Tuncay Özkan’dan Bayram Hatırası »
By Editorden on Eki 1, 2008 in darbe, Demokrasi, Ergenekon Nedir? | 3 Comments
Bir süredir basın özgürlüğü ile basına tapmanın aynı şey olmadığını yazıyoruz bu sayfalarda. Kuzey Irak harekâtı sırasında Zeyno Baran’ı kullanan Hudson Institute gibi kimi Amerikan düşünce(!) kuruluşları Türkiye’yi sonu belirsiz bir savaşa itiyorlardı. Kanal Türk de bir yandan Kürt düşmanlığı, diger yandan da darbe çıgırtkanlığı yapıyordu aynı zor dönemde. Tuncay Özkan, dönemin Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt’ın yaptığı açıklamaları beğenmemiş Read the rest





Türk siyasal hayatının teorik ve pratiğini işleyişini belirleyen en temel kurallardan biri dilemmalardır. İki seçenekli bir tercih ile karşı karşıyaysanız ve bunun bir tarafından Atatürk ve onun temsil ettiği bir “sembolik kapital” alan varsa işiniz hem kolay hem zor demektir. Kolaydır, çünkü; mevcudu muhafaza etmek için “böyle gelmiş böyle gider” seçeneğini işaretlerseniz sorun yok. Zordur, çünkü; düşüncenizi ve değişimi esas alıp “bu işte bir yanlışlık var böyle gitmez” seçeneğini işaretlerseniz, canınız yanacak demektir. Başka bir ifade ile söylersek mesele Atatürk’ün bir “siyasal şantaj aracı” olarak kullanılmasıdır.
İnsanın derinliğine inen, şahsiyetini, kültürünü, ahlakını, öz’ünü belirginleştirip olgunlaştıran bir eğitim modeliyle daha henüz tanışamadık. Merkeze insani vasıfları, düşünceyi, özgürlüğü, ahlakı ve vicdanı almayan bir eğitim sisteminden bireyin ve toplumun eğitilmesini, insanlaşmasını ve özgürleşmesini bekleyemezsiniz. Rekabete dayalı, yarıştırıcı bu şekliyle arda kalanları ezen ve sindiren bir mantığın hâlihazırdaki eğitim anlayışında yürürlükte olması insanlık adına gerçekten vahim bir tablodur.
Yazar: Zühre Meryem Kaya 
Sunuş: 