RSS Feed for This Post

Kemalizm Nedir?

20081003_derin_dusunce_org_kemalism.jpgSunuş: Kemalizm bazen bir ideoloji, bazen isyankâr bir ruh hâli, bazen bir çağdaşlaşma projesi olarak çıkıyor karşımıza. Kimilerine göre Türk Solu kemalizmin devamı. “Hayır” diyor kimileri, Kemalizm evrensel solun Türkiye’deki şeklidir. Kemalizm bazen de bir din olarak kendini gösteriyor. İnsanlar bir dağa düşen gölgede, bulutlarda Atatürk’ü görüyorlar. Ona “yaratıcı” diyorlar. Hamd ve şükran duygularını ifade ediyorlar. “Bizi izlediğini biliyoruz Atam” diyerek onunla konuşuyorlar.

Kemalizm nedir? Bu soruya en doyurucu yanıtı veren sanırım Derin Sular sitesi’nin yazarı Serdar Kaya oldu. Çok sayıda referans ile desteklenmiş, tarafsız bir dille kaleme alınmış bu yazıyı herkese tavsiye ederim. Tabi en başta kendisini “Kemalist” olarak tarif edenlere.

MY

” [...] Mustafa Kemal Atatürk, Türkiye’ye ithal ettiği sosyal, kültürel, politik ve ekonomik uygulamalar bütünü hakkında bir kitap ya da manifesto kaleme alarak düşüncelerine temel teşkil eden noktaları açıklama gereği duymadı.

Kemalizm adına bir temel eserin yazılmamış olması, Atatürk’ün Altı İlke konsepti çerçevesinde tam olarak neleri kast etmiş olduğu konusundaki birincil kaynakları, CHP parti programları, partinin Atatürk dönemindeki uygulamaları ve Atatürk’ün söz ve demeçleri ile sınırlı kılıyor.

Bu üç birincil kaynak arasında, CHP parti programlarının ve bu programlar çerçevesinde gerçekleştirilen uygulamaların, Kemal Atatürk’ün söz ve demeçlerine nisbeten daha muteber olduğu rahatlıkla söylenebilir. Zira pragmatist bir lider olan Kemal Atatürk’ün, farklı dönemlerde (ya da aynı dönemde farklı kitlelere hitaben), birbiriyle çelişmek bir yana, tamamen zıt istikamette olan çok sayıda sözüne rastlamak mümkün. Zaten Kemalizm (ya da genel anlamda Kemal Atatürk) konusundaki kafa karışıklığının temel nedeni de bu. Zira Türkiye’de önemli bir çoğunluk, Kemal Atatürk hakkında öğrenegeldiği (doğru ya da yanlış) bilgiler doğrultusunda oluşmuş olan bir Atatürk
kavramına sahip. Gerek Kemal Atatürk’ün kitlelere tanıtılması esnasında tarihi verilerden hareket edilmeyip ululayıcı söylemlere sığınılması, gerek mevcut verilerin kullanılması konusunda seçici davranılarak tek yönlü bir portre çizilmesi, gerekse Kemal Atatürk’e ait olan pek çok sözün birbirine tamamen zıt argümanlar içermesi nedeniyle, birbiriyle çelişkili çok sayıda Atatürk miti aynı anda toplumda kendine yer edinebiliyor. [...] ”

(Kaynak: DerinSular)

.

 

… E-kitap okumak için…

 

yitikSoyut Sanat Müslümanın Yitik Malıdır

Afganistan’daki bir medreseyi, Bosna’daki bir camiyi, Hindistan’daki Taj Mahal’i görsel olarak islâmî yapan nedir hiç düşündünüz mü? Anadolu kilimlerini, İran halılarını, Fas’taki gümüş takıları, Endülüs’teki sarayları birleştiren ortak unsur nedir? Müslüman olmayan bir insan bile kolaylıkla“bunlar İslâm sanatıdır” diyebilir. Sanat tarihi konusunda hiç bir bilgisi olmayanlar için de şüpheye yer yoktur. Şüpheye yer yoktur da… bu ne acayip bir bilmecedir! Endonezya’dan Fas’a, Kazakistan’dan Nijerya’ya uzanan milyonlarca kilometrekarelik alanda yaşayan, belki 30 belki 40 farklı lisan konuşan Müslüman sanatkârlar nasıl olmuş da böylesi muazzam bir görsel bütünlüğe sadık kalabilmiştir?

Bakan gözleri pasifleştiren tasvirci sanatın aksine İslâm sanatı okunan bir sanattır. Yani görünmeyeni anlatmak için çizer görüneni. Doğayı taklid etmek değildir maksat. İnsanların aklını uyandırması, kalplerine hitab etmesi sebebiyle İslâm sanatının soyut bir sanat olduğu da aşikârdır. Ama Avrupa kökenli soyut sanattan ayrıdır İslâm sanatı. Meselâ Picasso, Kandinsky, Klee, Rothko gibi ressamlar gibi sembolizme itibar edilmemiştir. 284 sayfalık kitabımıza çok sayıda İslâm sanatı örneği ekledik. Bakmak için değil elbette, görünen sayesinde görünmeyeni akledebilmek, yani İslâm sanatını “okumak” içinBuradan indirebilirsiniz.


İslâm’da Mimar ve Şehir

Cumhuriyet’in ilânından beri yaşadığımız şehirler hızla tektipleşiyor. Betondan yapılmış kareler ve dikdörtgenler kapladı ufkumuzu. Trabzon, Aydın, Malatya… Anadolu’nun her yeri birbirine benzedi. Fakat Türkiye’ye has bir sorun değil bu. Batının “alternatifsiz” demokrasisi ve serbest piyasası mimarları da tektipleştirdi. Farklı düşünemeyen, yerel özellikleri eserlerine yansıtmayan mimarlar kutu gibi binalar dikiyor. Moskova, Tokyo, Paris, Hong Kong da tektipleşiyor ve çirkinleşiyor.

Çare? Binalara değil de mimara, yani insana odaklanmak olabilir; yani eşyayı ve sureti değil İnsan’ı ve sîreti merkeze almak. Zira bu bir norm ya da ekol meselesi değil: İslâmiyet’in ilk asırlarında bir şehir övüleceği vakit binalar değil yetiştirdiği kıymetli insanlar anılırmış. Biz de güzel binalarda ve güzel şehirlerde hayat sürmek için önce güzel mimarlar yetiştirerek başlayabiliriz işe. İnsan gibi yaşamak için mimarî çirkinliklerden ve bunaltıcı tektipleşmeden kurtulabiliriz. Bu ancak Güzel Ahlâk ile Güzel Mimarî arasındaki bağı yeniden tesis etmekle olabilir. Çare Mimar Sinan gibi cami yapmak değil Mimar Sinan gibi insan yetiştirmek. Kitabımızın maksadı ise teşhis ve tedaviye hizmet etmekten ibaret. Buradan indirebilirsiniz.

Kürtlerin Tarihi Üzerine

kapak_kurt-tarihi-uzerine80 seneden beri Kürtlerin tarihi isyan ve terörle özdeşleşti. Son yıllarda ise ilk defa hemen her kesimden insanın desteklediği bir barış süreci başladı. Bu süreç kendi başına tarihi bir anlama sahip elbette. Yine de büyüyen umutların, atılan adımların sağlam olması ve geleceğe yöne vermesi için yaşananlar ile Kürtlerin tarihi arasında bir köprü kurulması gerek. Dahası Türkiye dışındaki etnik terör tecrübelerinden, sosyal barış projelerinden yararlanmak elzem. Bu sebeple, Kemal Burkay, Hasan Cemal, İsmail Beşikçi, Mustafa Akyol kadar Alain Touraine, Johan Galtung, Paddy Woodworth ve Gandhi’den de istifa ettik bu kitabı hazırlarken. Umuyoruz ki güncel tartışmaları ve gelişmeleri bir kenara koyarak geçmişe kısaca bir göz atmak bugünü daha anlamlı okumamızı sağlayacak. Buradan indirebilirsiniz.

Hükümeti devirmek isteyen birileri mi var?

Hükümeti_devirmek_kapak4 Türk bankası çalışanlarını sömürmek, tüketiciyi kandırmak ve haksız rekabetten dolayı çok ağır cezalar yediler. Hemen ardından Türkiye tarihin en büyük anti-kapitalist ayaklanmasını yaşadık. Göstericiler “Sosyalist Türkiye” ve “yaşasın devrim” sloganları atarak orak-çekiçli pankartlar, Deniz Gezmiş posterleri taşıdılar. Tuhaf olan ise bazı bankaların ve holdinglerin bu ayaklanmaya destek olmasıydı. Anti-kapitalist göstericiler 20 gün boyunca İstanbul’un en lüks otellerinden birinde bedava kaldılar. Tuhaflıklar bununla da bitmedi. CNN, BBC, Reuters ve daha bir çok medya kuruluşu bir kaç sene önce, üstelik yabancı ülkelerde çekilmiş yaralı ve ölülerin  fotoğraflarını “Türkiye” diyerek servis etti. Tayyip Erdoğan’a destek için toplanan AKP’lilerin fotoğrafı CNN tarafından kazayla(?) “Ayaklanmış Protestocular” olarak yayınlandı.

Dünyada da tuhaf şeyler oldu:

  • Türkiye ile neredeyse aynı anda Brezilya’da bir halk(?) ayaklanması başladı.
  • Georges Soros’a ait ekonomi gazeteleri Çin ekonomisi hakkında aşırı kötümser haberler yaydılar.

“Kazalar” bu kadar çoğalınca insanlar ister istemez bazı şeyleri sorguluyor:

  • Türk bankaları neden sermaye düşmanı, anti-kapitalist bir ayaklanmaya destek oldu?
  • Acaba 2008 krizinden sonra kan kaybeden ABD ve Avrupa kaçan sermayeyi geri  çekmeye mi çalışıyor?
  • Brezilya, Çin ve Türkiye Avrupa ve ABD’deki yatırımları çekmenin cezasını mı ödüyor?

Elinizdeki kitap bu sorulara ve darbe iddialarına cevap arıyor. Buradan indirebilirsiniz.

kapak_kitap_capulcularÇapulcular” ne istiyor?

Genel seçimler yaklaşırken başladı Taksim Gezi Parkı olayları. İnsanlar öldü, yaralananlar, tutuklananlar oldu. Taksim’deki sanat galerileri bile yağmalandı. Maddî zarar büyük: Yakılan otobüsler, özel araçlar, iş yerleri. Ancak hâlâ isyancıların ne istediğini bilmiyoruz. Taksim Dayanışma Grubu’ndan çelişkili açıklamalar geliyor. Polisi ya da göstericileri suçlamadan önce şunu bilmek gerekiyor: “Çapulcular” ne istiyor? Daha fazla demokrasi? Sosyalizm? Devrim? Darbe? Elinizdeki e-kitap bu sorulara cevap arıyor. Buradan indirebilirsiniz.

 Alevilik, Ortak Acılardan Bir Kimlik

Aleviler ızdıraplarda, geçmişin acılarında buluşuyorlar. Dersim, Madımak… Bu isimler anıldığında kırmızı bir düğmeye basılmış gibi bütün farklı Alevilik-LER birleşiyor ve bir tepki geliyor. Hızlı, öngörülebilir ve manipülasyona açık bir tepki bu. Ortada geç-ME-miş bir geçmiş var. Kıymetli yazarımız Cemile Bayraktar’ın dediği gibi “yüzleşilmediği müddetçe de geçmeyecek bu geçmiş” , çıkarılmayı bekleyen bir diken gibi acı vermeye devam edecek.

Diğer yandan çok sayıda Alevi kendi atalarına, dedelerine, manevî önderlerine en büyük acıları reva görmüş olanlara büyük bir sadakat ile bağlılar. Yani Kemalistlere ve CHP’ye. Yakın tarihi sorgulamak şöyle dursun ibadethanelerini Atatürk resimleriyle donatıyorlar. Ortak acıların ve siyasî tercihlerin dışında Alevileri birleştirecek bir inanç, bir kültür yok mu? Acaba Aleviler Stockholm sendromundan kurtulabilecekler mi? Elinizdeki kitap bunları sorguluyor. Buradan indirebilirsiniz.

Tiryandafilya, Güneşe “ya doğ, ya da ben doğacağım” diyen güzel!

kapak_Tiryandafilya“… Senden önceki hiçbir kadın tarafımdan böyle sigaya çekilmedi Tiryandafilya. Sen benim tüm aşklarımın  raporusun, tüm aşklarımın hülasası, ana fikrisin Tiryandafilya. Senden öncekiler ya masadan kaçtı ya da onları masadan ben kovdum. Şimdi benim tüm bu kaybolan yıllarımın hesabını vermek de sana kaldı. Sevdiğin başka bir erkek olmasına rağmen bu yola girmen için de seni zerre kadar zorlamadım, bunu da biliyorsun Tiryandafilya. Duvarımın arkasına dolanman için sana elimden gelen tüm kolaylığı gösterdim. Bu asla senin marifetin, el çabukluğun, kahredici, tahrik edici, tahkir ve de tezyif edici dişiliğinle olmadı. Senden önce gidip, tüm kapıların kilidini senin için açan irade bendim. Orada beni çırılçıplak gördüysen benim sayemdedir. Şimdi dürüstçe oynayalım o zaman. Ama unutma Tiryandafilya; ihanet ilgi çekse de hain sevilmez…”

Efraim K‘nın kitabını buradan indirebilirsiniz.

 

kitap tanitan kitap 5Kitap tanıtan kitap 5

İmkânsız bir buluşma düşleyin: Nietzsche, Montaigne, Chomsky ile Fârâbî ve Muhyiddin İbn Arabî Hazretleri bir arada. Ama yalnız değiller, hemen yanı başlarına John Berger, Cahit Zarifoğlu, André Gorz , Oğuz Atay, İsmet Özel, Amin Maalouf, Gilbert Achcar, Nevzat Tarhan, Randy Pausch ve daha bir çok aşina olduğumuz yazar, şair, düşünür gelip oturmuş. Bu imkânsız buluşmayı Derin Düşünce sitesinin yazarlarına borçluyuz. Sadık dostlarımız Alper Gürkan, Mustafacan Özdemir, Mehmet Alaca, Mehmet Salih Demir ve en az “eskiler” kadar çalışıp didinen genç yetenekler: Essenza, Esma Serra İlhan, Gülsüm Kavuncu Eryilmaz, Abdülkadir Hacıaraboğlu, Azat Özgür. Kitap tanıtan kitapların beşincisini ilginize sunuyoruz, kitapların dünyasına açılan 23 pencereden bakmak için. Buradan indirebilirsiniz.

hamza_yusuf Hamza Yusuf ile İslâm’ı anlamak

Elinizdeki bu kitap Ekrem Senai tarafından yapılan iki tercümeyi içeriyor:

  • Zaytuna Institute’den Hamza Yusuf Hanson’ın 2010 yılı Mayıs’ında Oxford üniversitesinde yaptığı İslâm’da reformkonulu konferans,
  • Yine  Hamza Yusuf Hanson’ın Dr.Murata ve Prof.Chittick’in İslam’ın vizyonu isimli eseri üzerine yaptığı konuşma (Bahsedilen kitap, Türkçe’ye de çevrilmiştir.)

Hamza Yusuf Hanson 1960 yılında Amerika’nın Washington Eyaletinde dünyaya geldi; Kuzey California’da büyüdü. 1977 yılında müslüman olduktan sonra on yıl boyunca İslâm coğrafyasında Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan, Kuzey ve Batı Afrika gibi bölgeleri gezdi. Farklı ülkelerde iyi büyük alimlerden icazet aldı. Hamza Yusuf bu seyahatten sonra ülkesine dönerek Dinler Tarihi ve Sağlık Hizmetleri alanlarında diploma aldı. Dünyanın dört bir tarafında İslâm hakkında konferanslar veren Zaytuna Enstitüsü’nü kurdu. Batıya İslâm’ı sunan, İslâmî ilimlerin ve geleneksel metodlarla eğitimin yeniden canlanmasını amaçlayan Enstitü, dünya çapında üne sahiptir. Shaykh Hamza Yusuf, Fas’ın en prestijli ve en eski Üniversitelerinden birisi olan Karaouine’de ders veren ilk Amerikalı öğretim görevlisi olmuştur. Bunların yanısıra, klasik haline gelmiş geleneksel bazı Arapça metinleri ve şiirleri modern ingilizceye tercüme etmiştir. Halen eşi ve beş çocuğuyla birlikte Kuzey California’da yaşamakta. Buradan indirebilirsiniz.

Organik dinimi geri istiyorum 

organik_dinimi_geri_istiyorum - kcBilim ve teknoloji alanında buluşumuz pek yok ama gün geçmiyor ki din konusunda yeni bir icat çıkmasın. Televizyon karşısında merakla “acaba bugün neler caiz ilan edilecek, neler haram edilecek?” diye merakla bekliyoruz. Bektaşi’ye sormuşlar: “İslam’ın şartı kaçtır?” diye, “Birdir!” demiş. “Hac ve zekatı siz kaldırdınız, oruçla namazı biz kaldırdık, geriye kelime-i şahadet kaldı”. Ben kelime-i şahadetten de emin değilim, her an bir profesör çıkıp “böyle bir şey yoktur, imanın şehadeti mi olur?” diye ortaya çıkabilir. [...] İlahiyat profesörlerinin bir büyük zararı da bu oldu. Din’in siyaset gibi, futbol gibi, tartışılacak, insanın bilgisinin olmasa da fikrinin olabileceği bir alan olduğu tevehhümü oluşturdular. Her şeyin kutsallığını bozdular. Artık bacak bacak üstüne atıp çiğ ağzımızla Allah, peygamber ne demek istemiş “muhakeme” yapıyoruz hiç ar duymadan, hepimiz birer küçük şeyhülislam, birer fetva emini… hangi hadis uydurma, hangisi sahih şıp diye gözünden anlayıp ayetleri engin din bilgimizle şerh ediyoruz. Şu muhakemelerin bolluğundan da dini yaşamaya bir türlü sıra gelmiyor. Halbuki bir güzel insanın dediği gibi: “Din öğrenmekle yaşanmaz, yaşandıkça öğrenilir”.

Elinizdeki bu kitap Ekrem Senai’nin kaleme aldığı yazılardan ve tercüme ettiği makalelerden oluşuyor: Hamza Yusuf, Noah Feldman, Charles Townes, Marc Levine ve Karen Armstrong ile İslâm, Hayat ve Bilim üzerine… Buradan indirebilirsiniz.

Banka Ordudan Tehlikelidir!

(Son güncelleme: İkinci sürüm, 27 Ekim 2013)

Bankacılarına söz geçiremeyen batı ülkeleri tıpkı 1980′lerde ordusuna söz geçiremeyen Türkiye’nin durumuna düştüler. Zira bize yansıtılanın aksine, 2008’de Amerikan emlâk sektöründen başlayan kriz öngörülemez bir felaket değildi. Yapılan düpedüz bir piyasa darbesi idi aslında. Tasarlanmış, planlanmış, yürürlüğe konmuş bir operasyon. Bu operasyonu yöneten insanlar daha 1980’lerde Batı adaletinin üzerine çıkmışlardı. Krizi frenleyecek yasal engelleri bir bir kaldırdılar, krizin küreselleşmesini sağlayacak mekanizmaları yine onlar kurdular. Elinizdeki 60 sayfalık bu e-kitap Batı’da demokrasinin gerileme sürecini sorguluyor: Demokrasinin zayıf noktaları nelerdir? Bankalar nasıl oldu da halkın iradesini ayaklar altına alabildiler? “Hukuk devleti” diyerek örnek aldığımız demokratik ülkeler neden bu Piyasa Darbesi‘ne engel olamadılar? Askerî darbelerden yakasını kurtaran Türkiye’de hükümet Piyasa Darbesi ile devrilebilir mi?  Buradan indirebilirsiniz.

 

Trackback URL

  1. 231 Yorum

  2. Yazan:Mustafa Akbas Tarih: Oct 8, 2008 | Reply

    Kemalizmin Mustafa Kemal bir ilgisi yok. Kemalizm sonradan uydurulmus icinden cikilmaz ideolojik bir kavram. CHP Kemalizm kullaniyor onun icin 1950 sonra ne bir secin kazandi nede hükümet olabildi. Bu demektir Kemalizm halkin cogunlugu tarafindan benimsenmiyor. Zaten Kemalizm iyi bir ilac olsaydi 1950 de secimleri DP kazanamazdi ve halk kemalist CHP ile mutlu olurdu. Kemalizm sayesinde icinden cikilmaz bir etnik soruna sahip olmusuz ve laikligi halkindan koruyan bir ordumuz var.

  3. Yazan:mine Tarih: Nov 11, 2008 | Reply

    Asker-devlet adamı, çağımızın en büyük liderlerinden biri idi. Kendisi, Türkiye’nin, dünyanın en ileri memleketleri arasında hak ettiği yeri almasını sağlamıştır. Keza O, Türklere, bir milletin büyüklüğünün temel taşını teşkil eden, kendine güvenme ve dayanma duygusunu vermiştir.
    General Mc ARTHUR

  4. Yazan:mine Tarih: Nov 11, 2008 | Reply

    Sovyet Rusya Hariciye Nazırı Litvinof ile görüşürken kendisine onun fikrince bütün Avrupa’nın en kıymetli ve en ziyade dikkate değer devlet adamının kim olduğunu sordum. Bana Avrupa’nın en kıymetli devlet adamının Türkiye Cumhurbaşkanı Mustafa Kemal olduğunu söyledi.
    Franklin ROOSEVELT

  5. Yazan:mine Tarih: Nov 11, 2008 | Reply

    Atatürk Türkiye’yi tek düşmanı kalmaksızın bırakmıştır. Bu zamanımızın hiçbir devlet şefinin başaramadığıdır.
    Alman Volkischer Beobachter Gazetesi

  6. Yazan:mine Tarih: Nov 11, 2008 | Reply

    Savaşta Türkiye’yi kurtaran, Savaştan sonra da Türk Milletini yeniden dirilten Atatürk’ün ölümü, yalnız yurdu için değil, Avrupa için de büyük kayıptır. Her sınıf halkın O’nun ardından döktükleri içten gözyaşları bu büyük kahraman ve modern Türkiye’nin Ata’sına değer bir görünümden başka bir şey değildir.
    Winston CHURCHILL
    İngiltere Başbakanı

    Bu yazılar yeterli oldu mu bilemiyorum.Tüm Dünya’nın büyük kayıp olarak gördüğü BÜYÜK ÖNDER MUSTAFA KEMAL ATATÜRK ile ilgili dilerseniz daha yazı gönderebilirim.Öncelikle BÜYÜK ÖNDER MUSTAFA KEMAL ATATÜRK ‘ü tanımaya ve anlamaya davet ediyorum sizi.

  7. Yazan:kehribar Tarih: Nov 11, 2008 | Reply

    kemalizm bence ideolojisi ağır basan bir yol değildir. mustafa kemal atatürk pratisyen yönü ağır basan, üstün bir devlet adamıdır. sağda solda bu mu ideoloji, insanların başını açıp şapka giydirmek mi devrim filan yazıp durmayın. bir topluma şapka giydirmek devrim olarak kabul edildiğine göre demek ki osmanlı o derece berbatmış şeklinde düşünün.

  8. Yazan:duygqu Tarih: Jun 15, 2009 | Reply

    ya kemalizm ve atatürkçülük kavramları birbirine o kadar karıştı ki açıkcası artık ayırdını yapamıyorum!lütfen gercekten bu konuyu derin bilgilere sahip olan birisi acıklama yapsn

  9. Yazan:hasan Tarih: Jun 22, 2009 | Reply

    Kemalizm, Atatürk’ün ortaya koyduğu eylemler ve belirttiği düşünceleri bir ideoloji olarak kendisi tarafından verilen bir isimdir. Mustafa Kemal Atatürk,1935 te kendi el yazısıyla yazdığı CHF programında Kemalizm sözcüğünü kullanmış ve 1937 de kurulan yeni hükümetin programında Kemalizm sözcüğü önce M. Kemal Atatürk’ün yaptığı konuşmada sözünü ettiği memleket davalarının ideolojisi olarak betimlenmiştir.

  10. Yazan:metin okan Tarih: Jun 22, 2009 | Reply

    aydınlıktan korkmayan, karanlığı sevmeyen insanların yoludur. neler neler yıkıldı çöktü eskilerden bir tek o kaldı. korkunuz da bu yüzden. kemalizm, detaylarıyla süslü püslü yazılı çizili bir ideoloji değil. sizler kemalizmi analiz etmeye filan çalışmayın boşuna. mümkün değil anlamanız. ve aslında o kadar basit ki kemalizm. yukarıda dendiği gibi sadece bir kaç adet ilke. aydınlıktan korkan onu farklı algılar. korkmayan farklı. ama bir şekilde gördüğünüz gibi hala daha çok güçlü ve ayakta. bu ülkeye onun unutturulması mümkün değil.

  11. Yazan:Ekrem Senai Tarih: Jun 22, 2009 | Reply

    Onun liderliğinden çok etkilendim. Ve konuşmamızın, görüşmemizin çok mükemmel bir özetini verdi. Daha da çok etkilendim. Konuşmamda ziyaretim boyunca söylediğim şeyi tekrarlamak istiyorum. Türkiye’nin ABD’nin kritik stratejik bir ortağı olduğunu düşünüyorum… (F.Roosewelt)

    Pardon ya, Roosewelt değilmiş, Obama söylemiş !

  12. Yazan:kemalist Tarih: Jul 22, 2009 | Reply

    kemalizm,türkiye cumhuriyeti için seçimi en zor olan fakat seçildiği takdirdede en başarılı olacak olan ideoik bir kavramdır.halkımız her ne kadar bu ismin altındaki anlayamamış olsada bir gün elbette tek doğru yolun kemalizmin olduğunu anlayacaktır.burda kemalizmin tanımını yapmaya çalışmayacağım.aslında kemalizmin birçok tanımını görüyorum ama bana göre kemalizm ülkeni sevmektir aydınlık yolunda adım atmaktır.dinci ile dindarı ayırt etmektir bilim ve fennin eşliğinde muassır medeniyet seviyesine çıkmaktır.kısacası kemalizm aydınlık ve ferahtır

  13. Yazan:ömer demir Tarih: Jul 26, 2009 | Reply

    Bence kemalizm sadece CHP taraftarları halkın kullandıgı ATATÜRK e mal etmeye çalıştıkları bir düşünce şeklinden başka bişey degil …

  14. Yazan:tc Tarih: Sep 22, 2009 | Reply

    kemalizm dediğiniz kavram sizin kurmak istediğiniz düşünce akımlarından başka birşey değildir.biliyorum ki atatürk şuan yaşasaydı şuan ki chp yöneticilerini görüp yüzlerine tükürürdü.BENİM SİZE BIRAKTIĞIM BU MUYDU DİYE?

  15. Yazan:umut Tarih: Oct 24, 2009 | Reply

    Kemalizm,ilk bakışta çok iyi bir seçenekmiş gibi görünebilir ama aslında bir burjuvazi ideolojisinden başka bir şey değildir.Atatürk,köylülere emekçilere daha iyi olanaklar vaad etti ama sonuç aynı.o günden bugüne kadar pek bir şey değişmedi değişen tek şey Türk burjuvazisiydi. gittikçe güçlendi ve şimdi diğer emperyalistlerle işbirliği içinde. ayrıca bunu neredeyse tüm iktidarlar kullandı.dincisi,sosyal demokratı,liberali,faşisti..hepsi aynı şeyi yaptı.AKP de aynısını yapıyor.Ama diğer taraftan bakınca Atatürk kendi adının kutsallaştırılmasını istemiyordu,kendi ismiyle bir ideoloji çıkarılmasını da kuşkusuz istemezdi.bugünkü chpyi görse ‘Sizi bunun için mi kurtardım’ derdi.ve 12 eylül faşist darbecileri kendilerine atatürkçü demeyi tercih ettikleri için(FAŞİST KENDİNE ATATÜRKÇÜ DERSE BİZİM HALİMİZ NE OLUR ANLAYIN)asıl atatürkçüler kendine kemalist demeyi uygun gördü.özünde Kemalizm bir genç burjuvazi devrimidir.Ve her nedense Kemalistler Deniz Gezmiş’i benimserler,kendi tarafındaymış sanarlar halbuki Deniz siyasete Kemalist olarak başlasa da bir Marksist-Sosyalist olarak devam etmiş ve öyle de idam edilmiştir.kemalizm kendi kendini yemye devam edecek.

  16. Yazan:halime Tarih: Nov 12, 2009 | Reply

    o bızım ııcın canını feda ettıse kemlıst olmamız kacınılmazdır!!!

  17. Yazan:İSRAFİL ilhan Tarih: Nov 18, 2009 | Reply

    dogru yol bu mu :) sacmalıksınız sız ya ataturku peygamber ılan edıcen hemde dogru yolu bulcan bu mu dogru yol cok komıksınız sız ya allah akıl versın…

  18. Yazan:VETERİNER HEKİM NURETTİN ÖZTÜRK Tarih: Dec 25, 2009 | Reply

    KEMALİZM NE BİR DOĞMA DİN VE NE DE CHP’NİN ALTI OKUNDAKİ SİMGELERLE SINIRLI BİR İNANÇ MAZUMESİDİR.KEMALİZM 20.YY AYDINLAMASININ YÖN VERDİĞİ ÖZGÜR BİREYİN TÜM DOĞMALARA KARŞI VE FEODAL KÖLE RUHUNUN TÜM ZİNCİRLERİNİN KIRILIP PARÇALANDIĞI KENDİNİ YENİDEN YARATAN İNSANIN DEVRİMCİ İSYANIDIR.

  19. Yazan:ABİDİN UYAR Tarih: Dec 25, 2009 | Reply

    Aslında yok birbirimizden farkımız.Bir kemalist
    kemalizmi sorgulatmaz,tarikatcı tasavvufu sorgulatmaz,mevlevi mevlanayı sorgulatmaz.Bir Nurcu saidi nursiyi sorgulatmaz Sosyalist marksı sorgulatmaz.Ancak her bir gurup karşısındakini sorgulamak ister.
    Sınır,hudut,kendi kutsalının sorgulandığı çizgidir.Bu çizgiyi geçme,çizmeyi aşma haddini bil uyarıları havalarda uçuşur.
    Peki kendinden emin olan niçin bilgi ve belge yerine Atalarından aldığı herşeyi doğru kabul eder,ister seküler(dünyevi) ister dini(uhrevi) müntesibini endoktrinasyon dan koruyacak otokontrol nedir?
    Bu bir tür modern kabileciliktir aslında ve kapalı toplumun zaafıdır.
    içe kapanmacılık,eleştriyel akla düşman olarak baktığından her gurup modern cemaatçi ruhuyla kendi taraftarına sürekli kutsadığı değerlerle ilgili ,Tv siyle,gazetesiyle,yayınları ile sürekli propaganda yapar.
    Kutuplaşma bu dur,yorum yoluylada olsa karşısındakine benim bilgimin güncelleşmesi diye birşey olamaz,söylenen söylenmiştir,yazılan yazılmıştır,”SEN KENDİNİ DÜZELT”lafzı sanki ilahi ikaza dönüşmüştür.
    KEMALİZM ÜZERİNE BİR KAÇ SÖZ:
    Kemalizm bir modernleşme projesir.İçinde mebzul miktarda,vülger materyalizmini barındırır.İkinci meşrutiyet dönemi Garpçıların din konusunda tezleri(bilimci hareketleri)bu projede ağırlıklıdır.Kemalizim üzerine onlarca akademik neşriyat bilimsel makale yayınlanmıştır.Atilla Yayladan,Berat özüpek’e Mustafa erdoğandan,Ferhat kentele ve daha bir çok akademisyene kadar,
    Ancak meraklısına tavsiye edebileceğim,iletişim yayınlarından çıkan “Makbul Vatandaş’ın peşinde-2.meşrutiyetten Bu güne Vatandaşlık eğitimi adlı çalışmasıyla PRF.Füsun Üstelin harika eseridir.
    Bu çalışma bir toplum inşasında devletçi elitlerin(Kendilerini bu ülkenin gerçek sahibi olduklarını söyliyen,Berat Özüpekin ifadesiyle Kenar mahalle çocuklarının
    devlet yönetimine bulaşmamasını bulaşırlarsa başlarına çok kötü şeyler geleceğini söyliyen üstün sınıf)
    Cari propaganda aygıtlarını kullanarak nasıl bir gençlik yetiştirilmesi hedeflendiği belgeleriyle açıklar.
    Tek parti döneminde okulda yurttaş eğtimi başlıklı bölümden bağzı sunumlar.
    “1936 tarihli ilk okul programında dikkat çeken en temel nokta,PARTİ-DEVLET özdeşliğinin doruğa çıktığı bir dönemde “MAKBUL YURTTAŞIN ” CHP NİN altı ideolojik okuyla kuşatılmasıdır.(Sh/142 H.R.Öymenin ve N.A.Erkmanın umumi öğretim usulleri başlıklı çalışma)
    “Osmanlı geçmişinin parenteze alınması ile yeniden icat edilen Türk tarihi artık açıktan açığa ÖZCÜ BİR ULUS ANLAYIŞINA YÖNELİR,TÜRKLÜK ORGANİK/GENETİK BİR TOPLULUĞUN ADIDIR.”Bizim milletimiz”Türk milletidir.aynı soydan gelen aynı lisanı konuşan aynı adetlere tabi olan insan kümelerine millet denir”(mitat Sadullah yurt bilgisiS.10)SH/168(Osmanlı milletler sistemi bir anda buharlaşıp uçarak bir anda homojen bir ırk gelmiş A.U)
    “1930 ların sonunda yayımlanan ders kitapları arasında ırkçı paradigmanın en somut örneği istanbul polis okulu yurt bilgisi öğretmeni avukat Tevfik Tarık Danışman tarafından yazılan IRKLARI RENK VE KAFATASI ÖZELLİKLERİNE GÖRE SINIFLANDIRAN TÜRK TARİH TEZİNDEN HAREKETLE TÜRK ORUKUNUN/IRKINI Tarifi
    “İnsanları hareket ettiren düşündüren söyleten akıl ve zekanın merkezi ,kaynağı olan (dimağ-Beyin)kafa tası içindedir,Onun biçimi ile ilgilidir.Geniş kafalı olanların dimağı beyni geniş olur ve daha akıllı ve zekalı olurlar.Türk ırkı BRAKİSEFALDİR”SH/170 (Şimdi birilerinin kahrolduğunu biliyorum bizim tarlayı CHP çoktan sürmüş diyecekler ama tarihi gerçek bu)
    Daha fazla sıkmamak için örnekleri burda kesiyorum

  20. Yazan:bektaş Tarih: Jan 18, 2010 | Reply

    bizler mustafa atatürkün askerleriyiz bizler özgür çağdaçş medeni bir türkiyenin askerleriyiz biz atatürkçü gençliğiz bizler yeri geldiğinde ülkesi için ölecekleriz biz yüce kemalizmin ve atatürkün askerleriyiz hepimiz

  21. Yazan:Mustafa Akbaş Tarih: Jan 21, 2010 | Reply

    Merhaba yorumcu Bektaş:-) Duyduguma göre Atatürkcü Kemalistler darbe yapmak icin Müslümanlarin camilerirne bomba atacaklarmis. Dikkat et o is icin seni kullanmasinlar.

  22. Yazan:ali duman Tarih: Jan 22, 2010 | Reply

    Sn. Veteriner Hekim Nurettin Öztürk;

    kutsamakta olduğunuz ALTI OK’un arasında ne yazık ki
    ne
    KATILIMCI VE ÇOĞULCU DEMOKRASİ,
    ne
    İNSAN HAKLARI,
    ne de
    HUKUKUN ÜSTÜNLÜĞÜ

    ilkeleri var, sınıfta kaldınız sınıfta, üstelik yapılan sayısız darbelerle sınıf geçme ihtimaliniz dahi yok, bu darbeler üstelik halka karşı, demokrasiye karşı, insan haklarına karşı yapılmıştır.

    kemalizm devrimciliği adı altında bu ülkenin yetiştirdiği en DEVRİMCİ, en DİNAMİK iki kuşağı 12 mart ve 12 eylül faşist darbeleriyle kıyıma uğratılmıştır…

    bugün okudum gazetede oğlunun mezarına “DEVRİMCİLER ÖLÜMSÜZDÜR, HALK YENİLMEZ” yazan ANNEYE kemalist yargı sistemi 6 ay hapis cezası vermiş, zira bu yargı da, bu kemalist sistemde halkı yenmek için teşkilatlanmıştır, “halk yenilmez” diyeni cezalandırmanız tesadüfi değildir, kendi halkına karşı PSİKOLOJİK HARP planları hazırlayan ve uygulayan kaç tane ordu var, b u yaşımızda 5 darbe görmemize neden olan kaç ülke ordusu var? siz kafanızı kuma gömmeye devam edin bakalım. Atatürk isminin arkasına sığınarak her şeyi kolay kıldığınızı sanıyorsunuz, amma velakin her şeyin bi sonu var ve bu son yaklaştı, döktüğünüz kanda ya da yarattğınız katliamlarda boğulmak üzere olduğunuzun bile farkında değilsiniz, dünya ne yana düşer usta, kemalizm hangi yana, nerede insan hakları, nerede hukukun üstünlüğü, nerede katılımcı/çoğulcu demokrasi… varsa yoksa hitler almanyasından örnek alınan 1930 tek parti diktatörlüğü ve tek parti cumhuriyeti… 21nci yüzyılda cumhuriyetin tek başına bir şey ifade etmediği ne zaman kafanıza dank edecek, devletten maaşlı 100bin sunni imamlı devlet anlayışı ile laikliğin olamayacağı ne zaman kafanıza dank edecek merak ediyorum. Cumhuriyet tek başına bir anlam ifade etseydi çinde, libyada, iranda cumhuriyet öyle dimi sayın hekim kardeş… öyle bir cumhuriyetki bu irandan, çinden hiç bir farkı yok, onlarda da youtube yasak burda da yasak…

  23. Yazan:mulli Tarih: Feb 10, 2010 | Reply

    ey bu ülkedeki islamı istemeyenler ilk birli islamın işareti olan hilal ile süslenmiş bayrağımıza sonra siz gibilerin bu ülke üzerinde durmasına sebep olan şehitlerimizin kalplerindeki imanlarına ve alttaki iki mısraya bakın sonra susun……

    Bu ezanlar-ki şahadetleri dinin temeli
    Ebedi yurdumun üstünde benim inlemeli.

  24. Yazan:KemaL KOÇ Tarih: Feb 10, 2010 | Reply

    sevgili arkadaslar Cumhuriyetin işk kurallarından biriside laiklikdir. Din ve devlet işlerinin bir birinden ayrı olması . Bizim Cumhuriyetimizde laik olarak geciyor.
    medem laikiz neden devlet milletin basında ki ortuye karısiz .
    madem bizim ordumuz Peygamber Ordusu da Askerlerimiz namaz kılamaz oruc tutamaz?
    hakın %99 u muslimanmıs ama devlet hristiyan
    Halkından Dininden Kültüründen ayrı bir devlet olamaz.
    madem çagdas olmak istiyoruz madem avrupa gb olmak istiyoruz neden onlar gb dinimize halkımıza sahip cıkmıyoruz
    Çünkü devlet hristiyan kuruldu ve ole kalması nı isteyen cevreler bütün hayatlarını buna adamış insanlar var
    Sizin istediginiz demokrasimi yoksa bi milleti yozlastırmakmı?

  25. Yazan:Ahmet Selçuk Tarih: Feb 12, 2010 | Reply

    JAPONLAR ATATÜRKÇÜMÜ YOKSA?

    Selamlar,

    Son haftalarda Japon Tarihi üzerine okumaya başladım. Oldukça ilginç bilgiler de ediniyorum.
    Mesela 19. yüzyılda dünyada 2 hasta adam varmış:
    Osmanlı İmparatorluğu ve Japonya.

    Evet, bildiğimiz Japonya:)

    Neyse, Osmanlı sultanlarının bir türlü başaramadığı Batılılaşmayı İmparator Meiji 1968-1912 arasında gerçekleştiriyor.

    Muazzam bir tepki altında üstelik, isyanlar çıkıyor, bastırılıyor. Köy ağaları, din tüccarları güçlerini kaybedince baş kaldırıyorlar ama otoriter Meiji dönmüyor. Yaptıkları, aslında Atatürk’ün yapmaya çalıştıklarıyla hemen hemen eşdeğer.

    Batı uygarlığının alt yapısını kurmaya çalışıyor ve 1912 yılında öldüğünde Japonya “hasta adam” olmaktan çıkıyor.

    Türkiye, Atatürk’ün devrimlerini sürdüremedi. Uzak doğunun hasta adamı iyileşti ama orta doğunun hasta adamı iyileşemedi.

    Hatta daha da hastalanıyor günden güne, işin kötüsü.

    Atatürkçülük ne mi? Tek bir cümleyle:

    “Çağdaş uygarlığa erişmek”. Bu nimeti sadece Avrupa, Amerika ve Japonya’da değil, Türkiye’de de yiyebilmek !..

    İnsanın kulluktan çıkıp, insanca değer görmesi.

    Buna karşı çıkılmasını anlamak güç.

  26. Yazan:MY Tarih: Feb 12, 2010 | Reply

    japonya konusunda ne okudugunuzu bilmiyorum ama HASTA ADAM uymaz onlarin o zamanki durumlarina. Köy agasindan çok mafyalasma vardi, bizde su anki Ergenekonlasma gibi idi.

    Ayrica Japonya uzun zamandir uçak gemisi, uçak vb yapabilen bir ülke, ABD ile büyük okyanusun hakimiyeti için kapisabilmistir ve bunu uzun zaman önce yapmistir.

    Almanlar gibi japonlarin endüstrisi ve mühendislikleri ileridir. Osmanli ile karsilastirmaya gelince… çok kestirme olur, köse yazisi çikar ancak bu konudan :)

    japonya, almanya ve osmanli en azindan bir kounda ayni BÜYÜK hatayi yaptilar, milliyetçilik. Bu da Atatürk’ün suçu degil sadece, ULUS-DEVLET kavraminin kökleri 1789 fransiz devrimine uzanir. Yükselen burjuva, Ayrica hizla endüstrilesen mal üretimi ve tarim… Savas da ister istemez endüstrilesti. Makineli tüfek, tren, telgraf… Bünlar vasifsiz isçileri hizla asker haline geitrmek için kullanildi.

    o yillarin savas tarihini incelerseniz avrupa savaslarinin 30-40 bin kisilik ordulardan hizla 100.000 hatta 200, 300 bin kisilik ordulara kaydigini görürsünüz. Mesela Sedan ve Sadowa savaslari (Almanya-Fransa) Mesela napolyon’un italya’yi ve ispanya’yi isgali.

    Bu kadar profesyonel asker yoktu avrupada. Zaten olsaydi da ödeyecek para yoktu. Halklari birbirlerine karsi kiskirtmak için irkçilik, milliyetçilik icad olundu. Böylece BEDAVA askerler çikti ortaya. TR hala böyle. ETTEN DUVAR!

    Zorunlu askerlik Fransiz icadididr. Her Türk asker dogar zirvasi da fransiz icadi. Asker millet salakligi da alman icadi. Ne osmanli ne de selçuklar asker millet degildi. Mesela istanbul’un fethinde çok sayida parali asker vardi, venedik, sirbistan kökenli. Yeniçeriler zaten maasli ve devsirme. 15ci yy’a kadar müslüman türk alinmiyor yeniçerilere. hemen hepsi ermeni, rum ve sirp.

    avrupa hayrani ittihat-terakki tayfasi Osmanlinin etnik ve dini yapisini dikkate almadan bu icadlari içeri soktu. kopyaci modernlesme. tam asker kafasi. sapka tak, tango yap, latin harfleri, hooop batili oldun iste :)

    osmanlinin çöküsünün temel sebeplerinden biri budur. Yani kemalizmin 6 okundan biri (milliyetçilik) böylece kalbimizden vurmustur bizi!

    haa Türk milliyetçiligi olmasaydi osmanli dayanabilir miydi? sanmam. Ama çöküs bu kadar kanli olmazdi. bir kaç milyon ölü daha az olurdu. ortadogunun ve balkanlarin bugünkü çilesi de daha az olurdu. Mesela israil’in kurulmasi engellenebilirdi.

    Yazarlarimizdan ve profesyonel arastirmaci olan Tuncer Yilmazer’in makalelerini okuyarak daha ayrintili bilgi alinabilir. Bu makaleler çok sayida referans, kaynak kitap vb de önerirler.

    Saygiyla

  27. Yazan:Ahmet Tarih: Feb 12, 2010 | Reply

    Slm,

    Encyclopedia Britannica’da “Meiji Restoration” yazarsanız, benim yazdıklarımın daha da geniş bir anlatımını bulabilirsiniz.

    Saygılar,

  28. Yazan:Ekrem Senai Tarih: Feb 12, 2010 | Reply

    Ahmed bey,

    Japon modernleşmesiyle ilk ilgilenen 2.Abdülhamid’dir. Avrupalı olmayan ve kültürlerine bağlı bu insanların hızlı modernleşmesinden etkilenmiş ve örnek almıştır. Japonya ile sıkı diplomatik ilişki içine de bu zamanda girilmiştir.
    Türk modernleşmesini Atatürk’le başlatmak yanılgısı kemalistlerin genel bir yaklaşımı. Modernleşme Atatürk’ün babası daha doğmadan başlamıştı. Bütün dünyada da seyri birbirine benzerlik gösterir.
    Ama Japon modernleşmesiyle birçok farklılıktan bahsedilebilir. Atatürk, Japonya modernleşmesiyle hiç ilgilenmemiştir. Eğer bir karşılaştırma yapılacaksa I.Peter ile bir paralellikten bahsedilebilir.
    Ayrıca hep bir yarım kalan aydınlanmadan bahsediliyor, hangi yarımı kalmıştır ben anlamakta zorlanıyorum. Yarım kalan demokrasiye geçiş miydi? Halbuki Atatürk, bizim demokrasimizin zaten olduğunu, hem de Amerika’dan daha üstün olduğunu söylemiyor muydu? Çok partili rejime geçiş miydi? Muhalefete tahammülü olmayan Tek Adam mı bizi çok partili rejime geçirecekti?
    Kemalistler, yarım kalan aydınlanmadan bahsederken itiraf etmedikleri ve kafalarındaki şablon şu aslında: “Müslümanlar ve Kürtler iyice asimile edilemedi. Din, bir vicdan meselesi konumuna getirilemedi, hayattan el çektirilemedi. Bu adamlar iyice sindirilemedi. Atatürk yaşasaydı bunları astırıp kestirip devrimini tamamlayacaktı”. Bu yüzden 28 Şubat süreci, eksik kalan devrimleri tamamlamak için başlatıldı. Çünkü cuntacılar, manyak kemalistler dünya gerçeklerinden habersiz. Hala insanları baskıyla, sindirmeyle, endoktrinasyonla, kitlesel eğitimle, beyin yıkamayla değiştireceklerini sanıyorlar.
    O dönem kapandı artık. Çok geçmiş olsun…

  29. Yazan:Ahmet Selçuk Tarih: Feb 12, 2010 | Reply

    Ekrem bey,
    Tekrar selam:)

    Sizinle daha önce yazışmıştık, Batılılaşma Atatürk’den önce başladı. Hatta aydın ve entellektüel Osmanlı Padişahlarından da bahsetmiştik, hatırlarsınız.

    Sorun şuydu: laf geçiremiyorlar, yerleşik çıkar gruplarını kıramıyorlardı. Yoksa, Zürcher’in kitabında olduğu gibi 3. Selim’den itibaren Osmanlı “umutsuzca batılılaşmaya çalışıyordu”. Atatürk’ün yetiştiği Pozitivist, Ulusalcı, Özgürlükçü kuşağı yetiştiren Osmanlı Askeriyesinin Laik ve Batılı Eğitim sistemidir.

    ATATÜRK İLE JAPON MEIJI ARASINDAKI BUYUK BENZERLIK SUDUR:

    İkisi de otoriter ve karizmatik liderler olarak toplumdaki dinsel ve feodal değişime direnen çıkar odaklarını yok etmişlerdir. Atatürk devrimini tamamlayamadan ölmüş, Meiji tamamlamış ve Japonya büyük oranda batılılaşmıştır.

    (Bkz. Encyclopedia Britannica , Meiji Restoration)

    Benzerlikleri 3 maddede özetlemek gerekirse:

    1. Meiji Devriminden sonra, Japonya Batılılaşma yoluna girmiş ve o yolda Batıya eşdeğer bir demokrasi yaratmıştır. Öyle ki, Asya’daki ilk parlemento Japonya’da açılmıştır.
    Atatürk Devriminden sonra, Türkiye de Batılılaşma yoluna girmiş ama o yolda hızla gidememiştir. Müslüman ülkeler arasındaki ilkler de hep Türkiye’den çıkmıştır. Köleliğin ilk kalkması, kadına seçme-seçilme hakkının ilk veren ülke, ilk pilotlar, ilk parlemento, vb.

    2. İlk Bağımsız Yargının oluşturulması. Hem Meiji, hem Atatürk de bunu ilk kez ülkelerine getirmişler. Japonya’da hala var, Türkiye’de AKP’ye kadar vardı, umarım devam eder :)

    3. Atatürk, Meiji’den çok daha barışçıl ve demokrattır. İkisi de aydınlanmacıdır, Batı’ya karşı Batıcıdır. Ama Atatürk dönemi Meiji’den bir 40 sene sonra yaşanmıştır. Meiji, monarşikdir; Atatürk cumhuriyetçi. Onları birleştiren ortak payda: toplumda yerleşmiş ve gelişimin önünü tıkayan geleneksel çıkar gruplarını ortadan kaldırabilmeleridir.

    *********

    “Muhalefete tahammulu olmayan tek adam ” Bu lafı deyince benim aklıma bir kişi geliyor ama Atatürk değil :)

    Iddialariniza gelince,

    Eğer Atatürk müslümanları assimile etmek istemişse, hayırlı olsun; başarmış çünkü:)

    Çünki o dönemde Atatürk’e saldıran dincilerin argümanı şu: “Sen Kuran’ı Türkçeye çeviremezsin, çeviren kafirdir !..” Ama Atatürk ilk kez 1932’de Türkçe Kuranı halka okutmuştur. Bir devrim olmuştur adeta!.. Dincilerin çok büyük tepkisi nedeniyle ise, Türkçe Kuran ancak 1935’de yayınlanabilmiştir. “Hak Dini Kuran” adıyla.

    Elmalılı Hamdi Yazır, (1935), “Hak dini Kur’an dili: Yeni mealli Turkce tefsir”

    Ilk Türkçe Kuran çevirisinin bu olduğu konusunda tartışmalar vardır ama, halkın anlayacağı dilde yazılan ilk Kuran budur.

    Fatani, Afnan (2006), “Translation and the Qur’an”, in Leaman, Oliver, The Qur’an: an encyclopedia, Great Britain: Routeledge, pp. 657

    Şimdi siz bu sitede Kuran’dan Türkçe alıntılarla argümanlarınızı süslüyor, Kuran’dan okuduğunuzu anlıyor; kızlı erkekli tartışıyorsunuz. Siz Atatürkçü olmuşsunuz haberiniz yok azizim :))))

    Orduya gelince, ordunun Atatürkçülüğü konusunda bir şey diyemem. Ordunun hakkında bir kesin şey bilirim: anti-gomonistir. O yüzden 1980 sonrası solun belini kırarken, cemaatlere ellememiştir, Türk-İslam sentezi şırınga edilmiştir bir kuşağa… Gomonizm de yıkılınca bu besledikleri cemaatler (ve yetiştirilen kuşak) ellerini ısırmaya başlamıştır. 27 Şubat sonrası savaşın da özü budur. Keşke hiç karışmasalardı :(

    Ha, bu yeni bir şey mi: değil. Usame Bin Ladin, gomonislere karşı savaşan ABD adamıdır. Kullanıldığını anlayınca, cihat açar, tabii din de onun en büyük silahıdır :)

    1960’da İran’da solcu başbakan Massadegh’i darbeyle devirirlerken imamlar (Humeyni dahil) ve CIA elele vermiştir. İmamlar onu kafir bile ilan etmiştir o dönem :) Hatta Obama geçtiğimiz sene özür bile dilemiştir bu konuda.

    Yani oyun aynı, oyuncular farklıdır. Atatürkün darbeye tavrını Bence Türkiye’nin yetiştirdiği en aydın (bu benim değil, uluslararası camianın kanısıdır) kişilerden Livaneli yazısında ne güzel anlatır. Filmini de merakla bekliyorum :)

    Buyrun:

    http://haber.gazetevatan.com/haber.vatan?detay=Askerin_siyasete_karismasina_karsi_cikan_yuzbasi&Newsid=284234&Categoryid=4&wid=5

    Ben ordumuzun kalitesine inanıyorum. Bir çok asker arkadaşım da var, pırıl pırıl insanlar. Aman siyasete karışmasınlar; maalesef ne Atatürkçülüğe bir yararı oluyor o müdahalenin ne de demokrasiye.

    Ecevit ne güzel demişti: Atatürkçülüğün tek teminatı özgürlük ve demokrasidir; ancak o zaman yeşerir !..

  30. Yazan:Ekrem Senai Tarih: Feb 12, 2010 | Reply

    Ahmet bey,

    Kur’an’ı ilk Türkçe’ye çevirttiren Atatürk’tür sözü de sık söylenen yanlışlardan biridir. Kur’an’ın Türkçe meali hep var olmuştur. Buyrun kaynak:
    http://en.wikipedia.org/wiki/List_of_translations_of_the_Qur'an
    http://www.ha.shotoku.ac.jp/library/HP-bak/kiyo/gaikoku/gaikoku44/volker.pdf
    Atatürk’ün yaptığı yenilik ise ibadet dilinin Türkçe’ye çevrilmesidir. Kazım Karabekir’in anılarında Atatürk’ün, bunu, “çevirelim de ne mal olduğu anlaşılsın” diyerek yaptırdığı anlatılır. Bu yüzden Mehmet Akif Ersoy, yazdığı manzum Kur’an mealini Mısır’da yaktırmıştır.
    Yani ortada bir reform değil, deformdan söz edilebilir.
    Atatürk batılılaşması şekli bir batılılaşmadır. Meiji ile bir ilgisi yok. Tabi zorlarsanız herkesle herkesin bir ilişkisini kurabilirsiniz. Ben Meiji ve Atatürk arasında bir bağ kurulan hiçbir yabancı yayın okumadım. Ayrıca wikipedia’ya sordum, o da yok dedi. Ansiklopedi’de yoksa böyle bir ilişki kuramayız vesselam.

  31. Yazan:Ahmet Selçuk Tarih: Feb 14, 2010 | Reply

    AYDINLIĞA KARŞI SAVAŞMAK
    ————————————

    Ekrem bey,

    Aslında yalana, iftiraya, çarpıtmaya hiç gelemiyorum. O yüzden önce size zehir zemberek bir şey yazmıştım ama Allahtan sildim :)

    Evet, bitmeyen tartışma !..

    -Atatürk’ü karalıyceksiniz, len!..
    -Ya, hocam. Nasıl karalıycaz? Tüm dünya ansiklopedileri ve üniversitelerinde adamın çağın en büyük dehası olduğu yazıyor.
    -Onu bunu bilmem benn!.. Bir yolunu bulacaksınız, Ahmet dedi, Mehmet dedi dersiniz. Onun için de bitraz uğraşın lenn. Google!a yazın çıkar bişeler !.. Haa, bi de demokrat olceksiniz.
    -Ya hocam nerden çıktı.Bi gecede demokrat mı olcez.
    -Olmasanız bile öle görüneceksiniz. Hatta bi de liberal olceksiniz!..
    -Ya hocam biraz abartmadık mı???
    -Öyle diyosam öyle olcek. Evrim Teorisini çürütceniz.
    -Ya hocam, ansiklopediler var, üniversiteler var. Rezil oluruz valla.
    – Bizim millet kitap okumaz. Kimse anlamaz. Bir süre sonra siz de inanırsınız…

    :))))))

    Yani öyle şeyler okudum ki burda: Bu sitenin kuruluş aşamasında böyle hayali bir konuşma canlandırdım kafamda. Kim bilir :))))

    ***********

    Yani ne yazayım ki????? İşte tüm o dedikodu, efsane, iftira vs. den kurtulabilmek için tüm dünyanın güvendiği Britannica var. Onuruna laf getirmeyen TARAFSIZ bilim insanları var.

    Britannica’nın sonuç paragrafını gene yazayım:

    “Türk politikacıları, hangi partiden olursa olsun, Atatürk’ü kullanırlar; ama hiç biri onun vizyonunun genişliğinin, adanmışlığının ve özverisinin yanına yaklaşamaz.”

    http://www.britannica.com/EBchecked/topic/609790/Turkey/214560/History#toc214560

    Hayret wikipedia’yı kaynak vermişsiniz. Bir çok bilimsel çalışmada wikipedia kaynak veriliyor. Güvenli ve tabii ki tarafsız Britannica ile yarışan bedava ansiklopedi!..

    “Atatürk Türkçe Kuran’ı halka ilk okutan kişidir. Bu konuda dincilerin büyük tepkisiyle karşılaşmıştır. Öyle ki Türkçe’ye çevirttiği Kuran’ın basımı da ancak 1935 yılında gerçekleşebilmiştir.

    İlk Türkçe Kuran çalışmaları daha önce de yapılmıştır; ama halkın anlayacağı bir dilde halk için yazılıp halka dağıtılan ilk Kuran budur” (NOKTA)

    http://en.wikipedia.org/wiki/Atat%C3%BCrk

    Meiji’nin Japonya’da yaptıklarını, Atatürk Türkiye’de yapmıştır.Nokta.

    Girin Britannica’ya. Yazın Westernization ve Meiji. Okuyun. Sonra da inkar edin tabii :))

    Yandaşlık ne zor iş yahu. Gözünü kapayacaksın, kulaklarını tıkayacaksın :)

    *******************

    ***********
    Türkiye’ye Batı uygarlığını getirmeye çalışan adamı aşağılayacaksın !. Nereden ??
    Orası daha da komik: Batının göbeğinden :)
    Orada hayata hangi merkezden bakacaksın: arapçı sunni ortaçağcı bir din anlayışıyla!..
    wikipedia veya Britannica’yı kabul ettiğinizi söyleseniz, zaten gerçekler orada yazıyor. AMA TECAHÜL EDERSİNİZ !.. BİLİRİM :)

    Asla kabul etmezsiniz; mahalle dedikodularına gösterdiğiniz saygının onda birini Britannica veya wikipedia’ya ya da herhangi bir çağdaş üniversite kaynağına gösterseniz şu ülke ortaçağdan çıkacak !..

    Savaşın Ekrem bey, yandaşlarla beraber, ama demokratik savaş olsun bu fikirle, kalemle.. Ne insanları yakın ne de öldürün..

    Benim demokratik mücadeleye hiç itirazım yok. Üzgünüm ama karanlık aydınlık karşısında yenilmeye mahkumdur.

    İnanmıyorsanız, tüm gelişmiş çağdaş ülkelere bakın, hepsinde aynı savaş verildi. (ABD, AB, Japonya…)

    Şu anda Fransa’da Amerika’da insanlar özgür yaşayabiliyorlarsa, siz de o nimetlerden yararlanıyorsanız, karanlığı yendikleri içindir.

  32. Yazan:yasemin Tarih: Feb 14, 2010 | Reply

    arkadaşlar düşüncelerinize sağlık siizn gibi gençlerle atatürkü kemalizmi ayakta tutacağız…biz de atatürk düşünce okullarıyla sizi destekleyeceğiz….

  33. Yazan:çuvaldız Tarih: Feb 14, 2010 | Reply

    Yasemin hanım,
    Atatürk düşünce okulundan mezun olan gençler politikaya da atılacaklarsa eğer aşağıdaki cümlede ifade edilen çıkmazı çözebilecek nitelikte derslere ağırlık verilmesi faydalı olacaktır…

    “Türk politikacıları, hangi partiden olursa olsun, Atatürk’ü kullanırlar; ama hiç biri onun vizyonunun genişliğinin, adanmışlığının ve özverisinin yanına yaklaşamaz.”(Ahmet Selçuk)

    Bu cümledeki “adanmışlık” oldukça dikkat çekici…sadece a ve b şıkkı olan bir soruyu anımsatıyor… sev ya da terk et!

    Yasemin hanımın Atatürkçü düşünce okulu ile Ahmet beyin Atatürkçü düşünce okulundaki müfredat farklı mı olacak? Bu okullardan mezun olanlar kendilerini Kemalist mi yoksa Atatürkçü olarak mı tanımlayacaklar?

  34. Yazan:kaankk Tarih: Feb 15, 2010 | Reply

    el cevap: herkesi kendi dar kalıbına sokmak ,girmeyeni aşağılık olarak görmek ve kendisine rakip olabileceği yok etmek üzerine kurulu;gelmiş,geçmiş ve gelecek ennn ilerici,çağdaş,modern…düşünce(!) sistemi

  35. Yazan:Ekrem Senai Tarih: Feb 15, 2010 | Reply

    Ahmet bey,

    Vikipedia’da faşizmin tanımı üzerinden bir Kemalizm analizi yapmıştım ve Kemalizmin faşizme uyumunu hep birlikte görmüştük fakat bana şöyle itiraz etmiştiniz:
    “Vikipedia’da faşizm maddesine girince Atatürk’ün adı çıkmıyor”
    Şimdi ben de sizin metodunuzu uyguluyorum, bu kadar sinirlenmenize gerek yok. Bana 1 (yazıyla bir) adet Meiji-Atatürk paralelliğinden bahseden bir vikipedia linki verin, ben de kabul edeyim bu paralelliği. Efendim efsane üretmek sadece bize mi yasak anlamadım. Bunun bir izahını verebilirseniz sevinirim.
    Atatürk, Türkçe Kur’an’ı halka okutmuştur sözüne ben itiraz etmedim zaten. Sadece bunun sebebinin dine hizmet için yanıp tutuşan bir zat-ı ali olması olmadığını söyledim. Bakın softaları susturmak ve din üzerinden bir Atatürk düşmanlığı benim de hiç hazetmediğim bir şey. Yapmaya çalıştığım bu değil. Bizler, belirli bir entelektüel seviyenin üzerinde insanlarız. Başkalarını kandıralım eyvallah da, birbirimizin yüzüne karşı samimi olalım. Mustafa Kemal’in dini fikirleri Can Dündar’ın “Mustafa”sında da çok açık bir şekilde ifade edilmişti. Kendisi, din’i insanların aczinin ve büyük bir güce sığınma ihtiyacının doğurduğunu düşünüyordu. Benim Atatürk’ün dini düşüncesi konusunda bir alıp veremediğim yok. Ateist veya desit bir devlet başkanım olmasını da sorun etmem, yeter ki adil olsun.
    Burada aptal din-Atatürk tartışması içine girecek değilim. Sadece bir yerde samimiyet yoksa, orada aldatma vardır ve bu en tahammül etmediğim şey. Bence Kemalistlerin en büyük sıkıntısı da samimiyet eksiklikleri. Söylediğiniz şeylerin hepsi doğru olabilir ama MEvlana’nın dediği gibi, samimiyet insanın ağzında sarımsak kokusu gibi belli olur.
    Her tökezlediğinizde “Aydınlığa karşı Savaş” vaveylaları içine gireceğinize biraz argümanlarınızın altını doldurun. Bir papazın çok sevdiğim bir sözü var: Sesini değil, sözünü yükselt…
    Ben kimseyle savaş içinde değilim, hep birlikte gerçeği bulmak niyetim. Ne yazık ki siz bu niyetime katılmıyorsunuz. İşiniz gerçeği bulmak değil, kafanızdaki şablonun dışında bir gerçekliğe tahammülünüz yok.
    Biz buna literatürde dogmatizm diyoruz.

  36. Yazan:Furkan Tarih: Feb 15, 2010 | Reply

    İnsanların içine doğdukları gerçekliği, ortamı, doğruları mutlak kabul etme gibi bir eğilimleri var. Kuranı baktığınızda da bunun tarih boyunca böyle olduğunu görebilirsiniz. İnsanların bu tutumu Kuran’da eleştirilir. İnsanlar “babalarından öğrendikleri” doğruları savunmak isterler. Burada kanımca “baba” figürü otorite ile aynı şey. Yani insanlar doğdukları ortamda güçlü olan, herkesin inandığı değerleri, fikirleri savunma yolunu seçer.

    Kuran’ın deyimiyle: “peki ya babaları yanlış bir yol tutmuşlarsa…”

    Kimse içine doğduğu coğrafyayı, kültürü, toplumu seçemiyor. Bu konuda özgür değiliz hiç birimiz. Dolayısıyla inandığımız, ölümüne savunduğumuz fikirlerimiz de bizim seçimlerimiz değil. İçine doğdumuz toplumun fikirleri, doğruları aslında. Bugün büyük bir inançla atatürkçülüğü savunan bu milyonlarca insan başka bir yüzyılda ya da başka şartlarda dünyaya gelselerdi yine akıllarını kullanarak aynı sonuçlara ulaşırlar mıydı? Mesela mini etekli çağdaş türk kızımız türkiyede değil de arabistanda doğmuş olsaydı yine aklını kullanarak mini etek giymek iyi bir şeydir sonucuna ulaşabilir miydi ? Hiç zannetmiyorum. O zaman nasıl olur da bir fikri akım mutlak doğru olarak insanlara sunulabilir. İçine doğdumuz ve bizim seçimimiz olmayan tarih ve coğrafyaya göre değişebilen bir fikir akımı nasıl olur da mutlak doğru kabul edilebilir.

    Bu durumda Kemalizm nedir sorusuna benim vereceğim cevap “babalarımızın dinidir” olacaktır. (baba yerine otorite ya da devlet kelimelerini de kullanabilirsiniz.)

  37. Yazan:Ekrem Senai Tarih: Feb 15, 2010 | Reply

    Ona tüm dünya hayraaan
    O bir Meijiii
    O biiiir demokraaat
    O biiiir dini bütün müselmaaan
    O biiiir sosyaliiist, o bir anti-emperyaliiist
    O biiiir ne kadar iyi şey varsaaaa o…
    O biiiir, o biiiir tane, başka yoook
    Amaaa,
    Bütün ülkeler BİZİ parçalamak istiyoooor
    Öcüler, böcüler vaaar hain planlar yapıyooor
    İrticaaaaaaa horttttluyooorr
    Dinciler takıyye yapıyooooor
    Arkalarında güçler vaaar, demokrat diye kelek atıyooor
    Bu ülkenin yarısı dangalak, bidon kafalı, hainnn
    Dahili ve harici bedhahlar….

    Tipik bir kemalist beyninin nöronları arasında sürekli titreşip duran cümleciklerdir bunlar.
    Ahmet beyciğim de kendini kurtaramamış. Bazen insanların gerçek hüviyetlerini anlamak için biraz kızdırılmalarına ihtiyaç oluyor. Keşke o “zehir zemberek” yorumu silmeseydiniz de, sizi daha iyi anlama imkanından bizleri mahrum etmeseydiniz.

    Artık mızrağı çuvala sığdırmak pek mümkün olmuyor. Türkçe ibadet konusundaki gerçeklere talip olanlar için aşağıdaki kitap şiddetle tavsiye olunur:
    Bir siyasi proje olarak Türkçe İbadet 1

  38. Yazan:MY Tarih: Feb 15, 2010 | Reply

    Türkçe ibadet deyince… MUTLAKA IKUNMASI GEREKEN bir çalisma:

    Türkçe Ezan, Tercüme ibadet: Kültürel bir şizofreni (Mehmet Bahadır)

    http://www.derindusunce.org/2008/11/06/turkce-ezan-tercume-ibadet-kulturel-bir-sizofreni/

  39. Yazan:Ahmet Selçuk Tarih: Feb 15, 2010 | Reply

    BEN BURADA BİLGİ ÇARPITILMASINA KARŞI DURMAYA ÇALIŞIYORUM

    Sayın Çuvaldız,

    O benim ağzımdan verdiğiniz alıntı dünyanın en iyi ansiklopedisi kabul edilen Britannica’daki Atatürk hakkındaki sayfanın sonuç cümlesiydi. (Özellikle de yazmasam hadi neyse :)

    ““Türk politikacıları, hangi partiden olursa olsun, Atatürk’ü kullanırlar; ama hiç biri onun vizyonunun genişliğinin, adanmışlığının ve özverisinin yanına yaklaşamaz.”

    http://www.britannica.com/EBchecked/topic/609790/Turkey/214560/History#toc214560

    Yukarda linki var, maalesef paralı bir kaynak. Wikipedia’ya öyle bir saldırdılar ki, Britannica’yı kullanmak zorunda kaldım.
    Herhangi bir üniversite kütüphanesine gidip, girebilirsiniz ansiklopedi sitesine.

    O adanmışlıktan “ya sev ya terket” lafını çıkarmayı nasıl başarıyorsunuz????? Adanmışlık, yani kendini verme. fedakarlık.
    Bunun sev-terketle nasıl bir alakası olabilir yaa?? Var mı böyle bir mantık????????

    Ah kenan amca ahhh, mantığı attın, felsefeyi attın? Hatırlarsanız daha önce de anmıştım.
    Kenan amcaya saygılar diyorum sadece..

    Sizin sorununuz şu: ne demek istediğimi anlamadan her şeyi yanlış anlamanız. Özü görmeye çalışınız.

    BEN BURDA BİR FİKRİ SAVUNMUYORUM. BU YAZDIKLARIM DA DÜNYANIN EN İYİ ANSİKLOPEDİLERİNDEN ALINTIDIR.

    ÇÜNKİ BURADA YALAN YAZILIYOR. İFTİRA ATILIYOR. GERÇEKLER ÇARPITILIYOR.

    Atatürk’ü tabii eleştirebilirsiniz. Hatta sevmeyip, nefret de edebilrisniz.

    YALAN SÖYLEYEMEZSİNİZ.

    Sizi bilemem ama benim etik/ahlak anlayışımı cidden zorluyor bu iftiralar.

    Burada sistematik ve kasıtlı olarak bunun yapıldığını düşünüyorum.

    Fikir mi istemiştiniz?
    İşte fikrim budur.

    Diğer yazdıklarım dünyada herkesin bildiği, dünyanın en iyi ansiklopedilerinde (wiki, Britannica) yazan gerçekler !..

    Gerçekler !. Bu yalanlar 20-30 sene sonra yok!.. Tarihte o gerçekler yazıyor- yazacak.

  40. Yazan:Ahmet Selçuk Tarih: Feb 15, 2010 | Reply

    Sayın Kaankkk,

    BEN BURDA BİR FİKRİ SAVUNMUYORUM. BU YAZDIKLARIM DA DÜNYANIN EN İYİ ANSİKLOPEDİLERİNDEN ALINTIDIR.

    ÇÜNKİ BURADA YALAN YAZILIYOR. İFTİRA ATILIYOR. GERÇEKLER ÇARPITILIYOR.

    Atatürk’ü tabii eleştirebilirsiniz. Hatta sevmeyip, nefret de edebilrisniz.

    YALAN SÖYLEYEMEZSİNİZ.

    Yalan söyleyip gerçekleri çarpıttığınızda, aydınlığı engelleyen karanlık olursunuz. Cehalet karanlıkdır.

    Herkesin fikrine saygılıyız. Yalan söyleme diyoruz. Ölmüş adamın ardından iftira etme diyoruz.

    Herhalde, YANDAŞ olmadı mı ne ölüye saygı var, ne gerçeğe, ne bilime, ne insana.

    Gelişmiş ülkeler, bu YANDAŞLIK dan kurtulup hakda, adalette ve insaniyette birleştiği için aydınlandılar.

    Neyse, kime anlatıyorum ki?? Sizin demokrasiniz ne:

    “Yandaş her zaman haklıdır,
    yandaş olmayana saldır !”.

    Olay bu :)

  41. Yazan:Ahmet Selçuk Tarih: Feb 15, 2010 | Reply

    MUTLAK DOĞRU MU DEDİN, PARDON YANİ :)

    Sayın Furkan,

    Bakınız, Fetullah Gülen’in de savunduğu arapçı-sunni bir din anlayışı ülkemizde hakim. Devlet eliyle de pompalanıyor.

    Ama ülkemizde değişik inançlar var; Aleviler ki tanıınmıyor. Ayrıca arapçı-sunni inanışı benimsemeyen çağdaş müslümanlar var. Kimse kimsenin inancına karışmamalı !..

    Hadi ülkemizde hakim görünen sunni (ben arapçı lafını ibadette, dualarda hep Arapçayı kullanıyorlar diye kullanıyorum) anlayışa bakalım. Allah’ın dediklerini yaptıklarını iddia ediyorlar dimi?

    Ama bu yaptıklarına dünyanın %90’ı inanmıyor. İnanmamayı bırakın, “bu yaşam tarzıyla cennete gidemeyeceklerini” savunuyorlar.

    Katolikler farklı, Ortodoxlar farklı, Protestanlar fartklı, Lutheryanlar farklı, Baptistler farklı, Budistler farklıi sintolar…

    Daha sayayım mı?? Birinin ak dediğine öteki kara diyor. Eğer biçimselliklerine bakarsak.

    Sunnilere dönelim. Bir kısmı “Allah burka giy ” dedi diyor, diğeri “peçe tak buyurdu” diyor.
    öbürü “türban tak buyurdu” diyor.

    Yani, daha saysam öyle bir gider ki…

    Sonuç mu???

    MUTLAK DOĞRU ariyosan yok !.. Şu yukarda saydığım 100’lerce dinden her hangi birini kullanıp insanların beynini yıkarsın.
    “Allah böyle istdi” dersin. Geçmiş olsun, bir daha da kurtaramazsın. Onu her türlü kullanırsın, cennette yeri hazırdır çünkü. B u çok tehlikeli bir şeydir.

    İnsanları istediğin gibi kullanma silahı!.. Tarikatının bir üyesi!!! Ne dersen yapacak !!! Aka kara dersen, aka kara diycek!..

    Şu büyük dinsel çeşitliliği asla göremiycek !.. Şu demokrasinin güzelliğini bilemeyecek!..Çeşitliliği anlayamayacak.

    Sunniler, dünyada en en fazla %10 bunlar içinde çağdaş müslümanlar (yani çeşitliliği, demokrasiyi kabul edenler de çokça var) da var çünki.

    Kuran’ı da herkes her dönemde farklı yorumlamıştır. 100 sene önce Kuran alimleri köleliğin kalkmasına karşıydı, Kuran’ın Arapça’dan başka bir dilde okunması-söylenmesi kafirlikdi. Dünyanın düz olmadığını iddia eden kafirdi.Kadınların gözleri dışında bir yerini görmek kafirlikdi. Gavur toprağına ayak basmak, dinden çıkmakdı. Evet, şeyhülislamın lafıdır. Kadınla erkeğin (akraba değillerse) AYNI ODADA bulunmaları kafirlikdi, yanlarında 30 kişi olsa bile..

    Bakın bunların hepsi dünya üniversitelerinde, dünya ansiklopedilerinde yazıyor. Okuyunuz. Olmadı, linklerini müsait bir zamanda gönderirim.

    Bakınız, o yüzden mutlak bir doğrunun peşinden ZULMETMEYE AŞAĞILAMAYA BASKI KURMAYA kimsenin bir hakkı olamaz.

    O doğrular, yarın değişir. Aslında doğrular değil, yorumlar değişir.

    Atatürk, tarihin en büyük dehalarından biri. Bu dünya nın kabul ettği bir GERÇEK. Benim bunları söylememi hep çarpıttılar.

    Ben şu anda Türkiye’de değilim. Yakında dönücem ama bir sorunum yok ülkemle. Ama Türkiye’deki ofisimde Atatürk resmi veya heykeli olmadığı için uyarı aldım, ceza aldım. Herneyse.. Bunlar ATatürk’ün dehasını ve bu memlekete yaptıklarını görmeme engel değil.

    Yahu, Allahaşkına bir ansiklopedi bir hakemli dergi falan okuyun ya. Yalvarıcam artık :)

    Yahu Atatürk, dogmatik, MUTLAK doğrulu bir adamn değil.

    “Benim tek mirasım akıldır, mantıkdır” Nokta.

    Sen çağın gereklerini yapıyorsan Atatürkçüsün.
    O yüzden okuyan araştıran bir türbanlı kız, okumayan araştırmayan türbansızdan milyon kere daha Atatürkçüdür. Daha insandır !..

    Ama türbanlı olmak bir şeyin göstergesi değildir; bu kısa saçlı, uzun saçlı olmak gibi bir şeydir bence. Nokta.

    Sonuç şu: mutlak doğruya inanma. 50 sene önce bir şeyin doğru olduğuna inanan insanların şu an hepsinin yanıldığı ortaya çıktı. Çıkacak.

    Bu gerçeği anlarsan demokratik olursun. Öyle insanlardan oluşan bir toplum da demokratik olur.

    “Kutsal kitapdan okuyup uyguluycam, o zaman en mükemmel yaşıycam”. En büyük kandırmacadır. En güzel kandırma yoludur. En güzel zulum yapma yoludur.

    Kutsal kitaplar yüzlerce yılda binelrce milyonlarca farklıu şekilde yorumlandı. Birinin ak dediğine öbürü kara dedi.

    Sen Kuran’ı ezberletirsen, diğer dine geçecek insanlara ölüm cezası verirsen senin memleketine kimse gelmez, orası CEHENNEM olmuştur zaten. Suudi Arabistan böyle, İran böyle.
    Siz hiç oraya gidip yerleşen Türk gördünüz mi??

    Ben görmedim. ALmanya’ya son 40-50 senede gidip yerleşen yaklaşık 3 milyon Türk var !.. Laik Almaya’ya.

    HALK ZATEN SAĞDUYULU KARARINI VERMİŞ.

    Dini politik araç haline getirmeyin demiş. Bu inanılmaz bir baskı ve zulum aracı olur. Bunu görmüş, kaçmış!..

    Atatürk’ün dogmayla, değişmezlikle alaksı yok. “Tek mirasım akıldır, mantıkdır”. Nokta.

    Madem Kuran’dan örnek veriyorsun, diğer kutsal kitaplardan diğer dinlerden de örnek vermelisin ama. O diğer dinlere gösterilen saygı nedeniyle Türk insanı bugun Almanya, Fransa ve Amerika’da mutlu yaşıyabiliyor. Kendin biraz tek yönlü ve dogmatik kalmışsın. Biraz diğer dinleri de öğren, perspektifini genişlet, MUTLAK doğrunun zararına değindin de o yüzden yazdım bu kadar.

  42. Yazan:Ahmet Selçuk Tarih: Feb 15, 2010 | Reply

    Ekrem bey,

    Ben sizin fikirlerinize bir şey demiyoruym ki, ben gerçeği çatpıtmanıza kızıyorum azizim.

    Yoksa, sizle hiç bir sorunum olamaz. Özellikle yandaşlarınıza şeker gibisiniz :) Canınız sağolsun, takılıcam tabi….

    Bakın, zehir zemberek olayı şudur. Öyle kimsenin kalbini kıracak bir laf demem. Ama biri gerçekleri çarpıtıyorsa, bunu da söylerim.

    Hatırlarsınız, Zürcher’i ben sizden duydum. Atatürk hakkında dünyada olumsuz konuşanlara örnek olarak.

    Kitabını okudum. Ona ileti attım. Adreste biraz sorun oldu ama sonuçta ulaştım. Tartışmamızı anlattım. Atatürk konusunda fikir alışverişinde bulunduk.

    Bakın, bir kere daha söyleyim. Atatürk hakkında YALAN söylüyorsunuz.

    Hala o faşizm tartışmasından bahsediyorsunuz. Peki, siz istediniz.

    Faşist olduğunu ispat etmişsiniz :) Bakın o yazıya bana wikipedia’dan Faşizm tanımı yaptınız di mi. Hakem de Cengiz bey !.. Fenerbahçe-Galatasaray maçında Arda Turan’ı hakem yapmak gibi olmuş ama neyse :)

    Bakın o tanımları aldığınız link burda:

    http://tr.wikipedia.org/wiki/Fa%C5%9Fizm

    Faşist tanımlarını altında ne var: Türkiye’de faşizm. Görmemeniz imkansız. Bakın ne yazıyor:

    “1935 yılında Atatürk’e İsmet Paşa tarafından CHP parti programı olarak faşist ülkelerdeki programa benzer bir rapor önerilmişti. Atatürk Bu zorbalar heyeti salahiyetlerini nereden alacaklar şeklinde tepki göstermiş ve raporu reddetmiştir. Atatürk’ün yaveri, Hasan Rıza Soyak’ın anılarında CHP Genel Sekreteri Recep Peker’in 1935 yılında İtalya ve Almanya’da yaptığı gezi sonunda hazırladığı yeni parti programının Parti Genel Başkanı ve Başbakan İsmet İnönü’nün imzasıyla Atatürk’e sunulduğunu, Atatürk’ün programı aynı gece okuduğunu ve Partinin başında üyesi mahdut, fakat yetkileri sınırsız olan bir heyet tasavvur ediliyor. Bütün kararları bu heyet veriyor Millet meclisi şekilden ibaret kalıyor, Almanya ve İtalya’da olduğu gibi üniformalı gençlik teşkilatı kuruluyor. Bir kelime ile tam faşizm demiş ve tasarıyı geri göndermişti. Ertesi yıl parti seçimlerinde Atatürk Recep Peker’i Genel Sekreterlikten alarak yerine içişleri bakanı Şükrü Kaya’yı getirdi. Atatürk Soyak’tan İsmet Paşa’yı ve Recep Peker’i acilen Çankaya ‘ya çağırtmış ve İsmet Paşa’nın tasarıyı okumadan imzaladığını açıkladığını söylemiştir.[1][2]

    Türkiye’de hiçbir dönemde doğrudan faşist ya da nasyonal sosyalist olduğunu ileri süren önemli bir siyasi hareket olmamıştır.[kaynak belirtilmeli] Bununla birlikte Türkiye’de bir hareketin ya da iktidarın faşist olduğu genellikle iki bağlam içinde ve sıklıkla da Türkiye solu tarafından ifade edilmiştir.”

    Bakın burada öenmli bir nokta var.

    1. Tecahül etmişsiniz. Yani cahiliye. İsim haliyle. Görmezden gelme durumu, gözlerini kapama… Bu zaten benim alıştığım bir olay.

    2. İlk kısımda kaynaklar verilmiş. Eğer kaynak yoksa bu ikici paragraftaki gibi “kaynak belirtilmeli” şeklinde belirtiliyor. Yani kaynaksız sav olmuyor. Oraya kaynak sağlanmazsa, o siliniyor. Bilgiler TARAFSIZ ve TUTARLI olacak.

    Siz Atatürk konusunda TARAFLI sınız, bir kendi kafanızdan gerçekleri yazıyorsunuz ki bunlar HEM TUTARSIZ HEM TARAFLI.

    Hem Britannica hem wikipedia’da Atatürk’ün faşizm ile alakası olmadığı yazılıyor. Nokta. Hitlerden kaçan museviler Atatürk’e sığınıyor, insaf!..

    Bana Atatürk’ün faşist olduğuna dair bir bilimsel kaynak getiremezsiniz. Ben size burada kaç tane saydım. Yani, hala mı tecahül etme, hala mı cahiliye :)))

    *****

    Size sürekli dediğim olay: Ahmet dedi, Mehmet dediyle kişiler değerlendirilmez. Nerde dedi? Nasıl dedi? Başka kaynakla paralellikler ve tutarlılıklar var mı??? Ancak bundan sonra BİLİM DÜNYASI bu bilgileri kabul eder..

    Evet, Zürcher’den mektup geldi. Acaba ne dedi???

    Dünyaca tanınan bir bilim insanı: TARAFSIZ ve TUTARLI. Atatürk hakkında sizin iddia ettiğiniz şeyleri söylemiş mi acaba???

    Görcez. Ekrem bey, “al sana Atatürk karşıtlığına kanıt” dediği Zürcher’den cevap geldi !.. Ben açıklamak istememiştim ama Ekrem bey israr etti.

    Az sonra :)))

    (Biraz rating’inizi artıralım canım)

  43. Yazan:Ahmet Selçuk Tarih: Feb 15, 2010 | Reply

    Sayın MY,

    Öneri için teşekkürler ama. Ben bu kardeşimi okudum HEM TARAFLI HEM TUTARSIZ. Hiç kusura bakmasın, bu “körler sağırlar birbirini ağırlar

  44. Yazan:Ahmet Selçuk Tarih: Feb 15, 2010 | Reply

    ALIN BEN DE YAZAR OLDUM :)))

    Eğer bilimin bir standartı, bir kabul görürlüğü olmazsa herkes kafasına göre yazarsa

    STANDART OLMAZSA GERÇEK NEDİR İNSANLAR BİLEBİLİRMİ??

    Alın ben de yazıyorum o zaman:

    “Türkiye Afrika’da bir ülkedir. Komşusu Yeni Zelenda ve Brezilya’dır. İklimi de Antarktika ile aynıdır.”

    Şunu da söylüyorum:

    Ne ansiklopedi kabul ederim. Ne hakemli dergi/yayın. Standart da neymiş? Bilim zaten pozitivisttir. Evrimi de çürüttüm. Nokta.

    Hadi bakalım çık işin içinden?????

    :)))))))

  45. Yazan:kaankk Tarih: Feb 16, 2010 | Reply

    aslında sizin yorumlarınızı (veya başka birininkini) okuyup da onlardan esinlenerek birşey yazmamıştım.ama madem ismim zikredilmiş,gireyim…
    yazdıklarınıza tek tek cevap vermeye çalıştım ilk önce ama neresinden tutsam elimde kalıyor.

    Kur’an konusunda,öyle Japonyalara filan gitmeden önce,tek amaç halkı ”bilinçlendirmek” ise orijinalini bulundurmanın neden suç kapsamına sokulduğu üzerinde biraz kafa yorun bence…

    Bin Ladin’i Amerika’ya savaş açmış biri sanıyorsanız kusura bakmayın bu konuda çok safsınız.Amerika’ya gerçek anlamda savaş açmaya kalkışırsa 24 saat içinde öldürülür.Çünkü zaten Amerika’nın adamıdır.(Bizim aczemendilere benziyor biraz.Onlar da devlet karşıtı şeriat getirmek isteyen adamlardı.Sonra bir de baktık devletten birilerinin tuttuğu adamlarmış hatta uyuşturucu fabirkaları bile varmış bu ”şeriatçı”ların.Ve birileri ”şeriat geliyor” derken başka birileri de bütün ülkeyi soyup soğana çevirmiş.Bu olayda da bir gün gelecek,bu 20 yıl sonra da olabilir 60 da, o gün geldiğinde de ”adamlar düşmanla savaşıyoruz diyip silahtan,uyuşturucudan zarttan zurttan parayı götürmüş” diye konuşulacak.)

    Neyse bunları geçip asıl meseleye gelelim…

    Öncelikle size çok basit bir şey soracağım:”Çağdaş uygarlık”tan ne anlıyorsunuz?Buradan neyin ne olduğu,kimin ne istediği konusunu çok daha rahat netleştireceğimizi düşünüyorum.
    Ayrıca herhalde kendileri dünyanın en hoşgörülü ve demokrasi taraftarı insanları olan,sürekli ”sizin demokratlığınız bu kadar işte” diyip mekandan kendince bir zafer edasıyla ayırılıveren sizlerin(dünyanın en kalitelisi olduğunu tahmin ettiğim) ”demokrasisinin ne olduğunu” da görmüş oluruz.

    Yalnız öyle abuk sabuk birilerini yandaş vs. ilan edip konuların aslı hakkında laf söylemeden kıvırıp-kendince hakaret edip geçecekseniz baştan söyleyin,vakit kaybetmeyeyim.Böyle olacaksa baştan kabul ediyorum ”ben yandaşım,yalan söylüyorum;siz hakkın tarafındasınız” hadi siz yolunuza ben yoluma…

    Ama gerçekten bütün ”gerçekleri” ortaya koyarak tartışmaksa niyetiniz size şunu söyleyeyim;ben,belki hayatım boyunca duymayacağım kadar çok yalanı okulda duydum.Bu durum benim acayip sinirimi bozduğu için kemalizm ve cumhuriyet tarihi konularında yalanı gördüğüm yerde tanırım ve hiç hazzetmem.
    Tartışmaya hiç girmesek de şunu bilin,bir ülkenin sistemli bir şekilde karartılmaya-yok edilmeye çalışılmış(ve bir oranda başarılı da olmuş) tarihini ansiklopedi sayfalarındaki 3-5 cümleyle anlayamazsınız,bilemezsiniz.O dönemle ilgili yapılmış yüzlerce araştırmayı, binlerce belgeyi,onbinlerce sayfa yazıyı bir kenara koyup da,”dünyanın en bilmemne ansiklopedisi” böyle yazıyor derseniz;üstelik de söylediklerinizin-alıntıladıklarınızın en ”ehil” veriler olduğunu iddia ederseniz sadece gülünç olursunuz.”Atatürkçü” arkadaşlarınız sizi alkışlayabilir ama emin olun,bunu laf olsun diye söylemiyorum,dünyanın geri kalanı (en azından ”çağdaş uygarlık” seviyesindekiler) mutlaka ama mutlaka buna güler.

  46. Yazan:MY Tarih: Feb 16, 2010 | Reply

    Ahmet Bey,

    Mimar Sinan yazisini özel sizin için koydum, Atatürk hayatta degil miydi bu olaylar olurken? bakin bakalim ansiklopedilerinize, Türk Antropoloji dernegi neler yapmis? kimlerin kafataslarini ölçmüs, anadoludan nasil sarisin insan toplayip ari, saf Türk irki diye panayir hayvani gibi gezdirmis.

    Bakin bakalim daha neler olmus 1930’larin Türkyesinde :))

  47. Yazan:çuvaldız Tarih: Feb 16, 2010 | Reply

    Snt.Ahmet Selçuk,

    “Türk politikacıları, hangi partiden olursa olsun, Atatürk’ü kullanırlar; ama hiç biri onun vizyonunun genişliğinin, adanmışlığının ve özverisinin yanına yaklaşamaz.”

    Tüh..nasıl oldu da ben koskoca bir ansiklopedinin yazdığı cümleye itiraz etme densizliğinde bulunabildim inanın bilemiyorum.Gaflet anıma denk gelmese laboratuar ortamında tekrar tekrar denenmiş ve ölçülebilmiş “vizyon genişliğini, adanmışlığı ve özveriyi” eleştirmeye kalkar mıydım hiç.

    Kusura bakmayın benim fizik, kimya, matematik, biyoloji bilgim liseden kalma. Seneler önce okuldan mezun olduğum için olsa gerek tüm bu soyut kavramların somut biçimde ölçülebilir olduğundan habersizim.Bu cehaletimle,cümlesine muhalefet ettiğim için Britanica kusuruma bakmaz herhalde, ne dersiniz?
    Bu cahilliği giderebilmek için sizden bir ricam olacak Ahmet bey;
    -bana vizyon’un ölçülebilir ideal genişliğinin kaç hektar olduğunu,
    -adanmışlığın(fedakarlığın) karşılığı olan ölçülebilir değeri,
    -özverinin ulaşılması gereken zirve noktasının deniz seviyesinden kaç km yüksekte olduğunu
    yazabilir misiniz lütfen?
    Ama tüm bunlardan önce ahlak anlayışınızın, kabul edilebilir sınırlar içinde kaldığını teyit edebilmem için yukarıda Yasemin hanıma hitaben yazmış olduğum YORUMdaki “YALAN” ve “İFTİRA”yı işaret edebilmeniz gerekiyor. Aksi taktirde herhangi bir ahlak anlayışına kesinlikle sahip olmadığınızı göstermiş olacaksınız!

    BEN BURDA BİR FİKRİ SAVUNMUYORUM. BU YAZDIKLARIM DA DÜNYANIN EN İYİ ANSİKLOPEDİLERİNDEN ALINTIDIR.

    “Benim” ansiklopedilerde “Ahmet Selçuk” maddesine baktım ve “YANLIŞ” anlaşıldığı için çarpıtılan ansiklopedik bilgilerin “DOĞRU” anlaşılmasını sağlayabilecek tek yetkin kişinin sizin olduğunuzu öğrendim. Ne mutlu bana :) ki, artık kabul ettiğim bu GERÇEK nedeniyle sizin aydınlansın diye karanlığa fırlattığınız fikir taşlarını çıkarabilmenin haddim olamayacağını anlamış bulunuyorum.

    Burada sistematik ve kasıtlı olarak bunun yapıldığını düşünüyorum.

    Düşünebildiğinizi birkaç ansiklopediye link vererek ispat edebileceğinizden hiç kuşkum yok. Ansiklopedik bilgileri ezberleyen biri olarak düşünmek fiilinin ne anlama geldiğinden bihaber biri olarak vereceğiniz linkler benim için çok faydalı olacaklar, emin olun.

    Standartlarda hata olmaz dolayısıyla siz de hata yapmazsınız Ahmet bey. Yazdıklarımı yanıtlamak da ancak sizin lütfunuzdur ;) Teşekkürler.

  48. Yazan:MB Tarih: Feb 16, 2010 | Reply

    Ahmet Selçuk Bey


    Öneri için teşekkürler ama. Ben bu kardeşimi okudum HEM TARAFLI HEM TUTARSIZ. Hiç kusura bakmasın, bu “körler sağırlar birbirini ağırlar(A.S.)

    Hem tutarsız hem taraflı hem de yandaşım.
    Aynı zamanda sağır ve körüm…
    Bu durum, beni vicdandan, akıldan, adaletten ve izandan mahrum ediyor öyle mi kardeşim?

  49. Yazan:Ekrem Senai Tarih: Feb 16, 2010 | Reply

    Ahmet bey,

    Bana yalancı diyen bir adamla konuşacak bir şeyim kalmamış demektir. Ne haliniz varsa görün.

  50. Yazan:Ahmet Selçuk Tarih: Feb 16, 2010 | Reply

    ANSİKLOPEDİYİ GEÇTİM, SÖZLÜK DE Mİ OLMASIN YAHU :)

    Sayın Çuvaldız,

    Ben sizle yazışmayı kesmiştim bu hem size hem kendime zaman ve enerji kaybından başka bir şey olmayacaktı. Tabii bir de, “kes-biç-yapıştır ha bir de bunlardan muazzam mantıklar çıkar” şeklinde üslubunuz şahsi hayat vb. özel alanlara da uzanmıştı ki canımı sıktı.

    Ansiklopediye ve kabul görür bilgiye saygınız olmayabilir; olmasın. Zaten bunun acısını toplum olarak çekiyoruz. Bitti.

    Zaten bunları kabul etmediğinizde, tartışmanın bir anlamı yok.

    TEK SORUN ŞU:

    O inanılmaz mantıksal çıkarımlarınızdan bir tanesi daha beni resmen dehşete düşürdü.

    Bakın, Britannica’daki uzmanlar yüzlerce resmi dökümanı, belgeyi, kitabı inceledikten sonra gene yüzlerce bilim danışmanının gözetiminde yazarlar tarihsel gerçekleri ve olguları.

    Ben de Atatürk hakkındaki sayfanın son cümlesini size aktarmıştım bu sayfadan(hay aktarmaz olaydım:)

    “Türk politikacıları, hangi partiden olursa olsun, Atatürk’ü kullanırlar; ama hiç biri onun vizyonunun genişliğinin, adanmışlığının ve özverisinin yanına yaklaşamaz.”

    http://www.britannica.com/EBchecked/topic/609790/Turkey/214560/History#toc214560

    Şimdi sizin buradan yaptığınız mantıksal çıkarıma bakalım (ha bir de cümlenin altına benim imzamı da koymuşsunuz:):

    “Bu cümledeki “adanmışlık” oldukça dikkat çekici…sadece a ve b şıkkı olan bir soruyu anımsatıyor… sev ya da terk et! ”

    Şİmdi ansiklopedideki bu cümleyi ve “adanmışlık” kelimesinden şu çıkarılan sonuca bakar mısınız????

    Yahu, adam kendini ülkesine, mücadelesine ve devrimlerine adamış diyor. Kendini buna vermiş.
    Ya ben ansiklopediyi bıraktım artık, bir sözlük kullanın Allahaşkına ya.

    Tamam, çuvaldız, benden pes !.. Sizden tek bir ricam var (eğer bulabilirseniz) 1980 cuntası öncesi liselerde Mantık, Felsefe zorunlu derslerdi. O kitapları bulursanız lütfen bir göz atınız.

    Ah, Kenan amca, ahh… Hörmetler, Kenan amca, hörmetler netekim…

  51. Yazan:aziz yılmaz Tarih: Feb 16, 2010 | Reply

    Sayın Ahmet Selçuk bey,

    Bu siteye yorum yazdığınızdan beri yorumlarınızı ilgiyle takip ediyorum.Ayrıca-katılıp katılmamak ayrı bir nokta-ilk başta tartışma üslubunuza da büyük bir saygı ve hayranlık duyardım.Ancak son günlerde durum biraz değişmiş gibi görünüyor…Ne bileyim keyifle takip ettiğim bu nezih tartışma ortamından o eski kaliteden eser kalmamış gibi.Tabii bundan “siz sorumlusunuz”demiyorum.Böyle bir yargıda bulunmaya hakkım da yok,ne sizin ne de diğer yazar ve yorumcular hakkında.Benimkisi sadece bir gözlem.Dolayısıyla verimli bir tartışmanın birden “yalancı!”,”samimiyetsiz!”vb ithamlar şeklinde kişisel bir çatışmaya evrilmesini kendi payıma bir kayıp olarak görüyorum.Yani benimkisi siz ve diğer kıymetli katılımcılara samimiyetten kaynaklı bir şikayet.Umarım keyifle okuyup bilgilendiğim siz sevgili katılımcı dostlarımı bu uyarımdan ötürü üzmemişimdir.
    Tesbitim şudur ki,tartışmanın bu şekilde alevlenmesinin yegane nedeni,bizatihi tartışmanın doğasında kaynaklı bir durum.Sonuçta insanız.Etki tepki dediğimiz bir şey var.İster istemez bazen farklı reaksiyonlar gösterebiliyoruz.Ancak daha da tatsızlaşmaması yine de elimizde…Nefsimize galip gelip kendimizi denetlediğimizde pekâlâ “düzeyi”de iyi ayarlayabiliriz diye düşünüyorum.
    Bakın,naçizane bir yöntem önereceğim.Ben denedim ve iyi de sonuç aldım.Misal geçenlerde AKP’nin “demokratik açılımı”yla ilgili bir yazı vardı sitede.TMK uygulamalarıyla ilgili kamoyunda “taş atan çocuklar” olarak bilinen yargılama biçimi tartışılıyordu.Daha doğrusu uygulama eleştiriliyordu.Adil olmadığı ve bu uygulamayla insan haklarının -özelinde çocuk haklarının-ihlal edildiği vurgulanıyordu.

    Şuraya getireceğim.Böyle bir konuyu çok farklı boyutlarda tartışmak mümkün.Suç ve ceza ilişkisi,yani “suç”u önleme,toplumun genel asayişi vs yönüyle ele alınabilir.Evrensel haklar dediğimiz temel hak ve özgürlükler penceresinden bakılabilir.Ve elbette bugün iktidarda olan AKP’nin demokrasi sınavı açısından incelenebilir.Hasılı;sosyal,ekonomik,politik pek çok alanı kapsayan geniş sosyolojik bir alan.Sebep sonuç ilişkilerine ve toplumsal gerçekliklere dayandırarak elbette en doğru sonuçlar elde edilerek eksik kalmış adalet onarılabilir veya herhangi bir seçimde karar kılınmış olur.Sonuçta bir uygulama vardır;Kimimiz doğru bulur mevcut uygulamayı destekleriz…kimimiz antidemokratik ve gayri insani buluruz.Her neyse mevzuya geçeyim.
    Katılımcı bir arkadaş ne Kürtlerin hırsızlığını bıraktı,ne ilkel ve vahşiliğini ne de “tecavüzcü”lüğünü.Yani O’na göre,Kürtler zaten genetik olarak her türlü suça eğimliydi ve ıslah olmaları için çoluk çocuk ayrımı yapılmaksızın en yüksek cezalara çarptırılmalıydılar.
    Yorum yazmak ile yazmamak arasında epey bir karasız kalmıştım.Tüm içtenliğimle söylüyorum o ithamları okuduğum günün gecesi gözüme bir damla uyku girmedi.Belki Kürt olmamdan kaynaklı duygusal bir tepki de veriyordum.Ama bir Japon,bir Amerika’lı da olsam o yorumda yazılan hiç bir görüş gerçeği yansıtmıyordu benim için.Sonuçta incinmiştim.O kadar hakaret ve suçlamayı haketmediyordu kürtler.Çocuklarımız bu ülkenin mevcut kanunlarından farklı uygulamalara maruz kalıyorlardı…Kolları,kafaları kırılıyordu…Acımasızca kurşuna diziliyorlardı.Ve fikir ve yorum olarak gördğüm tek şey(o yorum için söylüyorum)anlamsız bir kürt düşmanlığıydı.Anlamsız diyorum çünkü her bir sözün arkasında o arkadaşımızı kendince haklı gösterecek yaşanmış bir anısı vardı belki.Belki kardeşi veya yakını bu kirli savaşta yaşamını yitirmiştir…Belki işyeri veya arabası soyuldu ve failleri kürt’tü…Bilemiyorum,tüm yaşadıklarından muhtemelen kürtleri aşağılamak gibi basit bir intikam aracı kalmış gibiydi.
    Sadede geleyim.Sırf duygusal bir rahatlama uğruna o arkadaşıma ağız dolusu hakaretler edebilirdim.En azından ettiklerinin ölçüsünde bir şeyleri iade etme hakkım vardı sanıyorum.Fakat yapmadım.Yapamazdım.Bizler buralara kavga etmek için gelmiyoruz.Farklı bir amacımız olmalı.Yıkıcı değil yapıcı olmak zorundayız…Aşağılayarak değil onurlandırarak yaşatmalıyız birbirimizi.Çünkü buna ihtiyacımız var.
    Ha,eleştirmeli miyiz?Elbetteki evet.Ama birbirimizin vicdanını,samimiyetini,kişiliğini,bilgisini vs.ölçmeden de olabilmeli bu.Karşılıkl yalncılıkla,iftiracılıkla suçlanarak yapılan bir tartışma ne kadar verimli olur ve ne kadar demokratik olabilir?
    Dostlukla.

  52. Yazan:Ekrem Senai Tarih: Feb 16, 2010 | Reply

    aziz bey,

    Mevlana’nın bir sözü var. “bülbüller ötmeye başlayınca kargalar susar” diyor. İnce, nazik pedagojik üslubunuza hayranım azizim. Hürmetler.

  53. Yazan:aziz yılmaz Tarih: Feb 17, 2010 | Reply

    Ekrem bey teveccüh buyurmuşsunuz.Teşekkür ediyor,sevgi ve saygılarımı iletiyorum.

  54. Yazan:Ahmet Selçuk Tarih: Feb 18, 2010 | Reply

    SON SÖZ
    ————————————–

    Sevgili arkadaşlar,

    Sanırım bir yazım gelmemiş. Teknik bir hata olabilir.

    Aziz beyin izlenimlerine katılıyorum. Tartışmalar çok olumsuz bir usluba evrildi. Nasıl oldu ben de anlamadım.

    Yontmaya çalıştığım sanırım Karadeniz kökenli olmanın getirdiği bir “heyacanlılık” var, bundan dolayı üzgünüm.

    Bu sitedeki en demokratik, espri anlayışı gelişmiş,entellektüel ve bilgili kişi kimi görüyorsun deseler, herhalde Ekrem bey derim. Ama her insan gibi onun da kusurları var. Ben ce bir Atatürk takıntısı var.

    Atatürk’ü veya herhangi bir tarihi kişiliği herkes eleştirebilir. Ama defalarca yazdım, gerçek dışı bilgiler yazmak en azından etik değil.

    Yazdığınızın bir kabul görürlüğü ve dayanağı olması lazım. Yukarda kaankk arkadaşım da bir fikir alışverişinde bulunmuş, cevap verecektim. Ama bazı bilgileri var ki, kabul görmemiş, dayanağı yok. Şİmdi girilecek bir fikir alışverişi kör döğüşüne dönüşebilir. Ansiklopediler referans olmadan bilgilenme ne derece sağlıklıdır??

    Haftalardır anlatmaya çalıştığım olay şu: ben zengin bir kapitalistim MESELA. TV, radyo, basımevi, websitesi vs. alıyorum. Istediğimi yazdırıp, bastırıyorum. Bunlar kabul görür olur mu??? Olmaz tabii ki.

    O yüzden Britannica’ya veya diğer standarta sahip bilgi kaynaklarına ihtiyacımız var.

    **********

    Ekrem bey, daha önce Zürcher’i referans göstermişti, Atatürk karşıtlığına kanıt olarak. Onunla e-mail ile iletişime geçtim. Adamın bana yazdığı şey şu (dileyen üniversite e-mailinden ulaşabilir):

    “Ben Kemalizm’in demokrasiye engel olduğunu asla söylemedim.Dediklerim yanlış aktarılmış olabilir.Çünkü benim fikrim bu değildir. Kemalizm, Türk tarihinin önemli ve gerekli bir dönemiydi. Ama bunu tarihi bir olgu olarak kabul etmeliyiz, gelecek için bir reçete değil. Hiç bir politik sistem ve ideoloji 21. yüzyılda bir yol haritası olamaz.”

    Bunlara %100 katılıyorum (gülmekten değil tabii :)

    “benim tek mirasım akıldır, mantıkdır!.”

    Tekrarlıyorum: hiç bir bilim insanı, dünya üniversitesi Atatürk ve yaptıkları hakkında bu sitede yazılanları yazamaz. Çünki TARAFSIZ VE TUTARLI kimliğini yitirmiş olur. Bu da etik dışı olarak görülür. Belki Türkiye’de bu kavramlar pek önemsenmiyor ama Çağdaş ülkelerde bunlar toplumun yapı taşlarıdır.

    **********

    Ekrem bey, bilmeden de olsa gerçekleri çarpıtmış oluyorsunuz. Atatürk, bu ülke için özveriyle çok şeyler yapmaya çalıştı. Belki siz takdir etmiyor olabilirsiniz, ama KABUL GÖRMEMİŞ efsaneleri ölmüş bir adamın ardından söylemek ne derece doğru ??? Bunu ben en azından size yakıştırmam. Ama yine de sizi üzmüş bir lafım olmuşsa, özür dilerim.

    Bu haftaki Economist dergisinde Türkiye hakkında bir yazı var; sonuç cümlesi şöyle:

    ” 1909’da Kemal Ataturk asker arkadaslarina söyle bir konusma yaptı:

    ‘Ordumuz artık siyasete karışmamalı. Onun yerine tüm çabasını ordumuzu güçlendirmeye harcamalı.’ 100 yıl sonra onun mesajı artık anlaşılıyor olabilir. ”

    http://www.economist.com/world/europe/displaystory.cfm?story_id=15505946

    ***********

    Darbeci bir insan zaten Atatürkçü olamaz. Ben hep bunu savundum. Atatürkçüler halk için toplum için çalışan aydınlanmış evrensel değerlere inanan insanlardır..

    Zülfü Livaneli, Türkan Saylan, Uğur Mumcu, Erdal İnönü, Oktay Sinanoğlu ve daha binlerce bilim insanı, sanatçı, aydın…

    (Bunlar zaten orduyla,darbeyle başı belada insanlardır:)

    Bunlarsız bir Türkiye daha mı güzel olacak yani ????

    Herkese sevgi ve saygıyla..

  55. Yazan:Ekrem Senai Tarih: Feb 18, 2010 | Reply

    Ahmet bey,

    Birincisi, ben Atatürk’ü takdir etmiyor değilim. Parlak zekasına hayranım. Ama yaptığı bazı şeyleri tasvip etmiyorum. Ve Zürcher’den farklı bir şey söylemiyorum.
    Atatürk konusunda biraz takıntılı olduğum doğru. Bu da sebepsiz değil. Bu ülkedeki oligarşik, totaliter rejimin üzerinde “Made by Ataturk” yazıyor.
    Hakkında koruma kanunu olan ve acımasızca işletilen bu kanunla korunan bir Türk büyüğü hakkında “efsaneler”den bahsetmek de tabi ki ayrı bir cazibeye sahip. İnsanlar bu “efsaneleri” senelerdir konuşamıyor. Dolayısıyla doğru veya yanlış olduğu da tartışılamıyor. Bunun altında yatan birçok psiko-sosyal neden olabilir. Ben siyaseti sevmiyorum, açıklığı, şeffaflığı seviyorum. Bunların konuşulması Atatürk’e zarar vermez. Zaten eninde sonunda konuşulacak. Bir liderin kusurlarının olması onun değerini iskat etmez, insan olarak bize yakınlaştırır. Can Dündar’ın Mustafa filmiyle yapmak istediği buydu. Aynı şey Osmanlı padişahları için de geçerli. Muhafazakarlar padişahları bir nevi evliya gibi görüyor ve toz kondurmuyorlar. Sonra birisi çıkıp bir padişahın içki sevgisinden, kadın avcılığından söz edince ortalık karışıyor. Tarihe böyle korkak yaklaşılmaz. Gerçeğin bilinmesini istemek hainlik değildir. Ben, gerçek ne olursa olsun kabul etmeye hazırım. Yeter ki sorulardan kaçılmasın, içtenlikle cevap aransın.
    Bahsettiğim gibi benim Atatürk takıntım var. Nasıl ikna edileceğim, susturularak, damgalanarak mı?

  56. Yazan:Cengiz Cebi Tarih: Feb 18, 2010 | Reply

    Atatüürk ölmedii…

    :)

    Bu muhabbet bitmez.

    Seven sever, yapacak birşey yok.

    Sevmek suç değil.

    Yeter ki, “zorla sevdirme” gibi bir garabet olmasın.

    O zaman suçtur, ceza gerektirir.

    Peki bir suç, bir takım ‘yasa’larca korunuyor ve teşvik edilebiliyorsa?

    O zaman buna göz yuman ve daha doğrusu bu suçu sürekli işleyen bir toplum içinde bulunduğumuz gerçeğini kabullenmek gerek.

    Bu toplum böyleyken, daha uzun uzun yollar var.

  57. Yazan:Ahmet Selçuk Tarih: Feb 19, 2010 | Reply

    SON SÖZÜ GEÇTİK SON NOT DİYEYİM :)

    Ekrem bey,

    Iletiniz için teşekkürler. Siz, Zürcher ile aynı fikirdeymişsiniz. Yani ben, siz ve Zürcher aynı fikirdeyiz. Ve anlaşamıyoruz, bu biraz garip değil mi?

    Bakın hala diyorsunuz ki:

    ” Bu ülkedeki oligarşik, totaliter rejimin üzerinde “Made by Ataturk” yazıyor.”

    Yok öyle bir şey, Ekrem bey.

    Madem böyle bir iddianız var, KABUL GÖRMÜŞ/HAKEMLİ kaynak verin.

    Zürcher in dediği şu: Atatürk o döneme göre, demokrasi için yapabileceğinden fazlasını yapmıştır. Nokta. Şu andaki totaliter, oligarşik rejim AKP’nin eseridir. Tayyip Erdoğan imzalıdır.
    İstese değiştirir. 2002-2005 arasında istediği zaman yapabileceğini gösterdi !..

    Müjdat Gezen bugunku Milliyet’te ne güzel anlatmis durumu:

    ” Yok Ergenekon geliyor, telefonlarım dinleniyor, beni de içeri alırlar mı? Örtülü filan değil, açık açık faşizan bir baskı var Türkiye’de. Bu az buz bir şey değil. ”

    Ben, size ATATÜRKÜ ELEŞTİRMEYİN DEMİYORUM Kİ. Ben size GERÇEK DIŞI ŞEYLER YAZMAYA HAKKINIZ YOK DİYORUM.

    *************

    Bakın bu konuda Britannica’da & wikipedia’da yazıyor ki :

    “Atatürk, Osmanlı Imparatorlugunu modern, demokratik ve laik bir ulus-devlete dönüştürmeye çalıştı”.

    http://en.wikipedia.org/wiki/Ataturk

    Zürcher de aynısını gerek kitabında, gerek röportajında yazıyor. Çağdaş ülke üniversiteleri de bunu savunuyor. O dönem bitti. Demokratik hükümetlere ihtiyacımız var. Burda da herkes hemfikir.

    ******************

    Size Amerika’nın en önemli politik yazarlarından Fukuyama’nın kitaplarını, özellikle son makalesini okumanızı tavsiye ederim. Bu konuda bir çok noktanın netleşeceğini sanırım.

    Türkiye’nin hala bu kısır tartışmalardan çıkıp demokratikleşememesi acıdır.

    Saygılar,

  58. Yazan:Ekrem Senai Tarih: Feb 19, 2010 | Reply

    Ahmet bey,

    Sizin Zürcher ile hemfikir olduğunuz kesişim kümesiyle bizim hemfikir olduğumuz küme ayrık kümeler oluşturuyor. Bu yüzden anlaşamıyoruz. :)
    Bir deney vardı NG’de, ters gösteren gözlükler yapıyorlar. Bu gözlüklerle hareket etmekte, yaşamakta güçlük çekiyorsun. Sonra beyin alışıyor ve herşeyi düzmüş gibi görmeye başlıyorsun. Algıladığın şey sana düz gibi geliyor. Sizin için böyle bir durum söz konusu.
    Vaktim olmadığı için ve sizinle tartışmak sürekli, artık yalaa olmuş, “ansiklopedi okuyun” noktasına dolandığı için fazla uzatmayacağım.
    Bu sitede zaten bunun dışında bize sunduğunuz pek fazla bir şey olmadı. Olmayacağa da benziyor. Bu yüzden sizinle tartışmayı gereksiz ve zaman israfı olarak görüyorum. Bu da benim son sözüm olsun. Hayatta başarılar.

  59. Yazan:Ahmet Selçuk Tarih: Feb 23, 2010 | Reply

    PAKİSTAN – TAHRAN DOLAYLARINDAN
    BİR TARTIŞMA NASIL BİTMEZ :))

    Ekrem bey,

    Hiç şık bir veda olmamış bu. Üstelik adaletsiz ve gerçek dışı gene. Zamanınız yoksa yazmasanız da benim de zamanımı almasanız :)

    1. Tartışma şuydu. Siz özde şunu iddia ettiniz: “Atatürk faşist, ırkçı, diktatör, demokrasi karşıtı bir adamdır”

    Ben bunlar GERÇEK DEĞİL dedim. ben kaynak isteyince de Zürcher’i gösterdiniz.

    Ben önce wikipedia’dan; sonra Encyclopedia Britannica’dan sizin yazdıklarınızın GERÇEK DIŞI olduğunu kanıtladım. Yetmedi. Ansiklopedileri tanımadınız, tecahül ettiniz, görmezden geldiniz.

    Zürcher ile irtibata geçtim.

    O da böyle bir şey söylemediğini Atatürk’ün asla faşist ve ırkçı olmadığını söyledi. Diktatör güçlerine sahip olsa bile, “demokrasiyi” her zaman üst bir değer olarak tuttuğunu söyledi. Atatürkçülük için Türk Tarihinin gerekli ve önemli bir dönemidir dedi.

    Ben artık gerçekler yadsınamaz şekilde ortaya çıkınca heyecanlanıp “yalan söylüyorsunuz” dedim.

    Sonra “yalancı” dediğimde sizin kalbinizin kırmış olabileceğimden çekinerek özür bile diledim. Keşke siz de bu kadar duyarlı olsanız da ölmüş bir adamın arkasından gerçek dışı şeyler söylemeseniz.

    Peki şimdi hala Atatürk faşist mi, ırkçı mı, onun yüzünden mi demokrasi yok ??

    Hala ısrar ediyorsanız, bu sefer “yalancı” falan demem. “Pes” derim ben !.. :))))

    ****************

    2. Ben burada fikir tartışması yapmadım, yapamadım. Çünki yazılanlar GERÇEK değildi, onların GERÇEĞİNİ bulup yazdım.wikipedia’dan yazdım. Olmadı. Encyclopedia Britannica’dan yazdım. Olmadı.
    Üniversiteden yazdım. Olmadı. Kanıt gösterdiğiniz adamlardan yazdım. Olmadı.

    Gene bir şey katamadıysam. Katamamışımdır. Ne yapalım :)

    Ama ben burada çok şey öğrendim. Sizden değil canım, keşke öyle olsa :) Bu yanlışları yazarken hep araştırarak ansiklopedilerden ve bilimsel yayınlardan bir çok şey öğrenip, yazdım. Hatta Zürcher dahil birkaç önemli akademisyen ile de tanıştım.

    Sizin GERÇEK gibi bir derdiniz yok tabii. Sizin kendi yazdığınız kütüphaneniz ve kendi gerçekliğiniz var. Bu gerçeklik, dünyayla örtüşmüyor ama. E, olsun canım o kadar :)

    NG örneğiniz de alakasız olmuş. Birimizden birinin gözlükleri bozuk o kesin. Ama benim gözlüğüm bütün çağdaş ülkelerde ve üniversitelerde aynı gösteriyor. Sizinki İran’da çalışır, Türkiye’nin bazı bölgelerinde çalışır ama Batıya geldikçe tutukluk yapar, hiç göstermez. Aman dikkat !..

    **************

    3. Aynı toplumda farklı GERÇEKLİĞE sahip topluluklar yaşayabilir mi? Elbette.

    Çağdaş ülkelerde belli bir tarikattaki müritlerin kendilerine göre bambaşka gerçeklikleri vardır. Amerika’da toprağın 3m. altında cehennem olduğuna inanan milyonlarca insan yaşıyor desem, sanırım anlaşılır. Avrupa’da da bir çok tarikatın, farklı dinler ve peygamberlerin farklı gerçeklikleri olabiliyor.

    *****************

    4. Yunus Emre ne demiş? YA GÖRÜNDÜĞÜN GİBİ OL, YA DA OLDUĞUN GİBİ GÖRÜN.
    Burada müsadenizle hala gördüğüm çelişkileri söyleyeyim.(herkes yandaş olacak diye bir şey yok:)

    Nazım Hikmet, Komünistti. Türkiye’den kaçtı, Sovyetler’e gitti. Saygı duyarım

    Mehmet Akif, dinciydi. Türkiye’den kaçtı, Mısır’a gitti. Ama yapamayınca döndü. Saygı duyarım.

    Laikliğin kalesi Fransa’dan yayın yapıyorsunuz. Saygı duyarım. Ama Atatürk’ün Fransa’dan bire-bir aldığı laikliğin karşısındasınız. OLMAZ.

    Çağdaş uygarlığı seviyorsunuz, ama Türkiye için onu hedef almış Atatürk’ün karşısındasınız. OLMAZ.

    Ben şu an Avrupa’dayım. Sanırım hayatıma burada devem edeceğim. Liberal, laik, bilimsel ve evrensel kardeşliğe açık bir değerler toplumu. Benimsiyorum ve benimsediğim için buradayım zaten.

    Bu uygarlığı Türkiye’ye getirmeye çalışan Atatürk’ü de seviyorum. Pakistanlı, İranlı, Arapla bir sorunum yok ama onların sistemlerini benimsemiyorum. O yüzden orda yaşayamam.

    Sizin söyleyip savunduklarınız bir Pakistanlı, İranlı ya da Arap ile bire bir örtüşüyor. Ama verilen örnekleriniz ve hedef Amerika ve Avrupa’dan. Yazdıklarınız ise AB, ABD ve Japonya gibi çağdaş demokrasilere bütünüyle ters.

    Çağdaş Bilimin ansiklopedilerine bakmıyorsunuz, Pakistan veya İran kıvamında bir kütüphane oluşturmuşsunuz. Bu ayıp da değil. Sadece dürüst olmanız lazım. Keşke ama keşke, şu sitede bir çözüm bir öneri bir argüman görebilmiş olsam.

    E, madem öyle gidin bire-bir Pakistan veya İran’da yaşayın. Mantıklı olmaz mı? Tam anlamıyla olmasa bile %90 oranında sizin savunduklarınızı savunuyorlar. Orada sistem işliyor mu görürsünüz. Yok oraya da gitmezsiniz ama :))

    Yani tam bir ÜTOPYA var ortada. Bir Arap veya Pakistanlının yaptığını yapıp, Fransa veya İngiltere yaratıcaksınız. Mümkün mü bu?

    Bunu da nasıl yapacağız? Anca Atatürk’ü yererek, kötüleyerek :)

    Ben almıyım, alana da mani olmıyım :))

    Hadi bakalım size kolay gelsin.

  60. Yazan:Ahmet Selçuk Tarih: Feb 23, 2010 | Reply

    Ekrem bey,

    Neyse, ya. Sizin vedanız şık olmamıştı ama, ben de gene inciğine cinciğine girmişim. Okudum da; benim yazım da pek şık olmamış :(

    Uzatmaya gerek yoktu aslında. Kendimi kaptırıp uzun uzun yazmışımmm, uslubumu da sevmedim- aceleye gelmiş :)

    Demokrasi farklı gerçeklik, farklı inanç ve farklı fikirden insanların bir arada yaşayabilmesidir. Mümkündür.

    Evet, bazı çelişkiler gözlemledim sizde ama o çelişkilerin bolcası bende de var.

    Bu ülkeye Atatürk ü seven insan kadar, Atatürk ü sevmeyen insan da lazım.

    İşin komik tarafı, Zürcher’le yazışmamı bir arkadaşa göstermiştim. O da adama yazdığı bir 10 sayfalık yazıyı göndermiş okusun, fikrini söylesin diye !..

    Zavallı adam, bi başını kaptırdı alamıyor ki bizden !:))

    Ama tüm olumsuzluklara rağmen onla da tanışmak güzeldi, sizle de.

    Ben herkese tüm samimiyetimle başarı ve mutluluklar diliyorum…

    (bazen de dilmeyip parçalara ayırıyorum :)

  61. Yazan:aziz yılmaz Tarih: Feb 23, 2010 | Reply

    Ahmet bey,
    Doğrusu son iletinizle şaşırttınız beni.
    Neden diye soracak olursanız,-bence-fikirleri size uymayan katılımcılar olunca intikam duygularınız ağır basarak sizinle aynı görüşte olmadığını düşündüğünüz tüm kesimleri ötekileştiriyorsunuz.
    Oysa muhatabınız Ekrem beydi.Evet,haketmediğinizi düşündüğünüz ithamlardan dolayı cevap hakkınız olmalı,buna saygı duyarım.Ekrem bey,ben veya bir başkası,elbette fikirler dışında üsluba,nezakete itiraz etmenizi anlarım.

    Fakat Ekrem beyin yorumundan hoşnut olmamanın ucu İran’lara,Afganistan’lara,Pakistan’lara varmamalıydı.

    Bu sitede ortadoğu ülkelerinin yönetim modellerine özlem duyduğunu düşündüğünüz insanların-yazarların,yorumcuların-hiçbirinin anılan ülkelerin yönetimine sevdalı olduklarını ima edici bir görüşe rastlamadım bu güne kadar.Yok böyle bir şey.Bilmiyorum ben duymadım…En azından sitede yayımlanan yazılardan-siz her ne kadar “kendi bilgi arşivleri”deseniz de-böyle bir izlenim edinmedim.

    Zira zikrettiğiniz totaliter rejimleri öven bir yazı bulamazsınız.Açın İran,Arabistan,Pakistan vs gibi ülkelerle ilgili yazılara bakın,sayısız makale var.Özellikle de İran örneği sıkça işlenir.Bildiğim kadarıyla bizde kadınların zorla başının açtırılması bireysel hak ve özgürlüklere nasıl aykırı bulunuyorsa,örneğin İran’da zorla kapatılmasının demokrasiyle,insan haklarıyla bağdaşmadığının altı çizilir.

    Doğrusu da budur zaten.İnsanların ahlak anlayışını,tercihlerini,moral değerlerini devletler/kurumlar tanzim edemez.Bu tarz bir müdahale demokrasinin ruhuna aykırıdır.

    Ha,siz demokrasisi gelişmiş ülkelerde bu tarz yaptırımlar yoktur,olamaz derseniz size hak veririm.Fakat İran,Pakistan örneklerinden yola çıkarak Türkiye’yi demokrasi timsali gösteremezsiniz.Bu yaklaşım kusura bakmayın ölümü gösterip sıtmaya razı etmek olur.

    Ve…Gerek cumhuriyetin ilk yılları gerekse günümüz Türkiye’sinde demokrasi henüz tam yerleşmiş değil,halihazırda bir hukuk devleti olamadık demek İran,Arabistan vs rejim modellerine sevdalı olmak,o tür “emeller”peşinde koşturmak anlamına gelmemeli.Fakat siz maalesef böyle bir okuma içine giriyorsunuz.

    Zira bu okuma biçimi hemen hemen bütün yorumlarınıza sinmiş gibi.Bir konu tartışıyoruz,siz,uluslar arası hakemli dergilerden,ansiklopedilerden,”sizin arşiviniz”,”bizim arşivimiz”vb şekilde bilgiyi,duygu ve düşünceleri sınıflandırıyorsunuz.

    Tamam bilgi kanıtlanmış bilimsel verilere,tarihsel gerçeklere dayanmalı.Buna hiç birimizin itirazı yok.Fakat yaşadığımız her gerçeği de “durun bakalım ansiklepedi buna ne diyor” diyemeyiz.Önemli olan doğruları bulmaktır ve her doğrunun/yalın gerçeğin salt ansiklopedilerle elde edilmesi gibi kesin bir kural olamaz.Sonuçta “yanılmaz”dediğiniz hakemli dergileri kaleme alanlar da sizin benim gibi insan.Biz 1915 Ermeni hadisesinden söz ederken “sözde”diyerek savunmaya geçeriz mesela,sizin hakemli dediğiniz bilimsel tarih tezlerinde ise varsayalım ki “soykırım”olarak geçti.Peki buna ne diyeceğiz?Tarihin bir döneminde yaşanmış bir dramı “hakemlerden”sorarak iddialşaya devam mı edeceğiz:)Oysa hiç yaşanmaması gereken kara bir lekedir insanlık adına.Ermenisi,Türkü,Kürdü,Müslümanı…o tarih kesitinde o bölgede yaşayan pek çok insan bundan zarar gördü…Hâlâ iki topluluk arasında silinmeyen düşmanlık izleri var.Ha,sorumluları var mıdır?Vardır.Bitmeyen iktidar hırsı,kötü yöneticiler vs. asırlarca birarada yaşamış halkları çatıştırıp birbirine düşman yaptı.Hadise budur.Fakat bizim tarihçiler başka telden,çok güvenilir bulduğunuz hakemli kaynaklar başka telden çalıyor.Çünkü lehte veya aleyte ne yazılmışsa,ne arşivlenmişse “insan yapımı”dır;muhtemeldir,tarihsel bir veriyi kitap sayfalarına taşıyan tarihçi/akademisyen/bilim insanı…duygularından bağımsız hareket edememiştir.Yanılabilir,yanlı ve taraflı davranabilir ve en nihayetinde daha bir “üst kurul”da benzer durumu yaşayabilir.Örneğin güvenilir bulup “bilirkişi”olarak tayin ettiğiniz tarafsız hakemli kurulların ABD,İsrail gibi saldırgan ülkeleri nasıl tanımladıklarını gerçekten merak ediyorum.ABD Irak’a girip yakıp yıktığında ya da İsrail devleti çocuklar dahil sivilleri katlettiğinde bu kurullar bu ülkelere “terörist devlet”,”faşist yönetim”gibi tanımlamalar mı kullanıyorlar.Ah bir İngilizcem olsa da öğrensem:)
    Fakat bu ülkelerin wikipedyada terörist devletler olarak tanımlanmıyor oluşları,bu devletlerin insanlık suçu işlemediği anlamına gelmez,gelmemeli.Ansiklopedide yazmıyor diye siz,ben veya bir başkası ikna olabiliriz.Peki savaşla,yıkımla,tecavüzle ve her türlü insanlık dışı uygulamalarla büyüyen Irak’lı,Filistin’li çocuklar ne düşünür acaba?

    Bu bakımdan size dostça bir uyarı,şu “ansiklopedi böyle diyor,siz hâlâ inanmıyor musunuz?”demekten vazgeçin lütfen.
    Dostlukla.

  62. Yazan:Ekrem Senai Tarih: Feb 23, 2010 | Reply

    Ahmed bey,

    Veda olarak size faydası olacağını ve sizi zenginleştireceğini düşündüğüm birkaç tavsiyeyi dinlemenizi rica ediyorum.
    1. Gerçek kimsenin tekelinde değildir. Bu yüzden insan yanılabileceğini düşünerek hata payı bırakmalı, tevazu sahibi olmaya çalışmalıdır.
    2. Tartışmaları kişiselleştirdiğiniz zaman sadece nefsiniz tatmin sağlar. O tartışmadan entelektüel bir fayda sağlanamaz.
    3. Samimiyet önemlidir. Diş gıcırdatıp yorumlarınıza smiley figürleri eklerseniz bu itici bir şeydir. Ayrıca smiley, komik bir şey anlatıyorsanız konur. Her cümlenin sonuna koyarsanız, yazının içeriği komik bir şey değilse bu, okuyucuda rahatsızlık oluşturur.
    4. Klişelerden kaçınmak gerekir. Dindar her insan İran rejimini, Suudi Arabistan’ı beğenmez. Beğenenler vardır elbette ama beğenmek zorunda değildir.
    5. Muhatabınızı sürekli Türkiye’den kovma, bir yerlere gönderme arzusu, Atatürk faşist olmasa bile tilmizlerinin faşizan eğilimler taşıdığı duygusunu oluşturabilir. Bu yüzden yanlış bir taktiktir.
    6. Bir tartışma argümanı çok güçlü olabilir ama her tartışmada “maymuncuk” gibi aynı argümanı kullanırsanız sıkıcı olursunuz, kimse sizinle tartışmak istemez. Tabi amacınız buysa etkili bir metod olduğunu hepimiz görüyoruz.
    7. Muhatabınızı yalancı olarak yaftalıyorsanız bunu sağlam bir temele dayandırmalı ve herkesi ikna etmelisiniz. Mesela “hayır sizin atıfta bulunduğunuz kaynakta Kazım Karabekir öyle demiyor, şöyle diyor” diye düzeltirsiniz. Herkes de, ben de kendimin yanıldığını anlarım. Tabi ben olsam böyle bir durumda dahi muhatabımı “yalancılık”la suçlamaktan haya ederim. “Yanılıyorsunuz”, veya “çarpıtıyorsunuz” diyebilirim en fazla. Ama “yalancılık” bir karakter yaftalamasıdır. “Sen adi, beş para etmez bir adamsın” demekle arasında çok fazla bir fark yoktur. Bu yüzden üslup önemlidir. Çok haklı olsanız bile üslubunuzdan dolayı çok şey kaybedebilirsiniz.
    8. Kimse kimseyi sevmek, minnet duymak, saygı duymak zorunda değildir. Adam tanrıyı bile inkar ediyor, Mustafa Kemal’in bir ayrıcalığı olmamalı öyle değil mi?
    9. Fransa’da oturup Fransız laikliğini eleştiremezsiniz demek absürd bir şeydir. Ayrıca Fransızlar da, Türkiye’deki laikliğin Fransa’dakinden çok farklı baskıcı bir şekil olduğunu söylerken.
    http://www.haber10.com/haber/114392/

    Son olarak, Zürcher’e gönderdiğiniz soruyu ve onun cevabını bize sansürsüz olarak gönderebilirseniz, hem kendisinden bir teyid ve izin alma imkanımız olur. Hem de sizin adınıza burada bir yazı yayınlarız, insanlar da Zürcher’in Mustafa Kemal hakkında ne düşündüğünü öğrenmiş olur. Tabi siz aranızdaki yazışmaları dedikodu tarzında sürdürmek istiyorsanız, bu yöntemin pek güvenilir olmadığını ve kimseye bir faydası olmadığını söylemeliyim. Ben de dün Deniz Baykal’la görüşüyordum, bana “aslında Tayyip çok başarılı, helal olsun” dedi dersem bana “sen ne sordun da öyle dedi, ne zaman sordun, tam olarak böyle mi dedi, başka bir şey mi kastetti…” filan diye sorarsınız öyle değil mi? Dedikodu tarzında gitmeyelim isterseniz.
    Bakın bunu yayınlarsanız harbi bir katkı yapmış olursunuz bize.

  63. Yazan:Ahmet Selçuk Tarih: Feb 24, 2010 | Reply

    AVRUPA GÖSTERİP, PAKİSTAN VURMAK :)

    Aziz bey,

    İletiniz için teşekkürler.

    Evet, Pakistan, İran, Mısır SOMUT OLARAK söylenmiyor. Çünki ülkelerin bulundukları durum ortada.Yarı modernleşmiş- yarı modernleşememiş Türkiye’den daha kötü durumda oldukları da ortada.

    O yüzden “demokrasi” deniyor. E, orda da demokrasi var. Bizim “şu an için” tek farkımız “sözde laik” olmamız. Onu da yok ettik mi, Pakistan, Mısır veya İran’dan bir farkımız kalmıyor.

    (Arapçı-Sunni) İslam’ın en üst değer olduğu bir demokrasi. Burada satır aralarında istenen bu. Buna da hiçbir site yazarının itiraz edeceğini sanmıyorum. Bunu uygulayan ülkeler de belli.

    Ha suni değil de, şii olur. Aynı dogmacılık, aynı mentalite. Hatta Hristiyanlık koyarsınız, İslam’ın yerine Ortaçağ Avrupası olur. Karbon kopyası gibi aynıdır.

    Burada bir kişi bile itiraz ederse umut var demektir. Çünki Çağdaş Avrupa’yı doğuran bu itirazdır. Vicdan itirazı, adalet itirazı. Voltaire’in yaptığı gibi mesela. Bugün ona da atıfda bulunan çok güzel bir yazı yazmış Metin Münir.

    http://www.milliyet.com.tr/iyilik-yapmaya-calisti-ama-/metin-munir/ekonomi/yazardetay/24.02.2010/1203105/default.htm

    Avrupa’da Çağdaş demokrasinin gelişimi üzerine wikipedia’ya post etmek için ansiklopedi vs. kaynaklardan toparladığım yazılar vardı, zamanım olursa toparlayıp gönderirim.

    **********

    Avrupa’nın en önemli değeri Laiklikdir. Üstelik Türkiye’deki gibi sözde bir laiklik de yokdur. Katı ve sert bir laiklik vardır. Ha, bu sert laikliğin sağladığı muazzam bir din özgürlüğü de söz konusudur. (Bkz. wikipedia, encyclopedia Britannica, dünya üniversiteleri vb.)

    Siz Laikliği İslam’ın üzerine koyamazsanız, ne Avrupa Demokrasisini istiyorsunuz demektir, ne de Amerika, ne de onların izinden giden Japonya.

    ÇAĞDAŞ DEMOKRASİLERİN BİR ORTAK YÖNÜ VARDIR: LAİKLİK DİNİN ÜSTÜNDEDİR. DİN, ALLAH İLE KUL ARASINDADIR.

    Bu sitede “Demokraside Laiklik İslam’ın üzerindedir” kim diyebilir? Kimse. Bunu diyemeyen demokrasiler neler? Pakistan, Mısır, İran vs. Arabistan’da demokrasi de yok çünki.

    İslam’ın altında kurulan demokrasilerin durumu ortada. Din, Tanrı ile kul arasında bırakılmadığı müddetçe kullanılır, sömürülür, zulum aracı olur. (Bkz. ansiklopediler:)

    ***

    Bu benim fikrimdir. Ama fikirler bilgiler/olgular üzerine inşa edili tabii ki. Ama arkadaşlar bambaşka bilgiler olgular savunuyorlar. Bir referansımız olması gerekmiyor mu sizce? Herkes ak’a kara, kara’ya ak diyebilir mi?

    Yukarıda yazdıklarım Çağdaş dünyanın kabul ettiği bilgiler. Karşınızdaki kişi bunları reddederse ne yaparsınız?

    Soruyorum: ansiklopediden/ hakemli yayınlardan başka nereye sığınabilirsiniz?

    Daha önce çok yazdım bu konuda, Aziz bey. Burada çağdaş dünyanın dışında bir gerçeklik var. Kemalistler dünyadan kopuk deniyor ya, bence hiç kusura bakmasınlar bu site dünya gerçekliğinden kopuk.

    Sorun mu? Değil. İstediklerine inansınlar, istediklerini düşünsünler.

    Ben sadece burada bir değişik bakış yansıtmaya çalıştım. Bir hata yaptıysak affola.

    Dostlukla,

  64. Yazan:Ahmet Selçuk Tarih: Feb 24, 2010 | Reply

    İŞTE BUNU SEVİYORUM !..
    —————————

    Ekrem bey,

    İletiniz ve uslubunuz için teşekkürler. Benim de sizden beklediğim bu.

    Bir önceki iletiniz şık değildi, benim de yazdığım şık olmamıştı ve bundan rahatsız olup bir ileti daha yazmıştım zaten.

    *************

    1. Benim de savunduğum bu.
    2. Kesinlikle öyle.
    3. Diş gıcırdatma kişisel bir algılamadır. Ben gülümseyen yüzü, suratımda veya sesimde bir gülümseme oluştuğunda kullanıyorum.
    4. Doğru.
    5. Asla böyle bir niyetim yok. Bunu söyleyenleri de şiddetle kınarım. Herkes bu memlekette özgürce yaşasın. Kimseyi kovamam da, zaten Türkiye’de değilim şu anda :)
    6. Yorum yok :)
    7. Bu konuda daha önce de yazdım. Atatürk’ün faşist ve ırkçı olmadığını defalarca ansklopedi ve bilimsel kaynaklardan göstermeme rağmen ve üstelik “sizin kanıt olarak gösterdiğiniz” akademisyen de aynı şeyleri söylüyor olmasına rağmen hala bu iddialara devam etmeniz üzerine bir patlama yaşadım. Gene de öyle bir laf kullanmamalıydım. Özür diledim. Peki siz dileyecek misiniz, çünki faşist ve ırkçı olmayan bir insana öyle dediniz?
    8. Olmamalı.Atatürk’ü eleştirmeniz beni rahatsız etmez. Defalarca dedim: ben sadece gerçeğin çarpıtılmasına karşıyım.
    9. Bravo!.. Referans istemeniz ne kadar güzel. Yazışmalar İngilizce. Moderatör eğer bana bir ileti atarsa, Zürcher’in de onayıyla, ben de ona yazışmayı memnuniyetle gönderirim. Ama Britannica’dan referanslar da veririm ona göre :)

    Fransa’daki laiklik, TürKiye’den çok daha güçlüdür. Ben Türkiye’yi laik olarak görmüyorum.
    Komedi bir laiklik var.Devlet arapçı-sunni İslamı yaymak ve düzenlemekle görevli.

    Laikliği anlamak lazım. Nasıl çıktığını, anlamını ve önemini vesaire.

    http://www.britannica.com/EBchecked/topic/532006/secularism

    Ayrıca, kusura bakmayın ama ben Sabah gazetesinden bir haberin çok da referans olabileceğine inanmıyorum. Söyleşiyi okudum. Verilen bilgiler çok da yanlış değil ama gazeteci yanlı yaklaşıyor. Bazı oynamalar hissettim.

    Evet, güzel. Tartışmanın belli bir akademik ve düzeyli bir havaya bürünmesi şık oldu.

    Saygılar,

  65. Yazan:Cengiz Cebi Tarih: Feb 24, 2010 | Reply

    Evet, güzel. Tartışmanın belli bir akademik ve düzeyli bir havaya bürünmesi şık oldu.

    Evet.

    Ekrem bey’in nihayet akademik ve düzeyli bir havayı ‘yakalamış’ olması büyük bir başarı.

    Kutlarım Ekrem Bey’i.

    Darısı diğer arkadaşların başına. :))

  66. Yazan:MB Tarih: Feb 24, 2010 | Reply

    Ahmet Bey


    Bu sitede “Demokraside Laiklik İslam’ın üzerindedir” kim diyebilir? Kimse…(A.S)

    Elmayla armutu toplamaya çalışmışsınız…Sapla samanı karıştırmayın lütfen. İki yanlış bir doğru etmez…


    İslam’ın altında kurulan demokrasilerin durumu ortada. Din, Tanrı ile kul arasında bırakılmadığı müddetçe kullanılır, sömürülür, zulum aracı olur. (Bkz. ansiklopediler:)(A.S)

    Resmen Recep Peker zihniyeti…O’da şöyle demişti:
    “Türkiye’de din telakkisinin hududu, yurttaş vücudunun cildini aşamaz.”
    Aynı zihniyet…Kamalist zihniyet hiç değişmeyecek malesef.
    “1930’larda çakılı kaldınız” dediğimiz zaman da bozuluyorsunuz…

    Ayrıca dini vicdanlara hapsetmenin ya da dini kontrol altına alma çabalarının ardındaki niyeti aşağıdaki linklerde okuyabilirsiniz. Vikipedia da bu bilgiler yer almayabilir:)
    O halde bu yazılarda efsane ama olsun ilginizi çekebilir…

    Din Özgürlüğü’ne Genel Bir Bakış

    Din ve Vicdan Özgürlüğü II

    Din ve Vicdan Özgürlüğü III

    Bir diğer mesele
    Verdiğim linklerden alıntı yapmak istiyorum

    Tabii burada dinin kontrol altına alınması gereken tehlikeli bir dogma olduğu sonucu ortaya çıkmaz. Ya da kimilerimiz, Türkiye’de çok yaygın bir klişe olan; “‘Evet, evet, din zaten siyasete hiç karışmamalı, vicdanlarda yaşamalı’ diyebilirler” Oysa bu peşin hükümlü bir genellemedir. Çünkü dinin siyasete karışarak insanlık adına, özgürlük, adalet ve barış getirdiği bir düzine, tarihsel olay da sayabilirim. Kaldı ki, bir dinin hayatın hangi yönlerini düzenleyeceği konusunda o dinin kendi kaynakları ve inananları dışında kimsenin karar verme yetkisi de yok. Meselenin bir diğer boyutu ise, yukarda anlatılan despotik ve zulüm olayları din boyutlu gibi görünse de, bu çoklu durum sadece din değil, din-dışı felsefeler ya da ideolojiler ve her türlü -izm’ler için de geçerli. Örneğin diyalektik materyalizmin siyasete karışması, ‘silahlı propaganda’ya koyulmuş Leninist bir komünizm şeklinde de olabilir.

    Son olarak Ansiklopedist zihinlere en güzel cevabı Sevgili Enver Gülşen Bey verdi…Sanırım gözden kaçırdınız :)

    Akademik Seçkincilik ve Demokratik Ahlak

    Yorumu acele yazdım Ahmet Bey, sürçi lisan ettiysem affedin…

    Saygılar…

  67. Yazan:çuvaldız Tarih: Feb 24, 2010 | Reply

    Köşe yazarlarının YORUMlarını ve haberleri ihbar olarak kabul ettiklerini aktaran Yalçınkaya, ‘Bunların doğruluğunu değerlendiriyoruz. Bu inceleme demektir. Şu anda bu aşamada.’ açıklamasını yaptı.
    Yalçınkaya, incelemede delillerin ciddi bir hal olması halinde, soruşturma safhasına geçileceğini aktardı.
    http://video.cnnturk.com/2010/haber/2/24/yalcinkayadan-kapatma-davasi-aciklamasi

    Ayrıca, kusura bakmayın ama ben Sabah gazetesinden bir haberin çok da referans olabileceğine inanmıyorum. Söyleşiyi okudum. Verilen bilgiler çok da yanlış değil ama gazeteci yanlı yaklaşıyor. Bazı oynamalar hissettim.(A.S)

    Yalçınkaya, ”Her parti için kapatma davası açılıp açılmayacağı kendi fiilleriyle ölçülür. Bunu partiler zaten hisseder” dedi.

    :))

    Cengiz bey,

    Bu oldukça şık akademik ve düzeyli hisleri yakalamayı başarabilmek öyle her eğitimli babayiğidin harcı olmasa gerek!
    Hissedebilenler, hissedebilme potansiyeli yüksek olanları seçip, oldukça hisli bir eğitime tabi tutuyor olmalılar!

  68. Yazan:Ahmet Selçuk Tarih: Feb 25, 2010 | Reply

    Ben de google a “hissettim” yazdım.
    Şunlar çıktı:

    “Attığı golde ofsayt pozisyonunda olduğunu itiraf eden Alman golcü Miroslav Klose, “Oyun sırasında ofsaytta olduğumu hissettim. Ama emin değildim. Sonradan pozisyonun tekrarını izlediğimde hakemin yanlış karar verdiğini gördüm” dedi.

    *****

    ….Zaten Cem Yılmaz’ın gergin bir seti yoktu. Tüm oyuncular çok güzel ağırlandı. Açıkçası bu açıdan sette kendimi kraliçe gibi hissettim.

    *****

    Dudakları aşk, yanık kordu
    Zirvelerden gelen Irmak oydu
    Çorak gönlümün yatağı doldu.
    Selvilerim,nergisliğim,baharım
    Sen hayat,sen su oldun bana.
    Berrak berrak hissettim SENi.

    ****

    Şimdi burdan dehşet verici de bir mantık çıkarayım.

    Mmmmm…

    Ya da böyle kesip biçip bırakayım. O zaman daha çok kafa karıştırırım.

    Di mi Kenan amca? Hörmetler Kenan amca.

    Beni siz yarattınız Kenan amcacım.

    Hörmetler netekim :)

  69. Yazan:Ahmet Selçuk Tarih: Feb 25, 2010 | Reply

    Cengiz bey,

    Siz ne demek istiyorsunuz?

    Bu yaptığınız bir tahkir. Ben bunu anlamadım mı sandınız?

    Yani Ekrem bey düzeyi yakaladı, biz yakalayamadık demeye getiriyorsunuz. Bu kesinlikle tahkirdir.

    Beni ve yandaşlarımı tahkir ediyorsunuz.

    Kınıyorum.

    Esefle kınıyorum sizi.

  70. Yazan:Ahmet Selçuk Tarih: Feb 25, 2010 | Reply

    Sayın MB,

    Hiç de elma ile armut değil. Toplum düzenleri arasındaki belirgin ayrımdır bu. Dinsellik ve Laiklik. Ortaçağ ve Modernite.

    Tarihsel süreç şöyle evrildi

    1. Dinin toplumu yönettiği dönem. Ortaçağ Avrupası. Ortaçağ ve Yeniçağ Japonyası. Günümüz İslam ülkelerinin çoğu.

    2. Dinin kişisel alana çekildiği, toplumun işleyişine sokulmadığı dönem.(AB, ABD, Japonya, Kore, Avustralya …)

    Siz birinci düzeni Kabul edebilirsiniz. Saygı duyarım. Sizin için en yukarda (Arapçı-Sunni) İslam var. Bunu da inkar etmiyorsunuz zaten; prim de getiriyor, neden edesiniz ki…

    Ama ikinci aşamadaki demokrasilerde yaşamayı seviyorsunuz. Bu büyük bir çelişki bence.

    “Hristiyanlık her şeyin üstündedir” deseler, siz Fransa’da rahat yaşayamazsınız, Almanya’da o kadar Türk yaşayamaz, Niye Türkiye’ye dönmüyor oradaki yaklaşık 3 milyon Türk ??

    Çünki “Laiklik, İslam’ın da Hristiyanlığın da, diğer bütün dinlerin de üstünde” kabul edildiği için.

    Her hangi bir dünya kütüphanesi, her hangi bir dünya üniversitesi, her hangi bir dünya ansiklopedisinde yazar bunlar. Ah, gene ansiklopedi dedim, kütüphane dedim ; kızmayın canım, görmezden gelin :)

    *************

    Sorun da işte burada Mehmet bey, siz kendi kütüphaneniz, kendi gerçekliğinizi yaratmışsınız.Gerçekler veya bilimin evrenselliği yok. Kapalı bir ideoloji bu. Yandaşlar destekliyor sadece.

    *****************

    Gönderdiğiniz makaleye baktım da, makale gene aynı isimlerin makalelerinden yararlanarak yazılmış. Efsaneler, söylenceler.. Mesela pek sevmezsiniz ama size iki gerçek söyleyim Medine ve Arabistan konusunda.

    1. Medine’de 1960’lara kadar sokak pazarlarında tapusuyla köle satılmaktaydı. Dış ülkelerin baskısıyla 1960’lardan sonra kaldırıldı. Bkz. Üniversite kaynakları

    2. Suudi Arabistan ve İran’da din değiştirmenin suçu ölümdür. (Tarih boyunca hep böyle olmuştur, kölelik gibi 50 yıl once bitmemiştir yani :)

    Neyse siz bir ütopya yaratmışsınız, ona da inanmışsınız.

    Yani, hangi bir yerinden tutayım. Gene aynı yazıdan devam edeyim. Yabancı kaynak olarak bir Amerikalı düşünür verilmiş. Şöyle denmiş:

    “Sayın Mustafa Akyol ise konuya biraz daha derinlik getiriyor ve Amerikalı düşünür Richard John Neuhaus’un “Çıplak Kamusal Alan” (The Naked Public Square) adlı kitabında alıntı yaparak…”

    Gerçekler şöyle (http://en.wikipedia.org/wiki/Richard_John_Neuhaus’dan):

    1. Richard John Neuhaus bir rahiptir, din adamıdır. Politikanın içinde ve Cumhuriyetçidir. Bilimle uzaktan yakından bir alakası yoktur.

    2. George Bush’un da resmi olmayan danışmanıdır. Bush ile o kadar samimidir ki Bush ona “Richard Baba” der. Bal gibi politik bir adamdır yani.

    3. Mustafa Akyol ismini Bush’çularla yakından duyuyoruz zaten. Amerika’dan kovulan “Akıllı Tasarım” projesini gene Bush ekibi ve AKP desteğiyle Türkiye’ye yaymaya çalışan kişidir. Gülen’in sahibi olduğu derneklerin de üyesidir. Ayrıca , bu sitenin de değişmez yazarıdır.

    4. Ne güzel saadet zinciri taa Bush’dan, bu siteye kadar uzanıyor…

    Benim gözlemim şu:

    Tarikatınıza mürit yetiştirir gibisiniz. Varsın gerçekler biraz çarpılsın, varsın yanlışlar olsun…

    İkna edebiliyor muyum? Ediyorum.

    Safıma katabiliyor muyum? Katıyorum. Nokta.

    İşte laik demokraside böyle bir şey yok.

    Aydınlanma ve vicdan çok farklı bir şey.

    Maalesef Yandaş çemberinin içinde (müteahhit, iş adamları, politikacılar vb.) olanların keyifleri yerinde; ortaçağın kilisesi derebeyleri gibiler, cennette de yerleri hazır nasıl olsa…

    Ama o sömürülen kitleler bir gün uyanır. Tarihte hep böyle oldu.

    Onlar uyanana kadar benden size iyi eğlenceler, her bir yandaşa laf yetiştiremem, zaten ezberiniz/dogmanız sağlam, yazdıklarım havada kalıyor zaten :)

    Söyleyeceklerimi zaten söyledim. Sizin söyledikleriniz de belli. Yandaşlar da ortada.

    Herkese hayatında başarılar…

  71. Yazan:toruk Tarih: Feb 25, 2010 | Reply

    Sayın Ahmet Selçuk,

    Ansiklopediden, hakemli kaynaklardan ve referanslardan soğusam hakkım var diye düşünüyorum. Çocuğa yemek yedireyim derken ısrarından ötürü yemekten soğutan annenin hâli misali kaş yapayım derken gözümüzü çıkarmak üzeresiniz.
    Karadeniz yöresi oyunlarındaki, horondaki kıvraklığı hamsiye bağlarlar. Karadeniz insanındaki (acayip güzel insanlardır) bu diretme, dayatma olayı da, (yakın arkadaşlarımda da var bu), galiba yaylalara, dağlara, yamaç evlerine tırmanan insanın o tırmanış sürecindeki gayreti, direticiliği, gözünün birşey görmemesi durumlarının genlerine geçmesinden olsa gerek.

  72. Yazan:çuvaldız Tarih: Feb 25, 2010 | Reply

    Okuduklarını anlayan birinin varacağı doğru kelime “çağrışım” olmalıydı. Dolayısıyla herhangi bir motor ile aratılması gereken doğru kelime; “çağrışım” idi!
    Yardımı olur;

    çağrışım
    1. Bir düşünce, görüntü vb.nin bir başkasını hatırlatması
    2. Davranışlar, düşünceler ve kavramlar arasında yer ve zaman birliğinin etkisiyle kurulan bağlantılar sonucu, bilinç alanına bunlardan birisi girdiğinde ötekini de bilince çekmesi olayı, tedai
    Güncel Türkçe Sözlük
    ________________________________________
    çağrışım İng. association
    1. Yer, zaman, neden, etki ve sonuç bakımından aralarında birlik, benzerlik ya da karşıtlık gibi ilişkiler bulunması dolayısıyle düşüncelerin kendiliğinden birbirini ansıtması olayı.
    2. Ruhsal etkinlikler ve durumlar arasında kurulan görevsel ilişkiler.
    BSTS / Eğitim Terimleri Sözlüğü 1974
    ________________________________________
    çağrışım İng. association
    Ruhsal olayların istencin aracılığı olmadan, kimi kez de istencin direnişine karşın birbirlerini bilinç alanına çekmesi. // Aristoteles’ten beri dört çağrışım yasası (ilkesi) kabul edilir: benzerlik, karşıtlık, yerce birarada bulunma, zamanca birbirinin ardından gelme.
    BSTS / Felsefe Terimleri Sözlüğü 1975
    ________________________________________
    çağrışım İng. association
    Davranışlar, düşünüler ve kavramlar arasında, yer ve zaman birliğinin etkisiyle kurulan bağlantılar sonucu, bilinç alanına bunlardan birisi girince ötekini de bilince çekmesi olayı.
    BSTS / Ruhbilim Terimleri Sözlüğü 1974
    ________________________________________
    çağrışım İng. association of frames (of pictures)
    1. Görüntülerin içerdiği kavramların izleyicide yeni kavramlara yol açması durumu ; bu yolla izleyiciyi etkileme.
    2. Bir çekimin sonundaki görüntülerin uyandırdığı çağrışımla bundan sonraki çekimin ilk görüntülerine geçiş.
    BSTS / Sinema ve Televizyon Terimleri Sözlüğü 1981
    ________________________________________
    çağrışım İng. association
    Çıkarıma yordamlarda başvurulan, açık ya da örtük anlatımlı simge ya da uyaranlar aracılığıyla örtük eğilim, tutum ya da beklentileri bilinç düzeyine çıkarmaya yarayan yol.
    BSTS / Yöntembilim Terimleri Sözlüğü 1981

  73. Yazan:aziz yılmaz Tarih: Feb 25, 2010 | Reply

    Ahmet bey,

    Ben de teşekkür ediyorum,her fikir ve görüşe-ki buna düşüncelerinize yöneltilen eleştiriler de dahil-zaman ayırıp ilgilendiğiniz için.

    Zira bir ikna zemini oluşmasa bile her bir fikre fikir ile karşılık vermek düşünce özgürlüğüne saygıdır/fikirlere değer vermektir.

    Bu bana göre güzel bir haslet bir erdemdir.Ayrıca,insana yaraşır bir erdem olmasının ötesinde,karşılıklı anlaşabilme,önyargıların yıkılabilmesinde de en önemli vasıtadır fikir paylaşımı.

    Dolayısıyla sınırsız düşünce özgürlüğünün,karşılıklı fikir paylaşımının insanı-kısmen-tamamlayan eşsiz bir etkileşim gücü vardır.

    Kendi payıma söylüyorum,her bir aykırı görüş,her bir farklı düşünce kendi önyargılarımın bir bir ufalanmasında birer araca dönüşürler.Çünkü hoşuma gitmeyen en aykırı fikir bile kendi doğrularımı(!)-belki de doğru bildiğim ezberlerimi-yeniden sorgulatırlar.Sorgulatırlar çünkü kesinliğine kuşku duymadığım düşünce şartlanmışlığımı yeniden gözden geçirmemi tetiklerler.Belki biraz kızdırarak,ama bir daha dürterek,iterek,itekleyerek bir tesir yaratırlar.

    Zira bizleri bu platformlarda kıyasıya tartıştıran o bilinçlerimizdeki sarsılmaz algı ve doğrular da en nihayetinde bir kaynaktan beslenmiştir.Yaşadık,okuduk,dinledik…hepsini bilicimizde tartarak muhasebe ettik ve inandık.Ve o bizim için kendi gerçeğimiz,kendi doğrumuz,kendi hakikatımız oldu.İnandığımız her doğrunun işleyişi,beslendiği ana damar,yani sistematiği budur.

    Peki ya samimiyet ve içtenlikle inandığımızı sandığımız kaynak gerçekten hakikat değilse…Depoladığımız bilgi yanlışsa-yanılmışsa- ya da o bilginin hakikatle ilişkisinde bizim farketmediğimiz bir problem varsa…

    İşte asıl sorun da burada başlıyor.Birbirimize ısrarla doğrularımızı kabul ettirmeye çalışmamız,her zaman bizi hakikate/doğruya götürmeyebilir.Götürmediği gibi,önyargıların karşılıklı olarak keskinleşmesini de getirir beraberinde.

    Zira ideolojiler,doğruluğuna mutlak inanılan felsefe ve düşünceler belirli bir noktadan sonra birer dogmaya dönüşme riski taşırlar…Hele “siyah-beyaz”a saplanıp,hayatı/varlığı/hakikatı bu pencereden gören ideolojiler bu anlamda birbirine değdikçe kıvılcımlar saçar…

    Oysa hayat hiçbir noktada siyah ve beyazdan oluşan katı bir mekanizma değildir;aksine,grileri de barındıran muazzam bir “ortaklaşma” alanıdır yaşam.İnsanın, kendisiyle,beraber yaşadığı toplumla,içinde yaşadığı doğayla kurduğu bağdır bu.

    Sonuç itibariyle bu “ortaklaşma”yı zenginleştirelim diyorum.Siz dindarlar,siz Kemalistler…Aleviler,Kürtler,Sünniler!diye birbirimizi ketegorize etmeyelim.

    Bakın birbirimizi kimliklerimiz,inançlarımız,düşüncelerimiz vb. nedeniyle kategorize ederek söze başlasak bile yaşadığımız ülkede bu saydıklarımızdan hepsinden var:)

    Peki birbirimizi aynılaştırmamız ya da birinin bir diğerini buhar ederek ortadan kaldırmak gibi pratik bir çözümümüz(!)de bulunmadığına göre gelin birbirimizi aidiyetlerimizle kabul ederek ortak projeler üretelim.

    Evet,fikirlerimiz kıyasıya çarpışsın,gerektiğinde fikirlerde ihtilafa düşelim ama bu etiketleyerek olmamalı.

    Bunları şahsınıza bir eleştiri olarak düşünmeyin,hepimiz bu hataya düşüyor,zaman zaman saflaşıyıp kamplaşıyoruz.

    Fakat bu kamplaşmadan kurtulamadığımız müddetçe ne demokratikleşebilir ne de barış içinde yaşayabiliriz.

    Şimdilik söyleyeceklerim bu kadar,siz ve okuma sabrı gösteren tüm katılımcılara teşekkür ediyor saygı ve sevgilerimi iletiyorum.

  74. Yazan:Cengiz Cebi Tarih: Feb 25, 2010 | Reply

    Ahmet Bey,

    İnanmanızı isterim ki;

    Bir dokundurma var orada ama kesinlikle sizin anladığınız şekilde değil.

    Yani size göre “Ekrem Bey düzeyi yakalamış” şeklinde bir tariz idi.

    Biliyorsunuz sizin bu ‘tebrik edici’ üslubunuzun dayanağı bence kesinlikle bir algı yanılsaması.

    Kim kime düzey dersi ve not veriyor?

    Ne demek bu “güzel, oluyor” bilmem ne?

    Kusura bakmayın ama sizinki hiç mi hiç olmuyor.

    Bence buraya ‘akademi dersi’ vermek gibi gülünç işleri bırakın.

    Burada yazanlar bu yönünüzü olabildiğince tolere ederek size cevap veriyor.

    Siz tevazuyla karışık garip bir üslupla ‘yüksek aydınlanma dersleri’ vermek garabetini bırakmıyorsunuz.

    Size sorsak son derece medeni demokrat bir tarzınız var.

    Öyle ki son yazdığım tarizi bile anlamayıp kendinize hakaret aldınız.

    Hayalinizdeki Cengiz’i kınadınız.

    Ben sizi kınamıyorum.

    Algınızı düzeltmeye çağırıyorum.

  75. Yazan:önder kaya Tarih: Feb 26, 2010 | Reply

    kemalizim dediğimiz şey bir din veya bir yalan dolan değildir.kemalizim bir düşünce tarzıdır.mustafa kemalin yolundan giden onun düşünüş tarzıyla eşleşen bir ideolojidir.başka bir tabirle devrim ideolojiside denir.1914 yılları sırasında emperyalist güçlerin sümürgesi altındayken o sömürgenden o kötü durumdan bizi kurtaran mustafa kemal olmuştur.mustafa kemalin bizeler bıraktığı ilkelere ve kemalizme sahip çıkmak bizim görevimiz olmuştur ve kemalizmi yalan yanlış anlamlarda kullanmayalım kemalizim kesinlikle bir din değildir.bunlar kemalizmi hazmedemeyen kesimin dinine aşırı bağlı olan TÜRKİYE CUMHURİYETİ devletinin dinini sömürmek için atılan yalan yanlış iddalardır….!

  76. Yazan:alper çetin Tarih: Feb 26, 2010 | Reply

    kemalizm bir düşünce tarzı yada bir devrim ideolojisi olarak tanımlanır.kemalizm 1914 yıllarının sonlarında yani 1. dünya savaşı sonunda ülkenimiz ele geçiren emperyalist güçlere karşı verdiği savaşta ülkeyi kurtarmış ve herşeyi yoluna koymuştu tek kalan şey ülkenin çağdaş medeniyetler düzeyine gelmesiydi mustafa kemal bunu başarmanın zor olduğunu biliyordu ama pes etmek yoktu türk devleti çağdaş medeniyetler seviyesine gelmeliydi diye düşünüyordu bu düşünceyi sağlamak için çok uğraş sarffetii şapka kanunu,harf kanun gibi bir çok devrim yaptı.o sıralarda avrupada kurulması planlanan avrupa ekonomik topluluğu (avrupa birliği) diye adlandırılan topluluk bizi bünyesine almak için istekten bulunuyordu.bunlar 1914-1955 yılları arasında oldu.şimdi 2010 yılındayız ve ab bizi bünyesine almak yerine kullanmayı tercih ediyor….!yani kısacası kemalizm bir ülkeyi kalkındıran devrim ideolojisidir….!

  77. Yazan:yagmr Tarih: Mar 6, 2010 | Reply

    mustafa akbaş sanırım bugüne nasıl geldiğin hakkında pek fikrin yok o ediğin kişi sayesinde bugnleri görüosn saçma sapn kouşlarn anlamsız hele şu zamanda olanları gördükçe ATATÜRK’e dahada bi özlem duyuyorm bence sende duymalısn .!

  78. Yazan:Cengiz Cebi Tarih: Mar 6, 2010 | Reply

    yagmr der ki :

    sanırım bugüne nasıl geldiğin hakkında pek fikrin yok o ediğin kişi sayesinde bugnleri görüosn saçma sapn kouşlarn anlamsız hele şu zamanda olanları gördükçe ATATÜRK’e dahada bi özlem duyuyorm bence sende duymalısn .!

    İnsanoğlu, nankör işte. :)

    ‘Varlığını muhtaç olduğu insanı’ bile eleştirebiliyor.

    Asıl kafirlik bu!

    Cehennemlik nankörler!

    Vatan hainleri!

    Bir de “kemalizm din/mezhep değil” derler.

    Atilla Yayla “gerici” deyince de küplere binenler olur.

    Açıkçası zor iş kendini mezhep saymayan bir mezheple uğraşmak.

    Çünkü bu mezhepte “dinde zorlama yoktur” ilkesi geçerli değil.

    “Ya bizden ol, ya da hrrrrrr.” ilkesi var bunun yerine.

  79. Yazan:Selahattin Tarih: Mar 7, 2010 | Reply

    Kemalizm bir dindir..O dine mensup şahıslarada kemalist denir.

  80. Yazan:Kaan Tarih: Mar 12, 2010 | Reply

    Kemalizm Atatürk’ten sonra doğmuştur. Atatürk devrimlerine,ilkelerine sahip çıkma düşüncesinde olanların bayrak taşıdğı bir ideolojidir.Fakat kişiler ve kurumlar siyasi rant adına Kemalizm’i dolaylı olarakta Atatürk’ü kullanma çabasıdır. Kemalizm solcu-sağcı barındırmayan tek ideolojidir bence. Fakat baktığımızda sağcı kesimde Atatürk antipatisi baskın Kemalistleri düşman olarak görüyorlar. Ya da diğer taraftan bakarsak kemalistler dincileri düşman olarak görüyor. Tabi yanlış anlaşılmasın kemalist ve dinci olarak tanımladıklarım rant için varolanlardır.

    Açıkçası söylemek gerekirse Atatürk ilkeleri doğrultusunda yürümeliyiz başka ideolojilere hiç gerek yok.

  81. Yazan:talat semiz Tarih: Mar 22, 2010 | Reply

    Atatürkçülüğün ya da Kemalizmin boş ve gereksiz laf ebeliği olmadığını, onu okumak, onu anlamak, değer yargılarını bilmek, en olumsuz koşullarda sahhip olduğu hoş görüyü, anlama yeteneğini, anlatma başarısını ve özellikle gelişen her olayı içinde bulunulan koşullarda nasıl çözümleme dehasına sahip olduğunu anlamak gerekir. Ben, yıllar süren uğraşımdan sonra, o üstün dehanın, o uzak görüşlü yüce değerin nelere muktedir olduğunu yeni yeni anlamaya başlıyorum. Beyler, Atatürkçülük ya da Kemalizm, kimseden çekinmeksizin uygulanması gereken dürüstlüktür.

  82. Yazan:ali Tarih: Mar 29, 2010 | Reply

    Kemalizm-Atatürkçülük : 24 Kasım 1934 tarihinde kabul edilen bir kanunla da M. Kemal’e T.B.M.M.tarafından “Atatürk” soyadı.
    Atatürkcülük 1934 lerden sonra ortaya cıkmış bir kavramdır ve bünyesinde M.Kemal’in Devrimlerini barındırır. Kemalizm is Kurtuluş Savaşı yıllarında ortaya cıkmıştır ve ülkenin kurtuluşu, bu devrimlerin temeli Kemalizme dayanır. Temel fark şudur: İnsanlar bir akım için ölürler bir kavram için sadece konuşurlar, Ülkemiz sınırlarını Kemalizmle cizdik neden çünkü Kemalizm içinde en başta özgürlüğü barındırır bundan dolayı yani özgürlüğümüz için savaştık ve bu özgürlüğü bize ozaman veren tek akım KEMALİZM’di.

  83. Yazan:berkay Tarih: Apr 3, 2010 | Reply

    kemalistlerin atatürkle bir alakası yok oda komünizmin bir koludur hatta atatürk bu komünizme karsı bir önderdi

  84. Yazan:Fikret Tarih: Apr 5, 2010 | Reply

    Mustafa akbas katılıyorum dostum

  85. Yazan:ali duman Tarih: Apr 5, 2010 | Reply

    bir kemalist için kemalizm “herşeydir”, kemalist olmayan herkes için ise kemalizm “hiçbirşeydir”, illada bir şey denecek ise ittihatçılığın isim değiştirmiş, pür-ü aklanmış devamıdır, denebilir.

    böyle olmasaydı, ermeni kıyımına karıştıkları için malta’ya sürgün edilen ittihatçılara chp führeri baykal niye sahip çıksın ki. pek tabiki örnekler artırılabilinir. mesala başka bir örnek Atatürkü koruma kanunu çıkaran celal bayar “ben ölünceye kadar ittihatçıyım, ittihatçılık ise ebediyen yaşayacaktır” demiştir, elbette boşuna dememiştir. osmanlının idama mahkum ettiği ve kaçtıkları yurtdışında ölen savaş ve katliam suçlusu İTC önderlerinin mezarları kemalistler tarafından ülkeye getirilip, sanki birer kahramanmış gibi hürriyet tepesine gömülmeleri de tesadüf değildir.

    yani kısaca kemalizm eşittir ittihatçılıktır.

  86. Yazan:Tayfun_Korkut Tarih: Apr 5, 2010 | Reply

    Kemalizm-Atatürkçülük : 24 Kasım 1934 tarihinde kabul edilen bir kanunla da M. Kemal’e T.B.M.M.tarafından “Atatürk” soyadı.
    Atatürkcülük 1934 lerden sonra ortaya cıkmış bir kavramdır ve bünyesinde M.Kemal’in Devrimlerini barındırır. Kemalizm is Kurtuluş Savaşı yıllarında ortaya cıkmıştır ve ülkenin kurtuluşu, bu devrimlerin temeli Kemalizme dayanır. Temel fark şudur: İnsanlar bir akım için ölürler bir kavram için sadece konuşurlar, Ülkemiz sınırlarını Kemalizmle cizdik neden çünkü Kemalizm içinde en başta özgürlüğü barındırır bundan dolayı yani özgürlüğümüz için savaştık ve bu özgürlüğü bize ozaman veren tek akım KEMALİZM’di.

    Bugun de ozgurluklerin onundeki en onemli tehlikedir, cunku artik fazlasiyla cag disi kalmistir.

  87. Yazan:Furkan Tarih: Apr 6, 2010 | Reply

    Öyle yorumlar okuyorum ki, bu milletin evladları için gerçekten çok üzülüyorum. Aslında bir taraftan kemalistleri (ya da atatürkçüleri) anlayabiliyorum. Çünkü ortaokul üçe kadar ben de atatürkçüydüm. Aynı laflar benim de ağzımdaydı. Hani şu atatürk olmasaydı diye başlayan basma kalıp laflar. Allah’a şükür ki o zamanlar çok çok geride kaldı. Bana okullarda doğru dürüst öğretilmeyen İslam’ı kendi gayretlerimle doğru şekilde anlayınca aslında varlığımızı, ya da varolan herşeyin varlığını Allah’tan başka hiç bir kimse ya da hiç bir şeye borçlu olmadığını anladım. Eğer Allah bir topluma kurtuluş nasip ettiyse buna önderlik eden kişileri Allah’ın sadece bir vesile kıldığını anladım.
    Bu işin bir kısmı. Asıl anlatmak istediğim türk eğitim sisteminin tornasından geçen herkesin nasıl beyinlerinin yıkandığı gerçeği. Bu konuda sayın serdar kaya’nın derin sular sitesinde “endoktrinasyon” başlığı altında hazırladığı makaleler bence bu konuda bir başyapıt. Elimde olsa bütün herkese okutmak isterdim bu yazı dizisini.
    Kemalist arkadaşlara sormak istediğim bir soru var ayrıca. Neden kemalizme herşeyin sırrın vakıf, olağanüstü bir fikir akımı gözüyle bakıyorlar. Yahu güzel kardeşlerim adam bir asker ya. Anlayın şunu artık. Ne bir bilge, ne bir alim, ne de bir profesör. İnsanlığa nasıl bir yapıt bırakmış, nasıl bir fikir akımı bırakmış. Tek yaptığı taklitçilik. Bu mudur bu hayatın sırrı, bu mudur hayatın anlamı. Hiç bilmediğin bir medeniyeti sadece daha zengin ve daha güçlü diye taklit et ve bu şekilde onlar gibi olacağını varsay. Yahu size öğretmediler mi orta asyadaki türk devletlerinin savaş alanında üstün geldikleri çinliler tarafından nasıl ortadan kaldırıldıkları. Okullarda öğretilen herşeye inanıyorsunuz da neden buna inanmıyorsunuz. Orta asyadaki türk devletleri, zamanın zengin ve güçlü medeniyeti olan çinlilere özendikleri onlar gibi olmak istedikleri için tarih sayfalarından silinmediler mi, Orhun anıtlarında başka bir şey mi yazıyor. Tarih tekerrürden ibaret malesef. O zaman çinlilere benzemek isteyen türkler şimdi de batılılara benzemek istiyorlar. Çünkü hayatın bütününü anlamaktan acizler. Sadece gördüklerini biliyorlar. Ötesini düşünemiyorlar. Batı medeniyetinin ömrü bir gün sona erecek. Tarihe bir bütün olarak baktığınızda medeniyetlerin nasıl yükselip sonra bir şekilde battığını görebilirsiniz. Tabii bir insan ömrüne sığacak bir gelişme değil bu. Ama biz nasıl olsa görmeyeceğiz diye bu tarihi gerçeğe gözlerimizi kapatalım mı. Yarın çin medeniyeti tekrar üstün hale gelirse o zaman da çinli gibi mi olmaya çalışacağız. Atatürkçüler eminim öyle olurlar. Çünkü fark edemedikleri gerçek şu ki, batılı gibi olmak istemelerinin ardındaki tek sebep batının daha zengin ve daha müreffeh olması. Ama bu batı medeniyetini en doğru olan medeniyet yapmaya yetmez. Tarihte üzerinde ne çok kan dökülen kıtanın avrupa kıtası olduğunu biliyor musunuz? Bu mudur üstün medeniyet? İnsanın manevi yönünü görmezden gelen bir medeniyet insanlara nasıl mutluluk verebilir. Batıda insanların daha mutlu olduklarını iddia etmeden önce şu linke bir göz atın. Bakın bakalım devlet eliyle ateizmin insanlara dayatıldığı ve batı medeniyetinin bir ürünü olan komunizmin insanları nasıl mutlu ettiğini. http://www.nationmaster.com/graph/hea_sui_rat_mal-health-suicide-rate-males

  88. Yazan:Tayfun Tarih: Apr 6, 2010 | Reply

    @ Furkan,

    Furkan bey tespitleriniz yerinde ancak atladığımız bir mevzu var. Bu ”Atatürkçüler” dediğimiz kesim Türkiye’de muhafazakar bir parti seçim kazandığında dört bir yanı Atatürk’ün sarıklı hocalarla beraber dua ederken çekilmiş resimleriyle donattı, Atatürk’ü neredeyse din alimi yaptılar.

    Milliyetçilik hortladı, Atatürk bir anda en milliyetçi oldu. Militarizm revaçtaydı, Atatürk’ün askeri başarıları ön plana çıkarıldı. Ama aynı Atatürk yeri geldiğinde sivil demokrasiyi savunan bir ”düşünür” bile oldu.

    ”Dincilerle” münazara yaparken islamla liberalizmin bir arada olamayacağını savunurken gerçek özgürlüklerin kemalizmle sağlanabileceğini savundular. Bunun için de kapitalist, serbest piyasa ekonomisinden yana tavır aldılar. Bu sefer de komünistleri küstürdüler. Son zamanlarda komünistleri kazanmak için Atatürk’ü Lenin’in kankisi gibi göstermeye çalışıyorlar. Ama samimi ABD düşmanı komünistler bu numarayı yememiş gibi görünüyor:
    http://video.google.com/videoplay?docid=8129095758601117165#

    Ha bir de sinema salonlarında milyonların izlediği şu sözler:
    http://video75.com/vcoe21tA5P8/selanikli-kemal-gokten-indigi-sanilan-kitaplar/
    muhafazakar kesimi de tekrar uyandırmıştır.

    Yani bir parti geliyor, öbürü gidiyor, darbeler, şunlar bunlar… Değişmeyen tek şey dört bir yanımızı sarmış Atatürk büstleri. Onun bizi izlediğini, düşüncelerimizi okuyabildiğini, ondan hiçbiryerde kaçamayacağımızı, onu sevmezsek ”vatan haini”, ”gerici” olacağımızı beyinlerimize kazıdılar 1 asıra yakındır. 1 asır sonra bile ”çağdaş” onlardı, değişim isteyenler ”gerici”ydi. ”Neden”li sorular soramadık, ”ne” ve ”nasıl”lı sorular sorabildik ancak. ”Efendilerimiz” de lütfedip bize neyi nasıl yapmamız gerektiğini anlattılar. Belli mevkilere hiç gelemedik. O mevkiler çoktan birilerine rezerveydi. Bu birileri halkın oyuyla gelmiyordu oraya. Şeffaf atamalarla da değil. Bu ”devrim bekçileri” için demokrasinin, özgürlüklerin, islamın, hristyanlığın, komünizmin, kapitalizmin vs. hiç bir şeyin bir önemi yoktu. Onlar için tek önemli olan şey kendi yarattıkları yarı tanrıya insanları taptırarak ve itaat ettirerek onları kontrolleri altında tutmaktı. Böylece güçlerini korumak, babadan oğula geçirmek, saltanatlarını korumaktı. Bu uğurda Atatürk’ün yeri geldiğinde din alimi olmasında bile bir sakınca görmeyeceklerdi. Nitekim Türkiye’de ”kemalizmin savunuculuğu” ünvanını sahiplenmiş kişilerin bugünlerde çeşitli cemaatlerin, tarikatlerin kanaat önderleriyle ve hatta geçmişte ”islami terör” uygulayan tarikatlerle kurduğu bağlar bir çok ezberi bozacak niteliktedir. Ağzını her açtığında din işlerinin devlet işlerinden ayrılmasından dem vuranların ”diyanet işleri başkanlığı” denilen ve devlet eliyle yürütülen, laikliğe temelden aykırı bir kurumu savunmaları da ayrı bir tezat. Bu ”devrim bekçileri” çeşitli toplantılarında ”başörtüsünün islamda olmadığını” söyleyerek defalarca da dini fetva vermişlerdir. Toplumda bazı kesimlerin dini kanaat önderi olarak bilinen kişileri milletvekili yapmışlardır. Öyle ki bu kesimin partisinin genel başkanı canlı yayında kütüb-ü sitteden referanslar vermeye kadar vardırmıştır bu durumu. Bunlar dinin siyasete alet edilmesi değil midir?

    Yani ”kemalist ideoloji”yle mücadele etmek havanda su dövmek, duvara kurşun atmak gibi birşeydir. Çünkü bu adamlar her durumda Atatürk’ü bir oyun hamuru gibi istedikleri ve ihtiyaç duydukları şekile sokabilmektedir.

    Atatürk bile bu Atatürkçülerin neler yaptığını görse hayretler içinde ”bu kadar da dansözlük olmaz” derdi.

  89. Yazan:sekar5 Tarih: Apr 22, 2010 | Reply

    kemalizim chp tarafından halkı kendi yanlarına doğru çekmek için söylenen bir yalandır 1950 yılındaki seçimlerde daha çok oy alıp halkı galeyana getirmek için söylenmiştir ozamanlarda iyi oykazanmışlardı o yüzden buyalan hala kullanılmaktadır ve işe yaraması için dah ek şeyler yapılmaktadır bizim halkımız bunları yemez chp ingilizlerindir akp israyilindir mhp zaten belli amerikanın halkın partileri de belli ödp bdp tkp adını yazdımadıklarım(özürdilerim yazmadığım için)

  90. Yazan:ali duman Tarih: Apr 23, 2010 | Reply

    kemalizmin denince darbelerle anayasa yapmasına, anayasa değiştirmesine değinmeden geçmek olmaz.

    kemalizm ve anayasaların çeşitli evrelerden geçmiştir.

    birinci evre:

    osmanlının bir devamı olarak sonrakilere nisbeten daha kapsayıcı 1924 anayasası

    ikinci evre :

    tek parti döneminin adalet bakanının ağzından da deklere edilen “türkiye de türk olmayanların tek görevi vardır, o da türklere hizmet etmektir” şiarına uygun sadece türkleri kapsayan, gayri-müslimleri yabancı kabul eden 1960 darbe anayasası (12 mart faşist darbesiyle eksikleri ayrıca giderilmiştir)

    üçüncü evre :

    3 ve son evre ise 12 eylül faşist darbesiyle gerçekleştirilmiş olup, anayasa içerisine sinsice yerleştirilen “Atatürkçülük milliyetçiliği” ve “Atatürk ilke ve inkilapları” bağlayıcığılı ile 1960’da türkleri kapsayacak şekilde daraltılan anayasa, daha da daraltıralar sadece ATATÜRKÇÜLERİN anayasası yapılmış, türk olmayanlar anayasal haklardan muaf tutulmuş iken atatürkçü olmakta zorunluluk haline getirilmiştir.

    bunun tek bir adı vardır; o da faşizmdir. Kemalist resmi ideoloji faşist bir ideolojidir.

    işte bu yüzden kemalist resmi ideolojinin tarihi aynı zamanda darbelerin, katliamların, cinayetlerin, faili meçhullerin de tarihidir.

    Bunun izdüşümü ise çeşitli evrelerde yapılan anayasalarda saklıdır.

    12 Eylül faşizminin yaptırdığı anayasayı parlemantonun yapacağı anayasaya tercih edenlere dikkat, onlar faşist resmi ideolojinin sonsuza kadar sürmesini talep eden, faşist yüzlerini ise muhtelif maskelerle gizleyen halk düşmanlarıdır. Başvurdukları alavera daleveraları ciddiye almayınız, bu taktiksellikleri ittihatçı geleneği olmakla birlikte aynı zamanda bir kemalizm geleneğidir.

  91. Yazan:fizikci Tarih: Apr 24, 2010 | Reply

    Çok gecikmiş bir yorum olacak ama Ahmet adında bir arkadaş Britannica’dan alıntı yapmış:

    Türk politikacıları, hangi partiden olursa olsun, Atatürk’ü kullanırlar; ama hiç biri onun vizyonunun genişliğinin, adanmışlığının ve özverisinin yanına yaklaşamaz.

    Bana enterasan gelen şey bir ansiklopedi için çok vahim olan böylesi subjektif bir cümlenin, Ahmet Bey tarafından gerçeğin ta kendisi gibi sunulması oldu. :)

    Bir ansiklopedi nasıl olur da, Türk politikacılarının geneli hakkında gayet olumsuz bir görüş ifade ederken Atatürk’ü kutsama derecesinde yüceltir anlamak mümkün değil. Aslında mümkün: Ansiklopedinin o maddesi bir Kemalist tarafından kaleme alınmış besbelli.

    Ne ansiklopedi ya… :) Bana göre Turgut Özal Atatürk’ten çok daha “vizyonu geniş, adanmış ve özverili” bir lider. Bu da benim subjektif görüşüm. Britannica öyle diyor, ben de böyle diyorum işte.. Hayret bir şey.

  92. Yazan:DEV-KEMALİST Tarih: Apr 24, 2010 | Reply

    İlk öncelikle böyle bi kemalizmi merak etmek bile KEMALİZM yolunda atılan büyük adımdır.oyüzden herkese şükranlarımı sunuyorum.KEMALİM’E gelince:kemalizm ULU ÖNDER KEMAL ATARK’Ü SEVMEK DEĞİL onun ilke ve inklaplarını benimsemektir…

  93. Yazan:ali duman Tarih: Apr 24, 2010 | Reply

    hangi ilke ve inkilaplar ???

    içerisinde;

    insan haklarının,
    çoğulcu ve katılımcı demokrasinin,
    hukukun üstünlüğünün,

    esamesinin dahi geçmediği ilke ve inkilaplar ile nereye kadar?????

    günaydın, acı ama gerçekten bir günaydın….

    insanlık nereye siz nereye, herşeyin bir sonu var, 1930 kafası ile buraya kadarmış, deniz bitti!!! kafayı kuma gömmenin bir faydası yok.

  94. Yazan:ali duman Tarih: Apr 24, 2010 | Reply

    hiçte hafife alınmayacak şekilde sekronize bir resmi ideloji, yani kısaca işini biliyor, u işbilirliğe bakınız aşağıda ;

    1924 : geçiş anayasası

    1960 : sadece türkleri kapsayan (türk olmayanları kapsamayan) anayasa

    1982 : türk olmayı geçtik, atatürkçü olmayanları adam yerine koymayan ve kapsamayan anayasa.

    sizi gidi vesayetçi, darbeci, komitacılar sizi…

    ne yazıkki buraya kadarmış, soğuk savaş bitti ve bu rezilliklere göz yumacak bir dünya konjektörü mevcut değil artık. alın vesayetinizi, alın darbecilerinizi, alın komitacılarınızı, alın tetikçi katillerinizi başka kapıya…başka kapıya…

    vesayetin en son çekilen vesikalık resmi :

    katilin görüntüleri silinmiş silen oyak güvenlik şirketi, katilin görüntüleri bir kez daha silinmiş, silen sıhhıye orduevi, acaba katil kim ….. alpaslandır alpaslan başka kim olacak ki!

  95. Yazan:i gundoglu Tarih: Apr 26, 2010 | Reply

    Degerli Arkadaslar.
    Kemalizm veya ataturkculuk diye tartistiginiz konuyla ilgili.
    1.Kemalizm.
    2.Ataturkculuk.
    1 kemalizm anlamak icin ilk once onun iktisadi siyasi temelleri irdelemek gerekmektedir.
    Sayet kendinine ozgu bir siyasal sosyal ve ekonomik sekilleme olusturmussa bu bir izm ifade eder.ister sizi buna surdan burdan almis diye bilirsiniz o kendisine ozgu bir sentez olusturmussa bu bir izmdir.
    Her toplumsal degisimde yeni olusturulan siyasi yapilar kendisinden oncceki rejimlerin
    kalintilaarini barindirirlar.ve diger siyasal akimlardan onemli etkilenirler. bu toplumsal degisimlerin kadilmaz yasasidir.
    kuskusuz her toplumun kendisine ozdu temel karektertistik ozellikleri vardir.
    Simdi1: Kemalizm elestirirken en onemli nokta tarihsel kosulari unutmamak lazim 2:ulkenin siyasi ekonomik kulturel kosulari3:Insa ettigi iktisadi;4:iktisadi yapinin ustu alan siyasi yapi.5:Sasyal devlet anlayisi.6:Kamu yapisi.7:
    Topsal gelismenin onunu acacak kurumlar olusturmasi.bunlar detaylara girdigimiz zaman
    kemalizm varmi yokmu?varsa nedir,iceriyi nedir.
    binlara somut cevaplar bulmus olacagiz.hepinize tesekurler

  96. Yazan:zafer Tarih: Apr 27, 2010 | Reply

    ben aslında şu avrupa aydınlanmaya başlayınca bir türlü aydınlanmayı akıl edemeyen osmanlı padişahlarına takmış durumdayım… o kısmı bitirince kemalizme geleceğim… sizin kadar hızlı olamıyorum… şimdilik 15 yüzyılda takılı kaldım… zannedersem ben manyağım, bazen de hızlanıyorum, çok yakın geçmiş olarak sayılabilecek tarihlerin avrupasına geliyorum… ispanya, italya, portekiz, yunanistan filan… avrupa avrupa deyince sadece fransız devriminde takılı kalamıyorum… 16 yüzyıldaki ve 1960 daki avrupayı düşünmekten kemalizme fırsatım kalmıyor… 40 yıla 2 dünya savaşını sığdırmayı başarmış ülkelerden çok fazla öğreneceğimiz şey var… sorgulanacak o kadar çok şey var ki… sadece biraz kafa patlatmak gerekiyor… biraz da patlatacak kafa lazım… bugüne bakıyorum, bana ders vermeye kalkan büyük abilerim tarih bilimini yasaklayıp, tarihçisine “kapa çeneni” diyebiliyor… ama türkiyede bugün artık isteyen istediğini söyleyebiliyor, yazıyor, çiziyor… hükümetimiz bütün arşivleri açıyor zannedersem… gelin inceleyin diyor… halkımız da oldukça bilinçli… çoğulcu demokrasinin nereden geleceğini halkımız iyi biliyor gibi… amerikada “gık” bile denemeyecek konularda bugün türkiyede “gak guk” edilebiliyor… bugün belçikada, ispanyada, bulgaristanda telaffuz edilemeyecek bir çok konu türkiyede rahatlıkla telaffuz edilebiliyor… yaşı seksene dayanmış bir ispanyol bulup sohbet etmenizi salık veriyorum… benim ülkemin insanı isanın tablosunu öpen insanlardan daha yobaz değil… ülkem insanı günahkar olarak doğmadığımızı bile biliyor… isril gibi bebek katili de değiliz… bazı çevreler türkiyede çocukların üzerine yağdırılan roketlerden bahsediyor ama filistindekileri canlı canlı izliyoruz fakat bizdekiler bir türlü filme alınamadı… görmeden inanmam… bi yerlerde kimyasal silah yemiş insanlar varsa, onlara da kucak açıyoruz… başka kucak açan var mı? … vardır mutlaka ben görmedim… savaştığı kişilere pasaport veren başka ülke de görmedim… eh buna koskoca yunanistanın satılacak duruma düşmüş olmasını da eklersek, memnuniyetimiz katmerlenecektir… ben türkiyenin bugünkü durumundan hiç de şikayetçi değilim… benim türkiyeyi kıyaslayabileceğim ülkeler avrupanın geri ülkeleri… biz onlardan çok daha iyi durumdayız… kısa sürede hızlı yol alıyoruz… arada sırada tökezliyoruz ama artık o günler de geride kaldığına göre sorun yok… bu hızlı yol alışımız nedendir bir türlü çözemedim…

  97. Yazan:i gundoglu Tarih: Apr 29, 2010 | Reply

    Selamlar.
    Zafer bey cunku bizleri yillarca yonetenler,
    halkimizi her zaman kandirmislar.Her konuda bilgi sahibi insanlarin oldugu tek ulkeyiz.cunku Bizim ulkemizde bilgi sahibi oldugunu soyleyen insanlarin hepisi tahminlerle dayanarak konusuyorlar.(Tabi son yari yuzyildir Turkiyeyi yonetenleri kastetmekteyim.Birde Halkimizdaki bilgisiz olmasi maalesef isbirlikciler kendi cikarlarini turkiyenin cikarlarinin ustunde tutmuslardir.Herkese basarilar temeni edrim
    Saygilarimla

  98. Yazan:omer Tarih: May 7, 2010 | Reply

    komünizmde devlet para diye birşey yok. Atatürk ise devletçiliği benimsemiştir. Kurtuluş savaşından sonra Atatürkün yaptığı inkılaplar son 300 yılın en yüksek kalkınma hareketiydi.ilerlemenin devlet önderliğinde kar amacı gütmeden yapılmasını savunurdu. yani Atatürk kesinlikle komünizme sosyalizme karşıdır. ha kemalizm ne derseniz sosyalizme geçiş için bir basamaktır. Atatürk kullanılmıştır cahil halkın gözü boyanmıştır. tek gerçek Atatürk devletçiliği ve milliyetçiliğidir.
    uyuma Türkiye yalanlara aldanma!

  99. Yazan:Ekrem Senai Tarih: May 7, 2010 | Reply

    yani Atatürk kesinlikle komünizme sosyalizme karşıdır. ha kemalizm ne derseniz sosyalizme geçiş için bir basamaktır.

    Yan yana iki cümlede birbirine tam zıt iki şeyi söylemek için özel bir eğitim almak mı gerekiyor?

  100. Yazan:Mevlut Tarih: May 7, 2010 | Reply

    Kemalizm adam olmaktır. Faşizme, yobazlığa, şeriata karşı olmaktır. Uzun sözün kısası yani…

  101. Yazan:Okan URAL Tarih: May 8, 2010 | Reply

    Yazık !!!

    Bilgisiz insanlar topluluğu bu site yine kendinden beklenen o gizli dümenin peşinde ancak ve mutlaka kendine yakışır bir gayretle ATATÜRK’ü ve bu ülkenin temellerini oluşturan bir fikir akımını eleştiriyor …

    Yazık …

  102. Yazan:meRvee Tarih: May 19, 2010 | Reply

    ilk önce şu bi aklamıza yerleştirelim ne mutlu türküm diyene! … türküm demeyi bilen bir millet kemalizmi kavramıştir bence…

  103. Yazan:MY Tarih: May 19, 2010 | Reply

    ilk önce şu bi aklamıza yerleştirelim ne mutlu türküm diyene! … türküm demeyi bilen bir millet kemalizmi kavramıştir bence… (MERVE Hanim)

    Yaw, hanimefendi, siz kemalizmin ne oldugunu ögrenmek için elinize Nutuk denen kitabi alsaniz okuyamazsiniz çünkü atatürkünüz alfabeyi devirdi, altinda kaldik. Türk harfleriyle dizilmis olani okusaniz her cümlesinde 50 tane bilmediginiz kelime bulursunuz. Yine annamassiniz. çünkü atatürkünüz türkçeyi de devirdi, onun da altinda kaldik.

    Atatürk “ne mutlu boom boom” diyene! deseydi ne yapçaktik? sabahtan aksama kadar boom boom boom mu diyecektik? Buyrun, John Lee Hooker demis, ne güzel demis:

  104. Yazan:Since91 Tarih: May 20, 2010 | Reply

    Birçok arkadaşın Kemalizm’in ne içerdiğini bilmeden, yok Atatürk’e tapıyorsunuz yok cami bombalıcakmışsınız tipinde saçmasapan yorumlarına cevap verme seviyesine inemediğim için tüm Atatürkçülerden özür dilerim. Bu arkadaşların seviyesine inebilecek olan başka Atatürkçü arkadaşların bu görevi devralmasını dilerim. Yazıyı koyan arkadaş makalenin başında Atatürk’e tapıyorlar yaratıcı diyorlar şeklinde ifade etmiş olayı. Ben onu vicdanıyla başbaşa bırakıyorum. Önce kimlere Atatürkçü denileceğini öğrensin lütfen.

    Kemalizm ile Atatürkçülük arasında kelime anlamı açısından bir fark yoktur. Ancak halkımız -izm ‘li kelimelere alerji duyduğu için Atatürkçülük daha kabul görür haldedir. Atatürkçülük, Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün olaylara bakış tarzını idrak edebilme sistemidir. Sistem kaynağını ve amaçlarını doğrudan milletin ihtiyaçlarından alır. Ziya Gökalp’in sosyolojik tabanını bir çok yönden oluşturduğu Atatürkçülük her yiğidin kavrayabileceği bir konu değildir. Birçok Einstein kılıklı arkadaşlarımızın olayı değişik yerlerinden anlamalarının sebebi budur. Atatürk’ü, Atatürkçülüğü anlamak okumaktan geçer. Ama bizim milletimiz okumayı pek sevmez. Öyle ki müslüman geçinen milyonlarcası dinini anlayabilmek için bir kere Kur’an-ı Kerim’i Türkçe okumamıştır. Ama insanları sen dinsizsin sen dindarsın konusunda ayırmayı kendine meşru görmektedir. İş böyle olunca Atatürkçülüğü doğru anlayanların sayısı az kalmaktadır. Okumayı alışkanlık edindiğimiz gün Atatürkçülüğü de anlayabileceğimize inanıyorum.

  105. Yazan:durhat Tarih: May 20, 2010 | Reply

    bu sitede “kemalistler neden başarısız?”gibilerinden bir yazı vardı bir zamanlar.kendimce “ötekileştirici”bulmuştum bu belirlemeyi.diğerleri gibi hepimiz ne kadar başarısız isek kemalist diye tanımladıklarımız da o kadar başarısız diye geçirmiştim kafaman.ama bazı yorumları gördükçe hiç de haksız bir suçlama olmadığı anlaşılıyor.

    sahi kemalist geçinenler neden bu kadar başarısız?ya da neden bu kadar basmakalıp şablonlar dışında üretken olamazlar?doğrusu şimdi hak vermeye başladım.tutturmuşlar bir “ne mutlu türkiüm diyene!”başka de bir icraat yok.çok ekstra bir şey üretirlerse,bu da “şehitler ölmez,vatan bölünmez”ya da “bir türk dünyaya bedeldir!”

    ya hu bütün maharetiniz,ilk ve son sözleriniz bu sloganlardan mı ibaret:)biraz da ufkunuzu genişletin ya!millet marsta,venüste yaşam belirtisi arıyor siz nelerle teselli olmayı seçiyorsunuz:)hakatten çok geri kalmışsınız.çıtayı biraz yükseltiniz,yoksa sadece alay konusu olursunuz benden söylemesi.

  106. Yazan:Since91 Tarih: May 20, 2010 | Reply

    Bu arada MY takma isimli arkadaş olaylara at gözlüğüyle bakmayı prensip edinmiş sanırım. 1930’larda yapılan Antropolojik çalışmalar tüm dünya üzerinde bilim adamları tarafından yaygın bir şekilde yapılmıştır. Bugün Antropoloji bilminde 1900’lerin başından bu yana Asyatik,Avrupai vs. ırkı tahlilleri yer etmektedir. Bu da bu bilimin gelişmesinde öncülük eden araştırmadır. Birşeyleri eleştirecekse önce doğru kaynakları okuyup fikir sahibi olma yoluna gitmelidir. Atatürk alfabeyi devirmedi ama MY isimli arkadaş devirmiş. ”YAW”, ” ANNAMASSANİZ” şeklinde yazdığı kelimeler bunun kanıtı. Uzatmaya gerek yok ne demişler; ” Okumuş cahil kadar cahil yoktur. ”

  107. Yazan:Ekrem Senai Tarih: May 20, 2010 | Reply

    Kemalizm aşkına 1930’ların kafatası çalışmalarını “bilimsel” görmek Kemalist arkadaşların ne derece vahim bir durumda olduğunu gösteriyor. Ne diyelim, Allah insanı böyle durumlara düşürmesin :)

  108. Yazan:zafer Tarih: May 20, 2010 | Reply

    sahi kemalist geçinenler neden bu kadar başarısız?ya da neden bu kadar basmakalıp şablonlar dışında üretken olamazlar? durhat…

    işte kilit nokta budur sevgili durhat… “kemalist geçinenler”… bu noktada tamamen hemfikiriz… kemalist geçinenler üretken olamazlar ve basmakalıptırlar… bu ülkenin başına ne geldiyse de bu kemalist geçinenler yüzündendir… kemalist geçinenler mustafa kemal i kullanarak bu ülkeye çok ciddi zarar vermişlerdir… bir de “dindar geçinenler” ciddi zarar vermektedirler… onlar da dini kullanıyorlar… dindar geçinenlerin ortaya çıkmasına sebep olanlar da kemalist geçinenlerdir… yani tamamından kemalist geçinenler sorumludurlar… geçinme ipinde 2 cambaz olamayacağı için, bu geçinenler bir türlü birbirleri ile geçinemezler… bu sebeple ortak bir kavga konusu bulmuşlardır kendilerine, o da “laiklik” tir… orta doğulu olup da avrupai geçinmekle ancak bu kadarı olabilir…

  109. Yazan:Since91 Tarih: May 22, 2010 | Reply

    Ekrem Senai bey, Kemalizm aşkım olduğu doğrudur. Ama Atatürkçü olmaktan çok doğrucu biriyimdir. 1930’larda yapılan antropolojik çalışmalara ben değil bilim adamaları bilim çalışmaları diyor. Tabi sizde Einstein arkadaşlardan biri olduğunuz için daha iyi bilirsiniz.
    1930’lardaki çalışmaları bilimsel diyerek nitelendiren profesörlerde mevcuttur.(örn; Prof.Orhan Türkdoğan, Kemalist Sistem ve Sosyolojik Yapısı)
    Ama tabi sizin yanınızda bir profesörün yorumu nedir ki!

  110. Yazan:Since91 Tarih: May 22, 2010 | Reply

    Ayrıca yine o tarihlerde kendisi üzerinde bu tip çalışmalar yapılan bir amca ;

    ”ancak yasli amcamizin israrla ustunde durdugu bir konu vardi. bu arastirmalarin ilk akla gelen kafatasciligi veya fasistlik gibi dusunce daha dogrusu dusuncesizlik akimlari ile hicbir alakasi olmadigini, sadece ve sadece binlerce yillik bir gecmisi, kulturu ve belirgin karakteristik ozellikleri olan bir milletin fiziksel ozelliklerinin belirlenmesi amaci ile yurutuldugunu ustune bastira bastira soylemisti bircok kez. ”

    Şimdi eleştiriye kendinden başlamalısın önce. Hani demişsin ya Allah insanı böyle durumlara düşürmesin; sene 1930 küsür işte amcanın üstteki bakış açısı, sene 2010 işte senin bakış açın. Ne de güzel demişsin Allah insanı böyle durumlara düşürmesin.

  111. Yazan:Ekrem Senai Tarih: May 22, 2010 | Reply

    Bu kafatası ölçüm ve buna dayanarak ırkı saflaştırma herzesine literatürde “öjenizm” deniyor. Nazi Almanya’sında uygulanan ve dönemin faşist akımlarının sıklıkla kullandığı bir çalışma. Bunun tamamen bilimsel olduğunu, denek ifadelerine dayanarak ispatlamaya çalışmak zavallı bir çaba. Binlerce kafatasının mezarlarından çıkartılıp hangi ırka ait olduğunun saptanmasının bilimsel nasıl bir amacı olabilir bana söyleyebilir misiniz? Kullanılan metodlar bilimsel olsa bile bu yapılan işin bilimsel olmasını sağlamaz. Ancak bilimin ırkçılığa alet edilmesi denilebilir buna. Bu arada bu çalışmalar sırasında Mimar Sinan’ın mezarının açılarak kafatasının alındığı ve daha sonra yerine konulmadığı ve nerede olduğunun bilinmemesi de ne yazık ki bu ülkede gerçekleşmiş inanılmaz bir skandal. Bu saçmalıkları savunmaya kalkmak Kemalistlere her gün daha fazla irtifa kaybettiriyor. Türk tarih tezi, tüm dillerin Türkçeden türediği, ari ırkın kökeninin Türkler olduğu gibi şeyler Türklere ulusal bir kimlik aşılamak ve güven vermek için kullanılmış, bunu anlamak mümkün. Ama bugün insanların tutup bunları savunması, bilimsel olduklarını iddia etmesi gülünç. Siz profesörden daha mı iyi bileceksiniz demişsiniz ya, bu da ayrı bir zavallılık. İdeolojisini titr’ine alet eden profesörlerin sözünün bir kıymeti yok. Bu konuda, dünya çapında saygın akademisyenlerin ortak buluştuğu nokta, yukarıda bahsettiğim çerçevedir.

    brakisefal alpin ırkı

    arthur de gobineau ve eugene pittard gibi ırkçı düşünürlerin eserlerini büyük bir dikkatle incelediği bilinen mustafa kemal’in sarf ettiği “ne mutlu türküm diyene” “türk öğün, çalış güven”, “bir türk dünyaya bedeldir”, “türk gençliği… muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur”, “türk ırkı dünyadaki en güzel ırktır” gibi ifadelere bakılırsa mustafa kemal’in söyleminde ırk, hem fiziki özelliklere, hem de ulusal karakter fikrine denk düşüyordu. mustafa kemal’in direktifleri doğrultusunda kurulan türk antropoloji tetkikat merkezi’nin ilk işleri arasında “karacaahmet mezarlığı’ndan toplanan kafataslarının ölçümü” ile “türk, ermeni, rum ve musevi gibi farklı ırki kökenlere sahip çocuklar üzerine” karşılaştırmalı araştırmalar yapmak vardı. 1925-1939 arasındaki yayın hayatında maarif vekillerinin “fahri reisliğini” yaptığı türk antropoloji mecmuası, o dönemde, “bilimsel bir araç olarak” antropolojiyi kullanarak, türk ırkının üstünlüğünü kanıtlamak için ne kadar kafa patlatıldığına dair örneklerle doludur. 1935-1945 arasında düzenlenen chp konferans serisi’nde sunulan bildirilerden bazılarının başlıkları ise şöyledir: “anadolu’nun irk tarihi üzerinde antropolojik bir tetkik”, “öjenik tatbikatı”, “türk beyinleri üzerine ilk antropolojik araştırma”, “irk hıfzısıhhasında irsiyetin rolü ve nesli tereddiden koruma çareleri”…

    türk tarih tezi’nin mucitlerinden afet inan, “türklerin brakisefal alpin ırkının mükemmel temsilcileri olduğunu göstermek üzere” yaptığı doktora çalışmasının önsözünde şöyle der: “mustafa kemal atatürk büyük devlet işleri arasında tarih etütleriyle bizzat meşgul olurdu. kurtardığı milletin tarihini ilmi yollardan araştırmak için tarihçilere vazifeler vermişti….1936 yılında bütün memlekette büyük ölçüde antropometrik bir anket yaptırmak arzumu atatürk’e anlattım. uygun gördüler ve beni teşvik ettiler. bunu hükümetten rica etmemi emir buyurdular.” nitekim tam 64 bin kişiyi kapsayan bu dev “ırkçı” çalışma, başbakanlık, milli güvenlik bakanlığı, sıhhat bakanlığı ve eğitim bakanlığı’nın her türlü desteği ile yürütüldü, ölçümler sivil ve askeri doktorlar, sıhhiye memurları, beden eğitimi öğretmenlerince yapıldı, askerler gönüllü denek olarak afet inan’ın emrine sunuldu.

    bilimin tiranlığı

    bu “bilimsel” çalışmada kullanılan bazı yöntemler şunlardı: yaşayan insanların başının ölçümü (sefalometri), kurukafanın ölçülmesi (kraniyometri), insanın bedensel özelliklerinin ölçülmesi (antropometri), kafatasından karakter teşhisi (freneloji), saç tiplerinin, boy ve bacak uzunluğunun, kafa şeklinin ve beyin ağırlığının ölçülmesi, yüz, göz, çene ve burun indekslerinin hesaplanması. ama aslında görünüşte bile bilimsel kriterlere uyulmuyordu. çalışmalar henüz vücut gelişimini tamamlamamış gençler üzerinde yapılıyor, ölçümlerde standart aletler kullanılmıyor, malzeme seçiminin hangi kriterlere göre yapıldığı açıklanmıyor, bazen malzeme sayısı hipotezi doğrulayıncaya kadar arttırılıyor, bazen tek bir örnekle makaleler yazılıyor, bazen bir “araştırma” bile yapılmadan sonuca varılıyordu. bütün bu manipülasyonlara rağmen “bilimsel” bulgular hala ideolojik hipotezle çelişiyorsa, “sosyal koşullar”, “adet ve anâneler”, “köyde büyümek”, “denize yakın yaşamak”, “muhtelif sebepler” gibi özürler sıralanıyordu. kısacası bilimin, istenildiği zaman nasıl da “sözde” bilim haline getirilebileceğinin mümtaz örnekleri sunuluyordu.

    mustafa kemal’in “dilâçar” soyadını verdiği osmanlı ermenisi, bulgaristan vatandaşı dilbilimci agop marta(r)yan’ın 1939’da hatay’ın türkiye’ye katılması vesilesi ile iskenderun halkevi’nde söyledikleri, halaçoğlu’nun tezlerinin ikizi gibidir. dilâçar şöyle diyordu: “…birçok beşer toplulukları, tarihlerinin bazı noktalarında dil ve mezhep değiştirmişlerdir (.) bugün arapça konuşan hatay türklerinin sâmiîlikle hiçbir alakaları yoktur. onların kafatası endisi, vasati olarak 85 olduğunda, bunlar eski brakisefal alpinlerin öz ahfadıdırlar (.) bugün hatay’da arapça konuşan halk aslen türk olup (.) kemalizm türkçülüğü bugün onlara kendi öz benliklerini, öz menşelerini bildirmiş ve türk etnisitesinden olduklarını göstermiştir…” dilaçar’ın ayrıca “türklerin ve ermenilerin ortak kökenleri” üzerine kitap yazmayı planladığını da ekleyelim.

    mustafa kemal’in emri ile 1935’te ankara’ya, dil tarih ve coğrafya fakültesi’ne taşınan antropoloji bölümünde ikinci dünya savaşı’nın sonuna kadar devlet desteği ile (en verimli şekilde (!) nazi almanya’sında ve faşist italya’da kullanılan) “öjenik bilimi” çalışmaları yürütüldü. aynen bugün halaçoğlu’nun yaptığı gibi, “hipotezler”, “gözlemler”, “ölçümler”, “deneyler”, “testler” gibi büyülü kavramlardan oluşan kapalı devre bir metodoloji ile ideolojik doğrular bilimsel doğrulara dönüştürülmeye çalışıldı. bu sözde “bilimsel” çalışmalara dayanarak, pek çok kitap ve makale yazıldı, konferanslar düzenlendi, buralarda dile getirilen tezler okul kitaplarına konuldu. işler iyice çığrından çıkıyordu ki, almanya’nın yenilmesi kesinleştiğinde, yönetici elitler ırkçılıkla aralarına mesafe koymak zorunda kaldılar…

    özet kaynakça: nazan maksudyan, türklüğü ölçmek, metis, 2005; suavi aydın “cumhuriyet’in ideolojik şekillenmesinde antropolojinin rolü: irkçı paradigmanın yükselişi ve düşüşü”, modern türkiye’de siyasi düşünce, kemalizm, c.2, iletişim 2002; orhangazi ertekin, “cumhuriyet döneminde irkçılığın çatallanan yolları”, a.g.e, c. 4. milliyetçilik, 2003, s. 345-385.

  112. Yazan:durhat Tarih: May 22, 2010 | Reply

    sevgili zafer selamlar,

    adımı anmışken bir selam vereyim dedim.

    evet,söylediğiniz gibi bir kamplaşma var ne yazık ki.etki tepki dediğimiz şey aslında.

    hani ortadoğu halklarının düşünce kültüründen sözetmişsiniz ya.galiba hiçbir yere ait olamanın verdiği bir bocalama yaşıyoruz.anlayacağınız araftayız:ne tam doğulu olmayı beceriyoruz ne de o can attıığımız avrupalılığa geçebiliyoruz:)
    elif şafak’ın “baba ve piç”adlı romanını okudunuz mu bilmiyorum.eleştirilecek yanları olmasına karşın,halklar arasında varolan ötekileştirici yarışla beraber aynı coğrafyayı paylaşan halkların aslında nasıl ortak bir kültürden beslendiklerinin ipuçları var romanda.burada da anadolu insanın ortak yaşam alanları,gelenekleri,kültürleri üzerinde dikkate değer pasajlar var.misal bumbar dolmasınan bahsedilir kitabın bir yerinde.amerikalılar için belki tiksindiricidir ama bir ermeni,bir türk,kürt ya da müslüman için bir mutfak kültürüdür.

    şurası bir gerçek ki bu çatışma ve düşmanlık ortamına karşın müthiş benzerlikler var ortadoğulu,anadolulu halklar arasında.birlikte yaşam dediğimiz şey aslında tarih mirasımıza çok şey katmıştır da biz farkında değiliz.neden?
    çünkü bizler işin ötekileştirici yanıyla daha çok ilgiliyiz de ondan.dolayısıyla bu bitmez tükenmez didişme beraber yoğrulmuş güzellikleri görmeye engel.

    onun için türklerle kürtler birbirine düşman…onun için alevi sünni müslümanı,sünni müslüman aleviyi sevmez.ermenilerle türkler arasında hala süren kan davası da bundandır.araplar bizi arkadan vurdu diye onlardan şikayet ederken ya da araplar bir şekilde biz türklere antipati duyarken neden yine aynıdır.örnekleri saymakla bitmez.

    işte laiklik kavgamız da böyle bir hissiyatın ürünü.dün komünizm gelecek diye ortalığı kızıştıracak bir işaret fişeği atıldı,bugün devreye başka şeyler sokuluyor.malesef bizler de buna teşneyiz.bir konuyu tartışırken fikir üretmek yerine gs-fb kavgasına dönüştürüyoruz işi:)bu da saydıklarımızdan farklı değil.aynı ülkenin iki takımı ama siz stadyumda olan bitenlere bir bakın.

    neyse bu mevzular bitmez.yalnız şu var:bu kutuplaşma illetinden kurtulmadığımız sürece hiçbir şey eskisinden daha iyi olmayacak.dünü çok arıyacağız gibime geliyor.
    sevgilerimle.

  113. Yazan:Since91 Tarih: May 24, 2010 | Reply

    Ben bu çalışmaların tamemen bilimsel olduğunu denek ifadelerine başvurarak kanıtlamaya çalışmadım. Amcanın ifadesinde çalışmanın bilimsel olup olmadığına dair hiçbir cümle yok. Bir konu üzerinde tartışıyorsak önce karşımızdakinin ne anlattığını idrak etmeliyiz.
    Benim amacım bu çalışmaların; hadi bilimsel olmasın ama önemli bir takım psikolojik kültürel altyapı hazırladığı gerçeğini anlatmaktır. Bu gibi Türk Tarih Tezi, Türkçe’nin Dünya üzerinde Ana dil olduğu tezi hep bu amaca hizmet etmiştir. Şimdi biz bu çalışmaları yanlış yorumlamak ya da işte bilimsel değil ki bak aletlerde yanlışmış işte yanlış ölçmüşler tipinde abuk subuk incelemeler yerine dönem şartları içindeki gerekliliğini ve sosyolojik etkilerini incelemeli ve anlamalıyız.
    Bu arada profesörlerinde doğal olarak her insan gibi fikirleri vardır. Fikirlerine katılırsın yada katılmazsın o sana kalmış ama fikrini beğenmediğine ideolojisini katıyo şeklinde basitçe suçlayarakta bir yere varamazsın.

    Asıl gülünç olan bu çalışmaları “bilimsel-bilimsel değil” olarak nitelemek değil üzerinden 80 sene geçmesine rağmen yapılan çalışmaların amaçlarını görememek, saçmalık olarak kabul etmektir.

  114. Yazan:Furkan Tarih: May 24, 2010 | Reply

    Daha da gülünç olan 80 yıldır kanun zoruyla uygulanmaya çalışılan bir sistemin amaçladığı kaynaşmış, sınıfsız, batılı toplumu bir türlü yaratamaması ve buna rağmen takipçileri tarafından hala gelmiş geçmiş en başarılı proje olarak lanse edilmesi. Asıl komik olan budur bence.
    Ayrıca atatürkçülüğü eleştirenlerin Kuran’ı hiç türkçe okumadığını iddia eden insanlara verilecek cevaplar var. Ben defalarca Kuran’ı Kerim’i türkçe olarak okudum. Ne yazık ki Arapça bilerek Arapça aslından okumak ve anlamak bana kısmet olmadı şimdiye kadar. Ve gördüm ki Kuran’da anlatılan, tasvir edilen toplumla içinde yaşadığımız toplumun uzaktan yakından bir alakası yok. En başta aklıma takılan Maide süresinin 44, 45 ve 47. ayetlerinde bahsedilen zalimler, fasıklar ve kafirler. Bunlar kimler olabilir bu toplumda o aklıma çok takılıyor. Kuran’ı daha iyi anladıklarını iddia eden atatürkçüler bu ayetlerden ne anlıyorlar acaba? Keşke gerçekten samimi olsalar da Kuran’ı beraber okusak ve nerelerde yanlış yapılıyor bir tartışsak.
    Ayrıca önemli bir not: Kürtlerin Türklerle kaynaşamamasının sebebi olarak dış mihrakları gösterecek olanlar varsa onlara şunu belirtmek isterim. Elin İngilizi hiç tanımadığı Kürtleri kışkırtmayı başardı da o yere göğe koyamadığınız, bir bakışta bin yıl ilerisini gören ideolojiniz niye bu konuda işe yarar bir strateji geliştiremedi ve İngilizlerin oyunlarını boşa çıkaramadı. Demek ki İngilizlerin ataları kadar zeki atalarımız yokmuş.

  115. Yazan:komiksinizzz:)) Tarih: May 24, 2010 | Reply

    yemin ederim şu yazarın yazılarını okuyunca sinir katsayım fırlıyor tamda final haftasındayım takmak istemiyorum ama konu Atatürk olunca dayanamıyorum..sen nası bir insansın ya bak ben Türk olarak seni milletimden saymıyorum bile sen gelmiş burda Atamızla ilgili şeyler söylüyorsun cevaplanmasını istediğin sorular sende kalsın mrk etme onlarsızda yaşarsın..biz Atatürke tapıyoruz varmı bir diyeceğin onu görmek için canımı bile verirdim o bizim için bir ilah değil bir insan örneğidir..kaç tane gelmiş böyle bir insan şu dünyaya!!biz Atatürk ü kafasını nasıl kullandığına bakıyoruz ve milletine olan düştünlüğünü örnek alıyoruz..!!SAYIN KEMAL HASTA YATAĞINDA BİLE NE DİYOR BENİ TÜRK HEKİMLERİNE BIRAKIN DİYOR NASIL BİR ULUS AŞKIDIR BU NASIL!!!örnek olması her sözü her kese!!sen ve senin gibi insanların kurucuları kim ataları dedeleri nerde mücadele vermiş ben anlamıyorum ya!!!bide şey demişsin Tabi en başta kendisini “Kemalist” olarak tarif edenlere die bi sözün geçiyor:SSbiz kemalistiz ya sen nesinn;)))ve şunuda unutma azınlıklar yok olmaya mahkumdur heleki belirsizlik en kötü şeydir şu hayatta yazık ne diyim ben şimdi okuyup doktor olup senin ve senin gibi düşünen insanlara mı hismet vereceğim yazık yediğim ekmek bile boğazıma girmeden acı verecek desene…

  116. Yazan:hidayet demir Tarih: May 24, 2010 | Reply

    yüce-ulu manitu , edison aydınlatmacısı ,ilkeci(prensipçi) devrimci(revolutioner), “herşeyi ben bilirim ulan” , rakıcı , döner erkeci ,”adam ” edici, hizalayıcı, dengeleyici,yıkamacı yağlamacı..bunlar bazı atatürkizm hastalıklarıdır..allah acil şifalar versin..

  117. Yazan:Since91 Tarih: May 24, 2010 | Reply

    Yanlışınız var Furkan bey. Atatürk’ün düşünceleri 80 yıldır uygulansaydı bu ülke bu hale gelmezdi zaten. İngilizlere yahut dış güçlere tam karşı koyamamamızın sebebi Atatürk’ü tanıyan, islamı doğru şekilde anlayan ve kültürünü, insanını tanıyan nesiller yetiştiremememizdir. Kur’an da kafir ve fasıklardan bahsedilir ama siz imanın kimde olduğunu bilemezsiniz. Ve bir müslümana müslüman değilsin demekte büyük günahlardandır. Türkçe Kur’an okumanız sizin faydanızadır. Bunun somut olarak Atatürkçülere hiçbir faydası yoktur. Ama bu toplumun mutlu olması gerektiğine olan inancımız insanlara bu tip tavsiyelerde bulunmamıza neden oluyor. Belki de bu yüzden yanlış anlaşılarak defalarca eleştirildik. Ama olsun fikirlerimizi anlatmaktan vazgeçmeyeceğiz. Dediğiniz gibi keşke Kur’an ı toplumu oluşturan bütün fertler olarak okusak anlamaya çalışsak…

    Bir diğer arkadaşın biz Atatürk’e tapıyoruz cümlesini asla kabul etmiyorum. Ve gerçek Atatürkçülerin de bu cümleyi kabul edeceğine inanmıyorum.

  118. Yazan:Komikizzzzzz:):) Tarih: May 24, 2010 | Reply

    Kemalizm bir sudur iç iç kudur diye bir espri yapma çüretini gösterecek değiliz heralde :) Adam gibi hislerimizi söyliyeceğiz. Kemalizm bundan yıllaaaar sonra torunlarım nine kemalizm nedir diye sorduklarında, yavrum, bu ülke tarihinde hatırlanmaya değmeyecek kara tarih sayfaları yazılmasında emeği geçmiş, uzuuun süre büyük bir kahraman olarak halka yutturulmuş bir zavallının içi boş izmiydi, daha geniş bilgi için Google, Wikipedia gibi sitelere başvurabilirsin diyebilmeyi umduğum yegane şahsiyetin içi boş ideolojisinin adıdır..

  119. Yazan:Since91 Tarih: May 25, 2010 | Reply

    Hakikaten komiksin arkadaşım. Sana gülüyorum gerçekten gülüyorum. Ama inan başının boyutuyla beyninin boyutu arasındaki oran bana daha da komik geliyor. İlerde torunun Atatürk’ü tanıyıp fikirlerini anlayabilmiş biri olarak karşına geçtiğinde sana gerekli cevabı verecektir. Bu toprakların Atatürk’ü anlayabilen nesiller yetiştireceğinden şüphemiz yoktur.

  120. Yazan:Olcayto Tan Haskol Tarih: May 25, 2010 | Reply

    Kılıçdaroğlu şu an itibariyle televizyonda Atatürk diyor, Atatürk devrimleri diyor. Bir dönem kapandı
    20 yıllık lider suntası kırıldı dedim. Aynı kafa aynı koltukta, Türk’ün genlerinde kuvay-ı milliye vardır diyor adam hala hala…. ve statükoyu aşacağız diyor adam. Statüko sen değil misin be kardeşim. Evrensel bir sosyal demokrasi ne zaman gelecek bu ülkeye? Ne zaman tek lider nasyonundan kurtulacak? Ne içiriyorlar bu insanlara.

  121. Yazan:Mehmet Yılmaz Tarih: May 25, 2010 | Reply

    Tan çok haklisin,
    adam gibi bir sosyal demokrat parti kurulsa iktidara oynar, bu kesin. ama bu kemalistler hiç bir zaman yapamayacak bu isi çünkü AKP’de görüp elestirdigimiz her türlü hastaligin 10 misli bu adamlarda mevcut. ÜStelik de hala kendilerini çagdas; modern filan saniyorlar. Nasyonal sosyalistsiniz diyoruz, adamlar “SO WHAT?” diye cevap veriyor, bir marsli gelse daha çok ortak nokta buluruz her halde :)

  122. Yazan:Cengiz Cebi Tarih: May 25, 2010 | Reply

    Kemalist Arkadaşlar,

    Size bir soru sormak isterim.

    Yanıtlarsanız sevinirim.

    Sizce bir T.C. vatandaşı için, gerçek anlamıyla kemalist (atatürkçü) olmaksızın gerçek anlamıyla yurtsever olmak mümkün müdür?

  123. Yazan:Cengiz Cebi Tarih: May 25, 2010 | Reply

    sen nası bir insansın ya bak ben Türk olarak seni milletimden saymıyorum bile

    İlginç. Karşınızdaki de sizi ‘türk’ saymaz.

    Sonra? Nereye varılacak buradan?

    sen gelmiş burda Atamızla ilgili şeyler söylüyorsun

    Açıkçası ben Ata inancına sahip değilim.

    İnananlara saygı duyarım duymasına ama bu tür inançları olanlar ile iletişim kurmanın güç olduğunu bilirim.

    Denemişimdir.

    Ancak zihinlerindeki kemikleşmişlik düşünmelerini imkansız kılar.

    İnançlarına aykırı ise, ne söylediğinizin önemi yoktur.

    Söylediğinize bakmazlar. İnançlarından yana mısınız, değil misiniz ona bakarlar.

    Bu konuda iyidirler ama.

    İnançsızları derhal tespit edip gardlarını alırlar.

    “Acep yanlış inanıyor olmayalım?” gibi bir kuşkuya düşmekten korkarlar.

    Zira ‘dinden çıkmak’ gibi korkunç bir durumdur bu onlar için.

    Oysa öldürmeyen yumruk güçlendirir diye bir söz var.

    Yumruklayın inancınızı (Kuşkuya açık olun).

    Ölürse zaten yanlış bir şeyden kendiniz kurtarmış olursunuz.

    Ölmezse güçlenmiş olur.

    Bu da şu anki duruşunuz açısından iyi bir şey.

    Sanırım en berbat inanç, inanç olduğu bile farkında olunmayan inançtır.

  124. Yazan:Since91 Tarih: May 26, 2010 | Reply

    Gerçek anlamda Atatürkçü olan kişilerin yurtsever olmama gibi bir ihtimali yoktur. Çünkü Atatürk büyük bir yurtseverdir ve onun izinden gidenlerde doğal olarak yurtsever olacaklardır.

    Atatürkçü olmadan yurtsever olunur mu ? Evet olunur ama şahsi kanaatime göre bu kör bir insanın araba sürmesi gibidir. Araba sürebilir ama yanında ona sağa-sola gitmesini söyleyecek biri olmazsa kaza yapacaktır.

    Yurtsever olmanın yolu okumak bilmek düşünmek ve çalışmaktan geçer. Kişi önce kendini kurtarabilmelidir ki ülkesini kurtarabilme ihtimali olsun. Ama elbette ki lafta yurtsever olmak çok kolaydır.

  125. Yazan:Komikizzzzzz:):) Tarih: May 26, 2010 | Reply

    sayın since91, siz kemalistlerde bu kafatası , boyun, baş ölçme hesapları bir gelenek sanırım değil mi?
    ayrıca müstakbel torunlarıma çamur attığınız sözlerinizin yayınlanmasından da oldukça rahatsız olduğumu belirtmek isterim..

  126. Yazan:Mustafa Akbaş Tarih: May 26, 2010 | Reply

    Ne mutlu isnanim ve Türküm ama kesinlikle Atatürkçü degilim ve olmayacagim da. Ama cok güzel ver hizi araba sürerim. Her hafta gezmeye giderim. Saate ortalama 140 km yaparim.

  127. Yazan:ali duman Tarih: May 26, 2010 | Reply

    sn. mustafa akbaş sevgi ve selamlar.

    kemalist olmadığınızı beyan ediyorsunuz,

    oldu mu şimdi?

    biz sizinle nasıl yurttaş olabileceğiz?

    malum, faşist 12 eylül darbecilerinin yaptığı 1982 anayasası bizi birbirimize,

    anayasal vatandaşlık

    ile bağlamıyor.

    bizi birbirimize “Atatürk milliyetçiliği” ve “Atatürk ilke ve inkilapları” ile bağlıyor.

    eeeeee

    biz şimdi nasıl yurtaş olacağız, yurttaşlık bağlamından nasıl istifade edeceğiz?

    yani, mevcut anayasa kemalist olmayanları “vatandaş” olarak kabul etmiyor, kemalizmi zorunlu kılıyor, tıpkı ateist dahil herkese din dersini zorunlu kıldığı gibi.

    bu ülke baştan aşağı kemalist ideoloji ile donatılmıştır, oysa “ideolojik devlet” 20nci yüzyılda hitlerle birlikte çöktü, bugünün ideolojik devletlerine baktığımızda kemalist ideolojinin devleti türkiye, hümeyni iranı gibi geri kalmış ülkeleri görmekteyiz, gelişmişlik “ideolojik devlet” olmaktan vaz geçmek ile başlıyor, siz de bende “vatandaş” olamıyoruz, bu faşist ideolojik devlet anlayışı yüzünden.

    “ideolojik devlet” anlayışı en nihayet faşist devlete dönüşüyor, bu çin’de de, iran’da da, sosyalist olduğunu iddia eden stalinist sscb’de de böyle olmuştur, türkiye de de böyle devam etmektedir, dilerim ki buna son verilecek günler yakındır.

    selamlar.

  128. Yazan:M.Demircioğlu Tarih: May 26, 2010 | Reply

    Gerçek anlamda Atatürkçü olan kişilerin yurtsever olmama gibi bir ihtimali yoktur. Çünkü Atatürk büyük bir yurtseverdir ve onun izinden gidenlerde doğal olarak yurtsever olacaklardır.

    “…olmama gibi bir ihtimali yoktur.”cümlenin bu kısmında çok keskin bir idda vurgusu var ya,neyse burasını geçelim.

    Ancak “Gerçek anlamda Atatürkçü olan kişiler…”mesela kimlerdir?Nedir bu “gerçeklik”in kriteri,kimler bu vasfa uygundur veya kimler bu tanımlamayı hakediyor?

    Öyle ya,”gerçek”,”hakiki”,”öz”vb vurgular olduğuna göre demek ki “sahte”veya “taklitleri”de olabileceği düşünülmüş.

    Pekala,

    Yurtsever olmanın yolu okumak bilmek düşünmek ve çalışmaktan geçer.

    demişsiniz.
    Bunu da gerçek yurtseverliğin koşulu kabul edelim.

    Ancak bir üstteki paragrafda şunlar yazılı:

    Atatürkçü olmadan yurtsever olunur mu ? Evet olunur ama şahsi kanaatime göre bu kör bir insanın araba sürmesi gibidir. Araba sürebilir ama yanında ona sağa-sola gitmesini söyleyecek biri olmazsa kaza yapacaktır.

    Bağışlayın ama burada kafam bir hayli karıştı.Yazdıklarınızı bir bütün içerisinde okuyacak olursak şunu mu demek istemişsiniz:

    “Yurtsever olmanın yolu okumak bilmek düşünmek ve çalışmaktan geçer(buraya kadar olan kısmını imlasına dokunmadan yorumunazdan aktarıyorum).Ancak buna karşın bu donanımlara sahip olmak yeterli değil.Gerçek yurtsever olabilmek için bir de Atarürkçü olmak gerekiyor.Değilse “sakatlık” kaçınılmaz ve mutlaka bir şeyler eksik kalmış olacaktır”.

    Ben böyle okudum.

    Peki madem “ne yaparsanız yapın Atatürkçü olmadan yurtsever olamzsınız”mealinden kesin bir öngörünüz var,sizce kendisini okumaya,bilgiye,öğrenmeye,düşünmeye ve çalışmaya adayanların durumu ne olacak?Mesela bu tür insanları nereye koyacağız?
    Tamam biraz gayret var ama yurtsever olamaz mı diyeceğiz böyleleri için?Ya da yurtsever olma eğlimi taşısa bile Atatürkçü olamamaktan ötürü kişi sınıfta mı kalmış olacak?Hani öyle bir anlatmışsınız ki,insan ağzıyla kuş tutsa bile Atatürkçü değilse sanki aracı bariyere bindirecekmiş gibi bir öngörüde bulunmuşsunuz da.
    *******

    Ha elbette her türlü öngürüde bulunabilirsiniz.Bu sizin kişisel takdiriniz,görüşleriniz,düşünceleriniz.İfade etmenizde bir sorun görmüyorum.

    Lakin her cümlesinde bilimsellikten,nesnel gerçeklerden,objektiflikten sözeden biri için sizce fazla sübjektif yargılar değil midir bunlar?Doğru ve yanlışları,iyi ve kötüyü doğrudan lider kültüne,kişi fetişizmine bağlamak,bunun üzerinden okuyup yorumlamak obfektiflik olabilir mi?

    Ayrıca,bir şey daha var.Mesela hiç okumayan,bilgi,öğrenme ve çalışmaya gerek duymayan ama söze gelince kendisine Atatürkçüyüm diyenler ne olacak?Atatürkçüyüm demekle iş bitiyor mu?Bakın komikli momikli rumuzlar kullanarak Atatürkçülüğü kimselere bırakmayanlar var mesela.Yorum diye döktürülen hezeyanlarıyla bunlar ne Atatürkçü olur ne de başka bir şey.Olsa olsa kendilerini acındıracak hale getiriyorlar ve Atatürkçüleri utandırıyorlar.Hadi bunları da geçelim.Her kesimden böyle cahil cühela takımı çıkabiliyor.

    Fakat ülkede kanlı darbeler yapılırken maalesef uygulayıcıları da Atatürkçü geçiniyor.

    Bir yığın karanlık dolap çevirmiş ergenekon sanıkları ona keza…Hep bir ağızdan Atatürkçülüklerini haykırıyorlar.

    Peki bu mudur Atatürkçülük?Kendi suçlarına,iktidar hırslarına,kötü yönetimlerine Atatürk gibi bir şahsiyeti kalkan etmek nasıl bir Atatürkçülüktür?

    Eğer Atatürkün bu halkın önüne koyduğu ilkeleri gerçekten layıkıyla yapmak,O’nun izinden gitmek istiyorsak önce Atatürk ismini emellerine alet eden,istismar eden bu köhnemiş zihniyetle hesaplaşmak durumundayız.Bu asalakların maskesi artık düşürülmelidir.Yoksa bizler de bu zihniyete ortak olmuş olacağız ve onlarla anılmaktan asla kurtulamyacağız.Bırakınız onlarla anılarak kötü bir imaj doğmasını,ülkemizi daha geriye götüreceğiz.Gerçek bir hukuk devleti asla olamayacağız.Bu topraklara asla barış,huzur ve kardeşlik gelmeyecektir.

    Yurtseverlik de,Atatürkçülük de bu zihniyete karşı uyanık olmayı gerektiriyor.Onların boş sözlerine kanıp dümen suyuna kapılmayı değil.Benim Atatürkçü felsefem budur.

  129. Yazan:ali duman Tarih: May 26, 2010 | Reply

    hani diyorum ki, anayasa değiştiğinde vatandaşlara da anayasa mahkemesine bireysel başvuru hakkı tanınanacak ya, toplanıpta bu konu hakkında dava mı açsak?

    zira zorunlu din dersi için dava açan ateist aile haklı bulundu ve çocuğu zorunlu din dersinden muaf kılındı, bu güzel bir örnek, yani “devletin hukuku” yerine “hukukun üstünlüğüne” inanan mahkeme/hakim/savcı sayısı artmaya başladı.

    bir değişşinde anayasa, bir soralım bakalım anayasa mahkemesine “kemalist değiliz, kemalizmi zorunlu kılan mevcut anayasa bizi ne kadar bağlar” diye. (düşündürelim biraz yemeyip, içmeyip “değişmez ve değiştirilmesi teklif dahi edilemez” anti-demokratikliği ebedileştiren kavramları icat edenleri, maddeye bak! sanki kuran-ı kerim gökten indirilmiş)

  130. Yazan:Furkan Tarih: May 26, 2010 | Reply

    Sayın Since91
    80 yıldır Atatürk’ün ilkelerinin uygulanamadığını söylüyorsunuz. Yani bu şu demek; 1920-1945 yılları arasında da Atatürkçülük uygulanmamış bu ülkede. Bu bana mantıksız geldi.
    Bir diğer konu da, madem bu ilkeleri 80 yıldır uygulayamıyoruz bu ülkede neden 80 yıldır ensemizde boza pişiriyorsunuz Atatürkçülük de atatürkçülük diye. Atatürk’ün adını anmadan iş yapan bir devlet büyüğü gördünüz mü bu ülkede.
    Bir kere şunu kabul edelim. Türkiye köküne kadar Atatürk ilkeleriyle yönetiliyor. Rahmetli Türkan Saylan bile öyle demişti. Bizim onaylamadığımız hiç bir şey olmaz demişti bu ülkede.
    Ayrıca bir sözünüz daha dikkatimi çekti. Kuran okumanın Atatürkçüler için somut bir faydası yoktur demişsiniz. Buradan Atatürkçülerin müslüman olmadıkları manası çıkıyor. Halbuki benim tanıdığım namaz kılan çok Atatürkçü var.
    Kültürümüze sahip çıkalım diyorsunuz ama kültürün en önemli öğelerinden biri olan dine sahip çıkmaktan hiç kimse bahsetmiyor. Sizce din kültürün bir parçası değil midir? Ya da sizin din anlayışınız herkesin kendi evinde yaşadığı sokakta, çarşıda pazarda, toplum ait her alanda kendini göstermeyen bir din. Herkes evinde dinini yaşayacak ama ne kamusal düzen ne de kamusal alan dine ait hiç bir iz taşımayacak. Bu size mantıklı geliyor mu gerçekten. Belki dünya üzerinde bu tür dinler olabilir bilmiyorum ama İslam kesinlikle o tür dinlerden değil. İlber Ortaylı bile böyle bir tespitte bulunmuştu bir kitabında. İslam ve Musevilik diyordu bir insanın doğumundan ölümüne kadar 24 saatini programlayan bir dindir. Şimdi böyle bir dininiz var ve ulu devletlularımız bu dini evinize kapatmak istiyor. Eğer bu söylediklerimin yanlış olduğunu düşünüyorsanız sizin İslamı yeterince iyi tanımadığınıza hükmedeceğim. Bu da İslamı iyi bilmek söyleminizle çatışıyor.
    Atatürkçü olmak da böyle bir şey sanırım. İçerisinde bir çok çelişki barındıran ama yine de mükemmellik iddiasında bulunan bir ideoloji.

  131. Yazan:alikemal Tarih: May 27, 2010 | Reply

    arkadaslar ne demek kemalizm atatürkten sonra cıktı atatürkle alakası yok böle mi biliyosunuz cumhuriyet tarihini kemalizm atatürk ilkelerini düşüncelerini benimsemektir

  132. Yazan:Since91 Tarih: May 29, 2010 | Reply

    Furkan Bey,

    Biz sizin başınızda boza falan pişirmiyoruz. İster Atatürkçü olun ister olmayın benim için çok ta önemli değil. Çakraları kapalı olan insanlara bir şey anlatılmayacağını lise yıllarımdan tecrübe edindim zaten.

    Ama bari Allah aşkına yazdıklarımı doğru okuyun.Orada kastettiğimi tekrar anlatayım; Biz Atatürkçü arkadaşlarımla beraber ailemize, yakın çevremize, ulaşabildiğimiz insanlara hep Türkçe Kur’an okumalarını tavsiye ediyoruz. Ve bu konuda yanlış anlaşılarak defalarca eleştirildik. Aslında insanlara Türkçe Kur’an okuyun dememizin tek sebebi onları düşünmemiz. Yoksa biz Atatürkçülere bunun somut bir faydası yok. İnsanlar kendilerini geliştirsin kulaktan dolma bilgilerle dini öğrenmesin. Kendi dinini kendi kitabından öğrensin istiyoruz. Ben elhamdülillah müslümanım ve bu İslam dinine mensup olmaktan şeref duyuyorum.

    Sözümü yanlış anlayarak yaptığınız eleştirileri okumadım bile.

  133. Yazan:Since91 Tarih: May 29, 2010 | Reply

    sayın since91, siz kemalistlerde bu kafatası , boyun, baş ölçme hesapları bir gelenek sanırım değil mi?
    ayrıca müstakbel torunlarıma çamur attığınız sözlerinizin yayınlanmasından da oldukça rahatsız olduğumu belirtmek isterim.

    Sayın Komikizzzzzz:):),

    Biz Kemalistler olarak insanların boyun, kafatası vs. gibi şeylerini değil ahlak seviyesini ölçeriz, hesaplarız.

    Sizinde Atatürkçülükle alay ettiğiniz sözlerinizin yayınlanması beni oldukça rahatsız etti. Fikrin başka olabilir ama alay etmek gerekmez. Önce saygıyı tanımalıyız.

    Bu arada müstakbel torunlarınıza çamur atmadım aksine onlara iltifatta bulundum. Siz onların Atatürkçü olacaklarına inandığımı söylediğimde bunu çamur olarak algılıyorsanız; inanın çamur yazılarımda değil sizin vicdanınızdadır.

  134. Yazan:Since91 Tarih: May 29, 2010 | Reply

    Sayın M.Demircioğlu,

    Yazınızdaki seviyeli eleştirilerinizden dolayı teşekkür ederim. Umarım sorularınızı sizi tatmin edecek bir biçimde cevaplandırabilirim.

    “Gerçek anlamda Atatürkçü olan kişilerin yurtsever olmama gibi bir ihtimali yoktur. “
    *Evet keskin bir iddia olduğu ortadadır.
    “Çünkü Atatürk büyük bir yurtseverdir ve onun izinden gidenlerde doğal olarak yurtsever olacaklardır.”
    *Üstteki cümlede bu iddiamın mantıksal çıkarımıdır.

    Gerçek Atatürkçülerin kimler olduğuna dair birkaç isim sayayım.” Salih Bozok, Abdi İpekçi, Ahmet Taner Kışlalı, Uğur Mumcu, Muammer Aksoy…”

    Gerçeklik kriterlerlerinin ne olduğunu görmek çokta zor değil aslında. Atatürk’ü doğru şekilde tanımak, onun çok yönlü kişiliğini holistik bir bakış açısıyla algılayabilmek, yaptığı işlerin sosyolojik ve felsefi temellerini idrak edebilmek, onun ismi ve saygınlığı üzerinden çıkar sağlamamak…

    Evet; “hakiki”, “gerçek” vs. gibi vurgulamalarımdan işaret ettiğim yeri doğru anlamışsınız. Etrafta o kadar çok sahte Atatürkçü var ki inanın bu insanlar yüzünden Atatürkçülüğü tanıtmak, anlatmak çok zor hale geliyor. Ve bu tip insanlar Atatürk hakkında bilgi sahibi olmadan kasıtlı ya da kasıtsız onu yanlış anlatıyorlar. Onların yanlışlarını düzeltebilmek için saatlerce dil döküyoruz. Buradaki samimiyetime inanın lütfen.

    Diğer bir hususta kendisini okumaya, bilgiye, öğrenmeye, düşünmeye ve çalışmaya adayanlar gerçekleri görmenin uzağında değillerdir. Bu insanlar yurtsever olduklarında zaten fikirlerinde, hislerinde Atatürk’ün izlerini taşıyacaklardır. Yani sınıfta kalma gibi bir durum söz konusu değildir. Açayım;

    Okuyup öğrenip düşünüp Yurtsever olan bir kişi ülkesinin iyiliğini isteyecektir.
    *Atatürk’te ülkesinin iyiliğini isterdi.
    Okuyup öğrenip düşünüp Yurtsever olan bir kişi ülkesini koruyacaktır.
    *Atatürk’te ülkesini korudu.
    Okuyup öğrenip düşünüp Yurtsever olan bir kişi ülkesini çağdaş medeniyetler seviyesinin üzerine çıkarmaya çalışacaktır.
    *Atatürk’te çıkarmaya çalıştı.
    Yurtsever insan yurdu üzerinde yaşayan insanları sevecek onları layık oldukları refaha kavuşturmak isteyecektir.
    *Atatürk’te yurdu üzerinde yaşayan insanları refaha kavuşturmak istemiştir. (Örnekler çoğaltılabilir.)

    Objektiflikten elbette ki bahsedeceğim.Çünkü objektifliğin öneminin farkındayım. Ancak fikrim sorulduğunda da subjektif cevap vermem pek de anormal olmasa gerek. Özellikle de yazımda “şahsi kanaatlerim” diye belirtmişken bu eleştirinizi pek haklı görmedim. Ama elbette saygı duyuyorum.

    Son bölümde yazmış olduğunuz;

    “Eğer Atatürkün bu halkın önüne koyduğu ilkeleri gerçekten layıkıyla yapmak,O’nun izinden gitmek istiyorsak önce Atatürk ismini emellerine alet eden,istismar eden bu köhnemiş zihniyetle hesaplaşmak durumundayız.Bu asalakların maskesi artık düşürülmelidir.Yoksa bizler de bu zihniyete ortak olmuş olacağız ve onlarla anılmaktan asla kurtulamayacağız.Bırakınız onlarla anılarak kötü bir imaj doğmasını,ülkemizi daha geriye götüreceğiz.Gerçek bir hukuk devleti asla olamayacağız.Bu topraklara asla barış,huzur ve kardeşlik gelmeyecektir.
    Yurtseverlik de,Atatürkçülük de bu zihniyete karşı uyanık olmayı gerektiriyor.Onların boş sözlerine kanıp dümen suyuna kapılmayı değil.Benim Atatürkçü felsefem budur.”
    Bölüme harfiyen ve yürekten katıldığımı belirtmek isterim.Teşekkürler.

  135. Yazan:Cengiz Cebi Tarih: May 29, 2010 | Reply

    Bir kimsenin Kemal ile ortak yönlerinin olması onu “Kemalci” yapmaz.

    Neden yapsın ki?

    Benimle ortak yönü olan nice insan var?

    Onlara “Cebist” mi demeliyim?

    “Kemalcilik” kişisel bir duygu olayıdır.

    Ne vatan ile ne de akıl ile ilgisi var.

    Ama insanoğlu duygularını “yüceltmek” adına akıl, bilim, ahlak, din, vatan vb. ne bulursa kullanmaya pek bir meraklı.

    Dürüst olursak herhangi bir kimseci olmamıza gerek kalmaz.

  136. Yazan:Since91 Tarih: May 30, 2010 | Reply

    Ben zaten yazımda ortak yönlerinin olması onu Atatürkçü yapar demedim izlerini taşır dedim Cengiz Bey.

    Kemalcilik diye de bir düşünce sistemi yoktur. Ama güzel fikirmiş kelime hazineme yeni bir kelime kattınız.

    Atatürkçülükte 1) Kişisel değildir, 2) Duygu olayı da değildir. Aksine Toplumsal ve düşünce olayıdır.

    Vatan ve Akıl ile olan ilişkisi üzerine yüzlerce kitap yazılmıştır. Şimdi sizin önyargılarınızı burada üçbeş kelimeyle kırmaya kalkışmayacağım. Oturun okuyun önyargılarınızla boğuşun.

    Bir bir kimseci değiliz fikirlerine değer verdiğimiz kişilerin düşünce yapısını, bakış açısını bırakın da inceleyelim. Bu dürüstlüğümüze engel teşkil etmez. Aksine dürüst insanları örnek almak bize dürüstlük adına birçok şey kazandırır.

  137. Yazan:Cengiz Cebi Tarih: May 30, 2010 | Reply

    Since91 Bey/Hanım

    Ben zaten yazımda ortak yönlerinin olması onu Atatürkçü yapar demedim izlerini taşır dedim Cengiz Bey.

    Ama bu da doğru değil.

    İz dediğimiz şey bir nesne ya da kimsenin izidir.

    İnsanlar ortak yönlere pekala birbirlerinden bağımsızca sahip olabilirler.

    Yani bir şeyin ya da bir kimsenin izi olmak zorunda değil bu ortak yönler.

    Çoğunlukla ilgisi bile yoktur.

    Kemalcilik diye de bir düşünce sistemi yoktur.

    Evet, ben de duymadım böyle bir düşünce.

    Buna “Kemal’i Sevme Kültü” diyebiliriz.

    Budhacılık gibi.

    Ama güzel fikirmiş kelime hazineme yeni bir kelime kattınız.

    Öyle bir fikrim yok. :)

    Atatürkçülükte 1) Kişisel değildir, 2) Duygu olayı da değildir. Aksine Toplumsal ve düşünce olayıdır.

    Kişisel ve duygusal olaylar belli bir “kişi sayısı”na ulaşıldığında ister istemez toplumsal sonuçlara yol açarlar.

    Ne var ki bu onların temel karakterlerini iptal etmez.

    “Kemalcilik”in nesi düşüncedir -cehaletimden olsa gerek- anlayamadım.

    Vatan ve Akıl ile olan ilişkisi üzerine yüzlerce kitap yazılmıştır.

    Yazılan kitap sayısı bir ölçüt değil. Ortalık kitaptan geçilmiyor.

    Şimdi sizin önyargılarınızı burada üçbeş kelimeyle kırmaya kalkışmayacağım.

    Önyargıları kırmak zor ama imkansız değil.

    Makul herbir gerekçe önyargılarımızı zayıflatır.

    Oturun okuyun önyargılarınızla boğuşun.

    Yapıyor olduğumu sanıyorum.

    Bir bir kimseci değiliz

    Bir kimsenin adı + ci benim anladığım kadarıyla o kimseci anlamına gelir.

    Ve böyle olmaya gerek olmadığı, benim düşüncemdir.

    Gereklidir diyene pekala saygı duyarım.

    fikirlerine değer verdiğimiz kişilerin düşünce yapısını, bakış açısını bırakın da inceleyelim.

    Buna karışmak haddim değil. Böyle anlaşıldıysam kusura bakmayın.

    Değer verdiğimiz insanları incelemeye karşı duranların sonuna kadar karşısındayım.

    Yeter ki bu “resmi din” gibi dayatılmasın, sözkonusu kişileri değerli bulmayanlara “zındık” gözüyle bakılmasın.

    Ve yukarıda yapıldığı gibi kemalci olmayan yurtsever için “kör şöför” gibi komik benzetmeler yapılmasın.

  138. Yazan:nizam Tarih: May 31, 2010 | Reply

    Atatürk bilinmeyen bir kişiliktir. eleştirme,araştırma yasğı olan ve bilinmesi de şimdilik mümkün olmayan hayali bir varlıktır…
    kimbilir belkide böyle bir şahsiyet hiç yaşamadı.!
    herkese göre bir atatürk… oh ne ^ala…

  139. Yazan:Tahsin Kılıç Tarih: Jun 6, 2010 | Reply

    Yazar,Kemalizm’i birçok ikinci Cumhuriyetçi,neo-liberal aydının tanımladığı gibi belirtme hatasına düşmüş.Atatürçülük ya da Kemalizm ile ilgili yeterli bilgiye sahip olduğuna inanmıyorum.Zira Atatürkçülük için;”Gerektiğinde halkına şiddet uygulamaktan çekinmeyen” gibi bir ibare düşmüş.Halbuki Atatürk Cumhuriyet rejimini kurmak için halkına zulüm yapmadı.Devleti bölmek isteyen bölücülere,yeniliklere direnen gerici-şeriatçılara karşı sıkı tedbirler aldı.Gözden kaçan nokta Atatürk’ün bu önlemleri tek başına,keyfi biçimde aldığının sanılması.Oysa bu kararlar T.B.M.M. kararlarıdır.Atatürk bu kararlara liderlik etmiştir.Yurdun tehlikelerden arınabilmesi için başka ne yapılabilirdi?Öte yandan Atatürk’ün Kemalizm ile ilgili olarak gerekli açıklamaları yapmadığını ileri sürmüş.”Nutuk” nedir peki?Atatürk’ün dogmalara karşı olduğu,bu yüzden de dondurulmuş kalıplara sıcak bakmadığı biliniyor.Bir farkla ki Kemalizmin temelinde “Akılcılık ve Bilim” var.Gerçekçilik,ilericilik var.

  140. Yazan:murat Tarih: Jun 8, 2010 | Reply

    bence kemalizm aydınlık ve farhlıktır bilim ve fen işlerini birbirinden ayrıması din ve devlet işleride atatürkün görüşleri çok iyi sağlam siyaseti ile çağdaş ferah olmamızı istemesi görüşleriyle mükemmel bir devlet adamıydı yanlız halkımız kemalizm tarikatcılar gibi tarikat büyüklerini epeyganber görmeleri atatürkü peygamber görmeleri doğru birşey değil şimdi egede kemalizmi bilmeyen gençler dini salı verip atatürkçü ayağına aydınlık ferahlık istiyor bu görüüşş bence yanlışş her kemalizmci görüşünün ne olduğunu bilip sonra görüşünü sunsun

  141. Yazan:Furkan Tarih: Jun 9, 2010 | Reply

    Atatürkçülük vatandaşına zulüm yapmadı, ama halkına pekala da zulüm yaptı. Türkiye’de yaşayan insanları sadece kendi çevresindekilerden ibaret gibi görmek seçkinlerin hiç değişmeyen bir özelliği sanırım. Ekmek bulamıyorlarsa pasta yesinlerden ne farkı var şimdi bu söylemin. Sanki bütün türkiye beyaz türklerden oluşmuş. Gidin bakalım dindarların arasına, onlarla sohbet edin, doğudaki kürtlerin arasına gidin oradakilerle hemhal olun. Bakın bakalım size geçmiş ile ilgili neler anlatıyorlar. Geçmişi müfredat kitaplarından öğrenirseniz böyle olur tabi. Hiç bir okul kitabında, biz dersimde kürtleri çoluk çocuk katlettik diye yazmaz tabii ki. Ama orada o zamanlarda görev almış kişilerin hatıratlarında bunların izlerine rastlayabilirsiniz.
    Ya da şapka kanununa uymadı diye asılanları da dindar insanlardan öğrenebilirsiniz. Bu da okul kitaplarında biz şapka giymemekte ısrar edenleri hatta bu konuda kanunun çıkma tarihinden önce yazılmış bir eleştiri kitabı yüzünden bu kadar adamı astık da demez.
    Bunları bilmediğiniz için de birileri bu gerçekleri size söylediğinde irkilirsiniz ve haklı olarak savunmaya geçersiniz.
    Ayrıca Atatürk’ün devrim kararlarını kendi başına almadığı TBMM tarafından çıkarıldığını düşünmek de biraz saflık oluyor. Ama tarihi hep tek taraflı okumuş insanlar bu konuda yine mazur görülebilirler. Sonuçta bilmemek ayıp değil, öğrenmemek ayıp. Siz hiç muhalefet partisi olmayan bir meclis gördünüz mü ? O kararlar muhalefet partisi olmayan bir mecliste alınmıştı dikkatinizi çekerim. Muhalefet partisi olmayan meclis de totaliter rejimlerde olur. Tıpkı SSCB gibi. SSCB meclisleri de bir çok karar almıştı komünizm adına. Ama ne oldu yanıldıkları ortaya çıktı yıllar sonra ve komünizm çöktü. Demek istediğim kanunların muhalefeti olmayan bir meclis tarafından alınması onları oldukça şüpheli bir konuma sokar. Bu da bu kararların arkasında millet iradesinin olmadığını gösterir.
    Zaten Atatürk’ün milleti dinlemek gibi bir niyeti olmadığını da şimdiye kadar öğrenmiş olmanız gerekir. Eğer hala öğrenmedi iseniz Alman tarihçi Klaus Kreiser’in kitabından aşağıda alıntılanmış bölümü bir okuyun. Bunlar Atatürk’ün kendi sözleri. 1918 yılında tedavi için gittiği Karlsbad’ta söylenmiş:

    “Benim elime büyük selahiyet ve kudret geçerse, ben toplumsal hayatımızda arzu edilen inkılâbı bir anda bir ‘coup’(darbe) ile tatbik edeceğimi zannederim. Zira ben bazıları gibi kamuoyunu, din adamlarını yavaş yavaş benim planlarım derecesinde tasavvur ve tefekkür etmeye alıştırmak suretiyle bu işin yapılacağını kabul etmiyor ve böyle harekete karşı ruhum isyan ediyor. Neden ben bu kadar senelik yüksek eğitim gördükten, uygar yaşamı ve toplumu inceledikten ve hayatımı ve zamanımı özgürlüğü öğrenmeye harcadıktan sonra avam mertebesine ineyim. Onları kendi mertebeme çıkarayım, ben onlar gibi değil, onlar benim gibi olsunlar…”

    Tevekkeli CHP’lilerdeki bu halka tepeden bakma huyu boş yere değilmiş. Böyle görmüş böyle öğrenmişler.

  142. Yazan:Aatürk'ü deli gibi seven Dr Ahmet Tarih: Jun 9, 2010 | Reply

    ATATÜRK E KURBAN OLUN..
    CUMHURİYETE KURBAN OLUN..
    TÜRKLÜĞE KURBAN OLUN..
    ABD DESTEKLİ YEŞİL FAŞİST OLMAYIN….

  143. Yazan:Cengiz Cebi Tarih: Jun 10, 2010 | Reply

    Sayın Dr Ahmet,

    Bizleri putperestliğe davet etmeniz ne büyük incelik!

    Her din mensubu dinini/mezhebini “saygı çerçevesinde” anlatabilmeli ve insanları din ya da mezhebine davet edebilmeli.

    Siz de bunu yapıyorsunuz anlaşılan.

    Yalnız biz bu davetiyeyi başkalarından da bayağı bir alıyoruz.

    Ancak bu mezhebin içeriği ciddi ölçüde “saygısızlık ve saldırganlık”tan oluşuyor.

    Ben de sizi bundan kurtulmaya çağırıyorum.

    Bu yol yol değil çünkü.

    ABD DESTEKLİ YEŞİL FAŞİST OLMAYIN…

    Peki hangi ülke destekli ne renk faşist olalım? :)

    Kimin desteklediği ya da renk önemli değil.

    Faşizmin her türlüsünden koruyun kendinizi.

    Yoksa siz milli bayrakları kendine maske yapanları meşru faşizmden mi sayıyorsunuz?

    Ya da örneğin hangi ülke desteklerse hoş göreceksiniz faşizmi?

    Bunlar içi boş sloganlar.

    Nitekim kemalizmin duygusal bir şey olduğunu defalarca belirtmiştim.

    Burası ise bildiğim kadarıyla duygu değil, düşünce sitesi.

  144. Yazan:zeynep Tarih: Jun 30, 2010 | Reply

    tam olarak kemalizm kemalist ne demek bir çok insanın fce adreslerinde görüyorum ve yorumlarda herkez kafasına göre bir şey söyelmiş kelime anlamı nedir? yada bu insanlar nei öngörür??

  145. Yazan:svm Tarih: Jul 2, 2010 | Reply

    Herkesin Ataturkten ve kemalizmden farkli anlam cikarmasi acaba Ataturkun kendi icinde cok tutarli olmayisindan mi yoksa toplumdaki herseye kendi imzasini atmak istemesinden mi bu kadar farkli algilaniyor.Benim icin Ataturkun oncelikli yeri, iyi bir asker ve komutan olmasidir ama toplum muhendisligi yapan biri olarak yuce insan diyemiyorum.Uzun yillar cephelerde savasan,asil isi askerlik olan biri donemin sartlari geregi askerligi birakiyor ve toplumdaki herseye yon veriyor.Kafasindaki modern turkiyeyi bastan yaratmaya calisiyor,diline,egtimine,dinine,sanatina,ekonomsine,bilimine,giyimine….yani herseyi kendi belirliyor.Boyle bakinca hepsinin basarili ve dogru olmasi imkansiz geliyor.Dusunsenize mesela bir muzisyeni cumhurbaskani yapin ve olaganustu yetkiler verin askerlige,egtime,hukuka,dine…her turlu toplumsal meseleyi onun dogrulariyla sekillendirmesi ne kadar iyi sonuc verirdi.Heralde en iyi yapacagi sey sanat adina olurdu.

    Neden boyle bir yargiya vardigimi bir ornekle aciklayayim.Biliyorsunuz Ataturk dil devrimiyle turkceyi korumak,zenginlestirmek,okur-yazar oranini artirmak istemis,yuzlerce yil insanlarin kullandigi osmanlicayi bir anda bitirmistir.Modern latin harflerimizle daha milliyetci hale geldikten sonra,kendi yaptiklariyla celisen kararlar da olmamis degil.1934 yilinda okullarda,radyolarda yani muzik calinan bircok mekanda turkce sarki yasagi konulmus,her yerde bati muzigi calinmak zorunda kalmis.Boyle bir karari anlamak mumkun degil,acaba milliyetcilikten ben mi yanlis seyler algiliyorum.

  146. Yazan:ali duman Tarih: Jul 2, 2010 | Reply

    Kemalizmin ne demek olduğunu silivride yatan ergenekonculara ve onların yularını elinde tutan baronlara sormak gerekir.

    zira kemalizmin ne olduğuna ne olmadığına karar veren irade tamda orasıdır.

    öyle bir kemalizm üretmişlerdir ki? -kendileri için- her derde devadır, ancak ne varki türkiye haklarının tek bir dendine deva olamamaktadır.

    çarpıklıklarının haddi hesabı yoktur,
    misal mecliste Atatürk’ün “kürdistan milletvekilleri”, “laziztan milletvekilleri”
    şeklinde hitap ettiği tutanaklarla bir gerçek, bugün başbakanın mecliste “kürdisan milletvekilleri” diye hitap ettiğini düşünün ve sonrasını düşünün, düşünün de, nasıl bir kemalizm üretilmiş olduğunu anlamaya çalışın.
    üretilen kemalizmin Atatürkle uzaktan yakından ilgisi yoktur. Kemalizm, soyguncu/hortumcu sınıfın, soygunculuğunu maskelemeye yarayan bir argumandan başka bir şey değildir. Bu ülkede 16 banka hortumlandı, soygun ve hortumculukta dünya rekorları kırıldı, ancak ne varki tek bir başbakanın, tek bir milletvekilinin yüce divanda mahkum olduğuna tanık olmadık, zira mümkün de değil, çünkü kemalist kemalisti ancak bu kadar yargılayabiliyor, kendi yargıları onlar için AKLAMA MERKEZİ olarak çalışıyor.
    bunların ürettiği kemalizm “türkiye de, türk olmayanların tek bir görevi vardır,o da türklere hizmet etmektir” zihniyetindeki bir kemalizmdir.

    bunların ürettiği kemalizm, Atatürkten sonra en çok methiyeyi hitlere düzen, nazi almanyasını türkiye için “model ülke” alan bir kemalizmdir.

    bunların ürettiği kemalizm başta nazım hikmet olmak üzere ülkeyi aydınlara zindan eden, nazım hikmetin resmini basıp (1952-cumhuriyet gazetesi) “resmini bastık ki, yüzüne rahat tükürebilesiniz” diye yazan, zaman içinde ise hiç utanmadan sıkılmadan çark edip, nazım hikmet sahip çıkmaya çalışan zihniyettir.

    bu birkaç tipik örnek tüm hakikatlara rağmen kafasını hala kuma gömmeye devam edenlere ithaf olunur, daha dün kadar yakın tarihini bilmeyenin doğru tahliller ve yorumlarda bulunabileceğini düşünmek safdillik olacaktır.

    kafası 1930’a çakılı kalan, yalan ve dolanla zihinleri esir almış “resmi ezberin ve vesayetçiliğin” kemalizmi 21nci yüzıla girilmiş olduğunu hala anlamadı, yeni bir yüzyılda olduğumuzu anlatabilmek mümkün değil, zira zombilik böyle bir şey olsa gerek, yaşayan ölü olmak böyle bir şey olsa gerek, hükümsüzdür, geçiniz, zira kimsenin bir şey yapmasına gerek yok, onlar için kimsenin parmağını oynatmasına dahi gerek yok, onlar zaten kendi iplerini kimseye ihtiyaç bırakmadan kendileri çekiyorlar, dinazorlaşarak, bugün dünyada onlardan başka dinazor topluluğu kaldı mı? dinazorluğun sonu ise malumlarıdır.

  147. Yazan:Mustafa Akbaş Tarih: Jul 5, 2010 | Reply

    Kimse kusura bakmasin. Kemalizm müslümanlara karsi kullanilan bir baski rejimidir.Kemalistler ülkemizin ordusunu ve yargisini isgal edip darbeci bir sisten insa etmislerdir ve güclerini acimasiz müslümanlar karsi kullanmaktadirlar. Hür iradenin kontrol edemedigi yobaz kurumlar ülkemizin gelecegini büyük bir tehlikeye sokmakta.

  148. Yazan:Cengiz Cebi Tarih: Jul 7, 2010 | Reply

    Kemalizm müslümanlara karsi kullanilan bir baski rejimidir.

    Nedense bu söylem bana tuhaf gelir.

    Kemalistler müslüman değil mi?

    Müslüman -ayrım yapmaksızın- niçin müslümana baskı yapsın ki?

  149. Yazan:Mustafa Akbaş Tarih: Jul 8, 2010 | Reply

    Kemalistler müslümansa neden dindar müslüman kizlarin Üniversitelerde tahsil yapmasina engel oluyorlar Sayin Cengiz Cebi???

  150. Yazan:Cengiz Cebi Tarih: Jul 8, 2010 | Reply

    Merhaba Sayın Akbaş,

    Kemalistler müslümansa neden dindar müslüman kizlarin Üniversitelerde tahsil yapmasina engel oluyorlar Sayin Cengiz Cebi???

    Sizin “dindar müslüman” dediğiniz kimseler onlara göre sapkın bir din anlayışına sahipler.

    Yaşar Nuri Öztürk’ün konuyla ilgili şu yazısı oldukça anlamlıdır.

  151. Yazan:durhat Tarih: Jul 8, 2010 | Reply

    ilahi cengiz bey,bula bula bir şarlatanın saçmalıklarını mı buldunuz linkini verecek:)
    adam siyasi hırsını tatmin edeyim diye ergenekon artıklarının en pespaye diliyle konuşuyor.neresi anlamlı bu saçmalıkların?her yanından kin,öfke ve nefret damlıyor sözlerinin.bir de dayanılmaz bir kuyruk acısı.
    bereket bu riyakar adamın tüm sözlerini aktarmamışsınız buraya,ya hepsini yayınlayıp da okurları zehirleseydiniz:)
    gerçi okuma gafletinde bulunarak midemi bayağı bozmuş oldum ama bari başkalarına yazık olmasın.

  152. Yazan:ali duman Tarih: Jul 9, 2010 | Reply

    kemalizm müslümandır,
    kemalizm sol’cudur,
    kemalizm milliyetçidir,
    kemalizm sağ’cıdır,
    kemalizm komünisttir (“bu ülkeye komünizm gerekiyorsa onuda biz getiririz”cidir anlamında)
    kemalizm laiktir,
    kemalizm alevidir.

    yani kemalizm herşeydir, ancak küçük bir kusurcuğu vardır, bu herşeyin kapısı her yerden kemalizme çıkar,

    öylesine sol’culuktur ki nerden gidersen git tüm oklar kemalizme çıkar,

    öyle sağ’cılıktır ki hangi kapısından girsen kemalizm kapısından çıkarsın,

    öyle milliyetçiliktir her kapısı kemalizme çıkar,

    öyle bir sosyalistliktir ki her kapısı kemalizme çıkar, her kapısı ulusalcılığa çıkar, her kapısı faşizme çıkar.

    gördğünüz gibi aslında kemalizm herşeydir, öylesine herşeydir ki aslında hiç birşeydir.

    hiçbirşeydir, çünkü sol’u, sağ’ı, milliyetçiliği, müslamanlığı, laikliği, aleviliği sahtedir. Her yolun aynı yere (kemalizme) çıktığı bir solculuk, sağcılık, milliyetçilik, sosyalistlik HAKİKAT olabilir mi?

  153. Yazan:NUMAN_53 Tarih: Jul 20, 2010 | Reply

    kemalizmin tam olarak açılımını bılmıyorum ama bu illeti kim çıkarmıssa gerçekten MUSTAFA KEMAL ATATÜRKÜ iyi kullanmiş,nedenmi dikkat ettiyseniz TÜRKİYE CUMHURİYETİNDE bir putlaşma ve tapma atayıslige dogru ve kavramı olmayan bir yakınlaşma olmaya başladı kendı dinini unutup yapısı olmayan neni bir din üretiliyor bunların başlangıc tarihi olarakta MUSTAFA KEMAL ATATÜRKÜN ÖLÜMÜNDEN SONRA OLDU şimdide günümüzde bunu fırsat haline getiern bazı siyasi kesim ve sivil toplum kurulşları var bu demek oluyorkı MUSTAFA KEMALIN VEFATI bazıları için büyük bir yapılanmanın başlangıcı geşmişte islam dinini lekelemek ve bunu kotulemek için ellerınden gelını yapan insanların gercek yüzleriortaya çıktı ve halen dişardan destekli potonsıyelı güclu bır iç ve dis yapılanan bır orgrgut işte ben de diyorumki kemalist tamamen uydurma ve fırsatcılık ve sozde ATATÜRKÜN adının içerilmesı gıbı bır kavram oldu.bana göre kemalizim diye bir düşünce yoktur benim için TEK KEMAL ATATÜRK VARDIR yazım hatalarımdan dolayı özür dilerim.

  154. Yazan:derya saltan Tarih: Aug 21, 2010 | Reply

    arkadaslar bıraz daha acsanız konuyu =S

  155. Yazan:Cengiz Cebi Tarih: Aug 22, 2010 | Reply

    Kemalcilik eleştirilerini “Kemal Eleştirisi” gibi algılayanlar hataya düşüyor.

    Önemli olan bugün “kemalcilik” adı altında yapılagelenlerdir.

    Yoksa “Kemal şöyledir, böyledir” demekle hiçbir yere varılmaz.

    Üstelik pratikte bir anlamı da yok.

    Kemalciliği Kemal’i sevmek diye tanımlasak “Aşkın gözü kördür” denilerek biter tartışma.

    Ancak iş bu değil.

    Birileri, kemalcilik adı altında bir şato kurmuşlar kendilerine.

    Tebaa da yetiştirmişler.

    “Aman bize dokunmayın!” diye ağlıyorlar.

    Gözyaşlarına aldanmamak gerek.

    Bu kadar aldanmak yeter.

  156. Yazan:Mustafa Demircioğlu Tarih: Aug 22, 2010 | Reply

    Sevgili Numan 53,

    Haddim olmayarak yorumunuzun imla eksiklerini gidererek tekrar yorumladım.Mümkün mertebe,düşüncelerinizi size ait özgünlüğüne sadık kalarak aktardım.Amacım kesinlikle bilgiçlik taslamak değil,aksine yürekten katıldığım düşüncelerinizin daha iyi anlaşılmasını sağlamaktı.Beni anladığınızı umud ediyorum.
    Sevgi ve dostlukla.
    **********************************************

    Kemalizmin tam olarak açılımını bilmiyorum.Ancak yazıda(kimin tarafından kaleme alındıysa)Mustafa Kemal Atatürk’ün ismi kullanılmıştır.Neden mi?
    Dikkat ettiyseniz,Türkiye toplumunda bir putlaştırma ve tapınma anlayışı yaygınlaşıyor.Tam olarak kavram karşılığı olmayan bir ideolojiden yeni bir din türetilmesidir bu.İdeolojilerin dogmalara dönüştürüldüğü bu toplumsal zihin inşasının başlangıcı Mustafa Kemal Atatürk’ün ölümünden sonrasına denk düşer.

    Günümüzde de bu anlayışı fırsat bilerek bundan menfaat sağlayan -sözde -sivil toplum kuruluşları ve siyasi partiler bulunmaktadır.Bu da,Mustafa Kemal’in vefatının, bu tarz çıkar odaklarının yapılanmasında bir başlangıç miladı olduğunu gösteriyor.
    Ancak,Atatürk’ün ismini kullanarak islam dinini lekelemek/kötülemek isteyenlerin gerçek yüzleri ortaya çıkmıştır.Dışarıdan destekli bu derin yapılanmalar;statukonun devamına bağladıkları otorite ve iktidarlarını işte Atatürk adını kullanarak sürdürmektedirler.

    Sonuç olarak;Kemalizm diye bir düşünce yoktur.Mustafa Kemal’in manevi şahsiyeti “Kemalizm” adı altında siyasi çıkarlara alet edilerek istismar edilmektedir.
    Kısacası,benim için tek Mustafa Kemal Atatürk vardır.

  157. Yazan:Fatih Öksüz Tarih: Aug 30, 2010 | Reply

    Neymiş bu kemalizm ya,müthiş yorumlar yapılmış.İster Kemalizm de,ister faşizm,ister devrim,ister evrim.Bu alın secdeye vuracak kardeşim.Acziyetini görecek nefis,gördükten sonra bakacak dünyaya kul gözüyle.Amaç dünyaya,düşüncelere,yaşam bicimine yön vermek olmayacak.Amaç;Rabbin karşısına çok güzel insan olarak çıkmaya çalışmak olacak.Bu güzel insan olma gayretide yaşam biçimine,saygıya,sevgiye,bilime,hoşgörüye,adalete ve bunun gibi tüm seciyelerimize yansıyacak.Sosyalistin dediği Halkların kardeşliği,müminin dediği insan sevgisi,liberalin dediği hoşgörü,komunistin dediği gelir adaleti vs. hepsi kendiliğinde çözülecek herkes birarada çokta güzel yaşayabilecektir.Bir insan kul olduğunu idrak edemedikten sonra,bu düşünce karmaşasının sonu olmayacaktır.

  158. Yazan:hasan a. Tarih: Sep 13, 2010 | Reply

    hamd alemlerin rabbı Allah’a mahsustur.

  159. Yazan:sebahattin Tarih: Sep 14, 2010 | Reply

    merhaba arkadaşlar sayfayı okuyodum yorum yap mayacak tım ama okadar XXXXXXXXXX arkadaşlarım varkiii cok üzgünüm ama var tarihini araştırmadan yada araştırmak istemeden menfahatleri doğrultusun da yorum yapanlar atamız icin madem diyosunuzya şöyle yaptı böyle yaptı kötüşeyler atamızız tek başına mı cıktı kurtuluş safaşına ozaman kötü yapıyodu ozman sizin kadar düşünen insanlar yokmuydu türkiyede XXXXXXXXXXXX önce gecmişine bak tabiki ozaman da sizin gibi bölücüler olmuş tur siz han gi vatanın tarihini okuyup burada yorum yapıyosunuz yok sa vatan sız mısınız

  160. Yazan:ibrahim kap Tarih: Sep 15, 2010 | Reply

    Çok yazık bazı yazıları okuyunca çok üzüldüm nedense kemalizmi kim çıkarmış diye araştırma yapmadan hemen başlamışız gene sebepsiz öfkemizi kusmaya.Sanki birileri ah biri şu ATATÜRK’ün bir yanlışını bulsakta hemen başlasak hakaret etmeye der gibi!!!Aslında burdaki arkadaşların hiç bir suçu yok asıl suç bir ulusun kurtarıcısını bir parti lideri yapanlarda asıl suç onun düşüncelerini anlatmak yerine putlaştıranlarda asıl suç onu solcu yapıp sağcıları ötekileştirenlerde asıl suç onun sevdirmek için işkence yapanlarda asıl suç onun düşüncelerinden kayıp faşist olanlarda asıl suç onun yolundan gitiğini idea eden anti dincilerde…

    Evet asıl suçlu biziz aslında babalarımız dedelerimiz yada yakınlarımız büyük bir liderin büyük düşüncelerini görmezden gelen unutan sadece 3 maymunu oynamayı seçen bizleriz.Belli düşüncelerin fanatiği olan ATATÜRK’ün dediği bilim ve sanattan uzaklaşan odağı belli olmayan köleleriz sanki.

    Bir insanın başına gelen kötü şeyleri kendi ülkesinin kurtarıcısına bağlaması ne kadar yanlışsa onun düşünce sistemini temsil ettiği idea edilen kemalizm yalanınıda kabul etmesi o kadar yanlıştır.ATATÜRK’ün bize bıraktığı tek şey içindeki vatan aşkıydı bunu size anlatmam mümkün değil bunu hissetmeniz lazım bu aşkı hissedenlerin yol göstericisi içi boş maddeler değil ilim,fen ve damarlarında akan asil kandır.

    Bu yazımı okuyan arkadaşlar ne yazık ki bu kan olayına takıp buda kemalist,ulusalcı,faşist yaftasını yapıştıracaklardır siz hiç kendinizi yormadan ben hemen söyliyim ülkemi ve halkımı seviyorum türküm türk gibi yaşamak ve bir türk devletinde çocuklarımı büyütmek istiyorum bu yüzden ulusalcıyım bu benim hakkım değilmi bir ingilizin hakkıda benim neden değil?Faşist değilim bu ülkedeki her yurtaşı kardeşim gibi görüyorum beraber birbirimize saygı göstererek demokratik özgür bir ülkede yaşamak istiyorum her ırkın bu ülkede özgürce yaşama hakkı olmalı çünkü türklere yakışan budur.Kemalist yada herhangi bir ist mist falan filan değilim bilimin ilimin zekanın yolundan gitmeyi seçiyorum sizide aynı yola bekliyorum.

  161. Yazan:bsm Tarih: Sep 15, 2010 | Reply

    Çok yazık bazı yazıları okuyunca çok üzüldüm nedense kemalizmi kim çıkarmış diye araştırma yapmadan hemen başlamışız gene sebepsiz öfkemizi kusmaya.Sanki birileri ah biri şu ATATÜRK’ün bir yanlışını bulsakta hemen başlasak hakaret etmeye der gibi!!!

    Yazık olan ne?İnsanların fikirlerini belirtmeleri neden rahatsızlık veriyor,neden üzülüyorsunus?
    Herhangi bir araştırma yapılmadan bir karalama başlattıldığını idda ediyorsunuz ve bunu “kin ve öfke kusma”olarak nitelendiriyorsunuz.Oysa görüldüğü gibi bütün yorumlar aynı paralelde değil;kimi yazının içeriğine katılmış kimi de katılmamıştır.Bu durumda belliki sizinle aynı görüşte olmayanlar sizde bir antipati yaratmış.Tabii meseleye bu düzlemden bakınca her eleştiri sizin gibi sabit görüşlü insanlarca “kin ve nefret”tadında oluyor.Oysa bodoslama dalıp her eleştiriyi kin ve nefret şeklinde algılayacağınıza bu iddanızı doğrulayacak argümanlarınız olmalıydı.Ayrıca araştırmadan uzak deyip kestirip atacağınıza bizleri araştırma konusunda mahcup ederek bilgilendirebilirdiniz.Ne yazık ki bu anlamda en ufak bir bilgi kırıntısına sahip olmadığınız anlaşılıyor.Kısacası beğenmediğiniz ve ezberlerinizle örtüşmeyen her düşünce kusura bakmayın “ah Atatürk’ün bir açığını yakalasak da hakaret etsek”demek değildir.,yani bu tamamen sizin kuruntunuz.

    Aslında burdaki arkadaşların hiç bir suçu yok asıl suç bir ulusun kurtarıcısını bir parti lideri yapanlarda asıl suç onun düşüncelerini anlatmak yerine putlaştıranlarda asıl suç onu solcu yapıp sağcıları ötekileştirenlerde asıl suç onun sevdirmek için işkence yapanlarda asıl suç onun düşüncelerinden kayıp faşist olanlarda asıl suç onun yolundan gitiğini idea eden anti dincilerde…

    Bu alıntı bir önceki alıntıyla aynı paragrafta yer alıyor.Özellikle böldüm çünkü birinci alıntıda geçen görüşlerinii kendiniz tekzip etmişsiniz.Özetle,madem toplumun farklı kesimlerince kemalizme duyulan tepkinin nedeni Atatürkçülük adı altında Atatürk ismininin istismar edilmesine bağlayarak bu hissiyattan ötürü kimseyi suçlu bulmuyorsunuz,o halde nisbetten anlaşılır olan bu tesbitinize bir önceki tepkisel cümlelere neden gerek duydunuz?Zira yorumunuzun devamında toplumsal mutabakat,uyum ve barışı hedeflediğini dile getirmişsiniz ki bu konuda ben de sizinle aynı temennileri paylaşıyorum.Dolayısıyla amacınız buysa baştan sizinle aynı görüşte olmayan insanları ötekileştirmeniz gerkmiyordu.

    Evet asıl suçlu biziz aslında babalarımız dedelerimiz yada yakınlarımız büyük bir liderin büyük düşüncelerini görmezden gelen unutan sadece 3 maymunu oynamayı seçen bizleriz.Belli düşüncelerin fanatiği olan ATATÜRK’ün dediği bilim ve sanattan uzaklaşan odağı belli olmayan köleleriz sanki.

    Burada tam olarak neyin suçlusuyuz doğrusu pek anlamadım.Anladığım kadarıyla Atatürkçülük ve/veya Kemalizm hakkında sizinle benzer ezberlere sahip olmayanlar size göre suçlu olmuş oluyor.Bilemiyorum belki de ben yanlış okumuşumdur.Ancak farklı bir iddianız olsaydı en azından konuyla ilgili sapla samanın karışmasından yakınabilirdiniz.Yani ideolojiler merkeze alındığından insanların doğal olarak ideolojilere itibar ettiğini yazmanız daha anlamlı olurdu.Zira konu Atatürk,Atatürkçülük veya Kemalizm olunca gerçekten de ideolojik yaklaşımlar daha ağır basıyor ve anlama/anlaşılma dediğimiz diyalogun önü tıkanıyor.Ancak yine de chp,ulusalcı ve bir kısım aşırı milliyetçilerin bir kalkan olarak sığındığı bir düşünce toplumda ayrıştırmalara neden olmuşsa;bu,hepimizin veya birilerimizin suçu olmaktan çok Kemalizmi kişisel ve sınıfsal çıkarları doğrultusundan kullanan bu odakların suçudur.Kısacası Kemalizmin yanlış uygulamalarından,bu uygulamaların yanlışlığının bilincine varan kesimler değil bu sistemi benimseyip uygulayan ve gerektiğinde bir kalkan gibi kullanan zihniyetler sorumludur.

    Yorumunuzun geri kalan “asil kan”,”Türklük”vs gibi sübjektif ve tamamen duygusal tatmin amaçlı belirlemeleri tartışmayı çok da doğru bulmuyorum.Ancak,unutmayın ülkesini,milletini sevmek demek diğer milliyetleri küçümseyici imalarda bulunmak olmamalı.Tenzih ederim benzetme amacıyla söylemiyorum ama “üstün insan”şiarıyla yola çıkan Nazi’lerin dünyanın başına ne felaketler açtıkları biliniyor.Kendilerine göre belki böyle üstünlük taslamakta bir beis görmemişlerdi lakin bu takıntının sonuçları milyonlarca insanın ölümüne ve kolay kolay tamir edilmeyecek yıkımlara sebep oldu.Dolayısıyla bu paranoyak,bu narsist eğilimler le ne birileri “üstün” ne de “aşağı”insan olmuyor…Ve herhalde asil kana sahip olma iddasıyla da kimselerin kanı bozuk olmuyor.

    Özetle,yazınızın sonunda kardeşlikten,bir arada insanca yaşamaktan sözetmişsiniz ama maalesef arzu ettiğimiz bu birlikte yaşamanın yolu diğer milletleri aşağı ve hakir gören boş böbürlenme ve hamset dilinden geçmiyor.Lütfen bunu idrak edelim.Yoksa süslü cümlelerle evrensel kardeşliği,eşitliği,adeleti savunur ama böyle sübjektif yargılarla kendinizle çelişir durursunuz.

  162. Yazan:ibrahim kap Tarih: Sep 16, 2010 | Reply

    Yazık olan ne?İnsanların fikirlerini belirtmeleri neden rahatsızlık veriyor,neden üzülüyorsunus?
    Herhangi bir araştırma yapılmadan bir karalama başlattıldığını idda ediyorsunuz ve bunu “kin ve öfke kusma”olarak nitelendiriyorsunuz.Oysa görüldüğü gibi bütün yorumlar aynı paralelde değil;kimi yazının içeriğine katılmış kimi de katılmamıştır.Bu durumda belliki sizinle aynı görüşte olmayanlar sizde bir antipati yaratmış.Tabii meseleye bu düzlemden bakınca her eleştiri sizin gibi sabit görüşlü insanlarca “kin ve nefret”tadında oluyor.Oysa bodoslama dalıp her eleştiriyi kin ve nefret şeklinde algılayacağınıza bu iddanızı doğrulayacak argümanlarınız olmalıydı.Ayrıca araştırmadan uzak deyip kestirip atacağınıza bizleri araştırma konusunda mahcup ederek bilgilendirebilirdiniz.Ne yazık ki bu anlamda en ufak bir bilgi kırıntısına sahip olmadığınız anlaşılıyor.Kısacası beğenmediğiniz ve ezberlerinizle örtüşmeyen her düşünce kusura bakmayın “ah Atatürk’ün bir açığını yakalasak da hakaret etsek”demek değildir.,yani bu tamamen sizin kuruntunuz.

    İnsanların fikirlerini belirtmeleri beni üzmek yerine tam tersi mutlu eder bunun için yazına teşekkür ederim…Bakınız ben de sizle aynı görüşte olmadığım için cevap yazdınız atatürkçülüğün veya kemalizmin eleştirilmesi beni üzmedi ATATÜRK’e yapılan hakaretlerden dolayı ben bu yazıyı yazdım ve bunu net bir şekilde ilk paragrafta belirttim anlayamamanız çok garip?İlk paragrafımda bazı yazılar diye başladığımı ne yazık ki atlamışsınız lütfen yorum yaparken bir kaç kez okuyunuz!!!Sabit görüşlü olduğumu nerden çıkardınız sabit görüşlü biri ayrım yapabilirmi ben kemalizm le ATATÜRK’ün düşüncelerinin farklı olduğunu savunarak kemalizm ‘in atamızı kullanan bir siyasi ideoloji olduğunu yazımda dolaylıda olsa anlattım aslında her kim ATATÜRK’ü savunmaya kalksa bu gibi yaftalarla lekelemeye çalışan sabit görüşlülerin kim olduğu açık değilmi?Araştırma olayına gelince ben bu foruma düşüncelerimi yazmak için katılıyorum aslında yukarıdaki arkadaşların yazıları okusaydınız buna gerek olmadığını görürdünüz yeterince bilgi ve kitap ismi yukarıda bulunuyor onları bile takip etmediğiniz çok açık kaldıki benim cumhuriyet tarihi bilgimden bir şüpheniz varsa gerçek ismimle foruma katıldığımı ve facebook yada msn gibi ortamlarda size ders vermeye hazır olduğumu bilmenizi isterim…Hakaret nefreti simgeler hakaret bir yorum yada eleştiri değildir kemalizm yada Atatürkçülük dendiği zaman azından çıkanı kulağa duymayan öz atasına hakaret eden insanları uyarmak bir ezber değil tam tersine bir insani görevdir sizin yada bir başkasının hakkında da hiç bir günahı yokken hakaret etseler gene karşı çıkardım onlar yerine ben utanırdım ne yazik ki utanma duygusu göreceli bir hal almış son yıllarda…

    Bu alıntı bir önceki alıntıyla aynı paragrafta yer alıyor.Özellikle böldüm çünkü birinci alıntıda geçen görüşlerinii kendiniz tekzip etmişsiniz.Özetle,madem toplumun farklı kesimlerince kemalizme duyulan tepkinin nedeni Atatürkçülük adı altında Atatürk ismininin istismar edilmesine bağlayarak bu hissiyattan ötürü kimseyi suçlu bulmuyorsunuz,o halde nisbetten anlaşılır olan bu tesbitinize bir önceki tepkisel cümlelere neden gerek duydunuz?Zira yorumunuzun devamında toplumsal mutabakat,uyum ve barışı hedeflediğini dile getirmişsiniz ki bu konuda ben de sizinle aynı temennileri paylaşıyorum.Dolayısıyla amacınız buysa baştan sizinle aynı görüşte olmayan insanları ötekileştirmeniz gerkmiyordu.

    Bir kere ilk paragrafı anlamadığınız ikinci paragrafınızda net anlaşılıyor Kemalizmin ATATÜRK düşmanlığı yarattığı çok açık bende buna vurgu yaparak kemalizm yüzünden ATAÜRK’e hakaret edenlerin aslında yanlış yönlendirildikleri için böyle bir tutum içine girdiklerini savunuyorum.Yani dürüst olmak gerekirse cahilliklerinden ve ön yargılarından dolayı suçsuz bir insana hakaret ediyorlar ve sevmiyorlar araştırma gereği bile duymuyorlar biz küfredelim biri bizi duyar doğruyu anlatır demek ne kadar doğru? ikinci olarak atatürkçülükle kemalizm ayrı şeylerdir ben bir fırsatını bulursam size anlatırım yada benden bilgi beklemek yerine siz araştırabilirsiniz.

    Burada tam olarak neyin suçlusuyuz doğrusu pek anlamadım.Anladığım kadarıyla Atatürkçülük ve/veya Kemalizm hakkında sizinle benzer ezberlere sahip olmayanlar size göre suçlu olmuş oluyor.Bilemiyorum belki de ben yanlış okumuşumdur.Ancak farklı bir iddianız olsaydı en azından konuyla ilgili sapla samanın karışmasından yakınabilirdiniz.Yani ideolojiler merkeze alındığından insanların doğal olarak ideolojilere itibar ettiğini yazmanız daha anlamlı olurdu.Zira konu Atatürk,Atatürkçülük veya Kemalizm olunca gerçekten de ideolojik yaklaşımlar daha ağır basıyor ve anlama/anlaşılma dediğimiz diyalogun önü tıkanıyor.Ancak yine de chp,ulusalcı ve bir kısım aşırı milliyetçilerin bir kalkan olarak sığındığı bir düşünce toplumda ayrıştırmalara neden olmuşsa;bu,hepimizin veya birilerimizin suçu olmaktan çok Kemalizmi kişisel ve sınıfsal çıkarları doğrultusundan kullanan bu odakların suçudur.Kısacası Kemalizmin yanlış uygulamalarından,bu uygulamaların yanlışlığının bilincine varan kesimler değil bu sistemi benimseyip uygulayan ve gerektiğinde bir kalkan gibi kullanan zihniyetler sorumludur.

    Araştırmadan bilmeden konuşmak.Bu ATATÜRK kimmiş yahu bir kitap açıyımda bakıyım dememek!!!.
    Ben kemalizm ATATÜRK’e yapılmış en büyük zülumdur diyorum siz ezberden bahsediyorsunuz bence kemalizmi savunan birisinede aynı cavabı verecektiniz kimin ezberden konuştuğu çok açık…Benimle aynı görüşte olmıyanları değil atasına hakaret edenler için üzülüyorum büyük bir vebalin altına giriyorlar!!!
    Çoğu yazıyı okudum ve yanlı ezberlerden başka bir şey değiller sanki atasına sövenler diye elit bir sosyal sınıf oluşmuş herhalde kendilerine kopyala yapıştırla elit diyorlar?
    ATATÜRK’ün düşünceleri yerine adını kullananlar olduğu çok açık bunu hangi kesim yaparsa yapsın bu konuda size katılıyorum yalnız ulusalcılık ve aşırı milliyetçilik diyorsunuz ne demek olduklarını biliyormusunuz çok merak ettim?Türkiye’de gerçek anlamda aşırı milliyetçi kimmiş?Ulusalcılığa gelince bunu çok tartışırız bunu geçiyorum çok uzun olmasın diye…

    Yorumunuzun geri kalan “asil kan”,”Türklük”vs gibi sübjektif ve tamamen duygusal tatmin amaçlı belirlemeleri tartışmayı çok da doğru bulmuyorum.Ancak,unutmayın ülkesini,milletini sevmek demek diğer milliyetleri küçümseyici imalarda bulunmak olmamalı.Tenzih ederim benzetme amacıyla söylemiyorum ama “üstün insan”şiarıyla yola çıkan Nazi’lerin dünyanın başına ne felaketler açtıkları biliniyor.Kendilerine göre belki böyle üstünlük taslamakta bir beis görmemişlerdi lakin bu takıntının sonuçları milyonlarca insanın ölümüne ve kolay kolay tamir edilmeyecek yıkımlara sebep oldu.Dolayısıyla bu paranoyak,bu narsist eğilimler le ne birileri “üstün” ne de “aşağı”insan olmuyor…Ve herhalde asil kana sahip olma iddasıyla da kimselerin kanı bozuk olmuyor.

    Özetle,yazınızın sonunda kardeşlikten,bir arada insanca yaşamaktan sözetmişsiniz ama maalesef arzu ettiğimiz bu birlikte yaşamanın yolu diğer milletleri aşağı ve hakir gören boş böbürlenme ve hamset dilinden geçmiyor.Lütfen bunu idrak edelim.Yoksa süslü cümlelerle evrensel kardeşliği,eşitliği,adeleti savunur ama böyle sübjektif yargılarla kendinizle çelişir durursunuz.

    Kusura bakmayınız sizin istediğiniz gibi konuşamıyacağım büyük ulu bir milletin evladıyım DİVAN’I LUGAT’I TÜRK’ÜN giriş paragrafında olduğu gibi.Sizi tenzih ederim hani birileri diyor ya sonradan oluşmuş bir ırkız diye oraya bakınız tarihinede bakınız daha yazıtları felan söylememe gerek yok.Siz şunu hiç bir zaman anlıyamayacaksınız bir kürt için nasil kendi kültürünü korumak doğalsa benim içinde doğal olmalı yani biz türkler çağ açıp çağ kapamışsak benim günahım ne? bunuda mı söylemiyim tarihimi atamı unutayım mı?Bunu karşımdakini aşağlamak için söylemiyorum yada kendimi ondan üstün görmek için bu aslında sosyal bir motivasyondur ATATÜRK’ün amacıda buydu “Muhtaç olduğunuz kuvvet damarlarınızda akan asil kandadır” derken aslında halkını motive etmek için söylüyordu elbette her insan eşit ve hür yaşamalı ama bunu yaparken farklılıklarımızıda hoş görüyle karşılamalıyız ben tarihimi hür bir şekilde anlatmak isterim bunu yapınca faşistmi oluyorum şimdi?Yada benim milletim bir çok kahramanlık bir çok destan yazmış bundan övünç duyorum deyince faşistmi oldum?Bundan nasıl bir insan alınabilir herkez istediği gibi kendini görmekde hür değilmi?Asıl önemli olan şu birbirine saygı ve sevgi bundan şüphen varsa o zaman haklısın!!!Eğer benim farklılıklarımı göz ardı ederek kendi farklılıklarınızı öne çıkarmaya çalışıyorsanız çok aldanırsınız bu yolla hiç bir yere varamazsınız.Bakınız ben sözümü pek esirgeyen biri değilim kusura bakmayınız sizi asıl üzen benim türk olduğumu söylemem buna alışsanız iyi olur çünkü TÜRKİYE türk yurdudur ama bu bu ülkedeki insanların burayı iyi okuyunuz!!! bu ülkede yaşayan insanların eşit haklara sahip olmaları gerçeğini değiştirmez siz 60milyon türkün hakkına saygı duysanızda duymasanızda bu ülkedi her İNSAN hür yaşamalı özgür olmalı kendi kültürünü korumalı kendi dilini konuşabilmeli işkence görmemeli fakat diğer kardeşlerininde haklarına saygı duymalı.

    Saygılarımla.

  163. Yazan:Ironik girgir Tarih: Sep 16, 2010 | Reply

    Gecenlerde günlük birami icerken, aklima çok koyu Kemalist olmak geldi. Tabi Kemalist nasil olunur bilmedigim için acil gittim komşuma sordum …nasil Kemalist olunur deye. Komşum bir Doktora gözükmemi taysiye etti. Cok güvendigim bir doktora ciktim..uzun muayeneden sonra seni Kemalist yapamam dedi…cünkü sende fazla beyin var ama istersen seni cok güzel bir Tir lastigi yaparim. Tabii bende sevinerek kabul ettim simdi artik ben vatanina faydali olan bir Lastigiyin ve cok mutluyum. Binlerce km asarak tonlarca yük tasirim. Insanlarin para kazanmasina yardimci oluyorum. Sagolsun dokturum beni Kemalist yapmadi yoksa şimdi ortada kazık gibi dikilirdim:-)

  164. Yazan:bsm Tarih: Sep 16, 2010 | Reply

    İbrahim bey,

    Benim gibi konuşun,benim gibi düşünün demiyorum zaten.Yorumunuza istaneden yazdıklarımda dikkat ederseniz,özellikle olumlu bulmadığınız ve eleştiri konusu yaptığınız noktalarda sizin de benzer hatalara düştüğünüze vurgu yapmaya çalışmışım.Bu hatırlatmayı neden gerek duyduğuma gelince,uzun uzadıya değindim bir önceki yorumumda…Tekrarlamakta yarar görüyorum.Bakın şöyle açıklık getireyim:Düşüncelerinize katılıp katılmamak ayrı bir konu,ancak katılmadığım noktalara rağmen ağırlıklı olarak diyalog ve yapıcılığı önceleyen bir bakışınız var ve bu benim de kabulümdür.Dolayısıyla,eleştiri/tartışma ya da fikir alış-verişinde üslup ve düzeyde seçici olan birinin bana göre öncelikle beğenmediği üslubundan ötürü muhatabına iyi örnek olmalıdır.Bu anlamda temennilerinizle pek örtüşmeyen bir dil kullandığınızı hatırlattım.Yoksa ne sizin ne başkasının aidiyetinden,farklılığından;inanç veya siyasi düşüncesinden rahatsız olmam için bir neden yok.Bu yönde bir ima’da da bulunmuş değilim.Zira dünyada 72 farklı millet,felsefi/siyasi/kültürel farklılıklara sahip insan toplulukları var.Dolayısıyla,elbette her topluluk her birey kendi değerlerine sahip çıkacak,geliştirecek,zenginleştirecek,burada bir sorun yok.Zaten çok zengin kültürel farklılığa sahip insan toplulukları da bunu yapıyor.
    Kısacası ayrıldığımız nokta kesinlikle aidiyetlerden kaynaklı bir ayrışmadan kaynaklanmıyor.Ben sadece fikir bazında biraz derinleştirmek istedim hepsi o kadar.
    İşte bu fikir ayrılığını siz belki de farkında olmayarak aidiyetlere indirgiyorsunuz.Adiyetlere takılıp kaldıkça maalesef fikir yerine,insanların kimlik yarışları merkeze oturuyor.Bu da takdir edersiniz ki-üzerine basarak talipçisi olduğunuzu idda ettiğiniz-hoşgörü ve empatiyi hakim kılamıyor.
    Tekrar konuya dönecek olursak,bakın ülkemizde henüz aşamadığımız pek çok sorunla yaşıyoruz.Bunları elbirliği çözelim diyorum.Nasıl çözeceğiz?Elbette önümüze gelen her hadiseyi kutuplşmaya yol açmadan,meseleyi kişiselleştirmeden bir başlangıç yaparak birinci adımı atabiliriz.Çünkü ancak bu şekilde ülkemiz için,toplumuz için faydalı çözümler üretebiliriz.Yani kısacası taraf mantığına hapsolmadan akılcı davranmak,birbirimizi dinlemek ve asgari ölçüde dahi olsa empati kurarak bazı açmazlardan kurtulabiliriz.Yoksa sayfalarca yazı yazarız,konuyu uzattıkça uzatırız fakat bir arpa boyu yol alamayız.
    Toparlayacak olursak,bence eleştiri kadar özeleştiri de gerekiyor.Bu manada,hoş olmayan yorumlar yok mudur?Elbette vardır.Fakat onaylamadığımız üslup konusunda da tarafsızlığımızdan ödün vermemeliyiz.Mesela bu makalenin altına acaba sizinle aynı dünya görüşüne sahip olduğunu düşündüklerinizden de kantarın topuzunu kaçırıp düzeyi aşağıya çeken yorumlar yok mudur?İsterseniz tekrar gözden geçirin.Sonuç olarak hep beraber yanlışları düzeltme yolunu seçelim.O bizden,bu değildir şeklinde bir tarafa meyletmemek gerekir diye düşünüyorum.Ve bunun için de benimsediğiniz dünya görüşünden/adiyetinizden/milliyetinizden/değerlerinizden vazgeçin demiyorum.Buna hakkım da yok.Fakat sanki tüm argümanlarımı bu tür bir ayrışma üzerine kurmuşum gibi hissiyat içine girmişsiniz.Hayır böyle bir fikri tasarrufum olmadı ve olmayacak.Temel kriterim “önce insan”dır.Haa,böyle düşünüyorum diye benim de bir kimliğim,bir inancım yoktur anlamına gelmiyor.Belki de sizinle bir çok noktada ortak yanlarımız/değerlerimiz de olabilir.Kısacası size tavsiyem,aidiyetler üzerinden değil fikirler üzerinden tartışalım.Bu prensibe sadık kalabilirsek eminim aşılmaz gibi gören pek çok şeyi yarı yarıya çözme şansımız olabilir.
    Neyse çok uzun oldu.Sizinle fikir alışverişinde bulunmaktan keyif aldım.Ben de saygı ve sevgilerimi iletiyorum,esen kalın.

  165. Yazan:Cengiz Cebi Tarih: Sep 17, 2010 | Reply

    @ibrahim kap

    Doğrusu “klasik milliyetçi” bir söyleminiz var.

    Kesinlikle paylaşmayacağım, aksine “bilgi eksikliği”nden kaynaklandığına inandığım, belirsiz/bulanık bir şey olup kafa karışıklığına yol açtığına inandığım bir söylem.

    Siz dilerseniz bunu benim “anlama eksikliğime” veriniz.

    Bir “milliyetçilik yarışı” almış gidiyor ikiyüz yıldır ülkede.

    Savunma hazır : Milliyetçi olmasaydık kurtuluş savaşını kazanamaz, TC’yi kuramaz, bugünlere gelemezdik….

    Şu milliyetçiyim demeyenler de ne olduğu belli olmayan tuhaf şeyler oluyor haliyle.

    Bütün milletler öyle yada böyle milliyetçi iken kendi milliyetinin milliyetçisi olmayan pek de iyi gözle bakılmayı hak edemez bu durumda.

    Böyle mi acaba?

    Cevap veriyorum : P a l a v r a

    Şahsınızı tenzih ederim ama organize yürütülen bir kandırmacadan başka hiçbir şey değil bu.

    Ben, “Biz de milliyetçiyiz ama şu anlamda” türünden şeyler söylemeyeceğim.

    Milliyetçilik iddia etmek başlıbaşına tuhaf birşey zaten.

    Birlikte yaşadığım insanlara sevgi ve saygı mı duyuyorum?

    Öyleyse eğer bu bir söylem değildir, eylemdir.

    Yani bu söylenmez, yapılır.

    Bu yüzden vardığım sonuç : Bir kimse “milliyetçi” olduğunu iddia ediyorsa, bu anlamlı bir iddia değil.

    Biz bir başkası için “milliyetçi adam” diyebiliriz, vatan ve millet için yaptıklarına bakarak.

    Ama kendimizi “milliyetçi” ilan ediyorsak, “yahu ben ne yapıyorum” diye oturup düşünmemiz gerek.

  166. Yazan:İbrahim Kap Tarih: Sep 17, 2010 | Reply

    Yazdığınız yazıya ve yoruma çok teşekkür ederim.Aynen yazınızın her satırına katılıyorum bazı yanlış anlamaları bir daha dile getirmeye gerek yok saygılarımla…

  167. Yazan:ibrahim kap Tarih: Sep 17, 2010 | Reply

    @bsm

    Adınızı belirtmeden teşekkür etmişim acemilik işte^^

    Yazdığınız yazıya ve yoruma çok teşekkür ederim.Aynen yazınızın her satırına katılıyorum bazı yanlış anlamaları bir daha dile getirmeye gerek yok saygılarımla…

  168. Yazan:INADINA ATATÜRKCÜ Tarih: Oct 1, 2010 | Reply

    Kemalizm nedir? Başlığı altında yazanlar,atatürkçülerin ve atatürk’ün karşıtı bir kişi veya kişiler tarafından yazılmıştır,Atatürk’ün birbirine zıt söylemleri var deniyor,illa ki olacaktır…Siz dünyanın gözünü korkutan liderin liderliğini ve yüceliğini konuşacağınıza,şuan ki anti atatürk;yani tayyip’in söylemlerini dinleyin..Egemenlik Allahındır diyor,milletindir diyenlere yalancı diyor,aradan bir süre geçtikten sonra videosuda var kendi ağzıyla egemenlik kayıtsız şartız milletindir diyor….Bu nedenle ülkeyi satan,yoksulları,cahilleri,dincileri kullanan bir adamı kötüleyeceğinize,sizin bugün hayatta olmanızı sağlayan ulu önder’i kötülüyorsunuz,ayıp ayıp utanın biraz…

  169. Yazan:Cengiz Cebi Tarih: Oct 1, 2010 | Reply

    sizin bugün hayatta olmanızı sağlayan ulu önder’i kötülüyorsunuz,ayıp ayıp utanın biraz…

    “Yavuz hırsız ev sahibini haksız çıkarır” misali, utanmazlığın dikalasını yapmaktan sıkılmayanlar kalkıp utanmadan, sıkılmadan bir de “utanın” filan diyebiliyor.

    Utanmazlığın ve arsızlığın her türünü bekleyebileceğimiz bu ‘insan’ları insan yerine koyup cevap yazmayalım.

    Neden mi?

    Siz ahlaki ilkeleriniz gereği belli bir saygı çerçevesinde konuşurken -örnekte görüldüğü şekliyle- edepsizlik yapanlar ister istemez can sıkarlar.

    Onlarla hakaret ve aşağılama konusunda yarışa girmeyelim, asla kazanamayız.

  170. Yazan:ibrahim kap Tarih: Oct 2, 2010 | Reply

    @Cengiz Cebi

    Utanmazlığın ve arsızlığın her türünü bekleyebileceğimiz bu ‘insan’ları insan yerine koyup cevap yazmayalım.

    Ben yazıyım sonuçta bir yorumdur herkez istediğini söylemekte özgür.Aslında siz biz diye bir ayrım yok farklı düşünceler,bakış açıları var bakıyorum sabah akşam demokrasi diyen diller beyenmediği bir şey olunca bir anda nasılda bozuluyor!!!

    Saygılar herkeze….

  171. Yazan:sungur Tarih: Oct 3, 2010 | Reply

    valla bence kemalist olmak çok akıllıca bir iştir çünki;
    -extra fikirsel donanım yapmaya gerek yok. zaten usluca dersini dinlersen okul bitimi meslek edinemesen dahi kemalist olursun
    -sonra “vatan kurtarma” ayrıcalığı senin.
    -bugünlerde üzerinde bir baskı varmış gibi hissedersen bile, aslında sen baş köşedesin. mesela bir cemaat okulu ya da dersanesi ile bağlantısı olan yüz takla atsada tsk ya giremezken, sana add tev çev referans bile olur.
    -atatürke dair bütün özellikleri sahiplenebilirsin. kahraman, yakışıklı dediğ dedik… işte karizma
    -velhasıl kelam hep neden kemalist olamadım diye üzülürüm, imalat hatası biraz defolu olmuşuz ama bence asıl neden ailemin beni yazları camiye elifba öğrenimine götürmesidir. atatürk adına 9 ay ant içtikten sonra, camide 32 farzı sayarken devreleri yakmışız sonunda.
    netice mi: malum

  172. Yazan:Cengiz Cebi Tarih: Oct 4, 2010 | Reply

    @ibrahim kap

    Ben yazıyım sonuçta bir yorumdur herkez istediğini söylemekte özgür.

    Benimki bir öneri yalnızca.

    Aslında siz biz diye bir ayrım yok farklı düşünceler,bakış açıları var

    Burada siz biz olmasa da “biz ve onlar” var:

    Burada onlar ile kastettiğim, bir yazıya “ayıp ayıp, utanın” vb. şekillerde ‘yorum’ yapabilen kişilerdir.

    Neresi düşünce ya da bakış açısı bunun?

    bakıyorum sabah akşam demokrasi diyen diller beyenmediği bir şey olunca bir anda nasılda bozuluyor!!!

    Bununla neyi kastettiniz bilemedim.

    Ben isem mevzu, ikide bir demokrasi diyen birisi değilim.

    Beğenmediğim şeyler karşısında adı üstünde “beğenmeme” duygusu yaşarım.

    Böyle bir şeyle olmadık yerde karşılaştığımda bozulurum da.

    Ama beni asıl ‘çileden çıkaran’ internette üslup derdi olmayan o denli yer varken kimilerinin gelip burada ‘çirkinlik’ yapmaları.

    Bence bundan vazgeçsinler.

  173. Yazan:Fatih Öksüz Tarih: Oct 17, 2010 | Reply

    Allah’ım bu kemalizm nasıl belaymış böyle…
    Biraz önce Tuncay Özkan’ın biz kaç kişiyiz sitesini dolaştım.Tuncay Özkan ve canu kader arkadaşlarını içeri atanlara müthiş tehtidler içeriyor.
    Valla benden söylemesi Tuncay abilerini kim içeri attıysa başları belada.Benden söylemesi,çok fena yapacaklarmış.

  174. Yazan:ismailş Tarih: Nov 1, 2010 | Reply

    Kehribar
    insanların başını açıp şapka giydirmek mi devrim filan yazıp durmayın. bir topluma şapka giydirmek devrim olarak kabul edildiğine göre demek ki osmanlı o derece berbatmış şeklinde düşünün.

    Bu sözün sosyolojik psikolojik analizini yapabilecek olanlardan acil yardım bekliyorum
    siz ne kadar saçma ve aptalca birşey yaparsanız yapın demekki karşınızda sizi bunu yapmaya mecbur eden o kadar geri o kadar başarısız birileri var ki siz bunu bile yapmak zorunda kalıyorsunuz inanılır gibi değil…
    Dumurdan dumura uçurumdan uçuruma uçuyorum Kemalist zihin yapısını gördükçe…
    Artık korkar oldum şu canım sitedeki yorumları okumaya akıl sağlığına zararı dokunabilir mi acaba bu kadar çapsız ifadelerle hemhal olmak arkadaşlar…

  175. Yazan:koray bulut Tarih: Nov 6, 2010 | Reply

    kemalizm özgür düşünce yoludur. her etki gölgeden uzak zorbalık barındırmayan ağır yaptırımlar taşımayan bireysel düşünceyi ön plana çıkaran ulusal faydacılık maksadında bi ideolojidir .

    eksiği bileşenlerinden olan ırkçılık kavramıdır . ırkçılık malesef ötekileştirme ayrışma yalnızlık her alanda küçülme ve çatışmayı getiriyor ayrıca özverinden uzak ahlak anlayışı samimiyetsiz duruş sergilemesinin sebepleri arasında hatta kimilerine göre sosyalizmin bi kanadıda kemalizm
    kemalizm malesef boş bi düşünceden ileriye gidemiyor gerçek ahlak kavramını beyinlere yerleştiremedikçe biz kemalizm görüntüsünde pek değişen bişey olmaz
    ülkedeki bi çok dindar insan sağ kanadı sırf daha samimi gördüğü için desteklemekte din istismarcıları demek istiyorum ama dilim varmıyor çünkü işlerini o kadar güzel yapıyolarki ülkeye yıllar sonra ne katmış olcaklar merakla beklemekteyim

  176. Yazan:Cengiz Cebi Tarih: Nov 6, 2010 | Reply

    kemalizm özgür düşünce yoludur.

    Buna göre düşünce iki çeşit:

    Özgür olan ve özgür olmayan.

    Özgür olanın yolu kemalizm.

    Özgür olmayanın yolu da bir -izm olsa gerek.

    İyi de bu adlandırmayı kim neden dolayı kabul etsin?

    Birisi kemalizm derse, başkası kalkar cemalizm der.

    Ben de örneğin cengizizm derim.

    Ne işe yarar?

    Hiçbir işe.

    Özgür düşünce özgür düşüncedir.

    Buna yeni adlar takmanın anlamı ne?

  177. Yazan:koray bulut Tarih: Nov 13, 2010 | Reply

    fikir sahiplerince böyle tanımlanıyor bu yüzden hali ortada
    mesela yukarıda sünni islamcılıktan bahsediliyor sünni islamcılıkta kemalizm kadar dışlayıcı değil mi ?
    islami mezhepler cemaat önderleri yorumlarıyla meydana gelmişti oysa
    hangi cemaat önderi insanlığı tema alan dine yön verebilir
    hadi verebilir diyelim diğer taraftan alevilik mezhep olarak tanınmaz ama neden ?
    alevilik sapıklıktır şeklinde tv larda bu insanlara açıkça hakaret edilebilir buda alevilere yapılan saygısızlık değilmi çoğunluk buna göz yumar
    ne olduğu belirsiz sakalıyla aydın geçinen bi şahıs tvda faşit üslubuyla bu insanların inanışına göçebe türk kültürü diyerek inanışlarını çingene kültürüyle ilişkilendirebiliyor
    soyu oba hayatına dayanan bu adam ithal tohum olsa gerek yada kamera heyecanını yenmek için bi kaç duble fazla almış olmalı
    düşünceler samimi gerçekçi olmalı ve herkes için fayda getirmeli ki verdiğimiz bu savaşta kaybeden taraf olmayalım
    kemalistmi yoksa koyu bi dindarmı yada bi şuursuzmuyum bilmiyorum nerde duruyorum
    ama çıkıpta biri insan , hem müslüman hem kamalist olamaz derse
    bi diğeri hem kemalist hem geri kafalı derse
    ötekide aslında insan olmadığımı sınıfsal farklarımız olduğunu hissettirirse daha çok yolumuz var demektir halde bundan farklı değil
    saygılar…

  178. Yazan:mehmet Tarih: Dec 12, 2010 | Reply

    burada Atatürk’ü o veya bu şekilde eleştiren kişilere sesleniyorum. Sizleri kimse hatırlamayacak ama Cumhuriyetimizin kurucusu,bize layık olduğumuz devletimizi hediye eden bu büyük devlet adamını tüm Dünya sonsuza kadar hatırlayacak. Haddinizi bilin. Siz kimsiniz Atatürk’ü eleştirme haddini kendinizde buluyorsunuz?

  179. Yazan:MY Tarih: Dec 12, 2010 | Reply

    “Sizleri kimse hatırlamayacak ama Cumhuriyetimizin kurucusu,bize layık olduğumuz devletimizi hediye eden bu büyük devlet adamını tüm Dünya sonsuza kadar hatırlayacak. “

    Dersim’de katledilenlerin torunlari da sonsuza kadar hatirlayacak atatürk’ü. Ayrica sonsuza kadar hatirlanmak çok iyi bir sey degil her zaman, Yahudiler Adolf Hitler’i hiç unutmadilar, unutmayacaklar meselâ.

  180. Yazan:Ekrem Senai Tarih: Dec 12, 2010 | Reply

    Eleştirilemez çünkü Tanrı değil mi?
    Doğru bizi kimse hatırlamayacak, sizi de hatırlamayacak, ama çocuklarınız bize dua edecek buna emin olabilirsiniz. Babalarımız ne dogmatik insanlarmış, ölen bir adamı tanrılaştırıp eleştirilemez bir seviyeye çıkarmışlar diyecekler. Neyse ki onların zamanında aydınlanmış zihinler varmış, Atatürk’ün de bir insan olduğunu, iyi bir asker ama kötü bir yönetici olduğunu bize gösterdiler ve bu sayede Atatürk de tarih sahnesinde diğer ölümlü yöneticilerin yanında yerini aldı… diyecekler. Sizden bir şey beklemiyoruz. Amacımız çocuğunuzun duasını almak.

  181. Yazan:Cengiz Cebi Tarih: Dec 12, 2010 | Reply

    Haddinizi bilin. Siz kimsiniz Atatürk’ü eleştirme haddini kendinizde buluyorsunuz?

    Kendim için konuşacak olursam, ben Atatürk’ü eleştirmem.

    İnanmadığım bir şeyi niye eleştireyim?

    Ama ‘atatürkçülük’ denilen bir şeyler var.

    En azından “ben atatürkçüyüm” diyen insanlar var orada burada.

    Bunu da eleştirelim ki nasıl bir şey olduğu anlaşılsın.

    Ancak işin ilginci dünyada eşi benzeri olmayan bir ‘koruma kanunu’ yazmış bu vatandaşlar.

    Haliyle eleştiriler de “aman dokunmasın” kıvamında kalıyor.

    Bence bırakalım atatürkçülüğü filan da kanun adı altındaki şu garabeti kaldıralım.

    “Kemalizm ilerlemeden çok gerilemeye tekabül eder” diyen Atilla Yayla için bir ‘hakim’ 15 ay hapis demiş.

    Neymiş, “Atatürk’ün hatırasına alenen hakaret etmiş”miş.

    Hadi bakalım..

  182. Yazan:cevdet Tarih: Dec 17, 2010 | Reply

    Emanete ihanet edenlere sesleniyorum. Allaha şükredin ki Allah onu Hızır gibi tam zamanında gönderdi .Atatürk herşeyini Türk milleti için adadı, feda etti. Bazı yobazlar gibi kendine tapındırmadı,kadınlara ,elini öptürmedi , ellerini öptü ,milleti efendi yaptı ,dünyada başarılmayacak işleri başardı. Oolmasaydı Türkçe okuyup yazamaycaktınız.Dünyanın bugünlerini bildi .Sizlerin sevdiği birine niye nasip etmedi.Eğer müslümansanız, insansanız emanete ihanet etmeyin Muhammedin emin olun Ohiç ihanet etmemişti. Kuranı okumak iyi anlayarak okumak çok daha iyi ,Atatürk olmasaydı arapça okuduğundan birşeyler anlayacaktınmı? Hiç kimse xxxxxxx xxxxxxxxx xxxxxxxxx, eğer aklınız varise.

  183. Yazan:Cengiz Cebi Tarih: Dec 17, 2010 | Reply

    Emanete ihanet edenlere sesleniyorum.

    Ben de “yavuz hain”lere sesleneyim o zaman.

    Hani şu kendi ihanetini aklınca gizlemek için kendisini ihanet üzerindeyken yakalayanlara ‘hain’ filan demeye kalkan utanmaz yaratıklara.

    Allaha şükredin ki Allah onu Hızır gibi tam zamanında gönderdi.

    Hmm. Allahları filan da varmış bunların, yerseniz tabi.

    Atatürk herşeyini Türk milleti için adadı, feda etti. Bazı yobazlar gibi kendine tapındırmadı,kadınlara ,elini öptürmedi , ellerini öptü ,milleti efendi yaptı ,dünyada başarılmayacak işleri başardı. Oolmasaydı Türkçe okuyup yazamaycaktınız.Dünyanın bugünlerini bildi

    Breh breh. Hemen de inanıverdik bayat masallara.

    Eğer müslümansanız, insansanız emanete ihanet etmeyin Muhammedin emin olun Ohiç ihanet etmemişti.

    Gördünüz mü, ne müslümanlar var aziz vatandaşlarımız içinde!!

    Buysa ‘müslümanlık ve insanlık’, ben bunlardan arınalı çok oldu.

    Böyle bir Muhammed de herhalde ancak kemalcilerin uydurabileceği bişey.

    Kuranı okumak iyi anlayarak okumak çok daha iyi ,Atatürk olmasaydı arapça okuduğundan birşeyler anlayacaktınmı?

    Din kültürümüz de epey bir artıyor bu tür yorumcular sayesinde.

    Ne iyi!

    xxxxxxx xxxxxxxxx xxxxxxxxx

    Burada da ‘yüce dinimiz’den önemli alıntılar var galiba.

    Bırakın laga lugayı, bu “örnek müslüman” vatandaşımızı örnek alın!

  184. Yazan:koraybulut Tarih: Dec 26, 2010 | Reply

    muhtemelen hayatını atatürkün isminin gölgesinde geçirmiş bi şahsiyet hoşgörün…

  185. Yazan:ismailş Tarih: Jan 3, 2011 | Reply

    ooooooooffffffff offfffff gecenin 3ü ile 4ü arasında bütün bu yorumları okumak yaptığım en sebebini bilmediğim ama genede yaptığım ender işlerden. Benim yatıp uyumam lazım Noel de de dinlenemedim hala çalışıyorum sabah da erken kalkıp devam etmem lazım benim işim ne klavyenin başında hala Kemalizm tartışmasına odaklanmışım… Yarın izin alayım da bir doktora görüneyim yeni yıla iyi bir giriş yaptığım söylenemez değil mi…
    Şu Kemalist arkadaşların iflah olamıyacaklarına bünyelerinde hiçbir tedavinin tetkikinin başarılı olmayacağına kesin kaniyim artık…
    Ama galiba herşey çok hızlı değişiyor birşeyin yerini başka birşey çok hızlı alıyor galiba bundan Kemalizm de nasibini almak üzere etkinliği inandırıcılığı vasatın çok altında artık…
    Yat İsmail
    Tamam
    Uyu
    Oldu…

  186. Yazan:hatice35 Tarih: Jan 12, 2011 | Reply

    “Bankacılar paranın sahte olup olmadığını anlamak için, parayı ışığa doğru tutup içerisinde ATATÜRK filigranı var mı, yok mu diye bakarlar. Siz de bir adamın ne mal olduğunu anlamak için, onu ışığa tutun; bakın bakalım içerisinde ATATÜRK var mı, yok mu? İçerisinde ATATÜRK olmayan adamlara iltifat etmeyiniz. Cumhuriyete sahip çıkınız.”

    Ben atatürkçüyüm sonuna kadar.son nefesimi bile vatanım için savaşarak vermeye hazırım bızleR turk genci olarak atalarımızın bıze bıraktıgı cumhurıyete sahıp cıkalım..sizde bu sesi duyun damarlarınızda hıssetın.

    Ey Türk Gençliği!

    Birinci vazifen, Türk istiklâlini, Türk Cumhuriyetini, ilelebet, muhafaza ve müdafaa etmektir.

    Mevcudiyetinin ve istikbalinin yegâne temeli budur. Bu temel, senin, en kıymetli hazinendir. İstikbalde dahi, seni bu hazineden mahrum etmek isteyecek, dahilî ve haricî bedhahların olacaktır. Bir gün, İstiklâl ve Cumhuriyeti müdafaa mecburiyetine düşersen, vazifeye atılmak için, içinde bulunacağın vaziyetin imkân ve şerâitini düşünmeyeceksin! Bu imkân ve şerâit, çok nâmüsait bir mahiyette tezahür edebilir. İstiklâl ve Cumhuriyetine kastedecek düşmanlar, bütün dünyada emsali görülmemiş bir galibiyetin mümessili olabilirler. Cebren ve hile ile aziz vatanın, bütün kaleleri zaptedilmiş, bütün tersanelerine girilmiş, bütün orduları dağıtılmış ve memleketin her köşesi bilfiil işgal edilmiş olabilir. Bütün bu şerâitten daha elîm ve daha vahim olmak üzere, memleketin dahilinde, iktidara sahip olanlar gaflet ve dalâlet ve hattâ hıyanet içinde bulunabilirler. Hattâ bu iktidar sahipleri şahsî menfaatlerini, müstevlilerin siyasi emelleriyle tevhit edebilirler. Millet, fakr ü zaruret içinde harap ve bîtap düşmüş olabilir.

    Ey Türk istikbalinin evlâdı! İşte, bu ahval ve şerâit içinde dahi, vazifen; Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır! Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur!

    Mustafa Kemal Atatürk
    20 Ekim 1927

  187. Yazan:yaşarneyaşarneyaşamaz Tarih: Jan 23, 2011 | Reply

    herkesin ağzında aynı şey BEN BEN BEN
    o kadar kalabalığa yeticekmiydi buncacık kaynak ve imkan
    zor…
    insanoğlu yeryüzünde kendi ihtiyaçlarına malzeme yapabilicek ne bıraktı?

  188. Yazan:cerid Tarih: Jan 26, 2011 | Reply

    senin bu yaptığın tarifin aynısına Atatürk bizzat türk milliyetçiliği diyordu .. kemalizm die bişey yoktur , onun adı türk milliyetçiliğidir.. böyle insan isminin sonuna – izm eki getirilerek bir ideoloji oluşturmak genelde komünist rejimin bir uygulamasıdır.. bu tuzağa düşmeyelim

  189. Yazan:Mustafa Akbaş Tarih: Jan 27, 2011 | Reply

    Vaybe Selanikli Kemal *Türk Milliyetçiliğini* icad etmis, bende sanirdim *Türk milliyetçiliğini*
    bir Kürd yazar icad etti. Neyse olsun..önemli degil… zaten ne alan var ne satan. Ne mutlu Bulgur Pilaviyim diyene:-)

  190. Yazan:tekin Tarih: Jan 28, 2011 | Reply

    ATATÜRKÜ.KEMALİZMİ EVET BENDE SEVİYORUM BU ÜLKEDEKİ BAZI İNSANLAR BAZI PARTİLER NEMALANMAYA ÇALIŞIYORLAR EN BAŞTA CHP ATATÜRK ŞU ANKİ CHP Yİ GÖRSE BUNLARI DAR AĞACINDA ASAR ASLINDA BU ÜLKEDE ATATÜRKÜ SEVMEYEN YOKTU TAA Kİ CIKAR İLİŞKİSİ CIKANA KADAR.BİR İNSAN NEDEN MİLLET VEKİLİ,BELEDİYE BAŞKANI, MUHTAR.OLABİLMEK İÇİN DÜNYANIN PARASINI HARÇAR VATANA HİZMET İÇİNMİ BİZ BU VATANI ÇOKMU SEVİYORUZ.BU VATAN BÖYLE SEVİLMEZ. ATATÜRKÇÜLÜK ORDA BURDA BAĞARARAKTA SAVUNULMAZ BİZ BU ÜLKEYİ SEVİYORSAK HERKEZ KENDİNE CEKİ DÜZEN VERMESİ LAZIM ETRAFIMIZ BU ÜLKEYİ BÖLMEYE ÇALIŞAN DOST SANDIĞIMIZ ÜLKELER VAR.?

  191. Yazan:Orhan Kınık Tarih: Feb 18, 2011 | Reply

    Kemalizme; Mustafa Kemal aracılığı ile temelleri atılan ve günümüze kadar süregelen devletin resmi ideolojisidir demek yerinde olacaktır.

    Bu rejimin hiç bir orjinaletisi yoktur. Pantenti Mustafa Kemal’e ait değildir.Tamamıyla Batıdan montaj bir rejimdir.

    Kemalizimin temel hedefi Türkiye toplumunu tepeden inme Batıya enteğre etmek olmuştur.

    Galip devletler Lozan’da yeni kurulan Cumhuriyeti vesayet altına almıştır. Aslında Kemalizim dediğimiz şey Mustafa Kemal’in şahs-ı manevisiyle Türkiye’nin İngiltere tarafından dönüştürme projesidir.

    1946 yılına kadar İngiltere direk, 1946 yılından sonra İngiltere; ABD üzerinden bu vesayeti dolaylı olarak sürdürmüştür . Lozan’da zapt-ı rapt altına alınan Türkiye’nin, istikrarlı ve kalıcı bir yönetime ihtiyacı vardı. Dolayısıyla tek partili, tek adamlı bir yönetimin kurulması elzemdi. Tek parti diktatörlüğü 1946 yılına kadar kesintisiz bir şekilde devam etti. Ancak tek parti diktatörlüğü onca baskı ve şiddet uygulamasına rağmen yeterli mesafeyi alamadı ve halka Batıdan ithal devrimleri yeterince benimsemeti.

    Vesayetci rejimin çökmemesi için yeni tarz siyasete ve vitrin değişikliğine ihtiyaç vardı. Baskıların gevşetilmesi, yıpranmış kadroların değiştirilmesi gerekiyordu. Atatürk’ü koruma kanunun Demokrat parti döneminde çıkartılması ”yönetcilerin değiştiği ancak rejimin değişmediği ” ikazından başka bir şey değildir.

    1950 yılından sonra yarı askeri parlamanter diktatörlük devreye sokulmuştur. Seve seve benimsetme ve dönüştürme politikası artık devrededir. Vesayetcilik hiç bir zaman değişmemiş, rejim ne zaman rayından çıkmaya başlasa askerler vasıtasıyla gerekli düzeltmeler yapılmıştır. Dolayısıyla Kemalizmi tek parti dönemine hasretmek yanlıştır diye düşünüyorum.

  192. Yazan:Fevzi Erbulak Tarih: Feb 19, 2011 | Reply

    Kemalizm; Türkiye dışında hiçbir yerde kullanılmayan, Türkiye’de de %20’lik bir azınlık tarafından savunulan bir II.Dünya Savaşı Dönemi Nasyonalist ideolojisidir.

    Leninizm, Komünizm, Faşizm, Sosyalizm, Stalinizm, Maoizm, Marxizm gibi fikirlerin, doğdukları topraklardan binlerce kilometre ötelerde dahi taraftar bulması ancak dünyanın TC dışında başka hiçbir yerinde alıcı bulmayan bir ideoloji olarak Kemalizm’in; beynelminel bir felsefi açılım olmadığının ve sığ bir ideoloji olduğunun kanıtıdır.

  193. Yazan:Burhan Tarih: Feb 20, 2011 | Reply

    Kemalizm’i sadece bir ideoloji olarak nitelendirmek eksik olur. Kemalizm kemalistlerin adeta dini olmuştur. Başlarına birşey geldiği zaman hemen atalarına giderler, ondan medet umarlar. Ondan öncesi cahiliye dönemidir. Onun dönemi asrı saadettir.
    Diğer ideolojilerde kişi putlaştırması bu seviyelere ulaşmamışken kemalizmde atatürk tanrılaştırılmıştır.
    konuyla ilgili Ayşe Hür’ün çok güzel bir yazısı vardı.
    “Bilindiği gibi totem, ilkel toplumlarda içinde yer aldığı grubun atasıdır, onun koruyucu ruhu, iyilik taşıyıcısıdır. Freud’e göre, totemler hem dinsel, hem de toplumsal boyutlar taşır. Bir din olarak totemizm, insanla totem arasındaki saygı ve itibar ilişkilerini; toplumsal bir sistem olarak ise, toplumun üyeleri arasındaki karşılıklı yükümlülüklerle, diğer toplumlar, klanlar arasındaki ilişkileri düzenler. Geçtiğimiz aylarda kaybettiğimiz Levi-Strauss’a göre totemizm göstergeler arasında bağdaşım ve bağdaşmazlık kuralları koymakla yetinmez; aynı zamanda kimi davranışları buyurur, kimi davranışları yasaklar.
    İşte tabu denen şey esas olarak, toteme dokunmanın tehlikeli, kirli, lanetli ya da suç oluşturan, kaçınılması gereken bir durum olarak tanımlanmasıdır. Kısaca sınırlamalardır, yasaklardır. Bu yasakların çoğu zaman mantığı olmamasına ve tutarlı bir sistem oluşturmamasına rağmen, tabunun yıkılması toplum birliğinin yıkılması anlamına geleceği için, yasaklar sıkı sıkıya uygulanır.
    Kral, hükümdar, diktatör veya kurucu baba ile toplumları arasındaki ilişkilerde totem-tabu sisteminin değişik varyasyonları yürürlüktedir. İşte dün İpek Çalışlar’ın, bugün Can Dündar’ın başına gelenler, kutsalı koruma altına alan tabulara dokunmaya cüret etmeleri yüzündendir. Bu dokunmanın sert veya yumuşak olması, küçük veya büyük olması sonucu değiştirmez, ‘suç’, o figüre yakından bakmaya, onun hakkında konuşmaya, onu tarif etmeye başlandığı andan itibaren ortaya çıkmıştır.”

  194. Yazan:esraa Tarih: Mar 1, 2011 | Reply

    yorumların bazılarına baktım.sanırım yukarıdaki açıklamayı okumadan başlıktan yola çıkıp yorum yazılmış.işte en yanlış düsünce burada ortaya çıkıyor.bilmeden etmeden okumadan hatta bi dakika bile düşünmeden ön yargıyla cevap verip yorum yapıyoruz olaylara.ondan sonrada yok efendim arada ayrıcalıklar var?olabilir mi böle bişi ya insan oturur azcık düşünür.bazı insanlar varki ATATÜRKÜ bilmeden etmeden sadece duydukları kadarıyla yorum yapıyorlar.şimdiki CHP ile o zanmandaki CHP’yi bir tutuyorlar oysa bilmiyorlar ki ATATÜRKÜN doğrunun sadece DOĞRUNUN yanında olduğunu.o kadar olağanüstü bir lidere sahibiz ki.avrupa dahi ATATÜRKe bu denli saygı duyup resminin önünde eğiliyorken biz (yani ataya muhalefet olan kesim)yaptıklarını düşünmeden getirdiği inkılapları bilmeden neler söylüyoruz arkasından düşünsenize.ne yazık bizlere bu ülke için, sadece bu ülke için canını dahi hiçe sayan insanın arkasından neler düşünmekle kalmayıp maalesef ki sadece düşünmüyoruz düşündürüyoruz da insanlara..
    söylenecek hiç birşey yok aslında bazı kesim atatürkü kullanıp yapıcaklarını yapıyor,bazı kesim dini kullanıp işlerini yola koyuyor….nerede yaşıyoruz,gelecek nesle neler bırakıyoruz??? düşünülcek,araştırılacak çok şey var(düşünenler hariç)tabi ön yargılarımızdan kurtulmadan ve bilmeden konuşmadan vakit kalırsa….
    inşallah kurtulurlar o kendini çok bilen insanlar…

  195. Yazan:Burhan Tarih: Mar 5, 2011 | Reply

    kemalistler sıkıştıkları zaman hemen başlıyorlar “onu dünya taktir etti, siz taktir etmiyorsunuz. Efendim Churchill şunu dedi, Kennedy bunu dedi. Herkes atamızı taktir etti, bi siz etmediniz” demeye. Esasen yabancıları anlayabiliyorum. Kim işlerine gelen icraatler yapmışsa öve öve bitiremezler, kim işlerine gelmeyen işler yaparsa yerden yere vururlar. 1. dünya savaşı sonunda topraklarının yüzde 80’nini kaybeden Osmanlı’nın yerine ingilizlerin istedikleri tarzda sovyetlere karşı kalkan görevi görürken, artık ingiliz kontrolüne geçen ortadoğu’da başlarını ağrıtamayacak Türkiye kurulmuştur. Ve ingilizler bu istediklerini usta bir şekilde, tek bir ingiliz askerinin burnu kanamadan yapmışlar, istediklerini alıp, geldikleri gibi gitmişlerdir. Olan gariban anadolu insanına ve piyon oalrak kullanılan yunanlılara olmuştur.

    Kazım Karabekir anılarında bakın neler diyor:

    İngiliz Kaymakamı Rawlinson İstanbul’dan Erzurum’a geldi. Ve beni hemen makamımda ziyaret etti (27.11.1919). Tam bir saat görüştük”.
    Anlattıklarının hülâsası şunlardır, Lord Curzon diyor ki:
    a) Şimdiye kadar sulh yapmadığımızın sebebi Türkiye’de şimdiye kadar kuvvetli bir hükümet görmediğimizdendir. Hakiki İngiliz dostu olacak simalarla anlaşmak istiyoruz. Mustafa Kemal Paşa sulh konferansında bulunsun veyahut sulh mukarreratma (kararlar) mutabık kalsın.
    b) Endişemiz Türkiye’nin yine bir gün İngiltere’nin düşmanları tarafına gecivermesidir. Padişah hükümeti bunu yapabilir. Artık krallık ve imparatorluk modası geçmiştir. Birçok debdebe ve masraf yerine millet kendi işini kendi gören cumhuriyette taraftardır. Bizim de padişahı
    hükümet ve siyasete karıştırmayıp halife olarak istediği yerde oturmasına taraftar olmaklığımız.
    c) Gerçi İstanbul bir Türk şehri olarak kabul olunmuştur. Ancak Çanakkale itilâf Devletleri tarafından işgal olunacak – ihtimal İstanbul etrafında itilâf askeri bulunur. Zaten Türkiye bir Asya devletidir, İstanbul bir köşedir. Anadolu’nun idaresi ve terakkiye şevki İstanbul’dan gayri mümkündür.

  196. Yazan:Cengiz Cebi Tarih: Mar 7, 2011 | Reply

    Kemalizmin ne olduğunu anlamak için biraz da ‘oluşum’ yıllarına bakmak gerek.

    Sarayburnu’daki heykelin dikiliş tarihi 1926 örneğin.

    Henüz ‘laik inkılap’lar filan ortaya çıkmadan önce.

    Kurtulma savaşları ile pekişmiş “kör kurtarılmışlık”tan beslendiği açık.

    “Yüce Kurtarıcı” mitosu burada da iş başında.

    O zamanki ifade “Halaskar Gazi Hazretleri”.

    Öyle zor şartlardasınız ki her daim bir kurtarıcı arıyorsunuz.

    Derken bir şekilde kurtuluyorsunuz.

    Bizi padişah mı kurtardı?

    Hayır.

    Ya?

    Filan.

    Tamam, artık padişah yok, o var.

    Çok yaşa Kemal!!

    Padişahizm biter, yerine kemalizm gelir.

    Öyle büyük bir fark da yok aralarında.

  197. Yazan:sedat Tarih: Mar 23, 2011 | Reply

    ya ben bişeyi anlayamıyorum ya ATATÜRK komünist deildiki solcu deildiki.hem sosyalist hem milliyetçi bir adamdı. ama maşallah solcu şerefsizler günümzde görmek istedikleri gibi bir ATATÜRK yarattılar. eminim ATATÜRK bu günleri görse solculara çokk gülerdi.tutturmuşlar bi türban yasak gidiyolar. ALLAH tan kurtuluş savaşı döneminde başörtüsü yasağı yoktu olsaydı valla başı örtülü ninelerimiz analarımız oldukça zorlanırdı cepheye cepane tşırken. (ÜLKÜCÜ REİS)

  198. Yazan:samet Tarih: Mar 27, 2011 | Reply

    Tüm TariKaTçılların dilinde atatürk ataistmiş xxxxxxxxxxxxx ulu önden atatürk olmasaydı belkide yaşayamicaktık bağımsız bi şekilde

  199. Yazan:Cengiz Cebi Tarih: Apr 7, 2011 | Reply

    Tüm TariKaTçılların dilinde atatürk ataistmiş xxxxxxxxxxxxx ulu önden atatürk olmasaydı belkide yaşayamicaktık bağımsız bi şekilde

    Tarikatçıl??

    Ataist??

    Olmasaydıcılık da ne bayatlamaz bişey böyle!

  200. Yazan:habule Tarih: Apr 19, 2011 | Reply

    kemalizimle kemalist aynımı ??? kemalizimle kemalist chp dir

  201. Yazan:acaba Tarih: Apr 19, 2011 | Reply

    ey türkiye, bir tek atatürkü allah’a ondan başka herşeyi atatürk’e borçlusun!
    var böyle şeyler, duyuyoruz hala.
    aha-ha

  202. Yazan:ayşenur Tarih: Jun 14, 2011 | Reply

    merhabalar arkadaşlar,
    Kemalizm kavramının, yorumlardan da anlaşıldığı üzere net bir dayanağı, mutlak bir tanımı, uzlaşılmış prensipleri yoktur.Zaten kavramın çıkış noktasına baktığımızda 1934 yılında İçişleri Bakanlığı tarafından, Türk kültürü ve Türkiye Cumhuriyeti’ni tanıtma amacıyla çıkarılan La Turquie Kemaliste (Kemalist Türkiye) dergisinde kullanıldığını görüyoruz.(Ahmet Ünal ‘Gizli Atatürkçülük projesi/Ataköy Planı’).
    Evet Kemalizmden kavram diye bahsediyorum.Çünkü kanaatimce ‘Kemalizm’, kimilerinin ideoloji çatısına sığdırma çabalarına rağmen, Kemal Atatürk ün büyük uğraşları neticesinde Türk toplumunun,pek çok kavramın(demokrasi, eşitlik, laiklik..)kazanılmasına duyulan memnuniyetinin mutlak surette Atatürk’e yüklenmesinin eseridir.Oysa ideolojiler belli bir devlet, hükümet, parti ya da yoplum kesiminin davranışlarına yön veren politik hukuksal felsefi düşünceler bütünüdür. Bu nedenle ideolojilerin dayanağının insanlar olamayacağını düşünüyorum.
    Bahsettiğim dergide kullanılmasından sonra ise 1935 CHP parti programında kullanılmış,esasları vatan, ulus,devlet ve kamu hakları olarak sayılmıştır sonra da vasıflar bölümünde Atatürk’ün 6 İlkesini yani Altı Ok’u açıklanmaktadır..Görüldüğü gibi kavram Atatürk’ün müsadesiyle kullanılmıştır. Üzerinde durmak istediğim bir husus ise vasıflar tanımlanırken Laiklik açıkça ‘din dünya ve devlet işlerini ayrılması’şeklinde tanımlanıyor.Şimdi, her nekadar 2008 CHP programında laikliğin tanımı değişmiş olsada kökeni itibariyle Kemalizm laikliği bu şekilde benimsemeyi gerektiriyor ve kanaatimce günümüzde çıkan pek çok tartışmanın, kargaşanın, korkunun temelinde bu yatıyor.

    Aradan 76 yıl geçmiş ve Hegel’in ifadesiyle değişim tek değişmeyen şey olarak kalmıştır. Demokrasi laiklik özgürlük eşitlik kavramları ise modern anlamda BİREY İÇİN VARDIR ve bireyi korumaktadır.Şahsi kanaatimce Kemalizmde tutuklu kalıp bunu kişi hak ve özgürlüklerinin korunması değil kısıtlanması amacına hizmete eder hale getirilmesi ise kavramın amacından sapmadır.Eğer amacımız Mustafa Kemal Atatürk’e saygı ve vefa ise bu tek kişiye karşı yaşayan halkıkarşımıza almak değil kucaklamak ile olur nitekim o da bunu istemektedir..
    ‘ İnsanları mutlu edeceğim diye onları birbirine boğazlatmak, insanlıktan uzak ve son derece üzünülecek bir sistemdir. İnsanları mutlu edecek tek yol, onları birbirlerine yaklaştırarak, onlara birbirlerini sevdirerek, karşılıklı maddî ve manevî gereksinimlerini temine yarayan hareket ve enerjidir. Dünya barışı içinde insanlığın gerçek mutluluğu, ancak bu yüksek ülkü yolcularının çoğalması ve başarılı olmasıyla mümkün olacaktır. 1931 (Atatürk’ün S.D.II, s. 273)’
    Son olarak da şıunu ifade etmek isterim ki ne Atatürk gibi pek çok başarılı lider olmuştur ancak ne Gandiizm ne Churchillizm şeklinde akımlar doğmamıştır oysa liderlere saygı tamdır.. Atatürk’ün çok güzel şeyler başardığına inanıyorsak zaten ne kanun ne anayasa ile korumaya ihtiyaç duymamalıyız..

  203. Yazan:Emre Tarih: Jun 17, 2011 | Reply

    Mustafa Kemal Atatürk’ün günümüz 2011 Türkiye’sinde, kemalizm denen zırvalığı ve çağdaşlaşma adına teknoloji adına hiçbir halt yapmayıp sadece ismi putlaştırarak bundan nemalanmaya çalışan zavallı sağ aynaları kırık zihniyeti görseydi…… eminim yüzlerine tükürecekti. Ben size teknolojide bilimde ileri gidin dedim, sizler ahlaksızlıkta edepsizlikte saygısızlıkta ileri gittiniz, Türk Milletinin aziz şahsiyetine, ruhuna saygı göstermeyip şu kadarı aptal diyerek milletime haketmediği lekeyi karayı attınız, gerçek olan şu ki sizin gibi Türklükten ve Müslümanlıktan bihaber insanlar bahsettiğim gelişmeye en büyük köstektir ve sizlerden derhal temizlenmelidir Deseydii… gerçi o zamanlarda vardı bu gibileri. ömrü vefa etseyddi diyecekti… kraldan çok kralcı olanlar siziii.

  204. Yazan:sakop_35 Tarih: Sep 26, 2011 | Reply

    çok güzel yorumlarınız var teşkr. en azından bu yazıyı okumuş araştran seviyeli tartışan insanlarda varmış.. ülkemizde öncelikle bunun için atamıza teşekr ederm.. atamız der ki. ülkemizi çağdaş mensur medeniyetler seviyesi çıkarmalıyız bunun için de elimzden geleni yapmalıyızzz..tabi iktidarın etkisinde kalmış birçok gençten farkımız..atmızın emaneti cumhryeti,ilke ve inklaplarına sahip çıkan kolay kanmayan gençler olmamızdır biz zincir sevmeyenlerdenizzz…

  205. Yazan:CHP (Manisa Gençlik Kolu) Tarih: Sep 29, 2011 | Reply

    Gelecek seçimlerde CHP iktidar olacak. O zaman göreceksiniz neymiş Kemalizm. Kemalizm adam olmaktır. Kemalizm laik olmaktır.

  206. Yazan:Mustafa Akbaş Tarih: Sep 30, 2011 | Reply

    Gelecek seçimlerde CHP iktidar olacak.

    Manisanin bir sözü vardir: Ac tavuk rüyasinda yem görür. CHP secim kazanmayi rüyasinda bile göremez. Hem hangi gelecek secimde?? 2257 yilinda olmasin:-)
    Bir partinin secim kazanabilmesi icin vatandaslarin ortak paylarina hitap etmesi gerekir.

    Bu laiklik denilen malukat 1923 beri var ama CHP kac secim kazandi. Elde yok avuc da yok yok da yok.

    CHP takimi laiklik ve bos laf etmeyi birakip üzerlerine sorumluluk almaya ögrenmelidirler.

  207. Yazan:Burhan Tarih: Oct 22, 2011 | Reply

    chp ‘nin bir daha iktidara gelmesinin imkansız olduğunu siz de biliyorsunuz. chp hiçbir gerçek şeçimden tek başına iktidar olarak çıkamamış bir partidir. inanıyorum ki Atatürk döneminde adil bir çok partili seçim olsa ondan da birinci parti çıkamazdı. Nasıl çıksın ki! 27 senelik chp iktidarı başlı başına bir başarısızlık destanıdır. Dil devrimi adı altında dil bitilmiş, mimari zevk yok edilmiş, savaştan çıkan diğer devletler (Almanya,Rusya vs.) kısa zamanda eskisinden bile güçlü bir hale gelirken Türkiye sefelete mahkum edilmiş vs. vs.

  208. Yazan:kadir dilek Tarih: May 19, 2012 | Reply

    kemalizm boş bir safsata olduğunu düşünüyorum. kemalizimdeki tek amaç mustafa kemalin tarihte adını ölümsüzleştirmektir. sosyalist devrimciler cumhuriyet tarihinden kemalist gibi bütün diktatörlerin ismini kaza kaza silecektir…

  209. Yazan:ahmet Tarih: Jun 1, 2012 | Reply

    Müslümanlığı çıkarlarına alet eden soysuzlar tarih boyunca gavur dediklerine kulluk kölelik yaptılar. Çünkü yobazın vatan, millet, bayrak kavramı yoktur. Çünkü emperyalizm uşaklığı islamdan önce gelir. Ne Mutlu Türküm Diyene…

  210. Yazan:burhan Tarih: Jun 2, 2012 | Reply

    Kemalizm nedir kadar kemalistler nasıl insanlar onu da tartışmak lazım. Ortalama bir kemalist hakaret etmeden tartışamaz. Örneğin yukardaki arkadaş. Toplumun en yobaz kesimi kemalistlerken dindarlara yobaz derler. Bu kemalistler değilmi nükleere karşı, boğaz köprüsüne karşı, otobana karşı ne yenilik varsa karşı. Tek bildikleri atatürke tapınmak. O olmasa sizde olmazdınız zırvası her ortamda tekrarlanır. Yani O olmasa götü boklu yunanlıları yenemezdik. O olmasa latin harflerine geçmezdik mazallah japonlardan, ruslardan, çinlilerden, korelilerden geri olurduk. Onlar bu zırvalarla yaşamaya devam etsinler. çağlar değişiyiyor bunlrın kafası aynı dogmalarla dolu. Sonra dindarlara laf ediyorlar. Ki ben dindar değilim…

  211. Yazan:ismi lazım değil Tarih: Jun 14, 2012 | Reply

    kemalizm deyince ben gülüyorum nedenide şu Allahın (cc) yarattığı bir insana nesneye tapmak ne kadar gülünç değil mi? zaten bir yaratan var bunu atatürk bile söylüyor. lütfen atatürk başlığı altında böyle saçma düşünceler öne atmayalım.

  212. Yazan:kaya Tarih: Jun 20, 2012 | Reply

    kemalizm ne dini bir inanışdır nede anıtkabır putperestlerın tapınma yerıdır.kemalizm milliyetçi anadolu insanının emperyalizme karşı devrimci durusudur.

  213. Yazan:Furkan Tarih: Jun 20, 2012 | Reply

    Putperestlere sorduğunuz zaman, onlar da : “biz tabii ki o putların bir şeye güçlerinin yetmeyeceğini, onların cansız olduğunu biliyoruz” diyorlar. “biz aslında o görünen putlara değil onların içlerindeki ruhlara tapıyoruz” diyorlar. Gerçekten de kendi içerisinde mantıklı bir düşünce. Sonuçta muhakkak ki budistler olsun, hindular ya da putperestler olsun ne taptığı hayvanların, ne de taştan, odundan ya da başka bir şeyden yapılmış putların hiç bir şeye güç yetiremeyeceğini, bunun fiziksel ve mantıksal olarak mümkün olamayacağını bilecek derecede asgari zekaya sahiptir. Onların inanışına göre putlar birer semboldür, tıpkı biz tek tanrıcıların düşündükleri gibi görünmeyen bir takım güçlerin bu evrende söz sahibi olduklarına ve herşeyi yarattıklarına, bir düzene koyduklarına inanırlar. Aramızdaki fark biz bu gücün tek olduğuna ve peygamberler aracılığıyla bize mesaj gönderdiğine inanıyoruz, onlarsa bir çok tanrının bulunduğuna ve biz insanlarla putlar aracılığıyla iletişim kurduklarına inanıyorlar.
    Atatürkçülere sorduğumuz zaman da nedense buna benzer bir şeyler söylüyorlar. “Biz” diyorlar “tabii ki atatürke ve anıtkabire tapmıyoruz” (son derece mantıklı ve anlaşılabilir bir düşünce) biz onun fikirlerine değer veriyoruz, anıtkabirin temsil ettiği değerlere önem veriyoruz diyorlar. Ancak bu değer vermeyi yaparken ipin ucunu kaçırıyorlar. Dindar insanları rahatsız eden de bu aşırılıkları. Yoksa elbetteki herkes kemalistlerin atatürke tapmadığını biliyor. Ama bir insan için bu kadar ihtişamlı bir mezar inşa etmek, gidip orada deftere bir şeyler yazmak, gidip karşısında saygı duruşunda bulunmak, ülkenin her yerine heykellerini dikmek, en büyük heykeli yapınca matah bir şey yaptığını düşünmek, her devlet dairesine ve hatta dairedeki her odaya onun resimlerini asmak ve hepsinden daha önemlisi, her sözünün, her yaptığının muhakkak en doğru, en iyi olduğunu düşünmek ve onun düşüncelerinin tartışılamaz olduğunu iddia etmek bu aşırılıklardan bazıları. Ve her ne kadar siz aksini iddia etseniz de bu tarz hareketler üstü örtülü bir tapınmadır. Sonuç itibariyle hiç bir insan için (firavunlar hariç) dünyada bu denli büyük mezar inşa edilmemiştir ve hiç bir insan da, bu tarz iltifatı ve önemsenmeyi hak etmez. Ne yapmış olursa olsun. Hz. Muhammed (sav) in bile mezarına bu derecede ihtimam gösterilmemiştir. Kaldı ki müslümanlar onun bu dünyadaki en değerli insan olduğuna inanırlar. Suudiler biliyorsunuz mezar ziyaretlerini yasaklamışlardır. Düşününce neden olduğunu anlıyor insan. Peygaberimizin de resimlerde, minyatürlerde yüzü asla görünmez. Tarih boyunca tüm müslümanlar bu kurala uymuşlardır. Atatürkçülerin düştükleri hali görünce İslamın bu yasağının arkasındaki hikmeti daha iyi anlıyor insan. İnsanoğlu tarihteki önemli şahsiyetleri ister açık bir tapınma şeklinde olsun, ister yukarıda anlattığım gibi örtülü bir tapınma şeklinde, tanrılaştırma potansiyeline sahip. Ve bir kere doğrudan şaştığınız anda dogmalara saplanır kalırsınız. Bu dogmalar idrakinize adeta bir deli gömleği gibi giydirilir. Artık idrakinizi, sorgulama yeteneğinizi kaybedersiniz ve gözü kapalı inanmaya başlarsınız size söylenenlere.
    Şimdi dinin de bir dogma olduğunu söyleyenler çıkacaktır muhakkak ki.

  214. Yazan:Burhan Tarih: Jun 20, 2012 | Reply

    Kurtuluş Savaşında emparyalizmi filan yenmedik. İngiltere istediğini fazlasıyla almıştı zaten dünya savaşında.
    Bakın zaten Lloyd George 5 Ocak 1918’de savaşın sonunda ne istediklerini War Aims declaration diye bildirmiş kamuoyuna. Diyor ki Anadolu Türklerin elinde kalacak, İstanbul’un Türklerde kalacak. Boğazların idaresi uluslararası bir komisyona devredilecek. Arabistan, Ermenistan, Mezopotamya, Suriye ve Filistinde yeni devletler kurulacak. Bu devletlerden sadece Ermenistan’la ilgili düşünceleri zaman içinde değişiyor. Çünkü Ermenistan’ ın Rusların kontrolüne geçeceğini görüyorlar. Ermenistana Erzurumu vermek Ruslara Erzurumu vermek manasına gelirdi. Sonuçta böyle bir girişim olmadı.

    Dünya savaşı sonrası kaybedilen topraklarımız üzerinde Suriye, Ürdün, İsrail, Irak, Lübnan, S.Arabistan diye 6 tane devlet kuruldu Bu toprakları kontrol etmek için yüzbinlerce Britanya askeri bu bölgelere yerleştirildi. San Remoda galip devletler Türkiyeyi işgal etmek için 300 bin askere ihtiyacı olduğuna karar verdi ve hiçbir galip devlet bu denli uzun bir savaş sonrası bu kadar askeri bu işe ayıramayacağı aşikardı. New York Times daha Ankara ordusu bile tam hazır değilken 16 Nisan 1920’de “Allies may decide to spare Turkey” başlıklı yazısında galip devletlerin Türkiye’nin canını bağışlayacağını bildiriyordu.
    Bakınız: http://query.nytimes.com/gst/abstract.html?res=F00613FA385B11728DDDA10994DC405B808EF1D3

    Diğer yandan Türkiye meselesinde İngilizlerin çok acelesi yoktu. Bir takım ek şartlarını kabul ettirmek için Sevr tehditini ve Yunan maşasını kullandılar. Sevr şartları ilginçtir San Remoda açıklandı. Ve Sevrin boş tehdit olduğu ayrıca Yunanlıların yenileceği zaten biliniyordu.

    Kazım Karabekir’in anlattıkları da çok ilginç. Bakın neler diyor K.Karabekir Paşa:

    Bayburt civarındaki Mehdi’yi tenkil (cezalandırma) ettiğimizin ertesi günü İngiliz Kaymakamı Rawlinson İstanbul’dan Erzurum’a geldi. Ve beni hemen makamımda ziyaret etti (27.11.1919). Tam bir saat görüştük”.

    Anlattıklarının hülâsası şunlardır, Lord Curzon diyor ki:

    «a) Şimdiye kadar sulh yapmadığımızın sebebi Türkiye’de şimdiye kadar kuvvetli bir hükümet görmediğimizdendir. Hakiki İngiliz dostu olacak simalarla anlaşmak istiyoruz. Mustafa Kemal Paşa sulh konferansında bulunsun veyahut sulh mukarreratma (kararlar) mutabık kalsın.

    b) Endişemiz Türkiye’nin yine bir gün İngiltere’nin düşmanları tarafına gecivermesidir. Padişah hükümeti bu nu yapabilir. Artık krallık ve imparatorluk modası geçmiştir. Birçok debdebe ve masraf yerine millet kendi işini kendi gören cumhuriyette taraftardır. Bizim de padişahı hükümet ve siyasete karıştırmayıp halife olarak istediği yerde oturmasına taraftar olmaklığımız.

    c) Gerçi İstanbul bir Türk şehri olarak kabul olunmuştur. Ancak Çanakkale itilâf Devletleri tarafından işgal olunacak – ihtimal İstanbul etrafında itilâf askeri bu lunur-. Zaten Türkiye bir Asya devletidir, İstanbul bir köşedir. Anadolu’nun idaresi ve terakkiye şevki (ilerlemeye yöneltilmesi) İstanbul’dan gayri mümkündür. Bu hususta ne düşünüyorsunuz? Meselâ Bursa’da olacak bir hükümet serbesttir.»
    Kâzım Karabekir, Lord Curzon’un akrabası olan Rawlinson’a şu yanıtları verir:

    «a) Türk milleti Sivas Kongresi’nde kararını vermiştir. Hiç kimsenin bunu değiştirmeye selahiyeti yoktur. Yakında milletin itimadını kazanan Mebuslar Meclisi İstanbul’da toplanacaktır.
    Sulhumuzu milletin itimadına mazhar olan bir hükümetle bu hükümetin tayin edeceği bir heyet yapabilir.

    b) Türk dostluğu İngilizler için çok faydalı, düşmanlığı o derece zararlıdır. Bugün milletimizin her ferdi İngiliz dostluğu taraftarıdır. Avrupa’da cumhuriyet olmayan pek az millet kaldı. Fakat henüz on yıllık idareye malikiz. Bunun için Avrupalılar gibi pek ileri düşünemeyiz.

    c) Hükümet merkezini değiştirmekle dahi şahsî düşüncem hiç kalır. Yalnız memleketin idaresi bakımından bile Bursa’dan İstanbul herhalde her tarafa muvassalatı (ulaşması) daha kolay bir yerdir. Siyasi bakımdan ise İstanbul’da hükümetimizi serbest bulundurmayacak olanlar Bursa’yı da uzak görmezler.»

    Karabekir, daha sonra, Rawlinson’un kendisine İtalyanlar ile Yunanlıların anlaştıklarını, İtalyanların parasızlık, Yunanlıların da şarlatanlıkları nedeniyle savaşı sürdüremeyeceklerini,
    Bolşeviklerin de on yıl kendilerini toparlayamayacaklarını anlattığını, Amerikalıların da Wilson prensiplerini beğenmediklerini söylediğini, bunun üzerine kendisinin «Ya İzmir, Antalya, Adana ne olacak? Ermeni hükümeti teşekkül edecek mi?» diye sorduğunu, Rawlinson’un da şu yanıtı
    verdiğini yazıyor:

    «İzmir için ısrar edenler çoksa da Yunanlıların ne parası var ne adamı.. Biz de bütün kuvvetlerimizi çektik, İngiliz efkârı Yunanlıların aleyhine dönmüştür. Nasıl olsa İzmir’den çıkartılacaklardır. İzmir’in tahliyesi ile beraber Antalya ve Adana da kolaylıkla tahliye olur.
    Ermenilerin kendi taraflarında dahi hükümet teşkil etmeleri zordur. Ben hududun Araş nehrinden geçmesini teklif ettim. Pontus falan da yoktur. Rumların ne şarlatan millet olduklarını bilirsiniz. Başvekilimizin bir mülakatta söylediği (Türkiye’de zayıf hükümetin nihayet bulmasını görmek isteriz) tözünü bazı gazeteler (Zayıf Türkiye’nin nihayet bulması) gibi yazdılar Başvekil
    maksadının bu olmadığını hassaten söyledi. İngilizler iktisaden de size büyük yardım yapacaklar..»

  215. Yazan:cengiz Tarih: Jun 23, 2012 | Reply

    “ölülerden medet ummayınız. ölülerden meddet ummak medeni cemiyetin yüz karasıdır. ” demiş Mustafa Kamal.

  216. Yazan:seba Tarih: Jun 29, 2012 | Reply

    BU DÜNYAYA GELMİŞ GEÇMİŞ EN BÜYÜK LİDER MUSTAFA KEMAL ATATÜRKTÜR.

  217. Yazan:MY Tarih: Jun 29, 2012 | Reply

    “BU DÜNYAYA GELMİŞ GEÇMİŞ EN BÜYÜK LİDER MUSTAFA KEMAL ATATÜRKTÜR.”

    çok dogru. Brezilya’da çocuklar okula derse girerken nasil and içiyorlar biliyor musunuz?

    “Varligim Türk varligina armagan olsun ve lanet olsun ki ben bir brezilyaliyim, Türk degilim”

    sonra göz yaslari dökerek siniflara dagiliyorlar. Zavallilar :(

  218. Yazan:MUSTAFA KEMAL ATATÜRK' ün genc'i Tarih: Jun 29, 2012 | Reply

    şu yukarıda yapılan açıklamaya dicem ama alakası yok sadece kendi görüşünü bildiren z,AT,a diyebileceğim söz yok

  219. Yazan:YALNIZKURT Tarih: Jul 3, 2012 | Reply

    Bu Millet iki şeyi anlayamadı.
    1- ATATÜRKÜ
    2- MÜSLÜMANLIĞI
    ikiside yaşanmadı siyasi arenada kullanıldı.

  220. Yazan:deniz Tarih: Jul 7, 2012 | Reply

    Alıntı:

    “chp ‘nin bir daha iktidara gelmesinin imkansız olduğunu siz de biliyorsunuz. chp hiçbir gerçek şeçimden tek başına iktidar olarak çıkamamış bir partidir. ”

    Alıntıya cevap:

    Akp hangi “gerçek seçim”den başarıyla çıktı pardon? Akp, halkın iradesinden korkanların partisidir. Dünyadaki hangi ülkede %10 seçim barajı var söyleyebilir misiniz sevgili ileri demokratlar? Dünyadaki tüm demokratik ülkelerde seçim barajı ya %3 ya da en yüksek %5’tir. Akp eğer halkın iradesine saygılıysa ve “korkmuyorsa” %5 barajın olduğu ve demokratik bir seçime girsin bakalım sonuç ne oluyor?

    Akp, darbecilerin partisidir. İşlerine geldiği için darbecilerin getirdiği seçim sistemiyle, darbecilerin getirdiği partiler kanunuyla ve darbecilerin getirdiği %10 barajıyla bir dertleri yok. Akp ile demokrasi aynı cümle içinde bile geçemez. Akpliler, korkak bir çocuğun annesinin eteğinin arkasına saklanması gibi bu darbeci ürünlerinin arkasına saklanıyorlar, saklanın saklanın, hatta %10 baraj az, %20’ye çıkarın bakın nasıl “ileri demokrasi” oluyor o zaman.

    Demokratik bir partiler kanunu, demokratik bir seçim sistemi ve demokratik bir baraj (%3’ten geçtik %5’e razıyız) ile Akap %60 oy alsın, işte o zaman ayakta alkışlarız, hiçbir itirazımız da olmaz ancak bu darbeci sistemle seçimcilik oynamayı, hileli hurdalı seçimleri “demokrasi” diye kimseye yuıtturamazsınız sevgili Akp’liler.

    Bu arada Chpli değilim, chp’yi eleştiren ve alıntıladığım iletiyi yazan kişinin de akpli olduğuna dair bir bilgim yok, değilse o da belirtebilir.

  221. Yazan:burhan Tarih: Jul 12, 2012 | Reply

    deniz arkadaşım madem chpli değilsin neden chp’yi savunuyorsun? ben ak partiye oy verdim. ak partiyi savunuyorum.

    Akp hangi “gerçek seçim”den başarıyla çıktı pardon?

    demişsin. Cevabı çok basit. Ak Parti girdiği tüm seçimlerden açık farkla birinci çıkmıştır, başarılı olmuştur. Baraj olması yapılanın gerçek seçim olduğu gerçeğini değiştirmez. Zaten baraj altında kalan bdp son seçimde hiç bir kayıp yaşamadı baraj olsaydı da aynı sayıda milletvekili çıkaracaktı. Son seçimde verilen oyların meclise yansıma oranı yüzde 95.
    Bence ülkede istikrar için ya baraj olmalı ya da iki turlu seçim sistemi. Tabi istikrar cehepelilerin çok umrunda değil. Savaş çıksın, ekonomik kriz çıksın, darbe olsun olmadı anayasa mahkemesi AKP’yi kapatsın tek AKP iktidardan düşsün. Dertleri bu.
    Anayasa mahkemesi saçma sapan sebeplerden AK partiyi kapatmaya kalkıpta ucu ucuna kapatmadığı zaman etrafımdaki demokrasi aşığı chplilerin moral bozuntusunu, üzüntüden başına ağrı girenleri görmesem; o dönemki chplilerin demeçlerini bilmesem inanacam chp’nin demokrasi kaygılarına.
    1908’den sonra onlarca parti kurulmuştu. Hepsi kapatıldı. Ülkede yüzlerce gazete yayın yapıyordu hepsi kapatıldı. Ülkedeki tüm dernekler kapatıldı, hepsi halkevlerine devredildi. Efendim takrir-i sükun mu dersin, istiklal mahkemeleri mi; ülkenin dört bir yanında üzüm salkımı gibi darağacında sallanan on binlerce insanı mı? Nazım Hikmet ülkeden neden kaçtı, Mehmet Akif neden Mısır’a gitti, Sebahattin Ali neden Aldırma Gönül’ü yazdı? vs vs.

    Kemalizm bir toplum mühendisliği projesinin adıdır. İttihatçılığın kişi putlaşması ile birleştirilmiş versiyonu. Milleti döve döve adam etme projesi. Benim istediğim gibi olacaksın ey millet ya seve seve ya …. projesidir.
    Kemalizmin bir de masalları vardır. Bütün ülkeyi uyutan.
    7 düzeli yendik masalı.
    O olmasa Yunanlıları yenemezdik babanın adı yorgo olurdu masalı
    Osmanlı zamanında okuma yazma oranı çok azdı masalı.
    Altınçağ masalı.
    Latin harflerine geçtik Japonları, Rusları, Çinlileri her alanda solladık masalı.
    “Etrafta ülkelere bakın hepsi perişan Atatürk gelmeden önce Irak’tan, Suriye’den, İran’dan geriydik. Şimdi hepsinden ileriyiz, işte cumhuriyet mucizesi” masalı.
    Cumhuriyet olmadan demokrasi olmaz, bakın ingiltere, norveç, ispanya, hollanda ne kadar anti-demokratik. Suriye, Azerbaycan, İran, Guatemala ne kadar demokratik masalı.
    vs. vs.

  222. Yazan:Cengiz Cebi Tarih: Jul 17, 2012 | Reply

    @burhan

    Benim istediğim gibi olacaksın ey millet ya seve seve ya …. projesidir.

    Veciz bir söz.

    Ama psikolojik gerekçesi güçlü bu ‘proje’nin.

    Bir taraftan bir sisteme duyduğunuz kin. İkincisi sizi bu kinle aynı yöne itekleyen dahili ve harici bedhahlar. Üçüncüsü de bir sefahet süreceksiniz, onu az çok tasvip edecek bir kitleye ihtiyacınız var.

    Böyle güçlü motivler varken “hayır, yapmıyorum” demek kolay değil.

  223. Yazan:uniake Tarih: Nov 18, 2012 | Reply

    kemaliz tam olarak mustafa kemalin dunyaca tanındıktan sonra aldiğı duşunce tarzıdır onun oncesinde de bu düşünce var dı ama sadece mustafa kemalın içinde !

  224. Yazan:Çınar Tarih: Dec 19, 2012 | Reply

    Ben atatürKü sevmek Zorunda deİLim.. Dedesi amcası dayIsı haLası teyzesi ninesi OLmayan bi adamıda Atam Olarak kabul etmiyorum..

  225. Yazan:Çınar Tarih: Dec 19, 2012 | Reply

    BeNi türk HekimLerine emanet ediniz Diyen Atatürk.. Ama Doktoru Mason Olanda Atatürk..

  226. Yazan:cem naifoğulları Tarih: Mar 18, 2013 | Reply

    yaşasın atatürk ve kemalizm kahrolsun şeriat ve akp

  227. Yazan:yok Tarih: Jun 1, 2013 | Reply

    bu sayfayı okuyunca açıkcası tarih dersine girmiş gibi oldum gerçi daha yarısındayım ama şunu fark ettim arkadaş herkezin fikri birbirinden farklı o yüzden açıkcası ben bi taraf tutmuytorum

  228. Yazan:kızam yakmaz Tarih: Jun 4, 2013 | Reply

    hadi ordan be atatürk dağda gölgisi düşüyorda bizi izliyormüş siz eğer allahın emir ve yasaklarını çiniyorsanız lanetli şeytan sizi izliyor vedolayısıyla atatürk öbür alemde kendi paçasını kurtaramaz ve onun hakkında hiç kimse ne yaşarken ne öldükten sonra kerametini görmemiş

  229. Yazan:Bir Dost Tarih: Jul 20, 2013 | Reply

    Kemalizm,insanlara “Atatürkçülük” diye yedirilen ancak aslında hiç alakası olmayan görüştür.

    Kemalizm sosyal bakımdan Nazi Almanyası kadar faşist, Ekonomik bakımdan Sovyet Rusya kadar komünist bir sistemdir

  230. Yazan:recai Tarih: Jul 22, 2013 | Reply

    o olmasaydi buraya yorum yazamaz bi yandan da whats app’dan mesaj yollayamazdik. kahrolun atatürk düsmanlari. alin size bomba

  231. Yazan:bir kız Tarih: Nov 13, 2013 | Reply

    ilk paragrafı anla adım da 2.paragrafı anlamadım orda ne demek itedin bir dost

  232. Yazan:Ahmet Mermerci Tarih: Oct 15, 2014 | Reply

    Daha cümlenin başında yer alan Atatürk medeniyeti ve demokrasiyi ithal cümle veya tamlamasına şiddetle karşı çıkıyorum.Atatürk ortaya konulan Demokrasi ve Laiklikte zaten içinde olan bir insandı..Bunun için Türkiye Cumhuriyetini kurmuştur..Düzeltilmesi amacı ile yorumumdur……

  1. 2 Trackback(s)

  2. Dec 10, 2012: Son 10 günde en çok okunan sayfalar
  3. Dec 12, 2012: Son 12 ayda en çok okunan 40 sayfa

ÖNEMLİ

--------------------------------------------------------------------

Tüm yazı, yorum ve içerikten imza sahipleri sorumludur. Yayımlanmış olmaları, bu görüşlere katıldığımız anlamına gelmez.

Hakaret içerse dahi bütün yorumlar birer fikir eseridir. Ama bu siteye ilk kez yorum yazıyorsanız, yorum kurallarına gözatın yine de.

Not: Sitenin ismini dert etmeyin, “derinlik” üzerine bayağı bir geyik yaptık, henüz söylenmemiş bir şey bulmanız oldukça zor :)

Editörle takışmayın, o da bir anne-babanın evlâdıdır, sabrının sınırı vardır. Siz haklı bile olsanız alttan alın, efendilik sizde kalsın.

Sitenin iç işleriyle ilgili yorum yapmayın, aklınıza takılan soruları iletişim kutusundan sorun, kol kırılsın, yen içinde kalsın.

Kendi nezaketinizi bize endekslemeyin, bizden daha nazik olarak bizi utandırın. Yanlış ve eksik şeylerden şikayet etmek yerine bilgi ve yeni bakış açısı sunarak tamamlayın, düzeltin, tevazu ile öğretin bize bildiklerinizi.

Bu kurallara başkasının uyup uymamasına aldırmayın, siz uyun. Bütün yorumları hızla onaylanan EN KIDEMLİ YORUMCULAR arasındaki nizamî yerinizi alın.

--------------------------------------------------------------------
  • Siz de fikrinizi belirtin