RSS Feed for This Post

Bir utanın!

Ahmet Altan / Taraf

Utanmasını bilmek önemli bir şey.

Asker politikaya bulaşınca sadece disiplinini, saygısını, dürüstlüğünü değil anlaşılıyor ki utanma duygusunu da kaybediyor.

Yaklaşık on bir ay önce, ordunun kendi yerleştirdiği mayınla yedi askerimiz şehit oldu.

Ordu, bunun PKK’ya ait bir mayın olduğunu açıkladı.

Hemen operasyon başlattı, o operasyonda da bir başka askerimiz şehit düştü.

Bu çatışmalar sırasında siyasi ortam gerginleşti, “açılım” yaralandı.

Sonra, komutanların kendi aralarındaki telefon görüşmeleri düştü internete.

Anlaşıldı ki daha ilk dakikadan itibaren “gerçeği” zaten biliyorlardı.

Ama yalan söylediler.

Hem de ne yalan, bütün siyasi ortamı gerecek, insanca bir adımı engelleyecek, dostluğun gelişimini baltalayacak bir yalan.

Toplumun çekeceği acılara aldırmadılar bile.

Hem kendi “suçlarını” gizlemek hem de her zaman askerin iktidarına hizmet eden gerginliği sürdürmek için gerçekleri hiç çekinmeden sakladılar.

Medya da gerçeğin peşine düşmedi.

“Açılıma düşman” olan, bu ülkenin barışa ve demokrasiye asla kavuşmasını istemeyen medya görevlileri “açılıma” yazılarla, manşetlerle saldırdılar.

Geçen gün, Zaman gazetesi çok esaslı bir gazetecilik yaparak, o patlayan mayınla ilgili savcılığın “resmî raporunu” bulup yayımladı.

Savcılık mayının orduya ait olduğunu kesinleştiriyordu.

İnsan bir utanır, değil mi?

Kendi askerini öldürmüşsün, yalan söylemişsin, gerçekleri saptırıp operasyonlar düzenlemişsin, toplumun barışını torpillemişsin ve suçüstü yakalanmışsın.

Yoo, hiç umurlarında değil.

Dün baktım komutanlardan biri konuşuyor gene.

“Soruşturma devam ediyormuş, bu konuda yorumlar yapmamak lazımmış, beklemek gerekirmiş.”

Yahu, baştan beri bildiğiniz gerçeğin belgesi yayımlandı, ne beklemesi, ne soruşturması?

On bir aydır bir soruşturmanın sonucuna varamıyor musunuz?

On bir ay, sizin “kendi mayınınızı” tanımanıza yetmiyor.

Peki.

On bir ayda sonuçtan “emin olamıyorsunuz” da nasıl mayının patladığı günün ertesinde “PKK mayın patlattı” diye ortaya atılıp operasyon düzenliyor, bir askerin daha ölümüne sebep oluyorsunuz?

“Kendi mayınınız olup olmadığını” anlamaya on bir ay yetmiyor da “PKK’nın mayını” olduğunu anlamaya nasıl 24 saat yetiyor?

Madem hâlâ emin değilsiniz niye ertesi gün “PKK” diye çıktınız ortaya?

Hâlâ ne yüzle bizi kandırmaya, susturmaya çalışıyorsunuz?

Hiç mi utanmayacaksınız?

Darbecilikle suçlanan bir generaliniz, “komutanıyla konuşurken nezaket dışına çıkmakla” övünür, siz suçüstü yakalandıktan on bir ay sonra hâlâ “süratle soruşturuyoruz” diye kendi halkınızı kandırırsınız.

Nasıl bir ordusunuz siz?

Hiç mi doğru söylemezsiniz?

Dağlıca’da yalan söylediniz, Aktütün’de yalan söylediniz, yakalandınız, sizi yakalayanları suçladınız.

Belgeye “kâğıt parçası”, LAW’a “boru” dediniz.

Bir utanın, bir susun, bir kere de yüzünüz kızarsın.

Utanma duygusunu hissetmeden gerçek askerliğe dönemeyeceksiniz, bunu anlayamıyor musunuz?

Yaptıklarınızdan utanmazsanız bunları tekrarlarsınız, tekrarladıkça askerlikten uzaklaşırsınız.

Disiplini, saygıyı, dürüstlüğü unutursunuz.

“Askerin kışlasına dönmesini”, siyasetten çıkmasını, gerçek asker olmasını isteyenlere “ordu düşmanı” diyorsunuz, kim ordu düşmanı, bir düşünün.

Kim bu orduya, bu ordudan daha fazla zarar veriyor?

Darbe yapmadınız da “yaptınız” mı dedik, kendi geminizi batırmadınız da “batırdınız” mı dedik, daha önceden haberdar olduğunuz baskınlara önlem aldınız da “almadınız” mı dedik, ordunuzun içinden sayfalarca darbe planı çıkmadı da “çıktı” mı dedik, her kazılan yerde silahlar bulunmadı da “bulundu” mu dedik, kendi mayınınızla askerleri öldürmediniz de “öldürdünüz” mü dedik?

Bütün bunları başka bir ordunun yaptığını farz edin bir an, o ordu hakkında ne düşünürdünüz?

İşte biz de onu düşünüyoruz.

Ve, “artık biraz utanın, susun ve askerliğe geri dönün” diyoruz.

 

… Bu makale ilginizi çektiyse…

Hiç bir yeri işgal edemeyen ordular kendi ülkelerini işgal ederler. Çünkü bir ordunun ayakta durması için insan emeği ve maddî destek gereklidir. Normal bir ordu kaynaklarını emrinde olduğu milletten sağlar… Efendisi olan bu milletin gönüllü katkısıyla silah alır, asker toplar, YABANCI DÜŞMANLA savaşır.

Normal ordular efendilerini yani milleti, o milletin vatanını korurlar ya da ganimet getirebilecekleri ülkeleri işgal ederler. Yine efendilerinin emri ve izniyle yaparlar bunu.

Anormal ordular ise üniformalı eşkıyalardır. Disiplinsiz olduklarından YABANCI DÜŞMAN ile savaşamazlar. Kolayca yenebilecekleri İÇ DÜŞMANLAR uydururlar ve bu bahane ile kendi ülkelerini işgal ederler. Başbakan asarlar. Milletvekillerini hapse atarlar. Korumakla yükümlü oldukları halkı işkenceler altında inletirler. Üniformalı eşkiyalar ülkenin zenginliklerini tüketirler, geleceğini mahvederler.

Kendisini ülkenin sahibi zanneden üniformalı eşkıyaların hakim olduğu ülkeler yabancı orduların işgali altında gibidir. İşgalciler kimseye hesap vermezler. Halkın isyan etmesine engel olmak için “etrafımız düşmanla çevrili” diyerek  KORKU PROPAGANDASI yaparlar.

Eleştirilerden uzak kalmak için farklı inançlardan ve kültürlerden olan insanların birbirine düşman olması da bu eşkiyaların işine gelir. Bu sebeple terörü destekleyebilir hatta teröristlere silah ve para yardımında bulunabilirler.

Okuyacağınız kitap kendi ülkesini işgal etmiş bir ordunun kısa tarihidir. Buradan indirebilirsiniz.

Share on Facebook

2 [?]

Trackback URL Print This Post Print This Post

  1. 2 Yorum

  2. Yazan:Titan Mustafa Tarih: Nis 14, 2010 | Reply

    Ahmet Altan Beyin yazısında kaleme aldığı bu konuların çoğu acı olmasına rağmen hayatta ve malesef ordumuz içinde karşılık bulan hatalar zinciridir ve hastalılıklı bazı subaylar tarafından askerliğe yakışmayan içinde bulundukları Peygamber ocağının ve şanlı gecmişi olan büyük Milletimizin ağırlığını taşıyamayan hem asker hemde sivil yönetimde kral olma tamahi ile hareket eden haddini sınırını aşan zihinler mevcuttur. Umarım Ordumuz içinde gerçek mehmetler tükenmez ve gereken er yada geç aklı selimler tarafından düzeltilir. Milletimiz büyüktür Ordumuz şanlıdır ona yakışır ona yakışan neferler olalım. Hata varsa çözümde de vardır. Problemlerin parçası olmaktan ve bunlar üzerinden beslenenlerin eninde sonunda uğrayacağı hüsrandır. Bilgi çağında olduğumuzu unutmayalım insanlar kör değil körmüş ve yoklar gibi eskiden suç işleyenlerin çağı bitmektedir . Yaptıklarını ve yapacaklarını düşünen insanlar ibret alırlar.
    Saygılarımla

  3. Yazan:ali duman Tarih: Nis 14, 2010 | Reply

    dünyanın en büyük ikinci gücü olan ingiltere bile 200bin kişilik orduya sahip iken, türkiyenin 800bin kişiyi barındırıp0/beslemesi, bu ülkenin yoksulluğunun birinci nedenlerindendir.

    günümüzde savaşlar kelle sayısı ile yalın kılıç yapılmıyor, günümüzün savaşları artık bilimin işi haline gelmiştir.

    en güçlü ordu, en güçlü üniversite ve bilim çalışmaları üretebilenlerin ordusudur, 800bin kelle beslemek, ortaçağ kafalı paşaların kadrolarını artırmaktan ve egolarını tatminden başka bir şey değildir, ancak ne varki, demokratikleşemeyen bir cumhuriyet sahibi olmak, bilimsel tartışmayı da, ordunun çağdışılığının tartışılmasını da gündem dışı bırakmaktadır.

    en basitinden ordunun çağdışılığının ispatı tek bir örnekle mümkündür, 1930′lu yıllarda italya faşisti musoliniden kopya edilme askeri ceza kanunun halen yürürlükte olması çok yerinde bir örnektir.

    Mahkeme edilmeden bir kişinin iki dudağı arasından çıkan HAPİS CEZASI hangi medeni ve demokrat ülke de vardır. Bir paşa sorgusuz sualsiz “atın şunu 28gün içeri” diyebilmektedir, çağdışı kalmış ülkenin çağdışı paşaları, padişah yetkisine haiz, neredeyse.

    ne acıdır ki, böyle bir fecaat durum, bu ülkenin gündemine dahi gelememektedir. ey demokrasi neredesin, geldiysen 3 kez tıkla, ergenekoncu katillerin kafasına olmasa da kemalist ideolojiden yana tavır koydukları için TARAFSIZ OLAMAYAN, taraflı yargıçların tokmağına.

ÖNEMLİ

--------------------------------------------------------------------

Tüm yazı, yorum ve içerikten imza sahipleri sorumludur. Yayımlanmış olmaları, bu görüşlere katıldığımız anlamına gelmez.

Hakaret içerse dahi bütün yorumlar birer fikir eseridir. Ama bu siteye ilk kez yorum yazıyorsanız, yorum kurallarına gözatın yine de.

Not: Sitenin ismini dert etmeyin, “derinlik” üzerine bayağı bir geyik yaptık, henüz söylenmemiş bir şey bulmanız oldukça zor :)

Editörle takışmayın, o da bir anne-babanın evlâdıdır, sabrının sınırı vardır. Siz haklı bile olsanız alttan alın, efendilik sizde kalsın.

Sitenin iç işleriyle ilgili yorum yapmayın, aklınıza takılan soruları iletişim kutusundan sorun, kol kırılsın, yen içinde kalsın.

Kendi nezaketinizi bize endekslemeyin, bizden daha nazik olarak bizi utandırın. Yanlış ve eksik şeylerden şikayet etmek yerine bilgi ve yeni bakış açısı sunarak tamamlayın, düzeltin, tevazu ile öğretin bize bildiklerinizi.

Bu kurallara başkasının uyup uymamasına aldırmayın, siz uyun. Bütün yorumları hızla onaylanan EN KIDEMLİ YORUMCULAR arasındaki nizamî yerinizi alın.

--------------------------------------------------------------------
  • Siz de fikrinizi belirtin