Main Content RSS FeedÖnceki Yazılar

Birgün Gazetesi Genç Sivilleri Boykot mu ediyor ? »

20080926_derin_dusunce_org_genc_siviller_sansur.jpg 

Ünlü Fransız yazar Georgec Perec’in hiç ‘eharfi kullanmadan yazdığı ‘La Disparition – Kayboluş’ romanından sonra, Birgün gazetesi de benzer bir başarıya imza attı.

Halkı askerlikten soğutmakla yargılanan Bülent Ersoy’a adliyede destek veren tek grup olan Genç Siviller’den tek kelime bahsetmeden aşagıdaki haberi kaleme alarak gazetecilikteki ustalıklarını göstermiş oldular. Hürriyet, Milliyet, Sabah, Radikal, Posta gibi gazeteler bu başarının çok uzağında kaldılar.

Turgay Oğur

http://www.birgun.net/actuel_index.php?news_code=1222341017&year=2008&month=09&day=25

Sanatçı Bülen Ersoy, ‘halkı askerlikten soğuttuğu’ gerekçesiyle Read the rest

İnsan ve hayatta olan hiçbir şey reddedilmemiştir »

20080825_derin_dusunce_org_hayat_insan.jpgBu makale İslam’ın hayat anlayışı adlı yazı dizisinin beşinci bölümüdür. Birinci bölüm için buraya, ikinci bölüm için buraya , üçüncü bölüm için buraya , dördüncü bölüm için buraya tıklayınız.  

Genel manada varlık (eşya), özel manada varlık (insan) ve bu ikisinin hareket ve temasından meydana gelen hayat bahisleri, birbirinden müstakilleştirilmemeli fakat birbirinden muhtar olarak tetkik edilmelidir.

Varlık, kâinat yekûnunda ifadesini bulan tamamı için kabul ve redde konu değildir. Başka bir ifade ile eşyanın reddi sözkonusu değildir. Yaratıcı iradeye inanan insanlar için yaratma fiilinin neticeleri olan varlık yekûnu, tüm çeşitleriyle “mevcudiyeti teyit edilen” ve tetkiki emredilen, insanın “teshir memuriyetine” konu olmaktan başka bir mana ifade etmez. Bu meyanda varlığın tetkiki, başka bir ifadeyle müspet bilimler, tavsiye ve emredilen bahisler olarak yerini alır. Read the rest

Laikçilere kontra-dersler: Türban ile Başörtüsü Nasıl ayrılır? »

20080825_derin_dusunce_org_laikcilere_dersler.jpgDers 1

Benim cumhurbaşkanlığı makamımı, devlet iktidarımı elimden almaya kalkışıyorlarsa o komünisttir, faşisttir, türbanlıdır, ne olduğu farketmez, benim düşmanımdır, millete hangi isim itici geliyorsa onu koyarım. Ama köyünde tarla sürüp benim paracıklarıma bir tehdit oluşturmuyorsa o başörtülüdür, eli öpülesi, çocuğu askere gönderilesidir…

Ders 2

Ben yüzüme bir tabloyu dolduracak kadar makyaj yaparken ve marka giyip Read the rest

Ölüm Yerine Çözüm İstiyorum! »

20080911_derin_dusunce_org_olum_degil_ozum.jpg

 Yazar: Genco Gençkal

Bülent Ersoy; “başkalarının savaşı için doğurduğum çocuğu toprağa veremem” derken kürt sorununun çözüm yöntemini eleştirmişti. Öldürmekle, kanla huzurun sağlanamayacağı nı belirtmişti. Ersoy’un daha sonra da dediklerinin arkasında durması, dediklerini inkar etmemesi, haklılığının bir başka göstergesiydi. Ersoy aslında bu topraklardaki en acı yaraya parmak basmıştı, acı tabloyu gözler önüne sermişti. Kimsenin söylemeye cesaret edemediği lafları söylemiş, eleştiriye tamamen kapalı olan kuvvetleri eleştirme cesaretini göstermişti.

Read the rest

Asker güzel sen çirkin »

20080925_derin_dusunce_org_karikatur.jpg“Efsanevi Gırgır’dan sonra çok şey değişti, mizah dergileri eskisi gibi satmıyor” diyen karikatüristlerin neden şikâyetçi olduğu pek anlaşılır gibi değil. Mizahçı olmanın gereğini yaptılar da yani muhalif oldular da okumadık mı? (pardon gülmedik mi?). Anlaşılan o ki pek çok karikatürist artık sokaktan beslenmiyor. Ya da daha doğrusu hangi sokaktan besleniyor? Sadece İstiklal Caddesinden mi? Devamlı, (erkek egemen) küfürlü esprilerle nereye kadar devam edecekler? Yani yaşlandığınız için gülmüyorsunuz zannetmeyin çünkü uzun zamandır espri üretemeyen bir mizah var.. Sokağın yakın zaman içinde çok değiştiğini gözlemleyemediklerini karikatürlerindeki tutucu havadan anlıyoruz. Read the rest

Hakkari’de 23 Nisan, hüzün doluyor insan »

Kutsal Basın Saldırınca Susun! »

20080923_basindan_bizi_kim_koruyacak.jpg[…] Alın işte ben de buradan aynı çağrıyı tekrarlıyorum vatandaşlarıma. Hatta öğrencilerime de söyleyeceğim derslerimde. Yalan yazan, kişilik haklarına saygı göstermeyen, gazeteleri siyasetçilere ve sıradan vatandaşlara karşı tehdit ve şantaj aracı olarak kullanan, basın özgürlüğünden dem vurup linç kampanyaları açan veya linç kampanyalarını destekleyen gazeteleri satın almayın diye. Ne yanlış var bunda? Bir vatandaş olarak buna hakkım yok mu? Gazeteler ve gazetecilik kutsal mı? Basın özgürlüğüne saygı göstermek demek gazetelere hiç karşı çıkmamak, onlara asla itiraz etmemek, ne yaparlarsa yapsınlar sineye çekmek demek midir? […]

Medya masum, çaresiz insanların hayatını mahvedebilir ve hiçbir şey olmamış gibi elini kolunu sallayarak çalışmaya devam edebilir. Bir kısım medyada ahlakî standartlar ya hiç yoktur ya da çok düşüktür. Hem malî hem organizasyonel olarak güçlü medyada çıkan bir yanlış veya kasıtlı haberi düzelttirmek, eğer siz de güçlü değilseniz -yani medyanız, paranız, yüksek bürokratik veya siyasî statünüz yoksa- hemen hemen imkânsızdır. Hayatı medya tarafından haksız ve keyfî şekilde mahvedilen insanların bir albümü yapılsa bu albümün çok kalın olacağından şüphe etmeyin. O yüzden, insan şeref ve haysiyetine, insan hak ve özgürlüklerine değer veren, demokratik sisteme ve gücün denetlenmesi gerektiğine inanan herkes ahlaksız ve ilkesiz medya organlarına karşı dikkatli olmalıdır. En azından bu tür medya organlarına satın almamak ve seyretmemek yoluyla tepki göstermeli ve bunu yapmak için siyasilerin çağrısını beklememelidir. […]  ”

…Bu makale ilginizi çekti ise…

Gazetecilik Neden Dibe Vurdu?

Gazeteciler bizi bilgilendiriyor mu yoksa aldatıyor mu?  Gazetecilik galiba dürüstçe yapılmasına imkân olmayan bir meslek. Çünkü birbirine zıt işlerin aynı anda icra edilmeleri gerekiyor: Öğretmenlik, savcılık, soytarılık, amigoluk…  Gazeteci kendisine bilgi verebilecek herkesle iyi geçinmek için biraz politik davranmak daha doğrusu yalan söylemek zorunda. Ama aynı zamanda ondan gözü kara bir savcı gibi olayların üzerine gitmesi, iyi bir hâkim gibi dürüst olması da bekleniyor. Bir bilim adamı gibi konuları derinlemesine irdelemesi ama sıkıcı olmadan toplumun her kesimini eğlendirebilmesi… Gazetecilerden halkı aydınlatmaları isteniyor ama aynı zamanda da halka benzemeleri. Yoksa gazeteleri satılmıyor, TV kanalları izlenmiyor. Bu koşullarda “gazeteci gibi” gazetecilik yapılabilir mi? Derin Düşünce yazarları sorguluyor…

Buradan indirebilirsiniz.

Son 90 günün en çok okunan yazıları »

 1. Şu kamplaşmadan kurtulalım mı?

2. Bireyler şeffaf olmadıkça devlet de olamaz

3. Paşam! Sakın din istismarı yapan TSK olmasın?

4. Kadınlar sessizlikten çıkıyor, yazıyor, konuşuyor, paylaşıyor!

5. ALLAH akıl yoluyla keşfedilebilir mi?

6. Hitamuhu Misk’in Ardından – Mustafa İslamoğlu’nu Anlamak

7. Türk solunun yeni misyonu

8. Ergenekon Failleri, Madımak Katilleri

9. ‘Eğitim hakkı’ talebinin ‘salaklığı’ üzerine

10. Madımak’ı devletin diliyle anmayalım!

Zihne tecavüz mü millî eğitim mi? »

20080920_derin_dusunce_milli_egitim.jpg Kadın veya erkeğin cinsel yolla bedenine tecavüz suç sayılmıştır. Bu fiile verilen ceza miktarlarındaki tartışmalar bir tarafa, fiilin suç sayılması tabi ki doğrudur. Daha genel ifadelerle meseleyi ele almak gerektiğinde, insan vücut bütünlüğüne müdahaleler (cinsel yolla olanlar dışındakiler de) suç sayılmıştır. Bu da doğrudur. İnsan varlığının tüm unsurlarıyla dokunulmaz kılınması, hayatın ve anlayışın başlangıcıdır. Read the rest

Kırçıl Goriller Niçin Öldü? »

20080922_derin_dusunce_org_goril.jpgDemir deliğin keşfedilip mertliğin bozulmadığı bir dönemde, beyaz adamlar (yay, ok bıçak vb.) av araçlarını alarak bir adaya goril avına çıkarlarmış. Yılların verdiği tecrübe ile güngörmüş, yaşlı, kırçıl goriller derin bir vukufiyet, duyarlılık ve hiss-i kable’l-vukû ile tehlikeyi sezer, “ölümün ayak sesleri”ni duyarlarmış.

Hikaye bu ya… Bütün goril ahalisi kendilerini günü kurtarmaya kaptırıp, düşmanının uyuduğunu sanmışken, üzerlerine ölü toprağı seçilmişken, onlar, gaflet ve delalet uykusundan sıyrılarak gözü hedefte, eli tetikte Read the rest