Main Content RSS FeedÖnceki Yazılar

Irkçıya kızılmaz, acınır! »

20080903_derin_dusunce_org_ikciya_kizilmaz.jpg Irkçılık bir düşünce değildir, saygı değil acıma ve şefkat gerektirir. Yaralı bir hayvanın saldırganlığı gibi bir refleks halidir. Yanan bir binanın 10cu katından kendini aşağıya atan insan “bu benim kararımdı, düşmeseydim inecektim” diyemez.

Kürtlere devlet eliyle yapılan haksızlıkları dile getirdiğimiz yazıların altına yorum bırakan bazı okuyucular düşünce olduğunu sandıkları bu panik halini dile getirdiler:

  • 1) Ama “onlar” da kaçak elektrik kullanıyor,
  • 2) Kürtler “bizim” gibi uygarlık kuramadılar,
  • 3) Vs.

Oysa bu zavallı çocuklar övünüp durdukları Read the rest

Irkçı okuyucularımızın dikkatine »

20080903_derin_dusunce_org_irkcilik.jpg  Irkçılık konusunda sitemiz tarafsız değildir. Düşünce özgürlüğü adına bazı yorumların yayınlanması bu sitede ırkçı propaganda yapılabileceği anlamına gelmez. Yorumlarınız düzenli olarak sansürlenecek olursa bize mail kullanarak doğrudan yazabilirsiniz.

İslâm, Hırıstiyanlık ve Musevilik her türlü kan soy, ırk davasına olumsuz bakar. Teist veya ateist bir çok düşünür de insanların bir arada yaşayabileceği sistemler tasarlamışlar ve her defasında ırkçılığı açık veya gizli olarak reddetmişerdir.

Irkçılık bir akıl hastalığı olmakla beraber Türkiye’nin kanunları, Birleşmiş Milletler’in kararları ve bir çok uluslararası anlaşma ile bir insanlık suçu olarak ilan edilmiştir.

Bir erdemi veya bir kusuru bütün bir ırka, ulusa, etnik/dinî gruba atfediyorsanız bu yoldan acilen geri dönünüz. Kendinizin, ailenizin ve ülkenizin ve hatta insanlığın felaketi için çalıştığınızın farkında olunuz. Psikolojik destek arayınız.

Ergenekon… Türk siyasal aklı, hikmet-i hükümeti »

20080908_derin_dusunce_org_ergenekon1.jpgErgenekon, Türk siyasal aklının/ hikmet-i hükümet’nin son tezahürüdür. Devlet aklı olarak ta adlandırılabileceğimiz bu siyasal akıl ve kültürde devlet,  kendinde varlık/entite’ dir. Hikmetinden ve bu hikmetin makuliyetinden ve ulviliğinden sual olunmayan  devletin sırlarına  yurttaşlar akıl erdiremezler. Zira o, kutsallık halesine bürünmüş öyle yüce bir kendinde varlıktır ki ehil olmayan her fani vatandaş   onu anlayamaz. Onu kavramak için devletim kutsiyetini derinden tecrübe etmiş olmak gerekir. Ancak bu devletin içinde “fena” olanlar onun için ölür ve öldürürler, ve yine onun künhüne vakıf olanlar  onun için ölmenin ve öldürmenin Read the rest

Demokrasiler intihar edebilir mi? »

20080906_derin_dusunce_org_demokrasi_intihar3.JPGSunuş: Devlet dediğimiz “aygıt” neticede insanlar arası şiddeti engellemek için var. Özgürlükler ancak devletin sağladığı güven ortamında doyasıya yaşanabiliyor. Ama devlet korumakla mükellef olduğu özgürlükleri korumak için insanları baskı altına almak isterse ne olur? Ya da demokratik yollarla özgürlük düşmanı bir parti seçilirse? Veya demokratik bir rejim “düşman” kabul ettiği bir siyasî partiyi kapatırsa?  

 Özgürlüğü korumak için özgürlükleri sınırlandırmak… Bütün demokrasilerin karşı karşıya olduğu bir paradoks bu. Tek bir doğru cevap bulmak oldukça zor görünüyor. Ülkelerin hukuksal olgunlukları, tarihleri ve hissettikleri tehditler kantarın topuzunun nereye konacağını belirliyor. Ve bu duruş o ülkenin özgürlükçü ya da totaliter bir ülke olmasını doğrudan etkiliyor.  

 AKP ve DTP hakkında açılan kapatma davaları aslında hukuk ve demokrasi üzerine önemli bir tartışma başlattı. Türkiye’nin rejim muhafızlarının cömertçe kullandıkları “meşru” bir güçtü söz konusu olan: Parti Kapatma! İnsanların oylarıyla meşruluk kazanmış bir parti sınırsız özgürlüğe sahip midir? Meselâ demokrasi düşmanı olan ya da teröre açıkça destek veren bir partiyi özgürlük adına meclise kabul edebilir miyiz? Peki kapatılması halinde seçmenlerine nasıl bir mesaj vermiş olacağız? Demokrasi ile kurumsallaşan diyalog devlet eliyle yok edilirse tarafların şiddete başvurmaları resmen meşrulaşmış olmayacak mı? Bütün bu sorulara cevap aramak için değerli araştırmacı  Dr. Ekrem Ali AKARTÜRK’ün yazdığı Read the rest

Kim bu ırkçı Türk “celebrity”? »

“Herifler Fransa’yı işgal ediyor, her yerde Araplar ve Zenciler… Bir de habire ürüyorlar, yakında Fransa’da medeni Fransız insan kalmayacak!!!”

“Yahu dinleye dinleye üç tane yamyamın yaptığı müziği dinliyor bütün Avrupa bu sene, heriflerin yaptığı müzik yamyam müziği!!!”

İkinci cümledeki yamyamlar olarak tarif edilen kişiler: Raşid Taha (Rachid Taha), bahsi geçen “yamyam şarkısı”nın aynı zamanda bestecisi de olan, bilinen sahne ismiyle Halit, tam ismiyle Halit Hacı İbrahim (Khaled Hadj Brahim) ve Fadıl (Faudel Belloua) isimli Fransa pasaportlu Kuzey Afrikalı/ Cezayirli Arap şarkıcılar… Şarkıları da 90’ların sonunda hit olmuş “Abdel Kader”…

Bu pervasız derecede kaba ırkçı, akıl almaz derecede gayri-ahlaki ve gayri-insani cümleleri eden kimdir sizce?

Herhalde insanların aklına ilk olarak ırkçı/ faşist Fransız lider Le Pen gelir…

Ya da buna benzer bir Fransız ırkçısı, kendi beyaz Fransız kimliğini üstün gören, Avrupa dışındaki halkları “yamyam” olarak değerlendiren kaba oryantalist, aşırı sağcı bir tip…

Hayır, hiçbiri değil… Read the rest

Türkiye’yi kim yönetemez? »

turkey_logo.gifSoruyu tersten sormakta büyük fayda olduğunu düşünüyorum. Demirel’in çok eski bir tabiriyle ‘neyin olabileceğini görmek için önce nelerin olamayacağını görmek lazım’.

Zaten Türkiye’yi hangi kadrolar daha iyi yönetebilir sorusuna kapsamlı bir cevap vermeden önce mutlaka yapılması gereken de kimlerin, hangi olaylar karşısında hangi pozisyonları alanların bu işe soyunmasının komik olduğunu iyi görmek gerekiyor.

‘Komik’ sıfatını kullanıyorum zira dünya büyük bir değişim sürecinden geçiyor, dünyanın her geçen gün daha da önemli bir parçası haline gelen Türkiye de bu değişimden payını alıyor ama birileri bu değişimi ya hiç anlamıyor ya da ucundan bir parça anlıyor ama işine gelmediği için anlamamazlıktan geliyor ama sonuç olarak ‘komik’ oluyor.

Gelelim çok basit, güncel konular üzerinden kimlerin Türkiye’yi yönetmesinin olanaksız, hatta fikrinin dahi komik olduğu meselesine; Read the rest

‘Derin Düşünce’ neyi savunuyor? »

soru_isareti1.jpgDerin Düşünce’nin okur sayısı büyük bir hızla artıyor. Bunu yorum kısımlarındaki tartışmalardan da görmek mümkün. Yoğun takip elbetteki bizim için son derece olumlu bir husus. Yazarlarımızın hepsi okunmak, bilgi ve yorum paylaşımında bulunmak amacıyla yazıyorlar.

Galiba bu yoğun ziyaretçi trafiğinin de bir sonucu olarak, son zamanlarda site politikası ile alakalı hayli eleştirel görüşler alıyoruz. Bu eleştirilerin bazısı bizim durduğumuz yerin tam olarak kavranamamasından kaynaklanıyor.  Bazısı da, zaten sürekli eleştirdiğimiz ideolojik formata sahip kişilerin, yazdıklarımızdan rahatsız olmasından..

İkinci kısımdakiler kusurumuza bakmasınlar, onları rahatsız etmeye devam edeceğiz. Ancak bu bağlamda ‘durduğumuz yer’in neresi olduğu ile alakalı olarak birkaç önemli hususu okurlarımızla paylaşmak istiyoruz. Read the rest

8 mart? Deliye hergün bayram! »

20080718_derin_dusunce_org_8_mart_feminizm.jpg6 ay önce 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ydü. 6 ay sonra yine 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kutlanacak. Aşağıdaki araştırmaya göre bugünü kutladığı varsayılan Türkiye kadınlarının % 64,2’si başını örtüyor. Örtenler ve örtmeyenleri aynı derecede ilgilendiren nice kadın problemi çarşaf çarşaf gazetelere basılıyor, bir sürü toplantı, yürüyüş vs. yapılıyor, kimilerimize çiçekler veriliyor.

Ama Türkiye kadın hareketi içindeki güç sahibi kadınların önemli bir kısmının, başörtülü kadını eşit hemcinsi olarak kabul etmesi ve onun mevcut kadınlık sorunlarına ilave Read the rest

İslam’ın hayat anlayışı – I »

20080905_derin_dusunce_org_islam3.jpgGiriş

İslam’ın hayat anlayışını çerçeveleyebilmek fevkalade zordur. Bu zorluğun sebepleri, hayatın çeşitli ve girift olması kadar İslam’ın da zengin kaynaklara sahip olması ve hayatın her konusu ile ilgilenmiş olmasıdır. Komünizmde olduğu gibi hayatı sadece ekonomi temelli kabul ederek kaynaklarını ve alanını darlaştırmak garabetine düşmemiştir. Proleter iktidarından bahsetmek ne kadar kestirme ve kolaydır. Fakat İslam, hayatı tüm unsurlarıyla ele aldığı için, hayattaki giriftliklerin ve tezatların tamamı ile ilgilenmek durumundadır.

      İslam, temel anlayış olarak kendini merkeze alan ve bu merkez çevresinde bir sacayağı kuran usule sahiptir. Sacayağının ayakları, varlık, insan ve hayat bahisleridir. Hayat bu sacayağından koparılıp alındığında (müstakilleştirildiğinde) bir mana ifade etmez hale gelmektedir. Varlık, insan ve hayat bahislerinin birbirinden müstakilleştirilememesi, İslam’ın temel yaklaşımıyla beraber aynı zamanda bu konuların mahiyetleri gereğidir. Read the rest

Eğitim mi şart, Okul mu? »

 okul.gif

Büyük oğlum bu yıl ilkokula başlayacak. Acaba onu nereye emanet edeceğim,  bu süreçten nasıl bir düşünce yapısına sahip kişi olarak çıkacak?

Yukarıdaki çizgideki gibi bir süreç sizi de korkutuyor mu? Eminim bu kaygıyı benim gibi pekçok kişi duyuyordur.

Geçen yıl anaokuluna giderken onu her sabah okula ben bırakıyordum. Haliyle sabah erkenden kalkıp okula gitmek bir çocuk için kolay birşey değildi ve aramızda garip diyaloglar geçiyordu.  Bir çocuğun “neden okula gitmek zorundayım?” sorusunu cevaplamak nispeten kolay, (hem erken gitmek dışında okulunu da çok seviyor) ama  ‘çocuk’ kısmını çıkartırsak aslında bu soru hiç de kolay bir soru değil.

Öncelikle eğitim sistemimizin neyi hedeflediğini anlamak gerekiyor. Read the rest