Author Archive

Körleşme: Elias Canetti »

Canetti, 1981 Nobel edebiyat ödülü almış bir yazar. Balzac’ın Comedie Humaine’den esinlenerek Comedie Humaine an Irren(İnsanlığın Yanılgılar Komedisi) adlı bir roman dizisi yazmayı tasarlamış, 1930-31′de bu tasarının üzerinde yoğunlaşarak Kant Faenght Feuer(Kant’ın Yanışı) adlı tek bir romanda (ismi sonraları Die Blendung olacaktır) Körleşme’yi, tam 26 yaşında yazmıştır. Eser, 1935′te Viyana’da yayımlamıştır. Körleşme, Almanya’da Die Blendung(Kamaşma), İngiltere’de [...]

1 [?]

Kapitalizm, liberalizm ve istihdam »

İstihdam
1 [?]Share This

1 [?]

Skhizein: Değişik bir kısa anime »

Skhizein, kendisine meteor çarpan -astroid değil- bir adamın öyküsünü anlatan Fransız yapımı 13.30 dakikalık ödüllü bir anime. Henry, bu çarpmayla kendisinden tam 91 cm uzakta kalan ve yeni dünyasını buna göre şekillendirmesi gereken yeni bir hayata başlangıç yapar. Telefonu 91 cm uzaktan açması gerekmektedir, koltuğa 91 cm uzaktan oturması gerekmektedir, hatta daktilosunun tuşlarını 91 cm [...]

2 [?]

Bir martı uçarsa göklere… »

Bir martı uçarsa göklere sevineceğinizi düşünürsünüz ilk başta, hele de size misafir olmuş, hasta ve uçamazken her sabah sesiyle size günaydın demişse…
İlk geldiğinde, nasıl geldi bilmiyorum, ya biri bıraktı ya kendi geldi, uçamıyordu ve çok korkuyordu insanlardan. Ertesi gün iki oldular. Biri diğerine eşlik ediyordu, belki yoldaş belki eş, belki arkadaş… ama onu hiç bırakmadı [...]

2 [?]

Mihi kanto et musis »

Klasikleşmiş bir, hadi bir olalım, yazısı yazmayacağım sizlere, her şeyi unutup birbirimizi hemen sevelim, sevilelim, kâm alalım dünyadan demeyeceğim, birbirimizi kırmayalım da demeyeceğim, yok, bunlar olmayacak söyleyeceklerim. Kimsenin acısını unutmasını isteyip bir şey olmamış gibi devam etmesini istemek yüzsüzlüğüne düşmeyeceğim çünkü. Acıyı yaşayana saygı göstermek gerektiğini öğrendiğimi düşünüyorum en azından, o acıyı yaşamanın bire bir [...]

1 [?]

Medya intiharların artışında ne kadar etkili? »

Goethe’nin yazdığı Genç Werther’in Acıları ümitsiz bir aşk üzerine kuruludur ve bu romanda, Werther’in aşkı için intihar edişi kahramanca ve yüceltilerek anlatılır. Avrupa’da bu romanın ardından birçok intihar vakası yaşanmıştır ve birbirini takip eden intiharlara -taklit intihar- Werther Etkisi adı verilmiştir. 
Werther Etkisi, ülkemizde Siirt’te başlayan(Güneydoğu Anadolu’daki) birçok kızın ardı ardına intihar etmesiyle yaşanmıştı geçenlerde(2006-2007) ve [...]

2 [?]

Aşk, Elif Şafak »

Elif Şafak’ın son iki anlatısında yaşadığı en büyük sıkıntı; üslupta yaşadığı, üslubunu oturtamadığı hissini veren silik bir girişle eserine başlaması ancak bir noktadan sonra -ilginç karakterlerin esere girişiyle- düzelen anlatım ve kazanılan akıcılık. Biçimle muhteva farklı değerlendirmelere tabi tutulurlar ama Şafak’ta muhteva oturduğunda üslup da oturuyor. Başlangıçtaki güvensizlik, sıkıcılık olayların ilerlemesiyle yerini güvene ve akıcılığa [...]

6 [?]

Lâ, Nazan Bekiroğlu »

Lâ, Nazan Bekiroğlu’nun son eseri. Öyle hemen okunuverecek bir anlatı değil karşınızdaki. Romandan çok mesneviye yakın, nesirden çok nazıma, düzyazıdan çok şiire… bu yüzden her bir kelimeyi yudum yudum içmeniz gerekiyor. Adım adım ilerleyebiliyor ama koşamıyorsunuz.
Adem’in hikâyesini okurken, Adem’de kendinizi okuyorsunuz. Adem her “Rabbim” dediğinde, siz de “Rabbim” diyorsunuz. Kelimeler Adem’in kelimeleri değil, sizin kelimeleriniz. [...]

2 [?]

Huzursuz Bacak (Mustafa Kutlu) »

Modern anlatının Yunus’udur Mustafa Kutlu. Ne kadar da sade, kolay söylenmiş ifadeler, ne kadar kolay okunuyor dediğiniz anda okuduğunuz cümlenin anlamını düşündüğünüzde, okuduğunuzun sadece göründüğü kadar olmadığını anlıyorsunuz.
Kutlu, hikâyelerini daim eylül ayında -eylül’ün doğurgan çocuğudur o- ve daim içimizdeki küçük, sıradan, göze çarpmayan insan üzerinden anlatır. Sokakta yanımızdan geçen biridir anlattığı. Bu noktada Hüseyin Su’yla [...]

2 [?]

Baudolino (Umberto Eco) »

Yazınsal bir yapıt, “basit bir obje değil, çok yönlü anlam ve ilişkilerle tabakalaşmış bir niteliğin çok yönlü organizasyonudur.”* Bu organizasyonun incelemesi de kendisi kadar zor bir organizasyonu gerektirir ki, bu yüzden bir yapıtın incelemesi adına günümüze değin, birçok kuram ve inceleme yöntemi geliştirilmiştir.
Bu makalede Umberto Eco’nun yazdığı Baudolino adlı romanın incelemesi
2 [?]Share This

2 [?]

Aşk yoksa Ankara da yok[1] »

“Yeni bir ülke bulamazsın,
başka bir deniz bulamazsın
bu şehir arkandan gelecektir.”[2]
Bazı şehirler ardınızdan gelirler siz onları geride bırakmak isteseniz de. Her şehri yanınızda taşıyamazsınız, bazı şehirler ayrıldığınız yerde kalmalıdır, ayrıldığınız zamanda, ayrıldığınız duygularla, ayrıldığınız insanlarla… O şehirden geleceğe bir şey/biri/an… taşımak istemezsiniz, hatırlamaktan kaçarsınız unuttum dediğiniz ama aslında unutamadığınız her şeyi.
2 [?]Share This

2 [?]

Emma’dan Bihruz’a… Bovarizmden Sendroma »

Yeryüzünde yazarından daha çok tanınmış bir kurgu kahramanı varsa o da şüphesiz Emma Bovary’dir. 12 Nisan 1857′de yayımlanmış Madame Bovary. O zamandan beri de hakkında hala bir şeylerin söylendiği, tahlilinin yapıldığı, yazarını sıkıntıda bırakan ve itirafa zorlayan bir karakterdir Emma. Hatta  Emma Bovary fahişelikle, Flaubert’in ahlâksızlıkla suçlanır Fransa’da, bir yıl sonra da “yaşam, sanatı taklit [...]

2 [?]

Yeraltından Notlar (Dostoyevski) »

 ”İnsan kendi kendisine karşı tümüyle içten olabilir mi?… Heine öz yaşam öyküsü yazmanın hemen hemen olanaksız olduğunu, insanın kendisinden söz ederken birtakım yalanlar katabileceğini söyler. Heine’ye göre Rousseau ‘İtiraflar’ adlı kitabında mutlaka yalan üstüne yalan kıvırmış, üstelik bunları gururu sebebiyle bilerek, isteyerek yapmıştır. Ben de Heine’nin haklı olduğuna inanıyorum. İnsan gerçekten de bazen yalnızca gururu [...]

3 [?]

Aşk Bir Sureti Tek Başına Yaşatmaktır… Aşktan Narkissos’a »

“Ben çiçek gibi taşımıyorum göğsümde aşkı
Ben aşkı göğsümde kurşun gibi taşıyorum
Gelmiş dayanmışım demir kapısına sevdanın
Ben yaşamıyor gibi yaşamıyor gibi yaşıyorum
Ben aşkı göğsümde kurşun gibi taşıyorum”[1]
Bazı kelimeler vardır, söyledikçe anlam kaybına uğrarlar bellekte, bazıları da vardır ki, tekrar ettikçe ayrı bir anlam kazanır, damağınızda/dimağınızda lezzet bırakırlar. Aşk gibi, İstanbul gibi… ve her nedense
4 [?]Share This

4 [?]

Aydınlanamayan Aydınlar Ülkesi »

Korkudan yediğim lokma boğazımdan gitmeyecekse,
Her gece korkunç rüyalar saracaksa uykularımı
Varsın her şey çığrından çıksın,
Bu dünya da yıkılsın öteki dünya da,
İnsana rahat nefes aldırmayan kuruntularla
Beynimizi bir işkence masasına çevirmektense
Ölüp rahat etmek daha iyi,
Rahat etmek için öldürdüklerimizle. [1]
Korkuların ve tragedyaların ülkesi Türkiye. Gündemi doludizgin ilerleyen ama korkularını döndürüp dolaştırarak, ısıtıp ısıtıp yeniden gündeme getirerek -Mustafa Akyol’un; Peyami [...]

2 [?]

Requiem (Ağıt) ve Kolaj »

“Bu şehr-i Sitanbul ki bî-misl ü behâdır / Bir sengine yek-pâre Acem mülkü fedâdır”[1] diyen şair kadar yaşayamasam da İstanbul’un zevk ü sefasını, bu şehir hep bir başka oldu benim için, sanıyorum ki dünyanın merkezidir ve hayatın; aslolanın kendim için, kendi hayatımın merkez olmasını bile isteye es geçerek. Bu şehirden gitmiştim çok defalar, her seferinde [...]

2 [?]

Ölüm üzerine »

Michel de Montaigne‘in denemelerinden birinin adı gibi oldu bu başlık. Fazlasıyla sıradan. Montaigne taştan yapılmış evinin kendisine ayrılmış bahçeye bakan odasında kitaplarının arasında mı yazmıştı onca denemeyi, fildişi kulesinin güvenliğinden dışarıya/dünyaya/hayata bakarak? Oysa ben hep o koca taştan binayı nasıl ısıttıklarını düşünmüşümdür, soğuklarda ne yapardı acaba Montaigne? Küçük bir soba? Çini sobası? Belleğim beni yanıltıyor [...]

2 [?]

Bir Yemeğin Ardından »

  Halid Ziya Uşaklıgil, Mai ve Siyah‘ın başlangıcını, Ahmet Cemil’in gözlerinden Servet-i Fünun dönemi aydınlarını ve onların görüşlerini, hal ve hareketlerini, tutumlarını anlatmak için Tepebaşı’ndaki bir yemekli toplantıyla açar. Aslında bu yazı tam da böyle bir toplanmayı anlatmak için yazılıyor.Derin Düşünce yazarlarının cumartesi günü bir öğle yemeğinde bir araya geldiği Üsküdar Buluşması’ndan bahsedeceğim sizlere.
Romanlarında ya [...]

2 [?]

İyilik ve kötülük üzerine »

 Kim kazanmış kötülükten… diye devam eden bir şarkı ve kültürel kodlarımıza işlenmiş standart öngörüler.
İyilik bulmak için iyilik yapmak… bulmak için yapmak. Kazanmak için ya da verdiğinin karşılığı olarak. Tüketim kültürünün global bireyleri olarak, kültürlerarası geçişliliğin en fazla olduğu, her bilginin bir tık ötenizde olduğu, insana dair olguların günlük keşmekeş ve ülke sorunlarıyla geriye itildiği, yalnızlaştırılan [...]

5 [?]

Kıymetlimiss »

 İnsana dair hallerin sembollerin ve metaforların ardına gizlendiği en güzel filmlerden biridir Yüzüklerin Efendisi üçlemesi. Tüm bu hayal dünyanın ürünü gibi duran kahramanlardan en gerçeği Smeagol’dur, tüm o insanların, Elflerin, cücelerin, Eltlerin, hayaletlerin, hobbitlerin içinde. En gerçek, en insana dair olandır.
2 [?]Share This

2 [?]