Angela Merkel Türk Polisinden Özür Diledi »
By Hans Müller on Haz 21, 2013 in Almanya, polis, vicdan | 2 Comments
Basın Bildirisi
Ben, Angela Merkel Almanya Şansölyesi olarak Türk Polisinden özür diliyorum. Çünkü Taksim Gezi Parkı olaylarının başlangıcından ititbaren medyada yer alan ve Türk polisini suçlayan fotoğrafların gerçekte Amerikan, İspanyol ve hatta Alman polislerine ait olduklarını esefle öğrenmiş bulunmaktayım.
Dün gece geç saatte toplanan basın danışmanlarıma şu soruyu sordum: “Gerçekten şiddet uygulayan Türk polisi bulmak bu kadar zor mu ki sahte fotoğraflar kullanılıyor?” Malesef bu sorum cevapsız kaldı. Cevapsız kalan tek sorum bu değildi:
1) 15 gün boyunca twitter üzerinden mesaj gönderen binlerce gösterici neden cep telefonlarıyla “gaddar ve vahşi” polislerin resmini çekemedi?
2) Olayların başlangıcından itibaren bir çok şehirde BBC ve CNN gibi kuruluşların canlı yayın araçları vardı. Neden bu gazeteciler gerçek görüntüler yerine Mısır’dan, Irak’tan alınmış savaş görüntülerini ve New York’ta iki sene önce olmuş olayların resimlerini kullandılar?
Biraz gecikerek de olsa anlıyorum ve ititraf ediyorum ki Türk polisi dünyadaki diğer polislere kıyasla daha profesyoneldir ve orantısız şiddet kullanımı daha azdır.
AKP Hükümeti ve Başbakan Erdoğan
Bazı görüntülerdeki polislerin gerçekten Türk polisi olduğu da tespit edildi. Ama bunlar 15 yıl önce yani AKP iktidarından önce çekilmiş fotoğraflardı. Bunun ise tek bir anlamı olabilir: Başbakan Erdoğan iktidara geldiğinden beri polis şiddeti konusunda Türkiye’de net bir ilerleme kaydedilmiştir. Bu bağlamda sadece Türk polisinden değil AKP hükümetinden, iç işleri bakanlığından ve olayları büyük bir başarıyla yöneten İstanbul valisinden bütün Alman halkı ve Alman gazetecileri adına özür diliyorum.
Türklere karşı işlenen ırkçı cinayetleri 10 yıldır çözemeyen biz Almanların adalet ve insanlık konusundan siz Türklerden öğreneceğimiz çok şey var.
Angela Merkel
Almanya Şansölyesi














Futbol ve Siyaset
Fikir Kırıntıları-6
“3 tarafı deniz, 4 tarafı düşmana çevrili cennet vatan” paranoyası neden üretildi? Çağdaş ve laik Türkiye’nin evlâdı, Kavala yahut Halep’te yatan dedesinin mezarına bile pasaportla gidecekti. Eskiden vali gönderilen yerlere şimdi büyük elçi atanıyordu. Churchill’in dediği gibi “iki petrol kuyusunun etrafına sınır çizen” İngiliz, bir gecede ülkeler icad edilmişti. Ama Kemalist millî(!) eğitimin iğdiş ettiği beyinler bunu sorgulamaktan aciz. Körfez ülkeleri, Basra yolunun, İsrail, Doğu Akdeniz’in petrol tıpası olacaktı. Türkiye hem Rusya’nın güneye doğru genişlemesini engelleyecek hem de Bakü petrolünün Avrupa’ya ulaşıp fiyat kırmasına mani olacaktı. Diğer yandan Lazkiye ve Hayfa’dan dünya piyasalarına erişen Musul ve Kerkük petrolü bir gün pekâlâ Türkiye’den geçip İskenderun’a akabilirdi ve bu da Londra için büyük bir risk unsuruydu.






Bir kez daha sosyal medyada paylaştığımız mesajları kitaplaştırdık. Yayına girdiği günden beri 





























Söz yıkar şiir imar eder


Kitap Tanıtan Kitap 2



Roman nedir? Tarif dahi edilmesi zor bir kavram. Sanatçının İnsan’a bakışını, toplumla kurduğu ilişkiyi yansıtır sanat eserleri. Bu sebeple sanat her çağda yeniden icad edilir. Ünlü yazar Heinrich Mann’ın dediği gibi: “Bütün romanların ve hikâyelerin amacı kim olduğumuzu bilmektir, Edebiyatın önemli bir konuma sahip olmasının nedeni, sadece doğanın ve insanlar âleminin ayrıntılarını tek tek açıklaması değil, insanları hep yeni baştan keşfetmesidir.” Değerli yazarımız 




Kendi ülkesini işgal eden ordu

















Hayatta en kötü mürşit ilim ve fen olmasın sakın? Eğer Atatürk bir kaç yıl daha yaşasaydı o meşhur sözünü geri alır mıydı acaba?… Ateşi keşfetmeden önceki insanlık ile bugünkü “uygarlığımızı” karşılaştırdığımızda hiç yol almadığımız söylenebilir. Bundan 200 bin yıl önce komşusunun yiyeceğini çalmak için başına taşla vuran neandertal insani ile 2003 yılında Irak in petrolünü çalmak için bir milyon ıraklı sivili öldüren (veya buna seyirci kalan) homo economicus ayni uygarlık seviyesinde. Aralarındaki tek fark kullandıkları silahların teknolojik üstünlüğü. Teknoloji ve bu teknolojinin uygulanmasını mümkün kılan bilimsel buluşlar sıradan insanlar kadar bilim adamlarının da gözlerini kamaştırdı. Bugün karşımıza kâh bilimci (scientist), kâh deneyci (ampirist) olarak çıkan ahlâkî-felsefî bir duruş var. Bu duruş eğitim sistemimize ve resmî ideolojimize öyle derinden işlemiş ki sorgulanması dahi çok sayıda insanı öfkelendirebiliyor, rejimin savunma mekanizmalarını harekete geçirebiliyor. Bilim ve teknolojinin insanlığa otomatik olarak barış getireceğinden şüphe etmek neredeyse bir suç. Buna cüret edenler gericilikle, bağnazlıkla suçlanabiliyor. Pozitivizm ve “modern” yaşam üzerine yazılmış makalelerimizin bir derlemesini 75 sayfalık bir kitap halinde sunuyoruz. PDF formatındaki bu kitabı 





