RSS Feed for This Post

Yeni Siyam İkizlerimiz; İslamofobi - Homofobi

  Bir süredir özgürlüğün kelime olarak masumiyeti, anlam olarak tehlikesi konusu üzerinde tefekkür ediyorum. Yazacaklarımı zihnimden, söze aktaracak olgunluğa ulaştıramadığım için kendi içimde bekletiyorum. Bu düşüncemle eş zamanlı olarak ‘ eşcinsellik ve din ‘ konuları geliyor gündemime. Söz söylemiyorum. Kararlıyım, dokunmayacağım bir alan. Aylar önce bir eşcinsellik tartışmasında, tartışma içerisinde hiç eşcinsel bulunmamasına ve islamofobilerini gizlemek için, homofobik yaftalarına maruz kaldığım insanların kışkırtmasından kaynaklı yaşadığım rahatsızlık nedeniyle, yani sonuç alamayacağımı bildiğim için, fırsatçılığa kurban gideceğini bildiğim için uzak durmakta kararlıyım. Kararlıydım. Çekinerekte olsa kararımdan vazgeçiyorum. Çekincemdeki nedenler; alacağım tepkiler değil, uzun zamandır insanların tepkilerini umursamayan biriyim, derdim Allah’ın tepkisiyle. Zaten ötekinin takdirini kazanma arzusunda; bu nedenle yazdıklarına gölge düşüren, popülerite için yazmak arzusuyla hakkaniyet ve sorumluluk gibi kavramları rafa kaldıran biri de değilim. Çekincem Allah’ın hüküm koyduğu bir alanda, olur da Allah adına bir hükme kayarım ya da Allah’ın alanına ait bir cümle kurarım endişesi.
 
  Roni Margulies’in ‘ Cinsel Öteki, Dinsel Öteki ‘ ( http://www.taraf.com.tr/makale/10536.htm ) yazısını okudum. Margulies takip ettiğim bir yazar. Dahası ben kendisiyle kendi evinde tanıştığımda davetlisi olan ve sohbetlerinden anladığım kadarıyla sık sık görüş alışverişinde bulunduğunu tahmin ettiğim Müslüman-dindar-solcu(?) gençler vardı evinde. Yani Margulies kendi yazısında kendisine biraz haksızlık etmiş zira kendi içinde dine uzak olsa dahi dindarlar ile bu denli samimi bir ilişki geliştirebilen biri dinden o kadar uzak değildir. Sanırım dürüst ve nezaket sahibi oluşunu onuyor, eyvAllah. Kendisine haksızlık ettikten sonra yorumu daha çok bir okuyucu mektubuna bırakmış. Başörtülü dindar, doktor bir hanımın eşcinseller üzerine düşüncelerini paylaşmış. Ben yazıyı bu anlamda sorunlu bulmadım, ki Margulies’in de ‘ bak kendi konuşamıyor, bir dindarı dillendirmiş ‘ fırsatçılığı içerisinde olacağını da zannetmiyorum. Sadece başlığı problemli buluyorum.
  Konuyla ilgili olarak başka nedenlerle de olsa dindar kesimden Hidayet Tuksal ve Süheyb Öğüt birer yazı yazdı. Benim bildiğim kadarı ile hem Hidayet hanım hem de Süheyb bey dindar insanlar. Yani dindar insanlar konuya içerden bir bakış olarak yorum getirdi. İki yazar da meseleye bence oldukça demokrat yaklaşmışlardı. Ve yazılar daha çok eşcinsel özgürlüklere karşı duran dindar Müslüman kesimin bu tutumuna bir cevap olarak, eşcinselleri merkezleyerek ilerlemişti. Haklı oldukları noktalar vardı. İslam sonuçta bir yorumdur aynı zamanda kendi yorumlarınca, konuya bakış açısı geliştirmişlerdi. Genel olarak yoğun baskı gören eşcinsellere, baskı gösterenlerin nedenlerinin din olması nedeniyle belki böyle bir açılımı gerekli görmüşlerdir. Oldukça anlaşılabilir bir durum. İçerden bir isim, bir dindar olarak bahsettiğim iki yazara katıldığım noktalar olduğu gibi ben de sorumluluk takıntılı biri olarak konuya başka bir noktadan bakmak istiyorum.
  Eşcinseller konusunda çok tekrarlanan bir cümleyi ben de tekrarlamak istiyorum; hiç eşcinsel tanımadım. Zaten bana göre öteki olan birini anlamam için bir tanışıklık yaşamaya gerek olduğunu düşünmüyorum. Lakin yazılı olarak ya da görsel olarak eşcinsellerin kendi ağızlarından; içsel durumlarını, toplum içindeki durumlarını, taleplerini tepeden bir bakışla değil, anlamaya çalışarak takip ediyorum. Yakaladıklarımdan elde ettiğim sonuç zor bir yaşam seçen insanların durumu, belki seçimleri dışında da eşcinsellik yaşan insanların bu zor durumu. Zor bir yaşamı siz seçtiniz öyle ise katlanın, değil elbet. Bu zorluktan kaynaklı olarak onların kendi seçtikleri tercihe karşı her hangi bir düşmanlık, yasaklama, engelleme ya da şiddet arzusu beslemiyorum. Ki eşcinsellere karşı kin, düşmanlık, fobi besleyenleri ve şiddet arzusu taşıyanları sorunlu buluyorum ve bu tarz şiddet ve nefret içeren eylemlerini kınıyorum, muhatabı olsam kesinlikle engelleyeceğim bir durum. Özetle beni ilgilendirmeyen bir alan olduğunu, kişilerin kendi tercihi olduğunu düşünüyorum. Herkesinde bu şekilde yaklaşmasının doğru olacağını düşünüyorum. Buraya kadar zaten bir sorun yok. Sorun aslında bu değil, sorun bu tutumumun yeterli olmaması.
  Başörtülü olarak yaşamayı tercih edenlere karşı geliştirilen yasağın karşısında duranlardan bir kısmının gerekçesi, daha doğrusu nedeni; bu tercihin, dahili oldukları dinden kaynaklı bir tercih olduğudur. Şimdilerde ‘ başörtüsüne özgürlük isteyenlerin aynı talebi eşcinseller içinde dile getirmesi ‘ gerekliliği üzerinde duruluyor. Zaten Margulies yazısında yorum getiren hanım ‘ kendisi ile eşcinselleri ‘ bu anlamda aynı kefeye koymuş. Şimdi düşünüyorum da, gerekçeler-nedenler acaba talepler için önemli midir?Biraz da Müslüman ve dindar bir bireyi ele alalım;
Müslüman ve dindar birey, hayatını kutsallarının, yasaklarının, emirlerinin içinde bulunduğu kitaba göre bir yaşam şekillendirir. Buradan hareketle başörtüsü dini bir emirdir. Yine bir insanın - cinsel ve dini tercihi ne olursa olsun - yaşam hakkını korumak, gaspı ve zulmü önlemek bu Müslüman dindar birey için bir gerekliliktir. Ancak aynı Müslüman bireyden haram ve yasaklara karşı bir onay getirmesi, durumu desteklemesi beklenemez. Bu Müslüman kişiye yapılan zulümdür. Yani Müslüman birey, haram işleyen kişiye tutumunda dini temel alarak keyfiyetine ceza kesici olamaz, olamaz ancak aynı kişi bu haram için alan açamaz. Açması demek kendisi ile çelişmesi demektir. Açmasını talep etmek demek, yine Müslüman bireye baskı yapılması demektir. Bu baskı Müslümana zulümdür, Müslüman için vebaldir. Peki bu beklenti haksızlık değil midir? Şimdi eşcinsellere yapılan haksızlığı, hak arama talebinde bulunanlar nasıl olur da Müslümanlara haksızlık ederek çözmeye çalışırlar? Bir tarafı yapmak için, bir tarafın yıkılması gerekliliği nasıl meşru olur, nasıl kabul görür? Başörtüsüne özgürlük istiyorsan, eşcinsellere özgürlük talep etmelisin gibi bir fırsatçılık hangi taraflı bakışın ürünüdür ve hangi taraflı bakışlardan kabul görür?
  Ayrıca mesele sadece eşcinsel tercihlere neden sıkıştırılıyor ki? Nikah-evlilik gibi bir düzene oturtulmamış her türlü cinsel yaşam İslam’ın haram kategorisine girer. Yani bu anlamda bir nevi ‘ başörtüsüne özgürlük istiyorsanız, zinaya özgürlük talebinde bulunmalısınız ‘ denmektedir? Hangi aklı başında görüş, böyle bir talep ile çözüm arar. Bu çözüm değildir ki, bu meseleyi daha da çıkmaza sokmaktır. Biz hepimiz çözüm için uğraşmıyor muyuz? Ya da çözüm için uğraşmamız gerekmez mi? İnsanların içsel ve cinsel tercihi sorunları, bir başka insanın içsel ve dinsel tercihini sakatlamaktan mı geçiyor?
  Müslüman ve dindar insanları, bir robot gibi; başını ört, namaz kıl, oruç tut, hacca git … vs. şeklinde kullanım kılavuzu olan Kuran’a göre hiç içine, kalbine, vicdanına dönmeden yaşıyor zanneden insanlar var ise - ki var çünkü bu denli tepeden bakan yorumlar ve üstten konuşmalar, fırsatçı talepler bunun ispatı - büyük yanılgı içerisinde olduklarını hatırlatırım. Müslüman birey sadece emir-komuta zinciri içerisinde; emrettin-yaptım gibi yüzeysel görevlerden değil, çok daha içsel, kalbin mutmainliğine dayanan eylemler içerisinde kendi varlığını ispatlar. Ve bu içsel sorgulamaları yaşayan Müslüman bireylere, bir vebal yükleyerek baskıda bulunmak, onlara zulmetmek kimsenin ödevi olmamalıdır.
  Bir başka sorun da, dindar olmayan yorumlar içerisinde İslamofobi üzerine çok fazla yoruma rastlamıyor oluşumuz. Maalesef İslamofobi dile getirilirken yanından homofobi eksik edilmeden sunuluyor gündeme. Bunu fırsatçılık olarak değerlendiriyorum. Bu tarz fırsatçı yorumlar hem yukarıda izah ettiğim gibi Müslümanlara zulmetmesi, Müslümanlara baskı yapması gibi handikaplara mahal verdiği gibi aynı zamanda köşeye sıkıştırılmak istenilen Müslümanların, asli muhatapları olan İslamofobik fırsatçıları hedefte göremeyip, tepkiyi eşcinsellere yönlendirmek gibi yanlışlara mahal veriyor. İslamofobi yaşayan fırsatçıların, hem Müslümanlara hem de eşcinsellere böyle bir haksızlık yapma hakkı var mıdır?
  Sonuç olarak…
  Dindar ve başörtülü biri olarak, yaşadığı toplumdan ve ortamdan sorumlu olması gerektiğinin farz olduğunu düşünen biri olarak; Zulmün yöneldiği herkes için savunması hazır yaşamam gerektiğine inanıyorum. Bu nedenle eşcinsellerin kendi tercihlerini yaşamasını engellemek gibi bir durumum olamaz ancak bir özgürlük bayrağı kapmış, fırsatçı, İslamofobilerini gizlemeye çalışan, haklı taleplerimde şart koşan, beni inancım ve taleplerim arasında bir köşeye sıkıştırmaya çalışan, bu sıkışıklıktan bir samimiyet testi sorgusunda bulunan, bana zulmeden insanlara verecek bir cevabım olmadığı gibi. Bana bu soruyu ve sorguyu yöneltmekten kendilerini men ederim. Çözüm sağlamayacak eylemler ile dindarları bitmeyen bir imtihanlar silsilesine katmak isteyenler, yaşadıkları İslamofobi nedeniyle içlerindeki boşluğu bizler ile doldurmasınlar. Dahası bu eylem için eşcinselleri kullanmasınlar. Dahası din, eğer laikleş(me)miş bir dindarsanız okuyarak değil yaşanarak olur. Laik ve dini olan ya da tümden din ilişkisi olmayan biri de çizmeyi aşarak, bilmediği bir alandan cevap talep etmesin. Eşcinsellere zulüm yok, eyvallah.Ama Müslümanlara da yok.
  Eşcinseller ve Başörtülüler, birlikteliğinde hem eşcinseller hem de Müslümanlar zulüm görür. O nedenle bırakalım bu fırsatçı toptancılığı. Eşcinseller başka bir başlıkta, başörtülüler başka bir başlıkta taleplerini dillendirsinler. Zira eşcinsel özgürlüğü ve Müslüman özgürlüğü içerikleri, temelleri ve nedenleri itibariyle farklı özgürlük * alanlarına dahildir. Farklı özgürlük nasıl mı, olur? O da bir sonraki yazıya…
 
* Özgürlük kavramı ile insanların sorunları ve Müslümanların sorunları inşallah bir sonraki yazıda ‘ Yeni İnsanı Kendinden Kovduran Meyve; Özgürlük ‘

Share on Facebook

4 [?]

Trackback URL Print This Post Print This Post

  1. 29 Yorum

  2. Yazan:nida Tarih: Mar 22, 2010 | Reply

    cok guzel bir yazi olmus. benim de uzerinde dusundugum bir konuydu. kafamda daha da cozuldugunu hissettim bu yazidan sonra. kaleminize saglik.

  3. Yazan:saldıray Tarih: Mar 22, 2010 | Reply

    eşcinselliği bir tercih olarak görmeniz yanlış bence. bu durum, bir seçimden çok, bir kaçınılmaz. bu bağlamda düşünürsek, bazı insanların doğuştan gelen özelliklerine sorgusuz sualsiz sonsuz saygı duymamız gerekir.

    ayrıca islam’da eşcinsellik yasaklandığına göre, bir müslüman’ın eşcinsel haklarını koruması ne kadar mantıklı bir beklentidir? hatta daha ileri bir senaryoda, bir müslümanın eşcinsellere tahammül etmesi beklenebilir mi?

  4. Yazan:cb Tarih: Mar 23, 2010 | Reply

    nida,

    teşekkür ederim.

  5. Yazan:MY Tarih: Mar 23, 2010 | Reply

    “islam’da eşcinsellik yasaklandığına göre”

    ben bundan o kadar emin degilim, bir sey OLMAK yasaklanamaz, yapmak yasaklanir. Yasaklanan bir iliski türü saniyorum, bunu hetero olan biri de yaparsa günah. Ama dogustan su ya da bu farki olan bir insan nasil günahkâr olsun? Özgür olarak seçme sansi olmadi ki.

    Bütün müslümanlar diye genellemek zor zaten, herkesin farkli fikri var. Yanliz gelenek ile din çok kolay karisiyor. Mesela biz kizlarin kendini agirdan satmasini isteriz. Oysa bir sürü Müslüman toplumda kadinlar erkeklere evlenme teklif edebiliyor. Kan davasi gibi bir sürü sey var din ile karisik yasaniyor.

    Islam’da zina da yasak ama bunun ispati o kadar zor ki. Tahmin ederim escinsel iliski için de benzeri bir ispat gerekir. Yani imkansiz.

    Ama Cemile’nin yazisi bir baska seye dikkat çekiyor, devlet-escinsel ve toplum-escinsel iliskisi.

    Bir escinsel sirket kurup para kazanirsa vergisini tam ödemek zorunda. Ama askere giderse? hapse girerse? bir sebepten karakolluk, mahkemelik olsa? esit davraniliyor mu onlara?

    Birakin escinsel olmayi, “efemine” tabir edilen erkekler var. Evli çocuklu, adamin bazi jestleri kadinlari andiriyor. Görmedigi hakaret, haksizlik kalmiyor.

    Yani insanlarin ALLAH ile olan iliskileri, hukuklari onlarin bilecegi is. Bir seyin suç olmasi için bir magdur olmali. Bir kayip olmali. Ayrica bir eylem olmali. Özgürce seçilmis, baska türlü yapma imkani varken bu türlü yapilmis.

    Yüksekten düsüp bacagini kiran bir adama nasil ceza kesemezseniz cinsel olarak FARKLI DOGMUS bir insana da ceza yazamassiniz. Islam’da bunun tersi bir sey olacagini sanmiyorum.

    Gay-lik adina yapilan her saçmaligi kendi insanlarimizin omzuna yüklemesek iyi olacak galiba.

  6. Yazan:MY Tarih: Mar 23, 2010 | Reply

    unutmadan, konuyu açtigi için Cemile’ye özel olarak tesekkür ediyorum. Bir ara konusmaya çalistik ama beceremedik. Sürekli erteledigimiz bir dosya bu. Oysa Türkiye herseyi açikça tartisabilmeli.

  7. Yazan:cb Tarih: Mar 23, 2010 | Reply

    saldıray,

    yorumunuzdan sonra yazıyı bir daha okuyun yazacaktım ama yazıyı yazarken gelecek yorumları kestirip,kendimi hazırladığım için ve sinirlerimi uyuşturduğum için kadife gibi bir yazı faili oldum,o da size nasip oldu.yanlış yorumlarınıza cevap olarak yazıdan pasajlar kopyalıyorum.

    eşcinselliği bir tercih olarak görmeniz yanlış bence. bu durum, bir seçimden çok, bir kaçınılmaz. bu bağlamda düşünürsek, bazı insanların doğuştan gelen özelliklerine sorgusuz sualsiz sonsuz saygı duymamız gerekir. (saldıray)

    ben ne demişim;

    Yakaladıklarımdan elde ettiğim sonuç zor bir yaşam seçen insanların durumu, belki seçimleri dışında da eşcinsellik yaşayan insanların bu zor durumu.

    ayrıca islam’da eşcinsellik yasaklandığına göre, bir müslüman’ın eşcinsel haklarını koruması ne kadar mantıklı bir beklentidir? hatta daha ileri bir senaryoda, bir müslümanın eşcinsellere tahammül etmesi beklenebilir mi?(saldıray)

    İslam’da kim ve ne olursa olsun hakkı gasp edilen her insanın hakkının korunması Müslüman bireyin boynunun borcudur çünkü Müslüman kendinden olduğu kadar yaşadığı toplumdan da sorumludur.Yani çok mantıklı bir beklentidir.Tabi haktan kastın ne olduğu da irdelenebilir.Ben de daha ileri bir senaryo yazayım,bırakın Müslümanın tahammüllü olmasını beklemeyi,bu tahammül bir zorunluluktur.Ancak burada önemli bir nokta var o da Müslüman,dininden kaynaklı,tahammül edemeyeceği bir bozukluk gördüğünde tahammülsüzlük yaşayıp sorunlara sorunlar ekleyemez,ortamın tahamülsüzlük durumundan sıyrılması için durmaksızın olumlu yönde çalışmalıdır.

  8. Yazan:cb Tarih: Mar 23, 2010 | Reply

    my,

    o teşekkür bana ait.

  9. Yazan:eg Tarih: Mar 23, 2010 | Reply

    kaç gündür bu yazıyı düşünüyorum. bu konu henüz net bir tavır geliştiremediğim konulardan birisi maalesef:(( yazıya ayrıntılı bir yorum yazmak istiyorum. ama toparlayınca :)

  10. Yazan:Elvan Yılmaz Tarih: Mar 23, 2010 | Reply

    Cemile Hanım,

    Ellerinize sağlık. Çok güzel anlatmışsınız. Bahsettiğiniz gibi sorun aslında “fırsatçı toptancılık”. Dediğiniz gibi eşcinsellerin özgürlüğünü savunmak başka bir şey, zulüm görmelerini engellemek başka birşey. Ben bir proje sayesinde tam da bu konuyla ilgili eşcinsel arkadaşlarla sohbet ettim. Ve vicdanen şu sonuca vardım; benim iki yönüm var. Birincisi dini, ikincisi toplumsal. Dini olarak Kutsal Kitap’a göre eşcinselliği onaylamam mümkün değil. Toplumsal olarak ise eşcinsellere uygulanan şiddeti ve zulmü kabul etmem mümkün değil. Çünkü eşcinseller toplumda Kitap yüzünden değil, homofobi yüzünden şiddet görüyor. Bu yüzden eşcinsel arkadaşlarla görüşürken ilk önce eşcinselliği onaylamadığımı söyledim, ki dini olarak da bunun böyle olduğunu biliyorlar. Sonra ise devletin, toplumun bedenlerimiz üzerinden bize baskı kurduğunu, ve aynı acıları çektiğimizi gözlemledik. Bir arkadaşım, yıllarca ona baskı yapanın din olduğunu zannettiği için dinle hesaplaştığını, fakat çektiği acının toplumdan geldiğini ve Kitap’tan bağımsız olduğunu söyledi.
    İnsanın kafasını karıştıran nokta şu oluyor aslında. Biz bu arkadaşlarla konuşurken devlet eliyle çektiğimiz acılar aynı olduğu için çok fazla duygusal paylaşım içine girdik. Sonuçta acılarınızdan bahsediyorsunuz. Fakat onaylamadığınız bir durum içinde karşınızdaki. Yani onun acısını benim de hissetmem ne kadar doğru diye düşündüğüm oluyor bazen. Fakat dediğim gibi eşcinsel arkadaşlar için en fazla Allah indinde doğru bir yolda olmadıkları için üzülebilirim. Onları uyarabilirim. Ki eşcinsellik bir günahsa ve bu günah yüzünden eşcinsellerle asla bir bağlantım olmaması gerek diye bir düşünceye gireceksem, o zaman aynı şekilde bütün günahlar üzerinden aynı tepkiyi göstermem gerekir. Mesela faiz alan yada veren bir insanla da ilişki kurmamam gerekir.
    Sonuç olarak devletin, toplumun bize bedenlerimiz üzerinden baskı yaptığı konusunda, toplumsal bir konuda eşcinsellerle aynı şeyleri söyleyebilirim. Ortak bir sözde buluşmamız mümkün olabilir diye düşünüyorum. Fakat sizin de bahsettiğiniz gibi bu iki mağduriyetin ayrı ayrı ele alınmasının gerektiğini de düşünüyorum. Ve dindarların eşcinsellerin mağduriyeti hakkında ne kadar duyarlı oldukları konusunda teste tabi tutulmaları da çok yanlış, hatta belki de dediğiniz gibi bir fırsatçılık. Dindarlar(ın br kısmı) ellerinden geldiğince kendilerini sorguluyorlar, kimseye zulmetmek istemiyorlar. Fakat eşcinselliği toplumdaki gibi nefretten değil, dinleri yüzünden onaylamıyorlar. Sonuçta zulmetmedikten sonra kimse onlardan daha fazlasını beklemeyez.

  11. Yazan:cb Tarih: Mar 23, 2010 | Reply

    enver bey,

    yazıya ayrıntılı bir yorum yazmak istiyorum. ama toparlayınca :)

    merakla bekliyorum :)

  12. Yazan:cb Tarih: Mar 23, 2010 | Reply

    elvan hanım,

    çok teşekkür ederim.sizin yorumunuz ek bir açıklama olmuş,birebir iletişime geçtiğiniz için daha detaylı gözlem yapabilmişsiniz.aslını isterseniz konu olarak bir yazıya sığdırılmayacak kadar geniş.bu durumu doğuştan ruhsal ve hormonlar nedenlerle yaşayanlar olduğu gibi,hayır benim cinsel eğilimim budur,diyenlerde var.kimisi bunu içinde yaşayabiliyor,bir başkası mahremini,mahremi teşhir ederek aşikar yaşamak istediğini belirtiyor.maalesef içine fuhuş karışmış bir durumda var ortada.fuhuş yapanların gerekçesi ise iş bulamamış olmaları.fazla çetrefilli,çok şeytani-şehvani bulduğum gibi aynı zamanda çok insani buluyorum,anlatan ağzın durumuna göre elbet.

    benim itirazım,birbirinden ayrı konuları,birbirleri ile dillendirenlere,bu iki ayrı kitleye de zulümdür.

  13. Yazan:tuncay köse Tarih: Mar 24, 2010 | Reply

    cok güzel bir yazı olmus yazana teşekkürler

  14. Yazan:cb Tarih: Mar 25, 2010 | Reply

    tuncay bey teşekkürler,

    aslında yazıda fazlaca ek başlığa değinmek istedim ancak yazı uzar,okuyucuya zulüm olur düşüncesiyle vazgeçtim,sonra nasıl olsa yazıyla ilgili gelen yorumlar açılmamış başlıklara değinir,yorum olarak girerim o kısımlara dedim ama genellikle kısa teşükkür cümleleri geldiği için giremiyoruz o kısımlara :)

  15. Yazan:mustafa Tarih: Mar 26, 2010 | Reply

    allahın lut kavmine yaptığını hangi merhametle açıklayacaksınız? düşmanlık beslemeyeceğinizi söylüyorsunuz, zulüm gördüklerini söylüyorsunuz ,allah bir kavmi taşlayıp helak ederken hiçmi düşmanlık beslememiş acaba?doğuştan var olan eğilim değil sorun olan,kuvveden fiile çıkartılmış bir tercih…bireyin ve zgürlüklerin sorgulanamaz hakikatler gibi dayatıldığı bir dünyada müslüman duruşumuzu korumak elbet zor ve bir takım kafa karışıklıkları ,duygusal açmazlar içine girmemizde olası.yinede müslümanın zemini bellidir o da vahiydir ve vahiy hakikati içimize fısıldar. selam ile…

  16. Yazan:cb Tarih: Mar 26, 2010 | Reply

    mustafa bey,

    Allah’ın lut kavmine laneti ayet ile sabittir,lakin bu Allah’ın kendi tasarrufudur,bununla birlikte Hz.Lut’a orayı terk et,telkininde bulunur.Yani eşcinsel helakında bulunmak biraz bana haşa Allah’tan rol kapmak gibi geliyor.bir tercih olduğunu iddia eden ve cinsel tercihinin teşhirini yapan eşcinselliği bu minvalde ifşa edenlere sempati beslemiyorum ancak zulme uğradıklarında yaşamsal haklarının gaspedilmesinde engelleyici olmak zorundayız diye düşünüyorum.bu tercihte bulunanlar ile Allah arasındaki,tercih-sonuç ikilemi benim fatura kesebileceğim bir alan değil.

    ayrıca bir tuhaflıkta,fuhuş yapan kadınlar ya da erkekler ya da hırsızlık yapanlar ya da cana kıyanlar bu şekilde değerlendirilmezken eşcinsellere yapılan ayrımcı muamele pek adaletli gelmiyor bana,bu da bir iki yüzlülük değil midir?haram ise hepsi haram…elbet durumun bireysel kokuşmaya ya da toplumsal kokuşmaya neden olması gibi farklılıkları var.

  17. Yazan:eg Tarih: Mar 27, 2010 | Reply

    bu konu çok çetrefilli bir konu. genelde ne zaman bu konuda yazmaya başlasam, toparlayamayıp vazgeçiyorum…kısaca şöyle anlatabilirim derdimi:

    1. eşcinselliğin, fıtrattan bir sapma olduğunu düşünüyorum doğrusu. dolayısıyla fıtrattan bu sapmaya ister hastalık densin, ister tercih densin islam dininin(aslında bu konuda hüküm bildiren tüm dinlerin) bakış açısından bunun bir sapma olduğunu düşünmemden dolayı, konuya birinci aşamada bu sapma noktasına nasıl yaklaşılacağından başlamam gerekiyor.

    2. fıtraten bu sapmanın, fiili ilişkiye yansımasının islam dininin kutsal kitabında(kitab-ı mukaddes’te de) çok sert bir dille yasaklandığını biliyoruz.

    3. öyleyse günümüz dünyasının, özellikle ahlaki relativite üzerinden bariz bir ahlak çöküntüsü yaşatan liberalizmin zehrinin bütün bünyelerde yaptığı tahribat üzerine konuşmaya başlamak gerekiyor ilk etapta. nedir bu tahribat? insan bir bireydir ve bu birey ahlakını herhangi bir üst ilkeye başvurma gereği duymadan kendisi “imal eder”…bu da çoğunlukla kendisini bedeni ve cinselliği üzerinden tanımlamakta “özgür” birey demek aynı zamanda… işte özgürlük sapkınlığı burada başlıyor. zira insanlığın değerler hiyerarşisi ters-yüz edilip en yüksek değer olarak cinselliğin yaşanmasının getirdiği haz en üst aşamaya konuluyor. eğer hazzı en üst değer olarak kutsarsanız da, eşcinsel bir “sapmanın” “mağduru” bir insanın kendisini haz ve beden üzerinden tanımlaması gereğini ve bu gereklilikten hareketle eşcinsel ilişkinin meşruiyetini onaylatma ihtiyacı duyuyorsunuz.

    4. buradan eşcinsel evliliklerin meşruiyeti noktasına gelmek istiyorum. eşcinsel evliliklerin batı’da meşruiyet kazanması, bu evlilik hakkını bir değer ve özgürlük noktasında kabul görmesi gereken ve tüm dünyanın kabul etmesi gereken bir hak olarak sunulması sonucunu doğuruyor. mesela geçenlerde bir bakanın eşcinselliği hastalık olarak gördüğünü söylemesinin bile önüne engeller konuyor ve bunun faşizan bir eğilim olduğu ifade ediliyor AB tarafından. halbuki AB kendi değersizliğinin getirdiği relativite üzerinden bir ahlak inşa ediyor ve bunu dayatıyorken, mesela kimi dinlerin bazı koşullarda onay verdiği çok evliliğe aynı muameleyi yapmıyor. bu apaçık bir şekilde değer dayatmasıdır ve ben eşcinsel evlilikle ilgili dayatmalara entelektüel düzlemde karşı çıkılması gerektiğini düşünüyorum.zira bu değer dayatma fiilen kimi avrupa ülkelerinde olduğu gibi sonu çocuk pornografisine varacak noktaya gelecek kadar değersizlik demektir. zira ilkesizlik ve haz ve beden üzerinden politika kurgulanması eninde sonunda kendisini çukurun en dibinde bulacak bir eğilimdir. bu da ancak hayvanlardan aşağı varlıkların özgürlüğüne denk gelebilir;ötesine değil…

    5. eşcinsel bir insanın, bir kadının ya da bir erkeğin olduğu gibi cinsel hazzı merkezi çıkış noktası yapmadan herhangi bir yerde çalışması, yaşamasını asla sorun görmüyorum, hatta bunun, o insanların fuhuşa sürüklenmemesi için gerekli bir uygulama olması gerektiğini düşünüyorum. bunu özellikle söylemem gerekli. ancak nasıl ki hayatını türlü hazların akıntısında yaşayan(bunu etrafına gösteren) bir kadını ya da erkeği komşum olarak istemeyeceksem, bir eşcinsel çifti de komşum olarak istememe hakkımın olduğunu düşünüyorum. zira benim inandığım değerler sistemi, eşcinsel ilişkinin bir sapkınlık olduğunu söylüyorsa bana, bu tür bir ilişkinin benim çevremde görünür olması benim aile yapım ve çocuklar için yanlış örneklik olması açısından zararlı olduğunu düşünmem ve bu yönde bir uygulama ve düzenlemenin yanında olmam kadar da doğal birşey yoktur. dolayısıyla sorunun eşcinselliğin kendisinden ziyade(bence de eşcinsellik bir hastalıktır. eğer genlerden geliyorsa - ki çok kuşkuluyum- genetik bir hastalıktır; değilse de sonradan gelişen psikiyatrik bir hastalıktır. o dindar psikiyatrist hanım gibi benim de bu insanların çektiklerini, acılarını anlamamız yönünde bir çabam var. ancak bu demek dğeil ki, böyle bir eğilimin getirebilecğei herşeye onay vereceğim. aynı bakışla çocuklara ilgi duyan bir adamın psikolojisini de ‘anlayıp’ gereğini yerine getirmesinin meşruiyetini tanımak zorunda kalırdım ki bu yanlış birşeydir.)eşcinsel ilişkilerin ve evliliklerin benim bulunduğum bir toplumda benim tarafımdan meşru görünüp görünmediği sorunudur. yoksa nasıl ki kadın arkadaşlarıma “cinssiz” bakabiliyorsam, onları da arkadaş olarak görüp “cinssiz” dostluk arkadaşlık kurabilir, kendi iş yerimde iş verebilirim, kiralık dairem olursa oturmaları için verebilirim elbette. değerler hiyerarşimi ihlal etme onayını benden istemedikleri sürece elbette!

    6. son olarak benim eşcinsel ilişkinin (eşcinselliğin değil) meşruiyeti üzerine her zaman örneğini verdiğim bir ilk nokta düşüncem var. mesela dünyada bütün erkek ve kadınların yanında, sadece bir tek eşcinsel eğilimli kişi olduğunu farzedelim bir an. kadınlık ve erkeklik fıtrattan gelen birşey olduğu ve benim inancıma göre birbirleri için ilk andan itibaren varolduklarına göre, insanlığın en başından beri beraberce oldular zaten. ama ilk eşcinsel, bu eğiliminin bir ilişkiye imkan vermesi için mutlaka bir ikinci eşcinsele ihtiyaç duyacaktır. bu ise birisi “normal”(eğer öyle ise) diğeri ise sonradan “saptırılan” bir kişi ile karşı karşıyayız demektir. dolayısıyla fıtraten sapmanın sonucu önü açılamaz bir düşme halidir diye düşünüyorum. bu sadece eşcinsel ilişki için değil, aynı zamanda hazzın değerler hiyararşisinde yerini bilmediği bütün ilişkiler için geçerlidir bence.

    not: bu yorumumun çok tepki alacağını biliyorum. ama Kur’an’da; kimi yahudilerin, tevrat’ı “ağızlarını eğip bükerek, kelimelerin yerlerini dğeiştirerek saptırdıklarından” söz eder Allah(c.c.)

    dolayısıyla hiçbir ideoloji ya da eğilim için, meşru görülmeyen bir ilişki biçimine onay veremem. (kaldı ki bırakın vahye, benim aklıma ve vicdanıma göre de meşru bir ilişki biçimi değil bu. en azındna benden meşruiyet sorulursa, buna sonuna kadar ahlaki dğeildir derim hiç çekinmeden ve ne söylenecğeine bakmadan… üstelik bu ilişki biçiminin doğru olmadığını söyleyebilme hakkının bir hak olarak her şekilde demokratik olarak tanınması gerektiğini düşünüyorum. dolayısıyla demokrasi, eşcinsel ilişki ve evlilikleri veya çocuk pornografisini savunanların tekelinde değildir. demokrasi aynı zamanda kimilerinin dini değerlerini toplum nezdinde sunduğu ve buradan katkı yapabildiği bir yapı olmalıdır aynı zamanda…her ne kadar liberaller bundan pek hazzetmeseler de! yoksa birincisine evet diyenlerin ikincisine laik dogmalar yüzünden söyledikleri kocaman hayırların tutarsızlığını görmüyor değiliz!) ) )

  18. Yazan:cb Tarih: Mar 27, 2010 | Reply

    enver bey,

    not: bu yorumumun çok tepki alacağını biliyorum. ama Kur’an’da; kimi yahudilerin, tevrat’ı “ağızlarını eğip bükerek, kelimelerin yerlerini dğeiştirerek saptırdıklarından” söz eder Allah(c.c.)

    ben sizin yorumunuzu tepki alacak gibi bulmadım çok anlamlı bir şekilde yazmışsınız,hatta yorum demek haksızlık olur,benim yazımın giremediği derinliğe girmişsiniz,ek bir yazı olarak baktım yorumunuza.

    zaten sorunda burada,insanların eşcinsellik gibi bir durumu ideolojik yatkınlıktan dolayı meşru kılabilme haklarını kendilerinde görmelerine mukabil bazı insanların inançlarına,ahlaki değerlerine göre bu eylemin gayr-i meşru bulmasına hemen homofobi yaftası yapıştırılması bana çok taraflı ve sakat geliyor.dolayısı ile kendinizi ya da kendimizi ifade ederken tepkiler nedeniyle köşeye sıkıştırılıyor oluşumuz bize zulümdür.ama maalesef son dönem adalet kelimesi tarafların haklarını ifade etmekten çok bir tarafın hakkını ifade ediyor.

  19. Yazan:beytullah emrah Tarih: Mar 27, 2010 | Reply

    enver bey, her ne kadar demokrat olmasam da, yorumunuzun benim hissiyatımı da güzelce yansıttığını söyleyerek, teşekkür etmek istiyorum.

  20. Yazan:mehmet atabey Tarih: Mar 28, 2010 | Reply

    yorumcu > ismim tuhaf gelmesin bir bayanım.
    Cemile hanımın bu son yazısının giriş kısmına katılmıyorum.Eşcinsellerin bu
    kadar rahat kabul görmesini doğru bulmuyorum.Bu sapıklıktır.Yüce Yaratan’ın
    Kuran’ı Kerimde sapıklık dediği bir yönelime tahammül göstermem beklenemez.

  21. Yazan:çuvaldız Tarih: Nis 10, 2010 | Reply

    Elvan Hanım Merhaba,
    Bu gecikmiş bir yorum gibi görülebilir fakat daha önce de bunları yazmak istemiş ama yeterince net ifade edemem, kırıcı,incitici olabilirim endişesi üzerinde tartışmaktan kaçınmıştım.Maalesef artık bir takım sebeplerden ötürü bu konudaki suskunluğu bozmak istedim.Dilerim bu yorumun kişisel bir eleştiri olmadığını anlaşılabilir kılabilmişimdir.

    Ve dindarların eşcinsellerin mağduriyeti hakkında ne kadar duyarlı oldukları konusunda teste tabi tutulmaları da çok yanlış, hatta belki de dediğiniz gibi bir fırsatçılık. (E.Y)

    “Test” kelimesi olup biteni tanımlamakta biraz eksik kalıyor kanımca. “Tuzak” aklımdan geçenler için daha yerinde olabilecek bir tanım gibi görünüyor. Zira gözlemleyebildiğim tepkilerden, yazılıp çizilenlerden edinebildiğim bilgi neticesinde vardığım sonuç; dindarların inandıkları din aracılığı ile “vicdan tuzağına” düşürülmekte oldukları. Niçin? Eşcinsel hakları için mi? Bu kadar basit olduğunu ise düşünmüyorum.

    Din, kamusal alandan, birebir insan ilişkilerinden el ayak çektirilerek birey vicdanına hapsedilmeye çalışılan bir olgu. Selamlaşmadan bayramlaşmaya bunu her yer ve her durumda gözlemleyebilmek mümkün. İnanmış, dindar insanlar mütemadiyen bir bölünmüşlük duygusu ile seçim yapmak zorunda bırakılıyorlar. Bu seçim(!) maalesef özgür değil. Takasa tabi. Her seçimde takas edilen o dini var eden emirlerden/öğütlenen biri oluyor.

    Kendilerini otorite ilan etmişler tarafından “Yanlışlanabilir Alternatif Kaynak” kabul edilen dini devrimle tek gecede “yok” etmek mümkün olmadığına göre inanılan dinin yapı taşlarını kendi inananlarının eli ile tek tek çıkarttırdığınızda(ikna!) bir daha asla aynı şekilde var olamayacak şekilde yer ile yeksan edebilmeniz mümkündür.

    Dini parçalayabilmek için önce bireyi parçalamak gerekir öyle değil mi? Kafa karışıklığı bireyi parçalayabilir mi peki? Önce kafası karıştırılan birey ileri sürülen kanıtlarla(!) daha sonra kendi kendini o taşlardan birini çıkarmaya ikna edebilir mi?

    Özür dilerim. Sizi kesinlikle kırmak ya da incitmek istemem fakat yukarıdaki yorumunuzda bu düşüncemi teyit eden örnek niteliğinde şöyle bir cümle kurmuşsunuz ;

    Ve vicdanen şu sonuca vardım; benim iki yönüm var. Birincisi dini, ikincisi toplumsal. Dini olarak Kutsal Kitap’a göre eşcinselliği onaylamam mümkün değil. Toplumsal olarak ise eşcinsellere uygulanan şiddeti ve zulmü kabul etmem mümkün değil. Çünkü eşcinseller toplumda Kitap yüzünden değil, homofobi yüzünden şiddet görüyor.

    Dinen baktığınızda insanın iki yönü, iki farklı istikameti işaret eder; iyi-kötü, günah-sevap, haram-helal… Seçimlerimizi bu istikametten birine doğru yaparız.
    Birey olarak seçimlerimiz dinen onaylanmışlar içindeyse eğer beşer olarak içinde yaşadığımız toplumu da biçimlendiriyoruz demektir. Anne babaya, evlada, eşe, komşuya,din kardeşine karşı mükellef olarak kabul edilen, “sana” hitap edilerek emredilenleri hatırlayacak olursak eğer zaten birey olabildiğimiz taktirde toplumsal olduğunuzu fark edebiliyorsunuz. Toplumsal olabilmenin yolu birey olmaktan geçiyor. Kısaca iki yönlülük söz konusu değil! Her şey tek yönlü tek yol üzerinde zaten mevcut. Ve bu kendini toplumun sahibi gibi gören ve onu sil baştan inşa edebileceğini düşünen, otoriteyi gökyüzünden yeryüzüne indirip ellerine aldıklarını iddia edenler için kabullenilemez bir başkaldırı gibidir aslında. Ve cezalandırılamayan (!) bu isyankarları mümkün olan tüm imkanlarla ıslah edebilirsiniz. Islaha katılanların illa tek bir meslek grubundan olması ise gerekmiyor.Her alanda ikna yoluyla ıslah fikrinin onaylayıcısı olarak var olmaları yeterli.

    Eşcinselliğe dönecek olursak eğer;

    Samimi olarak yazdıklarınızdan anlayabildiğim kadarıyla, dinen onaylamadığınız eşcinselliği yine dinen zulme karşı olduğunuzu ispat etmek için çeşitli mazeretler ileri sürerek aklınıza, vicdanınıza kabullendirmeye çalışıyorsunuz. İfade ettiğiniz gibi bu noktada kafa karıştıran ve ikna olmaya teşne kılan şey “birey” olarak çekilen acılar üzerinden zulmedilen olarak takdim edilenle empati yaparak kurulan (sizin tanımınızla)“çok fazla duygusal ilişki”..

    İnsanın kafasını karıştıran nokta şu oluyor aslında. Biz bu arkadaşlarla konuşurken devlet eliyle çektiğimiz acılar aynı olduğu için çok fazla duygusal paylaşım içine girdik.

    Yol üzerinde bu duygusal ilişki zaten var.

    Kafa karışıklığı oluşuyor çünkü inanılan kitap savunulurken onun içinde yazan ayetlerin işaret ettiği yoldan farklı bir istikamete doğru yol alındığı fark ediliyor..

    Oysaki yazdığınız gibi dindarlar din nedeniyle eşcinselliği onaylamıyorlar ve yine “din” nedeniyle eşcinsellere zulüm de etmiyorlar. Onaylanmayana yönelenler, kendi elleri ile yapıp ettikleri neticesinde kendi kendilerine zulmedenlerden olmazlar mı?
    Buna rağmen bazı dindarlar homofobik toplumun bir bireyi, baskıcı devletin yandaşı ya da dinen insana zulmedenlerden olmadıklarını ispat etmek için dinen onaylanmayan eşcinselliği, devlete ve homofobik olmakla itham edilen topluma karşı müdafaa eder pozisyona savruluyorlar; Dinen onaylanmayan eşcinsellik. Buna mukabil zulmü ortadan kaldıracağına inanılan istisnai hak talepleri “eşcinsellik” için!

    Sormak istiyorum; bu durumda sorgulayan bir kısım dindarlar “dinen onaylanmayan eşcinselliği” ne olarak kabul etmiş oluyorlar? Ya da sorgulamaları sonucunda dinin eşcinselliği neden onaylamadığına dair nasıl bir çıkarımda bulunuyorlar?

    Bilimsel veriler Kuran ayetlerinin ispatı olarak mı kabul edilecek? İman etmenin ön şartı bilim mi olacak?

    Evlilik şahit gerektirir? Neden şahit aranır? Meşruiyet! Eşcinsellerin hak teslimi için şahitlik etmek ne anlama gelir peki? Onaylamak olabilir mi?

  22. Yazan:çuvaldız Tarih: Nis 14, 2010 | Reply

    Enver bey izninizle,

    III- Yeni bir insan hakları etiğine duyulan ihtiyaçtan her zaman söz ediliyor. Bu yeni etik ise sanki, “Sonuna kadar kendinde olanı değiştir ki samimiyetine inanayım” şeklinde bir dayatmanın gölgesinde, pazarlıkçı bir tutumla yapılanıyor.

    http://www.birikimhaber.com/Haber/Gundem/13042010/Islam-ve-escinsellik-tartismalarina-Cihan-Aktas-da-katildi.php

  23. Yazan:ufuk tan Tarih: Nis 21, 2010 | Reply

    İslamın kurallarından bahsediliyor,islami yaşam tarzının böyle şeyleri onaylamayacağından.Sorarım size,malınızın kırkta birini zekat olarak veriniz buyuruluyor(yanlışım varsa düzeltiniz),kim yapıyorki bunu.Müsüad üyesi bir iş adamına sorduklarında veriyormusun diye,biz yatırım yapıyoruz iş imkanı sağlıyoruz gibi bir şeyler geveliyor.Yani her şey kapitalizmin kurallarına göre işliyor.İslami yaşam tarzına sadece başörtüsü,erkek egemen davranışlar kalıyor.Dini yaşam kuralları zaten beşeri yaşam kuralları ile değiştirilmiş.Kapitalizmin baskıcı kuralları iliklerine kadar işlemiş,bu tartışmanın anlamı insan haklarını her bireye verecekmiyiz,vermeyecekmiyiz.Erkek egemen sistem yıkılacakmı yıkılmayacakmı.

  24. Yazan:cb Tarih: Nis 21, 2010 | Reply

    ufuk bey,

    İslamın kurallarından bahsediliyor,islami yaşam tarzının böyle şeyleri onaylamayacağından.Sorarım size,malınızın kırkta birini zekat olarak veriniz buyuruluyor(yanlışım varsa düzeltiniz),kim yapıyorki bunu.

    kimin yaptığından çok kuralların varlığı ve uygulunabilirliğini konuşuyoruz.kim yapar kim yapmaz aslında çok mühim değil.yapılmıyor olması yapmayanı bağlamaz mı?bu yapılmama kuralın,hükmün ya da hüküm verenin sorunu olmamalı,değil mi?

    örneklediğiniz durumla ilgili olarak eleştirimin linkini vereyim;

    http://www.derindusunce.org/2009/08/04/liberalizm-islam-ile-flort-edebilir-mi/

  25. Yazan:özlem Tarih: Nis 22, 2010 | Reply

    Sevgili Çuvaldız,
    yazdıkların çok derin ve zihin açıcı. teşekkürler…

  26. Yazan:Ekrem TUNA Tarih: Mar 2, 2011 | Reply

    enver bey yazınızın altına imzamı atarım… Müthiş bir yorum tek kelimeyle

  27. Yazan:yer altından notlar Tarih: Mar 2, 2011 | Reply

    DD’de atladığım ender yazılardan.Yeni yorum düşen katılımcıya teşekkür,sayelerinde bu önemli makaleyi okuma fırsatım oldu.Önemli çünkü yazıda merkeze alınan tema bugün de güncelliğini koruyor.Zira özgürlükler yarıştırılarak müslümanlar üzerinden samimiyet testleri uygulanmaya devam ediliyor.Sanırım sn.Cemile Bayraktar tam da buraya dikkat çekmiş.Öncelikle çok da başarılı olduğunu ve düşüncelerini çok net biçimde aktardığını belirteyim.Emeklerinden ötürü de kendisine teşekkür ediyorum.
    Konuya dönecek olursak.Bence müslümanlar-onlar adına konuşmak belki doğru değil ama-bu “sınayıcı”refleks karşısında daha net olmak durumundalar.Daha açık söylemek gerekirse sınamadan çok bu bir tuzaktır ve bu tuzak karşısında ezilip büzülmemeliler.Yanlış anlaşılmasın,konuya müslüman kimlikleriyle iştirak eden gerek yazının yazarı gerekse yorum bazında katılan katılımcıları kasdetmiyorum(onların duruşları ve ne söylemek istedikleri gayet nettir)bilakis “yumuşak karın” olarak kendilerine dayatılan bu tuzak karşısında merhamet ile islami ilkeler arasında sıkışmışlık’a maruz bırakılmış genel bir psikolojiden bahsediyorum.

    Bu psokoloji evet karşı taaruzlar nedeniyle devam ediyoror.Hatırladığım en son örnek,Hilal Kaplan’a Yıldırım Türker tarafından yöneltilen haksız suçlamaydı.Değinmek gerekir mi bilmiyorum,Yıldırım Türker’in fikir namusuna duyduğum sonsuz güven bu tamamen kişisel ve bir o kadar da taraflı çıkışıyla yerle bir oldu.Çünkü görüldü ki demokratlık(!) da bir yere kadarmış,araya ötekileştirici faklılık hissiyatı sızınca işin rengi değişebiliyormuş.Demek ki Yıldırım Türker ve onunla aynı mantığa sahip olanların demokratlıktan,özgürlük ve eşitlikten anladığı şey bireyin inanç ve vicdan özgürlüğüne sahip olmasını istemek değil,aksine kendileri gibi düşünüp bu uğurda ilke ve inançlarından taviz verilmesiymiş demokratlık(!).”Koşullu Demokratlık”anlayacağınız.Neyse Türker ve onun gibi düşünen zihniyetleri bir kenara bırakalım şimdilik.

    Öncelikle şurada mutabık olalım:hiçkimse sırf özgülük yanlısı olacak diye inançlarına aykırı bir şeyin bayraktarlığını yapmak zorunda değildir.Müslüman dindarlardan da kutsal kitaplarında haram ve yasak kılınmış bir eylem veya yaşam biçimini desteklemeleri beklenemez.O haram veya yasak’ı yerinde bulmayabilir ve bu ilkeye uymayabilisiniz ama demokatlık kriteri olarak müslümanlardan eşcinsel evlilikleri meşrulaştırma yönünde bu talepte bulunanlarla omuz omuza mücadele etmesini beklenemez.Maalesef ideolojik körlükle malül kimi demokratların yaptığı tam da budur.
    Biraz daha açalım,kendilerini demokatlık hakemliğiyle görevlendirmiş bu zihniyete belki faydası olur.İslam dinine göre faiz de haramdır,evlilik dışı cinsel ilişki yani zina da.Bu yasağa uyar veya uyulmaz bu kişinin tercihidir.
    İmdi,faiz haramdır diye elbette tefecilik yaptığından kuşkulanan birine görüldüğü yerde baskı ve şiddet uygulanamaz.Bunu her vicdan sahibi insan da,inançlı bir müslüman da kabul etmez.Ancak bu şiddet ve baskıya karşı olmak ile faizcilerin başını çektiği bir grubun faizin ve tefeciliğin sınırsız bir şekilde uygulanıp yayılmasını talep etmelerini destelemek farklı şeylerdir.Dolayısı ile bir müslümandan, faizle iştigal eden birine müdahale etmemesi istenebilir.Bu bir tercihtir doğru veya yanlış.Doğru veya yanlış olanı düzenleyen toplumsal sözleşmeler vardır hukuk gibi,adalet gibi.Kişi kendi yaptıklarından sorumludur,bir başkasının mağduriyetine sebep olmadığı sürece eylem ve davranışı kendisini bağlar…Suç kapsamına girecek bir davranış var ise bunu çözecek olan adli merciler olmalıdır…Kimse bir diğerine kendi inançları doğrultusunda müdahale etme yetkisine sahip değildir ve olmamalıdır.Lakin bir müslümandan kendi inancıyla çelişen bir fiili onaylamak,hele hele özgürlük tanımı bahane edilerek desteklemesini bekleyemez.

    İşte eşcinsellik hadisesi de böyledir.Değil müslümanların sıradan insanların dahi bunu onaylamak gibi bir zorunluluğu yoktur.Aksini dayatmak demokratlık değil faşizme çıkar.

  28. Yazan:cb Tarih: Mar 3, 2011 | Reply

    yeraltından notlar,

    ben yorumunuz ve katkınız adına çok teşekkür ederim. açıkçası ben de yorumlarınızı keyifle takip ediyorum, muhabbetle

  29. Yazan:MENNAN ÖZDEMİR Tarih: Nis 16, 2011 | Reply

    İSLAMLA EŞ CİNSELLİĞİ MUKAYESE EDİP İKİZ OLARAK GÖSTERMEK CEHALETİN DANİSKASI. İSLAMIN YANINA EŞCİNSELLİĞİDE KAYNAK ETMEK ANCAK EŞCİNSELLERİN İŞİ OLUR.

  30. Yazan:cb Tarih: Nis 17, 2011 | Reply

    başlığı okuyup, yazıyı okumamak okuma biçimleri arasında hangisine girer?

ÖNEMLİ

--------------------------------------------------------------------

Tüm yazı, yorum ve içerikten imza sahipleri sorumludur. Yayımlanmış olmaları, bu görüşlere katıldığımız anlamına gelmez.

Hakaret içerse dahi bütün yorumlar birer fikir eseridir. Ama bu siteye ilk kez yorum yazıyorsanız, yorum kurallarına gözatın yine de.

Not: Sitenin ismini dert etmeyin, “derinlik” üzerine bayağı bir geyik yaptık, henüz söylenmemiş bir şey bulmanız oldukça zor :)

Editörle takışmayın, o da bir anne-babanın evlâdıdır, sabrının sınırı vardır. Siz haklı bile olsanız alttan alın, efendilik sizde kalsın.

Sitenin iç işleriyle ilgili yorum yapmayın, aklınıza takılan soruları iletişim kutusundan sorun, kol kırılsın, yen içinde kalsın.

Kendi nezaketinizi bize endekslemeyin, bizden daha nazik olarak bizi utandırın. Yanlış ve eksik şeylerden şikayet etmek yerine bilgi ve yeni bakış açısı sunarak tamamlayın, düzeltin, tevazu ile öğretin bize bildiklerinizi.

Bu kurallara başkasının uyup uymamasına aldırmayın, siz uyun. Bütün yorumları hızla onaylanan EN KIDEMLİ YORUMCULAR arasındaki nizamî yerinizi alın.

--------------------------------------------------------------------
  • Siz de fikrinizi belirtin