1000 kere Maaşallah! »
By Editorden on Mar 23, 2009 in En çok okunan yazılar, Sitede Yaşam | 4 Comments
Şu anda okumakta olduğunuz makale Derin Düşünce sitesinin bininci makalesi. İki yıl içinde Çevre korumadan Askerlik konusuna, Basın Özgürlüğü’nden Nükleer Enerji’ye kadar tam 999 makale girmişiz yayına. Tabi bugün geldiğimiz noktada gördüğümüz en güzel şeylerden biri de 15.043 yorumun okurlarımız tarafından yazılmış olması. Uzun zamandır takip eden okuyucularımızın fark ettiği gibi bazı makaleler uzunluğu on sayfaya yakın, kaynaklarla, referans ve alıntılarla desteklenen “derin” çalışmalar. Müslümanların iç hastalıkları bu kategoriye iyi bir örnek. Diğer bazı yazılarımız daha çok bir konuyu gündeme getirmeyi amaçlayan, cevap vermekten çok soru soran kısa, çarpıcı yazılar.
Bu iki kategorinin de dışında kalan, ezber bozucu bir çok yazı bulabilirsiniz sitede. Yayına gireli uzun bir zaman olsa da bu yazılar eskimiyor zira günlük politikaya tepki olarak yazılmış köse yazıları değil söz konusu olan. 80 yıldır söylenegelmiş, doğruluğundan şüphe edilmez dogmaları yerle bir eden, nispeten kısa makaleler bunlar. Türk Solu kategorisinde ve Kemalizm bahsinde bu tarzda yazılmış bir çok şaşırtıcı yazı var. Zaten gelen yorumlardan da insanların şaşırdıkları, daha önce böyle “Aaa! Kral çıplak!” diyen bir yazı okumadıkları anlaşılıyor.
Derin Düşünce sitesinde dikkate değer bir başka kategori ise Sinema . Özellikle Enver Gülşen‘in katkılarıyla gelişen bu kısımda sanat filmleri üzerine analizler bulacaksınız. Enver’in Felsefeye ve Tasavvufa olan ilgisi bu makaleleri gerçekten ilginç ve özgün bir hale getiriyor.
999 yazıyı böyle kısa bir duyuruda özetlemek kolay değil elbette. Siteyi hızlıca keşfetmek isteyen okurlarımızın yapabileceği şeylerden biri de Konular sayfasına tıklamak ve ilgilendikleri kategorilere odaklanmak.
Yeni gelen arkadaşlara hoşgeldiniz diyoruz, hep birlikte nice bin yazılara ve yorumlara.









Futbol ve Siyaset
Fikir Kırıntıları-6
“3 tarafı deniz, 4 tarafı düşmana çevrili cennet vatan” paranoyası neden üretildi? Çağdaş ve laik Türkiye’nin evlâdı, Kavala yahut Halep’te yatan dedesinin mezarına bile pasaportla gidecekti. Eskiden vali gönderilen yerlere şimdi büyük elçi atanıyordu. Churchill’in dediği gibi “iki petrol kuyusunun etrafına sınır çizen” İngiliz, bir gecede ülkeler icad edilmişti. Ama Kemalist millî(!) eğitimin iğdiş ettiği beyinler bunu sorgulamaktan aciz. Körfez ülkeleri, Basra yolunun, İsrail, Doğu Akdeniz’in petrol tıpası olacaktı. Türkiye hem Rusya’nın güneye doğru genişlemesini engelleyecek hem de Bakü petrolünün Avrupa’ya ulaşıp fiyat kırmasına mani olacaktı. Diğer yandan Lazkiye ve Hayfa’dan dünya piyasalarına erişen Musul ve Kerkük petrolü bir gün pekâlâ Türkiye’den geçip İskenderun’a akabilirdi ve bu da Londra için büyük bir risk unsuruydu.






Bir kez daha sosyal medyada paylaştığımız mesajları kitaplaştırdık. Yayına girdiği günden beri 






























Söz yıkar şiir imar eder



Kitap Tanıtan Kitap 2



Roman nedir? Tarif dahi edilmesi zor bir kavram. Sanatçının İnsan’a bakışını, toplumla kurduğu ilişkiyi yansıtır sanat eserleri. Bu sebeple sanat her çağda yeniden icad edilir. Ünlü yazar Heinrich Mann’ın dediği gibi: “Bütün romanların ve hikâyelerin amacı kim olduğumuzu bilmektir, Edebiyatın önemli bir konuma sahip olmasının nedeni, sadece doğanın ve insanlar âleminin ayrıntılarını tek tek açıklaması değil, insanları hep yeni baştan keşfetmesidir.” Değerli yazarımız 






















Hayatta en kötü mürşit ilim ve fen olmasın sakın? Eğer Atatürk bir kaç yıl daha yaşasaydı o meşhur sözünü geri alır mıydı acaba?… Ateşi keşfetmeden önceki insanlık ile bugünkü “uygarlığımızı” karşılaştırdığımızda hiç yol almadığımız söylenebilir. Bundan 200 bin yıl önce komşusunun yiyeceğini çalmak için başına taşla vuran neandertal insani ile 2003 yılında Irak in petrolünü çalmak için bir milyon ıraklı sivili öldüren (veya buna seyirci kalan) homo economicus ayni uygarlık seviyesinde. Aralarındaki tek fark kullandıkları silahların teknolojik üstünlüğü. Teknoloji ve bu teknolojinin uygulanmasını mümkün kılan bilimsel buluşlar sıradan insanlar kadar bilim adamlarının da gözlerini kamaştırdı. Bugün karşımıza kâh bilimci (scientist), kâh deneyci (ampirist) olarak çıkan ahlâkî-felsefî bir duruş var. Bu duruş eğitim sistemimize ve resmî ideolojimize öyle derinden işlemiş ki sorgulanması dahi çok sayıda insanı öfkelendirebiliyor, rejimin savunma mekanizmalarını harekete geçirebiliyor. Bilim ve teknolojinin insanlığa otomatik olarak barış getireceğinden şüphe etmek neredeyse bir suç. Buna cüret edenler gericilikle, bağnazlıkla suçlanabiliyor. Pozitivizm ve “modern” yaşam üzerine yazılmış makalelerimizin bir derlemesini 75 sayfalık bir kitap halinde sunuyoruz. PDF formatındaki bu kitabı 










