Gamalı Hilalin Yükselişi - Irkçılığımıza Bir Bakış
By Konuk Yazar on Şub 21, 2007 in Milliyetçilik, Tarih
Ey insanlar, şüphesiz biz sizi, bir erkekle bir kadından yarattık. Birbirinizle tanışmanız için milletlere ve kabilelere ayırdık. Muhakkak ki, Allah indinde en üstününüz, takvada en ileri olanınızdır. [Hucurat- 13]
Milliyetcilikle yatip milliyetcilikle kalkiyoruz son gunlerde. Aslinda bu son gunleri, son aylara, onu da son yillara hatta son yuzyillara kadar goturebiliriz. Osmanli’nin son donemlerinde kurtulusu Turkculuk yapmakta bulan Ittihatcilarla baslatabiliriz mesela. Ya da daha gerilere gidip Tanzimat’la verilen azinlik haklari ile de iliskilendirebiliriz. Hatta 2.Viyana kusatmasindaki askerin isteksizligine kadar gerilere gidebiliriz. Ben hem konuyu cok fazla dagitmamak hem de daha elle tutulur gozle gorulur izler bulabilecegimiz dusuncesi ile 20.yuzyilin ilk doneminden baslatacagim.
“Göreceksiniz yüzbaşım!… İttihatçılar, İstanbul üzerine yürüyüşlerinden cesaret alarak bu devleti bir takım feci maceralara sürükleyecekler, belki de Turancılık gayretiyle veya İslamcılık siyasetiyle, korkarım ki hem Çarlık Rusya, hem de Büyük Britanya İmparatorluğu ile aynı zamanda harbe sokacaklardır. Allah göstermesin, böyle bir hal vukuunda Osmanlı İmparatorluğu’nun parçalandığına şahit olacağız, zira İngiltere’nin dahil olduğu bir harbin kaybedileceğini hiç zannetmiyorum. Çarlık Rusya ise, içi ne kadar köhne olursa olsun, mevcudiyetini muhafaza edebilecektir. Hiç olmazsa millet olarak ayakta kalacaktır. İnşallah İttihatçılar böyle bir tecrübeye girişmek hevesinde bulunmazlar, zira bu bizim memleket için hakiki bir felaket olacaktır!” 2.Abdulhamid (1)
Kimse 2. Abdulhamid’i dinlemedi. 1909 yilinda Meclis-i Mebusan uyeleri Cemiyetler Kanunu’nun 4.maddesi uzerinde tartisiyorlardi. Basta Araplar olmak uzere bircok azinlik mensubu bu maddeye karsilardi. Cunku 1908 yilinda yapilan secimlerde yaklasik 8 milyon nufusa sahip Turkler 150′ye yakin milletvekili ile temsil edilirken 10 milyon nufusa yakin Araplar sadece 60 milletvekili ile temsil ediliyorlardi. Milliyetcilik esasi uzerine siyasi bir cemiyet kurulmasini yasaklamayi uygun goren bu madde 69 red 90 kabul oyu ile yururluge girdi. Ayaklanan Arap gruplar sert askeri mudahalelerle bastirildi. Ama Ittihatcilarda durumun farkina varmislardi. Bu noktada ilk olarak Teskilat-i Mahsusa kuruldu. Amac imparatorluk icindeki halklari bagimsizlik icin kiskirtan ajanlara karsi politikalar uretmekti. Istiklal Marsi sairi Mehmet Akif’de kuruma yardimci olmaya calisiyordu.
“Ey unsûr-ı isyan, bu ne elim izmihlal?
Seni tahrik eden üç beş alığın marifeti.
Ya neden bekliyordun bu rezil akibeti.
Hani milliyetin islam idi…kavmiyet ne!
Sımsıkı sarılıp dursaydın a milliyetine.
“Arnavutluk” ne demek var mı şeriatta yeri?
Küfr olur başka değil, kavmini sürmek ileri.
Arabın Türke, Lazın Çerkese yahut Kürd’e;
Acem’in Çinli’ye rüchanı mı varmış? Nerde…
Müslümanlıkta “anasır” mı olurmuş? Ne gezer!
Fikr-i Kavmiyeti tel’in ediyor Peygamber.
En büyük düşmanıdır ruh-ı nebi tefrikanın
Adı batsın onu İslama sokan kaltabanın.
Ne Araplık ne de Türklük kalacak aç gözünü
Dinle Peygamber-i zişanın ilahi sözünü
Türk, Arapsız yaşamaz; kim ki “yaşar” der delidir.
Türk ise Arabın hem sağ gözü, hem sağ elidir.
Veriniz baş başa zira sonu hüsran-ı mübin
Ortada ne Devlet kalıyor billahi ne din.
“Medeniyet” size çoktan beridir diş biliyor;
Evvela parçalamak, sonra da yutmak diliyor.
Bunu benden duyunuz, ben ki evet, Arnavud’um…
Başka bir şey diyemem… işte perişan yurdum.
Bu siir bircok dile cevrilip Teskilat-i mahsusa tarafindan dagitilmisti. Dagitilmisti ama bu Abdulhamid’in belirttigi ikili politikanin bir ayagi idi. Cunku ayni anda obur tarafta Ittihatcilar tum Osmanli tebaasi okullarinda Turkce’yi zorunlu hale getirmis, gelismekte olan yarayi daha da derinlestirmisti.
Daha sonra Balkan savaslari cikmis, Istanbul ve Atina antlasmalari geregince Bulgaristan ve Yunanistan’da yasayan Turklere ilk defa “Azinlik” statusu verilmisti. Aldiginiz haklari vermenin de gerektigi korkusu ittihatcilari urkutmeye basladigi sirada Osmanli’nin olum fermani olan gizli bir antlasma imzalandi Almanlarla. 2. Abdulhamid’in soyledikleri birbir cikiyordu. 1. Dunya savasi baslamisti ve Osmanli durduk yere Ruslar’a savas acmisti. Bu da guclu azinlik gruplarindan korkan Ittihatcilarin halen basimizi agritan Ermenileri “Tehcir” yasasinin altyapisini olusturmustu. Toplamlari tum Ermeni nufusunun %5′ini gecmeyecek Hincak ve Tasnak olusumlari yuzunden 1 milyonu askin Ermeni nufusu binlerce yildir yasadiklari topraklardan surgun edilmislerdi. Ardindan buyuk yikim geldi. Osmanli onlarca parcaya bolundu. Sevr imzalandi. Ve Anadolu haric hemen hemen tum topraklar kaybedildi.
Kurtulus savasi bu sartlar altinda basladi. Herkesi bir arada tutacak birsey lazimdi. Sivas kongresindeki su metin belki herkesi bir arada tutacak seyin ne oldugu hakkinda birazcik ipucu verebilir :
“Makam-ı celil-i hilafet ve saltanata, İslâmiyete, devlete, millete ve memlekete manen ve maddeten hizmetten başka bir gaye ve emelimiz olmadığına binaen kongrenin müzakeresi devamı müddetince ihtirasat-ı şahsiye ve siyasiyeden ve fırkacılık amalinden münezzeh bir azim ve iman ile çalışacağıma ve İttihat ve Terakki Cemiyeti’nin ihyasına çalışmayacağıma namusum ve bilcümle mukaddesatım namına vallah, billah”
Kurtulus savsini veren insanlarin Amerikan, Ingiliz mandalarini tartistiklari o gunlerde edilen bu yemin milleti hilafet ve saltanat etrafinda birlestirmekten baska birsey degildi. Turk’u Kurd’u Cerkez’i kisacasi tum Turkiye halklari bagimsizlik icin, hilafeti ve saltanati korumak icin calisma yemini ediyorlardi. Cok degil uc yil sonra 1 Kasim 1922 gunu mecliste yasananlari Ataturk Nutuk’ta soyle anlatiyor :
“Üç komisyon bir odada toplandı. Başkanlığa Hoca Müfit Efendi seçildi. Sorunu görüşmeye başladılar. Dinişleri Komisyon üyesi olan hoca efendiler, herkesçe bilinen uydurma sözlere dayanarak halifeliğin padişahlıktan ayrılamayacağını savladılar. Bu savları çürütmek için özgür düşünceli kimseler de ortaya çıkar görünmedi. Biz, çok kalabalık olan bu odanın bir köşesinde tartışmaları dinliyorduk. Bu biçim görüşmelerin, istenilen sonuca varmasını beklemek boşunaydı. Bunu anladık. En sonu, Karma Komisyon Başkanından söz aldım. Önümdeki sıranın üstüne çıktım. Yüksek sesle şunları söyledim : “Efendiler, dedim, egemenliği hiç kimse, hiç kimseye, bilim gereğidir diye, görüşmeyle, tartışmayla veremez. Egemenlik, güçle, erkle ve zorla alınır. Osmanoğulları, zorla Türk Ulusunun egemenliğine el koymuşlardı. Bu yolsuzluklarını altı yüzyıldan beri sürdürmüşlerdi. Şimdi de Türk Ulusu bu saldırganlara, artık yeter diyerek ve bunlara karşı ayaklanarak egemenliğini kendi eline almış bulunuyor. Bu bir olupbittidir. Söz konusu olan, ulusa saltanatını, egemenliğini bırakacak mıyız, bırakmayacak mıyız sorunu değildir. Sorun, zaten gerçekleşmiş bir olayı yasa ile saptamaktan başka bir şey değildir. Bu, kesinlikle yapılacaktır. Burada toplananlar, Meclis ve herkes sorunu doğal bulursa, sanırım ki uygun olur. Yoksa, yine gerçek, yöntemine göre saptanacaktır; ama, belki birtakım kafalar kesilecektir. İşin bilimsel yönüne gelince, hoca efendilerin üzülmelerine ve kaygılanmalarına hiç yer yoktur: Bu konuda bilimsel açıklamalarda bulunayım.” dedim ve uzun uzadıya birtakım açıklamalar yaptım. Bunun üzerine, Ankara milletvekillerinden Hoca Mustafa Efendi : “Bağışlayınız efendim; biz sorunu başka bakımdan ele almıştık; açıklamalarınızdan aydınlandık.” dedi. Sorun, Karma Komisyonca bir çözüme bağlanmıştı.”
Hilafet saltanattan ayrilmis ve saltanatlik kaldirilmisti. Hindistan’dan Kuzey Afrika’ya kadar dunya muslumanlarinin Turkiye’ye maddi manevi desteginin arkasindaki asil gaye hep Hilafeti korumak olmustu zaten. Bu bazilari icin bugunlerde basit gorulebilir ama donemin sartlari altinda bu cok onemli idi. Hindistanda para toplayan orgutun adi belki size bir ipucu verebilir : Hint Hilafet Komitesi (İndian Committee of the Caliphate). (1,5 milyon sterlin gibi inanilmaz buyuk bir para toplanmis, bu paranin bir kismi savas arac gerecleri icin kullanilmis kalani ise Is bankasinin kurulus sermayesi olarak kullanilmistir. 2005 yilindaki Pakistan depreminde Is bankasi bolgeye 1.7 milyon dolar yardimda bulunmustur) “Hadi Turkler’e laik bir ulke kuralim” fikrinin herkesi etrafinda birlestirecek bir parlakligi yoktu. Ne Kurtler bundan yana olurdu, ne Cerkezler… Ne Pakistan para gonderirdi ne Araplar… Ama Halife’nin de suyu isinmak uzereydi.
1923 yilina gelindiginde Turk’u, Kurd’u, Cerkez’i, Bosnak’i buyuk zaferin mutlulugu icerisindelerdi… Devleti tekrar uluslararasi camiada herkesce kabul edilebilir bir yere getirmek icin gorusmeler suruyordu. Yapilan ilk sey yine bir surgundu. Ikili surgun… Zorunlu mubadele (exchange obligatoire)… Yunanistanla 30 Ocak 1923 gunu Lozan’da imzalanan anlasmada kullanilan kelimeler bize aradigimiz bilgiyi veriyor… Mubadelede Turkiye’de yerlesik Ortodoks Rum’lar ile Yunanistanda yasayan “Musluman”lar arasinda yapilacakti… Ana unsur “Musluman” olmalari idi. Cunku Osmanli ve devaminda Turkiye Muslumanlarin hamisi idi… Halife onun topraklarinda yasiyordu son 400 yildir… Ama yonetimin daha farkli bir plani vardi.
Lozan’da Turkiye’deki azinlik haklari yine dini eksende tanimlanmistir. Boyle tanimlaninca Turkiye’deki muslumanlara Turkiye Cumhuriyetinin hicbir ayri hak tanimasi gerekmedi. Ne sayilari 1 milyon kisinin uzerinde olan Kurtlere , ne Cerkezlere, ne Lazlara… Yine de Turkiye Halki bu durumu dert etmedi. Cunku onemli olan ” Allah, devlete millete zeval vermesin‘” soylemi idi. Ama olmadi.
3 Mart 1924 gunu Halifelik kaldirildi. Bunun etkisi buyuk oldu. (Serif Huseyin izleyen surecte kendini Halife ilan etti ve Arap milliyetciliginin guclu yapitaslarindan birinin onu de bu sayede acilmis oldu) Halkta bir huzursuzluk vardi. Siyasilerin bircogu hemen Terakkiperver Cumhuriyet Firkasinda biraraya geldiler. Giderek gucleniyorlardi. Halk buyuk destek vermisti kendilerine. Ve Seyh Sait Ayaklanmasi patlak verdi.
Ayaklanma bence Turkiye Cumhuriyeti’nin gunumuzdeki en onemli izlerini tasidigi icin cok onemli. Cunku bu olay bahane edilerek Turkiye’nin cehresi zor kullanilarak degistirilmeye calisilmistir. Ayaklanmaya gerekli mudahale hizli bir sekilde yapilmamistir. Iyice ilerlemesi beklenmis sonra da bu ayaklanma bahane edilerek Turkiye’yi demokrasiden uzaklastirmaya baslayacak iki onemli karar alinmisti : Takrir-i Sukun Kanunu ve “Hıyanet-i Vataniye Kanunu’nda “Dinin politikaya alet edilemeyeceği ve bu suçun da vatan hıyaneti sayılacağı”na ilişkin değişiklik”. Bir sure sonra alinan onay gerektirmeyen idam uygulama karari da hukuk devletinin karanliga gomulmesinin ilk adimi oldu. (Konu ile ilgili Atilla Yayla uzerinde yapilan tartismalari okuyarak daha fazla bilgi alabilirsiniz)
Turkiye din ve dindarlardan temizlenirken halki bir arada tutacak baska bir kavram on plana cikarilmisti : Turkculuk
Avrupada Fasizmin ayak sesleri yukselirken Turkiye’de seslere ayak uyduruyordu. Oncelikle Osmanli gecmisi ile ilgili baglar birbir koparildi. Osmanli ocu ilan edildi. ve Osmanli’nin daha da otesine uzanildi. Turk Tarih ve Turk Dil Kurumlari ile bu olusturulmaya calisildi. Insanin kanini donduracak seyler yapmaya basladilar. “Saf Kan Turk” bulmak amaci ile yapilan arastirmalar mi istersiniz, Kirikkalede bulunan sarisin bir ailenin Ataturk’un hazir bulundugu bir toplantida ayakta alkislanarak “iste safkan Turk” diyerek tanitilmasini mi? Bu olaylara alisik olmayan her turlu insan yada grubun cikislari bastirilir… Partiler, okullar, dernekler kapatilir… 1933′de yapilan 10.yil konusmasinda artik muhattap : Turk’tur…. Turk milleti zekidir, caliskandir, pagandir ve ne mutlu Turkum diyenedir… Kabe Arabin olsun, bize Cankaya yeterdir…
1934 yilinda ilk meyveleri alinmaya basladi bu politikanin. “Ein volk, ein reich, ein fuhrer” (2)’in Nazi Almanyasinin provasi Turkiye’de yapiliyordu. Trakya’da cikan ve devletin mudahale etmedigi olaylarla 15.000 yahudi vatandasin ev ve isyerleri yagmalandi, insanlar tecavuze ugradi, tartaklandi. Bolgede kisa bir sure once ogretmenlik yapmis ve Orhun adli Turanci bir dergiyi cikaran bir isim goze carpiyor : Nihal Atsiz
1935 yilina geldigimizde Turkiye’deki bazi kesimlerin geldikleri noktayi anlatmasi acisindan su alinti yardimci olur sanirim :
1935 yılında Türk Tarihini Araştırma Kurumu’nun (Bugün, TTK) seçtiği bir heyet huzurunda Süleymaniye Camii’ nin yanındaki türbesinden kemikleri çıkarılır Mimar Sinan’ın. Tabii geçen 350 yılın tesiriyle iskeletin büyük bir kısmı bozulmuştur. Dönemin ırkçı anlayışı uyarınca kafatası incelenir. Türk ırkının özelliklerine uyduğu anlaşılınca memnuniyetle mezar kapatılır. Ancak kafatası kurulacak Antropoloji müzesinde muhafaza edilmek üzere heyet tarafından alıkonulur.(3)
Ve kafatasi daha sonra kaybolur. Ilerleyen yillar savasin patlak vermesi ile Irkcilarin ekmegine yag surmustu. Butun dunya yuzunu Almanya’ya donmusken Irkcilik Turkiye’de de tam gaz ilerliyordu. Once yirmi kura ihtiyatlar olayi ile Gayrimuslim vatandaslarimizin askerligini yapmis olanlar da dahil olmak uzere buyuk kismi askere alindi. Ve silah verilmeden ve yer yer farkli uniformalar giydirilerek luzumsuz isler yaptirildi. Ardindan Gayrimuslimleri sarsan ve yabanci sermayenin her zaman icin gozunde korkulu bir imaj olarak beliren Varlik vergisi geldi. Varlik vergisini odeyemeyenler Askale Toplama kampina konuldu. 25 kisi burada hayatini kaybetti. Sahneler sizlere ayni yilllarda gerceklesen baska bir ulkedeki baska bir olayi hatirlatiyor mu bilmiyorum. Neyse ki mesele disardan duyuldu da vazgecildi.
Ama bunlarin hicbiri Turkiye’yi seven ve ayrilmak istemeyen Gayri-Muslimlerin gozunu korkutmadi, 6-7 Eylul olaylarina kadar. Irkci fasizan desteklerin “Ataturk’un Evi Bombalandi” haberi ile peslerine taktiklari kalabaliklar aynen Trakya olaylarinda oldugu gibi devlet gucleri tarafindan durdurulmadan gayrimuslim halkin evlerine isyerlerine canlarina saldirildi. Kiliselere (ki kutsal mekanlardir) okullara saldirildi. Olaylarda basrolleri oynayanlar yine irkci milliyetcilerdi “Kibris Turktur Dernegi”(4). Ki olaylardan sonra Istanbul’u bir daha donmemek uzere terkedecek 300.000 Rum asilli vatandasin Kibris’taki olaylarin gelismesi surecindeki rolleri yatsinamaz.
Ve tum bu olaylardan sonra %99′u musluman bir ulke vardi elimizde. Cocuklari her sabah “Turkum, dogruyum…” diyordu, daglarinda taslarinda “Ne mutlu Turkum diyene” yaziyordu.
Turk milliyetciligi adi altinda irkcilik kafalara o kadar yerlestirilmisti ki demokrasinin, ozgurluklerin arttigi ulkemizde “dilini konusma, sarkisini soyleme” hakkini isteyen herkese hain muamelesi yapildi. Ilkokuldan universiteye kadar oyle ogretilmistik ki Turkiye icinde resmi politikalar disinda konusulan her konu, yapilan her yeni yorum hainler disinda kimselerden cikamazdi. Bu nedenle, Ermeniler Ermenistana, Yahudiler Israile, Rumlar Yunanistana, Komunistler Rusyaya (ve son zamanlarda Muslumanlar Suudi Arabistana) gonderilmis ve problem cozulmustu. Ya geride kalip gitmek istemeyenler? Ya gonderilecek yeri olmayan ama yukselen gucu ile “devlet”e tehlike arzeden Kurtler…
Devlet ona da hizli bir cozum uretti. Guneydogu’da 1000in uzerinde okul kapatildi ve tum bu halk koyleri ile beraber yer gosterilmeden surgun edildi. Halk cozumu buyuk sehirlere gelmekte buldu ve bu da halihazirda bozuk olan yapiyi iyice bozdu. Ama irkci zihniyet bunda bile Kurtleri suclu buldu. Sozde onlar buyuk sehirlere cani gonulden gelmis ve ortamlarini bozmuslardi.
Gelisen teknoloji ve medya gucu sayesinde ulke halkina kendi dilinde egitim, televizyon, radyo gibi haklari vermek istemeyen irkci bir devlet ile karsi karsiyaydik ama hic kimse bunu o yillarda irkcilik olarak nitelendirmiyordu. Bu Turkiye’yi bolme planiydi o yillarda. Halbuki o yillarda devlet herseyde oldugu gibi bu konularda da halkina destegi verse, bolge halki ile birlikte Kuzey Irak’ta yasayan Kurt halkina da yaninda oldugu demokratik oldugu kardesi oldugunu hatirlatabilse ne PKK yada diger guclu Turkiye karsiti Kurt televizyonlarinin aglarina duserlerdi, ne PKK’nin sozlerine kanarlardi. 40 bine yakin vatan evladi toprak altinda yatiyor olmazdi. 300 milyar dolar para sirf bu is icin aktarilmazdi. Kuzey Irak Turkmeni ve Kurdu ile eger bir ulkenin altinda konfederasyona gidilecekse bu ulke Kurtlere haklarini vermekten bir an bile cekinmeyen Turkiye olacaktir diyebilirdi.
Ama hayal dunyasinda yasamadigimiz icin bunlarin hicbiri olmadi. Turkiye resmi agizlardan halen “Turkmenler” kardesim tabi ki onlari koruyacagim diyerek halen irkcilik yapmayi surduruyor. Cunku dunya uzerinde Kurtlerin bir hamisi varsa o da Turkiye olmaliydi. Kardes Turkmenler kadar kardes Kurtlerin de hakki korunmali idi. Eger mazlumu korumak icin savas acmak yigitlikse Kibris Turklerini korumak icin acilan savasin aynisi Saddam Kurtlerin uzerine kimyasal gaz attigi zaman Irak’a karsi da yapilmaliydi.
Problemler ve cozum yollari gunes ciplakliginda iken ortam yeni bir belge ile calkalandi. Milli siyaset belgesi denen bu belgede cozum onerileri son derece acik bir sekilde siralaniyordu. Uniter devlet tehlikedeydi ve bunun koruma yolu son derece basitti : Tek devlet, tek ulus, tek bayrak, tek dil (5) (Bknz (2))… Sayilari hergecen gun artan sozde milliyetci, ulusalci ve benzeri isimler alan ama istisnai birkaci disinda tamami irkci soylemlerle hareket eden gruplar heryere yayildi. Internet siteleri kuruldu. Agir hakaretler edildi. En basit elestirilerde kapatilan siteler, toplanan kitaplar, toplatilan gazete ve dergiler yerli yerinde dururken bu gruplara karsi hicbir islem yapilmadi, tek bir dava acilmadi. Halbuki ayrimciligin en igrencini yapan bu gruplara karsi birseyler yapilmaliydi. Palazlandikca palazlandilar…
En son sozleri cimbizlanarak Irkcilara yem edilen Hrant Dink’e kiyanlarinda, papaz cinayetindekilerinde bu internet siteleri ile baglantilari tesbit edilmisti. Hrant Dink’i koruyamadik ama “Bu ulke guvercinlere dokunmadi” dedigi son yazisindaki ironik durumu ortaya koyan sozleri yeni tartismalari daha yuksek sesle konusabilmemizi basardi. Mahcupyan “hayir hep guvercinlere dokundu” derken bu manada hakliydi. Mefta’nin arkasindan , oldurulusu ile Ermeni olmasi arasindaki yuksek korelasyon bagini protesto eden “Hepimiz Ermeniyiz” sloganini bile tahammul edemeyecek kadar ileri gittiler. Katil ile kahraman edasi ile fotograflar cektirdiler bayragi da alet ederek. Gozumuzun icine baka baka “cete yoktur” dediler, yalanlar soylediler, ortbas etmeye calistilar. Ve hicbirsey degismedi. “Ha busefer olur mu?” dedik ama halen birsey olmadi. Halen devletin yuksek kesimlerinde bunlara karsi birsey yapilmiyor. Ne 301′e dokunabiliyorlar ne silah uzerine yemin eden cetelere. Ve bizler ulke vatandaslarina degil disaridakilere karsi yapilmasi gereken milliyetcilik kavramini oy kaygisi ile birbirlerine karsi “hangimiz daha milliyetciyiz” savasina ceviren siyasilerimizi izliyoruz…
__________________________________
(1)Yoneticilerin Icin Yeni Bir Bakis 2. Abdulhamid Han’in Liderlik Sirlari, Mehmet Aydin, Sayfa 177.
(2) “Ein volk, ein reich, ein fuhrer” tek halk, tek devlet, tek lider, Nazi Almanyasinin mottosu
(3) http://www.dusunceler.org/2006/06/23/mimar-sinanin-kayip-kafatasi/
(4) Kerkuk Turktur sloganlarini bu manada dikkatle izlemek lazim.
(5) Hala duruyorlar mi bilmiyorum ama en son Istanbul’daki tum askeri alanlarda bu ifadeler tabelalarda herkesin gorebilecegi bir sekilde yol kenarlarina dikili duruyorlardi. Ayrica Milli siyaset Belgesi icin bknz http://www.ikincicumhuriyet.org/arsiv/arsiv6071.htm
11 [?]

95 Yorum
Yazan:D.Blue Still Tarih: Şub 21, 2007 | Reply
Bir nefeste okudum, elinize sağlık. Mehmet Akif’in yukarıdaki şiiri bugün de çoğaltılıp dağıtılmalı, Arapça’ya çevrilip Irak’a, Filistin’e, Suriye’ye, Arabistan’a gönderilmeli. O kadar çok ihtiyacımız var ki…
Kafatası milliyetçiliğinin bizi getirdiği nokta çok güzel özetlenmiş.
Başka bir şey diyemem… İşte perişan yurdum…
Yazan:ahmet tunahan Tarih: Şub 21, 2007 | Reply
Türk ocaklarından bir gence şu soru soruldu:Müslüman bir Ermenimi senin için değerli ateist bir Türk mü. Müslüman ermeni daha değerli dedi.Niye tartışıyorlar çünkü gazeteci ekmek yiyor Mhp oy avcılığı yapıyor.
Yazan:Ecenaze Tarih: Şub 21, 2007 | Reply
. Ne 301′e dokunabiliyorlar ne silah uzerine yemin eden cetelere. Ve bizler ulke vatandaslarina degil disaridakilere karsi yapilmasi gereken milliyetcilik kavramini oy kaygisi ile birbirlerine karsi “hangimiz daha milliyetciyiz” savasina ceviren siyasilerimizi izliyoruz…
Fatih bey,
Başlığınızda kullandığınız “GAMALI HİLAL” ifadesindeki HİLAL eğer müslümanlığı işaret ediyorsa, son yıllarda yükselen ve çeteler kuran, derin devlet dediğimiz derin güçleri elinde tutan oluşumlar bence bu tür bilndik türden milliyetçiler değil artık!
Silah üzerine yemin edip, Veli Küçük gibi isimlerin ve emekli kurmayların liderliğinde ön plana çıkmaya başlayan Ulusalcı oluşumlarda, gamadan bahsedebiliriz belki ama Hilal den bahsetmek abes olur..
Biliyorsunuz bunlar, “laiklik +ulusalcılık üzerine birleşiyorlar..
Hatta bu yeni oluşumlara “28 Şubatın aktifleşmiş hali” de deniyor biliyorsunuz..
Ama kastınız bayrağımızdaki HİLAL ise o zaman birşey diyeyem..
saygılar..
Yazan:Mehmet Edebali Tarih: Şub 21, 2007 | Reply
Blue Bey,
Noktasına virgülüne katılıyorum.
Fatih Bey,
Gerçekten çok doyurucu, dolu dolu bir yazı olmuş, teşekkür ederim.
Maalesef, bahsettiğiniz üzere, Cumhuriyetin kuruluşunu müteakiben açıktan açığa “ırkçılık”, “Türk Milliyetçiliği” kılıfıyla, devletin resmi ideolojisi olarak sunulmuş bu millete.
Bugün en muzdarip olduğum husus ise;bu kör ideolojinin “ulusalcılık” adı altında hortlaması, yeni bir paketle sunulması, ülkemizdeki “milliyetçi-muhafazakar” kesimin de bu yöne kaymasıdır.
“Kerkük Türk” mü?
Allah aşkına bari bu sefer bu oyuna gelmeyelim…
Yazan:Ecenaze Tarih: Şub 21, 2007 | Reply
Ne 301′e dokunabiliyorlar ne silah uzerine yemin eden cetelere. Ve bizler ulke vatandaslarina degil disaridakilere karsi yapilmasi gereken milliyetcilik kavramini oy kaygisi ile birbirlerine karsi “hangimiz daha milliyetciyiz” savasina ceviren siyasilerimizi izliyoruz…
Fatih bey,
Başlığınızda kullandığınız “GAMALI HİLAL” ifadesindeki HİLAL eğer müslümanlığı işaret ediyorsa, son yıllarda yükselen ve çeteler kuran, derin devlet dediğimiz derin güçleri elinde tutan oluşumlar bence bu tür bilndik türden milliyetçiler değil artık!
Silah üzerine yemin edip, Veli Küçük gibi isimlerin ve emekli kurmayların liderliğinde ön plana çıkmaya başlayan Ulusalcı oluşumlarda, gamadan bahsedebiliriz belki ama Hilal den bahsetmek abes olur..
Biliyorsunuz bunlar, “laiklik + ulusalcılık üzerine birleşiyorlar..
Hatta bu yeni oluşumlara “28 Şubatın aktifleşmiş hali” de deniyor biliyorsunuz..
Ama kastınız bayrağımızdaki HİLAL ise, o zaman birşey diyemem..
saygılar..
Yazan:Suat Öztürk Tarih: Şub 22, 2007 | Reply
Yazıya katılıyorum.
Fakat başlıkta bence bir problem var. “Gamalı Hilal” ne demek?
Ece “Biliyorsunuz bunlar, “laiklik +ulusalcılık üzerine birleşiyorlar..
Hatta bu yeni oluşumlara “28 Şubatın aktifleşmiş hali” de deniyor biliyorsunuz..
Ama kastınız bayrağımızdaki HİLAL ise o zaman birşey diyeyem..” yazmış.
Aynen katılıyorum.
Bu gamalı “hilal” neyi temsil ediyor? Müslümanlığı mı şu anki Türk bayrağındaki “hilal”i mi?
Hilal her ne kadar sonradan da yerleşse zihinlere İslam’ın bir sembolüdür.
Ülkemizde yükselen milliyetçilik salt islami milliyetçilik midir ki gamalı hilal deniyor?
Turk solu, CHP, Cumhuriyet gazetesi, kanaltürk ve bilimum ulusaslcı şamanlar bu “hilal”in neresinde?
Yazan:XSI Tarih: Şub 22, 2007 | Reply
Yanlis hatirlamiyorsam hilal eski Türklerde de sembol olarak kullaniliyordu.
Yazan:fatih demir Tarih: Şub 22, 2007 | Reply
Oncelikle yorumlar icin tesekkurler…
Aslinda yukardaki yaziyi okuyan birinin basliktaki hilalden “3 hilal” “ici kurtlu hilal” “sancakli hilal” “isikli hilal” gibi hilallerden baska bir hilalden bahsettigimi sanmasi imkansiz diye dusunuyorum.
Ha hilali kullanan muslumanlar yok mu? Tabi ki var. Sasanilerin hilali ilk muslumanlara karsi kaybettiklerinden beri arar ara degisik devletlerce ve halklarca da kullaniliyor. Ama gunumuzde ortalama milliyetci bir siteye ve ortalama Musluman bir siteye girerseniz Hilal’i muslumanlarin mi yoksa paganlarin mi daha cok kullandigini da gorebilirsiniz…
Her neyse hilal bizim “hac”imiz degildir. Kutsal degildir. Ama yukarda anlattigim ve yerdigim gruplarin tamaminin bayraginda, flamasinda, logosunda, ikonlarinda, kisisel sayfalarinda bulacaginiz tek ortak ikon Hilal’dir. Daha sonra kurt gelir. O yuzden basligi bosverin derim.
Yazan:Özkan Tümer Tarih: Şub 22, 2007 | Reply
Çok güzel bir yazı oluşturmuşsunuz teşekkürlerimi iletiyorum. Fazla söze ne hacet görüntüler anlatıyor zaten olanı biteni buyrun ; http://kemalistler.wordpress.com/2007/02/10/emekli-albayin-oldurme-yemini/
Yazan:Suat Öztürk Tarih: Şub 22, 2007 | Reply
Başlığı boşveremem. :-)
Ben hala başlığın içeriği yansıtmadığını düşünüyorum.
Milliyetçiliğin pek çok kategorisi var. Etnik milliyetçilik, Kültürel/bölgesel milliyetçilik, Dinsel milliyetçilik vb. gibi.
Her bir kategoriyi ayrı ayrı değerlendirmek gerekir ama zaman zaman bu kategoriler birbirlerinin içine de geçmiş olabiliyor.
Bu başlığa göre istisnasız tüm yükselen milliyetçi akımlar -ki milliyetçiliğin envai çeşidi vardır- “hilal” sembolunu kullanmali, ve “hilal” bu akımlar için özelleşmeli ki o zaman anlamlı olabilsin.
Hilalin bizim kutsalımız olMamasıyla “hilal” denince “müslümanlığın” akla gelmesi çok farklı şeyler. Hilali ilk kimin kullandığı İslama nereden geçtiği falan önemsiz. Önemli olanı şu an “hilal”in neyin sembolü olarak “bilindiği”.
Yükselen dinsel milliyetçiliğin yanında; bir asırdan fazla süren bir proje ile bu topraklardan İslam’ı söküp atmaya çalışan, kafatasçılığı ululayan, işleri güçleri sabah akşam İslam’a sövmek ve İslam’ın Türk milletini uyuşturduğunu öne sürmek olan şaman ırkçıları örneklemek için kutsal ya da değil tüm dünyada “müslümanlığın sembolü” olarak “bilinen” hilali kullanmak doğru mu?
Bu başlıktan irrite edici bir biçimde “müslüman milliyetçiliği” iması geliyor. Bana göre bir yazının başlığı ile içeriği uyumsuz olmamalı. (İçeriğe katıldığımı daha önce söylemiştim)
Sadece bir tane pagan milliyetçi grubun bile “hilal” sembolü kullanmaMası bu başlığı yazının içeriği ile tutarsız yapar.
Aynı biçimde sadece bir tane milliyetçi olMayan akımın / grubun / kişinin / kuruluşun “hilal”i kullanması yine bu başlığı içeriği ile tutarsız yapar, ki yapıyor zaten. (Bayrağımızda hilal var, şimdi bu bayrağı kabul edenler ırkçı mı?)
“Ama yukarda anlattigim ve yerdigim gruplarin tamaminin bayraginda, flamasinda, logosunda, ikonlarinda, kisisel sayfalarinda bulacaginiz tek ortak ikon Hilal’dir.”
Bu çok yanlış. Bir ikonun sembol olabilmesı için o ikonun sadece belli bir grup tarafından kullanılması ve o ikonun akla o grubu getirmesi gerekir. Tüm minarelerde hilal ortak, şimdi onlar da bu ırkçı gruplara mı giriyor?
Ayrıca elinizde istisnasız tüm milliyetçi akımların “hilal” sembolunu kullandığına dair bir veri var mı?
Mesela Ulusalcı paganlardan ADKF-Türk Solu’nda ben göremedim. “Bayraktaki hilal var ya” dersen sorun daha da büyür çünkü yukarıda da söylediğim gibi “bayrak” milliyetçi olsun olmasın heryerde kullanılıyor. Dolayısı ile bayraktaki “hilal” ortak bir milliyetçi sembol denemez. Tekrar söylüyorum; “Bir ikonun sembol olabilmesı için o ikonun sadece beli bir grup tarafından kullanılması ve o ikonun akla o grubu getirmesi gerekir.”
Yani bu başlığın zorlayarak “zahiri” anlamını alsak bile -ki okunduğunda ise kesinlikle müslüman milliyetçiliği çağrışımı yapıyor- ikon olarak faşistinden ulusalcısına müslümanından şamanına tüm milliyetçilerin ayrı bir biçimde “hilal” ikonunu kullanılıyor olması gerekir.
Hilal böyle bir “özelleşmiş” ortak ikon değil.
Yazan:D.Blue Still Tarih: Şub 22, 2007 | Reply
Gamalı hilal başlığında fazla bir yanlış yok. Özellikle 1960′larda ülkücü hareketin nasizmi örnek aldığını biliyoruz. Ari ırk, üstün ırk görüşü konusunda da tamamen bir örtüşme var. Hilal sembolü her ne kadar İslam’la ilgiliyse de Türkiye’de şoven milliyetçilerin sembolüdür. Haç da Hristiyanlığın sembolüdür ama ırkçılar tarafından kullanılmış. Hilalin İslam’la ilgisi ise yine Hz.Muhammed’den (S) çok sonralara dayanıyor. İslam putperestliğe karşı olduğu için ilk asırlarda İslam’ı sembolize eden bir işaret kullanılmamış. Çok sonraları hükümdarlar, Sasani’lerden yadigar bu sembolü güç ve iktidar nişanesi olarak kullanmışlar. Sembollere bu kadar takılmamak lazım diye düşünüyorum.
Bununla beraber başlığın çağrışımının yanlış adrese yönlendiğini kabul etmek lazım. jihadwatch’da filan da aynı başlıklı bir makale görebilirsiniz yani.
Yazan:ahmet tunahan Tarih: Şub 22, 2007 | Reply
Aslını inkar eden haram zadededir.Ama bu hiç bir zaman hiç bir gruba dünya durdukça mutlu olmanın bir nişanesi olamaz.Ecdad hilaline yıldızına hayran olduğu için benimsemiş.80 Öncesinde sabah olmazsa akşam muhakkak kominizm gelecek diyerek gençleri kaplara bölenler bugünkü milliyetçi mantığın mimarlarıdırlar.O hilalde ezan var ,namaz var, kul hakkı var, haram var ,helel var.O yıldızda hiç kimseye hain dahi olsa başakasını öldürme hakkı asla verilmemiştir.Milliyetçilik bayrağın asıl amacının yerine getirilmesidir
Yazan:fatih demir Tarih: Şub 22, 2007 | Reply
Suat Bey,
Baslik “Gamalı Hilalin Yükselişi - Irkçılığımıza Bir Bakış”…
Bir insan bu basligi okuyup nasil olayi Muslumanlikla iliskilendirebilir ki?
Baslikta kocaman “irkciligimiz” yaziyor. Bunu yanlis anlamasi icin ugrasmasi gerekir. Ve olaya oyle bakmaya baslarsaniz da sizin kendi blogunuzda attiginiz basliklardan ” “İslam Savaşları” üzerine..” , “Benim zavallı ‘Dil’ im..”, “Gazali, İbn-i Rüşd’ü Döver mi?”, “İrtica Geliyor, Aman Dikkat!..” gibi basliklarda ima edilen seyler ile yazilarda anlatilan seyler ya farkli seyleri ya da baslikta bahsedilenin tam zittini ironik bir bicimde anlatiyor…
Kaldi ki Gamali Hac deyince insanlarin aklina nasil pagan sembollerle irkcilik yapan (hac hristiyanligin sembolu olmasina ragmen) Almanlar geliyor ise ayni sekilde tamlamada hac’i hilal ile degistirince akliniza Turkce yazdigim, bu ulkede yasadigim ve hemen yaninda irkciligimiz yazdigim icin Turkiye’de yasayan ve pagan sembollerle irkcilik yapan Turklerin gelmesi lazim…
Her neyse biz hep birsey uzerine fokus olalim diyoruz sonra ayrintilarda boguluyoruz. Eninde sonunda yaninda aciklamasi olan bir baslik…
Yine de insanlar basliktan cok rahatsiz oldularsa basligin ilk kismi atilabilir…
Yazan:metin-thePoor Tarih: Şub 22, 2007 | Reply
Suat Beyciğim,
Endişeniz yersiz bence. Hilal, ne yazık ki yakın geçmişin ve bugünün Türkiye’sinde müslümanlığın değil, sadece ve sadece ırkçı-faşist paganların sembolü haline getirilmiştir. Aynen, yine o grupların “ülkü” kelimesini, Netekim Efendi’nin de “evren” kelimesini berbat ettiği gibi hilal de kirletilmiştir.
Fatih Bey,
Elinize, beyninize sağlık.
Yazan:Yaman Avcı Tarih: Şub 23, 2007 | Reply
Türk şovenizminin 20 Yüzyıla ilişkin trajikomik evrimini konu alan enfes yazısından dolayı Fatih Bey’i tebrik ederek başlayalım.
Suat Bey kardeşim, ben de Metin Bey’e katılıyor ve sizin başlığa ilişkin eleştiri ve endişelerinizi yersiz buluyorum. Yazının başlığında yer alan “gamalı hilal” ile Sn Tunahan’ın “O hilalde ezan var ,namaz var, kul hakkı var, haram var ,helel var.” ifadesinde bahsettiği hilali arasında fersah fersah fark var. Sizin karşı çıkışınızda ben Sn. Tunahan’ın endeşeleri ile paralel bir endişe seziyor ve bu yüzden anlamsız buluyorum. Metin Bey’in çok güzel belirttiği gibi bugün bu ülkede hilal İslamdan çok şovenizmi, ırkçılığı, pagan Türk milliyetçiliğini çağrıştırıyor.
Sn. Blue Still’in “Özellikle 1960′larda ülkücü hareketin nasizmi örnek aldığını biliyoruz.” ifadesine de maalesef katılamıyorum. Hilalin bir sembol olarak 1960 sonrası ülkücü hareketin ikonu olduğu ise tamamen doğrudur. Bu tarihlerden önceki milliyetçilik anlayışları Hitler nazizmine daha çok benerken, bu tarihten sonra ne idüğü belirsiz “Türk-İslam sentezi” fikri milliyetciliğin özeti sayılmış, milliyetcilerde “Tanrı Dağı kadar Türk, Hira Dağı kadar Müslüman” oldukları vehmine kapılmışlardır.
Türk milliyetçiliğinin daha ziyade 1960 öncesi Hitler faşizmini çağrıştırdığı fikrini Fatih Bey’in yazısından da çıkarmak mümkün. Yazının özellikle 1930 lu yıllara vurgu yapan bölümlerinde bu etkiyi açıkca hissetmek mümkün. Ben bunu daha öncesine, 1900 lerin başlarına taşımak istiyorum. Malumunuz olduğu üzere İttihat-Terakki marifetiyle, 3 kıtadaki 600 yıllık Osmanı medeniyeti sonlandırılınca Türk’e bir vatan bulma çabasına giren İttihatçı aydın!lar, buram buram şovenizm kokan ‘Turan’ muhayyel ülkesini keşfetmişlerdir. Yenilginin ve yok oluşun utancıyla olsa gerek, bu mantalite Türk tarihinden ortalama 800 yılı çıkararak, tarihi Orta Asya bozkırlarına hapsetmişler, günü ise 1920 lerden başlatmışlardır. Aradaki 800 yıllık zaman dilimi adeta buharlaştırılmıştır. 1920li,30lu,40lı hatta 50li yılların dökümanlarında bu tesbitin doğruluğunu hissedeceksiniz incelemeniz halinde. Anayurta ait tarih nurgusu 60-70 yaşlarındaki büyüklerimizin halen ezberindedir. Ama onlara Selçuklu-Osmanlı medeniyetine ilişkin en basit soruyu dahi sorsanız kös dinlersiniz. Bilemezler özel merak duyup öğrenmemişlerse. Bereket versin 1950 de aksak ta olsa demokrasi sayesinde yavaş yavaş bu boşluk hissedilerek bu zaman dilimine ilişkin tarihe de dikkat çekenler çıkmıştır. 50-60 yaşında olanlar hatırlayacaktır, çocukluklarında Osmanlıya ilişkin güzel kelam etmek belaya bulaşmak ile eşdeğerdi.
Daha önce bir vesile ile de yazmıştım. Esasında sorun 1920lerde yeni devletin (cumhuriyet) kurulmasıyla birlikte bu yeni yapıya uygun halk oluşturma projesiyle yakından alakalıdır. Yani önce devlet kurulmuş sonra buna uygun bir halk ihdas edilmek istenmiştir. Ve bu halk behemahal kendisi olmaktan uzak, kendi medeniyetine bigane, “çağdaş” diye isimlendirdikleri sentetik medeniyete uygun olacaktı. Ancak bu medeniyeti benimseyecek halkın bir kökeni olmalıydı. Onun için Ari Türk Irkı arayışları da bu dönemlere denk düşmüştür. Bu halk, yakın kültüründen yoksun ama damarlarında asil kan taşımalıydı, hatta birteki dahi dünyaya bedel olmalıydı. Bu muhayyel halka kendi müziği, (bilindiği gibi halki sanat ve tasavvuf müziği uzun yıllar yasaklı olmuştur), kendi örfü, adeti, ahlakı hatta dini dahi çok görülmüştür. Ülkenin başkenti Batı klasikleri, senfoni orkestralarınca inletildikçe yeni projenin başarısı sayılmıştır. (Çok gerilere gitmeye ne hacet, çok yakın geçmişte 9. senfoniyi “işte çağdaş Türkiye” ünlemeleri ile dinlemedik mi?)
Yazacak çok zaman dar. İnşallah “gelecek mektuba kalsın gerisi” deyip burada keselim.
Selam ve Sevgiler
Yaman Avcı
Yazan:D.Blue Still Tarih: Şub 23, 2007 | Reply
Yaman bey,
Haklısınız. 1960′larda hem Türkçülerde, hem İslamcılarda kayma var. Fakat ülkücülük 60′larda kurumsallaşmaya başlıyor. Bu yıllarda, halen olduğu gibi Nihal Atsız ekolünü benimseyen Türkçüler de etkin. Bugün bile Nasizm’e özenti devam ediyor. Aşağıdaki alıntı Nihal Atsız’ın sitesinden:
Yazan:Suat Öztürk Tarih: Şub 23, 2007 | Reply
Arkadaşlar,
Yazdıklarınızı okudum ama hiçbirinizin düştüğüm şerhlere ilşkin doyurucu bir cevap verdiğini düşünmüyorum.
Şerhlerimin arkasında olmakla birlikte yazıya tamamen katıldığım ve takıldığım noktayı teferruat olarak gördüğüm için burada kapatıyorum. (Fatih kıyağımı unutma :-)
Hayırlı cumalar.
Yazan:Talha Can Tarih: Şub 23, 2007 | Reply
Elinize sağlık Fatih Bey,
başlık teferruatı hakkındaki görüşümü Suat Bey’in mevzuyu kapatmasıyla belirtemeyeceğim:) (ama bir saniyenizi rica edeceğim, başlık bir bütün olarak gayet açıklayıcı, yalnız hilalin Türkiye’de dinden tamamen izole olduğunu düşünmüyorum. üşenmedim küçük bir anket yaptım sonuç: 4 kat çoğunlukla hilalden islamiyetin anlaşıldığı:)
Yazınızı çok değerli buldum. Türkiye’de, milliyetçilik, kemalizm, muhafazakarlık, liberalizm gibi düşüncelerin gelişimini ve gidişatını irdelemek gerek. Özellikle son üçünün milliyetçilik ile olan münasebetleri, gelecek ve toplum sitatiği açısından kilit bir noktadadır. Son 20 yıldır orta sınıfın büyümesi ve yükselmesi ile öne çıkan liberal-muhafazakarlığın belki de dönüm noktası olacağı cb ve meclis seçimlerindeki en büyük sınavı, kemalizm çerçevesinden milliyetçiliği ne kadar farklı tuttuğu ve koruduğu olacaktır. Son gündemle de bunu görmek kolay. Yazınız temel bilgiler ve gelişmler için bir vizyon niteliğinde, tekrar elinize sağlık.
Muhabbetle…
Yazan:türkoğlu Tarih: Şub 23, 2007 | Reply
ne mutlu türküm diyene türkiye türklerindir HADİ İŞİNİZE……….
Yazan:türkoğlu Tarih: Şub 23, 2007 | Reply
KOCA BİR İMPARATORLUK sizin gibi sığ kafalar yüzünden gitti lafa baksana ‘taşnakçı %5ermeni yüzünden tehcir edilen ermniler’ beyler koynumuza mı alacaktık ermenileri vatanlarında aman bende nasıl olsa düşünmeye olayları tahlil etmeye kapalısınız ama şunu iyi bilin BAZILARINA GÖRDÜNÜZ HAKLAR ACİZANE TÜRK’ ler ‘içinde geçerlidir.
Yazan:türkoğlu Tarih: Şub 23, 2007 | Reply
duramadım yine ‘ Esasında sorun 1920lerde yeni devletin (cumhuriyet) kurulmasıyla birlikte bu yeni yapıya uygun halk oluşturma projesiyle yakından alakalıdır.’ (YUKARDAN) MANDACİLİĞI KABUL ETSEYDİK PROBLEM YOKTU DEMİ
Yazan:metin-thePoor Tarih: Şub 23, 2007 | Reply
İşte üç hilalci kafa… Slogandan öte yol yok onun için. Dünyada herkes akılsız, akıl onun kafatasının içinde birikmiş, bulamaç olmuş. Efendiye Türklüğün tapusu verilmiş, bizim tapumuz yok.
Yazan:Yaman Avcı Tarih: Şub 23, 2007 | Reply
1000 yıldır Anadolu topraklarında medeniyet kurmuş halkı yok sayarak, onun örfünü, adetini, geleneğini, ahlak telakkilerini ve dini inançlarını rafa kaldırarak, şapkadan tavşan çıkarmaya çalışan okkabaz misali yeni devlet için yeni halk ihdas etmeye çalışmanın asıl “MANDACILIK” olduğunun ayırdında olamayan “o kafa” ya ne denir ki?
Metin Bey teşhisi doğru koymuş.
Selam ve sevgiler
Yaman Avcı
Yazan:Öncü Nesil Tarih: Şub 24, 2007 | Reply
Gelecek için fikirleriniz mi var?
http://www.aliseriati.com/izle.php?id=34
Yazan:m Tarih: Şub 25, 2007 | Reply
Gamali Hilal hakkinda … (Ece Hanim’in ve Suat Bey’in dikkatine)
Geçen sene Paris’teki türkleri bir araya getiren bir toplantidaydim. Konsoloslukta
çalisan bir kisi benim ve yahudi bir türkün karsisinda aynen su sözleri sarfetti :
“Abi adam tutturmus ‘çocugumun nüfus kagidinda din hanesine hristiyan yaz’ diyor. Neymis? Ermeniymis. Olmaz! %99′u müslüman olan bir ülkede yasiyoruz dedim. Bastim ISLAM’i. ”
Iste böyle dostlar. Simdi ermeni asilli bir türk vatandasi babasi ile ayri dinden gözüküyor nüfus kagidinda.
Insan aptalliginin dini ve milliyeti olmuyor. Müslüman oldugunu söylemek/sanmak ile gerçekten müslüman olmak arasinda kalin bir çizgi var. Bu kalin çizgi var oldukça ISLAMOFASIZM veya GAMALI HILAL gibi kelimeler bir anlam tasimaya devam edecek gibi görünüyor. Bize antinomik gibi görünse bile…
Türkoglu rumuzuyla yazan kardesimiz de dahil olmak üzere (”bütün insanlar kardestir” Kur’an) Türkiye’de yasayan hemen herkesin dedeleri arasinda kürt, türk, arnavut, çerkes oldugunu tahmin ediyorum. Aksi takdirde hepimizin kazaklar veya özbekler gibi çekik gözlü, çikik elmacik kemikli olmamiz gerekirdi.
Kaldi ki bu ülkeler bile bagimsizliklarini kazandiklarinda kendilerine “türk” degil “türkî” denmesini istediler. Meselâ Kazakistan’da rus ve alman asilli bir çok insan var. Onlari hiçe saymak, irkçi bir imaj vermek istemediler.
Çok sevip ve saydigim Fatih Bey bu yazisiyla bir kez daha 10 puani götürdü. ALLAH kendisinden razi olsun.
Dostlukla
Yazan:Mustafa Ajlan Abudak Tarih: Şub 25, 2007 | Reply
http://www.gazetevatan.com/root.vatan?exec=pazarvatan_detay&hkat=1&hid=10723
Linkte hocam cevap vermiş bize sizlere iletmek düşer
Yazan:m Tarih: Şub 26, 2007 | Reply
Bilmiyorum Vatan gazetesi diye mi hafife almis (http://www.gazetevatan.com/root.vatan?exec=pazarvatan_detay&hkat=51&hid=10735) veya vakti mi yokmus Ilber Hoca’nin ama bu röportajdaki Ilber Ortayli çok saygi uyandirmadi bende :
Hani gazeteci biraz daha üstelese “gelin disarda yumrukla hesaplasalim” diyecek.
“Herseyin dogrusunu ben bilirim” tarzinda verdigi cevaplarla bana öfkeli kemalistleri ve fanatik türk milliyetçilerini hatirlatti.
Kendisiyle ne camide saf tuttum ne de derslerine girdim. Ama kendisinden farkli düsünen insanlari “bati taklitçisi, abuk subuk, bos laflar” diyerek elinin tersiyle itmek Islâm diniyle ne derecede bagdasir? “Fikirlerin zitligi bizler için rahmettir” diyen Hz Muhammed’in yaklasimini tercih ediyorum hem bir müslüman olarak hem de akli basinda bir insan olarak.
Üslup konusunda da Mustafa Akyol’un beyefendi tarzini bu röportajdaki Ilber Ortayli’ya bin defa tercih ederim.
Bunun yaninda Ortayli’nin savundugu fkirlerin de yanlis oldugunu düsünüyorum : Daha 1800′lerin avrupasindan kopyalanmis ve din tabanli Osmanli millet sistemine ikâme edilmeye çalisilmis etnik bir milliyetçilik var Türkiye’de. 1930′larda Atatürk’ün de benimsedigi ve dayattigi bu görüs bugün çocuk yapmis vaziyette.
Internetteki videolarda türk gençleri Kurtlar Vadisi filmindeki gibi “sakaciktan” birbirlerinin bogazlarini kesiyorlar. Metal Firtina, Çilgin Türkler gibi romanlar
100 binler satiyor. Bunlari okuyan insanlar da kendilerini tarih/geopolitik uzmani saniyor. Ilber Ortayli ne diyor? “Ortaligi samataya vermeyin!”
Ne diyeyim? Peki hocam, olur.
Türkiye’de milliyetçilikler var :
1) Kana, gene dayali, ötekini dislayan milliyetçilik,
2) Asimilasyoncu, “türküm de” diyen milliyetçilik,
3) Vatansever olup da kendisini milliyetçi kabul edenler,
4) Islâm ile birlestirilmis, türkleri seçilmis kavim kabul eden görüs,
5) Digerleri.
Bütün bilgisine ve kendisine yasatilan baskiya ragmen Atilla Yayla tevazuyu elden birakmamis, özgürlük konusunda bilgi saçmaya devam etmisti.
Ilber Ortayli’nin daha güzel yazilari varsa okuyalim ama samimiyetle söylemek gerekirse bunu çok begenmedim.
Dostlukla
Yazan:Mustafa Ajlan Abudak Tarih: Şub 26, 2007 | Reply
Evet bir makaleden direk İlber Ortaylı gibi bir alimin üzerine ahkam kesmek bencede şık olmamış Mehmet Bey kusura bakmayın!Size nacizane tavsiyem makalelerinden çok Kitaplarını okuyun mesela son kitabı olabilir ordan başlayın.Her şeyi ben bilirim demesine gelince sanırım Osmanlı konusunda azcık hakkı var Hocanın ne dersiniz? Bizim grupta bile hepimiz bişeyler söylerken Hoca da kendi fikrini söylemiş,Dünyanın alanında otorite diye kabul ettiği biri kendi ilim dalında siyasetten uzak bakınca sadece bildiğini aktarınca olmuyor galiba? sizde saygı uyandırmayacak denli tarafsız olamamışsa bu ”bildiğindendir” yoksa Hoca bilmeden ahkam kesecek adam değil! Elbet her insan hata yapar büyük hocalarda yapabilir bilgiye belgeye dayanmadıkça ama İlber hocanın söyledikleri sırf arzu halimizi anlatmıyor diye saygı duyulmazsa vay halimize…
Yazan:fatih demir Tarih: Şub 26, 2007 | Reply
Mustafa Ajlan Bey,
Madem bir link vermisiniz linkin icinde gecenler hakkinda da bizleri bilgilendirirsiniz umarim. Benim oncelikle birkac sorum olacak…
1- Madem yonetici kesimin ikinci dili Fransizca falan degil turkce idi bu yonetici kesimin birinci dili neydi??
2- Osmanli’da Arapca ve Farsca bilinmezdi derken kastedilen halk mi saray midir? Eger saray ise o kadar siiri, nesirin yazildigi divan edebiyati denen sey neden bana Farscaya daha yakin geliyor? Yok eger Osmanli denince halktan bahsediliyor saray dahil olmuyorsa neden olmuyor? Saray Osmanli degil miydi?
3- “Sonradan bir kimlik arandığında bugünkü duruma Türklük vurgusu yapılıyor. Ama zaten Osmanlı’da Türk kimliği hakimdi.” bu cumle ne demektir? Orta Asya bozkirlarinda yardim arayan Pasalar bu anlamda nereye oturmaktadir?
4- Madem Turkluk bilinci 19,uncu yuzyilda hakim olmus demek daha once baska birsey hakim olmus degil midir? Madem oyle onceden hakim olan sey nedir?
5- Ozellikle de edebiyatta dendigine gore daha once de baska birseyler kullaniliyordu demek. Bu manada 2 numarali soruma da cevap verebilir misiniz?
6- “Devletin sadece rejimi ve ismi değişti.” ne demektir? 100 yil onceki Carlik Rusyasi , 50 yil onceki Komunist Rusya ve su anki Rusya da degisen de sadece rejim ve devlet ismimidir? Rejimin bu devletlerin milletleri uzerinde hic mi etkisi yoktur?
7- Madem ‘Turklerde tarih suuru zayif’ Kemalizmi goklere cikaranlar, Osmanliyi goklere cikaranlar, Islamiyet oncesi Turkleri goklere cikaranlar bilinclerini nerden almaktadirlar?
8- Gazetecinin sorusuna “oyle demiyorum” demedigine gore imparatorlugun yikiminin sebebi milliyetciligin dogmasi degil midir? Oyle ise biz neyi tartisiyoruz?
9- Yukselen milliyetcilik “abuk sabuk” tahlil ise ‘uc tane emekli subay’ , ’sauna’ , ‘atabeyler’ , ‘rahip, yargitay, Dink cinayetleri’ , ‘Bursa cetesi’ …… gibi olusumlari nasil acikliyorsunuz?
10- Ittihatcilar da aynisini denemediler mi? Yani Turkce ve Turk tarihi okutmayi? Hem madem Ingiltere ve Fransa’da hakim olan bir ‘ulus’tur, o zaman daha yukarda soylenen “Osmanlı’da Türk kimliği hakimdi” cumlesini nasil anlamaliyiz?
11- Bu paragraftan hicbirsey anlamadim. aciklayabilir misiniz?
Ben bu konusmasindan hicbirsey anlamadim Ilber Hocanin. Ya gazetecinin dedigi gibi Ilber hocam telefon ve gorusmeler arasi gazetecinin sorularini cevaplarken araya giren seyler ortaligi karistirdi yada gazetecinin atladigi yerler var. Cunku bana yukarda soylenen birsey asagidakini curutuyor gibi geldi. Belki de ben anlamamisimdir. Bu kisimlari aciklayarak belki benim Osmanli’ya neredeyse deginmeyen ve genel olarak Turkiye Cumhuriyetinde meydana gelenlerle alakali yazima neden ‘cevap’ niteligi tasidigini da nalamlandirabilirim.
Bu arada yukardaki yaziya cevap niteliginde hic alakasi olmayan bir cevabi yapistirmak yerine nerelerine itiraz ettigini soyleyebilirseniz belki ben de o kisimlari aciklamaya calisabilirim.
Ne biliyim Ermeniler’in karisiklik cikaranlari mi azdi diyorsunuz?, Trakya olaylari cikmadi mi? Varlik Vergisi yokmuydu? Gunes-Dil teorisi mi asla iddia edilmedi? Toplama kamplari mi olmadi? 6-7 Eylulde onlarca kisi oldurulmedi, kilise ve okullar ve binlerce isyeri yagmalanmadi mi? Guneydogudan kimse surulmedi mi? 1000 tane okul kapatilmadi mi? Hicbir devlet kurumunun bahcesine “tek dil, tek millet, tek devlet, tek bayrak” diye yazilmadi mi?
Tunc Bey’in elestirilerini kuru kuru bir ’bildiğindendir’ ile gecistirmissiniz ama ben sorularima ‘cevap’ istiyorum. Yoksa sizin icin de “Mustafa Ajlan Bey’in de bir bildigi vardir” mi diyelim?
Tunc Bey,
Ilber Hocamin kendine has bir uslubu vardir. Ilmin izzet-i nefsi diyebiliriz. Konusmayi direk kagida doktugunden oyle cok sert gibi cikmis ama kendisi son derece halim-selim bir insandir. Ama dediklerinizde haklisiniz. Ben Ilber hocaya genis bir zamanda ayni sorular yoneltilse aciklamalari ile daha elle tutulur gozle gorulur bilgiler verecegine de eminim. Dedigim gibi bircok seyi ben de anlamadim. Belki Mustafa Ajlan bey anlayip bize cevap niteliginde buraya yapistirdigina gore bizlere cevap verebilir.
Saygilarimla
Yazan:m Tarih: Şub 26, 2007 | Reply
Fatih Bey,
Sanirim haklisiniz, Ilber Bey ayni anda bir kaç is yaparken hizlica cevap vermis,
bu tuhaf uslup belki de gazetecinin hatasi.
Mustafa Ajlan Bey,
Ilimde demokrasi olmaz. Hierarsi de olmaz. Yani bilimsel gerçekler oy kullanmak
suretiyle veya emir komuta zinciri ile degistirilemez. On tane Ilber Ortayli ayni fikri savunsalar da kimseye bunu dayatamazlar. Açiklama gerekir, tahlil yapmak, argüman vermek gerekir.
“Ben XX yilimi bu ise verdim, YY tane kitap yazdim, bana güvenin, gerisini merak etmeyin” diyen ilim adami hiyerarsi pesindedir.
Osmanli imparatorlugunun dilini öyle 3 cümlede özetlemek de bir alime yakismaz diye düsünüyorum. 1299-1353 (rumeliye geçis) arasinda türkçenin hakimiyeti söz konusu olabilir ki rum asilli bir çok osmanli vardi daha o zamanda. Ama Arap yarim adasi ve misir alininca durum ne olmustur? 18inci yy’da imparatorlugun elitleri batiya özellikle de fransizlara hayranken durum nedir? Meselâ bir çok kaynak Istanbul’un fethinden sonra müslüman türklerin %40 civarinda oldugunu yaziyor.
Iç kullanima yönelik dahi olsa son yüzyila ait osmanlica belgelerin üzerinde fransizca yazilar bulunmasi dikkat çekici. Rahmetli anneannemin ilkokul karnesi de buna dahil ! Gene 1800′lerde ve 1900lerde istanbul’a gelen fransizlarin birbirine “bonjour” diyen türklere saskinlikla baktiklarini hatirlatayim. Elit sinifta fransizca bilmemek ciddi bir eksiklik olarak görülüyordu. ¨Müslüman türkler günlük konusmalarda dahi fransizca kullaniyorlardi.
Osmanlinin dili türkçe degildi, sirbistan’da sirpça, yunanistan’da rumca, arap yarim adasinda arapça konusuluyordu. Aksi takdirde bütün eski osmanli topraklarinda türkçe konusulmasi gerekirdi. (eski fransiz ve ingiliz sömürgelerinde fr ve ing konusuldugu gibi)
Sarayda konusulan osmanlica ise basta türkçe, arapça ve farsça olmak üzere imparatorlugun bütün dillerinden kelimeler almisti. Dilbilgisi kurallari bakimindan ise türkçe agirlikli idi (özne+tümleç+yüklem) ama arapça ve farsçanin kurallarina göre tamlamalar yapiliyor hatta kelimeler üretiliyordu. Meselâ çagatay türkçesindeki Çalap (=Tanri) kelimesinden farsça takiyla yapilan “çelebî” gibi.
Daha önce dil devrimi konusunda konusurken yazdigim gibi Atatürk’ün 1920lerde kaleme aldigi NUTUK bile bugün anlasilmaz bir metindir. Bizim gibi “cumhuriyet çocuklari” ancak türkçelestirilmis baskisini okuyabilirler. Oysa 1700lerde kaleme alinmis ingilizce veya fransizca bir metni anlamakta zorluk çekmiyoruz. (Bu ayip elbette dil devrimine aittir. Ama degisime dikkat çekmek için bu örnegi verdim.)
Ilber Ortayli’nin burada benim hatirlattigim bilgilerin bin mislini bildiginden eminim. Fransa’da da bir çok bilim adami onun eserlerine gönderme yapar. Ancak alim olmak bir sorumlulugu da beraberinde getirir. Eger bildiklerini mezara götürmek istemiyorsa alim kisi ALLAH’in kendine bagisladigi zenginligi alçakgönüllülükle paylasmasini bilmelidir. Nasil Sabanci servetinin mutlak sahibi degilse alimler de bu ilim servetinin emanetçileridir. Böbürlenmeden, cahilligimizi (fakirligimizi) biz ögrencilerin yüzüne vurmadan ilim saçmalari gerekir kanaatindeyim.
Sevgi, saygi ve muhabbetle
Yazan:türkoğlu Tarih: Şub 26, 2007 | Reply
beyler karnınızdan konuşmayın evelemeyin gevelemeyin sıkıntınızı ben anlıyorum derdiniz neyse korkmayın açıkça söyleyin derdini söylemeyen derman bulamaz. insanlar türk olduğunu belitti zaman hemen yok üç hilalci yok ırkçı yok bunların bilmeem kaç çeşidi var diye saldırıyosunuz peki bir insan kürt ermeni rum vs oldunu belirtti zaman niye tepki vermiyosunuz ırkçılıktan dem vurmuyosunuz anladık anladık sizler ermeniler karabağda KATLİAM yaparkende ortalıkta gözükmediniz şuanda kerkük KATLİAMINDADA ortada gözükmüyosunuz sizleri akepe nin ikdadar öncesinde filistin türban yök ( tribün sorunları) çok gördük geçin bunları yemezler slogan falan değil bir gerçeyin altını çiziyorum TÜRKİYE TÜRKLERİNDİR
Yazan:türkoğlu Tarih: Şub 26, 2007 | Reply
TELAFER KATLİAMIYLA İLE İLGİLİ TÜRKMEN MİLLİYETÇİ HAREKETİN BİLDİRİSİ…!
Türkmen kimlikli ve tamamı Türkmen olan Irak’ın Telafer şehrinde, Çocuk, kadın, yaşlı, genç demeden Türkmen kanını akıtmaya başladılar ve köreltilmiş vicdanlar bu olaylar karşısında sesiz kalmaktadır. Amerikan güçlerinin ve Milli muhafız güçlerinin uzun zamandır devam eden ablukası, Telafer halkının evlerine baskınlar düzenlemek, gelişi güzel tutuklamalar şeklinde devam ediyordu.
Bilindiği gibi Milli muhafız güçlerinin tamamına yakını bilinen bazı partilerin milis güçleridir ( peşmerge ve bedir tugayları ) ve yasa tanımaksızın istediklerini yapıyorlardı, bunlar geçmişte ceryan eden olaylardı, ama 01.09.2005’ten beri Amerikan ve Milli muhafız güçleri, ağır top, tank ve hava güçleriyle saldırıya geçtiler, hedef belirtmeksizin yapılan bu saldırılar sonucu binlerce Türkmen ailesi evlerini terk edip yaaükın köy ve kaabalara sığındı veya açık arazilerde çadırlarda yaşamak zorunda bırakıldı, bu arada evleri tek tek yıkılıyor, tarihi değeri olan ne varsa, cami ve vakıf binaları tahrip ediliyor.
Feluce ve İmamlar köprüsü için sarsılan vicdan sahibi zevat, ister içerde, ister dışarda Mısır’ın El-Ezher‘inde veya Filistin, Suriye ve İran camilerinde, İslam dünyasında ve insan haklarına inanan hür dünya ülkelerinde Feluce ve Necef’teki Iraklıları kurtarmak için çırpınırken, bugün Telafer için suskun, boynu bükük olayları seyretmekle yetiniyor.
Acaba Telaferde akan kanlar değersiz midir? Acaba Türkmenlere ait olan bu kan ikinci sınıf bir kanmıdır? Yoksa bazı partilerin desteklediği bu saldırının arkasında başka niyetler mi vardır?
Irak’ın demokratikleşmesi beklentisi bir rüya gibi gün ışığıyla birlikte dağılmaya başladı ve bazı parti başkanları ve yöneticilerinin açıklamaları bir seraptan öte gitmediğini gördük.
Bizler TMH olarak şiddet ve terörü ret ederken, Telaferde Türkmenlere yapılan zülümü Protesto eder lanetliyoruz ve tüm askeri harekatın derhal durdulurmasını talep ediyoruz, tüm milli güçlerin Telafer halkının yanında yer almasına çağırıyoruz.
Bu arada Bileşmiş Milletleri, İslam Konferansını, Arap birliği, tüm insan hakları örgütlerini ,Irak Ulema heyetini, Necef’teki dini danışma kurulunu ve Sunni konferansını bu katliamı durdurmak için müdahale etmelerini talep ediyoruz.
Özelikle Askeri operasyon kumutanının son açıklaması ( kısa sürede Felucede yapılan bir saldırının benzerini Telaferde gerçekleştireceğiz) ışığında müdahalede hızlı olunması gerekecektir. Felucemiz diye bağıranlara sesleniyoruz, Telaferimiz diye bağırsınlar.
Tanrı Türkmenleri korusun.
Yaşasın Türkmenler.
Yazan:türkoğlu Tarih: Şub 26, 2007 | Reply
SADECE İNSAN OLARAK NE TEPKİ VERDİNİZ ALLAH’A EMANET OLUNUZ
Yazan:türkoğlu Tarih: Şub 26, 2007 | Reply
ÖLÜLER DEMOKRASİYİ SEVER Mİ?
■ ALTAY GÖKBÖRÜ
Bir sorum var. Sizce ölüler demokrasiyi sever mi? Düşüncelerini özgürce açıklama, istedikleri kişiye oy verme, özgür yaşama gibi hakları var mıdır? Sâhi ölüler özgürlüğü sever mi? Ne dersiniz? Bu konuda bir düşünceniz var mı? Bazılarının var.
Diyorlar ki; “Kürt sorununa demokratik çözüm”. Bu cümle üzerinde düşünelim biraz. Kürt, sorun, demokratik, çözüm. Nedir bunlar? Şöyle açıklayabiliriz sanırım. Önceleri ortada bir sorun yok. Sonra Kürtlerin aklına birden, “bağımsız devlet” düşüncesi geliyor. Sonra bunu sağlayabilmek için sorun yaratıyorlar. Daha sonra yarattıkları sorunla ilgili, “Biz bu sorunu ‘demokratik yolla’ çözmek istiyoruz” diyorlar. Peki demokratik yol nedir?
Bedirhanlar + Şeyh Saitler + Seyyid Rızalar + Barzanîler + Öcalanlar = Ölüm…
On binlerce ölü, şehit, yaralı. Peki, her zaman sonu “ölüm” olan bu soruna, demokratik çözüm nasıl bulunur? Demokrasi, halkın düşüncelerini yansıtabilmesi değil midir? Peki, bu sorunun çözümünde halk düşüncelerini nasıl yansıtacak? En değerli şeylerini, canlarını veren insanlara da sorulacak mı, bu konudaki düşüncen nedir diye? Onlarında düşüncelerini, özgürce açıklayabilmelerini sağlayabilecek misiniz? Yoksa…
Sadece on binlerce insanımızın canlarını alanlara mı soracaksınız, düşüncen nedir diye? Yani bir evi basıp, ev sahibinin çocuklarının öldürülmesi sorununu, çocukların katillerine mi soracaksınız? Onların istediklerini yapmaya “demokrasi” mi diyeceksiniz?
Peki, size soruyorum. Biri gelse, dese ki, bundan evinin bir odasında ben oturacağım, kızın da bana hizmet edecek. Ne dersiniz? Yoksa onlara da mı “demokratik çözüm” diyeceksiniz. Hiç sanmıyorum. Öyleyse bize neden öyle diyorsunuz? Yoksa siz insansınız da, biz mi değiliz?
Bu yazımda aslında çok daha farklı bir konuyu ele almayı düşünüyordum. Ama son günlerde yaşanan olayları görünce, Türkiye’nin bir numaralı sorunu olduğu ve yüzlerce, binlerce yazının bile yetmeyeceği düşüncesi oluştu.
Başbakanımız bir süre önce “Kürt sorunu” sözünü söyledi, ardından da Bülent Arınç ve diğerleri bunu tekrar ettiler. Aynı günlerde PKK’nın yasal organı DEHAP ve birkaç tane tabela partisi ile birkaç tane dernek, Kürt sorunun ancak demokratik çözümle sağlanabileceğine ilişkin sözler söylediler. Askerlerimizin operasyonları durdurması gerektiğini söylediler.
1984’den günümüze yaklaşık 30 bin insanımızı kaybetmişiz. Çocuklar, bebekler, kadınlar, siviller, askerler, polisler, öğretmenler çok sayıda insanımız şehit edilmiş ve hâlâ edilmekte. Bunu yapan kim? PKK. PKK kim? Kendisini “Kürtlerin kurtarıcısı” gibi gösteren ve ne yazık ki, çok sayıda Kürt’ünde öyle algıladığı terörist örgüt. Yani ne demek Kürt sorununa demokratik çözüm? Bunun adı, katillerinle birlikte yaşamak demek. Bunun adı, katillerine istediğini ver demek.
Kaç kişi vardır, babasının katili ile aynı yeri paylaşabilecek ya da ona istediğini verebilecek? Tek kişinin bile çıkacağını sanmıyorum. O halde neden bizden böyle bir şey istiyorlar, bazıları? Çünkü bugünün Türklükle, hesaplaşma günü olduğunu sanıyorlar.
Peki, şöyle sorsam: Gerçekten Kürt sorununa, demokratik çözüm olabilir mi? Bu soruya verilecek yanıtın evet olabilmesi için ancak ve ancak yazımın başında sorduğu “Ölüler demokrasiyi sever mi” sorusuna “evet” yanıtının verilmesi gerekir. Aksi takdirde bu konudaki demokrasi söylemlerinin hiçbir geçerliliği olmayacaktır.
Yazan:türkoğlu Tarih: Şub 27, 2007 | Reply
BENİM KARARIM
Efendiler, ben bu kararların hiçbirinde isabet görmedim. Çünkü bu kararların dayandığı bütün deliller ve mantıklar çürüktü, temelsizdi. Gerçekte içinde bulunduğumuz o tarihte, Osmanlı Devleti nin temelleri çökmüş, ömrü tamamlanmıştı. Osmanlı memleketleri tamamen parçalanmıştı. Ortada bir avuç Türk’ün barındığı bir ata yurdu kalmıştı. Son mesele bunun da taksimini sağlamaya çalışmaktan ibaretti. Osmanlı Devleti onun istiklâli padişah, halife, hükûmet, bunların hepsi anlamı kalmamış birtakım boş sözlerden ibaretti.
Neyin ve kimin dokunulmazlığı için kimden ne gibi yardım sağlanmak isteniyordu?
O halde ciddî ve gerçek karar ne olabilirdi?
Efendiler, bu durum karşısında bir tek karar vardı. O da milIî hâki’miyete dayanan, kayıtsız şartsız, bağımsız yeni bir Türk devleti kurmak!
İşte, daha İstanbul’dan çıkmadan önce düşündüğümüz ve Samsun’da Anadolu topraklarına ayak basar basmaz uygulanmasına başladığımız karar, bu karar olmuştur.
MUSTAFA KEMAL
Yazan:türkoğlu Tarih: Şub 27, 2007 | Reply
AZİZ MİLLETİME TAVSİYEM
Efendiler, sırası gelmişken, aziz milletime şunutavsiye ederim ki, bağrında yetiştirerek basının üstünekadar çıkaracağı adamların kanındaki, vicdanındaki öz cevheri çok iyitahlil etmek dikkatinden bir an geri kalmasın
MUSTAFA KEMAL
Yazan:türkoğlu Tarih: Şub 27, 2007 | Reply
MİLLİ SIR
Bu son sözlerimi özetlemek gerekirse, diyebilirim ki, ben milletin vicdanında ve geleceğinde hissettiğim büyük gelişme kabiliyetini, bir millî sır gibi vicdanımda taşıyarak, yavaş yavaş bütün bir topluma uygulatmak mecburiyetinde idim
MUSTAFA KEMAL
Yazan:türkoğlu Tarih: Şub 27, 2007 | Reply
Hrant DİNK’in ölümünden sonra yaşananların ardından, VATAN’ı için DİYARBAKIR Lice’de şehit olan J.Komd.Astsb.Kd.Çvş.Kadir AYDIN’a ithafen yazılmıştır.
RUHUN ŞAD OLSUN.
EY KOCA DÜNYA BEN DE ÖLDÜM
Ey koca dünya bende öldüm,
Belli ki hiç birinizin haberi yok,
Hem de DİNK’ten sadece bir gün önce,
Ama sen ne duydun, ne gördün, ne de umursadın…
Ölümümden hemen sonra kameralar gelmedi oraya,
Halk’ta toplanmadı ellerinde karanfil ve mumlarla,
Hiçbir devlet büyüğü ve Amerika da kınamadı ölümümü,
Ve yazmadılar adımı mezar taşımdan başka, hiçbir yere…
Halbuki benim adım öz ve öz Türkçe idi. “Kadir AYDIN”
Okunması, söylemesi ve yazılması onunkinden daha kolaydı,
Ama anmadı beni babamdan gayrı kimse, onu andıkları gibi,
Ve yazılmadı başka hiçbir yere adım, anamın yüreğinden başka…
Ben gencecik fidandım, daha hiç tomurcuk vermemiş,
Ve soldurdular beni Lice’de, hayatımın baharında,
Beni de vurdular, ben de öldüm, bilmem duydunuz mu?
Ama bulamadılar beni vuranları 32 saatte, belkide hiç aramadılar…
Ben kendi vatanımda, vatanımı vatansızlardan korumak için öldüm,
Ben Türk’tüm, adım Türkçe, ama öğrenemedi adımı hiç kimse,
Bir kez bile manşet olamadım ya o gül yüzümle gazetelere,
İşte EY KOCA DÜNYA BEN ASIL O GÜN ÖLDÜM…
Yazan:türkoğlu Tarih: Şub 27, 2007 | Reply
ATATÜRK’ÜN SÖZLERİ
“Türk milletinin karakteri yüksektir. Türk milleti çalışkandır. Türk milleti zekidir… Türk milleti milli birlik ve beraberlik içerisinde güçlükleri yenmesini bilmiştir… Türk milletinin tarihi bir niteliği de güzel sanatları sevmek ve onda yükselmektir. Türk milletinin büyük millet olduğunu bütün medeni
alem, az zamanda, bir kere daha tanıyacaktır…”
“Türklüğün unutulmuş büyük medeni vasfı ve büyük medeni kabiliyeti, bundan sonraki gelişmesi ile geleceğin yüksek medeniyet ufkunda yeni bir güneş gibi doğacaktır.”
“Türk’ün haysiyeti, onuru ve kabiliyeti çok yüksek ve büyüktür.”
“Türk milleti güzel her şeyi her medeni şeyi, her yüksek şeyi sever, takdir eder. Fakat muhakkaktır ki, her şeyin üstünde taktir ettiği bir şey varsa o da kahramanlıktır.”
“Bizim milletimiz, vatanı için, hürriyeti ve egemenliği için fedakar bir halktır.”
“Türk esirlik kabul etmeyen bir millettir.”
“Bizim başka milletlerden hiç bir eksiğimiz yok. Cesuruz, zekiyiz, çalışkanız, Yüksek amaçlar uğrunda ölmesini biliriz.”
“Büyük şeyleri büyük milletler yapar.”
“Türk milletinin son yıllarda gösterdiği harikaların yaptığı siyasi ve sosyal inkılapların gerçek sahibi kendisidir. Milletimizde bu kabiliyet ve tekamül var olmasaydı, onu yaratmaya hiçbir kuvvet ve kudret yeterli olamazdı.”
“Bu millet kılı kıpırdamadan dava uğruna canını vermeye razı olmasaydı ben hiç birşey yapamazdım.”
“Giriştiğimiz büyük işlerde, milletimizin yüksek kabiliyet ve yüksek sağduyusu başlıca rehberimiz ve başarı kaynağımız olmuştur.”
“Türk kuvvet ve zekasının yenmediği ve yenemeyeceği güçlük yoktur.”
“Bizim milletimiz derin bir maziye maliktir… Türk çocugu ecdadını tanıdıkça daha büyük işler yapmak için kendinde kuvvet bulacaktır.”
“Benim hayatta yegane fahrim, servetim Türklükten başka bir şey değildir.”
“Bu memleket tarihte Türk’tü, halde Türk’tür ve ebediyen Türk olarak yaşayacaktır.”
“Türklük esastır. Bu mevcudiyeti tarih içinde araştırmak, birbirini izleyen bir tarih zinciri içinde tesbit edilecek Türk medeniyeti ile övünmek yerinde olur. Fakat, bu övünmeye layik olmak için bugün çalışmak lazımdır.”
“Gerektiğinde vatan için bir tek fert gibi yekpare azim ve karar ile çalışmasını bilen bir millet elbette büyük bir gelecege layık ve aday olan bir millettir.”
“Bir milletin başarısı, mutlaka bütün milli güçlerin bir istikamette oluşmasıyla mümkündür. Bu nedenle bilelim ki, elde ettiğimiz başarı, milletin güç birliği etmesinden, ortak hareket etmesinden ileri gelmiştir. Eğer aynı başarı ve zaferleri gelecekte de tekrarlamak istiyorsak, ayni esasa dayanalım ve aynı şekilde yürüyelim.”
“Eskiden dinler, bilimler, sanatlar, bütün bilgelikler ve şiirler, bir merkezden ışığın dağılması gibi doğudan batının karanlık bölgelerine doğru yayılırdı.”
“Bizim halkımız, menfaatleri birbirinden ayrılır sınıflar halinde değil tam aksine varlıkları ve çalışmalarının sonuçları birbirine gerekli olan sınıflardan ibarettir. Bu dakikada dinleyicilerim çiftçilerdir, sanatkarlardır, tüccarlardır, ve isçilerdir. Bunların hangisi diğerinin muarizi olabilir?”
“Çiftçinin sanatkara, sanatkarın çiftçiye ve çiftçinin tüccara ve bunların hepsinin birbirlerine ve işçiye muhtaç olduğunu kim inkar edebilir?”
“Bugün vardığımız barışın ebedi barış olacağına inanmak safilik olur. Bu o kadar önemli bir gerçektir ki, ondan bir an bile gaflet, milletin hayatını tehlikeye sokar. Şüphesiz, hukukumuza, şeref ve haysiyetimize saygı gösterildikçe, mukabil saygıda asla kusur etmeyeceğiz. Fakat, ne çare ki, zayıf olanların hukukuna saygının noksan olduğunu veya hiç saygı gösterilmediğini çok acı tecrübelerle öğrendik. Onun için her türlü ihtimallerin gerektireceği hazırlıkları yapmakta, asla gecikmeyeceğiz.”
“Biz öyle milliyetçileriz ki, bizimle işbirliği yapan bütün milletlere saygı duyar ve riayet ederiz.”
Yazan:türkoğlu Tarih: Şub 27, 2007 | Reply
İŞTE SİZ BUNDAN DOLAYI YOK YOK SİZ ANLADINIZ ONU İYİ GECELER
Yazan:M Tarih: Şub 27, 2007 | Reply
Sayin Türkoğlu,
Sitemize katkilarinizdan dolayi tesekkürler. Mesajlariniz yazarin çabasinin bosa gitmedigini Ilber Ortayli’nin ise bazi konularda yanildigini bir kez daha göstermesi açisindan çok faydali olmus.
Muhabbetle
Yazan:fatih demir Tarih: Şub 27, 2007 | Reply
Sayin Turkoglu,
Duygu somurusunu birakin. Sehit Kadir Aydin’in cenaze torenine bakin kimler katilmis : “Şehit olan Jandarma Astsubay Kıdemli Çavuş Kadir Aydın’ın cenazesi, askeri ambulansla Bostanlı Beşikçioğlu Camii’ne getirildi. Düzenlenen askeri törene, İzmir Valisi Oğuz Kaan Köksal, Ege Ordu Komutanı Orgeneral Şükrü Sarıışık, Güney Deniz Saha Komutanı Koramiral Alev Gümüşoğlu, İzmir Emniyet Müdürü Hüseyin Çapkın, belediye başkanları, siyasi parti il başkanları, dernek temsilcileri ve askeri erkan katıldı. Ayakta zor duran acılı baba Ahmet Aydın, başsağlığı dileyen bir paşanın elini tutarak, “Paşam hoş geldiniz. Paşam düğünümüz var, gelin edemedik ama böyle yaptık. Askerin düğünü böyle olur. Devlet millet için bir tane daha evladım var. Oğlum şehit olmuş, peygamberlikten bir önceki mevkiye ulaşmış ne mutlu bana” dedi. Babanın bu sözleri komutanları ve katılanları duygulandırdı.
Baba Aydın, törene gelen Vali Köksal ve Ege Ordu Komutanı Orgeneral Sarıışık’a “Vatan sağolsun, millet sağolsun, devlet sağolsun” dedi.
Cenaze törenine katılan anne Nurcemal Aydın’ın da ayakta güçlükle durduğu gözlendi. Kendisini teselli eden bayan jandarma astsubayına sarılan anne, astsubayın elini tutarak öpüp kokladı. Şehit annesini teselli eden bayan astsubay da şehit annesinin elini öperek sarıldı ve teselli etmeye çalıştı. Kılınan cenaze namazında şehidin babası Ahmet Aydın ve kardeşi Volkan Aydın saf tutarken, kız kardeşi Ayşe Aydın gözyaşlarına hakim olamadı. Ellerini açan baba ve kardeş dakikalarca dua etti. Tören boyunca ağlamayarak tepkisini gösteren baba Aydın, saf tutarken gözyaşlarına hakim olamadı. Türk bayraklı şapka giyen şehidin kardeşi Volkan Aydın ise, ağabeyinin tabutuna sarılarak ağladı.
Askeri araca bindirilen oğlunun tabutuna son defa sarılan baba, el sallayarak “Güle güle oğlum” dedikten sonra oğlunu son yolculuğuna uğurladı. Törende ellerine Türk bayraklarını alan vatandaşlar, “Şehitler ölmez vatan bölünmez”, “Askere uzanan eller kırılsın” sloganları attı. Düzenlenen askeri törenin ardından şehidin cenazesi, Kadifekale Hava Şehitliği’nde toprağa verildi.”
Siir bastan sona yalanlarla kurulu. Duygu somurusune sehitleri karistirip ismi kolay okunuyor gibi zirvalarla herseyi kirletiyorsunuz. Samast adi cok mu kolay okunuyor? Ne alaka yani???
Yok Turkmenler katlediliyormus da yok bilmem neymis de. Kerkuk sitelerinin hangisinde var bu katliamlar. Yalan soyluyorsunuz utanmadan yuzumuze baka baka. Iki milleti birbirine dusman etmeye calisiyorsunuz ama oyununuza gelmeyecek bu millet. Ne yaparsaniz yapin Irkciliginiz, fasizan tavirlariniz, anti-demokratliginiz sizlerle son bulacak. Insallah gelecek nesil bunlarla vakit harcamayacak. Gelecekte Turkiye tum halklarin kardesce yasadigi bolge degil dunya onderi bir ulke olacak.
Ayrica sagdan soldan yazi bulup buraya kopyalamayi birakin da yukardaki yazida “gercek” olmadigina inandiginiz ne var onu soyleyin. Deyin ki mesela “biz 6-7 eylulde hickimseyi oldurmedik” “deyin ki her vatandasimiza hakkini verdik” “irkcilik yapmadik” ..
Bunlari soyleyemeyecekseniz sagdan soldan yazi yapistirip ortaligi gereksiz bilgi coplugune cevirmeyin. Yalanlari baskalarina satin…
Yazan:türkoğlu Tarih: Şub 27, 2007 | Reply
Matematik sevinç dolu bir şeydir. Çünkü “bilmek”, korkuyu azaltır. Matematik, deli adamların çocuklara gıcıklık olsun diye uydurduğu bir saçmalık değil, hayatın kendisidir; kendisindendir.
Yazan:M Tarih: Şub 27, 2007 | Reply
Fatih Bey,
Türkoglu adli okurumuza haksizlik etmissiniz. Fethi Bey’in sitesine gidin de
ilim-irfan alin biraz :-)
http://www.izlenimler.net/2007/02/22/sanli-bayragimiz/
Dostlukla
Yazan:levent Tarih: Şub 27, 2007 | Reply
Fatih bey, bugünkü milliyetçilik tartışmaları çok amaçlı bir politik
gerilim filmi olarak sürüldü piyasaya.
Çevirmek istediği dolapları ulusalcılık paravanıyla kotaramayanlar, daha
geniş bir kesimide oyuna çekmeye çalışıyor. Bence tantana bundan.
Bugünkü konjoktürel ortamda yanlış anlamalara, dahası tepkilere
yol açabiliyor bu konu. İlginç yaklaşımlarla milliyetçilik kah İslamın karşı
sına çıkarılmaya çalışılıyor; Kah tahrik edilerek gerilim yaratılmak sureti
ile sivil siyaset bloke edilmek isteniyor. Geçmiş hınçlar gereksizce dışa vuruyor bu arada. Asıl olan ise, bölgede yeniden oluşturulmak istenen
haritalar. İnsanımız endişeleniyor.. Unutmayalımki bu ülke,
İmparatorluk sonrası oluşturulan yeni haritalara çok bedel ödedi. Göç
yollarında Balkanda, Kırımda tarifsiz acılar yaşandı. Hassas bir konu. Suistimal edenleride var. Siyasi çıkar umarak gerilimi tırmandırmaktan
murat, parçalı ve güçsüz iktidar yaratmak. Milliyetçilerin bu oyuna
alet olmayacağını umarım.
Saygılar Levent.
Yazan:ahmet mete Tarih: Şub 27, 2007 | Reply
Yazıyı titizlikle okudum.Değerlendirmeme başlıktan başlamak isityorum;”Gamalı Haç” efendim,yazar bu başlıkla dikkat çekmek istemiş olabilir.Bu yönten özellikle gazetecilerin yaptığı bence içerisinde samimiyet olmayan okuyunun kandıkrıldığı bir yöntemdir.
Ben “hilâl”in hiçbir yerinde haç görmedim(bunun kelimenin her iki anlamında söylüyorum,tevriyeli olarak)ama illa görmek isteyenlere son dönemlerde özellikle rastlıyorum ki bunlar zahiren aydın batında ise “fikir cüceleri” amaçları devamlı birilerini hedef göstererk gri propaganda yaparak Türk milliyetçileri zanlı sandelyesine oturtmaktır.Arif olan bu millet serüveni başından beri seyrediyor, değerleriyor.Bu tip fikir cüceleri işlerine ve kitaplarına uymadığı zaman şunu şöylerler:”Aman canım millet her zaman doğru düşünmeyebilir zaman zaman doğru gösterilmelidir.” İşte fikir cücelerimizin anlayamadığı nokta;bu millet “ariftir”
Şimdi millet kelimesini çok kullandım farkındayım ama kasıt olduğunu belirtmek isterim;çünkü millet olmak kolay değil, özellikle bir millet, millet olmayı hak etmişse o bu millettir.
Yazarımızın Türk şiirin zirvesi aruzun banisi,toplumun aynası,tefekkürün gözyaşları olan Akif’ten örnek vererek ırkçılığın kötülüğünden bahsetmiş.Irkçılık adı altında Türk milliyetçiliğine göndermelerde bulunmuş(gri propogandaya devam etmiş.) Evet açık olmak lazım ben insan haklarına,demokrasiyi siper olarak kullanarak saklanacak cücelerden değilim.Türk milliyetçiyim bu gurur kaynağımdır.yazılan bu yazıların muharrirleri de net ve açık olurlarsa sevinirim,çünkü hedefleri ortadadır.
Akif!ten bir örnekte ben vereyim.”Kahraman ırkıma bir gül, ne bu şiddet bu celâl”şimdi bu mısraı nereye koyacağız.hemen belirteyim bu mısraı Akif’in ırkçı bir anlayışta olduğunu söylemek için yazmadım;çünkü öyle olmadığını biliyorum.Zaten ırkçılık fevri olaylar hariç bu iklime uğramamıştır.Almanların Irkçılıkları ile Türk milliyetçiliğini aynı kefeye koyma anlayışı bilimin neresinden alınmış çözemedim.Sosyolojik bir gerçek biz müslümanız.Müslamanın hayat anlayışında ırkçılık yoktur,kaldı ki insanlar ırkçı olsa bunu niçin saklasınlar.Hele Türkiye’nin bugünkü şartlarında….
Tekliet-ı mahsusa Enver Paşa Turan ilerine gitmeden o bölgeye de gidip teşkilatlanmayı sağlamıştı bilinmesinde fayda addediyorum.
Miliyetçiliği değerlendirirken kültür öznesi unutulmamalıdır,kültür değerlerine vurgu yapılmayan ırk üzerinden yürütülen miliyeetçilik ölü doğmuş çocuk gibidir.
Kültür denlince Türk milliyetçiliğinin abidesi olan Orhun Anıtlarından ve sözlü gelenekten değerlendirme yaparsak doğru bir değerlendirme yapılmış olur ki bizim anlayışımızın temelleri şifreleri o gelenekten gelir.
Hilâl ve kurtu milliyetçiler kulanıyor bundan arkadaşlar rahatsız oluyor:))))
İlahi siz niye rahatsız oldunuz ki yoksa gamalı haç kullanılmasını mı tercih ederdiniz,tercih sizin sizin ama bizim tercihimiz budur hoşunuza gidip gitmemesi sizin bileceğiniz bir iş.
Bir de şu mozaikçilere iki kelam sizin halk anlayışınız Diyarbakır’daki hadep il başkanı gibi mi eğer değilse lütfen söyleyin biz de bilellim.Biz anlayışımızı dilimizin döndüğünce izah ettik.
Anadilde eğitim meselesini geniş bir ortamda tekrara değerlendireceğim,çünkü bir saçmalıkta orda var.Bir cümleyle anayasaya karşı gelmişsiniz ki sakat bir anlayış hani demokrasiden bahsediyorsunuz ya onun enstürümanlarından biri de anayasadır.İlgili madde:MADDE 42 Türkçe’den başka hiçbir dil,eğitim ve öğretim kurumlarındaTürk vatandaşlarının ana dilleri olarak okutulamaz ve öğretilemnez.
Kanun böyle diyor şindi siz elbette kanunu da eleştireceksiniz.görüyorsunuz ki hamasetten değil kanundan kültürden bahsediyorum.
Kültür meselesini anlatan kitaplar özellikle bazı arkadaşlar samimi tavsiyemdir.
Türkçe’nin Sırları;Nihat Sami Banarlı, Kültür Köprüsü; Nihat sami Banarlı,Mehmet Kaplan;Nesilerin Ruhu,Osman Yüksel SErdengeçti’nin bütün eserleri,Ahmet Hikmet Müftüoğlu;Çağlayanlar,Türkçülüğün Esasları;Ziya Gökalp,Erol Güngör;Tarihte Türkler ,Türkçe’nin Karanlık Günleri ;Necmettin Hacıeminoğlu,Yavuz Bülent Bakiler’in tüm eserleri….bu eserlere bir göz atarlarsa arkadaşlar biraz daha anlamlı konuşabilirler.(sözüm gideceği yere ulaşmıştır umarım)
Son söz Türkoğlu sözler için teşekürler.Allah millete zeval vermesin!
Yazan:fatih demir Tarih: Şub 27, 2007 | Reply
Ahmet Mete Bey,
Bunu birazdan gorecegiz.
Gamali Hac mi? Nerde? benim yazimda oyle bir ibare yok? Titizliginiz buysa isimiz var demektir..
Simdi yazinin neresinde hac yaziyor? Oncelikle size bir Turkce sozluk lazim, gozluk lazim, ne biliyim Hilal’i Hac diye okumanin problemini cozecek sey her ne ise ondan lazim. Onu elde ettikten sonra size Orhan Pamuk ve yedi fikir cucesi ile yardima gelecegiz.
Ben o cumleleri nerde demisim bir de onu gosterirseniz sevinirim…
Ben de Komunistim…
Ondan degildir … Yazmamissinizdir cunku biri cikar Akif Arnavut der ters kose yapar diye cekinmissinizdir..
Bir insanin hem Musluman hem de Turk Milliyetcisi olmasi oxymorondur.
Bu Enver Pasa hani Sarikamis’ta 90.000 Vatan evladinin sehit olmasini saglayan insan degil mi? Hani tum komutanlar kendisini uyarip hava sartlarini anlattigi zaman dinlemeyen.. Hani olumlerden sonra tum medyaya konu hakkinda haber sansuru koyan Enver Pasa… Hani Osmanliyi batiran pasalarin en basindaki katil pasa!
Bu cumleye eywallah…
Turk kulturunun degil de kafatasci fasist paganlarin ki ordan gelir. Geri kalanlarin cogu Muslumanliktan gelir. Ermenilerden, Kurtlerden, Rumlardan gelir…
Evet cunku kafatascilar hilali kullaninca hilal kurtlaniyor… saginda solunda gamalar cikiyor…
Walla ben sahsen Gamali hac kullanmanizdan hic rahatsiz olmam. Hatta Kurt kullanmanizdan da rahatsiz olmuyorum. (Turkes rahatsiz olurdu gerci, bir yayla toplantisinda indirin o kurdu pagan heriflerdiye bagirdigini hatirliyorum-mealen-)
Yukarda yaziyla alakali tek kelime etmeden nasil izah bu… Aynen arkadasiniz Turkoglu gibi birsuru kel alaka yargi… Nerde yazi ile ilgili itirazlariniz… Nerde “yok Ataturk kimsenin kafasini keserim demedi” “hayir 6-7 eylulde kiliselere saldiracak kadar mide bulantici asagilik yaratiklar olmadik” soylemleriniz??
Ben Turk milliyetcilerine karsi oldugum kadar Kürt milliyetcilerine de Japon milliyetcilerine de karsiyim. Icinde “irk” olan herseye karsiyim… Ama kulturel ozellikleri ile gelen dilini, gelenegini engellemeye varirsa bu noktada yapilacak cikislara dikkatli soylemlerle karsi degilim. Bu manada Almanya ve Yunanistandaki Turkler’e Turkce okuma ogretme yazma sarki soyleme, dinini yasama, geleneklerini koruma haklarinin verilmesine tam destek verdigim gibi ayni haklarin Turkiyedeki Kurtlere, Kuzey Iraktaki Turkmenlere de verilmesinden yanayim. Benim midemi bulandiran haklari kendileri icin isteyip baskalarina vermeyenler…
Yukarda yazdim… Tabiki buradan Almanyadaki Turklere de Yunanistandaki Turklere de bu 42.maddenin uygulanmasinda bir sakinca gormuyorum derseniz sizi diger kafatascilardan ustun tutacagim… Cunku en azindan tutarli olursunuz…
Okumak guzeldir… Mesela siz de basliktan baslayabilirsiniz…
Amin…
Yazan:fatih demir Tarih: Şub 27, 2007 | Reply
Levent Bey,
Soylediginiz seylerin hemen hepsi dogru.
Ben de “Cok saf olalim, her denileni kabul edelim” demiyorum ama Turkiyenin disarda olan herseye “korku” tepkisi vermesi de bana akillica gelmiyor. Devamli Hain ve vatani satanlardan bahsediliyor fikir uretmeye kalkarsaniz. Mesela bunlardan biri irak’in uce bolunmesi.
Yugoslavyanin uce bolunmesini isteyen bizler degil miydik? Nedendi birlikte yasayamayacaklarina kanaat getirmistik. Ve ben bugune kadar bir kisi bile gormedim “keske beraber yasasalardi” diyen…
Irak’ta olup bitene de biraz bu acidan bakmak lazim. Sunnilerle siiler birlikte yasamiyorlar. Hergun kan dokuluyor. Onlarca kisi olduruluyor. Belki ayrilsalar ulkelerinin isgal altinda oldugunun farkina varirlar. Biz karsiliginda ne diyoruz? Kurdistani kurdurmayiz… O zaman bul bir cozum… Baristir Sunnilerle Siileri…
Turkiye’nin kirmizi cizgilerini kim cizdi bilmiyorum ama ilginc cizgiler bunlar. Vali oldurmeye calisan askerinden daha cok, yakalanip kafasina cuval gecirilen askerine dikkat eden cizgiler bunlar. Hadi cidden oldurmeye calismiyorlardi ve kafalarina cuval haksiz yere giydirildi diyelim, o zaman “Komsu ulkenin cumhurbaskanini gecmiste bir teroristle oturdu” diye “asiret resisi” deyip sonra gorusmeyen bol firfirli omuzu olan pasalarimizin, askerini asagilayan Amerikan komutanina “lutfen artik cuvalci pasa diye cagirmayalim, meseleyi unutalim” demesine ne demeli?
Kibris,AB,Kurt bolgesi, Ermeniler, Rusya, Amerika, Yunanistan, Kibris… Bunu insan olarak yapsaniz paranoyak derler…
Hurmetlerimle…
Yazan:ahmet mete Tarih: Şub 27, 2007 | Reply
Fatih Bey,
Başlıkla ilgili değerlendirmem sizi biraz kızdırmış zannımca.Ben de kızdırması için o şekilde yazdım aynen sizin gibi.Sizinle temelden anlaşmayacağımız konular aşikar.
Ben Türk milliyetçiliğinin “kültür” boyutunda olması gerektiğinden bahsediyorum;ancak siz de milliyetçilikle ilgili bir sindirim problemi olduğu ortada,yapabileceğim bir şey yok.Akf’in Arnavut olduğu’nu söyleyerek ufkumu genişlettiniz!..Anlaşamadığımız temel nokta şu:”siz müslüman olan birinin Türk miliyetçisi olamayacağını düşünüyorsunuz”
Bir söz de ben ilave edeyim:”Vatan sevgisi imandandır.”
Beni en çok kızdıran kurduğu cümlenin akislerini bilmeyen bir fikir cücesinin kafatasçı yakıştırmasıdır ki kötü söz sahinin olsa gerek.Böyle bir ifade kullanmanız bana da istediğimi kullanma hakkı verir.aynı kulnaıma devam ederseniz ben de size uygun yakıştırma çok.Malum biz kırk kişiyiz kırkımızda birbirimizi biliriz.Orhan Pamuk ve yedi cücler sizin şahsınızda Allah!a emanet,isterseniz bir de Yaşar Kemal gerillası göndereyim.
Türkoğlu arkadaşım ve gönüldaşım hani sizin şu birbirini onaylayan üretmeyen sadece yorum yapan arkadaşlarınız gibi.Sizi gene kızdırdım galiba ama siz tahrik ediyorsunuz.
Bir not Türkeş Erciyes Kurultayında benzer cümleleri kullanmıştır;ancak pagan kelimesini hatırlamıyorum siz uydurmuş olmayasınız!Kurt elbette bir semboldur.Türk’ün beş bin yıllık tarihden gelir ve bu söylediğim slogan falan değildir,(Ergenekon Destanı,Bozkurt Destanı)kimsenin kurt olmaya falan niyeti yok çok evhamlanmışsınız.
Şu Ermeni’den Rum’dan Müslümanlıktan gelir ifadesi açarak ifade ederseniz önceki cümleyle beraber sevinirim çünkü kültürün ne olduğunu bilmediğiniz kanaati uynda bende.
Benim hiçbir insan evladıyla meselem olamaz lakin benim değerlerimle derdi olanların karşısındayım işin özü budur;inandığımızı elbette savunuruz bundan imtina etmeyiz.Tevfik Fikret’ten bir söz:”Hak bildiğin yolda yalnız da olsan yürüyeceksin.”
Saygılar
Yazan:fatih demir Tarih: Şub 28, 2007 | Reply
Ahmet Mete Bey,
Mesela biri size birsey sorunca o soruya cevap verirseniz ve cevaplariniz bittikten sonra yeni argumanlar uretirseniz buna diyalog denir.
Yok birisinin size yonelttigi sorularin tamamini teget gecer yine dogadan, ciceklerden, agaclardan boceklerden bahsederseniz buna en kibar ifadesi ile monolog denir ve monolog bir kisi ile yapilir.
Simdi yukarda sizin ilk mesajiniza yonelik olarak yazdigim seyleri tekrar okuyup orada size yonelttigim “Almanyadaki Turklere haklari verilmeli mi?” tarzi sorulara cevap verirseniz sizinle konusmaya devam ederiz.
Yok “Vatan sevmek imandandir” gibi lanetlenmis sozlerle gelecekseniz pek bir diyalog olusturacagimizi sanmiyorum…
Yine sunu da soyleyeyim de icimde kalmasin : Insanlara fikir cucesi derken kaba olmadiginizi dusunup sonra kafatasci kelimesine kizmaniz nerden baksaniz komik :)
Yazan:ahmet mete Tarih: Şub 28, 2007 | Reply
Fatih bey,
Almayadaki Türkler ile hangi meseleye temas etmek istediğinizi idrak ediyorum.Ben dünyanın her yerindeki Türklerin bulundukları toplum içerisinde müreffeh,huzurlu yaşamasını istiyorum,onları rahat görmek hem yaşadıkları ülke için hem de Türkiye için hayırlıdır.Bu noktada önemli bir örnek Bulgaristandaki Hah ve Özgürlükler Hareketidir(HÖH) ki yanılmıyorsam hükümette üç bakanla temsil ediliyorlar.(Tarım Bakanlığı dahil)Bu insanlar bulundukları ülkenin değerleriyle uğraşmıyorlar.
Bu noktada Ermeni şigali altındaki soydaşlarımızın dertleri elbette bizi ilgilendirir.Bu coğrafyada bu kadar kangren arasında mücadele eden milletimiz elbette kendini koruyacak değerlerini yaşatacaktır ki tarih sahnesinden çekilmesin.Devletimiz ve milletimiz güçlü olursa hem bütün Türk Dünyasına faydalı olur, hem de islam dünyasının temele meselelerine çözüm olur.İsrail-Filistin meselesini çözecek güç bu milletin elinde olsun.Belki düşüncelerim bazı arkadaşlara fazla gelebilir,bütün sorunlarımızı hallattik de bunlar mı kaldı diyeceklerdir.Ancak insanlar düşünebildikleri oranda vardır.
Efendim derin bilginizi konuşturarak monologtan,diyalogtan falan bahsetmişsiniz.Biraz da empati kursak nasıl olur.Çünkü birçok sorumu es geçmişsiniz,ben de aynı şeyi yaptım.
Fatih bey laf ebeliğini bırakarak sorularıma cevap verirseniz ben de sevinirim mesala Türk milleti vatanını bölmeye çalışlarla nasıl mücadele etmelidir?Bir diğeri de hadep Diyarbakır il başkanının görüşleri için ne düşünüyorsunuz?
Yazan:fatih demir Tarih: Şub 28, 2007 | Reply
Ahmet Mete Bey,
Ne guzel. Peki ayni seyi diger milletler icin de istemez misiniz? Ermeniler, Kurtler, Rumlar da yasadiklari ulkelerde rahat etseler , onlar da bakan olsalar, ulkelerinin denetiminde bulunsalar iyi olmaz mi?
Burda ne demek istediginizi anlayamadim. Mesela 1935′te Yahudiler, 1955′te Rumlar 1990′lardan itibaren Kurtler ne gibi degerlerle ugrastilar? Dil hakki, din hakki, iletisim hakki gibi seyleri neden verilmedi…. Halifesi icin savasan insana niye ihanet edildi? Kurtulus savasini kim kazandi?
Tabiki guclu bir Turkiye herkese yardimci olur. Turkiye tum unsurlarinin akrabasidir. Kuruldugu ilk gunden itibaren yasayan 7,5 milyon Turk ve 1,5 milyon Kurt bu ulkenin milletidir, sahibidir. Ve fasist yonetim gondermemis olsa idi bugun Rumlarin da basina birsey gelse Turkiye kosup yardima gitmelitydi. Ermenileri gondermemis olsa aynisi yine onun icin gecerli idi. Turkiye Cumhuriyetinin devlet degil millet kulturu bunlari gerektirirdi. Turkiye milleti haksizliga karsi her zaman gucsuzun yaninda olmayi tercih etmistir. Ama ulkeyi oyle bir hale getirdiler ki su an sanki Turkiye’nin tek sahibi Turklermis ve dunyada tek yardim edilmesi gereken de Turklermis gibi bir hava estirilmeye baslandi. Iste bu noktada Turk milliyetcilerinin geriye donup kendilerine su soruyu sormalari gerekiyor : Kurtler bu ulkede azinlik mi yoksa milletin bir parcasi mi? Azinlik diyenler artik kafatasciligin ileri asamalarina varmislardir ve onlardan tum azinlik haklarini istemek haktir. Milletin parcasi diyenlerle de neden sag yanini sol yanindan fazla sevesin diyerek bir diyalog olusturulabilir.
Guclu bir Turkiye dunyadaki tum gucsuzlerin hamisidir. Kurtlerin de muslumanlarin da. Guclu devletlerin ezmekle tehdit ettigi haklarin da.
Hayir ben butun sorulariniza cevap verdim…
Elinde silah olanlarla silahla, fikir uretenlerle de fikirle. Bu manada silahli PKK ile ugrasip teroristlerin canimizi yakmasini engellemeye calismak yerine Turkiye Cumhuriyeti’nin fikir uretmekle sorumlu hukumetinin islerine burnunu sokan askerlerin gorevden alinmasi ve yerlerine teroristle mucadele edebilecek birilerinin getirilmesi cok yerinde olur. 100 milyar dolar 1 milyon asker ile 10.000 teroristin hakkindan gelemeyen kisilerinin utanclarindan yerin dibine gecseler yeridir.
Bu soruuza yukarda cevap vermistim ama yine soyleyeyim… Hani Edip Baser’in “yaratik” dedigi adamdan mi bahsediyorsunuz??? Bildigim kadari ile tutuklandi o adam. Kerkuk’e saldiriyi Diyarbakir’a yapilmis sayariz diyen -mealen-… Zaten halki ” ‘Halkı sınıf, ırk, din, mezhep veya bölge farkı gözeterek kin ve düşmanlığa açıkça tahrik ” eden herkesin tutuklanmasinda bir bahis gormuyorum. Kizdigim ayrimcilik. Mesela bir suru kafatasci internet sitesi Samast gibi katilleri yetistiriyo. hepsini topluca hapise tiksalar da icerde birbirlerini yeseler acayip mutlu olurum mesela. Meclis’te gazetesinde Ermeni tohumu, Rum dolu ve benzeri ifadeleri kullananlarinda…. Cunku ifade ozgurlugunu sadece fasist kafatascilara verip digerlerine vermemek kendi icinde yine tutarsiz olur.
Bakin tum sorulariniza istediginiz gibi cevap verdim. Simdi siz bana acikca cevap verin…
Yukardaki yazimda yanlis oldugunu gordugunuz sey nedir?
Yazan:M Tarih: Şub 28, 2007 | Reply
Gazi Üniversitesi öğretim üyesi, siyaset bilimi ve kamu hukuku profesörü Levent Köker’le RADIKAL gazetesinden NEŞE DÜZEL’in yaptigi röportajdan bir alinti :
Bütünüyle çok faydali olan bu röportajin tamamini okumak için :
http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=213377
Dostlukla
Yazan:bakır köy fatihi Tarih: Şub 28, 2007 | Reply
ahmet mete bey bunlar çok derinde havasızlıktan boğulmuşlar boşver bunlar hiç bir soruya cevap veremez lafa baksana ‘Halifesi icin savasan insana niye ihanet edildi? Kurtulus savasini kim kazandi?
TÜRKOĞLU
Yazan:Ecenaze Tarih: Mar 2, 2007 | Reply
http://www.turkintikambirligi.tr.cx/
TÜRK İNTİKAM BİRLİĞİ TEŞKİLATITÜRKÇÜ ŞEHİR SAVAŞÇILARI’NIN BİLDİRİ DAĞITMA YÖNTEMİ
Türkçü Şehir Savaşç