş adamları da baş örtüsü takarlar.
Yazan:fizikci Tarih: Kas 24, 2007 | Reply
Ayrıca İslam’ın son kalesi olan Osmanlı’nın (yani hilafetin) kurtarılması için, Kurtuluş Savaşını desteklemek üzere, Hindistan’daki Müslümanların toplayıp gönderdiği para meselesi de var. Bu para Pakistan’ın hayır kurumlarına geri ödensin.(*) Çünkü o para Kurtuluş Savaşı için kullanılmadığı gibi hilafet de kaldırıldı. İşin ilginç tarafı CHP’nin İş Bankası o parayla kurulmuş. CHP’nin para kaynağının kaynağı Hintli müslümanlarmış yani.
* Niye Pakistan: O zamanlar Hindistan’da olan müslümanlar sonradan Pakistan olarak ayrıldılar.
* Niye hayır kurumları: Para iktidara kazık çakmış cuntaya gitmesin diye.
Yazan:snowqueen Tarih: Kas 24, 2007 | Reply
@fizikçi,
Pakistan bağımsızlığını ilan ederken Türkiye’nin kurtuluş savaşını kendine örnek aldı. amaç halifeliği kurtarmaktan ziyade kendi bagımsızlıklarıydı, bunun içinde Mustafa Kemal Paşa iyi bir rol modeliydi.
Yazan:bülent Tarih: Kas 26, 2007 | Reply
Senelerdir vermişler türk milletinin önüne böyle konuları;kızıştırsınlar ,çekiştirsinler.
Bu kadar aklı başında görünen insanlar da uyanıp nelerle uğraştıklarının farkında değilller.
Başkaları gitsinler uzaya siz uğraşa durun…
Yazan:Cumhur Tarih: Kas 30, 2007 | Reply
Yani o turbanlıların istediği düzen gelse, başı açıklarda sokaklarda dolaşabilir diyo bu vatandaş öylemi,yani İran’a, Arabistan’a gitsen başın açık dolaşırsın diyor bu zat kanımca, başı açıkların ve onlar gibi düşünenlerin demokratik anlayışları sayesinde onlar sokaklarda dolaşabiliyorlar, yoksa o başı açıklar da kapalılar gibi katı olsa değil devlet kurumlarına bu memleketten içeri giremezlerdi kapalılar, onun için bırakalım bu takiyye daha doğrusu yalanları, herkes kimin ne olduğunu biliyor, demokrasi adına konuşuyor gibiler sanki bizde kanıyoz, vergi vermesinlermiş, devlet kurumlarından herkes aynı derecede faydalanabiliyor sanki. Arap şeyhi ile sade vatandaş Mehmet aynı hakka sahip yani devlet kurumlarında
Yazan:fizikci Tarih: Kas 30, 2007 | Reply
Sevgili Cumhur,
Başı kapalıların Suudi ya da İran düzenini istediğini size kim söylediyse yalan söylemiş. Başı kapalıların istediği sadece şu: Başörtüsünü çıkarmak zorunda kalmadan kamusal hizmetlerden faydalanabilmek. Başörtüsü yüzünden okuldan atılmamak. Avukatlık, doktorluk, öğretmenlik hatta milletvekilliği yapabilmek. Kısaca inancımın gereği olan başörtüm batmasın kimseye diyorlar. Bu onların hakkı değil mi?
Hmm. Sokakda bile dolaşamazlardı, lütfediyoruz dolaşıyorlar, buna şükretsinler diyorsun. Sevgili Cumhur, bireysel haklar ve özgürlükler kimsenin kimseye bir lütfu değildir. Herkes bu haklara sahip olarak doğar. Başına 1,5 metre bez parçası örtmek isteyene kimse örtemezsin diyemez. Bunu diyen demokrat olamaz.
Demek kapalılar katı. Açıklar ılımlı. Demek devlet kurumlarını açıklar ele geçirmiş. Kapalıları içeri sokmuyorlar. Bravo onlara! Birgün devlet kurumlarını kapalılar ele geçirir de açıkları içeri sokmazlarsa neyle savunacaksın kendini? Vaktiyle sen de onların içeri girmesine izin vermiyordun. Onlar da senin yaptığını yapıyorlar. Ne diyeceksin o zaman? Demokrasi mi, özgürlük mü? Bence birgün o duruma düşmek yerine şimdiden demokrasi, özgürlük de. Kapalıların da okumaya, devlet kurumlarında çalışmaya hakkı vardır de.
Neyse vaktim yok geri kalanını yorumlayamayacağım. İpucu şu: Sadece kendinin değil herkesin özgürlüğüne sahip çık. Bu durumlara düşmezsin.
Yazan:cumhur Tarih: Kas 30, 2007 | Reply
Yazıma cevap gelmiş, ilginç ama ya ben anlatamadım yada arkadaş anlamamış, kısaca dediğim şu; onların istediği düzende benim gibi düşünenlerin yaşama hakkı yoktur, vermezler, ama benim istediğim düzende hep varlardı ve varda olabilirler( benim halalarım, baba tarafım köyde yaşar ve bütün kadınlar başörtülüdür), gene takiyye var (bu takiyye de ilginç laf) sanki onlar gibi düşünenlerin derdi demokratik bir hakkı. kullanmak istiyorlarmış gibi de kim inanır, onların inançlarında demokrasi yokki, benim gibiysen varsın yoksa olma hakkın olamaz derler, inanmayan tarih boyunca veya şimdi var olan ülkeleri incelesin, yani kısaca derdimiz başörtüsü değil, buda binlerce kere söylenmiştirde düzeni yıkmak isteyenlerin derdi başka, başörtüsü bahane.Bi gün başörtülüler düzeni ele geçirirlerse sokmazlarsa seni içeri diyo arkadaş, devlet kurumlarını bırak memlekete sokmazlar yahu bu belli bişey, sormuş arkadaş nasıl savunacaksın kendini diye, kendimi savunma şansımmı olurki, sokaklarda miting yapabilirmiyim, güldürmeyin insanı, tek soru; onların istediği düzende başım açık dolaşma özgürlüğüm olabilirmi?
Yazan:fizikci Tarih: Ara 1, 2007 | Reply
Üzgünüm ama kendi hayal dünyanızda yarattığınız bir başörtülü insan tipi var. Zannediyorsunuz ki bunlar cumhuriyet ve demokrasiden hazzetmezler. Adı bile yeterince korkunç olan şeriat rejimini arzu ederler. Eğer devleti ele geçirirlerse bütün başı açıkları sürgüne yollarlar.
Bunların tamamı yanlış. Gerçek dışı. Başörtülülerin çoğu “cumhuriyet ve demokrasi nedir, şeriat nedir?” diye sorsanız cevabını bilmezler. Açıkların da çoğu böyledir. İki grup da cumhuriyet ve demokrasinin yönetimle ilgili iyi bişey, şeriatın ise gericilikle ilgili kötü bir şey olduğunu söyleyecektir. Toplumdaki genel yargı böyledir çünkü. Laikliği sorarsanız iki grupda da çoğunluk başörtüsü yasağının sebebi olarak öne çıkan bu kavram hakkında iyi şeyler düşünmeyecektir ama olumsuz birşey söylemekten de kaçınacaklardır. Gerici diye yaftalanma tehlikesi var çünkü.
Bu insanlara kısaca avam denir. Cumhuriyet, demokrasi, laiklik, vs. avamın gündeminde yer almaz. Onlar için önemli olan yeterince özgür ve güvenli bir hayat yaşayabilmektir. Devleti ele geçirmek, düzeni yıkmak vs. asla akıllarının ucundan bile geçmez. “Azıcık aşım, ağrısız başım” diyenler çoğunluktadır.
Dolayısıyla bu insanların başörtülü olanlarına militan muamelesi yapmak büyük haksızlıktır. Tek isteği “özgür ve güvenli bir hayat yaşayabilmek” olan bu insanların özgürlüğünü kısıtlamak rejimle hiç bir problemi olmayan bu insanların rejimle arasını açacaktır.
Kısaca şunda anlaşalım: Başörtülüler El-Kaide’nin yetiştirip Türkiye’ye gönderdiği militanlar falan değiller. Sizinki gibi bir anne-babadan doğmuş, aynı toplumda, yaklaşık aynı şartlarda yaşamış bu ülkenin insanlarıdırlar. Tanışırsanız aranızda hiç bir fark olmadığını görecekseniz. Zaten başı açık ve kapalı insanların samimi arkadaşlığı her zaman gördüğümüz bir şeydir.
onların istediği düzende başım açık dolaşma özgürlüğüm olabilirmi?
diye sormuşsunuz.
Onların istediği düzen diye bir şey olmadığını anlatmaya çalışıyorum zaten. Onların istediği şu olabilir: Mevcut düzenin özgürlük konusunda daha samimi olabilmesi. Başörtülülere ayrımcılık yapmaması. Bunun için de oy sandıklarını kullanıyorlar. Başörtüsü konusunda yasakçı zihniyete sahip olan partilerin nasıl döküldüğünü hepimiz görüyoruz.
Sorunuzu şöyle sormanız daha uygun olur: İslam dini insanların başı açık dolaşmasına izin verir mi?
Elbette verir. Müslüman değilseniz zaten dinde zorlama yoktur. Müslüman iseniz, günah işleme özgürlüğünüz var. Hesabını öbür dünyada vereceksiniz. Geçmişte ve bugün İslam ülkelerinde farklı uygulamalar olmuş olabilir. Bu o ülkeleri ilgilendirir. Kuran’da başı açıkları ülkeden sürün, öyle dolaşmalarına izin vermeyin diye bir şey yazmaz.
Hatta size daha ilgincini söyleyeyim: İslam bir ülkenin yönetim şekline de karışmaz. Oligarşi ya da cumhuriyet. Bunlar dünya işidir. Peygamberimiz (s) “Size dinle ilgili söylediğim şeylere aynen uyun. Diğer konularda ben de sizin gibi beşerim. Dünya işlerini siz benden daha iyi bilirsiniz” demiştir. Bununla birlikte İslam’ın ilk dönemlerinde yönetim biçiminin cumhuriyete daha yakın olduğu da bilinen bir gerçektir.
Yazan:cumhur Tarih: Ara 2, 2007 | Reply
Bence bu tartışmanın sonu yok, anlaşmak mümkün değil, bugünkü İslam ülkelerinde farklı uygulanıyor olabilir, peki şimdiye kadar hep böyle gelmişse bundan sonrada bu şekilde yorumlanacak demek değilmidir, ve bencede öyle olacaktır, sonra konu kadının başını örtmesi değilki, istiklal savaşında bulunan kadınlarımız, analarımızda başörtülüydü buna kimse bişey demezki, diyende yok, bunu konu edip ortaya atan arkadaki zihniyete karşıyım bu da belli zaten yoksa okula başörtülü gitsin gitmesin diye bir durum yokki nasılki genel kurmaya şortla giremezsen, varolan kanunlar bunu gerektiriyorsa uyarsın, yani kanunu değiştireceksin, yani kısacası konu başörtüsü değil, o başörtülü kızlarımızın hepsine karşı değilizki, kanla canla yüzbinlerle şehit verilerek kazanılmış istiklalimizin ve cumhuriyetimizin yıkılmak istenmesi, her başörtülüde elbette cumhuriyet düşmanı değildir, ama dediğim gibi bu konuyu öne çıkarıp isteklerini yapmak isteyen kara zihniyet karşı olduğum, onun için lütfen madem Peygamberimiz(s) öyle demiş ve o dönemlerde yönetim cumhuriyete yakınmış , hep beraber cumhuriyetimize sahip çıkalım ve bu cennet vatanı bize kazandıranların anısına yaşatmaya devam edelim
Yazan:ahmet şahin taban Tarih: Ara 4, 2007 | Reply
fikirlerinize katılmamak mümkün deyil tümüyle destekliyorum
Yazan:Hakan Tarih: Ara 4, 2007 | Reply
Başörtüsüne izin verildiği gün çarşafla gelirsiniz üniversiteye. Sonra bu da yetmez. Kadın sesi duymak haramdır diye şimdi başınızı örttüren zibidiler fakültede konuşmanıza, hatta hocalarınızın sorularına cevap vermenize bile izin vermezler (Bu olayların tamamı Ankara İlahiyat Fakültesinde yaşanmıştır.).
Zaten başörtüsü olayını büyük bir mağduriyet halinde topluma pazarlayan siyasal İslam ( Yani sadece kendini Müslüman zanneden; hatta kendi gibi olmayanın müslüman olmadığını iddia eden, böylece de Allaha ŞİRK koşan ve BÖYLECE dinden çıkan XXXXXXXX TOPLULUĞU)’ ın buradaki termel hedefi sizlerin okumanızı, toplumda yer edinmenizi, kendi ayaklarınız üzerinde durmanızı istemiyor. Yoksa yasak varsa perukla gel oku yapıyorsun bunu da. kimse sesini çıkarıyor mu?
Ama seni dolduranlara bu yetmiyor. Senin okulda okumaman gerekiyor. Bunu sağlamak için cemaatler tam gaz çalışıyorlar. Türban yasağının kaldırılmasından hemen sonra seni Üniversite ile kavgalı hale sokmak için Kara Çarşafla yüzünde de Peçeyle gönderiyorlar okula. İmtihanda sen Sibel’misin yoksa Cafer ‘misin benim bilme şansım yok. Seni sınava almasam kıyamet kopuyor.
BUNLA DA YETİNMİYOR SİYASAL İSLAM. ÖRTÜNMEYEN KIZLARA PSİKOLOJİK BASKIYA BAŞLIYOR. ÇOCUK AİLEM İZİN VERMİYOR DESE AİLENİ TERKET SANA BİZ BAKARIZ DİYOR. EĞER KABUL EDERSE MUTA NİKAHI İLE EVLENDİRME GÜNDEME GELİYOR. SONRA KIZIMIZ ÜNİVERSİTEDE OKUDUĞU 4 YILDA 4-5 KERE KOCA DEĞİŞTİRLEREK ONDAN ONA GEZDİRİLİYOR. SONUÇTA MÜCAHİDE OLUYOR.
BU BAHSETTİĞİM OLAYLARIN TAMAMI BÜTÜN ÜNİVERSİTELERİMİZDE 28 ŞUBAT’A KADAR YAŞANMIŞ OLAYLARDIR. AYRICA KONYA SELÇUK ÜNİVERSİTESİNDE BİZZAT GÖZLEMLEDİĞİM OLAYLARDIR.
SİYASAL İSLAMIN KABUL EDECEĞİ TEK ÖRTÜNME ŞEKLİ BURKADIR. VE MODEL ÜLKESİ DE AFGANİSTANDIR. AMAÇ KADINI TOPLUMSAL HAYATTAN SOYUTLAMAK ONU EVE HAPSETMEKTİR.
Buradaki tek amaç senin okumanı engellemek. bu oyunu görmen lazım .
Yazan:A.haydar Tarih: Ara 4, 2007 | Reply
Yani bu şu mu demek;Allah sizi yarattı ve başıboş bıraktı.Yaratıcımızla aramızda sadece ruhani manada bir ilişki söz konusu öylemi.?Tahrif edilmiş İsevilikten farkı yok öyleyse İslamın öylemi(!)Yazık doğrusu,çok yazık ey fizikçi kardeşim!Kuranı okuyup durduğunuz,Rasullullah’ın kıssalarını okuyup durduğunuz halde akidenizden bu kadar uzak bir sahrada dolaşmanız gerçekten çok elem verici bir şey.Peki sevgili fizikçi kardeşim,Kuranda bulunan yaklaşık 256 ayet ne ile ilgili hiç düşündünmü?Geçmişte bazı yöneticilerin bir kısım otorite aşığı sözde din bilginine bu 256 ayetin kurandan çıkartılması yada tevil edilerek etkisizleştirilmesi göreviyle onları görevlendirdiğinide bilmiyorsunuzdur herhalde.Artık pek ihtiyaç hissetmiyorlar bu çalışmalara,zira sağolun siz onların yapmak istedikleri kıvama çoktan gelmişsiniz bile.
Rasulün bu sözü,hurma ağacının aşılanması,savaş hileleri ve teknik usluplar vb. gibi konuları içine alır.Daha ötesini değil.Lütfen bu konuda daha derin bir inceleme yapınız.
Allah Rasulü bir devlet yönetti yahu.Kurduğu ilk İslam devletinin başkanı idi.Hadleri uyguladı,devletler arası anlaşmalara imza attı,bizzat harb etti ve ordusunun komutanı idi,istihbarat timleri görevlendirdi,suikast timlerini görevlere gönderdi.Bir devlet başkanının yapması gereken her işi en mükemmel şekli ile yaptı.Haşa nefsinin hoş gösterdiğini değil Allah’ın vahy ettiğine göre yönetim işlerini güttü.Sayın fizikçi,bu saydıklarımız sizce uhrevi işler katagorisine mi giriyor.
Allah aşkına,helaya girerken bile Rasul(A.S) nasıl yapmışsa öyle yapmaya gayret eden siz ey kardeşlerim,O’nun davasını tatbik-koruma ve yayma metodunu neden es geçiyorsunuz.Tümden felçmi oldu zihinleriniz ey kardeşlerim…
Evet islamın bir yönetim şekli vardır ki O;Rasul(A.S)’ın ve Raşit halifelerinin tatbik ettikleri İslam nizamıdır.
Yazan:fizikci Tarih: Ara 5, 2007 | Reply
A.Haydar Bey,
Böyle anlamanıza çok şaşırdım. “İslam bir ülkenin yönetim şekline karışmaz. Oligarşi ya da cumhuriyet. Bunlar dünya işidir.” diyorum. Siz tahrif edilmiş İsevilikten bahsediyorsunuz. Ne alakası var? Osmanlı’nın yönetim şekli İslam dışı mıydı yani? İslam dışı bir yönetimin asırlarca İslam’ın bayraktarlığını yapmış olması ne kötü bir talih İslam dünyası için(!)
İyi de ben faiz helaldir, zekat vermeseniz de olur falan demiyorum ki. İslam dininin belli bir yönetim şeklini farz kılmadığını söylüyorum. İslamiyet insan ve toplumu ilgilendiren temel kuralları vazetmiştir. Dolayısıyla adalet, özgürlük, eşitlik gibi temel kuralara uyan bir yönetim İslam’a da uyar. Bunun adının krallık veya cumhuriyet olması bir şeyi değiştirmez. Efendimiz döneminde bütün bu yönetim şekilleri vardı. Ve elbet Efendimiz de hapsinden haberdardı ama bu konuda bir zorunluluk getirmedi. Kendi yaşayışıyla cumhuriyeti önerdi sadece. Şûraya önem verdi. Arkasında bir veliaht bırakmadı. Babadan oğula geçen bir yönetim oluşmadı vs..
İyi ya işte biz de Efendimiz’in yolundan gidip cumhuriyeti destekliyoruz. Bence siz ve sizin gibi düşünenlerin temel problemi şu: İslam’ı bir din olmasından ziyade bir yönetim şekli gibi algılıyorsunuz. İslam, insanların hem dünya hem ahiret hayatını kuşatan en temel kaideleri ortaya koyan bir dindir. Bu manada örneğin demokrasi İslam’ın alternatifi ya da zıttı değildir. İkisi çok farklı konulardır. İslam falanca yönetim biçimini önermez ama yöneten ve yönetilenin haklarını ve sorumluluklarını bildirir. Bunu şunun için söylüyorum; vakti zamanında İslam’ı yönetim şekli olarak algılayan bir partinin misyonerleri “demokrasi demek küfür düzeni demektir” falan gibi akılsızca şeyler söylüyordu. Hatta biri “demok şeytan, rasi de yönetim demek, bak şeytan yönetimi işte” şeklinde akıllara zarar bir açıklama yapmıştı. Hem de bunu İslam adına yapıyordu zavallı. Doğrusu “demo halk, krasi yönetim” :) E şimdi halk yönetimi oylamayla olur. Oylama meselesinin de İslam’daki karşılığı bey’attır. Efendimiz dahi insanların kendisine bey’at etmesini istemişti. İslam tarihi boyunca bu gelenek devam etti.
Şimdi demokrasiye İslam dışıdır diyebilir misiniz?
Yazan:A.haydar Tarih: Ara 5, 2007 | Reply
“İslam bir ülkenin yönetim şekline karışmaz. Oligarşi ya da cumhuriyet. Bunlar dünya işidir.” bu söz islamın içini boşaltmaya,her türlü bidatin din diye algılanmasına kapı aralar,hatta ardına karar açar sayın fizikçi kardeşim.Allah kullarının hertürlü meselesi için çözüm yollarını kitabı ve Rasulü aracılığıyla vaaz etmişken,nasıl olurda insan hayatı için,düzen ve huzur için olmazsa olmaz bir konu olan devlet nizamı(yönetim şekli)hakkında hükmü olmasın…Helaya bile girerken dedim,zira bu kadar münferit basit bir konuda bile dini bir ölçü varken,Yaratıcımızın,müslümanların tüm içtimai hayatını ilgilendiren bir meselede insanları serbest bıraktığına inanmanız gerçekten çok şaşırtıcı doğrusu…Kaldıki bu çok kompleks bir mesele de değil.”bir çöl bedevisi;hiçbir ilahın olmadığı,İlah’ın yalnız Allah olduğu,Muhammed’in,O’nun kulu ve resulü olduğu sözünü ilk işittiğinde -Bu sözü Krallar sevmez-
diyerek bu sözün neleri kapsadığını çok basit bir şekilde kavrayabilmiştir.Bu söz yönetim işlerini kapsamıyorsa,kralların ceberrut nizamlarına alternatif bir çözüm içermiyorsa ,neden krallar rahatsız olsunlar ki bu sözden.Lütfen sevgili kardeşim biraz daha derin düşünelim ki aydın fikre ulaşabilelim.
“Osmanlı’nın yönetim şekli İslam dışı mıydı yani? “diyorsunuz.Osmanlı,son islami hilafet devletiydi,ve sizin savunduğunuzun tam aksine,islamı(bazı eksiklikleri olsada) bir yönetim biçimi olarak benimsemiş ve tatbik etmiş bir cihan devleti idi.
“adalet, özgürlük, eşitlik gibi temel kuralara uyan bir yönetim İslam’a da uyar. Bunun adının krallık veya cumhuriyet olması bir şeyi değiştirmez.
“Öyleyse İslama ne gerek var.Tedeyyün icgüdümüzü tatmin edecek bir çok inanç biçimi zaten mevcut…Hatta hiçbir inancı kabul etmeyen koministlerde yukarıda sözünü ettiğiniz kavramların kendi ideolojilerinde bulunduğunu söylemiyorlar mı?Sevgili kardeşim Adalet ancak Allah’ın din olarak bizlere seçtiği İslamda mevcuttur.Adalet Allah’ın kanunlarını harfiyet tatbik etmedikçe asla tahakkuk etmeyecektir.
“İslam’ı bir din olmasından ziyade bir yönetim şekli gibi algılıyorsunuz. İslam, insanların hem dünya hem ahiret hayatını kuşatan en temel kaideleri ortaya koyan bir dindir. Bu manada örneğin demokrasi İslam’ın alternatifi ya da zıttı değildir. İkisi çok farklı konulardır.”
Evet İslam komple bir hayat nizamıdır.Bunun içinde kişinin kendisi ile,diğer insanlar ile,aile hayatı ile komşusu ile üzerine tatbik edilen nizamı uygulayan yöneticileri ile aklınıza gelebilecek hertürlü ilişkilerinde ölçüler koymuş bir din dir.Bir adamın dini,onun hayata bakışını,tüm sahip olduğu mefhumlarını şekillendirmiyorsa,eğilimlerini,zihniyetini ve nefsiyetini,inandığını söylediği dinin etrafında değilde kendi arzuları etrafında evirip çeviriyorsa,o adamın dini o adamın hayatını şekillendiren unsur olmaktan çıkıyor demektir.Aslında o adamın eğilimlerini şekillendiren şey ne ise,işte dini o oluyor demektir.
Sevgili kardeşim,senin inandığının aksine,kabul etsende etmesende demokrasi, islamla çelişmektedir.Ayrıca demokrasi denen şey toplumumuzu deşenere etmek için kullanılan bir silahtır da.İslami kavramları sulandırıp,ümmetin islami taleplerini pasifize etmek için islam düşmanları tarafından,ümmete sarılınacak bir dal gibi gösterilmiştir.Sevgili kardeşim,lütfen Allah Rasulu’nün siyerini iyi okuyun,araştırın.Demokrasinin de gerçekte ne olduğunu irdeleyin,sanırım araştırma yapma imkanınız vardır.Size sadece şunu belirteyim ki;Demokrasilerde hakimiyet halkındır,çoğunluğun reyi doğru kabul edilir,yasa koyucu beşerdir.İslamda ise hakimiyet mutlak olarak Allah’ındır ve yasa koyucu Allahtır.Seçim sizin sayın fizikçi kardeşim.
Ne diyeyim,Allah Hepimize derin firaset versin-Amin-
Yazan:Önce Red Tarih: Ara 5, 2007 | Reply
http://bekirlyildirim.wordpress.com/2007/03/24/sevgi-golu%e2%80%99nde-cinayet/
* Yukardaki linkdeki yorumlarda 13RadSuresi:33. ayetinin tefsiri var. Daha başka ayetlerde var, fazla bunaltmayayım. İlgilenenlere faydalı olur inş.
/
Laikliği, demokrasiyi vs diğer sistemleri şöyle tarif etsek/edemesek : Allah’ın hükmü ile değilde tağutun/beyaz sarayın hükmü ile hükmetmenin serbest olduğu; yasaları Yüce Yaratıcının değilde beyaz sarayın koyduğu; homoseksüellerin, zinanın yani ahlaksızlığın engellenmesini isteyen Kur’an şeriatının değilde bunların serbest olmasını destekleyen sistemlerin benimsendiği, haram bir kazançla (fuhuş yaparak, içki satarak) mal mülk edinmeyi engelleyen Kuran şeriatı değilde , bunların serbest bırakıldığı bir sistem olarak tarif etsek/edemesek
Kendimize, ailemize (çoluk cocuğa), akrabamıza yakıştıra bilir miyiz bu serbestlikleri…
(Bu yazdıklarım tabiki bu meclisten dışarı, sizleri sevdiğimi biliyorsunuz)
/
Sizlerde biliyorsunuzdur, demokrasinin 100 kadar sakıncalı yönü, soru işareti -müslüman için red- sayılabilir.
/
Allah bizden Tarihin Yükünü kaldırmak istiyor, kulluk yapmamızı istiyor, başkalarını saptırmamamızı istiyor, günah yükünü kaldırmak istiyor, başkalarının günahını yüklenmememizi istiyor, kendi kavramlarımızı kullanmamızı istiyor vs vs.
29 Ankebut 13. “Onlar kendi ağırlıklarını, kendi ağırlıklarının yanında daha nice ağırlıkları yüklenecekler ve uydurup durdukları şeylerden kıyâmet günü sorguya çekileceklerdir.”
16 Nahl 25. “Böylece kıyâmet günü kendi günahlarını tam olarak, bilmeden saptırdıkları kimselerin günahlarını kısmen yüklenirler. Dikkat edin, yüklendikleri yük ne kötüdür!”
Yani bizden İslam dışı sistemleri oluşumları savunma ma mızı istiyor. Örneğin milliyetçiliği savunarak milliyetçilerin işledikleri işleyecekleri zulme cinayetlere ortak olmamamızı onların günahlarını yüklenmememizi istiyor. Laikliği savunarak laiklerin işledikleri,işleyecekleri cinayetlere zülm ve baskılara ortak olmamızı onların günahlarını da yüklenmememizi istiyor. Allah bizden demokrasiyi savunarak demokrasi adına yapılan yapılacak zülümlere (müslümanlara yapılan gerçek sıkıntılara, baskılara, ABD nin ıraka getirdiği demokrasiye vs..) ortak olmamazı istiyor, bu cinayet, zulüm,başka ilahlar koyma, baskı ve eziyetleri cumhuriyet denen sistem, liberalizm denen sistem vs başka sistemlerde yapıyorsa ha keza öyle. Tarihin yükünü, geleceğin yükünü kaldırmak istiyor, Tevhid istiyor, Kulluk istiyor ve saçma sapan sistemlerin yüklenmemek yeni bir sayfa açmak için önce red istiyor. Cumhuriyet bir sonuçtur ortaya çıkmış ama bir kez imtihan oluyoruz, Allah ismi kelimesi için zemin oluşturulursa başka sonuçlar ortaya çıkar. Selametle…
Yazan:fizikci Tarih: Ara 5, 2007 | Reply
A.Haydar,
Bakın ben diyorum ki
Siz de cevaben diyorsunuz ki
Yani ben ne diyorum siz ne diyorsunuz, Allah aşkına? Ya hiç bir şey anlamıyorsunuz ya da sırf “demokrasi küfür düzenidir” diyebilmek için demogojiye sığınıyorsunuz.
Bakınız, İslam yöneten ve yönetilenin hakları ve sorumlulukları konusunda en temel kuralları koyarken (ki bunlar elbette adalet, eşitlik ve özgürlükle ilgilidir) kralları dışlamaz, saltanatın babadan oğula geçmesi haramdır demez. Cumhuriyet farzdır demez. Eğer bir yönetim bu en temel kurallara uyuyorsa İslam’a da uyar. Bunun nesini anlamadığınızı ben hala anlayamadım.
Eğer yazdığım onca yazıdan “İslam bir ülkenin yönetim şekline karışmaz. Oligarşi ya da cumhuriyet. Bunlar dünya işidir.” ifadesini cımbızlarsanız, sanki “İslam dünya işine karışmaz, sadece uhrevi konularda söz söyler” demişim gibi oluyor. Ama ben onu demiyorum. Açıkça anlatıyorum ne dediğimi. Siz niye o cümleyi cımbızlayıp itiraza devam ediyorsunuz ki? “Demokrasi küfürdür” sonucunu çıkartabilmek için mi?
Yani sizin gibi “demokrasi küfürdür” demezsem demokrasi dinim mi oluyor? Yahu demokrasi din değil bi kere. Dinen de haram değil. Elmalar armutlar ne kadar karışmış böyle birbirine..
demişsiniz. Tam ben Allah Allah demokrasinin nesi İslam’la çelişiyormuş derken cevabı vermekte gecikmemişsiniz:
Allah’ın çizdiği sınırlar içerisinde çoğunluğun reyi kabul edilecek tabi. Bu sınırlar içerinde kalmak şartıyla yasa koyucu beşer olacak elbet. Bunların nesine itiraz ediyorsunuz? Yoksa yasalar için içimizden birine vahiy gelmesini mi bekleyelim diyorsunuz?
Böyle bir demokrasi elbette İslam’a uygundur. Ama başörtüsünü yasaklayan demokrasi İslam’a uygun değildir. Baş açık gezmeyi yasaklayan demokrasi de İslam’a uygun değildir.
Yazan:A.haydar Tarih: Ara 5, 2007 | Reply
Sevgili kardeşim neden Batının insanlara endoktrine ettiği terminolojilerden sıyrılamıyorsunuz. Güzel kardeşim,ben seni çok iyi anlıyorum,ama sen beni anlamak istemiyorsun gibime geliyor.Demogoji yaptığım falan yok.“demokrasi küfür düzenidir” diyebilmek için demokrasinin İslam ile çelişkilerini uzun uzun sıralamamada gerek yok.Kısa ve öz bir biçimde anlattım demokrasinin prensibini.Kendinize ait bir muhteşem akideye sahipsiniz ,neden kafir batının size süsleyip püsleyip sunduğu mefhumlarla tarif etme ihtiyacı hissediyorsunuz kendinizi güzel kardeşim.
Güzel kardeşim zannettiğiniz gibi bir özgürlük ve eşitlik sahip olduğunuz İslam Akidesinde mevcut değildir,yalnış öğrenmişsiniz.Ahzâb 36
(Medenî 90) ALLAH ve elçisi bir işte hüküm verdiği zaman, hiçbir inanan erkek ve kadın o işte seçim hakkına sahip değildir. Kim ALLAH’a ve elçisine isyan ederse açık bir biçimde sapmış olur.
Evvela müslüman olup,sonra dininden dönen birine mürtet ahkamı uygulanır İslamda,yani önce uyarılır vazgeçmezse katledilir.Batının hoş gösterdiği o sınırsız özgürlükler yoktur islamda.inanan erkek ve kadınlar Allah’ın hoşnut olmadığı bir işi alenen asla yapamazlar.Gayrimüslimlerde aleni hiçbir münkeri işleyemezler.Ama evinde kimseye göstermeden isterlerse hayvanlardan daha sapık bir hayat yaşasalarda İslami devlet bunun istihbaratını yapmaz.Anlıyacağınız islami bir nizamda bu özgürlükleri sınırsızca yaşamanın tek yolu evin odası ile sınırlıdır.Fikir hürriyeti var diyerek islami nizamın altını oyacak hiç bir propagandaya da izin verilmez.İslamda yönetim şekli ne krallıktır,ne de parlementer demokrasi.Hz.Hüseyin niye katledildi biliyormusunuz;saltanata karşı çıktığı için,halife seçiminde hile yapıldığı için.Şu nokta çok önemli:İslamda hakimiyet Allah’ın dır,otorite ümmetin.Ümmet kendi içinden seçtiği bir halifeye ancak Allah’ın hükmü ile yönettiği sürece itaat edeceğini beyan ederek biat eder.Halife de ancak Allah’ın hükmü ile yönetirsem bana itaat ediniz aksi halde etmeyiniz diyerek ümmetin biatlarını alır.Biat akti olmaksızın hilafeti geçersizdir.Yani burada ümmetin vazifesi,Allah’ın ahkamını uygulayacak bir yönetici seçmek ve onu muhasebe etmekle sınırlıdır.Yoksa demokraside olduğu gibi bir parlemento ve vekillere vekalet vererek insan nefsinin arzuları doğrultusunda yasalar irad etmek ümmete hak değildir.Ve bu Allah’ı gazaplandıran bir cürümdür.
Baş açık gezmeyi islam serbest bırakırmı sanıyorsunuz…
Sevgili kardeşim lütfen Akidenizi iyi öğrenin,size bunu tavsiye ediyorum.Allah’ın hükümleri hususunda hassas olun,hiç bir şeyi onunla değişmeyin(bilerek bunu elbette yapmıyacaksınız bir inanan olarak)ama dikkat etmemiz gerektiğini söylemek isterim.
Sizin benden pek hoşlanmamış olabileceğinizi cümlelerinizden sezinlememe rağmen bir kardeşiniz olaral sizi kucaklıyorum.Allah nusretini bir an evvel islam ümmetine nasip etsin.-Amin-
Yazan:T.Suat Demren Tarih: Ara 5, 2007 | Reply
Şu zihniyet kadar İslam’a zarar veren çok fazla şey yok. Nasıl değişir bu, maalesef bilmiyorum. Zaman diyorum sadece, sadece zaman.
Bir insan “zorla”, “ölüm tehdidi” ile müslüman edilmeye kalkıldığı zaman ya da aynı tehditlerle “müslüman kalmaya” zorlandığı zaman, imtihanın, seçme hakkının ne gereği vardı madem.. “Dinde zorlama yoktur” ayeti ne için inmişti madem.. Böyle mantıksızlık olur mu?
Bunu bile düşünemeyecek kadar felç olmuş, donuklaşmış zihinsel bir durum var.
Bakın Hayrettin Karaman “İrtidad’ın (din değiştirmenin) cezası ölüm müdür?” sorusuna Hayrettin Karaman Hoca şu cevabı veriyor:
A.haydar bey(ve onun gibi düşünenler) ile Karaman hocanın yaklaşım farkı “şekil”e itibar etmek ile ile “gaye ve öz” itibar farkıdır. Hemen tüm diğer tartışmalı konularda da bu kıstas uygulanabilir.
İslam ve demokrasi konusunda da daha önce başka başlıkta söylediklerimi tekrar edeyim:
Bu diyalektik gerekiyor tabi ve belki de dengeye geliyoruz/geleceğiz bu şekilde.
Yazan:A.haydar Tarih: Ara 5, 2007 | Reply
Suat bey;Hayrettin hoca yada bir başka hoca bir hususta görüş beyan ettiği zaman bu sizin için kati bir nas mı oluyor,delil olarak Kuran yada sünnete neden müraacat etmiyorsunuz? Falanca hoca şöyle dedi gibi asla şeri bir delil olmayacak sözü önümüze koyuyorsunuz..
“İmanı bırakıp küfrü satın alanlar Allah’a hiçbir şeyle zarar veremezler. Onlar için pek acıklı bir azap vardır.” (Al-i İmran: 177)
“Kalbi iman ile mutmain olduğu halde, gerçek zorlama altında olanlar müstesna, inandıktan sonra Allah’ı inkar edip gönlünü kafirliğe açanlara Allah katından bir gazap da onlar içindir.” (Nahl: 106)
İkrime radiyallahu anh’den rivayet edilmiştir. İbn Abbas dedi ki:
Rasulullah sallallahu aleyhi ve sellem:
“Dinini tebdil edeni (değiştireni) öldürün” buyurdu. (Buhari, Ebu Davud, Tirmizi, Nesei, İbni Mace)
Bahsini ettiğiniz zorlamanın olmayışı İslam öncesi için geçerlidir sayın Demren.Hiç bir zorlama olmaksızın islamı kendine din olarak seçenler için böyle bir din değiştirme lüksü yoktur anlıyacağınız.
Yazan:T.Suat Demren Tarih: Ara 5, 2007 | Reply
A.Haydar Bey,
Karaman Hoca da dahil hiçbir alim bu -ve diğer tüm- konularda “son sözü” söyleme yetkisine sahip değil. Hepimiz bunun bilincinde olmalıyız.
Verdiğiniz nasslara bakalım:
İki ayette de “onları öldürün” falan demiyor, küfrü tercih eden herkese olduğu gibi onlara da uhrevi cezadan haber veriyor, dünyevi bir ceza değil.nasıl böyle yorumlarsınız anlamak güç
Hz.Peygamber’in hadisinin ise tam da Hayrettin Hoca’nın aktardığı gerekçe için söylenmiş bir şey olması daha mümkün. Çünkü aksi durumda “imtihan” olgusunun hiçbir anlamı kalmıyor.
Ayrıca hadisin sıhhati nedir? Bu konuda daha detaylı kaynak, (kitap, numara ismi) verirseniz daha açıklayıcı olabilir.
Yahu biraz düşünün kişi aslen İslam’dan çıkacak, ama ölüm korkusu ile öyle davranmaya devam edecek. İslam da bu münafıklığa izin verecek. Bu adam icabında imam olacak,namaz kıldıracak, devlet görevlisi olacak, ölecek namazı kılınacak ilah.. Bunun esprisi nedir? Ölüm korkusu ile insan müslüman kalmaya zorlanacaksa ne gerek var imtihana madem?
İslamı bu biçimde akıl ve mantığa aykırı olarak yorumlamayın. İşte nasslarda nasıl geçtiği belli, bana ayet getirdiniz ayette böyle bir ceza yok. Hadisi de -eğer sahihse- hayrettin Hoca’nın gbi yorumlamak hem akla hem de İslam’ın özüne, imtihanın gayesine uygun.
Böyle vahşi otoriter düşüncelerinizi İslam’a mal etmeyin. Bu fikirler yüzünden islaofobi artıyor, böyle saçma yorumları alıntılayan insanlar “işte siz müslümanlar böyle zorbasınız” diyor. Bu yorum için dayandığınız sağlam bir temel bile yok, yapmayın, yazıktır günahtır, bunun vebali ağırdır.
Yazan:A.haydar Tarih: Ara 6, 2007 | Reply
“işte siz müslümanlar böyle zorbasınız” diyor.lar öylemi.Onların ne dediğinin ne önemi var?Allah Rasulüne de daha azını söylememişlerdir geçmişte…Bizim için ölçü Allah’ı hoşnut etmek olmalı,Onun düşmanlarını değil..
“İbrahim 9
(Mekkî 72) Sizden öncekilerin, Nuh, Âd ve Semud kavimlerinin ve onlardan sonrakilerin haberleri size gelmedi mi? Onları Allah’tan başkası bilmez. Peygamberleri kendilerine mucizeler getirdi de onlar, ellerini peygamberlerinin ağızlarına bastılar ve dediler ki: Biz, size gönderileni inkar ettik ve bizi kendisine çağırdığınız şeye karşı derin bir kuşku içindeyiz.”
İsteyen istediği gibi inansın.İhtilaf ettiklerimizi muhakkak Allah yakında bildirecektir.Hepimiz hakikatı yakında müşahade edeceğiz.Allah sakınanlardan olmayı nasip etsin bize..
“Kehf 29
(Mekkî 69) Ve de ki: Hak, Rabbinizdendir. Öyle ise dileyen iman etsin, dileyen inkar etsin. Biz, zalimlere öyle bir cehennem hazırladık ki, onun duvarları kendilerini çepe çevre kuşatmıştır. (Susuzluktan) imdat dileyecek olsalar imdatlarına, erimiş maden gibi yüzleri haşlayan bir su ile cevap verilir. Ne fena bir içecek ve ne kötü bir kalma yeri!”
Her şeyi hakkıyla en iyi bilen Alemlerin Rabbine dosdoğru kul olabilenlere selam olsun.
Yazan:A.haydar Tarih: Ara 6, 2007 | Reply
Ey kardeşlerim;kimin ne düşüneceğine bakarak dininizi zayi etmeyin.Kınayıcının kınamasından korkmayın,Onları hoşnut etmeye kalkıyorsanız,dininizi tamamen değiştirmedikçe asla sizden razı olmayacaklarını iyi bilin.Size tavsiyem;kralların hoşnut olduğu bir dine değil,ceberut kralların hoşlanmadığı tahtları için tehlikeli gördükleri dininize
sarılın.Onların içi boş saltanatlarına son verecek dininizin hükümlerini açıklarken,aman ne derler diyerek dininizi esnetmeye çalışmayınız.Allah’ın dininin yeniden hakim olmasından korkuları nedeniyle uykuları kaçıyor emin olun…
Yazan:Önce Red Tarih: Ara 6, 2007 | Reply
Allah bizden Tarihin Yükünü kaldırmak istiyor, kulluk yapmamızı istiyor, başkalarını saptırmamamızı istiyor, günah yükünü kaldırmak istiyor, başkalarının günahını yüklenmememizi istiyor, kendi kavramlarımızı kullanmamızı istiyor vs vs.
29 Ankebut 13. “Onlar kendi ağırlıklarını, kendi ağırlıklarının yanında daha nice ağırlıkları yüklenecekler ve uydurup durdukları şeylerden kıyâmet günü sorguya çekileceklerdir.”
16 Nahl 25. “Böylece kıyâmet günü kendi günahlarını tam olarak, bilmeden saptırdıkları kimselerin günahlarını kısmen yüklenirler. Dikkat edin, yüklendikleri yük ne kötüdür!”
Yani Allah (CC) bizden İslam dışı sistemleri oluşumları savunma ma mızı istiyor. Örneğin milliyetçiliği savunarak milliyetçilerin işledikleri işleyecekleri zulme cinayetlere ortak olmamamızı onların günahlarını yüklenmememizi istiyor. Laikliği savunarak laiklerin işledikleri,işleyecekleri cinayetlere zülm ve baskılara ortak olmamamızı onların günahlarını da yüklenmememizi istiyor. Allah bizden demokrasiyi savunarak demokrasi adına yapılan yapılacak zülümlere (müslümanlara yapılan gerçek sıkıntılara, baskılara, ABD nin Irak’a getirdiği demokrasiye vs..) ortak olmamamızı istiyor, bu cinayet, zulüm,başka ilahlar koyma, baskı ve eziyetleri cumhuriyet denen sistem, liberalizm denen sistem, ulusalcılık denen sistem vs başka sistemlerde yapıyorsa ha keza öyle.
Allah bizde Tarihin yükünü, geleceğin yükünü kaldırmak istiyor, Tevhid istiyor, Kulluk istiyor ve saçma sapan sistemlerin yüklenmemek yeni bir sayfa açmak için önce red istiyor.
YANLIŞA TAKAT ZORUNLULUĞUMUZ YOKTUR. YANLIŞA GÜÇ YETİRMEK VE YANLIŞIN DENENMESİ İSTENMİYOR BİZDEN. YANLIŞI DİYALEKTİK SÜRECE BIRAKMAMIZ İSTENMİYOR BİZDEN. (Zaten yanlışa güç yetmez/ Zamanı ziyan etmeyelim)
ulusalcılık, laiklik, kominizm vs bir sonuçtur ortaya çıkmış ama bir kez imtihan oluyoruz, Allah ismi kelimesi için zemin oluşturulursa başka sonuçlar ortaya çıkar. Selametle…
Yazan:blue Tarih: Ara 6, 2007 | Reply
Dogmatizm böyle bir şey işte. Karşında kodlanmış bir beyin var, her argümana verecek cevabı belli, Cenab-ı Hak Teala buyuruyor ki… Hadis-i Şerif’te ifade edildiği gibi… İyi de kardeşim ya benden o ayetten, hadisten senin anladığını anlamıyorsam. Hem ayet dediğin 20 fonksiyonlu çakı değil ki her durumda kullanılsın. Hem bu ayetin sibakı var, siyakı var, yeri var, yersizliği var. Batılı niye dine lakayd? Bıkmış dogmatizmden çünkü. Bizde de bol bu dogmatiklerden, Kemalist dogmatikler de bol, dini “bütün” dogmatikler de çok… Bırakacaksın kendi haline, kendi kurallarıyla yaşayıp gidecekler. İkna gayretine girersen, bol bol “caiz değildir”, “bid’attır”, “haraaaamdır” sözcükleriyle karşılaşırsın. Bol bol ayet ve hadis meali okumak istiyorsan tartış tabi.
Yazan:cumhur Tarih: Ara 7, 2007 | Reply
Eveeet ne demiştim? ne istedikleri ne kadar açık, onun için beni ikna edemezsin fizikçi kardeşim, müslümansın ve cumhuriyetcisin anladığım kadarı ile ne mutlu sana
Yazan:knz Tarih: Ara 7, 2007 | Reply
blue kadına şiddet ayetini de yorumla o halde.
bunu bir erkek istediği gibi yorumladığı zaman ne olacak ?
bulanık hiçbirşeyi islam kabul etmemez. çünkü kullanılan kelime “apaçık”tır.
biri size tutarsızlığınızı gösterdiği zaman sizin yanlış anlma hakkınız yoktur.
benim başka hangi ayeti yanlış anlma hakkım var ???
kafirleri görüldüğü yerde öldürn ayetini yanlış anlamak hakkım var mı ?
sen onu yanlış anlayan insana nasıl engel olacaksızn. Allah mı büyük ? senin kanunların mı ? o insanı ikna edemiyorsan, çaban yoksa, gitsin suç işlesin diyorsan gerçeği aramının
ne anlamı kalır.
biz gerçeğin ne olduğunu bilmesek de, bulanık suları berraklaştırmak için çalışırız.
başörtüsü bir inanç zorlaması değildir.
çünkü kuran’da, hiç bir yerde kadınlara özel olarak kulak, buurn, boğaz örtme ayeti yoktur.
ırz kadın ve erkek içindir. kadına özel değildir.
kendi dinimize özen göstermek neyin doğru olduğunu araştırmak zorundayız. ölü toprağı ile ararştırma olmaz.
başörtüsünü gelenekle ilişklendirebilirdiniz, çok iyi de olurdu ama bunu yapmadılar. yapmadıkları için de bütün hukuki davalar kaybedildi. ( sadce kamuda otorite olarak)
çünkü din ve vicdan hürriyeti dinleri saçma veya iyi din diye ayırmaz. özel hayatında isteyen istadiğini yapar. Ama kamu da bu mümkün değildir., Çözülemez bir problem ortaya çıkıyor. yani kendi sınırlarınızı koymadan bir adım gitmek mümkün değil. hukuk siysallaşsa bile dünya gene dönmeye devam eder.
Biran önce kabullenmek daha iyidir.
daha önce izlenimlerde yazdığım bir yazıyı buraya aktaracağım.
Yazan:knz Tarih: Ara 7, 2007 | Reply
suat beyin veya hayrettin karaman açıklamaları eğer haydar beyin tutarsızlığını içeriyorsa,onlarda kendi oluşturdukları çatılarında tutarsızlık ederlerse ikna edici olamazlar.
Onun için tartışmalara ihtiyaç vardır. zor sorulara ihtiyaç vardır. nasıl haydar beyden tutarlılık bekliyorsak, diğerlerinden de bekleriz.
Yazan:fizikci Tarih: Ara 7, 2007 | Reply
Sevgili Cumhur,
Bu marjinallere bakarak Türkiye’deki müslümanları değerlendirmek yanlış olur. “müslümansın ve cumhuriyetçisin ne mutlu sana” olanlar çoğunluktur Türkiye’de.
İşin aslı ben ne Cumhuriyetçiyim ne demokrasi havarisi ne de başka bişey. Sadece müslümanım. Sıfat olarak o yeter bana. Ama demokrasi ve cumhuriyet İslam’la çelişmiyorsa, dahası İslam’ın zaten öngördüğü düzeni destekliyorsa niye demokrasi ve cumhuriyet karşıtı olayım ki? Hadis ve ayette adı geçmeyen batı kaynaklı herşeye küfürdür, blue’nun dediği gibi haraaam diyenlerle anlaşmamız mümkün değil. Demokrasi ve cumhuriyet -kökenine inersek- batı kaynaklı değil İslam kaynaklıdır. Ne yazık ki biz müslüman kimliğimize rağmen İslamı doğru anlayamamışız İslam kaynaklı olması gereken pek çok kavram batı kaynaklı oluvermiş.
Yazan:Mesaj Tarih: Ara 7, 2007 | Reply
[14] KUR’AN’I, RÖLATİVİST (GÖRELİ) YAKLAŞIMLA OKUMAK:
RÖLATİVİSTLİK:
Kuranı doğru okumayı ve doğru anlamayı engellemek hayatı Kur ana uydurmayı engellemek için ve ümmetin ortak bir Kur’an anlayışında bütünleşmesi ve yeniden ayağa kalmasını akamete uğratmak amacıyla ortaya atılan Fitnelerden biriside RÖLATİVİST (izafi,gereceli) yaklaşımdır.
RÖLATİVİST yaklaşıma göre kitap, kutsal kitap, KUR’AN her kese farklı şeyler söyler, Onlara göre Kur’an sana bir şey söyler, bana bir şey söyler yani Kur’andan herkes farklı şeyler anlar.
Tarihselciler zanlarına göreAllah’ın hükümlerini evrensel kabul etmeyip, tarihe gömüyorlarken Rölativistler ne yapıyor, Kuranı tarihe gömmüyorlar ama Kuranı bugüne getiriyorlar dikkat edin Kuranı işlevsiz hale getirerek bugüne getiriyorlar, işlevsizleştiriyorlar.
Çünkü bir kitap, kutsal bir kitap, herkese farklı şey söylüyorsa hiç kimseye hiçbir şey söylemiyordur. Öyle bir kitaba iman edilemez. Kime ne söylediği belli olmayan bir kitaba niye iman edeceksiniz. Kitaba imanı yok etmeye çalışıyorlar. Hangi kitap için öleceğiz. Hangi kitap için can feda edeceğiz veya hangi kitabın hangi kutsal değerlerin hayata hakimiyeti için mücadele edeceğiz. Senin anladığın kitabınmı, benim anladığım kitabın mı?
Böylesine bir ortak kitap paydası olmayanların ümmetleşmesi mümkün mü? Hayır. İşte Rölativistlerin amacı vahdeti, tevhidi, kur ani hayatı mümkünsüzleştirmektir. Dolayısıyla böyle bir fitne yaygınlaştırılarak, bir belirsizlik ortamında her türlü düşüncenin islam adına ortaya atılabilmesinin önü açılıyor.
Böyle olunca sen yanlış yapıyorsun kardeşim diyemiyorsun. Ben böyle anladım Kurandan diye cevap veriyor. Tabi böyle olunca gerçek manada emribil maruf nehyi anil münker yapılması mümkün değil. Salih ameli sağlıklı yapmak mümkün değil. Çünkü maruf nedir desen sana göre o, ban göre bu. Sana o münker, bana görede bu münker.
Yani hiçbir ortak ilke kalmamışsa, hiçbir ortak ölçü yoksa, hükümler, ölçüler ilkeler herkese göre farklılaşıyorsa , Kur’an herkese farklı şey söylüyorsa; ne o kitaba iman edilebilir, ne o kitap ekseninde bir ümmetleşme gerçekleşebilir, nede o kitabın hayata hakimiyeti için salih bir istikamet üzere bir mücadele yapılabilir, sonuçta ortada bir (tek) kitap kalmaz.
Herkesin farklı kitabı farklı dini farklı islamı olur, olmaya başlar nitekim böylede olmuştur “Kardeşim benim islamın bu, senin islamında o” diye bize söyleyen oldu, yazan oldu. Böyle tevhid inancı islam inancı olurmu? Yahudilerde işte böyle yaparak emribil maruf nehyi anil münkeri terk ettiler. Çünkü yapılamaz hale geliyor. Sonuçta yahudiler bugünkü hale geldi.
İlahi kaynak, hükümler, ilkeler göreceliliği, çeşitliliği, izafiliği hakikatın çok olduğu iddiasını kabul etmez, asla kabul etmez.
Rabbim şöyle buyuruyor Enam 153 de ve başka ayetlerde “Bu benim dosdoğru yolumdur. Ona uyun. Şu halde sizi ondan uzaklaştıracak olan yollara uymayın” veya başka bir yerde Sanada emrimden bir şeyler indirdik, onun üzerine kıldık, o halde ona uyun bilmeyenlerin hevasına uymayın gibi ayetlere göre demek ki görecelilik olamaz, izafilik olamaz bazı şeyler hevaya , zanna aittir ve reddedilmesi gerekir.
Allah’ın şeriatı vardır.. Allah’ın bütün mümin kullarını bağlayan şeriattır.
Yazan:Mesaj Tarih: Ara 7, 2007 | Reply
“Bu marjinallere bakarak” ,
“Dogmatizm böyle bir şey işte. Karşında kodlanmış bir beyin var”
“Şu zihniyet kadar İslam’a zarar veren çok fazla şey yok. Nasıl değişir bu,”
bu sözler bakılırsa sizler benim gibileri kınıyorsunuz
Kodlanmamış, islama zararsız, hür arkadaşlarım, sizleri sevdiğimi biliyorsunuz, İnşallah faydalı olabilmişimdir.
Selametle.
Yazan:knz Tarih: Ara 7, 2007 | Reply
Herkesin farklı yorumu olacaktır.
ANCAK BİLİNMEYEN GERÇEK TEKTİR.
Kuran bilinmyen gerçek değildir, peygamber de değildir.
çünkü kuran bir nesne değildir. peygamberi de nesneleştirmek yanlıştır.
ortada somut bir nesne yok. Yazılı bir metin hiçbir zaman gerçeğin kendisi olmaz.
yazılı metin inputtur. beynimizde işlem görürür. Herkesin beyni farkı olduğu için Out put farkılıdır.
Fakat bu relativizm anlamına gelmez.
çünkü bizim aklımız vardır. Biz doğruyu aramak bulmak, tartışmak yetisine sahibiz.
bilinmeyeni anlamaya, anlamlandırmaya çalışırız. İŞTE BU UĞRAŞ HİÇ BİR RUHBANIN Tekelinde değildir.
sorgulanmış iman değerlidir.
hani yunus demiş ya, bize mana gerek, dava gerkemez.
bu işi dava edinenler hep bozarlar.
Yazan:Mesaj Tarih: Ara 8, 2007 | Reply
*Selim bir akıl bile şeriat üretemeyecekken, kaldıki selim olmayan bir aklın vahyin ürettiği evrensel değerleri üretmesi insanları kurtuluşa götürmesi mümkün değildir. Buna göre fazla ileriye gitmeyelim KNZ hanım.
*Selim bir aklın bile şeriat üretmeye yetkisi yokken, anlama kavrama durumunda bir halde iken peygamberimizin yaşamıyla beraber din tamamlandıktan sonra muhkem nasların çerçevesinin dışına çıkarak her aklımıza geleni söylemek, içtihad yaptığımızı zannetmek ne anlama gelir? Dini her tarafa çekmek, rölativist yaklaşım ne anlama gelir? Kurtuluşa erdirirmi bizleri?
Yazan:cumhur Tarih: Ara 8, 2007 | Reply
Peki fizikçi kardeşim , haklı olduğunuz konular var ama ne hikmetse, bu marjinal dediklerin ön (aslında arka)planda ortaya çıkıyorlar ve bu her devirde ve halihazırdada bunlar böyle iken ben bunlara nasıl güveneyim, hak hukuk deyip arka planda karanlık amaçlarına ulaşmak istedikleri açık değilmi yani gene benim dediğime geliyoruz, benim istediğim düzende bu kafadaki insanlarada yer vardır ama onların istediği düzende benim gibilere asla yer yoktur lütfen artık, biliyorum zor ama, kabul ediniz
Yazan:fizikci Tarih: Ara 8, 2007 | Reply
Cumhur Bey,
Onu neden kabul etmeyeyim? Baksana adam açıkça başı açık olan dışarı diyor. Bunların bizimle (Türkiye müslümanlarıyla) uzaktan yakından alakası yok. Bu zihniyetin İslam’a en çok zarar veren tür olduğunu söylüyoruz zaten.
Ayrıca “hak hukuk deyip arka planda karanlık amaçlarına ulaşmak” falan demişsiniz. Adam hak hukuk falan demiyor. Herkes bizim gibi olacak olmayan çeksin gitsin diyor. Şu ulusalcı laiklerin türbanlıyı İran’a yollamaya çalıştığı gibi yani.
Bu tür radikal uçlar hakkında söylediklerinizde elbette haklısınız ama bunu bütün başörtülü (ya da türbanlı) insanlar için söylemeye hakkınız yok.
Yazan:erdal Tarih: Ara 22, 2007 | Reply
çok değerli kardeşlerim müslümanlara sesleniyorum kendimizi kandırmayalım vergi meseleleri ile şu başımızda gömleksiz recep erdoğan var değilmi bakın iyi okuyun bu vadandaş bir başörtü mağdurunu telefonla arayıp teselli ediyor bizim duygusal müslümanlarda hemen kanıp vaybe başbakanı gördünmü ne adammış kızın ailesini aradı ve dediki bunlar bitecek bu sıkıntılar başbakan çok iyi bir şowmendir ıspatlıyorum iyi okuyun aradan iki hafta geçer ve Adana da bir kompozisyon yarışmasında ödüle layık görülen başörtülü bir kızı tekme tokat dışarı atılıp üstünede o şowmen başbakan ın sayın milli eğitim bakanı zavallı kıza soruşturma açtı hani hava atıyoduya Başbakan telefonla arıyordu ne oldu hüseyin çelik abd milli eğitim bakanımıydı neden onu telefonla uyarmadı bu müslümanlara eğer şowmen başbakana daha tahammül edecekse hiç kusurabakmayın farklı konularda gündeme gelmeniz boşuna. yok daha az vergi ödeyecekmişiz ben çok vergi öderim bu devlet için yeterki bu başbakan özüne dönsün nereden geldiğini bu müslümanların oyuyla oralara geldi hani o okuduğu şiir nerede kaldı cammiiler …. minareler… o noktalara başka şeyler yerleştirmesin herkeze saygıyla uyarıdır hoşçakalın.
Yazan:Gökhan Tarih: Ara 23, 2007 | Reply
Böylesi abes ile iştiğal etmemi önleyecek aklı verdiği için tanrıma; o aklı kullanmam için yeterli donanımı sağladığı için ebeveynlerime, doru yolu gösterdikleri için öğretmenlerime, birey olmam için ortam sağladığı için Mustafa Kemal Atatürk’e teşekkür ediyorum.
Yazan:gökhan becetek Tarih: Ara 26, 2007 | Reply
evet, gerçekten bu ülke demokratik ve laik ise, neden insanların inanç ve yaşama özgürlüğüne karışılıyor, anlamıyorum!
Yazan:blue Tarih: Ara 27, 2007 | Reply
Gökhan bey, kesin yurt dışında yaşıyorsunuz değil mi; bu kadar saf, iyi niyetli bir cümleyi Türkiye’de artık pek telaffuz eden kalmadı çünkü :)
Ben size anlatmaya çalışayım: Türkiye laik ve demokratiktir diye bizi kandırdılar. Sonra irtica diye bir canavar yaratıp, olmayan laiklik ve demokrasiyi bu canavardan korumak için yaptıklarını söyleyerek bu kavramların iyice ırzına geçtiler. Hasbelkader yurt dışına gidip de laikliğin ve demokrasinin anlamının ne olduğunu öğrenenler sizin gibi şaşkınlık geçirdi; Türkiye’de yaşayıp da bu kavramların kendilerine belletildiği şeyler olmadığını görenler de dillerinde tüy bitirmekle ömür tükettiler.
Fuzuli’nin dediği gibi zayi olmaz gül temennisiyle ateşe su vermek… Çocuklarımız anlayacak inşallah.
Yazan:blue Tarih: Ara 27, 2007 | Reply
erdal bey,
Sizi hiç noktalama işareti kullanmadan ve dahi anlamındaki de’lerin gözünü morartarak yazdığınız bu paragraftan dolayı; ayrıca “şowmen” tabiriyle yaptığınız İngilizce-Türkçe sentezinindeki başarınızdan dolayı tebrik ediyor, baalhusus uyarınız için hassaten teşekkür ediyorum. Milli eğitim bakanı çok yanlış yapmış. Biz diyoruz zaten bu yeni hükümet pek bir laik diye ama kimseye dinletemiyoruz.
Yazan:Hüseyin Gökkaya Tarih: Ara 28, 2007 | Reply
Başörtüsü yasağının bir an önce kalkması gerekmektedir. Bu zulüm bu güzel ülkeye yakışmıyor, ülkemiz için utanc verici bir durum. Başı örtülü, başı açık herkes bir arada insanca yaşamalı, kimse kimseye karışmamalıdır.
Yazan:Özdemir İnce Tarih: Ara 29, 2007 | Reply
Özdemir İNCE
Nur Suresi, 31. ayet (24:31)
KİŞİSEL olarak ne başörtüsü ile ne de türban ile herhangi bir sorunum var. Ama örtünmeyle ilgili yalan, safsata ve hurafe yayanlarla kavgam var. Türbancılar, bu örtünme tarzının Kuran’ın tartışılmaz buyruğu olduğunu ileri sürüyorlar. Ama Azháb Sûresi’nin 59. ayeti; Nûr Sûresi’nin 30, 31 ve 60. áyetleri dışında Kuran’da bir başka hüküm yoktur ve türban şaklabanlığı Kutsal Kitap’da yer almamaktadır.
İKİYÜZLÜLER
Bunu öğrendiğim için: Faiz ve kredi kartının İslam’a aykırı olmasına karşın türbancılar tarafından kullanıldığını; türbancıların, İslám’a ters düşmesine karşın, Cumhuriyet’in yapı ve kurumlarına, yasalarına ve özellikle Devrim Yasaları’na uymak zorunda kaldıkları halde nasıl olup da dinden çıkmadıklarını soruyorum. Bu işte bir ikiyüzlülük var!
İkiyüzlülük sadece türbancılarda değil! İkiyüzlülüğün en tepesinde Kuran çevirmen ve yorumcuları bulunuyor. Bunun en çarpıcı kanıtını, Mustafa Sağ, “Evrensel Çağrı, Kur’an Meáli” (Final Pazarlama Yayını) çevirisine yazdığı önsöz ve açıklamalarda veriyor. Mustafa Sağ’a göre geleneksel çevirmen ve yorumcular Nûr Sûresi’nin 31. ayetini geleneğe uyarak ve birbirlerini taklit ederek yanlış çeviriyorlar. Müthiş bir iddia! Mustafa Sağ’ın açıklamasını olduğu gibi aktarıyorum.
HIMAR = ÖRTMEK
“Kuran ayetinde ‘başörtüsü’ diye bir kelime geçmemektedir. Buna rağmen tüm Kuran tefsirlerinde ve çevirilerinde Kuran ayeti ‘başörtüsü’ olarak çevrilmiştir. Halbuki ayette geçen “HIMAR’ kelimesi ‘Baş örtmek’ anlamında değil, sadece ‘örtmek’ anlamına gelmektedir. Eğer, herhangi bir şey örtülecek ise. O şeyin vurgulanması gerekir. Örneğin masa örtüsü derken, örtmek kelimesinin yanına masa kelimesinin gelmesi gibi, başörtüsü dendiği zaman da “örtmek” (”hımar”) kelimesinin yanına “baş” (”re’s”) kelimesinin ‘hımarü-re’s’ şeklinde gelmesi gerekir. Ayetteki ‘hımar’ (’örtü’) kelimesinin yanında geçen ve vurgulayan kelime ‘cuyub’ kelimesidir ki, ‘yaka’ veya ‘göğüs’ anlamına gelir. Çünkü, aynı kelime ‘cuyub’ bir başka ayette (28:32) Hz. Musa’nın ‘göğsüne/koynuna elini soktuğu’ şeklinde geçer. Yani, ‘cuyub’ kelimesi, ‘hımar’ örtmek kelimesi ile kullanıldığı zaman ‘bihumûrihinne ala cuyubihinne’ başını örtmek değil, ‘göğsünün üzerini örtmek’ anlamına gelmektedir. Geleneksel tüm yorumcular, Kur’an ayetini bilimsel bakışla değil de, birbirlerini taklit edip, ‘Başörtülerini yakalarının üzerine kadar örtsünler’ diyerek ‘Felyedribne’ fiilini de ‘örtsünler’ diye tercüme etmişlerdir. Bu geleneksel yorumcular ‘DaRaBe’ kökünden gelen bu kelimeyi burada, ‘Başörtülerini örtsünler’ derken, bir başka yerde aynı ‘DaRaBe’ kelimesini ‘Kadınları DÖVÜN’ (Bak. 4:34) diye çevirmişlerdir. Özetle, Kuran’ın orijinal ayeti tüm açıklığı ile ortadayken, elverişli bir siyasal kullanım malzemesi olarak, sürekli gündemde tutulan başörtüsü, Kuran’ın değil, geleneklerin, kişisel görüşlerin dinleşmesinden kaynaklanmaktadır.” (S. 373)
GERİSİ ALİMLERİN İŞİ
Mustafa Sağ’ın iddialarını Arapçadan denetleyecek durumda değilim. Ancak Nûr Sûresi’nin 31. áyetinin Fransızca ve İngilizce çevirileri onun iddialarını desteklemektedir.
Ben bu çok önemli iddiayı sütunuma aktararak kamusal-toplumsal görevimi yerine getiriyorum. Gerisi Diyanet İşleri Başkanlığı’nın ve İslam alimlerinin işi!..
Yazan:T.Suat Demren Tarih: Ara 30, 2007 | Reply
Özdemir İnce’ye cevap:
Kur’an’da Başörtüsü
Hayrettin Karaman
Özdemir İnce (Hürriyet 26 Aralık 2007) Kur’an’da başörtüsü ve türbancıların iki yüzlülüğü konusunda oldukça sert bir yazı yazmış. Yazının, tartışacağım kısmı şöyle:
“Ama Azhâb Sûresi’nin 59. ayeti; Nûr Sûresi’nin 30, 31 ve 60. âyetleri dışında Kuran’da bir başka hüküm yoktur ve türban şaklabanlığı Kutsal Kitap’da yer almamaktadır. (İkiyüzlüler yan başlığını atarak devam ediyor): Bunu öğrendiğim için: Faiz ve kredi kartının İslam’a aykırı olmasına karşın türbancılar tarafından kullanıldığını; türbancıların, İslâm’a ters düşmesine karşın, Cumhuriyet’in yapı ve kurumlarına, yasalarına ve özellikle Devrim Yasaları’na uymak zorunda kaldıkları halde nasıl olup da dinden çıkmadıklarını soruyorum. Bu işte bir ikiyüzlülük var! İkiyüzlülük sadece türbancılarda değil! İkiyüzlülüğün en tepesinde Kuran çevirmen ve yorumcuları bulunuyor. Bunun en çarpıcı kanıtını, Mustafa Sağ, “Evrensel Çağrı, Kur’an Meâli” (Final Pazarlama Yayını) çevirisine yazdığı önsöz ve açıklamalarda veriyor. Mustafa Sağ’a göre geleneksel çevirmen ve yorumcular Nûr Sûresi’nin 31. ayetini geleneğe uyarak ve birbirlerini taklit ederek yanlış çeviriyorlar. Müthiş bir iddia! Mustafa Sağ’ın açıklamasını olduğu gibi aktarıyorum. Kuran ayetinde ‘başörtüsü’ diye bir kelime geçmemektedir. Buna rağmen tüm Kuran tefsirlerinde ve çevirilerinde Kuran ayeti ‘başörtüsü’ olarak çevrilmiştir. Halbuki ayette geçen “HIMAR’ kelimesi ‘Baş örtmek’ anlamında değil, sadece ‘örtmek’ anlamına gelmektedir.”
Ben şaklabanlık, ikiyüzlülük gibi çirkin kelimelere mukabele etmeksizin yalnızca -bu işlere emek vermiş birisi olarak- doğru bildiklerimi açıklayacağım:
1. Türbancı “türban yapan ve satan” manasına gelir. Yazıda bahse konu edilenler türbancı değildirler, türban diye kasten yanlış adlandırılan başörtüsünü, inançları gereği örten müminlerdir.
2. İnancı gereği başını örten, namaz kılan, oruç tutan, hacca giden müminler bunları yaptık diye “Biz günahsızız” demezler, diyemezler; onların da hataları, günahları olabilir. Bu sebeple kendilerine ikiyüzlü demek uygun değildir; onlar ibadetlerini yaparken samimi, günah işlerken de zaaflarına yenilmiş beşerdirler. İbadete devam ettikçe diğer günahları terk etme mücadelesinde başarılı olmaları ihtimali, ibadetsizlere göre daha güçlüdür.
3. Faiz haramdır, onu alan ve veren günah işlemiş olur. Kredi kartı, süresi içinde ödeme yapıldığı takdirde faizli işleme sebep olmaz, süresinde ödenmez de gecikme sebebiyle banka faiz alırsa işte o zaman faiz ödenmiş olur. Yani her kart kullanan faize bulaşmış olmaz.
4. Sayın İnce, “Devrim Yasaları’na uymak zorunda kaldıkları halde nasıl olup da dinden çıkmadıklarını soruyorum.” Diyor.
Onun zekası, “zorunda kalanların” dinden çıkmış olmayacaklarını kavrayacak seviyededir ama sanırım bu soruyu aceleye getirmiş.
Evet, bir mümin, baskı altında kalır, işkence, sürgün, hapis, önemli bir mahrumiyetle tehdit edilirse, gönülden benimsemeksizin “Ben dinden çıkıyorum” dese bile dinden çıkmış olmaz. Müslümanlar, İslam’a aykırı olay ve durumları güçleri yeterse elleriyle, yetmezse dilleriyle düzeltmeye çalışırlar, bunu da yapamazlarsa gönülden karşı çıkar, tavır koyarlar. Yükümlülükleri bundan ibarettir.
Kur’an’da başörtüsü var mı, Mustafa Sağ’ın iddiası doğru mu? Bu soruya da gelecek yazıda cevap verelim.
Yazan:unal Tarih: Ara 31, 2007 | Reply
hastahanelerde başörtülü çalışanlar (dışarıda takıyor, içeride takamıyor olabilir, takanlar da var, zihniyet önemli) tarafından bakılmayan erkek hastaların olduğunu biliyoruz. bu noktadan bakıldığında diğer kamu alanlarında da buna benzer kamu hizmetinde yaşanan aksaklıklar varsa; bu durumdan olumsuz etkilenen vatandaşlarımız nedeni ile alacaklı olmaları bir yana borçlu duruma düştüklerini düşünüyorum.
Yazan:Selinda Akal Tarih: Oca 2, 2008 | Reply
Bende başörtü yasağına kesinlikle karşıyım. Kişilerin üniversitelerde kıyafetleri değil, beyinleri okuyacak. Fakat başörtülülere vergi daha az vergi versinler derlerse, o zaman bende bir alevi olarak yıllarca devletin kasasından sünni islamın ulema merciği olan diyanete aktarılan vergilerimizi talep ederim. Bir arkadaşın belirttiği gibi, böyle bir uygulamaya gidilecekse, başörtülü arkadaşlar bizlerden daha fazla yararlandıkları şu anki yasakçıl zihniyetlerin borcunu ödemek durumunda kalabilir.
Yazan:knz Tarih: Oca 2, 2008 | Reply
hani sesim çıkmıyor ama okuduğumu da belirteyim de..
yukarda alınıtı yapılan kelimelerin çirkin olduğuna katılıyorum.
insanlar çabalıyor fakat doğruyu aramak yolunda engellerle karşılaşıyor. Biz taraf tutmak, oraya buraya çekiştirilmek istemiyoruz. Biz piyon değiliz, anlamak istiyoruz. Bunun eldeki bilgiyi anlamlandırmaya çabalıyoruz.
Yazan:hayri güner Tarih: Oca 3, 2008 | Reply
ben tamamen katlyrm bu yazıya çok haklılar bence bende üniversite öğrencsym bizim okula çırılçıplak denilcek kadar cüretkar kızlar bayanlar okumaya gelio orası burası heryeri gözüküyoda başı kapalı bayanlar neden üniversite okuma özgürlükleri kısıtlanıyo anlamış değilim vergi falan filan ayrı konu ona bişey diyemem ama özgürlükleri kısıtlanıyo bence bu böyle herkes tabi burda bakyrm kafasına göre dalgasına göre bişeyler yazmış
Yazan:knz Tarih: Oca 4, 2008 | Reply
selam, yukardaki zor soruya şöyle cevap vereceğim.
üniviersitenin bazı meslekleri ( hepsi olmayabilir) etik olarak kabullenilmiş bazı davranış biçimlerini zorunlu kılıyor.
bu cümle zor oldu ama anlaşılması zor değil.
bu davranış biçimi dini olarak tarafsızlığı zorunlu kılıyor. Bunun nedenlerine girmeyeceğim, çünkü anlamak için ayrı çaba gerekecek.
şimdiye kadar, yukarda söz ettiğiniz, o açık giyinen dediğiniz kızlardan veyaüniversiteye Şortla gelen erkeklerden hiçbirisi,ben mesleğimin kuralalarını tanımıyorum, demedi. Dseselerdi aynı durumla karşılaşırlardı.
şortla duruşmaya gelen hakim elbette ne erkek, ne de kadın olmaz.
üniversiteye hertürlü kıyafetle gelirsiniz ama mesleki olgunluk başkadır.
şimdi bir yasak alanı varsa, bu alanda kendi sınırlılıklarınızı koyup sonra hak aramak en iyisi olur diye düşünüyorum.
ufak ufak delmek gibi yaklaşımlar geri tepiyor.
Yazan:matamatıkçi Tarih: Oca 5, 2008 | Reply
ya bırakın artık su kardeslarımızın basını acmaya bız musluman ve bagımsız bır ulkeyız eeeeeeeeeeeeeeeeee ozaman hala bu meselelerle ugrasıyoruz yok denız baykal sunu dedı yok tayıp kardesım bız muslumanız orden order o4rrtmeyen acar o onun ozgurlugu bu ulke hep bu bos konularla ugrasırken bolundugunun farkında deyıl bu konu benı sıkıyor bızım şımdı unuvestelerımızde ogretmen mı yedışıyor bence hayır ya odam okuyor ve egıtımçi olacak hala hocasına nasıl tavranacagını bılmıyor hoca bana devlet baramı oduyor benım sıze egıtım vermısım vermemışım onu bana sormaz benım adım var dıyor boyle egıtım olacagına boyle ulke gelışecekse o haca ayda 5 mılyor4 bara alırken benım koyum aklım erelı belı yolu yabılacak oralarda ugrasın bu ulkeyı sevelım ne mutlu turkum dıyene
Yazan:Asil Tarih: Oca 5, 2008 | Reply
Türkçe’yi, güzel dilimizi niye katlediyorsun arkadaşım, sonrada ne mutlu turkum( aslı Türk’üm olacak) diyorsun, zorda olsa anladım , hocalara o kadar para verileceğine köyünün yolunun yapılmasını istemişsin, oraya gelene kadar neler var, hocaların maaşları o kadar değil ama milletvekillerinin evet hatta dahada fazla, ve sayın hortumcularımız, din bezirganlarımız ve bu sayede bir elleri yağda bir elleri balda yaşayanlarımız, saymakla bitmez, senin köyünün yolu ihaleye açılsın bak ne oluyor nasıl kargalar gibi üşüşürler
Yazan:İbrahim KILIÇ Tarih: Oca 6, 2008 | Reply
Bu talep, uçuk bir fantezi olmaktan öte bir anlam ifade etmiyor bence.Bugün itibari ile türbanda geldiğimiz nokta, esasen bir arpa boyu yol alamadığımzın itirafıdır.Türbanın serbest kalması umudu ve hevesi ile siyaseten desteklenen kişi ve kurumlar, iş başa düşünce, Türkiyedeki sistematik dengeleri ve toplumsal ivmeleri bahane ederek, ipe un sermektedirler. Özetle, ne bu iktidarın, ne gelecekteki muhafazakar hükümetlerin elinden bir şey gelmeyecek..Çünkü bunu herkesten önce kendileri istemeyecek.Her seçimde, en büyük oy istismarını neyle yapıyorlar sizce? Halkın dini duyguları, her türlü istismarın, her türlü siyasi oyunun, her koltuğun ve makamın üstündedir..Artık uyanın lütfen..Bu ülkede başörtüsü diye bir sorun yok, türban denilen suni ve din ile alakası da olmayan bir sorunumuz var bizim.
Yazan:neslihan Tarih: Oca 15, 2008 | Reply
MÜSLÜMAN KADINLAR BAŞLARINI ÖRTMEKLE YÜKÜMLÜDÜR.BİR MÜSLÜMAN BUNUN ALLAH’IN EMRİ OLDUĞUNA İNANIYORSA VE ALLAH’IN BU ŞEKİLDE KENDİSİNDEN DAHA ÇOK MEMNUN OLACAĞINI DÜŞÜNÜYORSA BAŞINI ÖRTER…BU ÜLKE DE TÜRBAN YA DA BAŞÖRTÜ SORUNU SADECE BAŞÖRTÜSÜNE KARŞI OLANLARIN DERDİDİR.BAŞÖRTÜSÜ BUGÜN AVRUPADA ,AMERİKADA VE İSLAM DÜNYASINDA MİLYONLARCA KADIN TARAFINDAN KULLANILMAKTADIR.E ONLAR DA MI SİYASİ OLARAK TAKIYOR…BİZE GÖRE FARK YOK TÜRBAN İLE BAŞÖRTÜ ARASINDA ;AMA FARK BULANLARIN HANGİ NOKTADA FARK BULDUĞUNU SÖYLEYEYİM…..TÜRBAN TAKAN KIZLAR,KADINLAR BAŞINDAKİ ÖRTÜYÜ NİÇİN TAKTIĞINI;YANİ DİNSEL DAYANAKLARLA TAKIYORLAR;HA SİZLERİN KABUL BUYURDUĞUNUZ BAŞÖRTÜ DE KİŞİLERİN ARAŞTIRMA YAPMADAN,BÜYÜKLERİNDEN GÖRDÜKLERİ GİBİ;ADET OLDUĞU ÜZERE TAKIYORLARDIR…NE KADAR AYIP,UTANÇ VERİCİ BİRŞEY Dİ Mİ NEDEN TAKTIĞINI ARAŞTIRARAK BAŞINI KAPATMAK……AMA OLAYIN PERDE ARKASI FARKLI;MİLYONLARCA İNSAN SAMİMİYETSİZLİKLE SUÇLANIYOR.ŞEHİRLİ,OKUMUŞ,ÜNİVERSİTE BİTİRMİŞ GENÇ KIZLARIMIZIN ÖRTÜNECEK KADAR DİNDAR OLMALARINA TAHAMMÜL EDİLEMİYOR.ONDAN SONRA DA NEDEN BU ÜLKE HALKI CAHİL İNSANLAR TARAFINDAN ,HOCALAR TARAFINDAN BU KADAR KOLAY KANDIRILIYOR DERSİNİZ…..SİZ BU KIZLARI OKUTMAZSANIZ;EVLERE HAPSETMEYE MAHKUM EDERSENİZ;SONUÇ TA BU OLUR.
Yazan:Asil Tarih: Oca 19, 2008 | Reply
Başörtüsü takanlara kimse kızmazki, onları kullanıp siyasi rant elede etmeye çalışanlara kızılır. Din ve milliyetçilik insanın en zayıf noktalarıdır bunun üzerinden çıkar elde etmek ( bu siyasi veya maddi olabilir, AKP gibi, yimpaş gibi, çakıcı ,peker gibi)çok kolaydır, her haltı yersin, uyuşturucu kaçakçılığı yaparsın milliyetçiyim dersin (birde hapishaneye girerken Türkiye seninle gurur duyuyor diye bağırmazlarmı bu vatan hainlerine), milleti dolandırırsın müslümanım dersin. Özünde dinini yaşamak isteyen yada bu ülkenin bölünmesine karşı çıkan saf, masum insanlara kimse bişey demezki ne denirki zaten , olay bu durumdan çıkar sağlamaya çalışanlarla ilgilidir.
Yazan:Pınar Tarih: Oca 25, 2008 | Reply
Bir gün denedim, onların taktığı gibi başörtüsü taktım. Gözümle sağımı solumu göremedim. Başörtüsü sağa sola bakmaya engel. Kulağım da iyi duymadı. Yaradan kadınlara bunu layık görmüş olamaz. Üstelik baş ağrısı da yapıyor. Saçlar da dökülüyor. Baş örtüsüyle kimse erdemli olmaz. Gidin bilimle uğraşın varlığınızı yüceltin.
Yazan:Asil Tarih: Şub 5, 2008 | Reply
Türban protestalarında depremi ima ederek 7.4 yetmedimi diye pankart taşıyan türbanlı kıza Gani Müjdenin cevabı.Hiç yorum yapmaya lüzum bırakmamış.
7,4 Yetmedi mi
Bir hafta önce türban protestoların sırasında “7.4 yetmedi mi?” pankartını açan sevgili kardeşime seslenmek istiyorum bugün… 20 bin insanın acısı ve cenazesi üzerine politika yapmaya kalkan “o güzel insana” bir çift sorum var.
Ey mantosu uzun,aklı kısa kardeşim benim. 7.0 yetmedi mi? Senin okuduğun gazeteler yazdı mı bilmiyorum ama Amerika’nın,hani o gavur ve Hıristiyan Amerika Birleşik Devletleri’nin,hani o Siyonistlerle iş birliği yaptığı için her yerde bayrağını yaktınız ABD’nin Los Angeles şehrinde 7.0 büyüklüğünde bir deprem oldu bacım…
Neredeyse bizimkine yakın bir deprem. Bizde ayni şiddetteki bir deprem 20 bin kişi ölup 20 bin kişi sakat kalırken,gavur,Hıristiyan ve Siyonist dostu Amerika’da sadece 2 kişi yaralandı güzel ablam. Şimdi türbanlı başını ellerinin arasına alıp düşünüyor musun acaba? Sakarya gibi muhafazakar bir bölgede Allah binlerce Muslumanı öldürerek cezalandırıyorsa eğer,Hıristiyanlara ve Siyonist dostlarına niye kıyak geçiyor?Seks shoplarıyla,porno filmleriyle tüm dünyaya “seks”,”uyuşturucu” ve “günah” ihraç eden bu ülkenin Allah katında ayrıcalığı ne olabilir ki güzel annem?
Oysa adım gibi eminim Sakarya’da,Gölcük’te hayatlarını kaybedenlerin çoğu ölmeselerdi eğer sabah ezanı ile birlikte camilerin yolunu tutacaklardı. Üç aylarda oruç tutacak,Ramazan’da devrilmeyen minarelerin ışıklarıyla birlikte senin ağzına adı bile yakışmayan Allah’ın adı ile birlikte oruçlarını açacaklardı.
E nooldu şimdi? 7.0 yetmedi mi güzel ninem? Eğer her coğrafya olayını,her doğal afeti bilimin ve aklın süzgecinden geçirmeden böyle yorumlarsan bu ülkenin yarısı her deprem felaketinden sonra dinsiz olur güzel hala kızım…
Fay hattında 10 katlı binalara izin veren şapşal belediyecilik anlayısını,deniz kumundan inşaat yapan edebiyatçı muteahitleri,depreme dayanıklı konut üretme çabalarını, hırsızları,uğursuzları bir kenara bırakıp her şey ilahi kudretin intikamı olarak açıklarsan bu deprem 10 yıl sonra gene aramızdan binlerce “dinsizi” alır gider güzel amca kızım..
. Beynin var mı bilmiyorum,betonların altında inleyerek can veren 20 bin insanı,kadını,çocuğu ve bebeği bir kalemde günahkar diye silip atan kuş beynini türbanın altında görmek mümkün olamıyor cünkü ama bence bu yazıyı oku ve bütün gece uyumadan düşün. Allah’ın kullarına böyle cezalar verebileceğini hala düşünüyorsan da git Hıristiyan ol…
Çünkü senin bu mantığına göre Allah onları daha çok seviyor. “Gavurlar” hem senden daha zengin,hem de evleri tepelerine yıkılmıyor.
Gani MUJDE
Yazan:T.Suat Demren Tarih: Şub 5, 2008 | Reply
@Asil,
Ne alaka konu ile? Yıllar önce bir başörtülü şapşalın yaptığı şapşallık ve yine ona yıllar önce verilmiş cevap ile bugünkü tartışmaların ne alakası var?Yoruma gerek yok demişsiniz ama bir zahmet yorumlayıveriniz.
Tabii bu arada benzeri şapşallıkları yapan kemalistleri de aradan çıkartıverirsiniz herhalde:
http://www.hf.uio.no/ikos/studier/fag/tyrkisk/restr/AtaSilueti.html
Yazan:Asil Tarih: Şub 5, 2008 | Reply
Bu ve benzeri katı düşüncelere bir cevaptır bu aslında, evet olay geçmişte olmuştur ama bence çok şey anlatıyor bugünkü durumla ilgili vede gerçekten yoruma gerek yok o kadar açıkki….
Yazan:T.Suat Demren Tarih: Şub 5, 2008 | Reply
“ama bence çok şey anlatıyor bugünkü durumla ilgili vede gerçekten yoruma gerek yok o kadar açıkki….”
Ama ben hala anlamadım. Kalın kafalılığıma veriniz.
İki tane beyinsiz başörtülü kız öyle pankart açtı diye başörtülüler üniversitelere giremesin mi? ne yani buradan çıkacak ulu hikmet, bi zahmet bu yoruma gerek olmadığını iddia ettiğiniz konuyu benim gibi yarım akıllılar için açıklayıverin, klavyenize mi yapışacak?
Bir de benzeri beyinsizliklerin yaşandığı bir link vermiştim:
http://www.hf.uio.no/ikos/studier/fag/tyrkisk/restr/AtaSilueti.html
Bakın üstelik burada dağda taşta Atatürk silületi arayanların bir kısmı da resmi görevli, asker, kaymakam filan. Ne diyorsunuz bunlar hakkında?
Bunların yaptıklarının ‘temelde’ o başörtülü iki kızın pankartı ile ne farkı var?
İki tane adam böyle yaptı diye tüm asker ve resmi görevlileri aynı pozisyona koyabilir miyiz mesela?
Yazan:Asil Tarih: Şub 5, 2008 | Reply
Öncelikle kendinizi aşağılamanıza hiç gerek yok, zaten bu ve benzeri katılıklar derken o linkde anlattığınızıda kastetmiştim. O pankartı açan 2 tane başörtülü şapşal değildi, o gösteri içinde planlı bir hareketti ve ben şahsen aynı şeyi söyleyen insanlarlada karşılaştım. Tekrar söylüyorum , o gösteride pankart açmalarının (ve açtıranların) sebebi üniversiteye türbanla girmek istemeleri idi , böylerinin üniversitede yeri yok.
Yazan:çuvaldız Tarih: Şub 6, 2008 | Reply
@ Asil,
Türban protestalarında depremi ima ederek 7.4 yetmedimi diye pankart taşıyan türbanlı kızların…o gösteride pankart açmalarının (ve açtıranların) sebebi üniversiteye türbanla girmek istemeleri idi , böylerinin üniversitede yeri yok.
Buralarda bir yerde yorumculardan biri de şu tespitte bulunmuştu;evine gündelik temizliğe gelen kadının başörtüsünü kullanan birinin Nişantaşın’daki bir “cafe”de yanındaki masada oturmasından rahatsız olan bir zihniyet de var!Acaba bu zihniyete sahip olanlar da sizin gibi “böylelerinin üniversitede yeri yok”diye düşünüyor olabilir mi?
İddialar ve onlara zemin teşkil eden sebep-sonuçlar dile getirenler tarafından oldukça makul görünüyor olmalı!
Yazan:MY Tarih: Şub 6, 2008 | Reply
@Asil,
“…böylerinin üniversitede yeri yok.” (ASIL)
Acaba kimin üniversitede yeri olduguna karar verme yetkisini kendinde gören zorbalarin üniversitede yeri var mi?
Her agacin kurdu özünden olur Sayin Asil, yobaz laiklerin, oligarsi yanlilarinin bu fanatikligi onlari gitgide yanlizliga itiyor.
“Türbanli kizlara düsük not verecem” diyecek kadar alçalabilen fanatik kemalistlerin yaninda normal kemalistler bile utaniyor.
Bilir misiniz Sayin Asil, Gemlik’e giderken bir tabela vardir, “denizi görürseniz sakin sasirmayin” diye.
Siz de bir dahaki seçimlerde CHP barajin altinda kalirsa sasirmayin :)
Yazan:fizikci Tarih: Şub 6, 2008 | Reply
@Asil,
“…böylerinin üniversitede yeri yok.” (ASIL)
Öylelerinin erkek olanları üniversitede cirit atıyor. Bu yüzden sizin yaptığınız da kadın-erkek ayrımcılığından başka bir şey olmuyor.
Dün NTV’de türban konusunda bir tartışma programı vardı. İzleyicilerden biri “türbanlı kızla aynı düşüncede olan erkek öğrenci üniversiteye girebiliyor, bu konuda ne düşünüyorsunuz” diye sorunca Şengör’ün kadın versiyonu bir prof şöyle cevap verdi: “Biz düşünce özgürlüğüne karşı değiliz, elbette istediği gibi düşünebilir ama bunu siyasi sembollerle ifade etmeleri.. bla bla bla..” Bahçeşehir Üniversitesi’nin rektörü bu profa yaklaşık şöyle dedi: “Düşünce özgürlüğü ifadeyle anlamlıdır. Düşünce kafanın içinde kalınca özgür olmaz, ifadeye dönüşünce özgür olur. Türban da bir ifade biçimidir. Zaten kafaların içindeki düşünceyi istesenizde yasaklayamazsınız. Düşünce özgürlüğünden kasıt aslında ifade özgürlüğüdür.”
Anlamayanlar için tekrar edelim:
“düşünce ve ifade şiddet içermediği sürece suç değildir, yasaklanamaz”
Yani “Allah Kur’an’da benden başımı örtmemi istiyor” diye düşünen kızımız bunu başını örterek ifade ediyor. Kimileri gayet medenice buna saygı duyuyor. Kimileriyse yobazca bunu yasaklamaya, kamusal alandan kovmaya çalışıyor.
“7.4 yetmedi mi” diyen mi daha yobaz, yoksa düşünceye hayat hakkı tanımayanlar mı daha yobaz kararı siz verin.
Gani Müjde’ye de yazıklar olsun. “Düşenin dostu olmaz, bir tekme de sen vur” tadında bir yazı yazmış. Yahu kızcağız saçmalamış ama, masum ve mazlum olduğundan mazur görmek gerekir. O duruma düşürülmese öyle bir laf etmeyecekti. Sen hem kızcağızı haksız yere tekme tokat döv, hem de ağlarken saçmalıyor diye biraz daha döv. Yuh ya! Bu anlayışın laiklikle, müslümanlıkla falan hiç bir alakası yok. İnsan olmak bu kadar mı zor?
Yazan:Şahin Tarih: Şub 6, 2008 | Reply
“Gani Müjde’ye yazıklar olsun, o pankartı açan o duruma düşürülmese idi böyle laf etmeyecekti”
Ne yani orda ölen 20bin insanın üstünden çıkar sağlamaya çalış sonrada tekme tokat dövmeyin de, yok ya! bence daha fazlasını hakmetmiş
Yazan:fizikci Tarih: Şub 6, 2008 | Reply
Şahin Bey,
Çıkarmış…! Duyan da zannedecek ki bu kızcağız deprem için gönderilen yardım paralarını cebe indirmiş o yüzden Gani’den dayak yiyor. Eğer öyle yapsaydı Gani’den bu kadar aşağılayıcı bir yazı çıkmazdı eminim. Mesele başörtüsü özgürlüğünü talep etme olunca, ufak bir hatanın üzerine mal bulmuş mağribi gibi atlamış Gani. Aklı sıra edebiyat parçalamış, çok akıllı noktalara temas etmiş. Allah gani gani akıl fikir versin bu adama.
Azıcık kafası çalışsa bu kızcağızı böyle radikalleştiren, devlete karşı kin gütmesine yol açan başörtüsü yasağını eleştirirdi. Ama seviyesinin hakkını vermiş, o da vurmuş mazluma bir tekme. Hadi Gani neyse de, bari siz yapmayın böyle…
Yazan:Balbazar Tarih: Şub 6, 2008 | Reply
Vicdansizlik ile salaklik ayni sey degil.
Suat Bey’in verdigi ornekle, depremi Allah’insiyasi karsitlara bir cezasi sayip bundan husu duymak arasinda “vicdan” gibi (en azindan bazilarimiz icin) ciddi bir fark var.
Ve evet, “bir mazlum kizcagiz gaza gelip salaklik yapmis” diye normalize edilebilecek birsey degil “7.4 yetmedi mi” olayi. Bu o donemde son derece kitlesel, belli gruplarca normal ve hak sayilan bir tepkiydi, “Allah cezalarini verdi” propagandasi her ortamda ve her yerde yapildi, ben bizzat izledim hacda cekilip kadin gunlerinde gosterilen; zalimlerin, ickicilerin, ve ahlaksizlarin 17 Agustos’ta nasil cezalandirildiginin ballandira ballandira anlatildigi videolari. Gidin arastirin isterseniz, halkimizin yuzde kaci 17 Agustos depreminin 28 Subat’a ve ilgili aktivitelere gonderilmis bir ceza olduguna yurekten inaniyor?
Ne yazik ki, mazlum oldugu halde zalimlige heves etmek o “kizcagiza” ozgu degil bu memlekette. Siyasal Islamci dayatmaciligin bircok magduru da, ayni sekilde, turban yasagini savunurken vicdanini bir kenara birakiveriyor.
Ve elbette, turbanli bir kadinin bu kitlesel vicdansizligi dillendirmis olmasi, ne butun turbanli kadinlarin oyle dusundugu anlamina geliyor, ne de bizzat o kadinin, o eylemde, o sekilde savundugu hakkinin elinden alinmasini gerektiriyor.
Yazan:Şahin Tarih: Şub 7, 2008 | Reply
Bu cevabı sevdim, “deprem paralarını cebe indirmek”, evet ne yazik o felakette bunları yapan şerefsizlerde oldu, o depremde yakınını kaybetmiş biri olarak 7.4 yetmedimi lafını hazmedemem , tekrar söylüyorum Gani Müjde az demiş ben olsaydım daha ağır konuşurdum
Yazan:Ç-Z Tarih: Şub 7, 2008 | Reply
Üniversitede öğretim görevlisi olmayı hür iradesi ile seçen biri,kimlere eğitim vereceğini de seçebilir mi?Başörtülü insana “ben eğitim vermem” yada “hak ettiği notu vermem” diyebilir mi?
Bu lafları edebilen aydın kafalar,sahip oldukları bir batıl inanç nedeniyle,başörtüsünün “rejim depremine” sebep olacak“lanet” olduğunu falan mı sanıyorlar acaba?
Bu inanışa sahip,mürekkep yalamış tarikat üyeleri ile o pankartı açan kör cahil kızın arasındaki tek fark “titr” olsa gerek!
Söz konusu pankart,”kendi seçtiklerini eğiterek toplumun geleceğini biçimlendirmek” misyonuna sahip bu “aydın tarikat üyelerinin,ne kadar başarılı olduklarının göstergesi olarak,ceket yakalarında taşımaları gereken bir çeşit “onur rozeti”ne dönüştürülmeli.
O kızın davranışı,düşünceleri için çok laf edilebilir elbette ama onun bu düşüncelere sahip olmasına zemin hazırlayanları tebrik etmeyi de unutmamak gerek.Kısaca Gani Müjde yazısında bu kişileri taltif etmeyi unutarak,atlayarak Şahin’in de dediği gibi sadece az değil eksik de yazmış!