RSS Feed for This Post

Devleti ele geçirmek

t638404a1.jpg Devleti ele geçirmekDevleti ele geçirmekBirlik ve beraberliğe her zamankinden fazla ihtiyacımızın olduğu o hiç bitmeyen günlerde en çok duyduğumuz tehdit birilerinin devleti ele geçirmeye çalıştığı iddiasıdır. Kimdir bunlar? Bazen türbanlılar, bazen başka gericiler, en çok da devlet kurumlarına adam sokmaya çalıştığı iddia edilen Fethullah Gülen Hareketi gibi sivil toplum örgütleri.

Bir faaliyeti illegal göstermek için yapılacak en korkunç görünümlü suçlama devleti ele geçirmektir. Onun sözkonusu olduğu yerde söz biter. Kimse devleti ele geçirmenin anlamı üzerine düşünmez. Ele geçirmek yeteri kadar olumsuz bir ifadedir zaten, hele sözkonusu olan şey devlet gibi kutsal bir kavramsa olumsuzluk katmerleşir.

Devleti ele geçirmek sözü öncelikle devletin zaten birilerinin elinde olduğunu, el değiştirme tehlikesi bulunduğunu ifade eder. Devlet her kimin elindeyse, devletin başka birileri tarafından ele geçirilmek üzere olması en çok bunları rahatsız ediyor olmalıdır. İyi ama devleti ele geçirmiş bu kimseler neden kendi yaptıkları şeyin başkası tarafından yapılmasından bu kadar rahatsızlık duymaktadır? Devleti elde tutmak karlı bir iş olsa gerek.

Asıl rahatsızlık duyulması gereken şey devletin birileri tarafından ele geçirilmiş olması değil, bu birilerinin kendileri dışındaki her türlü oluşumu tehdit olarak algılamalarıdır. Böyle bir ortamda demokrasiden söz edilemez. Ele geçirilmiş bir devlet genellikle kendi jakoben ve elitistlerini üretir. Bunlar “devleti ele geçirmek”, “irtica tehlikesi”, “tehlikenin farkında mısınız?” gibi içi boş ama korkunç söylemlerle kendi menfaatlerini korumaya çalışırlar.

Aslında her beş senede bir siyasi partilerden biri devleti olmasa da devletin en güçlü kurumu olan hükümeti ele geçirir. En yüksek merci olan meclisi kendi adamlarıyla doldurur. Bunu herkes normal karşılar. Siyasi partiler için normal olan bu iş neden sivil toplum örgütleri için anormal olsun?

Devleti ele geçirme işlemi kan dökerek silahlı bir eylemle gerçekleşiyorsa bu büyük bir felakettir. Bu durumda demokrasiden söz edilemez. Silahlı darbeler böyledir. Darbe başarılı olursa devlet ele geçirilmiş demektir. Başarısız olursa darbeciler genellikle idam edilir ya da hapse gönderilir.

Gelelim Fethullah Gülen Hareketi gibi sivil toplum örgütlerine:

  • Bu örgütlerin silahlı mücadeleyle uzaktan yakından ilgisi yoktur.
  • Ailelerinin de bilgisi dahilinde gençleri kendi değerlerine uygun şekilde yetiştirirler. Dünya görüşünü başkalarına anlatmak insanların en demokratik hakkıdır.
  • Bu örgütleri demokrasi dışı görmek ya da göstermek antidemokratik bir davranıştır.

Özetleyecek olursak “devleti ele geçirmek” eğer silahlı bir eylem söz konusu değilse boş bir iddiadır. Daha kötüsü düşünce özgürlüğünü hedef alan bir söylemdir.

İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi, madde 19:

Her ferdin fikir ve fikirlerini açıklamak hürriyetine hakkı vardır. Bu hak fikirlerinden ötürü rahatsız edilmemek, memleket sınırları mevzubahis olmaksızın malümat ve fikirleri her vasıta ile aramak, elde etmek veya yaymak hakkını içerir.

 

 Derin İnsan 

Devleti ele geçirmekDevleti ele geçirmek “Düşümde bir kelebektim. Artık bilmiyorum ne olduğumu. Kelebek  düşü görmüş olan bir insan mıyım yoksa insan olduğunu düşleyen bir kelebek mi?” (Zhuangzi, M.Ö. 4.yy)

“Ben” kimdir? İnsan nedir? Hakikat’in ne tarafındayız? Hiç bir şüpheye yer bırakmayacak bir şekilde nasıl bilebiliriz bunu? Zekâ, mantık ve bilim… Bunlar Hakikat ile aramıza bir duvar örmüş olabilir mi? Freud, Camus, Heidegger, Kierkegaard, Pascal, Bergson, Kant, Nietzsche, Sartre ve Russel’ın yanında Mesnevî’den, Mişkat-ül Envar’dan,  Makasıt-ül Felasife’den, Füsus’tan ilham alındı. Hiç bir öğretiye sırt çevrilmedi. Aşık Veysel, Alfred Hitchcock, Maupassant, Hesse, Shyamalan, Arendth, Hume, Dastour, Cyrulnik, Sibony, Zarifian ve daha niceleri parmak izlerini bıraktılar kitabımıza. Buradan indirebilirsiniz. 

   Kadınlar… Günümüzün Don Kişotları

Devleti ele geçirmekDevleti ele geçirmekSuzan Başarslan’ın dediği gibi “kadına dair söylenmesi gereken ne  kadar söz varsa erkeğin söylediği” bir dünya bu. Sadece söz mü? Yaşama hakkı bile. Bugün Çin’de ve Hindistan’da yüzbinlerce kız bebek daha doğmadan ultrason ile ana karnında görülüp yok ediliyor. Erkeklerin güç mücadelesinde kadınlar eziliyor. Cumartesi anası oluyor, cezaevlerinin önünde sıra bekleyen, şehit tabutlarının üzerinde ağlayan oluyor.  Şampuan veya otomobil satarken bedenini kullandıran, arka planda, silik, soyunan, tüketen, “figüran”… Kadınlara özne olma hakkını vermeyen erkekler mi yoksa bu hakkı alamayan kadınlar mı? Kadınlıklarını kaybetmeden, erkekleşmeden var olabilecek mi birgün kadınlar? 96 sayfalık bu kitapta Kadın’a ait kavgaları ve Kadın’ın kimlik arayışını sorguluyoruz. Buradan indirebilirsiniz.

 Türkiye’nin Ulus-Devlet Sorunu

Devleti ele geçirmekDevleti ele geçirmekDevlet gibi soğuk ve katı bir yapı bizimle olan ilişkisini hukuk yerine ırkımıza ya da inançlarımıza göre düzenleyebilir mi? GERÇEK hayatı son derecede dinamik ve renkli biz “insanların”. Birden fazla şehre, mahalleye, gruba, klübe, cemaate, etnik köke, şirkete, mesleğe, gelir grubuna ait olabiliriz ve bu aidiyet hayatımız boyunca değişebilir. Oysa devletimiz hâlâ başörtüsüyle uğraşıyor, kimi devlet memurları “ne mutlu Türk’üm” demeyenleri iç düşman ilân ediyor, Sünnî İslâm derslerini zorla herkese okutuyor… Bizim paramızla, bizim iyiliğimiz için(!) bize rağmen… Kürt sorunu, başörtüsü sorunu, Hıristiyan azınlıklar sorunu… Bizleri sadece “insan” olarak göremeyen devletimizin halkıyla bir sorunu var. Türkiye’nin “sorunlarının” kaynağı sakın ulus-devlet modeli olmasın? 80 sayfalık bu kitap Kurtuluş savaşı’ndan sonra Türkiye’ye giydirilmiş olan deli gömleğine işaret ediyor.  Ne mutlu “insanım” diyene! Kitabı buradan indirin.

Amerika Tedavi Edilebilir mi?

Devleti ele geçirmekDevleti ele geçirmek Amerikalılar neden bu kadar gaddar? Dünyanın geri kalan kısmında yaşayan insanlara karşı niçin bu denli acımasız?
 Bayrak yakmanın ve Amerikan/İsrail mallarını protesto etmenin dışında bir şeyler yapmak gerektiğini düşünenler için yapılmış bu çalışmayı ilginize sunuyoruz. ABD desteği son bulmadan Ortadoğu’nun psikopatı İsrail’in saldırganlığı bitmeyecek ve Ortadoğu’ya huzur gelmeyecek gibi görünüyor. Vietnam’da ve Latin Amerika’da yaşanan katliamlar Ortadoğu’da devam ediyor.

 Müslüman’ın Zaman’la imtihanı

Devleti ele geçirmekDevleti ele geçirmek

Sunuş: Müslümanlar dünyanın toplam nüfusunun %20’sini teşkil ediyorlar ama gerçek anlamda bir birlik yok. Askerî  tehditler karşısında birleşmek şöyle dursun birbiriyle savaş halinde olan Müslüman ülkeler var. Dünya ekonomisinin sadece %2-%3′lük bir kısmını üretebilen İslâm ülkeleri Avrupa Birliği gibi tek bir devlet olsalardı Gayrı Safi Millî Hasıla bakımından SADECE Almanya kadar bir ekonomik güç oluşturacaklardı. Bu bölünmüşlüğü ve en sonda, en altta kalmayı tevekkülle(!) kabul etmenin bedeli çok ağır: Bosna’da, Filistin’de, Çeçenistan’da, Doğu Türkistan’da ve daha bir çok yerde zulüm kol geziyor. Müslümanlar ağır bir imtihan geçiyorlar. Yaşamlarını şekillendiren şeylerle ilişkilerini gözden geçirmekle başlıyor bu imtihan. Teknolojiyle, lüks tüketimle, savaşla, kapitalizmle, demokrasiyle , “ötekiler” ile ve İslâm ile olan ilişkilerini daha sağlıklı bir zemine oturtabilecekler mi? Müslüman’ın Zaman’la imtihanı adındaki 204 sayfalık bu kitap işte bütün bu konuları sorgulayan ve çözümler öneren makalelerden oluşuyor.

 Bir pozitivizm eleştirisi

Devleti ele geçirmekDevleti ele geçirmekHayatta en kötü mürşit ilim ve fen olmasın sakın? Eğer Atatürk bir kaç yıl daha yaşasaydı o meşhur sözünü geri alır mıydı acaba?… Ateşi keşfetmeden önceki insanlık ile bugünkü “uygarlığımızı”  karşılaştırdığımızda hiç  yol almadığımız söylenebilir. Bundan 200 bin yıl önce komşusunun yiyeceğini çalmak için başına taşla vuran neandertal insani ile 2003 yılında Irak in petrolünü çalmak için bir milyon ıraklı sivili öldüren (veya buna seyirci kalan) homo economicus ayni uygarlık seviyesinde. Aralarındaki tek fark kullandıkları silahların teknolojik üstünlüğü.  Teknoloji ve bu teknolojinin uygulanmasını mümkün kılan bilimsel buluşlar sıradan insanlar kadar bilim adamlarının da gözlerini kamaştırdı. Bugün karşımıza kâh bilimci (scientist), kâh deneyci (ampirist) olarak  çıkan ahlâkî-felsefî bir duruş var. Bu duruş eğitim sistemimize ve resmî ideolojimize öyle derinden işlemiş ki sorgulanması dahi çok sayıda insanı öfkelendirebiliyor, rejimin savunma mekanizmalarını harekete geçirebiliyor.  Bilim ve teknolojinin insanlığa otomatik olarak barış getireceğinden şüphe etmek neredeyse bir suç. Buna cüret edenler gericilikle, bağnazlıkla suçlanabiliyor.  Pozitivizm ve “modern” yaşam üzerine yazılmış makalelerimizin bir derlemesini 75 sayfalık bir kitap halinde sunuyoruz. PDF formatındaki bu kitabı buradan indirebilirsiniz.  

Trackback URL

  1. 142 Yorum

  2. Yazan:Balbazar Tarih: Dec 8, 2007 | Reply

    “Sivil toplum örgütü”ne bakar mısınız?

    Gören de şeffaf, demokratik, her şeyi kağıda dökülmüş, denetlenebilen bir kurumdan falan bahsediyoruz sanacak.

    Birincisi, hedef alınan gençler değil, basbayağı çocuklar.

    İkincisi, çocukların ailelerinin bilgisi dahilinde “yetiştirildikleri” koca bir yalan. Bize sık sık tembihlenirdi yatakhanede (devlet okulunun yatakhanesi) olanın orada kalması gerektiği. Ben aileme anlattığım anlaşıldığı için tehdit de edildim.

    Dünya görüşlerini başkalarına anlatmak insanların en doğal hakkıdır, dünya görüşlerini savunmasız çocuklara dayatmak, onları kendinden olmayana karşı nefret ve kinle doldurmak ise bu hakla yakından uzaktan alakası yoktur.

    Kurumlar çok demokratikmiş de, onlara antidemokratik demek antidemokratikmiş. Buyrun, ortaya yazılı ilkeleri, örgütlenme biçimiyle kurum koyun da biz de ona göre tartışalım demokratik olup olmadığını.

    Yeraltı örgütlenmesini sivil toplum örgütü diye yutturmaya çalışmak, demokrasiye, demokratik kültürün gelişmesine en çok zarar verecek olan şeydir.

    En büyük insan hakları ihlali, başkalarının haklarını ihlal edebilmek için insan haklarının arkasına sığınmaktır.

  3. Yazan:T.Suat Demren Tarih: Dec 8, 2007 | Reply

    Sevgili Balbazar,

    İkincisi, çocukların ailelerinin bilgisi dahilinde “yetiştirildikleri” koca bir yalan. Bize sık sık tembihlenirdi yatakhanede (devlet okulunun yatakhanesi) olanın orada kalması gerektiği. Ben aileme anlattığım anlaşıldığı için tehdit de edildim.

    Quel alaka?

    Nasıl oluyor da hem devlet okulunda kalıyor hem de FG yurtlarında kalmış gibi oraların işleyişi hakkında birinci elden gözlem aktarıyor “gibi” yapıyorsunuz?

    Ben FG yurtlarında da Devlet yurdunda da kalmadım, kafam karıştı da ondan soruyorum.

  4. Yazan:Balbazar Tarih: Dec 8, 2007 | Reply

    Kaldığım devlet okulunun yatakhanesi tamamen onların elindeydi. Okul yönetimi de ya cemaatle doğrudan bağlantılıydı, ya da buna müsamaha gösteriyordu.

    “Kurumsal”lığın olmamasından kastım bu. Ortada faaliyet alanı yazılı kurallarla belirlenmiş bir kurum yok ki. “Tutturabildiği” yerde iktidar kuran ve kendine net bir kimlik edinmeyen, şeffaf olarak ben şuyum, şuradayım demeyen bir örgütlenme var.

  5. Yazan:Mehmet Yılmaz Tarih: Dec 8, 2007 | Reply

    @Balbazar,

    Necdet Sezer CB olunca veya Erdogan Teziç YÖk baskani olunca LAiKLER DEVLETi ele geçirdi diye isyan ettiniz mi?

    Gülen cemaatine bakarak çok daha az seffaf bir organizasyon var karsimizda, bazen cinayet isletiyor, bazen darbe planlari yapiyor. Esas karanlik örgüt bunlardir. Esas devleti ele geçirmesinden /elinde tutmasindan korkulmasi gerekenler de bunlardir.

    Kendilerini o kadar güvende hissediyorlar ki “halki egitmek için Sirnak’a, hakkari’ye bomba attirdik” diye röportaj veriyorlar emekli olduklarinda. Paravan siyasi partiler kurup demokratçilik oynuyorlar. “Biz seçimi kazanmazsak fena olur” diye 70 milyon insani tehdir ediyorlar. Ellerinde tuttuklari silahlari bizim paramizla aldiklarini unutarak hem de.

    Eger Gülen cemaati bu yobaz laikleri, oligarsi yanlilarini, darbecileri bu kadar rahatsiz ediyorsa gerçekten takdir edilmeleri gerekmez mi?

  6. Yazan:fuatogl Tarih: Dec 8, 2007 | Reply

    Sivil toplum örgütü tanımını “baya” bi zorlamak gerekiyor o harekete onu diyebilmek için. Hiç alakası yok. Gülenin kendi anlattıkları bile neyin ne olduğunu açıkca gösteriyor. Belirli mevkilere ve kadrolara ilgileri biliniyor. Erkenden kendini gösterirsen başını ezerler diyen bir hareket elbette ki silahlı mücadele vs. gibi kendini gösterici şeylere kalkışmaz. Öyle bir perspektifleri yok baştan.
    Çocuklar konusunda Balbazar a kesinlikle katılıyorum. Ve mekan illa da kendi yurtları olması gerekmiyor. Devlet yurtları, devlet okulları…bir takım öğretmenlerin öğrencileri şura denen evlere(dayalı döşeli binalar) göndermesi gibi şeyleri bizzat biliyorum. Dayalı döşeli binalar, sohbetler, şu iyi şu kötüler.
    Kimse birşey yaymasın da denilmiyor, ama özellikle küçük çocukları hedef alıp onları “kafalamak”, manipulatif yayınlarla beyin yıkamak, fikir yaymak değildir. Çocuk yaştaki gençleri, Gülenin kendi ifadesiyle örümcek ağları ile yakalayıp “kurtarmak” iyi birşey değil. Demokratik ve özgürlükcü bir kültür ile bağdaşmaz böyle şeyler. İstediğiniz kadar iyilik, hoşgörü, barış diye halkla ilişkiler tekniği kullanın…

    Özetleyecek olursak “devleti ele geçirmek” eğer silahlı bir eylem söz konusu değilse boş bir iddiadır. Daha kötüsü düşünce özgürlüğünü hedef alan bir söylemdir.

    Bir hareketin hegemonyacı özlemleri olmasını iddia etmekle düşünce özgürlüğüne karşı çıkmak arasında nasıl bir ilişki var ki. Hiç bu şekilde bir “silahlı mücadele” kriteri duymadım.
    Bir defa, madem kafalarında daha büyük hayalleri yada planları yok, neden bazı toplantılarda “size güveniyorum, burada konuşulanlar burada kalacak” gibi birşeyi gizli tutma niyetinin gösteren fadeler kullanıyorlar?

  7. Yazan:Mehmet Yılmaz Tarih: Dec 8, 2007 | Reply

    Anti-Gülenciler Türkiye’yi ne kadar seviyor?

    Arkadaslar, aklima takilan bir sey var, samimiyetle sormak istiyorum. AKP su kadar yildir iktidarda, sanirim 2002’den beri. Gülen ve AKP’lilerin Türkiye’yi satacagi, her türlü kötülügü yapacagi filan anlatiliyor.

    FARZ EDELiM Ki DOGRU. meselâ Cumhuriyet mitinglerinde toplanan 1 milyon insan neden Gülen’e alternatif bir hareket baslatamiyor?

    1 milyon insan adam basi 1000 dolar toplayamadi mi vatan için? Madem ki ölmeye bile hazir herkes, yilda 250 dolar toplasalardi 2002’den beri 1 milyar dolar yapardi. Sigara paralarindan, gezme-tozmadan arttiramadilar mi bu vatan severler?

    Yani Gülen’in, RTE’in, Abdullah Gül’ün, basörtülülerin “kötülüklerine” karsi kilinizi bile kipirdatmiyorsunuz, ondan sonra IRTiCA GELIYOOOOOO diye agliyorsunuz.

    Ya Türkiye’yi maddi özveride bulunacak kadar sevmiyorsunuz ya da çok yüksekten atiyorsunuz.

    Bir vatan kimindir? Onun gelecegi için özveride bulunabilen insanlarindir. Öyle kiyida kösede kendi kendini korkutarak,komplo teorileri üreterek vatansever olunmaz.

    Gülencilerin anti-Gülencilere bakarak çok daha fazla vatansever olduklarini düsünüyorum.

    Geçmiste veya günümüzde hatalari olabilir, bunlar söylenir, tartisilir uygarca. Ama bir grup insani “kötü-tehlikeli” ilan ederek ülkeye hizmet edilmez.

  8. Yazan:Rumuzyok Tarih: Dec 8, 2007 | Reply

    İyi de, abicim Fethullah Gülen de gerçekten devleti ele geçirmeye çalışıyor. Bizimkisi gibi memleketlerde yegane iktidar noktası devlet erki.
    Yani, bunu bilmemek için keriz olmak lazım; inkar etmek için de karşıdakinin budala olduğunu düşünmek 🙂

  9. Yazan:Balbazar Tarih: Dec 8, 2007 | Reply

    Aslında, devlet okullarını tahakküm altına almasalar, sadece kendi okullarında bu “beyin yıkama” tavrını sergileseler de, bu kabul edilebilr bir şey değil. Çünkü çocuğunu o okullara gönderen, göndermek zorunda kalan her aile, çocuklarının F. Gülen’in şahsi dünya görüşüne, İslam anlayışına göre yetiştirilmesini istemek zorunda değil.

    Yine kendi hayatımdan bir örnek: Çok iyi tandığım bir yakınım, zor koşullarda az kazanan, çocuklarını okutmak için günde 16 saat çalışan bir insan. Oğlunu meslek lisesine göndermek istedi. Lisenin yatılısı yok, olduğu yerdeki tek yurt Gülen yurdu. Yakınım, Cuma kaçırmayan, Ramazan’da 30 gün oruç tutan, karısının başı açık, sosyal demokrat olduklarını iddia eden partilere oy veren bir insan. Yani sizlerin müslüman olduklarını ancak ülkedeki müslüman oranını arttırmak için kabul ettiklerinizden. Haliyle, çocuğunu o yurda göndermesi, çocuğu Fethullahçı olsun diye değil, okusun diye.

    Gittikten sonra çocuk, sürekli evi aramaya, ağlamaya başladı. Sürekli toplantılar yapılıyor, onun dinlemek istemediği şeyler anlatılıyor, sabahları herkes namaza kaldırılıyor (zorla değil elbette, psikolojik baskıyla), soğukta aptes aldırılıyor, o bundan dolayı sürekli hasta oluyor, vs. vs. Çocuk, sürekli kendisinin de ailesinin de istemediği şeylere tabi tutuldu, 5-6 ay sonra çocuğu okuldan almak zorunda kaldılar. Bir senesi kayboldu.

    Bu, o çocuğun eğitim hakkına tecavüzden başka birşey değil. Hiç olmazsa kalacak yer sunmuşlar diyebilirsiniz. Çocukların ve velilerinin alternatiflerinin olmadığını, hatta devlet ve cemaat destekli siyasi irade (M.E.B) eliyle özellikle seçeneksiz bırakılmaya çalışıldıklarını, devletin yoksul yurttaşların çocuklarına eğitim olanağı sunmak işini cemaatlere devretmesinin devlet politikası haline getirildiğini de hesaba katarsınız umarım.

    Demokrasi, hepimizin yaşamasına izin verdiği sürece demokrasi.

    ===============================================
    @MY:

    Burada şikayet ettiğim devletin ele geçirilmesi falan değil, toplumsal demokrasinin gelişmesinin engellenmesi, bireylerin hayatlarının işgal edilmesi… Demokrasi olmadıktan, farklılıklar tecavüze uğradıktan sonra, devlet kimin elinde olmuş, ne farkeder.

    Kusura bakmayın ama, “düşmanımın düşmanı dostumdur”, “diktatör bendense iyidir” diye özetlenebilecek yaklaşımlara katılmam mümkün değil.

    Zaten, Fethullah Gülen cemaati’nin de ne militarizmle, ne derin devletle, ucu kendilerine dokunmadığı sürece, en ufak bir sorununun olmadığı, hatta gerektiğinde bunlarla yakın irtibat içinde olduklarını biliyoruz. Zaman gazetesinin Cumhuriyet mitingleri zamanındaki yayın politikası neydi: Milliyetçi muhafazakar vatandaş Kemal Kerinçsiz, PEKAKA’lı Edip Akbayram’la aynı mitinge katılmaktan rahatsız.

    Not: A. N. Sezer’in derin devletle ilişkisi olduğu, gizli emirle adam öldürttüğü, bomba attırdığı gibi inançlarınız varsa, olaya biraz fazla ak-kara açısından bakıyorsunuz, ki, gerçeklerden bu kadar uzaklaşmışsınız.

  10. Yazan:FST Tarih: Dec 8, 2007 | Reply

    Bir de şu var, Ulusalcıların devleti ele geçirmeye çalışması gerekmiyor, onlar zaten devletin başında, bu rantı Fethullah Gülen ile paylaşmaya veya ona devretmeye yanaşmıyorlar. Böyle bir ihtimale de “bizim dışımızda biri devleti ele geçirecek” diye karşı çıkıyorlar herhalde.

    Fethullah Gülen devleti ele geçirirse (muhtemelen Humeyni türü bir dönüş kastediliyor) bundan pek hoşlanacağımı zannetmiyorum ama şimdikinden daha kötü olur mu ondan da emin değilim. Ben kim olursa olsun kendi “doğru” davasını başkasına dayatan yahut kendi ulvi amacı için gizlenerek hareket eden kimselerden ve gruplardan hoşlanmam, kimse kimseyi, en azından beni, kurtarmaya kalkmasın efendim. Fethullah hoca cemaatinin de ne amaçladığını bilmiyorum, iyimidir, kötü müdür o konuda da fikrim yok.

    Küçük çocukları kafalamaları konusunda da iyimser değilim. Yazıda belirtildiği gibi 10-12 yaşındaki çocuklara birtakım gizemli dini meselelerin belletilmesi demokratik hak değil. Bu fikirleri bilinçsizce iman haline getiren çocuklar ileride rüşde erdikten sonra dahi bunları artık tartamaz hale geliyor. Bir açıdan bakınca çocuk istismarı var. Tabii daha resmisi ve yaygını okullardaki resmi ideoloji istismarı, bununla kıyaslanınca Fethullah hocanınki devede kulak kalır. Yine de iki ucu otlu deynek.

    Bekleyip görelim.

  11. Yazan:fizikci Tarih: Dec 8, 2007 | Reply

    Fethullah Gülen hareketinin sinsi, gizli kapaklı işler çeviren bir örgüt olduğu iddiası çok anlamsız. Yoldan geçen rastgele birine “Fethullah Gülen hareketi hakkında ne biliyorsun?” diye sorun. Eğer az biraz sosyal biriyse size ışık evlerinde kaldıklarından, evlerin bir imamı olduğundan, bunların başında semt imamları ve bölge imamları şeklinde bir örgütlenme olduğundan bahsedecektir. Dünya çapında bir eğitim hareketini yürüttüklerini, iş dünyasında büyük şirketlerinin olduğunu, finans ve medya dünyasında da büyük şirketlere sahip olduğunu anlatacaktır.

    “Silahlı eylem?” diye sorarsanız “asla” diyeceklerdir, “böyle bir şey hiç bir zaman duyulmadı.” “Peki örgüte katılanların örgütten ayrılma özgürlüğü?” diye sorarsanız “isteyen girer çıkar, nerdeyse yol geçen hanı gibidir” denilecektir.

    Böyle bir yapılanmanın sinsi olduğu, gizli kapaklı işler çevirdiği söylenebilir mi? Aksine gayet şeffaftır.

    Fethullah Gülen hareketinin, asıl adıyla Gönüllüler Hareketi’nin, sosyal ve bireysel problemlerin çözümü için kaynağını İslam’dan alan bir çözümü vardır. Bu çözümün temel noktasını eğitim ve İslami ahlak teşkil eder. Eğer Türkiye’de demokrasi varsa bu insanların bu çabasına herkes -katılmayabilir ama- saygı duymak zorundadır. Sizin de başka bir çözümünüz varsa “gönüllüler” size saygı durmak zorundalar.

    Çocukların beynini yıkama iddiası tamamen saçmadır. Sanki çocukların eline silah verip uyuşturucuyla falan uyutup göreve yolluyorlar. Yaptıkları şey çocuklara dinini öğretmek. Bunun nesi fena? Dinden rahatsız olan bundan rahatsız olabilir ancak.

    Ayrıca bu çocuklar ışık evlerindeki ortamları sayesinde içki, uyuşturucu gibi şeylerden uzak kalıyorlar. Derslerine çalışıyorlar, hatta özel ders alıyorlar. Beş vakit namazını kılan, Allah’tan korkan, her türlü fenalıktan kaçınan bireyler haline geliyorlar.

    Mehmet Bey’in de belirttiği gibi İslami ahlaktan rahatsız olanlar varsa, ne bileyim laik ahlak gibi birşeye inanıyorlarsa pamuk ellerini ceplerine sokup kendi gönüllüler hareketlerini oluştursunlar. Kimsenin itiraz ettiği yok.

  12. Yazan:Mehmet Yılmaz Tarih: Dec 9, 2007 | Reply

    @Balbazar,

    “A. N. Sezer’in derin devletle ilişkisi olduğu, gizli emirle adam öldürttüğü, bomba attırdığı gibi inançlarınız varsa, olaya biraz fazla ak-kara açısından bakıyorsunuz, ki, gerçeklerden bu kadar uzaklaşmışsınız.”

    Sezer Büyükanit ile mesafe koyabildi mi arasina? Kenan Evren’i kinayabildi mi? Devleti ele geçirenler 12 Eylülcülerdir, kitap yakan, 17 yasinda gençleri asmak için yaslarini büyüten, ….

    Ortada 12 eylül gibi islenmis bir “devleti ele geçirme” suçu varken cemaatlere niyet okuyarak yüklenmek yanlis degil mi?

    Isin komik tarafina bakin ki ayni darbeci güruh sürekli paranoya üretiyor :
    1) Hepimizi hiristiyan yapacaklar,
    2) Yahudiler G.dogu’dan toprak almaya baslamis…

    bütün bu zirvalar da Cumhuriyet gazetesinden ve rahsan ecevit gibi insanlardan çikmadi mi? Normalde böyle gayri müslim düsmanligi hangi solcuya yakisir?

    Hristiyan veya yahudi Türkler yarim adam mi?

    Sorun Sayin Balbazar F.Gülen veya Islamcilik degil. Sorun devletin öngördügü kaliplarin disina çikan herkesin POTANSiYEL BÖLÜCÜ ilan edilmesi.

    Ortada bir suç varsa suçlu yakalansin, cezasini çeksin. Ama “Gülenciler galiba sunu planliyor” demek ne kadar anlamsiz. Bir ermeni veya bir yahudi suç islemeden “haaa bu herhalde bir halt karistiriyordur, vay gavur vay” diyenler ile dindar müslümanlarin üzerine gidenler ayni.

    Hiran Dink’e açilan davalar hak mi?

    Standart vatandas tipine uymayan herkesi suçlu ilan etmek isteyenler var. Buna sesini çikarmayanlar var. çanak tutanlar var. Sezer de bunlardan biriydi.

    Büyükanit Kürtleri vatan haini ilan ederken Sezer neden sustu?

    “Nemutlu Türküm diyene dememeyen Türkiye’nin düsmanidir, öyle kalacaktir” ne demek?

    “ilmin disinda mürsit arayan …” diye nutuklar atmak bölücülük degil de nedir?

    Hepimiz pozitivist olmak zorunda miyiz? Avrupanin¨19cu yy’da benimseyip 21ci yy’da terk ettigi bir felsefe akimini benimseMEmek nasil suç olabilir?

    Semdinli’de polis memurlari kendi seflerine ates açarken AKP adaleti saglayamadi, birinci sorumluluk adalet bakaninin.

    Ama CB olarak Sezer’in çikip “bu ne rezalet?” demesi gerekmez miydi? Kaç tane derin devlet davasinda deliller kayboldu.
    Sezer nasil sustu? Neden sustu? Aleviler için ne yapti Sezer? Prof. Kaboglu’nun 2004’te TBMM’nin istegiyle hazirladigi
    azinliklar raporunu okusaniz aglarsiniz. Gayri müslim dostlarimin senelerdir çektigi ve zaten çok iyi bildigim sorunlari
    bütün çiplakligiyla gözler önüne seriyor bu rapor. Ama ne oldu? Raporu hazirlayanlara dava bile açildi. Sezer neredeydi?
    Tenis oynamaya mi gitmisti?

    Bir insan “ya suç islerse” diye tutuklanamaz. Bu ABD’nin “baris için savasmasina” benzer. Önleyici savas!!!
    Bütün zulümlerin, haksizliklarin kaynagi iste böyle paranoyalar.

    Adam kürtçe türkü söylüyor, “bugün türkü söylerse yarin kim bilir neler yapar?” diye üzerine gidiyorlar.
    Böyle mi isler hukuk devleti?

    Sezer güya hukukçu. Gitsin de birinci sinif kitaplarindan hukuk devletinin tanimini ögrensin önce.

    Gülen cemaatinden veya degil, birisi çalarsa, öldürürse, hakaret ederse adalet yakasina yapissin.
    Ama bir suç yoksa birakin insanlar istedikleri gibi inansin, inancini yaysin.

    Eger su veya bu organizasyonun fikirlerinden rahatsiz oluyorsak onlardan daha iyi fikirler üreterek onlari alt edebiliriz. Silah veya devletin gücünü kullanarak degil.

    Hiristiyan misyonerlerden ödü kopuyor bazilarinin. Neden? Kendi inançlarina, Islam bilgilerine güvenmiyorlar da ondan.
    Su veya bu cemaat yobazligi mi yayiyor? Siz de modernligi yayin. Atatürk’ü sevdirin. Anadolu’nun her kösesinde opera ve bale
    kurslari açin. Ama nedense olmuyor. Atam atam diye ortalarda gezenler istanbul’dan, Ankara’dan, Izmir’den çikmiyorlar, zahmet olur, ayaklari çamurlanir çünkü.

    “ülkem tehlikede ama onu korumak için harcayak ne vaktim var ne de param!!!!”
    iste böyle diyor bugünkü Kemalistler. Sorun kendilerinde. özveri yapamiyorlar. Son model bir cep telefonu
    veya plazma bir TV kadar degeri yok onlarin gözünde Türkiye’nin.

    Sizin onlardan olmadiginizi da biliyorum 🙂 onun için söyle bitiriyorum mesajimi :

    Dostlukla

  13. Yazan:fuatogl Tarih: Dec 9, 2007 | Reply

    Yahu tamam, ulusalcı diye bir güruh var. Kabul ettik de. Bununla bir dokunulmazlık zırhı kurmayalım. Her eleştiri de illa birileri ile aynı kampa sokulmak zorundamıyız? Ulusalcılar, faşistler, beni yada başkasını, onlardan olmayan kimseyi bağlamaz.

    […]Erdogan Teziç YÖK baskani olunca LAiKLER DEVLETi ele geçirdi diye isyan ettiniz mi?

    Böyle saçma “laikler devleti ele geçirdi” diye isyan olmaz zaten Mehmet bey. Baskıcı,tepeden-inmeci ve anti-demokratik olduğu için karşı çıkarsın çıkacaksan. Yıllardır da müthiş baskılara rağmen birçok insan YÖK e karşı çıkmıştır, 6 Kasım ı geleneksel protesto günü ilan etmişlerdir. Ben bizzat hatırlıyorum biliyorum, islamcı arkadaşların hiçbir şekilde YÖK e karşı gelmeye yanaşmadığını, türlü çeşit diyalog çağrılarıyla. 1998 Ankara – DTCF de ilk kez sol, demokrat kesimden öğrencilerin kitlesel olarak desteklediği bir türban eylemini organize edenlerden birisiyim. Ortak bir demokratik öğrenci cephesinin zemini oluşabilir mi acaba diye. YÖKün anti-demokratik uygulamalarına ÇIT çıkartamadık maalesef. Bunca yıla rağmen türban dışında oturaklı bir demokrasi eleştirisi yapamadılar YÖK e karşı. İnsanların duyarsızlıkları açısından beni özellikle fitil eden bir konudur, özellikle geçmiş yıllara ilişkin. Sokaklarda öğrenci dayaklarına bizzat katılan vatandaşlar olurdu. Sırf YÖK protestosundan zamanında saçma sapan örgüt iddialarıyla DGM lik olmuş arkadaşlarım var. Herşeyi deyin ama YÖK demeyin lütfen!

    Gülen olayının da paranoya ile, aman şeriat gelirle falanla filanla, memleketi az yada çok sevmekle alakası yok. Akıl var nizam var, yoksulluktan ve devletin laçkalığından faydalanan, ideolojik nosyonları olan, küçük çocukları türlü çeşit yöntemle kafalayıp kendisine kitle sağlayan bir hareket var. İşledikleri fikirler ve kullandıkları yöntemler ise “sigara/alkol yok” ile savunulacak şeyler değil. Bunu eleştiriyoruz diye memleketi sevmemekle, paranoyak faşist ulusalcı olmakla suçlamanız, ima etmeniz anlamsız.

  14. Yazan:Mehmet Yılmaz Tarih: Dec 9, 2007 | Reply

    @FuatOgl,

    öncelikle bazi muhafazakarlarin “basörtüme dokunmayan yilan bin yasasin” makamindan çaldiklari konusunda haklisiniz, bildiginiz gibi bunlari elestiren bir çok yazi yazdim.

    “Gülen olayının da paranoya ile, aman şeriat gelirle falanla filanla, memleketi az yada çok sevmekle alakası yok. Akıl var nizam var, yoksulluktan ve devletin laçkalığından faydalanan, ideolojik nosyonları olan, küçük çocukları türlü çeşit yöntemle kafalayıp kendisine kitle sağlayan bir hareket var. İşledikleri fikirler ve kullandıkları yöntemler ise “sigara/alkol yok” ile savunulacak şeyler değil. Bunu eleştiriyoruz diye memleketi sevmemekle, paranoyak faşist ulusalcı olmakla suçlamanız, ima etmeniz anlamsız.”(FUATOGL)

    Öncelikle sunu soralim :”İşledikleri fikirler” demissiniz. Hangi fikirler yasaya uygun? Hangileri degil? Yani bütün yazdiklarinizdan sonra fikir suçlusu kavramina destek mi veriyorsunuz?

    Eger Gülen veya bazi gülenciler insanlari suça tesvik ediyorsa, siddeti, irkçiligi övüyorsa elbette devlet üzerlerine gitmelidir. Ama bunun disinda sizce “sakincali” fikirler nelerdir? Bilmek isterim.

    Can Dündar’in hazirladigi “kizil tepeli kalpak” isimli bir CD-ROM vardi bende. Orada Atatürk söyle diyor : “Fikirlerin üzerine fikirle gidilir. Zor kullanirsaniz onlari güçlendirirsiniz”. Aynen katiliyorum. Bilmiyorum siz de katiliyor musunuz?

    Paranoyak/fasist vb imalari üzerinize alinmayin. Sadece sunu söylüyorum : Bir insan “Gülen Türkiye için büyük bir tehlikedir” diyorsa ve buna karsi mücadele etmek için hiç bir özveride bulunmuyorsa Türkiye’yi sevdiginden süphe ederim.

    1999’daki depremde herkes para, giyecek ve yiyecek yardimi yapti. Neden? Deprem milli bir sorundu, milletçe karsi koymak için elimizden geleni yaptik. Insan olmanin geregini yerine getirdik, özveride bulunduk. Hatta Yunanistan ve Israil’den yardim geldi.

    Simdi gün geçmiyor ki “Fetullahçilar her yere sizdi” diyen birini duymayalim. Gülen ile ilgili komplo teorisi sayisiz. Ben de sunu diyorum : Türkiye’yi korumak için ne yapiyorsunuz? Gülen her yere sizdi ise siz neden daha çok sizmiyorsunuz? 3 gülenci olan bir yere 10 tane kemalist neden sokamiyorsunuz? Gülen fakirlere 100 YTL veriyorsa siz neden 250 YTL veremiyorsunuz? Gülen ögrencilere bir yurt açtigi sehirlere neden 3 yurt siz açmiyorsunuz?

    Eger somut eylem ve özveri yoksa buna kuru gürültü denir. Bakin siz ne güzel mücadele vermissiniz gençliginizde. Somut olarak bir seyler yapmissiniz. Bu sizin samimi oldugunuzu gösterir. Iste bunu kasdediyorum.

    Dostlukla

  15. Yazan:Balbazar Tarih: Dec 9, 2007 | Reply

    Yaptıkları şey çocuklara dinini öğretmek. Bunun nesi fena? Dinden rahatsız olan bundan rahatsız olabilir ancak.

    Dananın kuyruğunun koptuğu yer burası işte. “Din benim babamın malı, onun için ben ne yapıyorsam haktır, beni eleştiren de din düşmanıdır”.

    Eğer bu tavrı onaylıyorsanız, boşu boşuna demokrasi, insan hakları diye kelam edip, bu kavramların içini boşaltmayın.

  16. Yazan:Balbazar Tarih: Dec 9, 2007 | Reply

    @MY:

    Sezer’in ideolojik konumu, tavrı, ve yetkileri içindeki ayrı bir konu. Derin devlet olduğu iddiası ise gerçekten insaf dedirten cinsten. Bir memur tavrıyla görevi olarak neyi gördüyse onu yapmaya çalışan bir adamdı. Ama yanlış, ama doğru. Sonuçta, ne diktatör, ne mafyacı, ne bilmemne idi, herkesin hakkı herkese verilmeli, eleştirinin, iddianın, ithamın da bir dozu olmalı.

    Her neyse, konumuz Sezer değil.

    Örgütlü, özverili, mücadeleci olmamaları, kendini “sol”, yahut “Atatürkçü” sayan kültürlere yönelik en çok dile getirilen eleştiridir, haklıdır da.

    Bunun yığınla nedeni var. Bir tanesi de 12 Eylül tecrübesi. Bu insanların çoğu en az bir yakınlarını, dostlarını ülkücü kurşunlarına kaybettiler, 12 Eylül zındanlarında işkence gördüler, yurtlarını bırakıp kaçmak zorunda kaldılar. Ve en kötüsü, zulüm kapıyı çaldığında herkesin yalnız olduğunu, kimsenin kimseye yardım edemediğini, etmediğini, etmeyeceğini gördüler. Halkımız diye kutsallaştırdıkları kitlenin, dava arkadaşımız diye güvendikleri insanların, hayatta kalma, ekmek kazanma mücadelesinde kimseyi kaale almadığını, alamadığını gördüler.

    Onun için de çocuklarını olabildiğince apolitik yetiştirdiler, bilgi ve birikimlerini de kendilerini ve çocuklarının geleceğini kurtarmaya adadılar.

    Sonuçta bu noktaya gelindi. “Sol”u olmayan bir toplum olduk. Demokratik teamüllere uygun olarak siyasi tavır almanın, ayağınızın kaymasına yeter gerekçe olduğu bir toplumda insanlardan ne bekleyebiliriz bilmiyorum.

    İslamcılar bu boşluğu dolduruyorlar mı? Hayır. İslamcılar bu boşluğu suistimal ediyorlar.

    Eğer İslamcı kültürde gerçekten derin devletle derdi olan, eşitlikten, farklılıkların kabulünden yana olan, yoksul insanların ekonomiden daha çok pay almasını isteyen birileri varsa, bunlar azınlık.

    Ve Fethullah Gülen ve yandaşları kesinlikle bunlardan biri değil. Aksine insanların kontrol altına alınmasına, pasifize edilmesine, yalnızca belli güç gruplarının çıkarlarına göre yönlendirilmesine yönelik bir siyasi grup Fethullah’çılar. Hiyerarşik, askeri düzeni andıran örgütlenme biçimleri de bunu onaylıyor.

    Fethullah’çıların yaratmaya çalıştıkları sivil toplum, yasası, temsili, tartışması, eleştirisi, denetlemesi, katılımıyla değil, abi kardeş ilişkileriyle, insanların tek tip yetiştirilmesiyle, eşitsizliklerin hakla hukukla değil sadakayla giderilmesiyle işleyen bir cemiyet.

    Sistem içindeki güçlü olan herkesle, herşeyle de bağlantı içindeler, onun adı da diyalog oluyor. Ama mesela Nesin Vakfı gibi, kendi çapında hepitopu 30 çocuğa koşulsuz eğitim, barınma olanağı sağlayan kurumları hedef almak sözkonusu oldu mu hoşgörü falan unutuluyor.

    Yoksul çocuklara eğitim olanağı sağlamanın bir koşulu olmamalı. Depremzedelere yardım etmenin de. Bir dönem Cumhuriyet Kadınları Derneği adında küçük bir laik kadın örgütüyle çalıştım, yıllar boyunca depremzedelere hukuksal danışmanlık hizmeti sağladılar. Ve birlikte çalıştıkları insanlara karşı en ufak bir siyasi propaganda çabası içine girdiklerini görmedim. Tek gayeleri insanlara yardım edebilmekti. Yardım ettikleri insanların çoğunun başı örtülüydü.

    Evet, yayılmacılık (çocukları saymazsak) belki hukuk, insan hakları ihlali değil, ama bu çeşit bir yayılmacılığın ahlakını, vicdanı olan herkesin sorgulaması gerekir.

  17. Yazan:T.Suat Demren Tarih: Dec 9, 2007 | Reply

    Demokratik ve özgürlükçü ilkelere sahip olanlar tartışma biraz ilerleyince, Gülen hareketinde kendilerince yanlış olarak sadece “çocuklara endoktrinasyon”u bulabiliyorlar. Diğerlerinin tamamı demokratik hak çünkü.

    Endoktrinasyon yöntemleri deyince de sanki bu bu cemaate has birşeymiş gibi eleştirilmiş. Anaokuluna giden çocuğumun ev ödevi benzeri çalışmalarını birlikte yapıyoruz, rejimin endoktrinasyon yönteminin daha anaokulunda nasıl başladığını görüyoruz. Onu okula bırakırken koro haline “andımız”ı okuyan yüzlerce çocuk tam bir militarist tablo sergiliyor. İyi ki Kürt ya da bir başka etnik kökenden değilim diyorum; o andı duydukça. Düşünsenize Kürtsünüz ve her sabah çocuğunuz “Türküm” diye başlayan and içiyor.

    Ve dikkat, buna MECBUR.. Gülen okuluna vermek şibi seçmeli bir eylem değil!

    Bir kere endoktriasyondan azadelik mümkün mü?

    Her alanda endoktrinasyon yöntemleri ile sarılmış durumdayız zaten, bizzat sekulerizm kendi araçları ile amaçlanmış bir organizasyona bile sahip olmadan, kurumsallaşmamış yapısıyla bile kendiliğinden bir dayatım yaparken?

    Sanki klasik liberalizmin öngördüğü toplum düzeni kurulmuş da bu buna engel bir bir dayatım yöntemi imiş gibi eleştiri getiriliyor. Bu gerçekçi değil.

    Bu tür hangi yapılanmada bu olmaz ki? Marks Belçika’da Brüksel Alman İşçileri Eğitim Birliğini kurarken ve sonraki çarşamba toplantılarında meyvalı kek tarifi vermiyordu, “bilimsel sosyalizm” propagandası yapıyordu.

    Kaldı ki bu bir cemat ve gönüllülük esasında kurulmuş amaçları olan bir hareket.. Bir insan çocuğunu, eğitimi için gönüllü olarak bu gibi yerlere vermişse ya da lisedeki, üniversitedeki çocuklar cemaate mensup arkadaşları tarafından cemaat faaliyetlerine katılmaya ikna ediliyorlarsa bunun ne mahzuru olabilir?

    Ben çocuğumu bu eğitim kurumlarına verirsem çocuğum dinini kitabını öğrensin, içkiden sigaradan uzak dursun, en güzel şekilde de eğitimini alsın, serseri, it kopuk olmasın diye veririm.

    Evet bir kapalılık var. Şeffaflık yok. Çünkü maalesef legal ve denetlenebilir olma imkanları yok. Yani bu kapalılık cemaatin şartlara initabakından kaynaklanıyor. Devlet neye ne kadar müsade ediyor? Bu tür yollara tevesül edilmesinin suçu devlette değil mi? Bu iş (yani din eğitim ve öğretimi) “piyasa”ya bırakılsa nasıl tezahür eder tahmin edilemiyor mu?
    Özetle eleştirirken sanki bunun başka yolu varmış da Gülen bu yolu zorlamış gibi konuşuluyor. Yani boş konuşuluyor.

    Endoktrinasyondan kurtulmak mümkün olmayacağına göre, ne yapmak gerekir. Tabii ki bu işi “piyasaya” bırakmak gerekir. Devletin aradan çekilmesi gerekir. Bunu eleştirmesi gerekenler bir sivil organizasyonu eleştiriyor.Tuhaf.

    Burada ne denebilir? “Herkes demoktarik hakkını kullansın.” Ee kullansın kardeşim, tutan mı var? MY, Fizikçi söylemiş işte, atsınlar pamuk elleri cebe, kursunlar benzeri yapılanmaları. Tutan nedir?

    Devlet din eğitiminden elini çekip bu işi özele bırakmadıktan sonra bu tartışmalar boştur. İnsanlar salak değil, devlet öğretmiyor diye çocuklarına dinini, ahlakını öğretme yolunu bulamayacaklar değil, Tek Parti döneminde bile bunu yaptılar, yapabildikleri ölçüde.

    Bugün de bu “talep” Gülen eliyle, Süleymanlı cemaati eliyle vs başka cemaatler eliyle illegal olarak karşılanıyor. Bunu engelleyemezsiniz.

    Kaldı ki Gülen hareketi uluslararası alanda İslam için son derece pozitif bir algı sağlıyor. Sadece bu bile Müslümanlar açısından Gülen’e destek vermek için yeterli. Kimler desteklemiyor? Tabii ki bir takım marjinal düşünceler sahip müslümanlar ile İslam ile alakalı herşeyden rahatsız olanlar.

    Ben bu cemaate ait hiçbir kurumda eğitim almadım. Ama açık söyleyeyim, eğer çocuklarımı kendim yetiştirme imkanı bulamayacak bir durumda olsa idim hiç çekinmeden Gülen okullarına verirdim. Din eğitimi elbette bir eğitim süreci ile olacak, disiplinli olacak. Bunu kabul ederek verirdim, sizlerin endoktrinasyon diye feryat ettiğini şeyi kabul ederek.

    İhtiyaç olan tek şey şeffaflık, serbest rekabet. Yani özgürlük. Bunu sağlamak da devletin işi, Gülen’in değil. Bunu savunmalısınız, devletin devreden çıkmasını, din eğitiminde sadece bazı çerçeveleri çizip denetlemeyi yapmasını, başka birşeye karışmamsını. Bu da işilerine gelmiyor egemenlerin, malum sebeplerle. İş Tevhid-i Tedrisata, devrim kanunlarına dayanıyor. Kökenleri onyıllara uzanan bir husus. Ve hiç de özgürlükçü ve demokrat değil!..

    Kusura bakmayın, bunlara değinmezseniz işte böyle boş konuşmuş oluyorsunuz.

  18. Yazan:Mehmet Yılmaz Tarih: Dec 9, 2007 | Reply

    Aslinda Balbazar’in ve Suat’in söylediklerine degil de arkasinda yatan özgürlükçü kaygilara baktigimda her ikisine birden katiliyorum.

    Ama Suat iyi bir noktanin altini çizmis, bu tartismadan görünen sey su : Gülen’in tek suçu çocuklara “endoktrinasyon” yapmak.

    Gülencilerin (genel olarak Nurcularin) bir referansi var : Said Nursi ve yazdiklari. Bu kitaplari okudukça zaten kafami mesgul eden bir çok konunun Said Nursi’yi de bundan 100 yil önce endiselendirdigini gördüm. Bu konulara gösterdikleri hassasiyetten dolayi Nurculari takdir ettigimi söyleyeyim. Asagida açikladigim soruna karsi çocuklarin uyarilmasi ve tahkim edilmesi bence bir endoktrinasyon degildir, gelecege hazirliktir.

    Bir müslüman olarak (aslinda bir insan olarak da) söyle bir kaygim var:

    Yasadigimiz toplum giderek tüketim ve tatmin üzerine yasiyor. Anlik haz pesinde kosmamiz dayatiliyor bize, YE iÇ, en iyi arabayi kullan, en güzel kiz senin sevgilin olsun….

    Bu bence berbat bir gidis. Hiç bir haz uzun süremez. Bunun için daha yeni tatminler pesinde kosuyor insanlar. En sonunda uyusturucu, alkol, siddet…

    Neden? Geçmisten ve gelecekten koparak ani yasamak, hedonizm bizleri hayvanlastiriyor. Islamî tabirle nefsimize kurban ediyor. Müslüman olmak da kurtarmiyor kimseyi. Pirlantalarla islenmis som altindan Mevlana yüzükleri takiyor kimileri, Mevlana ne yazmis? Bilmeden.

    Özetle insan MUTLU olmak için (TATMiN degil) geçmise baglanmali, gelecegi de ummali, düslemeli. Geçmis ve gelecekle baglarimiz kopunca mutluluk imkâni ortadan kalkiyor, geriye ANLIK TATMiNLER kaliyor. Eger paraniz ve sagliginiz yerindeyse tamam. Ama bu tatmin arayisina en ufak bir engel geldiginde öyle bir izdirap veriyor ki insanlara derhal saldirganlasabiliyorlar.

    ünlü bir sanatçi hizmetçisinin kafasina cep telefonu atarak mansetlere geçmisti. TeleVole zaten herkessin gözü önünde.

    Bakin Amerikalilarin bir takintisi vardir, OUR WAY OF LIFE. Eskiden komünistler buna bir tehdit idi, simdi ise Islam. Bunlar üzerinde düsünülmesi gereken konular.

    Gülen’in yöntemleri veya Said Nursi’nin fikirleri bu kötü gidisle mücadele için en iyi yol olmayabilir. O halde daha iyi fikirler üretilmesi icab eder. Ama en azindan kaygilarini ve çikis noktalarini paylasiyorum.

    Bu baglamda belki bazi hiristiyan veya laik örgütler de ayni amaçla çalisabilir, onlari da pesinen destekliyorum.

    Dostlukla

  19. Yazan:Balbazar Tarih: Dec 9, 2007 | Reply

    Devletin endoktrinasyon yapması ile illegal bir örgütlenmenin endoktrinasyon yapması aynı şey değil.

    Devlet, ne olursa olsun, belli kurallara uymak, kendi meşruiyetini sağlamak zorunda olan bir kurum, ve hepimiz bu kuralların oluşturulmasına o ya da bu şekilde katılabiliyoruz, en azından onun için mücadele edebiliyoruz.

    Eğer Gülen ve yandaşlarının devletin eğitim anlayışından bir şikayetleri varsa, meşru kanalları kullanarak bunun değişmesi için çaba gösterebilirler.

    Yeraltı örgütü kurup, çocukları ailelerinin ellerinden “çalarak” değil.

    Çocukların cemaate katılımında çocukların gönüllüğü falan sözkonusu değil, aileler içinde de seçeneksiz oldukları için o okullara, o yurtlara çocuklarını gönderenler var. Devletin fırsat eşitliği ilkesi uyarınca eğitim hizmeti sağlamamasından yararalanarak, hatta şimdilerde sağlamaması sağlanarak, yaratılan boşluk cemaate menfaat ve insan kaynağı sağlamak için kullanılıyor. Bunun neresi adil?

    Görünen o ki, savunulan aynı kısır döngünün devamı: Yasalar başka telden çalsın, uygulama başka telden. Herkes tutturabildiğince iktidarını kursun.

  20. Yazan:Balbazar Tarih: Dec 9, 2007 | Reply

    1. Endoktrinasyon kötüdür, devlet çocukları Atatürk idolü üstüne yetiştirmemeli.

    Ama cemaatçiler, çocukları F. Gülen idolü üzerine ve farklı görüşleri düşman göstererek yetiştirebilirler.

    Çünkü, “özel koşullar” var… Ve onlar “sivil” ve “müslüman”.

    2. Örgütlenmeler şeffaf olmalı, devlet derin iş çevirmemeli…

    Ama Fethullahçılar, gizli kapaklı istediklerini yapabilirler.

    Çünkü, koşullar özel… Ve onlar “sivil”, ve elbette, “bizden”.

    3. Devletin kendi doğrularına göre konuşmayan herkesi Atatürk düşmanı ilan etmesi kabul edilemez.

    Ama Fethullahçıların, kendilerini eleştiren herkesi din düşmanı olarak göstermeye hakları var.

    Çünkü onlar “sivil” ve “hayırlı işler yapıyorlar”. Koşullar da özel…

    4. Keskin’in ağız dolusu hakaret etmesi bir zihniyetin temsilidir. Afişe etmeliyiz.

    Fizikçi’nin cemaatine laf edilince en seviyesiz biçimde hakaret etmesi ise münferittir, hatta hakarete uğrayan tahrik etmiştir, olur böyle şeyler.

    Çünkü, koşullar özel…

    5. Devlet, hiçbir güç grubu, etnik kimlik, dinsel kimlik, cemaati kayırmamalıdır.

    Ama AKP hükümeti, Gülen cemaatini korumak, kollamak, ve palazlandırmak için ne yapsa haktır.

    Çünkü, koşullar özel… Hem de onlar memleketimizi ve müslümanlığı “iyi” tanıtıyorlar.

    Darbelerin, yasakların, sürgünlerin, kırımların, zulümlerin bir numaralı bahanesi nedir?

    Koşulların özel olması…

    Tahakküm konusunda bu kadar aç gözlü bir “illegal” örgütlenmenin demokrasi ve farklılıklara saygı göstereceğine, ona bunca gücü verdikten sonra, onu buna zorlayabileceğinize gerçekten inanıyor musunuz?

  21. Yazan:T.Suat Demren Tarih: Dec 9, 2007 | Reply

    @Balbazar,

    Yazdıklarınız benim yorumuma cevap değil.

    Endoktrinasyon kötüdür demek ayrıdır, endoktrinasyondan kurtulmak mümkün değildir demek ayrıdır. İlaveten, tercih edilen endoktrinasyon ayrıdır, devletin zorla dayattığı endoktrinasyon ayrıdır. Bunlar arasındaki farkları gözardı ediyorsunuz?

    Ayrıca “Devletin endoktrinasyon yapması ile illegal bir örgütlenmenin endoktrinasyon yapması aynı şey değil.” demek de ne demek? Belli kurallara uyarmış, uyacakmışmış. Bunu nasıl söyleyebilirsiniz, 12 Eylülden şikayet eden birisi olarak? Bu kadar açık bir tutarsızlığa düşmeyin, “devlet” denen aygıt, kurallı olsun kuralsız olsun bunu yapmamalı.

    Ayrıca, devlet kutsal bir varlık mı? Bu “illegalliği” de belirleyen devlet değil mi? FG okulların iç çalışma sistemi başka ülkelerde illegal değil. Şimdi ne olacak, bu kıstası koyan kim, neye göre koyuyor? Resmi politikasına göre değil mi? Ayrıca mevcut endoktrinasyonunu da aynı politikaya göre yapmıyor mu?

    Yarın mesela FG gerçekten devleti ele geçirse şimdiki pozitivist idelojinin yerine bir başka ideolojiyi getirse, okullarda her sabah çocuğunuza bağırta bağırta andınızı içirse, bunu “devlet” aygıtıyla yaptığı için farklı mı göreceksiniz? Siz bari böyle tuhaf yorumlar yapmayın..

    Diğerlerinin hiçbirisi FG’nin sorunu değil, devletin sorunudur. Çocukları aillerinden “çalmak” falan gibi Hürriyet gazetesi yorumcuları benzeri şeyler yazmayın. Ben kendimden örnek verdim, bunu bilerek isteyerek, aynı amaçla çocuğumu oraya veririm dedim, çalınmış mı oluyor? Çocuklarını o kurumlara veren insanların çok büyük çoğunluğu benim gibi düşünen insanlar.

    aileler içinde de seçeneksiz oldukları için o okullara, o yurtlara çocuklarını gönderenler var. Devletin fırsat eşitliği ilkesi uyarınca eğitim hizmeti sağlamamasından yararalanarak, hatta şimdilerde sağlamaması sağlanarak, yaratılan boşluk cemaate menfaat ve insan kaynağı sağlamak için kullanılıyor. Bunun neresi adil?

    Bunu söylemeniz çok komik. Bu seçeneksizliğe sebep olan kim? Devlet. Burada FG’yi suçlamak akıl alacak birşey değil.

    Ayrıca mevcut sistemde seçeneksizlik de öyle çamura yatılacak bir bahane değil. Yukarıda da dedim aynı kurumsal yöntemi kullanarak başka düşüncede olan kişi ya da gruplar da benzeri organizasyonu oluşturabilirler. Bildiğim kadarı ile özel okul açmak, vakıf kurmak, dershane açmak, öğrenci yurdu açmak, bunları bir zincirleme organizasyonla birbirlerine bağlamak yasal. Neden FG, FG diye şikayet ediyorlar, neden yapmıyorlar? Neden alternatif yaratıp insanları FG’ye mecbur ediyorlar? (!!!) Çok komik bu gerekçeleriniz.

    Öte yandan mevcut kanunlardan dolayı illegal bazı durumlara sapmak zorunda olan FG için şöyle yazmışsınız:

    Eğer Gülen ve yandaşlarının devletin eğitim anlayışından bir şikayetleri varsa, meşru kanalları kullanarak bunun değişmesi için çaba gösterebilirler.

    Ee peki bunu yapmanın yolu nedir? Devleti ele geçirmek değil mi? Devlet ele geçecek ki yapılmak istenen uygulamalar legal olarak hayata geçirilebilsin. Mesela özel din eğitime yol açılması gibi. İyi güzel de neden FG devlet kurumlarına, kendi zihniyetindeki insanlarla meşru yollarla etkili olmaya çalışıyor diye “devleti ele geçiriyorlar” feveranı yapılıyor madem? :-)) Sadece bu başlıktaki yorumlara bakın yeter?

    Hulasa bir yoruma bu kadar tutarsızlık sığdırmak büyük başarı.

    Bu tutarsızlıklardan kurtulmanınızın yolu ise belli. Tekrar edeyim:

    İhtiyaç olan tek şey şeffaflık, serbest rekabet. Yani özgürlük. Bunu sağlamak da devletin işi, Gülen’in değil. Bunu savunmalısınız, devletin devreden çıkmasını, din eğitiminde sadece bazı çerçeveleri çizip denetlemeyi yapmasını, başka hiç birşeye karışmamasını. Bu da işlerine gelmiyor egemenlerin, malum sebeplerle. İş Tevhid-i Tedrisata, devrim kanunlarına dayanıyor. Kökenleri onyıllara uzanan bir husus. Ve hiç de özgürlükçü ve demokrat değil!..

    Sorunun kökeni burada. Bunu görmezden gelerek yapılacak her yorum eksiktir, bir noktadan sonra da tutarsızdır.

    Açıkca “hem devlet öğretmesin, hem de özelde öğrenmesin” diyenlerdenseniz söyleyin de bilelim?

    Ya buna tam serbestiyet içinde izin verilmesini, devletin sadece ve sadece denetleme görevi yapabileceğini savunursunuz, ya da bu itip illegal oluşumların, bu illegallik sebebi ile metazori oluşacak çekincelerinden şikayet hakkınız olmaz. Olmaz çünkü buna sebep olan devlettir.

    Hayat boşluk kabul etmez Balbazar, devlet ne kadar engellerse engellesin insanlar çocuklarına dinlerini öğretmenin bir yolunu bulur. FG, ÇT, MV, cart curt, isimler değişir ama sistem çok fazla değişmez.

  22. Yazan:Balbazar Tarih: Dec 9, 2007 | Reply

    Devlet ile “illegal örgütlenme” arasındaki farkı kendiniz en başta bana “sen devlet yurdunda kalmışsın, cemaatçilerle bunun ne ilgisi var?” diye sorarak gösterdiniz. “İllegal örgütlenme”, sorumluluk almadığı için, istediği herşeyi kontrolsüz olarak yapabilir, yapıyor da.

    Devletin sorumluluğunu yerine getirmemesine gelince…

    Eğitimin özelleştirilmesi hangi dönemde başladı? İlk ANAP iktidarı. Gülen’in kankası Özal’ın dönemi yani. Bugünkü Milli Eğitim Bakanlığı’nın politikası ne? Devletin kaynaklarını devlet okullarına değil, cemaat okullarının desteklenmesine aktarmak.

    Yoksulun çocuğu okuyabilmek için cemaate kapılanmak zorunda kalsın diye… Canlı, kendi hayatımdan örneğini verdim. İşte “adalet” anlayışı da, demokrasi anlayışı da bu.

    Hem devletin sorumluluğunu yerine getirmesine engel olacaksınız, hem “devlet sorumluluğunu yerine getirmiyorsa suç bizde değil” diye üste çıkacaksınız. Bu hiç dürüstçe değil.

    Elbette, insan kendini gerçeklerden azade bir şekilde “muhalif” ve “mağdur” olarak tanımlayınca, “devlet” denilince aklına devletin kendinden yana olan birimleri gelmiyor.

    Devlet politikasını değiştirmek için izlenmesi gereken meşru yol, yeraltı örgütlenmesi kurarak devletin okullarına yerleşip, ufacık, savunmasız çocukları, AİLELERİNİN İRADESİ DIŞINDA devşirerek kendine insan kaynağı oluşturmak, bu insan kaynağını devlette kadrolaşıp, toplumda tahakküm kurmak için kullanmak değil.

    Böyle demokratik muhalefet falan olmaz, bu yolla ancak işinize gelmeyen tahakkümün yerine kendi tahakkümünüzü kurarsınız. Mevcudiyette olan da bu zaten.

    Benim, toplumun sivilleştirilmesiyle, cemaatlere özgürlük sağlamasıyla hiç problemim yok, bundan da yanayım, bunu daha önce de söyledim.

    Buna niyeti olmayan, Fethullah’çılar başta olmak üzere, mevcut iktidarın tabanını oluşturan bütün güç odakları. Kitleleri ve ideolojileriyle 12 Eylül geleneğinden geliyorlar, kendilerini din ile özdeşleştirip, tahakkümü kendilerine hak görüyorlar.

    Oysa, Bu ülkede gerçek sivil toplum örgütleri de var. İyi kötü çalışıyor, seslerini duyurmaya, karar mekanizmalarına katılmaya çalışıyorlar. Gülen’inki gibi sahte değil bunlar, bu koşullarda gerçeği de olabiliyor yani, herkes koşullar kötü diye bahane edip mafyavari örgütlenmeye yönelmiyor.

    Şimdi biraraya geldiler, anayasa konusunda söz hakkı istiyorlar. Hep birlikte göreceğiz: Yeni anayasada daha çok söz hakkı, şeffaf sivil toplum örgütlerine mi verilecek, yoksa Gülen gibi perdenin arkasındaki tahakkümcü güç odaklarına mı? M. Akyol gibi ideologlar Abant’ta farklı düşünenleri masadan kovmak için yer yapmaya başladılar bile: Onlar demokrasiye zaten karşılarmış, onlarla uzlaşılamazmış. Eee, hani sen “farklı” idin?

  23. Yazan:Balbazar Tarih: Dec 9, 2007 | Reply

    Pozisyonumu net olarak ifade edeyim:

    Din eğitimi, devletin sağladığı örgün eğitimden tamamen kaldırılmalı (nesnel felsefe ve tarih bilgileri dışında).

    Cemaatler oluşturulmasına izin verilmeli, bu cemaatlerden belli temel kurallara uymaları ve kendilerini, işleyiş biçimlerini tanımlamaları beklenmeli, cemaatlerin denetlenmesi için, devlet baskısına zemin oluşturmayacak bir mekanizma oluşturulmalı.

    Cemaatlerin, ya da diğer dinsel örgütlenmelerin kendi din eğitimlerini, ibadethanelerini, ve diğer dinsel ihtiyaçlarını kendi kendilerinin yönetmeleri ve finanse etmeleri sağlanmalı. Sadece, eğitim ve uygulamaların temel insan haklarına ve insanlığın evrensel değerlerine uygunluğu denetlenmeli.

    Cemaatlerin, 18 yaşından küçük çocukları, ailelerinin rızası olmaksızın cemaate dahil etmek için çalışmaları yasal düzenlemelerle engellenmeli.

    18 yaşından büyük herkesin, belli temel sorumluluklar dışında, kılık ve kıyafetini kendi iradesiyle seçmesi sağlanmalı. Örneğin, üniversite öğrencisi veya öğretim üyesinin türbanla okula gitmesi serbest, bir kamu görevlisinin çarşaf giymesi ise, tanınabilirliğinin sağlanması için, yasak olmalı.

    Dinsel gerekçeyle sorumluluğunun yerine getirilmemesi (örneğin, kadın doktorun erkek hastaya dokunmaması) gerekli yaptırımlarla engellenmeli.

    Dinsel, etnik, kültürel motivasyonlu ayrımcılığa ve dayatmacılığa ciddi yaptırımlar getirilmeli.

    Dinsel konularda düşünce özgürlüğü sağlanmalı, “hakaret”, düşünceye sansürün bir bahanesi olmaktan çıkarılmalı. Elbette, ayrımcılık harici durumlarda. Bu konuda “fikir” ve “hakaret”, egemen kültür ve azınlık kültürü birbirinden ayrılmalı ve tarihsel faktörler gözönünde tutulmalı. Yani evet, İslam inancının “akla uygun olmadığını” söylemek meşru, Alevilerin “cemevinde sapıkça şeyler yaptıklarını” söylemek ise suç olmalı.

    Nüfus cüzdanına vatandaşın dinini yazmak, seçmeli din dersi gibi insanları dinsel kimliklerini açıklamaya zorlayan, ayrımcılığa kaynak sağlayan uygulamalar kaldırılmalı.

    Bilmiyorum, Gülen’in “sivil toplum örgütü” bunların ne kadarına katılır.

  24. Yazan:Balbazar Tarih: Dec 9, 2007 | Reply

    Şu da var:

    Dinsel hizmetler “sadece” cemaatler ve “dinsel örgütlenmeler”e bırakılmamalı, yani insanlar bir “cemaat”e ait olmak zorunda kalmamalılar. Bu da, devletin belli başlı inanç toplulukları için (talebe bağlı olarak ve uzlaşmayla saptanan) belli hizmetleri sağlamasıyla mümkün olabilir.

  25. Yazan:T.Suat Demren Tarih: Dec 9, 2007 | Reply

    @Balbazar,

    Maalesef yine benim sorularıma teğet geçmişsiniz. Devlet denen aygıtın politikası Özal zamanında “sadece” delinmiştir. Sadece kısmi bir delinme. Tevhid-i tedrisat kalkmadan bu bahse konu tartışmalar bitmez.

    Bu, devletin sorumluluğunu engellemekle alakalı değil. Sistem temelsen yanlış diyorum siz sorumluluğundan söz ediyorsunuz. Bana ne onun sorumluluğundan, dayattığı sistemi kabul etmiyorum ki?

    Son iki yorumunuza çok büyük oranda katılıyorum. Ama galiba siz bunları gerçekleştirme yolunun devletin işin içinden tamamen çıkması olduğunun farkında değilsiniz.

    Bu nasıl olacak? Tabii ki tevhid-i tedrisatın kalkması ile. Kısa vadede bu mümkün mü? Hiç sanmıyorum. Bu sebeple savunulan şeyde tutarlı olmalsınız.

    Yeni anayasa çalışması da bu sorunu bitirmeyecek. Belki görece olarak bazı sorunları azaltacak ama mevcut temele dayalı asıl sorun devam edecek.

    Benim konumum da şu. Mevcut düzende FG’yi ya da başka oluşumları illegal yapılanmarından dolayı eleştirmek anlamsızdır, kolaycılıktır. Çünkü onları buna iten devlettir.

    Tekrar edelim; hayat boşluk kabul etmez! İnsanlar çocuklarına dinini bir şekilde öğretir ve her zaman ona dinlerini öğretmeye talip kişi ve kuruluşlar bulur; illegal da olsa.

    Bundan şikayet etme kolaycılığı yerine son iki yorumunuzdaki gibi temel meseleye eğilmek daha mantıklı ve daha sonuca dönük yaklaşım.

  26. Yazan:Balbazar Tarih: Dec 9, 2007 | Reply

    Eğitim sisteminin içeriği başka şey, adaleti başka.

    Sistemin içeriğini beğenmiyorsunuz diye, sistemin adaletini kırıp, yoksul çocukların eğitim görme hakkını elinden almaya kimsenin hakkı yok.

    Ben ücretli çalışan, tek maaşlı, sermayesi, mirası olmayan bir ailenin çocuğuyum.

    Kemalist eğitim anlayışının (H. A. Yücel gibi insanların temsil ettiği) oluşturduğu sistemde, her türlü zorluğa karşın okudum (ki bu zorluklar okullardaki Fethullahçı ve Türk İslamcı tahakkümüyle katlanıyordu). Benden önceki birkaç kuşağın köylü çocukları da bu görece eşitlikçi eğitim anlayışı sayesinde okudular.

    Bugün görüyorum ki, bundan 10-15 yıl önce, benim doğduğum koşullarda doğmuş bir çocuğun, gelecekte benim bugün bulunduğum noktaya gelme şansı yok.

    Çünkü, bu çocukların eğitim hakları Özal’la başlayan siyasi iktidarlar, TÜSİAD, MÜSİAD, cemaat, tarikat, ve YÖK işbirliği ve danışıklı dövüşüyle ellerinden alındı.

    Bundan dolayı, bu benim için kişisel bir mesele.

    Modern kapitalist toplumda bir çocuğun eğitim hakkı, eğitimin içeriğinden çok daha önemli bir şey. Hayatı ona bağlı çünkü. Tıpkı, sağlıkta hastanın yaşamasının herşeyin önünde olması gibi.

    Onun için, “eğitim sisteminin içeriğini beğenmiyorum, ben de eğitim sistemini deler, yıkar geçerim, benim çocuğum benim istediğim gibi okur, gerisine de ne olursa olur” gibi bir anlayışa sempati duymam mümkün değil.

    Yukarıda listelediğim şeylerin tartışılıp hayata geçirilmesi içinse, herkesin katıldığı gerçek bir toplumsal uzlaşma gerekiyor, “önce tevhidi tedrisat kalksın, cemaatlerin pratikteki tahakkümü kağıda da geçirilsin, sonrasına bakarız” gibi önkoşulcu bir anlayış değil.

  27. Yazan:T.Suat Demren Tarih: Dec 9, 2007 | Reply

    Sevgili Balbazar,

    Kapitalizmi eğitim sorunlarını, eşit eğitim hakkını değil FG cemaatini konuştuğumuzu sanıyordum. Eşit eğitim hakkı devletin sorunu, yani sistemin.

    Onun için, “eğitim sisteminin içeriğini beğenmiyorum, ben de eğitim sistemini deler, yıkar geçerim, benim çocuğum benim istediğim gibi okur, gerisine de ne olursa olur” gibi bir anlayışa sempati duymam mümkün değil.

    Kendiniz bilirsiniz. Bunlar oluyor, sistem devam ettikçe de olacak.

    Yukarıda listelediğim şeylerin tartışılıp hayata geçirilmesi içinse […]

    Valla böyle tumturaklı lafla birşey ifade etmiyor. Bir deneyin bakalım tevhid-i tedrisat kaldırılmalı” demeyi neler olacak. Buna aykırı bir kurum açın bakalım kodese saatte kaç kilomatre hızla tıkılıyorsunuz.

    Ancak işte böyle sistemin dayatması sebebiyle zor da olsa birşeyler yapmaya çalışanları eleştirsiniz. Asıl meseleye gelince de kenarından dolaşırsınız.

    Boş laf diyorum, boş laf.. Belki 50 yıl sonra..

  28. Yazan:Balbazar Tarih: Dec 10, 2007 | Reply

    Eğer devlet cemaat menfaatlerini gözetmek için eğtimin sosyal yapısını ortadan kaldırıyorsa, bu elbette cemaatin kul hakkına tecavüzü, topluma zararı, bunu konuşmayacağız da, neyi konuşacağız?

    Şahit olduğum örneğini de verdim, tepkiniz: “ben çocuklarımı zaten o amaçla gönderirim”.

    Adam, o amaçla göndermiyor, çocuğum meslek lisesi diploması alıp meslek sahibi olsun diye gönderiyor, siz devlet olarak o çocuğa barınma sağlamak yerine, cemaatin kucağına atmak için politika geliştiriyorsunuz.

    Alın size, kul hakkı.

    “Sistem sorunu” imiş. Amaçlanan sistemin, nasıl bir sistem olduğu ortada.

  29. Yazan:fuatogl Tarih: Dec 10, 2007 | Reply

    Suat bey,
    Statüko böyle, değişmez, hayal kurmayı bırakalım, o yüzden böyle abisi, beğensenizde beğenmesinizde alışacaksınız diyorsunuz 🙂
    Birde mesele “onlar yapıyor, sizde yapıverin eşit olsun, bakalım en çok kim kafalayacak” a getiriliyor neredeyse bazı yerlerde.

    Ben Balbazar ın daha yukarıda sıraladığı şeylere katılıyorum, ve bunların önündeki en büyük engel de bana göre “abi bunlar hayal” tavırlarıdır. Bir niyet ve onay olmadıktan sonra elbette birşeyler değişmez ve hayal olur. Yoksa hayal filan değil. O hayal ise AB ye girmeye çalışmak, yada o standartlara ulaşmaya çalışmak da hayal.

    Bana göre Gülen hareketinin tek sorunlu tarafı çocukların beynini yıkayıp kendi hareketine hazır-asker kazandırması değil. Bütünüyle üzerinde yükseldiği zihniyet, ve bu zihniyetin nüfus ettirilmesi, toplumsal ilişkilerin her noktasına sızıp yeniden üretilmesi vs. Bunları da her zaman eleştirme hakkımız vardır diye düşünüyorum. Asalım keselim diyen yok. Ama çocuk meselesi çok daha önemli ve sadece fikir vs. yaymakla alakasız. 12 yaşındaki çocuğa fikir yerleştirmek, dünya görüşü aşılamak fikir yaymak değildir. Çocuklar bu yaşlarda suistimale açıktır ve fikir yayma eylemindeki olması gereken süreçler bu yaşlarda geçersiz kılınmaktadır. Dolaysıyla mesele fikir yaymakla geçiştirilecek birşey değil. Aynı şekilde din öğrenimi diye geçiştirilebilecek birşey de değildir. Benim aklımda kalan, bazı sohbetlerden bizzat bildiğim birkaç örnek vereyim özet olarak.

    -İnsan Hakları Derneğindekiler manevi değerlerimizi gözetmiyor.. uyuşturucu, alkol vs. sadece aşırı kullanımına karşı çıkarlar(ne alakası varsa).
    -Marx ailesini ihmal etmiş, hizmetcisiyle zina yapmış vs. bir insandır. Yahudidir, insanlığın başına belalar açmış fikirleri geliştirmiştir. Bu fikirlerden pol-pot gibiler milyonlarca insan öldürmüştür onun fikirlerini takip ederek(!)
    -Okuldaki bazı öğretmenlerin derslerinde anlattıklarının ne kadar yanlış, ama aslında o insanların ne kadar iyi insanlar oldukları anlatılırdı. (o şura denen yerlere öğrenci götüren/yönlendiren bizzat o okuldan hocalar vardı, politik davranışlar yani.)

    Gibi gibi daha aklıma gelmeyen bir sürü şey. Çay ve karpuz dilimleri ile bu şekilde anlatılır da anlatılırdı. Tabi birde bol bol vacibul vücut, vahdet-i vücut sohbetleri.
    Bu dediklerim yaklaşık 15 yıl önce Uşak ta tanık olduğum şeyler. Şimdiki durumun benzer olduğunu eşden dostdan duyuyorum. Bunlar fikir yaymak ile tanımlanacak şeyler değildir. Tam anlamıyla beyin yıkamadır.
    Murat Belgenin aklımda kalan bir sorusu var. Bizler çocuk pornosuna, yada küçük yaştakilerin büyüklerle cinsel münasebetlerine neden karşı çıkarız? “Namusu bozulacak” diye mi, yoksa başka bir sebebi mi var?

    Genel olarak benim açımdan iki yönü var;
    1-Fikirlerine, geliştirdikleri cemaatci yaşam tarzlarına karşıyım arkadaş. Buna karşı çıkma ve eleştirme hakkım var. Sonuçta dövelim asalım demiyorum. Burada hepimiz birbirimize karşı çıkıp duruyoruz dünyayı yıkmadan.
    2- En önemlisi çocukları istismar ediyorlar; henüz anlam veremiyecekleri süreçlere sokup şekillendirmeye çalışarak. Ve bu yanlışdır, önlem alınmalıdır, bu tür yerler sıkı bir şekilde denetlenmelidir. Basit birşey değildir, hatta insan hakları ihlalidir. Sistematik olması da, “zaten hayat indoctrination” dur gibi şeylerle savunmamızı engelliyor.
    Bir babanın çocuğunun beynini yıkamasına müdahale edemeyiz, beraberinde daha berbat şeyler doğurmadan. Özel mekanını gözetleyemezsin, kendi evinde yaptırım uygulayamazsınız, çocuğunu sorgulayamazsın vs. Teknik ve etik açıdan mümkün değil, ancak “bunu yapmamalısınız, çocuk sağlıklı düşünecek yaşta değil” diyebiliriz ve en iyisini umut edebiliriz.
    Fakat bunun özel olmayan alanda toplu ve sistematik olarak uygulanmasına karşı çıkıp önlemeye çalışmanın karşısında aynı teknik ve etik sorunlar yok. Tamamen farklı bir durum. Balbazarın önerdiği şekilde aktif bir karşı çıkışın zemini var. Beyin yıkamaya karşı isek ve tutarlı olacaksak bu ve benzeri toplulukların yöntemlerine karşı çıkma zorunluluğu vardır bana göre. Hiçbir pisliğe bulaşmadan karşı çıkma ve önleme imkanı var çünkü.

    Devletin kendi resmi ideolojisine göre küçük yaşlardan başlayarak beyin yıkamasına da elbette karşı çıkacağız. Ama tutarlı olacaksak devletin dışındaki güçlerin yapmasına da karşı çıkmamız lazım. Devletin yapması başkalarının yaptığını meşrulaştırmaz.

    @MY;
    Hep doğru noktalarda itiraz ediyorsunuz, ama sorunların kaynağı ve dolaysıyla çözümü konusunda bence çok yanlış yerlere bakıyorsunuz. Tüketim kültürünün sebebi kafalarımızın yozlaşmasından dolayı değildir. Birbirimizle kurduğumuz piyasa ilişkilerinin bence kaçınılmaz sonucudur. Bunların kökenine ilişkin sağlam tespitler yapmadıktan ve bunlara uygun çözümleri uygulamadıktan sonra dini sadece cila/makyaj olarak kullanmış oluruz. Bunların somut elle tutulur nedenleri var. Kafamızda bitecek şeyler değil yani, üretildikleri yer sadece kafamızda değil çünkü.
    Bazı insanların hararetle piyasayı savunmasını, hatta sosyal devleti bir yağmacılık olarak görecek kadar, sonrada tüketim kültürünün olumsuzluğuna karşı dine başvurulmasını anlayamıyorum.

    Hem piyasa/kar-hırsı düzenleyici olsun, yolakları açsın serbestce, hem tüketim kültürünün oluşmasını dini yaşantımızla önleyelim!? Böyle birşey mi, mümkün mü ki.
    hmm…biraz düşününce, dinin ultra-piyasa hayalini tamamlayıcı, meşrulaştırıcı bir rolü ortaya çıkıyor gibi. Dini böyle birşeye kaptırırsanız kolay kolay kurtaramazsınız bak benden söylemesi 🙂
    Cinsi sapık, zinacı ve yahudi dönmesi Marx ın yaptığı en hayırlı iş Hegeli alıp tepeüstü, olması gerektiği gibi koymasıdır. O kadar yıla rağmen o yaptığı şeyden çok şey öğrenebilecek durumdayız diye düşünüyorum.

  30. Yazan:Mehmet Yılmaz Tarih: Dec 10, 2007 | Reply

    @FuatOgl,

    Söyle demissiniz :

    “Tüketim kültürünün sebebi kafalarımızın yozlaşmasından dolayı değildir. Birbirimizle kurduğumuz piyasa ilişkilerinin bence kaçınılmaz sonucudur. Bunların kökenine ilişkin sağlam tespitler yapmadıktan ve bunlara uygun çözümleri uygulamadıktan sonra dini sadece cila/makyaj olarak kullanmış oluruz.”

    Eger piyasa bunlarin sorumlusu ise piyasanin kontrol edildigi kosullarda insanlarein daha “erdemli” davranmasi gerekmez mi?

    üç degisik ülke alalim :
    1) “Komünist” : Sovyet Rusya (1917’den Gorbatchev’e kadar)
    2) “Serbest Piyasa” : Bugünkü ABD,
    3) “Islam cumhuriyeti” Iran (Humeyni’den bugüne kadar)

    Serbest piyasada herkes daha zengin olmak için her halti yiyor. Komünist ve/veya planli ekonomide rüsvet, kara borsa ve yolsuzluga davetiye çikariliyor. Bürokrasi ve israftan hiç bahsetmeyelim. Sözde islamci ülkelerde ise kafasina bir havlu saran kendini “AYETULLAH – ALLAH’in ayeti” ilan edip her halti yiyor, sonra da dinin arkasina saklaniyor ki en berbati bu benim gözümde.

    Bunlardan herhangi birinde insanlarin ahlaksizliktan, tüketim çilginligindan, saldirganlik ve uyusturucu vb’den REJiM SAYESiNDE korundugu söylenebilir mi?
    Hiç zannetmiyorum. Bizde de Iran hayranlari var elbette ama Iranlilar ile konusabilseler onlar da çoook sasirirlar. Orjiler, kürtaj yaptiran liseli kizlar…

    Özetle “kötü” davranacak insan davraniyor. Rejim tabi kismen koruyucu/kiskirtici olabilir. Ama gerçek sorun BENCE insanlarin devlete çok sorumluluk birakmasi.

    Yani komünist veya islamci bir devrimle halka daha dürüst/erdemli bir yasam saglama iddiasi çikiyor ortaya ki bu gerçekçi degil.

    Adina liberalizm veya özgürlükçülük diyelim. Ne isterseniz onu diyelim. Insanlar kendi sorumluluklarini kendileri tasimali. Devlet adina bir grubun ortaya çikip da su veya bu dini, pozitivizm gibi bir felsefeyi veya hergangi bir alternatifi bize dayatmamali.

    Bunun için benim savundugum en basit anlamiyla hukuk devleti ve bireysel özgürlükler.

    Yani islami kapitalizm filan degil. Zaten böyle seylerin tarifi herkese göre degiseceginden tartismak çok zor oluyor.

    Ama yayinladigimiz ve yayinlayacagimiz yazilarin bazilarinda sunu anlatmak istiyoruz:
    1) Islam ile demokrasi çatismaz,
    2) Islam ile serbest piyasa ekonomisi çatismaz.

    Sosyal devlet konusunu tartismak lazim. Fransa’da yasiyorum ve buradaki KORUMACI sistemden hiç de sikayetçi degilim. Ama alternatiflerin konusulmasina da karsi degilim.

    Yanliz bu konuda da özgürlük olmali. Yani mesela devlet asgari bir koruma saglayabilir. Ama isteyen vakif/dernek vb kurarak kadinlari, alevileri, genç üniversitelileri vs vs koruyabilmeli. Sosyal dayanisma amaciyla ekonomik örgütlenme de bir hak. (Türkiye’de yok demiyorum, sadece ilke olarak savunuyorum)

    Dostlukla

  31. Yazan:T.Suat Demren Tarih: Dec 10, 2007 | Reply

    @Balbazar ve Fuat Bey,

    Cevaplarınızı şimdi okudum ama hemen çıkmam lazım, akşama inşallah çok kısa birşeyler daha yazmaya çalışacağım.

    Selamlar.

  32. Yazan:snowqueen Tarih: Dec 10, 2007 | Reply

    Gülen cemaati içinde iyi bir mevkide olan akrabamız(iyi mevki, ekonomik bir sıçrayış, bitmeyen ABD gezileri ve arabaların maşallahının olmasından kestirebilir heralde) bundan 4 sene kadar önce şöyle demişti:
    çok değil, 4 sene kadar sonra bütün devlet kademelerindeyiz…

    ‘devleti ele geçirme fikri’ boş bir söylemse neden kendileri de bu söylemi kullanıyor?

  33. Yazan:Mehmet Yılmaz Tarih: Dec 10, 2007 | Reply

    Ahh SnowQueen AH!

    12 Eylülden sonra bir lise ögrencisi siraya orak-çekiç çizdigi için Devlet Güvenlik Mahkemesi’nde yargilanmisti.

    ‘devleti ele geçirme fikri’ boş bir söylemse neden kendileri de bu söylemi kullanıyor?”(Snowqueen)

    Bu SIZDIRMA ZEYTINYAGI muhabbetinden paçamizi bir kurtarsak ne güzel olacak memleketimiz.

    Bir Kürt kaymakam olsa ne diyecegiz? “Kürtler her yere sizdi” mi demek gerekecek?

    Ermenilerin organize olup kendi cemmatlerinin yetimlerine, fakirlerine sahip çikma hakki yok mu?

    Peki okuttuklari ermeni asilli çocuklarin üniversitelere, orduya, TBMM’ye girme hakki yok mu? Girmis olsalar bu çocuklar SIZMIS mi olacaklar?

    Etyen Mahçupyan veya rahmetli Hirant Dink kalitesinde bir kaç milletvekilimz olsa fena mi olur?

    Neden gölgenizden bile bu kadar korkuyorsunuz? Türkiye bu kadar çürük, bu kadar zayif bir devlet mi?

  34. Yazan:snowqueen Tarih: Dec 10, 2007 | Reply

    İyi de, bu fetihçi, dava kazanan cengaver sözlerini cemaat içinden biri sarf ediyorsa içlerinde algılarında ufak bir pürüz oluş(turul)muş bireyler var demektir…

    Açık, şeffaf ve dürüst bir siyaset istiyorsak buna Kürtlerin temsil hakkı, kaymakam olabilmeleri, Ermeni gazetecilerin sokak ortasında vurulamaması da dahil elbette.

    Ama Fethullah Gülen cemaatinde ‘açıklık, şeffaflık ve dürüstlük’ göremiyorum.

  35. Yazan:TT Tarih: Dec 10, 2007 | Reply

    Fuatogl:
    12 yaşındaki çocuğa fikir yerleştirmek, dünya görüşü aşılamak fikir yaymak değildir. Çocuklar bu yaşlarda suistimale açıktır ve fikir yayma eylemindeki olması gereken süreçler bu yaşlarda geçersiz kılınmaktadır.

    Özet olarak 18 yaşına kadar kimse dini eğitim almasın diyorsunuz;

    Peki,18 yaşına kadar tek yanlı bir eğitimden geçen çocukların bu süreçte dine aykırı fikirlerle karşılaşmayacağını garanti edebiliyor musunuz?..

    Ayrıca çocuklar etkilenmesin diye yetişkinlere dini hayatın tezahürlerini de yasaklamayı düşünüyor musunuz?..

    Büyüklere özenip ibadet etmek isteyen çocukları suistimal oldukları gerekçesiyle nasıl hizaya getirmeyi düşünürsünüz?

    Bir devlet büyüğü geçenlerde Tevhide’ye “indirin onu aşağı” demişti..
    bu şekilde olabilir mi?…

  36. Yazan:Ç-Z Tarih: Dec 10, 2007 | Reply

    “Ele geçirmek” aslında bumerang gibi sihirli bir kelime. Karşı mukavemet görmeyen başarının,başarıdan sayılmadığı,destekçisinin,alkışçısının,takipçisinin çok olmadığı gerçeğinden kuvvet alan bumerang.

    Eskiden Türkler kendileri hakkında abartılan,gerçekliği olmayan yalan rivayetleri (barbar olduklarına dair) duyduklarında yalanlamaz,insanların içlerine kendilerine karşı bir korku saldığı,işlerini kolaylaştırdığı için ses çıkarmaz aksine doğruymuş gibi onaylarlarmış.

    Tarihi gerçeklerin içine bile isteye bu şekilde benzer korku tohumları serpilmiş,saklanmış olabilir,bumerangın kafalarına çarpmasından korkanların var olabilmesi gibi bu çok da şaşırtıcı değil…

  37. Yazan:Mehmet Yılmaz Tarih: Dec 10, 2007 | Reply

    @SnowQueen,

    Aslinda sizin hassasiyetinize katiliyorum, bu kadar büyük organizasyonlarin en azindan muhasebeleri vb kontrol edilebilmeli diyorsunuz.

    Sunu da unutmamak gerekir ki insanlarin seffaf ve kontrol edilebilir olmasi için devletin ve özellikle de yarginin adil olmasi gerekiyor.

    Hirant Dink’e Türklüge hakaretten açilan davanin konusu olan üç makaleyi okudunuz mu? Ermenilere ögüt veren ve Türk nefretinin zararlarini anlatan yazilardi. Bizim savcilarin Türkçesi o kadar zayif ki ne garip anlamlar çikardilar.

    Gelin Elif Safak’a. (Zaman’da yaziyor simdi) Baba ve Piç adli romaninin kahramanlarinin söyledikleri yüzünden mahkeme edildi.

    Gelin, su Malatya cinayetinin yargisindaki komediye bakin : öldürülenler neredeyse suçlu ilan edilecek.

    Kisaca yarginin böyle kör-topal isledigi bir ülkede kimse seffaf olmak istemez.

    Zaten AKP’nin en fazla elestirilmesi gereken yani da bu. Adalet alanindaki ilerlemeler çok çok çok yavas yapiliyor.

    Bakalim, yeni anayasa bu durumu ne kadar düzeltecek?

  38. Yazan:fuatogl Tarih: Dec 10, 2007 | Reply

    @TT;
    Yazdıklarımı dikkatlice okursanız öyle birşey demediğimi anlarsınız. Örneğini verdiğim şeyler de din eğitimi ile alakasız şeyler. Bu sohbet ve fikir toplantılarının ideolojik bir çerçevesi var, ve o çocuklar o yaşta bunu kavrayabilecek durumda değildir. Genellikle muhafazakar-sağcı insanların çıkması ise tesadüf değil. Birçoğunda değişik fikirlere karşı çarpık bir algıya sahip olmaları da boşuna değil. Bunun din eğitimi ile alakasını kuramıyorum pek.

    Çocuklara küçükten din öğretmek konusunda birşey yazmadım yani. Çocukluğun çok önemli bir süreç olduğunu düşünüyorum. İnsanın tüm hayatını şekillendiren bir süreç. Bu süreç de çocukların kendilerine birazcık da olsun yer kalmalı diye düşünüyorum. Kişisel fikrimi sorarsanız, şahsen çocuğuma o şekilde bir din eğitimi vermem. Ama bu benim kişisel görüşüm, bundan yola çıkarak bir toplumsal önerme ortaya atmış da değilim, niyetim de yok, bunu “düzgün” bir şekilde yapabilmenin imkanları yok çünkü. Ahlak etik özgürlük gibi geliştirdiğimiz şeylerle çelişeceğimizin bilincindeyim. Ancak bir anlayışın zihniyetin değişmesine çalışabiliriz. Yukarıda değinmeye çalışdım biraz.

    O genç kıza karşı sergilenen tavrı herhangi bir şekilde meşrulaştıracak birşeyi savunmadığımdan da eminim. Benim kafa almaz o işleri.

  39. Yazan:Balbazar Tarih: Dec 10, 2007 | Reply

    @TT:

    Esas olan, çocukların, mümkün olduğunca ana babalarıyla ilişkilerinin arasına girmeden her türlü baskı, yönlendirme, ve suistimalden korunmaları. Fuatogl söylemiş zaten bunu, onun için tavrınızı biraz “anlamazdan gelmek” olarak yorumluyorum.

    Kimse çocuklar izole bir ortamda yetiştirilsin demiyor. Aksine, çocuk tek bir fikrin, inancın, yaşam biçiminin tek doğru olarak öğretildiği bir dayatmadan geçmesin, mümkün olduğunca farklı düşünme, inanma, yaşama biçimlerini tanıyarak büyüsün deniyor.

    ABD’de yaşıyorum. Bundan birkaç yıl önce, eşimle birlikte küçük bir kasabanın kilisesinde düzenlenen bir çocuk fuarına davet edildik. Bizden istenen, oradaki 5-10 yaş arası çocuklara İslam inancını ve müslüman kültürümüzü anlatmamızdı. Elimizden geldiğince anlattık, belki bu sayede o çocukların çoğu büyüdüklerinde “müslüman” denilince akıllarına eli bombalı bir cani gelmeyecek.

    İşte, hergün islamofobiklikle suçladığımız birçok Amerikalı’nın çocukları için uygun gördükleri eğitim bu: Farklılıkları göstermek.

    Ya burada adı geçen “sivil toplum örgütü”nün eğitim anlayışı ne? Çocukların başına bir abi koyup, o abinin doğrularını çocuklara dikte ettirmek. Sürekli farklı olanın kötülendiği bir eğitim anlayışı bu (yukarıda fuatogl örneklerini vermiş, ben de daha önce başka başlıkta vermiştim).

    Tevhide’ye yapılan tam da fuatogl’un ve benim eleştirdiğimiz, çocuklara yönelik dayatmacı anlayışın bir yansıması, bir çocuğun kimliği nedeniyle dışlanması. Bunun, gerekçesi ne olursa olsun, elbette kabul edilir, hoşgörülür yanı yok.

    Tevhide’ye yapılanın küçük çaplıları (dışlama, dayatma, baskı) ise cemaatçilerin tahakküm kurdukları okullarda, yurdun dört bir yanında hergün yaşanıyor. Ben kendim yaşadım, cemaate girmek, bizzat okul yönetimi tarafından ödüllendirilen, girmemek ise dışlanmanıza neden olan birşeydi. Bunlar, sadece göze görünmüyor, çünkü faaliyet yeraltı örgütlenmesi biçiminde, kağıda geçirilmeden, kitabına uydurularak sürdürülüyor.

    Alın size tavır farkı: Ahlaksız, esrarkeş, zinacı Leman dergisi Tevhide’ye yapılan karşısında çok sert, vurucu bir kapak yapıyor, askere karşı Fethullah’çıların asla göstermeyecekleri bir sivil irade gösteriyor. Peki Amasya’daki olay açığa çıktığında? Partisi, meclisi, ve medyasıyla bütün İslamcı kamuoyu olayı örtbas etmeye, medyayı suçlamaya, şikayetçi çocukları sindirmeye davranıyor.

    Neden? Çünkü zihniyet farkı var.

    Birinci kesim için, herşeyden önce o çocuk önemli.

    İkinci kesim içinse, o çocuğa dayatılanın ne olduğu. Dayatılan bendense, sorun yok.

    Siz burada, fuatogl, ben, ya da snowqueen’in “Tevhide’ye modernlik aşılanıyor, laikliğin ve çağdaşlığın gereği bu, bunun nesi kötü? Tevhide’ye yapılanı eleştiriyorsanız Atatürk düşmanısızınız” dediğimizi duydunuz mu? Bunu diyen de vardır mutlaka, ama gördüğünüz üzre, İslamcı olmayıp Tevhide’den yana olan çok var.

    Ama Fizikçi, cemaatçi beyin yıkama ordularını sürekli “Çocuklara dinini öğretiyorlar, bunun neresi kötü, buna karşı çıkmak için birinin din düşmanı olması lazım” diye savunuyor. Bu tavır, buradaki diğer arkadaşlar tarafından da, kısmen de olsa destekleniyor, hoş görülüyor.

  40. Yazan:Balbazar Tarih: Dec 10, 2007 | Reply

    @MY:

    Bir toplumda, egemen kültür ve azınlık kültürü birbirinden farklı konumlardadır. Ermeni’ler, Alevi’ler, Yahudi’ler ile dominant bir Ortodoks müslüman akımı aynı küfeye koyarsanız, sadece o azınlıklar için daha çok mağduriyet üretmiş olursunuz.

    Kaldı ki, bir Yahudi grup yeraltı örgütlenmesi şeklinde okullara yayılıp, ufacık çocukları Yahudileştirmeye yönelse kim müsamaha gösterir? Zaten herhalde hiçbirimiz de müsamaha gösterilmesinin gerektiğini savunmayız. Ama, mesela Suat Bey çıkıp, “devlet zorla bütün çocuklara Türklük dayatıyor, o zaman çocuklara kendi kimliklerini dayatmak onların da hakkı” der mi, bilmiyorum.

  41. Yazan:T.Suat Demren Tarih: Dec 10, 2007 | Reply

    @Balbazar,

    Alın size tavır farkı: Ahlaksız, esrarkeş, zinacı Leman dergisi Tevhide’ye yapılan karşısında çok sert, vurucu bir kapak yapıyor, askere karşı Fethullah’çıların asla göstermeyecekleri bir sivil irade gösteriyor.

    Bu konuda o kadar emin olmayın derim:

    http://www.dusunceler.org/guncel/2007/11/28/alay-mi-destek-mi/

    ***

    Son olarak da şunları söyleyeyim, şimdi yazmazsam birkaç gün vaktim olmayacak. Konu soğuyacak.

    Benim dediğim şey şu. Bu mesele dediğim eksende temelden halledilemezse elbetteki toplumun genelinin talepleri bir biçimde siyasiler eliyle yerine getirlmeye çalışılacaktır. İHL okulları sadece imam yetiştirmek için açılmadı, bunu hepimiz biliyoruz.

    Başka bir örnek vereyim. “Süleymancı” olarak bilinen cemaati yakından biliyorum dernek şeklinde yapılanıyorlar, öğrenci yurtları açıyorlar. Çok da muazzam çalışıyorlar. Orada öğrencilere İslam ahkam ve ahlakı [da] öğretiliyor. Milli Eğitim (iktidar) bunu biliyor, dernekler polisi (o da iktidra yakın) biliyor, denetleme heyeti önceden haber verip geliyor, onlar gelmeden ortan normal yurt haline getiriliyor. Bu sağ iktidarlar zamanında hep böyle olmuş. Solun da zaten iktidara gelmişi geleceği yok.

    Yani bu gibi oluşumlara engel olmanız imkansız. Ben bunu söylüyorum. Bunları bu sistem içinde engellemeniz imkansız olduğu gibi zaten devlet de dayattığı laikçilik anlayışı ile alevisini, nakşini dozer gibi eziyor kendi resmi ideolojisini dayatıyor. İnsanları buna mecbur ediyor.

    Söylediğim çözüm basit, gelin devlet elini tamamen bu işten çeksin. Bu iş piyasaya bırakılsın, özgürlük olsun, şeffaflık olsun. Üzerinde konsensus sağladığımız sınırlar dahilinde devlet sadece ve sadece denetleme yapsın. Zaten laikliğin gereği de budur. Ne işi var laik devlette diyanet gibi bir kurumun?

    Bu da tevhid-i tedrisata dayanıyor. Devrim kanununa dayanıyor. Ben bunu söylüyorum.

    Balbazar, ““Sistem sorunu” imiş. Amaçlanan sistemin, nasıl bir sistem olduğu ortada.” derken, zannederim ajitasyon yapıyor. Ben bunda hemfikir olduğumuzu sanıyordum kendisi ile. Çünkü daha önce konuşmuştuk bunu.

    Fuat bey, ben bunun hayal olduğunu söylemiyorum. Zor olduğunu söylüyorum ve zaman gerektiğini söylüyorum. Bunu konuşmalıyız diyorum. Ve bu tartışmanın, şu bahsettiğim “temel” noktada ve “sistem” bağlamında yapılmaması halinde de “boş” olduğunu söylüyorum. Çünkü su akacak yol bulur, birisi gider bir başkası gelir. Legal illegal her yolu kullanır. kapalı olacağı için de bahse konu çekinceler olur. Buna engel olmak mümkün değil. Havanda su dövmenin alemi yok. Söylediğim bu.

  42. Yazan:Ç-Z Tarih: Dec 10, 2007 | Reply

    @Balbazar,

    “Tevhide’ye yapılan tam da fuatogl’un ve benim eleştirdiğimiz, çocuklara yönelik dayatmacı anlayışın bir yansıması, bir çocuğun kimliği nedeniyle dışlanması.”

    Tevhide’yi dışlayanlar bu ülkeye ithal edilmediler,onlar da bu ülkenin kurumlarında eğitim aldılar,hani şu sizin örnek gösterdiğiniz klisenin farklılıkları tanıma eğitiminden benzer şekilde “mahrum”kalmışlar demek ki?Aldıkları bu dışlayıcı eğitim öyle bir kalplerine işlemiş ki karşılarındakinin “çocuk” olması nedeniyle farklı muameleyi hak ettiğini düşünememişler bile!

    @Fuatogl,

    O genç kıza karşı sergilenen tavrı herhangi bir şekilde meşrulaştıracak birşeyi savunmadığımdan da eminim. Benim kafa almaz o işleri.

    Savunmamak,sessiz kalmak, eleştirmek,tepki gösterip tavır koymak olarak kabul edilebilir mi?Eğer sizi de Balbazar’ın dediği 1.kesimden, yani “öncelikli” olarak çocuğu önemseyenlerden olmuş olsaydınız “kafam almıyor” deyip etliye sütlüye karışmayan bir tavır almazdınız.
    O genç kız adayına başındaki eşarp yüzünden yaşatılanı önüne arkasına bakmadan “sadece ve sadece” çocuk olduğu için kınardınız.Bu olayın siyaseti,dini ikinci planda kalırdı.O kızı aşağı indirenler de ona baktıklarında önce “başındaki eşarbı gördüler”çünkü.

  43. Yazan:Balbazar Tarih: Dec 10, 2007 | Reply

    @TSD:

    Leman’ın kapağı konusundaki yorumunuzu okuyunca şok oldum, verebildiğim tek tepki: İnsaf! Sonra onun altına yazılmış yorumları okuyp biraz da araştırınca anladım ki, bu basbayağı kitlesel bir tavır. Yazık… Demek bu kadar birbirine yabancılaştırılmış bu toplum, bu kadar kinle nefretle bilenmiş insanlar; sonu hiç hayra alamet değil.

    Kapak konusunda ne düşündüğümü yazınızın altına yazacağım, burayı dağıtmayalım.

    @Ç-Z:
    Verdiğim örnekteki eğitim anlayışı Amerikan toplumuna aitti, Türkiye’deki militer eğitim anlayışına değil. Fethullah’çı eğitim anlayışını eleştirmemiz, devletin eğitim anlayışını benimsememiz anlamına gelmiyor. Gerçekten, bıktırdı artık bu “benden değilsen onlardansın” tavrı.

    Fuatogl da “kafam almaz” derken, böyle çirkinliklere kılıf uyduran ideologlarla arasına mesafa koyuyor kanımca. Nitekim, ithamınızın aksine, hiçbir konuda ne düşündüğünü uzun uzun yazıp açıklamaktan kaçınan, bu beni ilgilendirmez diyen bir arkadaş değil kendisi.

  44. Yazan:snowqueen Tarih: Dec 11, 2007 | Reply

    @Mehmet Yımaz

    Hrant Dink’e açılan davanın konusu olan makaleleri okudum, Elif Şafak hakkında da hemfikiriz.

    Elif Şafak’ın Zaman’da yazması da ayrı bir ironi. Zaman ve ekibi Yusuf Halaçoğlu’na nedense toz kondurmaz hiç, oysa o Halaçoğlu, Dink’in cenaze törenine katılanlara ateş püsküren adam değil mi, bu ne perhiz bu ne lahana turşusu?
    Dürüst olacağım, Fethullah Gülen cematinin kanserli bir oluşum olduğunu düşünüyorum ve bütün cemaatleşmelerin trajik tarafı olan çürümeden nasibini fazlasıyla almış.

  45. Yazan:Ç-Z Tarih: Dec 11, 2007 | Reply

    @Balbazar,
    “Fethullah’çı eğitim anlayışını eleştirmemiz, devletin eğitim anlayışını benimsememiz anlamına gelmiyor.”

    Tamam,kabul …peki “çocuklara bu şekilde din eğitimi vermek baskıdır” diyerek sözüm ona çocuğu merkeze alarak din eğitimi talep edenlerin zihniyetlerinin değiştirilmesine,doğru olan budur diyerek neden itiraz ediliyor?Çocuklarının din eğitimi almasını isteyenler neden “baskıcı olan onlar” oluyorlar?

    Samimiyetle çocuklara din eğitimi verilmesini sakıncalı buldukları için okulda yada ebeveyn tarafından ailede din eğitimi verilmesine karşı çıkanlar olduğu gibi dini inançla büyüyen bu çocukların gelecekte devleti “ele geçirmesi” muhtemel bir ideolojiye maşa olabilirler endişesiyle karşı çıkanlar da var.

    Çocuklarına din eğitimi aldırmak isteyen insanlar var.Bunu en doğru şekilde verebilecek kendilerinden daha bilgili insanların olduğuna inanıyorlar.Bu “doğru din eğitimi”isteklerine cevap alabilecekleri çok fazla seçenekleri yok.Maddiyatsızlık ve/veya seçeneklerin sınırlı olması nedeniyle beğenmedikleri “dayatmacı ”eğitim yerine “eleştirilebilir” başka bir seçeneğe yöneliyorlar.

    Samimiyetle “çocuk menfaatini” merkeze koyarak bu tip “eleştirilebilir din eğitimine” karşı çıkanların durumun vahametini anlayabilmek için “ehven-i şer” olduğu için kabul etmek zorunda kaldıkları “yarış atı eğitim sistemi” karşısındaki kendi alternatifsizliklerini düşünmeliler.Bir aile çocuğunu bu psikolojiye sokmak istemese de çocukluğunu yaşamasını tercih etse de “çaresiz” bu sisteme uymak zorunda kalıyor.

    Sistem değişene/değiştirilene kadar seküler eğitimin ezberciliği ile 7 yaşında bir çocuğun tanıştırılması,yarış atına dönüştürülmesi onay görüyor ama aynı yaştaki çocuğun din ile tanıştırılması yanlış buluyorlar.Çocuk aynı çocuk,baskı ise benzer ve hatta daha ağır bir baskı ama birinde amaç,gerekli diğerinde amaç din olduğu için gereksiz ve erken olarak tanımlanabiliyor.
    Çocuğun ilk eğitiminde hayatı boyunca ihtiyaç duyacağı bilginin kaynağına ulaşabilmesi için Latin alfabesini öğrenmesi çok doğal,gerekli ve hatta şartken,dinin kaynağı Kuran’ı okuyabilmesi için Arapça öğrenmesi sakıncalı!!

    Çocuklarına,sebepleri kendilerini ilgilendiren gerekçelerle din eğitimi verilmesini istemeyenler bu arzularını gerçekleştirebilme olanağına sahipken ve bunu demokratik bir hak olarak talep edebiliyorlarken aksi düşüncede olanların ki neden hak olmasın?
    Çözüm,bu hakkı talep edenlerin potansiyel rejim düşmanı “onlar” olduğuna inanmak ve her ne şekilde olursa olsun engel olmak ;hak talep edemeyene kadar sindirmek midir?

    Çocuk yaşta askeri eğitim almak için çocuk sıkı disiplinli bir okula gönderilebilir,sakınca yoktur ama din ile tanıştırılamaz.Neden?
    Çocuk çocuksa eğer sıkı disiplin altında asker olmak üzere eğitilen çocukla,,in eğitimi alması istenen çocuk arasında nasıl bir çocukluk farkı var?
    5 yaşındaki bir çocuğun ailesi can acıtıcı sıkı bale eğitimine başlamasına gönüllü olabiliyor da diğeri neden din eğitimi aldıramıyor?

    Bu iş “bizler,onlar” meselesi değil,yanlış,doğru ve hak meseles

  46. Yazan:Balbazar Tarih: Dec 11, 2007 | Reply

    @C.Z:

    Iki temel (bence) hatali varsayim var, surekli tekrarlanan, siz de ayni varsayimlara dayanarak konusuyorsunuz (ya da Gulen cemaatinden bahsetmiyorsunuz):

    – Gulen cemaatinin cocuklara yonelik tek eyleminin “dini egitim” oldugu,
    – Bu “dini egitim”in, en azindan ana babalar duzeyinde, gonulluge dayandigi.

    Aksine, yapilan, cocuklara din egitimi vermek degil, onlari bir politik ideolojiye kosullandirmak. Hedeflenen de ailelerinin rizasi olan cocuklar degil, butun cocuklar.

    Kendi hayatimdan orneklerini yukarida da, Gulen Cemaati baslikli yaziya yazdigim yorumlarda da verdim (karsiliginda hakarete de ugradim elbette).

    Cocuklara Inonu’nun vatan haini oldugunu, solcularin esrakes, zinaci olduklarini, yahudilerin dunyayi ele gecirme planlarini dikte etmek midir din egitimi?

    Ya okulda olanlari ailelerine soylememelerini siki sikiya tembihlemek? Aileler gonullu oldugu icin mi?

    Din egitiminin serbestligi uzerine hicbir bahane, bu kadar gayriahlaki bir orgutlenme ve yayilma bicimini hakli kilmaz.

  47. Yazan:fuatogl Tarih: Dec 11, 2007 | Reply

    Balbazar doğru anlamış.
    Kafam almaz derken, o tür şeyleri kafama “doğru” olarak sokacak meşrulaştırma yeteneklerinden yoksun olduğumu anlatmaya çalışdım. Gerçi fazla da çalışmadım çünkü gerek yoktur diye düşündüm. Türban meselesini bırakın, bir öğretmenin (yada herneyse) o şekilde kösüle kösüle bir öğrenciye emir kipinde konuşması bile doğru değil bence. Ben kendimde yaşadım ona benzer durumları, ben “inanmıyorum yahu” dediğim için. Geldiğim yerde serbestti benim için din dersleri. Memlekette de bana o hakkı tanırlar zannediyordum ben inanmıyorum deyince. meğer pabuç bağlıymış, önce bir sorup soruşturdular, en sonunda da ailemin o zamanlar yurt dışında olduğunu öğrenince şöle “anlamlı” bir şekilde kafa salladıktan sonra bana nerede yaşadığımı, artık döndüğüm için türk gibi olmam gerektiğini, ayrıca hoş görülmeyeceğini uzun uzun hatırlattılar. O yüzden tevhideyi anlayabilecek durumdayım. Ama o şanslı biraz, en azından derdini duyuracak bir medyası var. Benim yada benzeri insanların öyle bir medyası, şahit olacak kamerası yok. Bu durum hatırlanır, ve herkesi kapsayan birşey için, Tevhideyi de kapsayacak, daha demokratik ve özgürlükçü bir eğitim için tavır gelişirse her zaman evet derim. Ama tek sesli korolara katılmam.
    Ve şöyle bir durum var sanırım, Balbazar, Snowqueen ve benim gibi düşünenler fazla olmadığı için, sırf bizi kapsayacak birşey hatırına başka başka insanların dertlerini dert etmek külfet olarak görülüyor sanırım.

    Ç-Z,..son yorumunuzdaki şeyleri burada savunan olmadı okuduğum kadarıyla. Ayrıca seküler eğitim ezberci eğitim demek değildir. Bizdeki şu anda mevcut eğitim ezbercidir, baskıcıdır, bunun sonucunda da yaratıcılıkları köreltilmiş, öğrenme ve kavrama yetenekleri neredeyse sıfıra çekilmiş, demokratik/özgürlükçü duyguları köreltilmiş öğrenciler çıkmaktadır. Sekülerliği de baya bir tartışılır. Biyoloji de yaratılışı öğreten bir eğitime seküler denir mi? Bence ne idüğü belirsiz, baskıcı, tek tipleştirici bir eğitim sistemi.

    Benim yazdıklarıma ilişkin mi yazdınız anlamadım ama. Ben kişisel fikirlerimi bir proje olarak sunmuyorum. Kendi çocuğuma küçükten bir din ezberletmeyi doğru bulmuyorum dedim sadece. Size de en fazla, “bunu yapmayın, seçme şansı verin, çocuk büyüsün kendi yolunu bulsun, belki sizden daha iyi sonuçlara varabilir” diyebilirim diyorum.
    Eğitimin koşamayan yarış-atı yetiştirmesi meselesinin de din eğitimiyle hallolacak birşey değil. Yani alternatifler yarışcı-ezberci-seküler(!) ve onun karşısında bir din-eğitimi değildir. Karşılaştırmalarınız hiç doğru değil.
    Hem sormak istiyorum, siz ülkemizde nasıl bir eğitimin olmasını istiyorsunuz? Seküler bir eğitim mi din-eğitimi mi?

  48. Yazan:Ç-Z Tarih: Dec 11, 2007 | Reply

    @Balbazar,

    Alın size tavır farkı;

    Ahlaksız, esrarkeş, zinacı Leman dergisi Tevhide’ye yapılan karşısında çok sert, vurucu bir kapak yapıyor, askere karşı Fethullah’çıların asla göstermeyecekleri bir sivil irade gösteriyor.

    Peki Amasya’daki olay açığa çıktığında? Partisi, meclisi, ve medyasıyla bütün İslamcı kamuoyu olayı örtbas etmeye, medyayı suçlamaya, şikayetçi çocukları sindirmeye davranıyor.

    Neden? Çünkü zihniyet farkı var.

    Birinci kesim için, herşeyden önce o çocuk önemli.

    İkinci kesim içinse, o çocuğa dayatılanın ne olduğu. Dayatılan bendense, sorun yok.

    Size yukarıdaki yorumda hangi kesimden olduğunuzu sormuştum ve eğitim süresince merkeze çocuğun alınmadığı bazı örnekler de vermiştim.Yorumlarınızda çocuk olma halini o kadar savunmuştunuz ki sizin gerçekten çocuk hakları savunucusu olduğunuzu düşünerek nerdeyse vereceğiniz cevaptan emindim;”şartlar ne olursa olsun çocuk çocuktur,istisnası,koşulu şartı olamaz demenizi “Fethullah’çı eğitim anlayışını eleştirmemiz, devletin eğitim anlayışını benimsememiz anlamına gelmiyor.”cümlenizin samimiyetine inanarak beklemiştim.

    Siz ise tamamen 2.kesim olarak nitelediklerinizin verebileceği bir cevap yazdınız;yapilan, cocuklara din egitimi vermek degil, onlari bir politik ideolojiye kosullandirmak.

    Bu koşullandırılan ideolojiyi paylaşsaydınız yine de karşı çıkarmıydınız?

    İdeoloji dayatmayan,var olan başka eğitim imkanı aklınıza geliyor mu?

    çocuklarına din eğitimi vermek isteyenler sizin önerdiğiniz çözüm önerileri hayata geçirilene kadar beklemek zorundalar mı?

    Anlamınız gereken bu insanların da“din eğitimi hakkı“konusunda aynen sizin cümlenizde yazdığınız gibi düşünüyor oldukları ”Hayatı ona bağlı çünkü. Tıpkı, sağlıkta hastanın yaşamasının herşeyin önünde olması gibi.”

    Belki de sırf bu nedenle “çocuklarının bir politik ideolojiye koşullandırılarak” eğitilmesine sizin kadar tepkili değiller.
    Belki başka seçenekleri olsa tepki verecekler.Seçenekleri sınırlı ama çocuklarına din eğitimi aldırmak konusunda kararlı bu insanların,FG sistemini sizin gibi eleştirmesini bekleyemezsiniz.

    Şimdi bu şartlar altında eleştirmek ve çözümü geleceğe havale etmeden ortaya koyabileceğiniz bir çözüm öneriniz var mı?

    Gerçekten sıkıcı olan başka bir ideolojik dayatma için sözüm ona “çocukları” koruyoruz safsatası ile yorum yazılması..

  49. Yazan:Balbazar Tarih: Dec 12, 2007 | Reply

    Bu koşullandırılan ideolojiyi paylaşsaydınız yine de karşı çıkarmıydınız?

    Elbette. Cikiyorum da zaten.

    İdeoloji dayatmayan,var olan başka eğitim imkanı aklınıza geliyor mu?

    Devletler de yapilari geregi egitimde ideoloji dayatirlar. Bizim ulkemizde bunun minimize edilmesi icin her turlu cabayi gostermeye varim. Yok edilmesi elbette imkansiz.

    Mafyavari bir orgutlenme ideoloji dayatirken bize bu sansi vermiyor. Devlete karsi ise bunun mucadelesini her zaman yapabiliriz.

    çocuklarına din eğitimi vermek isteyenler sizin önerdiğiniz çözüm önerileri hayata geçirilene kadar beklemek zorundalar mı?

    Goren, din egitimi olanaklarinin tamamen ortadan kaldirildigini sanacak bu ulkede. Ben cocukken Kur’an kursuna gittim. Hala da binbir turlu yolu var cocugunuza din egitimi aldirmanin.

    Şimdi bu şartlar altında eleştirmek ve çözümü geleceğe havale etmeden ortaya koyabileceğiniz bir çözüm öneriniz var mı?

    Var. Yukarida tek tek listeledim. Bunlarin tartisilip uygulamaya konabilmesi icin de hem hukumetin hem burokratik iktidarin tartismaya zorlanmasi, ve herkese soz hakki verilmesi gerektigini dusunuyorum. Eger ciddi bir “sivil irade” ve uzlasma arayisi varsa, bunun yapilabilir oldugunu dusunuyorum. Anayasa meselesinde bircok sivil toplum orgutu baslatti bunu. Destek olunabilir.

    Bugunku konjekturde Turkiye’de demokratiklesme saglayacak tek sey, uzlasma. Herhangi bir ideoloji yahut cenahin “zaferi” degil.

  50. Yazan:Balbazar Tarih: Dec 12, 2007 | Reply

    Ayrica, su noktayi yine atlamissiniz: Hedeflenen de ailelerinin rizasi olan cocuklar degil, butun cocuklar.

    Kendi cocugunuza din egitimi aldirmak istemeniz, elalemin cocuguna ideoloji dayatmanizi gerektirmez.

  51. Yazan:T.Suat Demren Tarih: Dec 12, 2007 | Reply

    @Balbazar,

    Hala da binbir turlu yolu var cocugunuza din egitimi aldirmanin.

    Var tabi. İşte zaten onu konuşuyoruz. :-)) Devlet öğretmediği için bunun binbir yolu bulunuyor. Hiçbir muhafazakara 5 yaşında çocuğunu bale kursuna gönderme izni varken 12 yaşına kadar Kur’an Kursuna gönderme yasağını anlatamazsınız. Ne demiştim, su yolunu bulur.

    Ayrica, su noktayi yine atlamissiniz: Hedeflenen de ailelerinin rizasi olan cocuklar degil, butun cocuklar.

    Allah aşkına şu paranoyayı geçin artık. Yaşadığım şehirde en cahil insan bile Zağnos dershanesine …. Kolejine … yurduna, ışık evlerine çocuğunu verirken, abilerin yanına gönderirken dini eğitimini “de” alsın serseri olmasın diye düşünerek gönderiyor. Başkasının çocuğunu kandırmak falan.. Ne o öyle? Kendi paranoyanızı gerçek sanmayın. Aynı şey Süleymancı yurtları için de geçerli.

    Sorunun kökenine inin kökenine. Kaldınız gittiniz kabukta, oyalanıp duruyorsunuz..

  52. Yazan:Ç-Z Tarih: Dec 12, 2007 | Reply

    @Fuatogl,

    “Eğitimin koşamayan yarış-atı yetiştirmesi meselesinin de din eğitimiyle hallolacak birşey değil. Yani alternatifler yarışcı-ezberci-seküler(!) ve onun karşısında bir din-eğitimi değildir. Karşılaştırmalarınız hiç doğru değil”

    Bu örnekleri,çocuğa din eğitimi konusunda baskı yapıldığı,dinin dayatıldığı yazıldığı için verdim.Yazdıklarımın hiç de bu sorunların din eğitimi ile çözüleceği anlamını taşımıyordu.
    Din eğitiminin aynen sizin yazdığınız gibi reşit olmayan çocuğa verilmesinin “baskı” olduğu konusunda ısrarcı olanlara bazı şeyleri öğretmek için reşit olmanın beklenmediğini anlatmaya çalıştım.
    Bu açıklama doğrultusunda yukarıda yazdıklarımı tekrar okuyun lütfen.(balbazar’a yazdığım cavabı okuyabilirseniz daha net anlaşılabilir)

    “Hem sormak istiyorum, siz ülkemizde nasıl bir eğitimin olmasını istiyorsunuz? Seküler bir eğitim mi din-eğitimi mi?”

    Bu kadarcık mı seçenek sunabildiniz? 🙂 imkanlarınız sınırlı galiba!
    Yaptığım açıklamadan sonra bu sorunuz anlamsız ama yine de bilmeniz için;

    Dinimi sizin dediğiniz gibi 18 yaşına kadar öğrenmekten uzak tutulmak istemezdim bunu yapmaya kalkışana da şu soruyu sorardım;ressam olmayı düşündüğüm halde neden bana tüm sıkıldığım bilgi yüklemesini yaptınız derdim,ki alacağım cevabının şu olacağını bile bile;”eee 18 yaşına kadar senin hangi mesleğe yöneleceğini nerden bilecektik ki,tedbir olsun,üniversite eğitimine temel teşkil etsin diye sana tüm bu bilgileri verdik,ola ki sen mühendis olmaya karar vermiş olsaydın,alacağın mesleki eğitimin hazırlık bilgisine sahip olmalıydın.”
    Tüm bu beni mesleki eğitime hazırlandığım süreç içinde üniversite hayatında karşılaşacağım farklı din,ırk etnik kökene ait insanlarla ilgili fikir sahibi de olmak isterdim ki onlar hakkında kulaktan dolma önyargılarım olmasın!

    Dinler tarihini,din felsefesini,Aleviliği,Sünniliği ve Hıristiyanlığı bilmek isterdim.Müslüman bir ailenin çocuğu olarak ailem talep etmiş ve kendisi bu eğitimi veremiyorsa nasıl ibadet edeceğimi bilmek isterdim.Bir hıristiyanın nasıl ibadet ettiğini ve nasıl dua ettiğini de bilmek isterdim.

    Okuma yazmayı bildiğim için gazete okuyup,tv haberlerini izleyip anlayacak yaşta olduğum için,etrafımda gelişen,gündemi meşgul eden siyasi olayların kaynağını da bilmek isterdim.(“gündemi meşgul eden politik olaylar” adında bir ders hiç fena olmazdı.En azınan hangi sanatçının kiminle sevgili olduğunu takip etmekten daha faydalı)

    Bugünün şartlarında imkansız olan istekler değil sadece “her şey var” sadece ideoloji yok!

  53. Yazan:Ç-Z Tarih: Dec 12, 2007 | Reply

    @balbazar,

    “Kendi cocugunuza din egitimi aldirmak istemeniz, elalemin cocuguna ideoloji dayatmanizi gerektirmez.”

    Cümleyi bir de aşağıdaki şekliyle okuyun, Sadece okuyun inanmak zorunda değilsiniz aynen adil olduğunuzu yazıp olamadığınız gibi;

    “Kendi çocuğunuza din eğitimi aldırmak isteme(me)niz,elalemin çocuğuna ideoloji dayatmanızı gerektirmez”

  54. Yazan:Balbazar Tarih: Dec 12, 2007 | Reply

    Demek ki ailem, beni devletin yatılı okullarına gönderirken hizmet insanı abilerimden İsmet Paşa’nın ne deccal adam olduğunu öğrenmemi istiyormuş da ben anlamamışım.

    Ya da, sevgili hizmet insanı abilerim, beni devşirmek, bana kendi ideolojilerini yalanlarla, dayatmalarla aşılamak için hiç çaba sarfetmemişler, olmayınca da dışlatmaya, yalnız bırakmaya çalışmamışlar, ben halüsinasyon görmüşüm.

    Kendi tecrübesine dayanarak konuşan ve bunu sürekli vurgulayan birine “paranoya yapıyorsun” demek için nasıl bir ruh hali içinde olmak lazım, bilmiyorum.

    Ç.Z., hayatım boyunca devletin yatılı okullarında kaldım, bana ve arkadaşlarıma, okul yönetimlerinin de desteğiyle, her türlü dinsel, ideolojik dayatma yapıldı. Buna karşılık, yukarıda Allah var, hayatımda bir tane “namaz kılma, oruç tutma” diyenle karşılaşmadım. Buna okullardaki benden büyükler, arkadaşlarım, öğretmenler, devlet görevlileri, herkes dahil. Ufacık çocukları teker teker hedef alıp aralarına devşirmeye çalışan Atatürkçü, solcu beyin yıkama timleri de görmedim. Ama olduğuna şahit olsam, onu da afişe etmeye çalışır, karşı çıkardım, çıkarım. Yasadışı sol örgütçü ve Kürtçüler gördüm bunu yapmaya çalışan, o zaman daha bilinçliydim, onlarla da kavgasını ettim yaptıkları şeyin.

    Resmi düzeyde yapılmasınaysa karşı çıkıyorum zaten. Lisedeyken de “Atatürkçü” Milli Güvenlik hocasıyla didişen bendim; hizmet insanı, sivil toplumcu arkadaşlar değil.

    Yani, bir me eki ekleyince öyle oluvermiyor. Daha anlatayım mı ne kadar neye karşı olduğumu?

    Yoksa, ufacık çocukların savunmasızlığına sığınan gayriahlaki bir ideolojik yayılma yöntemini meşru kılmak için, karşınızdakini varsayımlara dayanarak hipokratlıkla itham etmek dışında söyleyecek şeyiniz var mı?

    Kabukta kalmışım. Neler yapılabileceği, bunları uygulamaya geçirmek için nasıl bir tavır izlenebileceği konusunda ne düşündüğümü söyledim.

    Siz ne yaptınız? Paranoya yapma, ben bilirim, yapmaz onlar öyle. Şu siteye aralarına girip çıkmış, tahakküm kurdukları ortamda kalmış kaç kişi girdi, hepimiz aynı şeyleri söyledik. Ne kadarını dinlediniz, ne kadarını anladınız, ne kadarıyla empati kurmaya çalıştınız?

    Daha ne yapabilirim ki, ideolojik fanatizmle kaskatı olmuş bu kabuğu kırmak için?

  55. Yazan:T.Suat Demren Tarih: Dec 12, 2007 | Reply

    @Balbazar,

    Kaç kişi girip çıktı? Siz içerden olmadığınızı daha önce söylediniz.İçerdeymiş gibi yazıp duruyorsunuz. Bir ya da iki kişi içerden olduklarını söyledi onlar da hiyerarşik yapılanmadan sözettiler. Ben de içerden değilim. Fizikçi rumuzlu bir arkadaş içerdendi anlatılanları gayet güzel cevapladı.

    Kimse namaz kılmadı dememişmiş. Yok bir de alanen deseydi. O kadar da müslüman mahallesinde salyangoz satılamasın Sayın Balbazar.. Bu toplumun çok büyük çoğunluğu müslüman. Neyle neyi kıyaslıyorsunuz farkında mısınız? İnsaf yahu..

    Hem bu bile eskidenmiş. Şimdi namaz kılana vebalı gibi bakıyorlar. Medya okullarda mescid avında. Cuma namazlarında sokaklarda kılınan namaz bazılarına batıyor.

    Siz bunu deyince de nedense benim aklıma Türkan Saylan geldi. Size diyen olmamış ama artık diyorlar: “Çocukların namaz kılmasını değil, bale yapmasını istiyoruz..” Yaaa.. Şimdi sizin gibi ben de bunu genele şamil etsem nasıl olur?

    Evet, kabukta dolaşıyorsunuz. Çünkü sistem bu oldukça bu tip kapalılıktan dolayı bahsekonu çekinceler olacak. Siz insanları özgğr bırakmadan, dinlerini şeffaflıkla legal yollardan öğrenebilmenin yolunu açmadan bu illegal yöntemlerin ortadan kaldırılması gerektiğini söylüyorsunuz. Ben de diyoum ki çekincelerinizde haklı olduğunuz kısımlar var ama bu söyleminiz boştur, çünkü insanlar dinlerini öğrenmek ve öğretmek isteyeceklerdir, açık ya da kapalı cemaat, kurum her ne ise, bunu her yoldan deneyecekldir. Yani buna engel olamazsınız diyorum.

    Zannediyorsunuz ki FG’nin ya da diğer cemaatlerin toplumsal desteği yok, üçbeş zengin finanse ediyorlar onlar da endoktrinasyon yapıyorlar. Hayır efendim büyük bir yanılgı içindesiniz. Kendi çevremden örnek vereyim, Zaman gazetesi abonesi olduğu halde, (hem evine hem iş yerine geliyor) gazeteyi katlandığı gibi bırakan okuyacak zamanı olmayan insanlar var. Ve tamamen FG faaliyetlerine “destek” amaçlı olarak bunu yapıyorlar, “başka gücüm yok, böyle bari destek olayaım, Allah rızası için çalışıyorşar” diyerek. Bu sadece bir örnek, daha pekçok örnek verilebilir. Süleymancı denilen grubun hiçbir ticari faaaliyeti yok tamamen halktan gelen yardımlarla finanse oluyorlar. Köylere teberruya çıkılıyor, insanlar faaliyetlerini ve amaçlarını bildikleri için yardım ediyorlar. Bugün FG parti kursa Deniz Baykal’dan fazla oy alır..

    Toplumu biraz tanıyın ya, bu insanlar salak değil, 22 temmuzda da bunu gösterdiler. İsmet Paşa deccal olarak anlatılıyormuş. Deccali falan bilmem de Sultanahmeti depo yapacak kadar gözü dönmüş birisinin nasıl anlatılmasını bekliyordunuz? Hiçbirşey sebepsiz değildir bu milletin anasından emdiğini burnundan getiirdiler Milli Şef döneminde, dinini kitabıı yasakladılar… Tabii ki haklı/haksız yansımaları olacak bunun, ne bekliyordunuz ki? 12 Eylül’de Diyarbakırda olanlar PKK’yı bu hale getirdi diye konuşuyoruz, demek ki hiçbir şey sebepsiz değil, değil mi?

    Çözüm nedir? Çözüm belli. Serbestlik, şeffaflık denetleme.. Siz önceden bunu kabul ediyordunuz, bu başlıkta nedense bu fikrinizden rucu ettiniz, mealen “dur hele bi FG gibiler hallolsun sonrasına bakarız” diyorsunuz. Ben de diyorum ki “avucunuzu yalarsınız, FG gider HG gelir, o gider MG gelir buna engel olmanız mümkün değildir, çünkü su yolunu bulur, devlet öğretmiyor diye insanlar çocuklarının “bir şekilde” din eğitimi almalarından vazgeçecek değil.”

    Boş konuşuyorsunuz dediğim bu. Bu çekinceleri konuşacağınıza bu çekincelerin oluşmasına sebep olan, insnları bu illegalliğe ve dolayısı ile de kapalılığa mecbur bırakan yapıyı konuşalım diyoruz. Özgürlük olsun, şeffaflık olsun, devlet de elini ayağını çeksin bu işlerden.. Özel teşkilatlanmalara, rekabete izin verilsin..

    “Hem devlet öğretmesin, hem de başkasının öğretmesine izin vermesin.” Bunu mu savunuyorsunuz?

    Kusura bakmayın o zaman avuç yalama eylemine devam edceksiniz. “Su yolunu bulur…”

  56. Yazan:Balbazar Tarih: Dec 12, 2007 | Reply

    Sorun zaten içeriden olanların değil, dışarıdan olanların bunları tecrübe etmek zorunda bırakılması. Bunu anlamak bu kadar mı zor?

    Bakın fizikçi nasıl cevaplamış iddiaları: “Her kucağına oturduğun abiyi cemaatten mi sandın?”

    Ne kadar güzel, değil mi? Bu zihniyet ifşaalarıyla gurur duyuyorsunuz anlaşılan. Eee, “müslüman mahallesinde salyangoz satana” böyle muamele etmek lazım, öyle değil mi?

    İsmet Paşa’nın ne yaptığı değil ki mesele. Bir siyaset adamını 10 yaşındaki çocuklara kötülemenin “din eğitimi” olarak yutturulması. Eğer, din eğitiminden anladığınız buysa, Allah sizi ıslah etsin, ne diyeyim.

    Toplumun çoğunluğunun müslüman olması, Fethullahçı ideolojinin ufacık çocuklara dikte edilmesi hakkını kimseye vermez. Hala “çoğunluk benim, istediğimi yaparım” havasındasınız.

    Böyle bir demokrasi anlayışı olunca, vicdanların da bu kadar “kabuk” bağlamasına şaşırmamak lazım elbette.

    Çoğunluk falan değilsiniz, her müslümanım diyen bu kadar tahakkümcü, bu kadar dayatmacı değil çünkü.

    Tam anlamıyla bir turnusol kağıdı oldu şu Fethullah Gülen tartışması. Kimin endoktrinasyona ne kadar samimiyetle karşı olduğunu, kimin demokrat olduğunu, kimin 10 yaşındaki çocukların çocukluğuna ne kadar saygı duyduğunu çok güzel anladık.

    Ha, bu arada, anayasayı yaparken sivil toplum örgütlerine üye olma yaşını 10’a düşürmeyi unutmayın, olur mu?

  57. Yazan:Ç-Z Tarih: Dec 12, 2007 | Reply

    @Balbazar,

    “Yoksa, ufacık çocukların savunmasızlığına sığınan gayriahlaki bir ideolojik yayılma yöntemini meşru kılmak için, karşınızdakini varsayımlara dayanarak hipokratlıkla itham etmek dışında söyleyecek şeyiniz var mı?”

    Ufacık ve savunmasız olarak tanımlanan bir çocuk olarak sizin o dönemlerde gıpta edilecek ölçüde bilinçli davranabilmenizin nedenini anlayabilmek için“empati” yapmaya çalışıyorum?

    Okul eğitimi sırasında size aktarılanların bilginin yanlış olduğunu fark edebildiyseniz “doğru” bilgiye o dönemde nasıl sahip olmuştunuz?“…o zaman daha bilinçliydim,”demişsiniz zaten,ufacık bir çocuk olarak bu bilince(sorgulayıcı,cesaretle otoriteye baş kaldıran,yanlış bilgi tespitinde bulunabilen,ideolojik dayatmanın nasıl yapıldığının farkında olan) nasıl sahip olabildiğinizi inanın çok merak ettim?

    “Resmi düzeyde yapılmasınaysa karşı çıkıyorum zaten. Lisedeyken de “Atatürkçü” Milli Güvenlik hocasıyla didişen bendim; hizmet insanı, sivil toplumcu arkadaşlar değil.”
    Gerçekten çok ama çok merak ettiğim için soruyorum;liseli bir çocuk olarak hocanızın “Atatürkçü”lüğünü nasıl ayırt edebildiniz?

    Anlattıklarınızdan size,baskı,zorlama,cezalandırma,tehdit ile zorla dini ibadetleri yerine getirmeniz için bir çeşit “şiddet” uygulandığı izlenimine kapıldım.

    Diğer çocukların hepsi bunların farkına varamayacak kadar embesil miydi diye düşünmekten de kendimi alamıyorum.

    Buraya yorum yazan kim,merak ettim; yukarıdaki gibi üstün gıpta edilecek bir bilinç düzeyinde çocukluk geçiren biri mi,yoksa etrafındakilerin çoğunluğu(ki ailelerinin onları oraya göndermesindeki güçlü neden) bu ibadetleri yerine getirdiği,o ağabeyler de bunu teşvik ettiği için kendini ve arkadaşlarını dışlanmış hissederek çocukluk dönemi geçiren biri mi?

    Çocukken sahip olduğunuz bilinç düzeyinize ailenizden aldığınız eğitim,terbiye ve inancın katkısı olmuş olabilir mi?

  58. Yazan:fizikci Tarih: Dec 12, 2007 | Reply

    Balbazar,

    Benim de içerisinde olduğum cemaate (yani milyonlarca insana) en olmadık iftiraları, hakaretleri reva görürken, senin ifadene cevap olarak yazdığım bir cümleyi hakaretten sayıp her iki yorumundan birinde “fizikci bana hakaret etti” diye ciyak ciyak bağırıyorsun.

    Bak o hakaretten saydığın yorum şöyle:

    İçeride falan değildim ben. Devlet okuluydu, analarımız, babalarımız bizi devlete teslim etmişler, devlet de bizi abilerin kucağına oturtmuştu.

    1. İçeriden değilsen bırak içerden olanlar konuşsun. İftira atma.
    2. Her kucağına oturduğun abiyi cemaatten mi sandın?

    Bak ben içerdenim. Eğer söylediğin gibi şeyleri içerde görüyor olsam bu cemaatte bir dakka durmam. Kimse durmaz.

    Nasıl söylemeliydim? “Şimdi kucağa oturmak falan haşa Balbazar kardeş de, o abiler cemaatten değillerdir büyük ihtimalle..” gibi bişey mi? Ya da “Devletin sizi kucağına oturttuğu abilerin cemaatten olduğunu sanmıyorum” mu deseydim? “Her sakallıyı deden mi sandın?” formunda söylemişim. Siz olsanız “analarımız, babalarımız bizi devlete teslim etmişler, devlet de bizi abilerin kucağına oturtmuştu” diyen birine nasıl cevap verirdiniz? Yani öyle bir laf ki, bu lafı söyleyene ne desen alınır.

    Evet belki de hiçbirşey dememeliydim. Samimi olarak özür diliyorum. İnsanların kendi cümlelerini kullanarak bile olsa hakaret algısına neden olabilecek şeyler yazmamak lazım. Dersimi aldım. Teşekkür ederim. Bundan sonra yazdığım ifadeleri karşımdaki hakaret olarak algılar mı diye iki kere düşüneceğim.

    Siz de cemaate yönelttiğiniz iftira ve hakaretlerden dolayı özür dilemeyi düşünebilirsiniz. Eğer dilemezseniz merak etmeyin, her iki yorumumdan birinde “balbazar bize hakaret ediyor” diye bağırmam.

    “Ben ne zaman cemaate hakaret etmişim, ne iftirası?” diyecekseniz, peşinen hatırlatayım:
    – çocuklara ana babalarının sapık olduğu öğretilir, ana babalarına düşman edilirler
    – çocuklara yalan söylerler
    – çocuklar farklılıklara karşı kin ve nefretle doldurulur
    – kimin cennete gideceği hakkında yorum yaparlar (haşa)
    – dinsel temelli bir güç ve çıkar grubudur (kimin ne çıkarı varsa!)
    – kendilerine aykiri her fikri islam dusmanligiyla itham ederler (iftiranın daniskası, oysa mesela Alevileri din kardeşi olarak görürler, hatta diğer dinlerle bile Allah inancı ortak paydasında diyalog kurmaya çalışırlar)

  59. Yazan:T.Suat Demren Tarih: Dec 12, 2007 | Reply

    @Balbazar,

    Yazdıklarınızı yine benim dediklerimle alakası yok.

    Anlamamış olmanız imkansız. Ya ideolojik sebeplerle bir türlü anlayamıyorsunuz ya da sonuç (yani serbestlik) işinize gelmediği böyle alakasız şeyler yazıyorsunuz.

    Turnusol kağıdı tespitiniz doğru. Ama sizin için.

    Sizin için de iki turnusol kağıdı var. Birincisi darwinizm. İkincisi de bu konu.

    Bu iki konu dışında gayet aklı başında, ortak noktada buluşabileceğimiz Balbazar varken sözkonusu olan darwinizm ve FG olduğunda bambaşka birisi ile karşılaşıyoruz.

    Ben darwinizm için “doğruysa eyvallah, mahzuru yok ama kanıtlar yetersiz diyorum” siz bunu bile kabullenemiyor naturalizmde patinaj yapıyorsunuz. Ben Fg cemaati için “bu tip kapalı cemaatlerde bahsekonu çekinceler olabilir, sistem budur ve insanları bu illegaliteye itmektedir, sistemi konuşmalı şeffalık ve özgürlüğü savunmalıyız” diyorum siz alakasız şeyler yazıyor sonunu da “anayasayı yaparken sivil toplum örgütlerine üye olma yaşını 10′a düşürmeyi unutmayın” diyorsunuz.

    Bence biraz dinlenin ve tutarsızlığınız üzerinde düşünün.

    Sonra yine devam edelim, mesela size ilk sorum şu olabilir: “Avrupa’da insanlar çocuklarına din eğitimini nasıl aldırıyor ve çocuk kaç yaşında bu eğitime başlayabiliyor?

    Görüşmek üzere..

  60. Yazan:fuatogl Tarih: Dec 12, 2007 | Reply

    “başka gücüm yok, böyle bari destek olayaım, Allah rızası için çalışıyorşar”

    🙂 Bu müthiş ticari gücün dünyanın başka yerlerindeki örneklerini de biliyoruz, söylem bile aynı..
    Çocuklarını da şu şekilde yetiştiriyorlar. Ne kadar da benziyor:

    http://www.youtube.com/watch?v=zqNLMuijRyU
    Profesyonel beyin yıkama olduğunu anlamak için psikoloji bilmek gerekmiyor.
    Bunları bale ile karşılaştırmak çok saçma değil mi?

  61. Yazan:T.Suat Demren Tarih: Dec 12, 2007 | Reply

    Fuat Bey,

    Siz de patinaj yapıyorsunuz. Gerekli serbestliği sağlamadan bu yapıları eleştirmek anlamsız. Yukarıda da yazdığım gibi:

    Çünkü sistem bu oldukça bu tip kapalılıktan dolayı bahsekonu çekinceler olacak. Siz insanları özgğr bırakmadan, dinlerini şeffaflıkla legal yollardan öğrenebilmenin yolunu açmadan bu illegal yöntemlerin ortadan kaldırılması gerektiğini söylüyorsunuz. Ben de diyoum ki çekincelerinizde haklı olduğunuz kısımlar var ama bu söyleminiz boştur, çünkü insanlar dinlerini öğrenmek ve öğretmek isteyeceklerdir, açık ya da kapalı cemaat, kurum her ne ise, bunu her yoldan deneyecekldir. Yani buna engel olamazsınız diyorum.

    Bunu tartışmaya yanaşmıyorsunuz. Neden?

    Galiba ne devlert öğretsin ne de özel eğitime izin verilsin diyenlerdensiniz.

    Faşizm diye neye diyorlardı?

  62. Yazan:Ç-Z Tarih: Dec 12, 2007 | Reply

    Suat bey,Balbazar bu soruya kısmen cevap olabiecek bir şey yazmıştı;
    ABD’de yaşıyorum. Bundan birkaç yıl önce, eşimle birlikte küçük bir kasabanın kilisesinde düzenlenen bir çocuk fuarına davet edildik. Bizden istenen, oradaki 5-10 yaş arası çocuklara İslam inancını ve müslüman kültürümüzü anlatmamızdı. Elimizden geldiğince anlattık, belki bu sayede o çocukların çoğu büyüdüklerinde “müslüman” denilince akıllarına eli bombalı bir cani gelmeyecek”

  63. Yazan:Balbazar Tarih: Dec 12, 2007 | Reply

    @C-Z:

    Yogun cemaat baskisindan bahsettigim donem, ortaokul (lisede de devam etti elbette, ama lisede gorece sorgulayan, karsi cikan yastaydik).

    Milli Guvenlik hocasindan bahsettigim donem, lise.

    Kurtcu ve yasadisi sol orgutlerin kafalama cabalarindan bahsettigim donem, universite.

    Bu bilgilerle okursaniz, sanirim sorularinizin cevabi zaten tartistiginiz metinde var.

    10 yasindaki cocuk siyasetten izole edilsin demiyorum. 10 yasindaki cocuk, ailesinin de rizasi disinda, tek bir siyasi guruhun kontrolune birakilmasin, bu da “din egitimi” adi altinda mesru kilinmaya calisilmasin diyorum. Bu, din egitimi degil cunku, siyasi beyin yikama.

    @fizikci:

    Eger, “senin soyledigini tekrarladim” gibi bir savunma yapmasaydiniz, ozrunuzun samimiyetine inanabilirdim. Benim “kucagina oturtmak” deyimini “tamamen kontrolune birakmak” anlaminda kullandigimi, sizinse cumlenizi ayni deyime cinsel ima kazandiracak ve karsinizdakini kucuk dusurecek sekilde kurdugunuzu ikimiz de biliyoruz. Zoru, “ama…”si olmadigi surece anlami oluyor, uz

    Benim soylediklerim icinde “hakaret” olarak nitelediginiz seyler benim tecrubelerim ve dusuncelerim. Tecrubelerimi ayrintisiyla anlatmaya, dusuncelerimi de acik gerekcelere dayandirmaya calisiyorum. Bunlar incitici olabilir, ama hicbir surette bir anlam icermeden, gerekcesi aciklanmadan kullanilmiyorlar. Bundan dolayi “hakaret” degiller.

    Bunlarin yasandigini kendi tecrubelerime dayanarak dile getirmem, ozur dilemeyi gerektirecek birsey degil. Bunlarin yasanmasi, ozur dilemeyi gerektirecek seyler.

    Siz de benim yalan soyledigimi dusunuyor olabilirsiniz, bunu soyleyebilirsiniz, iftira atiyorsun diyorsunuz zaten. Ve ben bunlari hakaret olarak gormuyorum.

    Ancak, su ana, kadar bu sitede yorum yapan benim disimda iki kisi daha kendi tecrubelerine dayanarak benim gozlemlerimi onayladi. Yani konu,”yapmazlar oyle seyler, pirlanta gibi cocuklar” diye ortbas edilebilecek, tek tek kisileri mufterilikle itham ederek gecistirilebilecek kadar basit degil.

    Baskasini magdur eden birseyi, ucu size dokunmuyorsa, gormek, anlamak zordur.

  64. Yazan:Ç-Z Tarih: Dec 13, 2007 | Reply

    @Balbazar,

    Tüm ilk ve ortaokul döneminizde bu tip ideolojik dayatma ve(siyasi)beyin yıkamadan sonra lisede nasıl oldu da yıkanmış beyninize rağmen empoze edilen bilgilerden arınıp da“sorgulayan,karşı çıkan”bir bilince erişebildiniz.Bu nasıl mümkün oldu?

    Bu“ufacık çocukların savunmasızlığına sığınan gayriahlaki bir ideolojik yayılma” pek de başarıyla uygulanamamış anlamına mı gelir yada bir özelliğinizden dolayı sadece size mi etki etmemiş?Bu özelliğiniz sizce neydi? Sizi bu ideolojik dayatmaya karşı koruyan panzehir neydi?

    Belki yazarak bizimle paylaşacağınız bu özelliğiniz,ailelerinin beyin yıkamaları sonucu örtündükleri iddia edenlere,kızlarımıza yada bu tip bir ideolojik dayatmanın irtica , cumhuriyet elden gider korkutmasıyla,din düşmanı olarak yetiştirilmeye çalışılan diğer çocuklarımıza ışık tutar da onlar da ilerde “devleti ele geçirdiler/geçirecekler paranoyasına”sahip olmaz !

  65. Yazan:Ç-Z Tarih: Dec 13, 2007 | Reply

    @balbazar,
    Gerçekten çok ama çok merak ettiğim için soruyorum;liseli bir çocuk olarak Milli Güvenlik hocanızın “Atatürkçü”lüğünü nasıl ayırt edebildiniz?”

    Hala bu sorumun cevabını merakla bekliyorum..

  66. Yazan:fuatogl Tarih: Dec 13, 2007 | Reply

    Suat bey o konuda bir sorun yok diye düşünüyordum. Balbazar sıraladı yukarılarda madde madde, ve aynen katılıyorum dedim bende. O sıraladıklarında bir eksiklik görmüyorum sizin tartıştığınız noktada. İlke olarak kabul ediyorum, ha bir yere kadar boş olduğunu da düşünüyorum, onuda söyliyeyim. Bizde işlerin nasıl işlediğini biliyorum çünkü. Balbazarın söyledikleri aynen kağıt üzerinde oluşturulabilir. Devlet elini de çeker, ihtiyacı olanlara ayrıca adil bir şekilde hizmet de götürür, hatta özel bir vergi düzenlemesi bile yapabilir. Cemaatler kendi kaynakları ile özel olarak denetimli bir şekilde de yapabilir. Fakat asıl olan bence zihniyettir… ben zihniyetten bahsediyorum, onu kafama takıyorum. Teknik düzenlemeler elbette olsun da, bunlar tek başına yeterli değil diye düşünüyorum. Yoksa birşeylerin kağıt üzerinde olması ile memlekette birşeylerin değişmediğini hepimiz görecek durumdayız.

    Ne yani, devlet elini eteğini çekse, işi olması gerektiği gibi inanç sahiplerinin kendilerine bıraksa, tüm sorunlar tükenecek mi?
    Gülen in cemaati yine aynı şekilde çocuklara küçükten şekil vermeye çalışmayacak mı? Sizin de bahsettiğiniz süleymancılar bırakacak mı? Benim açımdan ailesi izin vermiş vermemiş pek fark etmiyor. Ailesi izin veriyor diye sorun kalkmıyor yani. Bir insan yetiştirme biçimi, anlayışı zihniyeti var hiçbirşeyle bağdaşmayacak. Din deyip işin içinden çıkamazyız. Bu, devletin sağlayacağı yada sağlamayacağı serbestlikten bağımsız bir sorun. Devlet işi inanç gruplarına bıraktı diye ortadan kalkacak bir sorun değil. Bunun paranoyaklıkla da alakası yok. Eğer ülkemizde demokrasi ve özgürlük gelişecekse bu kesinlikle o şekilde yetişen bir nesilden olmayacak bundan emin olabilirsiniz. İstediğiniz kadar güzel ahlak, din, sevgi, barış, kardeşlik, hoşgörü vs. deyin. Sorun müslüman olmalarından da değil, öyle anlamayın lütfen. Müslümanlık için bir talihsizliktir ancak. Onun solcu versiyonunu da biliyorum, hristiyanınıda, hara krishnasını da.

    Ben inanç hizmetlerinin bizzat inanç gruplarının kendisine bırakılmasından yanayım. Bununla hiçbir sorunum yok, buna aykırı hiçbir ifadem de olmadı. Ama benim sorunlu dediğim zihniyeti ortadan kaldırmıyor bu iyileştirmeler. İşin tekniğinde değilim o kadar.
    Sorunlu dediğim o anlayışla demokrasi filan geliştiremeyiz kendi ülkemizin renklerine göre, kendi kendimizi kandırmayalım. Süleymancılarıda biliyorum hocam. Dürüst olalım şimdi. O yetişen nesilden bu ülkenin ne demokrasisi gelişir nede özgürlük anlayışı. İnsanlara iyi yada kötü diye damgalama meselesi değil, zihniyet meselesi.

    @Ç-Z kardeşim. Şimdi bu devleti ele geçirme, yada toplumun kilit noktalarını tutma meselesinde neye dayanarak paranoya diyorsunuz? Bence çok ölçüsüz bir iddia. Söz konusu cemaat türlü çeşit ekonomik ilişkinin içersine giriyorsa, önemli noktalara insan yerleştirme gibi bir kaygısı varsa, gündelik hayat için birileri bunu açıkca kendi ağzından söyleyebiliyorsa, bu cemaatin lideri konumundaki kişi kendi ağzından şüpheye yer vermiyecek şekilde açık ve seçik olarak anlatıyorsa ve hitap ettiği insanlara gizli tutmalarını öğüt ediyorsa…siz neye dayanarak paranoya diyorsunuz? paranoyanın tanımı bellidir…
    iyi tamam, geri zekalı sürüsü ulusalcıyım diyen bir topluluk var ama lütfen bunun da suyunu çıkarmayalım.
    Daha önceden hepimizin gördüğü bir video: http://www.youtube.com/watch?v=pieYV8C60RQ (dakika 2:40 dan sonrası)
    Şimdi bu şekilde konuşulursa, kimseye aklın sınırları dahilinde paranoyak demeye hakkınız yok. Bunun ne bağlamdan koparıldığı var, nede montajla açıklanabilecek bir tarafı var.

  67. Yazan:T.Suat Demren Tarih: Dec 13, 2007 | Reply

    Fuat Bey,

    Çocuklara verilecek eğitim konusuna konsensus sağlamak zordur. Yani size göre doğru olan şey bna göre olmayabilir. Aynı şey tam tarsi olarak da eçerli.

    O bakımdan sizin sözlerinizden faşist bir yaklaşım da çıkartmak mümkün olabilir. Hiçkimse hiçkimsenin zihniyetini beğenmek zorunda değildir. Burada önemli olan şey hak ve özgürlükler. Kimse kimsenin hak ve özgürlüklerine ilişmediği müddetçe isteyen ebeveyn kendi felsefî inançlarını çocuklarına öğretme/öğrettirme hakkında sahiptir. Bu hak AİHS ne girmiş bir haktır. Dolayısı ile sizin beğenmediğiniz ya da inanmadığını şeylerin öğretiliyor olması sizi ilgilendirmiyor. Nereye kadar, tabii ki sizin haklarınızı ihlal edilmeye kalkılmasına kadar.

    Bu açıdan devlet bu hakları korumakla görevli. Mesela beni sizden, sizi benden, bizi bir başkasından koruyacak. Bunu da konsensus ile üzerinde hem fikir olunan sınırlar dahilinde yapacak. Tabii ki bu sınırlar kabul edilmiş ortak değerleri de içerecek, kimse sırf kendisi istiyor diye sapıkca bazı akımları öğretme imkanına sahip olacak değil. Bu sınırlar da yine aynı toplum tarafından belirlenecek. Devlet şeffaflığı ve sınırların ihlal edilip edilmediğini denetleyecek.

    Devletin ya da yöneticilerin “zihniyet değiştirmek” gibi bir görevi yoktur Fuat Bey. Devlet, birarada yaşayan insanların haklarını garanti altına alamk için oluşturdukları bir yapılanmadır sadece. Bir kutsiyeti, insanlar üzerinde bir projesi olması, benim açımdan kabul edilemez şeylerdir.

    Tüm bu yazdıklarım liberal ilkelerle uyumlu. Bu ilkeler göre devletin görevi bellidir. Hakların muhafazası. Bu elbette minimal devlette mümkün. Bizimki gibi oligark ve devasa bürokrasiiye dönüşmüş bir devlette değil.

    Demokrasi “insanlara hata yapma hakkı” verir. Bu hakka sahip toplumlar hata yaparak ve her seferinde bunu minimalize ederek demokratik bilince kavuştular. Biz de ise “bu geri zekalılar birşeyden anlamz, biz onların yerine düşünelim müdahale edelim, yönlendirelim” diyen bir zihniyet, hep bizler adına karar verdi. Neyin doğru neyin yanlış olduğuna. Darbeler muhtıralar askeri vesayet.

    Sonuç? Sonuç ortada. Hala demokratik bir bilincimizin olduğunu söylemek kolay değil. Tepeden inme hiçbir proje başarılı olmaz, istenen sonucu vermez, bunu vermeyeceği gibi başlanılan nokta ile gelinen nokta arasında hiç de amaçlanmayan farklılıklar oluşur: “Mutant toplum” gibi.

    Özetle özgürlükten ve demokrasiden korkmamak gerek. Baskı ile yasak ile çözüm almak imkansızdır. Bir zihniyet değişimi isteniyorsa, gerekiyorsa, “kendiliğinden” olmalı, tepeden inme şeklinde değil. Bu serbestlik olduğunda insanlara hata yapma hakkı verildiğinde (bu hak elbette hak ihlallerini kapsamayacak) bu tecrübî süreç kısa sürede meyvasını verecek, demokratik zihniyet, farklı olana saygı, insanlığın genel kabul görmüş değerleri, maksimum iyiyi bulmak için tecrübe edilmiş, denenmiş siyasi sistemler gibi hususlar, bu iletişim çağında, açık bir toplumda, özgür bir toplumda, spotane olarak yerleşecektir.

    ***

    Bu arada Ç-Z ile Balbazar arasındaki diyalogu takip ediyorum, Balbazar’ın cevabını da merak ediyorum 🙂

  68. Yazan:Kaan Tarih: Dec 17, 2007 | Reply

    FG’yi en çok kendi videolarındaki konuşmalarından ve yatılı okuldaki günlerimden, gelen dergilerden tanıyorum. Kendisi ile ilgili çok şey okudum tabii… Bizzat Hocanın kendisi videolarında devleti ele geçirmek için ( bunları Youtube da bile bulabilirsiniz) yapılması gereken şeyleri söylüyor zaten, hal böyle iken birileri çıkıpta FG yi demokrasi, sivillik, ılımlı laiklik gibi kavramlarla savunmuyormu sadece gülüyorum… bebelere balon işte… Oysa birisi bu cemaaten birisi çıkıp dese biz bu devleti istiyoruz, hedefimizde budur dese belki herşey çok daha kolay olacak.

    Ama bebelere balon satmak birilerine para, itibar, aydın sıfatı kazandırdı, kazandırıyor ve kazandıracak… Bu durumda söylenecek en güzel söz Hadi hayırlı işler….

  69. Yazan:fizikci Tarih: Dec 18, 2007 | Reply

    Kaan Bey,

    Bizzat Hocanın kendisi videolarında devleti ele geçirmek için (bunları Youtube da bile bulabilirsiniz) yapılması gereken şeyleri söylüyor zaten, hal böyle iken birileri çıkıpta FG yi demokrasi, sivillik, ılımlı laiklik gibi kavramlarla savunmuyormu sadece gülüyorum…

    Biz, devleti ele geçirmeye kemalist militarist laikçilerin hakkı olduğu gibi, bir sivil toplum örgütü olarak FG cemaatinin de hakkı var diyoruz. Yanlış olan silahlı eylemlerle falan bu işi yapmak diyoruz. Yani biz bir ezber bozuyoruz, sizse o ezberi tekrar ediyorsunuz.

    Oysa birisi bu cemaaten birisi çıkıp dese biz bu devleti istiyoruz, hedefimizde budur dese belki herşey çok daha kolay olacak.

    Cemaatin hedefi devleti ele geçirmek değil. Eğer öyle olsaydı FG cemaatinden radikal, küçük bir topluluk olarak bahsediyor olurduk. Çünkü o hedefle hiç bir gelişim gösteremez yerlerinde sayıyor olurlardı. Cemaatin hedefi sizin zannettiğinizden çok daha tehlikeli(!): Gönülleri ele geçirmek. Ve bununla Allah’ın rızasını kazanmaya çalışmak.

    Eğer tek hedefleri devleti ele geçirmek olsaydı, ne işleri vardı bu adamların Somali’de, Burkina Faso’da okul açmakla, diyalog merkezleri kurmakla? Böyle devlet ele geçirilmez ama gönüller ele geçirilir. Gönüllerin yanında devletin, gücün ve sairenin hiçbir kıymeti harbiyesi yoktur. Din düşmanlarının FG cemaatine bu kadar çok saldırmasının asıl sebebi budur.

  70. Yazan:fuatogl Tarih: Dec 19, 2007 | Reply

    Suat bey,
    Faşizm demagojiye başvurur, temiz ve ari olana vurgu yapar, parçalara değil bütüne – bütün olmaya vurgu yapar, disipline ve hiyerarşiye vurgu yapar. Benim söylediklerimde faşizan birşey yok gerçekten. Ben zihniyet derken fikirlerden ve bunları özgürce ifade etmekten bahsetmiyorum. Devlet zihniyet değiştirsin de demiyorum fikirler düşünceler bağlamında. Dediğim şey çok basit. O yaşta insanlara demagojik yöntemlerle “doğru” belletmek yanlıştır. Belletikleri şey ne olursa olsun. 12 yaşındaki çocuğa falanca ideoloji tukaka, filanca kişi yalancı, öbürü sahtekar diye ezber yaptırmak ne fikirle ne eleştirel düşünceyle nede bu düzeyde başka birşey ile alakalı. Fethullah Gülen in yada herhangi başka birisinin bana yada başkasına ters şeyler savunması problem değil. Fakat küçük çocukları toplayıp bunlar ezberletilirse bu kökten yanlıştır. Liberalizmle de alakasızdır, demokrasi ile de. Demokrasi kendi başına birşey değildir. Demokrasi insanlardan bağımsız sonucu belirli bir yöntem değil. İnsanlarla işler, bilgili ve eleştirel düşünen insanlarla daha iyi işler. Süleymancı ve Gülenci cemaatlerde yetişen nesiller ise hiç bu tanıma uymuyor. 1-2 gazetede yazan “parlak” insana bakmıyorum, gündelik hayatdaki tecrübelerimden…

    Biz de ise “bu geri zekalılar birşeyden anlamz, biz onların yerine düşünelim müdahale edelim, yönlendirelim” diyen bir zihniyet, hep bizler adına karar verdi.

    Tamam da tamda bu şekilde bir zihniyet olmuş oluyor tazecik insanları bu tarz eğitip yönlendirmekle.

    Liberalizm ve demokrasi dedinizde,.. fizikci arkadas belli ki bu cemaatle ilintili yada öyleydi. Şu sözleri söyleyen bir düşünceden ne kadar demokrasi, ne kadar liberalizm çıkar?

    Biz, devleti ele geçirmeye kemalist militarist laikçilerin hakkı olduğu gibi, bir sivil toplum örgütü olarak FG cemaatinin de hakkı var diyoruz. Yanlış olan silahlı eylemlerle falan bu işi yapmak diyoruz. Yani biz bir ezber bozuyoruz, sizse o ezberi tekrar ediyorsunuz.

    Ki tahminime göre bu arkadaş üniversite mezunu yaşı da genç bir arkadaşımız. Ne diyebilirim ki…

  71. Yazan:fizikci Tarih: Dec 19, 2007 | Reply

    Fuatogl,

    fizikci arkadas belli ki bu cemaatle ilintili yada öyleydi.

    Öyleyim çok şükür. Hoşgörü ve diyalog gibi evrensel değerleri yaymak için bütün dünyada merkezler kuran, kaliteli eğitimiyle adını bile bilmediğimiz ülkelerde okullar açan bu cemaatin bir ferdi olmaktan ne kadar mutluyum bilemezsiniz.

    Şu sözleri söyleyen bir düşünceden ne kadar demokrasi, ne kadar liberalizm çıkar?

    Yahu biz o sözleri söylerken sırtımızı demokrasiye yaslayarak konuşuyoruz. Bu yazıda silahlı bir eylem sözkonusu değilse “devleti ele geçirmek” sözünün ne kadar anlamsız olduğu anlatılmış zaten.
    – FG cemaati silahlı eylem mi yapıyor?
    – Hayır.
    – Peki devlet kurumlarında görev alamazlar mı?
    – Alırlar. Demokrasi bunu gerektirir zaten.
    – Buna devleti ele geçirmek denir mi?
    – Denmez.
    – İki kere iki?
    – Dört.

    Ki tahminime göre bu arkadaş üniversite mezunu yaşı da genç bir arkadaşımız. Ne diyebilirim ki…

    Üniversite mezunu, yaşı da genç arkadaşımızın bu akılsızca laflarına ne deseniz boş. Ama yorumun devamını okumaya lütfedebilirmişsiniz:

    Cemaatin hedefi devleti ele geçirmek değil. Eğer öyle olsaydı FG cemaatinden radikal, küçük bir topluluk olarak bahsediyor olurduk. Çünkü o hedefle hiç bir gelişim gösteremez yerlerinde sayıyor olurlardı. Cemaatin hedefi sizin zannettiğinizden çok daha tehlikeli(!): Gönülleri ele geçirmek. Ve bununla Allah’ın rızasını kazanmaya çalışmak.

    Eğer tek hedefleri devleti ele geçirmek olsaydı, ne işleri vardı bu adamların Somali’de, Burkina Faso’da okul açmakla, diyalog merkezleri kurmakla? Böyle devlet ele geçirilmez ama gönüller ele geçirilir. Gönüllerin yanında devletin, gücün ve sairenin hiçbir kıymeti harbiyesi yoktur. Din düşmanlarının FG cemaatine bu kadar çok saldırmasının asıl sebebi budur.

  72. Yazan:snowqueen Tarih: Dec 19, 2007 | Reply

    Cemaatin hedefi sizin zannettiğinizden çok daha tehlikeli(!): Gönülleri ele geçirmek. Ve bununla Allah’ın rızasını kazanmaya çalışmak.

    Eğer tek hedefleri devleti ele geçirmek olsaydı, ne işleri vardı bu adamların Somali’de, Burkina Faso’da okul açmakla, diyalog merkezleri kurmakla? Böyle devlet ele geçirilmez ama gönüller ele geçirilir. Gönüllerin yanında devletin, gücün ve sairenin hiçbir kıymeti harbiyesi yoktur. Din düşmanlarının FG cemaatine bu kadar çok saldırmasının asıl sebebi budur.

    İş gönülleri ele geçirmek olsaydi para pulla ne işiniz olurdu,
    kapitalizmle bu denli nasil geçinip giderdiniz?
    Eskiden de rahip-krallar, kentin ekonomisini elinde tutar ve bunu ‘tanri’ adina yapardi.

    O kadar diyalogçusunuz madem Fethullah Gülen, ABD’nin Irak’ta din kardeslerine yaptiklari için iki çift laf edebiliyor mu? Onlarin gönlünü ele geçirmek mühim degil tabi. Kimin çikarina açiyor o okullari bu diyalog, dinlerin hoşgörüsü laflari nedense hep ABD çikarlarina hizmet ediyor. Yarin öbür gün Irak için iki laf ederse anlayin ki Amerika FG’ye ‘iyi polis’lik yetkisi verme zamani gelmiş.

    Bir güç birligi gibi geliyor bu ‘diyalog’ laflari bana. Para babalari, din tüccarlari, rantçilar, simsarlar birleşmiş ‘Allah rizasi için'(!) diyalog
    peşindeler. Evet, elbette.

    Din düşmani dediginiz, yeryüzünde din tüccarlarinin yaptığı
    kıyımlardan, ceplerini doldurmalarından sıtkı sıyrılan insanlar.
    Her Fethullah Gülen’ e karşi duranı da ‘din düşmanı’ ilan etmek,
    zaten bu işin rengini açığa çıkarıyor.

  73. Yazan:fizikci Tarih: Dec 19, 2007 | Reply

    Snowqueen Hanım,

    Önce

    Fethullah Gülen, ABD’nin Irak’ta din kardeslerine yaptiklari için iki çift laf edebiliyor mu?

    diye sormuşsunuz. Sonra da;

    Yarin öbür gün Irak için iki laf ederse anlayin ki Amerika FG’ye ‘iyi polis’lik yetkisi verme zamani gelmiş

    demişsiniz.

    Yani diyorsunuz ki, Fethullah Gülen ağzıyla kuş tutsa benim kendisine olan önyargımı değiştiremeyecek.

    Gerçekten de Fethullah Gülen’in teşvikiyle yapılan şeyler bir insanın ağzıyla kuş tutmasından farklı değil. Bütün dünyaya okullar açılıyor, Türkçe olimpiyatları düzenleniyor. Ama yine de bu müthiş icraatı yapan FG cemaati (veya çarıklılar) olduğu için hüsnü kabul görmüyor. FG bir konuşmasında bunu şöyle ifade etmişti: “Siz cennete merdiven dayasınız, bu insanlara buyrun girin deseniz, onlar sırf sizin merdiveniniz olduğu için, işin içinde siz olduğunuz için, cennete dahi girmeyi reddedeceklerdir.”

  74. Yazan:blue Tarih: Dec 20, 2007 | Reply

    Valla neden endişe ediliyor anlamıyorum. Bürokrasinin her kademesi her görüşçe dönem dönem kadrolaştı. Ülkücüleri de gördük, milli görüşçüleri de, solcuları da… Biraz da bunları izleyelim, kaybedecek bir şey yok nasılsa. En azından okul-dersane işini iyi becerdikleri muhakkak.
    Eskiden şeriat devleti olmaktan korkardık, şimdi ılımlı islam cumhuriyeti olmaktan korkuyoruz. Bir gelişme göze çarpıyor 🙂 Eh bu hızla bir 100 sene sonra bundan da kurtuluruz inşallah.

  75. Yazan:Mehmet Yılmaz Tarih: Dec 20, 2007 | Reply

    FG’nin yükselisi fikirle oluyor. Silah kullandiklarini hiç duymadim.

    Yani yakinda “Derin Düsünce devleti ele geçirmek istiyor” diye birileri çikarsa sasmamak gerek :-))

    Simdi sunu anliyorum ve saygi duyuyorum: “FG gibi düsünen/inanan insanlar devlet kademelerinde yükseliyor” denebilir. Bu düsünceler ve inançlar eger Türkiye’nin çikarlarina aykiri ise ne yapmak gerekir? Yasaklamak? Kitaplari yakmak? Hosgeldin Fasizm. Yani islamî bir diktatörlük korkusuyla laik diktatörlüge siginalim öyle mi?

    Peki sayin anti-FG arkadaslar, neden FG’den daha iyi fikirler üretmiyorsunuz? Daha barisçi, insana daha saygili, daha ikna edici,…

    Yahu bir de anlamadigim su :

    Devleti darbe yaparak bir kaç defa ele geçirmis bir kurum varken “belki ele geçirir” diye FG’den korkuluyor.

    Bu suna benziyor : Iran, Kore, Pakistan ve Hindistan nükleer silah yaparsa/kullanirsa diye korkuyoruz (ki benim de çok hosuma gitmiyor) ama ABD, Fransa, Ingiltere vb halen kullanilabilir halde belki binden fazla nükleer baslik tutuyorlar ellerinde. Hatta ABD kullandi bile (bkz hirosima)

    Halbuki “öcü” ülkelerde toplasaniz 20-30 nükleer baslik ya var ya yok.

    Yani dönüp dolasip ayni yere geliyoruz, bu ne perhiz, bu ne lahana dolmasi? (Tursu muydu yoksa?)

  76. Yazan:fizikci Tarih: Dec 20, 2007 | Reply

    Gülay Göktürk geçen hafta konuyla ilgili yazmış. Çok da güzel yazmış mutlaka okuyun. Önemli kısımların altını çizeyim dedim ama baktım bütün yazının altı çizilecek, vazgeçtim. 🙂

    Bir süreden beri yine bir telaş bir telaş: Bakın işte yüksek yargıyı da ele geçirdiler, Anayasa Mahkemesi Başkanlığı’na da “kendilerinden” birini getirdiler, YÖK’ün başına da “kendilerinden” birini getirdiler; bütün kurumları politize ediyorlar; devleti ele geçiriyorlar…

    Devleti ele geçirmeye çalışmayı suçların en büyüğü olarak ortaya koyanlar, her seçimin devletin belli oranda el değiştirmesi için yapıldığını da unutmuş görünüyorlar. Unutmakta da haklılar, çünkü Türkiye’de böyle bir şey olmuyor. Meclis el değiştiriyor, hükümet el değiştiriyor, yani milli irade değişiyor ama devlet aynı zümrenin elinde kalıyor ve bütün temel meselelerde milli irade ne derse desin o zümre bildiğini okumaya devam ediyor.

    Aslında diyebiliriz ki, Türkiye’nin asıl sorunu, devletin ele geçirilmesi değil, ele geçirilememesi. Bir zamanlar devleti ele geçiren bir zümrenin -Cumhuriyet elitlerinin – bunu ilelebet sürecek bir imtiyaz olarak görmesi, bu imtiyazı kimseyle paylaşmaya razı olmaması. Sorun, toplumda varolan değişik eğilimlerin, toplumsal güçlerin, hatta sandıktan çıkan hükümetlerin bile, bir türlü devleti “ele geçirmeyi” başaramaması…

    Evet, bugün Türkiye’nin yönetici eliti açısından ciddi bir değişim yaşanıyor. Sosyal, kültürel, ideolojik politik ve yaşam tarzı olarak farklı bir kesim; 80 yıldır “dinci” diye, “tarikatçı” diye devletten uzak tutulan, horlanan, devlet yönetimine “yakıştırılmayan” bir kesim devletin çeşitli kademelerinde görevlere geliyor. (Merkez Bankası Başkanlığı’na getirilen Durmuş Yılmaz’a karşı yürütülen kampanyayı hatırlayın: Ayakkabılarını kapı önünde çıkaran, böyle sıradan bir Anadolu kadını görünümünde karısı olan biri mi Merkez Bankası başkanı olacak! ) Cumhuriyetin başından bu yana devlet yönetimini elinde tutan bürokratik oligarşi güç kaybederken halkın yüzde 47’sinin oyuyla iktidara gelen Ak Parti, kendi bürokrasisini yaratmaya çalışıyor. Bu değişim karşısında direnişe geçen eski bürokrasi, geniş kitleleri etkilemek için “devletin tarafsızlığını zedeliyorlar” sloganına sarılıyor. Tabii hiç inandırıcı değil.

    28 Şubat’ta ya da son cumhurbaşkanlığı krizinde yargı tarafsız mıydı; üniversiteler tarafsız mı kaldı ki, şimdi tarafsızlığın zedelendiğinden şikâyet ediliyor? Türkiye’de devlet her zaman, üstelik de son derece fanatikçe taraf oldu. Halkın büyük kesimlerini karşısına alan, laiklik adı altında din karşıtlığını savunan, demokrasinin karşısına ‘devlet çıkarları” adı altında kendi yönetimsel çıkarlarını çıkaran bir taraf… Dolayısıyla herkes gayet iyi farkında ki bu, “devletin tarafsızlığını” korumak için verilen bir kavga değil, devletin, ilelebet “kendi tarafında” kalması için verilen bir kavga…

  77. Yazan:snowqueen Tarih: Dec 20, 2007 | Reply

    Yani diyorsunuz ki, Fethullah Gülen ağzıyla kuş tutsa benim kendisine olan önyargımı değiştiremeyece

    ağzıyla kuş tutma işlemini gene belli kesimlerin menfaati için yapiyorsa
    ister önyargi deyin, ister önsezi evet degismeyecek.

    FG’den daha iyi fikirler üretiliyor, üretildi de. FG, komünizmle mücadele dernegi başkaniyken çeşitli ‘fikirlere mensup insanlar’ gene fikirleri yüzünden işkenceler görüyor, ‘din düsmani, anarşik, gomünist’ diye damgalaniyor, birileri de türk-islam sentezi yayiyordu.

    FG’den daha barişçil(!), daha insani fikirler üretiliyor üretilmesine de
    o barişçil ve insani fikirler kimilerinin işine gelmiyor pek.
    12 yaşinda genç dimaglari ucubik dini vaazlarla egitmek(yukarida yazildigi üzere bilmemkim esrarkeşmiş) varken, silahlanma kötüdür,
    tüketim kötüdür, savaşmayin sevişin mi diyeceklerdi?

  78. Yazan:birbaşkasefere Tarih: Dec 20, 2007 | Reply

    çok ama çoookk uzun bir yazı yazdım fg ve onun sözde hizmet neferleri hakkında.yalnız bilişim suçu işlememe engel olan UluTengriye şükürlerimi gönderiyorum.hoş şakirt denilen vicdan alım-satımı uzmanları bunu ‘bakkkk gördün mü fg ye dil uzatanın yazısı hoooppp siliniverir’olarak yorumlayacaklardır.şunu belirteyim (kurusıkıyı yiyip de bak ölmedim ben şeyhim diyene inanmanın önüne geçmek için)ben bir teknoloji özürlüyüm o yüzden yazım silinmiştir.ikinci kez hoş,benim teknolojiye bir türlü ayak uyduramamı da cemaat içinde bulunmamama bağlayacak aşkından deli olmuş neferler çıkacaktır.bu kadarına pes diyerek ve onları kendi hallerine bırakarak devam ediyorum.
    ALLAH rızasını ve cennet vaatlerini dillerine dolamış bu grup eğer gerçekten insanın kurtuluşunu düşünseydi,yoksulun yüzünü güldürmek için para toplayan ve ülke çapında güven sağlamış çok ünlü derneklerin işlerine engel olmaya çalışmazlardı.sırf kendileri daha fazla kurban parası toplasın diye onun bunun muhtaca yardım kampanyalarına dil uzatmak hangi kişi oğluna yakışır?!
    güncel bir örnek olması ve şahit olmam açısından ‘sizi gidi’dememize kafi gelecek bir örnek olduğu kanısındayım.yoksa gördüğüm,duyduğum,tanık olduğum binbirgece palavralarını anlat anlat bitmez.
    bizim köydeki çoban bile artık silahla gönül fethedilemeyeceğini anladı.siz hala nerdesiniz de ucuz örneklemelerle beni güldürmeye çalışıyorsunuz?tatlı dille,yedirme içirmeyle kaç minik beynin dini, vicdan dışına taştı haberiniz var mı?okul bahçelerinde,lise kantinlerinde,üniversite köşelerinde muhakeme yeteneğini öldürmeye yönelik kaç silahsız nefer dolaşıyor bilmiyor musunuz yada ben bilmem diyorsanız görmüyor musunuz?
    Allah aşkına ben fizikten,kimyadan anlarım,en son şu filmi izledim,şuralarda entel dantel konuşur karamelli kahvemi yudumlarım diyen zihniyet fukaraları,hala köyedeki çobanın akıl ettiğini düşünmeye çalışmak neden bu kadar zorunuza gidiyor?
    bir taraftan milli duyguları köreltip,diğer yandan milliyetçi muhafazarkarlar parayı kesmesin diye dil yarışmaları yapıp gözleri yaşartmaya çalışan bu talihsiz oluşum gerçekten oyunun kurallarını müthiş oynamaktadır.içlerinde temiz duygularla bulunan bir çok aile bulunmaktadır.yalnız vicdanlarını sümüklü mendillere kaptıran bu cemaat yandaşları gözlerini açana kadar bir çok şeyini yitirecektir.
    benim duam şudur’beni,7 neslimi ve Türk evladını islamiyetin mantığıyla şereflendir RABBİM.Akli melekeleri çalınmış grupların oyuncağı etme bizleri’dolayısıyla bakalım bunlar ne yapacak kimler geldi kimler geçti diyenleri kınamaktan başka birşey yapamıyorum.bu ülkede ‘buyrun sirk alanına’ diye bir yazı mı yazıyor?!kimse kötü emellerini istediği gibi oynayıp beni güldürme(!)lüksüne sahip değildir.
    ALLAH rızası için azıcık aklınızı başınıza alın(!)belki böyle dersem tanıdık gelen bu cümle bazılarını doğru yola iletmeye vesile olur.size şimdilik kolay gele,oyun bittiği vakit zevkten 4 köşe olacağım.sağlıcakla kalınız(cemaat neferleri üstüne alınmasın)

  79. Yazan:Balbazar Tarih: Jan 2, 2008 | Reply

    Sayin C-Z,

    Uzun suredir bakamadim, sorunuz yanitsiz kalmis, kusura bakmayin. Gerci yanitini verdigimi dusunuyorum, israrla neyi sordugunuzu anlamak guc, ama yanit vermeye calisacagim.

    Milli Guvenlik Hocasi’nin Ataturkcu oldugunu onun beyanindan anladim. Sik sik soylerdi kendisi. Genelde yaptigi da, nedenlerini aciklamadan Ataturk’un yuceligine vurgu yapmak, ilkelerini ve vecizelerini bize ezberletmekti. Ben de 15-16 yaslarinda, ergenlik caginda. sorgulayan, karsi cikan bir cocuk olarak onun soylemindeki tekduzeligi, dayatmaciligi, ve katiligi elestirdim. Aldigim temel ahlak egitimi yanlis gordugum seylere karsi konusmami gerektirdigi icin konustum. Basima birsey gelmedi.

    10-11 yasindayken Fethullah’ci abilerin Fethullah’ci olduklarini da onlarin beyanlarindan anladim. Elbette 15-16 yasindaki kadar elestirel yaklasmiyordum onlarin soylediklerine. Etkilendigim de oldu, sorguladiklarim da. Aileme anlatip soylenenen yalanlarin dogrusunu onlardan ogrendigim de. O yasta, cikip itiraz edecek cesarete ise sahip degildim, zaten onlarla ters dusen arkadaslar da bize kotuleniyordu.

    Umarim yeterli olmustur.

    Soylemeye calistiginiz, benim o ortamda cemaatci olmamam mumkun olduguna gore, ortamdaki baskinin “abarttigim kadar” guclu olmadigiysa, hicbir baski ortami yuzdeyuz basarili olamaz diyeyim, ve bunun yukarida zaman zaman verdigim bircok nedeni oldugunu tekrarlayayim. Ama kaygilanmayin, sayimiz cok azdi, eminim simdi “fethedilemeyen” cocuk cok daha azdir.

    Yok eger, soylemeye calistiginiz, Ataturkculugu anlayip sorgulayabilecek durumda olduguma gore Fethullah’ci endoktrinasyonun sakincasi olmadigiysa, sahsen ne Ataturkculugu, ne baska bir siyasi ideolojiyi 18-20 yasina varana kadar saglikli olarak anlayamadigimi soyleyebilirim. Ama ailemden aldigim temel ahlaki egitim, beni hicbir doktrinin etkisi altinda kalmadan, kendi fikirlerimi kendi ahlaki degerlerime gore olusturma ayricaligini verdi. Ve hayatim boyunca, Fethullah’cilar disinda, bana surekli ona buna dusmanlik korukleyici fikirler asilamaya calisan olmadi. Milli Guvenlik hocasi bile buna dahil.

    Yok eger, amaciniz mikrofasist gruplarin tipik yontemini kullarak grup cikarlarina aykiri konusanin kisiligini lime lime edip, acik yakalamak, kisisel noktalardan vurup sindirmek gibi seylerse, ki boyle olmadigina inaniyorum, uzerinde israr ettiginiz nokta bir acik degil yazik ki.

  80. Yazan:Ç-Z Tarih: Jan 6, 2008 | Reply

    @Balbazar,

    Evet anlattıklarınız maalesef sizin aslında dine karşı olduğunuza dair edindiğim izlenimde yanılmadığımı göstermek açısından yeterli.

    1. Cemaatlerin, 18 yaşından küçük çocukları, ailelerinin rızası olmaksızın cemaate dahil etmek için çalışmaları yasal düzenlemelerle engellenmeli.
    2. Ataturkculugu, ne baska bir siyasi ideolojiyi 18-20 yasina varana kadar saglikli olarak anlayamadigimi soyleyebilirim.

    Milli Guvenlik Hocasi’nin Ataturkcu oldugunu onun beyanindan anladim. Sik sik soylerdi kendisi. Genelde yaptigi da, nedenlerini aciklamadan Ataturk’un yuceligine vurgu yapmak, ilkelerini ve vecizelerini bize ezberletmekti. Ben de 15-16 yaslarinda, ergenlik caginda. sorgulayan, karsi cikan bir cocuk olarak onun soylemindeki tekduzeligi, dayatmaciligi, ve katiligi elestirdim. Aldigim temel ahlak egitimi yanlis gordugum seylere karsi konusmami gerektirdigi icin konustum. Basima birsey gelmedi.

    Din eğitimi için erişkin bir yaşa kadar beklenilmeli tavsiyesi yaparken ideolojik olduğunu kabul ettiğiniz resmi dayatmalara karşı maalesef eleştiri yapıp 18 yaşına kadar beklenmeli diyemiyorsunuz neden?

    Belki kendi cevabınızı daha önce yazdığınız şu paragrafda bulabilirsiniz; ..Bir dönem Cumhuriyet Kadınları Derneği adında küçük bir laik kadın örgütüyle çalıştım, yıllar boyunca depremzedelere hukuksal danışmanlık hizmeti sağladılar. Ve birlikte çalıştıkları insanlara karşı en ufak bir siyasi propaganda çabası içine girdiklerini görmedim. Tek gayeleri insanlara yardım edebilmekti. Yardım ettikleri insanların çoğunun başı örtülüydü.
    Bu bakış açısı ile şu cümleyi okuyun;laik T.C devleti çoğu başörtülü olan vatandaşlarına siyasi propoganda yapmadan hizmet etti!!!

    Bu laik kadın örgütünün siyasi görüşü ile laikliğin bekçisi YÖK’ün siyasi görüşü arasında nasıl bir fark yada benzerlik var?Cevabı başörtüsü ve temsil ettiği bağlamında arayın!

    Bu cümleyi yazarken unuttuğunuz bir şey olmuş:Adalet sembolünün gözü kapalıdır!
    Laik hukuk devleti,vatandaşına hizmet ederken başörtüsünü yada çıplaklığı görmez/görmemeli !!!

    Nüfus cüzdanına vatandaşın dinini yazmak, seçmeli din dersi gibi insanları dinsel kimliklerini açıklamaya zorlayan, ayrımcılığa kaynak sağlayan uygulamalar kaldırılmalı.

    Tamam ifşa etmek zorunluluğu olmasın ama ya ifşa etMeme zorunluluğu neden?Bu anayasadaki“ Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetine “ aykırı değil mi?
    MADDE 26. – Herkes, düşünce ve kanaatlerini söz, yazı, resim veya başka yollarla tek başına veya toplu olarak açıklama ve yayma hakkına sahiptir.

    Örtünerek inancını aleni eden birinin illa laik cumhuriyet karşıtı,tehlikesi olduğu fikrine neden sahibiz,bu bir paranoya değil mi?

    “Baskasini magdur eden birseyi, ucu size dokunmuyorsa, gormek, anlamak zordur.”

    Dini inancı gereği demokratik hukuk devletinde “mağdur”olan var mı yok mu?

  81. Yazan:knz Tarih: Jan 7, 2008 | Reply

    Samimiyetle çocuklara din eğitimi verilmesini sakıncalı buldukları için okulda yada ebeveyn tarafından ailede din eğitimi verilmesine karşı çıkanlar olduğu gibi dini inançla büyüyen bu çocukların gelecekte devleti “ele geçirmesi” muhtemel bir ideolojiye maşa olabilirler endişesiyle karşı çıkanlar da var

    Ben mevcut dini eğitimin çok kötü olduğunu düşünüyorum. hiç bir insan, HİÇBİR türkiye vatandaşı bu kadar kötü bir din eğitmini haketmiyor.
    BU DİN EĞİTİMİ DEĞİL GÜDÜLEMEDİR.

    Müslümanlıkla pekte ilgisi olamayn, ezberleme üzerine dayalı bir din eğitimi var. ASLA VE ASLA BÖYLE BİR EĞİTİM NE TARTIŞMAYI, NE SORGULAMAYI NE DE ELEŞTİRİSEL DÜŞÜNCEYİ BARINDADIRABİLİR.

    öğretmen konuşacak, öğrenci dinleyecektir.
    bu şimdiye kadar böyle oldu.
    Bu nedenle fettullah gülen gibi cematlar dini kullandıklarında sadece zarar verebilirler.
    geçmişte reklamlarında ğalyan çocuk figürü kullanmaları iyi başalngıç yapamdıklarını gösteriyor, umarım gelecekte doğru yolu bulurlar.

    devleti ele geçirmek başlarını göğe erdirmez.
    Bunu anladıkları gün yeniden başlamalarını umuyorum ama gözlediğim kadarıyla çok uzaklar. Netice de bir özel okulun aşırı reklamı yapılıyor. Reklamcıları reklmacılar yapsa çok daha iyi olacak.

  82. Yazan:knz Tarih: Jan 7, 2008 | Reply

    ifşa etMeme zorunluluğu neden?Bu anayasadaki“ Düşünceyi açıklama ve yayma hürriyetine “ aykırı değil mi?

    bunu ancak kendi özel alanınzıda yapabilirsiniz. Bir otorite olarak, aldığınız yetki ile bunu bunu yapmanız size vicdani baskı sorumluluğunu yükler, bu sorumluluğu taşımamak kötü niyet değilse bile hassasiyet yoksunluğudur.

  83. Yazan:fizikci Tarih: Jan 8, 2008 | Reply

    Fethullah Gülen meselesinin bir çeşit turnosol kağıdı işlevi gördüğüne iyiden iyiye inanmaya başladım.

    Bu nedenle fettullah gülen gibi cematlar dini kullandıklarında sadece zarar verebilirler.

    Bu ve benzeri cümleler şöyle tefsir edilebilir:

    Dünyanın dört bir tarafına Türk okulları, diyalog merkezleri açıyorlarmış, Türkiye’nin güneydoğusunda açtıkları yüzlerce okuma salonlarıyla fakir çocuklarımıza özel dersler veriyorlarmış. Bu çocuklar OKS sınavlarında önemli başarılar göstermeye başlamışlar. Ailelerine çocuklarıyla ilgili eğitim veriyor hatta velilerle ücretsiz geziler düzenliyorlarmış. Bayram gibi fırsatları değerlendirip batıdaki işadamlarının doğunun köylerine hediyelerle gitmesini sağlayarak toplumsal barışa/kardeşliğe çok büyük katkıda bulunuyorlarmış…

    Bu gericiler fazla olmaya başladı ama! Bütün bunları biz yapsak altın harflerle tarihe kaydederdik de, Fethullahçılar ağzıyla kuş tutsa gözümüzde böcek olmaktan bir adım öteye geçemezler.

    Öf.

  84. Yazan:knz Tarih: Jan 9, 2008 | Reply

    nasıl bir bağlılık bekliyorsunuz fizikçi ?

    samimi bir sorudur.

  85. Yazan:fizikci Tarih: Jan 9, 2008 | Reply

    Bağlılık falan beklemiyoruz knz. Öyle bir derdimiz hiç yok. Sadece birazcık saygı bekliyoruz, kendi kabilelerinin dışındaki insanları gizli amaçları olan, BOPçu, AB/ABD işbirlikçisi, yahudi uşağı, vs olarak görmesinler yeter.

    Türkiye için/insanlık için birşeyler yapmaya çalışan her grubun -metodları bizce yanlış veya doğru olsa da- en azından iyi niyetli olduğuna inanmamız gerekiyor. Önyargılarla, hele hele saçma sapan iftiralarla karalamak insanlık dışı bir durum. Bağlılık beklemiyoruz ama bu tümden reddedici, dışlayıcı, hakaretvari tavrı hiç istemiyoruz, haketmiyoruz da.

    “fettullah gülen gibi cematlar dini kullandıklarında sadece zarar verebilirler” cümlenizi bu açıdan tekrar değerlendirir misiniz?

    Dini kullanmak ne demek? Dini ne için kullanıyorlar? Din bu adamlar için araç mı amaç mı? Eğer araç ise dini kullanarak neye ulaşmaya çalışıyorlar?

    Bakın o cümleyi yazan biri bu sorulara cevap verebilmek için en başta yazdığım o saçma sapan “BOPçu, yahudi uşağı” falan gibi sloganları kullanmak durumunda kalacaktır. Bir insana (veya cemaate) iyi niyetli olmayı çok görürseniz geriye ne kalır? İftira edeceksiniz. Gizli amaçları/ajandaları olduğundan bahsedeceksiniz. Bunlar dini kullanıyorlar diyeceksiniz.

    Yukarıda yazdığım iki paragrafı buraya alayım:

    Cemaatin hedefi devleti ele geçirmek değil. Eğer öyle olsaydı FG cemaatinden radikal, küçük bir topluluk olarak bahsediyor olurduk. Çünkü o hedefle hiç bir gelişim gösteremez yerlerinde sayıyor olurlardı. Cemaatin hedefi sizin zannettiğinizden çok daha tehlikeli(!): Gönülleri ele geçirmek. Ve bununla Allah’ın rızasını kazanmaya çalışmak.

    Eğer tek hedefleri devleti ele geçirmek olsaydı, ne işleri vardı bu adamların Somali’de, Burkina Faso’da okul açmakla, diyalog merkezleri kurmakla? Böyle devlet ele geçirilmez ama gönüller ele geçirilir. Gönüllerin yanında devletin, gücün ve sairenin hiçbir kıymeti harbiyesi yoktur.

  86. Yazan:knz Tarih: Jan 9, 2008 | Reply

    sevgili fizikçi, masonlar da birçok iyi faaliyet yapaıyor olablirler, ben onların ne olduğunu anlamayabilirim., iyi bişey de olsa düşmedikçe yardım kabul etmek, ondan geçinmek büyüklerimizin bize tavsiye ettiği bişey değildir.

    kusura bakmayın, ben eski kafalıyım. annem bana
    şunu öğretti. kızım tanımadığın kişiden bişey alma. biz böyle terbiye gördük. Birisi gel sana bişey vereyim dediğinde biz ordan kaçarız.
    Yoksulluğumuz tv kameralarında gözükmeisİ de onurumuza dokunurdu.

    yeni terbiye usülleri değişmiş olablir.
    ben ayak uyduramıyorum.

    adam geliyor gel seni yunansitanda okutayım dese, bizim çocuklar aman ne iyi bişey diye gidecekler. sen benim annem misin? babam mısın ? valla kimse çağırırsa gitme derlerdi büyüklerimiz.

    Benim için gönül fethetmenin diğer amaçlardan farkı yok. Bilincim de satılık değil. onurumuz da sergilenmek için değil.

    insanlık için çalışmak isteyen kuruluş bir bilinen bir organizasyon olsun. green peace var mesla, adamlar eline silah da almıyor, ama boğazdaki zehirli atıkları haber vermek için kendini köprüye asıyor vs., bişey yapıyor yani.
    konusu olan bir toplum kuruluşu olsa anlayacağım.

    neden kendi başınıza çocuk okutuyorsunuz. çocuk sizin babanızın malı mı ?

    ne bileyim dernek olun, vakıf olun. sınırlıklarınız belli olsun. bütçeniz belli olsun. roteryan gibi kuruluşların ne iş yaptıklarını falan da hiç anlamam ama hiç olmazsa onlar gönlüme dokunamazlar. dokundurtmam yani öyle bir terbiye almışızdır.

    düşmez kalkmaz bir allah demişler. birinden tıbbi yardım alırım, elim ayağım düşmüştür. Açlıktan düşerim, birinden bir lokma alırım ama karşıksızdır ve hatta ilişkisizdir.
    kimse zor durumdayım diye beni borçlu saymasın
    derim. iyi bişey de yapsanız tanımlı olun.

  87. Yazan:fizikci Tarih: Jan 9, 2008 | Reply

    Sevgili knz,

    masonlar da birçok iyi faaliyet yapaıyor olablirler, ben onların ne olduğunu anlamayabilirim., iyi bişey de olsa düşmedikçe yardım kabul etmek, ondan geçinmek büyüklerimizin bize tavsiye ettiği bişey değildir.

    kusura bakmayın, ben eski kafalıyım. annem bana
    şunu öğretti. kızım tanımadığın kişiden bişey alma. biz böyle terbiye gördük. Birisi gel sana bişey vereyim dediğinde biz ordan kaçarız.
    Yoksulluğumuz tv kameralarında gözükmeisİ de onurumuza dokunurdu.

    yeni terbiye usülleri değişmiş olablir.
    ben ayak uyduramıyorum.

    Ne demek istediğinizi anlayamadım. Ben onurlu bir insanım, kimseden yardım kabul etmem gibi birşeyler söylemişsiniz. Peki yardıma ihtiyacı olana yardım eder misiniz? Yardım etseniz de etmeseniz de yardım alanın onursuz olduğunu düşünür müsünüz?

    adam geliyor gel seni yunansitanda okutayım dese, bizim çocuklar aman ne iyi bişey diye gidecekler. sen benim annem misin? babam mısın ? valla kimse çağırırsa gitme derlerdi büyüklerimiz.

    15 yaşından küçükseniz annenizin sözünü dinleyin bence de. Ama ben bunun konuyla bağlantısını kuramadım. Eğer küçük çocuklar ışık evlerine ders almaya gidiyorlar, annelerinin sözünü dinlemiyorlar gibi birşey kastediyorsanız, merak etmeyin annelerinin haberi var hatta bizzat kendileri gönderiyorlar abilerinin yanına. Arada annesinden habersiz gelmek durumunda kalan az sayıda öğrenci oluyordur muhakkak, bu kadar büyük organizasyonlarda ister istemez olur öyle küçük terslikler. Bu “annesine rağmen” gelen öğrenciler genellikle sonradan probleme neden olur. Abileri de problem yaşamak istemez aslında, bilseler hiç gelmelerini istemezler belki de. Ama bundan kaçış yok, illa ki olacak arada bir öyle.

    Benim için gönül fethetmenin diğer amaçlardan farkı yok. Bilincim de satılık değil. onurumuz da sergilenmek için değil.

    Gönül fethediliyor bilinç değil. Bu kadar çok gönlü fethedince bazı karşı gönüller size karşı nefretle dolabiliyor tabi. Yapacak birşey yok.

    insanlık için çalışmak isteyen kuruluş bir bilinen bir organizasyon olsun. green peace var mesla, adamlar eline silah da almıyor, ama boğazdaki zehirli atıkları haber vermek için kendini köprüye asıyor vs., bişey yapıyor yani. konusu olan bir toplum kuruluşu olsa anlayacağım.

    Cemaat bu yahu, böyle olacak tabi, dernek falan değil yani. Ama bu demek değil ki green peace gibi organizasyonlara sahip değiller. Cemaat oluşmaya başladığı ilk günlerde Akyazılı Vakfı’nı kurmuştu. O günden beri açılan sayısız dernek, vakıf var. Hepsinin amacı, vizyonu belli. Kimse Yok mu Derneği var, Gazeteciler ve Yazarlar Vakfı var. Onları inceleyin isterseniz.

    neden kendi başınıza çocuk okutuyorsunuz. çocuk sizin babanızın malı mı?

    Çocuk bizim babamızın malı değil, geleceğimiz çünkü. Bakın, daha önce de yazdım, bu cemaatin sosyal ve bireysel problemler için kaynağını İslam’dan alan bir çözümü var. Bu çözümün temel noktasını eğitim ve İslami ahlak teşkil ediyor. Çocuklara, gençlere bunun için sahip çıkıyorlar. Aynısını ÇYDD, ADD gibi dernekler de kendilerine göre yapmaya çalışıyorlar. İnsanların böyle ideallerinin olması, bunun için canla başla çalışmaları çok iyi bir şeydir. Asıl kötü olan insanların kendi dünyalarına kapanıp, bencilce bir hayat sürmeleridir.

    ne bileyim dernek olun, vakıf olun. sınırlıklarınız belli olsun. bütçeniz belli olsun. roteryan gibi kuruluşların ne iş yaptıklarını falan da hiç anlamam ama hiç olmazsa onlar gönlüme dokunamazlar. dokundurtmam yani öyle bir terbiye almışızdır.

    Söylemiştim; zaten bir sürü dernek ve vakıftan oluşuyor bu cemaat. Size kim söyledi dernek vakıf olmadığını? Sivil toplum örgütü diyoruz derneksiz vakıfsız sivil toplum örgütü mü olur? Gönlünüze dokundurtmayabilirsiniz elbet. Gönüller zor kullanarak fethedilmez zaten.

    düşmez kalkmaz bir allah demişler. birinden tıbbi yardım alırım, elim ayağım düşmüştür. Açlıktan düşerim, birinden bir lokma alırım ama karşıksızdır ve hatta ilişkisizdir. kimse zor durumdayım diye beni borçlu saymasın derim. iyi bişey de yapsanız tanımlı olun.

    Hmm şimdi anladım. 🙂 Bütün bu iyiliklerin, yardımların arkasında bir menfaat var diyorsunuz. Karşılıksız bişey yapmaz bunlar diyorsunuz. O sizin hüsnü kuruntunuz olsun madem. Ama ben gene de söyleyeyim. Bu cemaatin tek amacı, Allah’ın rızasını kazanmaya çalışmaktır. Bunu FG hemen her konuşmasında dile getirir. Siz gene de “yok gizli amaçları var bunların” diyeceksiniz siz bilirsiniz.

    Örnek olsun diye yazıyorum. Şu sözler FG’ye ait binlerce benzeri sözden bir kaçı:

    – Büyüklük, büyük işler ve büyük plânlarda değil, insanın rıza-yı ilâhîye gözünü dikmesi ve Allah’ın da, “Ben senden razıyım.” demesinde aranmalıdır.
    – Her mürşidin derdi bu zamanda sadece Allah’ın (cc) hoşnutluğu olmalı, hiçbir dünyevî duygu ve düşünce onun için gaye olmamalıdır. Bir mürşit şöyle düşünmelidir: “Şayet yolum bir gün Cehennem’e uğrasa, orada dahi âşina bir sîma bulup, hakkı ve hakikati anlatmalıyım.” İşte, asrımızda ihtiyaç duyduğumuz ideal dâvâ adamının düşünce portresi.
    – İnsanımıza hizmeti hedef almadan yaşanan bir hayatın, içinde binbir ihtirasın kol gezdiği vahşilerin hayatından farkı ne?
    – Doğruluk ve hak istikametindeki her hareketi alkışlamak, hakka karşı saygılı olmanın ifadesidir. Hakkı sadece kendi meslek ve meşreplerine münhasır görenler, inanın, çok geçmeden kendi kendileriyle yapayalnız kalacakları gibi, hak telâkkisinde de hep değişip duracak ve kat’iyen istikrara ulaşamayacaklardır.
    – fazlası için bkz: http://tr.fgulen.com

  88. Yazan:blue Tarih: Jan 9, 2008 | Reply

    kusura bakmayın, ben eski kafalıyım. annem bana
    şunu öğretti. kızım tanımadığın kişiden bişey alma. biz böyle terbiye gördük. Birisi gel sana bişey vereyim dediğinde biz ordan kaçarız.

    Bu satırlardan iyi bir Freudian analiz çıkar;)

    green peace var mesela, adamlar eline silah da almıyor, ama boğazdaki zehirli atıkları haber vermek için kendini köprüye asıyor vs., bişey yapıyor yani.
    konusu olan bir toplum kuruluşu olsa anlayacağım.

    Fethullah hoca ekibi, yarın Fatih Sultan Mehmet köprüsüne… Köprü kaldırır mı lam hepinizi? Tehlikeli olur. Bırak yine o zibidiler çıksın, “no no noo” diye bağırsın, daha güvenli…

    neden kendi başınıza çocuk okutuyorsunuz. çocuk sizin babanızın malı mı ?

    Bu sözü çerçevelettirip Çocuk Esirgeme Kurumunun kapısına astıracağım… Bu hanımefendi hayatında hiç yokluk tatmamış anlaşılan, okumak için eşşek gibi çalışmak derdi de olmamış belli.

    Yaw fizikçi kardeşim, gel biz seninle bir kahve tokuşturalım boğaza karşı, vapurları seyredelim, havayı taa ciğerlerimize çekelim. Bu sular çok adamlar gördü, hey gidi heyy diyelim. Ziya Paşa’yı analım rahmetli.
    Kalkın ey fellah-ı vatan dediler kalktık,
    Herkes oturdu biz ayakta kaldık…
    Terci-i bent okuyalım,
    Nadanla eder sohbet-i nadan telezzüz
    Divanelerin hemdemi divane gerektir…
    rencide olur dide-i huffaş ziyadan abicim…

  89. Yazan:fizikci Tarih: Jan 9, 2008 | Reply

    🙂

    Divanelerin hemdemi divane gerektir… Ben de ciddi ciddi cevap yazıyorum yaf dedirttin bana blue bey abicim.

  90. Yazan:mr^sair Tarih: Jan 9, 2008 | Reply

    Merhaba Âşıklar;

    18. yy halk ozanlarından Seyrâni’nin şu satırları derdinize ilaç olur mu?

    Hüsne magrur olma ey yüzü mahirn
    Niceler yokustan inisten geçti
    Kâr etmedi sana feryat ü ahim
    Tir-i ahim Kûh-i Kesis’ten geçti

    Seni bimürüvvet seni bivefa
    Kim kime etmistir ettigin bana
    Simdi de yâr olmak istersin amma
    Nideyim sevdigim is isten geçti

    Benden sana izin ey gözü afet
    Var kimi istersen eyle muhabbet
    Simden geru sen sag ben de selamet
    Seyranî bu alis veristen geçti

    Yok olmadı derseniz… Bunu deneyin:

    ve sâir…

  91. Yazan:blue Tarih: Jan 10, 2008 | Reply

    Benden sana izin ey gözü afet
    Var kimi istersen eyle muhabbet
    Simden geru sen sag ben de selamet
    Seyranî bu alis veristen geçti

    Muhteşem !

  92. Yazan:knz Tarih: Jan 10, 2008 | Reply

    kardeşler birşey olduğunda sorun ya.

    eğer siz bir vakıf adına konuşuyor olsaydınız,
    veye bir dernek veye tüzüğünüz olsaydu ve hukuk olsaydı, bütçeniz olsaydı ve denetime açık olsaydı, yönetim kurullarınız olsaydı ve değişseydi ben sizi bilirdim.

    bağışı kim yapmış ? rekalm geliri ni aldınız?

    ben kaç yaşında olursam olayım bilmediğim kişiye ne gönlümü satarım, ne de ilişkiye girerim.

    yardım almam demedim bleu, neden iftira atıp eline sazı alıyorsun ?

    enkazda kalırsam, yolda kalp krizi geçirisem, ayağımı kırrasam ve de aç kalırsam yardım alırım ama hiç bir şeklide gönülümü satmam.
    bu bir alışveriştir. alışveriş biter herkes gider.din adamlığı hele helel misyoner bir kurum değildir.

    o yardımı yapan kişi bunu gönüllü üstlenmiştir.
    yani işini yapıyordur. ona Allah versin, ben ne vereceğim. ücret istiyorsa ücret veririm, ücretim yoksa ödeyeceğim bir insan bana yardım etmiştir zaten insanlık budur. çocuk okutuyorsan ilişkisiz okutucaksın.

    Ama siz benden bir karşılık bekliyorsanız kırık ayağımı bile sardırmam.

    çocuk esirgeme kurumunu çarpıtmayın. neden orda çalışmıyorsunuz ? gidin orda çalışın.
    kimliğiniz sade vatandaş olsun. kamunun denetimine açık olun.

    ben fetullah gülen hakkında incitici söz söylemek istemem. demokrasilerde kanunun denetimi dışında yardım dahi olmaz.
    Afrikada bir yardım kuruluşun elmenlarını tutukladılar, aç bilaç çocukları evlatlık veriyor diye., afrikada açlıktan ölecek çocuğpu evlatlık verdirmediler.

    sen kayıtsız, denetimsiz habersiz kalp krizine dahi müdahale edemezsin.

    insanlara heryer heran tıbbi hizmet vermek istiyorsan, sınır tanımayan doktorlar örgütü var mesela. adamlar enayi mi ? kamunun denetimine sonuna kadar açık.

    diyorsunuz ki biz aileden izin aldık vs.
    yönetim kurulu olamyan bir yapılandırmanın
    böyle bir örnek teşkil etmesi mümkün mü ?
    türkiye öyle bir yer ki, adam 9 yaşında kızını başlık parasına evlendiriyor.

    siz diyorsunzu ki, biz iyiyiz.
    ben demiyorum ki kötüsünüz.
    yöntem bu değil, oluşturduğunuz örnek kötüye misal olabilir,

    Yaw fizikçi kardeşim, gel biz seninle bir kahve tokuşturalım boğaza karşı, vapurları seyredelim, havayı taa ciğerlerimize çekelim. Bu sular çok adamlar gördü, hey gidi heyy diyelim. Ziya Paşa’yı analım rahmetli.
    Kalkın ey fellah-ı vatan dediler kalktık,
    Herkes oturdu biz ayakta kaldık…
    Terci-i bent okuyalım,
    Nadanla eder sohbet-i nadan telezzüz
    Divanelerin hemdemi divane gerektir…
    rencide olur dide-i huffaş ziyadan abicim…

  93. Yazan:blue Tarih: Jan 10, 2008 | Reply

    demokrasilerde kanunun denetimi dışında yardım dahi olmaz

    Bak seeen ! knz böyük laf etti. Mesela o greenpeace’ciler boğazdan izin alarak asılıyorlar di mi knz’cim?Bak sana bir bağış sitesi linki vereyim, bu vesileyle bir hayra katkın olur. Girdiğin sitedeki reklamlara tıklıyorsun, Afrikalı açlara yemek yardımı yapılıyor. Tıklamanın bir kaydı kuydu yok ama, makbuz da vermiyorlar. N’olcek şimdi??
    http://www.thehungersite.com/clickToGive/home.faces?siteId=1

    sen kayıtsız, denetimsiz habersiz kalp krizine dahi müdahale edemezsin.

    Allah eline düşürmesin. Annen/baban yanında giderken, “dur ben bir ilk yardım kursundan sertifika alıp geleyim…” mi diyeceksin? Çok hoşsun…

    türkiye öyle bir yer ki, adam 9 yaşında kızını başlık parasına evlendiriyor.

    Evlendiremez efenim. Nerde kayıtı, nerde denetimi di mi efenim? Olmaz yani, yasa diye bişey var canım !

    siz diyorsunzu ki, biz iyiyiz.
    ben demiyorum ki kötüsünüz.

    Biz diyoruz peynir tatlısi, siz anloorsuuuz mangal tahtasi azizim.

  94. Yazan:knz Tarih: Jan 10, 2008 | Reply

    Bak seeen ! knz böyük laf etti. Mesela o greenpeace’ciler boğazdan izin alarak asılıyorlar di mi knz’cim?Bak

    adam hapse girmeyi göze alıyor. hapse girmeyi göze alıyorsan sen de yaparsın.

    ve bunu yaparken yanında silahın “s” harfini bile almıyor. yani gözlatı süresini, cezasını herşeyi biliyor. demokrasi bu. o kadarını yapıyor yani. sen de kendini boğazdan sarkıtan silahsız adama ömür boyu hapsi vermeiyorsun.

    adamın yönetim kurulu belli. maliye gider bütçe hesabı sorar. kim ne kadar yardım etti, reklamdan ne aldı ortaya koyar.

    haa bu arada izin veremeyen de demokrasiler ,
    neden veriyor neden vermiyor açıklamak zorunda.

    sana bir bağış sitesi linki vereyim, bu vesileyle bir hayra katkın olur. Girdiğin sitedeki reklamlara tıklıyorsun, Afrikalı açlara yemek yardımı yapılıyor. Tıklamanın bir kaydı kuydu yok ama, makbuz da vermiyorlar. N’olcek şimdi??
    http://www.thehungersite.com/clickToGive/home.faces?siteId=1

    sen de beni iyice saf mı sandın blue.
    biz orada tv izleyicisi gibiyiz. Ben bankaya para yatırmadım , peki adam afrikaya gönderceği parayı nerden buldu ? tabi ki reklam geliri var. reklam gelirini beyan ediyor. tık sayısı ile reklam geliri artıyor ve ben katkıda bulunuyorum.

    blue saf olmayın kardeşim, camiden selamüayküm diye para toplayıp tüyenleri takip edecek bilinç vatandaşta hiç mi olmasın ?

    iyi ya, allahın kurnazları internette saf, vicdanlı insanlar mı avlasın. cami avlusundakiler bile çoktan akıllandı.

    benim tık yaptığımın sorumlusu ben olmadığım zaman reklam şirketidir. ben ne yazdım yukarda afrikada aç çocuğu evlatlık veren yardım görevlileri tutuklandı.

    Allah eline düşürmesin. Annen/baban yanında giderken, “dur ben bir ilk yardım kursundan sertifika alıp geleyim…” mi diyeceksin? Çok hoşsun…

    acil servisi arayacaksın. kimin acil servisi aradığının hiç önemi yoktur. Tepenizde sen kriz geçirdim ben acil servis aradım diyecek hali yok değil mi ? organize toplum olmaya çalışın, zaten bilen anında gelecektir.

    türkiye öyle bir yer ki, adam 9 yaşında kızını başlık parasına evlendiriyor demiştim,

    Evlendiremez efenim. Nerde kayıtı, nerde denetimi di mi efenim? Olmaz yani, yasa diye bişey var canım

    !

    neyle dalga geçiyorsunuz ? türkiyede yasalar iyi de, vatandaş uygulayacak. Ama siz bile yasa olması gerekmiyor anlamında bişeyler dediniz.

    merak ediyorum, burada sözü geçen yardımsevenler neden çocuk esirgemede çalışmazlar ?

    ben size sormuştum ya; neden kendi başınıza çocuk okutuyorsunuz. çocuk sizin babanızın malı mı ? telefonla, eve giderek aileden iizn alınmaz. Bunun sözleşmesi vardır. çocuk yoksul diye denek mi ?

    Bu sözü çerçevelettirip Çocuk Esirgeme Kurumunun kapısına astıracağım… Bu hanımefendi hayatında hiç yokluk tatmamış anlaşılan, okumak için eşşek gibi çalışmak derdi de olmamış belli.

    neden çocuk esirgemede çalışmazsınız. neden
    oranın yönetimlerini denetlemez ve kamu hırsızlığını takip etmezsiniz. neden avukatlar tutmaz ve bu işte organize olmazsınız.

    neden ilaki görünür olamk istersniz ?

    valla ailemin sözünü 90 yaşında da olsam dinlerim, bilmediğim kimseden ne yardım ne para alırım.

    açlıktan ölecek gibi olmak bile değiştirmez.
    çok zor duurmda olursam benim borcum ne ?
    ne karşılığında benim yanıma geldin diye sorarım. Gençlere siz de böyle örnek olun.

    devletle burs anlaşması yaparız değil mi ?
    eğer bir burs karşılksız ise karşılıksız anlaşması yaparız. burs veren kişi ya bunun için reklam alıyordur veya kazancından ödüyordur( vergilendirilmiş kazanç) veya şirketinde zorunlu hizmet gibi maadesi vardır bilinir. bana verdiği burs karşılığında saygınlık imaj elde eder. alış veriştir yani.

    burada yarattığınız efsaneyi ben yadırgıyorum.
    sadece bu kadar. reklam işini ucuza getiriyorsunuz gibi geliyor 🙂

  95. Yazan:Balbazar Tarih: Jan 11, 2008 | Reply

    Suat Bey demişti ki, ben her konuda kendisiyle pek paralelmişim de, evrim ve Fethullah Gülen mevzu olunca sapıtıyormuşum.

    Gerçekten de, bu konuların, benim açımdan oldukça benzer noktaları var.

    Bu iki konuda da, bilgilerim doğrudan tecrübe ettiğim, içinde bulunduğum, gözlerimle gördüğüm şeylere dayanıyor.

    İki konuda da, dinsel inançlar şahısların, grupların kendi şarlatanlıklarına, çıkar hesaplarına alet, paravan ediliyor, farklı fikirde olanlar hemen din düşmanlığıyla itham ediliyor (1).

    Belki de bundan, bu iki konu da benim için herşeyden önce, ahlaki mevzular.

    Hep söyledim, evrim konusunda benim yaradılışçılarla alıp veremediğim, onların bu konuda sistemli olarak yanlış bilgi pompalamaları, insanları hedef göstermeleri. Bunları örnekleriyle, tane tane, defalarca bu sitede anlattım. Akyol’un sitesinde neredeyse her başlığa girdiğim tek tek sorularım hala cevap bekliyor.

    Gülen meselesi de öyle.

    Ben, kendi gözlerimle, kendi çocukluğumda, ilk gençliğimde gözlerimle gördüm: Bu insanlar, küçük çocukları siyasi kaygılarla suistimal ediyor, ana babalarının iradesi dışında siyasi endoktrinasyona tabi tutuyor, bir daha kolay kolay ayrılamayacakları, tüzel kişiliği olmayan bir siyasi örgütlenmeye dahil ediyorlar.

    Hep söyledim, es geçildi, büyük yazayım bari:

    YAPILAN DİN EĞİTİMİ DEĞİL, SİYASİ ENDOKTRİNASYON. KATILIM GÖNÜLLÜ DEĞİL; AİLESİNİN RIZASI OLMAYAN, BU OKULLARA GİTMEYEN ÇOCUKLAR DA HEDEFLENİYOR.

    Benim için, küçük çocukların siyasi çıkarlar için suistimal edilmesi, temel ahlaki değerler açısından kabul edilebilir birşey değil.

    Ve bütün bu yapılanlar aslında gayet ortada olduğu, benimle birlikte birkaç arkadaş daha kendi tecrübelerine dayanarak benzer beyanlarda bulunduğu halde, bu sitede aylardır demokrasi, insan hakları diye veryansın eden arkadaşların, iş bu konuya geldiğinde ilkesel olarak dahi çocukların siyasi suistimaline karşı tek kelam etmemeleri, beni manevi olarak rahatsız ediyor (2).

    Biraz ısrar ettiğinizde, “müslüman mahallesinde salyangoz satılmaz” gibi faşizan söylemlere girşilmes artık beni şaşırtmıyor (3), ama rencide ediyor. “Sen aslında din eğitime karşısın, din düşmanısın” gibi bir sonuca ulaşıverip, kendini dinle özdeşleştirerek popüler düzlemde meşru kılan anlayış, vicdan sızlatıyor. Ahlaki normların iyice erozyona olduğu halinde olduğu bu ülkede, beyin yıkamanın da eğitim hizmeti olarak normalize edilmesi mide ağrıtıyor.

    Hocaefendi ve müritlerine, dayadıkları merdiven aracılığıyla cennete kestirmeden yolculuklarında esenlikler dilerim (4).

    Ona buna bol keseden cennet dağıtımayı alışkanlık haline getirdikleri için belki idrak etmekte zorlanırlar, ama bilsinler: Bu dünyada, ahlak anlayışı cennete endeksli olmayan, hayrı, yaptıklarının başkaları için ne ifade ettiğini bildiklerinden yapan, şerden ise yaptıklarının başkalarına ne kaybettireceğini bildiklerinden sakınan insanlar da var.

    Peki, müslümanlıklarını her fırsatta vurgulayan ve öne çıkaran arkadaşlar, bu apaçık cennet simsarlığı, sizin vicdanınızı hiç mi rahatsız etmiyor?

    (1) Bu konuda Ç-Z’nin son cevabını ibretlik olarak kaydetmek lazım. Arkadaş hemen benim din karşıtı olduğum sonucuna varmış, ama bu sonuca neye dayanarak vardığına dair tek bir açıklama yok.
    (2) MY’nin bu konuda kısmen daha rasyonel ve nesnel olduğunu düşünüyorum, tenzih ederim.
    (3) TSD, daha önce halk kavramını sosyoekonomik içeriğinden çıkarıp siyasal islam karşısındaki tavra endeksleyerek, “sayabildiğiniz birtek Maraş ve Sivas mı” gibi yorumlarla vahşeti ve zorbalığı normalize ve minimize ederek, ve Yahudi sağının “bizdeki güç Filistinliler’de olsa neler yaparlardı” söylemini (Filistinli yerine solcu koyup) Türkçe’ye kazandırarak şaşırma duygumuzu yeterince köreltmişti.
    (4) “Merdiven dayadım dememiş bre zındık, dayasam demiş” gibi bir savunmanın geleceğini tahmin etmek zor değil. Zaten mesele, böyle bir şeyin sözkonusu edilmesi, kişinin kendini buna teoride de olsa yetkili görmesi, bütün ahlaki normların cennet beklentisine endekslenmesi.

  96. Yazan:fizikci Tarih: Jan 12, 2008 | Reply

    Balbazar,

    “Merdiven dayadım dememiş bre zındık, dayasam demiş” gibi bir savunmanın geleceğini tahmin etmek zor değil. Zaten mesele, böyle bir şeyin sözkonusu edilmesi, kişinin kendini buna teoride de olsa yetkili görmesi, bütün ahlaki normların cennet beklentisine endekslenmesi.

    Bence asıl mesele; konu FG olunca sizin ve benzerlerinizin sözleri çarpıtmada, demogoji ile karalama yoluna gitmede hiç bir sakınca görmemeniz.

    FG din eğitiminin önemine vurgu yapmak için “Bu iş kanaatimce öyle büyüktür ki –doğrusunu Allah bilir- hiçbir sevabı olmasa bile bu icraatı ona yetebilir, ahirette kurtuluşuna vesile olabilir, cennete de gidebilir.” diyor, siz bunu hemen çevirip her fırsatta “Fettullah Hoca Kenan Evren’e cennetlik dedi” şeklinde yorumlarınızın baş köşesine yerleştiriyorsunuz. Bakın “maybe” diyor, doğrusunu Allah bilir diyor, daha neyin teorisinden pratiğinden bahsediyorsunuz?

    Efendimiz (s) hayatı boyunca fahişelik yapmış, günaha batmış bir kadının hikayesini anlatıyor, bir gün susuz bir köpeğe su içirdiği için cennete girdi diyor. Dinde bunun yeri vardır yani, insanlar hiç ummadıkları iyi işlerinden dolayı bağışlanabilirler… desek de asıl mesele anlamak istememekle ilgili galiba.

    “Cennete merdiven dayama” sözüne de aynen atlamanızı hiç yadırgamıyorum. Artık yorumlarınızda FG için yeni bir tanım var: “merdiven dayayıp insanları cennete yollayan FG…” diye karalama kampanyalarınıza değişik bir açılım getirebilirsiniz. Güle güle kullanın.

    Ben gene de hatırlatayım:
    “Siz cennete merdiven dayasınız, bu insanlara buyrun girin deseniz, onlar sırf sizin merdiveniniz olduğu için, işin içinde siz olduğunuz için, cennete dahi girmeyi reddedeceklerdir.” demişti.

    Burada mübalağa var. Yani “siz dünyanın dört bir tarafına açtığınız okullar, diyolog merkezleriyle, ülkenin doğusundaki hizmetlerinizle o kadar güzel işler yapıyorsunuz, buna rağmen olmadık iftiralarla üzerinize geliyorlar, bu demektir ki siz cennete merdiven dayasanız buyrun girin deseniz ona bile razı olmayacaklar” diyor.

    Bir de şu “bütün ahlaki normların cennet beklentisine endekslenmesi” ifadenizi biraz açar mısınız?

    Bakın yanlış biliyorsunuz. Sırf cenneti kazanmak için ibadet edilmez, ahlaklı davranılmaz. Müslümanın tek gayesi olabilir: “Allah’ın rızasını kazanmak”. FG’nin konuşmalarının ağırlık noktasını “Allah rızası”, “kullukta samimiyet” oluşturur.

    Bizim ahlaki normlarımız rıza-yı İlahi’ye endeksli. Sizin ki neye endeksli? Çok merak ediyorum.

    Son olarak çocuklar konusunda “Hep söyledim, es geçildi” gibi laflar etmişsiniz. Hiç de es geçilmedi. Suat Bey’in “endoktrinasyonun ana okulunda başladığına” dair bir cevabı vardı. Unuttuğumuzu falan mı zannediyorsunuz?

    Siz hayal dünyanızda “keşke çocuklara hiç bir şey öğretilmese, hepsi kendi yolunu kendisi bulsa” diyebilirsiniz. Ama ne yazık ki gerçek dünyada “ortalama insan” diye bir şey var. Serdar Bey demokrasi başlıklı yazı dizisinde bundan bahsediyordu. İdeal toplum hayallerinizin yıkılması pahasına bir okumanızı tavsiye edeceğim. PDF’i de çıkmış. Buyrun: http://www.derinsular.com/pdf/demokrasi.pdf

    Ekstra son olarak “YAPILAN DİN EĞİTİMİ DEĞİL, SİYASİ ENDOKTRİNASYON.” gibi muğlak ifadeler yerine örnek verseniz diyorum. Siyasetten uzak durmayı kendine düstur edinmiş insanların rızayı ilahi arayışını, hangi siyasi amaca bağlıyorsunuz? Düne kadar bütün müslümanları Refahçı zannederdiniz. Bugün AKPci mi oldular? Ayrıca kimin ne kazancı var bu işlerden söyler misiniz? FG ve yakın çevresi için mal varlığı tesbiti yapıldı da biz mi duymadık? Somali’ye okul yerine kendilerine özel villa mı yaptırıyorlarmış?

  97. Yazan:fuatogl Tarih: Jan 12, 2008 | Reply

    “YAPILAN DİN EĞİTİMİ DEĞİL, SİYASİ ENDOKTRİNASYON.” gibi muğlak ifadeler[….]

    Muğlak mı!? hey gidi hey beee.
    Balbazar dostum, sözlerinizi mermer parçası harflerle de dizseniz yinede anlatamıyacaksınız 🙂

  98. Yazan:blue Tarih: Jan 12, 2008 | Reply

    Siyasi endoktrinasyona bir örnek verebilir misiniz?

  99. Yazan:Ç-Z Tarih: Jan 12, 2008 | Reply

    @ balbazar,

    Bu konuda Ç-Z’nin son cevabını ibretlik olarak kaydetmek lazım. Arkadaş hemen benim din karşıtı olduğum sonucuna varmış, ama bu sonuca neye dayanarak vardığına dair tek bir açıklama yok.

    Oca 6, 2008 tarihli yorumumdaki TÜM AÇIKLAMA “neden din karşıtı “olduğunuzu düşündüğümü açıkladığım bir yorum.Bir daha okuyun!”Hemen”bir şeylerin sonucuna varan biri varsa o kesinlikle ben değilim 🙂
    Bu dünyada, ahlak anlayışı cennete endeksli olmayan, hayrı, yaptıklarının başkaları için ne ifade ettiğini bildiklerinden yapan, şerden ise yaptıklarının başkalarına ne kaybettireceğini bildiklerinden sakınan insanlar da var.
    Bu yazdıklarınızı okumak çok güzel,insanın bu konularda kıskanç olmasının kimseye zararı olmaz değil mi?Keşke kolayca yazıverdiklerimizi hayatımıza yön veren eylemlerimize de kolayca yansıtabilsek…”ainesi iştir kişinin lafa bakılmaz” gibi ..

    Bu özelliklere sahip olduğunu göstermenin/ispatlamanın yolu dindarlara açık yada üstü örtülü saldırmak değildir. Biliyorsunuz kimi erkekler de kadınlar başlarını örtünce “biz onların namusuna göz mü diktik sanki” diye kendilerine hakaret edildiğini iddia etikleri için baş örtüsüne karşı çıkıyorlar,yazdığınız cümle de o hesaba gelmiş;siz ahlaklıysanız biz de ahlaklıyız!

    Cennete endeksli yada değil bu sizi niye ilgilendirsin ki?Siz ne için yaptığınızı biliyorsunuz ve yaptıklarınızın da birine faydası oluyor değil mi?Birileri sizin yaptıklarınızı cennet için yapıyorsa bu o yapılanları daha mı az makbul kılar?

    “şerden ise yaptıklarının başkalarına ne kaybettireceğini bildiklerinden sakınan insanlar da var.”yine yazmışsınız ama cümlenin özündeki anlamdan çok uzakta bir yerde duruyorsunuz ki ben de en son size hitaben yazdığım yorumda buna işaret etmiş ve kendimce gördüğüm tutarsızlığınızı örneklemiştim; “siyasal endoktrinasyonun her türlüsüne karşıyım “demiş olmanıza “dini” bu kapsam içine taşıayabilmek içinde sadece siyasi bir şahsiyet olması nedeniyle” İnönü “ hakkında anlatılanları örneklemiştiniz.(dindar biri siyasi kişilikten bahsedinde “dini siysalalaşır mı?)Bu örnek ile Milli Güvenlik hocanızın dayatmaları arasındaki farkı da “düşmanlık aşılamak” olarak açıklamıştınız.Size göre M.G hocanız Atatürkçülüğü ile sizin nedensiz,açıklamasız ona aşık olmanızı,sevmenizi bekliyordu,diğer ağabeyler ise bir şahsiyetin tarih içindeki varlığına ve eylemlerine bilinenden faklı bir açıdan bakıyordu.Haklısınız,insan sevdiğinin eleştirilmesine tahammül edemez,doğru bildiklerine birilerin yanlış dediğini duymaya da ve elbette çocuk aklı ile bunu düşmanlık olarak algılayabilir ama bu sadece bir çocukta mazur görülebilir,bir yetişkinin daha tutarlı,mantıklı,ispata dayalı açıklamaları olmalı!!

    Şimdi,halehazırda FG okulları İMHA edilirse bu okullardaki eğitimden faydalanan çocuklara yardımcı olabilecek bildiğiniz MEVCUT bir imkan var mı?

    Not:başkalarına “ibret” adresi göstermeden önce o” ibretten “siz”faydalanmayı deneyin!

  100. Yazan:Balbazar Tarih: Jan 14, 2008 | Reply

    @blue

    Bizim donemimizde ana nefret objesi Ismet Pasa idi. Cumhuriyet doneminde yapilanlarin ne kadar menfur oldugu anlatilir, bunlarin sorumlusunun Ismet Pasa oldugu soylenir (cogu bizzat Ataturk doneminin uygulamalari oldugu halde), Ismet Pasa gibilere ne buyuk azap oldugu ballandira ballandira anlatilirdi.

    Bir de kuramsal olarak solculugun surekli kotulenmesi ve dogrudan yakinimizdaki sol/laik/ Ataturkcu gordukleri insanlarin olmadik iftiralara tabi tutulmasi var. Su kisinin esrarkes, bu kisinin zinaci oldugunun iddia edilmesi ve bunun solculuklariyla iliskilendirilmesi gibi (gercekten solcular miydi, onu da bilmiyorum, ama genelde hedef alinanlar okul yonetimiyle bir olup cemaatcilik ve ulkuculugun kayirilmasi eylemine dogrudan katilmayanlardi). Ayrica, ta o zaman, okula girmesine izin verilen tek gunluk “siyasi” gazete Zaman idi.

    Bir de Ozal’i cok overlerdi. Hatta sarlatanlik oldugu sonradan anlasilan zakkumdan kansere care bulma olayi patlak verdiginde, bu (onlarin deyisiyle) “dinibutun” doktorun basarisinin da payi hep Ozal’a verilmisti. Hepimiz nasil da gururlanmistik. 20 yil gecti, hala sarlatanliklarla gururlanmayi surduruyoruz.

    Bu arada, bahsettigim devletin yatili okuludur, cemaat okulu degil, o da biline.

    Dunyaya uzanan kotuleme eylemlerine de fuatogl birsuru ornek vermis.

    Ne guzel din egitimi, oyle degil mi?

    @C-Z

    Okuyup, okudugumuzu anladiktan sonra ithamlara gecmemizin yararli olacagini dusunuyorum.

    Ben milli guvenlik hocasininki iyi, berikilerinki kotu demedim, milli guvenlikcininkini de ben sorguladim, onlar cit cikarmadilar dedim. Sorguladim, yani adamin yaptigini, fikirlerini, bunu bize soyleyis bicimini uygun bulmadim. Daha fazla aciklamama gerek var mi?

    Sizler kendi siyasi endoktrinasyonunuza din egitimi maskesi takip, “baskasi da yapiyor” deyince bunu mesrulastirdiginizi sanacak kadar hipokrat olabilirsiniz, ama karsinizdakinin de boyle oldugunu varsaymaya, yakistirdiginiz lafin aksini soyleyeni hala soylemedigi seylerle itham etmeye hakkiniz yok.

    Ve evet, cocuklara Ismet Pasa’nin ahireti hakkinda yorum dikte etmek siyasi endoktrinasyondur, din egitimi degil. Bu da bu kadar basit iste.

  101. Yazan:Ç-Z Tarih: Jan 15, 2008 | Reply

    @Balbazar,
    Ben milli guvenlik hocasininki iyi, berikilerinki kotu demedim…demişsiniz o halde hatırlatayım:Ve hayatim boyunca, Fethullah’cilar disinda, bana surekli ona buna dusmanlik korukleyici fikirler asilamaya calisan olmadi. Milli Guvenlik hocasi bile buna dahil…

    Sizler kendi siyasi endoktrinasyonunuza din egitimi maskesi takip, “baskasi da yapiyor” deyince bunu mesrulastirdiginizi sanacak kadar hipokrat olabilirsiniz, ama karsinizdakinin de boyle oldugunu varsaymaya, yakistirdiginiz lafin aksini soyleyeni hala soylemedigi seylerle itham etmeye hakkiniz yok.

    Öyle mi?Buyrun yazdıklarınıza tekrar bakın o halde!

    Yaptıkları şey çocuklara dinini öğretmek. Bunun nesi fena? Dinden rahatsız olan bundan rahatsız olabilir ancak.

    diyen bir yorumcuya verdiğiniz cevap;

    “Dananın kuyruğunun koptuğu yer burası işte. “Din benim babamın malı, onun için ben ne yapıyorsam haktır, beni eleştiren de din düşmanıdır”.

    Bunu söyleyen sizsiniz,zira söz konusu din,dindarlık ve Müslümanlık olduğunda bibilerinin onun çevresine duvar ördüğünü düşünmekten kendinizi alamıyorsunuz.Hani şu biz “Cumhuriyet bekçileriyiz”,”babamız onu bize emanet etti, Cumhuriyet,dindarlara bırakılamaz “ diyerek sahiplenenlerin mantığı ile bakıyorsunuz!!Neden?O da Müslüman ,sen de! Fark nedir?
    Siz dini eleştirdiğinizde “din” karşıtı olmadığınızı söylediğinizde inanılması bekleniyor da “dindarım” laik sisteme inanıyorum diyene neden inanılmıyor da “dini” kullanmakla itham ediliyor anlamak çok kolay: “Sizler kendi siyasi endoktrinasyonunuza din egitimi maskesi takip”

    Bırakın bu kendi yarattığınız gulyabanilerden korkmayı. Tabi insanın başkasını anlayabilmek için başvuracağı ilk yol “kendi bildiği yoldur”değil mi?

    Tamam,soralım bakalım;TC de dindarlar olduğu gibi dinden nefret eden,neredeyse her müsibetten “dini sorumlu tutan” bir siyasi ideolojiyi benimseyen ve hatta iktidar sahibi olan bir kesim yok mu?

    İki konuda da, dinsel inançlar şahısların, grupların kendi şarlatanlıklarına, çıkar hesaplarına alet, paravan ediliyor, farklı fikirde olanlar hemen din düşmanlığıyla itham ediliyor bu cümlenin aksi anlamına onay verecek şekilde“Yok”diyebiliyorsanız ben söylediğim her şeyi geri alıyorum.

    Çocukların siyasi endoktrinasyondan uzak tutulmasını yürekten destekleyen(!) biri olarak bu konuda ne düşünüyorsunuz peki;18 yaşına kadar çocuklara sadece din eğitimi mi yasaklansın?

    Sınıfta,ders esnasında size biri bir yerlerinizi kanatıp bayrak yapın derse yada bunun için sizi cesaretlendirirse ve hatta bunu bir de çerçeveletip GK ‘a bile gönderilmesine aracı olursa tüm bunların anlamı ne olur,vatan ve bayrak sevgisi mi?O halde bu çocukların yaptıkları mubah mı?Vaad edilen cennet değil ama “vatan”(!) ve onun bekçiliği!
    Ben çocuğumun bu şekilde bir eğitimin parçası olmasını asla istemezdim ve hangi kanun çıkarsa çıksın çocuğumu da okula asla göndermezdim!

  102. Yazan:fizikci Tarih: Jan 15, 2008 | Reply

    Balbazar,

    Bizim donemimizde ana nefret objesi Ismet Pasa idi. Cumhuriyet doneminde yapilanlarin ne kadar menfur oldugu anlatilir, bunlarin sorumlusunun Ismet Pasa oldugu soylenir (cogu bizzat Ataturk doneminin uygulamalari oldugu halde), Ismet Pasa gibilere ne buyuk azap oldugu ballandira ballandira anlatilirdi.

    demişsin. Daha önce de demiştin. Fırsat buldukça diyorsun. 🙂

    Biz de o yaşlarda cemaatteydik. Bize niye öyle şeyler anlatılmadı? Hatta biz abilere Atatürk, laiklik vb. konularda soru sormaya bile çekinirdik. Çünkü ne zaman o konularda aramızdan biri birşeyler demeye kalkışsa hafif yollu fırça yerdi. Şimdi düşünüyorum da o konular nerdeyse tabu gibiymiş. Hakkında konuşman bile yasak! O kadar gerek var mıydı diye düşünüyorum.. aslında iyi yapıyorlarmış. O yaşta Atatürk, laiklik ve saire hakkında ne biz ne de abilerimiz ahkam kesecek durumda değildik. Ne biliyorduk ki, ne konuşalım? Abi dediğim de 19-20 yaşlarında üniversite öğrencileri sonuçta. En iyisi hiç konuşmamakmış. İyi ki o konular tabu olmuş.

    Şimdi siz “İsmet Paşa’ya ne büyük azap olduğunu ballandıra ballandıra anlatıyorlardı” dediğinizde ben “Balbazar hangi cemaatten bahsediyor acaba” diye düşünüyorum. Bizde tabu olan, nasıl oluyor da orada ballandıra ballandıra oluyor? Gerçi zaten devlet yurdu diyorsunuz cemaatin içi değil orası. Bilemiyorum ama cemaate girmiş-çıkmış birileri vardı belki orada. Onlar da yarım yamalak bildikleri şeylerle, biraz da sizin gibi bu konuları hiç bilmeyen çocukları etkilemek için atıp tutuyorlardı. Siz de onları cemaatten sanıyordunuz.

    Fethullah Gülen’i cennete, İsmet Paşa’yı cehenneme gönderen birine “sen tanrı mısın ki bu konularda karar veriyorsun” diye sormanız gerekirdi. Ama küçüktünüz. Bilemezdiniz. Kabul ediyorum. Onlar da sizin gibi küçüktü. Ne tam cemaatin içinde, ne de tam devlet kontrolünde olan bir yerdi orası galiba. Talihsiz bir deneyim olmuş sizinkisi.

    Ben size asıl şunu sorayım:
    İsmet Paşa’nın cehennem azabını çocuklara ballandıra ballandıra anlatmayı marifet sayan insanların bugün dünyanın dört bir tarafına okullar açma, güneydoğu sorunuyla ilgili somut çözümler üretme, Türkçe’yi dünya dili haline getirme gibi bir vizyona ulaşması sizce nasıl oldu?

    Eğer durum anlattığınız gibi vahim olsaydı, bugün Fethullah Gülen hareketinden küçük, radikal bir topluluk olarak bahsediyor olurduk. Öyle olmadığı için bugün yurtdışında çeşitli üniversiteler Fethullah Gülen kürsüleri kuruyor, onu tartışıyor, vizyonunu misyonunu anlamaya çalışıyor.

    Böyle büyük ve hayırlı işler yapan bir hareketi, öyle saçma sapan (dinde dahi yeri olmayan, birilerini cehenneme göndermek gibi) şeylerle küçük düşürmüye çalışmanız en iyimser ifadeyle inandırıcı gelmiyor. Yalan söylüyorsunuz demiyorum elbet. Ama ya abartıyorsunuz, ya da olayları birbirine karıştırıyorsunuz.

  103. Yazan:Balbazar Tarih: Jan 19, 2008 | Reply

    O donemde Zaman gazetesi, Sizinti dergisi, ve bir sure devam ettigim, simdi bircok yerde subesi bulunan dersane Pirefesor Doktor Haydar Bas’in elindeydiyse hakli olabilirsiniz elbette. Bahis konusu, su Kestanepazari Camii’nde vaaz vermis olan hocaefendi de olsa olsa Bas’in ta kendisiydi. Yalniz, o donemde “kazanilan” arkadaslarimin cogu, bugun hala FG cemaatindeler, Haydar Bas’inkinde degil.

    “Devletin yurduysa cemaatin ici degil” savunmasi aslinda bu tip tuzel kisiligi olmayan orgutlenmelerin ne kadar sakincali oldugunu gostermeye yetiyor. Devletin yurdunda kumelenilip cemaate adam devsiriliyor, oralarin da imamlari oluyor (yillar boyunca, hangi okulda, hangi sehirde okuduysam, hangi yurtta kaldiysam hepsinde vardi, imamlar da, sakirtler de, transfer faaliyetleri de, kaldigim hicbir yer de cemaate ait degildi, universite dahil). Ama is sorumluluk almaya gelince, “onlar bizden degildir” oluveriyor. Ne de olsa, adam makbuz vermiyor tabi “ben seni su cemaate devsirmeye calistim” diye.

    Cemaatin ne kadar masum olduguna dair verdiginiz orneklerle de din istismari ve cocuk suistimalinden ne cikar saglandigi sorunuzun yanitini kendiniz veriyorsunuz: nufuz. Guclu olmak, her yaptiginizin dogru oldugu, o gucu elde ederken dogru yontemler kullandiginiz anlamina gelmiyor. Parayi bastirip kendi adiniza kursu kurdurtmak, sonra da bununla ovunmek de, kara para aklmak gibi birsey olsa gerek. Saibeli etkinliklerimizi, bu etkinlikleri kullanarak elde ettigimiz nufuz yardimiyla elde ettiklerimizle temize cikarmaya calisiyoruz. Umarim kursude gorev alanlar islerini layikiyla yaparlar da, bu yayilma politikalarina cocukluklarinda maruz kalmis herkesin soylediklerine kulak verirler.

    Gulen cemaatinin yaptiklarinin kulliyen olumsuz olmadigini, kitlesesirken marjinallikten de uzaklasma yoluna girdiklerini, cemaat uyelerinin belli bir tektiplestirme politikasina karsin belli acilardan cok cesitli olduklarini ben zaen en basta soylemistim. Mutlaka, cemaatte olmak bircok insana maddi/manevi bircok sey sagliyor (kimisine de kaybettiyor, onu da gordum). Yalniz, butun bunlar, “kult” tarzi orgutlenmelerin sivil toplumun ve demokrasi anlayisinin gelismesine ciddi darbe vurdugu gercegini degistirmiyor.

    Endoktrinasyonun boyutu ve yontemleri cografyaya, doneme gore elbette degisiyordur. Benim gozledigim kadariyla, tasrada daha baskici, daha militan. Cemaatin yontemleri, hedefleri vs. de zamanla degisim gecirdi, olgunlasti. Zaman gazetesi de bize okutturuldugu gunlerdekine gore oldukca farkli bugun. Onun icin herkese Ismet Pasa endoktrinasyonu uygulanmiyor olabilir, ama sonucta hareket siyasi, cocuklari cemaate devsirmek de siyasi bir eylem, bu cocuklarin gelecekteki siyasi tavirlari, egilimleri de buyuk olcude cemaat politikalariyla belirleniyor. Ben bugun hala 25-30 yasini almis akli basinda insanlarin kendilerinden birkac yas buyuk imam tarafindan kas goz isaretleriyle yonetildiklerini goruyorum. Ve cok sevdigim, saygi duydugum, benden daha zeki, daha bilgili, cok guzel yerlerde yuksek derecelerde egitim goren arkadaslardan hala “Marks yahudi oldugu icin Hiristiyan ve Musluman gencleri orgutlemek icin komunizmi icad etmis” gibi absurd komplo teorileri duyuyorum (sorun, elbette komunizmin iyi veya kotu olmasi degil, boyle bir seye inanilmasi).

  104. Yazan:Balbazar Tarih: Jan 19, 2008 | Reply

    @C-Z

    Ben de hatirlatayim: Ve hayatim boyunca, Fethullah’cilar disinda, bana surekli ona buna dusmanlik korukleyici fikirler asilamaya calisan olmadi. Milli Guvenlik hocasi bile buna dahil…

    bile… Yani, o yapiyordu, ama o bile o kadar yapmiyordu. Bilmem, anlatabildim mi?

    Evet, “Cumhuriyet’in bekcisiyiz” diyenlerle fizikci’nin yaptigi asagi yukari benzesiyor. Peki, siz birinci grubun yaptigini kulliyen yanlis buluyorken, nasil oluyor da fizikcinini hakli buluyorsunuz? Size cifte standart helal de bana mi haram? Yoksa, “yanlisi baskasi da yapiyorsa, benim yaptigim dogru olur” gibi bir anlayisiniz mi var (basindan beri bu tavri sergiliyorsunuz da).

    Turkiye’de laik/Islamci kamplasmasindan cikar saglayan her iki tarafta da var elbette. Iktidarin bicimi, dozu, yeri de paylasiliyor her iki kamp tarafindan. Dinden nefret eden de var mutlaka, ama bunlarin iktidar olduklarini dusunmuyorum. Iktidarin laik olup bunu vurgulayan odaklarinin cesitli kaygilari (hem samimi olan, hep cikar hesaplarina dayanan) var, ama felsefi kaygilar bunlardan biri degil. Otekiler de dindar degil, siyasal Islamcilar (bunlarin icinde de cikar saglayan da var, samimi kaygilari olan da). Aralarinda dindar olan da coktur elbette, ama siyasal Islamci olmayan dindar da cok gorduk (ve bunlarin nesli tuketiliyor ne yazik ki).

    Ben 18 yasina kadar din egitimi yasaklansin demedim ki. Gulen’in okullari kapatilsin da demedim. Varolani yok etmekle daha iyi yapmis olmuyorsunuz ki. Benim dedigim, cocuklarin siyasi suistimalinin onlenmesi icin siyasi/hukuki tedbir alinmali, cunku bu ulkede bu cok yapiliyor. En cok siyasal Islamcilar yapiyor, ama solcular, Kurtculer, milliyetciler de yapiyor. Evet devlet de siyasi endoktrinasyon yapiyor, bu da minimize edilmeli (sifira indirmek gercekci degil, her devlet yapiyor).

    Kanla bayrak yapimindan sikayet etmissiniz, ama 4 yasindaki cocuga (buyuk ihtimalle tek misrasini anlamadigi) Istiklal Marsi’nin on kitasini ezbere, coskuyla okutup bundan derin haz, gurur duyan guruhu unutmussunuz. Bana sorarsaniz, her ikisi de son derece sakincali, ve resmi olarak tesvik edilmeleri cok kaygi verici. Sahi, hangi cemaatin organizasyonuydu o?

  105. Yazan:fizikci Tarih: Jan 23, 2008 | Reply

    Balbazar Bey,

    Endoktrinasyonun boyutu ve yontemleri cografyaya, doneme gore elbette degisiyordur.

    demişsiniz. Fethullah Gülen’in eserlerinde, cemaatin yayınladığı kitaplarda, Sızıntı dergisinde bu endoktrinasyona bir örnek verebilir misiniz? Bir devlet yurdunda yaşadığınız şeylerden bahsediyorsunuz sadece.

    Bu söylediğiniz şeyleri Sızıntı’dan, cemaat tarafından yayınlanan eserlerden ispatlamanız gerekiyor. Eğer bunu yapabilirseniz bu endoktrinasyon iddianıza kimsenin itirazı kalmaz. Aksi takdirde söylediğiniz her şey havada kalıyor. Başka ideolojilerin (kemalizm, komünizm, vs) endoktrinasyonu kitapla da, sözle de yapılırken, bu cemaatte endoktrinasyon sadece sözle yapılıyor, yazılı eserlerde atlanıyor muydu?

    Geçenlerde Sızıntı’nın çok eski sayılarına bakıyordum. O kadar hoşuma gitti ki.. 30 senedir çizgisinde en ufak bir değişiklik olmamış. 30 sene önce başka İslami dergiler bal peteğindeki mucize, elmanın içindeki Allah yazısı falan gibi şeylerle uğraşırken, sağ ve sol dergiler kinlerinden, öfkelerinden bahsederken, Sızıntı bu türden şeylere hiç prim vermemiş. Sürekli olarak “Allah rızası”, “kullukta samiyet”, “bilimle ortaya çıkan ilahi sanat” gibi konular üzerinde durmuş.

    Bununla birlikte cemaatin çok daha küçük ve içine kapanık olduğu dönemde muhakkak sizin bahsettiğiniz türden insanlar vardı. Bunun olmaması mümkün değil. Onlar Hizmet’i yanlış anlıyorlar, kendi dar kalıplarına göre değerlendiriyorlar, tuhaf inançlarını Hizmet’e mal ediyorlardı muhakkak.

    Ama zamanla eminim onlar da asıl vizyonu anladılar. Anlayamayanlar da bu cemaat niye şu konularda şöyle tepki vermiyor gibi sebeplerle ayrıldılar.

    Bugün hizmetin vizyonuna bakarsanız, orada diyolog, tolerans, herkesi kendi konumunda kabul etme gibi değerlerin baş tacı edildiğini görürsünüz. Gayrimüslümlerle bile diyalog geliştirme çabaları var. Hem de bu en önem verdikleri konulardan biri. Bunun ötesinde daha ne olabilir?

    Son yorumunuzda,

    Kanla bayrak yapimindan sikayet etmissiniz, ama 4 yasindaki cocuga (buyuk ihtimalle tek misrasini anlamadigi) Istiklal Marsi’nin on kitasini ezbere, coskuyla okutup bundan derin haz, gurur duyan guruhu unutmussunuz. Bana sorarsaniz, her ikisi de son derece sakincali, ve resmi olarak tesvik edilmeleri cok kaygi verici. Sahi, hangi cemaatin organizasyonuydu o?

    demişsiniz.

    Kanla bayrak ve 4 yaşında istiklal marşını ezbere okuyan çocuk… Nasıl bir ilgi kuruyorsunuz anlamıyorum ki… Bakın 4 yaşında bayrağı maharetle çizebilen bir çocuk da, istiklal marşını ezbere okuyan bir çocuk da takdirle karşılanır. Küçük çocukların normalde yapabileceği şeyler değildir bunlar. İkincisi ırkçı olmamak bayrak ve istiklal marşına karşı olmak demek değildir. Bayrak elbette kutsaldır, İstiklal Marşı büyük mücadelemizi temsil eder. Bunlar en önemli değerlerimizdir. Çocuklarımızın da bu değerler konusunda şuurlu olması arzu ettiğimiz bir şeydir. Ama bunların kanla, irinle ilişkilendirilmesi hoşumuza gitmez. Milletimizi sevmemiz başka milletlere düşman olmamızı gerektirmez. Hatta biz “milletimiz” derken ayrı milletler olduklarını bilmemize rağmen Kürdü, Lazı Çerkezi de “milletimiz” cümlesine dahil ederiz. Buna Hristiyan’ı, Yahudi’si, Ateist’i de dahildir. Milliyetçilik böyle olmalıdır. Hatta yanlış anlaşılmaya sebep olacaksa bunun adı milliyetçilik olmasa da olur. Öyle bir takıntımız da yok yani. Önemli olan aynı topraklarda yaşayan, aynı havayı soluyan, aynı değerler etrafında birleşen insanlar olmamızdır. Bunun dışında kalan insanlara da diyalogla, hoşgörüyle yaklaşırız. Farklılıklarımızla değil, ortak noktalarımızla bir araya gelmeye çalışırız. Farklılıklarımıza da saygı gösteririz.

  106. Yazan:fuatogl Tarih: Jan 24, 2008 | Reply

    @Fizikçi;
    Elma bal çiçek dedinizde aklıma getirdiniz. Zannedersem sızıntının 18-19 yıl önceki sayılarında aynı türden “sözde-bilim” örnekleri boldu, eğleniyordum o zamanlar, ciddiye de alınmıyordur pek fazla diye. Mesela Güneş yüzeyindeki patlamaları gösteren fotoğraflarda deve şekilleri çıkartıyorlardı mucize olarak! Ciddi ciddi, mizah değil! Yada mesela sureleri ayet sayılarına göre koordinat düzlemine dizip allah yazdırıp kuran daki mucizevi matematiği gösteriyorlardı. Ama sureleri şekli çıkartacak şekilde rastgele dizmelerini açıklamamışlardı !!!. Yada mesela ek olarak verilen “suplementary” kitapçıklarda Marx hakkında muazzam derinlikte analizler olurdu, hizmetçisiyle kırıştırırmış mesela, ve yahudi düşmanlığı aurasından faydalanan bir fon ile beraber bu şekilde çok derin analizler yapılırdı. Bu tarz şeyler insanı aptallaştıran şeyler. Bunun yerine çıkıp emek-değer teorisini tartışmaya açsalar mesela, yada artık-değeri tartışsalar, marxın temel konu edindikleri şunlar şunlar deyip tenkit etseler çok daha faydalı ve entellektüel olarak da çok daha namuslu bir noktada olmuş olurlardı. Yada Neil Amstrong un müslüman olduğu yalanı, ayda ezan sesi duyulmuş yalanı bunlar hep işlenmiş olan konular. Özellikle bilim dünyasında olan bitenler konusunda yalan haber karakteristik özellikleridir. Mesela “Darwin’in Evrim Teorisi Yakında Tarih Olacak” gibi düpedüz yalana dayalı bir yazıya 10 saniye de ulaşabilirsiniz. Evrim teorisine karşı olabilirsiniz ama çıkıp bilimde bu teorinin çökmüş yada çökeceğini söylemek düpedüz yalandır her türlü ölçüye göre, dünyada bilimde olan bitenler hakkında çarpıtılmış bir resim sunmaktır, ahlak ve namusla bağdaşması mümkün değildir. Yada mesela “Mühendislik Evrime Hayır Diyor” gibi yine düpedüz yalan şeyler söyleyebiliyor, bende mühendisim ve kesinlikle böyle birşey yok-göremiyorum, var demek dünyada olan bitenler hakkında çarpık bir resim sunmaktır, hele hele bünyesinde onbinlerce mühendisi barındıran bilimsel birlikler tam aksini deklare ederken. Karşı çıkmak ayrı, olanı farklı göstermek ayrı – düpedüz yalan. İlla sızıntı değil, bu grubun birçok yayınında yapılıyor bu tarz şeyler, gazetesinden televizyonuna, lise çıkışı toplantılarına kadar. Mesela belgeseller yayınlanırdı, emek verilerek yapılmış bu yabancı yayınları hiç alakasız sözlerle süsleyip “bilim tanrıya kanıt gösteriyor, evrim yok, hayat ne kadar mükemmel” diye seslendirirlerdi alttaki ingilizce ses bambaşka birşey söyler iken. Tipik bir emeğe saygısızlık, dürüstlükten sapma. Bütüüüün bunları toplarsanız karşımıza insanların küçükten içinde kaybolduğu bir hayal dünyası ortaya çıkıyor.
    Özellikle bilime karşı saygısız, çarpıtmaya dayalı kampanyaları beni rahatsız ediyor, çünkü bu yalan yanlış bilgileri özellikle çocuklara yönelik çok fazla kullanıyorlar. Bu anlamda Amerikadaki yaratılışcı,aşırı-sağcı hristiyan çevrelerden zerre kadar farkları yok.
    Şahsen kendi çocuğuma karşı böyle bir sorumsuzluk sergileyemem.

  107. Yazan:fizikci Tarih: Jan 24, 2008 | Reply

    fuatogl,

    Elma bal çiçek dedinizde aklıma getirdiniz. Zannedersem sızıntının 18-19 yıl önceki sayılarında aynı türden “sözde-bilim” örnekleri boldu, eğleniyordum o zamanlar, ciddiye de alınmıyordur pek fazla diye. Mesela Güneş yüzeyindeki patlamaları gösteren fotoğraflarda deve şekilleri çıkartıyorlardı mucize olarak! Ciddi ciddi, mizah değil! Yada mesela sureleri ayet sayılarına göre koordinat düzlemine dizip allah yazdırıp kuran daki mucizevi matematiği gösteriyorlardı. Ama sureleri şekli çıkartacak şekilde rastgele dizmelerini açıklamamışlardı !!!.

    O zamanlar başka dergilerde çok popüler olan bu tür şeyler Sızıntı’da hiç bir zaman olmadı diyorum. Siz de tutmuş böyle şeyler oluyordu diyorsunuz. Başka bir dergiyle karıştırıyorsunuz. Ya da ne bileyim Sızıntı’ya bi gıcığınız var, karalamak hoşunuza gidiyor. Ayıp yahu. Şunu yazan adam bir tane link vermez mi? Karalamak, iftira atmak, küçük düşürmek bu kadar ucuz mu? Bakın Sızıntı’nın web sitesinde 79’dan bu yana çıkan nerdeyse 30 yıllık dergilerin arşivi var. Şu iddia ettiğiniz saçmalıkları bize ispatlasanız ben de sizden özür dilesem nasıl olur? Google’da “deve şeklinde güneş patlaması ahaha site:sizinti.com.tr” şeklinde arama yapabilirsiniz. Google tamamını indekslemiştir endişeniz olmasın.

    Yada mesela ek olarak verilen “suplementary” kitapçıklarda Marx hakkında muazzam derinlikte analizler olurdu, hizmetçisiyle kırıştırırmış mesela, ve yahudi düşmanlığı aurasından faydalanan bir fon ile beraber bu şekilde çok derin analizler yapılırdı.

    15 yıllık Sızıntı abonesiyim bir kere ek kitap verdiklerini görmedim. Yok yok siz ciddi ciddi karıştırıyorsunuz. Ayrıca Sızıntı dedikodu dergisi değil ki, hangi bilim adamının kimle kırıştırdığından bahsetsin.

    Yada Neil Amstrong un müslüman olduğu yalanı, ayda ezan sesi duyulmuş yalanı bunlar hep işlenmiş olan konular.

    Bunlar o dönemlerde çok popüler olmasına rağmen Sızıntı’nın bilerek ve isteyerek, vizyonu gereği uzak durduğu konular.

    Mesela “Darwin’in Evrim Teorisi Yakında Tarih Olacak” gibi düpedüz yalana dayalı bir yazıya 10 saniye de ulaşabilirsiniz. […] Yada mesela “Mühendislik Evrime Hayır Diyor” gibi yine düpedüz yalan şeyler söyleyebiliyor, bende mühendisim ve kesinlikle böyle birşey yok-göremiyorum, var demek dünyada olan bitenler hakkında çarpık bir resim sunmaktır, hele hele bünyesinde onbinlerce mühendisi barındıran bilimsel birlikler tam aksini deklare ederken.

    “Darwin’in Evrim Teorisi Yakında Tarih Olacak” sözü Mustafa Akyol’a ait. Sızıntı’nın kendisiyle yaptığı röportajın başlığıydı. Doğru söylemiş. Zannediyorum sizin Sızıntı’yla ilgili asıl sıkıntınız bu. Diğer anlattığınız saçmalıkları bunun yanında “suplementary” olarak anlatıyorsunuz. Herkes sizin gibi evrime iman etmek zorunda mı? Bilimsel bir deliliniz yok üzgünüm, körü körüne iman ediyorsunuz. Bizim de Allah’a imanımızın bilimsel bir delili yok. Ama en azından aklımızı kullanıyoruz. Sizin gibi moleküller çarpıştı falan derken hoop insan olduuu demiyoruz.

    Neden böyle ucuz hakaret, küçük düşürme gibi yollara kaçmanızı anlamıyorum. Bundan ne fayda umuyorsunuz?

  108. Yazan:T.Suat Demren Tarih: Jan 24, 2008 | Reply

    Fuat Bey, Sızıntı ile -galiba- Zafer dergisini karıştırmış.

    Önyargı denilen şeyin tipik örneği bu. Herhangi bir yorumu alakasız şekilde alakasız gruplarla ilişkilendirmek.

  109. Yazan:muharrem Tarih: Jan 24, 2008 | Reply

    “Bu anlamda Amerikadaki yaratılışcı,aşırı-sağcı hristiyan çevrelerden zerre kadar farkları yok.
    Şahsen kendi çocuğuma karşı böyle bir sorumsuzluk sergileyemem.”

    @fuatogl,
    Size katiliyorum. Amerikanin kurucularinin sekuler ideallerinden (Jefferson, Paine, Franklin, Hamilton) uzaklastigi cok elestirilen bir nokta.
    Arastirmaci/gazeteci/yazar Christopher Hitchins son kitabinda -god is not great- amerikadaki din egitimi meselesine de egilmis. Weinberg’den soyle aktariyor ki bence kucucuk cocuklarin ergenlik cagindan once neden dinle endoktrine edilmemeleri gerektigini cok iyi anlatiyor:

    Good people will do good things, and bad people will do bad things. But for good people to do bad things — that takes religion.
    — Steven Weinberg, in a dialog on religion with other scientists, 1999, quoted from “The Constitution Guarantees Freedom From Religion” an open letter to US Vice-Presidential candidate Senator Joseph Lieberman, issued by the Freedom From Religion Foundation on August 28, 2000

  110. Yazan:fizikci Tarih: Jan 24, 2008 | Reply

    Muharrem Bey,

    O söz tam olarak şöyledir:
    “Religion is an insult to human dignity. Without it you would have good people doing good things and evil people doing evil things. But for good people to do evil things, that takes religion.”

    Meşhur ateistlerden olan Weinberg’in böyle demesi bize pek bir şey ifade etmese de, Darwinizm, Kemalizm gibi bazı batıl dinler için o sözün doğruluğu su götürmez. Bu sözümde Atatürk’e hakaret yok, asıl Atatürk’e hakaret edenler Atatürk’ü ilah, Kemalizmi din yapanlardır.

    Efendimiz (s) “din güzel ahlaktır” der. “Eline, beline, diline sahip olan kurtulur” der. Müslümanlar içerisinden sapla samanı birbirine karıştırıp, din adına dine rağmen terör üretenler İslam’a en büyük zararı verenlerdir. Biz onların müslümanlığına da şüpheyle bakarız.

  111. Yazan:muharrem Tarih: Jan 24, 2008 | Reply

    fizikci bey/bayan,
    Lafi Ataturk’e nasil getirdiniz hic anlamadim:) Ben daha genel bir seyden bahsediyorum. Musluman olarak sizin iyi niyetinizden suphem yok. Ama bugun ~200 000 senelik insanlik tarihinin 6000 senelik bir kismina tekabul eden uc buyuk dinin ne gibi acilara yol actigini gormemek icin (kolelik, savaslar, zina yapti, islami elestirdi diye kesilenler, intihar bombacilari) ya kor ya da gercekten cok inancli biri olmak lazim. Dusunun, hiristiyanlik inanci reforme edilmeseydi kolelik kalkabilir miydi? Unutmayin ki uc buyuk din de bunlarin yorumlari da ozunde kendinden olmayanlari dislar ve ikna etmeye calisir. Bence sorun hiristiyanligin, muslumanligin kendisinde. Onun icin dinler arasi hosgoru filan da kutsal kitaplar tarafindan kesinlikle desteklenmeyen bir “oxymoron”.

  112. Yazan:BirDost Tarih: Jan 24, 2008 | Reply

    Ben daha genel bir seyden bahsediyorum. Musluman olarak sizin iyi niyetinizden suphem yok. Ama bugun ~200 000 senelik insanlik tarihinin 6000 senelik bir kismina tekabul eden uc buyuk dinin ne gibi acilara yol actigini gormemek icin (kolelik, savaslar, zina yapti, islami elestirdi diye kesilenler, intihar bombacilari) ya kor ya da gercekten cok inancli biri olmak lazim.

    Ne tuhaf mantık. Son 2000 yılda dinlerin olmadığı bir dünya düşünün bakalım, dinlerin vaazettiği ahlakın olmadığı bir dünya. Nasıl olurdu? Din savaşı kisvesi altında yapılan pekçok savaşın ekonomik temelli paylaşım savaşı olduğunu da mı bilemzsiniz. İki dünya savaşı ne için yapıldı, dünya kurulduğundan beri yapılan tüm savaşlardan fazla insan, 100 milyon can ne için öldü. İki kanlı ideolojinin kaynağı ne idi?

    Kölelik kalkamazmış. Yahu köleliğin nasıl ortaya çıktığını biliyor musunuz peki? Dinler mi çıkarttı köleliği yoksa vahşi insan tabiatı ve tahakküm huyu mu? Atmanın da bir sınırı olur. Dinlere olan nefret insanı ne kadar da pozitivist bağnaz yapıyor..

  113. Yazan:muharrem Tarih: Jan 24, 2008 | Reply

    sayin Birdost,

    Evet dinlerin (stalinizm de dahil) insanlari zehirledigini dusunuyorum ki bu da bence gayet gecerli bir elestiri. Pozitivist bagnaz elestirinize katilmiyorum. Sinirlenmenize gerek yok. Koleligin kalkmasina temel itirazlar dini temellidir. Benzer itirazlar kadin haklari konusunda muslumanlar arasinda da var.

    Kendinize bir sorun bakalim bugun insanlar tevrat ve kuran’a koru korune inanmasalardi filistin sorunu daha mi kolay yoksa zor cozulurdu? Adam burasi benim “kutsal” topragim diyor nasil cozum olsun! Ya Irak’ta insanlar neden birbirninin bogazini kesiyorlar. Ya intihar bombacilari, kok hucre arastirmalarina karsi cikan hiristiyan sofulari bunlari nasil rasyonellestiriyorlar?

  114. Yazan:fuatogl Tarih: Jan 25, 2008 | Reply

    @Fizikçi;
    Güneşde patlamalardan kaynaklanan alevlerin deve, kervan vs. şekillerie büründüğünü uydurabilecek kadar yaratıcı değilim 🙂
    Marx meselesi de magazin değil, bu adam ahlaksızın teki arka fonunda materyalizm falan filan işleniyordu. Sohbetlere de konu olduğunu hatırlıyorum. Neil Armstrong, ayda ezan vs. meselelerinin de defalarca suyunu çıkarttıklarını adım gibi biliyorum, vizyon filan demeyin bana. O kadar işlenmesine rağmen nedense şimdi bulunamıyor.
    Benim bulunduğum çevre tamamen nurcu bir çevre idi, ve mekanlarda bulunan yayınların künyesinde genelde hep “feza yayıncılık” yazardı. Şu yazmazdı bu yazmadı diye bana boşuna anlatmaya çalışmayın. Derdim de tekrar evrim teorisi tartışmak değil, yukarıda anlatmaya çalışdığım bir dünyadan çıkan bir insanla bunun yapılamıyacağını öğrendim zaten. İkide bir Marx yada materyalizm diyen birisi de değilim. Ama genelde bu konularda çok fazla, gerçekle ilgisi olmayan şeylerle uğraşıldığı için doğal olarak onlardan örnek veriyorum. Sızıntının arşivine de baktım, geçmişe doğru gittikçe sayılar eksiliyor, 79 dan bu yana herhalde bi 50-60 sayıyı koymamışlar, güncel bilgiye uymadığı içindir belki. Ek verilmiyor iddianız ise komik. Tonlarca, değişik konularda ek mini kitapçıklar gördüm,karıştırdım. “Sam’s Darwin in 2 hours” tadında renkli renkli hap niteliğinde kitapçıklar. Zannedersem resmi eki de “şüphe” idi, şimdi ne alemde bilmiyorum.

    Suat beyin dediği gibi Zafer yayınlarından çıkmış olsa ne değişir ki? Onlar çok mu farklı bir grup, hepsi kol kola benim bildiğim?

    Sızıntı ve o grubun yayınlarıyla olan asıl sıkıntım bilimsel teorileri kabul etmemeleri değil. Asıl sıkıntım bu karşı çıktıkları şeylere karşı yalan kullanmaları. Evrim teorisi yakında çöpe gidecektir, bilim nezdinde itibarı düşmüştür şeklinde devam eden iddialar düpedüz yalandır. Bu teori insanın bilimsel eyleminin ürünüdür. Dolaysıyla çöpe gidip gitmemesi konusu bilim açısından değerlendirilmelidir. Öyle birşey ise görünmüyor, tam tersine bu konuda yapılan yayın ve araştırmalarda tam anlamıyla bir patlama var. Bunun aksini iddia etmek yalan söylemektir, dürüstlükten sapmaktır. Hem iyilikten, güzellikten, iyi ahlaktan bahsedip hemde bu şekilde iddialarda bulunamazsınız. İkisinden birisini seçmek zorundasınız. Karşı çıkılsın, ama dürüstce karşı çıksınlar ve insanları yanıltmasınlar. “Bilim insanları evrim teorisi diyor ama bizce doğru değil, bilim şundan şundan dolayı yanılıyor” desinler. Doğrusu budur! Bu şekilde “allah allah bilim neden böyle diyor, birde kendim araştırayım bakalım neden öyle diyorlar” diye şüphe ve soru geliştirme şansı olur. Şu anda bu hak insanların elinden alınıyor yalan ile, çünkü durumun öyle olduğunu bilmiyorlar. Gerçekten bilimin gündeminden çıktığına inanıyorlar. Ve bu durum öyle münferit değil, tamamen sistematik bir şekilde yapılıyor. Daha önce vermiştim, kendiniz bakın zamanın yöntemlerine, bakalım aradaki 450 farkı bulabilecekmisiniz:
    Zamanın aktarması
    Orjinal haber
    Bu tarz şeyler iyi niyetle açıklanabilir mi? yada basitçe hata yapmışlardır denilebilir mi? Hata ise, neden sürekli yapıyorlar?

    İnsanın şüphe geliştirmesini önleyip, yalanlarla beslerseniz endoktrinasyon konusunda ilk sağlam adımları attınız demektir. Belli başlı konularda tamamen bu yöntemler izleniyor, sizde bunu en az benim kadar iyi biliyorsunuz Fizikçi bey.

  115. Yazan:BirDost Tarih: Jan 25, 2008 | Reply

    @Muharrem,

    Kendinize bir sorun bakalim bugun insanlar tevrat ve kuran’a koru korune inanmasalardi filistin sorunu daha mi kolay yoksa zor cozulurdu?

    Anlaşılan sizin dünyadan haberiniz yok. Bu sorunun kaynağı körü körüne inanmak mı, ortadoğu coğrafyasını kontrol için bir “üs devlet”in korunma mücadelesi mi? İsrail’i kim nasıl ve niçin koruyor?

    Bir de şunu sorayım, Irak’ta 4 yılda 700 bin insan öldü bunlar neye körü körüne inanmaktan oldu acep? Kim öldürdü onları bushizm dini mensupları mı petolizm tutkusu mu, nedir?

    Aklınızı mantığınızı tatile çıkartmayın, biraz düşünün.

  116. Yazan:T.Suat Demren Tarih: Jan 25, 2008 | Reply

    Suat beyin dediği gibi Zafer yayınlarından çıkmış olsa ne değişir ki? Onlar çok mu farklı bir grup, hepsi kol kola benim bildiğim?

    Ama Fuat Bey, çamur yapmayın, Sızıntı dediniz buna dair örnek gösteremediniz. Sızıntı ile Zafer bambaşka dergiler bambaşka iki gruba aitler.

    Bizim de öteden beri karşı çıktığımız şeyler bunlar sembolerden falan birşeyler çıkartmak.

    Bu tip şeyler her türlü fikirde neşet bulabiliyor,. mesela bakınız:

    Nutuk’un Şifresi

    Gabal dağı, Ata siluleti

    İkinci linkten:

    Ardahan’ın Damal ilçesi Yukarı Gündeş Köyü, Ulu Önder Atatürk’ün, her yıl bu dönemde Karadağ sırtlarında güneşin konumuyla oluşan siluetim görmek isteyenlerle doldu taştı. Atatürk’ün silueti önceki akşamüstü de ortaya çıktı. Bu bölgenin milli park olması için Meclis’e teklif veren CHP Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt, siluet göründüğü sırada hayvan sürüsünün dağdan geçmesine büyük tepki gösterdi ve bunu ‘ihanet’ olarak niteledi. •

    İSTİKLAL MARŞI OKUNDU

    Damal Belediyesi’nin pazar günü düzenlediği Atatürk’ün İzinde ve Gölgesinde Damal Şenlikleri’ne katılım beklenenden fazla oldu. Ata’nın dağ yamaçlarında gölgeyle ortaya çıkan siluetini görmek için sabah erken saatlerden itibaren ilçe merkezi ziyaretçilerle doldu. Coşku içinde akşamı bekleyen vatandaşlar siluetin oluşmasına yarım saat kala Yukarı Gündeş Köyü’ne akın ederek 18.10’da oluşan görüntüyü izlediler.

    Ardahan Valisi Mustafa Yiğit, CHP Ardahan Milletvekili Ensar Öğüt, 25’inci Mekanize Piyade Tugay Komutanı Tuğgeneral Naci Bayram Kırpınar, Kaymakam Yücel Gemici, Belediye Başkanı Gülcemal Fidan ve binlerce vatandaş Karadağ sırtlarına vuran silueti alkışlarla karşıladı, İstiklal Marşı ve göndere bayrak çekilmesinden sonra askeri bandonun çaldığı marşlar eşliğinde izlenen siluet saat 18.25te kayboldu.

    MİLLİ PARK OLSUN

    Siluetin oluşmaya başladığı sırada bir hayvan sürüsünün bölgeden geçirilmesi ise tepki çekti. Önlem alınmadığı takdirde Karadağ’daki mucizenin yıllar sonra kaybolabileceğine işaret eden CHP Ardahan Milletvekili Ersan Öğüt, buranın acilen milli park ilan edilmesini istedi. Siluetin belirdiği bölgede koyun otlatılmasına izin verilmesini ‘ihanet’ olarak değerlendiren Öğüt, şunları söyledi:

    “Böyle rezalet olamaz. Bu dağda hayvan otlatılması büyük terbiyesizlik. Bugüne kadar bu mucizenin çıktığı Karadağ neden koruma altına alınmamış. Ama ben 56 arkadaşımla birlikte Meclis’e bu bölgenin Milli Park olarak ilan edilmesi için kanun teklifi verdim. Şimdi bu kararın kısa sürede çıkmasını diliyoruz. Çünkü buradan geçen hayvan sürüleri zamanla siluetin çıktığı alanı yok edecek ve bu mucizeyi bir daha göremeyeceğiz.”

    Bağnazlık -pardon- ahmaklık parayla pulla değil.

    Bu pozitivist metafiziğe ilişmiştim bir ara, buradan okunabilir.

  117. Yazan:T.Suat Demren Tarih: Jan 25, 2008 | Reply

    Daha önce vermiştim, kendiniz bakın zamanın yöntemlerine, bakalım aradaki 450 farkı bulabilecekmisiniz:
    Zamanın aktarması
    Orjinal haber
    Bu tarz şeyler iyi niyetle açıklanabilir mi? yada basitçe hata yapmışlardır denilebilir mi? Hata ise, neden sürekli yapıyorlar?

    Ama Fuat Bey, siz de baltayı çok sık taşa vurmaya başladınız. :))

    Bakın o haberin asıl kaynağı kimmiş. TT Bey’in benim sitemde aynı konuda yaptığı yorum:

    11.TT …

    DB’nin alıntıladığı Zaman’ın 2006 daki haberini ilk kez gördüm.

    Time dergisindeki bir makale konu edilmiş.

    Bu makalenin haberi önce 02.10.2006 tarihli Vatan gazetesinde
    “Dev araştırma evrim teorisine darbe vurdu” başlığıyla çıkmış..

    Ardından 2 gün sonra Zaman Gazetesi, Vatan’daki haberi aşağı yukarı aynı manşet, cümle ve yorumlarla kullanmış…

    Haberin menşei yine Doğan gurubundan bir gazete olan Vatan Gazetesine ait…

    Vatan’ın haberi: http://www.tumgazeteler.com/?a=1720710

    http://www.zaman.com.tr/webapp-tr/ha…haberno=432280

    Zaman’da bir yanlış bulabilmak için gözlerini dört açmış bir kitlenin bulunması, aslında gazetenin ne kadar etkili ve kaliteli çıktığının da bir göstergesi bence…

    Anlaşılan o ki iki gazete de bir ajansin hatalı çevirisine kurban olmuşlar. Ya da Vatan gazetesi de evrimciliği bırakmış :-))

    Bu da olmadı Fuat Bey, başka alalım.

  118. Yazan:BaşkaBirDost Tarih: Jan 26, 2008 | Reply

    Haberin orjinaline bakar mısınız? Bilimsel(!) Endoktrinasyon nasıl yapılırmış?

    “You don’t have to be a biologist or an anthropologist to see how closely the great apes–gorillas, chimpanzees, bonobos and orangutans–resemble us. Even a child can see that their bodies are pretty much the same as ours, apart from some exaggerated proportions and extra body hair…”

    Valla gerisini okumayı midem kaldırmadı.

    Bilimsel teoriler de bir başka oluyor canım:) İnsan maymunla ortak atadan gelmesydi biyologlar ne yapardı? Bilim iflas ederdi. İlaç neyim de geliştiremezdik. Ha mikro ha makro ikisi de aynı şey canım:) Temelde bir farkları yok!? Valla bilimsel(!) teoriler de bir başka oluyor! Sevgili BirDost siz maddenin içkinlik özelliğini bilir misiniz? Bu madde var ya canlı oluşturmak için can atar. Üç beş aminoasidin biraraya gelince ilk yapacakları şey nedir bilir misiniz BirDost?

    İlk canlıyı oluşturmak. Gerisini biliyorsunuz zaten…

    Hem Darwinizm o kadar bilimseldir ki Akıllı tasarıma bilimsel olacak bir alan bırakmamıştır! O da yazık gariban(: Biyolog amcalar bilim yapamayacakları için onu hiç desteklemiyor. Zaten onu destekleyenlerden her türlü kötülük de beklenir! Hem de arkasında Bush var! Bak gördünüz mü ne kadar aşağılık ve de bilimdışı bir şeymiş(şimdi nasıl teori diyelim bilimdışı bir şeye?) bu akıllı tasarım?

    Hem siz Popper’ın bilimsellik kriterlerini bilseydiniz hemen anlardınız berikinin ne kadar bilimsel ötekinin ne kadar bilimdışı olduğunu? Eğer 1905 model Ford Focus(Hyundai accent, Volvo S80 v.s. farketmez günümüzden bir model) bulursanız arabaların evrimi teorisini çürütebilirsiniz. Başka bir yolu var mıydı çürütmenin sevgili BirDost? Kademeli tasarım filan bilim dışı yaklaşımlardır bilirsiniz. Bir tasarımcı ne kadar bilim ve akıl dışı!

  119. Yazan:fizikci Tarih: Jan 26, 2008 | Reply

    Fuatogl,

    Zafer dergisiyle Sızıntı’yı aynı kefeye koyma hatanızdan hiç bahsetmeyeceğim. Bazı safdiller de bütün müslümanları Refahçı, şeriatçı falan zanneder mesela. Sizin ki bunun bir su yıkanmışı.

    Asıl bahsetmek istediğim bizim taraftaki safdiller.

    Marx meselesi de magazin değil, bu adam ahlaksızın teki arka fonunda materyalizm falan filan işleniyordu. Sohbetlere de konu olduğunu hatırlıyorum. Neil Armstrong, ayda ezan vs. meselelerinin de defalarca suyunu çıkarttıklarını adım gibi biliyorum, vizyon filan demeyin bana.

    demişsiniz.

    Bu ifadeniz durumunuzu çok güzel deşifre ediyor. Balbazar’ın da durumu aynı: Daha önce sohbet ortamlarında bulunmuşsunuz, oralarda (imam da olabilir) bazı safdillerin, meselenin özünü kavrayamayanların söylemlerinden olumsuz etkilenmişsiniz. Bütün bir cemaat de böyledir genellemesine gidip, nedenini benim anlamakta zorluk çektiğim bir düşmanlık duygusuna kapılmışsınız. Yani kısaca cemaatin vizyonunu sohbetlerdeki safdillerden öğrenmişsiniz. Şimdi ne zaman konu FG olsa, cemaat olsa, “büyük bir tehlike olarak gördüğünüz bu cemaat hakkında olumsuz propoganda yapmayı” bir çeşit vazife biliyorsunuz. Fakat en önemli hatanız: münferit olayları cemaatin tümüne genellemek, cemaatin içinde ama vizyonunun dışında olan, daha çok göze batan, sivri tipleri örnek gösterip “bunların hepsi böyle” demek.

    Ben hizmete ait bir ortamda çalışıyorum. Çok nadiren arkadaşlar, bu Zafer dergisi tarzındaki mucizeleri bütün çalışanlara forward ederler. Bir kaç ay önce de, bir arkadaşımız, sizin de bahsettiğiniz “ayetlerin sayılarıyla oluşturulmuş kartezyen koordinat sistemindeki noktaların birleştirilmesiyle ortaya çıkan Allah lafzı” mucizesini göndermişti. Ben de cevaben dalga geçmiştim. “Adam resmen işine gelen noktaları birleştirip Allah yazmış, bunun nesi mucize?” diye.

    Gene geçtiğimiz sene bir arkadaşımız, öğlen arasında geyik yaparken Yahudiler hakkında olumsuz şeyler söylemişti. Hatta lanetli olduklarından bahsetmişti. Bilgisayar mühendisi olan bu arkadaşımız bildiğiniz şakird, 5 vakit namazını kılıyor. Ben tabi hemen müdahele ettim. Bütün insanların dünyaya imtihan için gönderildiğini, kimsenin lanetli falan olmadığını anlattım. Anlattığım şeylerin de Müslümanlıkla (inancımızla) ilgili en temel konular olduğunu söyledim.

    Şimdi bu safdillere bakarak cemaatin vizyonu hakkında fikir sahibi olabilir misiniz? Bunlar nihayetinde kendi halinde çocuklar, cemaat içinde yanlış inanışların yaygınlaşmasına neden olsalar bile, Sızıntı, FG, Zaman kadar etkili değiller. Söyledikleri şeylerin yanlış olduğunun farkında bile değiller, doğrusunu anlattığınızda kolayca ikna olup kabulleniyorlar.

    Bu yüzden siz de argümanlarınızı Sızıntı, FG’nin konuşmaları ve eserler üzerinden yapmalısınız. Bu safdillere bakarak bir cemaatin sosyolojik analizini yapamazsınız. Ayrıca bu türden safdillerin olmadığı bir cemaat, topluluk, vs. gösterebilir misiniz? Aydınlara düşen bu tür cahilliklerle şu örnekteki gibi mücadele etmek olmalıdır. Onların cahilliğini örnek olarak gösterip, ait oldukları topluluğu karalamak değil.

    Bu ucuz mucizeler, Yahudi düşmanlığı ve benzeri yanlış inanışlar eskiden daha yaygındı. Ama artık her geçen gün etkisini yitiriyor. Aslında bunların yaygınlığı, cahilliğimiz ve fakirliğimiz (dolayısıyla sahip olduğumuz aşağılık kompleksiyle) doğru orantılı. Artık her geçen gün en önemli problemimiz olan cehalet ve fakirlikten kurtuluyoruz. Bu tuhaf inanışlar da yavaş yavaş kayboluyor.

  120. Yazan:fizikci Tarih: Jan 26, 2008 | Reply

    Bu arada Nazlı Ilıcak süper bi yazı yazmış, özellikle sonuna bayıldım:

    Şırnak ve vatan sevgisi
    Çamlıca Coşkun Koleji’nin davetlisi olarak 50 Şırnaklı öğrenci İstanbul’a geldi. 67 ve 8’nci sınıf talebeleri, İstanbul’da kendi yaşlarındaki çocukların evinde kaldılar. Böylece hem çocuklar, hem de ebeveynler birbiriyle yaklaştı. Sözbir Oteli’nde Şırnaklı çocuklarla birlikte oldum; sohbet ettik.
    – Büyüyünce ne olmak istersiniz?
    Doktor, hemşire cevabı ağırlık taşıyor. Astronot ve futbolcu gibi değişik cevaplar da var. Öğretmenleriyle de konuştum. “Bugüne kadar, Şırnaklı, pek uzman doktor yüzü görmemişti. 150 kişilik bir hastane kuruldu; şu anda 33 uzman doktorumuz var” dedi.
    Çocuklar lâfa girdi: “Yollarımızı yapıyorlar; fakir ailelere kömür ve erzak dağıtıyorlar. Kitaplarımız bedava; bilgisayarlı sınıflarda eğitim görüyoruz.”
    AK Parti, son seçimlerde güneydoğuda galiba bu yüzden büyük oy patlaması yaptı.
    Çocuklar üzgün; “Şırnaklı deyince bize ters ters bakıyorlar. Sanıyorlar ki, Cudi Dağı, Namaz Dağı, Gabar Dağı Şırnak’ın içinde, merkezinde. Oysa uzakta. Biz teröristlerle iç içe yaşamıyoruz.”
    İstanbul Valisi’ni de ziyaret etmişler. Muammer Güler’in sarf ettiği bir söz kulaklarına küpe olmuş: “Ben Mardin’liyim ama, gördüğünüz gibi İstanbul Valisi olabildim. Sizlerin de önü açık.”
    Bu gibi ziyaretler, onların ülkeyi daha sıkı kucaklamasına vesile oluyor. İstanbul’a konuk edilen Şırnaklıların konuşmalarını, Mehmet Ali Birand’ın haberinden takip eden Hıncal Uluç da iftihar etmiş: “Onları seyrederken inandım ki, yarınlar için korkmaya gerek yok.”
    Bilmiyorum farkında mı Uluç… Bu organizasyonu Fethullah Gülen cemaati yaptı.

  121. Yazan:fuatogl Tarih: Jan 27, 2008 | Reply

    Suat bey kardeşim, biraz zorlandım ama, zannedersem işin özünü anladım. Elimizde 1 yalan varsa o yalan olur. 2 Yalan varsa toplamı doğru olur. O zaman sormak istiyorum, üçüncüsünü bulup getirirsem toplamda elde ettiğimiz yine yalan mı olacak – ve siz dördüncüsünü mü bulmaya çalışacaksınız? 🙂 Yada nasıl oluyor bu işler bana bir anlatın kafam iyice karışmadan. Yada şöyle eğri doğru oturup açıkca yalan olana hak ettiği statüyü verip açıkca “yalan” mı diyelim birbirimizi kandırmadan?
    Gazetenin etkili ve kaliteli olması iddiasına gelince; etkili olduğu için bende yıllardan beri takip ederim, ama daha böyle bir “haberin” üzerine kaliteye vurgu yapmayı tam olarak anlayamadım. Herhalde yukarıdakine benzer bir çözüm bulabilmek için birazcık daha düşünmem gerekiyor. Bu biraz zor, zaman alabilir.

    Daha bunlarda olmuyorsa zaten benim yapacağım hiçbirşey kalmıyor. Ne bulsak zaten hatalı çeviri, acelecilik filan diye açıklanacak. Zafer okudum da demedim, öyle olsa idi çok büyük bir fark mı olacak demek istedim. Çok farklı bir mentalite değil sonuç olarak, ve anladığım kadarıyla onlarda orasından burasından aynı cemaat ile ilişkili. Ve bol bool çocuklara yönelik yayınları var. Mühendis olan o bahsettiğiniz arkadaşlarınız muhtemelen bu yayınlarla “renkli” bir çocukluk geçirmiş. Biraz kurcaladım şimdi onlarıda.., sizden de şüpheleniyorum Fizikçi bey kardeşim, birazcık zafer etüdleri de yapmış gibi bir derinlik seziyorum sizde 🙂 Sanki aynı tel ve frekansdan çalıyorsunuz gibi geliyor bazen 🙂 Önyargılarımın kurbanı da olabilirim tabii.

    Birde Fizikçi bey şöyle şeyler olmaz diyordu hemen yukarıda, herhalde buda baskı hatası filan, yada muhabirin kulaklarından kaynaklanan bir sorun.(Neil Armstrong yalanı).
    2-3 hafta öncesine kadar minik bir ilaç şirketinde data mining ci olarak çalışıyordum fizikçi kardeşim, hiç bu işlerde kullanacağım aklıma gelmezdi. Memlekete dönünce de herhalde ilk işim eski kolilerim arasında veri analizi yapmak olacak 🙂

    Nazlı hanımın yazısı…Aynı mantıkla bende size kıytırık-marjinal sol örgütcüklerin varoşlardaki kumara, tefeciliğe ve uyuşturucuya karşı kendilerince geliştirdikleri mücadeleden bahsetsem aşağı yukarı aynı şeyi yapmış olurum. Halkla ilişkiler/PR tarafına mı bakalım yoksa bütüne mi?

  122. Yazan:T.Suat Demren Tarih: Jan 27, 2008 | Reply

    Fuat Bey,

    Elimizde 1 yalan varsa o yalan olur. 2 Yalan varsa toplamı doğru olur. O zaman sormak istiyorum, üçüncüsünü bulup getirirsem toplamda elde ettiğimiz yine yalan mı olacak – ve siz dördüncüsünü mü bulmaya çalışacaksınız? 🙂

    🙂 Est.

    Yalan yalandır, ama burada spesifik olarak bir gazeteden bahsederken, suçlama yapar iken bunlar önem arzediyor

    Sizin endoktrinasyon suçlamanız vardı, konu oradan çıktı hatırlarsanız. Ama görüyoruz ki o haber Zaman menşeili değil. İşin ilginci hemen her yerde bu haber İşte Zaman’ın sahtekarlığı” diye karşıma çıkıyor. (Malzeme yokluğundan sanırım)

    Oysa Vatan aynı haberi iki gün önce vermiş, ikisi arasında da uzun boylu fark yok. Belli ki ya Zaman Vatan’dan apartmış ya da ikisi de bir başka yabancı gazeteden/ajanstan çevirmişler. Vatan’dan aparttıysa suç Vatan’ın. Vatan “bu konuda” çarpıtma yapmayacağına göre muhtemelen her ikisi de bir başka yabancı yaratılış yanlısı gazetenin/ajansin cımbızlamasına düşmüşler. Hatta Vatan’ın haberi daha ayrıntılı. Zaman daha uzun ballandıra ballandıra verebilirdi. Bu durumda Zaman’ın Time’dan bir haberi alıp çarpıtarak aktarması gibi bir durum yok ortada. Yani suçlamanız boşa çıkmış oluyor, bahsettiğim şey bu.

  123. Yazan:Balbazar Tarih: Jan 27, 2008 | Reply

    Munferit baski, munferit yazar, munferit sayidir o Fuat kardesim. Hem belki misal Nokta dergisi de bahsetmistir bu Armstrong meselesinden, simdi cemaate yuklenmenin anlami ne?

    Elbette, 10 yasinda cocugu “cemaate kazandirma” yetki ve sorumlulugunu 15 yasindaki cocuga verenlerde hic kusur yok, cocuk safdilse onlarin sucu ne? Cocuga yazili direktif vermiyorlar ki, “biz suyuz, amacimiz sudur, sunun egitimini veririz” diye…

  124. Yazan:BirDost Tarih: Jan 27, 2008 | Reply

    Munferit baski, munferit yazar, munferit sayidir o Fuat kardesim.

    Öyle bir baskı yok, öyle bir yazar yok, öyle bir sayı yok Balbazar efendi. Velev ki Binlerce sayı içinde bir kaç tane bulursanız bu size neyi ispatlar Balbazar efendi?

    Elbette, 10 yasinda cocugu “cemaate kazandirma” yetki ve sorumlulugunu 15 yasindaki cocuga verenlerde hic kusur yok.

    Tabi bu işi bir standarda bağlamak lazım. ISO, AQAP, CMMI hangisini isterdiniz?

    Sanki, insanlar o kadar zor durumdaki dini anlatırken sembollerden medet umuyor. Ya da o kadar zayıf bir durumdaki kendini güçlü ve haklı göstermek için diğer insanlara durmadan sistematik bir şekilde çamur atıyorlar. Sanki bu işler bu seviyeye yalan, dolan ve iftiralarla gelmiş. El insaf!

    Mal bulmuş mağribi gibi bir şeylerin üzerine atlamayı entellektüellik sanmak entellektüellik değildir. Bu kadar yayın, bu kadar insan içinde her zaman bir malzeme bulursunuz. Olayları iyi niyetle değerlendirme olgunluğunu gösteremezsek yanlış sonuçlara ulaşmamız kaçınılmazdır.

  125. Yazan:Balbazar Tarih: Jan 27, 2008 | Reply

    Tabi bu işi bir standarda bağlamak lazım. ISO, AQAP, CMMI hangisini isterdiniz?

    Kendi siyasi yayilmacilik aktivitelerimizde cocuklari hedef almamak gibi son derece basit bir standarda bagli olmak yeterli olur kanimca.

  126. Yazan:Balbazar Tarih: Jan 27, 2008 | Reply

    Bazı safdiller de bütün müslümanları Refahçı, şeriatçı falan zanneder mesela.

    Bir de butun muslumanlari siyasal Islamci olmak zorunda zannedenler var. Kendi siyasi konumlarindan bahsederken israrla “musluman” terimini kullananlar.

    Onlara gore, kendileriyle ayni siyasi konumu almayan, belli cemaatlere, tarikatlere, siyasi hareketlere sempati duymayanlar musluman degil. Bu safdillik degil elbette, son derece bilincli bir dayatmacilik.

  127. Yazan:fizikci Tarih: Jan 28, 2008 | Reply

    Fuatoglu Bey,

    Hatırlarsanız benim itirazım sizin şu sözlerinize yönelikti:

    Elma bal çiçek dedinizde aklıma getirdiniz. Zannedersem sızıntının 18-19 yıl önceki sayılarında aynı türden “sözde-bilim” örnekleri boldu, eğleniyordum o zamanlar, ciddiye de alınmıyordur pek fazla diye. Mesela Güneş yüzeyindeki patlamaları gösteren fotoğraflarda deve şekilleri çıkartıyorlardı mucize olarak! Ciddi ciddi, mizah değil! Yada mesela sureleri ayet sayılarına göre koordinat düzlemine dizip allah yazdırıp kuran daki mucizevi matematiği gösteriyorlardı. Ama sureleri şekli çıkartacak şekilde rastgele dizmelerini açıklamamışlardı !!!.

    Gördüğüm kadarıyla bu “bol sözde-bilim örnekleri”nden bir tane bulabilmek için “data mining” yapmak zorunda kalmışsınız. Bu şunu gösterir: Sizin iddianızın aksine Sızıntı’nın yayın politikası sözde-bilim yazılarından ibaret değildir. Öyle olsaydı ne data mining yapmanıza gerek kalırdı, ne de “ha Zafer, ha Sızıntı” şeklinde akıl dışı yorum yapmanıza..

    O yazı 83’de yazılmış. Yani bu tür şehir efsanelerinin en yaygın olduğu zamanlarda. Artı yazının konusu Neil Armstrong değil. Ağrı dağında araştırma yapan başka bir astranot. Yazar konuyla ilgili bulduğundan olsa gerek o şehir efsanesinden de kısaca bahsetmiş. Aslında yapmanız gereken sırf o amaca yönelik “deve şeklinde güneş patlaması”, “koordinat düzleminde Allah lafzı” tadında bir yazı bulmak. “Bol” ya zaten, rahatça bulursunuz eminim. Data mining’e devam…

    Balbazar,

    Munferit baski, munferit yazar, munferit sayidir o Fuat kardesim. Hem belki misal Nokta dergisi de bahsetmistir bu Armstrong meselesinden, simdi cemaate yuklenmenin anlami ne?

    Siz “bol” buldunuz da biz münferit mi dedik? Data mining’den anlıyorsanız siz de fuatogl’a yardımcı olabilirsiniz. …bozacının şahidi şıracı hesabı.

    Elbette, 10 yasinda cocugu “cemaate kazandirma” yetki ve sorumlulugunu 15 yasindaki cocuga verenlerde hic kusur yok, cocuk safdilse onlarin sucu ne?

    10 yaşındaki çocukmuş. Cemaatin hedefine ilkokul çocuklarını da eklemişsiniz. Biraz daha gaza gelirseniz “bunlar ana karnında endoktrinasyona başlıyorlar” diyeceksiniz.

    Siyasi endoktrinasyon yapıyorlar dediniz, örnek verin dedik. İşte İsmet Paşa’ya cehennemlik diyorlar dediniz, aksine cemaatte bu tür konular tabudur, konuşulmasına hiç izin verilmez dedik.

    Bu cemaatin çocuklara verdiği eğitimin somut bir zararını gösterin bize. Onun üzerinden tartışalım.

    Cocuga yazili direktif vermiyorlar ki, “biz suyuz, amacimiz sudur, sunun egitimini veririz” diye…

    Gerçekten bu konuda ne düşündüğünüzü söyler misiniz? “Biz şuyuz, amacımız şudur, şunun eğitimini veririz” derken ne kastediyorsunuz? Bu cemaat üyeleri kim, amaçları ne, neyin eğitimini veriyorlar?

    Bir de butun muslumanlari siyasal Islamci olmak zorunda zannedenler var. Kendi siyasi konumlarindan bahsederken israrla “musluman” terimini kullananlar.

    “Siyasal İslamcı” lafı bize ait değildir. Dışardan bakanlar öyle tuhaf şeyler söylerler. Müslümanın siyasette başarılı olanı “siyasal İslamcı”, ekonomide başarılı olanı da “yeşil sermaye”dir.

    Onlara gore, kendileriyle ayni siyasi konumu almayan, belli cemaatlere, tarikatlere, siyasi hareketlere sempati duymayanlar musluman degil. Bu safdillik degil elbette, son derece bilincli bir dayatmacilik.

    Aksine diğer cemaatlere, hatta daha geniş çerçevede sünni olmayanlara “müslüman değil” demeyiz, diyemeyiz. Bunu birileri uydurur. Müslümanları birbirine düşürmek isteyenler onları birbirlerine karşı kışkırtmaya çalışır. Sünnilere gider “mum söndü” hikayesi anlatırlar, sonra Alevilere gider “bakın sizin için böyle diyorlar, ayrıca onlar da şöyle sapıklıklar yapıyorlar” derler. Sivas’ı, Maraş’ı tezgahlar, şeriat tehlikesini kamuoyu gözünde güçlendirir, alınması gereken önlemleri peşinen meşrulaştırırlar.

  128. Yazan:fuatogl Tarih: Jan 28, 2008 | Reply

    @Balbazar;
    Tesekkurler, biryerde anlamadigim birsey var diyordum bende 🙂

    @Fizikci;
    Tanik oldugum seylerin 17-18 yil onceki seyler oldugunu belirttim. 50-60 sayidan fazla eksik olan bir arsivden her tanik oldugumum seye kanit bulmami istiyorsun kili kirk yarma oyunuyla. Birazcik inat edip arayinca da su yok, bu yok, o olmadi hic dediklerinizden seyler cikabiliyor. Bu seferde 83 de yazilmis munferit bir olay oluyor. Hem ne bekliyordunuz? Gecen sayida vardi bunlar mi dedim ben? Bu yalanlarin yalan oldugu ortaya cikti, elbette bugun yapilmayacak. 1-2 tanede degil, ayni minvalde degisik degisik seyler bulabilirsiniz kusto dan neil e bilmem kim e kadar. Bugun nedir ayrintisiyla bilmiyorum ama endoktrinasyonun cok onemli bir bolumu olan yalan ve demagoji bol bol vardi arkadas, kendimizi kandirmayalim illa savunacagiz diye. Tesadufen mi sag buralardan cikan insanlarin tamami sag goruslu, koyu muslaman muhafazakar-insanlar oluyor hep? Bunu yazarken bir ornek daha geldi aklima. 80 oncesinde gomunistler dini butun insanlarin bulundugu mahallere yonelik bombalama planlari yapiyordu, bircok yerde de bombalama eylemleri vardi, ah soyle kotu kosullarda yasadik, boyle kosullarda yasadik bu gunleri bir daha yasamayalim. O insanlarin uzantilari hala az da olsa etkin diye devam ederdi (Usak IHD bir donem etkindi, onlardan bahsediyor, aman haa uzak durun demeye getiriyor – nede olsa kucuk sehir). Bu yalanlarin size yazili belgesini bulamam. Ama bu ve benzeri demagojik yalanlari agdali ve oturakli sesiyle SURA denen evlerde ogrencilere sohbetlerde tarih niyetine anlatan Usak lisesi ogretmeninin adini ismini verebilirim eger mailinizi iletirseniz – nasil olsa teskilattan, isterseniz ulasabilirsiniz. Birde bunu yapmadan once eski ulkucu Ali Yurtarslan in “itiraflar” kitabini edinip ozellikle Usak sehrinden bahseden itiraflarini okuyunuz ondan sonra kendiniz muhakeme edersiniz. Endokrinasyonun agdalisi yapildi yapiliyor, birakalim su “belge bul” modasini. Hayatta tum tecrube ettiklerimizin belgesini mi bulalim? Bulsak da munferit birsey oluveriyor zaten. Hem ben sizin iddianizla zaferin ne oldugunu bilmeyen birisi olarak o kadar yil once sahit oldugum absurdlukleri nereden biliyorum peki? Ayni seylerle karsilastiginizi siz kendiniz dogruladiniz.

    Yukarida linkini verdigim haber ise guzel bir ornek ve tek degil, bana Zaman in arsivini tarattirmayin simdi. Belli basli konularda kaynaga uymayan haber yapma olayi sistematik birsey.

    Suat beyin verdigi hurafe ornekleri vardi. Ne diyebilirim ki, pozitivist bilmem ne diye kategorilendirilenlerin durumu ortada. Turkiyede dogru duzgun hicbir zaman oyle olmadilar zaten, bugunde dinsel bir ideoloji olusturmus durumdalar.

  129. Yazan:TT Tarih: Jan 29, 2008 | Reply

    Fuat bey Uşak lisesindeki F.Gülen endoktrinasyon faaliyelerinden şikayet etmiş..ŞURA diye evlerden bahsetmiş ki F.Gülen cemaati terminolojisinde bu tabir hiç geçmez…Muhtemelen başka bir cemaatle ilgili bir ansıdır ya da yanlış hatırlıyor.
    …..
    Ortaöğrenimde sadece F.Gülen cemaatinin değil başka oluşumların da faaliyetleri var…
    Yorum yapan arkadaşlar sol örgütlerin çalışmalarından da rahatsız oluyorlar mı.. Mesela liselerde ciddi yapılanmalarda bulunan ÖDP’lilerin çalışmaları hakkında ne düşünüyor Fuat Bey merak ediyorum…

  130. Yazan:fizikci Tarih: Jan 29, 2008 | Reply

    Fuat Bey,

    50-60 sayidan fazla eksik olan bir arsivden her tanik oldugumum seye kanit bulmami istiyorsun kili kirk yarma oyunuyla.

    Ne kılı kırk yarması Allah aşkına? Saçma sapan bir iddia attınız ortaya, ispat edin dedim, data mining falan yaparak ancak bulabildiğiniz bir şehir efsanesi bahsini kanıt diye yutturmaya çalışıyorsunuz. Sırf o tarz bir konu üzerine yazılmış yazı bulmanız gerekiyor. İddianız öyle çünkü.

    Ayrıca ben o şehir efsanelerine kimse inanmadı demedim. Sızıntı’nın yayın politikası hiçbir zaman öyle olmadı, hep “kullukta samimiyet”, “Allah rızası”, vb. konuların etrafında döndüler dedim. O şehir efsaneleri o zaman çok popülerdi. Kaptan Kusto falan da vardı. Bir yazıda o efsanelerden birine bir referans bulmanız bir şey ifade etmez. İddianıza delil olmaz.

    Hayır insan en azından “Zafer’le karıştırmışım” falan der. O da yok. Ayrıca Zafer’in de tek konusu o saçmalıklar değil. 80li yıllarda öyle bir şey vardı, bugün artık yok olmaya yüz tuttu. Devir değişti, hatta tersine döndü. Artık dağda Atatürk silüeti, inek sırtında bayrak deseni gibi ulusalcı efsaneler dolaşıyor ortalıkta.

    Bu aslında o kadar üzerinde durulacak mesele değil. Zafer’le karıştırmışsınız, gurur meselesi yapıp geri adım atamıyor olabilirsiniz. Asıl mesele şu: Bilip bilmeden cemaati, FG’yi karalamaya çalışıp durmanız. Bundan ne kazanç elde etmeyi umuyorsunuz?

    Şimdi de Şura diye bişeyden bahsetmişsiniz. Bakalım daha neler duycaz..

  131. Yazan:fuatogl Tarih: Jan 30, 2008 | Reply

    Hayır fizikçi bey, kanıt olarak değil, sizin ısrarla yok dediğinizin aslında yok olmadığını göstermesi açısından değerlendirdim. Yani o kadar ısrarlı bir şekilde yoktur diyebilecek durumda değilsiniz. Bunları karnımdan uydurmadığım da belli, bahsettiğim çevre de belli. Zaferle karıştırmışım diyebilecek durumdan siz çıkarttınız, bu kadar ayrı diyorsunuz çünkü. Ben Fethullah Gülen in cemaati ile organik ilişkisi olan çevreler dışında hiçbir islami bir çevre ile temas etmedim. 1 haftadan az süleymancı bir yurtta kalmışlığım dışında hiçbir temasım yok.
    Bütün bu duyduklarım, yapılan sohbetler, mucizeler, evrim teorisi, şehre ilişkin özel mevzular, marx ın ahlaksız, darwin in yahudiliği, uşak ın koministler tarafından yaratılan bir şiddet dalgası altında yaşadığı, vahdet-i vücud, vacib-ul vücut, verilen kitapçıklar, raflardaki sızıntı dergileri.., ne varsa ben buralarda gördüm arkadaşım.

    Buralarda anonim kimliklerle tartışıyoruz, ne gibi bir kazancımız çıkar Gülen cemaatine kara çalmakla? Nedir yani bunun kazancı? Kazanç meselesi değil; bu cemaatin, ördüğü ilişkilerin, gençler ve çocuklar üzerindeki hegemonyayın zararlı olduğunu düşünüyorum görüyorum. Bunun dışında başka bir derdim kaygım yok. O açıdan okullar için verilen reklamlara, kamera karşısına çıkarılan yarış atı öğrencilerin durumlarına bakıp kendimi kandıracak değilim. Yukarıda bir örnek verdim, dhkpc tarzı örgütcüklerin kumara,tefeciliğe,uyuşturcuğa karşı kampanyalarına bakıp diğer yaptıklarını görmemezlikten gelmek gibi birşey.

    @TT;
    Yok o cemaat. Jargon genel olarak nasıldır bilmiyorum. Okul çıkışı, yada bazı öğrenciler vasıtasıyla öğretmenlerin gönderdiği 3-5 katlı binalar evler olurdu sohbet için çay kahve muhabbetleri için. Ocağa gidiyoruz der gibi “Şura ya gidiyoruz” denirdi mesela öğrenciler arasında. Lokal birşey mi genel birşey mi bilemiyeceğim. Başka birileri ile karıştırdığım yok. Öğretmenler tavsiyesi ile Uzem dersanelerine gitmek, altında büyük yurdu olan Nur camisi, liselilerin gittiği evler hepsi aynı cemaatin işleri.
    ÖDP nin şu anda ne yaptığını pek bilmiyorum açıkcası. Eğer liselerden öğrenci çekip onlara mesela Mahir Çayan ın politikleşmiş askeri savaş stratejisi ni okutturup, silahlı mücadele ezberlettiriyorlarsa, onlarda aynı yanlış şeyi yapıyor demektir. Yada o yaşta insanlarla Marx sohbetleri yapıp, onun dışındaki insanları karalıyorlarsa çok yanlış yapıyorlar. Bunu yapan bazı geri zekalı sol örgüt olduğunu biliyorum mesela. Ama gördüğünüz öğrenciler bizzat kendi alanlarından doğru somut taleplere dayalı bir örgütlenmeye gitmiş ise, ve bazı ödp liler bunlara sahip çıkıyorsa bunu aynı kefeye koymam. O liseliler mesela katılımcı,demokratik,eşitlikçi ve ücretsiz eğitim diye ne idüğü belli, niyeti açık birşeye bulaşmış ise onu aynı yere koyamazsınız. ÖDPnin programında böyle şeylerin olduğunu biliyorum. Sanırım, yeni yeni kafayı çalıştırmaya başlamışlar, bir takım dayanışmacı,ekonomik,otonomsu yapılanmalar gibi girişimler varmış (bunun için bağış toplayanlardan duydum). Eğer bu girişimleri tutarda yarın okul dersane açacak güce erişirlerse, yurtlar kurarlarsa ve çocuklara gençlere oralarda ne olduğunu tam olarak anlayamıyacakları konularda vaaz verirlerse aynı hatayı yapmış olurlar. Hiç çekincesiz karşı çıkarım, kimsenin de çocuğu gitsin istemem.
    İkincisi, Ödp yada benzerleri tüzel kişiliği olan, ne idüğü belli, programı ve niyetleri belli olan partilerdir. Gülen cemaati ise aynı şekilde bir yapılanma değil sorun da orada.
    Üçüncüsü, bugün bazı partilerin gençlik teşkilatları namus, kuran ve silah üzerine yenim ettiriyorlar, and içtiriyorlar. Bunu yıllardır ve çok kitlesel bir şekilde yapıyorlar, bunlardan dehşete düşmeniz lazım.

  132. Yazan:Balbazar Tarih: Jan 30, 2008 | Reply

    @fizikci:

    Temel sorun, cocuklarin, icine girdikten sonra bir daha kolay kolay cikmayacaklari, tuzel kisiligi olmayan siyasi bir olusuma dahil edilmek amaciyla hedef alinmalari.

    Detaylar farkedebilir, benim oldugum ortamda daha “egemen” olduklari icin cekinmeden Ismet Pasa politikasi yapmis olabilirler, baskasina tutturabildiklerince Marksist, dinsiz vs. politikasi. Sonucta, cocuklarin “gonullu din egitimi” amaciyla degil “siyasi yayilmacilik” amaciyla hedeflendiklerini hepimiz biliyoruz (Fethullah Gulen cemaati siyasi bir olusum, kendilerini siyasi partilerin ustunde gorup cikarlari gerektirdigince desteklediklerinin farklilasmasi bunu degistirmiyor).

    Ben ilk “hedeflendigimde” 11 yasindaydim (Orta 1). Aktif olarak beynimizi yikamaya calisanlar da 14-15 (Lise 1-2) yaslarinda birkac abiydi. Lojistik destek okul yonetimi tarafindan saglaniyordu. 15 yasindaki cocuga boyle bir yetki veriyorsaniz, “onlar safdilmis” gibi bir savunmanin gercekten “ayip” oldugunu dusunuyorum.

    Ben kimseye saldirmiyorum, hernagi bir guc grubuyla baglantisi olmayan bir birey olarak da bu islerden hicbir cikarim yok. Sadece yasadigimi, sahit oldugumu anlatmaya calisiyorum. Ve bunlarin surekli inkar edilmesi, anlasilmamasi, suclamayla bastirilmaya calisilmasi, zaten “kult” tarzi orgutlenmelere de cok sempati duymadigim ve bu savunma bicimi o tarzi andirdigi icin, cemaat hakkindaki olumsuz yargilarimi guclendiriyor.

  133. Yazan:fizikci Tarih: Jan 30, 2008 | Reply

    Balbazar,

    Temel sorun, cocuklarin, icine girdikten sonra bir daha kolay kolay cikmayacaklari, tuzel kisiligi olmayan siyasi bir olusuma dahil edilmek amaciyla hedef alinmalari.

    Çocuklara dini ve ahlaki eğitim veriliyor. Derslerine yardımcı olunuyor. Aileleri de bundan memnun. Çocuğunu oralara göndermek isteyip de yer olmadığı için fırsatı kaçıran aileler biliyorum. Üzüntüyle bahsediyorlar bundan.

    Detaylar farkedebilir, benim oldugum ortamda daha “egemen” olduklari icin cekinmeden Ismet Pasa politikasi yapmis olabilirler, baskasina tutturabildiklerince Marksist, dinsiz vs. politikasi.

    Hmm. Devlet yurdunda daha egemenler, kendi ortamlarında daha az egemenler demek. İlginç. 🙂

    Sonucta, cocuklarin “gonullu din egitimi” amaciyla degil “siyasi yayilmacilik” amaciyla hedeflendiklerini hepimiz biliyoruz (Fethullah Gulen cemaati siyasi bir olusum, kendilerini siyasi partilerin ustunde gorup cikarlari gerektirdigince desteklediklerinin farklilasmasi bunu degistirmiyor).

    Demek “hepimiz biliyoruz”. Vay be.. 🙂 Cemaatte kimse “şu partiye oy verilecek, ver!” komutuyla idare edilmiyor. Daha bu seçimlerde MHP’yi destekleyen bir arkadaşla tartışıyordum. Ben şahsen Ak Parti’nin desteklenmesi gerektiğini düşündüğümden bu arkadaşı ikna etmeye çalıştım ama olmadı.

    Bu “siyasi yayılmacılık” falan tamamen sizin hüsnü kuruntunuz. Derdimiz şu: Müslümanların İslam’ı en doğru şekilde anlamaları ve samimiyetle yaşamaları. Anadan babadan kalma, daha çok putperestliğe benzeyen bir din algısının yerine gönül dünyamıza, kalbimize hitap eden bir din algısının ikame edilmesi. “İhlas”, “kullukta samimiyet”, “Allah rızası” gibi kavramlar etrafında dönüp durmamızın nedeni bu.

    Ben ilk “hedeflendigimde” 11 yasindaydim (Orta 1). Aktif olarak beynimizi yikamaya calisanlar da 14-15 (Lise 1-2) yaslarinda birkac abiydi. Lojistik destek okul yonetimi tarafindan saglaniyordu. 15 yasindaki cocuga boyle bir yetki veriyorsaniz, “onlar safdilmis” gibi bir savunmanin gercekten “ayip” oldugunu dusunuyorum.

    Sizin yurtta işler karışıkmış gerçekten. Aktif olarak beyninizi yıkamaya çalışan lise öğrencileri ve lojistik destek sağlayan okul idaresi, İsmet Paşa düşmanlığı, vs.. Ben bu işlerin FG cemaati ile bir ilgisi olduğuna inanmıyorum. O yurt hakkında biraz daha ipucu verseniz bir şeyler anlamaya başlayacağız belki ama siz bu kötü deneyimlerinizi sürekli FG üzerine yıkmakla meşgulsünüz.

    Ben kimseye saldirmiyorum, hernagi bir guc grubuyla baglantisi olmayan bir birey olarak da bu islerden hicbir cikarim yok. Sadece yasadigimi, sahit oldugumu anlatmaya calisiyorum. Ve bunlarin surekli inkar edilmesi, anlasilmamasi, suclamayla bastirilmaya calisilmasi, zaten “kult” tarzi orgutlenmelere de cok sempati duymadigim ve bu savunma bicimi o tarzi andirdigi icin, cemaat hakkindaki olumsuz yargilarimi guclendiriyor.

    Ben sizi anlıyorum Balbazar Bey. Orada bir tehlike görüyorsunuz. Bu yüzden tecrübelerinizi aktarıyor, bu tehlikeye dikkat çekmeye çalışıyorsunuz. Samimiyetinizden şüphem yok. Ama sizin de bizim samimiyetimizden şüpheniz olmamalı. Biz sizin gördüğünüz şeyleri yaşamadık, aksine gördüğümüz şeyler çok olumluydu, halen de cemaatin içindeyiz, güzel şeylere, iyi niyetlere tanık oluyoruz. O devlet yurdunda yaşadıklarınızın bu cemaatle ilgili olmaması gerekir. Bu cemaatin öyle tuhaf hedefleri yok. Zaten Somali’ye okul açan, Kongo’da kurban eti dağıtan insanlardan nasıl bir tehlike bekleyebiliriz ki?

    Tabi eğer sizin de kaygılarınız, başörtüsü yasağını destekleyen laikçilerin “Malezya olur muyuz” kaygısıyla paralellik arzediyorsa bilemem. Kaygıların insanları çalışmaya teşvik etmesi gerekirken, yasakçılığa, baskıcılığa yönlendirmesi çok kötü bir durum. Bu kaygılara sahip olan insanlar kendi hareketlerini kurmalı, çalışmalılar. Demokratik haklarını kullanan insanların üzerinde baskı kurmakla yol alamazlar. Tuncay Özkan “biz kaç kişiyiz” seminerleri falan düzenliyor, Anadolu’yu turluyorlar. İşte böyle şeyler yapmalılar. Sırf kaygıyla olmaz, rekabet edin yani. Kendi doğrularınızı sürün piyasaya.. Arz talep meselesi, bakarsınız belki makus talihinizi tersine çevirirsiniz. Ama kara çalmakla yol alamazsınız.

  134. Yazan:Balbazar Tarih: Jan 31, 2008 | Reply

    En basindan beri israrla vurguladigim birsey, israrla esgecilip tartisma yanlis yone cekiliyor.

    Ben, en basindan beri, sikayetimin ana noktasinin “yayilmaci faaliyette cocuklarin hedef alinmasi” oldugunu vurguladim.

    Yani, kendilerine ait kurumlarda, ana babasinin “eti senin kemigi benim” diye ellerine teslim edilmis cocuklarla ne yaptiklari degil burada ana mesele (bunu onayladigim sanilmasin, ama o ayri bir konu).

    Gulen cemaati yayilmaci bir orgutlenme, bunu hepimiz biliyoruz (oyle olmasaydi, yukaridaki yazida yayilmaciligin bir insan hakki oldugu vurgulanmazdi sanirim).

    Ve sadece kendi okullarinda degil, her okul ve her yerde, ozellikle basarili, ama genelde butun cocuklar, bu yayilmaci aktivitenin bir hedefi. Ana-babalarinin ne dusundugu falan onemli degil, hedef alinan cocuklar, ve bunun icin her yontem kullaniliyor (futbol seven cocuk icin hep beraber maclar duzenlemekten tutun da, bilgisayar oynamaya cemaat evine goturmek gibi). Cocuklara “bunlari ana babaniza anlatmayin” da deniyor.

    Cemaate “dahil ediltikten” sonra anne babasiyla arasini bozan (birisi annesi basini ortmuyor diye) iki ornegi ben kendim biliyorum, yurt capinda boyle kac olay vardir orasini siz dusunun.

    Iyi niyetli, kamuya yararli “hizmet” amaci olan bir orgutlenmenin gutmesi gereken yol bu degil. Tuzel bir kisilik edinirsiniz, amaclarinizi saptarsiniz, orgutlenmeniz demokratik, ekonominiz seffaf olur, butun bunlar size sayginlik kazandirir.

    Bir de butun bu yeralti yayilmaciligi cok normalmis gibi, “siz de yapin, rekabet edin” deniyor. Benim bir “biz”im de yok, herkesi kendime benzetmek gibi ideallerim de. Hele cocuklara kendi dogrularimi dikte edip, onlari birilerinin kontrolu altina almak; Allah yazdiysa bozsun.

    Gerekli gordugum zamanlarda beni temsil ettigini dusundugum, seffaf ve yasal orgutlenmelere girer, haklarimi ve baskalarinin haklarini savunurum.

    Ve uzgunum, yasadiklarim gercek. Ve evet, iyi biliyorum ki, o insanlar cemaatin icindelerdi ve bircogu da hala oyle. Siz adina isterseniz karalamak deyin, ben yasadiklarimi anlatmaya devam edecegim.

    Ve iyi biliyorum ki, benim cemaati “karalamaya” gucum yetmez, ama bir birey olarak beni harcamaya, karalamaya, ayagimi kaydirmaya yetecek guc ve nufuz cemaatte mevcut. Onun icin, benim yaptigim kaybedecegini bildigi halde dogru bildigini yapanlarin varolma mucadelesinden ibaret. Ve ne kadar guclenirseniz guclenin, ne kadar yayilirsaniz yayilin, ezerseniz ezin, boyle insanlar hep varolacak, asla yok edemeyeceksiniz.

  135. Yazan:Balbazar Tarih: Feb 1, 2008 | Reply

    Karalama sanatinin inceliklerini de elbette her daim karalanmaktan yakinanlardan ogrenmek lazim: http://www.izlenimler.net/2007/11/22/nesin-kislasi/

    Goruldugu kadariyla “egitim yapiyoruz diye bizi karaliyorlar” diye veryansin edenler, kendi yagiya kavrulup, ihtiyaci olan 30-40 cocuga kalacak yer ve egitim olanagi saglayan, yillardir onca siyasi baskiya karsin varolma mucadelesi veren bir hayir kurumunun varligina bile katlanamiyorlar. Kimbilir, belki de o cocuklarin kendi “makus talih”lerini yenmelerinden korkuluyor. Artik nasil bir acgozluluk, nasil bir iktidar ve nufuz hirsiysa…

    Iste boyle, sizin icin anlamak guc olabilir, ama bazi insanlar kendi “makus talih”leriyle barisiklar. Iktidar, nufuz, ve kitleler uzerinde kontrol beklentisi olmadan, yardim edileni ille de araya almadan, kendine benzetmeye calismadan da hayir isleyebiliyorlar.

  136. Yazan:Balbazar Tarih: Feb 1, 2008 | Reply

    Bu arada, her sikistiklarinda “inanca saygi”nin arkasina siginanlarin, inanca ne kadar saygili olduklarini da ogrenmis olduk.

    Cevremdeki bircok dindar insan, sirf dinin politikaya, ticarete bu kadar alet edilmesinden hoslanmadiklari, inanclarinin kendileriyle Allah arasinda kalmasini istedikleri icin bu tip cemaatlesmelere uzak duruyor, soguk bakiyorlar.

    Meger onlar putperestliklerinden oyle yapiyorlarmis da, haberimiz yokmus.

    Kusura bakmayin arkadasim, ama insanimizin “anadan babadan kalma, daha çok putperestliğe benzeyen bir din algısının” oldugunu iddia etmek ve kendini bunu dogrusuyla degistirmeye yetkili tayin etmek, tam da halkin inanc ve degerlerine hakaret, halki kucuk gorme ve asagilama olmuyor mu?

    Neydi, kendi siyasal kimligimizi “musluman”, “dindar” olarak niteleyip durmamizda bir kasit yoktu, kimin musluman olduguna karar vemeye hicbirimiz yetkili degildik, oyle mi? Oyleyse, bunlar lafta kalmayacak kardes, boyle agiz dolusu politik kelamlar edip, hemen arkasindan insanlara “putperest” demeyeceksiniz. Yazik, demek ki, 20 yildir sadece vitrin degismis.

  137. Yazan:fizikci Tarih: Feb 1, 2008 | Reply

    Balbazar Bey,

    Israrla es geçilmekten söz edip durmanız doğru değil. Hemen her iddianıza cevap veriyoruz. Bu seferki iddialarınıza madde made cevap vereyim de gözden kaçan bir şey olmasın.

    1. Ben, en basindan beri, sikayetimin ana noktasinin “yayilmaci faaliyette cocuklarin hedef alinmasi” oldugunu vurguladim.

    Biz çocuklara ders ve dini eğitim verildiğini söylüyoruz. Bunun çok güzel bir şey olduğunu düşünüyoruz. Sizse buna “yayilmaci faaliyette cocuklarin hedef alinmasi” diyorsunuz. Evet sizin ve bizim durduğumuz taraftan bakıldığında aynı olay farklı şekillerde görünüyor. Bize göre çok güzel olan bir şey size göre çok fena oluyor. Bu durumda yapılan şeyin yasal durumuna bakmak lazım. Anne babalarının bilgisi dahilinde çocuklara ders ve dini eğitim verilmesine kim ne diyebilir ki? Gayet yasaldır. Bu durumda kara çalma yerine benzeri şeyleri kendi durduğunuz tarafa göre sizin de yapmanız lazım. Demokratik haklarınızı siz de kullanın. İftira, karalama demokratik hakkınız değil.

    Yani “en başından beri ısrarla vurguladığınız” şeyin pek bir anlamı yok. Kimsenin başına silah dayayarak zorla eğitim verilmiyor. Alan memnun veren memnun.

    2. Iyi niyetli, kamuya yararli “hizmet” amaci olan bir orgutlenmenin gutmesi gereken yol bu degil. Tuzel bir kisilik edinirsiniz, amaclarinizi saptarsiniz, orgutlenmeniz demokratik, ekonominiz seffaf olur, butun bunlar size sayginlik kazandirir.

    E ama Balbazar Bey, aynı şeylere yüz defa cevap vermemiz mi gerekiyor? Cemaat dediğiniz şey vakıf değil ki, elbette böyle olacak. Peki vakıf ve dernekleri yok mu hiç? Aksine yüzlercesi var. İlki Akyazılı Vakfı idi. Ardından farklı farklı konularda örgütlenmiş yüzlercesi açıldı, halen çalışmalarına devam ediyorlar.

    3. Bir de butun bu yeralti yayilmaciligi cok normalmis gibi, “siz de yapin, rekabet edin” deniyor. Benim bir “biz”im de yok, herkesi kendime benzetmek gibi ideallerim de. Hele cocuklara kendi dogrularimi dikte edip, onlari birilerinin kontrolu altina almak; Allah yazdiysa bozsun.

    Bu yeraltı yayılmacılığı değil. Ulusalcı çetelerle karıştırıyorsunuz galiba. Ayrıca kimseyi bir prototipe benzetmeye çalışmıyoruz. Daha önce MHP’li bir arkadaşla tartıştığımdan bahsetmiştim. Allah yazdıysa bozsun? Amin. 🙂

    5. Ve uzgunum, yasadiklarim gercek. Ve evet, iyi biliyorum ki, o insanlar cemaatin icindelerdi ve bircogu da hala oyle. Siz adina isterseniz karalamak deyin, ben yasadiklarimi anlatmaya devam edecegim.

    Siz onları anlatmaya devam edin de bir daha ki sefere “devlet yurdu” falan demeyin yalnız. Tuhaf oluyor, pek inandırıcı gelmiyor.

    6. Ve iyi biliyorum ki, benim cemaati “karalamaya” gucum yetmez, ama bir birey olarak beni harcamaya, karalamaya, ayagimi kaydirmaya yetecek guc ve nufuz cemaatte mevcut. Onun icin, benim yaptigim kaybedecegini bildigi halde dogru bildigini yapanlarin varolma mucadelesinden ibaret. Ve ne kadar guclenirseniz guclenin, ne kadar yayilirsaniz yayilin, ezerseniz ezin, boyle insanlar hep varolacak, asla yok edemeyeceksiniz.

    Benim bir “biz”im de yok demiştiniz. Sizin “biz”iniz bu işte. O kadar çoksunuz ki, Google’da “Fethullah Gülen” diye bir arama yapıp binlercenize rastlamak mümkün. Pardon “Fethullah” değil “Fetullah” ya da “Fettoş” yazmak gerekiyor. Wikipedia’yı bile ele geçirmişsiniz. “Gülen Hareketi” başlığının altında bir dünya ansiklopedik bilgiyle bağdaşmayan karalama, iftira yazılmış. Hatta bir taneniz o sayfayı nasıl hacklemişse artık yazılan şeyler düzeltilemiyor bile. Bu azim hayırlı işlere kanalize edilebilse devasa hizmetler ortaya çıkar eminim. Ama heder olup gidiyor. Yazık.

    7. Nesin Kışlası gibi haberlerle kendileri de karalama yapıyorlar.

    Doğru. Bu tür haberler çok seyrek de olsa Zaman Gazetesi’nde çıkıyor. Biz de itiraz ediyoruz. Ama bu haberleri fırsat bilerek Zaman gazetesine olmadık hakaretler yağdırılmasından da hoşlanmıyoruz tabi. Sünnetsiz kundakçı haberiyle ilgili olarak Ekrem Dumanlı’nın özeleştirisini siz de takdir etmişsiniz. Bunlar güzel şeyler, karşılıklı anlayışı geliştirmek lazım.

    8. Kusura bakmayin arkadasim, ama insanimizin “anadan babadan kalma, daha çok putperestliğe benzeyen bir din algısının” oldugunu iddia etmek ve kendini bunu dogrusuyla degistirmeye yetkili tayin etmek, tam da halkin inanc ve degerlerine hakaret, halki kucuk gorme ve asagilama olmuyor mu?

    Aksine halk içerisindeki hurafelerle mücadele etmek alimlerin mesuliyetidir. Ağaçlara çaput bağlama, türbelerden bir şeyler isteme, nazar boncuğu, karınca duası gibi şeylerden yardım bekleme bahsettiğim putperestliğin örnekleridir ve ne yazık ki çok yaygındır. Bu problemlerle uğraşmak, bunların yerine doğruları anlatmak halkı küçük görmek, aşağılamak değildir. Bu konuda aşağılamanın en çirkin örneklerini zaman zaman bazı televizyonların ana haber bültenlerindeki müstehzi haberlerde görüyoruz.

    9. Neydi, kendi siyasal kimligimizi “musluman”, “dindar” olarak niteleyip durmamizda bir kasit yoktu, kimin musluman olduguna karar vemeye hicbirimiz yetkili degildik, oyle mi? Oyleyse, bunlar lafta kalmayacak kardes, boyle agiz dolusu politik kelamlar edip, hemen arkasindan insanlara “putperest” demeyeceksiniz. Yazik, demek ki, 20 yildir sadece vitrin degismis.

    Müslümanlık bizim siyasi kimliğimiz değil. Bütün diğer kimliklerin üzerinde asıl kimliğimiz. Ayrıca kimseye müslüman değil demedik, putperestliğe benzeyen din algısından, bununla mücadele etmekten söz ettik. Mal bulmuş mağribi gibi satır aralarına atlamayı bırakın artık.

  138. Yazan:Balbazar Tarih: Feb 1, 2008 | Reply

    “Hemen her iddianıza cevap veriyoruz” dedikten hemen sonra, 2’den 3’e gecerken derin bir bosluk birakip sunlari “es gecmeniz” ilginc olmus:

    Ve sadece kendi okullarinda degil, her okul ve her yerde, ozellikle basarili, ama genelde butun cocuklar, bu yayilmaci aktivitenin bir hedefi. Ana-babalarinin ne dusundugu falan onemli degil, hedef alinan cocuklar, ve bunun icin her yontem kullaniliyor (futbol seven cocuk icin hep beraber maclar duzenlemekten tutun da, bilgisayar oynamaya cemaat evine goturmek gibi).

    Hem de benim “sikayetimin ana noktasinin yayilmaci faaliyette cocuklarin hedef alinmasi” diye tekrar vurgulayip, bu tezime dayanak olarak bunlari sundugum halde…

    Belli ki durust bir insansiniz, ve yasandigini bildiginiz seyleri inkar etmek istemiyorsunuz, onun icin surekli meseleyi cemaatin kendi okullarina cekmeye calisiyor, “devlet yurdundan bahsetme” diyorsunuz.

    Yukarida koyu ile yazdigim seylerin her zaman her yerde yasandigini inkar edebilir misiniz?

    Orada yazdigim seyler bir hakkin kullanimi degil, aksine cocuklarin haklarinin ihlali, ve “gucun yetiyorsa sen de yap” demek, “sigara icme dumanindan rahatsiz olanlar var” diyene “cok rahatsiz oluyorsan, sen de sigara ic” demek gibi birsey. Artik bu tavrin adini siz koyun.

    “Karalanmak” istemiyor musunuz? Cozumu basit… Cocuklardan elinizi cekin.

    Yaptiginiz, surekli cemaati idealize edip, sizin “olmasi gerektigine” inandiginiz seylerin “oldugunu”, buna uymayanlarin “munferit” oldugunu iddia etmek. Hayir, degil, bunlarin hepsi kitlesel, yaygin tavirlar, dusman gorulene karsi karamacilik da, siyasi endoktrinasyon da, hedef gostermecilik de. Isin kotusu “iceride” olanlar oyle bir aidiyet hissine sahipler ki, -munferit olsa bile- bunlardan degil, bunlarin elestirilmesinden rahatsiz oluyorlar. Zaten, boyle bir orgutlenmenin, insanlara cocukluklarinda bu kadar guclu bir aidiyet yuklenmesinin en buyuk sakincasi da bu: “Biz ne yapsak dogru, herkes bize dusman.” Ne kadar tanidik, tatsiz seyler hatirlatan bir tavir, degil mi?

    Ve en basindan beri, muslumanligi kendi durusunuza endeksleyip, insanlarin inanclari hakkinda varsayimda bulunuyorsunuz, ben israrla onlara isaret ettikce de sinirleniyorsunuz. Yok efendim, dinle arasi olmayanlarin hatrinda kaliyormus sirada namaz kildirilmasi, cocuklara dinini ogrettiklerine gore bunu elestiren olsa olsa dinden rahatsiz oluyormus, vesaire vesaire. Bunlari yapmazsaniz, ben de isaret etmem, ama ister istemez yapiyorsunuz. Bu da dini ne kadar sahiplendiginizi, cemaatin Islam’i ne kadar tekelinde gordugunu gosteriyor. Ki bunlari yapan, teoride bizim sikayet ettigimiz tavri sakincali bulan, “ilimli” birisi. Hal boyle olunca, kitlesel tavrin keskin bir dayatmacilik olmasi cok sasirtmiyor.

  139. Yazan:fizikci Tarih: Feb 2, 2008 | Reply

    Balbazar Bey,

    Sadece bir tane paragrafı atladım, çünkü o birinci maddeyle aynıydı, gene bişeyleri es geçmiş oldum yani öyle mi? Siz neredeyse bütün bir cevabı es geçiyorsunuz, çoğu zaman da asıl verilen cevabı hiç umursamayarak içinden cımbızla bir cümleyi çekip onun üzerinden yeni iftira, karalama alanları yaratmaya çalışıyorsunuz, biz birşey diyor muyuz? İnsaf yahu! (Örnek çok: “cennete merdiven dayama”, “putperestliğe benzeyen din algısı”, vs.. Benim cevaplarımı okurken bundan ne malzeme çıkarabilirim kaygısıyla okuduğunuzu düşünüyorum.)

    Ve sadece kendi okullarinda degil, her okul ve her yerde, ozellikle basarili, ama genelde butun cocuklar, bu yayilmaci aktivitenin bir hedefi. Ana-babalarinin ne dusundugu falan onemli degil, hedef alinan cocuklar, ve bunun icin her yontem kullaniliyor (futbol seven cocuk icin hep beraber maclar duzenlemekten tutun da, bilgisayar oynamaya cemaat evine goturmek gibi).

    demişsiniz.

    1. madde buna cevap olmakla birlikte futbol, bilgisayar oyunu gibi şeyler konusunda cevap bekliyorsunuz galiba. Şimdi şöyle: Çocuk bunlar, hangi çocuk kuru kuru dersten hoşlanır ki? E arada futbol da oynuyorlar, bilgisayar oyunu da. Ayrıca abileri de daha çocuk. En büyüğü 20 yaşında. Onlar da bayıla bayıla futbol da oynuyorlar, bilgisayar oyunu da. Ne bekliyorsunuz yani hep ders mi çalışsınlar. Onlar da insan canım.

    “Ama bunu çocukları yanlarına çekmek için yapıyorlar” derseniz, “doğruuu” derim. Sırf ders olayına çocuklar pek sıcak bakmaz, önce oyun oynatıp sonra “hadi bakalım şimdi ders başına” diyorlar. Herkes böyle yapmıyor mu?

    Bu büyük öğrencilerin küçüklerine ders vermesi -ben eğitimciyim- çok güzel bir teknik. Büyükler bildiklerini daha iyi anlayıp, pekiştiriyorlar. Küçükler de bilmediklerini öğreniyorlar. Belki de eğitimdeki başarılarının sırrı buradadır. Ne dersiniz?

    Siz hala bütün bunların altında büyük tehlikeler görmeye devam edin, bence bu bir milletin uyanışı, yeniden dirilişi gibi kalıplarla ifade edilecek türden bir olay. Düşünsenize Anadolu’nun dört bir yanından çeşitli üniversitelere okumaya gelen gençler oturdukları mahalledeki çocukların eğitiminden kendilerini sorumlu tutuyorlar. Hem de hiçbir karşılık beklemeden. Böyle bir şey eminim dünyanın hiç bir yerinde görülmemiştir. Bu hareketin ileride destanı yazılacaktır emin olun.

    Biz böyle düşünürken siz ne diyorsunuz peki:

    “Karalanmak” istemiyor musunuz? Cozumu basit… Cocuklardan elinizi cekin.

    Bu “basit çözümü” biz almayalım sağolun. Keşke siz de çocuklar için birşeyler yapsanız. Ayrıca 20li yaşlardaki bu üniversite öğrencilerinin size mi bir şey anlatmasını bekliyorsunuz. Size doğru mu yayılsınlar? 🙂

    Bakın siz bundan rahatsız olabilirsiniz. Ama ben değilim. Benim gibi milyonlar da değil. Neden? Çünkü ben Müslümanım, dinimin öğretilmesinden menuniyet duyarım. Ahlaklı ve dindar gençlerin çocuğuma ders vermesi arayıp da bulamayacağım bir şeydir. Böyle gençleri elimden gelse maaşa bağlarım, krallar gibi yaşatırım. Benim gibi düşünen milyonlar var, bu gençler ve çocuklar gibi milyonlar var. Destan dediğim şey bu işte…

  140. Yazan:Balbazar Tarih: Feb 3, 2008 | Reply

    Yukaridaki yazinizdan, cemaatin yayilmaci ve “yanlarina cekme” amacli faaliyetinin sadece kendi okullariyla sinirli olmadigini, ulasilabilen her ortamdaki (mesela, mahalle) cocuklarin hedeflendigini kabul ettiginiz sonucunu cikariyorum. Yaniliyorsam, duzeltin. Anne ve babanin rizasi meselesini ise, yine konuyu cemaat okullarina cekerek karambole getirmeye calismissiniz, onun icin usteliyorum: Cemaat okullari disindaki “yanlarina cekme” faaliyetlerinde, cocuklarin anne ve babalarinin acik rizasi alinmamakta, anne ve babalari bilgilendirilmemektedir. Zaten kagit uzerinde de sorumluluk alan kimse yoktur. Dogru mu, yanlis mi?

    Butun cocuklara yonelik bir “yanlarina cekme” faaliyeti kabul edildiginde, artik isin ahlaki boyutunu degerlendirmek herkesin kendi vicdanina kaliyor. “Hem de hic karsilik beklenmedigi” iddiasina ise bir lafim olacak: (1) “iceriye almak” bir beklenti, (2) “iceriye girmek” bir karsilik, (3) “milyonlari iceriye alarak” nufuz saglamak bir cikar. Zira, kendiniz benim ayni faaliyete yonelerek rekabet etmemi onerdiginizde de “makus talihimi” yenmemden bahsederek, meselenin “cocuklarin ne kazandigi” degil, “cocuklari ele gecirenlerin ne kazandigi” oldugunu itiraf etmis oluyorsunuz. Yoksa, soz konusu etmeniz gereken cocuklarin makus talihi olurdu, benimki ya da sizinki degil.

    Cimbizla cekme meselesi… “Soylediginiz, karsinizdakinin anladigiyla sinirlidir” derler, ki dogrudur. Kamuoyuna konusan, kendini din konusunda otorite olarak lanse eden bir vaizin soylediklerini de bu acidan degerlendirmek gerekir: Kamuoyunun bu soylenenden aldigi mesaj ne? Benim, ya da sizin bu sozden ne anladiginiz, soyleyenin ne demek istedigi degil burada onemli olan, kitlenin aklinda neyin kaldigi. Eger, kamuoyunun din konusunda otorite oldugunu dusundugu birisi bir siyasi kisiligin ahireti hakkinda yorum yapiyorsa, soz soylenirken araya ne kadar “dogrusunu Allah bilir ama” gibi “politically correct” ifadeler konursa konsun, kamuoyunun aklinda kalacak olan, bahis konusu kisinin, bahis konusu eyleminden dolayi cennete gidecegidir. Hem bu soz elestirildiginde “hasa, kimse kimsenin ahireti hakkinda konusmaya yetkili degildir” deyip, hem hala cennete merdiven dayamaktan bahsetmek ise, kusura bakmayin ama, benim fikrimce samimiyetsizligin aleni bir isareti. Eger insan, gercekten buna yetkisinin olmadigina inaniyorsa, bu inancina uygun davranmali, cikip onun bunun ahireti hakkinda yorum yapip, kamuoyunu manipule etmemeli. Ayni sey, “cimbizladigim” diger sozler, tavirlar icin de gecerli.

    Putperestlige gelince. Ben “cocuklara anne ve babalarinin inanclarinin sapikca oldugu ogretilir” dedigimde “iftira atiyorsun” diyen siz, bizzat “anadan babadan kalma, daha çok putperestliğe benzeyen bir din algısı”ndan bahsediyorsunuz. Putperestlik, Islam inancina gore sapkin bir inanis bicimi. Yani cocuklara ne dediginizi gectim, benimle tartisirken bile boylesine kati, keskin bir ithamda bulunabiliyorsunuz insanlarin inanclarina karsi. Usteleyince ogreniyoruz ki, bunlar birkac basit gundelik batil inanctan ibaretmis, oyle derin anlamlari yokmus bu putperestlik meselesinin. Madem iki uc sekilsel batil inancti derdiniz, kendinize bictiginiz misyon, agiz dolusu “putperestligin yerine sunu koyuyoruz” hamaseti ne oluyor? Size gore bugun “ana babanin nazara inanmasi” putperestce olan, bizim abiye gore “annelerimizin basi acik gezmesi” idi onlari cehenneme koyacak olan, otekine gore “kadin erkek karisik ibadet edilmesi” sapikca olan. Sonucta, din algilari hakkinda ahkam kesmeye, hatta kendi fikirlerinizi cocuklara dikte etmeye tek yetkili sizsiniz, sizin din alginiz hakkinda baskasi agzina acmaya kalkti mi, “Islam’a hakaret!”

    Son bir cimbiz daha alacagim, israrla isaret ettigim halde, israrla yaptiginizi gosterirsem, belki yaptiginizin ne kadar haksizca oldugunu anlarsiniz:

    Bakın siz bundan rahatsız olabilirsiniz. Ama ben değilim. Benim gibi milyonlar da değil. Neden? Çünkü ben Müslümanım, dinimin öğretilmesinden menuniyet duyarım.

    Gorunen o ki, fikirsel durusunuz yeterli gelmedigi icin israrla ayni argumana basvurup duruyorsunuz: “Ben muslumanim, sen musluman degilsin. Ey muslumanlar, iyi bakin, ben sizdenim, bu adam size dusman.” Ben de diyorum ki, hic olmazsa Islam’i boylesine kullanmaktan biraz olsun utanin. Neyse, en iyisi siz kendinize durmadan “ben cagdas yasama inaniyorum, sen cagdisisin”, “sen Ataturk dusmanisin” diyerek sizi alt etmeye calisacak birini bulun. Oyleleriyle iyi anlasirsiniz, karsilikli etiketler durursunuz birbirinizi.

  141. Yazan:BirDost Tarih: Feb 3, 2008 | Reply

    (1) “iceriye almak” bir beklenti,

    (2) “iceriye girmek” bir karsilik,

    (3) “milyonlari iceriye alarak” nufuz saglamak bir cikar.

    Amacın nüfuz sağlamak olduğu iddiası sizin bir su-i zannınızdan ibaret. Doğru değilse aleni iftira etmiş olursunuz. Niyet okuma yapıyorsunuz. Vardığınız sonuç kesin doğruymuşcasına sorumsuzca hareket ediyorsunuz. Bu hareketinizi de dini açıdan değerlendirebilirsiniz bir çok bilen olarak. Başkasından önce kendinizi de kritik edebilirsiniz yani….Günümüzde din ve Allah aleyhinde yapılan yayınlar ve propagandaların ne kadar etkin olduğunu görmezden gelip de insanlara dini ve Allah’ı anlatma gayretine bu kadar pervasızca ve üfürükten gerekçelerle ağır ithamlarda bulunmak biraz insafsızlık olmuyor mu?

    “soz soylenirken araya ne kadar “dogrusunu Allah bilir ama” gibi “politically correct” ifadeler konursa konsun”

    Bu ifade bir müslümanın her zaman söylemesi gereken bir söz. Her zaman her şeyin en doğrusunu Allah bilir. Hal durum böyle olunca bize de fikir üretmemek düşer, değil mi? Gördüğünüz gibi din aleni çelişkiler içeren saçma bir olgu değil mi? Bunlara atlayacak ne kadar ateist var piyasada bilirsiniz. Bunun çelişki olmadığını izah edecek değilim şimdi. Eskiden de alimler fetva vermişlerdir. Her birinin zihninde aynı düşünce vardır muhakkak: Doğrusunu Allah bilir…

    “kamuoyunun aklinda kalacak olan, bahis konusu kisinin, bahis konusu eyleminden dolayi cennete gidecegidir”
    Laf anlamaktan aciz birileri ancak bu şekilde düşünür diye düşünüyorum. Benim bildiğim kamuoyu çok akıllıdır ama sizin bildiğiniz biraz farklı galiba.

    Bu cemaatin bireyleri orjinal islami kaynaklarla hareket eder, her hangi bir sapıklık içeren yorumları yoktur. Bu şekilde(Bir vaizin yepyeni bir din anlayışı ile hareket ettikleri şeklinde) anlaşılabilecek imalı sözler sarfetmek iyi niyetli bir davranış mıdır sizce? Bilirsiniz kamuoyu yanlış anlamaya müsait!? Ve zannettiğiniz gibi tek tip bir düşünce de kesinlikle yoktur. Ortak noktaların çok olması tek tip anlamına gelmez. Tek tip, gelişmeyen her türlü oluşum yok olmaya mahkumdur.

    Bir çocuk var anne-babası ateist. Çocuğun ateist olmasını istemiyorsunuz. Ne yapmalısınız? Sanırım sizin ve başka birilerinin ayrıldığı nokta burası. Burda sizinle ayrılıyorlar diye birilerine çok ağır ithamlarda bulunuyorsunuz diye düşünüyorum. Sizce peygamberler de mi yanlış hareket etti? İnsanları anne-babalarının ve atalarının dinlerinden vazgeçirdiler? Çocukları anne-babalarına düşman(!) ettiler? Sizin din ve müslümanlık anlayışınızı delilleriyle birlikte bilmek isterdim.

    Bir de böylesine herşeye muktedir bir cemaat Derindusunce’ye güç yetiremiyor ve sizi susturamıyor. Çok ilginç geldi bana. Yoksa siz bir kahraman mısınız Balbazar bey?

  142. Yazan:fizikci Tarih: Feb 3, 2008 | Reply

    Balbazar Bey,

    Cemaat okullari disindaki “yanlarina cekme” faaliyetlerinde, cocuklarin anne ve babalarinin acik rizasi alinmamakta, anne ve babalari bilgilendirilmemektedir. Zaten kagit uzerinde de sorumluluk alan kimse yoktur. Dogru mu, yanlis mi?

    Yanlış. Aksine bu gençler çocukların aileriyle mutlaka görüşür. Bunun için Ramazan’da bir iftar, bayram ziyareti veya başka bir şey bahane edilir. Çocukların aileleriyle tanışılır. Ne yaptıkları, daha önemlisi çocuklarıyla ne yaptıkları, çocuğun durumu hakkında bilgi verilir. İlerde çocukla ilgili bir problemle karşılaştıklarında bunu yine ailesiyle iletişim halinde çözmeye çalışırlar. Artı sadece çocukların aileleriyle değil oturdukları apartmandaki komşularıyla da görüşür, davet eder, davete giderler. Daha önce kayınvalidemin üst katındaki öğrencilerden bahsetmiştim hatırlarsanız.

    Size daha ilginç olanını söyleyeyeyim: Çocukların aileleri zaten bu gençlerin kim olduğunu, ne yaptıklarını iyi bilir. Bizzat kendileri davet edip minnettarlıklarını ifade etmeye çalışırlar. Cemaatin faaliyetleri çocuklardan ibaret değil ki. Ondan çok daha fazlası “esnaf sohbetleri” dediğimiz ortamlarda gerçekleşiyor. Dolayısıyla aileler bu gençleri zaten iyi tanıyorlar. Artı “biz bu gençlere kefiliz” gibi ifadelerle her fırsatta onlara sahip çıkıyorlar.

    Siz bu hareketi bir yeraltı örgütü falan zannediyorsunuz ama işte tam da orada yanılıyorsunuz. Toplumun büyük bir kesimi tarafından çok iyi bilinen, sahip çıkılan bir harekettir bu. Gençler çocuklara ders verirken, bu çocukların babaları da burs verir. Yani çocukların anne-babaları da en az bu gençler kadar tehliklidir(!) Üzgünüm. 🙂

    “Hem de hic karsilik beklenmedigi” iddiasina ise bir lafim olacak: (1) “iceriye almak” bir beklenti, (2) “iceriye girmek” bir karsilik, (3) “milyonlari iceriye alarak” nufuz saglamak bir cikar.

    Biz bunların yerine “Allah rızası” demeyi tercih ediyoruz. Ama illa somut bişeyler istiyorsanız şunu söyleyebiliriz. Bu işten çocukların menfaati eğlenceli bir ortam artı derslerine yardımcı olan abiler. Ailelerin menfaati çocukların menfaatiyle aynı zaten. Gençlerinse bir menfaati yok, onlara kalan fedakarlık. Ama bu fedakarlığı yapmakta çok zorlanmıyorlar, motivasyonlarını imanları sağlıyor.

    Zira, kendiniz benim ayni faaliyete yonelerek rekabet etmemi onerdiginizde de “makus talihimi” yenmemden bahsederek, meselenin “cocuklarin ne kazandigi” degil, “cocuklari ele gecirenlerin ne kazandigi” oldugunu itiraf etmis oluyorsunuz. Yoksa, soz konusu etmeniz gereken cocuklarin makus talihi olurdu, benimki ya da sizinki degil.

    Benim makus talihinden bahsettiğim şey darwinizm, pozitivizm gibi can cekişme sürecinde olan ideolojilerdi. Sizi onların savunucusu olarak bildiğimden makus talihinizden söz ettim. Zaten Gülen Hareketi’nin faaliyetlerine karşı çıkmanızın sebebi bu insanların darwinizm ve pozitivizmden nasipsiz olmaları değil mi? 🙂 Yoksa kim “gönüllü mahalle öğretmenleri”ne hayır diyebilir ki?

    Neyse, bu konuda sizinle daha fazla tartışmak istemiyorum. Kötü niyetli olduğumuza iman etmişsiniz bir kere, ne desek kabul etmiyorsunuz. Esen kalın.

  143. Yazan:Balbazar Tarih: Feb 3, 2008 | Reply

    Tam siz “yanlis” dediginizde BirDost arkadasimizin ana babaya ragmen yayilmaci faaliyeti savunmak amaciyla “Bir çocuk var anne-babası ateist. Çocuğun ateist olmasını istemiyorsunuz. Ne yapmalısınız?” demesi ilginc olmus. Gercekten, ana baba ateistse de gidiyor mu bu gencler ana babayla iftara?

    Benim kendi tecrubem ve birusuru degisik kaynaktan gordugume gore: Aksine, ailesi ne olursa olsun, cocuklara ana babalarina soylememeleri tembihleniyor. Ben okulda olanlari aileme anlattigim ortaya ciktigi icin abi tarafindan cekilip ustu kapali tehdit de edildim. 12 yasindaydim. Bunun boyle oldugunu, mesela, iceri’den ayrilmis Mister No da onaylamisti.

    BirDost benim din ve müslümanlık anlayışımi delilleriyle birlikte bilmek isiyormus. Yani dusunebilmek, fikir ifade edebilmek, yorum yapabilmek icin once din algimizi kalite kontrolunden gecirmemiz gerekiyor.

    Bakiniz, BirDost arkadasim, fizikci sagolsun, beni yormamis, benim din anlayisimi hemen kategorize edivermis: Darwinist ve pozitivistmisim, hatta bundan dolayi cemaatin faaliyetlerinden rahatsizmisim. Dogrudur elbette, “samimi musluman” olsaydim kucucuk cocuklarin gelecegine el konulmasindan nasil rahatsiz olabilirdim? Cunku ben de herkes gibi, benden olana her turlu suistimali, hak ihlalini hak gormek zorundayim. Ha bu arada evrim kurami konusunda mevcut bilimsel bilgiyi takdir etmek de din dusmanligidir, hocaefendi hazretleri engin biyoloji bilgisiyle yazdigi kitabinda boyle buyurmustur, ona gore. Bu tartisilmaz gercegi de iyi belletin cocuklara ki, egitimleri eksik kalmasin.

    Bunlarin disinda, gonlunuz rahat etsin diye soyluyorum, Suryanilik, Ermenilik, Yahudilik, Kizilbaslik, Hinduluk, Budizm, ateizm, agnostisizm, panteizm, varolusculuk gibi zararli dinsel ve felsefi faaliyetlerin hepsiyle yakindan ilgiliyimdir, en azindan hepsinin bir degeri oldugunu dusunurum. Daha kotusu, Derin Dusunce’de ve baska dusunsel platformlarda karsi yorumcu arkadaslarin cok hakli olarak delilleriyle tespit ettikleri gibi boluculuk, ikinci cumhuriyetcilik, Ataturk dusmanligi, laiklik karsitligi, Turk dusmanligi, Istiklal marsi dusmanligi, bayrak dusmanligi, Stalinistlik, Maoculuk, konformistlik, bati hayranligi, isbirlikcilik, doneklik, libosluk, ve hatta Fethullahcilik gibi ideolojik faaliyetlerim de bulunuyor. Onun icin siz benim fikirlerimi kafaniza takmayin, muslumanlik kimin tekelindeyse birtek onu dinleyin, benimki hep “cekemezlikten” kaynaklaniyor.

  1. 3 Trackback(s)

  2. Sep 19, 2008: En çok okunan yazılar : Derin Düşünce
  3. Jun 1, 2009: 101 bin kez okunan yazı için 101 bin kere teşekkür : Derin Düşünce
  4. Jan 2, 2011: Fethullah Gülen ve Milliyetçilik Videosu : Derin Düşünce

ÖNEMLİ

--------------------------------------------------------------------

Tüm yazı, yorum ve içerikten imza sahipleri sorumludur. Yayımlanmış olmaları, bu görüşlere katıldığımız anlamına gelmez.

Hakaret içerse dahi bütün yorumlar birer fikir eseridir. Ama bu siteye ilk kez yorum yazıyorsanız, yorum kurallarına gözatın yine de.

Not: Sitenin ismini dert etmeyin, “derinlik” üzerine bayağı bir geyik yaptık, henüz söylenmemiş bir şey bulmanız oldukça zor :)

Editörle takışmayın, o da bir anne-babanın evlâdıdır, sabrının sınırı vardır. Siz haklı bile olsanız alttan alın, efendilik sizde kalsın.

Sitenin iç işleriyle ilgili yorum yapmayın, aklınıza takılan soruları iletişim kutusundan sorun, kol kırılsın, yen içinde kalsın.

Kendi nezaketinizi bize endekslemeyin, bizden daha nazik olarak bizi utandırın. Yanlış ve eksik şeylerden şikayet etmek yerine bilgi ve yeni bakış açısı sunarak tamamlayın, düzeltin, tevazu ile öğretin bize bildiklerinizi.

Bu kurallara başkasının uyup uymamasına aldırmayın, siz uyun. Bütün yorumları hızla onaylanan EN KIDEMLİ YORUMCULAR arasındaki nizamî yerinizi alın.

--------------------------------------------------------------------
  • Siz de fikrinizi belirtin