RSS Feed for This Post

Kadınlar sessizlikten çıkıyor, yazıyor, konuşuyor, paylaşıyor!

20080629_derin_dusunce_org_kadin.jpg Kadınlar sessizlikten çıkıyor, yazıyor, konuşuyor, paylaşıyor!Kadınlar sessizlikten çıkıyor, yazıyor, konuşuyor, paylaşıyor! DERİN DÜŞÜNCE,

YAZAN, OKUYAN, YORUMLAYAN, DÜŞÜNEN VE PAYLAŞAN

KADIN HAREKETİNİ BAŞLATIYOR!

Zor günlerden geçtik, geçiyoruz. Ve gelecekte daha nasıl günler göreceğimizi bilemiyoruz. Ülkemiz kendine has sürprizleri olan enteresan bir çizgide yol almakta. Siyasetinden tutun da futboluna kadar yarınını kestirmek mümkün değil. Bizleri de böylesi farklı kılan bu coğrafyada yaşadıklarımız olsa gerek. İşte bu günlerde bu farklılıklarımızı devreye sokup, duygularımızı, düşüncelerimizi, hayallerimizi, hayal kırıklıklarımızla birlikte umutlarımızı, sevinçlerimizi, sahip olduğumuz güzellikleri paylaşmanın tam zamanı diye düşünüyoruz. Paylaşırken de kadınlarımıza öncelik veriyoruz. Çünkü hayat onlarla daha da güzelleşiyor, bu dünya daha da yaşanır bir yer oluyor.

Tüm olup bitenler karşısında susmayı reddedip fikirleri ile dünyaya güzellikleri haykıran, gelecek bizim ellerimizde daha güzel şekillenecek diye düşünen bayan seslerin çoğalması için DERİN DÜŞÜNCE KADIN HAREKETİNİ başlatıyor.

Bu güne kadar kadınlar sustu, onların yerine başkaları konuştu. Onların giyimi, kuşamı, hayat seçimleri, hatta düşünceleri dahi kendilerinden başka herkesin bir numaralı konusu, sorunu oldu, konuşuldu. Kadınlar üzerinden siyaset yapıldı ve her çeşit parti görüşünün malzemesi olarak siyasetin çıkar hesaplarına pervasızca alet edildi. Toplumun yarısını oluşturan bayanlarımızın toplum içinde tıpkı bir azınlık statüsüne itiliyor olmasından bizler rahatsızlık duymaktayız.

Kadınlar hayatın her yerindeler, ama sessizler… Sessizliklerinin daha çok ve daha derin suskunluklara vesile olmaması düşüncesi ile Derin Düşünce daha çok kadın sesini duyurmaya kararlı.

Ve bu niyet ve şevkle tüm kesimden hanımlarımıza sesleniyor ve diyoruz ki; Yaşadığımız şu zorlu günler ancak sizlerle güzelleşecek.

İşte bu yüzden haydi buyurun; konuşmaya, yazmaya, duygu ve düşüncelerinizle, o kıymetli fikirlerinizi ifade etme hakkınızı Derin Düşünce’de kullanmaya…

Haydi buyurun, hayatın her anında olduğu gibi burada da yan yana, omuz omuza paylaşmaya.

Derin Düşünce sizi her türlü paylaşımlarınız için buraya davet ediyor. Doğuran ve büyüten olarak “kadın” olma ayrıcalığı ile ödüllendirilmiş siz değerli hanımlar, geleceği şekillendirmede, düşündüğünüzden çok daha fazla söz ve hak sahibisiniz. Daha güzel ve insana yakışır bir dünya ancak sizlerle mümkün olacaktır. Bunun için yapabileceğiniz çok şey mevcut. İster konuk yazar olarak veya ister yorumcu olarak yazmak bunlardan sadece biri ve başlangıcı olabilir.

Ve soruyoruz; Hanımlar! Derin Düşünce Fikir Platformunda yazma, konuşma, paylaşma hakkınızı sonuna kadar kullanmaya var mısınız? 

… Bu makale ilginizi çekitiyse…

Kadınlar… Günümüzün Don Kişotları

Kadınlar sessizlikten çıkıyor, yazıyor, konuşuyor, paylaşıyor!Kadınlar sessizlikten çıkıyor, yazıyor, konuşuyor, paylaşıyor!Suzan Başarslan’ın dediği gibi “kadına dair söylenmesi gereken ne  kadar söz varsa erkeğin söylediği” bir dünya bu. Sadece söz mü? Yaşama hakkı bile. Bugün Çin’de ve Hindistan’da yüzbinlerce kız bebek daha doğmadan ultrason ile ana karnında görülüp yok ediliyor. Erkeklerin güç mücadelesinde kadınlar eziliyor. Cumartesi anası oluyor, cezaevlerinin önünde sıra bekleyen, şehit tabutlarının üzerinde ağlayan oluyor.  Şampuan veya otomobil satarken bedenini kullandıran, arka planda, silik, soyunan, tüketen, “figüran”… Kadınlara özne olma hakkını vermeyen erkekler mi yoksa bu hakkı alamayan kadınlar mı? Kadınlıklarını kaybetmeden, erkekleşmeden var olabilecek mi birgün kadınlar? 96 sayfalık bu kitapta Kadın’a ait kavgaları ve Kadın’ın kimlik arayışını sorguluyoruz. Buradan indirebilirsiniz.

 

 Kadın hakları ve Kemalizm

Kadınlar sessizlikten çıkıyor, yazıyor, konuşuyor, paylaşıyor!Kadınlar sessizlikten çıkıyor, yazıyor, konuşuyor, paylaşıyor!

 “Kemalizm Türk kadınına özgürlük verdi” gibi sloganlarla düşünmeye daha doğrusu ezberlemeye itildiği için sık sık  şaşırmaya mahkûm bir kuşak bizimki. Tarihi, belgeleri, siyasî söylemleri ve sloganları aklın imtihanına tabi tutan herkes hayretler içinde kalıyor. “İyi de biz bunu bunca sene nasıl yuttuk?” diye sormaktan alamıyoruz kendimizi.  Kemalist düşüncenin, çağdaşlığın ve Atatürk devrimlerinin yılmaz bekçisi “çağdaş Türk kadını’nın sesi” Cumhuriyet Gazetesi’nin başyazarı olan Yunus Nadi kadınların siyasete atılmasına nasıl tepki vermiş meselâ?  “Havva’nın kızları, Meclis’e girip yılın manto modasını tartışacak”  Kadınlar Halk Fırkası kapatılınca yerine Türk Kadınlar Birliği kurulmuş. O da kapatılınca Cumhuriyet Gazetesi’nde şu başlık atılmış:  “Türk Kadınlar Birliği kapatıldı, fesat çıkaran hatun kişilere haddi bildirildi.” Derin Düşünce Fikir Platformu yakasını resmî tarihten kurtarmak isteyen okurlarına ezber bozan bir kitap öneriyor : Kadın hakları ve Kemalizm ilişkisine alternatif bir bakış

 

 

Gazetecilik Neden Dibe Vurdu?

Kadınlar sessizlikten çıkıyor, yazıyor, konuşuyor, paylaşıyor!Kadınlar sessizlikten çıkıyor, yazıyor, konuşuyor, paylaşıyor!Gazeteciler bizi bilgilendiriyor mu yoksa aldatıyor mu?  Gazetecilik galiba dürüstçe yapılmasına imkân olmayan bir meslek. Çünkü birbirine zıt işlerin aynı anda icra edilmeleri gerekiyor: Habercilik, savcılık, komiklik, amigoluk…  Gazeteci kendisine bilgi verebilecek herkesle iyi geçinmek için biraz politik davranmak daha doğrusu yalan söylemek zorunda. Ama aynı zamanda ondan gözü kara bir savcı gibi olayların üzerine gitmesi, iyi bir hâkim gibi dürüst olması da bekleniyor. Bir bilim adamı gibi konuları derinlemesine irdelemesi ama sıkıcı olmadan toplumun her kesimini eğlendirebilmesi… Gazetecilerden halkı aydınlatmaları isteniyor ama aynı zamanda da halka benzemeleri. Yoksa gazeteleri satılmıyor, TV kanalları izlenmiyor. Bu koşullarda “gazeteci gibi” gazetecilik yapılabilir mi? Derin Düşünce yazarları sorguluyor…

Buradan indirebilirsiniz.

Kadınlar sessizlikten çıkıyor, yazıyor, konuşuyor, paylaşıyor!Kadınlar sessizlikten çıkıyor, yazıyor, konuşuyor, paylaşıyor! Alaturka Laiklik: “Beni bir bir sen anladın, sen de yanlış anladın!”

Türkiye Cumhuriyeti’nde Alevîlere zorla Sünnî İslâm öğretilirken Sünnîlerin başörtüsü devlet dairelerinde yasak. Türk Ordusu’nun istihbaratı camileri ve namaz kılanları fişliyor. Hristiyan Ermenilerin ne kiliseleri, ne yetimhaneleri ne de cemaat lideri seçimleri özgürce yapılamıyor. Rumların ruhban okulları özgür değil. Yahudiler diğer gayrı Müslimler gibi askerde ayrımcılığa uğruyor. Ateistlerin kitapları, internet siteleri yasaklanabiliyor, kapatılabiliyor. Gayrı Müslimlerin alın teriyle biriktirdikleri vakıf malları 1970′lerde gasp edildi, hâlâ geri verilmiyor. Sahi Laiklik neye yarıyor? Bu kitap son yıllarda Türkiye’nin gündemine gelen, birbirinden ayrı gibi duran ama çekirdeğinde Yobaz Laiklik Meselesini barındıran konuları ele alıyor.Buradan indirebilirsiniz.

 Kadınlar sessizlikten çıkıyor, yazıyor, konuşuyor, paylaşıyor!Kadınlar sessizlikten çıkıyor, yazıyor, konuşuyor, paylaşıyor!Derin Düşünce nedir?

Sitemizde siyasetten tarihe, kadın haklarından felsefeye, sanattan bilime kadar bir çok konudan bahsediyoruz. Ama zaman zaman da kendimizden söz ediyoruz. Derin Düşünce nedir?  Sitenin geçmişi, geleceği, ortak projeler, yazar olmak isteyenlere öneriler, okunma istatistikleri… Derin Düşünce’nin bir kimliği, tarihi ve kendine has “yaşam” tarzı var. Eğer aramıza yeni katıldıysanız bu kitap “yöre halkına” kaynaşmanızı kolaylaştıracaktır :) Kadınlar sessizlikten çıkıyor, yazıyor, konuşuyor, paylaşıyor!Kadınlar sessizlikten çıkıyor, yazıyor, konuşuyor, paylaşıyor!

 Liberalizmin Kara Kitabı

Kadınlar sessizlikten çıkıyor, yazıyor, konuşuyor, paylaşıyor!Kadınlar sessizlikten çıkıyor, yazıyor, konuşuyor, paylaşıyor!Liberalizm asırlardır bir çok aşamalardan geçmiş, tarihi olaylarla kendisini imtihan etmiş bir düşünce geleneği. Değişmiş yanları var ama sabitleri de var. Bu sabitlerin içinde liberalizmin tehlikeli yönleri hatta YIKICI UNSURLARI da var. Bunları ortaya çıkarmak için “doğru” soruları sormak ve liberal perspektifte kalarak yanıt aramak gerekiyor… Büyük bir kısmı bu gelenekten olan düşünürlerin fikirlerinden istifade ederek liberalizmin kusurlarını ele alıyoruz bu kara kitapta: Adam Smith, Mandeville, John Stuart Mill, Hayek, Friedman, Röpke, Immanuel Kant, Alexis de Tocqville, John Rawls, Popper, Berlin, Mises, Rothbard ve Türkiye’de Mustafa Akyol, Atilla Yayla, Mustafa Erdoğan… Liberallere, liberalimsilere ve anti-liberallere duyurulur. Buradan indirebilirsiniz.

Kadınlar sessizlikten çıkıyor, yazıyor, konuşuyor, paylaşıyor!Kadınlar sessizlikten çıkıyor, yazıyor, konuşuyor, paylaşıyor!Maymunist imanla nereye kadar?

Evrim ve Big Bang gibi konular genellikle sağlıklı biçimde tartışılmaz. İdeoloji ve inançlar, felsefî tercihler bilim-SELLİK maskesiyle çıkar karşımıza. Özellikle evrim tartışmaları “filanca solucanın bölünmesi” veya falanca Amerikalı biyoloji uzmanının deneyleri etrafında döner ve bir türlü maskeler inmez. Madde ve o Madde’ye yüklenen Mânâ maskelenir… Oysa perde arkasında tartışılan başkadır. İnsan’a, Hayat’a dair temel kavramlardır. Sadece et ve kemikten mi ibaretiz? Yokluktan gelen ve ölümle yokluğa giden, çok zeki de olsa SADECE VE SADECE bir maymun türü müdür insan? BİLİM DIŞINDA bir insanlık yoksa Aşk yoksa, Sanat yoksa, Güzellik yoksa ve Adalet yoksa Hayat‘ın anlamı nedir? Aşık olmak hormonal bir abartıysa, iyilik enayilikse, neden birbirimizin gırtlağına sarılmıyoruz ekmeğini almak için? Neden bir çocuğa tecavüz edilmesi midemizi bulandırıyor ve neden fakir bir insana yardım etmek istiyoruz? Taj Mahal’in, Ayasofya’nın, Notre Dame de Paris’nin değeri bir arı kovanı veya termit yuvasına eşdeğer ise, Mesnevî boşuna yazıldı ise neden Hitler’i lanetliyoruz ve neden Filistin’de can veren bebeklere üzülüyoruz? Maymun olmanın (veya kendini öyle sanmanın) BİLİM DIŞINDA, psikolojik, siyasî, ahlâkî, hukukî öyle ağır sonuçları var ki…  Evrim senaryosunu kabul etmenin etik ve siyasî neticeleri ve evrimciliğin etimolojik değeri … Derin Düşünce’nin yorumcuları tarafından konuşuldu. Biz de bu sebeple söz konusu iki tartışmayı 116 sayfalık bu kitapta topladık. Buradan indirebilirsiniz.

Trackback URL

  1. 51 Yorum

  2. Yazan:gri Tarih: Jun 26, 2008 | Reply

    varım!

  3. Yazan:Mehmet Yılmaz Tarih: Jun 26, 2008 | Reply

    Kamer Hanim’a ve ona destek olacak hanimlara simdiden basarilar dilerim.

    Gerçekten de kadinlara yapilan her haksizlik ülkemizde yasayan insanlarin yarisina yapilmis oluyor.

    Her türlü etnik veya dinsel ayrimciliga karsi dik durabilmek için belki ilk önce bu konuda saglam bir durus belirlemek gerek.

    Sessiz takipçilerimizden bir çogu bayan okuyuculardan olusuyor, bunlari bize yazdiklari mesajlardan ögreniyoruz.

    Sanirim artik sesizligi bozmanin vakti geldi. Dogrudan kadin haklariyla ilgili olsun veya olmasin her konuda kadin okurlarin yorumcu ve yazar olarak sesini duymak istiyoruz.

    Eger birgün Türkiye’de kadinlarin meselâ diledikleri kadar okuyabilmeleri saglanacak olursa Türkiye’ye ikinci bir Türkiye eklenmis olacak.

    Düsünce hayatinda, siyasette ve her yerde hanimlarimizi hak ettikleri yerlerde görmekten mutluluk duyacagiz.

    Orjinal fikirlerinizi, sorularinizi hareketin koordinatörü Kamer Hanim ile paylasmak için ona dogrudan yazabilirsiniz:

    kameryalcindd@gmail.com

    Dostlukla

  4. Yazan:Sevgili Özbek Tarih: Jun 26, 2008 | Reply

    Zamanın namlusu bilgiden geçer
    Hiç bir hak verilmez almaktan geçer
    Kendini tanımak anlamdan geçer
    Beyninde ihtilal kur anam bacım

    Güzel bir başlamak olur kadınca fikirleri burada paylaşmak, ama bunu yapmadan önce, kendine ve fikrine inanmalı, deniz gibi yüreği olmalı, fikrilerini ıspatlarken, beyninde ve bedeninde özgür olmalı, cesur kalmalı ki, bir şeyler üretilebilsin. Yoksa kadın haraketlerini çok gördük. Hadi kolay gelsin diyorum ve sizlerle beraber olmaya ve sizleri desteklemeye tüm kalbimle varım.

  5. Yazan:Seda Kılınçarslan Tarih: Jun 28, 2008 | Reply

    Zekice,acaba yazılarınızın kaçıncı serisinde türban sorununa değinirsiniz merak ediyorum. Eminimki türban sorununun üstünde uzun süre kalırsınız.Halk aç geziyorken kadın sorunu adı altında yine aynı şeyleri tartışırız.Tek temennim, gerçekten kadın sorunlarını tartışmanız olur…..

  6. Yazan:ayse öztürk Tarih: Jun 29, 2008 | Reply

    SEVGILI AHU HANIM. TEKLIFINIZE BENDE VARIM. HERKESIN FIKRINI BEYAN ETMESINDEN YANAYIM. KIMSE YAPILAN HAKSIZLIKLAR KARSISINDA SESSIZ KALMAMALI. HELE SU SON DÖNEMDE YAPILAN OLAGANÜSTÜ ADALETSIZLIGE HERKESIN DUR DEMESI LAZIM. 80´LI YILLARDA YAPILAN DARBEYI YORUMLAYAN ESKI BIR GENERAL SÖYLE DIYOR ” SOSYALIST BIR PARTI IKTIDARDAYKEN DARBE YAPAMAZDIK, CÜNKI O SECMENIN TEPKISI AGIR OLUYOR, BIZDE BEKLEDIK ADALET PARTISINE DENK GETIRIP O ZAMAN DARBE YAPTIK” DIYOR. YANI RAHMETLI MENDERES ASILDIGINDA TEK BIR KISI AYAKLANMAMIS. AYNI SEY O ZAMANLAR INÖNÜYE YAPILSAYDI DURUM DAHA FARKLI OLURDU. AZINLIK COGUNLUGU YÖNETIYOR VE KIMSE SESINI CIKARMIYOR. BU ADIL DEGIL. HERKES KAVGA CIKARMADAN AMA INSAN GIBI SESINI DUYURMALIDIR. SELAMLAR..

  7. Yazan:metay Tarih: Jun 29, 2008 | Reply

    Gerçek kadının gerçek sorunları…
    Yıllarca bu konu üzerinde söyleşiler, yorumlar, konferanslar düzellendi, kitaplar yazıldı, filmler çevrildi.
    Sonuç ?
    50 yaşıma geldim ve hala aynı yerde olduğumuzu görüyorum. ve
    Bunun bir elli yıl daha süreceğini tahmin ediyorum, böyle bir yanda türban tartışmaları devam ederken diğer yanda güzelliğini kullanarak kendilerini pazarlayan kadınlar oldukça.

  8. Yazan:beddavi Tarih: Jun 29, 2008 | Reply

    müslüman kadına tahammül edemezsiniz , onun için siz gayrisini arayanlardansnız..

  9. Yazan:erkan Tarih: Jun 29, 2008 | Reply

    Tabiki imza sorumluluğu bize ait,ama kendisini doğuran ANAYI ikinci sınıfa itip buna da müslüman kadını çekemeyenler adını koyan yobaz ve bağnazların sakın yazılarını yayınlayıp, toplumu yanlış kanalize etme sorumluluğuda size ait olmalıdır demek yetmez.Örneğin bu laiklik ve demokrasi adınaysa,Anasını kadın görüp tokalaşmayan ona cınsel meta ayrıcalığı yapan yobazla oturup konuşulmaz.Sizede böyle bir hakkı vermez zaten.Onu yüreklendirmek sadece bize karşı baskı ve şiddetin dozunu artırır.

  10. Yazan:Nuran Tarih: Jun 30, 2008 | Reply

    Bizler gibi konuşabilen, eli kalem tutan kadınlarımız bu platformda diyelim ki seslerini duyurabilecek. Bunu yapabilen çok az, şanslı kadınlarız. Önemli olan Türkiyenin öbür yüzüne ulaşabilmek. Onların çığlıklarını duyurabilmek.Onların insan sınıfına konmasını sağlayabilmek… Bunu nasıl yapmalı.

  11. Yazan:gökhan Tarih: Jun 30, 2008 | Reply

    inşallah siyasi bir bağlantınız yoktur.

  12. Yazan:Cahide Günay Tarih: Jun 30, 2008 | Reply

    Merhabalar kamer hanım, başlatmış olduğunuz bu yolda sizi sonsuz destekliyor ve kadınlarımızın yalnız olmadıklarını hissettirdiğiniz için de teşekkür ediyorum. Belki bugüne kadar yazarak anlatmaya çalıştım fakat böyle bir platformda sizin yanınızda olduğumuzu belirtmek isterim. Öncelikle insanların bilmesi gereken en önemli bir şey “kadın herşey” bunu kabul etmemeliler. Herşeyimiz olan kadınlarımıza sahip çıkalım. Onların sorunlarını bir şekilde ele alıp yardımcı olmaya çalışalım. Şimdiden başarılar diliyorum. Sevgiyle ve tebessümle kalın.

    Yazar: Cahide Günay

  13. Yazan:Çığlık MAVİYILDIZ Tarih: Jun 30, 2008 | Reply

    “”KADIN HAKLARI BİLDİRGESİ””

    Öylesine tiz bir seski duyurulmak ve söylenmek istenen,gülücüklü günlere gebe saatlerin başlangıcındaydı.

    yılardan tüm şehirlerin insana ve ahlaka dair suskunluğunu yıkıp, çığlıklarını duyurma zamanıydı.
    Ve zamanın içinden sıyrılıp gelen insan. Yüz yıllara bırakılmış tarihsel gerçeğiyle kadın,kadının değerlerden önce sorumluluğu paylaşmasıyla güzelleşen insana dair davranışları, bundan yılar yıllar öncesinden buyana tüm hegomonyaların tepkisine rağmen, bende bir çığlığım diyen tavrı.

    geçmişten günümüze,günümüzden yarınlara, erkek eğemen toplumlarda,binlerce yıldır diyemediği yada dediğinde toplumlar! tarafından yadsınan SANANE? kelimesini,gereken yerde kullanıp,kadın üzerindeki heomonyaları,bir çağ zinciri gibi kırıp tarihin çöplüğüne yolayacak olduğu, ve gerektiğinde basit hurafelerdende sıyrılıp, hayat benim hayatım bana tercih hakkı bırakmayana bende tercih hakkı bırakmıyorum, demesi,ve bunuda en doğal hakkı olduğunu bilmesi gerekliliğine inanıyorum.

    Ve geceye gülümseyen yüzünde, gök yüzü gibi aydınlık geleceğinin içinde bulunan kadın önce insandır.

    HAYIR KELİMESİNİN KARŞILIĞI YALNIZCA HAYIR DEMEKTİR.

    Bunun başka bir izahı olmadığı gibi,bu anlamdada kadınlarımızın HAYIR ları gerekli gereksiz yerlerde evet gibi algılanmaya devam ederken, bu pratiğin çevresinde oluşan parazitleride bu günü tüm günlerde ve yıllarda olduğunca çığlıklıyorum.

    İNSANLARIMIZA TERCİH HAKKI BIRAKMAYANLARIN TERCİH HAKLARI OLAMAZ.

    “””tüm zamanlara çığlık maviyıldız söyledi yıllardan ankara”””

  14. Yazan:Aziz Yılmaz Tarih: Jun 30, 2008 | Reply

    Bu platformda kadınların kendilerini yeterince ifade etmelerinin önünü açmak,ülkemizdeki kadın sorunsalını bizzat bu sorunu birebir yaşayan kadınların ağzından öğrenmek/dinlemek elbette çok önemli bir açılımdır.Biz erkeklere bu konuda ne kadar söz hakkı düşer bilmiyorum.Zira gerek ülkemizde gerekse genel anlamda dünyada varolan cinsiyet ayrımcılığının kökeninde erkek egemen anlayışın izleri vardır.Daha açık söylemek gerekirse kadınların aleyhine gelişen eşitsizliğin yegane sorumlusu erkeklerdir.Dolayısıyla kadın adına doğru yerden bakarak soruna ortak olunduğunda bile bu anlayışın izleri hep görülecektir.Çünkü nerden bakarsak bakalım tıpkı hakim olan erkek egemen anlayış gibi meseleye yine erkek söyleminin hakim olduğu bir dil kaçınılmaz olacaktır.Buna en iyi örnek kadın haklarının savunulmasında bile kadının kullanılan bir malzemeye,bir nesneye dünüştürüldüğü gerçeğidir.Meselenin derinliklerine inmek yerine kadın üzerinden bir yığın tartışma başlatıyoruz.Cumhuriyet Kadını,Feminist Kadın,Özgürlükçü Kadın,İslami Kadın…Kadın kadın kadın!Peki aynı tanımlamalar erkek için neden yapılmaz?Bu bile kadını ayrı bir yere koymanın,onlar adına söz ve karar sahibi olmanın ve onlara rol biçmenin varyasyonlarından başka bir şey değildir.İçi boşaltılmış ve aşındırılmış bir yığın söylem kirliğinden başka bir şey değil.Zaten bu denli söylem kalabalığı içinde kadının kendi olma yolunda mesafe alınmamış olması bu çelişkiyi ziyadesiyle doğrulamaya yetiyor.Fakat hakkını teslim etmek gerekirse erkek egemen zihniyetin belirleyici olduğu bu tuhaf mantık bir aşma katetmiştir,ancak bu aşama sadece toplumda halıhazırda varolan çatışmalara bir yenisini eklemek dışında sağlıklı bir sonuç yaratmamıştır.

    Bu görüşlerimden hareketle diyorum ki sözü kadınlara bırakalım.Sorunlarına ortak olacağız diye bildik ikiyüzlü anlayışımızda ısrar ederek meseleyi daha da içinden çıkılmaz bir duruma sokmayalım.Çünkü bizler iyi niyetle yola çıksak bile bizler(erkekler)olayın sadece tanığı olabiliriz kadınlar ise bu kendilerine reva görülen cehennemi birebir yaşıyor.O halde bırakalım kendilerini onlar anlatsın.Eğer onları gerçekten anlamak istiyorsak bence buna kendileri olmaları yolunda yeterli saygıyı gösyermekle başlayabiliriz.

  15. Yazan:ayhan akbıyık Tarih: Jun 30, 2008 | Reply

    başlatmış olduğunuz bu kampanyayı destekliyorum
    kadınlar her platformda kendini özgürce ifade edebilmeli . aslında sadece kadınlar deyil türk soluda kendini her platformda ifade edebilmeli. şu an ülkemizde ve çevre coğrafyada yaşanan olayların sebebi aslında türkiyede güçlü bir solun olmamasıdır.eğer türkiyede güçlü bir sol iktidar olursa amerika ve batılı emperyalistler türkiyede ve çevre coğrafyamızda şu an yaptıkları sömürüyü acaba yapabilirlermiydi? çalışmalarınızda başarılar dilerim

  16. Yazan:METE TEOMAN Tarih: Jul 1, 2008 | Reply

    Saygideger kadinlarimizin sanki kopyalanmis gibi makul, mantikli ve anlasilir dusunce yapilari, organik bir ortak paydada bulustuklari anlamini tasiyor.
    Nedense yazdiklari her satir, her cumle ulkemizin maalesef icinde bulundugu derin sikintilari dogru bir bicimde yansitiyor. Evet yarinimizi gercekten net bir sekilde goremiyoruz.
    Sizleri desteklememek, anlamamak, takdir etmemek mumkunmu.
    Saygilarimla
    Mete TEOMAN

  17. Yazan:Gügü Tarih: Jul 1, 2008 | Reply

    Ben fransadan katiliyorum, ve gerçekten bu kadinlar baya abartiriliyor.

    Detazlar için biraz uzun gelecek.

  18. Yazan:Guzin Avci Tarih: Jul 1, 2008 | Reply

    Merhabalar
    “TURK KADINI” her konu da sessiz kaldi…gec bile kaldi uyanmak,kipirdamak icin.Dusman uyumuyor ama.Bu ulkenin guzel insanlarini doguran, onlari cesur yurekli, vatansever, milliyetci, kulturlu yetistiren KADINLARimiz degil mi? Cephelerde ATAM’in yaninda sirtinda top tasiyan,hic dusunmeden canini ortaya koyan, Fatma nineler, Iraz analar degil mi? binlerce sehidimizi doguran, bu canim ulkeyi ozgurce yasayin diye bizlere sunan yine o yigit analarin kuzulari degil mi? Kadina cook is dusuyor cok.Kadin bilgili,kulturlu,ozverili,zeki olmali.Uyursa bir ulkenin kadini,aptal olursa elinden namusunu da alirlar, serefini de alirlar, topragini da satarlar, guzelim rejimi de degistirirler, bir bir kanunlari da.
    Ne deyim…sevindim nihayet uyanmaniza..hayirli ugurlu olsun.
    Guzin AVCI

  19. Yazan:ırmak Tarih: Jul 2, 2008 | Reply

    MERHABALAR, GÜZEL BİR DİRENİŞ BU.
    BENDE VARIM…

    Ailemin ilk evladıyım.benden sonra 8 kardeşim oldu…
    Annem sürekli hastaydı.
    erkek egemenliği olan bir toplumda yaşadığı için her sene bir çocuk doğuruyordu.korunmak günahtı. gelenin rıskını verir ALLAH gibi sözlerdi bunlar

    Sağdan soldan duyma bir dinin etrafında toplanmış olan erkeklere hizmet etmekten çok mutlu olmasada,
    kabul edilmiş bir yaşantının içerisinde ah çekerek ağıt yaktığını duyardım.
    İsyan ediyordu! yarabbi,neden beni erkek yaratmadın gibi cümlelerdi isyanları. Halk arasındada bir söz vardı,şansım olsaydı erkek olurdum gibi.
    Düşünürdüm uzun uzun ve mırıldanırdım sessiz ağlayarak,öyleyse bende çok şansızım ..!

    Benim küçüğüm, erkek kardeşimde büyümüştü ,evde bana ara ara yardım ediyordu,
    nasıl oluyordu bilmiyorum ,haklı olduğum durumlarda bile ben susuyordum,! çünkü o erkekti mantığı bize yerleştirilmişti.
    ve okula gitme vaktimiz gelmişti,kız çocuğu okumaz,okumadım,kız çocuğu sokağa çıkmaz,çıkmadım,kız çocuğunun vakti geldimi evlendir, 14 yaşında evlendim…!

    “Ah gelecek ah, sana okadar çok anlatacak şeyimiz varki.içimiz çok dolu, kalbimizin boynu bükük. artık konuşmamızında önemini, anlatmalıyız tek tek,insan olmak için ne bir dine nede bir mezhephe bağlı olmak lazım değil. öyleyse anlatalım bunu herkeze…

    Yıllarca erkeklerin gölgesinde dinlendik,çünkü yoruldukça dinlenebileceğimiz bir ağaç bile diktirmediler bizlere.
    gel görki,dinlendikçe susturulduk çok bişeymiş gibi gölgesinde dinlendiğimiz için bedel ödedik,sustuk…!

    Erkek egemenliği dediğimizde, karşı cinsteki arkadaşlarımız lütfen alınmasınlar.
    bizim isyanımız doğanın bize vermiş olduğu erkekler değil,
    isyanımız,gözlerimizin her açıldığında kocaman bir “HAYIIIR”LA karşılaşmamızdır.

  20. Yazan:mehmet galip akdağ Tarih: Jul 2, 2008 | Reply

    DERİN DÜŞÜNCE,

    YAZAN, OKUYAN, YORUMLAYAN, DÜŞÜNEN VE PAYLAŞAN

    KADIN HAREKETİNİ BAŞLATIYOR şeklinde atılan başlık sorunun hem kendisini hem de çözümünü
    ortaya koyuyor.Neyi yazan? Neyi okuyan? Neyi yorumlayan? Nasıl düşünen ? Neyi nasıl paylaşan? Bir kadını arıyoruz.Neyi ve nasıl soru tümleçlerinin içini kim ? nasıl ? dolduracak ? Tahlil ve değerlendirmeleri neye göre yapacağız?Tüm bu soruların cevaplarında hem fikir olabilirsek ve ondan sonra da bir araya gelebilirsek kadın sorunlarının çoğunu halletmiş oluruz.Yine de yaptığınız bir ileri hareket hareketsizlikten iyidir.Yani bir ile sıfır arasındaki fark gibi…

  21. Yazan:ali Tarih: Jul 2, 2008 | Reply

    bende candan destekliyorum.büyük destek
    birde benim göndermiş olduğum mail de çevreyi ve toplumu ilgilendiriyor dikkatinizi çekiyorum
    saygılarımla

  22. Yazan:NACİ SAKALLIOĞLU Tarih: Jul 3, 2008 | Reply

    KADIN HAREKETİNE DESTEK,
    Örgütlü kadın hareketini her zaman destekledim.
    İster Feminist olsun,İster Sosyalist,İsterse Devrimci Olsun bütün kadın hareketlerini desteklerim.Sadece küçük bir ricam var.Büyük,Küçük,Genç,Yaşlı bütün kadınlar önce kendilerinden başlasınlar bayan kelimesini kullanmasınlar.Bakın sizin ileti metninizde bile var.Lütfen düzeltin.

  23. Yazan:banu Tarih: Jul 3, 2008 | Reply

    merhaba,

    Elli cm.lik bez parçası üzerinden politika yapılıyor ve oy topluyor.
    Tabii bu çok acıklı ama daha da acıklı olan kadınların buna razı olması, bunu ayırt edememesi ve başına gelecekleri görmemesi.
    Eğer başına gelecekleri inancı gereği kabul ediyorsa o noktada diyecek hiç bir şey yok…

  24. Yazan:Muhammet Örkın Tarih: Jul 3, 2008 | Reply

    Girişiminizi kutluyor ve katılıyorum.
    ‘gerekli-gereksiz konular’ yönlendirmesi yapmaya gerek olduğuna inanıyorum. Daha başlangıçta, cahilce, libidoca, hurafetikçe, safsatikçe, endamca, yemek pişirmekce, doğal işlevler ve görevlerce velhasıl medyatikçe konuların beyhude klevye, ortam ve olgun okuyucu emek ve zamanını almaktan öte bu platforma birşeyler kazandıracağına kuşkum var. Üretilecek yazıların, kültürlü beyinlerden ve beyin fırtınasına katılıp katkı yapacak nitelik ve nicelikte emeklerden katkı beklemekte yarar olduğunu düşünüyor, saygılar, sevgiler ve başarılar diliyorum.

  25. Yazan:Nesrin Savaş Kantarcı Tarih: Jul 3, 2008 | Reply

    Merhaba, böyle bir platform arıyordum, teşekkürler.
    Kadının kadını vurduğu bir ülkede en büyük darbeyi yiyenlerdenim. Medyadan söz ediyorum. “Kadın ve hukuk” konusunda önem içerdiğini sandığım davamın izlenmesi için yola koyulmuştum. Yaşamımdan hızlı bir özetle kesitler vermiş ve söz almıştım gazeteciyim diyebilen bir malum (!) hemcinsimden… Haberi düzeysizleştirip-rezilleştirebilmek için elinden geleni ardına koymayan bu malum; köşeliliğine güvenerek hiç sıkılmadan bol yalan ekleyerek “insan onuru ile oynayabilmiştir”!!!. Daha ne yazayım ben size…
    “Sözde (!) programlar yaparak ya da yazdığını sanarak yetersiz-gereksiz ve bilgisizliğini sergileyenlerin bu tuhaflıklara biçtiği kılıf: toplumsal yarar! Yarar olan ise; reyting ve salt kendi cepleridir. Olgular umurlarında bile değil.
    “Kadın Haklarına” va savaşımına mücadele edebilmek için; özgür ortam bulabilmek oldukça zorken, sizden böylesi güzel bir ileti almam beni fazlasıyla sevindirdi. Sağoulunuz…
    Keşke katkımız olabilse… ‘Toplumdaki bireylerin birbirlerine karşı sorumlulukları vardır’ ancak güvenebileceğiniz bir yer bulmak sorunsalı da yok değil. Samimi ve sorunlar için gerçek anlamda benimsenerek uğraş vermek büyük bir özveri istiyor. Ancak karşınıza bakan-milletvekili-STK-medya ve diğer kimi kurumlarda dahil -hukuk,üni.- olmaması gereken durumlar sergileyebildiğinde; tüm şevkiniz kırılıyor. Ve hemen Simone de Beauvoir’in: “Hangi hak kazanılmış ki, kadın hakkı kazanılsın!” sözü geşiyor. Dolayısıyla sizlere, böyle bir fırsat verdiğiniz için teşekkür ediyorum. Hemde çook…
    Aile içi şiddet, hukuksal yargı sonuçları, cezaların varlığı (!) ve fakat yaptırımın noksanlığı-yokluğu ve kurumların finansal sorunları ve diğer kimi siyasî konularda elbette ki yazacak-eleştirecek çok şey var. Bu siteden ileti almam umut verici, emekleriniz yadsınamaz. İyi ki sizler varsınız bu ülkede..
    Güçlü saygılar. Kolay gelsin…

  26. Yazan:Ömer Asan Tarih: Jul 3, 2008 | Reply

    Kadın hareketi konusunda yeni bir kitap yayınladık: ” Tanzimattan Cumhuriyet’e Kadın Öncüler” 1908 de başlayan kadın hareketi bugünkü olanaklara sahip değildi. Kitabı editör olarak okurken tüylerim diken diken olmuştu.

    Kitap hakkında:
    http://www.heyamola.net/kitap_detay.php?kitap_ID=74

  27. Yazan:Burçin KARABABA Tarih: Jul 3, 2008 | Reply

    Ben de varım,

    Biz ve onlar olduk,
    hepimiz bir olmak için doğmuştuk.
    Sustuk sustukça karanlığa boğulduk.
    Sessizlık sessizlıği bastırdı.
    Çocuklarımız sessizlikle yoğruldu.

    Varım tabi, tabi ki varım

  28. Yazan:metay Tarih: Jul 3, 2008 | Reply

    Ey siz sevgili kadınlar, kadınlarımız, analarımız, bacılarımız, eşlerimiz, sevdiklerimiz, sevgililerimiz……….
    SİZ dimdik ayakta durdukça size kimse birşey yapamaz.
    Korkmadan sonuna kadar devam,
    siz devam ettikçe arkanızdan ne yığınlar gelecek göreceksiniz,
    yeter ki gerçek anlamda her şeyiyle, her yönüyle, dili, dini, ırkı, meshebi, rengi, elbisesi…….
    hiçbir ayrım yapmadan savunun tüm kadınlarımızı, arkanız hiç boş kalmayacaktır.
    Korkmayın, arkanızdayız.

  29. Yazan:Elif Tarih: Jul 4, 2008 | Reply

    bugün her alanda olduğu gibi kadın konusunda da dilsisiz. ki kadın demek toplumun belkemiği demektir. basit bir şekilde örneklendirirsek; bir çocuk gününün en büyük kısmını annesiyle geçirir. yani tayyip erdoğan bile o en temel duygusal ve sosyal eğitimini babasından ziyade annesinden almıştır. ve biz türk halkı aslında kendisini eğiten annesinin bakış açısıyla yönetiliyoruz. bu abartılmış gibi gözükse de ilginç bir şekilde doğrudur. kadın neden önemlidir derken en çok da toplumun tohumu olan çocukların rehberi olduğu için çok önemlidir demek yanlış olmaz herhalde. benim için en azından böyle. bir kadına onun hak ve hürriyetlerini anlattık ve o da anladı diyelim; peki daha küçücükken ona öğretilen ve zihnine kazınmış anne eğitimini silebilir miyiz? bir kadın bile kadın olmayı önce annesinden öğrenir. demin de söylediğim gibi ‘kadın hakları’ öylesine geniş ve derin bir konudur ki bunu kadın erkek eşitliğinden ya da başörtü davasından ya da onun dayak yemesinden çok çok ötelere taşımamız gerekir. bunlar nihai sonuçlardır çünkü.

  30. Yazan:gulaydin Tarih: Jul 4, 2008 | Reply

    Cinsiyet ne olursa olsun her insan bir bireydir,kadını erkeği çocuğu hiç farketmez..Ezilen kadınlarımızın yanında ben çok inanıyorum ki güçlü atatürkçü çağdaş kadınlarımız da çok..Ve başımızda bizi yöneten hükümetin rejimi ne olursa olsun kadınlarımızın gücüne ve tek bir yürek olacağına inanıyorum, güveniyorum. Türk kadını laikliğin ve demokrasinin destekleyicisidir.Çünkü bugün burda özgürce fikirlerimizi söyleyebiliyorsak da bunun Atatürk’ün sayesinde olduğunu hiç bir zaman unutmamalıyız. Ülkemizin ve çocuklarımızın geleceği için Türk kadınının gücünü gösterme ve el ele olma zamanıdır.Saygılar Gül Aydın

  31. Yazan:zelinartug Tarih: Jul 5, 2008 | Reply

    “Ezenler daima ezilenleri küçültmeye çalışırlar” kuramı , toplumsal yapılanmalarında bozukluk olan, çıkar çevrelerinin baskısı altında bocalayan toplumların yönetildiği sistem için geçerlidir. Güçlü olanın haklı sayıldığı toplumlarda, yönetim ve karar mevkilerinin dışında tutulan, kültür kaynakları kısıtlı olan kadın, “gücü yeten yetene” anlayışının kurbanı olacaktır kuşkusuz. Günümüzde, kapitalin, toprağı ve emeği satın almaya devam ettiği bir sistemde …kadın sorunlarını toplumsal sorunlardan soyutlamadan ele almak gerektiğini düşünüyorum. Kadına ve anaya sövülmeyen, insanca değerlerin el üstünde tutulduğu bir düzen için, Derin Düşünce Fikir Platformunda görüş paylaşmaya ve tartışmaya varım.

  32. Yazan:Canaan Tarih: Jul 5, 2008 | Reply

    Böyle bie konuya tek bir cevap:Türkiye geri kalmış bir ülkedir!!

  33. Yazan:yazıcı Tarih: Jul 5, 2008 | Reply

    Bu teklifi çok klişe buluyorum.
    “Kadınlar uyanın.” “Kadınlar susmayın.” “Siz de sesinizi çıkarın.” “Düşünce üretin.”
    Hep teklif etmektense bu güne kadar ciddi anlamda sesini çıkarabilseydi kadınlar bu klişelere luzum olmayacaktı. Hak verilmez, alınır. Bu konuda bizim de bir katkımız olursa kendimizi bahtiyar sayarız tabi.

    ERKEKLERİN DE SORUNLARI VAR:
    sadece erkek olmalarından kaynaklanan sorunlar bunlar.
    Ama bu güne kadar tek erkeğin, “hakkımızı savunalım.” “Erkekleri koruma derneği kuralım.”
    “Madenlerde sadece biz çalışmayalım.” “Uzunyol nakliyat işlerine kadınlar da girsin.”
    “Askerlik, eşitliğin olduğu bu ülkede kadınlara da mecbur olsun.”
    v.s. tarzında hiç bir istekleri olmadı…
    Bazılarının şu anda “Yuh, o işleri de mi biz yapalım.” gibisinden itirazlarını duyar gibiyim…
    Ne yalan söyleyeyim, ben kadın-erkek eşitliği isteminden böyle bir şey anlıyorum..
    ve bunun mümkün olmadığını, olamayacağını, olmaması gerektiğini düşünüyorum..
    herkes kendine uygun olanı yapmalı ve yapamayacağı şeyleri talep etmemeli…-tabi ki herkes fikir üretebilir ve memleketine katkı sağlayabilir, bu konda kadın erkek farkı yok-

    Ama bu güne kadar fikirlerini açıkladı diye recmedilen bir kadın da hatırlamıyorum.
    Fakat bu şekilde harcanan çok erkek var.
    dolayısıyla fikirlerini özgürce açıklayabilmek noktasında erkeklerin mağduriyeti daha kuvvetli..
    bu tarihten beri hep böyle olmuştur. Karşıt düşünenler lehine spesifik örnekler bulmak elbette mümkün. Ama hükümler genele göre verilir.
    bu durumda erkeklerin tarihten bu yana daha çok ezildiklerini söyleyebiliriz.

    NE YAPSAK Kİ:
    Acaba “Uyanın beyler.Fikirlerinize sahip çıkın. Eşitlik isteyin. Bu memleketin amelesi siz misiniz? Hep inşaatlarda siz çalışıyorsunuz. İhtilallerde aslılanlar yüzde doksan siz oluyorsunuz. Yazdığınız kitaptan dolayı kodese hep siz tıkılıyorsunuz. Sağlı sollu bölünmelerde ilk gözaltılar ve işkenceler hep size uygulanıyor. YETEEEER….” yollu bir çıkış da biz mi yapsak?

    Klişe isteklerle zaman harcamaktansa, herkesin bildiği doğruları uygulamak zamanıdır..
    bildiğiyle amel edenler belki bir gün bilmediklerini öğrenir.
    Hürmetlerimi arzediyorum…
    Anamın cennet kokan ayaklarının altını hürmetle öpüyorum.

  34. Yazan:ırmak Tarih: Jul 6, 2008 | Reply

    🙂

  35. Yazan:gulaydin Tarih: Jul 7, 2008 | Reply

    Biz , erkeklere tölaranslı davranılan ve onların özgürce yaşadıkları bir toplumuz maalesef.Her ne kadar kadının iş hayatına atılması ve parasal özgürlüğünü sağlamasıyla toplumdaki yerini başkalaştırsa da bu yalnızca belli bir kesim için söz konusudur yine de..
    Beni asıl şaşırtan kadınların kendilerini destekleyeceği zamanlarda bile birbirlerine düşman gibi davranmalarıdır.Bence bir kadının en büyük rakibi ve düşmanı yine kadındır..O yüzden bazen kadınları anlayamiyorum.En basit örnek , kocası tarafından aldatılan kadın kocasına değil de aldatıldığı kadına tavır alıyor, incinen duygularının hıncını kadından çıkartıyor.Koca afediliyor suçlu ve yuvayı yıkan kadın oluyor..Erkeklerin kadınları üzdüğünden ve ezdiğinden söz ediyoruz çoğu zaman.Haketmediği üzüntülere maruz kalan kadınlar da var sözüm onlara değil ama kadınların da olaylar karşısında ve ilişkilerinde pek dengeli ve kararlı davrandıkları da söylenemez, erkeklerin kendilerini üzmesinden söz ediyorlar halbuki onlara bu fırsatı veren kendileri.

  36. Yazan:ırmak Tarih: Jul 7, 2008 | Reply

    hadi dökün içinizi biraz.
    yada ,adını değiştirelim.

  37. Yazan:mustafa çetinkale Tarih: Jul 7, 2008 | Reply

    Sitenizi çok anlamlı buldum.
    İnsanca yaşamanın insan olmanın savaşı bu
    Sanırım bu hususta bir çok sessiz çogunluğun
    sesi olunacaktır.
    başarılar dilerim…

  38. Yazan:gulaydin Tarih: Jul 8, 2008 | Reply

    Gözlem altına alınan kişilerin hepsinin Atatürkçü olması sadece bir tesadüfmü.? Mutlaka tesadüf değil, o halde beni de gözaltına alsınlar çünkü bende ATATÜRKÇÜYÜM..!!!

    Ergenekon terör örgütü olarak anılan bir grubun içinde 2 emekli orgeneralin tutuklanmasını çok vahim buluyorum. Resmen 2 emekli orgeneral terörist gibi yaftalanmıştır. Bu askerimizi lekelemek ve yıpratmak adına en ağır darbedir.

    1 yıldır açıklanmamış bir olay ve ortada Vatansever, Cumhuriyetçi ve Laik olarak bilinen akp muhalifi tutuklular ne kadar utanç verici.

    Akp nin yaptığı resmen Komünist ve faşist ülkelerdeki diktatörlük yönetimi çete soruşturmasında içlerinde gerçekten Türkçü Milliyetçilerin yanı sıra dandikten Ulusalcılar da var bu da şunun delaleti

    AMERİKAN KOLONİ PARTİSİ Kimseden Korkmuyor TÜRKLERDEN KORKTUĞU KADAR..!!

    Ama ülkede o kadar soyguncu, hırsız, vurguncu, hortumcu TÜRK düşmanı var ki onlar elini kolunu sallaya sallaya fütursuzca Türkiye Cumhuriyetine kafa tutuyor
    Devlet televizyonlarında cemaatçilik, kürtçülük, bölücülük yapıyor (TRT tartışma programlarında fetocu, kürtçü, liboş, kendilerine 2.Cumhuriyetçiler denen güruh)

    Bu saatten sonra akp kendi Polis Devletini kurmaya mı çalışıyor? Ergenekon Savcısının haberi bile olmadan yapılan bu operasyonlar bunu gösteriyor.

    Zamanlama, kişiler ve metod ele alındığında görülen o ki; Kasımpaşalı millete şunları söylüyor;

    “Ey millet, bu parti kapatılırsa sizi ordu bile kurtaramaz. Ordunun kendini kurtaracak hali yok ki sizleri kurtarsın, işte 2 orgeneral ve dahası var, içeri alarak bunu ispatladım.”

    Ayrıca orduya da şu mesaj veriliyor;
    “Ayağınızı denk alın, parmağınızı oynatmayın, bugün Tolon, Şenuygur paşalar, yarın emekli olur olmaz Büyükanıt paşa, hiç bakmam alırım içeri.”

    Kısaca adam diyor ki;
    Türkiye benim çiftliğim, alırım, satarım, peşkeş çekerim, kimse karışamaz. Arkamda %47’lik bir angut sürüsü var ve hala, ne kadar ezersem ezeyim beni sonuna kadar desteklerler. Kaldı ki arkamda AB, ABD var. Bana karşı çıkarsanız, AB’nin parlementer kılıklı soysuzları hemen Türkiye’ye damlayıp, ahiret sorularına başlarlar. Gökçeada ve Bozcaada’yı da vereceğim diyor.

    Bugün mailime gelen bu yazıyı mümkün olduğunca bütün arkadaşlarıma gönderdim, ne yazıkkı ülkemizin gerçeği bu işte..Ve bizler hala susuyoruz.

  39. Yazan:Arzu Tarih: Jul 13, 2008 | Reply

    Kamer,
    Günlerdir elim klavyeye gidiyor ve yazmalısın Arzu diyor. Ama yazamıyorum. Dostlarımın bunu yazsa yazsa sen yazarsın demelerinden cesaret bulup, iki satıra meylediyorum. Bırakıyorum. Neden mi? Utanıyorum da ondan. Ne yazık ki, girdiğim çıktığım ortamlardan, iş başvurularıma, iş ilişkilerime dek koca bir yelpazede, sadece ve sadece başörtülü olduğum için, birilerinin elinin tersi ile itilmeyi yazmaya utanıyorum. Aşağılanmışlık duygusu bu. Nasıl yazılır bilen var mı?

  40. Yazan:gulaydin Tarih: Jul 15, 2008 | Reply

    başörtüsü yasağı yalnızca üniverstelerde idi…başı bağlı çalışan o kadar kapalı bayan varki yazdıklarınızın abartı olduğunu dğüşünüyorum asıl açık bayanlara daha tepkili davranılıyor tayyip in sayesinde..türkiyeye şeriat getirmek istiyor ya..Ben şimdiye kadar hiç bir başı açık insanın kapalı insana müdahele ettiğini görmedim ne inançları ne de giyimi yüzünden ama kapalıların açıklara müdahele ettiği oruç tutmuyor diye dövdüğü o kadar şahitli olay var ki..Türkiyeyi irana benzetmektesiniz nerdeyse ve hala şikayetçisiniz, bırakın artık demogojileri…Tek derdimiz bir kumaş parçasıydı zaten, türkiye elden gidiyor karış karış satılıyor kendini aşağılanmış hissedeceksen bunun için hisset bari

  41. Yazan:Kamer Yalçın Tarih: Jul 16, 2008 | Reply

    Arzu,

    Mesajın içimi acıttı, canımı yaktı. Klişe laflar var bu gibi durumlarda kullanılan; “sana bunu yaşatanlar utansın” diyesim geliyor ama bunu demek de beni utandırıyor.

    Bu dünya hayatı hepimiz için çok zor. Ama dünyaya kız olarak gelenler için bu hayat biraz daha zor geçiyor. Başta kadın olarak “ben de burdayım millet, haberiniz var mı?” demek, bunu haykırmak çok kadın için zor ne kelime, inkansız…

    Fakat gözlerden kaçırılan ise sen ve senin kaderini paylaşan kadınların işlerinin iki kat daha da zor olması. Ve o zaman “hey millet bakın, kapalıyım ve ben de burdayım, haberiniz var mı?” demek ise zorluğunun yanında ayriyeten cesaret de istiyor. Bir kez bunu haykıran bir bayan olmak ise insanların karşınıza diktiği engellerle tek tek cebelleşmeye baştan hazır olmak demek. Acımasız iş ve yaşam kurallarının ceremesini sizler çok daha fazlasıyla çekiyorsunuz. Ve, üzülerek, bizlerin elinden bir şey gelmiyor. Çünkü bu dünyanın kural koyucuları arasında bayanlar yok ve orada bayanlara yer yok.

    Ama en üzücü olanı belki de hemcinslerinizden gördüğünüz yaklaşımlar olsa gerek. Sizi anlamaya çalışmak ve objektif değerlendirmeye gayret etmek yerine politize olmuş fikirlerle sizleri yorumlamaları ve üstelik bu yorumlamayı çok da hoyrat bir dille yapıyor olmaları diğer yaşanılanlardan fazla ızdırap veriyorudur. Çünkü ben olsam bundan ızdırap duyardım…

    Bu konuda söylenecekler henüz bitmiş değil. Siz sustukça hayatın size güllük gülüstanlık olduğunu zannediyor insanlar. Halbuki görünen ve yaşananlar hiç de böyle değil. Aşırılığa kaçan münferit vakaları sizlerin dramlarıyla kıyaslayıp “ama bakın böyle daha çok olay var” itirazını yapmak ise bana göre güdük bir yaklaşımdır.

    Oruç tutmayanlara kötü muamele etmek de zaten dine sığmayan bir tutumdur. Bunun ve buna benzer aşırı tepkilerin din ve dindar insanlarla bağdaştırılıp yaftalanmasına kesinlikle karşı çıkıyorum. Bu ayrı bir konudur. Çünkü on yıllardır oruç tutmayanlara karşı bir kısım aşırı tepkiler olagelmiştir. Bundan böyle de olacaktır. (Ama böyle davranışları kınıyor ve tekrar tekrar karşı çıkıyorum, bir kez daha belirtmek isterim.) Fakat burada başka bir durum söz konusu. Bunu başı kapalı bayanların toplum ve iş hayatında yok sayılması meselesi ile terazileyemez, tartamaz ve kıyaslayamazsınız.

    Ve ne yazık ki kapalı kadınlarımızın yaşadıkları olumsuzluklar son on yıllarda iyice kendini göstermiştir. Zira kapalı bayanların sayıları arttıkça ve toplum hayatında “ben de varım” dedikçe birilerini rahatsız ettiler. Son on yıllarda bir şeyler oldu. Okuyan, nitelikli eğitim alan kapalı bayanların sayıları gözle görülür biçimde arttı ve toplumda talepkar olmaya başladılar. Onlar ki okuma, çalışma, toplum hayatında başı açık hemcinsleri ile birlikte sahip oldukları eşit haklarından özgürce istifade etmek istiyorlar dı artık. Fakat ne yazık ki önyargılar her yerde olduğu gibi yaşamın bu noktasında da insanların hayatlarını etkileyebiliyor. Altı üstü bir bez parçası olarak algılanan başörtüsü onu giyen bayanların ne yazık ki önyargılarla bu yarışa baştan 1-0 yenik başlamalarına neden oluyor. Çünkü pek çok kişi önyargıları ile kapalı kadınlarımzın niteliklerine dahi bakmadan baştan onları yok sayıyıyorlar, eliyorlar. Bu aşağılanma değil de nedir? Hangi kadın hemcinslerine yapılan böyle bir yok saymayı içine sindirebilir?… Açıkcası ben sindiremiyorum.

  42. Yazan:Aziz Yılmaz Tarih: Jul 16, 2008 | Reply

    @Kamer Hanım,
    Aslında söylenecek çok şey olmasına karşın,sözü kadınlara bırakmak adına bu yazınıza çokça yorum yazmak istememiştim.Fakat son yorumunuzu okuyunca bir iki satır daha eklemeyi uygun gördüm.

    Biraz burukluk duyduğunuzun farkındayım.Size hak vermiyor değilim.Zira maalesaf egemen zihniyetin sözcülüğünde ısrarlı olmayı vazife sayan talihsiz değerlendirmeler oldu.Bunun sizi ziyadesiyle üzdüğünü,yaraladığını biliyorum.Ayrıca beklemediğiniz bu tepkinin hemcinslerinizden geliyor olması eminim sizi daha da incitmiştir.Fakat inanın sizin kadar,eşitlik ve özgürlük yanlısı her demokratı da üzmüştür.

    Fakat bir de iyi tarafından bakmak gerekir.Siz belki farkında değilsiniz ama muazzam bir katılım ve ilgiyle karşılandı bu güzel çağrınız.Yurdun dört bir yanından katılımlar oldu.”Biz de varız”mesajı verildi ve ses getirdi.

    Bundan hareketle diyorum ki umutsuzluğa yer olmamalı.Zaman,eşitlik ve adalet taleplerinin daha gür bir sesle haykırma zamanıdır.

    Mücadelenizi yürekten kutlar,başarılar dilerim.Saygı ve selamlar.

  43. Yazan:gulaydin Tarih: Jul 17, 2008 | Reply

    din inanç ve görsellik insanın yalnızca kendine has bir durumudur, kendini ilgilendirir..Ben her zaman inancı olan yada başını kapayan insanlara saygılıyım çünkü sadece kapanan insanlar müslüman değil allaha şükür bizlerde müslümanız.
    Yaptığım yorumlar politik fikiler diye eleştirilmiş ama zaten politika yaşamımızın bir parçası.Ben burda çocuğumu laik demokrat çağdaş bir ülkede yetiştirmek istediğimi söylediğimde politika mı yapmış oluyorum.Ülkemizde o kadar çok sorun var ki tek başına hayat mücadelesi vererek çocuklarına bakmakla yükümlü kadınlarımızIn ne maduriyetler yaşadığı, erkekler tarafından ezilen çaresiz kadınlarımızın neler çektiği hiç önemli değil de başörtüsü yüzünden aşağılanan kadınlara yazık öyle mi ? gündem neden bu konuyla bu kadar meşgul ediliyor, kapanan kapansın örtünen örtünsün ama bunun da bir sınırı olsun, yasaklanan yerlerde buna uyulsun,Bir meslek sahibi olunduğunda haremlik sultanlık olunmasın, ben laikliği tehlikeye düşürecek her zihniyetlerin karşısındayım ve toplumumuzda uyulması gereken kılık kıyafet kuralları vardır, ben nasıl ki iş yerime şortumla gidemiyorsam sen de bazı yerlere kapanarak giremezsin. Bu, inancı yüzünden insanların cezalandırılması yada madur durumda bırakılması gibi algılansa da olay sadece uyulması gereken kurallara uymaktır. 85 yıl önce cumhuriyet kurulmuş, cüppeler sarıklar çarşaflar kaldırılmış ve kılık kıyafet devrimi olmuş ve bakıyorum ortalık cüppeli sarıklı, çarşaflı dolaşan insanlarla dolu ve şuan 2008 yılındayız.Bu tablo da beni ÇOK rahatsız ediyor

  44. Yazan:Aziz Yılmaz Tarih: Jul 17, 2008 | Reply

    @Gülaydın,
    İyi de yazının sizin beklentilerinizle çelişen tarafı nedir.Tam da(haklı olarak)yakındığınız cinsiyet ayrımcılığının ortadan kaldırılmasına yönelik bir kadın hamlesi başlatılmak istenmiş.Bunun neresi kötü?Ama izninizle siz niyet okumayla bir kesimi kasderek”hayır siz hiç bir hak talep edemezsiniz”mealinden girerseniz bu pek de politik bir düşünce olmaz.Zira yazının hiçbir yerinde salt türbanın serbest bırakılması yönünde bir çaba yok.Ülkemizde kadına yönelik süregelen baskılara vurgu yapılarak kadınların kendilerini özgürce ifade etmeleri,bu çarpık uygulamanın kadının kaderi olmadığı ve artık buna karşı seslerini yükseltmeleri gerektiği çağrısı yapılmış.Ama siz bunu ısrarla türban meselesine indirgeyerek kadınların sesini kısmaya çalışıyorsunuz.Kusura bakmayın ama sözcülüğünü yaptığınız egemen ideoloji başarılı olsaydı konuşmakta olduğumuz(kadın)sorunları bugün bu boyutlarda olmayacaktı.

  45. Yazan:gulaydin Tarih: Jul 28, 2008 | Reply

    türban konusunu açan ben değilim zaten bu konu yeterince beni sıkmaya başladı artık. Tabi ki kadınlarımızın kendi haklarına karşı mücadeleci olma düşüncesindeyim ama konuşmaktan çok eylem yapmak daha etkili bence..key ödemeleriyle ilgili şu karar dikkatizi çekti mi bilmiyorum aynı evde çalışan kadın ve erkek key ödemeleri zamanında birlikte (aynı dönmede) çalışıyorsa ve sonradan boşanmışlarsa key ödemesi erkeğe verilecekmiş kadın alamayacakmış.Bu kadını pasifize etmek değilmidir, böylesine haksız ve ezici durumlar karşısında biz hala neden susuyoruz bankaların önüne yığılıp olayı neden protesto etmiyoruz , kaldıki boşanma olayında kadınlar genellikle çocukların velayetini üzerine aldıklarından o ödemelerin kadına verilmesi adil ve haktır çünkü daha çok ihtiyacı vardır.. ama ne kanun çıkarsa çıksın kadınlar ne kadar pasifize edilirse edilsin biz kadınlar gücümüzü gösteremiyoruz.

  46. Yazan:Meral Kor Tarih: Jul 28, 2008 | Reply

    Erkeklere neden kızıyoruz ki?En büyük kötülükleri kadınlar kendilerine yapıyorlar.Erkek egemendir, egemen olan egemenliğini sürdürmek için gerekeni yapar.Kadına düşen sorumluluk erkek egemenliğini ortadan kaldırmaya çalışmaktır.Kadın sorumluluğunu yerine getiriyor mu?Yoksa var olanı kabullenip destekliyor mu?Biz kadınlar kendimizi yok ediyoruz.
    Tarlada bahçede çalışan kadından söz etmiyorum.Ben bizim eğitimli kadınlarımızdan söz ediyorum.”Ama o erkek…” diyen biz değil miyiz?Kızlarımızı ayakları üzerinde durmaya değil kocaya hazırlayan, erkek evlatlarımızı önce destekleyip sonra korkuya dönüştüren, kendi doğurduğundan korkan biz değil miyiz?Dayak yediğimiz, aşağılandığımız, hor görüldüğümüz hâlde dişi kuşun bile yapmadığını yapan, yuvayı korumak adına her zulme katlanan biz değil miyiz?Kız çocuklarımıza nasıl örnek oluyoruz?Hem evde hem işte çalışıp üstüne çocukların sorumluluğunu da alan, bunlar yetmezmiş gibi kazandığı parayı kocasına veren, erkeği adam ederken eriyip tükenen ve bunu kadınlık görevi zanneden biz değil miyiz?Ailede ortaya çıkan bütün olumsuzluklara karşı kadını suçlayan, erkeği sütten çıkmış ak kaşık, masum çocuk olarak gösteren, bu noktada birbirine haksızca yüklenen yine kadınlar değil mi?
    Yok, hayır; kabahatin hepsi değilse bile çoğu bizde.Biz vurmaları için başımızı eğersek onlar da vururlar doğal olarak.
    Kadınlık adına, insanlık adına, çocuklar adına, din adına, toplum kuralları adına, sosyal çevre adına, mahalle baskısı adına, falanca ne der adına…Her ne adına eğiyorsak başımızı, kaldırmak gerektiğini anlamalıyız.Biz savunmazsak kimsenin hakkımızı teslim etmeyeceğini bilmeliyiz.Başımızı dik tutmayı öğrenemezsek daha çok canımız yanacak.
    Bükemediğimiz eli öpmemeliyiz, bükmek için başka yollar denemeliyiz.
    Bunları savunacaksa derginiz, yolunuz açık olsun.

  47. Yazan:ırmak Tarih: Jul 31, 2008 | Reply

    beraber yürüdük biz bu yollarda.. işimiz çoook yola devam inşallah…

    işihellem ettik kellemettik yine baş örtüsüne getirdik.)) vay be bu bayanlara:) .. yinede bu siteye,bende varım demekte bir kadın direnişidir arkadaşlar.. hadi bize kolay gelsin…

  48. Yazan:Buyukcan83 Tarih: Aug 1, 2008 | Reply

    Benim son zamanlarda dikkatimi birşey çekti…Özellikle son 1 yıl içinde doğuda görev alan öğretmenlerinbüyük çoğunluğu bayan…Bu iyi bir şey olmalı…

  49. Yazan:gulaydin Tarih: Aug 1, 2008 | Reply

    ben kadın olduğum halde bazen kendi cinslerimin tutmlarını tasvip etmiyorum ve bazı konularda erkekleri daha çok haklı görüyorum. çok duygusal oldukları için erkeklere çok taviz veriyorlar dolayısıyla erkek de bunu kullanıyor kim kullanmaz ki. Sevgilerinde çok zayıflar zira kaybetmekten korktukları için gururlarını bile bir kenara atabiliyorlar. Hiç bir erkeğin aldatıldığında karşısındakinin aşkından da ölse afettiğini hiç duymadım ama nedense kadın hangi güç ve konumda olursa olsun afediyor, allah erkelere gururlu ve onurlu olmaları konusunda daha fazla mı güç vermiş, onlar böyle durumlarda gururlu davranabiliyorlar da biz neden davranamıyoruz..kendi zayıflığımızdan gitmeyi de beceremiyoruz kalmayı da. Dolayısıyla dengesiz davrandığımızda durumdan istifade eden erkeklere de boşu boşuna kızıyoruz.Gerçekten aklıbaşında kararlı ve güçlü kadının sayısı çok az. Ve bu azınlık üzücüdürki köydeki tarladaki kadınların içinden değil çalışan kariyer sahibi olmuş okumuş kadınlar arasından.

  50. Yazan:Cumhur Tarih: Sep 30, 2008 | Reply

    Bu sitede hangi bölüme girerseniz girin ordaki yorumlarda konu gelip turbana dayanır ne hikmetse , yani burda konu kadınların ezilmeleri sanki dünyada kadınların sadece türban sorunu varmış gibi.. bu yazılarda yorum yapanların amacı böylece ortaya çıkıyor yani demokratlıkları türbana kadar eğer o sorun çözülürse tamam kadınlarında tüm sorunları hal olacakmış. Bırakın kadınları 8-9 yaşında küçücük kızların para karşılığında 50-60 yaşında sapıklarla evlendirildikleri ve bunun dince caiz olduğu düşünülerek yapıldığı, yada para karşılığı satıldığı bir dünyada yaşıyoruz. Evet kadınla erkek eşit yaratılmamışlardır birbirlerine karşı üstünlükleri vardır ama HAKÇA eşit olmalıdırlar, böyle gelmiş böyle gider demek biz erkeklerin işine geliyor, bunu ya dini kullanarak yada başka birşeyleri pek güzel yapıyoruz ve maalesef kadınlarda buna evet diyorlar ve erkek çocuklarını da bu şekilde yetiştiriyorlar. Benim için kadın usta şair Nazım Hikmet dizelerinde çok güzel anlatılmış:
    “Kimi der ki kadın
    Uzun kış gecelerinde yatmak içindir.
    Kimi der ki kadın
    Yeşil bir harman yerinde
    Dokuz zilli köçek gibi oynatmak içindir.
    Kimi der ki ayalimdir,
    Boynumda taşıdığım vebalimdir.
    Kimi der ki hamur yoğuran.
    Kimi der ki çocuk doğuran.
    Ne o, ne bu, ne döşek, ne köçek, ne ayal, ne vebal.
    O benim kollarım, bacaklarım, başımdır.
    Yavrum, annem, karım, kızkardeşim,
    Hayat arkadaşımdır.”
    .

  51. Yazan:derail Tarih: Oct 31, 2008 | Reply

    yapılan zulmu görmemezlikten mi gelelim..insanların yaşamları karartılıyor ve bu ülkede bundan daha beter zulum var mı??? türbanlı hanımlar da askerlerimizi şehid edince mi önemsenecek ?? bu ülkede ki en büyük zulum bence budur ve bu zulme moskovada veya dünyanın bilmemneresinde rastlayamazsınız burası tc devleti.

  52. Yazan:fecr-i ati Tarih: Nov 24, 2008 | Reply

    Kadın hakkı denince neden hep türban gelir sitemlerine karşılık bir soru da benden ‘neden !!türban bir hak degil midir?’.Sanırım sorun neyi problem olarak görüp görmedigimizde.Türban sorunuda diger binlerce sorun kadar sorundur bence.Her iki kesimin yaptıgı en yalın hata budur işte.Kendi görüşüne ters olan sorunu yok sayma.Bir türbede baş açık olarak dua eden kadına yapılan sözlü saldırıda sorundur,üniversiteye türbanı yüzünden alınmayan kızın yaşadıgı da.Zorla kapatılmak istenen kadının da sorunu vardır,Zorla açılmak istenen kadının da.Kız dogurdun diye hakir görülen kadınında sorunu vardır,Kadın ve evliyken üst yönetimde kendine yer bulamayan iş kadınının da sorunu vardır.Tecavüze ugrayıp sonra hem yanlış dini yorumlardan hem de sosyal baskıdan dolayı öldürülen kızların da sorunu vardır,egitimli ve kültürlü kocasından dayak yiyen kadının da sorunu vardır.

    Sorun kelimesini kendi dünyanızdan degerlendirmeye aldıgınızda yanılırsınız,yanılırız.Sorun türban oldugunda da sorun (sürekli dillendiriliyor olması ve bıkmanız bunu degiştirmez.),töre cinayetinde de,dini kaygıyla yapılan hak gaspinda da ,devlet ideolojisiyle yapılan baskıda da ,iş hayatında yapılan baskıda da sorun,aile geçimsizliklerinde darp oldugunda da ,kız dogurdugunda aşagılandıgında da sorun…

    Birbirimizi ötekileştirmeden ve saflaşmadan sorunları sahiplenip çözüm arayacaksak varım deyin.İdeolojik pencerelerden bakıp şunlar sorun bunlar degil sınıflaması yapacaksanız boşuna yorulmayın.Ortak bir dille yapılacak haksızlıklara hayır diyorsanız varım demek anlamlı olacaktır.Bence sorun kadınların birbirine sahip çıkmamasında.Birbirine sahip çıkmayan bir cinsi,karşı cins elbette ezer.Tipik klişeleşmiş dinsel ve ideolojik söylemler beni fazlasıyla sıkıyor.Hep kendini tekrar eden insanlar görüyorum etrafımda.Lütfen dindar olun laik olun,idealist olun sürrealist olun farketmez kendi söylemleriniz olsun.Basma kalıp hep aynı sözleri söylemeyin artık.Kendimize ait bir düşünce yapımız olmalı.Aileden ve çevremizden aldıgımız,duydugumuz sözleri aynen tekrarlıyoruz.Derinine inelim olayların.Çok okuyalım kendimizi geliştirelim.Şu bir gerçek ki kadın hakkı her devirde ve her toplulukta ihlal edilmiştir.Bu ne demek,hakkı var ama elinden alınmış demek.Öyle şeyler yaşanıyor ki toplumda hepimizin benzerlerine defalarca rastladıgı( hep demeyelim ama genelde) birazda kadınların basiretsizligi yada destegiyle kaybeden yine kadın oluyor.Kız dogurdu diye hayatı gelinine zindan eden,Başı kapalı kızla yada açık kızla evlendi diye hayatı ogluna dar eden kadınlar,Erkek evladını okutan kız evladını zorla evlendiren babalara destek veren nineler anneler eşler var.say say bitmiyor.Lütfen biraz sagduyu ve vicdan.Benim sorunum seninkini alt eder.Senin sorunun sorun mu ki tavrından vazgeçin.Çünki bir birey için sorun olan şey digeri için sorun olmayabilir.Aklın yolu birdir.Objektif ve sagduyulu yaklaşımlarla dogruları bulacagımıza inanıyorum.Tüm yorumları tek tek okudugumda içimden geçenler bunlardı.Birbirimizin dertlerini yok saymadan çözüm üretme yolunda gayret sarfeden herkese selamlar…

  1. 1 Trackback(s)

  2. Jul 5, 2008: Derin Düşünce’lerimizdeki hanımeli kokusu : Derin Düşünce

ÖNEMLİ

--------------------------------------------------------------------

Tüm yazı, yorum ve içerikten imza sahipleri sorumludur. Yayımlanmış olmaları, bu görüşlere katıldığımız anlamına gelmez.

Hakaret içerse dahi bütün yorumlar birer fikir eseridir. Ama bu siteye ilk kez yorum yazıyorsanız, yorum kurallarına gözatın yine de.

Not: Sitenin ismini dert etmeyin, “derinlik” üzerine bayağı bir geyik yaptık, henüz söylenmemiş bir şey bulmanız oldukça zor :)

Editörle takışmayın, o da bir anne-babanın evlâdıdır, sabrının sınırı vardır. Siz haklı bile olsanız alttan alın, efendilik sizde kalsın.

Sitenin iç işleriyle ilgili yorum yapmayın, aklınıza takılan soruları iletişim kutusundan sorun, kol kırılsın, yen içinde kalsın.

Kendi nezaketinizi bize endekslemeyin, bizden daha nazik olarak bizi utandırın. Yanlış ve eksik şeylerden şikayet etmek yerine bilgi ve yeni bakış açısı sunarak tamamlayın, düzeltin, tevazu ile öğretin bize bildiklerinizi.

Bu kurallara başkasının uyup uymamasına aldırmayın, siz uyun. Bütün yorumları hızla onaylanan EN KIDEMLİ YORUMCULAR arasındaki nizamî yerinizi alın.

--------------------------------------------------------------------
  • Siz de fikrinizi belirtin