Main Content RSS FeedÖnceki Yazılar

Bu pazartesi kemalizmden korkma, geç kalmaktan kork! »

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

… Bu makale ilginizi çektiyse…

 Alaturka Laiklik: “Beni bir bir sen anladın, sen de yanlış anladın!”

Türkiye Cumhuriyeti’nde Alevîlere zorla Sünnî İslâm öğretilirken Sünnîlerin başörtüsü devlet dairelerinde yasak. Türk Ordusu’nun istihbaratı camileri ve namaz kılanları fişliyor. Hristiyan Ermenilerin ne kiliseleri, ne yetimhaneleri ne de cemaat lideri seçimleri özgürce yapılamıyor. Rumların ruhban okulları özgür değil. Yahudiler diğer gayrı Müslimler gibi askerde ayrımcılığa uğruyor. Ateistlerin kitapları, internet siteleri yasaklanabiliyor, kapatılabiliyor. Gayrı Müslimlerin alın teriyle biriktirdikleri vakıf malları 1970′lerde gasp edildi, hâlâ geri verilmiyor.

Sahi Laiklik neye yarıyor? Bu kitap son yıllarda Türkiye’nin gündemine gelen, birbirinden ayrı gibi duran ama çekirdeğinde Yobaz Laiklik Meselesini barındıran konuları ele alıyor.Buradan indirebilirsiniz.

Devlet -Halk Açmazı »

Ahmet Ercan

GİRİŞ

       Açmaz; seçenekler arasında kalındığında hiçbir seçenekten vazgeçememe durumudur. Nasıl satrançta şah çekildiğinde şahı koruyan taşlar yönünde de bir tehdit varsa o taşlar hareket ettirilemiyorsa, bir konuda açmaza düşüldüğünde de aynı şekilde feda edilemeyecek seçenekler arasında kalınmış demektir. Bir bakıma seçeneklerin seçenek olmaktan çıkıp zorunluluk haline gelmesi söz konusudur. Bu bağlamda feda edilemeyecek, aralarında seçme yapılamayacak, varlıkları karşılıklı olarak birbirlerini destekleyen ve birbirlerine bağlı olan devlet- halk ilişkilerinde yaşanan bunalımlara, sonuç olarak da devlet halk ilişkilerinde sağduyu ve hoşgörünün yerine değineceğiz.   

     Einstein, “Problemler onları ortaya çıkaran aynı düşünce seviyesi ile çözülemez” der. Ortada kabul edilen bir devlet halk arası problemler mevcuttur. Bu problemlerin çözümünü Read the rest

Hrant abimi andım »

Garabet Orunöz

Tuzla’dan önce Gedikpaşa da bir kilisenin alt katında yatakhane ve yemekhaneden ibaretti ikametgahımız. Bir minik top sahamız bile vardı. İşte buranın adı da Joğovaran’dı.
   Joğovaran; kelime anlamı,  toplanılan yer  olduğunu çok sonraları öğrendim.  Burada hiyerarşik bir düzen değil, aile düzeni vardı. Görevlilerimizden erkek olana, baba anlamına gelen ‘’hayrig”,  bayan  olanına ise, anne anlamına gelen ‘’mayrig” diye hitap ederdik. Benim hatırladığım ilk hayrig;  Aleksan’dır, ilk  mayrig ise;  eşi  Vartanuş’tur. Aleksan hayrigten  önce de;   Agop  ve eşi Yerçanik mayrig kısa bir süre görev yapmışlar.
      Kız kardeşlerimizin  bir  kısmının kaldığı yer,İncirdibi Ermeni  Protestan okulunun yanındaki binaydı, 1968’de Mardin Read the rest

Dikkat Kitap: Zorunlu Askerlik Gerekli mi? »

Zorunlu Askerlik bir çok insanımız için bir görev ama aynı zamanda bir çile. Ülkemizi savunmanın daha akıllıca bir yolu yok mu? Bu konuyu yaklaşık bir yıl boyunca tartıştık. Üç makale işaret fişeği görevi yaptı. Yüzlerce okurumuz değişik önerilerde bulundu. Kimileri “aman dokunmayın, böyle çok iyi” derken askerliğini yapmış olan arkadaşlar tecrübelerini paylaştı. Evet, belki de ilk defa bu konu gerçekten muhatabı olanlara yani Türkiye’nin vatandaşlarına soruluyor. Zorunlu askerlik gerekli mi? Bir yıllık kolektif çalışmanınürünü olan bu 276 sayfalık kitap konuyla ilgili herkes için birinci elden bir bilgi kaynağı.

Buradan indirebilirsiniz.

‘Modern İnsan’ bir hastalık »

Cogu kez,  modernitenin evrimsel bir surecin sonucu oldugu dillendirilir. Bence bunu bir evrim olarak gormek zor, sayet oyle olsaydi insanlik yuzbinlerce yillik uzak gecmisinde, orantisal bir degisim yolu izlemis olsa gerekti. Ama tam tersi olarak son 5000-7000 yila kadar statik, dengeli, doga ile barisIk bir ‘insan turu’ goruyoruz. Topragi, dogayi ihtiyacindan fazlasi icin parsellemeyen, sadece yasamak icin savasan, mecbur kaldiginda olduren, az ile yetinebilen, henuz arsizlasmamis bir tur bu. Read the rest

DUYURU: 1417 insan için »

Dikkat Kitap: Derin İnsan »

“Düşümde bir kelebektim. Artık bilmiyorum ne olduğumu. Kelebek  düşü görmüş olan bir insan mıyım yoksa insan olduğunu düşleyen bir kelebek mi?” (Zhuangzi, M.Ö. 4.yy)

Hakikat’in ne tarafındayız? Hiç bir şüpheye yer bırakmayacak bir şekilde nasıl bilebiliriz bunu? Zekâ, mantık ve bilim… Bunlar Hakikat ile aramıza bir duvar örmüş olabilir mi?

Neden insan her hangi bir hayvan gibi, yeryüzünü bir eğlence merkezi, kendisini de bir turist olarak kabul edip yaşayamıyor? Bilerek, isteyerek bu yaşamı seçen insanları bir zaman sonra “bir şeyleri aşmak, bir şeylerin ötesine geçmek” çabasında görüyoruz.

Gerçek şu ki korkudan elleriyle yüzünü kapatan insan aynı zamanda parmaklarının arasından kendini korkutan şeyi görmek istiyor! Okuduğunuz bu basit cümle insanın yeryüzündeki dramının özeti. Acıklı bir durum. Zira parmaklarınızı kaparsanız güvenliktesiniz(!). Ama kalbinizin derinliklerinden gelen bir ses kendi kendinize yalan söylediğinizi fısıldıyor.

Modern dünyanın para kazanma makinesi homo-economicus’a, “maymunlaşmış insana” alternatif bir insan tarifi yapmak için yazıldı bu kitap. Bu “derin insan” kendi etik zemini ve alternatif siyasî projeleriyle 21ci yüzyıla damgasını vurabilecek mi?

Freud, Camus, Heidegger, Kierkegaard, Pascal, Bergson, Kant, Nietzsche, Sartre ve Russel’ın yanında Mesnevî’den, Mişkat-ül Envar’dan,  Makasıt-ül Felasife’den, Füsus’tan ilham alındı. Hiç bir öğretiye sırt çevrilmedi. Aşık Veysel, Alfred Hitchcock, Maupassant, Hesse, Shyamalan, Arendth, Hume, Dastour, Aulagnier, Cyrulnik, Politis, Sibony, Zarifian ve daha niceleri parmak izlerini bıraktılar kitabımıza.

Buradan indirebilirsiniz.

Her sanat eseri bir soru demektir… »

Pandoranın Kutusu (2008) Yeşim Ustaoğlu

Kapılar ve köprüler…  Zihin ve bellek, bunların sonsuz kombinasyonlarının nasıl düzenlendiklerini bilmediğimiz bir karmaşası.  Hangi kapı, hangi köprüye açılır? Bir kapının hep aynı köprüye açıldığı bir durum mümkün müdür?

Alzheimer bütün bu karmaşanın tek bir yöne evirildiği, kapı ve köprülerin bağlarının çoğunun yitirildiği bir insanlık hali olmalı! Sonsuz karmaşıklıktaki bir ağ içinde, hangi kapıdan girersek girelim, hep aynı köprüye ve o köprünün açıldığı tek bir kapıya varma hali… Hasta için boşluk duygusu; hasta yakınları için, sevdikleri insanın her gün bir yabancıya dönüşmesini izlemenin acısı ve hüznü.

Sevgi, boşluk duygusunu giderebilecek tek ilaç. Zira sevgi, zihin ve belleğin sonsuz karmaşasını tek vuruşta bypass edebilecek olan en büyük insanî güç. Ama modern insanın sevmeye hiç vakti yok ki! Nusret Hanım ile torununun yakınlaşması, torununun, sevgiye vakit ayırabilen bir modern dönem “loser”ı olmayı kabul etmesinden Read the rest

Anket: Zorunlu askerlik gerekli mi? »

Zorla doktor olmuş, meselâ kan görünce bayılan birinin sizi ameliyat etmesini ister miydiniz ? Veya yüksekten korkan bir pilotun kullandığı uçağa binmek ? Gelin görün ki memleketimizde insanlar zorla asker yapılıyor. İtiraz edenler ise hapse yollanıyor.

Bunları söylemek beni vatan haini yapar mı? Tam tersine, Türkiye’nin iyi savunulması için bu iş isteyerek yapan insanlara emanet edilmeli diyorum.

Kimi insanlar silah severler, üniforma severler. Emir almak, emir vermek hoşlarına gider. Törenlerde yürümek filan… Böyle insanlar 18 ayın sonunda üzülerek ayrılıyor asker ocağından. Ben de diyorum ki isteyen ömür boyu asker olsun, maaş alsın, kariyer yapsın. Neticede 18 ay erlik yapan mı daha iyi savaşır yoksa 5-10 sene tecrübe kazanan mı?

İsteyen ömür boyu yapsın ama istemeyen de hiç gitmesin askere. Bu kadar zor mu bu? Siz de fikrinizi verin derim. Sağ kolondaki ankete katılın.

En çok okunan ve tartışılan konular »

 Sitemiz yakında 3 yaşına basacak. Yayına girdiğimiz 1711 makale toplam olarak 25.441 yorum aldı. Bu makalelerin 47 tanesi en az 7000 kez erişildi. Listenin başındaki iki makale 100.000 sınırını aştı. İzleyen yazılar 30-40 bin kez erişildi.

Küresel ısınma çok iyi bir şeydir
PKK… Ters giden nedir? Bundan sonra nereye?
Evrimcilerin iç hastalıkları
Kurtlu hilal
Zorunlu Askerlik Kalkarsa
Dağlara, Ormanlara, Doğaya Doğru Yol Aldık…
Başörtülüler Daha Az Vergi Ödemeli
Lokumcu Cemilzade ve Türk Silahlı Kuvvetleri
Müslümanların iç hastalıkları
Kötü insan nasıl üretilir?
Şeytan Ayetleri Vakası
Sosyetenin İslâmîsi Olur mu!
Onun adı asker, canı neler ister?
Medyanın insanlar üzerindeki olumsuz etkileri
Ölürsem beni köyümün yağmurlarında yıkasınlar! (*)
Bedensel engelli insanlar ve insanlar
Fethullah Gülen Cemaati
Türk Milliyetçiliğinin intiharı: CHP ile MHP birleşsin!
İmamlar Greve Giderse
ATAMIN ÖĞRETMENLERİ
“Evrim Karşıtı” Olunmalı mı?
Humeyni Lenin’i döver mi? Ulus devlet bölüm III
İstanbul mezar taşları
Paşam! Sakın din istismarı yapan TSK olmasın?
Aa! Atatürk gülebiliyormuş!
Kemalizm Nedir?
Devlet Opera ve Balesi Satılsın
Çanakkale’yi Nasıl Anla(t)malı?
Kurban Bayramı Noel Baba’ya Karşı
Kadına karşı şiddete son!
Bediuzzaman’la Ortadoğu Problemlerine Bakış
Rüzgâr nükleer enerjinin yerini tutabilir mi?
Pozitif Ayrımcılık
Gamalı Hilalin Yükselişi – Irkçılığımıza Bir Bakış
Gürcistan’a sınır ötesi harekât
Tarihi Doğru Okumak
Fahişelik, şehitlik ve özgürlük
Büyüklere Masallar I: Araplar Osmanlı’ya İhanet Etti
PKK’lıları affetmek
Türk Korkusu
Devleti ele geçirmek
İletişim Stratejisi Açısından: AKP’nin Gençlik Oy’un’u
TEHLİKENİN FARKINDA MISINIZ?*
İlker Başbuğ’a açık mektup
Ermenilerden özür dilemek aydın pornosu mu oldu?
Nükleer Enerji? Evet ama …
Kemalist CHP