RSS Feed for This Post

Şeytan Ayetleri Vakası

Birkaç hafta önce Şeytan Ayetleri kitabının yazarı Salman Rüşdi’ye İngiliz Kraliçesi tarafından şovalyelik nişanı verildi. 1988 yılında yayınlanan Şeytan Ayetleri romanı özetle Hz. Muhammed’in okuduğu Kuran’a şeytan tarafından putlara övgüler karıştırıldığı iftirasını içeriyordu. Dolayısıyla ödül müslüman ülkelerin büyük tepkisine neden oldu. Pakistan ve İran’ın İngiltere büyükelçileri ünvanın verilmesini kınadılar. Malezya ve Pakistan’da protesto gösterileri düzenlendi, Rüşdi’nin kuklaları yakıldı. Hatta Rüşdi hakkında Ayetullah Humeyni’nin verdiği ölüm fetvasını hatırlatanlar oldu. Peki bu iftira, islami literatürdeki ismiyle Garanik olayı nedir?

Önce biraz hikayeyi dinleyelim:

Resûlullah, kavminin yüz çevirdiğini görünce bu ona çok ağır geldi. Allah’tan kavmi ile kendisini birbirlerine yaklaştıracak bir şey inmesini temenni etti. Cenab-ı Allah Necm suresini indirdi. O da okudu. Bu esnada şeytan gönlünden geçirip de kavmine getirmek istediği şeyi onun lisanına atıverdi: “Bunlar yüce kuğu kuşları (tanrıçalar)dır ve elbette onların şefaatleri umulur” Kureyşliler bunu işitince sevindiler ve onu dinlemek üzere yaklaştılar… O, sureyi bitirince secde etti. Onun secde ettiğini gören mü’minler de onun getirdiğini tasdik ederek secde ettiler. Mescitteki müşrikler de secde ettiler… Secde haberi, Habeşistan’a hicret etmiş Müslümanlar’a da ulaştı. Bir kısmı orada kalıp, bir kısmı Mekke’ye hareket etti. Sonra, Cenab-ı Allah, Peygamber’e, “Benim indirmediğim şey söyledin!” dedi. Resûlullah üzüldü, Allah’tan korktu. Bunun üzerine Allah bu âyeti (Hac, 52) indirerek onu teselli etti, Şeytanın ilka ettiğini neshetti” (Taberî, 27/187-188).

Elbette bunlar bir müslüman açısından kabul edilebilir değil. Zira anlatılanlar Kuran’da tarif edilen peygamber nitelikleri ile açıkça çelişiyor. En temel mücadelesini putlara karşı vermiş birinin bunları isteyerek söylemesi mümkün olmadığı gibi şeytanın da Kuran’a göre insanlar üzerinde böyle zorlayıcı bir gücü yok.Yine peygamberin sehven de böyle bir şey söylemesi mümkün değil. Fakat bu hikaye sadece müslümanlar için değil olayı tarafsız inceleyecek herhangi bir araştırmacı için de son derece saçma.

Hikayeye göre hz. peygamber “şeytan ayetleri”ni araya koymuş ve okumaya devam etmiş. Sonra da müşrikler “Şimdi Muhammed ile aramızdaki farklılıklar sona erdi” diyerek sevinmişler. Ayetler şöyle:

Necm 19-20: Gördünüz mü o Lat ve Uzza’yı? Ve üçüncüleri olan ötekini, Menat’ı.

Buradaki “Gördünüz mü?” ifadesi peşinden gelen şeyi reddetmek ve tahkir etmek için Kuran’da kullanılan bir kalıp.

Şeytan Ayetleri : Bunlar yüce kuğu kuşları (garanik) (tanrıçalar)dır ve elbette onların şefaatleri umulur.

Necm 21-23 : Demek erkek size, dişi O’na öyle mi? O zaman bu, insafsızca bir taksim! Bunlar (putlar), sizin ve atalarınızın taktığı isimlerden başka bir şey değildir. Allah onlar hakkında hiçbir delil indirmemiştir. Onlar ancak zanna ve nefislerinin arzusuna uyuyorlar. Halbuki kendilerine Rableri tarafından yol gösterici gelmiştir.

Çelişki çok açık. Önce putlar yeriliyor, sonra -sözde- övülüyor, sonra da tekrar yeriliyor. Bunu dinleyen o zamanın şüpheci, radikal ve şiddetli müşriklerinin kanmaları mantıklı mı?

Şimdi tetkik etmekte olduğumuz hikayeyi bize nakleden muhaddislerin sözlerine inanırsak, Müslümanlar birkaç Kur’ân âyetini alenen okurlarsa gayet şiddetli fena muameleye maruz kalıyorlardı. O halde Muhammed’in bütün Kureyşliler önünde koca bir sûreyi baştan aşağı okuması, Kureyşlilerin de ne söyleyeceğini bilmeden dinî bir dikkat ile kendisini dinlemeleri manâsız olmaz mı? … Muhammed hakiki bir devlet adamı idi, kendisinde gayet ince biri fikr-i siyasî vardı, insanlarla müzakerede, insanları idarede fevkalâde maharet sahibi idi. Üç puta karşı ibadeti muvakkaten kabul etmek gibi kaba hataların ondan sadır olması gayr-i kâbildir. Çünkü bu hareket geçmiş senelerin cesur çalışmalarını bir an içinde birden bire yıkmaya ve kendi kendisini mahvetmeye müsavi idi. (Caetani, İslam Tarihi, 2/264-265).

Hikayeye göre garanik vakasından sonra İsra/73-75 ile Hz. Peygamber azarlanmış. Daha sonra da Hac/52 ile teselli edilmiş ve “şeytan ayetleri” nesh (iptal) edilmiş. İşin garibi İsra Suresi, yani sözde “azarlama”, Habeşistandan dönüş olayından 5-6 yıl sonra; Hac Suresi, yani sözde “teselli” ve “iptal”, ise “azarlama”dan 2 yıl sonra nazil olmuştur. Herhalde şeytanın karıştırdığı ayetlerin düzeltilmesinin hemen yine Necm suresinde yapılması yerine 7-8 yıl sonra Hac Suresine yamandığı bu senaryoyu aklı başında kimse kabul etmez. Zaten bu ayetlerin ait oldukları surelerin akışı içinde bu şekilde anlaşılmaları da mümkün görülmüyor.

Aktarılanlar rivayet açısından da oldukça zayıf. Bir kere rivayetlerde İbn Abbas hariç hiç sahabe adı geçmiyor. Yani hiç peygamberi görmemiş kişiler olayı aktarıyor. İbn Abbas da olay esnasında 2-3 yaşında. Rivayetlerde şeytanın sözü 15-16 farklı şekilde naklediliyor. Hz. Peygamberin durumu ise bazen uyuklarken, bazen namaz kılarken, bazen de Kureyş Kulüplerinde vs. şeklinde 10-11 farklı şekilde nakledilmiş. Rivayetlerin bu kadar farklı olması, hikayenin uydurma olduğunun açık delili.

Sahih hadisleri rivayet eden hiç bir kitabın bunu nakletmemesi, hiçbir sikanın bunu sahih ve muttasıl bir senetle rivayet etmemesi, çürüklüğünü göstermeye kâfidir. Nakledenler, sadece tuhaf şeylerle oyalanmayı âdet edinen bazı tefsirciler ile tarihçilerdir. (Kâdî İyad, Eş-Şifa, 2/111).

Bazı hadisçilerin ne bulurlarsa toplamaları sebebiyle bu zayıf hikaye bazı kitaplara girmiş olabilir. Ya da “nesih” konusunda bir örnek arayan bazı tefsirciler yüzünden. Hatta Batılı bir araştırmacı, John Burton, hikayenin “nesih” tartışmalarında kanıt olarak kullanılmak üzere bizzat müslümanlar tarafından uydurulmuş olabileceğini söylüyor.

Hikayede bahsi geçen, Necm Suresi okunurken müşrikler dahil herkesin secde etmesi vakasını genelde hadislerine güvenilen Buhari de naklediyor. Bu Kuran’ın bir mucizesi olmuş olabilir. Eğer böyleyse garanik kıssası bunu kamufle etmek için uydurulmuş demektir. Ya da Müşrikler kendi Tanrılarına secde etmiş de olabilirler. Her halukarda bu rivayeti garanik kıssasıyla birleştirmek, yukarıda anlatıldığı üzere, oldukça temelsiz ve muhtemelen art niyetli. Aynı şekilde bu kıssayı Hac sûresi ile birleştirmek de. Zira Mekke’de ilk nazil olan sûrelerden bulunan Necm sûresi ile, bir kısmı Medine döneminin başlangıcında, bir kısmı Mekke döneminin sonlarında inen Hac sûresi arasında pek uzun bir zaman var.

Konu ile ilgili daha ayrıntılı bilgi edinmek isteyenlere yazıyı hazırlarken faydalandığım Prof. Suat Yıldırım ve Dr. Murat Kayacan’ın makalelerini ve wikipedia’yı tavsiye ederim. (1,2,3)

İşte Saman Rüşdi’nin bahsettiği “şeytan ayetleri” hikayesi bu kadar uyduruk temellere dayanıyor. Kitaptaki tek hakaret bu da değil. Örneğin kitapta fahişelere Hz. Peygamberin eşlerinin isimleri verilmiş. Fakat ne yazıkki İslam Dünyasından yükselen bazı tepkiler bu alçakça iftira ve küfür karşısında bizi haklıyken haksız konuma düşürdü. Örneğin 89 Şubatında kitabı protesto eden binlerce insanın İslamabad’daki Amerikan büyükelçiliğine saldırması sonucu 6 insan öldü. Romanı satan kitabevleri saldırıya uğradı. Ancak en vahimi şüphesiz Ayetullah Humeyni’nin 14 Şubat’ta yayınladığı Rüşdi’yi ve kitabı yayınlayanları öldürmenin her müslümanın görevi olduğunu söyleyen fetva idi. Bu fetva üzerine yazar ve çevirmenler birçok defa saldırıya uğradı, 91 yılında Japon çevirmen öldürüldü. Bunun üzerine Japonya’daki Pakistanlılar Birliği çok mutlu olduklarını açıklamışlar.

Daha yeni, karikatür krizi esnasında Hizbullah lideri Hasan Nasrallah “Eğer İmam Humeyni’nin fetvası yerine getirilseydi kimse buna cesaret edemezdi, peygamberlerinin onuru için canlarını feda etmeye hazır milyonlarca müslüman olduğundan eminim” dedi. İslam dünyasında bazı şeylerin yanlış gittiği çok açık değil mi?

Ayetullah Humeyni’nin muhtemelen siyasi amaçlarla verdiği ölüm fetvasının islami açıdan dayanıksız olduğunu da belirtmek gerek. En sert fıkhi yorumlar bile tüm müslümanları bir adamın üzerine salmayı mümkün kılmıyor. İslami literatürde dinden dönenlerin öldürülmesine dair dayanaklar bulmak mümkün olsa da bugün birçok ilahiyat uzmanı dinden dönenleri cezalandırmayı islami bulmuyor. Bu başka bir yazının konusu olduğu için ayrıntıya girmiyorum.

Şeytan ayetleri vakası müslümanların ölçüsüz tepkileri nedeniyle İslam’ın imajını bir kez daha yaralarken Salman Rüşdi’ye de haketmediği ün ve prestiji sağladı, ve bir anlamda kimliğini belirledi. Bu yüzden verilen ödülün sadece Rüşdi’nin edebiyata katkılarıyla ilgili olduğunu söylemek pek makul değil. Nuray Mert ödülün arka planına dair şunları söylüyor:

Bu, sıradan bir ödül değil, siyasi bir tavır. Hem mesele, sadece İslam merkezli çatışma ortamına körükle gitmek ötesinde, İran’ın hedef olduğu bir çekişme içinde, İran’daki rejime dikkat çekme çabası. Bunu görmemek için aptal veya çok tarafgir olmak gerekir Dahası, İngiliz Dışişleri Bakanlığı sözcüsünün, ‘Bu ödülün bu kadar tepki yaratacağını düşünmediklerini’ belirtmesi kötü bir şaka gibi. Ve dahası, ödülün siyasi bir yönü olmadığını vurguladıktan sonra, ‘Tam tersine, Bombay doğumlu bir yazar olduğu için, aslında Biritanya-Asya ilişkileri açısından olumlu bir adım’ olacağını düşündüklerini açıklaması, fazlasıyla alaycı bir yaklaşım. Sanki, dünya çapında bir krizin kahramanından değil, Bombay doğumlu sıradan bir yazardan söz ediliyor Ayrıca, Rüşdi, İslam bir yana, içine doğduğu kültüre son derece olumsuz bakan biri. 1999′da bir İngiliz magazin dergisine verdiği röportajda (Tatler, Mayıs 1999), “Küçük yaşlardan beri Doğu bilgeliği denilen şeyin at pisliği olduğu duygusu içindeyim” demişti. Doğu bilgeliğinden kastettiği, sadece İslam değil, daha çok Hint alt kıtası ve ötesinin Hindu ve Budist geleneğiydi.

Bu kadar da değil, Salman Rüşdi, son beş yılda, Afganistan ve Irak müdahaleleri ve ABD dış politikasına tam destek vermiş, karşı çıkanları ağır biçimde eleştirmiş bir isim.

Rüşdi 2005 yılında da “Kuran kusursuz bir rehber değil, tarihi bir metin” demişti. Tüm bunları birleştirdiğimizde, İngilizlerin aslında neyi desteklediklerini rahatça görebiliyoruz.

Şunu da not etmek lazım ödülü alacaklar bağımsız bir komite tarafından belirleniyor, kraliçenin ise sadece sembolik bir rolü var. Eleştiriler üzerine İngilizlerin açıklaması ise şaka gibi : “bu ödül ülkemizdeki müslümanları onurlandırma arzumuzun bir parçası”.* Batılılar için müslümanların dinsiz olanının makbul olduğunu ve onların el üstünde tutulduğunu birkez daha anlıyoruz.

Rüşdi’nin ödüllendirilmesine cevaben Pakistanlı bir grup din adamı Usame bin Ladin’e “Seyfullah” yani “Allah’ın kılıcı” ünvanını verdiklerini açıkladı. Bir yazara cevaben bir terörist. Ne kadar açıklayıcı değil mi?

İslam ve Batı dünyası arasında karşılıklı düşmanlık, nefret ve korkunun belki de hiç olmadığı kadar arttığı, dolayısıyla karşılıklı anlayış ve iyi niyete en çok ihtiyaç duyduğumuz şu günlerde İngilizlerin bu provoke edici, köprüleri yıkıcı hamlesini anlamakta zorlanıyorum.

10 [?]

Trackback URL Print This Post Print This Post

  1. 26 Yorum

  2. Yazan:snowqueen Tarih: Tem 2, 2007 | Reply

    sayin volkan serin,
    bir insan elbette ‘kuran kusursuz bir rehber degil, tarihi bir metin’ diyebilir, bu ne haklidir ne da haksiz.
    nerden baktiginiza göre degisir.

    ’seytan ayetleri’ konusunun sonradan uydurulmus oldugu ya da celiskileri hakkinda burada çok daha uzun bir yazi yazabilirsiniz ama
    bu islamiyetin kendinden önceki pagan dönemle olan iliskisinin yok sayilmasinin üzerini örtemez.

    Salman rüsdi belki sig biridir belki islam fobisi yasiyan bati(bati derken hangi bati bu da ayri bir soru) tarafindan basi oksanan bir ufakliktir. Ama o bahsettiginiz “bati” bile hristiyanlik öncesi dönemden bu kadar korkmamaktadir.
    Antik yunan ve roma olmadan bir rönesans düsünebilirmisiniz?
    Oysa islam dünyasi m.s.600 senesinde yasam baslamis gibi davraniyor. Burada bir özelestiri göremiyorum nedense?

    Postmodernizm bu noktada ne kadar ise yaradi degil mi? Negatif özgürlüklerin kilifi, muhafazakarligin zirhi oldu.

  3. Yazan:Alalade Tarih: Tem 2, 2007 | Reply

    Postmodernizm bu noktada ne kadar ise yaradi degil mi? Negatif özgürlüklerin kilifi, muhafazakarligin zirhi oldu.

    Nasıl yani? Özgürlükler sadece sekulerlere göre mi ayarlandı?

    İslam’ın kendinden öncekiyi “yok saydığı” iddiası ise deli saçması bir cehalet olsa gerek.

    İnsan atıp tutmadan önce en azından İslam’ın teolojisi ile yaşam tarihine bakışını, dönemindeki Hristiyan Yahudi ilşkilerini ve arap yöreselliğinin ritüellerdeki dönüşümü inceler.

    İslam felsefesine ait ilaç için bir tane kitap okur, İslam düşünürlerine göre Aristo’nın pisagor’un, Sokrat’in, Mani’nin, Zerdüşt’ün, Konfiçyus ve Buda’nın ne anlama geldiğini okur.

    Bu internet iyi birşey ama klavyeyi eline alan saçmalayınca bilgi kirliliği oluyor.

  4. Yazan:blue Tarih: Tem 2, 2007 | Reply

    sayın snowqueen,

    Değerli uyarılarınızı kendi adıma dikkate alıyorum. İslam öncesi putperestlik ve İslam ilişkileri konusunda tavsiye edebileceğiniz bir eser var mı?

  5. Yazan:snowqueen Tarih: Tem 2, 2007 | Reply

    muazzes ilmiye cig ve samuel noah kramer’in ’sümerler’ hakkindaki yapitlarinin faydali oldugunu düsünüyorum.

    daha kapsamli paganizm incelemeleri için James Fraser “altin dal” i önerebilirim.

  6. Yazan:VolkanS Tarih: Tem 2, 2007 | Reply

    bir insan elbette ‘kuran kusursuz bir rehber degil, tarihi bir metin’ diyebilir, bu ne haklidir ne da haksiz.
    nerden baktiginiza göre degisir.

    evet haklısınız,
    S.R. nün bu sözünü bir ara-not olarak belirtmiştim.
    Müslümanların bu adama tepkisi bu sözünden kaynaklanmıyor, yoksa dediğiniz gibi böyle düşünen çok insan var ve olabilir.

  7. Yazan:T. Suat Demren Tarih: Tem 2, 2007 | Reply

    Volkan, eline zihnine sağlık. Konunun tüm yönlerini özetlemişsin.

    Garanik hadisesinin bu biçimde anlatılmasına sebep olan rivayetler hem çok çelişkili hem de çok çürüktür. M.İslamoğlu Garanik’le ilgili bir yazısında, İslam rivayet geleneğinin atmaya kıyamadığı bir uydurma rivayet sebebiyle bu tip iftiraların yapılabildiğini söylerek rivayet geleneğinin sorgulanması gerektiğine dikkat çekmişti.

    Selamlar.

  8. Yazan:VolkanS Tarih: Tem 2, 2007 | Reply

    Suat Abi,

    Teşekkür ederim.

    Evet hadis geleneğinin sorgulanması gerekiyor.
    Belki de yeni bir hadis metodolojisinin üretilip benimsenmesi gerekiyor. Fakat piyasada hadis diye dolaşan bir çok rivayet hadisçilerin geleneksel testlerini bile geçemeyecek kadar zayıf.

  9. Yazan:Pinar Tarih: Tem 2, 2007 | Reply

    çok dengeli ve temkinli bir yazi olmus, tipki DD kalitesindeki yorumlar gibi.

    Volkan Bey’e tesekkurler.

  10. Yazan:Cengiz Cebi Tarih: Tem 2, 2007 | Reply

    Volkan Bey,

    1988 yılında yayınlanan Şeytan Ayetleri romanı özetle Hz. Muhammed’in okuduğu Kuran’a şeytan tarafından putlara övgüler karıştırıldığı iftirasını içeriyordu.

    Bunu neden bir iftira olarak nitelediğinizi anlayamadım. İftira, bir insana işlemediği bir suçu atfetmek olduğuna göre burada sanki bir iftira yok gibi.

    Ben Salman Rüştü adlı kişiyi tanımıyorum. Herhangi bir yazısını da okumadım. Taberi bir hadis kitabı bildigim kadarıyla. Bir kimse bu kitaptaki hikayeyi kendi inancını desteklemek amacıyla kitabında kullanabilir. Siz de hikayenin “makul olmadığını” savunabilirsiniz.

    Salman Rüştü suçlu mudur?

  11. Yazan:T.Suat Demren Tarih: Tem 2, 2007 | Reply

    Cengiz Bey,

    İftira, bir insana işlemediği bir suçu atfetmek olduğuna göre burada sanki bir iftira yok gibi.

    İşte bunun için iftira diyor ya Cengiz bey..

    Çelişkili ve çürük bir rivayet üzerinden bir hikaye uyduruluyor.

    Elbet bir kişi böyle bir hikayeden kendi inancına destek için kotarma yapabilir.

    Ama bunu yaparken rivayet sıhhati açısından tüm sahih kaynaklarca “uydurma” olarak nitelendirilen, ortantalis Ceatini’nin bile ciddiye almadığı (Ki en garazkarlarından birisidir) bir hadiseyi “gerçekmiş” gibi lanse ettiğinde ve bunu da ex müslüman sıfatı ile yaptığında “iftira” atmış olur.

    Rusdu’nün elinde iddiasını ispatlayacak yeterli delil var mı? Yok.

    Volkan bey de bunun yanlışlığını göstermiş zaten.

    Selamlar.

  12. Yazan:T. Suat Demren Tarih: Tem 2, 2007 | Reply

    Volkan,

    Fakat piyasada hadis diye dolaşan bir çok rivayet hadisçilerin geleneksel testlerini bile geçemeyecek kadar zayıf.

    Kesinlikle haklısın. Pek çok hadis klasik yöntemlerle bile elenir.

    Aslen elenmiş de denebilir çünkü hadislere derece verilmiştir bilindiği gibi. Fakat zamanla bu derecenlendirme flulaşmış çok zayıf ve çelişkili rivayetler bile sadece “rivayet” olduğu için derecesi ikinci plana atılarak kabul görmüş ve bu sorun ortaya çıkmış.

    Geleneksel metod olan ravi zincirinin sağlamlığı yanında metin sağlaması denilen ve Kur’an ile sağlama yapılmasını öneren bir yaklaşıma ihtiyaç var.

    Bu konuda iyi bir isim Hayri Kırbaşoğludur. Bu konudaki kitabı:

    Alternatif Hadis Metodolojisi

    Rivayet konusunda sorunun ne zaman çıktığı ya da çıkmaya başladığı ile alakalı olarak şu esere bakılabilir:

    Hz. Aişe’nin Sahabeye Yönelttiği Eleştiriler

    Bu gibi konulara ilgili herkesin okumasını tavsiye ederim.

  13. Yazan:Mehmet Yilmaz Tarih: Tem 2, 2007 | Reply

    iftira ve küfür gibi kavramlarda belirli bir karmasiklik yasaniyor kanimca.

    Mesela bir peygamberin PEYGAMBERLIK görevini iyi yapmadigini söylemek hiç bir dine inanmayan, disaridan bakan biri için “sadece” bir iddia. Ama o dinin mensuplarinin gözünde bir iftira oluyor.

    Küfür de böyle. ALLAH’in varligini sorgulayan bir ate müslümanlarin gözünde “kâfir - küfreden” oluyor ama nezaket çerçevesinde yapildiktan sonra ortada bir hakaret durumu yok gerçekte.

    Elbette Rushdi bu romani yazarken kalp kiracagini ve insanlari kiskirtacagini biliyordu ama müslümanlar da herkesin
    Islâm’a uygun davranmasini bekleyerek hata ediyorlar.

    Birden fazla kavrama ayni kelimeyle ad vererek yaptigimiz bu hata biz müslümanlari kiskirtilmasi kolay bir kitle haline getiriyor.

    Bundan 20 yil kadar öncesinde Papalik Hz Isa ilgili herseye acayip tepki veriyordu. Yazarlari, yönetmenleri afaroz ediyordu. Bu sebeple Hz Isa’yi bir sekilde her romana filme karistirmak satislari artiran bir unsurdu.

    Papalik bundaki yanlisi gördü. Simdi edebiyat dünyasinin becereksiz-kompleksli yazarlari Islam’i hedef aldilar. Iran’dan da bir fetva çikti mi Nobel edebiyat almis gibi oluyorsun!

    “Akli olan için bunda isaret çoktur” :)

  14. Yazan:VolkanS Tarih: Tem 2, 2007 | Reply

    Mehmet Bey,

    Aynı fikirdeyim. islam dünyası böyle şeylere fazla ve yanlış tepki veriyor. Humeyni fetva vermeseydi, kitaplar yakılmasaydı bu adam bu kadar bilinir miydi?

  15. Yazan:Cengiz Cebi Tarih: Tem 3, 2007 | Reply

    Suat Bey,

    Bu ‘iftira’da suçlanan (iftira atılan) kişi kim ve atfedilen suç ne?

    Sonra bu hikaye “islami” bir kaynakta yer almış. Salman Rüştü örneğin “Taberi’nin aktardığına göre…” diye bir kayıt koysaydı ne diyecektik?

    Yorum yerine soru yazıyorum ama :)

  16. Yazan:T. Suat Demren Tarih: Tem 3, 2007 | Reply

    Cengiz bey,

    Yorum yerine soru yazıyorum ama :)

    Ee, ama böyle olmuyor ama.. :-)

    Efendim Rushu konuyu bu biçimde işlemiyor, ki bazı islam kaynaklarında bile Taberi’de söyle geçer…” diye bahsedilir.Bu nesnel bir tespit olarak görülebilir.

    Ama Rusdi bunu yapmıyor yapmadığı gibi bu uyduruk konuyu ele alan bir roman yazıyor ve roman bu temele oturuyor; ismi de Şeytan Ayetleri.. Kızgınlıkta buradan kaynaklanıyor.

    [ Roman okunduğunda bu eksenden hareketle Hz.Muhammed’in ve İslamiyet’in nasıl aşağılandığı da görülebilir.]

    Selamlar.

  17. Yazan:Tansel Güçlü Tarih: Tem 6, 2007 | Reply

    Suat abi,

    İyi de neticede bir roman. Öyle bakmak lazım biraz da. Bir kurgu. Rüşti’nin kendi kurgusu. Zannedersem gerçekliği açıklamak gibi bir niyet üzerinden hareket etmiyor. Hani Picasso’nun küplerden üçgenlerden kedisindeki hikayesi gibi. Dolayısı ile burada bir terslik göremedim ben. İddialı değilim ama bildiğim bu. Yanılıyor muyum?

  18. Yazan:VolkanS Tarih: Tem 6, 2007 | Reply

    Tansel Bey,

    Haklısınız islam dünyası bu romanı fazla ciddiye aldı. Olayların doğurusunu açıklayıp kınamak yeterli olurdu. Fakat Saman Rüşdi’nin de sütten çıkmış ak kaşık olmadığı açık. fahişelere peygamber eşlerinin isimleri verilmiş. Özellikle kışkırma niyetiyle yazmış kitabı. Ve başarılı da olmuş. Bugün genç manken sevgilisiyle o partiden bu sempozyuma akıyorsa büyük oranda şeytan ayetleri sayesindedir.

  19. Yazan:T. Suat Demren Tarih: Tem 6, 2007 | Reply

    Volkana tamamen katılıyorum.

  20. Yazan:ecem nida Tarih: Mar 24, 2008 | Reply

    bence bu kitabı yazan adamı bulup idam etmektir en güzeli resmen salman ruşti bizim dinimizle dalga geçmiştir ve hristiyanlara karşı negatif davranmamıza sebep olmuştur söyleyin bakalım bu adam kimlere güvenipte bu kitabı yazma hakkına sahip oluyor anlamış değilim
    eğer benim düşüncelerime sizde katılıyorsanız ecem nida diye kendinizi tanıtın ve katılıyorum yazın lütfen:S

  21. Yazan:AYŞE Tarih: May 3, 2008 | Reply

    seytan ayetleriyle ilgili bir seyler ögrenmek amacıyla arastırma yapıyım dedim ve sizden önce baktıgım sayfa da kafamda bir inanan olarak soru isaretleri olustu yazınızla kafamda ki soru isaretlerinizi yok ettiginiz için tesekkürler.Su da bir gercekki insanlar kim ne söylerse söylesinler inanmak istediklerine inanıyorlar.yazınızı izninizle kendi siteme ekliyorum.

  22. Yazan:pınar Tarih: Haz 1, 2008 | Reply

    sayın snowqueen,
    sözlerinizde ne kadar da haklısınız, dogmatizmi eleştirenler ya da gerçeğini göstermeye çalışanlar hep benzer tepkiler almıştır zaten
    kutluyorum sizi

  23. Yazan:mithat Tarih: Haz 19, 2008 | Reply

    çok güzel konuşuyosunuz;
    özgürlük,demokrasi,dogmatizme karşılık,özeleştiri
    ben sizse şundan bahsetmek istiyorum.
    insanların dini ,milli,ve benzeri şekilde en değer verdiği olguları sorgulamak ve aşağılayacak duruma sürüklemek ne kadar doğru ..
    bunun kararını siz değerli arkadaşlarımıza bırakıyorum.
    benim kanaatim şu ki çok büyük bir oyun var ve bizimde bu oyunun bir parçası olmamız isteniyor.
    tıpkı şeytan gibi öyle bir yerde hiç ummadığımız şekilde çıkıyorki karşımıza onun şeytan olduğu aklımıza bile gelmiyor…
    saygılarımla tym1.8

  24. Yazan:mustafa Tarih: Haz 26, 2008 | Reply

    Belki Salman Rüşdi bey Seytanla iletişime geçmiş ve ondan bu konuda bilgi almıştır peygamberimizin aldığına dair iftirada bulunuyorsa olamaz mı ?????
    sonucta maneviyat herkesin içinde kaymalar yaşayabileceği buzdan bir yol yorumlarınızı bekliyorum arkadaşlar

  25. Yazan:karuntahta Tarih: Tem 10, 2008 | Reply

    snowqueen çok yerinde saptamalarda bulunmuş.

    Sözgelimi;

    “bu islamiyetin kendinden önceki pagan dönemle olan iliskisinin yok sayilmasinin üzerini örtemez.”

    Saabileri mutlaka araştırın. İslam öncesi Hanifler’in yazdıkları şiirlere bakın. Göreceksiniz ki Kuran aslında kendisinden önceki pek çok inançtan derin izler taşıyor. Hac, Şeytan taşlama, Kabe’yi tavaf etme ve Hacer-ül Esved’i öpme gibi putperest ritüeller İslam’da da sürdürülmüştür. Arap putperestlerin kolayca müslüman olmalarının sebebi belki sadece budur…

  26. Yazan:Aziz Yılmaz Tarih: Tem 11, 2008 | Reply

    Epey bir zaman geçmiş yazının üzerinden.Fakat benzerlerine her zaman rastlayabileceğimiz türden bir konu olduğundan ben de bir iki cümle yazayım dedim.

    Evet,Salman Rüşdi’nin muadillerine bir çok yerde rastlamak mümkün.Düşünceleriyele bir şey üretmek,insanlığa katkı sunmayı hedeflemek yerine saçmalamayı marifet sayanların sayısı hiç de az değil.Ama tabi bunların hepsi Rüşdi gibi büyük(!)hedeflere ulaşma şansına sahip olamıyor.Fakat bir şekilde kendilerini tatmin edecek küçük adacıklar tesis etmekle meşguller.Bence çok da abartmamak gerekir.Zira dünyaları bencil egolarını tatmin etmekten ibaret olan bu anlayışların beslendiği yegane kaynak,birilerinin bunu tartışıp konuşmasıdır.İnsanlar tepki gösterdikçe onlar amaç ve hedeflerine ulaşırlar.İslam alemi bu kadar tepki göstermeseydi Rüşdi’nin kitapları bu kadar satacak mıydı?Hiç sanmıyorum.Dolayısıyla bu abartılı tepki sayesinde kasasını doldurmuş ve ona haketmediği ünü getirmiştir.

    Ayrıca son olarak belirtmek istediğim bir konu daha var.İslam inancına ve bu inancı oluşturan değerlere her fırsatta tahammülsüzlüklerini dile getirmekten kaçınmayan;özgürlükçü geçinirken başörtüsü gibi doğal bir giyim tercihini rejim tehditi olarak algılayan kesimlerin Rüşdi’nin incilerine gösterdikleri tolerans dikkate değerdir.Bence öncelikle,aramızda dolaşan kendi Rüşdi’lerimize bakmamız gerek.

  27. Yazan:eyüp ensar Tarih: Tem 17, 2008 | Reply

    hiç kimse üstünde bulunduğumuz taş parçasının buraya nasıl geldiğini bilmiyor.

  1. 1 Trackback(s)

  2. Tem 27, 2007: Şeytan Ayetleri Vakası ( v1.0 ) « Anlama Çabası

ÖNEMLİ

--------------------------------------------------------------------

Tüm yazı, yorum ve içerikten imza sahiplerinin kendileri sorumludur. Yayımlanmış olmaları, bu görüşleri Derin Düşünce Grubu üyelerinin benimsediği anlamına gelmez.

Yorum bölümü özgür bir tartışma ortamı yaratmak için vardır. Ancak saldırgan ve düzeysiz yorumlar yayınlanmayacaktır. Eğer bu siteye ilk kez yorum yazıyorsanız, yorum kurallarına gözatmanızı istirham ederiz.

--------------------------------------------------------------------
  • Siz de fikrinizi belirtin