Author Archive

Varoluşçuluk’a İki Ayrı bakış: Sartre ve İbn Arabî »

Açıklamaların ve nedenlerin dünyası, varoluşun dünyası değildir, der Sartre Bulantı(1) adlı eserinde (s.192). Gösterge dahi gösterdiği şeyin ne olduğunu anlatmaya yardımcı değildir. İşlevi hakkında fikir verebilir ama o varlığın ne olduğunu anlamayı sağlamaz. Bulantı’nın atkestanesinin köküydüm ben adlı varlığın duyumsanmasının yaşandığı bölüm mekân ve zamana dair çıkarımların kahramanın bilincinde keşfidir ve bize şunu açımlar: Hareket [...]

Share on Facebook

1 [?]

Jerusalem (Markar Esayan) »

Canı çok yanar. Canın çok yanar. Ah, canın çok yanar. O can yanmasının adı, sonra korku olur. O korku hep ayrılığı  hatırlatır. Geldiğin güvenli yeri, kovulduğun cenneti…
Ben bir başkasıdır diyordu Rimbaud öğretmeni  Georges Izambard’a ve Paul Demeny’e yazdığı mektupta[1] şair olmaktan bahsederken. Öteki olmaktan çok, kendindeki öteki’yi, başkası’nı arayışın ve buluşun ve kendi’nde öteki’nin bulunmasını [...]

Share on Facebook

1 [?]

Weimar’ı anlattım, Goethe’ye ve Schiller’e kızdım, içimi döktüm! »

Weimar: Şehr-i Kalem…
“kimi sanatçıların Diotima’sı; kimi sanatçılarınsa Phaeton’u için”
Küsüp gidenler kadar kalıp göğünde pervaz edenlerin şehri. Ona sürgün olanlar kadar ondan sürgün olanların şehri.
Bazı şehirler, mıknatıs gibi sanatçıları kendilerine çekerler. Orada olmak kaçınılmazdır ve olmamak ya kaçıştır, ya kovuluş, ya da tutunamamak… Bu yüzden her sanatçıda farklı anlamlar yüklenir şehir. Nedim’in İstanbul’uyla Fikret’in İstanbul’u [...]

Share on Facebook

1 [?]

Vefa Apartmanı (Sadık Yalsızuçanlar) »

“ modern çağın gezgin derviş yazarı için”
“hissediyorum ölümün
gençleştirici akışını
ve direniyorum fırtınalarının
ortasında yaşamın cesaretle…”[1] 
 
Yalsızuçanlar’ın kaleminden bir yürek komşuluğu sızar her zaman, anlattığı kişiyle arasında oluşan ve bunu; yürek deryasına sızan kelimelerle aktarır. İç yolculuğunda hep konukları vardır. Konukları, onların yaşadıkları, cümleleri, izlenimleri… salınırken onun yürek coğrafyasında kelimeleri sizi bazen Anadolu’nun naif bir [...]

Share on Facebook

1 [?]

Maya (Leyla İpekçi) »

 ”kaktüs mezarlığındaki cam kırıkları üzerinde yürüyen Maya için”
Maya Leyla İpekçi’nin ilk romanı. 1998 yılında Milliyet Sanat dergisinin düzenlediği “İlk Kitap, İlk Baskı” adlı roman yarışmasında birincilik ödülü alan Maya, gözden geçirilmiş yeni baskısıyla[1] bundan on üç yıl sonra İpekçi’nin hazırladığı önsözle yeniden okurlarıyla buluşmuş bir eser. İpekçi önsözde Maya’nın oluşumu sırasında etkilendiği ve Maya ile [...]

Share on Facebook

1 [?]

Gök Ekini Biçer Gibi »

“…genç kalmaya yazgılı şair ve yazarlar için…”
Bu dünyada bir nesneye yanar içim göynür özüm
          Yiğit iken ölenlere gök ekini biçmiş gibi[1]
“Bir gencin ölümü ancak bu kadar sade, içli ve yeni olarak anlatılabilir. Genç kişi, bir “gök ekin”dir. Ölüm, onu biçer. Biraz önce, göğe doğru dimdik duran başak, şimdi yere düşmüş, ayaklar altında eziliyor. İşte ölüm [...]

Share on Facebook

1 [?]

Hakikat, Arayış ve Sanat »

Mondrian, bu yaşam güzelleştikçe sanat da ortadan kalkacaktır, diyor; sanat için amacını da ortaya koyarak. Öyleyse sanat hiç ortadan kalkmayacak, sûr’a üflenilecek ân gelene değin… Aristo, Platon, Plotinus, Schelling, Hegel, Kant, Klee, Kandinsky, Mondrian… Sanata dair bunca söylemin içinde Schelling şöyle diyor:
“Sanat, sonsuzun sonludaki ifadesidir; nesnel olmayanın objedeki ifadesidir…”
Sonsuz ifade edilebilir mi? “…şeylerin tek bir [...]

Share on Facebook

1 [?]

Melekler Düştüğünde (Roman Polanski) »

 
Gdy Spadaja Anioly (When Angels Fall Down - Melekler Düştüğünde) Roman Polanski’nin yönetmenliğini yaptığı, 1959 yapımı 21 dakikalık kısa metrajlı film. Başlangıçta gökten yere doğru inen kamera, sonda yerden yukarı doğru yükselerek filmi fizik ve üstü aleme taşıyan bir işlev üstlenir. Siyah-beyaz çekimler bugünü temsil ederken, geçmiş renkli çekimlerle karşımıza çıkar.  İçinde sevgi, iki dünya savaşına [...]

Share on Facebook

1 [?]

Bu dünyadaki en önemli şey nedir? »

David Greenspan’ın yönettiği kısa film… Öğretmeni Uchida’ya sorar: Bu dünyadaki en önemli şey nedir? Cevabın imparatora hizmet olması gerekirken, Uchida bir çocuğun verebileceği en tatlı cevabı verir: Kırmızı fasulyeli kek
Bölüm 1

Bölüm 2

Share on Facebook 1 [?]

Share on Facebook

1 [?]

“Bal” filmi bir ödül daha aldı »

 
Eksi 10 - Bölüm 19 - Semih Kaplanoğlu (Nilson Ödülü) from Westwood Productions on Vimeo.
… Bu konu ilginizi çekiyorsa…
“Yusuf değil bu kez kaybolan, arayan Yakup değil. Yusuf değil bu sefer özlenen, bekleyen Yakup değil. Kaybolan, aranan, özlenen, beklenen bu kez baba: Yakup. Arayan, bekleyen bu kez oğul: Yusuf. Kur’an’ın en güzel kıssalarından birinin, farklı bir [...]

Share on Facebook

1 [?]

Yaban Çilekleri Smultronstället / Wild Strawberries / Ingmar Bergman »

Nasıl romanlar hayatı yeniden kurgulamaksa insan da tıpkı bir yazar gibi anılarını kurgular, o kadar da mutlu değildir o anda, çok da gülmemiştir aslında, o cümleyi de dememiştir… yalanlar katar anılarına ve aslında, şimdi; geçmiş’ini inşa eder. SNB
Yaban Çilekleri Ingmar Bergman’ın 1957 İsveç yapımı filmi. Fahri unvan almak için yolculuğa çıkan Profesör Isak Borg’un bir [...]

Share on Facebook

1 [?]

Şaşkın Köpekler / Stray Dogs, Marziyeh Meshkini »

“…Eğer kuzeye doğru işersem Amerikalılar güneyi ele geçiriyor. Eğer güneye doğru işersem Ruslar kuzeye doğru ilerliyor. Adam gibi sıçamıyorum bile… Bombalarınız karımı ve kızımı öldürdü. Şimdi gelin kafama işeyin lanet uçaklar!…”
Bu cümleler Afganistan’da, anne ve babası hapse giren ve bu yüzden sokaklarda kalan, sıcak bir yer bulabilmek için ki bu hapis anlamına geliyor, hurda [...]

Share on Facebook

1 [?]

Dünya Nimetleri’nden Yeni Nimetler’e, Andre Gide »

 
“Hiçbir şeyi putlara kurban etme.” (Andre Gide)
 
Andre Gide(1869-1951) Dar Kapı ve Kalpazanlar romanlarının tanınmış Fransız yazarıdır. Bu incelemede yazarın hayatının iki ayrı döneminde -gençlik-yaşlılık- yazdığı Dünya Nimetleri ve Yeni Nimetler adlı eserleri incelenecektir.
Dünya Nimetleri[1] (Les nourritures terrestres) Gide’in 1897 yılında 28 yaşında yazdığı ve hayat görüşünü ortaya koyduğu bir bildiri niteliği taşır. Ancak bu yazın, [...]

Share on Facebook

1 [?]

Ermiş (Halil Cibran) »

Bir edebiyat sürgünü’nün yalnız yolculuğu
“Göğsümün bir tarafında İsa, diğer tarafında Muhammed oturur.”
Halil Cibran
Halil Cibran(1883-1931), Lübnanlı felsefe yazarı, romancı, şair, ressam, hakikat arayışındaki bir bilgedir. Asi Ruhlar (Spirits Rebellious ,1908), Kırık Kanatlar  (Broken Wings, 1912), Deli  (The Madman, 1918), Haberci  (Forerunner,1920), Ermiş (The Prophet,1923), Kum ve Köpük  (Sand and Foam, 1926), İnsanoğlu İsa ( Jesus, [...]

Share on Facebook

2 [?]

Andrey Tarkovsky ve Savaşa iki Farklı Bakış: İvan’ın Çocukluğu ve Ayna »

İvan’ın Çocukluğu ve Ayna, Tarkovsky’nin savaş üzerine çektiği, birinci filmde merkezine savaş ve çocukluğu koyarken, ikincide merkezine kendi çocukluğunu koyduğu iki filmi. Aslında Ayna için savaşı anlatan bir film demek çok zor, ama belgesel niteliği taşıyan savaş görüntüleriyle iç içe geçen geçmiş-şimdi birlikteliği, anı-bellek-rüya üçlüsüne yaslanan görüntülerin savaştan etkilenimi bir şekilde filmi Tarkovsky’nin savaşa bakışı [...]

Share on Facebook

1 [?]

Offret / Kurban, Andrey Tarkovsky, 1986 »

Ulu Tanrım, Göklerdeki Ulu Tanrım, adın mübarek olsun.İnayetin üzerimize olsun.Yalnız senin dediğin olur.Rızkımızı sen verirsin.Bizi kötülüklerden korursun. Cennet senindir. Güç, zafer senindir.Amin. Tanrım, bu korkunç zamanda bizi esirge.Çocuklarımın ölmesine izin verme.Dostlarımı, karımı, Victor’u, seni sevenleri ve sana inananları, kör oldukları için sana inanmayanları da esirge. Seni bir an bile düşünmeyenleri de. Çünkü onlar acının ne [...]

Share on Facebook

1 [?]

Çukur »

Evinden hiç dışarı çıkmayan bir adam varmış, bahçesinde de kocaman bir çukur. Komşunun çocuğu, çukurun bir tarafından çukura bakıyormuş merakla, komşusu olan adam da çukurun diğer tarafında.
Adam demiş ki komşunun çocuğuna:
“Ne duruyorsun, ilk toprağı atsana.”
Çocuk meraklı gözlerle adama bakıyormuş.
“Sanki yorgunum bugün.”
“Annen, bugün çok güçlü olduğunu, geçen haftaki hastalığından eser kalmadığını, yorgunluğunun geçtiğini söyledi ama.”
“Annemle mi [...]

Share on Facebook

1 [?]

Anlatmak »

“İlginç bir şey bu…” dedi Pad, sormak istiyordu da çekiniyordu.
“Sor hadi” dedi Nim, “Bunu da saçma buldun belli.”dedi çocuğun yüzüne bakarak.
“Hayır, öyle değil. Sen… Sen hiç aşık oldun mu,  diye soracaktım sadece, annem aşkın mantıksız olduğunu söyler, aşkta mantık aramamalıymış insanoğlu.”
“Ne bilge bir annen varmış senin.”
“Alay etmesene. Ne bileyim ben, annem dedi sadece, ben daha [...]

Share on Facebook

1 [?]

Aşk Vakti »

Yıllar ve yıllar önce, bundan hayli zaman önce ve zamanların birinde, bir şehir varmış. Adı Çok Kapılı Şehir olan şehrin çok kapısı varmış; her biri kendi görevini eda eden. Şehrin ileri gelenleri ayrı kapıdan, askerleri ayrı kapıdan, ahalisi ayrı kapıdan, alimleri ayrı kapıdan, misafiri ayrı kapıdan, her bir meslek grubu ayrı ayrı kapılardan girer ve [...]

Share on Facebook

1 [?]

Kaç »

Bir yürek kaç kez affeder ve bir yüreğin sevdiği o yüreği kaç kez affedebilir? Çok kez mi, bir kez mi, hiç mi? Kaç kez affettim deyip de kalbe bir hançer daha vurulur kalp hanesinin duvarındaki çentik olarak kalmaya mahkûm bir iz bırakmaya rıza göstererek. İnsan kaç kez razı olur rızası haricinde yaşamak zorunda kaldıklarına. İnsan [...]

Share on Facebook

1 [?]