RSS Feed for This Post

Bela, Suzan Nur Başarslan’ın Romanı

bela, suzan nur başarslan'ın romanıBela, Suzan Nur Başarslan'ın Romanı

İnternetten almak için (Kitap Yurdu)

 “Gitmek  hep  zordur. İnsanın  yürek  gardırobu  tıka  basa doludur.
Çünkü  hayallerini, umutlarını, sevinç  ve  üzüntülerini, ilkleri, sonları,
yağmuru, gözyaşını ve  sevgilerini koymuştur içine. Çok  ağırdır. İnsan
taşınırken/giderken en çok bu yükün altında ezilir.”

(Yürek Gardırobu’ndan SNB)

İnsanın ilk kelimesi belâ.  Bela, kabul etmek, evet  anlamına geliyor; ama aynı zamanda bela, dert ve üzüntü anlamına da geliyor. Bu yüzden bela, bazen teslimiyetken insanda; bazen de isyan olarak karşımıza çıkıyor.
Cem, Nursu ve İstanbul; Giz ve Işık; Toprak ve Suaytan’ın, hayatlarının bir anında birleşen yazgıları, sonra tamamen dağılan. Birbirinden bağımsızmış gibi duran tüm bu insanların bir bütünü oluşturmaları ve bir şekilde bir kazayla ortak bir anı paylaşmaları… Birbirlerinden farklıdırlar, hayatları farklı, yaşam kültürleri farklı, hayata bakışları farklı, zevkleri farklı ama bir şekilde aynı ana/olaya tanıklık ederler ve o anın/olayın parçalarından birini oluştururlar. O ortak andan sonra asla aynı insan olamazlar, büyük bir kırılma yaşarlar ve alakasız gibi duran küçük bir ayrıntı, yaşam parçası, acı… bu insanları birbirine kopmamacasına bağlar/ayırır. Sorgulamalar, aşk, sevgi, kin, nefret, aldatılma… Hesaplaşmalar en dibine kadar yaşanır ve tüm taraflar kendi sorgulamalarını bitirmeden, diğerini anlayamazlar ve affedemezler, ne zaman ki sorgulamada asıl sorgulamanın kendilerine karşı olan hesaplaşma olduğunu anlarlar, işte o vakit suçlu görünenin aslında varlığıyla, yaptığıyla suçlu olmadığını anlarlar ve hayat kaldığı yerden devam eder ama asla aynı şekilde değil. Parçalanmış olarak ve bu parçalarla yeni bir bütün oluşturarak.
Bilinçakımı, flashbackler, onlarca yapıta, kurgu kahramanına, işaret ve sembollere göndermeler… yer yer sürrealist bir havaya bürünen, iki farklı zaman düzleminde birçok kahramana ev sahipliği yapan post-modern bir anlatı Bela. Sorgulamalar: Sevgi, aşk, pişmanlık, dostluk… Sorgulamalar: Gerçeklik ve kurgunun gerçekliği – bu gerçeklikle paralel olarak sorgulatılan yazgı-… Yazılan mı olur, yoksa olan mı yazılır? Ve insanın ismiyle karakteri ve yazgısı arasındaki bağlantı nedir?

Tüm bu sorulara, sorgulamalara verilen cevap: Bela. Kimi kabul, kimi red anlamında; kimi teslimiyet, kimi isyan anlamında… ve tüm hepsini bulabileceğiniz roman: Bela.

Hayata bir de Bela’nın gözünden bakın…

Trackback URL

  1. 30 Yorum

  2. Yazan:suzannur Tarih: Dec 16, 2010 | Reply

    :)))

  3. Yazan:suzannur Tarih: Dec 16, 2010 | Reply

    bu arada bakmak isteyen olursa, romandan bir bölümü ekliyorum 🙂

    http://suzanbasarslan.blogspot.com/2010/12/bela-lugazbilmeceyaniltmacadan.html

  4. Yazan:ç-z Tarih: Dec 16, 2010 | Reply

    Yürek gardrobu..bu tanımın çok hoşuma gitti ve Kafka’nın Milena’sına yazdığı (hatırlayabildiğim kadarıyla) şu satırları hatırlattı; “odandaki gardrop olmak istiyorum…bütün gün seni sarıp sarmalayan, sana benden yakın olan kıyafetlerin onun içinde…o dolabı kıskanıyorum”
    …..
    Yürek gardrobu boş olan, insanlık libasını giyinemeyecek olan mahlukat olsa gerek!
    Ve muhtemelen o gardrobun kapağında bir boy aynası da vardır; Sorgulamak!
    “…taraflar kendi sorgulamalarını bitirmeden, diğerini anlayamazlar ve affedemezler, ne zaman ki sorgulamada asıl sorgulamanın kendilerine karşı olan hesaplaşma olduğunu anlarlar, işte o vakit suçlu görünenin aslında varlığıyla, yaptığıyla suçlu olmadığını anlarlar ve hayat kaldığı yerden devam eder ama asla aynı şekilde değil.”

    Dilerim kitabın taşınan/giden, hesabı olan her bir muhatabına ulaşır ve hayatlar kaldığı yerden seninle yeni bir bütün oluşturarak devam eder…

    En kısa zamanda kitabını temin edip alıntı cümlelerle gardrobuma çeki düzen vermeyi düşünüyorum…hayırlı olsun 🙂

  5. Yazan:suzannur Tarih: Dec 16, 2010 | Reply

    Sevgili ç-z, öncelikle çok teşekkür ederim. Aslında biraz korkmuyor değilim, inşallah okunduğunda cümlelerim yürek gardroplarınıza ulaşır.
    Sevgiyle…

  6. Yazan:Merush Hanım Tarih: Dec 16, 2010 | Reply

    Sevgili Suzan,
    Bir bölümünü okuduğumda bile ulaştın “yürek gardrobuma”. Mahcubiyeti bırak, keyifle seyret diyorum bizlerdeki etkilerini. Anlatacağız çünkü sana.. İyi ki yazdın, iyi ki!
    Sevgiler…

  7. Yazan:suzannur Tarih: Dec 16, 2010 | Reply

    Merush’um, arigato :)) cha, cane can…

  8. Yazan:gülistan tanrıkulu Tarih: Dec 16, 2010 | Reply

    hayırlı olsun hocam…inş devamı gelır…

  9. Yazan:cb Tarih: Dec 16, 2010 | Reply

    sevgili dostum,

    neden bilmem içimde bu heyecanı yoğun hissediyorum, bir an önce kitabının çıkmasını ve okumayı dilerim.

    heyecanını yürekten paylaşıyorum, Allah bereketlendirsin, dualarımla

  10. Yazan:suzannur Tarih: Dec 16, 2010 | Reply

    Sevgili Gülistan, hele Bela kendisini ispatlasın -inşallah- ikinci zaten yazıldı, şimdi üçüncü romana başladım. İnşallah, yazmak, son nefese kadar olur, inşallah…

    Sevgili Cemile, çok teşekkür ederim ve darısı başına diyorum 🙂 sevgiyle…

  11. Yazan:özlem Tarih: Dec 17, 2010 | Reply

    Çok sevindim sevgili Suzannur, çıkar çıkmaz ben de alıp okumak istiyorum inşallah romanını. Ve ikinciyi ve üçüncüyü ve…
    Bir keresinde bir hikaye yazmaya başlamıştım. 3. sayfaya varmadan kendimden nefret ettim. Şaka yapmıyorum gerçekten nefret ettim. Çok zor olmalı roman yazmak. Allah vergisi bir şey. Zorlamayla olmuyor.
    Allah aklına yüreğine güç kuvvet versin.
    Selamlar

  12. Yazan:suzannur Tarih: Dec 17, 2010 | Reply

    Sevgili Özlem
    Bir gün ben de yazarken gece başlamıştım yazmaya sabah olmuş 🙂 vaktin nasıl geçtiğini anlayamamışım. Kendime geldiğimde sanki hiç vakit geçmemiş gibiydi…
    Güzel temennilerin için çok teşekkür ederim. Sevgiyle. Allah kalemine güç versin ve o güzel yazılarını okumaya devam edelim.

  13. Yazan:erkan Tarih: Dec 18, 2010 | Reply

    pcden okurken bıle kıtap okuyorum sandım okudukça dıger satıra gecmek ıçın sabırsızlandım ama hayel kırıklığına ugradım tam kaptırdım bıttı….. gerısını heycanla beklıyorum!!1

  14. Yazan:suzannur Tarih: Dec 18, 2010 | Reply

    Erken, teşekkür ederim, inşallah tamamı için de aynı şeyleri söylersin okuduktan sonra, yorumunu özellikle bekleyeceğim. selamlar…

  15. Yazan:Büşra KaraoqLu Tarih: Dec 22, 2010 | Reply

    SUZAN NUR BAŞARSLAN <3<3<3

    BaşarıLarınzın daimaa en iyilerini diLiyiorum tüm içtenLiklee …
    HayırLı oLsun…!

  16. Yazan:suzannur Tarih: Dec 22, 2010 | Reply

    Çok teşekkür ederim Büşra.
    Sevgiyle…

  17. Yazan:Ömer Tarih: Dec 28, 2010 | Reply

    Tebrik ederim Suzan Nur hanım..

  18. Yazan:suzannur Tarih: Dec 28, 2010 | Reply

    Teşekkür ederim efendim, sevgiyle…

  19. Yazan:OGUZ Tarih: Feb 15, 2011 | Reply

    Tebrik ederim.İçerigine baktım güzel bir edebi çalışma olmuş.Başarılarınızın devamını dilerim.SAYGILARIMLA…

  20. Yazan:suzannur Tarih: Feb 15, 2011 | Reply

    Oğuz Bey, teşekkür ederim. Selamlar

  21. Yazan:alişan Tarih: Feb 28, 2011 | Reply

    nihayet geldi:)

  22. Yazan:suzannur Tarih: Feb 28, 2011 | Reply

    Evet, nihayet ellerinizde, ben hariç :))

  23. Yazan:yazaroo Tarih: Mar 13, 2011 | Reply

    Oyle derın bır kıtap ki hıc bıtmesını ıstemıyorum her sayfa ayrı bır derya. Yavas yavas okunmalı.Herkes kendınden bır bela bulucagına emınım bu kıtapta.sızlere tavsıye edıyorum.

  24. Yazan:suzannur Tarih: Mar 13, 2011 | Reply

    yazaroo, teşekkür ederim.

  25. Yazan:elif Tarih: Mar 14, 2011 | Reply

    Sabırsızlıkla kitabınızın çıkmasını bekliyorum hayırlı olsun…

  26. Yazan:suzannur Tarih: Mar 14, 2011 | Reply

    Çıktı efendim, çok şükür…

  27. Yazan:derya Tarih: Mar 22, 2011 | Reply

    Çok ıyıydı. Suza hanım kıtaplarınızın devamını beklıyorum

  28. Yazan:suzannur Tarih: Mar 22, 2011 | Reply

    Sevgili Derya, inşallah devam edecek. ikinci yazıldı, sırasını bekliyor. Selamlar.

  29. Yazan:rumeysa Tarih: Nov 16, 2011 | Reply

    gene şahanee yaa 🙂 kimin hocasıı 🙂

  30. Yazan:suzannur Tarih: Nov 16, 2011 | Reply

    Rümeysa teşekkür ederim 🙂 Sevgiyle…

  31. Yazan:Kate Waldorf Tarih: Apr 9, 2012 | Reply

    Kitabınız için hayırlı olsun. En kısa zamanda okuyacağım. Namaste

  1. 39 Trackback(s)

  2. Jun 27, 2011: Dikkat Kitap: Öyküler (Suzan Nur Başarslan) : Derin Düşünce
  3. Jul 3, 2011: Ermiş (Halil Cibran) : Derin Düşünce
  4. Sep 27, 2011: Yalnız Bir Yazar Olarak Peyami Safa’nın Fikriyatı (1) : Derin Düşünce
  5. Oct 19, 2011: Adın Şaire Çıkar : Derin Düşünce
  6. Oct 27, 2011: İnanalım soğuk mevsimin başlangıcında : Derin Düşünce
  7. Nov 1, 2011: Pantolonlu Bulut : Derin Düşünce
  8. Nov 3, 2011: Mr. Smith ya da Don Quijote goes to Washington / Frank Capra : Derin Düşünce
  9. Nov 7, 2011: Mistik (Sylvia Plath) : Derin Düşünce
  10. Nov 22, 2011: Kötülük’ten Güzellik çıkar mı? – C.Baudelaire’in şiirleri, O.Dix’in gravürleri : Derin Düşünce
  11. Nov 26, 2011: Ve Bir Haber Yoldaki : Derin Düşünce
  12. Dec 2, 2011: Ozan ve Ölüm : Derin Düşünce
  13. Dec 5, 2011: Çözülmüş Bir Sırrın Üzüntüsü : Derin Düşünce
  14. Dec 6, 2011: Hakikat, Arayış ve Sanat : Derin Düşünce
  15. Dec 16, 2011: Sone (Elizabeth Barrett Browning) : Derin Düşünce
  16. Dec 19, 2011: “Bela” Üzerine… : Derin Düşünce
  17. Dec 29, 2011: Din, aşk, şiir… (Cemil Meriç) : Derin Düşünce
  18. Jan 22, 2012: Kilit (Hilmi Yavuz) : Derin Düşünce
  19. Feb 13, 2012: Oblomov, Oblomovluk ve Gonçarov’un Rüyası : Derin Düşünce
  20. Mar 22, 2012: Cihan Aktaş ile söyleşi : Derin Düşünce
  21. Apr 28, 2012: Chet Baker / Sahte cennetlerin sahici adamı : Derin Düşünce
  22. Apr 28, 2012: Kıyıya Vuran Dalgalar : Derin Düşünce
  23. May 5, 2012: Yıldız Ramazanoğlu Öykücülüğü (Derin Siyah ve Angelika) : Derin Düşünce
  24. Jun 13, 2012: Vivaldi, Dört Mevsim : Derin Düşünce
  25. Jun 29, 2012: Hakikat’i neden göremiyoruz? : Derin Düşünce
  26. Jul 11, 2012: Gitmediğim ülkenin hasreti / Anouar Brahem : Derin Düşünce
  27. Sep 20, 2012: İstanbul HatıЯası: Bir Akşam Yemeğinin Ardından : Derin Düşünce
  28. Oct 2, 2012: Resim sanatındaki Hakikat / Jacques Derrida : Derin Düşünce
  29. Dec 27, 2012: Yeraltından Notlar / Dostoyevski
  30. Oct 8, 2013: Dido’s Lament (Henry Purcell)
  31. Jan 26, 2014: Can yakan kelimeler…
  32. Oct 22, 2014: Taoist resim sanatında mekân tasavvuru ve Boş’luk
  33. Jul 31, 2015: Şeyh-i Ekber İbn Arabi Düşüncesine Giriş / Mahmud Erol Kılıç
  34. Aug 3, 2015: Jerusalem (Markar Esayan)
  35. Aug 3, 2015: Keje / Emine Uçak Erdoğan
  36. Aug 26, 2015: İnsanın Taşrası / Elias Canetti | Ne Mutlu "İnsan'ım" Diyene!
  37. Mar 3, 2017: Kürd’ün adı anılmazdı,gerilla olmasaydı...
  38. Mar 3, 2017: İnsanların ten renkleri farklı olsa da gözyaşları aynıdır
  39. Mar 3, 2017: Darbeci Aydınlar Ülkesi
  40. May 29, 2017: Genel Kurmay ve PKK

ÖNEMLİ

--------------------------------------------------------------------

Tüm yazı, yorum ve içerikten imza sahipleri sorumludur. Yayımlanmış olmaları, bu görüşlere katıldığımız anlamına gelmez.

Hakaret içerse dahi bütün yorumlar birer fikir eseridir. Ama bu siteye ilk kez yorum yazıyorsanız, yorum kurallarına gözatın yine de.

Not: Sitenin ismini dert etmeyin, “derinlik” üzerine bayağı bir geyik yaptık, henüz söylenmemiş bir şey bulmanız oldukça zor :)

Editörle takışmayın, o da bir anne-babanın evlâdıdır, sabrının sınırı vardır. Siz haklı bile olsanız alttan alın, efendilik sizde kalsın.

Sitenin iç işleriyle ilgili yorum yapmayın, aklınıza takılan soruları iletişim kutusundan sorun, kol kırılsın, yen içinde kalsın.

Kendi nezaketinizi bize endekslemeyin, bizden daha nazik olarak bizi utandırın. Yanlış ve eksik şeylerden şikayet etmek yerine bilgi ve yeni bakış açısı sunarak tamamlayın, düzeltin, tevazu ile öğretin bize bildiklerinizi.

Bu kurallara başkasının uyup uymamasına aldırmayın, siz uyun. Bütün yorumları hızla onaylanan EN KIDEMLİ YORUMCULAR arasındaki nizamî yerinizi alın.

--------------------------------------------------------------------
  • Siz de fikrinizi belirtin