RSS Feed for This Post

Eylül 2009 darbesini önleyelim!

Son yazımda şu günlerde AK Partiyi ikinci yargısal darbe girişimiyle devirmeye yönelik hazırlıklar olduğundan bahsettim… Evet, yineliyorum ki şu an tam da 28 Şubat öncesi günlerini andırır bir şekilde bir yargısal darbe zemininin yaratılması operasyonu yürümektedir… Müesses nizam son bir altın vuruşa hazırlanmaktadır… Bu konuda çok net ve kesin konuşuyorum… Hem AK Parti hem bir bütün olarak İslami kesim hem de tüm özgürlükçü-demokratlar teyakkuza geçmelidir…

28 Şubat zamanlarında “Devletin tepkisi aslında bize değil, şu gruptakilere” diyerek kendini kandıran ve eyyam yapan tüm İslami cemaatler ve oluşumlar kendi akıbetlerini iyi hatırlamalılar… O 28 Şubat treni kimseyi ayırt etmeksizin tüm dindarların üzerinden geçti… Hâlâ da o süreç bitmiş değil, başörtülü kızlar hâlâ okula giremiyor, büyük bir haksızlık içeren saçma sapan katsayı sistemi hâlâ devam ediyor…

Özellikle Saadet Partisi yöneticileri ve tabanı şu konjonktürdeki tavırları üzerinde yeniden düşünmelidir… Tam 28 Şubat darbesi zamanlarında RP-karşıtı bir tutumda olan İslami oluşumlara olan haklı tepkilerini iyi hatırlamalı tüm SP’liler… Kendilerinin şu an o dönemin çarpık zihniyetteki “dindar”larından ne farkları var diye kendilerini sorsunlar lütfen…

AKP’ye açılması tasarlanan yeni bir kapatma davası için “delil” teşkil edecek organize-gelişmeleri yeniden analım… Çakma bir şeyhin Manisa’daki bir toplantıda Bülent Arınç’ın ve il valisinin yanına oturtulması… Metrobüs açılışında “Son Osmanlı padişahı 1.Recep Tayyip Erdoğan” gibi saçma sapan bir pankartın açtırılması… Tunceli İl Valiliği’ndeki garip gelişmeler… Ve son olarak da aleni bir operasyon olan TÜBİTAK-Darwin tertibi…

Valiliklerin AK Parti İl Başkanlığı gibi kullanıldığı tezi Eylül 2009 için tasarlanan yargısal darbe girişimi için temel teşkil edecek… Bu anlaşılıyor… Manisa ve Tunceli gelişmesi o şekilde kurgulanmış durumda… Öte yandan ilk kapatma davasında yer alan Bilime dinsel inanç müdahalesi “delil”i ikinci kapatma davası için de ısıtılıyor… Son TÜBİTAK-Darwin tertibi tam bu şekilde kurgulanmış bir hadise…

Doğa bilimleri sahasına dair literatürü incelikle takip eden yakın dostum İlkan Dalkuç’un vasıtasıyla hasbelkader ben de uzun zamandır TÜBİTAK yayınlarını takip ederim… Asgari insaf sahibi herkes biliyor ki AKP döneminden sonra TÜBİTAK’ın evrimsel biyoloji noktasındaki çizgisinde zerre değişme olmadı. Evrimsel biyoloji literatüründeki son gelişmeler hep bu kurum aracılığıyla Türkçe literatüre -çok da uygun fiyatlarla- geçmeye devam etti. Daha üç ay önce TÜBİTAK 20. asrın Darwin’i olarak anılan dâhi evrimsel biyolog Ernst Mayr’ın Harvard tarafından basılan This is biology: The science of the living world kitabının nefis bir tercümesini yayımladı… Tam bu operasyonel haberlerin çıktığı günlerde masamda duran kitaplardan biri Mayr’ın bu eseriydi… Daha yeni almıştım… Bu kitap tam aksine akıllı tasarım gibi evanjelizmden ithal obsesyonları olanların TÜBİTAK ve dolayısıyla AKP’ye saldırmalarına vesile olacak bir çalışmaydı…

Detaya inince TÜBİTAK-Darwin operasyonunun arkası anlaşılıyordu… Son dakikada konuyla ilgili uzman da olmayan bir hanımefendiye “vahiy” inmişti. Pat diye 15 sayfa Darwin’e dair çalakalem bir makale yazmış ve kapağı da pat diye değiştirmişti… Bu son dakika kurgusu niteliğindeki kapak medyaya servis edilmişti… Ardından normal olarak derginin orijinal hali piyasaya çıkınca da kaç gündür medyada yer alan safsatalara zemin hazırlanmış oluyordu… “AKP, dinsel sebeplerle bilime müdahale ediyor” gerekçesinin yaratılması için yapılan derin bir operasyondu yaşadığımız… Tıpkı 28 Şubat günlerinden birçok benzer operasyon gibi…

İşin daha üzücü yanı kimi AKP’li milletvekillerinin ve İslami medyanın bir bölümünün yine ve yeniden bu oyuna gelip bu derin yapılanma tertibi olay etrafında lüzumsuz laflar etmeleriydi… Onlar laf ettikçe bu derin operasyon anlam kazanıyor ve AKP’ye karşı ikinci yargısal darbe girişiminin zemini kuvvetleniyordu… Merkez medyada ETÖ zihniyetindeki kalemlerin bu operasyonel haberlere mal bulmuş mağribi gibi saldırmalarını anlıyorum… Ama AKP’lilerin ve dindar yada özgürlükçü-demokrat olma iddiasındaki kalemlerin hâlâ bu oyunlara gelebilmelerini, bu gelişmeler kendiliğinden oluyormuş gibi analistçilik yapabilmelerini aklım almıyor, vicdanım kabul etmiyor… Bu memlekette hiç mi ders almayacağız? Hep mi bu destabilizayon operasyonlarına mağlup olacağız? Bu girişimi ancak şimdiden uyanırsak önleyebilir ve durdurabiliriz… Kimi büyüklerimiz bu düzene alışmış olabilir ama ben habire kendini tekrarlayan saçma sapan bir ülkede yaşamak istemiyorum… Yeter artık!!! Ülkem bunu hak etmiyor!

TÜBİTAK-Darwin olayı, padişah-pankart olayı, çakma şeyh olayı… Eylül 2009 için tasarlanan yeni bir altın vuruş operasyonunun zemininin yaratılması için kurgulanmış gelişmelerdir… Sistem yeni bir yargısal darbe girişimine hazırlanmaktadır…

Share on Facebook

2 [?]

Trackback URL Print This Post Print This Post

  1. 48 Yorum

  2. Yazan:fuatogl Tarih: Mar 15, 2009 | Reply

    Özet:
    Bu konuda ÇOK NET VE KESIN KONUŞUYORUM, sıkı bağlantılarım var görüyorum felaketi, aman haaaa AKP ye oy vereceksiniz yoksa öcüler yer sizi.

  3. Yazan:Hakkı Bentek Tarih: Mar 15, 2009 | Reply

    Herşey Tertip ! miş ???

    Pankart açan belli, Şeyh belli, Tübitak olayını yapan belli. Ama tepki gelince “biz yapmadık”, “yalan”, “iftira”, “tertip”.

    Yahu Türkiye krizin göbeğinde, dükkanlar kapanıyor, fabrikalar üretim durduruyor, insanlar aç, işsiz, borçlu, AKP hala “mağdur” edebiyatı yapıyor. Neymiş yeni 28 şubat geliyor muş.

    İnsanda biraz utanma olur. Hele Dindar insanda daha da fazla utanma olmalıdır. Bu ülkede artık darbe falan olmaz. Asıl korkulması gereken, Aç ve İşsiz kalacak insanlardır. Toplumsal patlamalar, darbelerden daha tehlikelidir ve böyle ortamlarda oluşur.

    Bütün Samimi Müslümanlar düşünmelidir. Neyi destekliyorsunuz ? Yaptığınız Müslümanlığa uygun mu ?

  4. Yazan:Mustafa Akbas Tarih: Mar 15, 2009 | Reply

    Harbiyelilerin darbe yapmasi Türkiye Cumhuriyetin sonu olur.Ama darbe yapacaklarini yavas yavas gösteriyorlar. Darbe hem harbiyelirin, hem kemalizm sonu olur. Buyurun süngülü jakoben harbiyeliler sonunuzu getirin artik.

  5. Yazan:yalçın yamaç Tarih: Mar 15, 2009 | Reply

    Yazının diğer kısımları bir yana:
    Apaçık bir Tübitak’ın Darwin sansürünü bile Ergenekon meselesine bağladı ya, artık pes demek lazım. Hadi diğerlerini geçtim tarafta Ahmet Altan ,Murat Belge sansür konusunu işledi, bu şahısın fantezisine bak… Bu bir takıntıdır artık. Gerçeği değerlendirme yetisinin kaybolmasıdır. Bunu söyleyebilen, herşeyi söyleyebilir. Ölçü, akıl, mantık artık aramıyorum …

  6. Yazan:Ali Duman Tarih: Mar 15, 2009 | Reply

    Bir ülkede ancak bu kadar postal yalayıcısı, darbe ve asker şakşakcısı olabilir!!!

    Darbeyi gelenekeştiren, Alman hayranı, Ordu Başkomutanı Enver Paşa Osmanlı İmparatorluğunu yıktı, aynı geleneği devam ettiren yeni model üniforması nato rozetli, ABD kurmay akademisi mezunu paşaların ancak bu kadar şakşakcısı toplum olabilirdi. Bu ABD’ci paşalara hayranlar son zamanlarda bir de anti-abd’ci ve anti-emperyalist oluverdiler, bu kadar tezatta zaten bu ülkede olurdu ancak.

    Bu hazretler sanırsınız ki İsveç’te, İsviçre’de falan yaşıyorlar, 50 yaşında bir vatan evladının 3 silahlı, 1 post-modern darbe gördüğü, darbecilerin başbakan astığı bir ülkede yaşamıyorlar

    - her hafta seçtikleri basın mensuplarına “siyasete müdahale” açıklamaları yapan paşa’nın ülkesinde yaşamıyorlar,

    - Canı her çektiğinde “genel bir af çıkmayacak”, “barış olsada Türk askeri Kıbrıs’tan çekilmeyecek” gibi en baba siyasi açıklamaları yapan Gnkur.Bşk.nın olduğu ülkede yaşamıyorlar.

    - Seçilmiş Kürd Milletvekillerini hain ilan eden Gnkur’un olduğu ülkede yaşamıyorlar.

    - Basına bilgi verme babından parmağını Türk halkının gözüne sokarak, özgür basını tehdit eden paşaların olduğu ülkede yaşamıyorlar,

    - Haftada bir başbakan ile görüşen -başka bir örneği var mı?- Gnkurbşk.nın olduğu ülkede yaşamıyorlar,

    vukuat listesi uzun,saymaya da gerek yok, nitekim, anlamayana davul zurna az demiş atalarımız.

    bu denli postal yalayıcısının olduğu, gizliden gizliye gecikmiş darbesinin yolunu gözleyen ancak söze gelince de darbeye karşı olduğunu söyleyen sahte demokratların ülkesinde, eminim ki darbecilerin acaip şekilde darbe yapası geliyordur, ha gayret geç kalmış darbesini dört gözle bekleyen sahte demokratlar, gününüz yaklaştı, zira darbe geliyorum demez, gelir ve deler geçer, tıpkı öncekilerde olduğu gibi.

  7. Yazan:Ali Duman Tarih: Mar 15, 2009 | Reply

    12 Eylül 1980′den itibaren KESİNTİSİZ BİR DARBE ortamında yaşarkan DARBE OLMAYACAK demek tam bir abesle istigal’dir, boş sözdür.

  8. Yazan:Mehmet Bahadır Tarih: Mar 15, 2009 | Reply

    Rasim Ozan Kütahyalı Beye teşekkür borcumuz vardır.

    Zira bu tip adi komploların önceden ortaya çıkması ve deşifre olması önemlidır. Planları altüst eder.

    Hükümetin ilk işi, belki seçimlerden sonra sivil anayasayı çıkarmak olmalıdır.

    Ülkede hukukun üstünlüğü yok, üstünlerin hukuku var malesef…(Yeni yazımın konusu, galiba zamanı da gelmişti.)

    Çok utanç verici bir durum.

    Allahım sen bu millete acı.

  9. Yazan:betul çalık Tarih: Mar 15, 2009 | Reply

    birilerinin bunları yazması insanı umutlandırıyor…sayın KÜTAHYALI çok doğru,açık ve net ifade etmişsiniz.bu haberleri yapan DUAYEN gazeteci abilerimiz(BİRAND,DÜNDAR) hiç bi şeyin 28 şubat öncesi gibi olmayacağını bilmeliler…umutları boşaaa

  10. Yazan:hasib Tarih: Mar 16, 2009 | Reply

    ey türk millwtin asil fertleri darbeye karşı gelöek acaba saddece iktidarın işimi bu konu toplumun namuslu ve vicdan sahibi her bireyi ilgilendirir,çünkü darbelerde iktidardan çok toplum zararı ödüyor,onun için artık bizler türkiye cumhuriyet’i bireyleri olarak sorumluluğumuzun iyice farkına varıp darbe ve darbe zihniyetini alkşılayan kurum ve kişileri iyi tanıyıp deşifre edelim toplumu’da bilinçlendirelim,çünkü hepimiz bu gemideyiz.eyer felaket gelirse herkes zarar görecekteir.bunun için sayın kütahyalıya teşk. ederim

  11. Yazan:Ali Duman Tarih: Mar 16, 2009 | Reply

    Meclisteki veya yakın zamanda sandığa gömülmüşler dikkate alındığında, AKP dışındaki tüm partiler 28 ŞUBAT SOYGUN DÜZENİNİN PARTİLERİDİR. Dolayısıyla bu partiler aynı zamanda VESAYETÇİ VE DARBE YANLISIDIRLAR.
    Darbelere karşı koyabilmek adına tek AKP yetmez, daha fazla partilerin siyaset sahnesine çıkması gerekmektedir. Söz konusu vesayetçileri, Türk halkının yeniden sandığa gömeceği belli olmuştur, seçim sonrası “yeni” ve “özgürlükçü” bir sol parti kurulması tarihsel olarak kaçınılmazdır.

  12. Yazan:ayşe yılmaz Tarih: Mar 16, 2009 | Reply

    hakikaten bu aralar 28 şubat benzeri olaylar gerceklesiyor.Pankart açan belli, Şeyh belli, Tübitak olayını yapan belli deniliyor ama o zamanlar da aczmendiler,olayları yapanlar belliydi.ama noldu şimdi onlara?pofff kayboldular.ali kalkancı vb. kişilerin de bugün aslında kim oldukları biliniyor.artık gözlerimizi açmalıyız.elbetteki eleştirilmesi gereken şeylere karşı sessiz kalmamalıyız ama artık böyle oyunlara da gelmemeliyiz…

  13. Yazan:Hakkı Bentek Tarih: Mar 16, 2009 | Reply

    Madem ki, Tübitak Olayı, Şeyh Olayı, Pankart Olayı gibi şeyler Tertip olarak görülüyor. Bu olayları yapanlar da belli, o zaman niçin bu tertibe alet olanlara Müslümanlar tepki göstermiyor.

    Buraya yorum yazan bir tane Müslüman, bu tertibin içinde bulunduğu iddia edilen Tübitak başkan yardımcısına ne tepki gösterdiklerini anlatabilir mi ?

    Peki ya AKP ? AKP bu tertibin içinde yer alan Tübitak Başkan yardımcısına karşı ne yaptı ? Şeyh’e karşı ne yaptı ?

    Demek ki, ortada tertip falan yok. Tekrar ediyorum. Biraz Müslümanlığa yakışır davranın ve dürüst olun !

  14. Yazan:burak Tarih: Mar 16, 2009 | Reply

    Daha açık AKP reklamı nasıl yapılabilirdi, bu kadar net bir şekilde AKP’yi destekleyin nasıl denilebilirdi, bilemiyorum. Kütahyalıyı tebrik ediyorum. Bir zamanlar bazı kesimlerin millete pompaladığı islam korkusu şimdi yerini başka kesimlerin pompaladığı ordu korkusuna bıraktı. Ama az uğraşılmadı bu durum için, onun farkındayız. O islam korkusu pompalayanların elinden silahları düşüne kadar Türkiye çok şey kaybetti, keşke hep yerde kalsaydı o silahlar diyorum ama belli ki o silah yerde kalmayacak. Silahları çok seven güzide milletimin başka bir kesimi hemen silahlara musaallat olmuş, hatta bu yazıyla da belli olduğu gibi silah bi taraflara doğrultulmuş bile.

    Darbeymiş, hadi ordan…

  15. Yazan:guler Tarih: Mar 16, 2009 | Reply

    Ilginc bir yaklasim. Haydi hepberaber teyakkuza :)

  16. Yazan:Ali Duman Tarih: Mar 16, 2009 | Reply

    Ordu’dan korkmayacakta bu millet kimden korkacak, 150 yıl önce bu paşalar “şeriat elden gidiyor” diye darbeye kalkışıyorlardı (bkn. Kuleli vakası), şimdi ise “laiklik elden gidiyor” diye darbeye soyunuyorlar, yani darbeciye her an bir mazeret bulunuyor.

    son 50 yılda kafamıza 3 kez silahlı askeri darbe yedik, ama görülüyor ki bazılarına bu yetmemiş.

    27 Mayıs darbesi AP-DEMİREL’i
    12 Eylül darbesi ANAP-ÖZAL’ı
    28 Şubat darbesi AKP-ERDOĞAN’ı yarattı

    silsileye dikkat ediniz, her darbeden sonra muhafazakarlık ve gericilik gelişti

    bir dahaki darbeden sonra gelecek olan kesinlikle şeriat olacaktır.

    elbette ilericilik boy verecek değil yaa, darbeciliğin ruhu gericiliktir zaten.

    darbeler denenmiş örneklerinde de olduğu gibi gericilik ve faşizm getirir.

    bugünkü gericiliğin ve AKP’nin iktidarda oluşunun nedeni öncelikle 28 şubat, 12 eylül ve 12 marttır.

    henüz bunu dahi tespit edemeyenlerin 1930 kafası ile ileri geri fikirler beyan etmeleri boştur, içeriksizdir.

  17. Yazan:Hakkı Bentek Tarih: Mar 16, 2009 | Reply

    Ali Duman Bey, haklısınız geçmişte ordunun müdahaleleri şimdiki duruma temel hazırladı.

    Ancak sizin yukarıdaki yazıyı iyi okumadığınız anlaşılıyor. Yukarıdaki yazıda yine AKP mağdur gösterilerek oy isteniyor.

    Şimdi bir ekonomik krizin ortasındayız. Bu kriz Avrupa ve Amerika’da toplumsal patlamalara sebep olmaya başlamışken, Türkiye’de böyle bir patlama olması sizce ne getirir ? Hepimiz aynı gemide değil miyiz ?

    Sizce başımızdaki hükümet bu krizde yeterince tedbir alabildi mi ?

    Hükümete ilgilenmesi gereken ekonomik konuları konuşarak anlatmanın pek mümkün olmadığı görülüyor. Zira şikayet edenler azarı yiyor.

    Bu durumda, sandıkta verilecek bir ihtar daha güzel ve demokratik olmaz mı ?

    Bu durum ortada iken, kalkıp varsayımlar üzerinden Ordu düşmanlığı ve AKP taraftarlığı yapmak kimseye birşey kazandırmaz.

  18. Yazan:Öncü Tarih: Mar 16, 2009 | Reply

    İZMİR’DE “Liberalizm” KONUŞULDU

    [Özgür-Der İzmir Şubesi'nin düzenlediği alternatif eğitim çalışmalarına Hüseyin Alan'ın konuşmacı olarak katıldığı “Türkiye'de Liberalizm ve Liberal Çevreler” başlıklı çalışmayla devam edildi.]

    Liberalizmi “Her türlü iktisadi faaliyetin bireylerin serbest girişimine ve bireyler arasındaki serbest sözleşmelere bırakıldığı; tüketim, üretim, bölüşüm ve mübadeleyi ayarlama ve düzenleme işinin serbest piyasalara ve bu piyasalardaki fiyat mekanizmasına terkedildiği ideoloji” şeklinde özetleyen Alan, liberalizmin bireylerin çıkarlarını en iyi gözetebilecekleri sistemmiş gibi gözükse de, konunun ‘birey’ kavramına yüklenen anlamla doğrudan ilintili olduğunu dile getirdi. “Liberalizmin sloganı “Laissez faire, laissez aller, laissez passer” şeklindedir. “Bırakınız yapsınlar, bırakınız gitsinler, bırakınız geçsinler” anlamındadır. Devletin ekonomi üzerinde olabildiğince az etkisi bulunması gerektiğini, böylece özel sektörün ve piyasa ekonomisinin ticaretin serbest kalmasıyla beraber ekonomik refaha kavuşacağını düşünür” diyen Alan, “Ekonominin Adam Smith’in de dediği gibi bir ‘görünmez el’ yardımı ile dengesini bulacağını ve etkin olarak işleyeceğini savunur. SSCB yarıştan çekilmek zorunda kalınca, liberalizm dünyada genelgeçer tek sistem haline geldi. Bizim de bu konuda pek farkındalığımız yok. Kapitalizm ile sıkça karıştırılan liberalizm ABD’de solculuk, İngiltere’de ise sağcılık ve muhafazakarlık olarak algılanır. Kıta Avrupası’nda ise hem Hristiyan demokratlar hem de sosyal demokratlar kendilerini liberal olarak tanımlar” şeklinde konuştu.

    Alan, sözlerini şöyle sürdürdü: “19. yüz yılda siyasî ideoloji haline gelen liberalizm, muhafazakarlık ve sosyalizm arasında durur. Marksizme ve faşizme şiddetle karşıdır. Siyasî özgürlük, ekonomik teşebbüs özgürlüğü, ifade özgürlüğü ve sınırsız bir inanç özgürlüğü olması gerektiğini dile getiren klasik liberalizme göre, özgürlükler ancak ve ancak genel kamu yararının gerektirdiği durumlarda kısıtlanabilir. Liberalizm, iktidarın herhangi bir biçimde yoğunlaşmasının bireysel özgürlükleri yokedeceği anlayışına dayanır. Bu yoğunlaşma islamda olsa fark etmez. Egemen devlet ile egemen insanın nasıl bağdaştırılacağını çözümlemeye çalışırken, bunların sonucu olarak da siyasi iktidarın ekonomik veya siyasal herhangi bir gücün elinde toplanmasının önüne geçecek formüller üretme çabası güder. İngiltere’de ‘devletten özgürleşme’ olarak algılanan liberalizm, Fransa’da ‘devlet aracılığıyla gerçekleşen özgürleşme’ olarak görülür. Türkiye’deki mevcut anlayışın Fransız tipine yakın olmasının nedeniyse, son dönem Osmanlı aydınlarının Fransa’ya olan yakınlığıdır.”

    Liberalizmin insanın kendi bedeninin sahibi olduğunu ve malını istediği yere istediği şekilde sarf edebileceğini savunması dolayısıyla İslam’la asla bağdaşmadığına dikkat çeken Alan, “Olaya bütüncül bakarsak, liberalizmin sömürüye dayandığını, kapitalizmin siyasî olarak buradan beslendiğini ve elit bir grubun dünya kaynaklarını elinde bulundurmasını sağladığını görebiliriz. Adaletin sağlanması dışında hemen her konuyu özelleştirme girişiminin adıdır liberalizm. İnsanlığın kapitalistlerin köleleri haline gelmesini engelleyen Marksist-sosyalist-komünist blok olmuştur. Ancak kapitalizmde emekçileri patronlar sömürürken, sosyalizmde ise patronların yerini devlet almıştır. Liberalizmin karşısında özellikle ekonomik olarak yeni bir model üretil(e)memesi, onu şu an için tek hakim ideoloji konumuna yükseltmiştir” dedi.

    Alan “İslam’ın her alanda hakim olması için çalışan, vahyin şahitliğinin yerine getirilmesi gerektiğinin bilincinde olan ve bunun için çaba gösteren Müslümanlar hariç her kesim bilerek ya da bilmeyerek, isteyerek ya da istemeyerek, farkında olarak ya da olmayarak liberaldir; liberal eğilimler gösterir” şeklinde konuştu.

    Yapılan katkılarla ve sorularla program sona erdi.

    http://www.haksozhaber.net/news_detail.php?id=7211

  19. Yazan:Ali Duman Tarih: Mar 16, 2009 | Reply

    Sn. Hakkı Bentek
    Meşru hükemete düşmanlık ne kazandırıyor?
    darbecilere ve ergenekon zihniyetinin değirmenine su taşımaktan başka.

    Meşru hükümete muhalif olabilirsiniz, düşman olamazsınız, düşmanlık ile demokrasi bağdaşabilen şeyler değildir. Görülüyor ki kendisine Kemalist diyen 1930′da takılıp kalmışlar AKP düşmanlığını kendilerine siyaset edinmişler, AKP olmasa hiç bir siyasetleri olmayacak, işte garabet burada. Her türlü çürümüşlüklerine, çözümsüzlüklerine bitmiş tükenmişliklerine AKP düşmanlığı üzerinden çare aramaktadırlar. Çare bu değildir, çare halktan yana olmak, halkın sorunlarına çare üretmektir, zira onlar vesayetçi oldukları için, hakim sınıfın partisi oldukları için böyle bir misyonları yok, 28 şubatta da, en son e-muhtırada da kimin partisi olduklarını ispat ettiler.

    Kriz yeni bir şey midir?

    Türk halkı 2001 yılından beri zaten bir krizin içinde değil midir?

    Bu kriz denen şey, bizden çaldığı 20-30milyar doları 15 Eylül 2008′de Lehman Brothors’ta batıranların krizi olmasın, hangi kriz bu kriz? geçen yıl kar rekoru kırarken yılı 1.5milyar dolar karla kapatırken, sırf kriz olsun diye 2.000 işçi çıkarırsan kriz olur.
    Kriz lobisinin ağırlaştırdığı krizdir bu kriz, anlayış ise vatan hainliği ile eşdeğerdedir, AKP batsında Türkiye’de batabilir anlayışı ile yapılmaktadır, kriz daha patlamamışken ellerini oğuşturan AKP düşmanlarına tanık oldum gözlerimle.

    Bu kriz; krizden beslenenlerin ağırlaştırdığı bir krizdir. Geçmişte de anayasa fırlatarak kriz yaratmış 21 bankanın içini oymuşlardı, yine aynı tezgah ile devleti hortumlamaya çalışanların yarattığı bir krizdir bu kriz, gözünüzü açıp olanları görmeye çalışırsanız görürürsünüz, “IMF’ ile anlaşacaksın, alacağın 20milyar doları bize aktaracaksın, çünkü biz dışarıda para batırdık” diyen hortumculardanmı yana olacaktık, yoksa buna karşı direnen hükümettenmi yana olacaktık, Türkiye’de olan bitenler buzdağının üstünde değil altındadır ve buzdağının altını görebilmek gerekir.

    Birer “Kemalist beyin yıkama merkezi” haline gelen okullarda tedrisat görmek “bu kadar cehalet ancak tahsille mümkün olabilirdi” anlayışına tekamül eder oldu, zira okul kapısından geçmemiş bir çobana hakikatı anlatmak daha kolay olabiliyor ve onlar sandığa gittiklerinde daha hakikatlı davranabiliyorlar, 85 yıllık çürümüş zihniyetin temsilcilerini sandığa gömebiliyorlar.

    Boş ve gereksiz AKP düşmanlığı bir şey kazandırmaz, karanlığa küfür etmekle karanlık yok olmaz, en doğru ve mantıklı yol AKP’ye alternatif ve AKP’den daha özgürlükçü, daha demokrat “yeni” bir sol partiyi yaratmaktır.

  20. Yazan:Hakkı Bentek Tarih: Mar 16, 2009 | Reply

    Sayın Ali Duman

    AKP’yi sevmemek suç değildir. Muhalefet etmek de düşmanlık değildir.

    Düşmanlık çok ağır bir kelime ve bu kelimeyi bende kullandığım için özür dilerim.
    Dilerim ki değil aynı topraklarda, dünya’da kimse kimseye düşman olmasın.

    Yazınızdaki katıldığım nokta Türkiye’nin 2001 den beri krizden çıkamadığıdır. Peki son 7 senedir bu ülkeyi kim krizden çıkaramadı ?

    Zaten mevcut olan kriz Uluslararası kriz ile birleşti. Şu an Aralık ayı itibarı ile işsizlik oranı “iş aramaktan vazgeçenler (ne demekse) hariç” %13′ü geçti. Sanayi üretimi çakıldı.

    Peki bu krizin teğet geçeceğini kim söyledi ?

    Bakın Ali Bey, THY’nin uçağı Amsterdam’da düştüğünde Hollanda televizyonları ölülerimizi gösterirken, THY yetkilileri ve bakanlar “ölü yok” diye açıklama yapıyordu. İşte bu zihniyet o zihniyettir.

    Evet bu ülkeye CHP’nin dışında ciddi, halkı için proje üreten bir sol bir alternatif gerekiyor.

    Ancak gerçekleri görmemek de kimseye birşey kazandırmaz. Malesef o alternatif yok diye, mevcut zihniyetin devamını sağlamak işleri düzeltecek mi ? Bunlar ayrı bir yazı konusu.

    Darbe konusuna dönersek, bir soru sormuştum. Mademki Şeyh, Pankartçı ve Tübitak’çı hükümete yönelik bir komploya alet oldular, bu kişiler hakkında niye işlem yapılmıyor. Hatta bu kişiler AKP’lilerce niye eleştirilmiyor ?

  21. Yazan:Ali Duman Tarih: Mar 16, 2009 | Reply

    Sn. Hakkı Bentek,

    1. Tübitak ve Darwin meselesinden çok memnunum zira Darwin, Darwin olalı Türkiye’de bu kadar gündeme gelmemişti ne mutlu bize ki bir gecede tüm laik kemalistler Darwinci oldular, bundan daha iyi ne olabilir ki? planlasan olmazdı, sansürcülere teşekkür etmek gerekir, sansür olmasaydı bassalardı kaç kişi okuyacaktı ? meğer ne çok Darwinist varmış ülkemde gögsüm kabardı.

    2. 2001 krizinin aktörlerini sormussunuz, o aktörleri söylüyorum,
    - 1996 yılında 538 sayılı bankalar kanununu iptal eden Anayasa Mahkemesi
    - Başbakana anayasa fırlatan Cumhurbaşkanı,
    - Bankacılık kanununu çıkarmayarak 5 yıl boyuncu (1996-2001) Türk finans ve bankacılık dünyasını kanunsuz bırakan hükümetler
    - Bu ortamda 21 bankanın hortumlanmasının müsebbipleri ki (bu ortam için TSK 28 şubat ile kartel medyası da fadime şahin, ali kalkancı, müslüm gündüz, aczmediler filmleriyle ortam sağlanmıştır)
    - IMF 2 nci başkanı Mr.Anderson kod adlı yahudi

    yukarıdaki organize işler sonucu cebimizden 100 milyar dolar tokatlanmıştır, borc oranımız %74′e çıkarılmış, memleket iflas ettirrilmiş ve Kemal Dervis kurtarıcı olarak göreve getirilmiştir.

    bu gerçekler ortada iken Türk ekonomisi borçlarını çeviremez durumdan, çevirebilir duruma getirmiş iken (borç oranı %30′lara düştü), krize yol açan önceki hükümet görevinin bitimine 1.5 yıl varken bırakıp kaçmışken ve tüm bunlara karşı tepki olarak halk AKP’yi iktidara getirmiş şimdi siz AKP’yi hangi hükümetlerle kıyaslayarak kötü olduğunu iddia edeceksiniz, AKP’den daha iyi bir iktidar mı gördü bu ülke.

    Türkiye’de bir iktidar değil, MUHALEFET SORUNU VARDIR. AKP’YE DÜŞMANLIKTA, MUHALEFET ETMEKTE, ÇARE VE ÇÖZÜM ÜRETMEMİŞSENİZ, BİR PROGRAMINIZ YOK İSE LAF-I GÜZAFTIR. AKP’Yİ ELEŞTİRENLERDEN PROGRAMI, ÇÖZÜMÜ OLAN BİR PARTİ VAR MIDIR? DAHA İYİ BİR SİYASİ OLUŞUM/PARTİ KURULANA KADAR AKP EVHEN-I ŞERDİR.

    NOT-1: Başka hükümetler deveyi hamuduyla götürürken görmezlikten gelenlerin, şimdi AKP’ye devenin tüylerini saydırmaları, çifte standarttır, ahlaki değildir, o yüzden bahsettiğiniz diğer ayrıntılara girmeyeceğim.
    NOT-2: Eğriye eğri, doğruya doğru demek için AKP’li olmak gerekmiyor, objektif bakabilmek yetiyor. AKP, tamda karşısında olduğum siyaset yelpazesindedir.

  22. Yazan:Hakkı Bentek Tarih: Mar 17, 2009 | Reply

    Sayın Ali Duman,

    Ben 2001 krizinin aktörlerini sormadım. 2001′den beri ülkeyi kimin krizden çıkaramadığını sordum.

    Ülkenin borçları konusu IMF’e olan 15 -20 milyar dolar borç ile sınırlı değil. Şu an ki borç yüzlerce milyar dolar.

    Solcu taklidi yapmanıza gerek yok. “Bakın ben bir solcu olarak AKP’yi destekliyorum” şeklinde söyleminiz gerçekçi değil. Hemen belirteyim, ben de solcu değilim. Eski ANAP’lıyım. Ama bir sağcı olarak kesinlikle AKP’yi desteklemiyorum.

    Dediğim gibi, kriz konusu ayrı bir tartışma konusu. Çünkü çok kapsamlı.

    Siz yukarıdaki soruma cevap verebilecekseniz devam edelim. Tekrar ve son kez soruyorum. Yukarıdaki yazının temeli olan ,kompocu olduğu iddia edilen Şeyh, Pankartçı ve Tübitak’çı için AKP ne yaptı ? Bu durumda bunlar da Ergenekoncu sayılmaz mı ?

  23. Yazan:yalçın yamaç Tarih: Mar 17, 2009 | Reply

    AKP güzellemesi yapmak için bu kadar kılığa, solcu taklitçiliğine girmeye gerek yok. Ayıp bir şey değil, ama “bir solcu olarak” vs gibi ifadeler, diğerlerinin yanında komik kaçıyor.

  24. Yazan:erdoğan atmiş Tarih: Mar 17, 2009 | Reply

    AKP iktidarı döneminde popüler yazar olmanın altın kurallları;
    1. Yapılanlar birer komplodur(Şevki Yılmaz buna komple diyordu).
    2. Yapılanlar bir darbe hazırlığıdır.
    3. Yapılanlar Ergenekon’un ürünleridir.
    4. AKP engin demokrasi birikimiyle bu darbeyi önleyecek, ülkeyi özgürleştirecek tek alternatiftir.
    5. Aksi düşünenler zaten AKP karşıtı darbeci Ergenekonculardır.
    Yazıyı yaz, derindüşünceye gönder. İşlem tamam.

  25. Yazan:muhal farzımuhal Tarih: Mar 20, 2009 | Reply

    bir kumpas kokusu ben de alıyorum. ancak önerileriniz yanlış. akparti eften püften konularla parti kapatmanın önüne geçecek değişiklikleri biran önce yapmalıdır.

    ayrıca bir komplo teorisi de benden. anayasa değişecek, dava açılacak, anayasa mahkemesinden çok zorlama bir kapatma kararı çıkacak, meclis direnecek, anayasa mahkemesi ya lağvedilecek ya da üyeleri meclis tarafından seçilecek, türkiye’nin önü açılacak…

  26. Yazan:Ali Duman Tarih: Mar 20, 2009 | Reply

    Sn.Erdoğan Atmiş;

    Düşüncenizin tam zıddı bu bölme siyaseti “Ergenekon siyasettidir” zira kendileri gibi düşünmeyen herkesi AKP’li olarak suçlayıp, kendilerine taban yaratmaya çalışmak gibi bir taktikleri var, esasen buna ihtiyaçları da var çünkü TABANSIZ OLAN ERGENEKON VE CHP ZİHNİYETİDİR.
    AKP’nin bir taban sorunu yok, AKP her iki kişiden birinin oyunu alıyor, hal böyle iken geriye TABANSIZLARIN KOMPLO TEORİLERİ İLE YANDAŞ TOPLAMA ve AKP KARŞITLIĞI İLE PRİM YAPIP, ALIŞAGELEN DÜŞMANLIKLAR ÜZERİNDEN SİYASET ÜRETME TAKTİĞİ KALIYOR. Bu sözleri söylemek ve bu fikre sahip olmak için önce bir aynaya bakmak gerekir, kimin tabana ihtiyacı olduğuna aynaya iyi bakarsanız görürsünüz.
    Darbeci ve faşist partiler ve faşist zihniyetler sandığa ve tarihin çöplüğüne gömülecektir. Vesayetçi olmayan tek parti AKP’dir, tek bir anti-vesayetçi parti yetersizdir, daha fazlası ise halkın bağrından çıkacaktır, tıpkı AKP örneğinde olduğu gibi.

  27. Yazan:Ali Duman Tarih: Mar 20, 2009 | Reply

    Sn. Hakkı Bentek

    ne olduğunuzun hiç önemli değil, lafları uzatmaya hiç gerek yok, belli ki sizde “kemalist dinin bağnazlarındansınız” zira, “kemalist bilinç laboratuvarı” olan okullardan bu denli 1930 kafası bağnazın çıkmasına alıştık, ancak hızla o gemi terk ediliyor,siz de buna alışsanız iyi olacak, biz solculuğu bir yana bıraktık, 1930′lı yıllarda takılıp kalmış çağ kaçkını bağnazlarla uğraşmak daha ivedi ve elzem haline geldi, zira onlar ile gidilebilecek bir arpa boyu yol yok, kendileri içeride ama fikirleri halen “zinde güçler” sayesinde iktidarda, o bağnazlığın kuyrukçuluğunu yapanların sol’culuğu da, sağ’cılığı da bir önem arzetmemektedir. Sağcısınız ama ben bir solcu olarak, çizginizde olan ve asılan başbakanı’da savunurum darbecilere ve o zihniyettekilere karşı, size ise darbecilerin yollarına güller sermek kalır bundan böyle. Darbecilerle tek ve güzide ortak yanınız ise “AKP düşmanlığı” hep birlikte değerlendirirsiniz artık bu ortak yanınızı da. ANAP bile bu yüzden sandığa gömüldü hala bunu bile anlayamamıssınız hiç kendinizi buralarda tüketmeyin. Sizi anlayacak ve takdir edecek yüzlerce Kemalist site var.

  28. Yazan:erdoğan atmiş Tarih: Mar 26, 2009 | Reply

    Sayın Ali Duman,
    Tam da dediğiniz gibi. Ya Tayyipçisin, ya Ergenekoncu ikilemi. Ya da ya CHP’lisin, Ya da AKP’li. Bunlardan birine karşı olduğunu açıklamak, diğerinden olmak anlamına geliyor. Siyaseti bu kadar dar alanda sınırlandırmak, bizim gibi ülkelerin makus talihidir. Halbuki bu gibi kutuplaşmaların özgürlükleri sınırladığı ve farklı düşünceyi ortadan kaldırdığını görmüyor musunuz? AKP’nin tabanı güçlü olan bir parti olduğu fikrine kesinlikle katılmıyorum. AKP pragmatist ve karizmatik bir lider etrafında toplananların oluşturduğu bir çıkar birlikteliğidir. Nasıl ANAP çok güçlü görünen yapısını lideri devreden çıktıktan sonra kaybetmişse, AKP’yi de aynı son beklemektedir. Fakat, endişelenmeyin. Yerine başka bir çıkar birlikteliği kısa sürede kurulur. Siz de tabanının çok güçlü olduğunu övecek bir hareketi gecikmeden bulursunuz.

  29. Yazan:Mustafa Akbas Tarih: Mar 26, 2009 | Reply

    Sayın erdoğan atmiş, size hürmetler efendim.
    Türk insani her zaman kendine layik olan liderini secmistir ve arkisinda durmustur.
    Buna birde Liberal hür demokrat düsünceyi ekledikmi daha uzun zaman Tayyip Erdogan lider olabilir…tabii calismasi lazim. Cünkü calismayan gider.

  30. Yazan:Ali Duman Tarih: Mar 27, 2009 | Reply

    Sn. Erdoğan Atmiş

    Anlattığınız şekilde bu ülkede tabanı güçlü olan hep “Kemalizm” oldu, Kemalist olmayan hiç bir kurum, kuruluş, dernek, parti vs.’ye izin verilmedi, tarihte ilk ve tek işçi partisi olan Türkiye İşçi Partisi, sırf Kemalist kuyrukçusu sol’a dahil olmadığı için kapatıldı, sırf bu partiyi kapatabilmek başka kılıflar altında faşist 12 Mart muhtırası verildi. Asıl mana budur. Bu ülkede “kral çıplak” diyen nadir kişilerden biridir Fikret Başkaya, yazdığı “paradigmanın iflası” ile tüm gerçekleri 30 yıl önce ortaya koymuş, bunun bedelini de Kemalist devletin zindanlarında yıllarca yatarak ödemiştir. Asıl siz bu gizli manayı çözebilme başarısını gösterebilirseniz, çürüyen ve çürüdüğü için tarihin çöplüğüne doğru akıp giden paradigmayı anlayabileceksiniz, Zira AKP’de, ANAP’ta birer figurandır, CHP’nin farkı ise kendini baş aktör sanmasıdır. Sonuçta o da paradigma iflas ettiği için en nihayet figüran durumuna düşmüştür. Hemde figüran olması gerekenlerin altında bir figuran. Kralın çıplak olduğunu görebilmeniz için, öncelikle “paradigmanın iflası”nı okuyarak başlamanızı şiddetle tavsiye ederim.

  31. Yazan:Balbazar Tarih: Mar 30, 2009 | Reply

    bu mizah yazari arkadas, cumartesi gunku yazisinda “saadet partililer akp’ye oy versin; akp de onun verdigi gucle cemevlerini ibadethane olarak tanisin, madimak’i muze yapsin” gibisinden fantaaziler dile getirydi.

    ama masasinda darwinist kitaplar bulundurdugundan olacak, gorunen o ki saadet partililer kendisine pek itibar etmediler. simdi %39 (pardon, derin dusunce hesabiyla %45) oyla akp madimak’i muze yapmaya nasil cesaret etsin?

    ya gordunuz mu saadet partililer, siz akp’ye oy vermezseniz o da madimak’i muze yapamaz.

  32. Yazan:Anadolu Tarih: Mar 30, 2009 | Reply

    Yazınızdan alıntı : “AKP’ye açılması tasarlanan yeni bir kapatma davası için “delil” teşkil edecek organize-gelişmeleri yeniden analım… Çakma bir şeyhin Manisa’daki bir toplantıda Bülent Arınç’ın ve il valisinin yanına oturtulması… Metrobüs açılışında “Son Osmanlı padişahı 1.Recep Tayyip Erdoğan” gibi saçma sapan bir pankartın açtırılması… Tunceli İl Valiliği’ndeki garip gelişmeler… Ve son olarak da aleni bir operasyon olan TÜBİTAK-Darwin tertibi…”
    Hükümet etmek, devlet ya da bir kurum yönetmek ciddi bir iştir. Yukarıda yazınızdan alıntıladığım durumlara ciddiyet sahibi hiç bir kişi ya da kurum düşmez. Düşerse de bunlara tertib denmez. Dense dense, muhalif kesimi(gittikçe ötekileştirdiklerinizi), planlı bir şekilde tahrik etme çalışmaları ve ucuz seçim yatırımları denebilir. Nasıl olurda siz bile (mesleğinizi bilmediğim için) bunların dava konusu edilebileceğini düşünürken AKP düşünemez. Sayın Kütahyalı, bence, mızrağı sürekli çuvala sığdırmaya çalışmak yerine, birazda mızrağın sivriliklerini törpülemelisiniz.

  33. Yazan:Sinem Gok Tarih: Mar 31, 2009 | Reply

    @Balbazar,
    Ben bu yaziyi bir ironi olarak okumustum, bu arkadas gercek olarak mi yazmis, ilginc dogrusu!

    Aleviler AKPyi samimi bulmuyorlar, AKP iyi alevi kotu alevi ayrimi yapiyor, Alevileri disliyor. Ben Divrigiliyim, bu secimde burasi da dahil oylar CHPye gitti (yuzde 50 ye yakin divrigide). Bu secimde alevi yurttaslarin oldugu yerlerde bunu rahatca gorebilirsiniz (Tunceli, Corum, Trakya, Kirsehir, Izmir, Hatay, Nigde).

  34. Yazan:erdoğan atmiş Tarih: Nis 7, 2009 | Reply

    Sayın Ali Duman,
    Sizin Kemalistlerin çok bilmişliğinden farkınız nedir? Şu kitabı oku hayata bakışın değişir diyorsunuz. OrhanPamuk’un “Yeni Hayat” kitabı “Bir kitap okudum ve hayatım değişti.” tümcesiyle başlar. “Paradigmanın İflası”nı okuyunca sizin hayatınız değişti anlaşılan. Fakat, adı geçen kitabı çıktığı zaman okumuştum. Benim için yeni bir kitap okumaktan öte hayatımda bir şey değişmedi Benim kalın kafama ve “derin düşünememe” bağlıyorum. Tek kitapta hayatın bütün anlamını bulduğunu sananlara hep gıptayla bakmışımdır.

  35. Yazan:Ali Duman Tarih: Nis 7, 2009 | Reply

    @Erdoğan Atmiş

    Pek tabiki Fikret Başkaya’nın “kral çıplak” diyebilme cesaretini gösterdiği ve bunun bedelini de yıllarca Kemalist zindanlarda yatmakla ödediği kitabı “paradiğmanın iflası” nı okumak, marifet değildir, ASIL MARİFET İFLAS ETMİŞ PARADİGMAYI ALGILAYABİLMEKTİR. Demogoji yerine buna cevap verin ki, paradigmaya ilişkin fikirleriniz neymiş onu öğrenebilelim.
    Yorumumda “özne” olan iflas eden paradigmayı algılayabilme yeteneğidir, “kral çıplak” deme cesaretini ilk gösterenlerden biri olan Fikret Başkaya ve söz konusu kitabı; ifademde “nesne” durumundadır. Özne ile nesneyi karıştırmak sap ile samanı karıştırmak gibidir ve bu durum sıkça karşılaşmış olduğumuz bir kemalist hastalığıdır. Geçerli gerekçe üretemeyenler, hakikatın altında ezilenler, bu tip demogojik söylemler geliştirirler.

    Hakikatları en olmadık zamanda haykırabilmek bir aydın sorumluluğu olup, pek tabiki bu cesareti gösteren aydına da saygı duyulmasını da gerekli kılmaktadır. Bu yüzden Fikret Başkaya bu saygıyı hakkedenlerdendir. Hoca’nın Türk gençliğini aydınlatıyor olması sizi neden rahatsız ediyor, yoksa fazla ışıktan gözleriniz mi kamaşıyor, 1923′de bir meşale yakıldı, bunu kimse inkar etmiyor, ancak yakılan meşaleyi güneş yerine koymaya, hakikatı iğdiş etmeye kimsenin hakkı yok. Güneş diye yutturulan meşalenizi kabullenmeyenlere, meşalenin güneşin yerini alamayacağını söyleyenlere düşmanlık fayda vermez. Hakikat güneşi geçte olsa olanca ışıklarıyla şafaktan yükselmeye başlamıştır, hakikatı çarpıtmaya çalışan hokkabazlar, hakikat güneşinin güçlü ışıkları altında eriyeceklerdir.
    Özne ile nesneyi, sapla samanı karıştıranların, bir kütüphane bitirecek kadar kitap okumuş olmalarının bir kıymeti harbiyesinin olamayacağı da ayrı bir gerçektir. “İlmi hayra yormayacaksan, cahil kalmak evladır” derken Şems acaba bu duruma mı vurgu yapmak istemiştir.

    Kendiniz gibi düşünmeyen herkese savaş açmışsınız, oysa kimse sizinle savaşmıyor, ne ile ve kimlerle savaştığınızı biliyor musunuz? Hakikat ile savaşıyorsunuz, bunun bile farkında değilsiniz. Hakikat ile savaşılmaz, hakikat ile savaşın sonu mutlak suretle yenilgidir, işte bu yüzden, sizi kimse yenmeye çalışmadığı halde yeniliyorsunuz, hakikata karşı savaşanlar, yenilgiye mahkumdur. Boş yere düşman aramayınız., hakikat dışında bir düşmanınınz yok, bilmem bunu anlayabiliyor musunuz?

    Not: Pek tabiki Kemalist olduğunuz tartışılmaz bir gerçek, zira hepinizin cümleleri bile hep aynı tornadan çıkmış gibi, ve biz, bu “EZBERİ” çok iyi tanıyoruz.

  36. Yazan:erdoğan atmiş Tarih: Nis 10, 2009 | Reply

    Sayın Ali Duman,
    Ben hiçbir yazımda Fikret Başkaya’nın gençliği aydınlatmasından rahatsız olduğumu gösteren bir ibare kullanmadım. Sadece, sizin bir kitap okudum ve hayatım değişti söyleminize bir gönderme yapmıştım. Bakın örneği de Kemalistlerin ifrit olduğu Orhan Pamuk üzerinden vermiştim, İlhan Selçuk veya Bedri Baykam üzerinden değil. Siz bu değerlendirmemden bile benim üzerimden Kemalistleri suçlayan bir destan üretebilmişsiniz.

    Daha önce belirttiğim gibi benim kalın kafam sizin entellektüel birikiminizi ve söyleminizi algılamakta güçlük çekmeme neden oluyor. Fakat yazdıklarınızdan bu kemalistlerin her yeri zindana çevirdiği ve bizim gibi hödüklerin bunu bir türlü farketmediğini anlıyorum. Bu Kemalistleri ne yapmalı, kaynar kazana mı atmalı?

    Sayın Duman, dalgayı bırakırsak, bu tarz bir söylemle bir yere varamayacağınızı söylemek isterim. Tarzınız bana; en basit konularda bile saatlerce tartışan ve sadece karşı tarafı suçlayarak kendilerinin en doğruyu düşündüğü yanılgısıyla ülkeyi kurtaracağını sanan, fakat kendi sivilce sorununa bile çare bulamayan üniversitedeki arkaşlarımı hatırlattı.

    Konumuza dönersek ben sadece sayın Kütahyalı’nın Tubitak-Darwin tartişmasını bile Ergenekon’a bağlayan yazısını eleştirmiştim. O yorumdan dolayı tarafınızdan Ergenekoncu ve Kemalist olmakla suçlandım(Ergenekonculara da AKP zihniyetine de karşı olduğumu belirtmem gerekiyor mu? Herhalde yorumumdan böyle bir değerlendirme çıkarılmamalıydı). Gerçekten Polemik yapacak vaktim yok. Siz en iyisi sayın Hakkı Bentek’le yazışmaya devam edin. Benden size ekmek yok.

  37. Yazan:erdoğan atmiş Tarih: Nis 10, 2009 | Reply

    Sayın Ali Duman,
    Polemiğe vaktim yok dedim ama şu kahrolası Kemalistlerin ezberciliğini bana da yamamaya çalışmanızı affedemiyorum. İnanın hiç ezberim yoktur. Bu yüzden ezbere şiir bile okuyamam. Fakat, yazdıklarınızdan öylesine seçtiğim aşağıdaki alıntıların, ezber mi, ezber bozan cümleler mi olduğunu sormak istiyorum:
    “kemalist dinin bağnazlarındansınız” “kemalist bilinç laboratuvarı” “1930 kafası bağnazın”
    ” Başbakana anayasa fırlatan Cumhurbaşkanı”
    “IMF 2 nci başkanı Mr.Anderson kod adlı yahudi”

  38. Yazan:Ali Duman Tarih: Nis 10, 2009 | Reply

    @erdoğan atmiş

    polemik yapmama adına ancak bu kadar polemik yapılabilinir di?

    esasen kemalistler ile fikirsel tartışmaya karşıyım, zira gerçekten verimli olma şansı %0, (yazıyla yüzde sıfır).

    çok ilginç bir durum gelişmeye başladı, kemalistlerin, kemalist olmadıklarını iddia etmeye başladıkları yeni ilginç bir döneme girdik, %100 kemalist ezberlerle kemalist olunmadığı bir dönem, ne diyelim hayırlı uğurlu olsun ülkeme, bu tarzın tek örneği siz değilsiniz, sayınız bayağı bir artmaya başladı, esasen bunu önemli bir gelişme olarak görmek gerekir, maalesef dönüşüm birden bire olamıyor, yavaş yavaş oluyor, zira olsun da yavaş yavaş olsun, bu da bir gelişme.

  39. Yazan:erdoğan atmiş Tarih: Nis 11, 2009 | Reply

    Sayın Ali Duman,
    Hala anlamadınız.
    Siz fikir tartışması yapmıyorsunuz, sadece sivilce sorununu gideremeyen arkadaşlarımın yaptığını yapıyorsunuz. Benim yazdığım hiçbir şeyi dikkate almıyorsunuz. Bir Kemalisttir tutturmuşsunuz, şeytan taşlar gibi ezbere saydırıyorsunuz. Ezber demişken sizden alıntıladığım yukarıdaki ırkçı ve ayrımcı sözcükleri nereye koyacağız. Fikret Başkaya’yı Türk Gençliğinin yolunu aydınlatan bir isim olarak lanse ettiniz, bu duruma Fikret Başkaya ne der onu da yanıtlamadınız.
    Beni tek hatam Kütahyalı’nın oldukça sığ yazısına acele bir yorum göndermekti. Arkadan siz benim üzerimden zavallı Kemalistlere taarruz edince, ben de onların suçu yok, ben bireysel olarak siz ve Kütahyalı gibi düşünmüyorum demek istedim. Bak Kemalistlerin çoğu Ergenekon soruşturması çerçevesinde içerde. Bir zamanlar Nazım’a, Sebahattin Ali’ye, İsmail Beşikçi’ye,Fikret Başkaya’ya yapılan muamele şimdi onlara yapılıyor. Düşene bir de benim üzerimden siz vurmayın demiştim. Üçüncü dünya ülkelerinde zalimlerin göreceli olarak cezalandırılması oraya demokrasi getirmekten çok, iktidarı eline geçirenlerin onlardan daha çok zalimleştiği bir düzen kurmalarıyla sonuçlanır. Bir demokrat her koşulda zalimin karşısında yer almalıdır.

  40. Yazan:erdoğan atmiş Tarih: Nis 11, 2009 | Reply

    Bu arada yorumlarımın kesildiğini şim di farkettim. Hiçbir hakaret içermeyen yorumlarıma sansür getiren Derin Düşünce’ye de teessüflerimi bildiriyorum.

  41. Yazan:erdoğan atmiş Tarih: Nis 11, 2009 | Reply

    Şu an haber sitelerinden, sayın Kütahyalı’ya bir alperenin saldırdığını öğrendim. Görüşlerinin çoğuna katılmadığım Kütahyalı’ya yapılan saldırıyı kınıyor, sayın Kütahyalı’ya geçmiş olsun diyorum.

    Bu tür ülkücü-alperen gibi oluşumlar içinde farklı düşünceye düşman olarak yetiştirilen gençlerin (Trabzon rahip cinayeti, Hrant Dink cinayeti, Malatya katliamı gibi)ülkemiz demokrasisinin gelişmesinin önünde önemli bir engel olduğunu düşünüyorum. Bu tür tümörlü oluşumların her tür iktidarın (Ergenekon, AKP vb.) maşası olduğunu düşünüyorum.

    Hayali bir düşman yaratarak, şeytan taşlamak yerine, bu tür faşist unsurların üstüne direk gidecek bir derin düşünceye gereksinim var.

  42. Yazan:hasan Tarih: Nis 11, 2009 | Reply

    Yazının kaleme alınış tarihi 15 mart. Yani Yerel seçimlerden hemen önce. Korku imparatorluğu ile oy toplama çabaları.Ama 29 mart sanırım sizin yüzünüze tam bir şamar olmuştur.Ekonomik mucizeden bahsedenler.Asıl mucize Brezilya, adamlar bu krizde İMF ye borç veriyorlar.Biz ise yedi yıl sonra hala imf kapısındayız.Hemde katlanmış borçlarla.

  43. Yazan:Hasan Tarih: Nis 11, 2009 | Reply

    Katlanmış borçlarla değil. Borçlarımız AKP döneminde yarısının da altına düştü.

  44. Yazan:Ali Duman Tarih: Nis 11, 2009 | Reply

    @Erdoğan Atmiş,

    Kütahyalı gibi düşünmeyen sadece siz değilsiniz, zira siz’lerden çok sayıda var, kaldı ki sahte demokrat geçiniyor olmanızın da hiç bir kıymet-i harbiyesi yoktur, sizler gibi yalan yere timsah göz yaşı akıtanları çok gördü bu topraklar, birtakım kişileri örnek vererek, onları alçaltarak kendinizi yüceltmeye çalışmaktasınız, bunlar nafile gayretler, aynen Kemalistlerin, kendi yönetimlerini yüceltmek için Osmanlıyı alçaltma taktiklerine benziyor, kullamış olduğunuz taktikler artık bu ülkede geçmiyor, biraz kendiniz gibi olabilirseniz, gerçekten daha saygı uyandıracaksınız, bu halinizle bir yorumcu ismi zikretmiştiniz, bu halinizle o kişi kadar saygınlığınız olamaz, zira o kişi hiç olmazsa herşeye rağmen olduğu gibi görünürüyor, üstelik te başkasını alçaltarak, o kişiye yaptığınız kıyaslama ile kendinizi yüceltmeye çalışmanız hiç etik değildir, bana değil ama o kişiye özür borcunuz olduğu gibi, kendi öz saygınıza da borçlu durumu düşmektesiniz.

    Kemalist fikirleri savunmanın adı başka bir şey olabiliryor mu? ne ise bizde öğrenelim de hangi cenahtasınız bilelim. bir mahsuru yoksa. ikiyüzlü aydın, iki yüzlü demokratlık olmaz, iki arada bir derede ise hiç olunmaz.

    Bir sivilce tutturmuş gidiyorsunuz, düşüncelerinizde irinler akıyor, hormona batmıssınız, sivilcenin adı mı olur, sizin irin akan düşüncelerinizin yanında.

    hakikatın bizzat kendisi her düşüncenizde size diz çöktürür ve o hakikatları sadece ben değil, bir dincide, bir liberalde, bir komünistte, bir fethullahçı da her daim sizin yüzünüze vurabilir ve siz her daim o hakikatın karşısında diz çökmek zorunda kalırsınız, şimdilik ben vurdum hakikatı yüzünüze, yarın bakalım kim vuracak.

    Bizim çizgimizdeki aydınların isimlerini zikrederek boşuna ön almaya çalışmayın, onların arkasına saklanmaya çalışmayın, siz daha “iflas eden paradigma”nın ne olduğu bile anlayamamışken, haddinize mi düşmüş Fikret Başkaya ve diğerlerin isimlerini zikretmek, boşuna türbinlere oynamayın, diğer yazılarınız yerli yerinde duruyor, kimsenin arkasına sığınmayın, birşey anlatmaya zorlamaktanza, kendiniz gibi olmayı deneyin. (benci iyi yolda ilerlemeye başlayacaksınız, bu başlangıç anının ilk şaşkınlıkları gibime geliyor, hadi bakalım hayırlısı!!!!)

    Not : kendi deyiminizle “zavallı kemalistlerin” avukatlığını yapmak size mi düştü, onlar yeterince varlar, kendileri gibi düşünmeyenlerin avukatlığına da ihtiyaçları olduğunu sanmıyorum, yine de iyi bir gelişme, asli kemalistlikten, kemalistliğin avukatlığını üstlenmek, çemberin dışına doğru gidiyorsunuz, ha gayret az kaldı çemberin dışına.

  45. Yazan:Ali Duman Tarih: Nis 11, 2009 | Reply

    @Erdoğan Atmiş,

    siz gerçekten dikkate alınmayacak bir faşist zihniyetsiniz, zira faşistliğinizi kelime aralarına sıkıştırmakla bize yedirebileceğinizi sanmakla da hiç iyi etmemissiniz, satır aralarındaki faşisminizi ifşa etmek ise bir borç haline gelmiştir.

    Nazım Hikmet’i, Sabahattin Ali’yi, Ergenekon katilleri ile bir tutan anlayış ancak faşsit bir anlayış olabilir, katillerle, Kemalizmden mağdur olmuş aydınları bir tutmak nasıl bir anlayıştır. Üstelik bu katiller “mağdur kemalistlermiş” en sıkı Kemalistler bile artık bu iddialarda bulunamıyorken, sözüm ona “Kemalist geçinmeyen” iddia sahibine bakın, zaten doğru siz bu “nazi” kafası ile Kemalist bile olamazsınız, Kemalist olmadığınıza inanmaya başladım, zira daha o noktanın da çok gerisindesiniz.

    neymiş efendim,

    Kemalistlerin; Nazım Hikmete, Fikret Başkaya’ya, Sebahattin Ali’ye, İsmail Beşikçi’ye yaptıklarını, şimdi birileri Kemalistlere (yani Ergenekon’un katiller sürüsüne) yapıyormuş vay vay vay laf ola beri gele, faşistliğin itirafnamesi gibi.

    Böylece; “Paradigmanın İflas”ından hiç bir şey anlamamanın sebebi de belli olmuş oldu, zira bu site dahil bugün şiddetle artan tartışmaların temel nedeni iflas eden paradigmanın ta kendisidir. İflas eden paradigma işte bu faşist zihniyetin paradigmasıdır, bu paradigmayı, kıvırtmadan, binbir dereden su getirmeden, kem küm etmeden direkt savunabilmek dahi bir erdem sayılabilinir, size kıyasla.

    Demekki Kemalistlerin, komünistlere yaptıklarını, şimdi birileri de Ergenekon’da tutuklu Kemalistlere yapıyorlarmış!!!! biraz açın da konuyu aydınlanalım Bay Atmiş nasıl oluyormuş şu “zavallı Kemalistlerin mağduriyet”i, ne de olsa ömrünüzü “mağdur” ve “zavallı” kemalistlerin gönüllü avukatlığına vakvetmişsiniz, vakit kaybı olmaz sizin için. (her ne kadar benim için vakit kaybı ise de)

  46. Yazan:erdoğan atmiş Tarih: Nis 12, 2009 | Reply

    Sayın Ali Duman,
    Bir gecede gene sahte demokratlığımızdan girmiş, faşistliğimize kadar uzanmışsınız. Helal olsun. Benim de dediğim tam bu. Baksanıza Nazım’ı, Sabahattin Ali’yi bile sahiplenmiş kimseye bırakmıyorsunuz. Sizin gibiler hiç değişmiyor. Karşısındakine hakaret etme, tartıştığını sanarak küfürler savurma, onun üzerinden bir cenahı şeytan taşlar gibi taşlama. Bakın ben de laf bitmez. Fakat, kaç yazıdır anlatmak istediğim şu; yaptığınız düşünce tartışması değil, sivilceli oğlanların tatmin arayışı. Bu yüzden bahsettiğniz irinler de sizden akıyor. Bakın ismimi o pis hakaretlerinize katmayın. Çünkü araştırırsanız o ismin bu ülkenin demokrasi mücadelesinde yıllardır var olan ve bahsettiğiniz o faşist unsurlalarla mücadele eden bir isim olduğunu görürsünüz. Benim talihsizliğim derin düşünce adına kanmam ve belki derin düşünceler bulurum diye bu sitedeki yazıları takip etmeye başlamam. Fakat ne yazık ki bırakın düşünceyi, ne yazık ki yıllardır uzak durmaya çalıştığım halde ne olduğunu bilmeyen bir yeni yetmeye laf yetiştirmeye çalışıyorum.
    Sizin ne olduğu belli olamayan görüşlerinize katılmak zorunda değilim. Onlara katılmıyorum diye anti demokrat, Kemalist, faşist gibi suçlamaları haketmiyorum. Üstelik benim ne olduğumun analizini sallamalarınızla yapmak yerine dediklerime bakmanız gerekiyor.
    Şimdi;
    1. Bırada kulandığınız ismin rumuz olduğunu düşünüyorum. Çünkü hakaretlerinizin hukuki karşılığının çok ağır yaptırımlar olduğunu bilmeyecek kadar cahil olamazsınız.
    2. Sizin de 20-25 yaşlarında bir sivilceli olduğunuzu düşünüyorum, çünkü biraz yaşını almış insanlar hakaret ve küfrün düşünceyle ilgisi olmadığını bilirler,
    3. Eğer benim yazdıklarım hakkında mantıklı bir şey yazmayıp, gene bana ve benim üzerimden başkalarına hakarete devam edecekseniz buna son vermenizi aksi halde hukuksal yollara başvuracağımı size bildirmek istiyorum.
    4. Son sözüm derin düşünceye. Eğer gerçekten ciddiye alınmak istiyorsanız bu siteyi hakaret ve küfre yer veren bir yer olmaktan kurtarmalısınız. Aksi halde “Derin Hakaret” olarak anılabilirsiniz.

  47. Yazan:Ali Duman Tarih: Nis 12, 2009 | Reply

    @Bay Atmis,

    katiller sürüsünü “magdur” olarak ilan edip, birde bunları “Nazım Hikmet”, “Sabahattin Ali”, “İsmail Beşikçi”, “Fikret Başkaya” ile bir tutma gafletini ancak yukarıdaki hezeyanlar ile demogojik söylemlerle kapatmaya çalışırsınız, bu durum sizin gibilerin ortak yönüdür ki bu siteden ne olduğunu kendi bile bilmeyen birçok arızalı fikir sahipleri gelip geçti, siz de o ırkçı faşistler gibi bir “tutunamayan” olacaksınız bu sitede.
    Ne hikmetse hakkınızda yazdıklarıma, fikir yerine, en banal tarafından ırkçılık ve faşizm kokan ve satır aralarına sıkıştırılmış “şark uyanıklığı” pespaye fikirlerinizi ifşa etmiş olmuşluğumu pas geçerek topu taça atmaktasınız, elbette son sığınacak yeriniz Kemalist savcı ve mahkemeler olacaktır, mutlak suretle ihbar ve ispiyonlarda bulunursunuz, Atatürk’e hakaret davası açtırmak için, belli ki niyetiniz bu, size de ispiyonculuk yakışır zaten fikri olmayana ne yakışır ki başka. Elinizden geleni ardınıza koymayın, bu kuru laflara ve tehditlere karnımız tok. Ayrıca benim Atatürk’le bir derdim yok, kemalizmi bağnazlık haline getirip, bunun ile geçinen ve bundan rant sağlayanlar ile amansız mücadelem var ve sürecekte, zira dinden geçinenler ile kemalizmden geçinenler benim için aynıdırlar.

    kendi deyiminizle “mağdur” ve “zavallı kemalistleri” savunmaya devam edin, zira size çok ihtiyaçları var, siz bir bulunmaz hint kumaşı olmuşsunuz onlar için kendinizce.

    Ancak bu site sizi aşar, size birkaç gömlek büyük gelir, bu nedenle ufak ufak toz olmanın hesaplarını da yapmaya başlamıssınız zaten. bir çok kemalist site var ve o sitelerde çok takdirler/aferinler alacağınız muhakkak.
    Bu nedenle bize uzak, kemalistlere yakın olmanızda fayda var, zira bünyeye zarar burda oluşunuz. Giderken geride bıraktığınız salya ve sümüklerinizi temizlemeyi unutmayın.

    Not : Mahkemeler kesmez ise dilersen ihbar ve ispiyonlamanı ergenekoncu “mağdur” abilerine de yapabilirsin, zira onlar “susturmayı” ve “kan kusturmayı” çok iyi bilirler.

  48. Yazan:erdoğan atmiş Tarih: Nis 13, 2009 | Reply

    Son yazdığım yorumu sayfaya koymayan Derin düşünceyi sansürcü düşünce olarak değiştirmenizi öneriyor ve provokasyoncu yorumcularla yolunuza devam etme düşüncenize saygı duymadımı belirtiyorum. Elveda “derin -olmayan-düşünce”.

  49. Yazan:mankurt Tarih: Eki 9, 2009 | Reply

    Sayın Rasim Ozan abi teşekkürler. Bu tespidi aylardan önce yapdınız yargı darbesini önlediniz. eylül ayınıda hayırlısıynan geçirmiş olduk böylelikle. Darbeciler avucunu yaladı. Türk medyasının böyle sizin gibi cengaver darbe önleyici daha çok yazarlara ihtiyac var. Ama inşallah ateistci ve laikci yazarlar tasfiye edilince normalleşme olcak Ve dahaçok sizin gibi özgürlükcü ve müslüman insanlar olacak. Çok sağolun Rasim Ozan abi.

  1. 3 Trackback(s)

  2. Mar 30, 2009: Son 30 günde en çok okunanlar : Derin Düşünce
  3. Eki 12, 2010: Hukuk Devleti mi üstündür yoksa Devlet Hukuku mu ? : Derin Düşünce
  4. Eki 12, 2010: Mana Boyutlu, Olgun Demokrasi : Derin Düşünce

ÖNEMLİ

--------------------------------------------------------------------

Tüm yazı, yorum ve içerikten imza sahipleri sorumludur. Yayımlanmış olmaları, bu görüşlere katıldığımız anlamına gelmez.

Hakaret içerse dahi bütün yorumlar birer fikir eseridir. Ama bu siteye ilk kez yorum yazıyorsanız, yorum kurallarına gözatın yine de.

Not: Sitenin ismini dert etmeyin, “derinlik” üzerine bayağı bir geyik yaptık, henüz söylenmemiş bir şey bulmanız oldukça zor :)

Editörle takışmayın, o da bir anne-babanın evlâdıdır, sabrının sınırı vardır. Siz haklı bile olsanız alttan alın, efendilik sizde kalsın.

Sitenin iç işleriyle ilgili yorum yapmayın, aklınıza takılan soruları iletişim kutusundan sorun, kol kırılsın, yen içinde kalsın.

Kendi nezaketinizi bize endekslemeyin, bizden daha nazik olarak bizi utandırın. Yanlış ve eksik şeylerden şikayet etmek yerine bilgi ve yeni bakış açısı sunarak tamamlayın, düzeltin, tevazu ile öğretin bize bildiklerinizi.

Bu kurallara başkasının uyup uymamasına aldırmayın, siz uyun. Bütün yorumları hızla onaylanan EN KIDEMLİ YORUMCULAR arasındaki nizamî yerinizi alın.

--------------------------------------------------------------------
  • Siz de fikrinizi belirtin