RSS Feed for This Post

Fethullah Gülen Cemaati

fetullah-gulen-22161.jpgKendimi oldum olası bir cemaat aidiyeti içinde hissedemedim. Bu sebeple sığamadığım, ters düştüğüm gruplar oldu ama -kendilerinden başka herkesi tekfir eden akıl fukarası olanlar hariç- hiçbir İslamî cemaat ile bir takım sebepler öne sürerek arama mesafe koymadım, kendiliğinden var olduğunu hissettiğim gönül bağımı koparmadım.
Fethullah Gülen cemaati de buna dahil. Okullarında okumadım, dershanelerine gitmedim, yurtlarında kalmadım. Cemaatle Zaman gazetesi aboneliği ve lise yıllarımda beni aralarına almak isteyen cemaat mensubu gayretli arkadaşların emr-i vakîleri ile götürüldüğüm birkaç tavuklu pilav organizasyonu dışında hiçbir bağım olmadı. Halen de yok.

Ama bahsettiğim gönül bağım var ve bu bağdan dolayı da yapılan hizmetlere sempatim var. Seviyorum ve takdir ediyorum. Ayrıca gıpta da ediyorum. Tıpkı diğer İslamî hizmetleri olduğu gibi onları da elimden geldiği kadar, maddi, manevi desteklemeye çalışıyorum.

Tüm bunları niye yazdım?

İki gün önce Yeni Şafak’tan Hakan Albayrak “Fethullah Gülen Hocaefendi’ye şükran” başlıklı bir yazı yazmış, yapılan hizmetleri takdir etmiş, okullarını övmüş ve yazısını “Allah –Azze ve Celle- sizden razı olsun, rahmet ve bereketini üzerinizden eksik etmesin hocam.” diyerek bitirmişti.

Yazıyı okuyunca içimden “yandın Hakan Albayrak, bakalım nasıl mailler alacaksın, beddualar yiyeceksin bu yazından dolayı, üstelik de müslüman kardeşlerinden” diye geçirmiştim.

İşte bugün Albayrak o yazısına gelen tepkilerden bahsetmiş.

Dört çeşit tepki geldiğinden sözetmiş Albayrak:

1. ‘Allah razı olsun.’

2. ‘Fethullah Hoca aleyhindeki tavrımızı gözden geçireceğiz.’

3. ‘Böyle bir yazıyı sana yakıştıramadık.’

4. ‘Allah belanı versin.’

Ve ardından her satırına katıldığım şu yazıyı yazmış:

Hocaefendi ve cemaatine iltifat etmemi yadırgayanlar, onların falanca konudaki filanca tavrını hatırlatarak, ‘Sen bu konularda şöyle şöyle düşündüğün halde onları nasıl savunursun?’ diye soruyorlar.

Arz edeyim efendim:

Bu cemaat, içtimai bünyemizi kemiren arsızlık, hayasızlık, ahlaksızlık, maneviyatsızlık furyasına karşı canla başla mücadele ediyor.

Benim adıma, senin adına, onun adına, hepimiz adına mücadele ediyor.

Şeytanın kuşatması altındaki gençlere, o melunun vesveselerine kulak tıkayıp, meleklerle omuz omuza yürümeyi telkin ediyor.

Ana-babalarına saygılı, helali-haramı gözeten, ibadet hayatı düzgün, rıza-yı ilahiye adanmış nesiller yetiştiriyor.

“Günahların ayyuka çıktığı bu yozlaşmış toplumda çocuklarımın hali ne olacak?” diye kara kara düşünen benim gibi kız çocuğu babalarının kalplerine sürur veriyor.

Sonra, Amerikan parasıyla filan değil öz be öz milli sermayeyle -bu memleketin asil esnafının himmetleriyle- ve Hocaefendi’nin rahle-i tedrisinden geçmiş “HİZMET” erlerinin dillere destan fedakârlıklarıyla dünyanın dört bir yanında okullar açıp, özlerinden kopan kardeş halkların çocuklarını özlerine döndürüyor ve Hıristiyan, Animist, Budist halkların çocuklarını da Türkiye’ye ve genel olarak Müslümanlara dost ediyor.

Kimse kusura (!) bakmasın; ben bu hizmetleri BOP’la-GOP’la irtibatlandıramam!

Emperyalistler işlerini güçlerini bırakmış, Müslüman çocukların ahlak ve maneviyata bağlı olarak yetişmeleri için tedbir alıyor!… Bununla da yetinmeyip, Animist Afrikalıların veya Katolik Brezilyalıların Türklere / Müslümanlara sempati duymalarını sağlamaya çalışıyor!… Olacak şey mi bu?

Yapmayın!

ABD veya Avrupa’yla yollarının kesiştiği yerler olabilir, ama Gülen Hareketi’nin kazanımları son tahlilde bu ülkenin kazanımlarıdır, bizim kazanımlarımızdır.

* * *

Hiç mi eleştirdiğim yanı yok bu hareketin?

Var tabii.

Benim de bu hareketin mensupları tarafından eleştirilen yanlarım var.

Her konuda aynı düşünmek zorunda değiliz.

Her zaman, her yerde, hep aynı konular üzerinde yoğunlaşmak zorunda değiliz.

Aynı derecede militan veya aynı derecede mülayim olmak zorunda değiliz.

Teşrik-i mesaide bulunmak, aynı dernek veya vakıf çatıları altında toplanmak, aynı güzergâhı takip etmek zorunda değiliz.

Hiçbirimiz bütün alanları tek başımıza dolduramayacağımıza göre, bırakalım da farklı gruplar farklı alanlarda farklı hizmetler versinler.

Birbirimizi tenkit edebiliriz, zaman zaman ‘atışabiliriz’; ama en ufak bir ‘nüans’ta hemen lanet okumak, hain ilan etmek, sövüp saymak bize yakışmaz.

* * *

Son söz:

Ben bu adamları Allah için seviyorum!

Hakan Albayrak’ın ağzına sağlık. Ancak bu kadar güzel ifade edilebilirdi.

Niçin itikadî olarak hemfikir olduğumuz o sağlam temele yaslanıp pergel metaforu ile bir kapsayıcılık yapmıyor, bu anlamda yapıcı eleştiriler yerine yıkıcı lanetler okuyoruz?

Kaldı ki, sadece yayın organları vasıtası ile yaptığı İslamî hizmetler ortada iken, nasıl bu kadar kendimizden emin birşekilde komplocu mantığı basamak yaparak hükümler verip cezalar kesiyor, lanetler okuyoruz?

Hatta daha ileri gidip tekfir ediyoruz?

Bırakalım artık bu gibi cemaatlere yönelik öfke ve laneti de bu tür hizmetlerden İslam ve müslümanlar kazansın.

 

 Derin İnsan 

 “Düşümde bir kelebektim. Artık bilmiyorum ne olduğumu. Kelebek  düşü görmüş olan bir insan mıyım yoksa insan olduğunu düşleyen bir kelebek mi?” (Zhuangzi, M.Ö. 4.yy)

“Ben” kimdir? İnsan nedir? Hakikat’in ne tarafındayız? Hiç bir şüpheye yer bırakmayacak bir şekilde nasıl bilebiliriz bunu? Zekâ, mantık ve bilim… Bunlar Hakikat ile aramıza bir duvar örmüş olabilir mi? Freud, Camus, Heidegger, Kierkegaard, Pascal, Bergson, Kant, Nietzsche, Sartre ve Russel’ın yanında Mesnevî’den, Mişkat-ül Envar’dan,  Makasıt-ül Felasife’den, Füsus’tan ilham alındı. Hiç bir öğretiye sırt çevrilmedi. Aşık Veysel, Alfred Hitchcock, Maupassant, Hesse, Shyamalan, Arendth, Hume, Dastour, Cyrulnik, Sibony, Zarifian ve daha niceleri parmak izlerini bıraktılar kitabımıza. Buradan indirebilirsiniz. 

   Kadınlar… Günümüzün Don Kişotları

Suzan Başarslan’ın dediği gibi “kadına dair söylenmesi gereken ne  kadar söz varsa erkeğin söylediği” bir dünya bu. Sadece söz mü? Yaşama hakkı bile. Bugün Çin’de ve Hindistan’da yüzbinlerce kız bebek daha doğmadan ultrason ile ana karnında görülüp yok ediliyor. Erkeklerin güç mücadelesinde kadınlar eziliyor. Cumartesi anası oluyor, cezaevlerinin önünde sıra bekleyen, şehit tabutlarının üzerinde ağlayan oluyor.  Şampuan veya otomobil satarken bedenini kullandıran, arka planda, silik, soyunan, tüketen, “figüran”… Kadınlara özne olma hakkını vermeyen erkekler mi yoksa bu hakkı alamayan kadınlar mı? Kadınlıklarını kaybetmeden, erkekleşmeden var olabilecek mi birgün kadınlar? 96 sayfalık bu kitapta Kadın’a ait kavgaları ve Kadın’ın kimlik arayışını sorguluyoruz. Buradan indirebilirsiniz.

 Türkiye’nin Ulus-Devlet Sorunu

Devlet gibi soğuk ve katı bir yapı bizimle olan ilişkisini hukuk yerine ırkımıza ya da inançlarımıza göre düzenleyebilir mi? GERÇEK hayatı son derecede dinamik ve renkli biz “insanların”. Birden fazla şehre, mahalleye, gruba, klübe, cemaate, etnik köke, şirkete, mesleğe, gelir grubuna ait olabiliriz ve bu aidiyet hayatımız boyunca değişebilir. Oysa devletimiz hâlâ başörtüsüyle uğraşıyor, kimi devlet memurları “ne mutlu Türk’üm” demeyenleri iç düşman ilân ediyor, Sünnî İslâm derslerini zorla herkese okutuyor… Bizim paramızla, bizim iyiliğimiz için(!) bize rağmen… Kürt sorunu, başörtüsü sorunu, Hıristiyan azınlıklar sorunu… Bizleri sadece “insan” olarak göremeyen devletimizin halkıyla bir sorunu var. Türkiye’nin “sorunlarının” kaynağı sakın ulus-devlet modeli olmasın? 80 sayfalık bu kitap Kurtuluş savaşı’ndan sonra Türkiye’ye giydirilmiş olan deli gömleğine işaret ediyor.  Ne mutlu “insanım” diyene! Kitabı buradan indirin.

Amerika Tedavi Edilebilir mi?

 Amerikalılar neden bu kadar gaddar? Dünyanın geri kalan kısmında yaşayan insanlara karşı niçin bu denli acımasız?
 Bayrak yakmanın ve Amerikan/İsrail mallarını protesto etmenin dışında bir şeyler yapmak gerektiğini düşünenler için yapılmış bu çalışmayı ilginize sunuyoruz. ABD desteği son bulmadan Ortadoğu’nun psikopatı İsrail’in saldırganlığı bitmeyecek ve Ortadoğu’ya huzur gelmeyecek gibi görünüyor. Vietnam’da ve Latin Amerika’da yaşanan katliamlar Ortadoğu’da devam ediyor.

 Müslüman’ın Zaman’la imtihanı

Sunuş: Müslümanlar dünyanın toplam nüfusunun %20’sini teşkil ediyorlar ama gerçek anlamda bir birlik yok. Askerî  tehditler karşısında birleşmek şöyle dursun birbiriyle savaş halinde olan Müslüman ülkeler var. Dünya ekonomisinin sadece %2-%3′lük bir kısmını üretebilen İslâm ülkeleri Avrupa Birliği gibi tek bir devlet olsalardı Gayrı Safi Millî Hasıla bakımından SADECE Almanya kadar bir ekonomik güç oluşturacaklardı. Bu bölünmüşlüğü ve en sonda, en altta kalmayı tevekkülle(!) kabul etmenin bedeli çok ağır: Bosna’da, Filistin’de, Çeçenistan’da, Doğu Türkistan’da ve daha bir çok yerde zulüm kol geziyor. Müslümanlar ağır bir imtihan geçiyorlar. Yaşamlarını şekillendiren şeylerle ilişkilerini gözden geçirmekle başlıyor bu imtihan. Teknolojiyle, lüks tüketimle, savaşla, kapitalizmle, demokrasiyle , “ötekiler” ile ve İslâm ile olan ilişkilerini daha sağlıklı bir zemine oturtabilecekler mi? Müslüman’ın Zaman’la imtihanı adındaki 204 sayfalık bu kitap işte bütün bu konuları sorgulayan ve çözümler öneren makalelerden oluşuyor.

 Bir pozitivizm eleştirisi

Hayatta en kötü mürşit ilim ve fen olmasın sakın? Eğer Atatürk bir kaç yıl daha yaşasaydı o meşhur sözünü geri alır mıydı acaba?… Ateşi keşfetmeden önceki insanlık ile bugünkü “uygarlığımızı”  karşılaştırdığımızda hiç  yol almadığımız söylenebilir. Bundan 200 bin yıl önce komşusunun yiyeceğini çalmak için başına taşla vuran neandertal insani ile 2003 yılında Irak in petrolünü çalmak için bir milyon ıraklı sivili öldüren (veya buna seyirci kalan) homo economicus ayni uygarlık seviyesinde. Aralarındaki tek fark kullandıkları silahların teknolojik üstünlüğü.  Teknoloji ve bu teknolojinin uygulanmasını mümkün kılan bilimsel buluşlar sıradan insanlar kadar bilim adamlarının da gözlerini kamaştırdı. Bugün karşımıza kâh bilimci (scientist), kâh deneyci (ampirist) olarak  çıkan ahlâkî-felsefî bir duruş var. Bu duruş eğitim sistemimize ve resmî ideolojimize öyle derinden işlemiş ki sorgulanması dahi çok sayıda insanı öfkelendirebiliyor, rejimin savunma mekanizmalarını harekete geçirebiliyor.  Bilim ve teknolojinin insanlığa otomatik olarak barış getireceğinden şüphe etmek neredeyse bir suç. Buna cüret edenler gericilikle, bağnazlıkla suçlanabiliyor.  Pozitivizm ve “modern” yaşam üzerine yazılmış makalelerimizin bir derlemesini 75 sayfalık bir kitap halinde sunuyoruz. PDF formatındaki bu kitabı buradan indirebilirsiniz.  

Trackback URL

  1. 216 Yorum

  2. Yazan:amarat Tarih: Nov 9, 2007 | Reply

    oncelikle sunu belirtmek isterim , bu dunya uzerinde hak yollardan ALLAH c.c. ‘in ismini dunya uzerinde yaymaya calisan herkese gıpta ile bakar ALLAH c.c. razi olsun derim.
    Ayrica ALLAH’in isminin yayilmasi gorevinin Turkiye’de olması, bu bayragin tasinmasinda bizlerin gorev alinmasi bir sereftir lakin tum bu serefe karsin bu gorevin bir agirligi vardir.Bu agirlik karsisinda bunun altinda yikilmadan kalmak vardir.
    Bu gorevi bizler yerine getiremez isek muhakkak baskalari yerine getirecektir onemli olan bu gorevin bizler tarafindan yerine getirilmesi zira yoksa gorev suresi baska bir topluma ( topluluga) verilmesi gorevin surecini uzatacaktir.
    Insallah ALLAH’ın ve Resulunun ismini yayma gorevini Turkiye Cumhuriyeti vatandaslari olarak layikiyla yerine getiririz.

    Rabbim bu yoldan gidenlere sabir versin ve O’nlardan razi olsun.

  3. Yazan:Balbazar Tarih: Nov 10, 2007 | Reply

    Önce hakkını verelim:

    1. Yıkıcı olmaktansa yapıcı olmak, ortaya birşeyler koymak, üretmek, yapanın niyeti, yapış şekli ne olursa olsun iyidir.

    2. Hoşgörüden, diyalogdan bahsetmek, samimi olsanız da olmasanız da (ki bu kadar kitleselleştikten sonra niyet yek olamaz), şiddete karşı durmak, gazetenizde en azından azıcık farklı olanlara yazdırmak da iyidir.

    3. O kitlenin içinde arkadaşlık etmişliğim olanlardan, onlar bana ne gözle baktılar, bakıyorlar bilmem ama, birşeyler paylaşabildiğim, insanlıklarından, ahlaklarından şüphe etmediğim, hatta sabırlarına gıpta ettiğim, oldukça açık fikirli bulduklarım da vardır. Düşünme ve eylem biçimleri büyük ölçüde standart olsa da, bu arkadaşlar birçok konuda birbirlerinden farklı düşünen, farklı davranan, oldukça çeşitli insanlardır.

    Sonra, acı, ama doğrusunu da söylemeden geçmeyelim. Yoksul bir çocuk, yani potansiyel bir hedef olarak yatılı okudum, aralarında, bulundum, dersanelerine de devam ettim, kulaktan dolma konuşmuyorum:

    1. Niyetiniz ve sonuç ne olursa olsun, savunması olmayan ufacık çocukları, çoğu kendi ailelerinin de isteği dışında, kendi kontrolünüze almak, bunu zaman zaman hileyle yapmak, henüz sağlıklı karar verme yetisi olmayan bu çocukları üzerlerinde (olumlu, olumsuz) psikolojik baskı kurarak bir güç grubuna dahil etmek gayriahlaki ve gayrivicdanidir. Bunun, hangi gerekçeyle olursa olsun ne savunulacak, ne hoşgörülecek yanı vardır.

    2. Çocukların ana babalarına saygılı yetiştirilmeleri ana babaların “normlara uygun” olması şartına bağlıdır. Yoksa, çocuklara ana babalarının sapık olduğu öğretilir, ana babalarına düşman edilirler.

    3. Çocuklara yalan da söylenir. Bizim okuldaki az sayıdaki Türk-İslamcı olmayan öğretmenin aslında birbirleriyle zina etmediklerinin, esrar kullanmadıklarının çok sonra farkına varabildim.

    4. Çocuklar farklılıklara karşı da kin ve nefretle doldurulur. 11-12 yaşında çocuklarken bize abilerce kimler hakkında neler anlatıldığını buraya yazmaya kalksam sığdıramam. Bence Uğur Mumcu’yu İslamcılar öldürmedi, ama Mumcu’nun katlinin hizmet insanı arkadaşlarımca sevinçle karşılandığına gözlerimle şahitlik ettim.

    5. Var mıdır, çocukların, ana babalarının iradesi haricinde, belli bir cemaatin kendi doğrularına göre yetiştirilmesi zulümdür, yapılması da engellenmelidir diyebilecek, vicdan sahibi bir “müslüman” arkadaş?

    6. Gerçekten dinsel ve ruhani, maneviyata dayanan bir örgütlenme, medya imparatorluğu sahibi olamaz, olmamalıdır. Hürriyet’in manipülasyon, yalan haber, hedef gösterme, ayak kayırma marifetlerinden sık sık şikayet eden arkadaşların, Zaman’ın Hürriyet’ten arda kalır yanı olmadığını görememeleri, Zaman’ın yaptıklarının işlerine geliyor olmasından olsa gerek. Yeni Şafak iktidar gazetesi olduğu halde, Zaman’a göre çok daha ahlaki ve nesnel yayın yapıyor.

    7. Sık sık Mustafa Kemal özelinde lider kültünden şikayet eden arkadaşlar, üstüne bir de dinsel kutsallık payesi biçilen lider kültünden son derece hoşnutlar ki, bu da ilginç.

    8. Bu lider sık sık kendisine eleştiride bulunanların asıl dertlerinin dinle, İslam’la olduğunu iddia etmek gibi, İslam’ı kendi tekeline alan ve kendi toplumsal konumunu suistimal eden davranışlar da sergiliyor. Hatta kendine kimin cennete girebileceği hakkında yorum yapma hakkını da görüyor, ve bu hakkı darbeci paşaları övmek ve temize çıkarmak için de kullanıyor.

    9. 28 Şubat 97’den bu yana demokrasi diye inleyen arkadaşlar, hiyerarşik bir örgütlenme sistemiyle bu kadar geniş tabanlı ve dinsel temelli bir güç ve çıkar grubu oluşturulmasının, insanların büyük ölçüde tektipleştirilmesinin, fikirlerin tek bir liderin ağzından çıkan ve adeta kutsal addedilen sözlere bırakılmasının, bir toplumda demokrasiyi, demokrasinin gelişmesini ne kadar tehlikeye soktuğunun ya farkında değiller, ya da bunu kendilerine yönelik bir tehdit olarak algılamıyorlar.

  4. Yazan:T.Suat Demren Tarih: Nov 10, 2007 | Reply

    Sayın Balbazar,

    Bu yazı kendi sitemde de yayınlanmıştı, orada geniş bir biçimde tartıştık:

    http://www.dusunceler.org/toplum/2007/11/07/fethullah-gulen-cemaati/

    Zaman gazetesi konusunda abarttığınızı düşünsem de katılıyorum. Ama dini bir cemaatin medya organına sahip olmaması gerektiğini söylemenizi şaka olarak kabul ediyor ve gülüp geçiyorum.

    Diğer konularda “içerde” olmadığım için birşey diyemem, eğer öyleyse buna katılmam mümkün değil elbette. Akşam’da yayınlanan yazı dizisinde böyle şeyler yoktu, belki de sistematik olmayan münferit bir şey olabilir. İçerden birisi yazarsa daha iyi olur.

    Atatürk kıyası ise tam bir saçmalık olmuş kusura bakmayın. “Resmi ideoloji”nin anaokulundan başlayan endoktrinasyonu ile bir “gönüllülük” esasına dayanan hareketin iç hiyerarşisini nasıl kıyaslarsınız akıllara sakat bir durum. Zorlama ile gönüllük esaslı bir hiyerarşi arasında pire ile deve arasındaki kadar fark vardır.

    İslamı tekele almak diye de birşey yok. İslam çoğulcu bir din. Bir tarafta ruhban sınıfı bulunmayan, resmi bir örgütlenmeye sahip olmayan 1.5 milyarlık bir nufusa sahip bir din var diğer tarafta birkaç yüzbin kişilik cemaat. Bunu tekellik yapmaya kalkmakla suçlamak da hakikaten komik oluyor.

    Size Endonezyada’ki 50 milyon müntesibi bulunan Muhammediye cemaatini örnek versem neler diyeceksiniz Allah bilir.

    Devlet vatandaşlarına dinini hem kendi öğretmiyor hem de başkalarının öğretmesine izin vermiyor. Bu, büyük bir zulm.

    Devlet din eğitimi öğretimi işinden elini ayağını çekse, gerçek laikliğe geçse de bu iş “piyasa” ya bırakılsa keşke. O zaman piyasa mekanizması maksimum iyiyi bulacaktır. (Tabi bu egemenlerin işine gelmez, bilmem sizin işinize gelir mi)Hem böylelikle insanlar illegal yapılanmalardan medet ummak zorunda kalmaz. Bu gibi örgütlenmeler de şeffaf olur, bahsettiğiniz sakıncalar olmaz, olduğunda da serbest rekabet ortamında elenir gider. Yani sorunun kökeni yine devlettedir.

    Bir nokta daha..

    Galiba sizin, anne babanın çocuklarına felsefi görüşlerini empoze edebilme hakkına (buna çocuğunu dini eğitim için bir kuruma vermesi de giriyor) dair Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesindeki maddelerinden haberiniz yok. (Bkz. Ek protokol Md. 11)

    Çevremde oralarda cocuğunu okutan pekçok aile var, hiçbirisinden bir şikayet duymadığım gibi tercih sebeplerinden en önemlisi “hem dinini kitabını öğrensin, hem de başarılı eğitim hayatı olsun” düşüncesi idi.

    Her gün okullarda pozitivm aşılanıp dururken tarihe dair uluslaşma sürecinde uydurulan yalanlar öğretilip dururken tersine bir empozeden şikayet etmek olmuyor.

    Kusura bakmayın, biraz samimiyet lütfen..

    ***

    Ayrıntılı tartışma verdiğim linkte.

  5. Yazan:rıdvan Tarih: Nov 10, 2007 | Reply

    Bu cemaat hızla cemaat olmaktan cemiyet olmaya dönüşüm içerisindedir. 1969 yıllarda evlerde başlayan bu oluşum günümüzde tamamen legal dernek, vakıf, şirket vb tüzel kimliklerle ve resmi mercilere hesap vererek ticari faaliyet, gönüllü kültür kuruluşu sivil toplum örgütü olarak varlığını sürdürmekte ve toplumsal bir güç olarak kendini hissettirmektedir.
    Bu oluşumun destekcisi ve kaynağı tamamen halktır. Halk yanlış gördüğü bir oluşuma destek vermez. Lideri kendisi kabul etmesede Fethullah Gülen dir. Liderin dünya adına yaşadıklarınıa baklırsa, dünyadan haz alma adına hiç bir eylemi ve alışkanlığı olmayıp kendisini özlenen neslin yetişmesine adamıştır.
    Hattı zatında özlenen neslin özlenen vasıflarına bakılırsa Türk Milli Eğitimin temel amaçlarından farklı bir istekte bulunulmadığı açıktır.
    Bu oluşumun sistem değiştirme gibi niyeti ve çalışması yoktur. Kaldıki demokrasi ve cumhuriyetimiz her inanç sahibi insanın inançlarını yaşamasına uygundur. Yeterki laiklik cumhuriyet ve demokrasiyi içine sindirmiş burokratlar,idareceiler olsun. Onların amacıda bu insanları yetiştirmektir.
    Bende bu insanları seviyor yaptıklarını destekliyorum. Son zamanlarda tek tip insan yetiştirme yerine biraysel farklılıklara önem verdiklerini, mülayimliğim yerine nezaket çercevesinde iş bitirici,sosyal girişken kendini ifade edebilen, itiraz edebilen bireyler yetiştirme gayretlerinin olduğunu gözlüyorum.
    Ayrıca ülkemizi dünyaya tanıtma, dilimizin dünyanın dört bir yanında konuşuılmasındaki gayretlerinde küçümsenmeyecek ileride taktir ve şükranla daha iyi anılacak çalışmlar olduğunu görüyorum.
    Bu oluşumların kendini ifade etme tanıtma adına tv gazete ve dergilerinin olması önemli bir avantajdır. cumhurbaşkanlığı seçim sürecinde “güç haktadır, hak güçte değil” prensibini anlatma adına haklının yanında yer alıp bazı çevrelerin kirli oyunlarını çıkarma adına gazete ve tv leri büyük bir görevi ifa etmiştir.

  6. Yazan:Türkiye 2023 Tarih: Nov 10, 2007 | Reply

    Allah sizden razı olsun. Düşünmek güzel bir şey. Derin düşünmek daha güzel. Herkes düşünür fakat eksik kalan bir şeyler vardır. Sizleri tebrik ediyorum.

    Selam, sevgi ve dua ile kalın…

  7. Yazan:snowqueen Tarih: Nov 10, 2007 | Reply

    Fethullah Gülen cemaatini sevmiyorum, seveni de sevmiyorum.

    Fethullah Gülen hareketi nasıl doğdu görmek istemedikleri için
    Fethullah Gülen Erzurum’da komünizmle mücadele derneği başkanı degil miydi?
    ABD’nin komünizm tehditi ve Rusya’nin gücünü kirip, tek kutuplu bir dünya düzeni olusturmak için yarattigi YESIL KUSAK PROJESI kapsaminda kisiligi ne menem olursa olsun bir PIYON dur bu zati-i muhterem.

    Canavar yaratip sonra ondan korkma devirleri(bkz. Usame bin Laden)
    TC için de aynı şey söylenebilir…

    Fethullah Gülen ABD’de yasadigi için
    Hangi isine yariyor ki ABD’de agirlaniyor, yasiyor
    Cemaatin ileri gelenleri ellerinde sürekli ABD’ye uçak biletleriyle
    dolanıp duruyor?

    Amerika Irak’ta sivilleri çatir çatir öldürürken bu hosgörü timsali bir kere ABD’yi kinadi mi?
    Bu ülkede insanlar ABD’ye hayır diyerek filoları kovarken, iskenceler görüp idam edilirken bu adam ABD’de yasiyor.

    Ve ne gariptir ki tabaninda ABD karstligi yükseliyor git gide.
    Ama öyle bir hipnotize ve paralize durumdalar ki ‘iste tayyip erdogan ABD’ye disini gösterdi’ diye düsünebilicek kadar trajikomik kivama gelmisler.

    Fethullah Gülen’in tuhaf açiklamalari için
    Yillarca çevreciler küresel isinma hakkinda insanlari uyardilar.
    Kimse umursamadi. Türkiye cöllesiyor bugün, su sikintisi çekecegimiz asikar. Zaman Gazetesinde Fethullah Gülen ne diyor
    “Kurakligin sebebi küresel isinma, buzullarin erimesi degil günahlarimizdir”
    http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=577028&keyfield=6B7572616B6CC4B1C49FC4B16E20736562656269
    Hangi günahlarmis onlar? İnsanlarin para hirsi yüzünden birbirini öldürmesi, savaslar, çevreyi tahrip etmesi degil heralde ki bunlarin alasini yapan ABD’de yasiyorsun, bu ne ikiyüzlülük?
    Hangi günahlar? Kendi halinde bir çiftcinin içki içmesi mi? Bir köylünün oruç tutmasi mi? Hangi günahlar?

    ……….Diyelim ki bir kuraklık oldu. Kaç tane mümin yüreği hoplayarak “çoluk çocuğumuzu, kadın-erkek, hayvanları da yanımıza alalım.. birkaç defa, bir hafta sürekli, güneş doğarken, çıkıp istiska (yağmur) duasında bulunalım” dedi? Kaç tane insan bu mevzuda “Ne olur Allah aşkına çıkalım, yalvaralım, yakaralım, ağlayalım..” diyerek müftülükleri zorladı? O mesele öyle olmaz(yagmur duasi); icabında orada yüreğin durur, bayılırsın. Yere yığılır, başını yerlere sürtersin. Elbiseni tersine çevirirsin…..

    Masallah, paganist gelenekler terk edilmemis. Totem veya senlik atesi etrafinda da dönün bari. Paganizmin sekli, ambalaji muhafaza edilmis
    onun tabiata olan saygisi unutturulma pesinde…
    …….Meseleyi tabiatperestliğe, naturalizme, pozitivizme irca etmekten vazgeçmeliyiz……
    evet evet, vazgeçin dogayi kirleten buzullari eriten pozitivizm degil elbette bis isinize, paraniza rantiniza bakin.

    Zaman Gazetesinin diger tuhaf yazilari için
    Zaman gazetesinin çevre haberleri
    ‘Küresel ısınma tarihin en büyük yalanı’
    (Neyin pesindeler, bu neyin nabiz yoklamasi simdi)
    http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=611688

    Türkiye’nin nükleer rüyası gerçek oldu
    (Tarafli propaganda, bu mu gazetecilik anlayisi)
    http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=611211&keyfield=6EC3BC6B6C6565722072C3BC79617369

    Diger:
    Otobüs yandı, tek Kur’an-ı Kerim yanmadı
    (ya İncil yanmasaydi mazallah ne olacakti?)
    http://www.zaman.com.tr/webapp-tr/haber.do?haberno=602870
    bkz. sehir efsaneleri/asparagas

    Dünyaya yön verenlerin yarısından fazlası Yahudi
    http://www.zaman.com.tr/webapp-tr/haber.do?haberno=601414
    bkz. anti-semitizm/yahudi düsmanligi

    Zaman Gazetesi kadar iktidar yanlisi bir gazete var olmus mudur acaba?

    İdollestirme de Atatürk kiyasi saçmalik degil tam da yerinde,
    is gönüllük esasiysa gördünüz cumhuriyet mitinglerinde milyonlarca gönüllü var dolayisiyla ayni kapiya çikiyor.
    Fethullah Gülen seçimle gelmis biri degil üstelik fena halde ‘putlastirma’ da nasibini almis.

    Fethullah Gülen bir gün Türkiye’ye dönerse emin olabilirsiniz ki ona ‘Hosgeldin’ demeyecek bir kitleyi de karsisinda bulacaktir.

  8. Yazan:T.Suat Demren Tarih: Nov 10, 2007 | Reply

    Bu kadar sığ bir eleştiriyi ancak ideolojik bir kör yapabilirdi.

    Komümizmi herkes sevmek zorunda mı?

    Küresel ısınmanın bir rant kapısı olarak kullanıldığıa dair tüm dünyada sert eleştiriler yapan insanlar var, ama bilmeyince “yok” zanneden akl-ı evvel bakış olunca ilgili habere de sazan gibi atlanılıyor tabi.

    Hem yurtdıuşında yaşamaya mecbur bırakmak hem de orada yaşıyor diye “ahahaaha” yapmak..

    Comsky de en sert ABD eleştirmenidir, amöa ABD de yaşar. Mantık bu kadar yoksun olur mu insandan.

    Cumhuriyet mitinglerini karıştırıp bulamaç yapmak da neyin nesi? 22 temmuzda oy verdiler CHP ye de biz mi saymadık?

    FG sevmeye kim kimi mecbur ediyor? Dileyen sever dileyen nefret eder. Bireysel haklara ilişmeden..

    Kabe arabın olsun bize çankaya yeter diyenleri de gördü bu ülke, siz nesiniz ki..

    Akıl mantık tatile çıkmış, yazık..

  9. Yazan:Balbazar Tarih: Nov 10, 2007 | Reply

    Medya organı demedim, medya imparatorluğu dedim. İmparatorluklar olmazsa, “organı” olan kesimler de çoğalır, herkesin sesi duyulur. Nitekim, imparatorluk sahibi olması, bu örgütlenmenin farklılıkları tanımaya, onlara özgürlük kılmaya değil, farklıklıkları yok etmeye yönelik olduğunun bir başka önemli göstergesi.

    Eğer kendinizi “müslüman” olarak tanımlıyor ve sizi eleştireni İslam karşıtlığıyla itham ediyorsanız, bu elbette İslam’ı tekele almak.

    Gönüllülük 10-15 yaşındaki çocuklar için geçerli birşey değil, ana babanın rızası da beyin yıkamayı haklı kılmıyor. Çocuklarına okullarda sürekli Atatürk öğretilmesinden hoşnut olan milyonlarca ana baba da var. Ama bence okullardaki Atatürk öğretimi anlayışı da tartışılmalı ve değişmeli. Kaldı ki, cemaat tarafından hedef alınanlar sadece ana babasının rızası olanlar değil. Benim temel derdim de bu zaten. Çocukların, tıpkı hıristiyanların kızılderililere, Avustralya yerlilerine yaptığı gibi, ana babalarının ellerinden “çalınması”.

    Devletin eğitim verme biçimini elbette eleştiriyoruz, ve şu andaki sistem, içerik hiç de hoş değil (yalnız, okullarda pozitivizm aşılandığı iddiası biraz komik). Ve evet, devletin eğitim verme biçimi belli standartlara uygun olmalı, tartışılmalı, üzerinde anlaşma sağlanmalı, denetlenmeli. İşte tam da bunlardan dolayı, devletin eğitimini beğenmiyorsanız, yapmanız gereken, kendi denetlenmeyen, tartışılmayan, üzerinde hiçbir anlaşma olmayan eğitim anlayışınızı gizli kapaklı ve yayılmacı bir şekilde yürürlüğe koymak değil. Bu sistemin değişmesi için demokratik kanallardan mücadele etmek. 700 “sansürcü” akademisyenin yaptığı gibi.

    “Gerçek laiklik” gibi bir kavram olduğuna inanmıyorum, ama şunlara katılıyorum:

    Devlet din eğitimi öğretimi işinden elini ayağını çekse, gerçek laikliğe geçse de bu iş “piyasa” ya bırakılsa keşke. O zaman piyasa mekanizması maksimum iyiyi bulacaktır. (Tabi bu egemenlerin işine gelmez, bilmem sizin işinize gelir mi)Hem böylelikle insanlar illegal yapılanmalardan medet ummak zorunda kalmaz. Bu gibi örgütlenmeler de şeffaf olur, bahsettiğiniz sakıncalar olmaz, olduğunda da serbest rekabet ortamında elenir gider. Yani sorunun kökeni yine devlettedir.

    Bu benim işime elbette gelir (yine üzerinde anlaşma sağlanılan standartlara uygun olarak denetlenmesi kaydıyla), ama bunu misal Cemil Çiçek’e ve tabanına anlatabilir misiniz, o taifenin işine gelir mi, orasını bilmiyorum. Onlar benden de, ulusalcılardan da daha güçlüler, onun için işin o kısmı daha önemli.

    Sorunun kökeninin devlette olması ise, bu denli yeraltından, bu kadar şeffaf olmayan, ve bu kadar çocukları alet edecek bir şekilde örgütlenmeyi haklı kılmıyor, hele bu kadar güçlü bir örgütlenme için. Çünkü gücü bu kadar mutlak bir şekilde tek bir vücuda yüklediğinizde, art niyetli kontrolü kolaylaşıyor, iyi niyetli kontrolü ise zorlaşıyor, yani çok daha kolay yolsuzlaşabiliyor.

    Nitekim, bu örgütlenme, her haliyle ruhban sınıfı oluşturmaya yönelik, lider kendini boşuna papaya muhatap, siyasi kişiliklere rehber görmüyor.

  10. Yazan:snowqueen Tarih: Nov 10, 2007 | Reply

    @komünizmi herkes sevmek zorunda mi?

    ben komünizmi herkes sevmeli ve benimsemelidir mi yazdim?
    yesil kusak projesinden bahsetmek için komünist mi olmak gerek?
    ama sorarsiniz o dönemlerde 6.filo defol diyenleri size 10 kere tercih ederim.

    @küresel isinmayi rant kapisi olarak kullanmak?

    Al Gore gibilerin yaptigi propagandadan bahsediyorsunuz. eeeee?
    Küresel isinmanin sebebi günahlarimiz diyen FG hangi rant kapilarini yagliyor? Küresel isinma mevzusundaki rantlardan bahsetmek nükleer enerji fanatigi Zaman Gazetesi’ne mi kaldi? Ikiyüzlülük için birsey yazmamissiniz ne tuhaf.

    @FG yurt çdisinda yasamaya mecbur mu birakildi?
    Çok üzüldüm gerçekten. Peki bunun için neden bir islam ülkesini seçmedi de dindaşlarina zulüm eden ABD’yi seçti?
    FG’nin kendisi bir ABD projesi oldugu için olmasin?
    Chomsky’de ABD’de yasiyormus Fethullah Gülen ABD muhalifi mi güldürmeyin beni..

    ideolojik kör lafini da aynen size iade ediyorum.
    Cumhuriyet mitingleriyle ilgili ne yazmisim dikkatli okuyun ondan sonra yorum yapin.

    Kabe arabin olsun bize Çankaya yeter diyenden bana ne?
    Ne bagi var benle?
    Fethullah Gülen cemaati savunuculugu yaparak Kabeyi
    White House yapmissiniz zaten varsin baskasinin da Çankaya olsun
    en azindan bu topraklarda!

  11. Yazan:snowqueen Tarih: Nov 10, 2007 | Reply

    Noam chomsky:1928 ABD Philadelphia dogumlu
    sol kanattan politik bir aktivist.
    elestirileri 60’larda Vietnam savasiyla baslar(birileri de Irak için agzini acip tek kelime etmez)

    Fethullah Gülen’in ABD muhalifligi, Zaman gazetesinin AKP’ye karsi muhalif tavri kadar olabilir ancak:)
    Bkz. Sahibinin Sesi

  12. Yazan:T.Suat Demren Tarih: Nov 11, 2007 | Reply

    Snowqueen sizin ideolojik kodlarınızı çözeli çok olduğu için ciddi cevaplar vermiyorum artık.

    Ama yine de bulaşmadan edemiyorum, huyum kurusun.

    FG’nin eleştirilecek pekçok şeyi var, bunlar ayrı, insanları düşüncelerinden dolayı vatanından sürmek, buna hiç değinmeden “bak nerede yaşıyor” diye güzelleme terbiyesizliği yapmak çook ayrı şeyler. Ama farkında olacak kadar vicdan sahibi kaç kişi var?

    O kadar sığ ki düşünceleriniz yazdığım satırların israf olduğunu düşünüyorum.

    Teolojik olarak determinist sebeplerin başka, bunun ardındaki “irade”nin başka olduğuna hiç girmeden zaten bir “inanç” olan bu gibi bütüncül sebeplerin sadece ve sadece inananlarını ilgilendirdiğini bilmeyecek kadar bağnaz pozitivist olmanızı da geçiyorum.

    Birikiminiz yetecekse ve anlayabilecekseniz şuradaki tartışmayı okuyun, sorunu kökeni neymiş, sebebpleri, neymiş öğrenirsiniz.
    Ya da en azından Balbazar ile mutabık kaldığımız şu hususlara bir göz atın belki tanıdık gelebilir.

    Küresel ısınma konusunda sizi fena işletiyorlar, haberiniz olsun. Bu konuda biraz şüpheci olun. Biraz araştrma yapın. Mesela şu linklere bakabilirsiniz:

    http://www.telegraph.co.uk/opinion/main.jhtml?xml=/opinion/2006/04/09/do0907.xml
    http://timesofindia.indiatimes.com/articleshow/1034077.cms
    http://news.bbc.co.uk/2/hi/in_depth/6460635.stm
    http://www.telegraph.co.uk/news/main.jhtml?xml=/news/2007/03/11/ngreen211.xml

    İki tane de kitap:

    http://www.seckin.com.tr/urun.aspx?productID=7839
    http://www.liberte.com.tr/query_book.php?b_isbn=9756877111

    Küresel ısınma söyleminin rant kapısı olarak da kullanılması bu ısınmanın gerçekliğine gölge düşürmez tabii ki, o ayrı. Ki ben küresel ısınmanın gerçekliğine inananlardanım. “Devlet müdahalesi” ile dolaba konmayın diyorum sadece.

    Neyse bu kadar enformasyon yeter.

    Bu arada ideolojik körlük demişken, hani sizin sevdiğiniz birisi vardı ya aynı görüşte olmayan insanlara “göbeğini kaşıyan adamlar” diye hakaret eden Bekir Coşkun, neler de yumurtlamış geçen gün.

    Bunun üzerine de Haşmet Babaoğlu, Bekir Coşkun’un “teröre lanet mitinginde neden türbanlı yok” diye utanmadan sıkılmadan yalan söylediği, öfkesini, içindeki pisliği kustuğu, yazısına bir yazı ile tepki göstermişti. Böylelerini seven inanların beni ve fikirlerimi sevmesinden Allah’a sığınırım..

    Bu yazıda da Hasmet Babaoglu’na gelen, edepsizlige varan derecede cirkin okur mektuplarinı içeriyor.

    Benim zavallı memleketim..

    Bir avuç azgın azınlık hakimiyeti kaybetmeyi bir türlü içine sindiremiyor..

  13. Yazan:snowqueen Tarih: Nov 11, 2007 | Reply

    @suat demren,
    baska sayfalarda yazdiklarinizi da gördüm ciddi anlamda bir empati ve sempati problemi yasadiginzi düsünüyorum.

    Ben ideolojik kodlarimi çözmedim henüz siz nasil çözdünüz, müneccim misiniz:))
    ‘o çok sevdiginiz Bekir Çoskun’ ?
    Her Fethullah Gülen karsiti Bekir Çoskun fani olacak degil mi, ilahi siz:)

    FG vatanindan sürülmüsmüs hadi canim sizde!
    islami kesimin ‘seytan’ diye bahsettigi ABD’ye mi sürüldü?
    Zorla mi götürüldü?
    Sürgündeyken bütün inandigi degerleri de yeni ortamina mi uydurda da ABD’yi, Israil’i kinayamiyor?

    Ne yani, FG’nin yagmur duasi öyle olmaz böyle olur(aglama, yirtinma,elbiseyi ters çevirme) serzenislerini çok pagan, putperest buldum diye pozitivist mi buldunuz beni? Yapsinlar efendim, tanrilara kurban verip yagmur yagsin diye antik yunan’daki gibi simsek sesi taklidi davullarda çalsinlar, naparlarsa yapsinlar yeterli dogaya saygili olsunlar, sen bütün o ataerkil yikici kafa yapinla doganin irzina geç sonra göstermelik ayinler yap orda duracaksin iste.

    Küresel isinmanin sebebinin ne tarz günahlar oldugu konusunda da
    gene sizden yorum bekliyorum.

    Bir avuç azgin azinlik lafini da aynen size iade ediyorum.
    Ne çabuk ‘çogunluk diktatörlügü’ durumuna geçmissiniz.

  14. Yazan:Mister No Tarih: Nov 11, 2007 | Reply

    Balbazar,

    Ben cemaatin içinde fiilen 5 yıl bulundum. Düşünceler.org da bunu daha kısa söyledim, dersane kısmını anlattım. Dersane kısmında aktif rol aldım.
    “teenager”‘lığım orada geçti denilebilir.

    Yazdığınız 12 maddenin hepsinin altına ben de imzamı atarım.

    “Çocuklara yalan da söylenir. Bizim okuldaki az sayıdaki Türk-İslamcı olmayan öğretmenin aslında birbirleriyle zina etmediklerinin, esrar kullanmadıklarının çok sonra farkına varabildim.”
    Hocaların komunist ,ateist oldukları pompalanır. Müsbet hocalar da vardır.
    Bir kaç itirazım olacak.
    1. maddedeki endoktrinasyon şikayetinizi devlet de yapıyor, ÇYDD de böyle yapıyor. Bence devletin endoktrinasyon yapması doğal, ancak Suat Bey’in şikayetini de anlıyorum. Benim gibi ortam olarak Kemalist çevrelere yakın bir insan bile rahatsız oluyor. Devletler sürekliliklerini, ya da beka mı diyorlar, bunu sağlamak için bunu yapmak zorundadır. Bizim devlet , belki de kasıtlı olarak, bizi “Cumhuriyet değerlerinden ” soğutmaya çalışıyor. Bu da MFG nin cennetlik olabilir dediği 12 Eylül Paşasının maarifeti. Herhalde Kemalizmi bitirdiği için Evren Paşa cennetlik dualar almıştır.

    Eğer kendinizi “müslüman” olarak tanımlıyor ve sizi eleştireni İslam karşıtlığıyla itham ediyorsanız, bu elbette İslam’ı tekele almak

    Bunu Müslümanların çoğu yapıyor. Bir Müslümana yurtta ” abicim odada namaz kılma, burası uygun değil derseniz” veya ” Sahura kalktığnızda gürültü etmeyin ” deseniz İslam düşmanı olursunuz. İslam karşıtı olmak zor değildir.

    Yoksa, çocuklara ana babalarının sapık olduğu öğretilir, ana babalarına düşman edilirler

    Benim kendi geniş ailemde böyle kırılmalar oldu. Cemaatle iyice bağlı olan aile bireylerim bayramlarda bile bizi görmez oldu. Benim dediğim sizinkinden biraz farklı da olsa.
    “Var mıdır, çocukların, ana babalarının iradesi haricinde, belli bir cemaatin kendi doğrularına göre yetiştirilmesi zulümdür, yapılması da engellenmelidir diyebilecek, vicdan sahibi bir “müslüman” arkadaş”

    Anne babaları yoksulsa , parayı cemaat veriyor. Boşuna mı bu kadar yatırım yapılıyor, bir getirisi de olsun.
    Zaman gazetesinin olması halihazırda iyi. Doğan Grubunun medya tekelini kırması açısından. Bir de şu var, Doğan grubu istediği gibi at oynatamayacak,yalan söylediği anda Zaman veya YŞ bunu ortaya çıkaracak. tersi de geçerli. ^

    7. Sık sık Mustafa Kemal özelinde lider kültünden şikayet eden arkadaşlar, üstüne bir de dinsel kutsallık payesi biçilen lider kültünden son derece hoşnutlar ki, bu da ilginç

    Kemalistlerin gözünde MKA neyse, Cemaatin gözünde MFG odur. Bu kadar iddialıyım. Atatürk’ün yediği hurma(zeytin olsun) çekirdeklerinden tesbih yapanı duymadım daha. Ya da başka bir şey yapanı. Belki o da vardır.
    MKA olanını eleştirmek kolaydır, ama MFG daha zor eleştirilir. Bir ben tırsmadan yapıyorum belki bunu :)
    28 Şubat 97′den bu yana demokrasi diye inleyen arkadaşlar, hiyerarşik bir örgütlenme sistemiyle bu kadar geniş tabanlı ve dinsel temelli bir güç ve çıkar grubu oluşturulmasının, insanların büyük ölçüde tektipleştirilmesinin, fikirlerin tek bir liderin ağzından çıkan ve adeta kutsal addedilen sözlere bırakılmasının, bir toplumda demokrasiyi, demokrasinin gelişmesini ne kadar tehlikeye soktuğunun ya farkında değiller, ya da bunu kendilerine yönelik bir tehdit olarak algılamıyorlar

    Cemaatleşme bireyselleşmeye de milletleşmeye de tehdittir.Birinci nedenden dolayı liberaller cemaat olgusuna karşı çıkmalı, ikinci nedenden dolayı milliyetçiler karşı çıkmalıdır. Milletin “sect” lere bölünmesi ulusal bütünlüğe tehdittir.
    Şahsi açıdan söyleyeyim bu cemaat bana olumlu bir çok alışkanlık da kazandırdı. Orada tanıdığım insanların bazıları gerçekten örnek, idealist kimselerdi. Daha özel bağlarım da oldu. Bazı sırlara vakıf olabildim. Bana o zaman gösterilen itimad gereği bu sırlardan hiç bahsetmeyeceğim.
    Bunlar biraz ağır olsa da eleştiri.

  15. Yazan:Mister No Tarih: Nov 11, 2007 | Reply

    Alıntılarla benim yazdıklarım karışmış:
    Aşağıdakiler alıntı olmayıp bana aittir.

    Anne babaları yoksulsa , parayı cemaat veriyor. Boşuna mı bu kadar yatırım yapılıyor, bir getirisi de olsun.
    Zaman gazetesinin olması halihazırda iyi. Doğan Grubunun medya tekelini kırması açısından. Bir de şu var, Doğan grubu istediği gibi at oynatamayacak,yalan söylediği anda Zaman veya YŞ bunu ortaya çıkaracak. tersi de geçerli.

    ….

    Kemalistlerin gözünde MKA neyse, Cemaatin gözünde MFG odur. Bu kadar iddialıyım. Atatürk’ün yediği hurma(zeytin olsun) çekirdeklerinden tesbih yapanı duymadım daha. Ya da başka bir şey yapanı. Belki o da vardır.
    MKA olanını eleştirmek kolaydır, ama MFG daha zor eleştirilir. Bir ben tırsmadan yapıyorum belki bunu :)

    ….

  16. Yazan:TT Tarih: Nov 13, 2007 | Reply

    Balbazar’ın yazdığı maddeler kötü bir hayalgücüne ait bence…

    “Uğur Mumcu’nun öldürülmesine sevinmişler, Öğretmenlerinin zina ettiğini,esrar kullandığını telkin ediyorlarmış,çocukların anne babalarını sapık olmalarının öğretilmesi…”
    …….

    F.Gülen cemaati öncelikle zeki çocuklarla ilgilenir…
    Ve o çocuklara karşı böyle aptalca argümanlar ve laflar kullanmazlar..

    Çocukların anne babalarını kötülemek bir yana ilk verdikleri ve sürekli terar ettikleri eğitim, ana babaya hürmet konusudur…

    Okuldaki öğretmenlerle de herhangi bir işleri olmaz..
    Uğur Mumcu’nun öldürülmesine de sevinmek bir yana bunun dindar insanlara fatura edileceğini bildikleri için provokasyon olduğunu anlayacak ve anlatacak kadar da kafaları çalışır…

    Ayrıca olaylara Zaman gazetesinin yaklaşımı gibi bakarlar, vakit gazetesinin ki gibi değil…

  17. Yazan:Ahmet Guveli Tarih: Nov 15, 2007 | Reply

    Sayin Muhterem Fedullah Gulen hoca efendiye selam olsun.Islami ahlak’i olmayan Islami maslahati dusunmeyene Allah bunlari versin.Amin.Yorumlari okuyorum uzuluyorum.Yazik
    Cok yazik.Simarik sorumsuz.Acaba muslumanlar arasinda gorunmez bir el dolasip,muslumanlar hakkinda boyle dusunmemizimi sagliyor ????Allah bu eli kirsin.Amin.Aslinda ben dunya gorusu olarak Hocadan biraz farkli dusunen biriyim. Bunuda arz etmek isterim.Muslumanlara Selam olsun kafilere lanet olsun.

  18. Yazan:snowqueen Tarih: Nov 16, 2007 | Reply

    @Ahmet Guveli

    siz o kafirlere yatin kalkin dua edin bence, onlar sayesinde bugün bilgisayarinizin power tusuna basip internete giriyor, lanet okuyor, hocaefendinizi ‘kafir’ diyari, müslümanlari öldüren ABD’de yasatiyorsunuz:)))

    Zaman Gazetesi ve Vakit gazetesi yaklasimlarina gelirsek,
    Vakit gazetesi inanin daha samimi:)

  19. Yazan:Mister No Tarih: Nov 16, 2007 | Reply

    Snowqueen,
    Bravo! Vakit gazetesi gibi olan , daha az tahrikçi ve samimi bir Gerçek Hayat ekolu da var.

  20. Yazan:Mister No Tarih: Nov 16, 2007 | Reply

    TT
    Sizcesi bizcesi yok bu işin.
    Tecrübelerimize dayanarak konuşuyoruz. Gerçeği hazmetmek bu kadar zor mu?

  21. Yazan:Balbazar Tarih: Nov 17, 2007 | Reply

    Gerçeği hazmetmemek mi yoksa mikrofona konuşan politikacı tavrı mı orasını bilmiyorum. Arkadaşım, desenize “yalan söylüyorsun” diye, hayal gücü deyince daha mı hoşgörülü bir yorum oluyor?

    Benim anladığım, biz asıl hedef değilmişiz, yeterince zeki olmadığımız için bize belletilenleri yanlış anlamışız Mister No arkadaşım.

    Yani, hiç “bakın şu hoca esrar içiyor, gözlerinin altı mor mor” lafından, hocanın esrarkeş olduğu mu anlaşılır? 11-12 yaşlarında zehir gibi çocuklar bunlar, kimi kandıracaksınız? (30 yaşında doktora öğrencisi olup, Marks’ın Yahudi olduğu için Müslüman ve Hıristiyan gençlerini zehirlemek amacıyla komünizmi icad ettiğini iddia edeni de gördüm, ki zekiden öte, oldukça akıllı ve ılımlı bir arkadaştı).

  22. Yazan:TT Tarih: Nov 17, 2007 | Reply

    Mister No Sizcesi bizcesi yok bu işin.
    Tecrübelerimize dayanarak konuşuyoruz. Gerçeği hazmetmek bu kadar zor mu?

    Tecrübe dediğiniz,gerçek dediğiniz nedir?
    Siz misiniz gerçeğin ölçüsü?

    Ben, sizin de onayladığınız şeylerin hayali(uydurma) olduğunu söyledim ve bunu da üç madde halinde açıkladım…
    Onlar üzerinde bir itirazınız varsa tartışabiliriz..

  23. Yazan:Mister No Tarih: Nov 17, 2007 | Reply

    TT ,
    Bence hayalde yaşayan sizsiniz.
    Açın gözünüzü biraz, farklı insanlarla konuşun, değişik ortamlara girin. Hep aynı nakaratları tekrarlayanlar arasında yaşamak size sıkıcı gelmiyor mu?

  24. Yazan:Gülcin Kacar Tarih: Nov 17, 2007 | Reply

    Yemeyelim birbirimizi
    Nasıl olsa yaşamın sonu ölüm
    Var mı bunun ötesi
    İyinin en iyisi
    Kötünün en kötüsü
    Cezası yine ölüm
    Allah yönetir insanları
    Buna itirazı olan var mı?
    Nedir bölüşemediğiniz uğruna kavgalar etiğiniz
    Hayatınız çok kısa
    Birbirinizi olduğunuz gibi kabullenip sevmeyi deneseniz
    Hep biri birinizi tenkit etmeseniz
    Allah yaratmış bizi
    O ne isterse o olur bunu bir kabullenseniz
    Kaderimizi yollumuzu çizen o
    İnsanoğlu kim ki
    Bize yol gösterecek
    Doğruyu eğriyi bilecek
    İyiyi de kötüyü de yaratan
    Canlıya yol gösteren
    Yanlıkça Allah tır Allah

    ,

  25. Yazan:Mister No Tarih: Nov 17, 2007 | Reply

    Bu hoşgörü birbirimizin sevelim geyikleri hep döner zaten :)
    Bütün insanlar kardeş olsa, bütün Dünya buna inansa.
    İnsanları hoşgörüyle, muhabbet fedailiğiyle aldatmayın, daha insanidir aldatmadan hedefe ulaşmak.

  26. Yazan:snowqueen Tarih: Nov 17, 2007 | Reply

    nedir bölüsülemeyen, ugruna kavgalar edilen söyleyeyim

    bu mülkiyet denen kavram icat olup mertlik bozulunca baslamis olmali,
    sonra bize yol gösterecek, iyiyi dogruyu gösterecek, emirler ve cezalar verecek bir tanri figürü, sonra bu tanri figürünü iktidarinin garantisi olarak kullanan rahip-krallar, hükümdarlar, imparatorlar ve politikacilar…

    sonra gelsin savaslar, gelsin kavgalar.

  27. Yazan:T.Suat Demren Tarih: Nov 17, 2007 | Reply

    bu mülkiyet denen kavram icat olup mertlik bozulunca baslamis olmali,

    hahahaa.. ya sadece bu siteye eklenen bazı yorumlar eğlence ihtiyacımı karşıamaya yetiyor.

    Kuzum size okulda iktisat, mülkiyetin kökeni vs. hakkında hiçbir şey öğretmediler mi? Biraz enformasyon vereyim: J. Locke, D. Hume, J.S. Mill, H. Spencer, F. Bastitat. atıp tutmadan önce okuyun, bu mülkiyet dene zımbırtı ne menem birşeydir, nereden çıkmıştır, kökeni nedir, insanlığın ilk durumlarının teorik yapısı nedir vs.

    “Bu kadar cehalet tahsille olur” sözü ne kadar da doğru.

  28. Yazan:fizikci Tarih: Nov 18, 2007 | Reply

    TT Bey,

    Siz bakmayın Balbazarla, Mister No’nun cemaat içi bazı gerzeklikleri cemaati karalamak için kullanmasına. Fırsat buldukça buna başvururlar.

    Neymiş “falanca okulun öğretmenleri zina ediyor” diyorlarmış, “çocuklar anne-babasına düşman ediliyormuş” falan filan..

    Bir kere bir insanın şunu anlayabilecek zeka seviyesine sahip olması gerekir: Her topluluğun içinde akıllılar da vardır, akılsızlar da, basiretlisi de vardır, körü de, zekisi de vardır, gerizekalısı da.

    “Falanca okulun öğretmenleri zina ediyormuş” diyen adama “bu senin söylediğin söz doğru bile olsa gıybet ediyorsun, yaptığın çok çirkin bir iştir, gidip onlarla helalleşmen gerekir, eğer doğru değilse iftira ediyorsun, Allah’tan kork, kendine gel” diyemediniz mi? O adamın o lafına bakıp cemaate olumsuz puan vermeyi mi tercih ettiniz yoksa? Bravo size!

    İçeriden biri olarak söyleyeyim: Gıybet cemaat içinde en çok üzerinde durulan konudur. Farkında olmadan biri hakkında bir şey söyleyecek olsanız orada bulunan biri hemen gıybet yapmayalım diye sizi uyarır.

    Cemaat hakkında konuşurken münferit olaylar üzerinden değerlendirme yapamazsınız. Toplamda bu cemaat ne yapıyor, amacı nedir ona bakmalısınız. Bir-iki akılsız adamın lafına bakıp cemaatten koptuysanız, yanlış yoldasınız yol yakınken geri dönün derim. :)

    Ben cemaatle lise yıllarımda tanıştım. Sonra üniversite hazırlıktayken cemaatin bir parçası olarak kendim olamadığımı, yaptığım şeyleri (söz gelimi namaz kılışımı) kendim istediğim için değil cemaatin içinde olduğum için yaptığımı düşünmeye başladım. Bu durum beni rahatsız etti ve cemaatten ayrıldım. 8-9 sene kadar cemaatten kimseyle ne görüştüm ne haberleştim. Bu arada cemaatteyken okuduğumuz kitaplardan çok farklı kitaplar okudum, hatta Kadıköy’de İncil dağıtanlarla tanıştım onları da dinledim, hediye ettikleri İncil’i ve bir düzine kitabı da okudum. Sonra tekrar yuvaya döndüm. Ve Türkiye’de böyle bir topluluğun, İslam’ın harikulade bir yorumuna (özüne mi demeliyim) sahip bir cemmatin varlığı için Allah’a şükrettim.

    Merak etmeyin bu insanlar inşallah dünyayı değiştiren öyle güzel şeyler yapacaklar ki, siz dahi minnettar kalacaksınız. Buna kuvvetle inanıyorum.

  29. Yazan:snowqueen Tarih: Nov 18, 2007 | Reply

    @Suat Demren

    evet okullarda ögretmediler belirttigim gibi ben güzel sanatlar okudum.
    Mülkiyet kavrami bir simgedir, ‘Altin çag’ denilen artik mitolojik olmus kavramdan kopus simgesi. Çok biliyorsaniz ‘altin çag’dan kopmada
    ne anlamda bir etkisi ‘olmamistir’ buyrun yazin.

    Mülkiyetin, ailenin, evliligin, mirasin kökeni hakkinda bu kadar derin bilginiz varsa ‘tanrinin kökeni’ hakkinda da vardir diye umut ediyorum.

  30. Yazan:Mister No Tarih: Nov 18, 2007 | Reply

    Fizikçi Bey,
    Öncelikle cemaati karalama fırsatı verdiğiniz için teşekkürler :)

    “Bir kere bir insanın şunu anlayabilecek zeka seviyesine sahip olması gerekir: Her topluluğun içinde akıllılar da vardır, akılsızlar da, basiretlisi de vardır, körü de, zekisi de vardır, gerizekalısı da.”

    Bir de TT bunu kabul edebilse de , bize şizofren muamelesi yapmasa :)
    Bunları örtbas etmeye çalışıyorlar ya ayar olurum.

    Cemaat hakkında konuşurken münferit olaylar üzerinden değerlendirme yapamazsınız.

    Bu lafa da ayar olurum, sanki İstanbul Emniyet Müdürü konuşuyormuş gibi hissettim. Bunlar münferit vaka.
    Münferit vaka derken basit bir zekanın düşünebileceği , cemaatin ferdlerden oluştuğunu da hatırlatırım.

    Bir-iki akılsız adamın lafına bakıp cemaatten koptuysanız, yanlış yoldasınız yol yakınken geri dönün derim. :)</blockquote

    Almayayım teşekkürler :)

  31. Yazan:fizikci Tarih: Nov 18, 2007 | Reply

    Mister No,

    Münferit kelimesine ayar oluyorsanız başka kelime bulalım size diycem ama nerden bileyim ona da ayar olmayacağınızı.. En iyisi siz kelimelere takılmayın, öze bakın.

    TT Bey’i hiç kınamayın, kınanacak olan şey sizin cemaatte karşılaştığınız bir olayı bütün cemaati karalamak için kullanmanızdır. TT Bey haklı. Çünkü 1000 kişiden 1’i öyle çirkin laflar ediyorsa, 999’u etmiyor. Bu durumda cemaatte böyle böyle söyleniyor derken siz binde bir haklıysanız, TT Bey hayır söylenmiyor derken binde 999 haklı. Bu binde 1’e “münferit” denildiğini söylersem ayar olmazsınız umarım.

  32. Yazan:snowqueen Tarih: Nov 18, 2007 | Reply

    1000 kisiden çirkin laflar eden 1 kisi cemaatin basiysa pek münferit olmaz heralde:))

  33. Yazan:fizikci Tarih: Nov 18, 2007 | Reply

    Neymiş o? Bi laf atıp ortalığı bulandırmak mı amacın, yoksa unuttun mu? Neyse o söyle biz de bilelim. Hayret bişey ya!

  34. Yazan:Mister No Tarih: Nov 18, 2007 | Reply

    Fizikçi Bey,
    Bazı şeylerin üstünü örtüp saklamak sadece cemaate özgü bir tavır değil memleketimizde. Özeleştiri yapmak çok mu zor? Şurada yanlış yapılmıştır, olabilir demek taviz mi?

  35. Yazan:fizikci Tarih: Nov 18, 2007 | Reply

    Mister No,
    Özeleştiri yapmak elbette çok gerekli. Ama münferit olayları kullanarak karalama yapanlara ne demeli? Karalamak, özeleştiri yapmamaktan çok daha çirkin bir davranış değil mi sizce?

  36. Yazan:Balbazar Tarih: Nov 19, 2007 | Reply

    Falanca okuldaki değil, kendi okulumuzdaki.

    Öğretmenler değil, Türk-İslamcı olmayan öğretmenler.

    Gıybet değil, iftira.

    Söylenen, “bakın şu öğretmenin gözündeki morlukları görüyor musunuz çocuklar, esrar içiyor, dini, maneviyatı olmayanlar böyle şeylere sürüklenirler işte”, yahut “fen hocası adamla türkçe hocası kadın zina yapıyorlarmış, solcu oldukları için ahlaki duyguları gelişmemiştir bunların”. Vesaire, vesaire.

    Karşı çıkmak şöyle dursun, hepimiz, hepsine inandık. Neden mi? 11-12 yaşlarında çocuklardık da ondan. Ana özlemiyle tutuşan, ailesinin boşluğunu abilerle doldurmaya çalışan. Bunların yalan olduğunu anlamam için belli bir yaşa gelmem gerekti, sizler kadar zeki bir çocuk değilmişim demek ki.

    İçeride falan değildim ben. Devlet okuluydu, analarımız, babalarımız bizi devlete teslim etmişler, devlet de bizi abilerin kucağına oturtmuştu. Yatakhanede, etüt sınfında, yemekhanede, heryerdeydi söyleşiler, içerdeyseniz ayrıcalıklıydınız, sınırdaysanız sohbetlere katılmanız, mescide gelmeniz beklenir, dışarıdaysanız dışlanırdınız, arkadaşlarınız selamı sabahı keser, arkanızdan gülüşür, elleriyle gösterirlerdi. Hatta abi tarafından esrar içtiği iddia edilen bir arkadaşımız da olmuştu, abiye “neden sen bizim yatakhaneye gelip duruyorsun” demiş diye.

    Ve en önemlisi, olup biteni ailenize anlatmamanız sıkı sıkıya tembihlenirdi. Ben anlatırdım.

    Münferit değil bunlar, her yerde başa şekillerde yaşanıyor, küçücük çocuklar abilerin eline teslim ediliyor, abilere mutlak otorite veriliyor, çocukların “kazanılması” için ne gerekiyorsa o yapılıyor, bunları hepimiz biliyoruz.

    Ben iki farklı devlet okulunda yatılı okudum, dersanelerine gittim, üniversitede yurtta kaldım. Ne yaşadığımı, ne gördüğümü iyi biliyorum. Ve gelip birisi bana “münferit bunlar, sen cemaati karalıyorsun” dediğinde “bunları bana söylemeye utanmıyor musun” demekten başka birşey gelmiyor içimden.

    Küçücük çocukları kandırabilirsiniz, zaten hedefiniz de onlar, ama yetişkinleri bari salak yerine koymayın. Hatamızdan dönecekmişiz, sağolun kalsın, bu yaşıma geldim, bugünkü ahlak ve vicdan anlayışım kendi doğrularım ne olursa olsun bunları ufacık çocuklara dayatmaya hakkımın olmadığını söylüyor bana. Kendi çocuğum için bile. Değil ki, elin çocuklarına, sistemli bir şekilde çullanacağım ha?

    Eğer karalanmak istemiyorsanız, önce şeffaf olun, yeraltından iş yürütüp, sonra tecrübelerini anlatanı karalamakla suçlamayın.

    Not: Karalamadan önce ne söylenmiş, kim nefret ediyor, kim düşman, öğrenmek isterseniz, Mister No’nun da, benim de “karalamaya” başlamadan önce yazdıklarımıza bakabilirsiniz.

  37. Yazan:TT Tarih: Nov 19, 2007 | Reply

    Bir topluluk hakkında genel hükümler verilirken, genele yayılmış örnekler seçilip kullanılmalıdır.

    Ben yukarıda maddeler halinde verilen üç genelleme hükmüne,cemaatin genel tavır ve düşüncesine uymadığı için itiraz ettim.
    Yani kesin hükümlermiş gibi yazıldığı için, aynı kesinlikle uydurma olarak niteledim.Yazan şahsı tanımıyorum,bu nedenle doğruluğundan emin olamam ve ayrıca doğru olsa bile cemaatin yapısına hiç uymayan ve asla cemaatin geneline yayılmayacak şeyler olduğu için hayal mahsulü olma olarak değerlendirdim .

    Nelerdi itiraz ettiğim hükümler-hatırlayalım:

    1-F.Gülen cemaati milli eğitim’deki yaşayış tarzı bozuk öğretmenleri öğrencilere kötüler/öyle olmadıkları halde onlara iftira atar
    Bk.esrar içen,zina yapan öğretmenler diye iftira atma örnekleri

    2-Ailesi dindar olmayan çocuklara anne babalarının birer sapık olduklarını telkin ederek onlar üzerinde otorite kurmaları.

    3-Çocukların farklılıklara karşı kin ve nefretle doldurulmaları.Mesela Uğur Mumcu cinayeti gibi toplumu bölen provokasyonlara abilerin sevinmeleri…

    Toplumdaki hemen her kesimle en iyi diyaloğu kuran bir harekete yukardaki maddeler uymuyor arkadaşlar…

    İsterseniz sokağa çıkıp bir anket yapın…
    …..
    Bu arada çocuklara dini eğitim telkin edilmesini de yanlış bulmuşlar.
    Eğtim dediğiniz şey 18 yaşından sonra başlarsa bu dediklerinde haklı olabilirler.Ancak çağdaş eğitim artık anne karnından itibaren başlıyor.
    Haa bu arada çağdaş demişken çağdaş eğitim vakfının çalışmalarına da karşılar mı bilmiyorum.Kardelen projesi,SOS köyleri..vs. hatırlarsanız bunların misyonerlik bağlantılarına dair iddialar da yakın zamanda ortaya atılmıştı…

  38. Yazan:fizikci Tarih: Nov 19, 2007 | Reply

    Balbazar,

    Hiç güleceğim yoktu. :)

    İçeride falan değildim ben. Devlet okuluydu, analarımız, babalarımız bizi devlete teslim etmişler, devlet de bizi abilerin kucağına oturtmuştu.

    1. İçeriden değilsen bırak içerden olanlar konuşsun. İftira atma.
    2. Her kucağına oturduğun abiyi cemaatten mi sandın?

    Bak ben içerdenim. Eğer söylediğin gibi şeyleri içerde görüyor olsam bu cemaatte bir dakka durmam. Kimse durmaz.

  39. Yazan:Balbazar Tarih: Nov 19, 2007 | Reply

    Her kucağına oturduğun abiyi cemaatten mi sandın?

    Bu sözünüzle cemaatin size ne kadar insanlık, ne kadar ahlak, ne kadar vicdan kazandırdığını, farklı konuşana ne kadar tahammül edebildiğinizi, şirin maskenizin altından ne çirkin hakaretlere girebileceğinizi çok güzel gösteriyorsunuz. Fazla söze gerek yok, bir kez daha beni haklı çıkardığınız için teşekkür ederim.

    Eğtim dediğiniz şey 18 yaşından sonra başlarsa bu dediklerinde haklı olabilirler.

    Ellerin çocuklarının beyinlerini, ailelerinin iradesi dışında, kendi mutlak doğrularınıza göre yıkamak mı oluyor eğitim?

  40. Yazan:TT Tarih: Nov 19, 2007 | Reply

    balbazar:Ellerin çocuklarının beyinlerini, ailelerinin iradesi dışında, kendi mutlak doğrularınıza göre yıkamak mı oluyor eğitim?
    Her yıl on binlerce talebe ve dolayısıyla aileleriyle muhatap oluyorlar. Bu kadar geniş bir kitleye hitap eden insanların, velilerin iradesi ve rızası dışında iş yaptığını düşünmek,ailelerle diyaloglarının olmadığını iddia etmek, kusura bakmayın yine aynı şeyi söyleyeceğim ama; hayalcilikten başka bir şey değil…

    Cemaatlerin toplumsal bir ihtiyaca cevap verdikleri açık.Yani devlet tarafından dini hayata getirilen engellemelere karşı bir boşluğu doldurdukları için bu tür legal olmayan dini yapılanmalar var.

    Açıkça şu deniliyor
    devlet çocuklara dini eğitim vermesin,
    cemaatler de vermesin..
    Eee kim versin peki?
    -Hiç dini eğitim verilmesin!..

    Bunu fikirmiş gibi yazanlar, daha sonra aslında cemaat bahane İslamiyet karşıtlığı şahane.. türünden itham edildiklerinde ise yukardaki gibi yakınıyorlar…

  41. Yazan:Balbazar Tarih: Nov 19, 2007 | Reply

    Suat Bey, eger yeniden zihniyet ifsalarina iliskin bir yaziyi bassayfaya koymayi dusunurseniz, yukaridaki

    Her kucağına oturduğun abiyi cemaatten mi sandın?

    yorumunu da degerlendirirsiniz umarim.

    Cunku, bu cok ozel bir “azgelismislik” ornegi. Acik acik, agiz dolu kufur etmekten ote, ondan daha tehlikeli bir terbiyesizlik.

    Burada sorun, sadece benim cocukken cinsel tacize ugradigim ve dolayisiyla “i.ne” oldugum imasi degil. Tacizi, tacize ugrayanin kabahatiymis gibi gorme aliskanligi.

    Ve cinsel taciz uzerine espri yapmanin, karsinizdakine duydugunuz nefreti ifade etmek icin, boylesine sapikca metaforlar kullanmani kabul edilebilir seyler olmadigini herkesin anlamasi gerekiyor.

    Not: Benim yorumumda kullandigim “kucagina oturtmak” deyiminin mecazi anlamda kullanildigi, hicbir sekilde fiziksel/cinsel bir olaya deginmedigi, fizikcinin ise tam da benim anladigim sekilde bir imayla “espri” yapmaya ve aklinca “i.ne” oldugumu soylemeye, boylelikle beni sindirmeye calistigi cok acik. Allah hepimize akil, vicdan, insanlik versin.

  42. Yazan:fizikci Tarih: Nov 19, 2007 | Reply

    Balbazar,

    Sanki o ifade bana aitmiş gibi konuşuyorsun. Sen söyledin onu. Hiç değiştirmeden kullandım niye alınganlık yapıyorsun? Hayır madem alınacaksın niye öyle söylüyorsun? Başka bir şekilde ifade edemedin mi? Ben sana cevap verdiğim için senin ifadeni kullanıcam tabi ki. Sana durduk yere öyle bişey söyleyecek halim yok. Ama sen söylüyorsun ben ne yapayım?

    Bu sözünüzle cemaatin size ne kadar insanlık, ne kadar ahlak, ne kadar vicdan kazandırdığını, farklı konuşana ne kadar tahammül edebildiğinizi, şirin maskenizin altından ne çirkin hakaretlere girebileceğinizi çok güzel gösteriyorsunuz.

    Cemaate saldırmak için hiç bir fırsatı kaçırmazsın di mi? Hedefe öyle kilitlenmişsin ki, nasıl yaparım da cemaati işin içine karıştırır bi karalama imkanı yaratabilirim diye olağanüstü çaba sarfediyorsun. Bu gayretini hayır işlerinde kullansan evliya falan olursun eminim.

    Ellerin çocuklarının beyinlerini, ailelerinin iradesi dışında, kendi mutlak doğrularınıza göre yıkamak mı oluyor eğitim?

    Beyin yıkamak nedir kuzum? Ailelerin iradesinin içini-dışını nerden biliyorsun, hem de içeriden biri olmadığını itiraf etmişken? Senin mantığına göre ailelerin iradesi dahilinde çocukların beyni yıkanabilir mi? Senin çocuğun var mı, varsa beynini yıkıyor musun? Nasıl yıkıyorsun?

    Bence bırakın bu saçma lafları da şunu öğrenin: Işık evlerinde üniversite öğrencileri kalır. Bu öğrenciler beş vakit namazını kılan, dindar, hiç bir kötü alışkanlığı olmayan temiz insanlardır. Bunlar çevrede oturan çocuklara derslerinde yardımcı olurlar, ücretsiz ders verirler. Siz her ne kadar inanmasanız, inanmak istemeseniz de hiçbir çocuğa namaz kılması, ve benzeri konularda baskı yapılmaz. Ama çocuklar kendiliklerinden bu çok sevdikleri abilerini örnek alırlar. Hem dinlerini daha iyi öğrenir, hem derslerinde daha başarılı olurlar. Herşey son derece normaldir, yasaldır.

    Dindar abilerle kardeşleri arasındaki Allah rızasına ve fedakarlığa dayanan bu çok doğal etkileşim kimilerinin rüyalarına girer, kabusu olur. Buna “beyin yıkamak” derler, “çocuklar ailelerine düşman yapılıyor” derler, daha olmadık bir sürü iftiralarda bulunurlar. Ama yapılan şey o kadar masum, o kadar güzeldir ki, güneş gibidir, art niyetlilerin üflemesiyle sönmez, söndürülemez.

  43. Yazan:EDiTÖR Tarih: Nov 19, 2007 | Reply

    DEGERLI ARKADASLAR,

    YORUMLARINIZDA AZAMI EDEBI MUHAFAZA ETTIGINIZ ICIN TESSEKKUR EDIYORUZ.

    FIKIR CATISMALARININ KISISEL CATISMAYA DONUSMESININ NE BIZE NE DE ULKEMIZE BIR FAYDASI YOK.

    EDITOR

  44. Yazan:fizikci Tarih: Nov 19, 2007 | Reply

    Benim yorumumda kullandigim “kucagina oturtmak” deyiminin mecazi anlamda kullanildigi, hicbir sekilde fiziksel/cinsel bir olaya deginmedigi, fizikcinin ise tam da benim anladigim sekilde bir imayla “espri” yapmaya ve aklinca “i.ne” oldugumu soylemeye, boylelikle beni sindirmeye calistigi cok acik.

    Balbazar,

    Sen “kucağına oturtmak”la neyi kastettiysen, ben de onu kastediyorum. Senin ifadeni aynen kullandım. Kastı aşan manaları kendin çıkarıyorsun. Niyetimi okumaya falan çalışma boşuna. Buna rağmen üzülmene sebep olduysam özür dilerim ama bana çamura yatıyormuşsun gibi geliyor.

  45. Yazan:Balbazar Tarih: Nov 19, 2007 | Reply

    Sayin TT, karsinizdakini alelacele “islam dusmanligi” ile suclamadan once yukarida ne yazilmis okuma zahmeti gosterseydiniz, belki ben de “kendilerine aykiri her fikri islam dusmanligiyla itham ederler” genellememi sorgular, geri alir, gerekirse ozur dilerdim. Yukaridan aynen kopyaliyorum (alinti T. Suat Demren’in yorumundan):

    Devletin eğitim verme biçimini elbette eleştiriyoruz, ve şu andaki sistem, içerik hiç de hoş değil (yalnız, okullarda pozitivizm aşılandığı iddiası biraz komik). Ve evet, devletin eğitim verme biçimi belli standartlara uygun olmalı, tartışılmalı, üzerinde anlaşma sağlanmalı, denetlenmeli. İşte tam da bunlardan dolayı, devletin eğitimini beğenmiyorsanız, yapmanız gereken, kendi denetlenmeyen, tartışılmayan, üzerinde hiçbir anlaşma olmayan eğitim anlayışınızı gizli kapaklı ve yayılmacı bir şekilde yürürlüğe koymak değil. Bu sistemin değişmesi için demokratik kanallardan mücadele etmek. 700 “sansürcü” akademisyenin yaptığı gibi.

    “Gerçek laiklik” gibi bir kavram olduğuna inanmıyorum, ama şunlara katılıyorum:

    Devlet din eğitimi öğretimi işinden elini ayağını çekse, gerçek laikliğe geçse de bu iş “piyasa” ya bırakılsa keşke. O zaman piyasa mekanizması maksimum iyiyi bulacaktır. (Tabi bu egemenlerin işine gelmez, bilmem sizin işinize gelir mi)Hem böylelikle insanlar illegal yapılanmalardan medet ummak zorunda kalmaz. Bu gibi örgütlenmeler de şeffaf olur, bahsettiğiniz sakıncalar olmaz, olduğunda da serbest rekabet ortamında elenir gider. Yani sorunun kökeni yine devlettedir.

    Bu benim işime elbette gelir (yine üzerinde anlaşma sağlanılan standartlara uygun olarak denetlenmesi kaydıyla), ama bunu misal Cemil Çiçek’e ve tabanına anlatabilir misiniz, o taifenin işine gelir mi, orasını bilmiyorum. Onlar benden de, ulusalcılardan da daha güçlüler, onun için işin o kısmı daha önemli.

  46. Yazan:Balbazar Tarih: Nov 19, 2007 | Reply

    O cumlenin o kurulus bicimiyle ne anlama gelebilecegini, okuyanlarin ne anlayacagini hepimiz biliyoruz fizikci arkadasim. Eger boyle bir imada bulunma niyetiniz yoksa, soylediginizin oyle anlasilmasini istemiyorsaniz, cumlenizi ona gore kurarsiniz, “ben sen ne dediysen onu dedim” diye politika yapmazsiniz. Karsinizdakini salak yerine koymaktan vazgecin artik.

    Ne demek “kucagina oturdugun”? Bu mu benim soyledigim seyle ayni anlama geliyor? Bunda mi iyi niyet arayayim ben? Bunun ne kadar cirkin oldugunu aciklayinca ben mi camura yatmis oluyorum? Susayim, sineye mi cekeyim boyle bir terbiyesizligi?

  47. Yazan:Balbazar Tarih: Nov 19, 2007 | Reply

    Beyin yıkamak nedir kuzum? Ailelerin iradesinin içini-dışını nerden biliyorsun, hem de içeriden biri olmadığını itiraf etmişken? Senin mantığına göre ailelerin iradesi dahilinde çocukların beyni yıkanabilir mi? Senin çocuğun var mı, varsa beynini yıkıyor musun? Nasıl yıkıyorsun?

    Hepsinin cevabi yukarida var, once karsinizdaki ne demis, onu okuyun, sonra konusun.

  48. Yazan:Balbazar Tarih: Nov 19, 2007 | Reply

    Sanki o ifade bana aitmiş gibi konuşuyorsun. Sen söyledin onu. Hiç değiştirmeden kullandım niye alınganlık yapıyorsun? Hayır madem alınacaksın niye öyle söylüyorsun? Başka bir şekilde ifade edemedin mi? Ben sana cevap verdiğim için senin ifadeni kullanıcam tabi ki. Sana durduk yere öyle bişey söyleyecek halim yok. Ama sen söylüyorsun ben ne yapayım?

    Ne kadar sig, ne kadar karsisindakine saygi duymayan, ne kadar kendini akilli baska herkesi aptal sanan bir yaklasim bu.

    O kadar yazdigim arasindan onu cekip o cumleyi kurarak gosterdiniz seviyenizi, bosuna politika yapmayin.

    Ha bu arada, sadece anlam olarak degil, yazilim olarak da degistirdiniz. Ben eylemi pasif kullandim, siz aktif kullandiniz.

    Insan olun once, benim tek soyleyecegim o, once insan olun.

  49. Yazan:Gülcin Kacar Tarih: Nov 19, 2007 | Reply

    İnasn olam çok zordur.
    İnsan kalmaksa daha zordur.

  50. Yazan:TT Tarih: Nov 19, 2007 | Reply

    Balbazar:Sayin TT, karsinizdakini alelacele “islam dusmanligi” ile suclamadan once yukarida ne yazilmis okuma zahmeti gosterseydiniz, belki ben de “kendilerine aykiri her fikri islam dusmanligiyla itham ederler” genellememi sorgular, geri alir, gerekirse ozur dilerdim.

    Sn.Balbazar
    Sizin alıntıladığınız düşüncelerinizi okumamıştım ..
    O şekilde düşünüyorsanız ben özür dilerim tabii ki…

  51. Yazan:fuatogl Tarih: Nov 19, 2007 | Reply

    Bence bırakın bu saçma lafları da şunu öğrenin: Işık evlerinde üniversite öğrencileri kalır. Bu öğrenciler beş vakit namazını kılan, dindar, hiç bir kötü alışkanlığı olmayan temiz insanlardır. Bunlar çevrede oturan çocuklara derslerinde yardımcı olurlar, ücretsiz ders verirler.

    Işık evleri cemaatin genç insan devşirme hücreleridir. Tam anlamıyla hücre tipi örgütlenme. Gülenin kendi deyimiyle gençleri yakalayacak örümcek ağlarıdır. Bu ders çalıştırma vs lerde tamamen bu tarz bir örgütlenmeye hizmet içindir. Amiane tabir ile “adam kafalama” üzerine kurulu bir sistem. Bu şekilde işler, küçük öğrencilere ders verilir, benim gibi adamlara bedava zaman gazetesi vs.vs. Ve tam anlamıyla da yalan ve demagoyi üzerine kurulu ideolojik bir yapısı vardır. İçinde geliştirdiği anlayış arzuladığımız demokratik bir toplum yapısı ile taban tabana zıttır.

    Yalan ve demagoji örneğine zaman da çıkan bazı haberlerde açıkca görebiliriz. Balbazar vermişti bir yerde, Ufuk Uras gibi kökeni belli görüşleri belli bir adamı kıvırtmalarla PKK lı gösterme çabaları(3 farklı haber biliyorum). Çünkü solcuyum diyen bir insanın televisyonlarda takdir toplayan “takır takır” hali çok rahatsız edici onlar için. Bilimsel bir yayın da evrim hakkında bir haber çıkar, zaman da 180 derece tersi verilir inkar edilemiyecek yalanlar ile. 3 aylık bir yurt tecrübem olmuştu benim de. Sohbetlerde, şura larda başkaları için tamamen yalan üzerine kurulu şeyler anlatılır. Benim öğrendiklerim genelde İnsan Hakları Derneği üyelerinin ahlaksızlıkları ile ilgiliydi. Rock müziğin kötülükleri, evrim teorisinin yanlışlığı, Marx ın ailesine bile bakmayıp hizmetcisiyle kırıştıran bir ahlaksız oluşu, nazi askerleri savaşa giderken incil yerine türlerin kökeni kitabını taşıdıkları (sonradan merak ettim araştırdım biraz, bazı nazi askerleri Nietzsche nin kitabını taşırmış ) vs.vs. seviyesinde şeyler. Bırakalım yani şu 5 vakit namaz, temiz ahlaklı insan yetiştirme işlerini. Yalan ve demagoji ile ahlaklı insan yetişmez.

    [...]Tacizi, tacize ugrayanin kabahatiymis gibi gorme aliskanligi.

    Aynen katılıyorum Balbazar.

  52. Yazan:fizikci Tarih: Nov 20, 2007 | Reply

    Kayınpederimin evinin üst katına öğrenciler taşınmış. Bir gün gelmişler ziyaret etmişler, kayınvalideye “bizim yukarıdan size gürültümüz geliyordur, belki sizi rahatsız ediyoruzdur, kusurumuza bakmayın” falan demişler. Yanlarında da çam sakızı çoban armağanı bir kandil getirmişler. Kayınvalide anlata anlata bitiremiyor “çok edepli çocuklar, çok efendi çocuklar, bu zamanda böyle nasıl yetiştirmiş aileleri, biz kendi çocuğumuza sahip çıkamıyoruz..” falan, hayret ediyor. Onlar da iadei ziyaret yapmışlar. “Böyle öğrenci evi nasıl olur, bizim evden daha temiz, temizliği de kendileri yapıyorlarmış…” diyor. Kayınvalidenin tabi temizlik dikkatini çekiyor.

    Zavallılarım bilmiyorlar orası hücre evi. O temiz zannettikleri gençler dünyanın en tehlikeli canavarları(!)

    Neyse ben de çıktım tanıştım hemen. Tertemiz ve çok sade bir ev. Televizyon bile yok düşünebiliyor musunuz? İşleri güçleri dersleriyle. (Üniversitedeyken arkadaşların birlikte kaldığı ne öğrenci evleri görmüştük. Mutfağa girmeye korkardınız. Ortalığı pislik götürürdü.) Hayatımda ilk defa ışık evi görmüyordum elbet. Eski kulağı kesiklerdeniz ne de olsa. Ama en son on sene kadar önce görmüştüm. Bu sefer de ilk defa görüyor gibi heyecanlanmıştım. Bir tane beyaz tahta var salonda, en son çocuklara anlattıkları dersle ilgili yazılar kalmış üzerinde. Bir derdiniz sıkıntınız var mı diye sordum. Kardeşlerim onlar benim, yeterki söylesinler emir telakki ederim. “Yok Allah’a şükür” dediler. Ders verme işinden, çocuklardan vs. konuştuk. (Balbazar’a göre beyni yıkanan, bana göre dünyanın en şanslı çocuklarından bahsediyorum) Bu gençlerin hepsi sözelciymiş, matematik fizik gibi dersleri verirken zorlanıyorlarmış, ekstra çalışmak zorunda kalıyorlarmış. Tek dertleri bu. Fedakarlığa bakar mısınız? Benim gözlerim yaşardı. Sarılıp yanaklarından öpmemek için kendimi zor tuttum. “Biz ne güne duruyoruz yahu” dedim “fizikçiyim ben, o dersleri rahatlıkla veririm, Ct veya Pa günü belli bir saati bana bildirin” dedim. Sonra bi şekilde hallettiler, bana ihtiyaç kalmadı.

    Tabi irtibatı koparmadım. Bunları arabamla alıp, sabah namazına Aziz Mahmut Hüdayi’ye, Eyüp Sultan’a götürdüm bir iki defa. Dönüşte de bizim evde kahvaltı yaptık hep beraber. Birlikte namaz kıldık, tesbihat yaptık. Hayatımın en güzel anları desem abartmış olmam.

    Bu çocukların hiçbiri ne benim akrabam, ne benim başka bişeyim. İlk defa görüyorum. Anadolu’nun bağrından kopup gelmişler İstanbul’a.. Kimi Malatya’dan, kimi Manisa’dan.. Güzellerden daha güzel Anadolu insanları.. Birbirimize olan muhabbetimizin tek kaynağı var: Allah rızası. Allah sevdiğini insanlara sevdirirmiş, onları da bana öyle sevdiriyor işte.

    Şimdi birileri bu güzelliğe hakaretler yağdırınca, bu “gönüllüler hareketi”ne olmadık iftiralar atınca nasıl ahsabım bozulmaz?

  53. Yazan:Mehmet Yılmaz Tarih: Nov 20, 2007 | Reply

    Fizikçi Bey Kardesim,

    içten yazmissiniz, iyi etmissiniz. Sayin Demren’in güzel bir lafi vardir : “aidiyetiniz aklinizin önüne geçmemeli” diye. Cemaatler çerçevesinde yapilan güzel isleri biliyoruz. Ama bu temiz duygulardir ki kötü niyete de zemin hazirlar. Az da olsa dinin sömürülmesi diger sömürülerden daha çok dikkat çekiyor, rahatsiz ediyor. Siradan bir adamin hirsizlik yapmasiyla bir kanun adaminin hirsizlik yapmasi ayni sey mi?

    Cemaatleri de yozlasmaktan ve yobazlasmaktan koruyacak sey akil, özelestiri ve sagduyudur kanimca.

    Sözüm meclisten disari, teslimiyet yüzünden Kur’an ve sünnetten uzaklasilan durumlar var.

    Dini konularda bilgisine güvendigimiz bir kisiyi her konuda yanilmaz kabul etmek bize zarar getirmez mi? Kutsal kitaplarda peygamberlerin dahi yanildigina dair ifadeler var.

    Ve bir cemaatin imajini savunurken asabimizin bozuldugunu gizleyemezsek o cemaatin imajina zarar vermis olmaz miyiz?

    Peygamberimizin güzel bir ögütü vardir bu konuda ve biliyorsunuzdur muhakkak : (mealen) “Dedikoduya tanik oldugunuzda kötülenen kisi hakkinda iyi bir sey söylemeye çalisin, mümkün degilse oradan uzaklasin”

    Muhabbetlerimle

  54. Yazan:gulcin kacar Tarih: Nov 21, 2007 | Reply

    Düşünce düşmanı
    Düşünceye düşman
    Allaha inanmayandır
    Çünkü
    Düşünceyi veren Allah tır
    Şimdi dersini hayır kötü düşündüren şeytandandır
    Peki şeytanı yaratan kimdir
    Yine Allah tır
    Öyleyse
    Her şey Allahtan
    Buna inanmayan
    Sa şaşkın insan

  55. Yazan:sinan Tarih: Nov 28, 2007 | Reply

    islamın hoşgörüsünün yayılması ve bilinçli bir neslin oluşması için çalışan herkesten Allah razı olsun. ben de takdir ediyorum. bu çalışmaları takdir etmemek elde değil. fakat ben “dinler arası diyalog” olayını halen çözmüş değilim. onlar bizim dinimizi kitabımızı peygamberimizi red ediyorlar kötü gösteriyorlar biz ise onlar ile diyalog kurma ya çalışıyoruz. acizane bana göre onlarla diyolag kurmak için öncelikle onların bizim değer verdiğimiz şeylere saygı göstermesi gerekmez mi?
    Allahın vaad ettiği İslam birliği için çalışmak gerekirken bu çalışma niye???

  56. Yazan:Mehmet Yılmaz Tarih: Nov 29, 2007 | Reply

    Selamlar Sinan Bey,

    Degisik dinlerden insanlar ile diyalog kurmak gerçekte Islam alemine yapilacak en büyük hizmetlerden biri.
    1) Savaslardan gerginliklerden kaçinmak,
    2) Bilim ve teknolojide kaybedilen zamani yakalamak,
    3) Farkli kültür ve inanislar sayesinde kendimizi daha iyi tanimak için Müslüman olmayanlara ihtiyacimiz var.

    Bu gibi tereddütlerde zaten en güzeli Peygamberimizin sünneti degil midir?

    O hiçi bir zaman Müslümanlarin içine kapanik, sadece kendi içinde ticaret, ilim vb yapan bir ümmet olmasini istemedi.

    Kaldi ki Hristiyanlik ve Yahudiligin tarihine, referanslarina bir parça derinlemesine bakarsaniz inanin çok sasiracaksiniz.

    Hz Isa neden sünnetliydi? Neden hiç domuz eti yemedi? Sünneti ve domuz yasagini kim ne zaman kaldirdi Htistiyanliktan? Isa’nin tanri oldugunu iddia eden hristiyanlar ile buna karsi çikanlar hangi noktalarda çatisiyorlar?

    Papalik tarafindan yasaklanan gnostik incillerde ne yaziyordu? Hz Isa “benden sonra bir baska PARAKLITOS daha gelecek” (Yohanna incili, 14-1-ci ayetler)derken neyi kasdetti? Neden Incil’de iffetli kadinlarin saçlarini örtmesi emrediliyor? Neden (mealen) “Rabbine secde et” deniliyor?

    Yani Hristiyanlar Isa’ya “Tanri’nin oglu diyor” diye kestirip atanlara aldirmadan Hz Isa ne demis, ilk hristiyanlar ne yazmis, papalik bu mesajlari nasil degistirmis… Bütün bunlara bakmak lâzim.

    Muhabbetle

  57. Yazan:fuatogl Tarih: Nov 29, 2007 | Reply

    Fizikci dostum. Güzel şeyler anlatmışsınız. Hepimiz insanız.
    Cemaateki insanlara kötü kalplidir, berbattir diyen yok. Dahil oldukları yapıdan bahsediyoruz. Birçok güzel insan elbette vardır bu cemaatin içersinde de. Mesele o değil. Bak bende bir örnek vereyim. Çok uzun yıllar önce üniversitenin başlarında devrimci bazı arkadaşlarım vardı, çeşit çeşit.Bu çeşitlerden bir tanesini seçiyorum. Aynı evde kalan vesaire tipler vardı tanıdığım. Sıcak, samimi, paylaşımcı, yardımsever birbirlerine canını verecek tipler. Hatta inanmazsınız öyle pek alkol falan da kullanmazlardı küçük burjuva özentisi olarak gördükleri için :) Neredeyse her söylediklerine karşı çıkmama rağmen yinede candan davranırlardı, sabırla anlatırlardı neden onların yolunu seçmem gerektiğini vs.vs…TIKP liydi bunlar :) Hiç hazetmem…ama insanlar yinede insandı. Gülen cemaati elbette bir TIKP değil, ama ne demek istediğimi anlatabildim sanıyorum.

  58. Yazan:fizikci Tarih: Nov 29, 2007 | Reply

    Sinan Bey,

    Bir sürü hristiyana Efendimiz -haşa- kiliseye ihanet etmiş bir papaz, bir yalancı peygamber olarak anlatıldı. Buna gerçekten inanan bir sürü insan var dünyada. Doğrusunu gösterebilmek için hristiyanlarla diyalog kurmaktan başka ne yapabiliriz? “Hristiyanlar gelsin bizimle diyalog kursun, önce bizim değerlerimize saygı duysunlar” dersek Efendimiz hakkındaki bu iftirayı nasıl ortadan kaldırabiliriz? Biz onların gerekirse ayağına gitmeli ve Efendimizi onlara doğru şekilde anlatmalıyız.

    Hristiyan memleketinde doğsaydınız, adınız Sinan değil de ne bileyim Simon olsaydı, sizinle diyalog kurmayan müslümanlar yüzünden Muhammed denildiğinde aklınıza “hristiyanlığa ihanet etmiş bir yalancı peygamber” gelseydi.. Herhalde bunun vebalini o müslümanlarla birlikte yüklenmiş olurdunuz. Hatta siz o müslümanlardan daha masum sayılabilirdiniz.

    Mehmet Bey’in söylediği konular diyalog ortamında hristiyanlarla konuşulabilirse ehli hak hristiyanlar ya müslüman olacaktır, ya da en kötü ihtimalle İslam’ı da hak din olarak kabul edeceklerdir. Zaten daha şimdiden diyalog sayesinde kilisede Cevşen okuyan papazların haberleri gelmiyor mu? Bu diyalog çalışmaları Müslüman İseviler’e giden yolu açıyor. İnşallah o günleri göreceğimize inanıyorum.

  59. Yazan:yonca Tarih: Jan 3, 2008 | Reply

    doğrusunu söylemek gerekirse cemaatin amacının (gerçek amacının)daha ne olduğunu bilmiyorum.yaptıkları iş güzel dinimizi tanıtıyorlar.ama işin sanki birazda siyasi tarafı var gibi anlamıyorum inşallah gerçek amaçları dini tanıtmaktır.

  60. Yazan:fizikci Tarih: Jan 4, 2008 | Reply

    Yonca (Hanım/Bey),

    Fethulah Gülen bir siyasi parti kursa AKP kadar olmaz belki bilmiyorum ama epey bi oy toplar, meclise kesin girer. Ama derdi bu değil ki, siyasete yanaşmıyor. İşi tavanla değil tabanla.

    “Siyasi taraf”tan kastınız, devleti ele geçirmek gibi bişeylerse Devleti ele geçirmek başlıklı yazımıza bir göz atabilirsiniz.

  61. Yazan:efe Tarih: Mar 14, 2008 | Reply

    Yani bu ülke ne cemaatler gördü ne liderler gördü hepsi geldi geçtiler.insanın niyeti önemlidir,samimiyeti önemlidir,ben ne bu camaatin samimiyetine ne de yaptıklarının ülkemin menfaati için olduğuna iananmıyorum,zaman bunu gösterecek bize,ilahi adalaet tecelli eder elbet…hiç bir kurum kuruluş cemaat vs bu bayrağın gölgesi altında kendi hizmetinin gerkçelerini yerine getirmek için,bu ülkenin çıkarlarını ikinci plana atamaz…

  62. Yazan:Gazi Torun Tarih: Mar 22, 2008 | Reply

    bir düşünür “önce doğruyu bilmek gerekir doğru bilinirse yalnış ta bilinir ancak önce yalnış öğrenilirse doğru bulunamaz” der.
    yani arkadaşlar, önce islamı bilmek lazım sonra zaten kimseyi eleştirmiyorsunuz, kendinizle ilgileniyorsunuz.. Fethullah Hocaefendiyi hep örnek kabul ettim 100 den fazla eserini takip ettim (kitap-video) bence objektif olarak dinleyen ve islamı bilen çok sever Hocaefendiyi… Allah bize birbirimizi sevmeyi nasip etsin.

  63. Yazan:efe Tarih: Mar 25, 2008 | Reply

    bunu sis perdesi oratadan kalkınca göreceğiz…
    bana şimdi Fetullah Gülen masumane bir şekilde insanlara doğru yolu göstermek için çıktığı bu yolda arkasına bu kadar gücü topladığını söyleme,arkasındaki gücün adını okuyabilmek için müneccim olmaya gerek yok,yaptıkları söyledikleri ile örtüşmüyor.

  64. Yazan:kamil Tarih: Apr 6, 2008 | Reply

    ALLAH TÜRKÜ KORUSUN VE YÜCELTSİN

  65. Yazan:kamil Tarih: Apr 6, 2008 | Reply

    Sen O münafıkları gördüğün zaman, kalıpları hoşuna gider ve söylerlerse, dediklerine kulak verirsin. Sanki onlar direk olmuş keresteler gibidirler. Her gürültüyü, korkularından kendi aleyhlerinde sanarlar. Onlar düşmandırlar; onun için (kendilerine emniyet etme) onlardan sakın. ALLAH kahretsin onları! Hakdan nasıl çevriliyorlar.(Münafikun 4)

  66. Yazan:kamil Tarih: Apr 6, 2008 | Reply

    1. “Tesettür teferruattır” diyerek kendi zannı ile beyanat verdi.

    Şu Âyet-i kerime ile onun bu sözünü çürüttük:

    “Resul’üm! Mümin kadınlara da söyle. Gözlerini harama bakmaktan sakınsınlar, ırzlarını namuslarını korusunlar. Ziynet yerlerini açıp göstermesinler. Ancak bunlardan görünmesi zaruri olan (yüz ve eller) müstesnâdır. Başörtülerini (göğüs ve boyunları görünmeyecek şekilde) yakalarının üstüne koyup örtsünler.” (Nur: 31)

    Allah-u Teâlâ din-i İslâm’ında setri, örtünmeyi kesin şart koymuş, farz kılmıştır.

    2. Hıristiyan papazları, yahudi hahamları ile hoşgörü toplantıları yaparak; “Keşke her köşeye bir hoşgörü vakfı kursak da herkes hoşgörü soluklasa.” dedi.

    Şu Âyet-i kerime ile onun bu sözünü çürüttük:

    “Ey inananlar! Yahudi ve hıristiyanları dost edinmeyin. Onlar birbirinin dostudurlar, sizden kim onları dost edinirse, o onlardandır.” (Mâide: 51)

    Allah-u Teâlâ bu Âyet-i kerime’si ile yahudi ve hıristiyanlarla dost olmayı yasaklamış, onları dost edinenin onlardan olduğunu beyan etmiştir.

    3. “Kimse kimseye inancından dolayı ithamda bulunmayacak, kimse kimseye dininden ya da dinsizliğinden dolayı taanda bulunmayacak.” dedi.

    Şu Âyet-i kerime ile onun bu sözünü çürüttük:

    “Ey Peygamber! Kâfirlerle ve münafıklarla cihad et, onlara karşı sert davran. Onların varacağı yer cehennemdir. O gidilecek yer ne kötüdür.” (Tevbe: 73)

    4. Hazret-i Allah’ın, Resulleri arasında vahiy elçisi olan Cebrâil Aleyhisselâm hakkında; “Gökyüzünden inse, parti kursa, kusura bakma ben senin partine girmem desteklemem derim.” dedi.

    Şu Âyet-i kerime ile onun bu sözünü çürüttük:

    “İşte onlar Allah’ın hizbi (partisi)’dir. İyi bilin ki kurtuluşa ulaşacak olanlar Allah’ın hizbi (partisi)’dir.” (Mücâdele: 22)

    Bu Âyet-i kerime’yi Allah-u Teâlâ’nın emriyle getiren Cebrâil Aleyhisselâm’dır. Bu Âyet-i kerime’sinde “Ülâike hizbullah” = “Bu benim ve Resul’ümün partisidir.” diye ilân etti. Onun girmem dediği parti işte budur.

    5. Necip tarikatlere dil uzatarak; “Tarikatler bir dönemdeki misyonunu eda etmişlerdir. Zaman böyle fert zamanı değil, cemiyet zamanıdır.” dedi.

    Şu Âyet-i kerime ile onun bu sözünü çürüttük:

    “İyi bilin ki Allah’ın veli kulları için hiçbir korku yoktur, onlar mahzun da olmayacaklardır.” (Yunus: 62)

    6. “Kadından idareci olmasının hiçbir sakıncası yoktur.” diyerek Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem-e ve Hazret-i Allah’a karşı gelmiştir.

    Şu Âyet-i kerime ile onun bu sözünü çürüttük:

    “Peygamber size neyi verdiyse onu alın, neyi yasak ettiyse ondan sakının.” (Haşr: 7)

    Binaenaleyh Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz:

    “Mukadderatını bir kadının eline veren millet felâh bulmaz.” buyuruyor. (Buhârî, Tirmizî)

    7. Gerek himmet geceleri, gerek iftar ziyafetleri ile trilyonlarca lira para toplayıp Hazret-i Allah’ın emrine karşı geliyor.

    Şu Âyet-i kerime ile onların bu icraatlarını çürüttük:

    “Sizden hiçbir ücret istemeyenlere uyun, onlar doğru yoldadırlar.” (Yâsin: 21)

    Bu Âyet-i kerime’sinde Cenâb-ı Hakk para toplayanların doğru yolda olmadığını beyan ediyor.

    8. Onların ise dini ayrıdır, kitabı ayrıdır, bütün beyanatları, icraatları kurdukları narcılık dinine göredir.

    Şu Âyet-i kerime ile onların narcılık dinini çürüttük:

    “Amma ne var ki insanlar din hususunda kendi aralarında parçalara bölündüler, çeşitli kitaplara ayrıldılar. Her bölük, her parti kendi tuttuğu yoldan memnundur, yanında bulunan din veya kitapla sevinmektedir.” (Müminûn: 53)

    Cenâb-ı Hakk inananları bir tek ümmet kabul ediyor ve teklikten ayrılanlar huduttan ayrılmış oluyor.

    Bu sitede geçen yazıların tümü Muhterem Müellif Ömer Öngüt beyin eserlerinden yararlanılarak hazırlanmıştır

  67. Yazan:metin sahin Tarih: Apr 6, 2008 | Reply

    DOWN WITH UNRULY CULT

  68. Yazan:ali sönmez Tarih: Apr 6, 2008 | Reply

    dostlar sabırla tüm yazılanları okudum…
    bir kaç noktada tartışmalar döğümlenmiştir.
    bir döğüm noktası..
    bunlar zina yapıyor ve esrar içiyor tartışması.
    bana zina gelen konu
    karşı taraf için
    beden özgürlüğü
    hayat özgürlüğü
    canının istediği gibi yaşama…
    peki bu yaşayış biçimini benimseyen kişler bu toplumda yok mu.
    yani benim zina gördüğüm konuyu bir özgürlük konusu gören, benim ahlaksızlık olarak gördüğümü tabi hakkı gören yok mu?
    öyleyse bu iki taraf varsa elbette bu sözler söylenecektir.
    bazı kardeşlerin islamı yanlış anlaması var. gıybet gizli yapılanları ortaya saçmamadır. ama adam eğer ki günahını orta yerde yapıyorsa bunun artık gıybeti kalmıyor.
    ama bunlar sadece bir zanna bakarak böyle bir idda bulunuyorlarsa elbhbete mufteri olurlkar.
    ……………
    ikinci nokta fethullah hoca neden bunu yapıyor bunu yapmıyor diyenlerde iki sınıf…
    bir sınıf muhallif fikirdekilerdir. bunlar hoca efendinin faliyetlerini elbette kendi fikriyatı için bir tehlike göreceketir. elbette inandığı doğruları için hoca efendiye çamur da atacak onu karalamaya çalışacaktır…
    böyle kişilerle tek konuda anlaşırsak belki tarışmalardan bir sonuc çıkar.. vicdanlı olmayı. beğenmediği muhalifini alt etmek için her yol mubahtır diyenlerdense elbette o kişiyle tartışmanın bir anlamı olmayacaktır.
    ama eğerki vicdanlı olmayı kabul edecekse elbbete yapılan tartışmalar bir sadre şifa olacaktır.
    ………….
    bu ömer öngütten bize pasajlar sonan kardeşin temel yanlışı kuranı türkçe mealden okuyarak burda geçen ayetle hüküm tesis etmesidir.
    mesela biz türkçede veli dediğimiz zaman evliya aklımıza gelir. ama arapçada ki VELİ kelimesi evliya değil bir şekilde sahibi anlamında kulllanlır…

    5. Necip tarikatlere dil uzatarak; “Tarikatler bir dönemdeki misyonunu eda etmişlerdir. Zaman böyle fert zamanı değil, cemiyet zamanıdır.” dedi.

    Şu Âyet-i kerime ile onun bu sözünü çürüttük:

    “İyi bilin ki Allah’ın veli kulları için hiçbir korku yoktur, onlar mahzun da olmayacaklardır.” (Yunus: 62)

    ……………
    kardeşimiz burda geçen eli kelimesini tarikat erbabının kullandığı evliya karşılığı olan veli ile karıştırması ise tamamaıyla fecaaatır..
    ………..
    aynı fecaatı tüm islami kesimin hoca efendiyi topa toturken yorumladığı bu ayette görmekteyiz.
    ………..

    2. Hıristiyan papazları, yahudi hahamları ile hoşgörü toplantıları yaparak; “Keşke her köşeye bir hoşgörü vakfı kursak da herkes hoşgörü soluklasa.” dedi.

    Şu Âyet-i kerime ile onun bu sözünü çürüttük:

    “Ey inananlar! Yahudi ve hıristiyanları dost edinmeyin. Onlar birbirinin dostudurlar, sizden kim onları dost edinirse, o onlardandır.” (Mâide: 51)

    ……………….
    burda geçen DOST kelimesi ayette dost yani halil olarak değil VELİ olarak geçmektedir. veli kelimesi ise ……..dost değil himaye den koruyp kollayan anlamına gelir.

    ……..
    peki siz ayette geçen VELİ sözünü dost olarak çevirirseniz ne olur biliyormusnuz..

    iki kelam iki yemek yediği kişiye dost diyen ortalama türkçe bilen bir kişinin aklına işte bu dostluk tanımı gelir. nitekim görüşmek ve konuşmayı dostluk olarak birlen ortalama vatandaş aklı işte iki papazla konuşmayıda dostluk olarak anlacaktır..
    ……………
    işte dostlar bence gelin gerçek anlamıyla kuranı kuran olarak okuyalım…türkçeyide düzgün öğrenelim. yoksa 90 defa ebucehilin kapısına gitmiş PAK RESULU bilmeden ebu cehile dost edersiniz MAAZALLAH…

  69. Yazan:ali sönmez Tarih: Apr 6, 2008 | Reply

    Tesettür teferruattır” diyerek kendi zannı ile beyanat verdi.
    ………….
    furuat ile teferuatı karıştırma…
    furuat demek asıl olmamaktır.
    yani dinin temel direği namz gibi değil oruç gibi değil…
    ………
    peki sıkıntı ne biliyormusunuz dostlar…
    furuatı ve teferruatı tükçenin katlettiği şekliyle anlamaktır.
    ortalama vatandaşın dilinde teferuat demek önemsiz demek. ama kavram itibariyle önemsiz değil asıl olmayan ama asla bağlı alt başlık olan demek…
    peki dostlar fark ettik mi bazı yanlışları neden tekrarlıyoruz. türkçenin ırzına geçtiğimiz için….
    ……………Ancak fürûât demek, Türkçemizde anlaşıldığı şekliyle ‘olmasa da olur’ gibi bir mefhumu akla getirmemelidir. Bunların fürûât olması, asıl ile olan münasebet ve mukayeseleri neticesi ve tamamen yukarıdaki taksim ve tasnif itibarıyladır. Yoksa ibadetsiz imanın tam olmayacağı izahtan varestedir.

    Bu konuya isterseniz küçük bir örnek ile tenvir etmeye çalışalım: Siz terazinin bir kefesine imanı, diğer kefesine farz olan tesettürü koyarsanız, iman kefesinin ağır bastığına şahit olacaksınızdır! Çünkü, Allah katında en önemli esas İmandır! Peki, bu tesettürün önemsiz veya ehemmiyetszi olduğu anlamına gelirmi? Hayır gelmez, sadece İmanın Allah katında ne denli büyük bir Konumunun olduğuna bir işarettir!
    ….
    eğer ki amacımız hakikatı bilmekse ben bu konuyu bu şekilde kavradım. farklı kavrayan tekfir etmeden bana da anlatabilir…

  70. Yazan:ali sönmez Tarih: Apr 6, 2008 | Reply

    1. Dostlar sabırla tüm yazılanları okudum…
    bir kaç noktada tartışmalar düğümlenmiştir.
    bir düğüm noktası..
    Bunlar zina yapıyor ve esrar içiyor tartışması.
    Bana zina gelen konu
    karşı taraf için
    beden özgürlüğü
    hayat özgürlüğü
    canının istediği gibi yaşama…
    Peki, bu yaşayış biçimini benimseyen kişler bu toplumda yok mu?
    Yani benim zina gördüğüm konuyu bir özgürlük konusu gören, benim ahlaksızlık olarak gördüğümü tabi hakkı gören yok mu?
    Öyleyse bu iki taraf varsa elbette bu sözler söylenecektir.
    Bazı kardeşlerin İslami yanlış anlaması var. Gıybet gizli yapılanları ortaya saçmamadır. Ama adam eğer ki günahını orta yerde yapıyorsa bunun artık gıybeti kalmıyor.
    Ama bunlar sadece bir zanna bakarak böyle bir iddia bulunuyorlarsa elbet müfteri olurlar.
    ……………
    İkinci nokta fethullah hoca neden bunu yapıyor bunu yapmıyor diyenlerde iki sınıf…
    Bir sınıf muhalif fikirdekilerdir. Bunlar hoca efendinin faaliyetlerini elbette kendi fikriyatı için bir tehlike görecektir. Elbette inandığı doğruları için hoca efendiye çamur da atacak onu karalamaya çalışacaktır…
    böyle kişilerle tek konuda anlaşırsak belki tartışmalardan bir sonuç çıkar.. Vicdanlı olmayı. Beğenmediği muhalifini alt etmek için her yol mubahtır diyenlerdense elbette o kişiyle tartışmanın bir anlamı olmayacaktır.
    Ama eğer ki vicdanlı olmayı kabul edecekse elbet yapılan tartışmalar bir sadre şifa olacaktır.
    ………….
    Bu Ömer öngütten bize pasajlar sunan kardeşin temel yanlışı kuranı Türkçe mealden okuyarak burada geçen ayetle hüküm tesis etmesidir.
    Mesela biz Türkçe de veli dediğimiz zaman evliya aklımıza gelir. ama Arapça da ki VELİ kelimesi evliya değil, koruyup kollama…sen git senin sahibin velin gelsin. Seni koruyup kolayan gelsin. Yaşın ermez demek gibi.. anlamında kullanılır…
    5. Necip tarikatlere dil uzatarak; “Tarikatler bir dönemdeki misyonunu eda etmişlerdir. Zaman böyle fert zamanı değil, cemiyet zamanıdır.” dedi.
    Şu Âyet-i kerime ile onun bu sözünü çürüttük:
    “İyi bilin ki Allah’ın veli kulları için hiçbir korku yoktur, onlar mahzun da olmayacaklardır.” (Yunus: 62)
    ……………
    kardeşimiz burada geçen veli kelimesini tarikat erbabının kullandığı evliya karşılığı olan veli ile karıştırması ise tamamıyla fecaaatır..
    ………..
    aynı fecaati tüm İslami kesimin hoca efendiyi topa tutarken yorumladığı bu ayette görmekteyiz.
    ………..
    2. Hıristiyan papazları, yahudi hahamları ile hoşgörü toplantıları yaparak; “Keşke her köşeye bir hoşgörü vakfı kursak da herkes hoşgörü soluklasa.” dedi.
    Şu Âyet-i kerime ile onun bu sözünü çürüttük:
    “Ey inananlar! Yahudi ve hıristiyanları dost edinmeyin. Onlar birbirinin dostudurlar, sizden kim onları dost edinirse, o onlardandır.” (Mâide: 51)
    ……………….
    burada geçen DOST kelimesi ayette dost yani Halil olarak değil VELİ olarak geçmektedir. veli kelimesi ise ……..dost değil himaye den koruyup kollayan anlamına gelir.
    ……..
    peki siz ayette geçen VELİ sözünü dost olarak çevirirseniz ne olur biliyor musunuz?.
    İki kelam iki yemek yediği kişiye dost diyen ortalama Türkçe bilen bir kişinin aklına işte bu dostluk tanımı gelir. nitekim görüşmek ve konuşmayı dostluk olarak birlen ortalama vatandaş aklı işte iki papazla konuşmayı dostluk olarak anlayacaktır..
    ……………
    İşte dostlar bence gelin gerçek anlamıyla kuranı kuran olarak okuyalım… Türkçeyi de düzgün öğrenelim. Yoksa 90 defa ebucehilin kapısına gitmiş PAK RESULU bilmeden abu cehille dost edersiniz MAAZALLAH…
    .
    Tesettür teferruattır” diyerek kendi zannı ile beyanat verdi.
    ………….
    furuat ile teferruatı karıştırma…
    furuat demek asıl olmamaktır.
    yani dinin temel direği namaz gibi değil oruç gibi değil…
    ………
    peki sıkıntı ne biliyormuşsunuz dostlar…
    furuatı ve teferruatı Türkçenin katlettiği şekliyle anlamaktır.
    Ortalama vatandaşın dilinde teferruat demek önemsiz demek. Ama kavram itibariyle önemsiz değil asıl olmayan ama asla bağlı alt başlık olan demek…
    Peki dostlar fark ettik mi bazı yanlışları neden tekrarlıyoruz. Türkçemin ırzına geçtiğimiz için….
    ……………
    Ancak fürûât demek, Türkçemizde anlaşıldığı şekliyle ‘olmasa da olur’ gibi bir mefhumu akla getirmemelidir. Bunların fürûât olması, asıl ile olan münasebet ve mukayeseleri neticesi ve tamamen yukarıdaki taksim ve tasnif itibarıyladır. Yoksa ibadetsiz imanın tam olmayacağı izahtan varestedir.
    Bu konuya isterseniz küçük bir örnek ile tenvir etmeye çalışalım: Siz terazinin bir kefesine imanı, diğer kefesine farz olan tesettürü koyarsanız, iman kefesinin ağır bastığına şahit olacaksınızdır! Çünkü, Allah katında en önemli esas İmandır! Peki, bu tesettürün önemsiz veya ehemmiyetszi olduğu anlamına gelirmi? Hayır gelmez, sadece İmanın Allah katında ne denli büyük bir Konumunun olduğuna bir işarettir!
    ….
    Eğer ki amacımız hakikati bilmekse ben bu konuyu bu şekilde kavradım. Farklı kavrayan tekfir etmeden bana da anlatabilir…

    Yayınlanmammışsa ben bu yazının yayınlanmasını isterim sayın editörüm

  71. Yazan:fizikci Tarih: Apr 7, 2008 | Reply

    kamil önce dedi ki:

    ALLAH TÜRKÜ KORUSUN VE YÜCELTSİN

    kamil sonra şu ayete dikkat çekti:

    Sen O münafıkları gördüğün zaman, kalıpları hoşuna gider ve söylerlerse, dediklerine kulak verirsin. Sanki onlar direk olmuş keresteler gibidirler. Her gürültüyü, korkularından kendi aleyhlerinde sanarlar. Onlar düşmandırlar; onun için (kendilerine emniyet etme) onlardan sakın. ALLAH kahretsin onları! Hakdan nasıl çevriliyorlar.(Münafikun 4)

    Ah Kamil, eğer FG cemaati bir gürültü ise ve sen de her gürültüyü kendi aleyhine sanan “tanrı türkü korusun”culardan isen ne olacak?

    Sen öyle değilsin Kamil, ben biliyorum, iyi niyetlisin. Ama “iyi niyetli olmak” sana özel bir şey değil. Onlar da iyi niyetli. Ne sen kafirsin, ne onlar. Hem onlar asla senin gibiler için kafir/münafık demezler, demediler. Sen de deme.

    Türkiye üzerinde -inşallah son- oyunlarını oynamaya çalışan, ırkçılığı kışkırtan, FG düşmanlığını yaymaya çalışan, darbelere davetiye gönderen, ergenekon operasyonuyla sıkışınca parti kapatmaya yeltenen o menfaat şebekesinin oyununa gelme. Aklını kullan.

  72. Yazan:metin sahin Tarih: Apr 9, 2008 | Reply

    everybody has hıs own cult

  73. Yazan:efe Tarih: Apr 10, 2008 | Reply

    “Amerika da şu andaki konum ve gücüyle bütün dünyaya kumanda edebilir. Bütün dünyada yapılacak işler buradan idare edilebilir ve hatta denilebilir ki, şöyle veya böyle Amerika ile dostça geçinmeden, destek almak değil, dostça geçinmeden, Amerikalılar istemezlerse, kimseye dünyanın değişik yerlerinde hiçbir iş yaptırmazlar. Şimdi bazı gönüllü kuruluşlar dünya ile entegrasyon adına gidip dünyanın değişik yerlerinde okullar açıyorlarsa, bu itibarla, mesela Amerika ile çatıştığınız sürece bu projelerin gerçekleştirilmesi mümkün olmaz. Amerika, hâlâ bu dünya gemisinin dümeninde oturan bir milletin adıdır… Amerika göz ardı edilerek şurada burada bir iş yapılmaya kalkılmamalı. Amerika ile iyi geçinmezseniz, işinizi bozarlar. Ve ben bunu çok yadırgamam… ABD’ne bugün de dünyada ihtiyaç vardır” (Nevval Sevindi, Fetullah Gülen ile New York sohbeti, 20 Temmuz 1997, Yeni Yüzyıl; N. Sevindi, New York Sohbeti ve Global Hoşgörü, 1997 Sabah Kitapları).

    daha neyi tartışıp savunuyosunuz?çamur atıldığı falan yok kimseye,gerçekler bunlar…

  74. Yazan:fizikci Tarih: Apr 10, 2008 | Reply

    Efe Bey,

    O sözlerde yanlış olan nedir? Amerika dünyanın “efe”si değil mi? Elini kolunu sallayarak Irak’ı işgal edip, Afganistan’ı bombalamıyor mu? Kim ne diyebiliyor?

    O sözlerden cemaatin bir Amerikan projesi olduğunu falan mı anlıyorsunuz? Eğer öyleyse gerçekten hiç bir şey anlamıyorsunuz. Düşmanla iyi geçinmek ayrı şeydir, düşmana kendini kullandırtmak ayrı şey.. Kaldı ki o çapta düşmanlık-dostluk gibi kavramlar da karışıktır. Amerika’da cumhuriyetçiler vardır, demokratlar vardır, neo-conlar vardır. Yani duruma göre düşmanlar da vardır, dostlar da vardır.. Eğer amerikada okulların, müesseselerin, diyalog kurumların varsa hükümetle ilişkilerini iyi tutma zorunluluğun vardır vs vs vs…

    Öyle “amerika düşmandır, fethullah da amerikadadır, o zaman o da düşmandır” mantığı olmuyor, totoloji deniyor ona…

    Efe bey, FG’nin (alıntıladığın kısım dahil) Amerika ile ilgili düşüncelerini daha detaylı okumak isterseniz şuna bakabilirsiniz:
    http://tr.fgulen.com/content/view/7877/15/

  75. Yazan:kamil Tarih: Apr 10, 2008 | Reply

    Allah herkese akıl fikir versin kimse bindiği dalı kesmesin dalının ve kökünün bakımını yanlış adresde aramasın

    inanan insan için sadece ALLAH yeter iyi yada kötü herşey ALLAH’DAN sabretmek lazım

    kahrolsun amerika , ab

  76. Yazan:fizikci Tarih: Apr 12, 2008 | Reply

    Kamil Bey,

    Allah herkese akıl fikir versin kimse bindiği dalı kesmesin dalının ve kökünün bakımını yanlış adresde aramasın

    yorumunuzun üzerine bir de

    kahrolsun amerika , ab

    sloganını patlattıktan sonra problemi tam da sizin “yanlış adresde aradığınız” nasıl da sırıtıyor… Üzgünüm.

    Aklınızdan çok duygularınıza hitap ederek bu tür sloganlarla doğru düşünmenizin önüne geçmeye çalışıyorlar. Ulusalcıların bi raporunda geçen Lümpen gençlik dedikleri şey şu olsa gerek: Şu mitinglerde, televizyonlardaki tartışma progralarında gördüğümüz, şakır şakır slogan okuyan, düşüncenin kırıntısına bile sahip olmayan, alabildiğine sığ, takım tutar gibi kemalistlik-ulusalcılık tarafında olan gençler…

    Önce bu sloganlardan kurtulmak lazım. “Kahrolsun ABD, AB” demek hiç bir şey ifade etmiyor, hiç bir yaraya merhem olmuyor.

    inanan insan için sadece ALLAH yeter

    evet ama Allah bizden aklımızı kullanmamızı istiyor, slogan tekrarlamamızı değil..

  77. Yazan:ali sönmez Tarih: Apr 19, 2008 | Reply

    dostlar….
    ben buraya geldiğim zaman düzeyli bir tartışma ortamı olacağını dünüyordum.
    ama bakıyorum sologanlar ve önyargılar…islamda önyargının adı SUİZANDIR.
    tartışmalara katılmayacağım. çünkü fikirler kişiler etrafında örgülendiği zaman istesekte istemesekte bu tartışma kişisel övgü veya sövgü üzerinden devam edecektir.
    niketim öyle olmuş. fethullah gülen hain mi?
    yoksa kahraman mı? birileri memlekette kendi aklının ve fehminin enlamadığı bir mesele olduğu zaman anlaşılır kılmak için meseleleri kendi seviyesine çekmekle bu işi başardığı sanıyor.
    seviyesi yetmedği, anlam dünyasıonda olmayan kevramları kendi dünyası ile anlamaya çalışıyor. katiyeten araştırmaya ve zihin konurunu bozmaya niyeti yok. birisi bir laf mı söyledi ne güzel şablonlar hazır. hain ve kahraman. peki ya senin seviyen yetmiyorsa.

    bir münafıktan bahs eden hz peygamber onun kötülüğünü söylüyor. birazdan o munafık çıkagelir. hz peygamber izzet ve ikramda bulunur. gitttği zaman ordakiler sorar
    – ya resullahah neden sen onu kötüledin. ama geldiği zamanda ikramda bulundun.
    – düşmanın şerrinden korunuyorum der. ben mealen hatırladığım olayı naklettim. burdan bir yığın ders çıkarabilirsiniz.
    ama eğer islami kaynaklardan sadece dost ve düşman kavramlarına sahib zihniniz varsa bunları RESULLULLAHIN TATBİKATI dahi olsa kabul etmekte zorlanacaktır.
    herkes zihin konfurunu bozsun. bilgi şemalarına bilgiler eklesin. yoksa bu dünya dost ve düşmandan ibaret olur.
    ondan sonra tartış babam tartış.

  78. Yazan:efe Tarih: Apr 20, 2008 | Reply

    Öyle “amerika düşmandır, fethullah da amerikadadır, o zaman o da düşmandır” mantığı olmuyor, totoloji deniyor ona…

    öyle düz mantık kurduğumuz yok,fetullah gülen’in sergilediği oportünist tavırları süsleyip de gelme bana göözünü seveyim.benim anlatmak istediğimi anlamışsın belli.benim değer verdiğim kavramlar ile sizinkiler farklı, belli oluyor…

  79. Yazan:efe Tarih: Apr 20, 2008 | Reply

    3.dakikadan sonrasına dikkat çekmek isterim.

  80. Yazan:efe Tarih: Apr 20, 2008 | Reply

  81. Yazan:fuatogl Tarih: Apr 20, 2008 | Reply

    Sanırım sera domateslerinden ve bahçe işlerinden bahsediyor hoca efendi! ne bileyim erken ekmeyelim gibi şeyler, herşeyin zamanı var. Sonra genel olarak tarım sorunlarından, bu bağlamda devlet ile ilişkilerden bahsediyor. yanlış anlamadıysam tabi :)
    Bu adamların güç ve iktidar için opotünistce bir örgütlenme yaptıklarını iddia etmek komplo teorisi sınıfına girer :P

  82. Yazan:ali sönmez Tarih: Apr 20, 2008 | Reply

    gayet makul şeyler konuşuluyor. yotubede vaazlareın sıralamasına baktınız mı? bir vaaz var birde tecavuz haberi, bir vaaz var bir umumhane videosu. bu dahi islami hassasiyeti olanları uynadırmalı. inanmayan yotubede yan tarafına baksın sırlamanın…

    hoca efendi islami çalışmaları anlatıyor. gayette güzel anlatıyor. amerikancı diyenler bir dinlesin hele son videoyu.

    bence herkes birazda ezberden konuşuyor. kimse dinlemiyor. 1960 darbesini türkeşin yaptığını bilmeyen ülkücü bu videodan payını kapacak. koyu ataütrkçü payını kapacak. islama alerjisi olan ışık evlerin anlatımında ki misyondan huy kapacak. ama neresi yanlış ki bu söylenenlerin.

    ama adamlar çok güzel hazırlamış videoları. ülkücüyü kızdıracak, ataürkçüyü kızdıracak, ateisti kızdıracak pasajlarla güya herkese bir yönünü göstermektedir.

    herkes kendi karanlık tarafını görse söyleyende değil var olanda bir eğriliğin olduğunu fark edecektir. mahmut efendiler için söylenen ne kadar anlayıoşlı bir zihin işleyişi…

    şükür hoca efendiyi daha da sevdim bu videolardan sonra. demek birilerinin dediği gibi islam düşmanı değil islamın asli dostuymuş..
    vesselam..

  83. Yazan:snowqueen Tarih: Apr 22, 2008 | Reply

    “birkeresinde Lüleburgaz’dan geçerken insanın tüylerini diken deken acaip bağırış çağırışları görüp duyduğumda dona kalmıştım…
    Türkiye’de hükümet ve devlet yokmu? Ne oldu askere? Polisler nerede?

    Marks’ın bayrağı altında miting yapılıyor ve bunlarla mücadele eden çıkmıyor! Aslında bunlar askeri de karşılarına almışlardı….”

    Fethullah Gülen
    zaman, Küçük dünyam2, 3 Aralık 1996

    Baksanıza F.Gülen bir Marks bayrağı görünce orduyu göreve davet edivermiş oysa bunu Zaman Gazetesi ve Gülen cemaatlarini eleştiren insanlar yapıyordu öyle değil mi?

  84. Yazan:TT Tarih: Apr 22, 2008 | Reply

    snowqueen’in alıntısını konu bütünlüğü içinde okudum…
    Alıntı da yine demokrasiye,birarada yaşamaya,tahammüle hoşgörüye vurgu var…
    Yoksa bu günküler gibi asker darbeye davet edilmemiş sadece asayişi sağlamak babında asker/polisten söz edilmiş…
    F.Gülen marks lenin bayrağı altında “Komünizme selam durup askeri arkadan vur” sloganları,elinde devletle silahlı mücadeleye girişenler karşısında kimin yanında durmalıydı?…

    ***

    Bence 12 Eylül’ün diğer ihtilallerden pek farklı bir yönü yoktu: Yine gençler silahlı ve sokakta.. yine dillerde Marks ve Lenin.. yine kin ve nefret.. yine yıkıcı siyaset ve meclis polemiği.. yine müdahaleye çağrı ve yine ‘hele bir yıkalım sonra oturur ne yapacağımızı düşünürüz’ gibi geri kalmış ülkelerin psikolojisiyle hareket etme hastalığı sarmıştı bir baştan bir başa toplumu. Kimsenin kimseyi kabullenmediği, bir kesimin diğeri ile beraber yaşamaya tahammül edemediği ve en küçük farklılıkların kavga vesilesi yapıldığı böyle bir ortamda, müdahele için her şey tamamdı. Ve yine sun’i sağ-sol hikayesi hürriyet ve demokrasinin katliyle sonuçlanacaktı.

    Ayrıca, o günlerde şımartılan illegal sol, gelişmiş, güçlenmiş, eski soldan çok farklıydı. Hatta iktidara geleceğine inanıyordu. Bu itibarla da, o güne kadar hiç yapmadıkları şeylerle sokağa dökülmeye başlamışlardı. Nice defa şahit olmuşumdur; bu ülkede Marks’ın, Lenin’in resmi olduğu halde nümayişler yapılmıştır.. ve hele bir iki yerde gördüğüm manzara karşısında -samimi söylüyorum- ben, acaba kabus mu görüyorum dediğim olmuştur. Bir keresinde, Lüleburgaz’dan geçerken, insanın tüylerini diken diken eden acaip bağırış, çağırışları görüp duyduğumda dona kalmıştım. Bu nasıl iştir böyle!.. Türkiye’de hükümet ve devlet yok mu? Ne oldu askere? Polisler nerede? Marks’ın bayrağı altında miting yapılıyor ve bunlara müdahale eden çıkmıyor! Aslında bunlar askeri de karşılarına almışlardı. O günlerde çok söylenen sözlerdendir. ‘Komünizme selam dur, Türk askerini arkadan vur.’

    http://tr.fgulen.com/content/view/3178/5/

  85. Yazan:snowqueen Tarih: Apr 22, 2008 | Reply

    Alıntı da yine demokrasiye,birarada yaşamaya,tahammüle hoşgörüye vurgu var…
    Yoksa bu günküler gibi asker darbeye davet edilmemiş sadece asayişi sağlamak babında asker/polisten söz edilmiş…
    F.Gülen marks lenin bayrağı altında “Komünizme selam durup askeri arkadan vur” sloganları,elinde devletle silahlı mücadeleye girişenler karşısında kimin yanında durmalıydı?…

    siz kendinize bu pembe düşleri reva görürken bugün “ordu göreve” pankartı başka insanları neden bundan mahrum bırakıyorsunuz?

  86. Yazan:TT Tarih: Apr 22, 2008 | Reply

    siz kendinize bu pembe düşleri reva görürken bugün “ordu göreve” pankartı başka insanları neden bundan mahrum bırakıyorsunuz?

    Yakın zamanda ergenekoncuların düpedüz darbe çağrısı olan “ordu göreve” pankartı ile bunun ne alakası var?

    12 Eylül öncesi illegal(!) sol hareketlerin azdığı bir ortamdan bahsediliyor ve Marks,Lenin posterleriyle “askeri arkadan vurma” sloganlarının atıldığı bir mitingde güvenlik kuvvetleri (asker/jandarma)/polis) aramak darbeye nasıl davetiye oluyor?…

    Üstelik bu anektodun geçtiği kısmın önceki pasajında açık ve seçik 12 Eylül ile demokrasinin katledildiğine vurgu yapılmışken…
    olmuyor yani..

    Siz de hep çarpıtmaya başvuruyorsunuz…
    açık seçik yazılmış üstelik…

  87. Yazan:Humanity101 Tarih: Apr 22, 2008 | Reply

    Hocaefendi’yi hizmetlerinden dolayı tebrik eder; Allah’tan yolunu açık, yaşını uzun, gözünü yaşlı etmesini dilerim..

  88. Yazan:snowqueen Tarih: Apr 23, 2008 | Reply

    TT

    “bu ülkenin polisi, askeri nerede” demek “bu ülkenin polisi, askeri nerede” demektir.

    Çarpıtma yok:)

    Yakın zamanda ergenekoncuların düpedüz darbe çağrısı olan “ordu göreve” pankartı ile bunun ne alakası var?

    İikisi de aynı yere sesleniyor, aynı yerden medet umuyor, alakayı siz kurun artık bu kadar kopya yeter :)

  89. Yazan:fizikci Tarih: Apr 24, 2008 | Reply

    Snowqueen Hanım,

    Açıkça yanlış anlamışsınız. Bence hiç zorlamayın. Hiçbirimiz herşeyi her zaman doğru anlamak zorunda değiliz. Önemli olan hatadan dönmeyi bilmek, dürüst olmaktır.

    Fethullah Gülen 12 Eylül öncesindeki asayişsizlik, düzensizlik ortamından şikayet ediyor. Asker, polis bu olaylara müdahale etmesi gerekirken etmiyor ve ülkede darbe zemini hazırlanıyor diyor. Bakın aynı yazıda şöyle diyor:

    12 Eylül öncesinde cereyan eden hadiselerin bir darbe ve ihtilale davet mahiyetinde olduğunu anlamak için, zannederim ne ferasete ne de kehanete ihtiyaç vardır. Hadiselerin dilinden en kaba çizgileriyle anlayanlar dahi gelmekte olan ihtilalin sesini kulak zarları yırtılırcasına duymuşlardır.

    Yani Fethullah Gülen asker ve polisi darbeye değil, asayişi sağlamaya çağırıyor. Bu çağrının, geçtiğimiz yıllarda laik rektörlerin ve bir takım ulusalcıların “ordu göreve” pankartlarıyla yaptığı çağrıyla hiç bir ilgisi yoktur.

    Bence yanlışta ısrar etmeyin. Hakkı teslim edin ki “snowqueen bizim gibi düşünmüyor olabilir ama dürüst bir insan” diyebilelim. Bunu esirgemeyin bizden. ;)

  90. Yazan:snowqueen Tarih: Apr 24, 2008 | Reply

    “bu ülkenin askeri polisi nerede” demeyi açıklarmısınız o halde?
    nerden baksan militarist hatta polise sırtına dayararak oldukça devletçi.
    Rahatsız olduğu görüntü sokakta bir kadına tecavüz edenler değil Marks ve bayrak altında yürüyenler.
    Bunu görür görmez yetiş asker yetiş polis demek bugün de demokrasi havarisi kesilmek ironik.

  91. Yazan:Isviçre"den Isa Tarih: Apr 24, 2008 | Reply

    Arkadaşlar…. Durun ka-la-balık yapmayın.

    (Güya) sosyalist düşünceli arkadaşlar! Ne zaman başkalarının fikirlerinin de insani olduğunu olduğunu anlacaksınız.
    Biz Avrupada Karl Marks’ların yaşadığı ve fikirlerin oluştuğu memleketlerde yaşıyoruz, burada da solcular var. İnanın yabancılara ve müslümanlara en yakın partiler sol partiler. Ben İsviçre’de SP üyesiyim ve hiç bir sorun yok. Ama Türkiyeli solcuların solculuk anyışından, yaptıkları eleştirilerden, islama ve müslümanlara bakış açılarından Allah’a sığınırım. Hem de Felak ve Nas sürelerindeki anlayışla.
    Yahu nedir bu düşmanlık nedir hezeyan. Sorsanız ya alevi (Ali taraftarı) ya da anne-babası müslüman. Ayıptır… Eleştirininde bir dozu vardır. Nedir bu düşmanlık….

  92. Yazan:snowqueen Tarih: Apr 24, 2008 | Reply

    kendin yazıyorsun işte Avrupa’da en yakın durduğun durduğun partilerin sol partiler olduğunu. Hristiyan demokratlar ya da milliyetçi partilerin çok umurundaydı isviçre de yaşayan müslümanlar.

    Türkiye’de de Türk-İslam sentezinin, bu halkın “%99’u Müslüman” söyleminin, Kenan Evren’i “hizmette bulunumuş vatan evladı” bulmanın içinde eleştirinin nereden kaynakladığını sorgulamak biraz garip.

  93. Yazan:snowqueen Tarih: Apr 24, 2008 | Reply

    Sapık addettiğiniz eşcinsellerin, 1 mayısta Taksim’de kutlama yapmasına izin vermediğiniz insanların haklarını savunanlar Avrupa’da Müslümanların ayrımcılık görmesine karşı çıkarken siz nerede duruyorsunuz da ayıptır diyorsunuz.

    Avrupa’da azınlık olduğu için sol parti üyesi, iş Türkiye’ye gelince muhafazakar-dinci-sağcı olmak nasıl bir ironidir.

  94. Yazan:kapistonai Tarih: Apr 24, 2008 | Reply

    isviçrenin kıçına tekme yiyen ‘karakoyunu’ sığınağı iyi biliyor, sosyalistlere sığınıyor. memleketimde AK koyun oluverincede allaha sığınıyor. işte sosyalist enternasyonal.

  95. Yazan:İlhan Sandıkçı Tarih: Jun 22, 2008 | Reply

    Fethullah Gülen’i oldum olası sevemedim. Oluşturduğu cemaat tamamen Türkiyenin altında, çok derinlerinde farklı bir yapıdır. Bu yapının taşları olmak bana göre çılgınlıktır. Ben Atatürk’ü örnek almayan bir düşünceye hiçbir zaman tamam diyemem. İslamiyeti yayması konusunda diyecek lafım yok. Fakat kurduğu kurumlar başta dersaneleri bana göre Türkiyenin Çağdaş Gençlerine hiçte öyle yarar sağlamıyor, sağlamayacaktır. İnsanları yurtlara kapatıp sosyal hayattan uzaklaştırmakta ne demek ?

    Diyeceksiniz ki o kadar insan okutuyor, besliyor. Bunları yapıyorda kimin için yapiyor tabiki kendi oluşumunda kullanmak için. Kendi dersenesinden sınavdan güzel puan almış bir öğrenciyi kendine yarıyacak bir bölüme yani öğretmenliğe yollayıp sonra üç beş kuruşla tekrar dersenesine öğretmen yapiyor.

    Bunun dışında devlet daireleride dahil her yerde işlerini yaptırtacak adamları var.

    Hikmet Çetinkaya SOROS’UN ÇOCUKLARI kitabında ki açıklamasında bakın neler söylüyor;

    Türkiye “tarikatçı kuşatma”nın ürününü topluyor. Devlet okullarındaki “tarikatçı yapılanma” tüm hızıyla sürüyor… Özel okulları, yurtları, dershaneleriyle “eğitim alanı”nı ele geçiren tarikatçılar devlet okullarının yönetiminde etkinlik kazanıyor… AKP iktidarı tarikatlara eğitim dalında her türlü olanağı tanıyor, 2005 yılında onlara “arsa tahsisi” yapıyor. Tunceli Milli Eğitim Müdürlüğü’nün elinde bulunan 10 bin metrekarelik alanın Fethullah Gülen’e yakınlığıyla bilinen “Erkam Özel Öğretim İşletmeleri AŞ”ye bağışlandığını biliyor muydunuz?..

    Bunların hepsi gerçek bizde bu oluşumların karşısında olacak adımlar atmalıyız. Özellikle genç arkadaşlarımız verecekleri kararları iyi düşünmelidirler. Bazen attığınız adımlar sizi dönüşü olmayan yollara sürükleyebilir.

  96. Yazan:ahmet terzi Tarih: Jun 24, 2008 | Reply

    evet tek dertleri dini anlatmak o yüzden emniyete,yargıya,askeriyeye sızmak gibi dertleri yok tek dertleri dini yaymak o zaman ortaya çıkan bu polis sınavları sorularını dışarı çıkarma,komiser sınavında çift gözlü torba olaylarını niye yaparlar anlamam.cemaatten öğrenciler için para toplanır her cemaat üyesi maaşını belli kısmını verir.ama bu paralar gerçek yerine gidiyormu diye soramaz.bakın size bir olay anlatayım bacanak 2005 te bu cemaate fakir öğrenciler için yardım yaptı 2006 da gene istediler bacanak yok bu sene tanıdığım öğrenciler var fakir onlara vereceğim dedi.nurcu arkadaş ne dedi biliyormusun olmaz bu nu allah kabul etmez.evet noktası noktasına aynen böyle geçiyor.benim anlamadığım ist.belediye 200 bin ank.belediye 100bin fettullahçılar bir okadar fakir öğrenciye yardım topluyor diğer belediye ve vakıflar toplam 10000 öğrenciyibulur.yahu bu ülkede zaten 1.500 ünv.öğrencisi var herkes bursmu alıyor.

  97. Yazan:irfan Tarih: Jul 31, 2008 | Reply

    ”İslam yanlış anlaşılan bir din olmuştur ve bunda en çok suçlanacak olan Müslümanlardır. Uygun bir yerdeki vakitli bir gayret bu yanlış anlamanın büyük oranda azalmasına katkı sağlayabilir. Müslüman dünyası, İslam’ın asırlarla ölçülen yanlış algılanmasını silip atacak bir diyalog imkanını bağrına basacaktır. ”

    ‘Pek muhterem Papa cenapları,

    Üç büyük dinin doğum yeri olarak bilinen toprakların dünyayı daha iyi yaşanabilir bir mekan kılma yolundaki kutsal misyonumuzu tam manasıyla bilen halkından size en içten selamları getirdik. Yoğun gündeminizde bize zaman ayırarak sizinle müşerref olmayı bahşettiğiniz için zatıalilerinize en derin kalbi teşekkürlerimizi sunarız.

    Papa 6. Paul cenapları tarafından başlatılan ve devam etmekte olan Dinlerarası Diyalog İçin Papalık Konseyi (PCID) misyonunun bir parçası olmak üzere burada bulunuyoruz. Bu misyonun tahakkuk edişini görmeyi arzu ediyoruz. En aciz bir şekilde hatta biraz cüretle, bu pek kıymetli hizmetinizi icra etme yolunda en mütevazı yardımlarımızı sunmak için size geldik.

    İslam yanlış anlaşılan bir din olmuştur ve bunda en çok suçlanacak olan Müslümanlardır. Uygun bir yerdeki vakitli bir gayret bu yanlış anlamanın büyük oranda azalmasına katkı sağlayabilir. Müslüman dünyası, İslam’ın asırlarla ölçülen yanlış algılanmasını silip atacak bir diyalog imkanını bağrına basacaktır.

    Beşeriyet, çelişen görüşler ortaya koydukları gerekçesiyle, zaman zaman bilim adına dini, din adına da bilimi inkar etmiştir. Bilginin tamamı Allah’a aittir ve din Allah’tandır. O halde bu ikisi nasıl çelişebilir? İnsanlar arasında anlayışı ve hoşgörüyü artırmaya yönelik dinlerarası diyaloğa yönelik ortak gayretlerimiz çok iş görebilir.

    Kendi memleketimizde şimdiye kadar çeşitli Hıristiyan mezheplerinin liderleriyle diyalog içinde olduk. Bu naçiz gayretlerin boşa çıkmadığını acizane ifade etmek isteriz. Amacımız bu üç büyük dinin inananları arasında hoşgörü ve anlayış yoluyla bir kardeşlik tesis etmektir. Bizler bir araya gelmek suretiyle sözde medeniyetler çatışmasının gerçekleşmesini görmek isteyen yolunu şaşırmış ve şüpheci kimselere karşı dalgakıranlar gibi, isterseniz bariyerler gibi deyin, karşı durabiliriz.

    Geçen yıl bazı ünlü uluslararası bilim adamlarının katıldığı medeniyetlerarası barış ve diyalog konulu bir sempozyum düzenledik. Bu gayretin başarısından aldığımız teşvikle bu tür etkinlikleri tekrarlamak istiyoruz. Halihazırda üç büyük dinin bağlıları arasındaki bağları güçlendirmeye yönelik olarak dinler arası diyalog konusunda Vatikan’ın da temsil edileceğini ümit ettiğimiz bir konferans düzenleme sürecinde bulunuyoruz.

    Yeni fikirlerimiz varmış iddiasında bulunmuyoruz. Yine müsamahanıza sığınarak, bu misyonun hedeflerine yakından hizmet etmek için üstlenmek istediğimiz birkaç teklifte bulunmayı arzu ediyoruz. Hıristiyanlığın üçüncü bin yılına girişi münasebetiyle yapılacak kutlamalar vesilesiyle Ortadoğu’daki Antakya, Tarsus, Efes ve Kudüs gibi bazı kutsal yerlere müşterek ziyaretleri içeren birçok etkinlikler önermek istiyoruz. Bunu Sayın Cumhurbaşkanımız Demirel’in, cenaplarının ülkemizi ziyaretine ve mezkur kutsal mekanları göstermeye davetini tekrarlamak için bir fırsat addediyoruz. Anadolu halkı size misafirperverliğini göstermeyi ve şevkle selamlamayı hararetle beklemektedir. Filistinli liderlerle diyalog kurmak suretiyle Kudüs’ü birlikte ziyaret etmemize davetiye çıkarabiliriz. Bu ziyaret bu mübarek şehri Hıristiyanlar, Yahudiler ve Müslümanların, hiçbir kısıtlama, hatta vize dahi olmaksızın serbestçe ziyaret edebileceği uluslararası bir bölge olarak ilan etme gayretlerine yönelik dev bir adım teşkil edebilir.

    Üç büyük dinden liderlerin işbirliği ile, ilki Washington DC’de olmak üzere muhtelif dünya başkentlerinde bir konferanslar serisinin gerçekleştirilmesini teklif ediyoruz. İkinci serinin zamanı için Hz. İsa’nın doğumunun 2000. yıldönümü ideal olabilir.

    Bir öğrenci değişim programı da çok faydalı olacaktır. İnançlı genç insanların birlikte eğitim görmesi birbirlerine yakınlıklarını artıracaktır. Öğrenci değişim programı çerçevesinde üç büyük dinin babası olduğu ikrar edilen Hazreti İbrahim’in doğum yeri olarak bilinen Urfa şehrindeki Harran’da bir ilahiyat okulu kurulabilir. Bu, ya Harran Üniversitesi’ndeki programların genişletilmesi suretiyle ya da üç dinin ihtiyaçlarını da temin edecek şumullü bir müfredata sahip bağımsız bir üniversite şeklinde gerçekleştirilebilir.

    Önerilen programlar aşırı büyük işler gibi algılanabilir; ama bunlar erişilmez değildir. Dünyada iki tip insan vardır. Bazıları kendilerini topluma adapte etmeye çalışır. Diğer bazıları ise topluma uymaktansa toplumu kendi değerlerine adapte etmek ister. Toplum bütün ilerlemeleri bu ikinci tip insanlara borçludur. Onları yarattığı için Rabb’e şükürler olsun.

    M. Fethullah Gülen / Rabb’in aciz kulu / 9 Şubat 1998

    Eski Kaynak : http://arsiv.aksiyon.com.tr/arsiv/167/

    Not: Bu mektubun Aksiyon’daki adresi iptal edilmiş.

    Kaynak: Mehmet Kamış, Medeniyetler Buluşması, Aksiyon Dergisi, Sayı: 167, 14–20 Şubat 1998.

    http://www.zaman.com.tr/1998/02/10/guncel/politika/1.html

  98. Yazan:sadık Tarih: Sep 15, 2008 | Reply

    Bir müslüman olarak Fethullah Gülen’in başında olduğu cemaatin pek çok uygulamasından rahatsızlık duyuyorum.
    Özellikle bazı arkadaşların cemaatin, cemaate kattıkları öğrencileri kendi değer yargılarına göre eğitmesinden şikayetinden çok etkilendim.Elbette her ailenin kendi çocuğunu istediği gibi eğitme hakkı vardır.Ancak aynı eleştiri devletin verdiği milli eğitim için de geçerlidir.Siz Türkiye’deki ailelerin millieğitimin kazandırdığı her değerden memnun olduğunu mu sanıyorsunuz?
    Fethullahçıların ailelerin benimsemediği değerlere göre çocuğu okutması ne kadar haksızlıksa,devletin yaptığı uygulama da o kadar haksızlıktır.
    Aileler çocuklarını hangi değerlere göre yetiştireceklerine kendileri karar verebilmelidir.Çünkü çocuk ne devlete aittir,ne de cemaate.Çocuk aileye aittir.Nasıl yetişeceğine de aile karar vermelidir.Ancak ülkemizde çocuğunun okuyup,meslek sahibi olmasını isteyen aileler iki uç arasında kalakalmıştır.Hoş mecburi eğitimin olduğu dünya ülkelerinde de durumun çok farklı olduğunu sanmıyorum.
    Gülen cemaati meselesi ile ilgili yararlı bulduğum bir kaç linki ben de vermek isterim:

    http://www.karakalem.net/?article=62
    http://www.karakalem.net/?article=2105
    http://www.karakalem.net/?article=2202
    http://www.karakalem.net/?article=2296

  99. Yazan:burak Tarih: Sep 16, 2008 | Reply

    Yazı ve bazı yorumları okuduktan sonra bir kaç soz soylemeden duramadım.

    Bu cemaat, içtimai bünyemizi kemiren arsızlık, hayasızlık, ahlaksızlık, maneviyatsızlık furyasına karşı canla başla mücadele ediyor.

    Sayın Suat bey, bu yazıya tamamen katıldığınıza göre bu cümleye de tamamen katıldığınız anlamını çıkarıyorum ve soruyorum size. Ahlaksızlık, maneviyatsızlık,… ne demek, gerçekten çok merak ediyorum. Ne anlıyorsunuz bu kelimelerden?

    Şeytanın kuşatması altındaki gençlere, o melunun vesveselerine kulak tıkayıp, meleklerle omuz omuza yürümeyi telkin ediyor.

    Yahu bırakın da şeytanın şerrinden Allah’ın ihsanına herkes kendi ulaşsın. Ne kıymeti kalıyor boyle?

    Ana-babalarına saygılı, helali-haramı gözeten, ibadet hayatı düzgün, rıza-yı ilahiye adanmış nesiller yetiştiriyor.

    Bunu kişiler, cemaatlerden değil ana-babalarından öğrenmeli. Rıza-yı ilahi’ye de kişi neden adanmalı, burada da bir soru işareti.

    Son söz:

    Ben bu adamları Allah için seviyorum!

    Bunu da hiç anlamıyorum. Biri neden kendini Allah için seven birini sever ki?

    Kaldı ki, sadece yayın organları vasıtası ile yaptığı İslamî hizmetler ortada iken, nasıl bu kadar kendimizden emin birşekilde komplocu mantığı basamak yaparak hükümler verip cezalar kesiyor, lanetler okuyoruz?

    Sorun da o ya islami hizmetler yerine, sadece insani hizmetler yapılsa herkes mutlu olacak. Efendim gidip bilmem afrikanın şu zımbırtısına yardım yaptı. Kimlere? Hristiyan, müslüman… ne varsa artık. Ordan bir ses. Efendim Hristiyanlar da Müslüman oldu bu yardımı görünce. Ahah misyoner misiniz efendim siz? Hani onlar ucubeydi. Kötü adamlardı. Parayla din satın alırlardı.

    Hakkaten anlamıyorum herşeyin, her hizmetin üstünde “Allah İçindir” yaftası sizi nasıl rahatsız etmiyor. İnsanlar sizden resmen Allah rızası için dileniyor. Birbirinizi seveceğiniz yoksa da yapmacık/diyelim ki-gerçek bir şekilde Allah için seviyorsunuz. Birinin bana sözüdür: Yaratılanı severim yaradandan ötürü. Ben bu cümlede yine bir “Allah İçindir” yaftası görüyorum. Bu yüzden benim de ona cevabımdır: Allah için seveceksen beni neyleyim senin sevgini.

    @amarat;

    oncelikle sunu belirtmek isterim , bu dunya uzerinde hak yollardan ALLAH c.c. ‘in ismini dunya uzerinde yaymaya calisan herkese gıpta ile bakar ALLAH c.c. razi olsun derim.

    Evet onlar da onu istiyor zaten ama İslam neden yayılmak zorunda? Bir misyonere ucubeymiş gibi bakarken sorun yok ama biz yayalım İslamı, hop güm; Cihat falan.

    @T. Suat Demren

    Snowqueen sizin ideolojik kodlarınızı çözeli çok olduğu için ciddi cevaplar vermiyorum artık.

    Herşeye komik diyerek ve saçma-sapan cümlelerle geçiştirmeye çalışarak ne kadar da komik oluyorsunuz Suat Bey, bir bilseniz. Ama ben sizin gibilerin cümlelerini muhatap almak için burdayım. Huyum kurusun, ahah. Şimdi bakalım;

    Snowqueen sizin ideolojik kodlarınızı çözeli çok olduğu için ciddi cevaplar vermiyorum artık.

    Ama yine de bulaşmadan edemiyorum, huyum kurusun.

    O kadar sığ ki düşünceleriniz yazdığım satırların israf olduğunu düşünüyorum.

    Teolojik olarak determinist sebeplerin başka, bunun ardındaki “irade”nin başka olduğuna hiç girmeden zaten bir “inanç” olan bu gibi bütüncül sebeplerin sadece ve sadece inananlarını ilgilendirdiğini bilmeyecek kadar bağnaz pozitivist olmanızı da geçiyorum.

    Birikiminiz yetecekse ve anlayabilecekseniz şuradaki tartışmayı okuyun, sorunu kökeni neymiş, sebebpleri, neymiş öğrenirsiniz.
    Ya da en azından Balbazar ile mutabık kaldığımız şu hususlara bir göz atın belki tanıdık gelebilir.

    Şimdi size bu cümleleri kullanan birinin insan profilini çizeyim:

    Yahu kız da iyi konuşuyor. Ne yapsam biraz belaltı vursam. Tanımıyorum ama sen aptalsın ayağı yapsam, zeytinyağı gibi çıkarım üste. Çok da donanımlı olmasa ya şimdi ters bir laf eder, çevirir beni. Tüh, keşke yazmasaydım, işte huyum kurusun bilmediğim konularda da atıp tutmayı çok seviyorum.

    http://www.telegraph.co.uk/opinion/main.jhtml?xml=/opinion/2006/04/09/do0907.xml
    http://timesofindia.indiatimes.com/articleshow/1034077.cms
    http://news.bbc.co.uk/2/hi/in_depth/6460635.stm
    http://www.telegraph.co.uk/news/main.jhtml?xml=/news/2007/03/11/ngreen211.xml

    İki tane de kitap:

    http://www.seckin.com.tr/urun.aspx?productID=7839
    http://www.liberte.com.tr/query_book.php?b_isbn=9756877111

    Neyse bu kadar enformasyon yeter.

    Hee şoyle yabancı sitelerden de ornek vereyim ki biraz daha yukseleyim bir de enformasyon falan gibi kelimeler kullanayım, deterministi kullanmış mıydım, ha kullanmışım, tamamdır. Cevap verse de devam ettirebilirim artık. Nasıl unuttum yahu, bir de koskocaman bekir coşkun kozum var. Yılmaz Özdil de var da onu sona saklayım, ne olur ne olmaz.

    Bu arada ideolojik körlük demişken, hani sizin sevdiğiniz birisi vardı ya aynı görüşte olmayan insanlara “göbeğini kaşıyan adamlar” diye hakaret eden Bekir Coşkun, neler de yumurtlamış geçen gün.

    Bunun üzerine de Haşmet Babaoğlu, Bekir Coşkun’un “teröre lanet mitinginde neden türbanlı yok” diye utanmadan sıkılmadan yalan söylediği, öfkesini, içindeki pisliği kustuğu, yazısına bir yazı ile tepki göstermişti. Böylelerini seven inanların beni ve fikirlerimi sevmesinden Allah’a sığınırım..

    Her ist’le biten şeyi komunist sanmak. Nereye bağladım bu cümleyi acaba? Efenim varsa donanımınız, anlayınız. Yoksa sivrisinek saz, diğeri az, neydi yahu? Kamer Genç kozunu da verdim galiba. Cehalet işte, tahsille olan cinsten. Bu arada en kötüsü de bu; sen git o kadar oku, sonra yine cehalet yine cahili cühela.

    O halde bir de kıssadan hisse çekelim;)

    Benim zavallı memleketim..

    Bir avuç azgın azınlık hakimiyeti kaybetmeyi bir türlü içine sindiremiyor..

    Hadi bakalım snowkuin toplasan bu söğütleri(?) burdan köye yol olur.

    Relax, take it easy!

    Biraz da dinginlik için Yann Tiersen öneriyorum.

  100. Yazan:ülkü bilgiç Tarih: Jul 4, 2009 | Reply

    sizden rica ediyorum merkezi adana olan furkan eğitim ve hizmet vakfı var müslümanlar oy kullanmamalı diyor kızları okuldasn soğutuyorlar allah rızası için bunları engelleyin

  101. Yazan:Edebiyatçı Tarih: Jul 4, 2009 | Reply

    Taraf Gazetesi’nin Ülkenin Gündemine bomba gibi düşürdüğü AKP ve Gülen’i bitirme Planı, ülkemizde birçok gerçeği göstermiş oldu…

    Öncelikle F.Gülen hakkında çok söylem var , bunları biliyoruz. Amerikan Ajanı ve Ergenekoncu gibi.. Hatta MOSSAD ve CIA ‘nın bir numaralı adamı olduğunu düşünenler de var.

    Peki böyle düşünenlere öncelikle şunu soruyorum.Zamanında Doğu Perinçek’in F.Gülen ve cemaati hakkındaki karalamalarını okuyup ona da kanaat getirmiştiniz elbette.

    Bakınız Doğu Perinçek F.Gülen’in Hrant Dink Suikastında Parmağı Olduğunu Düşünüyor:

    http://www.ip.org.tr/lib/pages/detay.asp?goster=haberdetay&idhaber=495

    Ama görüyorum ki Perinçek Ergenekon Soruşturmasından açığa alındı…

    Ben Perinçek’in karalamalarını ve Ergenekon ilişkilerini yazdığım zaman bu AKP ve Gülen’i Bitirme Planı bulunmamış olsaydı , kesinlikle bana inanmayacaktınız.

    Fakat bu plandan sonra şunları sorgulayabiliriz en azından:

    Ergenekoncuları F.Gülen’i bitirmeye iten amaç nedir acaba ? Madem bunlar F.Gülen’i karalıyorlar,neden Ergenekoncu çıktılar?

    F.Gülenle ilgili yazılan iftiralarda bu amacın bir faaliyeti degil midir sizce ?

    O kadar karaladılar ki Hocaefendi’yi neredeyse kendileri de inanacaklardı ki , millet gerçeği gördü bu planlarıyla..

    Eğer ki F.Gülen hain olsaydı neden Ergenekoncular onu bitirmeye çalışsın ey Türk Milleti’nin düşünen insanları ?

    NEDEN ?

    Bu sorunun yanıtını artık kimse olumsuz veremez Gülen hakkında…

    Çünkü artık herşey ortada ve millet uyandı…

  102. Yazan:Mustafa Tarih: Jul 4, 2009 | Reply

    Gülen hareketi ile kisa ve öz degerlendirmem olacak.

    Dini acidan: ehli sünnet müslümani olarak akide (inancta) sünni itikadina sadikim ve ameli olarak hanefi mezhebine uyarim ve islam ahlak ilminde tasavvuf yoluna saygim derindir ve sevgim mevcuttur. Gülencilik hareketini birkac noktada problemli görüyorum dini sahada.

    Hukuki acidan: demokrasilerde dini hürriyetler olur ve bunu nasil kendimiz icin istiyor isek baskalarinada istemek gerektir. Gülencilikte hür sekilde faaliyetlerini sürdürebilmeli.

    Siyasi acidan: Devletin gözü belirli güce ve büyüklüge kavusmus bütün örgütlerin üzerinde olmalidir. En azindan iyice bilsin neler oluyor. Özellikle sübhe ve tereddüd ve belirtiler var ise devlete zarar vermek icin. (Fransayi örnek alan Cumhuriyetlerde dini kisitlamalar meyli devletce. Devlet bu hareketi mercek altinda tutmalidir.

    Cocuk egitimini evvela anne baba mesuldur. Sonra anne baba ve okul egitir. Ilerli yaslarda toplumda egitir. 16-18 yaslarindan sonra genc insan kendinden mesuldur. 18 yasindan kücükleri korumak gerek.

  103. Yazan:Mustafa Ràví Tarih: Aug 3, 2009 | Reply

    Suat bey, siz bu yazıyı yazalı neredeyse iki yıl olmuş, ama ben görüşümü ancak şimdi iletebiliyorum, inşallah okuyabilirsiniz.

    Hakan Albayrak hocamızın yazdıklarına ben de imzamı atarım ama bazı çekincelerle beraber.

    Benim çekincelerim burada yazan Balbazar bey gibi hanım ve beylerinkilerle alâkasız. Seküler ve dahî sekülarist devlet aygıtlarını denetleyen bürokratik yapılanmanın F. Gülen teşkilâtından zarar görmesi umrumda bile değil. Bana sorarsanız, F. Gülen teşkilâtının sekülarist bürokratik yapılanmayı gözden geçirip içinde ayıklama yapması, bu ülkenin çok daha hayrına olur tam tersi bir duruma nazaran.

    Fakat “içeride” bulunmuş ve bunun çilesini çekmiş bir kimse olarak, sizin ve mümkün olsa, burayı okusa, Hakan Albayrak’ın dikkatlerinizi, hakkında yazdığınız ve tavsiyelerde bulunduğuz husustaki bir dahilî hataya çekmek isterim.

    Albayrak bey yazmış ki:

    Her zaman, her yerde, hep aynı konular üzerinde yoğunlaşmak zorunda değiliz.

    Aynı derecede militan veya aynı derecede mülayim olmak zorunda değiliz.

    Teşrik-i mesaide bulunmak, aynı dernek veya vakıf çatıları altında toplanmak, aynı güzergâhı takip etmek zorunda değiliz.

    Hiçbirimiz bütün alanları tek başımıza dolduramayacağımıza göre, bırakalım da farklı gruplar farklı alanlarda farklı hizmetler versinler

    Buradaki dahilî hata şudur ki F. Gülen fırkasını/hareketini eleştiren diğer fırka mensublarının burada sözü edilen bütün hataları F. Gülen hareketinin kendisinde de vardır.

    Hem de sadece alt seviyelerde ve münferid olarak değil, bilâkis üst seviyelerden sürekli dikte edilen bir şekilde gerçekleşir bu.

    2 yıl boyunca bilfiil bir öğrenci evinde kaldım. Meselâ İstanbuldaki büyük bir konferans salonunda yüzlerce İstanbullu öğrenciye yapılan konuşmaya götürdüler bizi. Çok olumlu şeyler işitmeyi ve Hizmet’e âşık olmayı bütün gönlümle arzularken, Hizmet lehine ve bütün diğer müminler aleyhine olmak üzere, “biz ve onlar” ayrımcılığı, tefrikacılığı yapıldığını gördüm ve şok oldum.

    Orada yüzlerce İstanbullu üniversite öğrencisine konuşan 40’lı veya 50’li yaşlardaki, arkadaşların tabiriyle “büyük abi”ye göre, F. Gülen ve yakın çevresi tarafından irşad edilmeyen bütün insanlar “onlar”dı. “Onlar”ın dinî kitabları asla okunamazdı.

    Abi şu cümleyi açıkça kurdu diğer müminler hakkında: “Onlar bizi her an yanlış yollara saptırabilirler, onlara güvenilmez”. Diğer müminler bizi yanlış yollara yöneltebilirdi, ama biz kendimiz asla sapmazdık, kimsenin istişaresine hacet duymaksızın hep doğru yol üzerinde istikamet ederdik! O yüzdendir ki “Hizmetimiz”, (galiba sayıları birkaç düzineye varan) yeni yayınevleri açmıştı ve artık F. Gülen ve yakın çevresince yönetilmeyen diğer müminlere zerre kadar ihtiyac duyulmaksızın, ihtiyac duyduğumuz bütün kitablar artık sadece “biz” tarafından basılacaktı…

    Ve birkaç hafta önce Hüseyin Gülerce’nin MGV camiasını, üstelik laikçi kesimlerin sempatisini kazanmak amacıyla, bir kez daha dışlamasını, “bizim onlarla alâkamız yok, onlar gerici” gibisinden tekrar mesajlar vermesini hatırlayın…

    Yani eleştiri oklarınızı Hizmet yapılanmasını dışlayanlara yönelttiğiniz gibi bu yapılanmanın kendisine de yöneltin. Çünkü o da başka müminlere aynısını yapıyor!

    Hayatımın en baskılanmış ve en depresif günlerinden bir kısmını Hizmet evlerinde yaşamamın ayrıntılarına ise inanın fazla girmeyeyim. Sizler kendi evlerinizde kalıp istediğiniz kitabları okuyabiliyordunuz, istediğiniz fikrî faaliyetleri yapabiliyordunuz. Ama ben bizzat içeride bulundum, istediğim şeyi okuyamamanın, hep ya risale ya hocaefendi okumak yönünde resmen “taciz edilmenin”, akıl almadık duygu ve vicdan sömürülerine uğratılmanın sürekli ızdırabını yaşadım. Zaten hassas olan bünyem, sürekli arabesk tabiatlı ve depresyon oluşturucu, ağlamalı vaazlara, arzum hilâfına maruz bırakılmam sonucu daha da hasar gördü…

    Sizin için F. Gülen hoca toplumsal fırkasına gelen eleştirileri hor görmek kolay. Ama bütün olanlardan sonra bu benim için böyle değil…

    Sonuç olarak, onları seviyorum, ama onların kendilerine yapıldığında eleştirdikleri ve eleştirttikleri yanlışların pek çoğu kendilerinde de var.

    Bakın, Kemalist devlet ve F. Gülen mukayesesine yine bir mümin olarak cevab vereyim. Kemalist devlet, evet, her şeyi tepeden dayatıyor, ama F. Gülen fırkasına sadece isteyen giriyor. Fakat benim gibi başka maddî çaresi olmadığı için o fırkaya girmek zorunda kalan ve yukarıda anlattıklarımdan bile daha şedîd duygusal sömürülere ve bir köşeye sıkıştırılmışlık haline sokulan zavallı öğrencilere acıyın biraz. Özellikle aklını filâncaya satmayı sevmeyen, Kur’an’daki bağımsız düşünüş, aklediş ve anlayış emirlerini ciddiye alan öğrencilere…

    F. Gülen grubunu dışarıdan takdir edebilen ama aynı zamanda kendi evinde rahat eden ve hiçbir duygusal tacize ve ilmî, fikrî kısıtlamaya maruz bırakılmayan sizler, biraz empati yapın, her şeyi bu kadar rahat ve toz pembe sanmayın. O müminleri sevin, ama bu müminleri de sevin. Her taraf arasında adalet yapın.

    Saygılarımla.

  104. Yazan:fizikci Tarih: Aug 3, 2009 | Reply

    Mustafa Bey,

    Okuduğunuz kitaba karışılmasından çok rahatsız olduğunuz anlaşılıyor. Ama orada siz öğrencisiniz, karışan da muhtemelen hoca. Hocanın öğrencisinin okuduğu kitaba karışması çok yadırganacak bir durum değil. Ben de tavsiye verebilecek durumda olduğum sözümü dinleyecek öğrencilere iman hakikatlerini anlatan kitapları tavsiye ederim. Diğer türde kitaplardan onları uzaklaştırmaya çalışırım. Cemaatte risale (ve risalelerin tefsiri hükmünde olan Hocaefendi’nin kitaplarının okunması) bu yüzden çok önemli. Bunların dışında kitapların okunması abesle iştigal gibi görünür. Hani üstadın meşhur “Karşımda müthiş bir yangın var! İçinde evladım yanıyor..” sözünde anlatılan zaviyeden bakmak lazım. İman hakikatleri dururken başka konularla uğraşmak, yangını söndürmek yerine ateşinde mangal yapmak gibi bir iş.

    Bir cemaatte bulunmak zaten bireysellikten fedakarlıkta bulunmayı gerektirir. O yüzden “özellikle aklını filâncaya satmayı sevmeyen, Kur’an’daki bağımsız düşünüş, aklediş ve anlayış emirlerini ciddiye alan” sizin gibi öğrencilerin ne cemaate verebilecekleri bir şey vardır ne de cemaatin size verebileceği birşey vardır.

    Cemaati eleştirirken onların cemaat olduğunu unutmamanız gerekiyor. Bununla birlikte cemaatte bireyselliğin her geçen gün daha fazla ön plana çıktığı da bir gerçek. Eski küçük ve içine kapanık cemaat büyüdükçe daha açık, daha fazla farklılıkları barındıran bir hüviyete bürünüyor.

    Cemaat asla hatasız değil. Hatasız kimse yok. Cemaatin içinde saçmalayanları ben de çok gördüm. Toplama (sonuca) bakmak lazım. Bu cemaatin yaptığı iş sadece müslümanlar için değil tüm insanlık için çok gerekli, çok faydalı. Ve bu işi çok güzel yapıyorlar. Allah hepsinden razı olsun.

  105. Yazan:Mustafa Râvî Tarih: Aug 3, 2009 | Reply

    Sayın bay Fizikçi her şeyi çok güzel ortaya koydunuz, Allah razı olsun.

    Şimdi hakkımdaki zanlarınızı gözden geçirelim ve yaptığınız ithamları ve verdiğiniz yanlış tanımları düzeltelim inşallah.

    Mustafa Bey,

    Okuduğunuz kitaba karışılmasından çok rahatsız olduğunuz anlaşılıyor. Ama orada siz öğrencisiniz, karışan da muhtemelen hoca. Hocanın öğrencisinin okuduğu kitaba karışması çok yadırganacak bir durum değil. Ben de tavsiye verebilecek durumda olduğum sözümü dinleyecek öğrencilere iman hakikatlerini anlatan kitapları tavsiye ederim.

    1. Benim okuduğum kitablar da iman hakikatlerini anlatıyordu. Daha neyden bahsettiğim bile anlamadan bu yorumu yapmanız ve benim aleyhime hüküm verme hakkını kendinizde bulmanız son derece “şâkirdâne” bir davranıştır zaten…

    Hem de bu kitabların ne dediği risalelerdekinden çok daha iyi anlaşılıyordu. Dilleri daha okunaklı, daha akıcıydı.

    Gerçi ben, bana hocalık taslayan sözde abilerin aksine risaleyi de anlayacak kabiliyete sahibdim, ama risalenin öyle çetrefilli bir dili vardır ki okumaya sabretmek için anlamak da yetmez.

    Üstelik risalelerin tersine bunlarda Zülkarneyn seddinin kesinkes Çin seddi olduğu ve Zülkarneynin kendisinin de Makedonyalı (tarihen putperest olduğu sabit olan) Büyük İskender olduğu gibi eski İslâm âlimlerinin bile gülecekleri cahilce hatalar yoktu.

    Üstelik benim okuduğum “iman hakikati anlatan” kitabların yazarları kendi doğrularını hiç kimseye dayatamazlardı.

    Fakat risalelerin doğrularını bırakın, yanlışları bile dayatılırdı.

    Fakat bir tarihçi olarak risalelerdeki bu tür hatalara itiraz ettiğimde sizin gibi kendini “bilgili ağabey” zanneden (ve yaşları da genelde ilimleri gibi benden kat be kat küçük olan) arkadaşlar, “üstad Allah’tan gelen ilham ile yazdı, senin tarih bilgin onun bilgisizliğinin artı Allah’ın katından gelen ilhamının yanında susmalıdır” diyerek beni susturmaya çalışırlardı.

    2. Okuduğum kitablara karışanlar benden hem yaşça hem de ilimce küçük adamlardı. Ben az çok Arabca bilirken bunlar okudukları Osmanlıca risaleleri ya anlamazlardı, ya zor anlarlardı.

    Bu durumda bir mukayese yapacak olursak, kesinlikle Hoca bendim, öğrenci onlar. Ama onlar “kıdemli şakirdler” olarak benim okuduklarıma karışma hakkını kendilerinde görürlerdi.

    Ben dinî ilmimi Hayreddin Karaman, Muhammed Esed, Elmalılı Hamdi Efendi gibi çeşitli âlimlerden aldığım ve risalelerle, F. Gülen’le yetinmediğim için hiçbir zaman “abi” ilân edilmedim. O yüzden câhil ve grup-mutaassıbı abiler her zaman bana hükmettiler.

    3. Kusura bakmayın ama siz henüz cemaat kelimesinin anlamını bile bilmiyorsunuz.

    Dinî ıstılahta cemaat demek, bütün müminleri içinde barındıran topluluk, bir bakıma bir bölgede veya bütün dünyada bulunan ümmet-i Muhammed demektir.

    Sizin cemaat dediğiniz şeye ise “fırka” denir bizim literatürümüzde.

    Evet, doğru söylediniz: Benim gibi imanını kendi dişi ve tırnağıyla elde etmiş, duygulu bir hocadan etkilenerek filân kendisine iman enjekte edilmemiş, gözü ilimden başka şey görmeyen bir insanın; ilme değil lidere itaate önem veren bir kurum, bir “fırka” içinde faydalı olması çok zordur.

    Aynı şekilde, böyle bir fırkanın, ümmete, “cemaat”e faydalı olması, bir şeyler kazandırması da çok zordur.

    Şikâyetini ettiğim her şeyi örneklediniz, teşekkür ederim: İlme önem vermeyişi; cemaat gibi temel bir dinî kavramın bile anlamını bilmeden din hakkında, hele başkalarının kişilik değeri hakkında ahkâm kesmeyi; âlimi câhil, câhili âlim yerine oturtmak şeklindeki büyük zulmü…

    Şimdi şikâyetlerimde ne kadar doğrucu olduğum Allah’ın izniyle anlaşılmıştır herhalde.

    Ekonomik yetersizliğim ve kendi şehrimin dışında okumak zorunda oluşumdan dolayı kimlerin câhilâne tekebbür ve tahakkümüne uğradığım artık besbellidir herhalde.

    Allah benim dünya ve âhirette dostum ve müttefiğimdir. Allah’ın izniyle beni sıkıntılarımdan da az biraz âzâd etti de siz fırkalar ehlinin haksız ve bilgi yoksunu özgüveninizi bana daha fazla dayatmanızı artık engellemiş oldu. Bütün övgü Allah’ındır.

  106. Yazan:Mustafa Râvî Tarih: Aug 3, 2009 | Reply

    Fizikçi bey ayrıca yazmış ki: Hocanın öğrencisinin okuduğu kitaba karışması çok yadırganacak bir durum değil.

    Yukarıda söylediğim gibi onlar benden hem yaşça hem de bilgi bakımından fersah fersah geriydiler. Aradaki ilim farkı nedeniyle, bir hoca varsa o ancak ben olabilirdim.

    İkincisi, ben gecikmeli de olsa bir üniversite öğrencisiyim.

    Hayır, hakîkî ilim ehli, hakîkî hocalar öğrencilerinin okudukları kitablara asla karışmazlar. Biraz da bu yüzdendir ki ben bu tıfıl şakird arkadaşlarımın hiçbir şey anlamadıkları kitabları okuyor numarası yapıp hiçbir dinî ilim öğrenmeden fırkadan ayrılmalarına ses çıkarmadım. Ama onlar, kendileri gibi câhil olmayan birine, “normal” şartlar altında onların ancak hocası konumunda olması beklenecek birine okunacak kitab dikte etme komikliğini sürekli gösterdiler durdular.

    Ve Allah kimden mi razı olsun?

    Allah emâneti ehline veren, ilme kıymet veren, cehâleti ilmin, ilmi cehâletin yerine koymayan, yaptığı işi bir devletin ve kavmin bencilce istikbali için değil de Allah rızası ve bütün insanlık için yapan bütün müminlerden razı olsun: bunlar ister burada zikredilen grubunun veya bir benzerinin içine dahil olmak zorunda kalmış olsunlar ister bu zarurete düşmesinler. Allah, kendi rızasını gözeten herkesten razı olsun.

  107. Yazan:Mustafa Râvî Tarih: Aug 3, 2009 | Reply

    Fizikçi bey, bu arada yukarıda haddinden fazla sert konuştuysam lütfen kusuruma bakmayın. Durumu hiç bilmeden birilerini âlim, birilerini câhil ilân etmeniz (ve bunda büyük bir de hata etmeniz) ve bana senden cemaate fayda gelmez gibi lâflar söylemeniz bir mikdar sert bir reaksiyonu hak ettirdi. Bakınız, bunu yukarıdaki (şu anda henüz yayımlanmamış) sözlerimin herhangi birini geri almak için yazmıyorum. Sizin ve temsil ettiğiniz “sufî tarzı fırka” değerlerinin ilme önem vermediği, cahili âlim, âlimi câhil yerine koymaktan hiç gocunmadığı noktasını tekrar vurgularım ve delil olarak yukarıdaki yazılarımı gösteririm. Aynı şekilde oralardaki hocalık anlayışının da sakat ve hem günümüz akademyası hem de İslâmî ilim geleneğine son derece ters olduğu da doğrudur, sözümün arkasındayım.

    Risâlelerin faydası abartılmakta ve insanların îmânları zannedildiğinin aksine güçlendirilmemektedir. Aksine Büyük İskender’i Zülkarneyn ile eşleyen, Çin Seddi’ni Zülkarneyn Seddi gören bir külliyatı okumak, bu zanların tamamen hakikat dışı olduğunu bilecek kadar ilme sahib gençleri şok etmekte ve mezkûr kitabların iman savunmasına olan güveni de azaltmaktadır.

    Ve dahası, ve dahası…

    Ancak kimsenin gönlünü kırmak istemiyorum. Allah rızası için nice diyarlara giden bütün o kardeşlerden, bütün taksiratlarıyla beraber, Allah razı olsun ve onları affetsin.

    Fakat şunu da bilsinler: Onlar âlim veya hoca değil, hizmet ehli ve mücahiddirler. Bu yargı, Said Nursi için de geçerlidir. O da büyük bir ilim ve fikir adamı olmaktan ziyade bir îmân adamıdır, yılmaz bir mücahiddir. Ama ilmin de bir izzeti vardır. Âlime câhil, câhile âlim muamelesi yapılmasını gerektirecek kadar hiyerarşik ve hizibci bir anlayışın kendine çeki düzen vermesi gerekir. Aksi halde “her biri kendi elindeki (sınırlı) ilim ile kendini yeterli görüp hâlinden memnun (ve özgüvenli) olan hizibler” hakkında Kur’an’da yazılan kınamalar yakında onlar için de geçerli olur. Allah korusun.

  108. Yazan:rüştü hacıoğlu Tarih: Aug 3, 2009 | Reply

    sayın Ravi;

    siz buna müstehaksınız. geçen bana otorite ve hiyerarşi eleştirisi yaptığım için solcu sempatizanlığını yakıştırmıştınız. oysa gördüğünüz gibi solcuların kapitalistlerin ve nurcuların hiyerarşi ve otorite kardeşliğinin yüzük kardeşliğinden hiç farkı yokmuş…

    demekki neymiş:

    “…Hayatımın en baskılanmış ve en depresif günlerinden bir kısmını Hizmet evlerinde yaşamamın ayrıntılarına ise inanın fazla girmeyeyim…”

    girmeyin ama girseniz de girmeseniz de karnınızı ağrıtan sebepler, bizlerinde karnını ağrıtan sebeplerdir. diğerleri nasıl beceriyor derseniz; bedenini yaşatmak mukabilinde ruhunu teslim ederek.

    bakın yukarıda ne diyor abi:

    cemaat gardaşım bura. ekmeni yiyip bide artizmi olucan? ki olmuşun. anlamaya çalışmışsın. tıfıllar anlamıyorlarmış. iyi de kim anlamanızı istediki? itaat et itaat! sadece itaat et! sadece itaat!

    patronlar, düşünen fikir yürüten adamdan hoşnut olmazlar. patronun belirlemediği süreçlerde at koşturan adam yarın patronun arkasına dolaşabilir. dolayısıyla patron adamın düşüneninden değil, düşünemeyeninden hoşnuttur. kimseye düşünmesi için para verilmez, emirlere itaat etmesi için. hiçkimsenin aklı diğerinden daha az değerli değildir ama hayatın imtihan oluşu ya, öyleymiş gibi sunulabilecek pekçok manipülatif yardımcı enstrüman(dört sessizin yanyana geldiği kelime de varmış bu arada) mevcut. furkan da bunun için gerekli değil mi?

    yanlış anlamayınız; sorunuza tenezzül etmezlik değildi geçenki, (anlatabileceğimi umduğum dersem abi dili olur) fikrimi paylaşabileceğim uygun fırsatı bekliyordum burası sanki uydu…

  109. Yazan:cb Tarih: Aug 3, 2009 | Reply

    Bu tarz konulara ‘üşüşengiller’ tarzında yorumcu pek düşer genellikle samimi tartışma ortamından ‘pis’ yorum düşmeye geçer ben de kendimi tutamam ulu orta girerim düşüncesiyle pek bulaşmamaya çalışıyorum.Mustafa Ravi beyin içten ve samimi yorumu beni yazmaya mecbur bıraktı.

    Ben de cemaat içerisinde kadrolu olarak görev almasam da genellikle transfer edilmeye çalışmam nedeni ile kendileri ile çok muhatab oldum.Elbet bir kaç kişiye bakıp cemaat adına eleştiri yapmak ya da tam tersini yapmak çok doğru olmaz.Ki içlerinde çok samimi ve ahlaklı imanlarına imrendiğim insanlar olduğu gibi sapkın hiyerarşilerinden kaynaklı kafa atmak istediğim insanlar da gördüm.Canım istediği zaman bazı faaliyetlerine destek vermem,arada toplantılarına katılmam bir nevi ümmetin birliğinden yapıcı anlamlar çıkartan yanım nedeni geçtiğimiz kış Filistin bombalanmasından hemen sonra meşhur gurup gezilerinin birininde Uludağ’da olabileceği önerisi nedeniyle bir daha asla eskisi gibi olamayacak şekilde koptu.Tabii bizim İhh başta olmak üzere bir çok dernek ile birleşip yaptığımız Filistin kermesine kendilerinin de katılma şartı olarak ‘ günlük hasılatı alıp gideriz o şartla ‘ demeleri yine sabrımın taşmasına sebep olmuş olaylardan biridir.Bizden sonra aynı yerde yaptıkları kermesin adının Filistin Yardım kermesi olmasına rağmen yan tarafta ek bir faaliyet daha gösterip abilerin maaşları için tezgah kurmaları yine beni zorlayan örneklerden biri oldu.Dünyanın öteki ucunda hizmet eden,200 usd maaşla yurda gelecek yol parasını denkleştiremeyen şakirdlere bir de burda parıl parıl Vakko giyen sonra sohbet evlerinde öğrendiği kısmi sahih olmayan rivayetler ile tutup dini konularda bilmediği halde alimlik yapma heveslerini görünce,bu çarpıklık ve uçurum ile kendilerinden iyice soğudum.

    Din geniş hacimli bir oluşum öyle tek kişinin tekeline bırakılacak gibi değil zaten sığmaz dolayısı ile benim gibi Kuran-sünnet üzerinden yürüyen,Tarikatlı,Cemaatli insanlar tarafından anlaşılması ve yaşanması elbetteki farklı olacak bu kendine göre de şekillendirme değil hatta zenginlik olduğu bile savunulabilir.Ama bu insanların tek kaynak ile yola çıkıp sanki tek doğru onlarınkiymiş gibi davranmaları üstüne iman etmiş insanlara bariz bir şekilde ‘ sırt dönmeleri ‘ne şahit olmak buna mukabil 28 Şubat gibi dönemlerde Paşalara ödül vermek gibi stratejiler geliştirmesi beni oldukça yaralamıştı.Müminleri itip,kendilerini onlardan soyutlama gibi davranışların altından ötekine ‘ben de nişan taşı çocuğuyum’ tarzında yaklaşma bir siyaset olarak anlaşılabilir olsa dahi zamanla bunun dozunu kaçırdıkları için beni oldukça öfkelendirmişti.

    İnsan gördüğü ve yaşadığı olumsuzluktan olumlu davranışlar elde etmeyi bilmeli.Ben Cemaate çok kızgın ve kırgın olsam dahi Hakan Albayrak’ın kurduğu tüm cümleleri de kurabilirim,yazdıklarının altına imzamı da atarım.Cemaatin bu yanlış siyasetine rağmen onlara doğru bir davranış ile yaklaşırım çünkü İslam’ın böyle davranılmasını onadığını düşünüyorum.

    Nette her fırsatta Hoca Efendiye ve Cemaate çirkin saldırılarda bulunmak isteyen fırsatçılara da hiç fırsat vermemeye çalışırım.Genellikle onları savunarak olaya müdahil olurum.Öyle de olmalı.Keşke Cemaatte bunu görebilse bundan olumlu anlamlar çıkartabilse.

    sevgi ile

  110. Yazan:Ekrem Senai Tarih: Aug 4, 2009 | Reply

    Mustafa bey,

    Said Nursi’nin ilmini değerlendirmeniz Mesnevi’deki gül yağını deviren papağanın Kalenderi dervişini değerlendirmesine benzemiş. İnsan haddini bilmeli.

  111. Yazan:Ekrem Senai Tarih: Aug 4, 2009 | Reply

    Mustafa bey,

    Üstelik risalelerin tersine bunlarda Zülkarneyn seddinin kesinkes Çin seddi olduğu ve Zülkarneynin kendisinin de Makedonyalı (tarihen putperest olduğu sabit olan) Büyük İskender olduğu gibi eski İslâm âlimlerinin bile gülecekleri cahilce hatalar yoktu.

    Siz, hiç Risaleleri okudunuz mu sahiden? Bakın 5.Şua’da Bediüzzaman ne diyor:

    Ehl-i tahkikin beyanına göre, hem Zülkarneyn ünvanının işaretiyle, Yemen padişahlarından, Zülyezen gibi zü kelimesiyle başlayan isimleri bulunduğundan, bu Zülkarneyn, İskender-i Rumî değildir. Belki Yemen padişahlarından birisidir ki, Hazret-i İbrahim’in zamanında bulunmuş ve Hazret-i Hızır’dan ders almış

    Büyükleri eleştirecek olanların en azından asgari seviyede okuduğunu anlama kapasitesinin bulunması gerekiyor.

  112. Yazan:Ekrem Senai Tarih: Aug 4, 2009 | Reply

    Şurada da Said Nursi, İskender Seddi hakkında bilgi veriyor. Hiç de İskender Seddi’nin Çin Seddi olduğunu filan iddia etmiyor. Bazıları onun Çin Seddi olduğunu iddia etmektedir, bazıları da başka sedler… Rivayetlerdeki çeşitlilik, tarihsel çeşitlilikten kaynaklıdır diyor.

    Kur’ân lisanıyla Ye’cüc ve Me’cücün ve tabir-i diğerle tarih lisanında Mançur ve Moğol denilen ve âlem-i beşeriyeti kaç defa zîrüzeber eden ve Himalaya Dağlarının arkasından çıkan ve şarktan garba kadar harap eden akvâm-ı vahşiye ve garetkâr milletlerin Hint ve Çin’deki akvâm-ı mazlumeye tecavüzlerini durdurmak için, o Himalaya silsilelerine yakın iki dağ ortasında uzun bir sed yaptığı ve o akvâm-ı vahşiyenin kesretle hücumlarına çok zaman mâni olduğu gibi, Kafkas dağlarında, Derbent cihetinde yine çapulcu, garetgîr akvâm-ı Tatariyenin hücumunu durdurmak için, Zülkarneyn-misal eski İran padişahlarının himmetiyle sedler yapılmıştır. Bu neviden çok sedler var. Kur’ân-ı Hakîm, umum nev-i beşerle konuştuğu için, zâhiren bir hadise-i cüz’iyeyi zikredip, umum o hadiseye benzer hâdisâtı ihtar ederek konuşuyor. İşte bu nokta-i nazardandır ki, Sedde ve Ye’cüc ve Me’cüce dair rivayetler ve akvâl-i müfessirîn ayrı ayrı gidiyor.

    Demek ki eleştirmeden önce, eleştirdiğimiz şeyi iyice öğrenip hazmetmemiz gerekiyormuş. Kulaktan dolma iki bilgi kırıntısıyla eleştiri olmazmış. Değil mi Mustafa bey?

  113. Yazan:fizikci Tarih: Aug 4, 2009 | Reply

    Mustafa Bey,

    Ben de size uzun cevaplar yazmaya kalkışırsam bu tartışma çok uzar. Şunları belirtmek isterim sadece:

    1. Sizi hiç tanımıyorum. O yüzden “normal olanı” tahmin ettim sadece. Yani orada siz talebe, okuduğunuza karışanlar hoca olmalıydı normal şartlar altında. Ama siz diyorsunuz ki; “onlar benden hem yaşça hem de bilgi bakımından fersah fersah geriydiler” Bu nasıl mümkün olabilir? Benim bildiğim (ve yaşadığım) dersanelerde en fazla 22-23 yaşında olunur. Bunlar çoğunluğu itibariyle çocuktur ve (tecrübesiz anlamında) cahildirler. Onlarda güzel olan ilim değil ihlastır. O yaşta ne ilmi olabilir ki?

    2. Sizin o kadar küçük insanların arasında bulunmanız zaten başlı başına bir problemmiş. Hele bir de “Said Nursi Zülkarneyn’e putperest İskender diyor” gibi şeyler söyleyip cahil mücahidciklerin kafasını karıştırıyor idiyseniz problemin büyüklüğünü hayal bile edemiyorum..

    3. Yaşça ve ilimce fersah fersah büyük olduğunuz çoluk çocukla muhatap olmak zorunda kalmışsınız. İlmin izzeti niye kurtarmadı sizi bu durumdan? Niye alıp başınızı gitmediniz, başka imkanlar aramadınız? Yoksa ilminiz sizi Allah’a güvenmekten alıkoyuyor mu idi?

    4. İlim önemlidir elbet. Ama ihlas ondan daha önemlidir. İlim bazen insanı kibre boğar. “İnsanlar helak oldu…” diye başlayan hadisi bilirsiniz. Allah kimseyi helak olan alimlerden etmesin.

    5. Sonuç itibariyle allamei cihan olsak ilmimiz okyanusdan birkaç damladır. Sizin cahil gördüğünüz insanların ilmi belki ondan biraz daha azdır. Okyanusun geri kalanını bilmediğimiz için kimseye alim-cahil ayrımı yapmayıp insanları ihlas ve samimiyetlerine göre değerlendirmek gerekir.

  114. Yazan:eg Tarih: Aug 4, 2009 | Reply

    şimdi eğer gülen cemaatinin yurtlarında sadece bediüzzaman’ın kitapları ve f. gülen’in yazdıkları okutulup, başka bir şey okumaya izin verilmiyorsa bunun sorgulanması gerekir. ben bir cemaat yurdunda ya da okulunda bulunamayacak kadar dik kafalı birisi olduğum için kendi deneyimlerimden bunun böyle olup olmadığını bilemem. ama birkaç tanıdıktan buna benzer şeyler duymuştum cidden de. o zaman bunun sorgulanması gerekir. yanlışının vurgulanması gerekir. zira hiçbir düşünce veya tefekkür tek taraflı beslenmekle gelişmez. tek taraflı yetiştirmek çabası olsa olsa düşman yaratır.

    gülen cemaatinin çok fazla eleştirebileceğim yönü var. modernist müslüman olmaları, para pul, iktidar ve lüks ile koyamadıkları mesafeler vs. hepsi eleştirilebilir. doğruları da takdir edilir. ama kol kırılır yen içinde kalır düşüncesi hayatım boyunca benim düşüncem olmadı. bütün dini ya da la-dini cemaatler gibi içine kapanık, birbirini kayırıcı buluyorum gülen cemaatini de. daha önce türkçe olimpiyatlarında başıma gelen birşeyi de bu yönlerine vermiştim. velakin gülen cemaatinin de, ne yapıyoruz diye kendine dönüp bir bakması gerekli. cemaat gruplarının yaptıkları yayınları (özellikel stv haber ve dizileri ve zaman haberleri) gözden geçirmeleri gerekli vs. zira zaman zaman bende ciddi iticilik uyandırabiliyorlar.

  115. Yazan:MY Tarih: Aug 4, 2009 | Reply

    “o zaman bunun sorgulanması gerekir. yanlışının vurgulanması gerekir. zira hiçbir düşünce veya tefekkür tek taraflı beslenmekle gelişmez. tek taraflı yetiştirmek çabası olsa olsa düşman yaratır.” (EG)

    Katiliyorum, Kemalistlerin düstügü noktaya düserlerse yazik olur. Elestirilmeyen kurumlar, ekipler yozlasir, yobazlasir.

    Sanirim bugüne kadar bir “kusatilmislik” hissi hakimdi. Eylemde olmasa bile zihinlerde bir “militarizasyon” yapar bu, insanîdir, sadece Gülen cemaatine atfetmiyorum. Genel olarak Islam aleminin sorunu da bu. Siyonistler, haçlilar derken kendi sorunlarina Müslümanca çare aramaya vakit bulamayan, taarruz altinda durup düsünemeyen bir topluluk olma tehlikesi.

    insan olarak kendi dogrularimizi üretemeyince baska dogrulara yöneliyoruz, Enver’in hakli olarak elestirdigi modernist müslümanlar da bu çerçevede olustu. Atatürk, Saddam Hüseyin, Humeyni, Kaddafi gibi lider kültü ile zihinlere yer eden “liderler” bizim yerimize düsünen, bizi çocuklastiran, özgürlügümüzü kisitlarken sorumluluktan da “kurtaran” kisiler olarak çiktilar ortaya.

    ideolojileri farkli da olsa netice hep ayni oldu.

    Sadece Gülen ekibi degil her müslümanin çikaracagi dersler var bu tabloda.

  116. Yazan:Ekrem Senai Tarih: Aug 4, 2009 | Reply

    Enver bey,

    şimdi eğer gülen cemaatinin yurtlarında sadece bediüzzaman’ın kitapları ve f. gülen’in yazdıkları okutulup, başka bir şey okumaya izin verilmiyorsa bunun sorgulanması gerekir.

    Cemaat ve tarikatlarda tabir caizse iç tüzük kuralları gibi kaideler vardır. Bu yola girmeyi kabul eden kişi kuralları kabul ederek girer. Nur cemaatinde Risale-i Nur dışında eser okunmaz. Bu, bir metodolojidir. Risaleler, farklı bir bakış açısı kazandırır; bir ortak Kur’an dili oluşumuna katkıda bulunur.
    Ben, bu başka kitap okumama olayını buna bağlıyorum. Bu beginners seviyesini geçtikten sonra ise olabildiğince çok kitapla çapraz okumalar; daha derin okumalar yaparak bir adım ilerletilmeli bence de. Ama dediğim gibi bir iç tüzük kuralıdır. Kuralı beğenmeyen zaten- benim yaptığım gibi- uzaklaşır.
    Siyasi gazete çıkarmamak ve parti desteklememek de bu kurallardan biriydi ve fraksiyonlara yok açtı. Başörtüsü konusunda taviz vermemek de bir kuraldı ve bu da fraksiyona yol açtı. Belki de en iyisi cemaat ve tarikat usulünde klasik yoldan ayrılmamak ve kurallara hiç dokunmamak… Ütüsüz pantolonlu, badem bıyıklı, temiz yüzlü “mübarek, maaşallah, inşallaah”lı konuşan ihlaslı nurcu abileri seviyorum. Varsın çok şey bilmesinler; bildikleri yetiyor onlara. Entel, dantel konuşup derin analizler yapmaya kalkışmalarını hiç istemem. Hep böyle kalsınlar…

  117. Yazan:eg Tarih: Aug 4, 2009 | Reply

    ekrem bey dedikleriniz bir yere kadar doğru. ama bu doğruluk ancak “dışarı” ve “öteki” ile kurulacak ilişkiye kadar işler. şimdi gülen cemaati gibi bu kadar farklı alanda faaliyet içinde olan bir cemaatin kendi içine kapanması başka doğruların görülmesine engel olur. mesela göründüğünün tam aksine ben gülen cemaatinin eleştirilere oldukça kapalı, hatta eleştiriler karşısında saldırgan olduğunu düşünüyorum. hatta o “entel dantel konuşmayan badem bıyıklı ihlaslı abilerin” konu cemaatin ya da cemaatin sahip olduğu kimi basın kuruluşlarının eleştirisi olduğunda nasıl saldırganlaştığını ve önce sırf entellektüel diye kucak açtıkları aynı insanları sonra entel dantel diye nasıl aşağılamalara boğduğunu az çok bilirim.

    tamam klasik tarikat yöntemiyle seyr-ü sülükü tartışacaksak bu yöntem doğru bir yöntem olabilir(ki keşke böyle inandığım birisini bulabilsem ve teslim olabilsem ben de). ama gülen cemaati tasavvufi bir seyrü sülük niyetinde olan bir cemaat değil kanımca. bu kadar iktidarla, parayla ilişkili bir tarikat zaten temiz de kalamazdı.

    yukarıdaki yorumda kast ettiğim şeyi biraz açayım. çevremde gençten ya da daha olgunlardan gülen cemaati yurtlarında kalmış insanlardan bir kısmının bu tip bir baskı sonucu cemaatten ve cemaatle ilgili herşeyden nefret ettiğine bire bir şahit olduğum için bu uyarıları gülen cemaatine yapıcı uyarılar olarak sunmak istedim. yoksa gerçekten de doğru, “içeri” girmek istemiyorsanız girmeyin zaten. ama niyeti tarikat seyr ü sülükü değil de din ve ahlak üzerine biraz düşünmek ve kendini geliştirirken aynı zamanda barınmak olan gençlerin(ki çoğunun amacının böyle olduğunu düşünüyorum) -en azından bir kısmında- ters etki yaratığını söyleyebilirim.

  118. Yazan:cb Tarih: Aug 4, 2009 | Reply

    Ekrem bey,

    Siyasi gazete çıkarmamak ve parti desteklememek de bu kurallardan biriydi ve fraksiyonlara yok açtı. Başörtüsü konusunda taviz vermemek de bir kuraldı ve bu da fraksiyona yol açtı. Belki de en iyisi cemaat ve tarikat usulünde klasik yoldan ayrılmamak ve kurallara hiç dokunmamak… Ütüsüz pantolonlu, badem bıyıklı, temiz yüzlü “mübarek, maaşallah, inşallaah”lı konuşan ihlaslı nurcu abileri seviyorum. Varsın çok şey bilmesinler; bildikleri yetiyor onlara. Entel, dantel konuşup derin analizler yapmaya kalkışmalarını hiç istemem. Hep böyle kalsınlar…

    geldik mi kısmen ‘camii imamı samimiyetinden ‘ kaynaklı sevgiye :)şimdi anladınız mı beni :)

    Aslını isterseniz o 10 km öteden ben ‘müslümanım’ diyen görüntülerini ve samimiyetlerini ben de seviyorum lakin abilik mertebesinden kaynaklı bazen adaletli olmayan ‘abilikten’ çok bu abilik tabuya dönüşünce işin rengi değişiyor

  119. Yazan:fizikci Tarih: Aug 4, 2009 | Reply

    şimdi eğer gülen cemaatinin yurtlarında sadece bediüzzaman’ın kitapları ve f. gülen’in yazdıkları okutulup, başka bir şey okumaya izin verilmiyorsa bunun sorgulanması gerekir.

    Bilakis Fethullah Gülen doğu ve batı klasiklerinin okunması için tahşidat yapar. Fakat asıl mesele Allah’a imandır. O yüzden öncelik Risale-i Nurlara verilir. Eski İslami eserler daha çok tasavvuf ve amel üzerinde durur. Risale-i Nur’lar kadar iman hakikatlerine odaklanmış, hem de çağımızın bakış açısıyla bu hakikatleri yorumlayan bir ikinci eser göstermek mümkün değildir.

  120. Yazan:eg Tarih: Aug 4, 2009 | Reply

    fizikçi kardeşim sorun risale-i nur’un önemi değil. ben de bediüzzaman’ı çok büyük bir alim, yazdıklarını da (uzmanı olmasam da ) çok önemli eserler olarak görüyorum. ama sorun tek yanlılıktır. hatta adını koyalım, sorun gülen cemaatinin bediüzzaman ile ne kadar ilgisi kaldığıdır…

  121. Yazan:P.K Tarih: Aug 4, 2009 | Reply

    Risale-i Nurlar, iyi hoş güzel kitaplar olabilir. Ama kalkıpta insanlara risalei nurların ilhamla yazıldığını, cevşeni cebrailin vahyettiğini söylemek/dayatmak biraz düşündürücü değil mi?. hele ki risalei nurlara tefsir demek, kendilerini kandırmanın dışında birşey olamaz herhalde. bir de çevirisine bile müsaade edilmeyen, nihayet birkaç yıldır dipnot olarak altlarına yerleştirilen osmanlıca kelimeleri, yükleri kendinden ağır çocuklara dayatmak çokda anlaşılır olmasa gerek.
    (birde hiç unutmam çok sevdiğim bir abla üstad 4 günde tüm pozitif ilimlere vakıf olmuştur demişti!!!)

  122. Yazan:Ekrem Senai Tarih: Aug 4, 2009 | Reply

    Cemile hanım,

    geldik mi kısmen ‘camii imamı samimiyetinden ‘ kaynaklı sevgiye :)şimdi anladınız mı beni :)

    Camii imamı dediniz de bir fıkra aklıma geldi. Bir Hristiyan, kurban bayramında “şu müslümanlar gibi ben de bir kurban keseyim bakayım nasıl bir şey” diye kurban kesecek olmuş. Almış eline bıçağı, hayvanın boğazına saplamış. Bir türlü kesememiş, hayvan acıdan sağa sola koşmaya başlamış. Hristiyan da soluğu camide almış. Elinde kanlı bıçak camiye girmiş, “burada müslüman var mı?” diye cemaate sormuş. Korka korka imamı işaret etmişler. Hristiyan imamın yanına gelmiş, hoca namazı bitirmiş. “Hoca sen misin?” diye sormuş hristiyan. Hoca cevap vermiş: “Estağfirullah ne hocası, iki rekat namaz kıldırmışım, bana müslüman bile denmez!”
    Şimdi ne diyeyim ben size. Bana yorumcu bile denmez. Korktum valla.:)

  123. Yazan:cb Tarih: Aug 4, 2009 | Reply

    Sayın Fizikçi,

    lütfen yanlış anlamayın efendim ama gerek yurt içinde gerekse yurt dışında bulunan bir çok Nur talebesi tanıdım,şakirtler de vardı,sohbet ablalarıda,masterliydi çoğu ve çok iyi ünivlerin çok iyi bölümlerinden mezun çok değerli özellikle sohbtelerimiz sırasında çok saygılı hayran olduğum isimlerde oldu,halen hepsiyle dostluğum devam eder lakin hiç entelektüel bir beyin yada sorgulamaya başlamış biri ya da Dostoyevski okumuş ya da en basitinden bir edebiyat eleştirisi yapacak birine ben rastlayamadım,o da benim talihsizliğim olsun :)

    Sevgili P.K hanıma katılıyorum şimdi bir tefsiri ilham ile yazdım demek kimse kusura bakmasın ama kısmen aşırı bir yorum gibi geliyor bana bunu bir mütevazılık örneği olarak aldığımızda muazzam duruyor lakin mütevazılıktan çıkarsa o ‘ilahm’ geldi cümlesi baya boyunu aşmış bir yorum gibi düşüyor bana.

    Risalelerin dilini ben de çok ağır buluyorum ama bu Risalelerin tefsir olmadığınıda söyleyemem bir de tefsirlere bakarsak Razi,İbn Kesir,Elmalılı,Seyyid Kutub vs. bunların hepsinin yazıldığı döneme cevap olarak yazıldığını anlarız yani Risaleleri bugün anlamak için o döneme de bakmak lazım Üstad hazretleri Kominizmin inançsızlık ile iyice palazlanmaya,taşmaya başladığı bir döneme rast gelir dolayısı ile anti-pozitivist bir dili olması oldukça olağan bu nedenle Said Nursi hazretleri bence Allah’ın varlığına çok vurguda bulunan bir dil kullanmıştır.Keza bugün tefsir yazsam sanırım tüketim ve israf konusuna daha çok değinen belki Kapitalist sisteme alternatif bir dili olan bir tefsir yazardım,zamanın ruhunuda göz önünde bulundurmak gerekir.

  124. Yazan:Ekrem Senai Tarih: Aug 4, 2009 | Reply

    Sayın P.K.

    Risale-i Nurlar, iyi hoş güzel kitaplar olabilir. Ama kalkıpta insanlara risalei nurların ilhamla yazıldığını, cevşeni cebrailin vahyettiğini söylemek/dayatmak biraz düşündürücü değil mi?.

    Risale-i Nur’ların ilhamla yazılmış olmasının ne gibi bir mahzuru olabilir anlamadım? Ayrıca Cevşen’in risale-i Nur’la bir ilgisi yoktur. Uhud Savaşı sırasında Cebrail tarafından Hz.Peygamber’e indirilen bir vahiydir. Kimse kimseye bir şey dayatmıyor. İsteyen inanır, okur; istemeyen okumaz. İstanbul’da eski Katolik temsilcisi vardı, ismini hatırlayamadım. Sürekli yanında Cevşen’i taşıyor ve okuyordu. Allah’a 1001 ismiyle yakaran, ateşten halas, necat, kurtuluş isteyen muazzam bir duadır Cevşen. Manevi bir zırhdır. Said Nursi’yle de, nurcularla da bir alakası yoktur.

    hele ki risalei nurlara tefsir demek, kendilerini kandırmanın dışında birşey olamaz herhalde.

    Demeyin o zaman. “Tefsir” deyince kitapların değeri yükseliyor veya alçalıyor değil. Klasik bir tefsire benzemediği açık. Klasik bir tefsirde “Bismillah”ın başındaki B harfi “ile” anlamına gelip, Allah isminin kökeni… bla bla şeklinde anlatılırken Risalelerde Bismillah her hayrın başıdır. Koyun, keçi, inek gibi hayvanlar Bismillah der, rahmet feyzinden süt çeşmesi olur; yazın sıcağında incecik yapraklar hararete karşı Bismillah der, İbrahim gibi “ya ateş ! serin ve selametli ol!” ayetini okurlar. Kökler Bismillah’la toprağı Hz.Musa’nın asası gibi deler geçer, “Asanı taşa vur!” ayetini söyler…
    Bu iki tefsir metodu elbette birbirinden çok farklı. Ama ben şahsen kelime etimolojisi, ayetlerin birbirleriyle ilişkileri, sarf, nahiv kaidelerine uyumları gibi şeylerdense doğrudan hayatıma geçirebileceğim anlamları okumayı tercih ediyorum. Ve bu anlamda Risale-i Nur eşsizdir.

    bir de çevirisine bile müsaade edilmeyen, nihayet birkaç yıldır dipnot olarak altlarına yerleştirilen osmanlıca kelimeleri, yükleri kendinden ağır çocuklara dayatmak çokda anlaşılır olmasa gerek.

    Risaleleri okumanın bana en büyük katkısı kelime haznemi inanılmaz genişletmesi olmuştur. Bir divan şiirini, Osmanlıca bir metni kolayca anlayabilirim. Ve Kur’an’ı Arapçasından açıp okurken ne anlama geldiğini aşağı yukarı çıkartabilirim, bu Risale-i Nur Osmanlıcası sayesindedir. Bana bir şey kazandıran bir yükün altına girmiş olmaktan memnunum.

    (birde hiç unutmam çok sevdiğim bir abla üstad 4 günde tüm pozitif ilimlere vakıf olmuştur demişti!!!)

    ablayı neden seviyordunuz?

  125. Yazan:cb Tarih: Aug 4, 2009 | Reply

    Ekrem bey,

    bırakın sizi ben bile vallahi kendimden korktum :)fıkrayı biliyordum ama burada çok iyi kullanmışsınız,tebrik ederim halen gülüyorum :))görünürde sanki bekleyp bekleyip planlı olarak sizi sabote etmişim gibi duruyor ama inanın ondan değil ben size dokundurmadım kendimi ifade etmeye çalıştım,elimde bıçak varmış gibi dursa da inanın niyetim Allah rızası için kurban kesmek :))

    Cevşen vs. gibi şeyleri ben de pek tutmam sadece cevşen-i muhteşem okuyan bir arkadaşım vardı,fırsat buldukça okuturdum,haz ile de dinlerdim.Şimdi Cemaat içi tayin nedeni ile çok uzak diyarlarda hadi ona da selam olsun

  126. Yazan:eg Tarih: Aug 4, 2009 | Reply

    bir kitabın ilhamla yazılmasında tuhaf bir şey göremiyorum. ibn arabî de fusus’un ve futuhat’ın ilhamla yazıldığını iddia eder. ilham sonuçta tasavvufta da önemli bir kavram olarak dışlanması gereken birşey değildir benim için. bu noktada asıl dikkat edilmesi gereken şey ilhamın vahyin yerine konmamasıdır. ilhamın doğruluğu konusunda her zaman tetikte olmak gerekir. zira vahyin garantörü Allah ve peygamberi iken, ilhamın herhangi bir garantisi yoktur.

    risale-i nur’un tefsir olmasına gelince… elbette tefsir olarak kabul edilebilir. her tefsir “lineer” bir tefsir olacak diye bir kural yok. mesela mesnevî de bir tefsirdir.futuhat da…hatta incecik kalınlıktaki fusus da.

  127. Yazan:Ekrem Senai Tarih: Aug 4, 2009 | Reply

    Cemile hanım,

    Üstad, ilham diyorsa ilhamdır. Aynı Rumi’nin Mesnevi’sine “ilham” demesi gibi. Aynı hani bazen “bu kadar cümleyi nasıl biraraya getirip söyledim bilmiyorum, Allah konuşturdu” deriz ya bazen- siz de der misiniz? Deyince birisi size “yalaaaan söylüyorsun! Yalan! İlham geldi diye adam kandırıyorsun! Kendi sözlerini yüceltmek asıl amacın biliyorum” filan derse hoş olmaz di mi?
    Risalelerle Bolşevizm karşıtlığının hiçbir alakası yok. Bu konuda fikir serdedebilmek için en azından biraz Risale karıştırmış olmak gerekir. Aslına bakarsanız komünizm karşıtlığıyla ilgili risalelerde hiçbir şey hatırlamıyorum. Belki bir satır, veya bir paragraf vardır bilmiyorum…
    Kapitalizm karşıtlığı istiyorsanız İktisad Risalesi; Çevre sorunları, küresel ısınma filan diyorsanız İsm-i Kuddüs bahsi size aradığınız kaynağın ötesinde şeyler verecektir. Doğrusu ben okurken dünyanın sorunlarından çok enfüsi konuları ön planda tutuyorum.

  128. Yazan:fizikci Tarih: Aug 4, 2009 | Reply

    eg kardeşim,

    Biraz gerçekçi olmak lazım. Gören de kitap okumaya karşı müthiş bir yöneliş var, cemaat de bunları engelliyor, tek kaynağa yönlendiriyor falan zannedecek. Yok ki öyle birşey! :) Keşke olsa.. :) Hayatında tek satır kitap okumamış bir sürü insan tanıyorum hem de üniversite mezunu! Cemaat bunlara bilakis kitap okuma alışkanlığı kazandırıyor.

    Dersanedeyken (gençlik yıllarında) bu talebeler risale ve Hocaefendi’nin kitaplarını okuyorlar. Sonra büyüyorlar, hayata atılıyorlar, evleniyorlar. Dilediklerini okuyorlar, kim ne karışır? Ama en azından okuma alışkanlığı ve kültürünü kazanmış oluyorlar. Ben de bunlardan biriyim. Kafama ne eserse okuyorum.

    Fethullah Gülen Hocaefendi kendi talebelerine (ki binlerce talebe yetiştirmiştir) çok farklı kaynaklarla ders veriyor. Mustafa Bey’in ilmini elde ettiği Elmalılı Hamdi de bunlardan biri.

    Yani “tek yanlılık” falan hikaye, boş laf. Dersanedeki talebelere risale okutulması ise çok önemli. Çünkü risaleler insanları tutuculuktan, radikalleşmeden, hoşgörüsüzlükten kurtarıyor. Hem de kullandığı zengin glossary ile dillerini geliştirmelerine yardımcı oluyor. Ondan sonra dilediği kitabı okusun.

  129. Yazan:cb Tarih: Aug 4, 2009 | Reply

    Ekrem bey,

    bolşewzimi tek kullanmadım daha çok marksist yaklaşımın din aleyhtarlığına vurguda bulunmak için böyle bir saptama da bulundum.Basitçe örnekleyeyim ; bir tesadüf bir de tevafuk kavramı vardır değil mi?tesadüfün kendiliğinden olduğu bu rağmen tevafukun Allah eli ile olduğu farkından genellikle uzunca bir dönem tefavuk,tesadüfü Allah’sız görüp ona tükürdü ve onun yerine kullanıldı.Bunu da daha çok Nur Cemaati kullanır yanlıyor muyum?Bence bu ve bunun gibi örnekler bir nevi döneme ait imha edilmeye çalışılan İlah kavramına tam aksi bir duruş için yapıldı.Bana sorarsanız ise bence Allah’ın dokunmadığı birşey yoktur diye düşünürüm tesadüfte O’nun,tevafukta O’nun,SübhanAllah

    Anlatabiliyor muyum?

  130. Yazan:Ekrem Senai Tarih: Aug 4, 2009 | Reply

    Enver bey,

    İlham ve tefsir konusundaki desteğiniz için teşekkürler.

    Cemile hanım,

    Her türlü müşkülümü halleden iki ana kitap var. Risale-i Nur ve Mesnevi-i Manevi. Bu iki kitabın son kullanma tarihinin kolay kolay geçmeyeceğini düşünüyorum. Kapitalizm karşıtı bir tefsir okumak isteyenler Hz.Marks’ın (K.S.) Das Kapital’ine müracaat etsinler. Bence günümüz problemi kapitalizm değildir. Bu, bir sonuçtur. Said Nursi, sosyalizm/komünizm meselelerine bence son noktayı koymuştur. Çözüm kısa ve öz:

    Arkadaş! Heyet-i içtimâiyenin (sosyal toplumun) hayatını koruyan intizamın en büyük şartı, insanların tabakaları arasında boşluk kalmamasıdır. Havas (elit) kısmı avamdan (halktan), zengin kısmı fukaradan (fakirlerden hatt-ı muvasalayı (ilişkiyi) kesecek derecede uzaklaşmamaları lazımdır. Bu tabakalar arasında muvasalayı (ilişkiyi) temin eden zekat ve muavenettir(yardımlaşma). Halbuki vücub-u zekat (zekatın verilmesi) ile hurmet-i ribaya (faizin yasaklanması) müraat etmediklerinden (uymadıklarından), tabakalar arası gittikçe gerginleşir, hatt-ı muvasala kesilir, sıla-i rahim kalmaz. Bu yüzdendir ki, aşağı tabakadan yukarı tabakaya ihtiram (hürmet), itaat, muhabbet yerine ihtilal sadaları, haset bağırtıları, kin ve nefret vaveylaları yükselir. Kezalik, yüksek tabakadan aşağı tabakaya merhamet, ihsan, taltif yerine zulüm ateşleri, tahakkümler, şimşek gibi tahkirler yağıyor. Maalesef, tabaka-i havastaki meziyetler, tevazu ve terahhuma (şefkate) sebep iken, tekebbür ve gurura bais oluyor. Tabaka-i fukaradaki acz ve fakirlik, ihsan ve merhameti mucip iken, esaret ve sefaleti intaç (netice) ediyor. Eğer bu söylediklerime bir şahit istersen alem-i medeniyete bak, istediğin kadar şahitler mevcuttur.

  131. Yazan:eg Tarih: Aug 4, 2009 | Reply

    ekrem bey,
    öncelikel ben teşekkür ederim. benim de özellikle mesnevi başucu kitabımdır adeta. ve tefsirlerin en güzeli…

    bu arada dün birşey diyecektim islam yorumları ile ilgili…unutmuşum. mesela kuru bir analizle ve rasyonalist islam yorumları ile (ihsan beyin dünkü yazısı)kalbî ve ruhî açıdan muhteşem derinlikler içeren islam yorumları(buna mevlana’yı örnek vereyim hadi)insanın ruhuna ve kalbine etki yaptığı ölçüde anlam kazanıyor. dün diyecektim ki ihsan beyin bunca sayfa yazdığı yazıyı, bir sahur akşamı ahmet şahin’in muhteşem sesinden dinlediğim alvarlı efe ilahisinin bir mısrasına bile değişmem…işte benim anladığım islam ruhu bu. içimi öyle titretmeli ki her zerreciğim etkilensin. sadece aklım değil! yoksa marksizm de ihsan bey kadar etkileyebilir beni biraz zorlasa kendini vesselâm…

  132. Yazan:Ekrem Senai Tarih: Aug 4, 2009 | Reply

    Enver bey,

    Ben de şu ilahiyi dinleken içim eriyor:

    Gökte iken yere indirdiler
    Çar anasır bendlerine urdular,
    Nur iken adın Niyazi koydular,
    Şol ezelki itibarın kandedir?
    Amaan, amaaaan !

    Niyazi Mısri seyr-i sülukta yazmış bu sözleri… Sonra gel, yok efendim bunlar şaman gelenekleri, derin din filan… Bu insanlar, heveslerini biraz fenni icatlara kaydırsalar Nobel’lerin hepsi bizim olurdu.

  133. Yazan:cb Tarih: Aug 4, 2009 | Reply

    Vallahi Ekrem bey,sizin adınıza sevindim.Benim için çok değerli olan örneklediğiniz o kitap kesinle çok anlamlıdır ama tüm müşkümülü çözmeye yetmiyor efendim.

    Ben fıkhen aklı,imanen gönlü tercih ediyorum.

    O bahsi geçen Kapitalizm ve Liberalizm dediğimiz kaynaklar moderniteden de beslenerek öyle şişede durduğu gibi durmuyor,siyasi ya da ekonomik bir sistem olmalarının yanı sıra gelip bir yaşam biçimi olarak ruhlara yerleşiyor,iman etmiş ruhları eritmeye birebirler.Dolayısı ile Marks’ın Kapital tefsiri ancak Liberal dövmeye hevesli Solcuları keser,iman etmiş müminin dönemin ruhunu ve taşkınlığına uygun cevaplara her daim ihtiyacı vardır.Son yazımda da bunu vurgulamaya çalıştım,düşüncem buydu öyle bir sonuç çıkmadıysa kalemimin yetersizliğindedir.

    İman zaten bir gönül meselesi aklı pek oturtamıyorum oraya tabii bu benim görüşüm.HZ.Ömer iman ettiğinde bir bilgiye muhatab değildi,sadece ‘söz’ü duydu kulağı ya da evinin bahçesinde namaz kılan Hz.Ebu Bekir’in evinin içine taşınmasındaki sebep de onun ibadet halini,gözünden gelen yaşı gören insanların bundan etkilenip iman etmelerinin önüne geçmekti.Anlama çok muhatab olmamışsanız bile kıraatın o ahengi gönüllere ateş etkisi yapabiliyor,budur.

  134. Yazan:P.K Tarih: Aug 4, 2009 | Reply

    sayın Ekrem Bey,
    Risale-i Nur’ların ilhamla yazılmış olmasının ne gibi bir mahzuru olabilir anlamadım?
    aklılları ve duyguları yaratan Allah olduğuna göre tüm zihinsel süreçler bu iki kaynaktan çıktığına göre tüm düşünceler ilham mıdır? ilham nedir? birşeyin ilham olarak nitelendirilmesi ona ne tür bir özellikler katar. bana ilham geldi yazdım demekle, böyle düşündüğüm için böyle yazdım demek arasındaki fark nedir? ilhamla söylenen söz kutsallaştığı eleştirilemez mi ? acaba bunun için midir ki düşünüp yazmak ,ilham almak kadar rağbet görmüyor.
    Ayrıca Cevşen’in risale-i Nur’la bir ilgisi yoktur. Uhud Savaşı sırasında Cebrail tarafından Hz.Peygamber’e indirilen bir vahiydir. Kimse kimseye bir şey dayatmıyor
    Aynı şey cevşen içinde geçerli. Uhud savaşında vahyedilmiştir!!! hangi kaynağa göre bu bilgiye ulşaıyordunuz. (en azından hangi ehli sünnet kaynağa göre) vahiy nedir? Kuran dışında vahiylerde mi vardır? arının bal yapmasını örnek göstermezsiniz umarım. benim karşı çıkışım cevşeni içeriğine değil. Cevşenin zaten, içeriği gereği hüküm dayatmıyor. Ancak neden insanlara cevşen güzel bir duadır, münacaattır demek yetmiyorda uhud savaşında vahyedilmiştir demek gerekiyor?
    Demeyin o zaman. “Tefsir” deyince kitapların değeri yükseliyor veya alçalıyor değil.
    elbetteki öyledir. Allah1ın kelamıyla kulların kelamı bir olur mu? Kuran-ı kerimi bir kere bile okumamış insanların olduğu bir ülkede insanlara anlamak için yıllarını vakfetmeleri gereken kitaplar dayatırsanız bunu kritik etmekte gerçekçi insanların hakkıdır. neden Elmamalılı tefsiri ve hatta Kuranı kerim bile mealen türkçeye çevriliyorda risaleler dokunulmaz ve anlaşılmaz oluyor. pekçok insanın okuyor risale olmasından onları anladıkları sonucunu çıkarıyorsanız size hiçte katılmıyorum. o cemaatte öğretmen olan arkadaşlarım var. inanın onlarında anladığını zannetmiyorum ve hatta anlamadıklarını biliyorum.
    ablayı neden seviyordunuz?
    hımm, bu durumda sevmemem mi gerekirdi? tavsiyenizi düşüneceğim.
    teşekkürler.

  135. Yazan:ÖZLEM.T. Tarih: Aug 4, 2009 | Reply

    Bediüzzaman ;
    ”Vicdanın ziyası,dini ilimlerdir.Aklın nuru medeniyetin elde ettiği fenlerdir.İkisinin bir araya gelişiyle hakikat fışkırır.Bu izdivaç olmadığı takdirde,birincisinde taassup,ikincisinde hile,şüphe meydana gelir.”demektedir.Bu bağlamda cematin başka kitaplar okumaması,entelektüel düşünememsi,günümüz konularına yabancı kalması vs. durumlar kişinin kendisinden kaynaklı durumlardır.Edebiyat eleştirisi yapmak ya da yapmamak,entellektüel olmak ya da olmamak ahiretimize nasıl yansır acaba Cemile hanım!! Ki cemaat içinde öncelikli unsur muhatap olduğu ya da bu kaynaktan beslenen,beslenmeye çalışan insanlara önceliğin ahiret olduğu daima telkin edilir.Zira hadis-i şerifte belirtildiği gibi ahiret işlerimizin arasına dünya işlerimizi sıkıştırmamız gerekmez mi?Çünkü hem risalelerde hem h.e . nin yazdığı kitaplarda başat unsur ”hayatın esası dindir”düsturudur.Cemaat okullarında,yurtlarında kimse kimsenin kitaplarına karışmaz.Ben yurtta ,evde kalmış biri olarak yazıyorum ki ”sen ne yapıyorsun,neler okuyorsun,sen ne yaptın eyvah başka kitaplar girer mi bu eve ” gibi nidalarla karşılaşmadım..Ayrıca Cemile hanım Allah’ın dokunmadığı şey yoksa -ki öyledir- Risalelerin ilhamla yazılmasında şaşılacak ya da inanılmayacak ne olabilir..İlham kavramı Kuranı Kerimde geçen bir kavram ki,İbni Arabi de ilhamla yazdığını belirtir (e.g. belirtmiş ama :))Çocukların dimağına gelince inanın deneyin göreceksiniz herkes her yaşa uygun bir biçimde kendi anlayabilme ölçüsünde bu muhteşem eserlerden yararlanabilir..saygı ve sevgi ile..

  136. Yazan:eg Tarih: Aug 4, 2009 | Reply

    ah niyazi mısrî…bambaşkadır onun yazdıkları. sadece şiirleri mi? yunus emre’nin bir şiiri üzerine yazdığı şerhi bile dünyaya bedeldir.

    geçen ramazan sahur akşamlarında ahmet şahin liderliğindeki tasavvuf müziği grubunun okuduğu ilahilerin bir kısmını hiç duymamıştım. niyazi mısrî’nin, alvarlı efe’nin, yunus’un vesaire…islam kültürünün dev şahsiyetleridir bunlar. bunlardan soyunmak kupkuru kalmak demek aynı zamanda…

  137. Yazan:ÖZLEM.T. Tarih: Aug 4, 2009 | Reply

    Bu arada benim Tolstoy ile tanışmama vesile olan ise ışık evlerdir çok şükür..

  138. Yazan:cb Tarih: Aug 4, 2009 | Reply

    İşte şimdi gerçekten sinirlendim elbet öfkemi yazıma yansıtmayacağım,ya sabır.bugüne kadar yazdığım yorumlara eminim Enver bey,Ekrem bey kadar siz de şahitsinizdir Özlem hanım ki yukarıda eleştirirken dahi öyle sonu ünlem,ile biten,sorgulayan,hesap soran ya da karalayan tek bir yorumum olmuş mu?İşte Cemaatli ya da Cemaatçi kafa farkı burada ortaya çıkıyor benim Cemaatli çok dostum var ama Cemaatçi olanlar bu savunma mekanizmasından kaynaklı ortam gerliminde bulunuyorlar bu güne kadar bu yorum dahil hepsi mümkün değil elbet birçok yorumuma bakarsanız Cemaatle ilgili aklıma yatmayan konular olmasına rağmen hep hakkaniyete dayalı davrandığımıa şahit olursunuz eh az buçuk nasıl bir ahlaka sahip olduğumda ortadadır laik,seküler sataşma olmadan hiçbir zaman din çatısında buluştuğum kardeşlerimle bir sorunumda olmamıştır bilakis Cemaat konusu geçtğinde de olaya müdahil olur Cemaat lehine kurarım cümlelerimi tüm bunlara rağmen kırıcı olmayan ve şahsı hedef almayan yorumlarımdan sonra öyle tahrikkar ünlemli sataşmalara muhatab olunca insanın içinden birşeyler kopup gidiyor.Ben elbet sizin bu yaralayan yorumunuza bakıp da Cemaat aleyhine davranışa geçecek değilim ama daha önceki yorumculardan bazıalrınında değindiği üzere kendiniz gibi yaşamaya çalışan iman etmiş kardeşlerine karşı bu hemen okları çıkartma durmunuz ümmet içi kırılmaların da bir sebebidir,kendi adıma şu saatten sonra ne Cemaat düşmanı olurum ne de öğrencisi ama yeni izleyen insanların içine lütfen bu tarz çıkışlar ile öfke tohumları ekmeyin,Allah adına yutkunuyorum eğer bu üsluba ait eleştiriler başka bir görüşten gelse çok daha sert olabilirdim,ünlemlerinizi lütfen size diş bileyenlere saklayın benim öyle bir sorunum yok çok şükür ve yorumlarımı daha empatik ve ön yargısız bir kez daha okuyun,aynı acıları çekmiş insanlar olarak inannın size bu tarzı hiç yakıştıramadım hiç hem de.

    İlham konusundaki yazıma da lutfedip bakarsanız orada iki açıklama var biri bu mütevazılık adına ise şahanedir dedim yok farklı birşey ise aşkın bir yorumdur dedim,Ekrem bey de sanırım bunun gibi birşeyler söyledi yani Allah’dan geldiğine dair vahiy penceresinden olmadığına dair iyice okuyun sonra köpürün olurda ben de sizin girdiğiniz tondan girersem hiç hoş olmaz.

    Siteye yeni giren bir isim olsanız yine anlayacağım ama yeni de değilsiniz işte bu gereksiz savunmadan kaynaklı köpürme insanların Cemaate antipati duymasının sebeplerinden de biridir muhatabınızdan çok kendinize zarar veriyorsunuz.

    Bilmiyorsanız anlatayım,Allah bana lutfetti demek başka şey bana bunları Allah yazdırdı demek başka şey yorumun anlamı maksadını aşarsa bu ilham vahye döner bu sorunlu bir yorum olabilir ve tehlikelidir dedim.

    Entelektüel ve salt ilme dayalı çalışmalar ile ilgili neler düşündüğümüde yine Ekrem bey ile kısmen ters düştüğümüz yorumda belirtmiştim.Elbet okuyp öğrenmek güzel şey ama Allah dünyevi olarak ne bilip bilmediğnizle pek uğraşmaz Allah’ı ilgilendiren bilgi O’nu bilip bilmemekten geçer zaten o nedenle dönemin entelektüeli sayılabilecek şahsa Ebu Cehil denmiştir.

    Keşke Tolstoy okumalarınıza biraz sahibi çıktığınız Tasavvufi okumalar ekleseydiniz de ‘insanın kalbi kırılmaz zira Allah bir tek insanın kalbindedir’ nevinden cümlelere muhatab olsaydınız efendim.

    Üzülmem şudur ki,beni laik,ulusalcı,kemalist,marksist,kapitalist bu tarz düşüncelerin yorumları anlık olarak gerer ve biter beni bu denli üzen ve yoran yorumlar genellikle dindar arkadaşlarımdan geliyor işte ben bunu kaldıramıyorum ki bunu tek olarak ben de yaşamıyorum aynı durumdan muzdarip bir çok müslüman var,şimdi umarım Allah bizim bu ümmet bölünmesine olan hevesimizden dolayı bize merhamet eder

  139. Yazan:ÖZLEM.T. Tarih: Aug 4, 2009 | Reply

    Cemile Hanım, inanın çok üzüldüm sizi bu kadar öfkelendirmek ya da cemaati eleştirene savaşa baltası çıkarmak gibi bir niyetim yoktu.Zira siz de bilirsiniz ki ben sizin bir çok yazı ve yorumunuzu beğendiğimi defaatle belirtmişimdir.Böyle bir kırıklığa ve kızgınlığa sebep olmak için konulmadı o ünlemler,tam aksine gayet sakin ve sadece yeniden düşünme niyeti ile koyulmuş ünlemlerdir.Şahsen tanışmasak bile (Kİ sizinle bir kahve içmek ve yüz yüze konuşmak tercihim olurdu.) bu site üzerinden sizin kalbinizi kırmış olmak beni çok üzdü tekrar tekrar okuyorum ama sizin algıladığınız gibi bir kılç göstergesi göremiyorum.Elbette ki ve herkes gibi fikir belirtiyorum.Cemaatin eleştirilemezliği sizin de tahmin edeceğiniz üzere benim çok da taraftar olacağım bir durum değil ama şahsi manevi meselesi kesinlikle es geçilmemeli.Ayrıca ”Entelektüel ve salt ilme dayalı çalışmalar ile ilgili neler düşündüğümüde yine Ekrem bey ile kısmen ters düştüğümüz yorumda belirtmiştim.Elbet okuyp öğrenmek güzel şey ama Allah dünyevi olarak ne bilip bilmediğnizle pek uğraşmaz Allah’ı ilgilendiren bilgi O’nu bilip bilmemekten geçer zaten o nedenle dönemin entelektüeli sayılabilecek şahsa Ebu Cehil denmiştir.” sanırım aynı şeyden bahsediyoruz..yazık keşke sizin deyişinizle savunmamı size karşı yazılmış bir saldırı olarak okumasaydınız..

  140. Yazan:eg Tarih: Aug 4, 2009 | Reply

    açıkçası ben de cemaat mensuplarının eleştirilere kimi zaman saldırgan karşılık verdiklerini düşünenlerdenim. bunu özellikle çok net şekilde kelebek filmi eleştirisinde yaşamıştım. özel emailime gelen ve cemaatten olduklarını anladığım insanların adeta küfür eden, hakaret eden, beni sinemadan anlamamakla suçlayan(hollywood’dan onca önemli kişi şimdi boşuna mı destek vermişti o filme. benim gibi sinemadan anlamayan insanların böyle bilmeden eleştiri yapmaları midelerini bulandırıyordu)), cihadın mahiyetini bilmemekle suçlayan vs vs vs emaillerine muhatap olduğumda anlamıştım. bin savunursunuz sizden iyisi yoktur. vicdanlı entelektüelsinizdir ve cemaatin değerini anlamışsınızdır. ama bir eleştirirsiniz o zaman entel-dantelsinizdir zaten amacınız da fitne fesat çıkarmaktır. bir film eleştirisinde bile aldığım karşılıklar ister inanın ister inanmayın böyleydi…

    anlıyorum sevmek başka birşey ama mesela hüseyin gülerce’nin bir röportajında (28 şubat döneminde değil çok yakında) yine başörtüsüyle ilgili 28 şubat dönemi cemaatin fena halde sınıfta kalmasına yol açan şeyleri tekrarlamasını nihal bengisu hanımla emailleşerek tartışmıştık. nihal hanım bir cevap yazmıştı gülerce’ye ve bence gülerce’nin o röportaj sonrası hak ettiklerinden çok daha yumuşak yazmıştı nihal hanım. kendisine de söyledim muhtemelen ben çok daha sert yazardım…

  141. Yazan:ÖZLEM.T. Tarih: Aug 4, 2009 | Reply

    Enver bey galiba bu refleks sadece cemaatle ilgili değil ne dersiniz? Siz anlıyorum sevmek başka yazmışsınız bunu üzerine çağrışım yaptı; (belki ilgili gelmiyecek ama çağrışım zaten böyle bir şey :)) Bir arkadaşım annesi ile alışveriş yaparkan anne hijyene dikkat etmeyip almak istediği ürünü kontrol ederken reyon görevlisi uyararır,bunu üzerine arkadaşım önce sesini çıkarmaz.Bakarki bizim reyon görevlisi mevzu uzatıyor çıkışır adama söylediğine söyleyeceğine pişman eder adamı.Aslında annesi haksızdır ama refleks ya annesine laf söylenmesine daha fazla tahammül edemez.Bizimkine göre adam çok uzatmıştır ama.İşte böyle bir refleks..Öyle çok kutsuyoruz belki bazı şeyleri haklı veya haksız olmak değiştirmiyor durumu.Karşıdaki zaten kuşanmış bir zırhla (cevşen diyerek iğrenç bir espri yaparmışım) hazır bekliyor ee bu durumda tabi haklı haksız farketmiyor.Peki bu doğru mu? :(Bilmiyorum..Aklım hayır dediğine göre doğru değil..

  142. Yazan:P.K Tarih: Aug 5, 2009 | Reply

    Sayın Editör, aşağıda yazdığım yorum yukarda mevcut. ancak onaylanması unutulduğu için daha sonradan onaylanıp arada kaldı ve zannediyorum muhattaplarına ulaşamadı. mümkünse tekrar yayınlayabilir misiniz ya da yorumu aşağıya çekebilir misiniz? teşekkürler.

    sayın Ekrem Bey,
    Risale-i Nur’ların ilhamla yazılmış olmasının ne gibi bir mahzuru olabilir anlamadım?
    aklılları ve duyguları yaratan Allah olduğuna göre tüm zihinsel süreçler bu iki kaynaktan çıktığına göre tüm düşünceler ilham mıdır? ilham nedir? birşeyin ilham olarak nitelendirilmesi ona ne tür bir özellikler katar. bana ilham geldi yazdım demekle, böyle düşündüğüm için böyle yazdım demek arasındaki fark nedir? ilhamla söylenen söz kutsallaştığı eleştirilemez mi ? acaba bunun için midir ki düşünüp yazmak ,ilham almak kadar rağbet görmüyor.
    Ayrıca Cevşen’in risale-i Nur’la bir ilgisi yoktur. Uhud Savaşı sırasında Cebrail tarafından Hz.Peygamber’e indirilen bir vahiydir. Kimse kimseye bir şey dayatmıyor
    Aynı şey cevşen içinde geçerli. Uhud savaşında vahyedilmiştir!!! hangi kaynağa göre bu bilgiye ulşaıyordunuz. (en azından hangi ehli sünnet kaynağa göre) vahiy nedir? Kuran dışında vahiylerde mi vardır? arının bal yapmasını örnek göstermezsiniz umarım. benim karşı çıkışım cevşeni içeriğine değil. Cevşenin zaten, içeriği gereği hüküm dayatmıyor. Ancak neden insanlara cevşen güzel bir duadır, münacaattır demek yetmiyorda uhud savaşında vahyedilmiştir demek gerekiyor?
    Demeyin o zaman. “Tefsir” deyince kitapların değeri yükseliyor veya alçalıyor değil.
    elbetteki öyledir. Allah1ın kelamıyla kulların kelamı bir olur mu? Kuran-ı kerimi bir kere bile okumamış insanların olduğu bir ülkede insanlara anlamak için yıllarını vakfetmeleri gereken kitaplar dayatırsanız bunu kritik etmekte gerçekçi insanların hakkıdır. neden Elmamalılı tefsiri ve hatta Kuranı kerim bile mealen türkçeye çevriliyorda risaleler dokunulmaz ve anlaşılmaz oluyor. pekçok insanın okuyor risale olmasından onları anladıkları sonucunu çıkarıyorsanız size hiçte katılmıyorum. o cemaatte öğretmen olan arkadaşlarım var. inanın onlarında anladığını zannetmiyorum ve hatta anlamadıklarını biliyorum.
    ablayı neden seviyordunuz?
    hımm, bu durumda sevmemem mi gerekirdi? tavsiyenizi düşüneceğim.
    teşekkürler.

  143. Yazan:Ekrem Senai Tarih: Aug 5, 2009 | Reply

    Sayın P.K.

    İlham konusuna çok takılmışsınız. İlhamı şöyle tarif edersem belki ne olduğunu çıkartabiliriz: Senin bir şeyi yapmaya gücün, kudretin, kuvvetin, ilmin yetmiyor ama ortaya bunun ötesinde bir eser çıkıyorsa buna ilham denir. Hangi yazardı, Dostoyevski miydi, yazdıklarını okuduğunda bunu kendisinin yazdığına inanamayan? Her insana ilham gelir. Adam elma ağacının altında otururken başına elma düşüyor ve yerçekimini buluyor. Bu da ilhamdır. İnsan, neyin ilham olup olmadığını kendi hisseder. Hiç mi çaresiz kaldığınızda bir çözüm yolu kafanızda belirivermedi? Köre renkleri anlatamazsınız. Size bir şey anlatabilmem için içinizde o şeye ait bir his olmalı ki anlayabilesiniz.
    Cevşen’i Cebrail getirmiştir. Vahiy Kur’an’dan ibaret değildir. Hadis-i Kudsi de vahiydir. Hz.Peygamber’in Cebraille konuşmaları da vahiyle sınırlı değildir. İnsanlara dini öğretmek için zaman zaman Dıhye kılığında geldiği ve sohbet ettiği bilinmektedir.
    Cevşen Şii kaynaklıdır ve bu yüzden sünni alimler çekinceli durmuşlardır ama birçok Sünni alim ve mutasavvıf vird edinmiştir. Tercih ve nasip meselesidir.
    Risalelerin sadeleştirilmemesinin tek sebebi müellifinin buna rıza göstermemiş olmasıdır. Dolayısıyla ya merak eder açıp lügat karıştırırsınız; ya da merak etmiyorsanız sadeleştirilmesi sizin için bir anlam ifade etmemeli.
    Peki Hamdi Yazır’ın tefsirini okudunuz mu?
    Sizce neden anlaşılmaz, ağdalı bir dile sahip Risaleler piyasada en çok satıyor ve okunuyor?
    Ama Hamdi Yazır’ın tefsirleri kütüphanelerde kalabalıkmış gibi duruyor. Sahi hiç Elmalılı tefsirini baştan sona okuyan bir ademoğlu, havva kızı var mı?

  144. Yazan:cb Tarih: Aug 5, 2009 | Reply

    Ben varım Ekrem bey,çok da beğendiğim bir tefsir kaynağıdır.Hiç öyle kalabalık da durmuyor şu an gözümün ucunda kitaplığımın raflarında duruyor,çok şükür.

    Sizin görüşünüze saygı duyaraktan ben Cevşen’i Cebrail’in getirdiğini düşünmüyorum.Virdlerin,tesbihlerin,zikirlerin maneviyat açısından kalbi ayakta tuttuğunu düşünüyorum,dilden kalbe yol vardır,bunu sağlamak amacı ile en önemli ibadetlerden biri olarak görüyorum.Lakin Cevşen okumak okuyana sonsuz saygı duyaraktan bana dinin özündenmiş gibi gelmiyor.Tabii önemli bir nokta var,bu tarz konular ile ilgili şu şudur,bu budur genellemelerinin yapılmasını doğru bulmuyorum.Hangi adımın nasıl sonucu olacağını kimse bilemez,o nedenle kalıplamak da doğru değil.Siz ne hoş Nver bey ile Mısri’nin ilahisinde dahi o coşkuyu yakalayabliyorsunuz beni çok etkilemiyor mesela bu tarz şeyler,artık kalbim mi taş olmuş yoksa çok daha farklı coşku kaynaklarımız mı var varın onu siz tahmin edin.Hepimizi huzuruna kabul etmesi dileğiyle

  145. Yazan:Ekrem Senai Tarih: Aug 5, 2009 | Reply

    Cemile hanım,

    Benim de başvurduğum bir tefsir kaynağıdır ama bitirmeye muvaffak olamadım çünkü keçiboynuzu kemirmeye benziyor; çok “malumat” var, manevi lezzet çok vermiyor. Tabi bir tercih meselesidir. Ben malumat edinmeyi sevmiyorum; coşkunluk istiyorum. Mısri ilahisi veya Yunus Emre şiirlerinden herkes hoşlanmaz. Mesela Mesnevi de bana acayip büyülü bir kitap geliyor; herkese Mesnevi alıp armağan ediyorum, aynı hazzı onlar da tatsın diye. Bakıyorum millet ilk sayfadan sonra ilerleyememiş, sıkılmış filan. Ne bileyim Allah farklı yaratmış insanları…
    Cevşen de, eğer isimlerin tecellileri hayatınızda bir şeylere tekabül ediyorsa size sonsuz bir haz veriyor. Ben, hayatın esmanın tecellisinden ibaret olduğunu düşünüyorum ve bu yüzden büyük bir haz alıyorum. Tarz-ı telakkiler; renkler ve zevkler…

  146. Yazan:cb Tarih: Aug 5, 2009 | Reply

    Ne güzel ifade etmişsiniz,zevkler ve renkler…gündelik kullanım için oldukça basitize edilmiş iki kavram,konu ‘aşk’ olunca renk çeşiti,zevk coşkuyu yakalamayı ifade ediyor.

    Manevi lezzet konusunda size katılıyorum yanlış tanım olabilir ama biraz daha teknik diyebilirim Elmalılı için.

    Allah’ın sıfatları,Esma ve Hüsna,elbet bambaşka bir alemin ismi tecellisi,harf harf

    O’nundur,en güzel isimler.

    Ben o coşkuyu yer yer Tesbihattan yakalarım,hem lafzen hem mana olarak ;

    Sübhansın münezzehsin,Sana sığınırım ey binbir esma sahibi,mutlak ve gerçek mabud olan Allah!Her şeyden üstün ve yücesin,ey bol Rahmet eden,fark gözetmeksiniziz herkesi rızıklandıran Rahman!Affınla bizi azap ateşinden ve cehennemden kurtar ya Rahman …

    Vesile ile gecemiz mübarek olsun.

  147. Yazan:cb Tarih: Aug 5, 2009 | Reply

    Anlamın aşmasından korkarak ;dert aslında cehennem de değil,cehennem sonraki adım,cennet arzusu da değil o da sonraki adım sanırım cennet ve cehennem kavramına takılmadan,O’nun rızası için

  148. Yazan:P.K Tarih: Aug 5, 2009 | Reply

    Ekrem Bey,
    F.G cemaatinin kaçta kaçının cevşenin kökeniyle ilgili bilgi sahibi olduklarını biliyor musunuz? bence çok azı. bunun sebebi bu bilginin çokda sahih olmadığının gizlenmesi midir yoksa insanları merak etmemesi midir? bu davranış (doğru düzgün kaynak bile gösteremeden bir esere cebrailden vahyedilmiştir demek) çok tehlikeli değil midir Ekrem bey. güzel bir eserdir, pek çok veliler cevşeni vird etmişler demek neden yetmiyor da cebrail getirmiştir demek gerekiyor?
    Aynı şekilde ilham konusunu dediğiniz şekilde alacak olursanız valla banada çok ilham geliyor:-) mesela şu yazdığım ve içinde pekçok çelişkileri daha sonra farkettiğim hikayeciğimi ürettiğimde kendime inanamamıştım. bu da mı bir ilham?
    benim şahsi inancım, islam inancını bağnazlıktan koruyan en önemli verinin artık vahiy kapısının kapandığının defaatle söylenmesidir. burdan biz müslümanlar olarak çıkarmamız gerekn şey her kim ne söylerse söylesin kendi aklının, birikiminin ürünüdür. doğru olma ihtimali kadar yanlış olma ihtimalide vardır. yoksa cebrailin bizle de sohbet edebilme ihtimalini beklemeli miyiz?

  149. Yazan:Ekrem Senai Tarih: Aug 5, 2009 | Reply

    Sayın P.K.

    Cevşen’in Cebrail vasıtasıyla getirildiğini; Cevşen hadisini bize ileten Hz.Zeynelabidin söylüyor. Onun yalancısıyım. Gittiğiniz zaman kendisine sorarsınız neden böyle rivayet ettiğini. Teolojik açıdan Kur’an dışında vahiy gelmiş midir, gelebilir mi tartışması yapılabilir. Ama bunlar bizi aşan konular. “Cevşen’i Cebrail getirmiştir” diyenler bunu kendileri uydurmuyor; hadise dayanıyorlar. “Böyle bir hadis olamaz” demek de o kadar kolay değil. Zaten ehl-i sünnet alimleri de bu hadisi “Cebrail getirmiş olamaz” diye reddetmemişler, şii alimleri aktarmış diye uzak durmuşlar. İkisi çok farklı şeyler.
    İlham konusuna gelince; meleki ilhamlar da vardır, şeytani ilhamlar da. Namaz kılarken aklınıza çok güzel fikirler gelir mesela; birçok meseleyi halledersiniz. Şeytanın işi gücü böyle ilhamlardır. Buna vesvese deniyor literatürde.

  150. Yazan:P.K Tarih: Aug 5, 2009 | Reply

    Ekrem Bey,
    inanın cahilliğimden soruyorum.

    Cevşen’in Cebrail vasıtasıyla getirildiğini; Cevşen hadisini bize ileten Hz.Zeynelabidin söylüyor. (E.S)

    bu senedi belli bir kütubü sitte hadisi midir?

    Teolojik açıdan Kur’an dışında vahiy gelmiş midir, gelebilir mi tartışması yapılabilir.Ama bunlar bizi aşan konular(E.S)

    Bizi aşsa bile bizi direkt olarak ilgilendiriyor. bu konuda bilgisi olanların paylaşmasını umud ediyorum. yani Hz peygamberin vefatından sonrada vahiy gelmeye mi devam etmiştir (ilham vs adı altında)

    Zaten ehl-i sünnet alimleri de bu hadisi “Cebrail getirmiş olamaz” diye reddetmemişler, şii alimleri aktarmış diye uzak durmuşlar.

    bu söylediğiniz islam tarihi açısından gerçekten tartılmaya değer.
    kendinize gelen ilhamlardan bile şüphe ederken(bakın sizin koyduğunuz teşhise göre benim meleki olduğunu zannettiğim bir ilham aslında şeytaniymiş) başkalarının kendisine ilhamla geldiğini iddia ettiği şeylerde kastedilen nedir? kendisini mi küçültmek, iddiasını mı yüceltmek???

  151. Yazan:sevin yıldırım Tarih: Aug 5, 2009 | Reply

    Yukarıda yorumların birinde okuduğum “cemaatli” “cemaatçi” ayrımı çok önemli bence. Ben de cemaatin geneline karşı Hakan Albayrak gibi düşünüyorum. Halis niyeti takdir ediyorum. Fakat “cemaatçi” kesimden hiç hoşlanmıyorum. Çünkü eleştirilmeyi hiç kabul etmiyorlar. Bir kere de “Evet, belki bizde şu hata vardır” dediklerini duymadım. Hep savunma, hep üste çıkma ve ikna çabası. Ve bu iknayı da insanı bezdirerek yapmaları. Bir insanın aklı, onların dedikleri yoruma yatmazsa hala niye duygu sömürüsü yaparak, konuyu alakasız başka noktalara kaydırarak, gerekirse gözyaşı ve fedakarlık hikayeleri anlatarak kabul ettirmeye çalışırlar anlamıyorum. Galiba karşıdaki insanı kazanma hedefine kilitlendikleri için bu böyle. Malesef bu halleri ikna etmekten ziyade itici oluyor. Bu yorumu burada cemaati savunan insanlar için yazmadım. Hayatımda karşılaştığım cemaatçiler için yazdım.

  152. Yazan:Ekrem Senai Tarih: Aug 5, 2009 | Reply

    Sayın P.K.

    bu senedi belli bir kütubü sitte hadisi midir?

    Cevşen, Arapça “zırh” anlamına gelir. Terim olarak Ehl-i Beyt silsilesinden Cafer-i Sadık, Muhammed Bakır, Zeynelâbidîn, Hz. Hüseyin ve Hz. Ali (ra) tarikı ile Peygamberimize kadar giden rivayet zinciri ile bize kadar gelen duadır. Peygamberimiz (sav) Uhud harbinde bulunduğu sırada Cebrail (as) gelerek “Ya Muhammed zırhı çıkar bu duayı oku. Bu dua zırhdan daha çok seni korur. Bu duanın çok büyük tesiri ve Allah katında değeri vardır. Bu Cenab-ı Hakkın sana ve ümmetine bir hediyesidir. Bunun fazilet ve sevabını Allah’dan başkası takdir edemez” buyurmuştur. (Ahmed Ziyaeddin Gümüşhânevî, İstanbul Rumî-1298 Mecmuatü’l Ahzab, 1:231-261)

    Dua yüz bölümden oluşur. Her bölümde on adet “Esmâ-i İlâhiye” vardır. Böylece bin isim olur. Her bölümün sonunda ise “Allah’ım Senden başka ilah yok ki bana imdad etsin. Sen her türlü noksan sıfatlardan münezzehsin. El Aman! El Aman! Bize imdad et. Bizi her türlü ateşten, azaptan ve sıkıntıdan halas et!” şeklinde dua edilir ve bu da yüz defa tekrar edilmiş olur. Böylece Cevşen, her türlü şerden, ateşten ve azaptan Allah’a sığınma duasıdır.

    Duada Allah’ın bin bir isminin geçmiş olması, Kur’ân-ı Kerimde bulunmayan yüzlerce Allah’ın isminin de bu duada bulunması ve bu yönü ile “Marifetullah” yani Allah’ı bilme tanıma ve tanıtma cihetinin öne çıkması onun “Vahy-ı Gayr-i Metluv” denilen “Vahiy çeşidi” ile Cebrail’in (as) Allah katından getirdiği bir hediye ve her türlü şerden, acıdan, ateşten ve fitneden sığınma duası olduğuna kanaatimizi pekiştirmektedir. Çünkü ne peygamberimizden önce ve ne de sonra böyle bir duanın misli ve benzerini bulmak mümkün değildir.

    “Duanız olmazsa ne öneminiz ve ne değeriniz vardır?” (Furkan, 25:77) “Dua edin ki size icabet edeyim” (Mü’minun, 40:60) buyuran yüce Allah elbette nasıl dua edeceğimizi de peygamberimiz (sav) vasıtası ile bize öğretecektir. Cevşen yüce Allah’ın bize böyle bir hediyesidir.

    Vahyin mertebeleri vardır. Birincisi: Ferman-ı İlâhi olan vahiy Kur’ân-ı Kerimdir. Manası da lafzı da vahiydir, ilâhidir. Peygamberimizin (sav) hiçbir tasarrufu yoktur. Buna “Vahy-i Metluv” denilir. Yani ibadet amacı ile okunan ve namazda kıraat olunan vahiydir. Ferman-ı Rabbânî ve kanun-u İlahîdir. İkincisi: “Vahy-i Gayr-i Metluv” denen ferman ve Kur’an olmayan, ibadet amacı ile okunmayan ve namazda kıraat edilmeyen vahiydir ki bu nevi vahye “Hadis-i Kutsî” denir. Manası Allah’tan ve sözleri peygamberimizdendir. Peygamberimiz (sav) bu hadisleri “Yüce Allah buyurdu” “Ey kullarım!” “Ey Âdemoğlu!” sözleri ile nakletmiştir. Üçüncüsü: Peygamber ilhamı denen yüce Allah’ın peygamberin kalbine ilham ettiği ve Ahkâm ve Ferman-ı İlâhi olan Kur’ân-ı Kerimin emirlerinin nasıl uygulanacağını öğrettiği ilhamlardır. Buna “Sünnet” denir. Sünnet her ne kadar peygamberin (sav) sözleri ise de üç defa “İnşirah-ı sadr” edilerek yıkanan, hiçbir vesvese-i şeytanın vesvese veremeyeceği ve nefsin desisesinin giremeyeceği kalb-i peygambere gelen ilhamlardır. Bu hususu yüce Allah “O peygamber hevasından konuşmaz. Onun bütün sözleri vahiydir” (Necm, 53:3-4) ayetleri ile bize haber vermiştir. Vahyin dördüncü mertebesi yüce Allah’ın bütün mahlûkatına ilhamıdır ki bunun da “İlham-ı evliya, ilham-ı beşer ve ilham-ı hayvanat” gibi mertebeleri vardır. Bu hususa da “Allah arıya vahyetti” (Nahl, 16:68) ayeti işaret etmektedir. Allah arıya vahy, yani ilham ederse insan kalbini elbette ihmal etmez. Şu şartla ki insan kalbini Allah’a yöneltsin ve içini her türlü kötülükten temizleyebilsin…

    Hal böyle olunca Cevşen duasının vahy ile peygamberimize geldiğini söylemek kadar doğru bir ifade olamaz. Bu sebeple Bediüzzaman hazretlerinin “Hz. Peygamberimize (sav) Cebrail’in (as) vahy ile getirdiği ve ‘Zırhı çıkar, bunu oku’ dediği gayet yüksek ve çok kıymettar bir münacât-ı peygamberidir ki Zeynelâbidin’den (ra) tevatürle rivayet edilmiştir” buyurarak okumalarını Nur Talebelerine tavsiye etmiştir. (Bediüzzaman Said Nursi, Hizbu’l-Hakaiku’n-Nuriye, s.34)

    Burada Bediüzzaman’ın vurguladığı üç husus vardır. Birincisi, Cevşen’in Vahy ile geldiği… İkincisi, Zeynelâbidin’den (ra) tevatüren rivayet edildiği… Üçüncüsü ise, Peygamberimize ait bir dua olduğu… Bu üç meseleyi açmaya ve Allah’ın izni ile Bediüzzaman’ın ne kadar doğru tespitler yaptığını ortaya koymaya çalışacağız…

    Birinci husus yukarıda yeteri kadar izah edilmiştir.
    İkinci, Zeynelâbidîn’den tevatüren rivayet edildiği hususudur. Bu husus da tevatürün ne anlama geldiğini bilmeye bağlıdır. Bu konu ayrı bir makale konusudur. Bunu müstakil olarak ele alma niyetindeyim.

    Üçünüsü, Cevşenü’l-Kebîrin peygamberimize (sav) has bir dua olduğu hususudur. Nitekim Cebrail (as) peygamberimize gelerek “Cenab-ı Haktan sana selâm, tahıyye ve ikram getirdim. Üzerindeki şu zırhı çıkar ve bu duayı oku. Bu duayı okursan ve üzerinde taşırsan zırhtan daha büyük tesiri vardır.” Peygamberimiz (sav) Cibril-i Emine sordu: “Bu duanın tesiri, hassası yalnız bana mıdır, yoksa ümmetime de şamil midir?” Cebrail (as) “Ya Resulallah! Bu dua Allah-u Azimüşşan tarafından sana ve ümmetine bir hediyedir. Bunun sevabını Allah’tan başka kimse takdir edemez. Ümmetinden kim ki bu duayı sabah evden çıkınca ve akşam evine gelince üzerinde taşır ve okursa Cenab-ı Hak o gün ve o gece o kuluna âmal-i sâliha nasip eder. Kim ki bu duayı evinde okursa, o eve hırsız girmez, hiçbir vakit yangın çıkmaz. Kim temiz bir kaba yazıp yağmur suyu ile za’feran ile yıkadıktan sonra içerse hasta ise Cenab-ı Hak şifa ve afiyet verir. Kim bu duayı gece okursa Cenab-ı Hak o kimse ne isterse hepsini verir. Kim bu duayı sıdk ve ihlâs ile okursa ona pek çok mal ve mülk verir. Kim halis bir niyetle yedi defa okursa pek çok hastalıklardan beri olur. Kim bu duayı kâfur ve misk ile cam kaba yazarak su ile yıkadıktan sonra ölü kefenini ıslarsa ve üzerine dökerse o ölünün kabrine yüz bin nur nâzil olur. Yüce Allah o meyyitten münker ve nekir korkusunu kaldırır ve kabir azabından kurtarır” buyurdular. (Mecmuatu’l-Ahzab, Gümüşhânevî, 1: 220)

    Duadaki hassalar ve sevaplar peygamberimize hastır. Ümmeti de derecesine göre istifade eder. Bediüzzaman bu hadisin “Müteşabihat”tan olduğunu ifade ele sevabı konusundaki hususları izah etmiştir. Emirdağ Lâhikasına ve 24. Sözün 12 adet asıllarına bakılmalıdır. (Emirdağ Lahikası, 2006, s. 280, 552)

    Bizi aşsa bile bizi direkt olarak ilgilendiriyor. bu konuda bilgisi olanların paylaşmasını umud ediyorum. yani Hz peygamberin vefatından sonrada vahiy gelmeye mi devam etmiştir (ilham vs adı altında)

    Yukarıda cevabı var.

    kendinize gelen ilhamlardan bile şüphe ederken(bakın sizin koyduğunuz teşhise göre benim meleki olduğunu zannettiğim bir ilham aslında şeytaniymiş) başkalarının kendisine ilhamla geldiğini iddia ettiği şeylerde kastedilen nedir? kendisini mi küçültmek, iddiasını mı yüceltmek???

    c) Doğrusunu söylemek…
    İlhamla yazıldığı söylenen eserlerin hiçbirinin müellifi kendini beğenen, egosantrik insanlar değil. Allah dostları. Hiçbirinin iddiasını yüceltmek gibi bir derdi yok. Kitaplarının satışından telif alıyor da değiller. Neden yalan söylediklerini düşünüyorsunuz? Neden biraz hüsn-ü zanda bulunmuyorsunuz?

  153. Yazan:P.K Tarih: Aug 5, 2009 | Reply

    Ekrem Bey,
    Burada Bediüzzaman’ın vurguladığı üç husus vardır. Birincisi, Cevşen’in Vahy ile geldiği… İkincisi, Zeynelâbidin’den (ra) tevatüren rivayet edildiği… Üçüncüsü ise, Peygamberimize ait bir dua olduğu…(e.s)

    sizin 3 madde olarak yazdığınız ve izah etmeye çalıştığınız açıklamaların bel kemiği bir tanedir. ben burada açıklanması gereken tek bir husus görüyorum -ki o da “İkincisi, Zeynelâbidin’den (ra) tevatüren rivayet edildiği” olarak belirttiğiniz kısımdır. onuda bu yazınızda belirtmemişsiniz. merakla bekliyorum.
    ilginiz için teşekkürler.

  154. Yazan:Ekrem Senai Tarih: Aug 6, 2009 | Reply

    P.K. hanım,

    Cevşen-ül Kebir adındaki en meşhur ve Kur’andan sonra en mübarek ve en kudsî münacat-ı Peygamberî merfû ve muttasıl ve mütevatir senedi “Mecmuat-ül Ahzab’ın 1. cildinin 234. sahifesinde mevcuttur.
    Rivayet silsilesi, sâdat-ı ehl-i Beytten müteşekkildir. Ve şimdiye kadar hiçbir muhaddis veya nekkad-ı muhaddisinden hiçbir müteşeddit; cerh ve tâdil kitaplarında Cevşenin senedine ilişmemiş, hiçbir şey dememiştir.

    Çok uzadı, sıktı bu Cevşen mevzuu. Gerisini kendiniz araştırın lütfen.

  155. Yazan:ferfejer Tarih: Aug 7, 2009 | Reply

    Seytani ilhamla ilgili 2 hikayecik…

    –Hikaye 1–
    2 kardes namaza duruyorlar, namaz esnasinda agabeyin cebinden birsey dustugunu ve namazan sonra tekrar cebine koydugunu goren kardes merak edip onun ne oldugunu soruyor. Agabeyde sunu anlatiyor: “Birgun namaz kilarken onume bir hamam bocegi geldi ben de tiksinip elimle itince hayvan öldü. Sonra bu yaptigimdan oyle buyuk bir pismanlik ve ondan tiksinmemden oyle buyuk bir utanc duydum ki bunu hep bana hatirlatsin diye o bocegi bu pakete sardim cebimde koydum. O gundur bunu yanimda tasirim ve bu cebimdeyken namazimdan cok daha haz duyuyorum”. Kucuk kardes hemen sunu soyluyor: “Abi sen ne yaptin? Uzerinde lesle namaz kilinmaz bilmiyor musun?”

    –Hikaye 2–
    Zamanin buyuk zatlarindan birine, bir adamdan bahsediyorlar. Ne kadar feyzli, ihlasli deyip ovuyorlar. Bu zat o kisiyi yanina cagirtiyor ve birkac gun yaninda kalmasini istiyor. Bu zatin yaninda kalmaya baslayan adam bakiyor, gun gectikce ne ibadetten bir zevk aliyor ne icin de bir ihlas hisediyor. Gidip bu zat a durumunu bildiriyor:
    -Efendim ben sizin yaniniza geldigimden beri ibadetelerden ne zevk alabiliyorum ne de icimden ibadet etmek geliyor.
    Zat da soyle soyluyor:
    -Sizin haneye bilmem nerden haram para giriyordu, ve seytan senleydi sen benim yanimda kalip ondan uzaklasinca senin bu hallerinde kayboldu.

    Bu hikayecikler basklari icin ne ifade eder bilemiyorum ama benim icin cok onemliler. Cok iyi biliyorum ki, kalbimize haz veren davranislar, o davranisin guzel oldugu anlamina kesinlikle gelmez. Bir seyin guzel olup olmadigi ehli sunnete uyup uymadigina bakarak karar verilmelidir.
    Simdi cevsen ehli sunnette var midir? Yok mudur? Eger varsa, dua niyetiyle okunabilir, fakat yoksa Gulen Cematinde okundugu sekliyle okunmasi bidattir ve cirkindir.

    Ve bir cok bidat kalbe hos gelir. Secdede dua etmek gibi.

  156. Yazan:Mustafà Ràví Tarih: Aug 7, 2009 | Reply

    EKrem Senai ve Fizikçiye cevabım:

    Şu Çin seddi hususunda yanlış hatırlamışsam özür dilerim, ama maalesef sizin verdiğiniz bilgileri ben eksik diye hatırlıyorum.

    O tartışmaları yaptıktan, değişik bakış açılarından bahsettikten sonra, Said-i Nursi, “ama doğru görüş bu seddin Çin seddi olduğudur” diyor diye hatırlıyordum ben. Herhangi bir nedenle yanıldıysam özür dilerim. Ama bu hususta söylenecek başka sözler de var, inşallah yazının sonunu bekleyin.

    Sizlerin yaptığınız alıntının seçmece olma ihtimalini düşünmemin ve size hemen inanmayışımın sebebi şudur: Yukarıda F. Gülen cemaati hakkında verdiğiniz bilgilerin birçoğu doğru değil.

    Öncelikle F. Gülen cemaatinde Elmalılı Tefsirinden ders verildiğini ben hiçbir yerde görmedim.

    Neredeyse onlarca öğrenci evinde bulundum ve bunlarda tek bir evde bile Elmalılı Tefsiri görmedim.

    Türkiyenin İstanbuldaki en muazzam ve en ileri görüşlü okullarında bile bu kitabların esamesi yoksa, merak ediyorum nerede var.

    P.K. hanım,

    Cevşen-ül Kebir adındaki en meşhur ve Kur’andan sonra en mübarek ve en kudsî münacat-ı Peygamberî merfû ve muttasıl ve mütevatir senedi “Mecmuat-ül Ahzab’ın 1. cildinin 234. sahifesinde mevcuttur.
    Rivayet silsilesi, sâdat-ı ehl-i Beytten müteşekkildir. Ve şimdiye kadar hiçbir muhaddis veya nekkad-ı muhaddisinden hiçbir müteşeddit; cerh ve tâdil kitaplarında Cevşenin senedine ilişmemiş, hiçbir şey dememiştir.

    Çok uzadı, sıktı bu Cevşen mevzuu. Gerisini kendiniz araştırın lütfen.

    Ekrem bey, alıntıladığınız kısım doğru değil.

    Şöyle ki cevşenin senedine ilişilmemiş olabilir, çünkü ehl-i sünnet kaynaklarında bu sened tartışılmamıştır, daha doğrusu umursanmamıştır bile. Hiçbir ehl-i sünnet hadis kaynağı bu senedleri dikkate alınmaya bile lâyık görmemiştir.

    Lütfen önce kendiniz araştırın, Pınar hanıma dediğiniz gibi.

    Bunun için de Türkiye Diyanet Vakfı İslâm Ansıklopedisindeki Cevşen maddesini okuyunuz.

    Ben okudum ve ilmî soruşturmanın ne olduğunu gördüm.

    Umarım siz de aynısını yapar ve bu kadar iddialı ve kusura bakmayın “kibirli” konuşmazsınız.

    İlim olmadan, hakikî ilmî araştırma olmadan iddia olmaz. Tek taraflı kaynaklarla bu iş olmaz.

    Kendiniz bu husus hakkında ilme muhtacken, daha TDV İslâm Ansiklopedisi gibi muazzam bir kaynağın izahlarından bile habersizken Pınar hanıma bu şekilde üst perdeden konuşmanız hiç yakışık almamış Ekrem bey.

    Yukarıda sizin bana güya Said-i Nursi’yi eksik bilgiyle değerlendirdiğim için bana çatmanızı size hatırlatıyor ve bana yaptığınız ihtarı, bu bilgi eksikliğiniz ve üstüne üstlük âlimlere özgü izzetinizden dolayı, ben size yapıyorum:

    İnsan haddini bilmeli.

    Ayrıca size Diyanet İşleri Başkanlığımızın, açıkça isim vermeden sizin düşüncenizdeki insanlara verdiği cevabı sunayım:


    “İnsan kalbine bazı bilgilerin ilham edilmesi mümkün olmakla birlikte bunlar genel geçerliliği bulunan kesin bilgi kaynağı teşkil etmez ve dîni konularda delil olarak kullanılamaz. Zira ilhama dayalı bilgiler kontrolü mümkün olmayan sübjektif bir nitelik taşır.”

    http://www.osmangazimuftulugu.gov.tr/page.php?ID=452

    Bunu Nurcular da biliyor diye yanlış konuşmayın lütfen. Hayır bilmiyorlar. Bakın size kanıt olarak daha önceki bir yazımı sunayım. Link için biraz daha bekleyin ve okumaya devam edin.

    Ayrıca Said Nursî’nin yaptığı apaçık ilmî hatalara da burada bir örnek var. Üstelik bu yazıya bir devam da getireceğim. Said Nursi’nin yaptığı ve Sorularla İslâmiyet’in sonuna kadar savunduğu “Hz. Adem’den kıyamete kadar insanlığın ömrü sadece 7000 senedir” fikri sadece bilimsel olarak gülünç olmakla kalmamaktadır, dinen de yanlıştır.

    Hadi onu da ekleyeyim: Sahih hadislerdeki 224 000 veya 124 000 Peygamber, Said Nursinin inancına göre en fazla 5000 yıldan ibaret olan Hz. Peygamnber öncesi döneme nasıl sığsın?

    Bu kadar Peygamber, ancak bilim adamlarının kabul ettiği 2 000 000 yıla sığar!

    Ve işte o linki de okuyun ve bana bir daha böyle hakaret etmeyin lütfen Ekrem Senai bey. Çünkü bana bunu reva görebilecek ilmî ve hakkaniyet-pervarane seviyeye ulaşmış filân olmadığınızı artık isbat ettiğimi düşünüyorum.

    Buyrun: http://www.fikiralemi.com/2009/07/09/din-islam-ve-bilim-adina-yanlis-konusmak/

  157. Yazan:Tahsin Kılıç Tarih: Aug 7, 2009 | Reply

    Cemaat,tarikat tarzı oluşumlar benim düşünceme göre din-İslam adına 21.çağda “olmazsa olmaz” gerekliliklerden değildir.Kaldı ki bütün üyelerinin hareket kabiliyetleri bir Hocaefendi’nin iki dudağı arasından çıkacak söze bağlı olan kaynaşımlar “Demokrasiye” ne denli uygun?Demokrasi,bireylerin rejimidir.Cemaatler bireysel kimliği yıkar,yerine kollektif-pasif kulluk bilincini yerleştirir.Bu bilinç,demokrat yurttaşlığa değil,kulluğa yönlendirir.Kul,biat eder,itaat eder.İçinde bulunduğu çağı,evreni,hayatı durağan algılar.Bu yüzden bu bilinç halinden sıyrılamadıkça asla demokratik rejimlere entegre olamaz.

  158. Yazan:Mustafà Ràví Tarih: Aug 8, 2009 | Reply

    Tahsin Kılıç, sizin kulluk bilinci ile fırkacılık taassubunu birbirine karıştırmanıza da iyi bir cevab ve düzeltme gerekli ama artık vaktimi ve takatimi tartışmalarla harcamak istemediğim için onu diğer din kardeşlerime, ablalarıma ve abilerime bırakıyorum.

    Sizin yaptığınız aşırı yorumdan da berîyim. İnsanlara ve/veya kullara değil ama sadece Allah’a kul olmak, sizin bahsini ettiğiniz olumlu anlamda birey olmanın asıl teminatıdır.

    Fatiha suresinde bakın yüce Allah bizim kendisine nasıl seslendiğimizi, sesleneceğimizi anlatıyor:

    Yalnız sana kul oluruz ve yalnız senden yardım isteriz. (İyyâke na’budu ve … şeklindeki ayet)

    İnsanoğlunun hakiki izzeti ve olumlu anlamdaki bireyselliğinin formülü işte budur. Yalnızca Allah’a yani ismi Mutlak Gerçek (el-Hakk) olan Tamamen Şefkatli (er-Rahman) tanrıya kul olmak, kullarını anlayan Tek-Tanrıya kul olmak, onun vahyî ve aklî objektif gerçekliğine açıkça muhalefet eden hiçbir kula veya siyâsî toplumsal vs sisteme aldırış bile etmemek…

    Bu yoldan sapmak asıl tutsaklık değil de nedir?

    Saygılar ve selâmetler herkese

  159. Yazan:site müdavimleriden biri Tarih: Aug 8, 2009 | Reply

    Mustafa bey,
    yorumlara bakıyorumda muhterem şahsınız yorum yapmak yerine PK hanım savunmasında bir site gezintisi yapıyor.Ekrem bey ve cb hanım bezginlikten konuyu kapattıkça siz hala bir PK hanım savunması içerisinde inceden ayar veriyorsunuz.Artık bir site müdavimi olarak adam savunma yorumlarınız yerine yorum okusak diyordum.Susmak isteyen insanlarıda rahat bıraksak.

  160. Yazan:Tahsin Kılıç Tarih: Aug 8, 2009 | Reply

    Ben zaten Tanrı’ya kulluk etmekten ya da etmemekten bahsetmedim.Demokratik rejimlerde vicdan hürriyeti vardır.İsteyen istediği inancın çağrılarına kulak vermek de serbesttir.Ben şahsen,dinin gerekli bir vasıta olduğuna inanıyorum;ancak bireylerin ferdi hayatlarıyla sınırlı kalması gerektiğine katılıyorum.İnançlar,sosyal,siyasal hayatta ileri sürüldüğünde toplumsal armoninin zarar gördüğünü düşünüyorum.Bu yüzden,din ahlaki,vicdani bir olgu olarak varlığını devam ettirmeli.Ne toplum bütünüyle dindışılaştırılmalı ne de kimseye inancı yüzünden ve ya herhangi bir dinle arasında manevi bağ bulunmaması yüzünden baskı yapılmalı.Bu bağlamda tarikat benzeri örgütlenmelere pek de sıcak bakmadığımı söylemek isterim.

  161. Yazan:Aziz Yılmaz Tarih: Aug 8, 2009 | Reply

    Bu yazıya yorum yazmamayı düşünmüştüm.Yazının içeriğine itiraz ettiğimden ya da gereksiz bularak ilgisiz kaldığımdan değil.Bilakis yazıyı da,yazıya düşülen yorumları da-abartısız söylüyorum-üşenmeyerek tamamını okumuş bulunuyorum.Açıkçası sessiz kalmayı yeğleyişimin daha farklı nedenleri vardı:

    Birincisi,konunun(değerli katılımcılar tabiri mazur görsün)Galatasaraylı-Fenerbahçeli çekişmesine dönecek potansiyel bir karşıtlık zeminini/malzemesi barındırıyor olması(tabii bütün yorumlar için söylemiyorum bunu).
    İkincisi ise,yine bu karşıtlık zeminininden(ya da anlayışından)beslenen algıların demokrasi,insan hakları,örgütlenme ve ifade özgürlüğü ya da diğer farklı felsefi düşünce biçimlerinden soyutlanarak hadisenin duygusal reflekslere indirgenerek tartışılıyor olması.

    Dolayısıyla çekincelerim kısmen bu gözlemlerimden kaynaklıydı.Tamamen tarafsız bir pencereden baksam bile onaylamadığım bir kısır çekişmenin ortağı olmak işten bile değildi.

    Tekrar özetlemek gerekirse,ülke koşullarının(dini,siyasi,kültürel yani toplumsal panaroması)her tartışılacak konunun sapla samanın bibrbirine karıştırılabileceği bir gerçeklikle karşı karşıyayız.Zira “demokrasi”diyenlerimiz var,fakat her nedense bu demokrasiden kendi doğruları,yaşam tercihleri ve inandığı ideoloji veya düşünceyi tartışılamaz/dokunulamaz ve her şeyin üzerinde görmek şeklinde anlaşılıyor.Din temelli görüşlerde de benzer eğilimin olduğunu söylemek mümkün.Dolayısıyla ahlak ve erdem,adalet ve vicdan,özünden koparılarak aidiyetlere göre uyarlanan birer araca dönüştürülüyor.Oysa ister din(ler)in,ister modern ideolojilerin ne olduğu,ne olmadığı,yani ne ihtiva ettiği neyin karşılığı olduğu gayet açıktır,tanımı bellidir.Ha,insana,bireye,topluma vs.hangisinin yararlı olduğu,toplumsal uyumun sağlanmasında,hakikate ulaşılmasında hangisinin daha yatkın olduğu elbette tartışılabilir ve tartışılıyor.Ancak,hangi özgürlük anlayışı,hangi değerler üzerinden yapılırsa yapılsın,bunun coğrafyası/dini/dili/ırkı/cinsiyeti olmaz.Bir felsefi görüşün,dini inancın özgürlük tanımları farklı olsalarda,uygulama asla aidiyetlere göre değişmez…Kürde ayrı Türke ayrı bir adalet anlayışı yoktur,olamaz,olmamalı…Sünniye,Aleviye,Yahudiye ayrı ayrı sipariş verilmiş/tasarlanmış bir adelet modeli uygulanamaz…kadın-erkek ayrılarak tesis edilebilecek bir şey de değildir adalet ve eşitlik…Keza ülke,devlet ayrımı da mümkün değildir”o başka,bu başka”diyemeyiz.

    Ne var ki,bizler insan olarak adaleti,demokrasiyi,özgürlükleri,eşitliği gruplara göre,inançlara göre,ülkelere göre ayırmışız,bölmüşüz.Damarımıza işlemiş.Filistin için ayağa kalkerken burnumuzun dibindeki yangını göremiyoruz.Ya da tersini yaparak uğradığını düşündüğümüz zülme tepkiliyken,Doğu Türkistan’ı,Filistin’i göremiyor ya da duymazdan,görmezden geliyoruz.Kısacası böyle bir insanlık halleri var,bunu inkar edemeyiz.Tabii bunları belirli bir kesim için söylemiyorum,dünyanın gidişatı maalesef bu istikamette.

    İşte konusunu işlediğimiz cemaat olayı da biraz böyle.Ya tukaka diyerek kestirip atıyor ya da en doğru ve tercih edilmesi gereken bir yol olarak benimsiyoruz.Tabir yerindeyse adeta gerilmiş bir halatın herhangi bir ucunda yerimizi alıyoruz.
    Oysa bir cemaati,partiyi,siyasi veya dini akımı eleştirmek/tartışmak ayrıdır,tamamen yaşam hakkı tanımayarak ötelemek ayrıdır.Bizler maalesef ikinci tercihe daha çok itibar ediyoruz.Ve ne ilginçtir ki,kendi “dünyamız”la aynı paralelde olmadığını düşünerek yaptığımız bu dışlamaya “demokrasi ile bağdaşmaz”şeklinde bir de okkalı bir gerekçe uyduruveririz.Oysa her görüşün ille de demokrasi patentli olması gerekmiyor.Din ayrı bir şeydir,demokrasi ayrı bir şeydir;liberalizm,komünizm,sosyalizm yine ayrı şeylerdir.Hepsi benzer çizgide olsa,biri diğerinin tıpatıpı olsa zaten bu kadar farklı görüş,felsefe,sistem ya da inanç biçimleri olmazdı.Kaldı ki demokrasi kimi görüşlere göre eksikleri olan bir yöntem olsa da(ki bu da anlaşılr bir durumdur,olması gerekendir)sonuçta her türlü düşünce ve ifade biçiminin özgürce yapılması gerektiğini savunur,iddia eder.
    E,peki demokrasiden dem vurarak silahsız bir örgütlenmeye duyulan bu tahammülsüzlük neyin nesidir.Tamam,icraatlarını,yöntemlerini beğenmeyebilirsiniz,tartışırsınız.Ama demokrasi sözcüğünü diline dolayarak başkalarının örgütlenme hakkına karşı çıkmak samimiyetle ne kadar bağdaşır.
    Dolayısıyla bir cemaatin,örgütün,partinin yöntemleri eleştirilebilir,sempati duyma zorunluluğu da yok.Örnek vermek gerekirse bugün hiçbir kürt vatandaşımız MHP’ye sempati ve yakınlık duymaz.Aynı şekilde milliyetçi kesimler de DTP’ye pek sevdalı değil.Ama ne Kürtlerin MHP’nin örgütlenme ve vorolma hakkına,ne milliyetçi kesimlerin DTP’nin aynı şekilde varlığına itiraz edemez.Etselerde bunun adı demokrasi olmaz.Ha,anılan partilerin yöntem ve ilkeleri demokrasiyle ne kadar bağdaşır bu tartışılabilir.Ancak bu tartışma biçimi onların engellenmesi gerektiği anlamına gelmez(tabii işin içine silah,şiddet ya da toplumun genel asayişini bozan eylemler olmadığı sürece).

    Sanırım Gülen Cemaati olarak adlandırılan harekete de böyle bakmak gerekiyor.Adamlar cinayet işlemiyor,silahla işleri yok,kimseye zorla bir ideoloji falan da dayattıkları yok.O halde nedir bu panik.E efendim gencecik beyinler yıkanıyormuş.Olbilir,muhtemeldir ki bir inanç doğrultusunda fikir aşılanmıştır.Ne var bunda?İlla inandığımız belli bir şablon mu uygulanmalı,kim neye inanmak istiyorsa ona inanacaktır.Ha,belli bir fikir kalıbıyla insanların yönlendirilmesi,düşünebilen,sorgulayan sağlıklı bireylerin oluşmasını engeller gibi bir kaygı duyuluyorsa buna da amenna.Ancak böyle düşünenlerin devlet zoruyla 85 yıldır beyinlere kazınan resmi ideolojiye hiç ses çıkarmamaları büyük bir paradokstur.Demekki devlet bütün kurum ve kuruluşlarıyla halka bir yaşam ve düşünce modeli dayattığında bunun adı çağdaşlık,ilericilik vs.sayılıyor ve en alasından demokrasi olarak anlaşılıyor.Ama bunun dışına çıkıldı mı,vay işte demokrasiyle bağdaşmıyor,beyinler yıkanıyor vb.fevaranlar.Yahu bu nemenem bir demokrasi anlayışıdır?İnsan hiç değilse empoze edici ve yönlendirici her türlü ideolojiye karşı çıkmalı ki biraz tutarlı olsun,görüşün bir yerinden tutulabilsin.
    Son olarak şunu eklemek istiyorum:her türlü karanlık olaya ve cinayetlere bulaşmış ergenekon benzeri yasa dışı silahlı örgütlenmeler dururken “eyvah nurcular,Fethullahçılar tehlike saçıyor”demek tek kelimeyle abesle iştigaldir,akıl tutulmasıdır ve hiçbir inandırıcığı ve samimiyeti bulunmamaktadır.Benden bu kadar.

  162. Yazan:cb Tarih: Aug 8, 2009 | Reply

    Aziz bey,

    siz ne güzel bir insansınız,sevgiyle

  163. Yazan:Aziz Yılmaz Tarih: Aug 8, 2009 | Reply

    O sizin kendi güzelliğiniz Cemile hanım.
    Bilmukabele,sevgi ve hürmetlerimi iletirim.

  164. Yazan:MY Tarih: Aug 8, 2009 | Reply

    Sayin Mustafà Ràví,

    Fikirlerle degil kisilerle ugrasiyorsuuz. Sizden kat kat bilgili insanlara dil uzatiyorsunuz.

    samimiyetiniz konusunda CiDDi süphelerim var. iletisim kutusundan bana erisin.

    Saygilar

  165. Yazan:can Tarih: Aug 19, 2009 | Reply

    helal olsun sıze ve cemaatınıze hoca efendı gercekten cok ama cok buyuk hızmetlerınız var butun dunya ıcın ALLAH sızden ve cemaatınızda razı olsun.

  166. Yazan:gnsl Tarih: Sep 25, 2009 | Reply

    sayın FG nin bazı görüşlerine karşı olmakla beraber cemaatini destekliyorum.günümüz gençliğinin içinde bulunduğu durumu yakinen görüyorum ve çok üzülüyorum.gençlerle uğraşan onları doğru yola davet etmek için bu kadar çalışan başka hiçbir grup tarikat hizip fırka parti vb göremiyorum maalesef.şimdi burda bu cemaati eleştiren insanların en azından dini, ülkesi ,insanları için onlar kadar çaba göstermesini bekliyorum yoksa yan gelip yattığın yerden konuşması çok kolay.hftada iki kere toplantılara katılıyorum kimseden zorla para burs vs alınmıyor şahsen ben hiç vermedim.ayrıca allahın emirlerinden islamın güzelliğinden başka birşey anlatıldığınada hiç şahit olmadım.ayrıca bu gruba katıldıktan sonra ibadetlerim daha düzenli hale geldi,görevlerimi daha iyi yapıyorum ahlakımda da düzelme var depresyondan da kurtuldum .şimdi bendeki olumlu gelişmelerin cemaattekilere ne gibi bir faydası ne menfaat sağlıyolar bundan sorarım sizlere. yanlışlar olabilir belki çünkü sonuçta herkes insan ama bunun genelleştirilmesi tüm cemaatin zan altında tutulması yanlış bence.

  167. Yazan:inci tanesi Tarih: Sep 26, 2009 | Reply

    slm alykm benim hayat hikayem klasik fakat gerçek dve duygu yüklü bunu sadece yaşayan bilir.ünv 1’de iken F.Gülen’e çok tepkiliydim sevmiyordum hatta nefret ediyordum.Kendisini görmeye görmeye dahi tahammül edemiyordum bunların hepsi ön yargılarımdan kaynaklanıyordu.ama sonradan bazı vesilelerle kitaplarını okudukça vaazlarını dinledikçe zararlı insan olmadğı kanaatine vardım.devletine zerre kadar zarar verebileceğini düşünmüyorum.nasıl olsun ki devletin kalemini dahi özel işlerinde kullanmayan bir insan.Hz Ömer hassasiyeti değil de nedir soruyorum?Yani o insanın arkasında SEVGİLİ PEYGAMBERİMİZ,sahabe efendilerimiz,büyük üstadlar ve sevenleri var.Ona güveniyorum ve seviyorum.ALLAH ONDAN EBEDEN RAZI OLSUN

  168. Yazan:Ali Duman Tarih: Sep 27, 2009 | Reply

    Sn. Aziz Yılmaz,

    konu ancak bu kadar başarılı toparlanabilirdi ki geriye yazacak birşey kalmamış :):)kaleminize ve yüreğinize sağlık.

    dere, tepe, deniz silah ve bomba kusarken, sivil bir yapılanmadan bir düşman yaratılmaya çalışan zihniyete şaşmamak elde değil.

    kayseride birkaç astsubay gözetim altına alındı işkenceler yapıldı, o dönemde kamouyanda ismi çok çıkan malum HSYK üyesi de izne çıkmış ve ilgili askeri birliği ziyaret etmiş ne ilginç ve ne tesadüf.

    komplo teorisi bu ya bu astsubaylar işkence ile fethullahçı yapılacak, işin içine silah bombada karıştırılarak, örgütlenme yeride askeri mıntıka içi gösterilip olmayan bir “fethullahçı silahlı terör örgütü” yaratılıp, ergenekona karşı koz olarak kullanılacaktı, ne kadarda tanıdık geliyor dimi, albay çiçek’in hazırladığı “f.güleni ve akp’yi bitirme planı”na benzerliği bakımından, neyse ki evdeki hesap çarşıya uymadı ve bu uydurma proje başarılı olamadı, ancak benzerlerine hazırlıklı olmak gerekir. zira “osmanlıda oyun çok” diye güzel bir halk deyişimiz var ve biz osmanlının tüm kötü huylarını devralmışız.

    bu vesile ile istifade etmiş olduğum güzel yorumlarınızın azalmasından muzdaripim, azalan yorumlarınızın tekrar artmasını diliyor selam ve saygılar sunuyorum.

  169. Yazan:Aziz Yılmaz Tarih: Sep 27, 2009 | Reply

    Sevgili Ali bey kardeşim,

    Öncelikle ilgi ve takdirinize teşekkür ederim.İnanın birbirinden güzel yorumlarınız için ben de aynı duygu ve düşünceler içerisindeyim.Her bir yorumunuz benim için birer mekale değerindedir..Okudukça ufkum açılıyor,daha güzel bir dünyaya dair umutlarım tazeleniyor.
    Konuyu başarılı bir biçimde toparladığımdan söz etmişsiniz.Est.işin sırrı benim başarımda değil sizin engin anlama ve kavrama kabiliyetinizde saklı.Anlama ve anlaşılmaya biçtiğiniz değer/verdiğiniz önem,ezber ve sloganlardan arınmış sorgulayıcı bakış açınız…İşte asıl cevher buradadır.

    Eski sıklıkla yorum yazmayışıma gelince,bunun özel bir nedeni yok;okuma ile yazma arasında tercihimin değiştiği zamanlar olur.Aslında bilinçli bir tercihten öte kendiliğinden gelişen bir ilgi demek daha doğru olacak.Sanırım son zamanlarda okuma peryotlarının bu anlamda arttığı bir dönemi yaşıyorum.Ancak,DD’de yayınlanan tüm yazı ve makaleleri ve sizin gibi değerli dostların aydınlatıcı yorumlarını hiç kaçırmıyorum.Bakın,üzerinden onca zaman geçmiş bu yazının altına düşmüş olduğunuz yorum bile gözümden kaçmadı:)Kaçamazdı,çünkü bilgi ve öğrenmeye duyduğum açlıkla siteyi ilgiyle takip etmeye devam ediyorum.İnanın,bu ilgi sadece bu açlığın giderilmesini karşılamaktan da çok öte bir şeydir…Çok daha fazlasını buluyorum bu sitede.Benim için,bir nevi barış,kardeşlik,adalet ve demokrasi yanlılarının kulübüdür DD.Bazen bir okul,bazen de sıcak dost sohbetlerinin paylaşıldığı nadide bir mekan…Öyle anlar geliyor ki,rahat nefes aldığım,huzur bulduğum vazgeçilmez bir mekan oluyor.Onurlu ve insanca bir yaşamı yılmadan savunmak,kendini her gün biraz daha yenilemek ne güzel bir duygu.Bazen ayna tutulmuş gibi insanın kendine yeniden çeki düzen vermesi,bazen de aynayı başkasına tutarak incitmeden uyarması,evet tadılası bir duygu.

    Kısacası,Ali bey kardeşim ben yine buradayım,aranızdayım.Sizin gibi güzel yürekli insanları duyuyor ve dinliyorum.Siz bakmayın öyle bazen sessizliğe büründüğüme,çenemle sizi bıktıracağım zamanlar da gelecektir:))

    Güzel bir sürpriz oldu,sohbetinizi bir hayli özlemiştim.En derin sevgi ve saygılarımla sizi selamlıyorum.

  170. Yazan:çuvaldız Tarih: Sep 27, 2009 | Reply

    Ali ve Aziz beyler için… Mehmet beyin güzel çaylarından sonra köpüklü kahveler benden olsun bu kez :-)

    http://www.negatif.com/foto/915560

    kahve

    çuvaldız hanim selam, kahveniz çok güzelmis :)

  171. Yazan:MB Tarih: Sep 27, 2009 | Reply

    Merhabalar Güzel İnsan Aziz Bey

    Yazmış olduğunuz yorumlarla ülkemde, empati ve hoşgörüyü, sevgi ve tevazuyu yaydığınızın farkında mısınız? Dahası huzurlu ve barış dolu bir dünyanın temellerine harç kattığınızın farkında mısınız? :)

    sevgilerimle

  172. Yazan:Ali Duman Tarih: Sep 28, 2009 | Reply

    Sn. Cuvaldız hnm.

    zerafet dolu ikramınız için çok teşekkür eder, seklam ve saygılar sunarım.

  173. Yazan:Aziz Yılmaz Tarih: Sep 29, 2009 | Reply

    Sayın Çuvaldız hanım,

    Öncelikle incelikli kahve ikramınız için teşekkür ederim.Mehmet beyin güzel çaylarına rakip çıkacak gibi görünüyor:))
    Biliyor musunuz,Ali beyle sohbet ederken içimden sizin de sohbete iştirak edeceğiniz geçti aklımdan.Bir de Suzannur hanım için aynı şeyi düşünmüştüm.Bilmiyorum,hatırlanacak birileri çıktığında aklıma ilk sizler geliyorsunuz.Galiba yazı ve yorumlarınıza kısmen ara verdiğinizden oluyor.Ama eminim benim gibi DD ailesinden pek çok kişi aynı beklenti içersindedir.Hani hazır konu açılmışken bir çıtlatayım da belki duyarlar.Kısacası,çağrım size,Suzannur hanıma ve Suat beyedir…Evet,Suat bey de arayı biraz açtı.Umarım kulakları çınlar da güzel bir yazısıyla karşılık verir.
    Eh,ben çağrımı yaptım,yazı ve makalelerinizi dört gözle bekliyorum.
    Saygı ve selamlarımla.

  174. Yazan:Aziz Yılmaz Tarih: Sep 29, 2009 | Reply

    Sevgili Mehmet Bahadır Bey Kardeşim,

    Biliyor musunuz sözünü ettiğiniz empati,hoşgörü,tevazu ve sevgi gibi erdemleri ben sizin gibi değerli kardeşlerimden öğrendim…Paylaştıkça çoğaltıyoruz ve inanın bu hep sizin gibi güzel insanlar sayesinde bir çağlayana dönüşmüştür.Ne mutlu bana ki sizin gibi kadir kıymet bilen güzel dostlarım var.
    Sevgilerimle.

  175. Yazan:gnsl Tarih: Oct 2, 2009 | Reply

    sayın aziz beye katılmamak mümkün değil ağzınıza sağlık.birde şunu söylemek istiyorum bu “beyni yıkanan” diye bahsedilen gençlerden bu güne kadar kim ne zarar görmüş acaba kimin malına ve canına göz dikmiş zarar vermişler,tek idealleri okumak vatanına milletine saygılı birer insan olmak ve böyle insanların yetişmesine yardım etmek.istisnalar dışında herbiri son derece zarif, saygılı, hoşgörülü,tertemiz insanlar allah yollarını açık etsin…………

  176. Yazan:m.b.k. Tarih: Nov 16, 2009 | Reply

    Herşey iyi hoş ama bu tartışmaların hepsi gereksiz. Neden mi:
    * Cemaat karşıtı olanlar “araştırmak” kelimesinden tamamen habersiz. Kulaktan duyma haberleri gerile gerile anlatıyorlar. Önce sobjektif kaynaklardan araştırın yoksa eleştirdiğiniz cemaatçiler değil sizin beyniniz yıkanmış olur.
    *Bu tartışmaların olması için bu cemaatin Türkiye’ye, İslam’a zararı olması gerekir ki eleştiri yapılsın. Bugüne kadar böyle bir zarar görülmüş mü?
    *Cemaatin anne – babalardan habersiz çocukların – gençlerin “beyinlerini yıkadıklarını” savunuyorlar. Peki farz edelim cemaat bu işi bıraktı; Çocukları günümüz sokaklarından hangi güç koruyacak? Hangi güç çocukları internetlerden,sokaklardan alıp evde namaz kıldırdıp kitap okutturacak?
    *Cemaat oluşumundan şikayet edenlerden kaç tanesi beş vakit namazını kılıyor, kaç tanesi pazartesi-perşembe günleri oruç tutuyor,her hafta en azından 1 cüz Kuran okuyor,1 vakit namazı kaçınca ağlıyor,kaç tanesi teheccüt namazı kılıyor,kaç tanesi…?Bunları yapanlar beyinleri yıkanmış, liderleri ABD güdümünde olan,ABD nin finansmanını sağladığı bir cemaatin yetiştirdiği gençler!
    *Yurdunun tek taşı için can verecek bu gençleri eleştirenlerde bizim insanımız!Allah akıl fikir versin ne deyim.
    *Artık iyi işler yapanlara köstek olmayı bırakalım. Sizin nefsinize ağır gelen şeyleri yapıyorlar diye açıklarını aramayın o gençlerin.Zira sizin yaptığınızı onlarda yaparsa – ki yapmazlar- Türkiye’yi içine düşeceği kaostan bi Allah kurtarır.
    *”Dövene elsiz, sövene elsiziz.” diyen adamları bırakın cumhuriyetin, laikliğin, Atatürk’ün arkasına sığınıp anti-İslam propagandası yapanlara, üniversitelerdeki PKK yapılanmalarına, sokaktaki çetelere,tinercilere el atın. Tıpkı eleştilen,inançlarından dolayı heryerde ezilen o gariplerin yaptıkları gibi!! KENDİMİZE GELELİM, KENDİ DEĞERLERİMİZE SAVAŞ AÇMIŞIZ HABERİMİZ YOK!

  177. Yazan:Rakaful Tarih: Nov 17, 2009 | Reply

    Gülen cemaati gerçekten çok etkin bir biçimde çalışıyor.Zaman zaman Risale-i Nur okuduğumu duyanlar bana hemen “sen de mi Nurcusun?” (Gülen cemaatini kastediyorlar) diyerek ilk önce şaşırıyorlar sonra da onları şikayet ediyorlar.Tabi ben de açıklama yapmak zorunda kalıyorum…

    Gülen cemaatinin “Nur talebeleri” kategorisine girdiğini düşünmüyorum.Ama hizmet edebilmek için ille de Nur talebesi olmak gerekmiyor.Bunu iddia etmek ırkçılıktan başka birşey değildir.Fakat, cemaatin yaptığı güzel işler gibi, hata denmeyecek kadar büyük yanlışlar yaptıklarını da belirtmem gerekir.Eğer bunları burada sayıp dökmeye kalkarsak, onların iyi yönlerini de -ihkak-ı hakk için- saymak zorunda kalacağımızdan dolayı, uzatmaya gerek görmüyorum.

    Ama kendilerini Gülen cemaatine mensub hisseden kardeşlerime tavsiyemdir, hocalarını hatasız görmesinler, cemaatlerini hatasız görmesinler.Yaptıklarını ve yapacaklarını, Kur’an ve sünnet ile tartsınlar.Bunu kendileri yapamıyor iseler, başka güvenilir hocaları da takib ederek, kendilerine bir terazi oluşturmaya gayret etsinler.Ne diyeyim, ârif olan elbette anlar.

  178. Yazan:ONUR Tarih: Feb 2, 2010 | Reply

    önceleri gülen hoca cemaatine nefretle baktırıyorlardı okullarda büyük bi öğretmen kitlesi bizlere onların haksız olduklarını öğretiyordu. pekte kulak astığım söylenemez daha sonraları ben ülkemiz hatta dünyamız üzerinde dönen kirli oyunları araştırdıkça masonları buldum her illegal işin altından çıkıyorlardı yapılanmalarını incelediğimde hayrete düştüm güçleri tartışılamaz boyuttaydı ancak yapılanmaları fettullah hoca cemaatinin aynısıydı yani demem oki sadece türkiye değil bütün dünya bu cemaate muhtaç saygılarımla…

  179. Yazan:zeki Tarih: Feb 26, 2010 | Reply

    arkadaşlar ben s tv izlerim..burdan siyasi yorum yapmayacamda şikayetim olucak..ya ayna programı hep aynı yerde dolanıp duruyor saim kardeşimiz e diyorumki yeni ülkelere git biraz daha derinden haber yap..yemeklerini sor düğüne katıl ..gece sokağa çık felan…eskiden format buydu şimdi iyice yalınlaştı…..dünyayı izlemek güzelde..yenilerde olsun ama..

  180. Yazan:erol Tarih: Feb 27, 2010 | Reply

    lonunun leh ve aleyhinde konuşanlar olmuş. kaldı ki kimse aynı fikirde olmak zorunda değil. herkes kendi bildiğini okuyabilir; kendince fikirlere sahip olabilir. ancak sağlam ve doğru bilgilere dayanmak ve her söylediğimizin hesabını ve müdafaasını “hakikat” karşısında savuabilmek şartıyla… konuşmak demek her aklına eseni söylemek değildir. böylesi bir sorumsuzluk bir özgürlük ise hiç değildir. ben özgürlüğü söz ve tavırlarmızı “hakikat” karşısında savunabilmek şartıyla gerçekten kani olduklarımızı konuşmak ve gerçekleştirmek olarak anlıyorum…kimse de hiç bir grup ta yüzde yüz masum değildir. aranırsa kimi kusurların bulunması tabiidir. bu durumda uyarırsınız, liyakatli ve insaflılarsa ikazı görür kendilerini tashih ederler.

  181. Yazan:Faruk Ünal Tarih: Feb 28, 2010 | Reply

    “Gülen cemaatinin “Nur talebeleri” kategorisine girdiğini düşünmüyorum.Ama hizmet edebilmek için ille de Nur talebesi olmak gerekmiyor.Bunu iddia etmek ırkçılıktan başka birşey değildir.Fakat, cemaatin yaptığı güzel işler gibi, hata denmeyecek kadar büyük yanlışlar yaptıklarını da belirtmem gerekir.Eğer bunları burada sayıp dökmeye kalkarsak, onların iyi yönlerini de -ihkak-ı hakk için- saymak zorunda kalacağımızdan dolayı, uzatmaya gerek görmüyorum.

    Ama kendilerini Gülen cemaatine mensub hisseden kardeşlerime tavsiyemdir, hocalarını hatasız görmesinler, cemaatlerini hatasız görmesinler.Yaptıklarını ve yapacaklarını, Kur’an ve sünnet ile tartsınlar.Bunu kendileri yapamıyor iseler, başka güvenilir hocaları da takib ederek, kendilerine bir terazi oluşturmaya gayret etsinler.Ne diyeyim, ârif olan elbette anlar.”
    RAKAFUL Nikin Söylemine EK Olarak Bir Müslüman;
    ABciliga BOPculuga i$BiRLiKCiLiGE ve FAiZcilige Nasil Ses Soluk CIKARAMAZ VE Uyum icersinde Olabilir Hemde inandigi DiNiN Temel Felsefesine Taban Tabana ZIT Olaraktan…!
    Acizane Hoca efendiyi Anlattigi DiNiN Temel Kurallarina Kurum ve Kurulu$larinin UYMASINI ve Uygulamasini TAVSiYE Ediyorum! Aksi Halde Hic bir inandiriciligi Kalmaz…!

  182. Yazan:Ayt Tarih: Apr 8, 2010 | Reply

    yazıları tam olarak okumadım ama türkiye’de kurulan bütün cemaatler türkiyenin laik sistemini bozmak ve demokrasiyi elden götürmektir.(bence ve milliyetçilerce)Ergenekon bu cemaatlerin işidir (çoğu da gülen) eğer atatürkçüysek,milliyetçiysek benları yıkmak için elimizden gelen her şeyi yapmalıyız.Allah belanızı versin Cemaatler. demeliyiz diyebilmeliyiz

  183. Yazan:Tayfun_Korkut Tarih: Apr 11, 2010 | Reply

    @ Ayt,

    Anlattigin nedenlerden mi acaba Deniz Baykal Cuppeli Ahmet Hoca’ya yakinlik gosteriyor? O nedenle mi alternatif tarikat liderleri parlatiliyor? CHP’de tarikat liderleri yok mu? Kimsenin adini bile duymadigi, siyasetci “tarikat liderlerinden” bile medet umar hale gelmis CHP zihniyeti.

    Dini siyasete en cok alet eden parti CHP’dir Turkiye’de. Bi de laik gecinirler… Onlarin amaci dini kendi kontrolleri altinda tutup, kendi fetvalarini verip, bu sekilde toplumu kontrol altinda tutmaktir ve kendi faydalarini cogaltmaktir. “Dini siyasete alet etmek” kalibini da CHP uydurmustur. Daha once hic yapilmayan bu alet etme isini de ilk CHP yapmistir. “Allah icin cihat edin” diye motive edip, kurtulus savasini kazanmasina vesile olan insanlari isleri bitince pacavra gibi bir kenara attilar. Kopruyu gecene kadar musluman, sonra islam dusmani. Bu degil midir dini siyasete alet etmek, takiyyecilik? Bunlar muhafazakar kesimin lugatinde bile olmaz.

    Zaten CHP gayr-i ahlaki iktidari ele gecirme operasyonlariyla ilgili ciddi bir suclamada bulunuyorsa bu CHP’nin gecmiste yaptiklarindan biridir kesin. Bir nevi bir itiraftir. “Sivil dikta” yapiyorlar diye sucladiklari AKP’den hic kimse sivil diktanin ne oldugunu, nasil yapilabilecegini bile bilmez. Bu meseleler, bu bizans oyunlari CHP’nin uzmanlik alanina girdigi icin onlara sormak lazim.

    Ha bir de, cemaatler, islam olmasa sevgili milliyetci kardesim, ne Kurtleri, ne de diger etnik kokenden insanlari bir bayrak altinda toplayabilirdin. Bugun bu topraklarda cemaat etkisi, islam etkisi azalirsa bil ki ilk artacak etki irkcilik olacaktir. Dolayisiyla ulke de bolunecektir.

    Bugun ne dersen de, Avrupa’yi da Vatikan bir arada tutmaktadir. Dunyanin tek “din islerinin devlet islerinden ayrildigi” laik ulkesidir Turkiye. Avrupa’da bir cok dini kokenli parti bile mevcut. Ornek: “Hristyan Demokrat Partisi”

    ABD’de dinin siyaset uzerindeki etkisinden bahsetmeye bile gerek duymuyorum. Meclise cuppelerle, dini sembollerle gelenleri mi ararsin, siyasilerin Incil uzerine yemin etmesini mi?

    Kafanizi kumdan cikarin, biraz etrafiniza, DUNYAya bakin.

  184. Yazan:ömer Tarih: Apr 19, 2010 | Reply

    Slm doslar hayatta hickimseyi takdir etme gibi huyum yoktur her kez kendi yaptığı isten menfat bekler malesef günümüz böyle ben okuyormuyum hayır bundan daha güzel ne olabilir ki ya günümüz türkiyede seni kötülüklerden uzak tutup dinini yani allah-ın yolunu gösteriyor gercekten hayatta tebrik edilmesi gereken tek kurum RABBİMDEN TEK DİLEĞİM KURUMUN TÜRKİYEDE RESMİLEŞMESİ VE BUNUN İCİN VEREBİLECEĞİM TEK BİRŞEY VAR O DA CANIM HİÇ ŞÜPESİZ SEVE SEVE VERMEYE HAZIRIM EVET ALLAHIN VERDİĞİ CANI ALLAH ALIR AMA ALLAH YOLUNDA CİHAT İCİNDE VERİLİR

  185. Yazan:Yunus Tarih: May 13, 2010 | Reply

    F.gülen cemaati yıllarca hep politikaya karşı olmuştur fakat her zamanda politikacılarla iç ice olmuştur hangi zaman hangi parti kuvvetli ise o zaman ona yakin gibi durur işlerini yürütür Fakat akepe bunu bildiği için ve çok tecrübeli oldukları için hep temkinli yaklaşmışlardır f.gülen cemaatine .

    Fakat f.gülen cemaati sanki akparti ile arasında bir bağ varmış gibi kendilerini lanse ediyor hep Buda Akepe’ye Ciddi zararlar veriyor

    Çünkü medyaya çıkan bazı f.gülen cemaatine yakinliği ile bilinen yazarların ve spikerlerin yanlış tavır uslubları ve görüşleri

    Akapeye tabanını hep zorda bırakıyor akepeye son seçimlerde kan kaybetmesinin en büyük sebebi oldu

    Çünkü Akepe siyasi parti olarak toplumun bütünü kucaklayan bir partidir Toplumda da sanki AKAPE’yi sadece f.g cemaati destekliyormuş gibi algılanıyor

    Oysaki gerçek şuki Akepe bütün topluma açık bir partidir F.gülen cemaatinin bu tavır ve tutumları akepenin Bu tarafına köstek oluyor YANİ Akepenin oy oranın yükselmesine engel oluyorlar

    kısacası f.g cemaatinin toplum içerisindeki tutumlarında sanki toplum bizi sorumlu tutuyor

    Oysaki Akepe türkiyede bir ilki başarmış yüzde 40ları aşmış hedef yüzde 5o leri aşmakdır Bu hedeflerden dahi akepenin her hangi bir cemaatin desteğine endeksli olmadığı aşikar ortadadır..

    Her kesime herkese Açık bir partidir Akepe

    Bunları niçin yazdım ne zaman bu cemaat konuşulsa Akparti içerisine çekiliyor

  186. Yazan:Mehmet Tarih: May 14, 2010 | Reply

    Arkadaş, özgür iradesini kullanarak!, hiç tanımadığı bir cemaat/cemiyete olan sempatisini vurgulamış yazısında sadece.
    Saygılar,

  187. Yazan:konuk Tarih: May 20, 2010 | Reply

    “yaşam tarzı”
    insanların yasamak istedikleri hayatları vardır.
    insanların yasadiklari hayatları vardir.
    insanlar yasamak istedikleri hayati yasayamadiklarinda ne olur?
    insanlarin yasamak zorunda oldukları hayatlari olur!
    peki hayat bu kadar zor mu olmali?

  188. Yazan:berya firdewsi Tarih: Sep 6, 2010 | Reply

    bence arkadaşlar allah yolunda yürüyen birisini desteklemek lazım allah onlardan razı olsun allah ın ismini her yerde duyurmasıdır bende bu taraftan fethullah gülen hocayı saygılarımla selamlıyorum allah onun ve nice müslüman kardeşlerimizin yardımcısı olsun

  189. Yazan:yeliz Tarih: Nov 12, 2010 | Reply

    öncelikle selamun aleyküm diyorum ve sözlerime fettüllah hocamı sevdigimi söylemekle başlıyorum ve hepimiz ahir zaman ümmettleriyiz şu zamanda allaha aşık kul ve veresulunu cok seven onun sünnetlerinin peşinden giden allah dostunun var oldugunu biliyorum rabbım onların bilgileriyle bilgilenmeyi nasıp etsin buyuzden o allah dostu olan fettüllah hcamı kutluyorum çünkü o dünyalıkla dgil ahıretine çalışıyor o büyuzden kendisini kötüleyenlerin konuşmalarına aldır mıyorr rasulullahın dedigi gibi bilselerdi az güler çokkk aglarlardı rabbim hepimiz affetsin resululahın hatrına bizi resululahın sancagı şerifinin altında cennete giren kullarından eylesin allaha emanet olun selamun aleykum

  190. Yazan:Tayfun Korkut Tarih: Nov 13, 2010 | Reply

    Emperyalistler işlerini güçlerini bırakmış, Müslüman çocukların ahlak ve maneviyata bağlı olarak yetişmeleri için tedbir alıyor!… Bununla da yetinmeyip, Animist Afrikalıların veya Katolik Brezilyalıların Türklere / Müslümanlara sempati duymalarını sağlamaya çalışıyor!… Olacak şey mi bu?

    ”Emperyalistler” islama bu kadar büyük bir iyilik yapıyorlarsa onlardan da Allah razı olsun. Böyle bir ”BOP” projesi falan varsa (sanmıyorum) bu projeyi gönülden destekliyorum.

  191. Yazan:bozo Tarih: Dec 26, 2010 | Reply

    fetullah gulen kimdir binlerce insan bu adamin arkasindan gidiyor. Kimi dini liderimiz diyor, kiminin derdi sadece cemaat uzerinden rant saglamak bunu yapan cok insan var.
    Kimdir bu adam bir din bezirganimi? Yoksa gercekten dinine baagli, bunu ozumsemis ulkesine bagli milliyetci, insanini islamin isiginda ileriye goturmeye azmetmis birimi?
    fetullah gulenin gorusu nedir 20 sene once ne idi 10 sene once neydi simdi ne kisacasi goruslerinde bir degisim, soylemlerinde bir degisim varmidir?. neden ulkesinde yasamaz. neden ulkesine donmez? neden amerikada yasar amerika icinmi calisir? yoksa ulkesi icinmi? cemaat vasitasiyla ulke yonertimine karismayami calisiyor daha dogrusu ulkeyi yonetmeyemi calisiyor yoksa ulke bu gune kadar duzgun yonetilemedi ben yol gostericiyimmi diyor. buyuk ortadogu projesinde amerikan gorevlisimi yoksa buna tamamen karsimi? buyuk orta dogu projesinin ilimli islam devleti liderimi olarak goruyor kendini ileride, yada boyle bir olusumun hayata gecmemesi icin elnidan geleni yapiyormu kimdir bu adam cevap verebilecek varmi merak ediyorum

  192. Yazan:bahattin Tarih: Dec 29, 2010 | Reply

    bende nurcular cemaattenim hatta 4 yıl oldu bundan emin olabilirsiniz ailemden daha iyi davranıyorlar herşeyi orda öğrendim ve cemaate katıldığım için kendimi şanslı hissediyorum herkese tavsiye ederim HİZMET İÇİN CAN FEDA

  193. Yazan:filiz Tarih: Dec 30, 2010 | Reply

    …cemaat her ne amaçla kurulmuşsa bence onu seveni de sev(e)meyeni de kendisi hakkında bilgi sahibi olmaya teşvik etmiş…bu konuda haklarını vermek lazım.
    …ikincisi ben bu cemaatin niyeti her ne olursa olsun birincil hedefi olan kendini duyurma tanıtma eylemini gerçekleştirmiş olduğuna inanıyorum..
    hem de eskiden gizliden yayılım politikası güden cemaat şimdi buna gerek bile duymuyor.bu açıdan onlar adına bir zaferdir bu.yani kendini kabul ettirme görevlerini yerine getirebilmişler bence..
    …son olarakk da herkesin kendi fikrini yayma anlatma hürriyeti vardır.madem herkesin bir görüşü var gelin bu cemaat kadar başarılı bir politika izleyelim ve kendimizi kabul ettirelim.ben şahsen bu yolda araştırmalarıma başladım..fikirleri anlatma sanatını öğrenmeye koyuldum.hayırlısı olsun:)

  194. Yazan:HÜSEYİN ALKAN Tarih: Jan 16, 2011 | Reply

    ELHAMDÜLİLLAH;BİR GÜN GELECEK BU CEMEATIN ARKASINDAN BİNBİR TÜRLÜ İFTİRALARLA LEKELEMEK İSTİYENLER,YAPTIKLARIYLA NE KADARDA HAKSIZLIK ETTİKLERİNİN FARKINA VARACAKLARDIR,İNŞALLAH. HERKESİN BİRBİRİNİ TALAN ETME GAYRETİ İÇİNDEYKEN,BU İNSANLAR DÜNYAYA SEVGİ TOHUMLARI SAÇIYORLAR,O TOHUMLARDAN ÇİÇEKLER SAÇILIP HER YAN HUZUR VE SEVGİ KAPLAYACAK İNŞALLAH.

  195. Yazan:resul-coğrafya Tarih: Feb 2, 2011 | Reply

    yorumları okuduğmda gelecek hakında bir sürü şüphe belirdi aklımda.halkının sözde %99’u müslüman olduğu söylenen, islamın koruyucusu olarak bilinen milletimizin ne yazık ki gerçekte öyle olmadığı anlaşılıyor.ALLAH bütün insanlara iman nasip etsin.Amin

  196. Yazan:ali duman Tarih: Feb 2, 2011 | Reply

    cemaatin ateşle imtihanı ; “(1)inandığın gibi mi yaşayacaksın, (2)yaşadığın gibi mi inanacaksın” dır.

    birincisi için “islamın siyasi ve ekonomik politiğini” oluşturmak gerekir, ikincisi için kapitalizm dahil hiç bir şey sorun teşkil etmez, her yol mübahtır.

  197. Yazan:Orhan Kınık Tarih: Feb 18, 2011 | Reply

    Cemaatın öncelikle eğitime yönelik faaliyetlerini şimdilik takdir ettiğimi söylemeliyim. Ancak siyasal duruş ve tutumları güven verici gelmiyor bana.

    28 Şubat sürecinde başörtüsü direncini kırmak için sergiledikleri tutumu unutmuş değiliz.

    Direnişçileri provaktörlükle suçlamaları tam bir omurgasızlıkdı.

    Cemaatın bu tür hastalıkları kritik zamanlarda nüksetmektedir. Canan Bezirgan’ın ”Atatürk’ü sevmiyorum” sözleri üzerine STV’nin Canan hanımı ajanlıkla suçlaması ve Canan hanım’ı Fadime Şahin seviyesine indirmesi tam bir aymazlıkdı.

    Aynı şekilde Mavi Marmara konusunda Otoriteden izin almaları gerekirdi gibi absürd bir çıkış yapmaları bazı soru işaretlerini doğurmaktadır. İster istemez rejime karşı direnci kırmak gibi bir işlev üstlendiklerine dair iddiaları güçlendirmektedir.

  198. Yazan:erkan Tarih: Apr 7, 2011 | Reply

    bu cemaatin işleyiş tarzı kusursuz iyi bi sistemleri var ama benim kafama takılan fettullah gülen hoca efendi niçin türkiyede değil said nursi hazretleri risaleleri nasıl şartlarda tamamlamış bunun mantıklı bi açıklamasını bulamıyorum şahsen

  199. Yazan:Yusuf MEMUR Tarih: Apr 10, 2011 | Reply

    Ben burda fetulla hocfendinin cennetlikmi degilmi büyük adammı küçük adammı pensilvanyaya neden gitti veye green card için CİA ortadogu bölge şefi G.FULLER”in kefil olmasının sebebi nedir diye sorgulama yapmıyorum sadece ve sadece hizmet grubunun alt kesimlerinin ALLAH(c.c.) rızası için çalıştıklarını biliyorum ve eminim fakat fetulla hocfendi bu ülkedeki doktorlara güvenmiyorda saglık sorunları için USA hastanelerini daha saglıklımı görüyor ki bu ülkede hakkında her hangi bir tutuklanma kararıda yoktur ve bu fetulla o kadar müslümanki ABD askerleri için mütemadiyyen dua etmekte”YAHUDİ VE HIRİSTİYANLARI DOST EDİNMEYİN”emri fetulla hocfendi için geçerli degil galiba istisna tutulmuş amerikada oturup hıristiyanlara dua edip müslümanlara beddua etmek kolay ırak afganistan filistin v.b. ülkelerde öldürülen namusları ayak altına alınan müslümanlar önemli degil zira fetulla”nın dinine mensub degil eger bir müslüman diger bir müslümanın başına gelenlerden dolayımuzdarib olmuyor ise onun müslüman olmasındsa şübhe edilmelidir zira sakadat”cılar böbrek ciger dalak yüraekten anlar ben sakadatcı olmadıgım için surete bakarım görünen taraflarını söylerim lakin fetulla”ya iman edenler yakında mehdi oldugunu söylerlerse hiç şaşırmam zira ABD”den izin alınınca iktidar olundugu gibi yine aynı yerden izin alınınca MEHDİ olunuyo geçmişte her ülke için bir mehdi çıkarmışlardıiskender evrenosoglundan sonra İRANLI FETULLA sahi bu hocfendinin talebeleri hocfendinin dedesinin kim oldugunu amcasının kim oldugunu hiç araştırmışlarmı veya dedesinin iranda neden idam edildigi hususunda herhangi bir araştırmaya girmişlermi bir araştırsalar varya neler olurdu neler sahi RUSYA okulları yeniden kapatma kararı almış gerekçe yine aynı CİA”ye AJAN yetiştiriliyo Zaten okullarda islami bir egitim yapılmadı aksini isbat eden varmı….!!!!!!

  200. Yazan:murat sönmez Tarih: Apr 15, 2011 | Reply

    Malum hoca kitaplarında Lailahe illah muhammedurrasulullahın 2. kısmını söylemeyelere de rahmet nazarılyla bakılmalıdır !!!!diyor… ve sag kollarından ahmet şahin hristiyanlar ile amentü de iitfakımız var diyor…acın arastırın… ne yazıkki okullarda türkçe şarkı vb öğretiliyor gözler iyi boyanıyor ama islami bir eğitimim izi bilee yok… baska cemaatlerde barınamayanlar oralarda hemen abi oluyor çünkü kuran itikad ilmihal i diğer yurt ya da cemaatlerden gelenler çok daha iyi biliyor…ayrıca vatikan ziyaretini youtube dan izleyin sag kolu alladin kaya papanın elini öpüyor fethullahın papaya yazdığı mektubu arayın okuyun müslümanları nasıl suçluyor ve nasıl papalıga hizmet sözü veriyor inceleyin ama mutlaka inceleyin Bana göre hristiyanlığa doğru kaymaktadırlar ama siz e gö re de tam tersi olabilir eger islam ehli sünnet itikad ve akaidini bilmiyorsanız tabi.. ALT KADEMELERDEKİ TEMİZ NİYETLİ AMACI HİZMET OLAN AMA BU DURUMLARI FARKEDEMEMİŞ OLAN CEMMAAT UYELERINI TENZIH EDERIM

  201. Yazan:ds Tarih: Apr 30, 2011 | Reply

    murat sönmez beyfendiye eger vaktiniz ve insafınız varsa aşağıdaki adresdeki videonun özellikle 6.dakikasını dinlemenizi rica ediyorum.Sadece

    youtube.com
    Efendimiz gibi hakikatları duyurmak

  202. Yazan:nail Tarih: Jun 15, 2011 | Reply

    allah rızası icin calışan insanlar hayatda dinle siyaseti birbirine karıştırmaz bu ulu önter ata türkün emridir ben inanıyorumki fetullah hoca dini siyasete karıştırıyor bir milyetci olarak onun hedefini cözdüm p.k.k ile eşit davranım hedefine ulaşıp büyük önder atatyürkü .ün ismini silmek bu türkiyede ic savaşa neden olur ..ama taip erdoganı kulanarak yavaş, yavaş hedefine ulaşıyor..dikkat… TÜRKÜYE UYANIYOR..M.H.P DAHİL..

  203. Yazan:FERHAN SIIRTMAÇ Tarih: Aug 14, 2011 | Reply

    BİSMİLLAH.HER ŞEY ZIDTI KAİDESİNCE VE YERYÜZÜNDE HİÇ BİR ŞEY TESADÜF OLMAYACAĞI KAİDESİNCE Kİ BU BİR SÜNNETTULLAHTIR ALLAH HER ŞEYİ GÜZEL YARATMIŞTIR VE HER AN DA GÜZEL YARATMAKTADIR. ALLAH HAK VE HAKANİYETLE YARATMAKTADIR VE HAK ADALET ÜZERE YARATIR.O HALDE SORUN NEDİR? SORUN NEFİS. SİZE BİR İYİLİK ERİŞTİĞİNDE ALLAH TAN BİLİN,BİR KÖTÜLÜK ERİŞTİĞİNDE KENDİNİZDEN BİLİN. EVET İNSAN TARTIŞMAYA HER ŞEYDEN DAHA DÜŞKÜN. NEFSİNE HER ŞEYİ KUL YAPMA PEŞİNDE AMA O YARATANA ASLA KUL OLMA TERCİHİNDE,İSTEK VE TEMENNİSİNDE DEĞİL. BU ANLAMDA ALLAH NUR S.DE NEFSİNİZİ TEMİZE ÇIKARMAYIN DİYOR.VE NECM S.DE32 AYETİNDE YİNE AYNI BENZER AYET GEÇMEKTE.ALLAH ŞAHDAMARIMIZDAN DAHA YAKIN OLDUĞU HALDE VE KALBİMİZDEN DAHA YAKIN OLDUĞU HALDE,HER KESE VE HERŞEYE DAHA YAKIN OLDUĞU HALDE VE HER KESSİN VE HER ŞEYİN İLAHI OLDUĞU HALDE NEDEN BİZDEN UZAK NEDEN BİZDENMESAFESİZ UZAK EVET İLK ÖNCE BU SORUNUN CEVABINI BULMAK BU DA ŞU OLMALI NEFSİMİZİ TEMİZE ÇIKARDIĞIMIZ İÇİN OLAMAZMI.EVET ACZİNİ BİLMEYEN KUDRETİ ZÜLCELALİ NASIL BİLİR,FAKRINI BİLMEYEN,KUDRETİ ZÜLKEMALİ NASIL BİLİR FANBİLİĞİNİ BİLMEYEN HAYYU KAYUMU NASIL BİLİR.EVET DOSTLAR BEN DE BİR ANLAMDA BUNLARI YAZARAK GALİBA NEFSİMİ TEMİZE ÇIKARIYOR GİBİ GÖRÜNSEMDE NEFSİMİN FISILTISINDAN NEFSİLERİ KUDRET ELİNDE TUTUP ŞEKİLLENDİREN RAHMANA SIĞINIRIM.İLME VE SEBEPLER KULLUK YAPILMAZ VE KÜÇÜKTE GÖRÜLMEZ.YARATILIŞIMIZ FITRAT DİNİ ÜZREDİR EZEL EBED SULTANIMIZ BÖYLE BUYURMUŞ.KENDİSİNİ KEŞFEDEMEYEN RAHMAN I KEŞFETMESİ MUALLAKTIR.PEKİ NASIL OLMALI.AKIL ALLAH A EŞ KOŞULMAZ.İNSAN YAPTIKLARINA VE YAPACAKLARINA ŞAHİT TUTULMUŞTU ADALETİ GERĞİ BÖYLE.O HALDE HEPİMİZ NEFSİMİZE ŞAHİTİZ NEDEN BİRİBİRİLERİMİZİ KINARIZ OYSA HEPİMİZ BİRİBİRİMİZE BENZİYORUZ.ÇÜNKİ NEFİSLERİMİZİİN BİZE NELERİ FISILDADIĞINI BİZDE BİZİ YARATANDA ÇOK İYİ BİLMEKTE.O HALDE NEFSİMİZİ LÜTFEN TEMİZE ÇIKARMAYALIM.EVET İLAH NOKTASINDA ALLAH I NE DENLİ DOĞRULADIK,NE KADAR KUL OLDUK BUNU YAPAMAZKEN ALEMLEMLERE RAHMAET OLARARK GELEN MUHAMMED SAV İ NASIL ANLARIZ ALLAH AŞKINA BANA BİR YARDIMCI OLUNUZ GERÇEKTEN HER KESİN NEFSİ BENİM NEFSİMDEN ÜSTÜN.NESIL ANLARIZ YALANCI DURUMUNA DÜŞMEZMİYİZ.EVET BEN ŞU İTİRAFI YAPMAK ZORUNDAYIM ALLAH İÇİN.ALLAH IM BU CANI,BEDENİ SEN VERDİN BUNA ŞAHİDİM AMA SANA VEREMEM DÜNYADA,MAL DA,MÜLKTE,AİLEMDE,SAYISIZ NİMETLERİNDE ÇKMU ÇOK TATLI BUNLARIN ZERRESİNİ SANA VEREMEM SEN BENİ BENDEN İYİ BİLENSİN.VERİRİM DESEM YALAN OLUR.O HALDE ZALİMİM BEN NEFSİMİ KINAMAKTAN DA ACİZİM TERBİYEDEN DE ACİZİM.VE SEN LE HER NAMAZIMDA PAZARLIK YAPAN BİR APTALIM,SANKİ SEN BENİM NE İSTİYECEĞİMİ VE BENİM KADERİMİN PROĞRAMLAYICISI DEĞİLMİŞİN GİBİ,ZİRA SEN EZEL EBED İLMİNLE HER ŞEYİ İHATA EDENSİN.EVET ALLAH IM İTİRAF EDİYORUM BEN CAHİLİM,NANKÖRÜM,ZALİMİM,VE ŞUNUN FARKINDAYIM VERDİĞİN HİÇ BİR NİMETİ ZERRESİNİ HAK ETMEDİM SEN MERHAMET ETTİĞİN İÇİN HAK OLDU.EVET BEN BURADA ÜSTADIN ŞU SÖZLERİYLE ÖZETLEMEK İSTERM. EY NEFSİM.KALBİM GİBİ AĞLA VE BAĞIR VE DEKİ.FANİYİM,FANİ OLANI İSTEMEM.ACİZİM ACİZ OLANI İSTEMEM.RUH UMU RAHMAN A TESLİM EYLEDİM GAYR İSTEMEM.İSTERİM FAKAT BİR YARİ BAKİ İSTERİM.ZERREYİM FAKAT BİR ŞEMSİ SERMED İSTERİM.HİÇ ENDER HİÇİM FAKAT BU MEVCUDATI UMUMEN İSTERİM.BU SÖZLER İÇİN ALLAH A MİNNETTARIM HAMDOLSUN ŞÜKÜRLER OLSUN BEN BUNU DİYEBİLİRİMİYİM BİLMİYORUM AMA ALLAH BİLİYOR ZOR NE YALAN SÖYLİYEYİM.EVET BENİM ACİZ VE ZAVALLI FİKRİM BU.NEFSİMİ VE NEFİSLERİ TEMİZE ÇIKARMAKTAN ALLAH A SIĞINIR HER BİR İNSANA MUHAMMEDİ SAV SELAMETİ VE HAYRI DİLİYORUM ALLAHTAN. ALLAH İÇİN ALLAH ADINA İNŞALLAH MAŞALLAH,SÜPHANALLAH.EZELDEN EBEDE HER BİR MİNNET,ŞÜKÜR,HAMD,EZEL VE EBED SULTANIMIZ ALLAH A AİTTİR.HEPİMİZ RAHMAN A EMANET OLALIM.RAMAZN AYINIZ CÜMLE ALEME SELAMET GETİRSİN.ALİM ALLAH.O DİLEMEDİKÇE HİÇ KİMSE HİÇ BİR ŞEY DİLEME LÜKS VE HAKKINA SAHİB DEĞİLDİR.KULLUK SIRRIMIZ ANCAK VE ANCAK DUA DIR TEK DEĞER VE KIYMETİMİZ DUADIR.

  204. Yazan:Sertaç Tarih: Sep 9, 2011 | Reply

    Emeğinize sağlık çok güzel bir site olmuş

  205. Yazan:ayşemeyra Tarih: Jan 14, 2012 | Reply

    özgür düşünen bir insan olarak fethullah gülen cemaatinin yaptığı bir çok işi takdirle karşılıyorum fakat son zamanlarda tam bir siyasi partiye dönüştü her konuda açıklama yapıyorlar gazeteleri tv sayesinde fikirerini dayatıyorlar iktidara unutulmamalıki gülen cemaati iki veye üç puanlık katkısı var ak partiye cemaat dışı oylar milyonlarca yapmaya çalıştıkları bu insanlara haksızlıktır hakarettir hoca efendi bir parti kurabilir veya kurdurabilir kendi ideallerini hükümete dayatmak zorunda kalmazlar kimse kusura bakmaz umarım daha çok söylenecek söz var

  206. Yazan:vega Tarih: Jan 17, 2012 | Reply

    Yorumların çoğunu okuyamadım, yani iftiralar karşısında içim burkuluyor. Tamam, aksiyon farklılıkları olabilir ama lütfen birkaç kitabını okuyun, sohbetlerini dinleyin, sonra istediğiniz olumsuz yorumunu yapın… Ya sizin yorumlarınızın (ki öyle) hepsinin mantıklı bir açıklaması varsa? ya görünenler saptırılarak size anlatıldıysa?… Ya mantıklı mıdır sizin anlattıklarınız doğruysa dünya çapında binlerce insanın müslüman olabilmesi ??? Hangi islami hareket yapabilmiş şu kıyamet arefesinde..

  207. Yazan:Selami Çetin Tarih: Jan 18, 2012 | Reply

    Gülen cemaatinin AKP’ye verdiği destek bence “oy desteği” değil. Alakası yok. Destek yetişmiş eleman desteği. Vizyon desteği.

  208. Yazan:ayşemeyra Tarih: Jan 22, 2012 | Reply

    Gülen cemaatinin ak ye vizyon destegi verdiğine kesinlikle inanmıyorum eğer o yetişmiş insanlar topluma ait özgür fert olmaktan daha üstün tutuyorlarsa cemaat aidiyetini fazla bir şey beklenemez hatta hiç bir şey

  209. Yazan:mustafa Tarih: Jan 31, 2012 | Reply

    benim bildiğim tek bir şey vardır, hiç bir şey, kimse sorgulanamaz değildir. Hakaret etmeden, küfür etmeden her şeyi sorgulayabilmeliyiz,tartışabilmeliyiz. Atatürk’ü tartışıyorsak,cumhuriyeti tartışıyorsak, Osmanlı’yı da tartışmalıyız, Cemaati de tartışmalıyız, ABD’de yaşayan Fettullah Gülen’i tartışmalıyız. Cemaat yurtdışında okullar açarak kültürümüzün dilimizin yayılmasına katkıda bulunuyor ama içeride de devasa bir medya-sermaye-eğitim imparatorluğu kurarak, emniyet,yargı-ordu gibi kurumlara kendi yandaşlarını yerleştirerek devlet içinde devlet gibi davranıyor. işin en tehlikeli kısmı -eğer iddialar doğruysa- devlet içindeki cemaat mensuplarının kurum dışından bağlı oldukları imamlardan emir alıyor ve ona göre davranıyor olmalarıdır. Bu iddialar doğruysa KCK’dan daha tehlikeli bir yapılanma var demektir.

  210. Yazan:sefer Tarih: Feb 5, 2012 | Reply

    bütün yorumları okudum leyhte ve aleyhte..ya biranda kendimi sorguladım ya ben başka bir ülkede yaşıyorum,yada ben gidişatı at gözlüğüyle seyrediyorum..1-insan olmanın onuru ve gururu hiç birşeyle ölçülmez..2-hesap mercii,yalnız yüce allahadır..3-insanları bir araya getiren temel değerlerin içeriği çok önemlidir.4-bu ülkede 72,5 çeşit kültürden insanlar yaşıyor..5-son yüzyıl beni çok ama çok ilgilendiriyor,çünkü bu gün hayattaysam,ismimin sonunda coni,toni,oviç,cellini,selini,mösyö,mister yoksa gazi olan dedeme ve silahlı kuvvetlerin başınbdaki ATATÜRKE borçluyum..SON YÜZYILIN ENBÜYÜK EN DEVRİMCİ LİDERİdir..,beğenmeyen olabilir,beğenmeyende kendine alex yada corc ismini takarak başka bir ülke seçme hakkına sahiptir..6-yüce mevla yarattığı hiç bir kulunu ayırmamış,afrikadakinede 2 göz vermiş,türkiyedekinede,norveçtekinede 2 kulak vermiş türkiyedekinede,ispanyolunada 1 kalp vermiş türkiyedekinede bilmem anlatabildimmi..lütfen şirk denen illeti yaşamımızdan ayırmasını bilelim..iman ile paranın kimde fazla olduğunu ancak yaratan bilir..bırakalım takiyye edebiyatınıda dünya yüzündeki olup bitenleri objektif bir gözle izleyelim..bakınız,ırak darmadağın,libya böyle,mısır karmakarışık,bahreyn,suriye ateşler içinde,sıra kimde iran ve türkiyede..bu süreci takip edelim,vatanım olmadıktan sonra,özgürlükler yok olduktan sonra,ülkenin tüm kaleleri zapt edikdikten sonra,bayrağım dalgalanmadıktan sonra,ezan sesim sustuktan sonra,bana ne altın kafesten..bu ülkenin içine zehir salanlarıda yüce allaha havale ediyor lanetliyorum..

  211. Yazan:ayşemeyra Tarih: Feb 8, 2012 | Reply

    yukarıda mustafa beyin yaptığı yoruma katılıyorum. özellikle bu cemaate dokunmak sorgulamak gerekiyor

  212. Yazan:sanik Tarih: Mar 17, 2012 | Reply

    Cemaaton hangi kultur hizmetinden bahsediyorsunuz? Turk okullarini diyorsaniz size sunu soyleyeyim. Bu insanlarin bati avrupa’da “Turk Okulu” diye kurdugu okullarda Turkce ogretilmedigi gibi cocuklarin teneffuste bile Turkce konusmasi yasak! Ustelik bunlarin okullarina devam eden ogrencilerin %99,9 u Turk. Bunlarin kurduklari derneklerin hepsinin adi ingilizce. Avrupa’da 3 milyon cocugumuz asimilasyonun agzina atilmis durumda iken bunlar kulturumuz adina ne yapiyor?. Oyle 50-60 zenciye Turkce sarki soyleterek bunlari sirk maymunu gibi olimpiyat diye Turkiyeye gosteris yaptirmakla kultur hizmeti mi oluyormus.

  213. Yazan:hande Tarih: Jun 6, 2012 | Reply

    ATATÜRK TÜRKÇENİN HER YERDE KONUŞULMASINI İSTYRDU DÜNYAYA HAKİM OLMASNI İSTİYORDU. ŞMDİ ATATÜRKÇÜYÜZ DİYE GEÇİNENLERİN YAPAMADIĞINI FETHULLAH GÜLEN YAPIYOR VE TÜRKÇENİN TÜM DÜNYAYA YAYILMASINI SAĞLIYOR. TÜRKÇÜLÜĞÜ SAVUNAN İNSANLAR, YANİ FETHULLAH GÜLENİ SADECE DİNDEN İBARET GÖRENLER BUNUNDA FARKINA VARSIN. TÜRKÇENİN DÜNYAYA FG HOCAEFENDİ YAYILMASNI SAĞLIYOR..ALLAH RAZI OLSUN. O HER KONUDA TÜRKLÜĞÜ VE MÜSLÜMANLĞI YAYMAYI BAŞARIYOR.

  214. Yazan:YALNIZKURT Tarih: Jul 3, 2012 | Reply

    O Bir din adamı ama müslümanlığı kullanarak vatikana hizmet eden biri düşünün bir erzurumlu imam gitmiş ABD pensilvanya eyaletinde CIA ajanları tarafından bir çiflik evinde korunuyor insanın aklına islamın ve türk tarihinde islam ve türk milletiyle savaşmış olan ABD si Avrupa birliği, vatikanı, havrası, kilisesi, kucak açmış fetullah güleni bagrına basmış ve koruyor. nekadar güzel erzurumlu bir imamın böyle popüler olması bu ülkeye göbekten düşman olanlar bu ülkeden çıkmış birini koruyorlarsa bunda bir ali cengiz oyunu vardır. Ama zaten sonucu görülüyor TÜRK DIŞ POLİTİKASI vede İÇ POLİTİKASI sayesnde akp tarafından linç edilmiştir. eger bu millet islamı iyi anlasaydı özünü bilseydi ne fetullah olurdu nede akp. TÜRKÇE sloganıyla göz boyayan birisi eger atatürke cumhuriyete hakaretten kaçan abd ye yerleşen biri türkçeyi savundugunu idda ediyorsa ve bugünlerdede türkçeye alternatif kürtçe hoş görü sergileniyorsa bunu türkçeye hizmet diye savunan ve nur şerbetinden içen milliyetçi türklerinde düşünmesi gerekir. HER DİNDAR GÖRÜNENİN ETEGİNİ ÖPMEK DOĞRU DEGİL UNUTMAYALIMKİ HZ. ÖMER MESCİDDE HANÇERLENDİ

  215. Yazan:hasan karaçör Tarih: Sep 4, 2012 | Reply

    ben hasan karaçör evli ve bir cocuk babasıyım meslek lısesı elektrik mezunuyum bilgisayar sertivikam ve b sınıfı ehlitim var siz büyüklerimden istegim bir iş tir yardım olursanız dualarımız sizinle olsun tel 546 673 96 12 şimdiden allah razı olsun allaha emanet olun hepınızde hayırlı gunler dilerim saygılarımla hasan karaçör

  216. Yazan:murat Tarih: Sep 19, 2012 | Reply

    Arkadaşlar biraz insaflı olmak lazım..Bu insanları birebir tanıyan, bu insanların içinde kardeşi babası veya evladı olan binlerce insan var.Elbette kimse peygamber değil..ismet sıfatı da verilmemiş. Hata kullar için ama insaflı olmak mümkün. Bu kadar insan aklını peynir ekmeklemi yedi yani..Meyvenin çürüklüğü ağacın kökünün en çürüklüğünemi alamettir..Mutlaka onların içindede yanlış yapanlar vardır.Bazı arkadaşlar aklın işletilmediği bir cemaatten bahsediyorlar..Benim çevremde gülen cemaatine bağlı arkadaşlar var. Onların mavi marmara olayında hocanın mesajlarına tepki koyduklarını iyi biliyorum.Okullarında ve dersanelerde yaşanan olumsuz olaylara tepki koyduklarını iyi biliyorum..Burada arkadaşlar yanlış bir nazarla bakıyorlar..Bu insanlar büyük müştereklerin bir araya getirdiği insanlar. Bir hata gördüklerinde bunu gerçekten kıyasıya eleştiriyor ve düzelmesi için gayret gösteriyorlar..Ama bunu medya önünde veya geniş ortamlarda herkesin önünde yapmıyorlar.Genel manada doğru buldukları ve destekledikleri bu işin yanlışları varsa düzelterek bugünlere geldiğini görüyor ve bu işi devam ettirmeye çalışıyorlar..
    ikinci bir nokta, bir din veya cemaat hakkında hüküm verirken ekser davranışa bakılır.Ekser den kasıt yüzde olarak çoğunluk demektir. Binlerce insan farklı iklim ve kültürden gelmiş insanlar var. Bunların hepsini aynı çıta da görmek doğru değil. Bu cemaatte herkes ilkokul 1. sınıftan dahil olmuyor..üniversite 2. sınıfta onlarla tanışmış okulu bitirince öğretmen olmuş gençler var. O zamana kadar gençliği ile taşıdığı olumsuz tavırları iki senede törpüleyip melek olmasını kim bekleyebilir. Biraz burada bakış problemi var. Beklentiler yüksek..kimse en ufak bir olumsuz tavır veya davranış beklemiyor veya yakıştıramıyor..Bunun o kadar kolay olmadığını evladı olan herkes bilir.Boyacı küpü değil ki bu sokup çıkar adam olsun..Benim de evladım var.Hele ki bu devirde biraz insaflı olmak lazım.Peygamber ailesinde yaşıyor olumsuzluğu..Hz. Nuh oğluna davasını anlatamıyor. Kolay mı bunu başarmak..Bunu kendi evlerimizde başaramadığımız için bu cemaat bu kadar büyüdü. Sen-ben-biz kendi evlerimizde istediğimiz terbiye ve ahlakı dünya ile birlikte çocuklarımıza verebilseydik, o dersaneyi veya üniversiteyi kazanmış evladımıza o öğrenci evini ararmıydık..o yüzden biraz insaf.
    üçüncü bir mesele, duymuşluğum var görmüşlüğüm yok. Hocanın benim sözlerimde veya amellerimde yanlış görüp itiraz etmeyen veya düzeltmeyen bu vebali benimle beraber taşısın demiş. Bunu cemaatten pek çok insandan duydum. O zaman bütün kabahati de hocaya vermeyin..Diyalog ile ilgili bazı insanlar cemaate kızıyor..Hayrettin karaman da aynı şeyleri çıkıp söylüyor..ona niye kızan veya yanlış yapıyorsun diyen yok.Hoca gitti papa ile görüştü dünya ayağa kalktı. Diyanet işleri başkanı gitti kimsenin gıkı çıkmadı. Bu çifte standart bu da doğru değil..
    Dördüncü bir mesele de, bazı arkadaşlar hep olumsuzlukları ifade ediyor ve duyduklarını ifade edip aktarıyor ve külliyen yanlış yolda olduklarını düşünüyorlar..Şunu da düşünmek lazım. Ya bu insanları bize yanlış tanıttılar sa ve bu insanlar doğru ve güzel işler yapıyorlarsa o zaman bu kadar insandan nasıl helallik alınacak. Bu kadar gıybet ve kul hakkı ile öbür tarafta nasıl başa çıkılacak. Yanlış yapıyorlarsa öbür tarafta vay hallerine. Olmadık şeyler isnad ederek cemaat hakkında kendi idrak ve basiret problemlerimize takılarak biz güzel olan şeyleri baltalıyor, dedikodu ve gıybet yapıyorsak ta vay bizim halimize..Allah affetsin ne diyelim..

  217. Yazan:hakan Tarih: Jan 2, 2014 | Reply

    Cemaat nerden nereye döndü.yazık etti kendine yazık..

  1. 16 Trackback(s)

  2. Aug 10, 2009: “Sığ” Düşünce: Kötüye Kullanılan İktidar, Dezenformasyon, Sansür (1) | Fikiralemi.com
  3. Aug 22, 2009: Himmet » Blog Arşivi » “Sığ” Düşünce: Kötüye Kullanılan İktidar, Dezenformasyon, Sansür (1)
  4. Sep 25, 2009: Sâhici Düşünceye Tahammülsüzlük (3) | Fikir Âlemi
  5. Jan 12, 2010: En çok okunan ve tartışılan 50 yazı : Derin Düşünce
  6. Jun 18, 2010: Nurculuk ve Fethullah Gülen Cemaati
  7. Mar 24, 2011: 101 bin kez okunan yazı için 101 bin kere teşekkür : Derin Düşünce
  8. Oct 1, 2012: Fethullah Gülen ve Milliyetçilik Videosu : Derin Düşünce
  9. Dec 12, 2012: Son 12 ayda en çok okunan 40 sayfa
  10. Nov 15, 2013: Gülen Cemaati’nde Sayanim (סייענים) Sendromu
  11. Dec 3, 2013: Gülencilik iman mı yoksa bir ideoloji mi?
  12. Dec 5, 2013: Gülen ve saz arkadaşları çıldırmış olmalı
  13. Dec 8, 2013: Bir cemaat liderini tenkid etmek caiz midir?
  14. Dec 10, 2013: Dinler arası diyalog yerine önce müminler arası diyalog!
  15. Dec 30, 2013: Gülen Holding İnsan Kaynakları Nasıl Çalışır?
  16. Jan 6, 2014: Cumhuriyet tarihinde hiç yaşanmamış sıkıntılar ve savrulmalar çoktan başladı!
  17. Jan 8, 2014: Fettullah abi be, o beddua seni de rezil etti, cemaati de

ÖNEMLİ

--------------------------------------------------------------------

Tüm yazı, yorum ve içerikten imza sahipleri sorumludur. Yayımlanmış olmaları, bu görüşlere katıldığımız anlamına gelmez.

Hakaret içerse dahi bütün yorumlar birer fikir eseridir. Ama bu siteye ilk kez yorum yazıyorsanız, yorum kurallarına gözatın yine de.

Not: Sitenin ismini dert etmeyin, “derinlik” üzerine bayağı bir geyik yaptık, henüz söylenmemiş bir şey bulmanız oldukça zor :)

Editörle takışmayın, o da bir anne-babanın evlâdıdır, sabrının sınırı vardır. Siz haklı bile olsanız alttan alın, efendilik sizde kalsın.

Sitenin iç işleriyle ilgili yorum yapmayın, aklınıza takılan soruları iletişim kutusundan sorun, kol kırılsın, yen içinde kalsın.

Kendi nezaketinizi bize endekslemeyin, bizden daha nazik olarak bizi utandırın. Yanlış ve eksik şeylerden şikayet etmek yerine bilgi ve yeni bakış açısı sunarak tamamlayın, düzeltin, tevazu ile öğretin bize bildiklerinizi.

Bu kurallara başkasının uyup uymamasına aldırmayın, siz uyun. Bütün yorumları hızla onaylanan EN KIDEMLİ YORUMCULAR arasındaki nizamî yerinizi alın.

--------------------------------------------------------------------
  • Siz de fikrinizi belirtin