Main Content RSS FeedÖnceki Yazılar

Uzaktaki Saatler / Kate Morton »


zaman_nedir_2“… Geçen zamanın kokusunun nasıl olduğunu kendinize hiç sordunuz mu? Milderhurst şatosuna girmeden önce aklıma gelmemişti ama artık cevabı biliyorum. Küf ve amonyak, bir tutam lavanta ve bir avuç dolusu toz; bir de çürümüş kâğıt kokusu. Bunun arkasında çöp ya da fazla pişmiş yemek gibi bir şey. Bu sonuncuyu keşfetmem zaman aldı ama sonunda başardım. İşte mazi. Düşünceler ve düşler, umutlar ve ızdıraplar aynı tenekenin içine atılmış, çıkan koku dağılmıyor, durağan havanın içinde yüzmekte …” 

… Zaman üzerine e-kitap okumak için…

Zaman Nedir?

 

“Zaman nedir? Kimse sormazsa ne olduğunu biliyorum. Ama birisine açıklamaya kalkarsam artık bilmiyorum… Eminim ki geçip gitmiş olmasa “geçmiş” zaman olmayacak. Bir şey gelecek olmasagelecek zaman da olmayacak. Peki nasıl oluyor da geçmiş ve gelecek var olabiliyor? Geçmiş artık yok. Gelecek ise henüz gelmedi. Şimdiki zaman sürekli var ise sonsuzluk olmaz mı? İyi ama şimdiki zaman var olabilmek için geçmişe karışması gerekiyorsa mevcudiyetini  yok oluşuna muhtaç olan bir Şimdi‘ninVARlığından nasıl bahsedilebilir? Demek ki zaman yokluğa meylettiği ölçüde var olan şeydir.” (Aziz Augustinus, 354-430)

Zaman nedir? İnsan düşüncesinin en çok zorlandığı sorulardan biri bu. Zira Zaman’ın olmadığı bir yer, an, olay düşünmek imkânsız. “Hiç bir şey olmuyor şu an” derken bile zamansal bir cetvele ihtiyaç var. Saniyeler tık tık ilerleyecek ki “yaprak bile kıpırdamıyor” cümlesinin bir anlamı olsun. Zaman’ı anlamadan Yaşam, Hareket, Özgürlük kavramlar üzerine düşünmek de imkânsız.

Derin Göz isimli kitabımızda özellikle ünlü ressam Edward Hopper’dan bahsederken modern yaşamın özellikle de Sanat’ın biz insanlara Zaman’ı düşünmek için yeni kapılar açtığından bahsetmiştik.  Derin İnsan  adlı kitabımızın Korku Matkabı bölümünde de Korku-Zaman ilişkisinden ve Sinema Sanat’ından istifade ederek Zaman’ın NE’liğini bir parçacık sorgulamıştık. Kelimelerin ve mantığın gücünün yetmediği sınırlarda yine Sanat’tan istifade ettik : Sinema, Resim ve Fotoğraf sanatı imdadımıza koştu.

Ama felsefeyi dışlamadık. Zaman hakkında çok isabetli tahliller yapmış olan Kant, Bergson, Heidegger, Hegel, Husserl’den çok önce belki ilk defa Aristoteles (MÖ 300′ler) ile başlamış sorgulamalar var. 1800ler ve 1900lerdeki fikirler haliyle teknolojik ilerlemelerden ve yeni kurulan endüstriyel toplumdan istifade eden ama aynı zamanda bunların altında ezilen bir kuşağın ürettikleri. Bilim ve teknoloji ile zaman arasındaki ilişkiye gelince elbette Newton’dan Einstein’a ve Kuantum mekaniğine kadar uzayan, epistemolojiden fizik teorilerine kadar dallanıp budaklanan sorgulamalar söz konusu.

Peki bilimsel, objektif, tik-tak zamandan başka, daha insanî, sübjektif ya da bütün bunların üstünde, dışında MUTLAK bir Zaman kavramından bahsedilebilir mi? Zaman sadece bir çerçeve, aklı sınırlayan bir tür “yokluk” mudur? YoksaDerin İnsan  ve Zaman’ın eklemlendiği bir Derin Zaman boyutu var mıdır?

Tam da bu noktada Delâilü’l-İ’câzMesnevîMakasıt-ül Felasife Telhis-u Kitab’in Nefs ve Fütuhat-ı Mekiyye gibi eserler Zaman-İnsan ilişkisine bambaşka perspektifler açıyor. Zaman konusunu bütün derinliğiyle anlayabilir miyiz? Zaman’ın kitabını buradan indirebilirsiniz.

Grup Yürüyüş’ten Gezi Parkı Şarkısı: “Ağaç Kurdu” »

Tayyip Erdoğan’ı devirmek için kaç para lazım? (Bölüm I) »

Paranın gücünü kullanarak demokrasiyi by-pass etmek

Demokrasiye karşı etkili bir silahtır para. Halkın seçtiği hükümetleri düşürmek için ulusal paranın değeri ile “oynamak” ise eskiden beri kullanılan bir taktiktir. Meselâ yeraltı zenginliklerini Fransa’ya kaptırmak istemeyen Gine halkı 1958’de yapılan bir referandum ile “tam bağımsızlık” dedi ve Paris’i uyuz etti. [0] Peki Paris ne yaptı? Gine’nin ihtiyacı olan bütün teknisyenlerini geri çekti, teknik belgeleri Fransa’ya kaçırdı, köprü yol vs altyapıyı yıkarak gitti. Ama bu da yetmedi.  Ahmed Sékou Touré önderliğinde kurulan hükümeti devirmek için 1960 senesinde Fransız gizli servisi büyük miktarda sahte para basıp dağıttı ve fiatlar bir anda çıldırdı. Öyle ya, altın ve uranyum çalmak için Mali’deki gibi katliam yapmak, bir yerleri bombalamak şart değil ki. [1] El Kaide gibi bir öcü-kukla yoksa el altında, ekonomik silahlar var. Uzaktan kumandalı isyan çıkartırsınız, halkın iradesiyle başa gelen bir hükümeti güçsüz/ beceriksiz /gayrımeşru gösterirsiniz,  sonra da devirip yerine kendi adamlarınızı koyarsınız. Sağcı, solcu, İslâmcı fark etmez, bütün darbelerde ve devrimlerde ortak olan “teknik” unsurlar vardır. (Bkz. Curzio Malaparte’nin harika kitabı Darbe Tekniği: Türk ordusu neden (artık) darbe yapamıyor?)

Sorospu çocukları geliyoooor!

soros“İngiltere Merkez Bankası’nı soyan adam” diye ünlenen Georges Soros para kullanarak hükümet mühendisliği yapan ilk finansçılardan biri oldu. Sene 1992, avro para birimi henüz ortada yok. Avrupa Para Sistemi (APS) denen bir mutabakat var; ulusal para birimleri alt ve üst sınırlar içinde dalgalanıyor. Bu “kabul edilebilir” risk seviyesi Avrupalı merkez bankalarının hem bağımsız kalmalarını hem de belli bir mali disiplin içinde hareket etmelerini sağlıyor. Gelin görün ki “bizim” Soros’un başka planları var: 16 eylül günü sterline karşı oynuyor ve Londra’yı şoka sokuyor. Zira aşırı değer kaybeden İngiliz ulusal parası APS’ten çıkmak zorunda. Soros o gece 1 milyar dolarcık bir kâr ediyor ama asıl hedefi başka. İzleyen günlerde İtalyan lireti ve İspanyol pesetası da aynı darbeyi yiyorlar Soros’tan. Temmuz 93’te Fransız frangına geliyor sıra. Görünürde paranın değer kaybetmesine sebep olacak bir şey yok. Fransa’nın makro göstergeleri olumlu: Enflasyon düşük, dış ve iç borçlanma sürdürülebilir seviyede, dış ticaret dengesi fazlasıyla pozitif. Ama Soros’un çelme taktığı frank Read the rest

Kriz ve orta sınıf »

 

“… Ekonomik krizin etkisiyle işsizlik rakamlarının tavan yaptığı İspanya’da halk, gıda yardım merkezlerine akın ediyor. Sivil toplum örgütlerinin yardımları dağıttığı yeni adresler ise orta sınıf vatandaşların yaşadığı yerler. Başkent Madrid’in 20 kilometre kuzeyindeki Tres Cantos kasabası da o noktalardan biri. İspanyollar, bu merkezlere akın ediyor: “Krizden dolayı bu hale geldik. Haftanın beş günü çalışıyorum. Ev temizliği yapıyorum. Daha önce beş ev Read the rest

CHP’nin ağaçları senin bildiğin ağaçlara benzemez »

“… Linç edeceklerdi
Akil İnsanlar heyetine de etkisi oldu mu bu yaşananların?
“Oldu. Akdeniz Heyeti olarak Gezi olaylarının başladığı dönemde, üç gezimizi iptal ettik. Gezi olaylarından önce gittiğimiz yerlerde, faşist kalkışmadan çok daha küçük olaylar vardı. Ama Gezi olayları başladığı zaman, Mersin programı vardı. Uygun ortam olmayacağını düşünerek iptal ettik. Orada olduğumuzu düşünen göstericiler, bu gösterileri provoke edenlerden aldıkları güçle oteli bastılar. Orada olsak, belki linç bile ederlerdi. O güne kadar böyle bir şeyle karşılaşmamıştık. Yani ‘Gezi’nin çözüm süreciyle ilgisi yok’ diyen yalan söylemiş olur.” (Muhsin Kızılkaya)

 

chp_gezi_agac

Boş duran adamı Allah da sevmez »


 
Bir grup sıradan genç Taksim’de eylem için duranlara gusül, taharet ve istibra konulu vaaz verdi. Protesto etmek bizim de hakkımız diyen gençler, “diktatör faşist duranadam’lar tarafından bağırış çağırış tartaklama ve arada çaktırmadan çimdikleme usulüyle susturulmaya çalışıldık. Bir teyze de gaza gelip “La ilahe illallah” diye bağırdı. En azından teyzeyi kurtardık, kısa günün kârı” dediler yaşadıklarına.

Gençler eylemlerini tamamlayıp evlerine döndüler.

İslam Sanatı 2: Mozaik »

2079679739_b63333aab3

Bu resimler “Soyut Sanat Müslümanın Yitik Malıdır” isimli yazı dizisinin bir parçasıdır. Resimleri görmek için: Read the rest

Nour Ensemble – Santa Maria Amar Maryam-e Moghaddas… »

Ağaç sevginiz de tesettürünüz gibi yalan »

Ağaçları, doğayı gerçekten seviyor muydunuz? Neden Sinop’a yapılan nükleer santrale ses çıkarmadınız? Ya termik santraller? Ya siyanürle altın arayanlar? Trolle denizin dibini kazıyan balıkçılar? Bunlara neden ses çıkarmıyorsunuz?

Ey Taksim Gezi tayfası! Elebaşlarınız salya sümük dökülürken ortaya çıkan acı gerçek: Davanızda samimi değilsiniz. Dik duramıyorsunuz. Adalete, barışa razı olmadınız ama kaba kuvvete boyun eğdiniz hemen. Bir gün önce “Tayyip’i asalım”, bir gün sonra “affet beni merhametli Başbakanım”.

Müslüman kılığına girip provokatörlük yapan bu kadını affedeli mi? Olaylar sırasında ölen 4 kişiyi geri getirebilecek misiniz hanımefendi? Yakılan yıkılanı tazmin edebilecek misiniz? Ülkemin imajına, ekonomisine verdiğiniz zararı onarabilecek misiniz? Ben sizi affetmiyorum. Tiksiniyorum bu dönek meşrebinizden. Öfkeniz, isyanınız bile adam gibi değil. Editörümüz Mehmet Yılmaz’ın dediği gibi:

“…Dünkü isyancıların bugünkü ehlileştirilmiş tavırları iyiye işaret değil. Zira zulme direnen meşru öfke  ehlileştirilmez. Para ile satın alınmaz, polisten, hapisten ve ölümden korkmaz zulme isyan edenler. Ama bir de hayvanî ökfe vardır. Trafik tıkanınca açar camı, ana avrat küfreder. Öndeki iri yarı şöför elinde sopayla arabadan inince “bizim öfkeli” tırsar, köpek gibi sırıtır, yılışır. Çünkü öfkesi meşru değildir. Benlik iddiasındadır, adalet değil intikam peşindedir.… İnsanların isyanı güzeldir. Zulüm görünce coşar; adaleti, barışı görünce durulur. Köpek öfkesi nefsanîdir. Ancak kendisinden daha güçlüyü görünce, durmak zorunda kalınca durur …”

Ey Taksim Gezi tayfası! Ey münafık meşreb provokatörler! Ağaç sevginiz yalan,  tesettürünüz yalan, gözyaşınız bile yalan…Siz o gece Türkiye için ne istediyseniz Allah size iki mislini versin. Amin.

İslam Sanatı 1: Metal »

metal-esya-katalog

Bu resimler “Soyut Sanat Müslümanın Yitik Malıdır” isimli yazı dizisinin bir parçasıdır. Resimleri büyük görmek için: Read the rest