Sürekli Darbe »
By Rafet Gunay on Eyl 12, 2008 in darbe | 0 Comments
Darbe laflarının gizli kapaklı bir fısıltı olmaktan çıkıp sorumlu ve sorumsuz ağızlarda sakız gibi çiğnendiği bir ortamdan rahatsız olmayan Türkiye’nin tadı yok. Siyaset sınıfının itibarı, bir miting sonrasının kaldırımlarından süpürülen çöp kadar değersiz. Son otuz yılda antimiliter tavrıyla tanınan bütün çevrelerde, artık gizlenmeye bile gerek görülmeyen hoşnutluk hâkim. Jakobenizm, yıllardan sonra paslanmış mafsallarına yağ damlatarak yoğun geçmesi beklenen bir dönem için kültür-fizik hareketlerine başlamış durumda.
Bu kadarını gerçekten hak ettik mi derseniz; Read the rest





Bu makale İslam’ın hayat anlayışı adlı yazı dizisinin üçüncü bölümüdür. Birinci bölüm için
Irkçılık hem kendi tabiatı gereği problemlidir hem de çözüm çabaları birçok problemle karışarak akamete uğramaktadır. Irkçılığın kendi tabiatındaki problemler az çok bilinir ama çözüm çabalarının başka problemlerle karıştığı fark edilmez.
Güneydoğu’da ölümler sürüyor… Çeyrek asırdır olduğu gibi yine gepegenç insanlar ölüyor… Bir de işin öbür kısmı var “Teröristlerin şu ini bombalandı, şu mağarası darmadağın edildi” gibi bir provokatif üslupla gün aşırı verilen haberleri devletin resmî ajansı veriyor. PKK tarafında ölenlerin de bu ülkenin yurttaşı olduğu, ölümleri bayram havasında sunulan gençlerin de
Sunuş: Gürcistan ile Rusya arasındaki kriz üzerine yazılan tahlillerin en ilginçlerinden biri Sloven filozof Slavoj Žižek kaleminden Alman Die Zeit gazetesinde yayınlanan
” Tarihsizlik’ ve ‘geleneksizlik’le malul bir hareket olan sol, bir ‘halk edinemeyince’ bir devlet/lu edinmeye çalıştı. Çözüm olarak kendini iktidara eklemlemeye, iktidar ise solu devşirmeye çalıştı. Bu ironi ve trajedi solu Kemalizmin sinesinde kendisine gelecek aramaya; onun perspektifi ve ideallerini ödünç alamaya ve temellük etmeye götürdü. “
Bu makale İslam’ın hayat anlayışı adlı yazı dizisinin ikinci bölümüdür. 



Futbol ve Siyaset
Fikir Kırıntıları-6
“3 tarafı deniz, 4 tarafı düşmana çevrili cennet vatan” paranoyası neden üretildi? Çağdaş ve laik Türkiye’nin evlâdı, Kavala yahut Halep’te yatan dedesinin mezarına bile pasaportla gidecekti. Eskiden vali gönderilen yerlere şimdi büyük elçi atanıyordu. Churchill’in dediği gibi “iki petrol kuyusunun etrafına sınır çizen” İngiliz, bir gecede ülkeler icad edilmişti. Ama Kemalist millî(!) eğitimin iğdiş ettiği beyinler bunu sorgulamaktan aciz. Körfez ülkeleri, Basra yolunun, İsrail, Doğu Akdeniz’in petrol tıpası olacaktı. Türkiye hem Rusya’nın güneye doğru genişlemesini engelleyecek hem de Bakü petrolünün Avrupa’ya ulaşıp fiyat kırmasına mani olacaktı. Diğer yandan Lazkiye ve Hayfa’dan dünya piyasalarına erişen Musul ve Kerkük petrolü bir gün pekâlâ Türkiye’den geçip İskenderun’a akabilirdi ve bu da Londra için büyük bir risk unsuruydu.






Bir kez daha sosyal medyada paylaştığımız mesajları kitaplaştırdık. Yayına girdiği günden beri 






























Söz yıkar şiir imar eder



Kitap Tanıtan Kitap 2



Roman nedir? Tarif dahi edilmesi zor bir kavram. Sanatçının İnsan’a bakışını, toplumla kurduğu ilişkiyi yansıtır sanat eserleri. Bu sebeple sanat her çağda yeniden icad edilir. Ünlü yazar Heinrich Mann’ın dediği gibi: “Bütün romanların ve hikâyelerin amacı kim olduğumuzu bilmektir, Edebiyatın önemli bir konuma sahip olmasının nedeni, sadece doğanın ve insanlar âleminin ayrıntılarını tek tek açıklaması değil, insanları hep yeni baştan keşfetmesidir.” Değerli yazarımız 






















Hayatta en kötü mürşit ilim ve fen olmasın sakın? Eğer Atatürk bir kaç yıl daha yaşasaydı o meşhur sözünü geri alır mıydı acaba?… Ateşi keşfetmeden önceki insanlık ile bugünkü “uygarlığımızı” karşılaştırdığımızda hiç yol almadığımız söylenebilir. Bundan 200 bin yıl önce komşusunun yiyeceğini çalmak için başına taşla vuran neandertal insani ile 2003 yılında Irak in petrolünü çalmak için bir milyon ıraklı sivili öldüren (veya buna seyirci kalan) homo economicus ayni uygarlık seviyesinde. Aralarındaki tek fark kullandıkları silahların teknolojik üstünlüğü. Teknoloji ve bu teknolojinin uygulanmasını mümkün kılan bilimsel buluşlar sıradan insanlar kadar bilim adamlarının da gözlerini kamaştırdı. Bugün karşımıza kâh bilimci (scientist), kâh deneyci (ampirist) olarak çıkan ahlâkî-felsefî bir duruş var. Bu duruş eğitim sistemimize ve resmî ideolojimize öyle derinden işlemiş ki sorgulanması dahi çok sayıda insanı öfkelendirebiliyor, rejimin savunma mekanizmalarını harekete geçirebiliyor. Bilim ve teknolojinin insanlığa otomatik olarak barış getireceğinden şüphe etmek neredeyse bir suç. Buna cüret edenler gericilikle, bağnazlıkla suçlanabiliyor. Pozitivizm ve “modern” yaşam üzerine yazılmış makalelerimizin bir derlemesini 75 sayfalık bir kitap halinde sunuyoruz. PDF formatındaki bu kitabı 




