Main Content RSS FeedÖnceki Yazılar

Dil bir oyuncak mıdır? »

Cristopher K. Neuman’ın Tanzimat ve Cevdet Paşa hakkında “Araç Tarih, Amaç Tanzimat” adlı bir eseri var. Ben okumadım. Taha Akyol bu eserin Türkçe tercümesi için Neuman’ın yazdığı önsözden bir alıntı yapıyor. Neuman şöyle diyor:

Kelimelerin değerini etimolojik kökene göre tespit eden ve bu bakımdan ırkçı olan, yazı dilini konuşma diline benzetmek amacıyla ikisinin de işlevini yerine getiremeyecek kadar dumura uğratan bir dil politikasına kurban gitmiş Türkçenin makus talihi.

Kendi Almanca üslubumun akıcılığı, zenginliği ve çokboyutluluğuyla iftihar eden bir yazarım. Konum, üslup konusunda hayranlık uyandıracak başka bir yazarın, Cevdet Paşa’nın eseridir.

Gelişme şansı kullandırılmamış Türkçe’nin haline, bu tercümeyi gözden geçirirken bir kez daha hayıflanmaktan başka bir şey elden gelmedi.

Dil dediğimiz şey nedir? Yani dil deyince ne anlıyoruz?

Birçok tarif yapılabilir belki ama bunların içinde ‘yap-boz’un olamayacağı kesin.

Huylu huyundan vazgeçmiyor.  Birkaç ay önce basında bir haber vardı. Türk Dil Kurumu kelime üretimine devam ediyormuş. Buldukları bazı karşılıklar ise şöyle:

Basketbol ”sepet topu”, first lady ”başbayan”, asparagas ”uydurma”, zapping ”geçgeç”, etik ”töre bilimi”, Avans ”öndelik”, voleybol ”uçan top”, banknot ”kağıt para”, afiş ”ası”, ajanda ”andaç”, aktivite ”etkinlik”, aktüel ”güncel”, aspiratör ”emmeç”, Read the rest

Kabul edin ey Türkler! Kürtlere yanlış yapılıyor! »

20080827_derin_dusunce_org_kurtlere_yanlis.jpg

 Sunuş: Türkçe ve Kürtçe makaleler bulabileceğiniz SİVİL DÜŞÜNCE sitesi yazarı Ufuk ÇOŞKUN’un kalemiyle damardan bir yazı. Kendisini cesareti için tebrik ediyorum.MY  

 Tarihi boyunca sürekli sevaplarının kaydedildiği bir ülkenin insanlarıyız..Aynı zamanda hataların kaydedilmediği, büyüklüğümüze yediremediğimizden dolayı da hatalarla yüzleşilmediği bir toprak parçası üzerinde tertemiz bir hayat yaşamaktayız… Hata yapmak bir Türk’e yedirilemedi bu ülkede..Bu yüzden bu toprak parçası üzerinde hatasını kabul eden ve onu itiraf ederek telafi etme erdemini gösteren bir devlet büyüğüne rastlamak neredeyse imkansız gibidir.Çünkü Allah’ın Read the rest

Kürtlerin Kürtçesizleşmesi »

20080810_derindusunce_org_kurtce.jpg

Birleşme, bütünleşme anlamında entegrasyon, insan toplulukları arasındaki ilişkilerin, biçimi ne olursa olsun, doğal bir sonucudur. Eski çağlardan beri göçler, savaşlar, ticaret, tarikat vb. dini yapılanmalar ve evlilikler yolu ile toplumlar, ekonomik ve kültürel olarak önemli oranda iç içe girmekte ve entegre olmakta idi. Fakat, modernlik öncesi klasik dönemlerde toplumsal yakınlaşmalar/ilişkiler farklı bir yapıda idi ve egemen olunan vatan sath-ı mahallinde “ulus yaratma amacı” ile, diğer kültürlerin zorla resmi/egemen kültüre “interne” edilmesi söz konusu değildi.

Kavmi/milli kimliklerin üzerine inşa edildiği kültür yok olunca kimliğin de kendiliğinden dönüşmesi/yok olması kaçınılmazdır. Bir kültürü yok etmenin, etkisizleştirmenin/silikleştirmenin tek yolu baskı, inkar ve asimilasyon değildir. Kültürler dışlanarak yok edildiği gibi benimsenerek de resmi kültür tarafından absorbe edilebilir. Hangi yöntemin benimseneceği zamanın koşullarınca ve iktidardakilerin“siyaset etme biçimi”nce belirlenir. Read the rest

Etnik Türk solu ve “Gerçek sol” »

20080826_derin_dusunce_org_etnik_turk_solu.jpgDaha evvel de yazdım,bugün Türkiye’de olan sol,büyük oranda etnik olarak sadece Türklere,yaşamtarzı olarak sadece laiklere hitap edebilen cemaatçi ve cemaat-içi bir siyasal akımdan başka bir şey değildir…

Biliyorsunuz,bizde sağ-milliyetçiler dahi sürekli “Etnik Türk milliyetçisi değiliz” deme ihtiyacı hissederler.Alenen ırkçı olan sağcılar bile öyle der durur.Sol-milliyetçiler  ise bu “tabu”yu da yıktılar. “Emperyalizmin maşası” Kürtlere ve Ermenilere alenen nefret kusup,etnik Türkizm yapan ve bununla da gurur duyan ulusalcı-sol çevreler var.  Read the rest

Gelme! Ben ölen terörist kızı hallediyorum! »

20080826_derin_dusunce_org_olu_terorist.jpg“Erkeğin vücudu isabet eden mermilerle parçalanmış; kadınsa kafasından vurulmuştu. Benim tim yanlarına gittiği zaman büyükçe bir taşın arkasında Adanalı polis Ramazan duruyordu. Bizim Bölük Komutanı Yüzbaşı Mehmet Özpolat sordu; ‘ne yapıyorsun’ diye. Polis Ramazan bağırdı; ‘Gelme Ben ölen terörist kızı hallediyorum’. Yüzbaşı, “Ne demek, aptal olma, o iş ölüye yapılır mı?” dedi. Yüzbaşı, ‘Olamaz, siz kafayı yemişsiniz, bu kadar aptallık olmaz’ dedi. Kendimi kaybettim. Ramazan’a küfrettim. Ramazan tabancasını çekerek yüzbaşıya hücum etti. Tam o sırada ben tüfeğin emniyetini açarak havaya doğru iki el ateş ettim.”

Eski Astsubay Kasım Çakan, Doğu ve Güneydoğu’da görev yaptığı sırada şahit olduğu Read the rest

40 yıl sonra… yeniden 68 »

20080715_derin_dusunce_org_che-guevara.jpgGenellikle içinde yaşanılan zamanda değişim ve beraberinde gelen sorunlar sizi aşıyorsa, yeni durumları anlamak için kelimeleriniz yetersizse eskiyle idare edersiniz. Yeninin gücü karşısında eksikliğinizi ve ezikliğinizi eski kelimelerinizle gidermeye çalışırsınız. Çaresizliğinizi sık sık geriye, efsanelere, efsaneleştirdiğiniz geçmişinize dönerek örtmeye çalışırsınız. O geçmiş aslında çok karmaşık bir gerçeklikler bütünü olmasına rağmen, o karmaşıklığı bugünkü ihtiyaçlarınıza en uygun şekilde basitleştirir, gerçekliğin sadece bir cephesini ‘gerçek’ olarak ilan edersiniz. Sonuç olarak yaptığınız şey, aslında soluğu kesilen eski bir yapının ya da dilin sadece yeniden üretimine katkıda bulunmaktan, o yapıyı kutsallaştırmaktan başka bir şey değildir.

Read the rest

Humeyni’yi severken Atatürk ile evlendirilmek »

20080825_derin_dusunce_org_humeyni.jpg

Hasan Rua Demiroğlu

Onlar gibi yaşamaya, onlar gibi düşünmeye başlasanız da fark etmiyordu. Bu sefer de sizi böyle davrandığınız için suçlarlardı. Onlar.. Böyle insanlardı işte..  

(Maksim Gorki / Ekmeğimi Kazanırken

  Humeyni’yi severken zorla Atatürk ile evlendirilen her kız gibi, her hür olmaya çalışan birey gibi görüşlerini anlatırken laf oyununa getirilmiş, birbirinden bağımsız şekilde sorulan iki soruya verilen iki ayrı cevabı birleştirilerek ”Atatürk’ü sevmiyorum, Humeyni’yi seviyorum’ şeklinde bir cümle çıkartılmıştı Nuray Canan Bezirgan’ın söylediklerinden. Vampire kan lazımdı, laikliğin elden gittiğine dair daha sağlam ‘kokular’ salacak daha derin bir çukura ihtiyaç vardı. Maaş karşılığı cumhuriyeti koruyan Read the rest

Kemalist Devlet’in Takiyyesi »

20080825_derin_dusunce_org_devlet.jpg

 Anayasal kurumların toplamına devlet dendiğini söylerken, zımnında Kemalist yaklaşımın kabul ettiği veya Kemalist kişiler tarafından temsil edilen kurumların kastedildiğini söylemiş oluyoruz. Başında Kemalist olduğu hususunda tereddütler olan kişilerin bulunduğu anayasal kurumların devleti temsil etmediği veya “devlet toplamı” içine girmediği malumdur. Çünkü Türkiye, Atatürk cumhuriyetidir. Bir devletin bir şahıs ismiyle nitelendirilmesi ne büyük bir garabettir . Atatürk cumhuriyeti Read the rest

Laik devlet için ölen şehit olur mu? »

20080824_derin_dusunce_org_sehitlik.jpgGüneydoğu’da kaybettiğimiz askerlerimizin çoğunluğu kırsal kökenli,yoksul ve dindar ailelerden geliyor…Yahya Kemal’in şiirinde tarif ettiği gibi “mümin,mütevekkil ve yoksul” aileler bunlar…Bu aileler benim nazarımda Derin Anadolu’yu simgeliyor… 

Derin Anadolu’nun ölüm karşısındaki duruşu seküler/dünyevileşmiş bir duruştan çok farklı.Bunu geçen yazımda aktarmaya çalıştım.Ölümü Hakk’a kavuşmak olarak, Read the rest

İnsan ve İşkence »

20080528_derindusunce_org_iskence.JPGGoerge Orwell’in muhteşem romanı 1984‘ü pek çoğunuz okumuştur.  Hatırlayın, 101 no’lu odaya götürüleceğini öğrenen düşünce suçlusu ‘mahkum’,   ailesinin bile gözleri önünde öldürülmesine razı olduğunu ama kendisinin o odaya götürülmemesini nasıl da yalvararak istiyordu?

Romanda tüm suçlular 101 no’lu odaya gitme kaygısıyla başa çıkmaya çalışıyor çünkü 101 no’lu odada her suçlu kendi büyük korkusuyla yüzleştiriliyor. Kimisi karanlık, kimisi yükseklik kimise fare korkusu vs. Ve hiçbir suçlu 101 no’lu odadan, gittiği fikirlerle geri dönemiyor. Romanın kahramanı Winston’da tüm işkencelere direnmiş ama 101 no’lu odada teslim olmamış mıydı? Read the rest