Author Archive

1984 / George Orwell »

“İnsan insana nasıl hükmeder, Winston?” Winston, biraz düşünüp, “Acı çektirerek,” dedi.”Tamam işte. Acı çektirerek. Boyun eğmek yetmez. Acı çekmiyorsa, kendi iradesine değil de senin iradene boyun eğdiğinden nasıl emin olacaksın? Hükmetmek, acı çektirmekle ve aşağılamakla olur. Hükmetmek, insanların zihinlerini darmadağın etmek, sonra da dilediğin gibi yeniden biçimlendirerek bir araya getirmekle olur. Nasıl bir dünya yaratmakta […]

Düşüş / Albert Camus »

Uyku bir düşüş, uyanıklık bir çömelmeydi. İnsanlar gösterdiğiniz nedenlere, içtenliğinize ve acılarınızın ağırlığına ancak siz öldüğünüzde inanırlar. İnsan böyledir, iki yüzü vardır onun: Kendini sevmeden sevemez. Aşktan ve iffetten umudumu kesince, geride, aşkın yerine çok iyi geçen, gülüşleri susturan, sessizliği geri getiren ve en önemlisi, ölümsüzlüğü sağlayan sefahatin kaldığını düşündüm en sonunda. Şurası gerçek ki […]

Böyle Buyurdu Zerdüşt / Friedrich Wilhelm Nietzsche »

Terk edilmişlik başkadır, yalnızlık başka. Bir dostundan kötülük görürsen, şöyle de ;”Bana yaptığın kötülüğü bağışlıyorum;ancak kendine yaptığını, onu nasıl bağışlayabilirim ki! Derin bir kuyu gibidir tek başına yaşayan! Bir son vermek, yeni bir dize yazmaktan daha çok cesaret ister. Susuşu bana ağır geldi. Çünkü bu durumda iki kişi tek kişiden daha yalnızdır. İçtenlikle adil olmak […]

Güzel Tehlike / Michel Foucault »

Dil, tam anlamıyla sonsuz sayıda cümle ve sözce kurmamıza yarayan şeydir. Söylemse, ne kadar uzun, ne kadar dağınık, ne kadar esnek, ne kadar atmosferik, ne kadar protoplazmik, kendi geleceğine sandığımızdan ne kadar fazla bağlı olursa olsun, her zaman sonlu, her zaman sınırlıdır. Ne kadar uzun olursa olsun bir söylemle dilin sonuna asla varılamaz. Yazmak konuşmaktan […]

Hoşgörü Üstüne Bir Mektup / John Locke »

Konuyu bir örnekle daha açık kılabilmek için, İstanbul’da bulunan biri Arminian, diğeri Kalvinist iki kilise  farz edelim. Herhangi biri, bu kiliselerden birinin diğerinin üyelerini, üstelik bu arada Türkler, Hristiyanların Hristiyanlara karşı işlediği böylesine hiddet dolu insanlık dışı zulmü seyredip (bıyık altından) gülerlerken, bazı doktrinleri ve ayinleri onlarınkinden farklı diye, mallarından ve özgürlüğünden mahrum bırakma hakkının […]

Hoşgörü Üstüne Bir Mektup / John Locke »

Hoşgörü işinde siyasî yöneticinin görevinin ne olduğuna bakalım, bu muhakkak ki, çok önemlidir. Ruhlarla ilgilenmenin siyasî yöneticiye ait bir iş olmadığını çoktan ispatlamış bulunuyoruz. Ruhların iyiliği siyasî yönetimle ilgili değildir, yönetimin ilgisi (eğer böyle adlandırabilirsem) kanunlarla emredip, cezalarla zorlamaya bağlıdır. Fakat öğretimden, nasihatten, iknadan ibaret bir plân, müşfik bir ilgi hiç kimse için reddedilemez. Bundan ötürü, […]

Hoşgörü Üstüne Bir Mektup / John Locke »

Aynı amaçla ileri sürülmüş olan, birçoğunun ihmal ettiği bu değerlendirmeler, sivil-siyasî yönetimin bütün yetkisinin insanların sadece sivil çıkarlarda ilgili olduğu, bu dünyanın işleriyle ilgilenmekle sınırlandırıldığı ve hiçbir şekilde öteki dünya konusunda kullanılmaması gerektiği şeklinde bir sonuca ulaşmak için yeterli görünmektedir. Şimdi kilisenin ne olduğunu düşünelim. Kiliseyi, O’nun indinde makbul ve ruhlarının selâmeti için muteber olduğuna […]

Hoşgörü Üstüne Bir Mektup / John Locke »

Dinî bir topluluğun gayesi (daha önce söylendiği gibi), Tanrı’ya toplu olarak ibadet etmek ve bu sayede de sonsuz hayatı kazanmaktır. O hâlde, bütün disiplini bu amaca yöneltmeli ve bütün ruhanî kanunlar da bununla sınırlandırılmalıdır. Bu toplulukta sivil mülkiyet ve dünyevî mallarla ilgili olan hiçbir şey yapılmamalıdır ve yapılamaz. Her ne sebeple olursa olsun, burada hiçbir […]

Hoşgörü Üstüne Bir Mektup / John Locke »

Hükümdarlar, gerçekten, güç bakımından insanlardan üstün doğarlar, fakat doğada eşittirler. Hukuk ve yönetme sanatı başka konularla ilgili fazla bilgi içermez; bunlar en az da din konusunda belli bilgileri içinde barındırırlar. Çünkü, eğer böyle olmasaydı, yeryüzü efendilerinin dinî meselelerde karar verirlerken bu derece engin bir şekilde farklılaşmaları nasıl mümkün olurdu? Fakat, kabul etmeliyiz ki, sonsuz hayata […]

Hoşgörü Üstüne Bir Mektup / John Locke »

Kiliseler olarak adlandırdığım bu dinî topluluklara siyasî yönetimin hoşgörü göstermesi gerekir; çünkü bu toplulukların işi, özellikle ilgilenmenin her insan için meşru olduğu şeyden (ruhlarının selâmetini kastediyorum) başka bir şey değildir; ve bu bakımdan, millî kiliseyle diğer farklı cemaatler arasında hiçbir farklılık söz konusu değildir. Fakat her kilise içinde, bilhassa düşünülmesi gereken iki konu vardır: İbadetin […]