Kan ne zaman duracak? »
By T.Suat Demren on Eki 4, 2008 in PKK, Terör | 31 Comments
“Yine gencecik fidanlar toprağa düştü…
Davul zurnayla, dualarla, bayraklarla uğurlanmışlardı. Çok gençtiler, geleceğe dair umutları vardı, yollarını bekleyen sevgilileri. Anaları onları anmadan gün geçirmez yolunu beklerdi dualarla. Ve terhislerinden önce aniden döndüler evlerine, ama tabutların içinde soğuk, cansız ve kaskatı..
Allah hepsine rahmet eylesin..”
Bu satırları epey önceki PKK saldırılarından birinin ardından yazmışım. Kimbilir kaçıncı kez, benzeri mihvalde satırlar karalıyorum..
Bu sabah da yine kötü bir haber ile uyandık: 15 şehit, çok sayıda yaralı, 2 kayıp ve öldürülen 23 terörist..
Artık böyle kötü haberler almak istemiyoruz. İnsanlığımız isyan ediyor, vicdanımız kanıyor. Her şehit haberinde içimiz kavruluyor. Her ölüm canımızı acıtıyor. Bu toprakların tüm fertleriyle barış içinde, kardeşçe yaşamak istiyoruz..
Çok mu şey istiyoruz?
Bu masum dileğin yerine gelmesi niçin bu kadar zorlaştırılıyor? Niçin sürekli katlanılması çok zor acılara maruz kalıp duruyoruz?
Ne zaman duracak bu kan?
Bunun için daha ne kadar fidanın toprağa düşmesi gerekiyor?
….








Bir kez daha sosyal medyada paylaştığımız mesajları kitaplaştırdık. Yayına girdiği günden beri 
Kitap tanıtan kitapların 7cisine damgasını vuran düşünür Susan Sontag oldu. 1977’de yayınladığı “Fotoğraf Üzerine” isimli cesur kitaptan bahseden 4 makale ile başlıyoruz. Mehmet Özbey’in kaleminden eskimeyen bir kitabı ziyaret edeceğiz sonra: Yüzyıllık Yalnızlık (Gabriel Garcia Marquez) Değerli yazarlarımızdan Mehmet Salih Demir ve Mustafacan Özdemir tek bir kitaba ve tek bir yazara odaklı kitap sohbetlerinden farklı makaleler hazırladılar. Bunlar kavram ve/veya olaylara odaklı, birden fazla kitaptan ve müelliften istifade eden çalışmalar: Terör, vicdan, modernleşme, bilim felsefesi (Kuhn, Heidegger, Derrida, Gadamer, Dilthey, Mach, Baudrillard, Toulmin) … Suzan Nur Başarslan’ın yazdığı Türk romanının tarihçesi ve Seksenli Yıllarda Türk Romanı Ve Post Modern Eğilimler de bu kategoriye dahil edilebilir. Bunların yanısıra yazar kadar hatta bazen daha fazla ünlenmiş kitaplara adanmış makaleleri de yine bu sayıda bulacaksınız: Zeytindağı (Falih Rıfkı Atay), Hayy Bin Yakzan (İbn-i Tufeyl), Körleşme (Elias Canetti), Taşrada Düğün Hazırlıkları (Franz Kafka). Kitap tanıtan Kitap 7’nin daha önceki sayılardan bir diğer farkı da Georg Simmel’e adanmış iki makale içermesi. Karl Marx ve Max Weber arasındaki kayıp halka olarak nitelenen Simmel’in “Büyük şehir ve zihinsel yaşam” (Die Großstädte und das Geistesleben, 1903) isimli özgün çalışmasından bahsettiğimiz makaleler kitabın sonunda. 



Kitap Tanıtan Kitap 6






















Söz yıkar şiir imar eder



Kitap Tanıtan Kitap 2



Roman nedir? Tarif dahi edilmesi zor bir kavram. Sanatçının İnsan’a bakışını, toplumla kurduğu ilişkiyi yansıtır sanat eserleri. Bu sebeple sanat her çağda yeniden icad edilir. Ünlü yazar Heinrich Mann’ın dediği gibi: “Bütün romanların ve hikâyelerin amacı kim olduğumuzu bilmektir, Edebiyatın önemli bir konuma sahip olmasının nedeni, sadece doğanın ve insanlar âleminin ayrıntılarını tek tek açıklaması değil, insanları hep yeni baştan keşfetmesidir.” Değerli yazarımız 




Kendi ülkesini işgal eden ordu


















Hayatta en kötü mürşit ilim ve fen olmasın sakın? Eğer Atatürk bir kaç yıl daha yaşasaydı o meşhur sözünü geri alır mıydı acaba?… Ateşi keşfetmeden önceki insanlık ile bugünkü “uygarlığımızı” karşılaştırdığımızda hiç yol almadığımız söylenebilir. Bundan 200 bin yıl önce komşusunun yiyeceğini çalmak için başına taşla vuran neandertal insani ile 2003 yılında Irak in petrolünü çalmak için bir milyon ıraklı sivili öldüren (veya buna seyirci kalan) homo economicus ayni uygarlık seviyesinde. Aralarındaki tek fark kullandıkları silahların teknolojik üstünlüğü. Teknoloji ve bu teknolojinin uygulanmasını mümkün kılan bilimsel buluşlar sıradan insanlar kadar bilim adamlarının da gözlerini kamaştırdı. Bugün karşımıza kâh bilimci (scientist), kâh deneyci (ampirist) olarak çıkan ahlâkî-felsefî bir duruş var. Bu duruş eğitim sistemimize ve resmî ideolojimize öyle derinden işlemiş ki sorgulanması dahi çok sayıda insanı öfkelendirebiliyor, rejimin savunma mekanizmalarını harekete geçirebiliyor. Bilim ve teknolojinin insanlığa otomatik olarak barış getireceğinden şüphe etmek neredeyse bir suç. Buna cüret edenler gericilikle, bağnazlıkla suçlanabiliyor. Pozitivizm ve “modern” yaşam üzerine yazılmış makalelerimizin bir derlemesini 75 sayfalık bir kitap halinde sunuyoruz. PDF formatındaki bu kitabı 





Sun-Tzu tarafında M.Ö. 6. yüzyılda yazılan “savaş sanatı” kitabı, stratejik ve askeri taktikler için yazılmasının yanında, günümüzün ekonomi, siyasi ve iş dünyasına da ışık tutan en önemli eserlerden birisidir. Kitabın beşinci bölümünde bir savaş taktiği olarak gerilladan bahsedilir. Bir savaş taktiği olarak gerilla yöntemi, başlı başına büyük bir konu olduğu için sadece temel yapı taşlarından bahsetmek gerekirse;
Sunuş: ABD’deki krizle alakalı tartışmalar, şu sıralar gazetelerin ekonomi sayfalarının en önemli gündem maddesi. Yaşanan krizin piyasaların aşırı serbestliğinden kaynaklandığını savunanlar var. Bazıları da kapitalizmin üzerinde Marks’ın hayaletinin dolaştığı şeklindeki söylemlerle, son derece romantik bir ruh haline bürünerek eski sosyalist ütopyaların heyecanını duyuyorlar.
“Bolu 2. Komando Tugayı’nda vatani görevini yapan 13 askerin 7 Ekim 2007’de şehit düşmesinin ardından Bolu Express gazetesindeki köşesinde “Türk, işte karşında düşmanın” başlıklı bir yazı kaleme alan I.E., terörle mücadeleyi anlattı. I.E., yazısının devamında DTP milletvekillerinin, DTP yöneticilerinin ve DTP’li belediye başkanlarının isimlerini tek tek sıraladı. I.E., yazısında şu ifadelere yer verdi:
Geçen haftaki yazı 68’in devrimci aktörlerinden birinin tanıklığıyla Deniz Gezmiş’in Yakup Cemil’e olan hayranlığını belirtmemle sonlanmıştı.
Ahmet Altan birkaç yazı üst üste, bence Türkiye’nin en ama en temel meselesini yazdı…
22 Aralık 1944’te genç bir Vietnamlı komünist Vo Nguyen Giap partisi tarafından bağımsızlık hareketinin askerî kolunun başına atandı : 31 erkek, 3 kadın, 2 tabanca, bir kaç tüfek ve bir makinalı tüfek.