Bu ülkenin çocukları cephane midir? »
By Rasim Ozan Kutahyali on Eyl 4, 2008 in Kürtler, Militarizm, PKK, Terör | 9 Comments
“Özellikle İslami kimliğe sahip yazarlarımızın şehitlik meselesi etrafında sansürsüzce yazmalarını çok gerekli görüyorum. Artık bu mevzuların yazılması gerekiyor. Bu din istismarı karşında öncelikle dindarlar konuşmalıdır diye inanıyorum” diye yazmıştım…
Bu çağrıma İslami çizginin en seçkin entelektüellerinden Yasin Aktay’dan yanıt geldi. Bu mesele etrafında 30 ağustos günü Yeni Şafak’ta Aktay’ın çok değerli bir yazısı yayınlandı…
Bu arada “ölüm günlükleri” de hız kesmeden devam ediyor… Bir memlekette ölüm bu kadar sıradan, olağan ve bayağı hale gelir mi? Bu kadar kanıksanır mı? “Yeni bir alışveriş merkezi daha açıldı” haberinin tadında verilip geçiliyor ölümler, hepimiz öyle algılıyoruz artık… Korucular ve PKK’lılar öldüğü zaman Read the rest





Fikir özgürlüğünün olmadığı bir ülke bizim Türkiyemiz. İnsanlar fikirleri yüzünden hapse atılabiliyor. Hatta öldürülebiliyor. Diğer yandan devlet vatandaşlarının resmî tarihini memurlarına yazdırıyor. Resmî tarihe karşı çıkmak suç. Elif Şafak gibi yazdığınız bir romanın hayalî kahramanlarının düşünceleri bile başınıza iş açabilir.
Ben, Mehmet Şarman.
Kullanılan kelime tercihinin (türban mı, başörtüsü mü?) insanları kategorilere ayıran bir turnusol kağıdına dönüşmesi, ne yazık ki, daha söze başlar başlamaz çözüme zarar veren bir işlev görmesine neden olmaya başladı. Başörtüsü kullanan kadınların tümünün başörtüsüne türban denilmediğini biliyoruz.
“Otelden sağ kurtulanlardanım. 35 kişinin yakıldığı olayın haftasında savcı Demiral, ‘Olayda örgüt yok’ hükmünü verdi. Sakladı örgütü. O örgüt Ergenekon mu, araştırılsın.”
Erzincan’da, Hakkâri’de… Mayınlı tuzaklar, pusular… Yine insanlar hayatlarını kaybettiler. Her yeni gün yeni ölümler. Artık bu toplum için ölüm sıradanlaştı. Çevremde birçok insanın cep telefonlarına böyle haberler mesaj olarak geliyor. Telefon titriyor, herkes öğreniyor ki, bugün de ya şurada ya burada, bir çatışmada ya da bir pusuda gepegenç insanlar ölmüş. Sonra telefonlar yeniden cebe giriyor ve hiçbir şey olmamış gibi hayat devam ediyor.
Ergenekon davası ile AKP kapatma davası vesilesiyle yoğun şekilde gündeme gelen ve hala sıcaklığını koruyan “yargılaması devam eden dava hakkında konuşmama kuralı” ciddi şekilde gözden geçirilmelidir. Bu kural lüzumluluğu hiç tartışılmamakta ve kural sabit kabul edilmektedir. Tüm tartışmalar, kuralın “veri” olarak ve hatta “mutlak doğru” olarak kabulü ile başladığı için esası gözden kaçırmaktayız. Bu kuralı bir değerlendirmeye alalım bakalım ne çıkacak?