RSS Feed for This Post

Paşam! Sakın din istismarı yapan TSK olmasın?

Artık 20080831_derin_dusunce_tsk_ve_din_itismari.jpgyeni Genelkurmay Başkanımız İlker Başbuğ…
İlker Paşa geleneğe uyarak devir-teslim töreninde temel siyasi konularda bir çerçeve manifesto okudu…
Ondan önceki gün de yeni Kara Kuvvetleri Komutanı Işık Koşaner, çerçeveyi aşan daha “detaylı” bir siyasi konuşma yapmıştı. Koşaner’in konuşmasına dair Yasemin Çongar ve Murat Belge’nin 29 ağustos tarihli yazılarını okumanızı tavsiye ederim…
Yeni görevine başlayan İlker Paşa’ya da benim bazı sorularım olacak…
Laiklik konusunda her zaman olduğu gibi çok hassassınız… TSK’nın laikliğe ilişkin vazgeçilmez duruşundan bahsediyorsunuz… Laiklik konusunda en temel kriteriniz ise “dinin veya dinî duyguların veya dince kutsal sayılan şeylerin istismar edilmemesi”…
Bu istismar edilmeme talebine bu memlekette aklı başında kimse karşı çıkamaz, tamamen haklısınız… Ben de inanıyorum ki din istismarcılarına yönelik bu ülke en üst seviyede müteyakkız olmalıdır…
Din istismarcısı bir kurum olarak TSK
Fakat İlker Paşa… Tamamen İslami bir terim olan şehadet kavramını, içerdiği tüm dinsel duygularla birlikte sürekli kullanan kurum hangi kurumdur?
“Oğlun şehit oldu” deyince, onbinlerce asker anası ve babası hangi duyguları hissediyor? Laik duygular mı? Acılı analar ve babalar tamamen dince kutsal sayılan bu kavrama iman ettiği için, oğullarının şehitlik makamına ulaşıp, cennete gideceğine inandığı için çoğu zaman oğullarının ölümü karşısında bu kadar isyansız, bu kadar mütevekkil… Bu onlara haksızlık değil mi? Bu onların “dinî duygularını istismar etmek” değil mi?
Başında bulunduğunuz ordumuz, kurumsal yapısında İslami bir unsur olup olmadığı noktasında çok hassas olmasına rağmen halkımızın büyük çoğunluğunun hâlâ oğullarını İslami duyguların yoğun olduğu bir motivasyonla silah altına gönderdiğini iyi biliyor… Bu sebeple dinsel terimleri terminolojisinden hâlâ çıkarmıyor… Laik bir devletin laik ordusuna yakışan şeyi hâlâ yapmıyor… Yanlış mıyım İlker Paşa?
Bu toplumun geleneksel hafızasında ordu hâlâ “Peygamber Ocağı”, askerlerimiz hâlâ “Küçük Muhammed” yani “Mehmetçik”, savaşıp vefat edenleri de hâlâ Allah adına kendini kurban eden asker yani “Şehit”…
Derin Anadolu’nun bu üç olguya yönelik hissiyatı hâlâ bu… İşte bu sebeple Derin Anadolu, oğulları ölünce “Oğlum şehitlik payesine ulaştı, cennete gitti, öbür oğlum da şehitliğe hazır” diyebiliyor…
Bu ülke tarihinde dinsel duyguları siyasete alet etmek her zaman parti kapatma sebebi oldu… Din duygularını istismar edenler, insanlara siyasi amaçları uğruna “cennet”i vaat edenler, “Bize oy vermeyen patates dinindendir” diyenler hapsi boyladı ve yasaklandılar…
Ey İlker Paşa… Laik bir devlet, laik bir ordu İslami kavramları içerdiği tüm dini huşuyla köküne kadar kullanıp, yurttaşlarını bu motivasyonlarla gerektiğinde ölmeye ve öldürmeye çağırıp sonra da başka kurumlara ve kişilere nasıl “Dince kutsal sayılan duyguları istismar etmeyin” diyebilir?
Bizzat din istismarı yapan bir kurum, laiklik ilkesiyle kökten çelişen bu dinî tabirleri sistematik olarak kullanan bir kurum, hangi hakla “laikliğe ilişkin vazgeçilmez bir duruş sahibiyiz” diyebilir?
“Kubbeler miğfer, müminler asker” dedi diye içeri atılanların ülkesinde, askerlere “Küçük Peygamber”, hayatını kaybedenlere “Şehit” diyen bir kurum nasıl laiklik nutukları atabilir İlker Paşa?
Ey İlker Paşa, gelin sizin döneminizden itibaren artık TSK toplumun kutsal din duygularını istismar etmesin… İslami terimler üzerinden din sömürüsü yapmasın… Laik bir devletin laik ordusu gibi davransın…
TSK, Anayasanın başlangıç ile 24. ve 174. maddelerinde yer alan ilkelere artık uysun… TSK, Başbuğ dönemiyle birlikte Anayasada ifade edilen hükümlere artık sıkı sıkıya bağlı kalsın…
“Biz işimize geldi mi laiklik nutku atarız, işimize geldi mi İslami kavramları da sonuna kadar kullanırız” demesin artık ordumuz… Yakışmıyor, ayıp oluyor İlker Paşa…
TSK içindeki subaylarımızın eşinin İslami giyim tarzına sahip olup olmadığına bakılır… Hatta evinin iç dekorasyonunda resim tabloları gibi, içki büfesi gibi “laik” unsurlar olup olmadığına bakılır… O da yetmez, gelen misafirlerle harem-selamlık düzeninde mi oturuluyor, “laik” şekilde mi oturuluyor ona da bakılır… Bu tür istihbarat ve teftiş raporları kayda geçmiştir, bunları biliyoruz… Yanlış mı İlker Paşa?
Ama askere adam çağrılacağı, savaşmaya yani devlet için ölmeye ve öldürmeye asker gönderileceği zaman Peygamber Ocağı, Mehmetçik, Şehitlik gibi tamamen din duygularına hitap eden terimleri kullanıyor ordumuz…
Laik bir devlete, laik bir orduya bunlar yakışıyor mu İlker Paşa? Kutsal din duygularını istismar bu değildir de nedir İlker Paşa?
Yeni görevinizde başarılar dilerim…

10 [?]

Trackback URL Print This Post Print This Post

  1. 135 Yorum

  2. Yazan:haki demir Tarih: Ağu 31, 2008 | Reply

    sayın kütahyalı kaleminize sağlık…
    benim site yönetimi, yazarları ve okuyucularına toplu olarak bir çağrım var

    TSK nın LAİKLEŞTİRİLMESİ için bir kampanya hazırlayalım…

    TSK dilinden anlayışına, tavırlarından hareketlerine, düşüncelerinden inanışlarına kadar yüzde yüz laikleşene kadar bu kampanyayı sürdürelim…
    hoşçakalın

  3. Yazan:beytullah Tarih: Ağu 31, 2008 | Reply

    sayın suzannur hanım ve Aziz Yılmaz bey biraz gülelim mi???
    ‘hakimleri kamuoyundan korumalı’ makalesine yazdığım kötü şiirimdeki ‘şiir sanatlarına’ pek dikkat etmediniz sanırım..sizleri dikkatli okur sanırdım..Başharflere ,aruz veznine falan biraz daha dikkatli gözle baksanız..
    Bu sıkıcı ortamı biraz yumuşatalım..
    Vee bazılarının demokrasi maskesini indirelim..
    Hadi ama…

  4. Yazan:beytullah Tarih: Ağu 31, 2008 | Reply

    1980 öncesi Çetin Altan a sormuşlardı..’Sosyalistsiniz,ancak kapitalizmin ürettiği gizli bir yapılanma olan ve parayı verenin düdüğü çaldığı Masonluğa da üyesiniz,bu çelişki değil mi’ diye..
    şöyle cevaplamıştı hazret ‘kafamdaki ideal düzen gerçekleşinceye kadar,mevcut sistemin bazı kurumları ile ilişkide olmam ve kurallarına uymam çelişki değil..’(kelimesi kelimesine olmasada bu mealde savunmuştu kendini..)
    Murat belge isimli büyüğümüz ise yıllarca köşesinde F tipi cezaevleri aleyhine karşı çıkıp koğuş sistemini savundu..
    Ancak hazretin ,Tuba Çandar ile yaptığı nehir söyleşide;koğuş sisteminde 30-40 kişinin tıkış tepiş sağlıksız yaşadığını ve kendisi 80 sonrası kısa süre cezaevinde iken birkaç kişilik koğuşlarda kalmak istediğini belirtiyor..Ayrıca hazret ,kalmak için yönetim katında girişimde bulunduğu birkaç kişilik koğuşta istediği yemeklerini yapıp rahat edeceğini belirtiyor..
    Buyrun burdan yakın..
    Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu..
    Sayın Kütahyalı,aklınca TSK yönetiminde çelişki yakalamış,Don Kişotluk yapıyor yine..
    Niyeti üzüm yemek değil bağcı dövmek..
    Hele sözkonusu olan TSK ise……

  5. Yazan:Sinan Yuce Tarih: Ağu 31, 2008 | Reply

    İlginç bir konuda cesur bir yazı olmuş. TSK’ya bu konuda hemen hemen her çevreden gelen bu tür eleştiriler son dönemde iyice yaygınlaştı.

    Bundan bir kaç yıl önce bilgisayar mühendisi olan oğlunun şehit olmasının ardından “vatan sağolsun demiyeceğim” diyen bir şehit anasının dramının hala daha belleklerde olduğunu düşündüğümüzde bu konunun ciddiyeti daha da iyi anlaşılıyor.

    Postmodernizme karşı manifesto okumaya fırsat bulan ama ordunun modernleşmesi ve profesyonelleşmesine sıra gelince işi ağırdan alan TSK için çember yavaş yavaş daralıyor gibi.

  6. Yazan:MY Tarih: Ağu 31, 2008 | Reply

    Protokole oturan başörtülü kadına askerden ikaz
    Başörtülü kadın, askeri görevlinin uyarısı üzerine alanı terk etti

    img

    30 Ağustos Zafer Bayramı tüm yurtta olduğu gibi Denizli’de de coşku ile kutlanırken, bu yıl güvenlik tedbirlerinin daha da arttırıldığı görüldü.
    Denizli Valiliği önünde bulunan Atatürk Anıtı’na sabah saatlerinde çelenk konulmasıyla başlayan kutlamalara vatandaşlar ilgi gösterdi. Tören başlamadan alana girmek isteyen vatandaşlar, kurulan kontrol noktalarında arandı. Üzerleri ve çantaları tek tek aranan vatandaşlar alana alınırken, çevredeki binaların üzerine yerleşen polisler de ellerinde dürbünlerle sürekli olarak etrafı kontrol etti. Askeri ve sivil protokol üyeleri için kurulan portatif tribünde çocuğuyla birlikte oturan başörtülü bir bayan, görevli astsubay tarafından uyarılınca tören başlamadan tribünden inip tören alanını terk etti. Denizli Valisi Yavuz Erkmen, 11.Motorize Piyade Tugay Komutanı Tuğgeneral Ergüder Topbaş ve Denizli Belediye Başkanı Nihat Zeybekci, askeri araçla vatandaşların ve askeri birliklerin bayramını kutlamasının ardından, İstiklal Marşı ve Saygı Duruşu ile tören devam etti. Bazı vatandaşlar ellerinde kamera ve fotoğraf makinalarıyla kutlamaları kaydetmeyi ihmal etmedi. Görevli subayın günün anlam ve önemini anlatan konuşmasının ardından tören geçişine geçildi. Sancağın yerinin almasından sonra askeri birlikler ve gaziler tören alanından geçti. Tören geçişinin son bölümünde bulunan ve özellikle zırhlı araçlardan oluşan askeri birliklerin geçişinde duygu dolu anlar yaşandı. Vatandaşlar askeri birlikleri uzun süre alkışladı.
    Denizli’deki kutlama törenleri herhangi bir olumsuzluk yaşanmadan sona erdi.

  7. Yazan:ç-z Tarih: Ağu 31, 2008 | Reply

    Sn.Kütahyalı,
    Size hitap ederken yasak olan ‘bey”i kullanmıyorum dikkatinizi çekerim.
    Size de “paşam” derken dikkatli olmanızı ve 174.maddeye uymanızı tavsiye ederim.Kendilerine,rütbelerine uygun buldukları için olsa gerek “paşam” denildiğinde hiç itiraz edildiğine şahit olmadım ama n’olur n’olmaz birileri bu detayı hatırlamaz da “laiklik niteliğini koruma amacı güden” inkılap kanunlarına aykırı davrandığınız için sizi suçlayabilir.

    Paşa, Osmanlı İmparatorluğunda yüksek rütbeli sivil memurlar ile subaylara verilen resmi ünvandır. Günümüzde Lâkap ve Unvanların Kaldırılması Hakkındaki Kanun ile yasak olmasına rağmen (26 Kasım 1934) pek çok kesimde general rütbeli subaylar için yaygın olarak kullanılmaktadır.

    http://tr.wikipedia.org/wiki/Pa%C5%9Fa

  8. Yazan:beytullah Tarih: Ağu 31, 2008 | Reply

    Ülkemizde bir dine hatta Tanrı ya inanmadığı halde,taban bulma gayesi ile her şartta bir mezhep savuculuğu(özellikle Alevicilik) yapan eski sol/yeni liboş/ 2.cumhuriyetçi entellektüel takım var..
    Buna ne demeli sayın makale yazarı?????
    Bu zihniyet;
    fabrika sahibini ve fabrikayı reddediyor ama fabrika üretimi 2 televizyondan birini diğerine karşı pervasızca savunuyor!!!!!!(insan hakları mazeret,Taraf tar bulma niyeti net)
    Fabrika yok,sahibi yok diyor ama üretim bandından çıkmış ürünü sahiplenmekte herkese tur bindiriyor.!!!1
    İşin trajikomik yanı ise,bu takımdan biri de çıkıp TSK ya’tencere dibin kara,seninki benden kara edebiyatı’ yapıyor..
    …..
    ……
    Ne bu yaaaa,biraz lıghtlaştım/yumuşadım sanırım..
    İnşallah ’sanal big brother’ anlamaz…
    ‘Mahalle baskısı’ geride kaldı,şimdi ‘internet baskısı’ moda..
    Anlayan anlar…..

  9. Yazan:suzannur Tarih: Eyl 1, 2008 | Reply

    Sn.ümit-var-beyt-ullah,
    Müstear isim(mahlas,nickname) Beytullah olunca anlayanın anlayacağı baskı sizce yumuşar mı?(I don’t think so)

    Light olunca kalorinizdeki azalma beyninizdeki nöronları etkiler mi? :) Etkilediği için mi, liberal kelimesi iki harf eksilip bir harf değiştirilerek ifade ediliyor :)(sizin alan,daha iyi bilirsiniz)

    Big brother olmayı kabul etmeyen bilgili zat :), bu ifadeden hoşlanmıyor, emin olun ki anlayacak ve size 2.muhtıra gelecektir. O zaman sizi akrostiş şiir de kurtarmaz benden söylemesi.(denedim, artık yasaklıyım :( )

    Taraf’tar olmak, ürüne sahiplenmekten çok, Hürriyet’i belli zihniyetteki insanlardan kurtarma çabası olmasın sakın?

    Belli bir kesimin haklarını dile getirmek de taban bulmaktan öte, ülkemizdeki hatalı uygulamaları aktarıp fikr-i takip yapmak için olmasın, ne de olsa öyle gündemlerle sarsılıyoruz ki, elimizin altındaki dert tekrar edilince, ay gene mi, diyoruz dudak bükerek.

    O takımdan birinin ne gibi bir karalığı olabilir ki bu arada, tazecik yazar, kararmaya fırsat bulamamıştır daha.Tabii göndermeniz başka bir yazara ise bilemem, genelleme ise bu tümden hatalı…

  10. Yazan:Mehmet Yılmaz Tarih: Eyl 1, 2008 | Reply

    Ümit Harmanci bin Beytullah,

    iyi güldüm sayenizde, ALLAH da sizi güldürsün. Ama siiriniz sansüre neden takilmadi acaba? demek ki sansürlenmeyecek sekilde de yazilabiliyormus, bravo!

    neden mesajlarima cevap vermediniz acaba? Arkadaslarimizdan biri yorum yazarken kalp krizi geçirmenizden korktugu için yalvariyordu “söyle su zavalliya, ’sag üst kösedeki çarpiya basinca biz kayboluyoz’ de”!!!

  11. Yazan:beytullah Tarih: Eyl 1, 2008 | Reply

    sayın mehmet yılmaz,
    bu yorumları ya ameliyat arası yada nöbet geceleri yapıyorum.
    siz msj yazdığınızda servisin durumu Bosna Hersek gbiydi..
    sayın YILMAZ,
    hiçbirinizle kişisel sorunum yok biliyorsunuz..
    ama son günlerde O insana/cumhuriyete/TSK ya bu sitede yapılan eleştiriler gerçekten insaf sınırlarını zorladı..
    Dilim bu yüzden ,beynimin/vicdanımın çığlıklarına tercüman oldu..
    O insanı ne Tanrı olarak görüyoruz,ne de getirdiklerine din gözüyle bakıyoruz..
    O büyük insan ,kendi döneminde bu halk için yapabileceklerinin en iyisini yaptı..
    Günümüzün ,revaç bulan moda kavramlarını 1920 lere taşıyıp O insana hakarete varan yargılamalarda bulunmak haksızlık değil mi..
    Biraz da bizi anlayın..
    Daha bu sabah Ankaradaydım,kocatepe camiinde bir asker cenazesine rastladım;bu insana bu halk (kütahyalıya göre TSK ) şehit desin mi demesin mi tartışması yaratmak bozgunculuk değil mi..
    insafa sığar mı..
    Churchill ne demiş ‘dün ile bugün arasında kavga çıkarırsak yarını kaybederiz’.
    Doğru değil mi.
    Neyse uzatmayayım..
    not 1; klavyedeyken,zaman kısıtlılığı nedeniyle imla kurallarına uymam..
    not 2; yararlanacağım her yazıyı okurum,yazamasamda bu siteyi,ne diyorlar diye yine okurum..
    not 3; beni yine yasaklayabilirsiniz,ancak site deki teksesliliği yok eden farklı seslerden biri olduğum için sizlerde kaybedersiniz..
    not 4;nasıl anladınız??şiirden mi?aziz beyin yazısından mı??
    not 5;hepinize selam…

  12. Yazan:MY Tarih: Eyl 1, 2008 | Reply

    @Beytullah,

    Not4′e cevap: Suzan Hanim’in mesajindan anladim yoksa çakmamistim :))

    Zit fikirlere karsi degiliz, uslup konusuna özen gösterin yeter. NEdense en kaba, en saldirgan üslup hep kemalistlerden geliyor. iki senelik tecrübe sonucu ne ülkücüler ne de fanatik islamci yorumcular kemalistler kadar kaba, hakaretsever, dislayici, ötekilestirici olamadilar.
    Bir emekli albay vardi nazik olan, iki kez konuk yazarimiz oldu, yani sizin dediginiz gibi kapali degiliz zit fikirlere.

    M.AKYOL, Izlenimler ve DerinSular sitelerinde de durum ayni. Kemalistler küfür ve slogan disinda bir sey bilmiyorlar. “Pis yobazlaaar! Ne mutlu Türküm diyeneee!”

    Ama zit fikirlere karsi bu saldirganlik normal, Cumhuriyet tarihinin ilk kitap yaktirma emri de de yine “o büyük adam” tarafindan verilmis, Atatürk’ün emriyle Kazim Karabekir’in KURTULUS SAVASI Günlügü yakilmis Ankara’daki kireç ocaklarinda. çünkü NUTUK’ta yazan seylerin bir kisminin yanlis oldugunu söylemis KAzim Karabekir. YAni siz farkli düsünen bizlere öfkeli mesajlar yagdirirken aslinda Yüce Ata’nizin izindeydiniz :)

    Atatürk dil devrimi yapti, dilimizi devrildi, biz de altinda kaldik.

    Bunu su yazimda (ikinci yarisi) anlattim, hala TDK ve TTK gibi abuk subuk kurumlarla bogusmak zorundayiz:
    http://www.derindusunce.org/2007/12/26/ulus-devlet-bolum-i-ulus-mu-devlete-aittir-yoksa-devlet-mi-ulusa/

    Istiklal mahkemeleri sapka giymeyen insanlara etmedik zulmü birakmadi. Buna karsi çikmak için liberal olmaya gerek var mi? Ne istedin köylünün basörtüsünden? Bugün hala bize vakit kaybettiren basörtüsü kavgasini kim baslatti? Kiyafet kanunu??? adi bile tuhaf. Halkin ne giyecegine devlet karar verir mi? bunu akil aliyor mu?

    Siz degil belki ama Kabe ile Anitkabiri karsilastiranlar evet, onu Tanri saniyor.

    Konusuruz yine tabi, basarili nöbetler size. Umarim bize kizip bir hastanin canini yakmazsiniz :))

  13. Yazan:Şener Tarih: Eyl 1, 2008 | Reply

    Daha bu sabah Ankaradaydım,kocatepe camiinde bir asker cenazesine rastladım;bu insana bu halk (kütahyalıya göre TSK ) şehit desin mi demesin mi tartışması yaratmak bozgunculuk değil mi..

    (Beytullah bin Ümit)

    İnsan bunu yazmaya utanır. Bozgunculuğu kim yapıyor, 30 Ağustos törenlerinde görmediniz mi?

    MY eklemiş işte yukarıda haberi: “Protokole oturan başörtülü kadına askerden ikaz
    Başörtülü kadın, askeri görevlinin uyarısı üzerine alanı terk etti”

    Ne bu? Şehit olması beklenirken, oğluna şehit derken, askere alırken iyi. Törene gelince kov!

    Bu bir rezalet, ağır bir hakaret değil mi? Tabii ki TSK din istismarı yapıyor, hem de alasını yapıyor. İslama ait kavramları kullanmaya hakkı yok TSK’nin..

    Tabi ki ehl-i vicdan da buna dikkat çekip “Kral Çıplak” diyecek.

  14. Yazan:MER'A-K(ıl) Tarih: Eyl 1, 2008 | Reply

    Sn.Haki Demir,
    Daha önce yazmış olduğunuz yazıdan bir iki alıntı yaparak (hukukçu kimliğine sahip olduğunuzu düşünerek) vereceğiniz cevabı merak ediyorum.

    “Kanuna, değiştirilene kadar riayet etme mecburiyeti” adaletle ilgili olmayıp nizam ihtiyacına atıf yapmak içindir.

    Bu açıdan baktığınızda aşağıdaki askerlik kanununu nasıl değerlendirmemiz gerekir?

    ASKERLİK KANUNU
    Kanun Numarası: 1111
    Kabul Tarihi: 21/06/1927
    Madde 1 - Türkiye Cumhuriyeti tebaası olan her erkek, işbu kanun mucibince askerlik yapmağa mecburdur.

    http://www.mevzuat.adalet.gov.tr/html/437.html

    Mecbur tutularak gerçekleştirilen,ölüm söz konusu olmasa bile genç yada orta yaşlı insanların ve ailelerinin yaşadığı dönemsel kaosu için daha önce yazmış olduğunuz gibi “hürriyeti mümkün kılan en kötü kaos bile, istibdadı ihtiva eden en iyi nizamdan daha iyidir “olarak kabullenebilir miyiz?
    Mecburen silah altına alınan birinin “eğitim” esnasında hayatını kaybetmesindeki sorumluluğundan “zaiyat” açıklaması yaparak hukuken muaf olabilir mi?

    Bir kurum “ölüm” açıklamalrında bu derece hukuk üstü davranış sergileyebilir mi?Bu ölümlerin Tuzla tersanelerinde ölen acemi yada işgüvenliği sağlanmamış işçilerin ölümünden daha farklı algılanmak zorunda mıdır?Hukuken/nizam ihtiyacı açısından nasıl bir neden ileri sürülebilir?

    İçinde bulunduğu toplumun kültürünün bir parçası olan ‘din’in “şehitlik”tanımını askere kabul ettiği T.C vatandaşlarının alt kimliklerine önem vermeksizin kullanıyor olması kısaca hepsini “İslam dini inanı” olarak kabul ediyor olması TSK nın kendine bir din seçtiği ve ona uygun davrandığı anlamına gelir mi?Laik devlet kurumları devletten bağımsız olarak mesleklerine en yakın buldukları dinleri seçebilirler mi?

    Kendisini,laik devletin koruyucusu ve kollayıcısı olarak ilan etmiş ve “irticai faaliyetler” nedeniyle personelinin bazılarını mesleğinden ihraç etmişken bu “din” seçimi hangi hukuki temele dayandırılarak açıklanabilir?

    Terörle mücadelenin tek çözüm yolu; değiştirilemez,sorgulanamaz ve hatta tartışılamaz bir şekilde sanki silahlı mücadeleymiş gibi asker yada sivil bazı zihniyetler tarafından dayatılıyorken elbette bu mücadelede hayatlarını kaybedenlerin ailelerinin isyanını önleyecek,”sebepsiz yere öldü duygusu ile acısını daha da derinden yaşamasına engel olabilecek tek teselli edici söz “oğlun şehit oldu,o şimdi cennette” demek olabilir.

    Kültür (düşünce de dahil tabi ki) ve ahlak anlayışı,cemiyeti ve hayatı daha ileri taşıdığı nispette hukuk da olduğu yerde sabitlenmeden ve hayatı da olduğu yerde sabitlemeden arkası sıra devam etmelidir.

    Ya kamuflajı “kutsal” olan bir grubun sahip olduğu kültür ve ahlak anlayışı ile şekil bulmuş bir nizam tanımı hukuku olduğu yere sabitliyor ve cemiyet hayatını dizginliyorsa n’olacak?

  15. Yazan:hhhalime Tarih: Eyl 1, 2008 | Reply

    Üslup nedeniyle bazı yorumculara sansür koyanların kendi üsluplarını gözden geçirmesinde büyük fayda var…
    ivedilikle…
    Cenaze namazındaki TSK yönetiminin fotoğrafını çek ve dini sömürüyorlar diye ajitasyon yap..Siz ne yapıyorsunuz bu sitede??
    Komutanlar cenaze namazında saf tutmasa,bu seferde dinsizler diye yaygara koparacağınız ortada..komutanlar ne yapsın,sizler tarafından beğenilmek için..
    Asıl sorulması gereken İslamiyeti sizler mi temsil ediyorsunuz,dinin avukatlığına soyunduğunuza göre vekaletnameniz nereden??
    İslamiyeti yorumlama ve başkalarına empoze etme tarzınızın yanlış olabileceğini hiç düşündünüz mü??
    saygıyla..

  16. Yazan:hhhalime Tarih: Eyl 1, 2008 | Reply

    2 metrelik bez üzerine,dünyayı kavrayacak ve ülkenin sorunlarına merhem olacak bir ideoloji bina edilemez…
    sitedeki bazı erkekleri bayanların giyimi niye bu kadar ilgilendiriyor..
    Başörtüsü edebiyatı ve sömürüsü kabak tadı verdi artık..
    Kamusal alanda türban kısıtlaması dışında,dinin hangi gereğini yerine getire miyorsunuz??(ki türban da islamın olmazsa olmaz kuralı değil)
    Mazlum edebiyatı %47 e götürür ve oradan tekrar düşürür..
    Türbanı biraz bırakın da;herhangi bir anadolu şehrinde RAMAZAN AYI İÇİNDE SOKAKTA BİR ŞEY YEMEYE KALKIŞIN BAKALIM,BASKININ ALLAHINI GÖRÜRSÜNÜZ..
    mazlum edebiyatı ve takiyye artık sona gelmiştir..
    Fındığa 4 ytl lik fiyatıda türbanla örtmeye çalışın bakalım..
    Bu teksesli makaleler sitesinde çuvaldızı hep cumhuriyet değerlerini savunanlara batırıyorsunuz,kendinize gelince değil iğne batırmak çimdiklemiyorsunuz bile.!!!
    BİR GÜN SİTEDE MAKALE YAZAN BEYFENDİLER,DİĞER GÜN ARKADAŞINI MAKALESİNİ BİRAZ ELEŞTİREN YORUMCUYU BENZETME YARIŞINA GİRİYOR..
    sizin kafanızdaki demokrasi buysa,bu halk bunu istemiyor ve istemeyecek..
    Kutsalları arkanıza alıp cumhuriyete haksızca saldırmanıza ses çıkarmıyorsak bunu kendi haklılığınıza yormayın..Bizlerin kutsala saygısındandır..
    Anlayamazsınız,anlamayacaksınız.üzgünüm..
    hadi saldırın ve benide susturun..
    saygıyla..
    sizlerdende beklentimiz bu..SAYGI VE DOĞRULUK….

  17. Yazan:MY Tarih: Eyl 1, 2008 | Reply

    @hhalime,

    Unutmayalim ki kendisini “laikligin kalesi” ilân etmis haliyle din ve vicdan özgürlügünü bir savas alani olarak gören bir kurum TSK.

    Bir grup kiz çocugu basörtüsü ile sahnede ilahi okudu diye e-muhtira ile halkina DARBE TEHDiDi yapan bir ordudan bahsediyoruz.

    Basörtülü kiz görünce “imdaaat! çagdisi kiyafeeet! Laiklik elden gidiyoooo!” diye çiglik atan bir subay grubu camiye namaz kilmaya giderse elbette “buyrun cenaze namazina!” derler adama :))

    Hem basörtülü kadinlari ordu evlerinden kovacak kadar laik(!) olacaksin, kocalarini terfi ettirmeyeceksin,
    hem de emrinde ölenleri “sehit” ilan edeceksin, kameralar önünde namaz kilacaksin, yok öyle yagma.

    25 senedir bu kan niye durmadi hiç düsündünüz mü? Yukarida Beytullah Bey bize bozuk atmis “[...]kocatepe camiinde bir asker cenazesine rastladım[...]” diye.

    Sayin hhalime,
    Bir ülkeyi bölmek askeri degil siyasi bir projedir. Çözümün adresi TSK degil siyasilerdir. PKK’nin hedefi TSK degil bütün Türkiye’dir.
    Terör ile mücade etmek baska seydir, terörist ile mücadele etmek baska seydir. 15 teröristin
    saklandigi bir dagi 1500 askerle çevirirseniz elbette agir kayiplar verirsiniz.

    Bakin Tümgeneral Ahmet Yavuz ne demis:

    “Son dönemlerde, yol güzergâhına yerleştirilen ve patlatılan patlayıcılar nedeniyle verilen zayiat, operasyonlarda, zor şartlarda ve büyük emeklerle elde edilen başarıları bir anda azaltmıştır. Adeta kaşıkla aldığımız ölü teröristlere karşı, kepçeyle şehit veriyoruz. “

    20 yasindaki ogullarimiz daha dogmadan önce baslamis kanli bir kavga bu. Ölen sehit, kalan gazi diyoruz yillardir. Hiç sorgulamadan, “neden bu is bitmedi” demeden.

    25 yil ekleyin bugüne. Sene 2033. Ne diyecegiz sizce?
    a) Ne kötü günlerdi, iyi ki bitti.
    b) Nasil olur yahu? 50 yildir çocuklarimiz ölüyor, ama olsun, hepsi sehit, cennetten bize bakiyorlar simdi, ne güzel…

    Eger aklimizi basimiza alip düsünürsek bu terörü çözebiliriz. Bunu asagidaki yazida anlattim:

    PKK… Ters giden nedir? Bundan sonra nereye?

    Dostlukla

  18. Yazan:haki demir Tarih: Eyl 1, 2008 | Reply

    Sayın MER’A-K(ıl)

    Askerlik kanunu ile ilgili sorduğunuz soru, kamuoyunda “vicdani retçilikle” meşhur olmuş bahisle ilgili gibi göründü bana.
    Vicdani retçilik merkezinde konuyu değerlendirmek konuyu politik tavır alış noktasına taşımaktadır. Vicdani retçiliğin ciddi ciddi tartışılması gerektiğini düşünüyorum. Böyle bir politik tavır alışın doğru olduğunu düşünmeye engel bir malzeme yok. Fakat benim yazımda bahsettiğim konu daha farklı bir zemine oturur ve daha temel bir çerçeve belirtir. Bu noktadan devam edeyim.

    İslam’ın, insan, cemiyet, devlet ve bunların arasındaki ilişkileri inşa eden disiplin olmak bakımından hukuk bahislerine bakışı, dünyadaki hiçbir liberal düşünce ufkunun ulaşamadığı noktadadır. Kısa ve veciz şekilde ifade etmeye çalışayım.
    *İslam, kendi hukukunu kendine iman etmiş olanlara tatbik eder. İslam, müslüman olmayana şeriat’ı tatbik etmez. Çünkü inanılmayan (kabul edilmeyen) hukukun tatbikini zulüm olarak görür. Bu çerçevede İslam, kendi siyaset ve devlet nizamında gayrimüslimlerin askerlik yapmasını ve İSLAM İÇİN savaşmasını ve ölmesini talep etmez. Böyle bir talep çok iğrenç olur. Fakat İslam, kendi siyasi hakimiyeti altında yaşayan başka dünya görüşüne mensup insanların vatanları için savaşma taleplerine mani olmaz ve onlara taleplerini gerçekleştirme imkanını verir ve onlara iltifat eder.
    UHUD SAVAŞINDA MEDİNE’DE YAŞAYAN GAYRİMÜSLİMLERDEN SAVAŞA KATILANLAR OLMUŞTUR. MEDİNE’NİN SAVUNMASI İÇİN GÖNÜLLÜ OLARAK ORDUYA KATILANLARA MÜSAADE EDİLMİŞTİR.

    ****

    İnsanların inanmadığı ve benimsemediği değerler için silah altına alınması, kaynağını hukuktan aldığı iddiasındaki “modern kölelik”tir.

    ***

    “Mer’i hukuka, değiştirilene kadar uyma mecburiyetinin gerekçesinin nizama atıf yapıldığı” düşüncemin kaynağı, nizam bahsinin hakikaten mühim olmasıdır. Türkiye’deki mevcut mevzuat örneği bu teşhis için geçerli değildir. O teşhis, hukuk felsefesi bakımından teorik bir tartışma konusudur. Türkiye’de “hukuk olduğu” düşüncesi, kaynağında hiçbir felsefe veya hikmet taşımaz. Ne batıdaki felsefe geleneğinden beslenerek ne de İslam’daki hikmet geleneğinden beslenerek ülkede bir “hukuk nizamı”nın bulunduğunu söylemek kabildir.

    ***

    Türkiye’de hukuk olmadığı temel düşüncesinden hareket eden ben, diğer sorularınızı (hukuk metinlelrine dayalı olarak) cevaplamak durumunda kalmıyorum demektir. Özellikle TSK nın din ile ilgili istismarı bahsi, sayın KÜTAHYALI tarafından zaten teşhis edilmiş durumdadır ki, tekrara gerek yok. Evet en büyük din istismarcısı TSK dır. Bu konu tartışmadan vareste tutulacak kadar açıktır.

    ***

    Laik siyasi sistem ve laik değerler için savaşıp ölen kişi, İslam’ın şehitlik tarifi içinde değildir. Bu konunun böyle olduğu sanırım herkes tarafından bilinir ama “yasak konulardan” olduğu için konuşulmaz.

    ***

    T.C. nin herhangi bir kurumunun ve bu arada TSK nın kendine bir din seçebileceği düşüncesi veya böyle bir ihtimal tarışılabilir değildir. Bu noktadaki temel teşhis, dinin istismar edildiği gerçeğidir.

    ***

    Terörle mücadelenin tek yolunun silahlı mücadele olarak kabul edilmesi, mevcut siyasi sistemin sadece silahla ayakta durabileceği düşüncesini esas alır. Silahtan başka sistemi ayakta tutacak “değerlere” sahip olmayan siyasi sistemlerin silahlı mücadeleden başka yollarının olmadığı da doğrudur. Çünkü başka şeyleri akledemezler veya başka “değerler” üretemezler.

    ***

    “Ya kamuflajı “kutsal” olan bir grubun sahip olduğu kültür ve ahlak anlayışı ile şekil bulmuş bir nizam tanımı hukuku olduğu yere sabitliyor ve cemiyet hayatını dizginliyorsa n’olacak?”

    İşte bu durumda vaka çok vahimdir.
    vesselam

  19. Yazan:İzzet Kütükoğlu Tarih: Eyl 1, 2008 | Reply

    Bizde fikrimizi belirtelim…
    En son yorumun altında, sizde fikrinizi belirtin yazıyor. Bende belirtiyorum…
    sayın Kütahyalı laikliği dinsizlik, dinsiz olmak zannedenlerden! Öyle anlaşılıyor. Öyle anlayanlar için bu yazı güzel vede doğru bir yazıdır. Benim gibi laikliği dinsiz olmak olarak kabul etmeyenler için bu yazı kötü bir yazıdır…
    Sayın genel kurmay başkanı dini argümanlar kullanmış… ne var bunda? TSK Dini argümanlar kullanmış ne var bunda? Bazıları bu kurumun dinsiz kişlerden oluştuğunu mu sanıyor?
    Eğer TSK bünyesinde vazife icra edenler inanca sahip ise, iman sahibi iseler Bu bir felaketmidir?
    Değildir efendiler, değildir!
    Felaket nedir bilir misiniz?
    Felaket, bir milletin ordusunun dinsiz imansız olmasıdır.
    Dünyada dinsiz imansız bir ordu da yoktur! Ordu teşekkül ettirmek için dinsiz imansız insanlar arayan bir millette yoktur!
    Ne acıdır ki, bizde dinsiz imansız bir ordu özlemi duyanlar bulunabilmektedir!!!
    Bir ordunun laik olması, o ordunun dinsiz insanlardan oluşmasını gerektirmez.
    Öyle bir ordu ilede savaş falanda kazanılmaz!
    Yazar, ordunun dinsel söylemler argümanlar kullanmasını eleştiriyor.
    Ama şurasını düşünmüyor…
    Eğer bu milletin dini kutsallarına sahip çıkmak gibi bir gayesi olmasaydı, Bağımsız bir Türkiye’den söz edemezdik!
    Bu millet, Dinsiz bir toplum bu topraklar üzerinde sefa sürsün diye istiklal savaşı vermedi!
    Atatürk, “ben size ölmeyi emrediyorum” derken herhalde pisi pisine ölmeyi kasdetmemiştir. Şehitlik gibi bir kutsiyete inanmayan askerin ölmek için ne sebebi olabilir ki?
    Sen öleceksin, vatan kurtulmuş kurtulmamış ölene ne?!
    Bu ne utanmazlık arkadaş!
    Laikliği dinsizlik belleyen Oranı ne olduğu belli olmayan bir azınlık, Laikliği dinsizlik belleyip çoğunluğa dinsizliği dayatıyor!
    Bu adamlar Amerikan, ingiliz ordusunda namaz kılan, dini inançlarının gereğini yapan askerleri görmüyorlar mı?!
    Bu, laiklik denilen şey, bu ülkeden mi taksim oluyor arkadaş!
    Bu ülkede siz varsınız diye, dini inanç sahibi herkes bu ülkeyi mi terk edip gidecek?
    Sindiremiyorsan tahammül edemiyorsan Kendine dinsiz imansız bir toplum bulursun orada yaşarsın varsa böyle bir ülke!

  20. Yazan:Aziz Yılmaz Tarih: Eyl 2, 2008 | Reply

    Sayın Kütükoğlu,yazarın düşündüğünüz anlamda dinsiz bir ordu,dinsiz bir toplum peşinde olmadığınının pekala farkındasınız da,nedense işinize geldiği gibi çarpıtmayı seçmişsiniz.Hele laikliği dinsizlikle özdeşleştirmek gibi bir çabaya yazının hiçbir bölümünde rastlanmaz iken,böyle bir iddiada bulunmanız da oldukça çelişkili ve talihsiz bir değerlendirme.Yazı yukarda duruyor ve dilerseniz kelimesi kelimesine tekrar gözden geçirilebilir.Gayet açık ve net biçimde bu çoğrafyada inançlı insanlara karşı yürütülen fiili baskılara,küçümsemelere karşın,mesele gencecik canlara gelince “şehadet”,”şehitlik”gibi tamamen dini kavramlarla gençlerin motive edilerek bile bile ölüme gönderilmesi eleştiriliyor. İnsanların inançları bu denli dışlayıcı ve yasaklayıcı bir mantıkla sınırlanırken ve en ufak bir inanç ifadesi şeriat ve irtica tehlikesi şeklinde addelirken şehitlik söylemine sarılmak sizce de din istismarı değil midir?Peki bu ikiyüzlü anlayışın yıllardır sürmediğini iddia edebilr misiniz?Lütfen bunları bir daha düşünün ve eğer bu tutumun olmadığını ıspatlayacaksanız meseleyi kişiselleştirmeden sağlam kanıtlarla bizi aydınlatın.
    Saygılar…

  21. Yazan:İzzet Kütükoğlu Tarih: Eyl 3, 2008 | Reply

    Sayın Aziz Yılmaz, uyarınız üzerine yazıyı tekrar okudum. Yazara hayli haksızlık ettiğimi fark ettim. yazardan ve sizden özür diliyorum…
    Yazar demek istiyor ki; Ordu birilerini din istismarcısı olarak damgalıyor. Fakat, kendiside işine geldiği zaman din istismarı yapıyor. Bu mudur?
    Ayrıca. duyarlılığınız için teşekkür ederim.

    Ancak yazının hemen altındaki yorumda, “TSKnın laikleştirilmesi için bir kampanya hazırlayalım” şeklindeki yazı bende infial yarattı zannediyorum…
    Bu laiklik tartışmaları bizde düşünecek kafa bırakmadı ki, düşünelim!
    Laiklik tabii ki dinsizlik değildir. Ama ne yazık ki bazı kişler laik olmayı dinsiz olmakla eş anlamlı görüyorlar. Bu şekilde anlayanlar hem laiklik savunucuları içinde hemde laiklik karşıtı kişiler içerisinde bulunabilmektedir!
    Gerçekte ise devlet laik olmalı, kişleri inançlarına göre farklı muameleye tabi tutmamalıdır.
    Fakat, sayın Kütahyalı’da onu demek istiyor, TSK orduda dindar insanlar istemiyor, Buna karşın ihtiyaç duyduğu vakit, dinsel argümanları kullanıyor din istismarı yapabiliyor. Tabii ki yanlış!
    Her ne ise, Bu konu sanıldığından daha çetrefilli bir konudur.
    Ordan, burdan sonunu düşünmeden ülkeye bir şeyleri getirirsen olacağı budur!
    Laiklik kelimesinin anyasaya sokulması yerine, Devlet kişilerin dini inançlarına göre hareket etmez, hiç bir dini korumaz, kişilerin inançlarına müdahale anlamına gelecek eylemlerde bulunmaz diye yazılsa idi. daha iyi olmaz mıydı?
    Sayın Yılmaz bu soruma cevap verirseniz sevineceğim.
    Saygılarımla.

  22. Yazan:MER'A-K(ıl) Tarih: Eyl 3, 2008 | Reply

    Sn.Haki Demir,

    Vicdani retçilik merkezinde konuyu değerlendirmek konuyu politik tavır alış noktasına taşımaktadır. Vicdani retçiliğin ciddi ciddi tartışılması gerektiğini düşünüyorum.

    Hayır,sorumun maksadı konuyu“vicdani retçilik” merkezine taşımak değildi.Sadece gönüllülük ve şehitlik ilişkisinin üzerinde durmak istemiştim.Bunun anlamı “gönüllü” olarak askerlik yapan ve ölen kişilerin “şehit” kabul edilmesi de değil elbette.Uhud savaşı örneğiniz,gönüllülük ve iltifat edildiğine dair yazdıklarınızla sizin de bunu vurgulamak istediğinizi hiç sanmıyorum.Aksi taktirde “laik” değil de tamamıyla dini referanslarla yönetilen bir devletin yine benzer sebeplerle ölenlerinin şehit sayılmalarının daha kabul edilir olduğu gibi bir sonuca ulaşabiliriz.

    *İslam, kendi hukukunu kendine iman etmiş olanlara tatbik eder. İslam, müslüman olmayana şeriat’ı tatbik etmez. Çünkü inanılmayan (kabul edilmeyen) hukukun tatbikini zulüm olarak görür.
    …………….
    İnsanların inanmadığı ve benimsemediği değerler için silah altına alınması, kaynağını hukuktan aldığı iddiasındaki “modern kölelik”tir.

    İman etmek noktasında şunu sormadan edemeyeceğim;bugün tanımlanan laik devlet çatısı altında “vatan için savaşıp öldüklerinde şehit olacaklarına” iman eden ”askerler ve onların ardından bu şehitlik mertebesine ulaşmış evlatları olduğu için teselli bulan aileler “vatan kutsaldır”a inanıp benimsedikleri için “modern köle” sayılmayacaklar mı o halde?

    Yanlış olan sadece devleti tanımlamak için önüne koyduğumuz kelimenin taşıdığı anlam mı;laik devlet yada İslam devleti?Kişi “kutsal vatan” için ölüme inanmış ve benimsemişse ve bunun da “şehitlik” olduğuna iman etmişse bu durumda TSK’nın din istismarı yaptığını söyleyebilir misiniz?

    Fakat İslam, kendi siyasi hakimiyeti altında yaşayan başka dünya görüşüne mensup insanların vatanları için savaşma taleplerine mani olmaz ve onlara taleplerini gerçekleştirme imkanını verir ve onlara iltifat eder.
    …………..
    Laik siyasi sistem ve laik değerler için savaşıp ölen kişi, İslam’ın şehitlik tarifi içinde değildir. Bu konunun böyle olduğu sanırım herkes tarafından bilinir ama “yasak konulardan” olduğu için konuşulmaz.

    Sizin yazdıklarınızdan çok net olarak şu sonucu çıkartamıyorum maalesef; dini kullanmak,herhangi bir amacı gerçekleştirmek için ölmek yada öldürmek maksadıyla çıkılan yolun adına “Allah yolu”deyip bu yolda gerçekleşen ölümü, sebeplerini,diğer çözüm yollarını da sorgulamadan “şehitlik” mertebesine ulaşmak olarak görmektir.

    Benim bu noktada (var olmadığına inandığınız laik devlet hukuk metinlerine dayalı olarak değil de İslam hukukuna dayalı olarak cevap verdiğinize göre) yazdığınız şu cümleden yola çıkarak İslam’ın, insan, cemiyet, devlet ve bunların arasındaki ilişkileri inşa eden disiplin olmak bakımından hukuk bahislerine bakışı, dünyadaki hiçbir liberal düşünce ufkunun ulaşamadığı noktadadır.sormak istediğim;İslamın kendi siyasi hakimiyeti altında yaşayan başka dünya görüşüne mensup insanların “kendi oluşturacakları bir devlet ve vatanım diyecekleri topraklara sahip olmak için kalkıştıkları “ bir eylemde sergileyeceği dünyada hiçbir liberal düşünce ufkunun ulaşamayacağı tavır sizce nedir?

    Vatan,yaşam hakkından uğruna ölünecek kadar kutsal kabul ediliyorsa, insan,cemiyet,devlet ve bunların birbirleri ile olan ilişkilerinin kutsallığı sıralamada çok sonra geliyorsa değiştirilmesi gereken bir zihniyet yok mu sizce?

    Dilerim sizi yanlış anlamışımdır ve bu sebeple de incitip kıracak sözler sarf etmemişimdir.

  23. Yazan:MER'A-K(ıl) Tarih: Eyl 3, 2008 | Reply

    Sn.İzzet Kütükoğlu (Eyl 1, 2008 tarihli yorumunuz için son yazdığınızı henüz okumadım)

    sayın Kütahyalı laikliği dinsizlik, dinsiz olmak zannedenlerden! Öyle anlaşılıyor. Öyle anlayanlar için bu yazı güzel vede doğru bir yazıdır. Benim gibi laikliği dinsiz olmak olarak kabul etmeyenler için bu yazı kötü bir yazıdır…
    Sayın genel kurmay başkanı dini argümanlar kullanmış… ne var bunda?

    Helal olsun! :-)
    Laiklik ve din bir arada olurmuş Peki neden o zaman başörtüsü söz konusu olup da anayasa mahkemesine taşındıktan hemen sonra “laiklik karşıtı fiilerin odağı olarak” hani o çoğunluğu laik ve dinli olan halkın % 47 oyunu alan bir partiye kapatma davası açıldı o zaman?

    Spor olsun anayasa mahkemesinin parti kapatma kasları pas tutmasın diye mi?Eee tabi laik devlette hangi kasın ne zaman kullanılacağı belli olmaz,kasları sıcak tutmak lazım.

    TSK Dini argümanlar kullanmış ne var bunda? Bazıları bu kurumun dinsiz kişlerden oluştuğunu mu sanıyor?

    Yok,bunun aksi olduğuna dair kapı gibi ihraç kararları var.malumaliniz “irtica dosyasına “sahip olan subaylar habire ihraç edilip duruyor.İlk defa geçen sene toplam 23 ihraç kararının 10 tanesi irtica imiş!

    Şura’da irticai faaliyetlerde bulunan 10, TSK’nın itibarını sarsacak şekilde disiplin bozucu hareketlerde bulunan 13 asker de ordudan atıldı.
    http://www.ntvmsnbc.com/news/416343.asp

    Bu da evvelki seneye ait olan bilanço;

    ANKARA - Yüksek Askeri Şura’nın bugün gerçekleştirilen olağan toplantısında, TSK’nın itibarını sarsacak şekilde disiplin bozucu hareketlerde bulunan” 35 personel ile ”irticai tutum ve davranışları” nedeniyle 2 personel olmak üzere toplam 37 personelin türk silahlı kuvvetlerinden ayrılmasına karar verildi.
    http://www.fikirplatformu.net/?page=news&cat=1&id=26

    Şu da bir ihraç kararırın sebebi;

    Ardahan’da bir astsubayın üniformayla camiye gittiği için ordudan ihraç edilmesine ilişkin karar, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi’nce onaylandı. Mahkeme, kararın ‘‘ibadetin TSK aleyhine siyasi propaganda vesilesi yapılmaması’’ için alındığını açıkladı.

    ASKERİ Yüksek İdare Mahkemesi, askeri mahkemede beraat etmesine rağmen, üniformayla camiye giden astsubayın ordudan atılmasını uygun buldu.
    Astsubay, bunun üzerine, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi’ne (AYİM) başvurdu. AYİM, astsubayın ordudan atılmasını onaylayarak, davayı reddetti. AYİM, sözkonusu kararında, ibadetin kimi çevrelerce, Türk Silahlı Kuvvetleri’ni araç edinip siyasi propaganda vesilesi yapılmasının önlenmesi amacıyla, bu kararın verildiğine işaret edildi.
    http://www.delikanforum.net/haberler-siyaset-konusu-soru-ve-cevaplar/16055-camide-uniforma-ile-namaza-ihrac.html

    Ben gazete manşetlerinin yalancısıyım,orada değildim :-)

    Eğer TSK bünyesinde vazife icra edenler inanca sahip ise, iman sahibi iseler Bu bir felaketmidir?

    Ben bilmem AYim bilir onlar da bu sorunun cevabını vermişler zaten!

    Değildir efendiler, değildir!

    :-)) Emin olun,kesinlikle sizin bu itirazınızı dikkate alacaklardır .

    Felaket nedir bilir misiniz?

    ???

    Felaket, bir milletin ordusunun dinsiz imansız olmasıdır.

    Galiba yanılıyorsunuz,tekrar düşünün isterseniz!TDK ve TSK ya göre bu kelimenin tanımları farklı gibi!

    Dünyada dinsiz imansız bir ordu da yoktur! Ordu teşekkül ettirmek için dinsiz imansız insanlar arayan bir millette yoktur!

    Tekrar ediyorum yanılıyorsunuz.

    Ne acıdır ki, bizde dinsiz imansız bir ordu özlemi duyanlar bulunabilmektedir!!!

    Onların kimler olduğu hususunda da fikriniz var mı?

    Bir ordunun laik olması, o ordunun dinsiz insanlardan oluşmasını gerektirmez.

    Yanılıyorsunuzzz!İhraç kararları öyle demiyorrrr.

    Öyle bir ordu ilede savaş falanda kazanılmaz!
    Yazar, ordunun dinsel söylemler argümanlar kullanmasını eleştiriyor.
    Ama şurasını düşünmüyor…
    Eğer bu milletin dini kutsallarına sahip çıkmak gibi bir gayesi olmasaydı, Bağımsız bir Türkiye’den söz edemezdik!

    Ahan da bastığınız ses veren bam teli bu zaten.Sahip çıkılanın dinin kutsalları olduğunu siz düşünüyorsunuz!

    Bu millet, Dinsiz bir toplum bu topraklar üzerinde sefa sürsün diye istiklal savaşı vermedi!

    ???…………!!!

    Atatürk, “ben size ölmeyi emrediyorum” derken herhalde pisi pisine ölmeyi kasdetmemiştir. Şehitlik gibi bir kutsiyete inanmayan askerin ölmek için ne sebebi olabilir ki?

    Ölmemek için ben size onlarca neden sayabilirim mesela!

    Sen öleceksin, vatan kurtulmuş kurtulmamış ölene ne?!

    Hay çok yaşayın emi.Yaşa,oku,çalış,bilim adamı,fikir adamı ol da şu vatana millete faydalı işler yap demi ama!Hem ailenin hem milletin hayır duasını al,ömrün uzasın!

    Bu ne utanmazlık arkadaş!
    Laikliği dinsizlik belleyen Oranı ne olduğu belli olmayan bir azınlık, Laikliği dinsizlik belleyip çoğunluğa dinsizliği dayatıyor!
    Bu adamlar Amerikan, ingiliz ordusunda namaz kılan, dini inançlarının gereğini yapan askerleri görmüyorlar mı?!

    Yok galiba görmüyorlar.Galiba onların ordularında kadrolu rahipleri/papazları falan da oluyor sanırım.Askeri sahalarda kliseleri de var mı emin değilim .-)ama siz bilirsiniz kesin!

    Bu, laiklik denilen şey, bu ülkeden mi taksim oluyor arkadaş!
    Bu ülkede siz varsınız diye, dini inanç sahibi herkes bu ülkeyi mi terk edip gidecek?
    Sindiremiyorsan tahammül edemiyorsan Kendine dinsiz imansız bir toplum bulursun orada yaşarsın varsa böyle bir ülke!

    Bence alçak perdeden konuşun size de Bekir beyler,Süleyman amcalar Arabistana demesinler sonra :-)

  24. Yazan:Aziz Yılmaz Tarih: Eyl 3, 2008 | Reply

    Sayın Kütükoğlu,

    Bir makaleyi veya yorumu genellikle iki ana eksen üzerinden değerlendiririz:üslup ve içerik.Tabii bu genel kıstas,bir görüş veya düşünceyi muhakeme eden,tarafsız ve objektif bir bakışla değerlendirebilen,gerçeğe ve doğruya ulaşma amaçlı okumalar için geçerli.Sabit fikirliler içinse bunların pek önemi olmaz,yeterki duymak istedikleri sözleri duysunlar,gerisi pek ilgilendirmez onları.Mesela hiç bir gerekçe,nesnel bir kanıt sunmaksızın sırf kendi “inandığı doğrulara”uymuyor diye bazı makalelere “yorum”diye küfürler sıralandığına şahit oluyoruz.Ne ilginçtir ki bu tür içi boş ve düzeysiz “yorumlara”hemen akabinden kutlamalar falan da gecikmiyor.Hani insanın “yahu adam sadece küfür etti,bunun neresini onaylıyorsun?”diyeceği geliyor.Herneyse.Kusuruma bakmayın,çok fazla detaylara giriyorum.
    Toparlamak gerekirse:Bilgilenme amaçlı yapılan okumalarda da,okur,verili makalede dile getirilmiş düşünceleri doğru bulduğunda bile üslubu onaylamayabilir,ya da konunun işleyiş tarzına itiraz edebilir.

    Mesela bu yazıda Rasim Bey bana göre çok doğru tesbitlerde bulunmuştur.Kanıksadığımız ve artık bir şekilde sıradanlaşan rutinlerin hayatımızda yarattığı tahribatları bize tekrar hatırlatmıştır.Ancak mesele sanki ordunun laikleşememe sorunuymuş ve ilk elden ordunun bu eksikliğini gidermesi gerekiyormuş gibi aktarılmış(ya da en azından yazı böyle bir intiba uyandırıyor).

    Ancak benim için önemli olan niyet yani doğruluk ve samimiyettir.Yazar,aydın sorumluluğuya,halkımızın,insanımızın duygu ve inançlarının yıllardır nasıl istismar edildiğini dile getirmiştir.

    Bizler halk olarak yalan nutuklardan,duygularımızın sömürülmesinden,inançlarımızın istismar edilmesinden çok çektik.Çünkü yıllarca birileri bu yolla bizi itiraz edemeyen,suskun,sessiz vatandaşlar haline getirdiler.

    Saygılar.

  25. Yazan:haki demir Tarih: Eyl 3, 2008 | Reply

    Sayın MER’A-K(ıl)

    *Azizim, ihtiyarlığıma verin, bir makalenin yorum faslında fikir teatisinde bulunmak ve bunu da derinliğine yapmak sözkonusu olduğunda bağlantıları elden kaçırıyorum
    Ben herhangi bir konuda düşünce faaliyetinde bulunurken ilk olarak o konunun çerçevesini (zeminini) oluşturmak çabasına girerim. Aksi takdirde konuya hakim olmanın imkanı olmayacaktır.

    *İslam devletinde ve islam ordusunda, islam’ın değerleri için savaşan (Allah rızası için cihat eden) müslümanın şehit olduğu doğrudur. Şehadet zaten İslam’ın hayat ve ölüm anlayışı içinde izah edilen bir müessesedir. İslam ordusundaki askerin şehit olup olmadığı tartışılmaz ki… çÜNKÜ ŞEHADET İSLAMIN OLUŞTURDUĞU BİR MÜESSESEDİR.

    *Benim bahsettiğim iman, İslam’a topyekun imandır. Vatanın kutsallığı ne demek? İslam’dan veya herhangibir dünya görüşünden (yani değerler sisteminden) bağımsız olarak neyi kutsayabilirsiniz ki? Bu meyanda kaynağı laiklik olan bir anlayışta zaten kutsallık olmaz. Halkın laik sistemin ne olduğunu anlamamış olmasından kaynaklanan ve hala İslam’ın kültür kalıntılarından beslenerek oluşturulan “kutsal vatan” anlayışıyla ve tercih hakkı verilmeksizin (dolayısıyla silah zoruyla) savaşa gönderilen insanların “şehit olacağına inanması” anlamsızdır. Ve evet… Söylediğiniz gibi, TSK nın bu toplumun tarihinden kaynaklanan bazı islami kültür kalıntırlarına yaslanarak şehitlik gibi bir müesseseye dayanarak çocuklarını ölümün içine savurması modern köleliktir.

    *Devletin önüne konulan kelimenin ne olduğu ile iilgili değil hadise… İslam devletinde de dinin istismar edilmesi mümkün… Mesele, insanın inandığı değerler için savaşmak durumunda kalması ile inanmadığı değerler için savaşmak zorunda kalmasıdır.

    *Şehitlik müessesesini İslam’ın kendi hayat ve dünya görüşü iççinde bağımsız şekilde tarif etme imkanı olmadığını söylemek kabil değildir. Fakat şu noktada problem çıkabileceğini düşünmek yerinde olur. İslam devletinde de dinin istismarının mümkün olması gibi, hangi savaşın islam hukukunda meşru olduğu bahsi dikkatlice incelenmelidir. “Kutsal vatan” bahsi, her şeyden bağımsız olarak ele alınamaz.

    *Hiçbir liberal düşüncenin ulaşamadığı ufuk şurasıdır. İslam devletinde yaşayan başka dünya görüşlerine mensup insanlar kendi hukuklarına uygun yaşamak ve kendilerine inandıkları hukukun tatbikini talep etmek hakları bulunmasıdır. Hakikaten bu günün dünyasında bu ufku yakalamış bir siyasi sistem mevcut değildir.

    *İnsan (fert), cemiyet ve devlet bahsindeki sıralamanın önem sırası, aynı bu sırada olduğu gibidir. İslam, önce ferdi, sonra cemiyeti ve daha sonra da devleti önemser. Devlet sıralamanın en sonundadır ve fert ve cemiyet için kendini feda edebilmelidir. Vatanın önemi, fert, cemiyet ve devlet bahislerindeki sıralamanın dışındadır ve bunlar için vatan ne kadar gerekliyse o kadar önemlidir. İslam doğrudan doğruya hedefine fert ve cemiyeti koymuştur. Devlet bile bunların muhafazı (hayatını devam ettirebilmesi) için ne kadar önemliyse o kadar önemlidir.

    *Beni kırmakla ilgili hassasiyetiniz için teşekkür ederim. Fikir beni kırmaz üstadım. Rahat olunuz.

    Yazının başında da ifade ettiğim gibi konular arasında irtibat kurmakta zorlandığımı söyleyeyeyim. Ramazanda benim zihni kapasitem yarıya iner de…

    hoşçakalın

  26. Yazan:MER'A-K(ıl) Tarih: Eyl 5, 2008 | Reply

    Sn.Haki Demir,
    Açıklamanız için çok teşekkürler.Bu yorumda belirttiğiniz husuları biraz daha açarak bir yazı kaleme alsanız ne iyi olurdu!Rasim bey’in “Bu ülkenin çocukları cephane midir?” başlıklı yazısını tamamlayıcı nitelikte bir katkısı olur bizler okuyucuları olarak istifade ederdik diye düşünüyorum?Yazar mısınız?(iftardan sonra :-))

    Saygılarımla,

  27. Yazan:barışderler Tarih: Eyl 6, 2008 | Reply

    KURUMLARI,ÜLKELERİ,DEVLETLERİ, VB HERŞEYİ YAPAN İNSANLAR BAŞKASINA(CANLILARA) VE KENDİSİNE ZARAR VERMEYEN HERNE EYLEM VARSA YAPMALI TERSİ SÖZ KONUSUYSA YAPMAMALI. AMA BU SORUYU YAPMADAN ÖNCE KENDİSİNE SORMALI DÜRÜSTÇE VE YERİNE GETİRMELİ OPORTİNİST VE ŞOVENLİK YAPMAMALI SÖZÜ VE EYLEMİ BİR OLMALI DEĞİL TSK TÜM İNSANLIK BUNU GERÇEK MUTLULUK İÇİN YAPMALI. GERİSİ ZIRILTI ÇÜNKÜ GERÇEK YALINDIR KAFA KARIŞTIRMAZ(KAFA YERİNDEYSE VE İŞLİYORSA ELBET).

  28. Yazan:ibrahim balcıoğlu Tarih: Eyl 6, 2008 | Reply

    pes doğrusu be sayın kütahyalı..milletin kafasını karıştırmakta sizin gibilerin üstüne yoktur..şimdide şehitlik ha..bizim ulusumuz vatan için ölene şehit der..ve vatan uğruna canını vermeyecek hiçbir yurtsever yoktur..bunu sizde çok iyi bildiğiniz halde hedef şaşırtıp TSK lerini lekelemeye çalışıyosunuz..kimlerle aynı safta yeraldığınızı hatırlatmama gerek yok sanırım..yanlış işler yapıyosunuz..size önerim bundan vazgeçmeniz..ama vazgeçemezsiniz..çünkü sizin ekmeğinizin kaynağı bu vatan toprakları değil..daha öncekiler gibi bu yazıyı da yayınlamak işinize gelmeyecek..ama dayanamadım..istediğiniz kadar yayınlamayın…

  29. Yazan:ibrahim balcıoğlu Tarih: Eyl 6, 2008 | Reply

    kendin pişir..kendin ye..ne güzel değilmi..size bir tavsiyem var..öylemi, böylemi..tartışacağınıza..gidin o şehitlerin silah arkadaşlarına bi sorun: arkadaşınız neden öldü…? cevaplarıda burada yayınlayın..bakın bakalım ne için ölmüşler..

  30. Yazan:MER'A-K(ıl) Tarih: Eyl 6, 2008 | Reply

    Sn.Balcıoğlu,
    milletin kafasını karıştırmakta sizin gibilerin üstüne yoktur..

    Bu millet tahmininizce kaç yaşında bir çocuk?Size göre tabii.

    Bu millet demokrasiyi,özgürlükleri daha kaldıramaz abisi,daha çok erken!diyen bazılarına göre daha anne kucağında ağzı emzikli altı bezli bir bebek.Bublar”Hele bir emeklemeye başlasın ondan sonra düşünürüz”diyorlar amma ve lakin ne hikmetse bu bebeğin eline silah verip askere gönderecek kadar büyümüş olduğunun farkında varmamızı da istemiyorlar!Ebeveyn psikolojisi işte çocukları 7o yaşına da gelse hala ona bebek muamelesi yapıyorlar.

    Kimilerine göre de cahilliğinin dibine kibrit suyu sıkılması,aydınlanması,öyle uluorta yerde göbeğini kaşımaması,artık okula gideceği için de kılık kıyafet yönetmeliğine uyup ayağındaki terlikleri,takunyaları,çarığı çıkarıp hedefimiz olan çağdaş ayakkabıları giyip ilkokul eğitimi almaya başlayacağı bir yaşta.Bunlar da “Bu ne cahil çocuk yarabbim!Kapatılma ihtimali olmayan bir partiye oy vermemesi gerektiğini öğretmek lazım yoksa kalkıp milletin pardon o cahil çocuğun önceden yapması gerekeni biz sonradan parti kapatarak yapmaya çalışıyoruz,siyasi tarihimizi bu aç kapalarla karalama defterine döndürüyoruz.”diyip çocuğun eline kendine zarar vermesin diye sahte oyuncaklar veriyorlar ta ki kendileri o çocuğun istendikleri gibi bir millet olduğunu görene kadar oynayıp oyalanması için.O sahte oyuncaklardan biri silah oyunun adı da ölüm olsa bile olsun mühim olan kutsal oyunun adı;”şehitlik”!

    Bu iki yaş grubunun(bebek ve oyunçağı cocuğu) da henüz kafasında karışacak bir şeyler olmadığına göre sizin “millet” dediğiniz “eğitilmiş” olanlar olabilir.Hani oy verecek kadar reşit ama farklı fikir geliştirip bunu beyan edemeyecek kadar da reşit olamayanlar!
    Açıkça demek istediğiniz şu mudur;Ey millet(reşit gibi hani de henüz reşit sayılamayan anlamında) sana bunca zamandır öğrettiklerimiz bundan sonra öğrteceklerimizin temelidir.Sana öğrettiklerimiz ve sonrasında senin her eyleminin ardında ikazda bulunarak öğreteceklerimiz “en doğru” olanlardır,sakın ola bizim sana öğrettiğimiz doğruları sınamak için düşünme ve hatta bunu başkalarının düşünmeye başlayacağı şekilde seslendirme bile,kısaca sen sen ol sakın kimsenin kafanı “yanlış” bilgilerle karıştırmasına izin verme,karıştırmaya kalkanlara da müdahil ol,kendi içinde “boğ” onları!Bunu nasıl yapman gerektiği bilgisine sana verdiğimiz tarih derlerinin“ayaklanma,düşmanlarımız kimlerdir” bölümlerinden ulaşabilirsin,bunu yapabilcek kudrete sahipsin,bu senin en tabii hakkındır!Kimseye telgraf falan çekmeye de kalkmayın,halllediverin kendi işinizi!

    Siz bu ezberleri bozmayın kafa karıştırmayın diyenlerden olduğunuza göre “sizin gibiler” dediğiniz olsa olsa art niyetli yurtsever olmayan” insanlardır .YurtsevMeyenleri teşhis size göre çok kolaydır;benim gibi düşünmüyorsa kesin ‘o’dur dediğinizde olay bitmiştir!

    Zaten bu millet bir teşhis edenlerden bir de edilenlerden muhteva,arası yok,öyle değil mi?İşin ilginci ise “teşhis” edilenler “tespit ile teşhis” ettiğinde kendin pişircilerden sayılıyorlar?Yemiyor işte adam lokanta yemeği niye illa ısrar ediyorsunuz gel benim lokantada ye diye!Değiştirin menüyü belki gelir :-))

  31. Yazan:ibrahim balcıoğlu Tarih: Eyl 6, 2008 | Reply

    sayın mer’a-k(ıl):neden isimsiz yazıyosunuz..önce buna bir açıklık getirmenizi dilerim..beni eleştirenin kim olduğunu bilmek hakkımdır sanırım..bu tartışmanın temelini TSK nın ‘ŞEHİTLİK’ kavramını din istismarı edip etmediği oluşturmaktadır..uzun uzun edebiyat yapmışsınız..doğrusu bu konuda sizi tebrik etmemek elde değil..bu arada edebiyat yapmanın ne anlama geldiğinide sözlükten açıp okursanız çok sevineceğim..tek bir soru ile bitirmek istiyorum..sizce imamlar öldüklerinde ne olurlar?..hadi birde bunu tartışalım…

  32. Yazan:MER'A-K(ıl) Tarih: Eyl 7, 2008 | Reply

    Sn.Balcıoğlu,
    Bana sözlük tavsiye edilmesine alışkınım ve edebiyat yaptığımı düşünmüyorum belki “tuluat” olarak değerlendirebilirsiniz.İsmail Dümbüllü’ye Allah rahmet eylesin tiyatro aşkı yüzünden askeri rüştiyeden atılmış/ayrılmış.1919 senesinde 22 yaşındaymış.Atarürk ve İnönü onu sahnede izlemiş,bunları biliyor muydunuz?Tiyatroyu, yaşadığı dönemi göz önüne alırsanız askerlikten daha çok sevmiş biri.Yurtsever olmadığını söyleyebilir misiniz?

    Tüm bunlar aklıma tuluattan geldi.Konumuza dönersek,keşke siz bana edebiyat yapmadan yaklaşık 30 senedir ölen 30.000 insanı neden Allah yolunda ölmüş gibi “şehit” olarak kabul etmem gerektiğini açıklayabilseydiniz.Bu konuda yukarıda Sn.Haki Demir’in 3.Eylül’de gönderdiği yorumunu okumanızı tavsiye ederim.

    Madem savaş ortamındayız,ölenler de bu vatan için can verdikleri için“şehit” sayılıyorsa o halde neden güle oynaya,davul zurna ile askere gidiyorlar,etrafta derin bir sessizlik olması gerekmez mi?Tüm milleti,yurdun her köşesini saran derin bir hüzünü hissediyor olmamız gerekmez miydi?Birileri eğlence mekanlarında peçete yakıp şampanyalar patlatıyorken birilerinin vatan için ölüp şehit olması garip size de garip gelmiyor mu?

    Bu ülkenin doğusunda 30 senedir süren bir savaştan bahsediyoruz.Bu 30 senelik süre ve ölenlerin sayısı o kadar kanıksanmış ki artık günlük haberlerde bile bir –iki şehit haberi olması olağan karşılanıyor ancak belki sayı yükselirse millet kulak kabartıyor ve onlara da “şehit” denip geçiliyor!!! Pardon ben yine edebiyat yapmaya başladım.Bir kaç soru ekleyerek kısa kesmeye çalışayım.

    ve vatan uğruna canını vermeyecek hiçbir yurtsever yoktur.

    Benim de size birkaç sorum var?
    1-Yursever bir insanı tanımlayabileceğiniz “ölmek” fiili dışında bildiğiniz bir eylem var mı?
    2-Yurtsever olduğunuzu göstermek için ölmek dışında elinizden bir iş gelir mi?
    3-Kendinizi kalifiye bir “yurtsever” olarak görüyor musunuz?
    4-18 yaşına gelene kadarki uzun hayatında bir genç “yurtsever”olduğunu gösterebilecek imkanlara sahip olmuş olabilir mi?
    5-Kız evlat başörtülü diye bu ülkenin ünivesitelerine gidemiyorken erkek evlat bu ülkenin ordusuna kabul ediliyorsa,erkek kardeş kız kardeşten daha mı yurtsever sayılır?
    6-Bir insan vatanını neden kutsal kabul eder?

    Bu arada size GK başkanı İlker Başbuğ’un görev tesliminde sarf ettiği bir cümleyi hatırlatayım;Ne mutlu Türk’üm diyen vatandaşlığın ortak paydası kültür ve dildir,kesinlikle DİN değildir.!!!) ŞEHADET İSLAMIN OLUŞTURDUĞU BİR MÜESSESE olduğuna göre ..artık devamını siz getirin?

    Ben 9.aynalar köyü İmamı S.Balcı öldüğümde amelime göre cennete yada cehenme gideceğime inanıyorum.Yani şehit sayılıp sayılmayacağımı Allah bilir,fiillerimden razı olacak olan O.Devlet yada onun kurumlarından diyanet yada TSK değil.

  33. Yazan:uveys Tarih: Eyl 7, 2008 | Reply

    Turkiye’de annesi-babasi arap oLan birini hayaL etmek zor oLmasa gerek. Turkiye sevdaLisi oLmasi sucmudur. Vatanin butunLugu ve selametini savunMasindan Daha dogaL ne oLabiLir. ama sunuda beLirtmeden edemiyecem. Ne Komunistim Nede fasist. Sadece uLkemi seviyorum uLkumden oturu. Turkiyeyi seviyorum Saf bir miLLet oLdukLarindan oturu. Sizce ben asimiLe oLdumda farkindami degiLim. Hicbirsey degiLse de AtaturKu sundan oturu savunurum. oyLe bir insan dusununku Size Liderlik yapmis En bedbaht durumda Ortaya cikmis Bu ulkeye sahip cikMis onuda gectik Bir uLusu kurtariyor. Cumhuriyeti iLan ediyor Bir uLkenin adinida Turk koyuyor. Turkiye denince Akan seLLer duruyordu hani miLli coskuLarda Bayragi sirtLanan bir cengaver MisaLi sokakLara dokuluyordu Hani bunLari yapan bizLer degilmiyiz.. Hicbirsey DegiLse de sirf bundan Oturu bu Insan biseyLer borcLu degiLmiyiz. Ben annemden-babamdan sunu Ogrendim.. Annem kapaLi bir insan babamda Dinini butunuyLe yasamaya caLisan kendi haLinde bir insan.. yani bes vakit namazini kiLan kendi haLinde bir insan. ama bana en iyi ogrettikLeri seylerden biriside… Ölenin arkasindan sadece hayir duaLarini eksik etmemem , Konusmam Dini kendi tekeLLerinde sananLara soyLuyorum bu Insanin arkasindan(giyabinda) Konusmak giybet oLmuyormu? OLuyorsa neden giybet ediyorsunuz…?

  34. Yazan:Cenk Tarih: Eyl 7, 2008 | Reply

    Artık bu yazı için “zırvalama” teriminin ağır olmayacağını sanıyorum. “Şehit” deyince laik cumhuriyet elden gidiyor öyle mi ? Gülmek geliyor, ağlanacak halimize…

  35. Yazan:EMRE Tarih: Eyl 7, 2008 | Reply

    ben bu yazıyı geçen hafta bir gazetede okudum kaynak gösterilmemiş bu yazı çalıntı

    EDİTÖR’ÜN NOTU:

    Yazının sahibi Rasim Ozan Kütahyalı sitemizin yazarlarından. Taraf’ta yayınlanan yazılarını buraya da koyuyor. Bu tür iddialı ithamlardan kaçınalım lütfen.

  36. Yazan:MER'A-K(ıl) Tarih: Eyl 7, 2008 | Reply

    Sn Cenk,
    Siz hazır içinizden gülmek geldi kesmeyin bu fıkra ile devam edin;

    Dört kişilik avci gurubu, tecrübeli avcı Temel’in önderliğinde ormanda ilerlemektedirler. Karşılarına küçük bir delik çıkar.
    Temel: - Yatın yere, tavsan deliği !
    Bütün avcılar yere yatarlar. Gerçekten bir müddet sonra delikten tavşan çıkar. Avcılar hemen vururlar. Tekrar yürümeye başlarlar. Bir sure sonra büyükçe bir delik çıkar karşılarına.
    Temel: Yatın yere, tilki deliği!
    Yatarlar. Biraz sonra tilki çıkar. Onu da vururlar. Tekrar yola düşerler. Bu defa daha büyük bir delik çıkar.
    Temel: -Yatın yere, ayi ini !
    Yere yatarlar ve çıkan ayıyı vururlar. iyice keyiflenen avcılar yürümeye devam ederler. Kısa bir zaman sonra kocaman bir deliğin başında dururlar. Acemiler hep birden Temel’e bakar.
    Temel: - Uşaklar ne çıkacağını bilmiyorum. Ama Yatın yere, ne çıkarsa bahtımıza !
    . . .
    Ertesi gün gazetelerde manşet:
    Dört avcı tren altında can verdi…

    Hani yine anlamışsanız diye*
    Laci takım elbisesini giymiş,beyaz gömleğiniz üzerine sarı kravatını takmış temel tv ekranından bağırır”Tehlikeli deliğin farkında değil misiniz?Cumhuriyet elden gidiyor,hadi sokağa,” millet meydanlara elde bayrak yığılır,
    Bu sefer takım elbisesinin rengi gri,kravatı pembe olan Temel grup toplatısındaki kürsüden bağırır”Son kale elden gidiyor,haydi sandığa”
    Ardından kırmızı yakalının üzerine sarı sırma nakış işlenmiş sitah pelerinli kahraman Temel saraydaki makam koltuğundan bağırır pardon 120 sayfalık ferman yayınlar”Laiklik elden gidiyor,haydi parti kapatmaya,”
    Başlarını rengarek kumaş parçaları ile örtülmüş kızları üniversitelerde görmek istemeyen cüppeli Tmel bu sefer kampüslerden bağırır”İrtica hortluyor,haydi anıtkabire,”
    Çok şükür tüm devlete yöneltilmiş buram buram din kokan tehlikeleri atlattık derkeeennn,13 askerimizi terör saldırısında şehit verdik haberi medyanın gündemine bomba gibi düşer,
    Bu sefer omuzlarına yıldızlar koymuş jilet gibi ütülü kıyafetini sırtına geçiren Temel bağırır”Haydi millet kutsal vatan için Allah aşkına, alın silahı haydi düşman üstüne,”

    İşte o fıkradaki son büyük,kara deliğin adı ölüm,o rayların üzerinde Allah adına ,kutsal vatan için ölenlere de şehit deniyor.
    Fıkrada dikkatinizi çekti bilmem ölen 4 kişiden bahsediliyor Temel hala hayatta,ee birilerinin ölenlerin cenaze namazını kılıp arkasından da el açıp Fatiha okuyabilmesi için hayatta kalması gerekiyor.
    Kısaca Temel nabza göre şerbet vermeyi,ne zaman ne söyleyeceğini bilen biridir ama Allah yolunda ölüp şehitlik makamına ulaşamayan biridir o aynı zamanda.

    *Bu fıkralama ve tercüme olayı kendilerinde Dejavu etkisi yaratanlar lütfen konuya müdahil olmasınlar.Bu Cenk bey’e özel.

  37. Yazan:Emrah Karamanoğlu Tarih: Eyl 8, 2008 | Reply

    hakkı demir kim ya ne kampanyasından bahsediyor bilmiyormu tsknın kuruluş amacını kanununu ve de tc anayasasını Tsk Aleyhine kampanya ne demek ya Anti Laik diyerek insanları askerlikten mi sogutmaya calısıyorsun sen sacma sapan konusmayın

  38. Yazan:erol Tarih: Eyl 8, 2008 | Reply

    görüyorsunuz işte laik olmak o kadar kolay değil sözde değil özde laik olabilmek gerekli dürüst olmak gerekli bir başörtülünün oğlunu alıp askere götürüyorsun oğlu ölünce sarılıp teselli ediyorsun ama bir başörtülü ne imiş efendim protokolde bir var insan değil o indirin onu oradan yazık ya çok yazık insanlara sadece demokratik laik bir devlet olarak hizmet edin yanlı değil ve laikliğin önemini vurgularken en önce anlamını öğrenin saygıdeğerler…

  39. Yazan:erdem başaran Tarih: Eyl 8, 2008 | Reply

    bu yazıya zerre katılmıyorum… sn. yazar iyi o zaman ölenlere ne diyelim? cenaze namazı da kılmayalım çocuklara? saçma sapan bir açıdan bakmışsınız. yoksa pkk sempatizanımısınız? tsk’yı nerden kötüleyeceğinizi şaşırmışsınız kardeşim kendinize geliniz…

  40. Yazan:uveys Tarih: Eyl 8, 2008 | Reply

    yiLLardir sunu anLamam..
    Bu uLkede En cok yaygarayi kopartanLar,uLkeyi sozde savunuyormus gibi gorunup, SurekLi poropaganda yapip , vatan-miLLet Sakarya diyenLer….Is askerLik yapmaya geLince neden Demokrat kesiLir.. ve kendiLerine boyLe bir kacis yoLunu cozum GorurLer. Demokrasi beLasini basimiza saran uLkeLerin hangi birisinde Demokrasi tam Manada isLiyor…Demokrasi cercevesinde Ben arabami neden haLe emniyet kemeri takiLi bir vaziyette kuLLanmak zorundayim? Neden hur irademin gerektirdigi gibi yasiyamiyorum meseLa….AskerLik yapmayin arkadasim. Mevzu sahibi bakan, miLLet vekiLi , mebus vs. ImtiyazLi sinifi bir kenara itip ben vatanimi sevdigim icin , uLkemi, annemi-babami, KardesLerimi sevdigim icin Askerligi seve seve yaparim diyen biriLeri cikar eLbet. Bu konuda akiLlarina geLdigi vakit demokrat is tatbik etmeye geLince antidemokrat dusunenLer icin soyLuyorum. Askerlik yapmamak eLinizde uLkeden irtica edersiniz…Demokrasinin var oLdugunu ve islevinin yerinde oLduguna inandiginiz bir uLkede yasarsiniz.. Bundan daha doGaL ne oLabiLir…

  41. Yazan:ibrahim balcıoğlu Tarih: Eyl 8, 2008 | Reply

    MER’A-K(ıl) kimdir? Adınızı yazmamakta ısrar ediyorsunuz. Belliki birtakım çekinceleriniz var sayın MER’A-K(ıl)..!ancak kimliğinizi bilmeyince kendimi duvarla konuşuyormuş gibi hissediyorum, bilesiniz..
    Sözlükten ‘edebiyat yapma’ nın anlamını öğrendiğinize göre: şimdi de ‘TULUAT’ sözcüğünü bir öğrenirseniz ne kadar inandırıcı ol(ma)duğunuzu göreceksiniz..
    1.TULUAT: Yazarı olmayan, genelde bir iskelet senaryo üzerinde her oyuncunun kendi yetenek ve kapasitesine göre, sözler, konuşmalar UYDURDUĞU tiyatral gösteri(bkz.İsmail Dünbüllü)
    2.TULUAT: Bir yazara yada metne bağlı olmaksızın tamamen sahnede hiçbir önbilgi almadan o an doğaçlama UYDURULARAK geliştirilen irticali..
    3.TULUAT: Canı nasıl isterse doğaçlama takılan üslup. Çam da devirir, ihtilal de yapar..
    Bu tarifler böyle uzayıp gidiyor. demek eleştirileriniz tuluat üzerine kurulu..bravo size..salla gitsin..hiçbir dayanak olmadan..
    Tuluat yapmanız ile ilgili yorumu okuyuculara bırakıyorum..Ayrıca merhum İsmail Dünbüllü’nün mesleğini askerlikten daha çok sevmesi kadar doğal bişey olamaz..bende inş.müh.yim ve mesleğimi askerlik mesleğinden daha çok seviyorum..’vatan için ölmek’le ‘askerliği sevmemek’ arasında ne garip bir bağlantı kuruyorsunuz..Askerliği sevmemek tabiiki vatansever olmamayı gerektirmez..böyle aptalca bişey olabilir mi?
    Şimdi: yaklaşık 30 senedir yaşamını yitiren 30.000 vatandaşımız varya; size göre onlar ŞEHİT değil..ne olduklarını söylermisiniz lütfen..size ŞEHİT kavramını sözlükten aktarıyorum: Zamanla ŞEHİT kavramı Türkçe’de dini anlamından sıyrılıp vatanını veya milletini müdafaa yolunda ölen herkes için kullanılır hale gelmiştir. Türkçe’de ŞEHİT olarak nitelendirilen kimseler şu kategoriler altında toplanabilir:
    1- Vatani görevini yapmakta iken herhangibir şekilde yaşamını yitiren tüm askerler,
    2- Herhangibir terörist saldırı sonucu yaşamını yitiren eğitim, sağlık, güvenlik, vb..görevlileri ile,
    3- Görev başında yaşamını yitiren polis, itfaiyeci, vb..diğer görevliler.
    Bu kimseler inançlarından bağımsız olarak Türkçe basın yyında yaygın şekilde ‘ŞEHİT’ olarak nitelendirilirler.
    Yukarıda bahsi geçen şahısların birkısmının ŞEHİT kabul edildiği, bağlı oldukları kurumların tüzükleri ve yasalarla da sabittir.
    Bakın; bişey daha var..belki bunu anlayabilirsiniz: pkk terör örgütü, haçlı emperyal güçlerin ve içimizdeki işbirlikçilerinin besleyip büyüttüğü, kolladığı silahlı, bölücü bir terör örgütüdür.sonuçta yaptıkları eylemlerle haçlı emperyal güçlere hizmet etmektedirler..bunun nasıl olduğunu anlatmama gerek var mı? BÜYÜK ORTADOĞU PROJESİ (BOP)..anımsayın;
    Aslında vatanı savunanlar, aynı zamanda bizi biz yapan herşeyi (dil,din,kültür,vatan, aile,toprak,gelenek ve görenekler,bilim ve sanatımız,vb..)savunmak üzere ölmüşlerdir.
    Gelelim davul-zurna olayına: bizim miletimiz bu konuda dünyada tek örnektir ve övünülesi bişeydir..askere giderken bayram yapar..çünkü varolma nedenlerini korumak gibi kutsal bir göreve gitmektedir..ayrıca bu bir gelenektir..halkımız bunu böyle bilir..ve doğru bir davranıştır..(bir göreve hazırlanmak..motive olmak..aynı zamanda bilimseldir)
    Şimdi sorularınızın cevapları:
    1- ‘YURTSEVER’ vatan için ölmek dışında şudur:
    a)yurtseverlik onur ister, yursever olmak sıkıntı çekmektir, yurtsever olmak, avanta alanın bol olduğu bir toplulukta emeği ile, göznuru ile, alınteri ile yaşamaktır.
    b)yıllar önce baş verip can vermeyen KUBİLAY dır,
    c)Şeriat gösterilerine karşı tek başına, elindeki ATATÜRK resmi ile karşı duran genç kızdır,
    d)İnançla Cumhuriyeti savunandır,
    e)İzi yolu olmayan yurt topraklarında, dağ başlarında bütün yokluklara karşı inatla, geleceğe umut taşıyan köy öğretmenidir,
    f)her ne şart altında olursa olsun, vatan toprağını satmayandır..
    2.sorunuz: ölmek dışında elimden bir iş gelir mi?..bakın ben inş.müh. yim demiştim..diplomamı alırken yemin ettim…(yemin metnini merak ediyorsanız İ.T.Ü. sitesinden rahatlıkla bulabilirsiniz..yaptığım evlerin tekini bile T.C vatandaşı olmayana satmıyorum..(merak ediyorsanız sahibinden.com daki 9563659 ve 9563411 nolu ilnlara bakınız.) ayrıca Marmaris ADD yön.kur.da bşk.yrd. görevini yürütüyorum..Kemalizm’i halka, çoçuklarımıza anlatmaya çalışıyorum..tam bağımsızlık, ulus devlet, üniter yapı, kırmızı çizgiler,vb..hakkında bilgiler vermeye çalışıyorum..
    -etrafımda gördüğüm haksızlıklara ve olumsuzluklara tepki gösteriyorum,
    -hak arıyorum,soru soruyorum,sorguluyorum
    -hak yemiyorum,çalışanlarıma insanca muamele ediyor, adil davranıyorum,
    -bugün git-yarın gel diyen memura kafa tutuyorum,
    -bilgi edinme yasası burada geçmez diyen kadastro müd. hk. valilikten başbakanlığa kadar yazılar yazıyorum..
    3.sorunun cevabı:HAYIR
    4.sorunuzun cevabı:EVET
    5.sorunuzun cevabı:HAYIR
    6.sorunuzun cevabı: VATAN, Ulusların kimliğini tamamlayan kavramlardan en önemlisidir, varolma garantisidir.hayvanlar bile yaşadıkları mekan uğruna ölebilmektedirler..
    Ulusların varolabilmeleri için; dil,din,kültür,bilim ve sanat ile VATAN birliğine sahip olmarı gerekir.
    Gelelim sn.gn.kurmay bşk. İlker Başbuğ’un söylediklerine: son derece haklıdır, eksik bile söylemiştir. ‘NE MUTLU TÜRKÜM’ demek ulusal birliğin tercümesidir ve dil,din,kültür,vatan,bilim ve sanat.. bunun ortak paydasıdır..

  42. Yazan:MER'A-K(ıl) Tarih: Eyl 8, 2008 | Reply

    Sn.Balcıoğlu,

    MER’A-K(ıl) kimdir? Adınızı yazmamakta ısrar ediyorsunuz. Belliki birtakım çekinceleriniz var sayın MER’A-K(ıl)..!ancak kimliğinizi bilmeyince kendimi duvarla konuşuyormuş gibi hissediyorum, bilesiniz..

    Bildim ama beni etkilemedi.
    Size falancayım dersem bu neyi değiştirecek?Evet çekincelerim var buna saygı duyabilir misiniz yoksa illa siz bilmek istiyorsunuz diye bunu açıklamak ZORUNDA mıyım?Sizin duvarla konuşuyormuş sanrınıza ancak bir profesyonel yardımcı olabilir ben değil.

    Sözlükten ‘edebiyat yapma’ nın anlamını öğrendiğinize göre: şimdi de ‘TULUAT’ sözcüğünü bir öğrenirseniz ne kadar inandırıcı ol(ma)duğunuzu göreceksiniz..

    Sizi bir şeyler inandırma gayreti içinde olduğumu mu sanıyorsunuz?
    Düşünüyorsunuz ve zaman ayırıp yazdıklarıma karşılık veriyorsunuz bu sizin bir şeyler öğrenmeniz için yetmiyor mu?Bakın “tuluat” kelimesi için size de sözlük karıştırtmış ve bu sayede Dümbüllü’yü ve onun sanatını da hatırlamanıza vesile oldum,ne mutlu bana.Yakında ölüm yıldönümü sanırım.Allah rahmet eylesin.Mizah,kadife eldivene benzer.Sözlerin şiddetini azaltır,sinirleri yumuşatır.Konunun kolay kavranmasına neden olur.Bana hala öfkeli misiniz? :-)

    Bu tarifler böyle uzayıp gidiyor. demek eleştirileriniz tuluat üzerine kurulu..bravo size..salla gitsin..hiçbir dayanak olmadan..

    Siz onca tanımı okuduktan sonra ancak “salla gitsin “sonucuna mı ulaştınız?Pekii,belki bilmezsiniz diye ben de bir ekleme yapayım.Eskiden siyaset yapmak öyle uluorta her konuyu konuşmak yasak olduğundan bu şekilde “örtülü” yollar kullanılırmış.Ve asla salla gitsin diye değil “arif olan anlasın” diye.

    Yazarı olmadan değilll :-)Benim burada sizinle karşılık yaptığım tuluatın konusunun iskelet senaryosunu yazan sizsiniz.Ben sadece sizin senaryoya tabi oldum.Sizin için şimdi biraz daha anlaşılır oldu mu “tuluat” tanımı.Uygulama ile daha kolay öğrenilir,bilirim.

    Hayret!Tanım içinde geçen “irticalen” lafı sizde tedirginlik yaratmadı mı?Hadi itiraf edeyim,tuluattan buralara geliceğinizi biliyordum .-)
    TDK,doğaçlamaın tanımını yaparken “düşünmeksizin” demiş.İnsan tarafından yapılan hiçbir eylem yoktur ki düşünmeksizin gerçekleşsin.Soluk alıp vermek,kasların seğirmesi,kalp atışı vs.hariç.
    Bu durumda ancak ve ancak muhattap alınan kişi,kendine aktarılan konu iel ilk kez karşılaştığında,öncesinde”"konu” hakkında “düşünme pratiği”yapmamış olduğundan, fikri ilk algıladığında “düşünmeden” edilmiş laflar hanesine atarBu aynen bilinmeyen adreslerden pc nize gelen maillin otomatik olarak” önemsiz iletiler” grubuna atılmasına benzer.
    “düşünmeden” edilmiş laflar tanımı aslında kişinin ir başka şeklide “ben öyle bilmiyordum” deme şeklidir.

    Tuluat yapmanız ile ilgili yorumu okuyuculara bırakıyorum..

    Doğru olanı yapmışsınız,size katılıyorum.

    Askerliği sevmemek tabiiki vatansever olmamayı gerektirmez..böyle aptalca bişey olabilir mi?

    Olamaz pek tabii ki!Vatansever olduğunu ispat etmek için de her sorunda ölmek/öldürmek fiilini dile dolamak da aptallık.

    Zamanla ŞEHİT kavramı Türkçe’de dini anlamından sıyrılıp vatanını veya milletini müdafaa yolunda ölen herkes için kullanılır hale gelmiştir.

    Bu kısım için bir kez daha düşünün lütfen.Dini bir tanım siz onun kullanım yerini değiştirmediğiniz de oradan oraya çekirge misali zıplamaz.Şimdi insanların neden TSK nın dini bir kavramı kullanmış olmasına itiraz ediyor anlayabildiniz mi?

    Türkçe’de ŞEHİT olarak nitelendirilen kimseler şu kategoriler altında toplanabilir:
    1- Vatani görevini yapmakta iken herhangibir şekilde yaşamını yitiren tüm askerler,
    2- Herhangibir terörist saldırı sonucu yaşamını yitiren eğitim, sağlık, güvenlik, vb..görevlileri ile,
    3- Görev başında yaşamını yitiren polis, itfaiyeci, vb..diğer görevliler.
    Vazife malulü ne demek peki?

    Biraz araştırın lütfen;
    1-.vatani görevini yaparken ölenler değil burada da verdiğim bir örnek vardı;Görev sırasında ölen bir gencin ailesine önce oğlun şehit deniliyor sonra bu geri alııyor. Sebep;vatani görev yapılırken kalp krizi geçirip ölmekle “şehit” olunmuyormuş.Bilin diye!
    2-“terörle “mücadele edilirken ölenlere deniyor.Sivil vatandaşlara bile.Evde otururken biri beni öldürse “şehit “kabul ediliyorum.Ya ben o sırada kitap okuyorsam,bu vatan hizmeti mi sayılacak?Bu konuda biraz düşünseniz!Acaba neden sivillere de şehit deniliyor?
    Adama sorarlar 30 senede 30.000 ölü!Olsun ölenler şehit nasılsa mı diyeceğiz?

    Polis bir terör saldırısında ölmüş ama suçlular yakalanmamışsa kısaca terör olduğu bilinse de suçlular yakalanıp suçunu itiraf etmemişse o poliş şehit sayılmıyor.Bir tek tuşla bunların bilgisine ulaşabilirsiniz.

    Gelelim şu vatani göreve;muhtemel bir savaş için kişilerin kısa dönem silahlı savunma eğitimine alınmasını hadi anladık diyelim.Eğitim almak için giden adamın gönüllülüğü ile savaş olduğu için ülke savunmasına katkıda bulunmak için giden adamın gönüllülüğü bir kabul edilebilir mi?Buna cevap vermeye çalışırken lütfen şu “paralı askerlik” mevzunu da aklınızın bir yerinde tutunuz?
    şampanya,peşet meslesine değinmemişsiniz?Ya da top yekun savaş olmasına rağmen birilerinin bunu sadece tv haberlerinin karşısında yemek yerken izlemesine de dokunmamışsınız da direkt davul zurnaya geçmişsiniz!Demek birilerinin mecburiyeti ölüp şehit olmak.!!

    Bu kimseler inançlarından bağımsız olarak Türkçe basın yyında yaygın şekilde ‘ŞEHİT’ olarak nitelendirilirler.

    (Bu cümlenizi lütfen hatırlayınız.)
    Bazı kavramlar aynı tuluatta olduğu gibi basında da kışkırtmak yada yatıştırmak için kullanılabilir.Kavramı TSK yada basın öyle kabul ediyor diye itiraz edemeyecek miyiz?

    İnanç dediğiniz şey din midir?Dinden bağımsız ama dini bir kavram kullanılarak “öleni”şehadet mertebesine taşımak !!

    şehit dendiğinde ölüm daha kolay kabul edilebilir oluyor ondan mı?Peki kimin için daha kolay kabul edilir?Oğlunun cennete gittiğine inanan anne için mi?O anne oğlum vatan için öldü şimdi bu vatanda güven içinde rahat rahat uyurum diye mi teselli bulur yoksa oğlum cennette diye düşünerek mi teselli bulur?

    Tuzlada,maden ocağında ölenlere işveren habire şehit dese ne düşünürünüz?
    Sizin BOp’a ulaştığınız yolu kullanırsak,o insanlar da vatan için ölmüş sayılabilirler.Haçlıların canından kıymetli parasını alıyorlar!

    Yukarıda bahsi geçen şahısların birkısmının ŞEHİT kabul edildiği, bağlı oldukları kurumların tüzükleri ve yasalarla da sabittir.

    Evet kabul edilir ama tanımı yoktur.Birileri duruma göre istediğini “şehit” ilan edebilir!

    Bakın; bişey daha var..belki bunu anlayabilirsiniz: pkk terör örgütü, haçlı emperyal güçlerin ve içimizdeki işbirlikçilerinin besleyip büyüttüğü, kolladığı silahlı, bölücü bir terör örgütüdür.sonuçta yaptıkları eylemlerle haçlı emperyal güçlere hizmet etmektedirler..bunun nasıl olduğunu anlatmama gerek var mı? BÜYÜK ORTADOĞU PROJESİ (BOP)..anımsayın;

    Eh azıcık daha zorlasanız onların klisenin askerleri olduğundan ve bunun haçlı orduları olduğundan falan da bahsedebilirsiniz.Bunu diğer başlıkta (ben bölücüyüm) da ırkçılık yapan kişilere söylesenize.Her şeyin sorumlusu olrak Kürtleri görüyorlar da!Bu gerçeği bilmeleri gerek!
    Kaç göbek gittiniz bu sonuca ulaşmak için bilmiyorum ama biraz daha bu hızla gitseniz Habil ile Kabil’e yada homosapienslere kadar ulaşmanız söz konusu olabilecek.Ama yok oraya kadar gidersek hepimiz kardeşiz şarkısını söylemeye başlarız ki(sizin haçlı teziniz de gümbürtüye gider) bu da kardeş kavgası anlamına gelir ki o zaman da hepimiz cehennem yolsuyuz demek olur;Şehitlik konusunda tartışan “cehennemlik” kardeşler.

    Aslında vatanı savunanlar, aynı zamanda bizi biz yapan herşeyi (dil,din,kültür,vatan, aile,toprak,gelenek ve görenekler,bilim ve sanatımız,vb..)savunmak üzere ölmüşlerdir.

    Hayırrrr,yanılıyorsunuz!GKB.başbuğ Atatürk’ü referans alarak öyle demedi*.Siz TSK nın “en kutsal” makamına ulaşmış 46 sene silahlı kuvvetlere hizmet etmiş birinden daha iyi mi bileceksiniz?
    Ortak payda sadece dil,kültür ve ülke.Diğerleri alt kimlik olarak tanımlanıyor.Sırf bu nedenle bile alt kimliğin şehitlik kavramını üst kimliğin en bariz karşılığı olan asker kelimesinden önce kullanamayız!

    bizim miletimiz bu konuda dünyada tek örnektir ve övünülesi bişeydir..askere giderken bayram yapar..çünkü varolma nedenlerini korumak gibi kutsal bir göreve gitmektedir..

    Bunu inanarak mı söylediniz gerçekten.Sigara izmariti toplamak,patates soymak,tuvalet temizlemek,çanta taşımak,tüp taşımak,ev taşımak,subay evi fayans tamiri,boya badana işleri yapmak vs. vs.Askerlik anılarınızı bir yoklayın desem acaba tüm bu saydıklarıma siz daha neler eklersiniz acaba?Piyanist şantör,garson olarak askerlik yapan bir tanıdığınız yok mu mesela?

    ayrıca bu bir gelenektir..halkımız bunu böyle bilir..ve doğru bir davranıştır..(bir göreve hazırlanmak..motive olmak..aynı zamanda bilimseldir)

    Baş örtmek siyasi bir simge midir,gelenek midir yoksa dini bir tercih midir?Cennete motive olmak gibi düşünebilirsiniz bunu da!Üniversiteye gitmek isteyen bir insanın motivasyonunu neden düşürüyoruz o zaman?

    *http://video.haberturk.com/video.aspx?v_ID=37133&k_A=haberturk

    Dikkatli izleyin.Özellikle Sn.Cumhurbaşkanına hitaben başladığı kısmı!

    kalan kısma belki sonra cevap verebilirim.

  43. Yazan:engin Tarih: Eyl 9, 2008 | Reply

    böyle ayrıntılı bir şekilde bu makale sahibine karşı yazı yazıcaktım ama şu beyin yapısındaki adamı alıp ömür boyu devlet ve din ikisi neden ayrı tutulmalı bugüne kadar tutmayan devlet yapılarında neler yaşandı diye anlatmaya kalksan ömür biter bu adamın kafasında yeni bir hücre oluşmaz o yüzden arkadaşım sen yaz askerler din ve devlet ayrı olmalı laik yapı korunmalı diyor ama bakın bu ülkeyi bu bayrağı korurken ölenlere şehit diyorlar bakın bi de cenazede dua ediyorlar yakaladım işte diye eğlendir kendini ve senin gibi kafaları. din ve devlet işleri ayrı arkadaşım insan ve din değil hadi bakayım az biraz düşün belki şu farkı anlarsın ömrünün sonuna kadar…

  44. Yazan:Orhan Dogan Tarih: Eyl 9, 2008 | Reply

    Yorumcu Sayın İzzet Kütükoğlu nA
    Kimse ne kendini ne de başkasını kandırmasın. Türkiye de anlaşılan şekliyle Laiklik,genel anlamda dinsizlik olmayabilir ama İslami açıdan kesinlikle dinsizliktir.
    Çünkü Laiklik hayatı yaratılmışların kurallarına göre-yaratndan gelen kuralları özellikle reddederek- düzenler.
    İslam ise yaratandan gelen kuralları esas alır.
    Buyrun bu ikisini uzlaştırın bakalım nasıl uzlaştıracaksınız.

  45. Yazan:Şahin Tarih: Eyl 10, 2008 | Reply

    İbrahim Balcıoğlu arkadaş ağzına, kalemine sağlık, BOP projesi ile bu güzel ülkemizi emperyalist ülkelere pazarlamaya çalışanlara, TV de çıkıp keşki ingiliz mandasında olsaydık diyenlere, deniz feneri gibi(kombassan, yimpaş ve daha niceleri) kuruluşlarla din istismarı yapıp ceplerini dolduranlara iyi cevap olmuş, bu ülkede din istismarı ile ceplerini dolduran o kadar şerefsiz varken kalkıp Ordu din istismarı yapıyor demek diğerlerini gizlemeye çalışmak anlamına gelir, şimdi diyecekleri şu tamam onlara karşıyız ama Orduda yapıyor, HAYIR ordu yapmıyor , sadece İbrahim arkadaşın dediği gibi vatan için ölene şehit diyor bizde bu hep böyleydi belki dini anlamda şehitlik farklıdır ama Ordu bunu din sömürüsü için yapmadığı çok açık , siz gidip çok imanlı yardımsever deniz fenerine,gemiciklere, pastorize yumurtalara bir bakın derim ben.

  46. Yazan:Kenan Tarih: Eyl 10, 2008 | Reply

    Sizin Bu tür yazılarınız yüzünden ülkemiz bir kutuplaşmaya gidiyor elinizi vijdanınıza koyun lütfen bu tür yazılar yazarak din,laiklik,asker,devlet bunlar ülkenin önemli kurumları ve konuları lütfen

  47. Yazan:Muzaffer Alev Tarih: Eyl 10, 2008 | Reply

    Ecdadımız Büyük Osmanlı niçin ayağa kalkamadı?

    1402 Moğol saldırısından sonra Büyük Osmanlı Ecdadımız daha güçlü olarak ayağa kalktı.
    Son İngiliz saldırısından sonra ayağa kalkabildi mi?
    Börtü böcek, yılan çıyan, kedi köpek, fare sıçan, domuz, solucan ne bulursa yiyen Japonlar ve Çinliler bile ayağa kalktı.

    Acaba avrupa bize niçin devamlı borç para veriyor? Faizini ödeyecek gücümüz var mı borç vermese? Niçin Turist gönderiyor? Ahlakımız ne durumda?

    Yoksa İngiliz bize şeytani bir oyun mu oynadı da, bizim kafamiz pasmayi!!!

    Büyük Selçuklu ve Büyük Osmanlıdan geriye hiçbir yüksek değerimiz kaldı mı?
    Eğer Batılılar gibi sömürgeci, terörist ve soyguncu katiller olup, ahlaksız batılılara yetişeceğiz hayalinde olanlar varsa bizi daha kandırmasınlar zira Batılılar merhametsiz, acımasız, zalim katillerdir!
    Gerçekleri yazmak yasak olmasa, milletimiz uyanır ve tekrar ayağa kalkarız!
    1970 den beri Danimarkadayım. İki aciz site hazırladım. Arzu eden kardeşlerim bir göz atabilirler.

    http://www.esir.webbyen.dk
    http://www.islamidavet.wordpress.com

    Herkese dua ediyor ve selamlarımı gönderiyorum.
    Muzaffer Alev İshoej Danimarka

  48. Yazan:Mert Tarih: Eyl 10, 2008 | Reply

    Burasi da dinci liboslarin toplandigi yer olmaya baslamis yazik. Her yere girdiler artik. Laikligin din dusmanligi oldugunu dusunen bu zavallilar, oglunu kaybetmis bir sehit anasinin yasadigi izdirabi dahi anlamaktan acizler. Diyecek birsey yok. Laflari carpitmaya, kandirabildiklerinizi kandirmaya, bu guzelim ulkeyi toptan carsafa sokmak icin yapmayacaginiz sey yok. Tabi bu arada kendi ceplerinizi doldurmazsaniz da olmaz. Son 6 yilda ortaya cikan dinci kesim zenginlerinin haddi hesabi yok. Yazik yazik, guzel ulkeme yazik. Siz gidin ortaokul cocuklarinin beyinlerini yikadiginiz evlerde bu safsatalarinizi yayinlayin, konusun, kendi aranizda anlasip el cirpin.

  49. Yazan:Alper Tarih: Eyl 10, 2008 | Reply

    BU ULUSUN ORDUSU ŞEHİTLERİNE ”KELLE”Mİ

    DEMELİYDİ..?

  50. Yazan:PirMuhammed Tarih: Eyl 10, 2008 | Reply

    laikliğin din düşmanlığı olduğunu kim söylemiş? yukarıdaki yorumlardan bazılarında böyle bir iddia var.ben yazıda böyle birşey görmedim. evet laiklik dinsizlik demek değildir. fakat Türkiye’deki uygulanış tarzıyla bu şekilde kanaatler oluşmuştur.

    ben bu yazıyı yazan arkadaşın sözlerine katılıyorum. insanlar neden, kabul etmedikleri bir sisteme ait kavramları kullanıyorlar? amaç nedir? İslam’a inanmayan birinin gözünde şehitlik,gazilik gibi kavramlar ne ifade edebilir ki? öte taraftan böyle biri neden vatan için can vermeyi değerli birşey olarak görsün ve kabul etsin?

    üst düzey komutanların şehitlerin cenaze namazlarında saf tutmaları ise çok yeni bir olaydır.o cenaze namazlarında saf tutan generallerin samimi olduğunu nereden bilebiliriz? elbette aksini de bilmeyebiliriz,ancak bundan neredeyse 7-8 sene önce, üst düzey komutanların, şehitlerin cenaze namazlarına katılmadıklarını da hatırlamalıyız.

    laiklik olmadan demokrasinin sakat,yarım ve tam anlamıyla demokrasi olmayacağından bahsedilir.halbuki günümüzde gelişmiş devletlerin önemli bir kısmının laik olmadığını,en azından laikliği doğru manada uyguladıklarını görüyoruz.örneğin haberlerden takip ettiğimiz kadarıyla İngiltere’de Müslüman bir bayan başörütüsüyle polislik mesleğini sürdürebiliyor.A.B.D’nin bir eyaletinde, Müslüman öğrenciler rahatça ibadet edebilsinler diye, orta dereceli okullarda mescit açılmasına izin veriliyor vs. demek istediğim şu: sadece bu iki örnek bile laikliğin nasıl olması gerektiğini ve gerçek demokrasinin nasıl birşey olduğunu anlatmaya yetmiyor mu?

    laikliği olması gerektiği biçime sokup uygulamak çok mu zor? öte taraftan anayasanın ilgili maddesinde; hiç kimsenin dini inanç ve düşüncelerinden ötürü kınanamayacağına,bunları açıklamaya zorlanamayacağına dair bir ifade var. peki, neden depreme ilahi ikaz dedi diye insanlara olmadık yakıştırmalarda bulunuluyor? sonuçta bu da bir görüş, bir fikirdir. buna katılırsınız ya da katılmazsınız. ama bu yakıştırmada bulunma olayı çok edep dışı birşey.bir fikrin yoksa sus, konuşma. klavye başından milliyetçilik veya vatanperverlik yapmak neyin nesi oluyor?

  51. Yazan:Şahin Tarih: Eyl 10, 2008 | Reply

    İnsan hangi dinden olursa olsun bir yerde yaşar eğer yaşadığın yeri savunamazsan seni ordan atıp başka yere sürerler ha dersinizki önemli değil vatan ülke şu bu ben nerde olsa yaşarım diye o zaman size diyecek bişi yok , zaten bunu şimdiden yapıp kendinize uygun bi yerlere gidebilirsiniz bunu size gidin burdan diye söylemiyorum (böyle bir şeyi kimsenin kimseye söylemeyede hakkı yok tabiki)yani tercih ederseniz diyorum. Laiklik dinsizliktir kanaatlerini oluşturanlar bir arkadaşın dediği gibi din istismarcısı dinci liboşlardır, Askerlik yapanlar bilir , oruç tutan bir sürü subayımız vardır , hiç biride din istismarı gibi ( aslında bu suçlamayı yapanların kendi yaptıklarını başkaları yapıyor gibi göstermekten ve bu suçlamalardan yırtmaya çalışmalarından başka bişi değildir) konularla ilgisi yoktur. Bu ülke benim vatanımdır ve sonuna kadar savunurum dinci liboşlar gibi manda altına sokmayı kabul etmem, memlekette satılmadık yer kalmadı, Türk bankası kaldımı? belki 1-2 tane, emperyalistler ne derse o yapılıyor, yavaş yavaş peşkeş çekiliyor güzel yurdumun her yeri, ve dinci liboşlar ceplerini dolduruyor ama bilinki başaramıyacaklar. O avaz avaz din diye bağıranların koy yeşil dolarları önlerine bakın nasıl fikirleri değişir, 7 yıldızlı otellerde bir elleri yağda bir elleri balda haşema ile denize girerler , kazaya bırakılabilecek namazı herkesin ortasında kılarlar sonrada Ordu din istismarı yapıyor derler tabi yersen, sorun bakalım haşa cennetin anahtarı var direk cennete gideceksin hadi öl deyin, bakalım ölmek isteyeceklermi. Birde Mert arkadaş çok güzel demiş “Laikligin din dusmanligi oldugunu dusunen bu zavallilar, oglunu kaybetmis bir sehit anasinin yasadigi izdirabi dahi anlamaktan acizler” gerçektende öyle. Bir konu daha, depreme ilahi ikaz deyince kınanan kişiye kötü yakıştırmaları her iki tarafda yaptı ama genelde o kötü yakıştırmaları yapanlar onun tarafını tutan yorumculardı, inanmazsanız açıp o konudaki yorumları okursunuz. Keşke İngiliz mandası altında olsaydık diyen için de aynı şey geçerli bana göre bu kişinin durumu dahada vahim.

  52. Yazan:Aziz Yılmaz Tarih: Eyl 11, 2008 | Reply

    Bence yazının ana fikrinden uzaklaşılarak konu tamamen bir çekişme ve çatışma aracına dönüştürülüyor.Oysa serin kanlıkla düşünülse meselenin hiç de sanıldığı gibi olmadığı anlaşılacaktır.Unutanlar için hatırlatmakta fayda gördüğüm İran-Irak savaşı örneğin…Her iki taraftan da büyük kayıplar oldu…Pek çok insan yaşamını yitirdi,yerinden yurdundan oldu…Ocaklar söndü ve savaş denen ölüm makinası geride sadece yetim çocuklar,gözü yaşlı anneler ve nice acılar bıraktı.Peki,savaşan her iki taraf da müslüman değil miydi,ve her iki taraf da yaşamını yitiren askerleri için şehit demiyorlar mıydı?Dolayısıyla meseleye bu çerçeveden bakıldığında savaşan her taraf “kutsal”davaları uğruna yitirdiklere şehit der.Bu her topluluk için geçerlidir;herkesin kendine göre şehadet kavramını meşrulaştıracak(ya da kendilerini inandıracakları)bir dayanakları yani kutsak dava veya değerleri mutlaka vardır.Tabii bu yönüyle kim şehit kim değil meselesi son derece karmaşık ve tartışmalıdır.Bu konuya hiç girmeyeceğim şünkü beni ziyadesiyle aşar.Ancak şunu söyleyebilirim:bizler insan olarak birbirimizi tüketen savaşa karşı çıksak,çabamız bu yönde olsa daha insani olmaz mı?Kısacası artık birbirini tüketen toplumlar yerine;yaşatan,çoğaltan,birarada kardeşçe yaşamayı olanaklı kılacak formüllere enerjimizi harcasak daha doğru bir davranış yapmış olmayacak mıyız?

    Son olarak yazının ana fikrine bir kez daha dönmekte fayda var.Yazar,gayet açık bir şekilde laiklik adına kücücük bir kızın başını örtmesini rejim tehdidi gibi algılayan bir kurumun,konu savaş olunca dini bir kavram olan şahadet kvramının savaşmak,ölmek ve öldürmek için bir motivasyon aracına dönüştürülmesini,insanların dini duygularının kullanılmasının din istismarı olduğuna işaret ediyor.Peki gerçekler bu kadar ortada iken konuyu vatanseverlik-vatanhainliği şeklinde algılayıp konuyu dar bir çerçeveye sıkıştırmak insanlığa ne tür bir yarar sağlayacak?Lütfen hadiseye burdan bakalım ve her türlü savaşa hayır diyebilme erdemi gösterelim.

  53. Yazan:Ertan Kalem Tarih: Eyl 11, 2008 | Reply

    İlginç bir konuda çok terbiyesizce ve bir o kadar da gereksizce yazılan bir yazı olmuş.Bu yazıya uzunca bir cevap vermek isterdim.ama kısa cevaplar sanırım bu yazıyı yazan “cahil” arkadaşa yetecektir.Şu anda şunu düşünüyorum ki bu yazıyı yazan arkadaş bir “karşı devrim” sevdalısı,TSK düşmanı ,AKP yanlısı vs.”Küçük Muhammed” kavramını ilk ve tek kullanan kurum TSK değildir tarihimize bakacak olursak.Şehitlik kavramı ülkemizde adeta geçmişten gelen bir ağız alışkanlığı gibidir.Unutmayınız ki şehitlik kavramını yeniçerilerden gelen bir kavramdır.yani bu kelime ta Osmanlılardan günümüze gelen bir ağız alışkanlığı gibidir.Yoksa hükümetimiz yüzünden Irakta ABD petrolünü korurken vefat eden askerimiz şehir olurmu (?!) bunu tartışmak istiyorum.Şehitlik öyle bir kavram ki ; daima birileri bu kavramı hep kullanmışlardır.
    ——–
    Bu arada karşı devrimci olduğu kesin olan bu yazar arkadaşımız hangi sıfatla TSK’ya din istismarcılığı yapıyor diyor anlamıyorum.TSK , dinciler(!?) gibi halkın dini duygularını sömürüp para toplayıp daha sonrada bu paraları cebinemi atmış??ya da saçma sapan tarikatlar mi kurmuş?Şu sıralar AKP ve yandaş medyası öyle bir durumdaki ,adeta bir cahil cesaretiyle önüne gelen herşeye herkese saldırmakta.kendisine karşı bir güç olduğunu bildiği şeyleri entrika ve saçma iddialarla bitirmeye çalışmaktadır..Bu yazıyı yazan arkadaşta “Şehadet” kavramıyla vurmaya çalışmış.
    ——
    Evet karşı devrim medyası ve yazarları.Bakalım ileride saldıracak ne bulacaksınız kendinize.

  54. Yazan:Ç-Z Tarih: Eyl 11, 2008 | Reply

    Aziz bey,

    Ancak şunu söyleyebilirim:bizler insan olarak birbirimizi tüketen savaşa karşı çıksak,çabamız bu yönde olsa daha insani olmaz mı?Kısacası artık birbirini tüketen toplumlar yerine;yaşatan,çoğaltan,birarada kardeşçe yaşamayı olanaklı kılacak formüllere enerjimizi harcasak daha doğru bir davranış yapmış olmayacak mıyız?

    Bu yazdıklarınıza tamamen katılıyorum.Vicdanımıza kabullendirmek için(bir çeşit sus payı,rüşvet)ulvi gerekçelerle,savaş nedenlerine kutsiyet atfediyoruz.Şartlandırılmış akıllarımızla bu mazeret aramalarla aslında kendimizden uzaklaşıp,insanlığımızı tüketiyoruz.

    Şiddetin amacı kutsallaştırılarak kendisi de kutsallaştırılıyor,adım adım;
    Kutsal vatan,
    vatan uğruna savaşmak kutsal,
    TSK kutsal
    ve en nihayet “ölüm” kutsal.

    Yaşamı veren Allah’ın karşına kutsal ölümü lütfeden rakibiymiş gibi çıkmaya cüret eden densizler,iki yüzlüler.

    Şiddeti aracı kılıp sorunların çözüleceğine inananlar/inandırılmışlar alttan alta sanki içlerindeki nefret duygusunu kusabilecekleri bir ortamın oluşması için gereken zeminin yaratılmasına çalışıyorlar.

    Akıllardan geçen düşünce “seninle bir odada kalmaya bile tahammül edemeyen ben,mümkün olsa,elime fırsat geçse ah seni yaşatırmıydım acaba?” oluyor ve maalesef bunu mümkün kılacak ortamlar tam 30 senedir mümkün kılınıyor.

    Bu ırkçılığı da aşan bir rahatsızlık;güvende, güvenlikte hissedebilmek için gayet doğal olarak sahip olmamız gereken endişe duygusu bilinçli bir şekilde körükleniyor ardından da korkulması,”yok edilmesi” gereken işaret ediliyor;yok et! ve tüm endişelerinden sıyrıl,huzuru bul!
    “Senin tüm huzursuzluklarının,endişelerin kaynağı işaret ettiğimdir” şartlandırmasının eylemlerini mükemmelen hayata tatbik edebilen kobaylar yoksa nasıl olur da ödedikleri elektrik faturasının yüksek bedelinden,kanun dışı fiillerden ve ahlaksızlıktan sadece bir grup insanı suçlayabilir!

  55. Yazan:MER'A-K(ıl) Tarih: Eyl 11, 2008 | Reply

    @Ertan Kalem,

    TSK , dinciler(!?) gibi halkın dini duygularını sömürüp para toplayıp daha sonrada bu paraları cebinemi atmış??

    Aslaaaa.Yok öyle şey olur mu hiç?Kurban bayramında deri yüzünden böyle şeyler olur ama onun dışında pek göze direkt görülmez.Zekat,fitre ve kurban bedellerini bağış olarak kabul ederler ama onun öyle olduğunu sadece siz bilirsiniz yoksa çıkıp kimse aldım kabul ettim Allah kabul etsin falan demez.
    Askerde yemin töreni vardır,silah üzerine yemin edilir.Mecliste de and içilir.(ABD’de ne kadar yobaz incil üzerine yemin ediyorlar,senotoda da mahkeme de)

    Her iki yerde de yemin vardır ama Kuran yoktur.
    Evet doğum gibi ölüm de Allah’ın takdiri,namaz kılınarak Kuran okunarak insanların ölüme uğurlanması inanç sahibi olan herkes tarafından anlayışla karşılanır.

    Kutsal kelimesi dini midir?

    Lütfen bana tarih,üzerinde ölenler,vs vs gibi şeyler yazmayın .

    Teröre kaynaklık eden sorunların tek çözüm yolu silahla mukavemet midir?

    Hayır başka yollar da var dediğiniz anda sizin “şehit” olarak tanımladığınız tüm insanlar boşu boşuna ölmüş demek olur.

    Ölmek ve öldürmekten başka çare yok dediğiniz bir noktada mıyız?

    O zaman bu savaş zayıf taraf yok olana kadar bitmeyecek demektir,öyle değil mi???

  56. Yazan:Şahin Tarih: Eyl 11, 2008 | Reply

    TSK , dinciler(!?) gibi halkın dini duygularını sömürüp para toplayıp daha sonrada bu paraları cebinemi atmış?? gibi mantıklı bir soruya şu cevap verilmiş

    Aslaaaa.Yok öyle şey olur mu hiç?Kurban bayramında deri yüzünden böyle şeyler olur ama onun dışında pek göze direkt görülmez.Zekat,fitre ve kurban bedellerini bağış olarak kabul ederler ama onun öyle olduğunu sadece siz bilirsiniz yoksa çıkıp kimse aldım kabul ettim Allah kabul etsin falan demez.

    Bunu anlayamadım yani şahsi olarak ceplerinemi atmış demek isteniyor? yada kurum olarak gelenleri paylaşıyorlarmı?, belki münferit vardır ama bu orduyu kurum olarak bağlamaz ama deniz feneri gibi “dini bütün” kuruluşlar ve nice tarikatlar varki direk cepe giriyor gelenler ve alırkende “Allah kabul etsin” derler, bir kere bile bu konuda yazı yazarmı bu dinci liboş medya? dinci liboşlarla yani dini istismarı had safhada yapanlar ile TSK yı bir tutmak ya safdilliktir yada kendi yaptıklarını örtmek istemektir. Aynen Ertan arkadaşın dediği gibi dinci liboşlar “Şehitlik” kavramıyla vurmaya çalışmış kendisinden olmayanı.Daha önce yazdığım gibi 7 yıldızlı otellerde haşema ile denize girer bu liboşlar.

  57. Yazan:darbelimatkap Tarih: Eyl 11, 2008 | Reply

    Yazarın ne söylemek istediğini anlayamayan ne çok kuş beyinli var.

    Yazar ne şehitlik kavramına karşı ne de vatan sevgisine.

    Yazar, biraz basitleştirsek, diyor ki: “kardeşim, başörtülüleri, orduevine bile almıyorsunuz, namaz kılanı uzman çavuş bile yapmıyorsunuz. Eşi örtülü olanları içinize sokmuyor, sızanları da ordudan atıyordunuz. Daha düne kadar şehit cenazelerinde bile, laiklik elden gidecek diye namaza durmuyor, kenarda baston yutmuş gibi bekliyordunuz. Yani, İslam’a ve onun hayata yansıyan yönlerine bu derece mesafeli ve ayrımcısınız. Peki konu kayıplar olunca, tamamen İslami bir referans olan şehitlik, gazilik gibi kavramları neden kullanıyorsunuz? Bu ne perhiz ne lahana turşusu? Bu halkın dini duygularını istismar etmek demek değil mi? Başörtülü birisi orduevine gidince, bir subayın eşi başörtülü olunca, namaz kılınca laiklik elden gidiyor da, bu İslami kavramları kullanınca laiklik elden gitmiyor mu? Bu nasıl bukelemun bir laikliktir? Başörtüsü orduevine bile girmeye engel, ordudan atılmaya sebep iken, nasıl oluyor da aynı başörtüsü şehitin anası/eşinin başında olunca birden kutsanmaya başlıyor, el üstünde tutuluyor, elleri öpülüyor? Sakın, bu kayıplara karşı kemalist, modern bir avuntu bulamadığınız için mecburen bu islami kavramları istismar etmek zorunda kalıyor olmayasınız?”

    Bu kadar basit yahu. Buradaki istismarı anlamak çok mu zor?

  58. Yazan:Şahin Tarih: Eyl 11, 2008 | Reply

    İstismar öyle olmaz olsa bile çok hafif kalır istismarın ne olduğunu anlatmak için Bekir Çoşkun’un bir yazısından alıntı vereyim;

    “Adam dindar (!) gibi.
    Oruç tutuyor, cumaya gidiyor, Allah sözcüğü dilinden düşmüyor, kadınlarını örtüyor, din-iman diye diye dolanıyor dört bir yanda.
    Ama ahlaksız…
    Hırsız…
    Avantacı, fırsatçı, üçkáğıtçı…
    Nasıl kıydınız ülkesinden uzakta, köyüne-mahallesine-ailesine hasret yaşayan, yalnızlık duygusu içindeki insanları kandırıp paralarını “hayır işi için” diye ellerinden alarak onları dolandırmaya…
    Üstelik din-iman adına…
    Alman savcılar el attılar, tüm bu kirli işleri Türkiye’nin önüne koydular.
    Deniz Feneri” davasını iyi izleyin, din-iman adına yapılan dolandırıcılıklardan sadece bir tanesidir o.
    Elbette düzgün ve samimi dindarlar ayrıdır…
    Ama dini-imanı günlük çıkarında, makam-mevki uğruna, ticarette ya da siyasette kullananlara iyi bakmalısınız.
    Din-iman var…
    Ahlak yok…”
    Evet bence bu yazı çok şey anlatıyor.
    Birde bunu anlamak istemeyenlere ne denir? yada işlerine gelmeyenlere? “kuş beyinli” lafı az kalır.
    Siz hiç Laik Holding diye bişey duydunuzmu yada Ordu biz laikiz bize yardım edin diye bişeymi dedi?(hadi istismar etti diyelim kişisel çıkarmı sağladı? kurumsal çıkar sağlıyo dersek nasıl bir çıkar olur bu? eğer dersek buna hükümetde girer, istismarda kişisel çıkar olmalıdır, şu şekilde eleştirilse amenna “Şahadet” kavramını ordu ve insanlarımız yanlış kullanıyor gibi, bu tartışılır o zaman) ama “İslam Holding ” (bknz Yimpaş ),” müslü