RSS Feed for FelsefeCategory: Felsefe

Böyle Buyurdu Zerdüşt / Friedrich Wilhelm Nietzsche »

Terk edilmişlik başkadır, yalnızlık başka. Bir dostundan kötülük görürsen, şöyle de ;”Bana yaptığın kötülüğü bağışlıyorum;ancak kendine yaptığını, onu nasıl bağışlayabilirim ki! Derin bir kuyu gibidir tek başına yaşayan! Bir son vermek, yeni bir dize yazmaktan daha çok cesaret ister. Susuşu bana ağır geldi. Çünkü bu durumda iki kişi tek kişiden daha yalnızdır. İçtenlikle adil olmak […]

Sofie’nin Dünyası / Jostein Gaarder »

Kendi çıkarlarına zarar vermek pahasına bile olsa kötülük etmemeye karar verdiğinde özgür bir şekilde davranıyorsun. Rus bir beyin cerrahıyla yine Rus bir astronot din konusunda tartışıyorlardı. Beyin cerrahı dindar, astronotsa dindar bir kişi değildi. “Uzayda çok dolaştım” diye övünerek konuştu astronot, “ama ne Tanrı’yı gördüm ne de meleklerini!” Cerrah cevap verdi: “Ben de çok zeki […]

Kelimeler ve Şeyler / Michel Foucault »

Lisanın suretle olan münasebeti ebedî bir münasebettir. Bunun nedeni kelâmın yetersizliği ve zâhir olan karşısında beyhude kapatmaya uğraşacağı bir açığının olması değildir. Bunlar birbirlerine indirgenemez niteliktedirler: gördüğümüz şeyleri istediğimiz kadar anlatalım, görünen şey hiçbir zaman söylenen şeyin içine sığmaz ve söylenmekte olan şey sûretler, eğretilemeler, mukayeseler aracılığıyla istendiği kadar izhar edilmeye çalışılsın, bunların ışıklarını saçtıkları […]

Bilimler ve Sanatlar Üzerine / Jean-Jacques Rousseau »

Zorunlulukların daimi baskısı altında toplum denilen bu sürüyü meydana getiren insanlar belirli durumlar karşısında hep aynı şeyleri yapacaklardır. Başka türlü hareket edebilmeleri içini çok mühim sebepler olması lazım. Bu yüzden karşımızdakinin nasıl bir adam olduğunu hiç bilemeyeceğiz; bu yüzden dostumuzu tanıyabilmek için büyük hadiseleri bekleyeceğiz; o zaman da iş işten geçmiş olacak çünkü onu tanımak […]

Güzel Tehlike / Michel Foucault »

Dil, tam anlamıyla sonsuz sayıda cümle ve sözce kurmamıza yarayan şeydir. Söylemse, ne kadar uzun, ne kadar dağınık, ne kadar esnek, ne kadar atmosferik, ne kadar protoplazmik, kendi geleceğine sandığımızdan ne kadar fazla bağlı olursa olsun, her zaman sonlu, her zaman sınırlıdır. Ne kadar uzun olursa olsun bir söylemle dilin sonuna asla varılamaz. Yazmak konuşmaktan […]

Dostluk / Cicero »

Yapılan ve görülen iyiliklerin bir olmasını istemek, dostluğu çok ince ve derin hesaplara vurmaktır. Gerçek dostluk daha zengin, daha cömerttir, sanırım aldığından çok vermemekte bu kadar titiz davranmaz: dostlukta yapılanların kaybolmasından, yere taşmasından veya hakkından fazla almaktan korkmamalı. insanların dostluktan başka her işlerinde çok daha dikkatli olmalarından yakınırdı: Örneğin hepsi ne kadar keçisi, koyunu olduğunu […]

Hoşgörü Üstüne Bir Mektup / John Locke »

Konuyu bir örnekle daha açık kılabilmek için, İstanbul’da bulunan biri Arminian, diğeri Kalvinist iki kilise  farz edelim. Herhangi biri, bu kiliselerden birinin diğerinin üyelerini, üstelik bu arada Türkler, Hristiyanların Hristiyanlara karşı işlediği böylesine hiddet dolu insanlık dışı zulmü seyredip (bıyık altından) gülerlerken, bazı doktrinleri ve ayinleri onlarınkinden farklı diye, mallarından ve özgürlüğünden mahrum bırakma hakkının […]

Hoşgörü Üstüne Bir Mektup / John Locke »

Hoşgörü işinde siyasî yöneticinin görevinin ne olduğuna bakalım, bu muhakkak ki, çok önemlidir. Ruhlarla ilgilenmenin siyasî yöneticiye ait bir iş olmadığını çoktan ispatlamış bulunuyoruz. Ruhların iyiliği siyasî yönetimle ilgili değildir, yönetimin ilgisi (eğer böyle adlandırabilirsem) kanunlarla emredip, cezalarla zorlamaya bağlıdır. Fakat öğretimden, nasihatten, iknadan ibaret bir plân, müşfik bir ilgi hiç kimse için reddedilemez. Bundan ötürü, […]

Hoşgörü Üstüne Bir Mektup / John Locke »

Aynı amaçla ileri sürülmüş olan, birçoğunun ihmal ettiği bu değerlendirmeler, sivil-siyasî yönetimin bütün yetkisinin insanların sadece sivil çıkarlarda ilgili olduğu, bu dünyanın işleriyle ilgilenmekle sınırlandırıldığı ve hiçbir şekilde öteki dünya konusunda kullanılmaması gerektiği şeklinde bir sonuca ulaşmak için yeterli görünmektedir. Şimdi kilisenin ne olduğunu düşünelim. Kiliseyi, O’nun indinde makbul ve ruhlarının selâmeti için muteber olduğuna […]

Tehâfüt-ül Felâsife – Filozofların Tutarsızlığı / Gazâlî Hz »

Denilebilir ki; «Âlem kadîm bir irâde ile hâdis olmuştur. Onun (İrâdenin) var olduğu vakitte âlemin varlığı gerekmiştir. İrâdenin devam ettiği noktaya kadar yokluk da devâmetmiştir. İrâdenin başladığı anda varlığın da başlaması gerekmiştir. Âlemin var oluşu; (irâdeden) önce murâd edilmediği için, âlem hâdis olmamıştır. Onun hâdis olduğu vakitte (hâdis olması) kadîm bir irâdeyle murâd edilmiştir. Dolayısıyla […]