RSS Feed for This Post

Türkiye’ye ordu lâzım mı?

Sunuş : 90′lı yıllarda tanıdığım bir bilim adamı “hiç bir yeri işgal edemeyen ordular kendi ülkelerini işgal ederler” demişti. Gerçekten de savaşmaktan çok siyasetle uğraşmayı seven subaylar sayesinde zırt pırt darbe olan bir ülke oldu Türkiye.

 Biz İlker Bey’e bir mektup yazıp TC vatandaşı olarak beklentilerimizi aktarmıştık: İlker Başbuğ’a açık mektup. Ama aradan geçen zaman gösterdi ki yine eski tas eski hamam. İlker Bey yine siyaset ve felsefe konuşuyor. Yasemin Hanım güzel bir yanıt verdi kendisine, umarım bu kez faydası olur: Başbuğ’a “siyasi” ve “akademik” bir cevap

 Madem eleştiriye kapalı kurumlar yozlaşıyor, TSK hesap veren, bütçesi, hedefleri belli bir kurum haline gelsin öyleyse: Türk Ordusu özelleştirilebilir mi? diye sormuştuk geçenlerde. Gelen cevaplardan anladık ki sorunun bir kısmı da zorunlu askerlikten kaynaklanıyor. İnsanların zorla doktor veya itfayeci yapılması mümkün değilse nasıl zorla asker yapılabilirler diye düşündük. Zorunlu Askerlik Kalkarsa ne olur diye bir tartışma yaptık. Halen sürmekte olan anketimize gelen 22 bin küsür yanıtın %66’sı zorunlu askerliğe karşı olan okurlar!

 Yine mart ayında Sevan Bey Taraf gazetesi’nde yayınlanan bir yazısıyla bu konulara paralel bir soruyu gündeme getirmişti: Türkiye’ye ordu lâzım mı? Aşağıda okuyacağınız yazıdaki duruşunu biraz radikal buldum (yani bence lâzım bir ordu) ama yine de mutlaka okunmasında fayda var. Neden?

 Ordunun gerekli olduğu yolunda bize sunulan bütün argümanları Sevan Bey bir bir çürütmüş. Yani bu saatten sonra “Ordu lâzım ağabi” diyenler (ki ben de dahilim bu gruba) bunun sebeplerini sunmak zorundayız. Zira her yıl 8-10 milyar dolar harcıyoruz savunma bütçesi uğruna. Sadece yarım milyar dolara bir boğaz köprüsü yapılabileceğini düşünürseniz her yıl harcanan bu paralara daha çok acırsınız.

 Yani nasıl bir ordu lazım bize? Hedefleri neler olacak? Türkiye’ye yönelik gerçek tehditler nelerdir?

Başörtüsüyle ilahi okuyan ve geç yatan Gaziantepli kızları saymazsak diyorum. Terör? Uyuşturucu? Rus istilası? Nedir bizi her yıl 20 boğaz köprüsünden (okul, demiryolu, havaalanı, …) mahrum eden korku?

 MY  

 Türkiye’ye ordu lâzım mı? - Sevan Nişanyan 

Diyelim ki gözbebeğimiz ordumuz yarın toptan terhis edildi. Muvazzaf zümre topluma daha yararlı olacakları işler için yeniden eğitildi, yaşlıları da emekliye sevkedildi. Askeri garnizonlar milli park veya üniversite kampüsü oldu. Orduevleri de, hatırasına hürmeten, emekli asker lojmanı yapıldı. Hurda demir-çelik piyasası patladı.

 Acaba sonu ne olur? Memleket batar mı? Emperyalizmin kirli emellerine teslim mi olur? Fatih Altaylı’nın başına talihsiz şeyler gelir mi?

İhtimal hesabı

Teker teker ihtimallerden gidelim.

1. Rusya istila eder.

Etmez. Rusya daha dün tamamen silahsız ve ordusuz yedi milyon Azeriyle, beş milyon Kırgızla, üç milyon Letonyalıyla başa çıkamadığı için bu ülkeleri terketti. Yetmiş milyon Türkü ne yapsın? Deli değil ya bu adamlar? Dili, devleti, geleneği, benlik bilinci, siyasi partileri, kurumları, şirketleri, gazeteleri, bankaları, üniversiteleri, okuryazar insanları olan koskoca ülkeyi bu çağda arzusu hilafına yönetmek mümkün müdür? Yönetsen kaç sene yönetebilirsin? Amerika Irak’ı yönetebildi mi? (Ki Irak’ın ordusu da var, Amerikalıların emrinde.) Türkiye’nin 800 binlik ordusu 25 seneden beri bir avuç Kürt militanıyla başa çıkabiliyor mu?

Sonra Türkiye’de mevcut düzenin sürmesinde çıkarı olan o kadar devlet var, batıda ve doğuda. Onlar izin verir mi?

Küçük devletler

2. Yunanistan istila eder.

Etmez. Salt İstanbul’un nüfusu Yunanistan’ın toplamı kadar. Alsalar başlarına bela olur. Atina bile on yıla kalmaz Türk belediye başkanı seçer; Akropol semalarında ezan okuturlar.

3. Suriye istila eder.

Etmez. Suriye devletinin toplam bütçesi 7 milyar dolarmış. Türkiye’ninki şimdilik 170 milyar dolar, ordu yükü memleketin sırtından kalksa herhalde iki misli olur. Parasını verip Suriye’yi satın alırlar, olur biter. Suriyeliler de memnun olur tahminimce.

4. Amerika istila eder.

Etmez. Memleket zaten ellerinde, istila edip ne yapsınlar? Hem Amerika’nın elinde 2,5 milyon kişilik Türk devlet teşkilatını yeniden kuracak yedek adam stoku mu varmış? Bugünkünden farklı ne yapmayı düşünüyorlarmış ki istila etmenin zahmetine, masrafına değsin?

5. Toptan istila etmezler, azar azar kemirirler.

Yunanlı İstanbul’u alamaz belki, ama Çeşme ile Alaçatı’ya göz koyarsa ne olacak? O da basit. Ordudan tasarruf edeceğin parayla adamların memleketinde üç banka, iki gazete, bir üniversite satın alırsın, Çeşme’ye bulaşacaklarına bin pişman edersin.

Peki, bir de sembolik sınır güvenlik gücü oluşturursun ki sınırlarına göz diken elini kolunu sallayarak emrivakiler yaratamasın, ulusal ve uluslararası bir rezalet çıkarmadan amacına ulaşamayacağını bilsin, ona göre hareket etsin. Bu iş için de bilemedin beş on bin kişilik bir güç yeter herhalde.

Ya savaş çıksa

6. Dünya savaşı çıksa rezil oluruz.

Dünya savaşı çıksa katılmamaya çalışırız. İsviçre iki dünya harbine katılmadı, hem cephenin tam ortasında yer aldığı halde katılmadı. Bunu ordusu sayesinde yapmadı: aklıyla yaptı, kimseye tehdit oluşturmadığı için yaptı, silahtan daha kuvvetli bir şeye - para kurumlarına - sahip olduğu için yaptı. İkinci Dünya Savaşı’nda Türk ordusu içler acısı haldeydi. Almanlar girse iki günde İstanbul’a dayanır diye hesapladılar. Savaş dışı kalabildiysek ordu sayesinde değil, İsmet Paşa iki tarafı iyi dengelediği için kalabildik. Türkiye’nin petrolü yok, savaşanlara yarar ahım şahım başka bir şeyi yok, neden şanslarını zorlasınlar? Hem Almanlar krom istedi de (parasıyla) vermedik mi?

Peki, memlekette stratejiden, taktikten, askeri teknolojiden anlayan bir kadronun bulunması faydalıdır diyelim. Üniversitelerde iyi bir-iki fakülte kurulur, bu da temin edilir. Sivil kadrolardan söz ediyorum, şüphesiz. Akla ve hesaba dayanan bir işi sivillerin askerden daha kötü yapması için bir neden var mı? Serbest tartışma ve rekabet ortamında oluşacak yeteneğin çapı, emir komuta kültürünün cılız ürünleriyle kıyas kaldırır mı? Bir yanda bugünün Türkiye’sinde sivil sektörlerde - inşaatta, basında, reklamcılıkta, bankacılıkta - gördüğünüz bilgi ve beceri birikimine bakın, öbür yanda üniformalı zevatın üstlerine vazife olan ve olmayan konularda sergilediği düzeye bakın, karar verin.

İç düşman

7. Kürtler azar.

Azar belki. Ama benim o bölgedeki insanlardan duyduğum, bildiğim, gördüğüm o ki bugüne dek azdıkları kadar “azmalarının” esas nedeni Türk ordusunun yokluğu değil, tam tersine, varlığıdır. Baskı ve tehdit ortadan kalkarsa belki onlar da rahatlar, Türkiye gözlerine daha bir cazip görünmeye başlar. Hem diyelim ki bağımsızlık ilan ettiler. Acaba Türkiye’nin orayı üniversitesiyle, televizyonuyla, gazetesiyle, kalifiye personeliyle, müteahhidiyle, bankasıyla, Arçelik’iyle, Etibon’uyla, turistiyle ele geçirmesi mi daha sağlıklı ve kalıcıdır, silah zoruyla elde tutmaya çalışması mı?

8. Memleketi eşkiya sarar.

Sarmaz. Eşkiyayla mücadele mercii asker değildir, polistir. Polis teşkilatını biraz daha takviye etmek, jandarmayı tam profesyonel bir güce çevirmek gerekir belki. Son yıllarda özellikle polisin ve bir ölçüde jandarmanın asli görevlerinde gayet başarılı oldukları ortada. Ordu gidince niye başarısız olsunlar ki? Bizden çok daha vahşi bir ülke olan Amerika’da orduyu iç güvenliğe milim bulaştırmadan bunca senedir pekala idare etmişler.

Ya kutsallar?

9. Laiklik elden gider.

Yok ki gitsin. Nişantaşı’nın, Çankaya’nın, Alsancak’ın beş on sokağına sıkışmış özgürlüğünü ordu mu koruyor, yoksa paran, eğitimin ve uluslararası ilişkilerin mi koruyor, bir düşün.

10. Atatürk elden gider.

Bugünkü konumundan gider, orası kesin. Ama geçmişte kalmış, memlekete zor zamanlarda önderlik etmiş, sevabı kadar hatası da olan bir siyasi lider olarak anılmaya devam eder. De Gaulle’ler, Churchill’ler, Nasır’lar ve Nehru’larla birlikte hatırlanır. Ahalinin yarısının sevdiği ama bazen eleştirdiği, öbür yarısının sevmediği ama saygı duyduğu bir simge olarak siyasi hayatta etkisini sürdürür.

11. Memlekette yeşil alan kalmaz.

Bak bu ciddi. Türkiye’de kentsel alanda doğru dürüst yeşillik sadece askeri garnizonlarda kaldı. Ordu reformuyla beraber mutlaka kapsamlı bir milli park ve bahçeler yasası çıkarılması şart ki onlar da kapanın elinde kalmasın.

Maliyet hesabı

Konuyu perspektife koymak için hatırlatalım. Burada bahis konusu olan, son 250 yıldır girdiği her savaşı kaybetmiş bir ordu, Yunanistan ve Kıbrıs Rumlarıyla yaptığı üç savaş (1897, 1919-1922, 1974) hariç. Rusya’yla yedi kere savaşıp yedi kere yenilmek gibi dünya tarihinde eşi olmayan bir rekora imza atmış. Daha dün kurulmuş Bulgaristan’la Yunanistan ve Sırbistan karşısında iki ayda darmadağın olmuş. Güneydoğu’da üç-beş bin isyancıyla bunca senede başa çıkamamış, onları yeneceğim diye sivil halkı kırmış, işi büsbütün çıkmaza sokmaktan başka sonuç alamamış.

Modernmiş şuymuş buymuş. Türkiye’de üç gün askerlik yapmış biri bu iddiayı ciddiye alamaz. Mıntıka temizliği yaptırmayı Aziz Nesin komedisine dönüştürmeyi başaran, bir cemseyi tamir etmek için yüzlerce tutanak, emir, fırça, izin, ceza, dayak ve yalan üreten bir mekanizma mı modern?

Maliyeti: 1. Fakir bir devletin sırtından her yıl milyarlarca lira para, 2. En verimli çağında insan yaşamından heba edilen birbuçuk yıl, 3. Kontrolsüz gücün bir kanser gibi toplum bünyesine yaydığı hukuki ve ahlaki ve ekonomik yozlaşma, 4. Seksen yıldır aşılamamış bir korku rejimi, 5. Koskoca ülkeyi medeni dünyanın gözünde parya seviyesinde tutan çağdışı bir siyasi söylem.

Gerekliyse, ne yapalım, katlanalım. Düzeltmenin, modernize etmenin yollarını arayalım. Ama ya değilse? Ya bunca maliyet boşa ödeniyorsa? Gerçekten lazım mı diye soranı ben bilmiyorum. Belki lazımdır, olabilir, mümkündür. Ama soran yok ki bilelim.

Buyurun, merak ettim, ben sordum.

Ordu lazımdır diyenlerin daha başka gerekçeleri varsa anlatsınlar, dinleyelim, öğrenelim.

3 [?]

Trackback URL Print This Post Print This Post

  1. 25 Yorum

  2. Yazan:alpurungu Tarih: Nis 18, 2009 | Reply

    Sevan Nişanyan
    adından belli oldugu üzere,
    sen sadece bir TÜRKİYE CUMHURİYETİ vatandaşısın(belkide o bile degil)sen kimsin ki bu analizleri ve yorumları yapacak hakkı kendinde buluyorsun? sen vatandas olarak işini yap ,askeriye senin işin degil olamazda ,haddini bil… sen ya tarihi bilmiyorsun yada işine öyle geliyor 250 yıldır kazanılmış savas yokmuş !! hahaha sana gülüyor ve acıyorum bukadar aciz olamaz bir insan ,sana bunları kim yazdırıyor be akıl hocaların kim?sen o okudugun yada kaynak olarak sana gösterilen tarihten baska kaynaklı tarihleride oku ve biraz gercekleri yazmayı dene bu yazıyla kimi nnekadar etkileyebilirsin bir düşün ,inan bugün kü hainlerden başka artı olarak bu düşünceye katılacak birilerini bulmassın, bu yazıya onay vereceklerde mevcut hainler olduguna göre kafanı böyle şeylerle yorma,ordunun olmadıgı bir TÜRKİYE nasıl istenebilir anlamıyorum ,belki bazı yanlış uygulamalar vardır bilemem ama bunların düzeltilmesi için bi yazı yazarsan daha mantıklı bir düşünce içerisinde oldugunu varsayabilirim ,ama şu yazın itibarı ile senden hain olma lafzını geri alamıyorum hainlik başka nasıl olur ????

  3. Yazan:aydemir Tarih: Nis 18, 2009 | Reply

    Mahir Karacam in, konuyu actiginiz kendi sayfaniz da, benim acimdan gercekten cok güzel bir yorumu var, Türkce ama, yine de anlayacaginizi umuyorum.

    http://nisanyan1.blogspot.com/2009/02/turkiyeye-ordu-lazm-m.html

    O yorumun anlasilmayan yerleri varsa, cekinmeyin sorun, bilmemek ayip degil, ögrenmemekte inat etmek cok ayip!

    Sayin Nisanyan, daha cok gez hedef gözeterek nisan almaniz umudu ile.

  4. Yazan:Hakkı Bentek Tarih: Nis 18, 2009 | Reply

    Dünya’da ordusu olmayan birkaç ülke var.
    Ancak bunlardan biri olan Japonya bile birkaç sene önce ordu kurmaya başladı. Demek ki bir ihtiyaç hissetti.
    Ordu sadece savaşmak için yoktur. Caydırıcılık etkisi de vardır. Ordusu olmayan Türkiye Büyüklüğünde ve konumunda bir ülke var mı ?

    Sayın Nişanyan bir sürü ülkenin bizi neden işgal etmeyeceğini saymış. Peki Ermenistan ve İran’a da birer açıklama rica etsek.

    Malum Ermenistan halen Azeri topraklarını işgal altında tutuyor. Türkiye toprağını işgal etmemesi için Ordumuz dışında bir nedeni var mı ? Benim hatrım derseniz, o başka sayın Nişanyan….

  5. Yazan:Serkan Çekiç Tarih: Nis 18, 2009 | Reply

    İSVİÇRE ORDUSU
    isvicre’de eli yuzu duzgun her isvicre vatandasi erkek 20 yasindan itiabaren askerlik yapmakla yukumludur. turkiye’deki gibi bir kere yapmakla da kurtulamazsiniz. 20 yasinda 3 ay yapilan askerlik, her 2 yilda bir yavas yavas kisalarak, 35 yasinda 2 hafta yapilarak yerine getirilir.isı gucu olan koskoca adamlar, “abi ben onumuzdeki ay yokum, aksere gitcem, benim islere biraz baksana” der buyuk bir piskinlikle. isvicre ordusu silah altina aldigi kisilere askerlik boyunca normalde calisirken kazandigi aylik ucretin %90′ini aylik maas olarak odemeye devam eder, kalan %10′unu da hali hazirda calistigi sirket karsilar. maksat adamin ve de ailesinin ekonomik olarak hicbir zorluk cekmemesidir. Silahlarının tamamı yenidir hatta türk ordusundan çok daha gelişmiş silahlara sahiptir.Kendi muharebe tankını, zırhlı taşıyıcısını, denizaltısını, gemisini, helikopterini, çakısını(evet çakısını beğenemedin mi) üretir. Savaş esnasında bir kaç ay içersinde özel kuvvetler dahil koca bir muharip güç çıkarabilecek bir sisteme sahiptir.Öyle her yiğit giremez bu ülkeye finlandiyaya girmek de sanıldığı kadar kolay değildir mesela(örn:Stalin girdi uf oldu).Ayrıca bu ordu sovyetler zamanında seferberlik durumunda 1 milyon şu sıralar 350 bin eğitimli askeri bünyesinden çıkarabilmektedir.İsviçre ordusu şüphesizki isviçre cumhuriyetinin ve laikliğin yılmaz koruyucusudur. Bu tür isviçre ordusunu yıpratıcı söylemlere mahal vermeyelim.

    Hadi yunanistandan banka falan kurdun irandan, ıraktan, suriyede, rusyada, ermenistanda, ekvator ginesinde(ben çok kıllanıyorum bu ülkeden) nasıl banka kurucan. Ki işgalle elde edecekleri ekonomik kazançları o bankalardan fazla olursa ne olcak? Halk milis olura gelirsek allah bi daha bu halka milislik nasip etmesin. Bu arada rusyanın bıraktığı ülkelerin başlarındaki adamlarına ordularının başındaki generallere baktığımızda onları ne kadar özgür bıraktığını görürüz. Ne demiş ikinci friedrich bizim padişah üçüncü mustafanın istediği nasihatlara cevap olarak:benim üc müneccimim var:ilki, tarih okumak ve eski deneyimlerden yararlanmak.–ikincisi, düzenli ve devamli bir orduya sahip olarak baris zamaninda da savasa hazirlanmak.–ücüncüsü ise devlet hazinesini dolu tutmak.

  6. Yazan:Mahir Karaçam Tarih: Nis 19, 2009 | Reply

    Mesele bilgi sahibi olmak değil; artık vicdan sahibi olmak!

    Öncelikle, ilk yorumdaki «Sahi, 1908 den itibaren Türklere kim saldırdı?» sorusuna cevap vererek başlayayım. Ancak bu giriş Nişanyan’ın «Türkiye’de mevcut düzenin sürmesinde çıkarı olan o kadar devlet var, batıda ve doğuda. (Türkiye’nin yok olmasına) Onlar izin verir mi?” sorusuna bir cevap da içeriyor.

    1908′den sonra Osmanlı emperyalist amaçlarla Almanya’nın yanında saf tutmadı; hatta Osmanlı’nın 1. Paylaşım Savaşı’nda taraf seçme şansı dahi yoktu.

    Şöyle ki; Osmanlı’nın varlığını 19 yy başlarına kadar sürdürebilmesinin yegane sebebi İngilizlerin çıkarları bunu gerektiriyor olmasıdır ki, zaten Osmanlı’ da bunun bilincinde olarak büyük savaşa kadar İngiltere yanlısı bir politika izlemiştir. İngiltere’nin sömürgelerine giden yol üstünde güçlü bir Rusya istememesi, yani bugünlerde de dillere pelesenk olan o meşhur jeopolitik konum Osmanlı’yı Rusya’nın gazabından kurtarmıştır. Ancak sahneye Prusya’nın çıkışı hasapları değiştirir. Kendisinden rol kapmaya çalışan Prusya karşısında İngiltere, Rusya’yı kendisine müttefik olarak görür ve doğal olarak Osmanlı’yı (Rusya lehine) gözden çıkarır. Bu durumda Osmanlı’nın seçim şansı, doğaldır ki, yoktur! Varlığını sürdürmek için ya Almanya’yı seçecektir ya Almanya’yı seçecektir. Bu durumu da resmi tarihte kılıfına uydurmak için absürt iddialar ortaya atılmıştır ki bu iddialar -Enver Paşa’nın Alman hayranı olması ve Turan ülküsü ve emperyalist amaçlar- çocuk masalıdır yalnızca.

    Sonuçta Osmanlı emperyal niyetler güdemezdi. Çünkü:
    1. Osmanlı Devleti, emperyalizmin temeli olan sömürgeci bir yapıya hiç bir zaman sahip olmamıştır.
    2. Sanayi Devrimi ile yakından uzaktan bir alakası olmadığından hammadde ve pazar için bir gereksinimi yoktu.
    3. Kendisi zaten yarı sömürge konumundaydı.
    4. Almanya’nın çıkarları ve nüfuz etmek istediği alan Turan ülküsü ile de çelişiyordu.

    Sonuçta savaşı Almanlar kazansa dahi biz yenik sayılacaktık.

    Gelelim, yukarıda bahsettiğim tarihi gerçekler temelinde Rusya ve Amerika gibi büyük güçlerin bizi neden işgal edebileceklerine.

    Ekonomik olarak yoğun ilişki içindeki ülkeler doğal olarak birbirleriyle savaşmazlar. Zaten, savaşın sebebi ne din ne milliyet ne demokrasi ne de futboldur. Sebep bilindiği üzere “para” veya maddi çıkarlardır. (Şiddetin kökeninde de özel mülkiyet yatar. Özel mülkiyet olduğu sürece bir iyelik için bir çatışma mutlaka olacaktır doğaldır ki.) Mevcut konjonktürde Rusya ve Amerika Türkiye’ye saldırmaz. Doğrudur. Onlara şu ya da bu şekilde tabi olan küçük devletler onların iradesi ve isteği dışında zaten saldıramaz.

    Ancak küresel aktörlerin çıkarlarının bugün Türkiye ile savaşı gerektirmiyor olması, koşulların yarın da aynı olacağını göstermez. Gerek bizim kotrolümüz dışındakı sebeplerden (Almanya’nın 19 yy’da emperyalizm yarışına katılması, akabinde İngiltere’nin kıçımıza tekmeyi basması gibi) gerekse bizim inisiyatifimizle, koşullar değişebilir ve Türkiye kendini bir savaşın içinde bulabilir.

    Yalnız, eğri oturup doğru konuşmakta fayda var. Türk ordusu bugün ne Amerikan ne de Rus ordusuyla nitelik ve nicelik olarak baş edebilecek güçte değildir. Bir savaş durumunda muharebelerin bu topraklarda yapılacağını, yıkımın ve ölümün bizi vuracağını tahmin etmek için asker olmaya gerek yok. Lakin bu durum orduyu kaldırmamızın değil güçlendirmemize sebep olmalıdır. Onun da nasıl olacağı başka bir konudur.

    Nişanyan büyük devletlerden sonra sözü küçüklere getiriyor ve «Salt İstanbul’un nüfusu Yunanistan’ın toplamı kadar. Alsalar başlarına bela olur.» diyor. Ve ben de gülmeye başlıyorum. Burudan şu sonuca varıyorum o zaman: Çin’i kimse işgal edemez; 1 milyar küsür insan ne de olsa!!! Akabinde karnıma kramplar girmeye başlıyor. Japonya bir kaç yüz bin kişi ile yapmıştı diyorum bu işi çok değil 60 küsür sene önce. Hatta Nanking’de kafa kesme yarışmaları yapmıştı subaylar kendi aralarında!!!

    Konu Suriye’ye geldiğinde, Nişanyan’da film kopuyor. «Suriye fakir. Ordumuz olmadığı için biz zengin. Suriye saldırırsa satın alırız.» diyor. Bir doğruluk payı var gene. Evet, ordular mideleri üzerinde yürürler, evet savaş her şeyden önce para işidir. Suriye bu fakir haliyle nereye saldırıyor? Ama mesele Suriye değil. Parası olan bir ülke saldırsa ne olacak, nasıl olacak? Kimi satın alacağız?

    Gelelim daha büyük bir komediye. “Savaşanlara yarar, ahım şahım bir şeyimiz yok, neden şanslarını zorlasınlar?» Yani bu cümleye nasıl cevap verilir bilemiyorum. Tarih mi bilmiyor acaba Nişanyan, yoksa coğrafya mı? Emperyalizm diye bir şeyi hiç mi duymamış acaba!

    Şimdi derin nefes alarak sakin sakin inceleyelim düşünce aşamalarını:
    1: Ordu olmasın, zengin olalım!
    2: Fakiriz, kimse bize saldırmaya tenezzül etmez!

    Oluşturduğu Nişanyan Paradoksu’dan dolayı kutluyorum Nişanyan’ı. Ve (sözde soru cümlesiyle) soruyorum: Fakir olduğumuz için bize saldırmayanlar, biz orduyu lağvedip zengileşince bize saldırmayacaklar mı? Ya saldırınlar fakir de değil açgözlü büyük devletlerdense, kimi, nasıl satın alacağız!

    Sırada hileli iki soru var. «Amerika Irak’ı yönetibildi mi?» ve «Türkiye’nin 800 binlik ordusu 25 seneden beri bir avuç Kürt militanıyla başa çıkabiliyor mu?» Cevaben; Amerika’nın amacı yönetmek değildi, alacağını almış hesabını kapamıştır. Ikinci soruya istinaden ise 25 senedir sorunun sürmesinin sebebi askeri değil siyasidir. Kaldı ki, asker bu konuda öyle ya de böyle başarılıdır. Ufak bir ipucu da vereyim: Coğrafya atlası, siyasi harita.

    Geldik başka bir manüplasyon numarasına. «İsviçre her iki Paylaşım Savaşı’na da katılmamıştır.» Doğrudur. Ancak, gerçek şudur ki; İsviçre’nin bir ordusu vardır. Ve savaşa katılmama başarısının arkasında Nişanyan’ın iddia ettiği gibi «kimseye tehdit oluşturmaması» değil, her zaman olduğu gibi gene maddi çıkarlar vardır. Yazar bununla da kalmıyor ve ekliyor: «Almanlar girse iki günde İstanbul’a dayanır diye hesapladılar.» Burada argüman ordu zaten güçsüz olmasa da olur. Ancak Türk ordusundan hatta Alman ordusundan (piyade tümeni ve zırhlı tümen açısından sayıca) çok daha üstün olan Fransız ordusu ve hatta tüm Kara Avrupası’nın orduları Almanlar karşısında birkaç günde eriyip gitmiştir. Yani o koskoca güçlü Fransız ordusuyla gariban iki günde ezilecek Türk ordusunun bir farkı yokmuş demek ki! Bu durumda Nişanyan bakış açısından Fransız, Belçika, Yunanistan, Norveç gibi ülkelerin ordularını ivedilikle dağıtmaları gerektiği sonucuna varırız. Çünkü Almanlar iki günde hepsini dümdüz ettiler. (Hiç utanmadan bir de kendilerine ordu diyorlar!)

    Nişanyan manipülasyonu çok sevdiğinden olsa gerek hız kesmeden devam etmiş. Ruslar karşısında 7 kez yenilmiş olduğumuz için orduya gerek olmadığını savunuyor. Cevabı ben değil Rusya’yı Rusya yapan adam, bizim «deli» dediğimiz Büyük Petro veriyor: «Yenile yenile yenmeyi öğreneceğiz!» (Petro, bu sözü Rusya’nın Osmanlı karşısında peşi sıra aldığı yenilgiler üzerine söylemiştir, adam orduyu lağvetememiş bildiğimiz üzere!)

    Nişanyan ayrıca bu bölümde Türk ordusunun bir başarısını da atlamış. Türk ordusu Doğu’da Ermenilere karşı da oldukça başarılı olmuştur.

    Sonuç olarak, emperyalistlerin hakimiyet kurmaya çalıştıkları topluma karşı en büyük savlarından biri «Siz becermezsiniz!»dir. Nişanyan da aynı argümünla konuya yaklaşmaktadır. Yoksa hümanist bir yaklaşım içinde olmadığı, savlarından «Türkiye’ye bir ordu lazım mı» başlığından gayet iyi anlaşılmaktadır. Uzun ve akıcı yazısında Amerikan veya Fransız ordularının neden olması gerektiğine değinmemiş veya veya ordu kavramı üzerine bir tartışma içerisine de girmemiştir ne yazık ki!

    Hala ulusların var olduğu dünyada bağımsız olmak için iki şey gereklidir. Güçlü bir ekonomi ve güçlü bir ordu! Biri olmazsa diğeri de olmaz!

  7. Yazan:Bora Bingöl Tarih: Nis 19, 2009 | Reply

    Sitenin alan adının içerdiği ciddi iddia üzerine bir okuyayım dedim, neler diyorlar! Ve gördük ki, maalesef hala aynı klişe yutturmacalar.

    TSK, neden bu kadar rahatsız ediyor? Yıllık 8-10 milyar dolar boşa harcanıyor diyenler neden siyaset-ticaret-mafya-tarikat “şeytan dörtgeninin” bu ülkeye maliyetini hiç sorgulamıyor?

    TSK kimleri rahatsız ediyor?

    AB sevdalıları, AB’nin son 3 yıldır her raporunda değiştirilmesi gerektiğini belirttiği ihale kanununu AKP hükümetinin değiştirmemesini neden sorgulamıyorlar? O kanunun ve uygulamalarının maliyeti sadece 8 - 10 dolar diye mi?

    Hadi ülke içi argümanları bir yana koyalım…

    Hangi Avrupa ülkesinin ordusu yok? Irak coğrafyasında komşumuz kim, ordusu kim? Irak Federal Cumhuriyeti ve bu ülkenin ordusu mu, ABD ve “US Army” mi?

    Hadi… Zeka ve bilgi seviyesini birazcık olsun yükseltelim, şunları soralım: “Ulusal ordu ne için vardır?”, “Ulus devlet süreci tamamlanmış mıdır? Dünya’da sınırlar kalkmış, egemenlik tek dünya devleti şekline mi dönüşmüştür?”

    Böylesi daha birçok soru ve argüman ortadayken, ne amaçla birileri TSK’yı tasfiye etme, gereksizliğini(!) ortaya serme derdindedir?

    Gönül isterdi ki, bilim yöntemi ile, neden yerine daha çok “nasılını” sorabilsek bu vatansever aydınlara da, bu tip yazı ve görüşlerin “nasıl yazıldığını” bir görebilsek; görüp de kimlerin, nerelerde, kimler tarafından, nasıl ve neyle taltif edildiğini anlayabilsek!

    Özetin özeti… Yunanistan’a ordu lazım mı, ABD’ye ordu lazım mı, AB’ye ordu lazım mı vb. şeklindeki soru, görüş ve yazıların cevabı neyse, Türkiye’ye ordu lazım mı sorusunun cevabı da odur.

    Emre Kongar’ın ağzından düşürmediği deyişini bu ülkede herkesin şiar edindiği gün bu ülke bir yerlere varacak, eminim:

    “En iyi bildiğim şey haddimdir!”

  8. Yazan:arif Tarih: Nis 19, 2009 | Reply

    Fikirlerin ve düşüncelerin alenen ifade edilmesinin faydası tartışılmaz. Türkiyenin hayrını istemeyen yaklaşımlarında seslendirilmesinin faydası vardır. Türkiyenin sadece bölgenin değil, dünyanında en güçlü ordusuna sahip olması, başta insanımız sonrada insanlık adına gereklidir. Profesyonel ve modern ordu isteğide bu güçlü ordunun gelişimi adına mutlaka tesis edilmelidir. İlk kez bir Genel Kurmay başkanının ordumuzu Peygamber ocağı olarak nitelemesi, bazılarını rahatsız edecektir muhakkak. Ancak bu Türk milletinin güçlü bir orduya sahip olma karalılığından vaz geçmesi anlamına gelmez. Güncel siyasete bulaşmayan, ancak stratejik ve diplomatik derinliğe hakim bir ordu, sosyolojik olarakda kaçınılmazdır. tehlikeli sular etrafındaki bir geminin selametle yüzdürülmesi için bu mecburiyettir.

  9. Yazan:Ali Duman Tarih: Nis 19, 2009 | Reply

    Her ülkeye ordu elbette lazımdır, lazım olmayan şey, DARBECİ ORDU’dur.

    3 faşist, 1 anti-şeriat görüntülü SOYGUN darbesi yapabilen kaç ülke ordusu vardır.

    28 şubat darbesini yapanlar “BİN YIL SÜRECEK” diyerek ve şişinerek geziniyorlardı, şimdi neredeler, yoksa şeriata karşı yapılıyormuş gibi görünüpte 100 MİLYAR DOLARIN BATIK BANKA SOYGUNLARI İLE HİÇ EDİLDİĞİNİN ortaya çıkmış olması TOPLUM İÇİNE ÇIKACAK YÜZ BIRAKMADI MI? sadece bu değil, ordu’ya bir daha darbe yapacak KREDİ DE BIRAKMAMIŞ OLMALI Kİ, darbeciler zorda ve kuyrukları sıkışmış durumda.
    Darbecilikten beslenen, rant sağlayan darbecileri anlamak mümkün de, bundan bir çıkarı olmayan ve sayısı milyonları bulan POSTAL YALAYICILARINI anlamak mümkün değil. Mesele tatmin olmaksa, başka yeni tatmin edici şeyler bulabilirler, misal Dolmabahçe’den mi geçiyorsun bir mola vererek put duruşlu nöbetçi askerin postallarını cilalayıp, yalayabilirler ve bir müddet bununla idare edebilirler. Kraldan çok kralcıların ülkesinde yaşamak zor iş, hala ordunun faziletlerini saymakla meşguller, ancak ne hikmetse aynı ordunun darbeci, ittihat terakkici yönünü görmemekle ısrarda yeminliler.

    İnsanlık tarihinde ilermecilik sağlamış bir silahlı/askeri darbe örneği var mıdır? bu bir komitacılık geleneğidir ve bize İTC’den miras kalmıştır.

    Türkiye’nin aydınlık geleceğinin yolu, demokrasiden ve sivilleşmeden geçmektedir. Postal yalayıcılığından değil. Gizli ve açık postal yalayıcılığını iş edinmişler bu gerçeği kabul etmek zorundalar, zira 21 YY bilgi çağında bu gerçeği kabul etmeyenlerin yeri ortaçağ karanlığına eşdeğerdir.

    Özgürlükçü, çoğulcu ve katılımcı Demokrasiyi ancak sivil toplumlar kurarbilirler, bu anlayışa göre devlette, orduda millet için vardır, zira darbeci 1930 zihniyetinin anladığı gibi “millet devlet için” değildir, “devlet millet içindir”.

  10. Yazan:Bora Bingöl Tarih: Nis 19, 2009 | Reply

    Sayın Duman, darbeci 1930 zihniyeti nedir? Açıklar mısınız?

  11. Yazan:Ali Duman Tarih: Nis 19, 2009 | Reply

    1930 zihniyeti; İTC’den itibaren ve Hitler’in hüsrana uğradığı döneme kadar yani Nazi Almanya’sının model ülke alındığı, kutsal devlet anlayışını temsil eden zihniyettir.
    Bu zihniyetin içerisinde kişi hak ve hürriyetleri yoktur, bunun yerine kutsal devlet anlayısı vardır.
    bu anlayışın millet anlayışı, “tek millet” ve “millet devlet için vardır” anlayışdır. Türkler dışında kalan etnisiteyi inkar eden, ırkçı bir anlayıştır. 1930 biti, kutsal devlet anlayışı bitti, hizmet eden, milleti için var olan devlet anlayışına geçildi, günaydın, bizahmet günaydınlar ola.
    bu dönem “zo (ermeniler) diyenleri hallettik, sıra lo (kürler) diyenlerde” diyebilen Sakallı Nurettin Paşa’ların yarattıldığı faşist ve kara bir dönemdir.
    Kürt isyanlarını orantısız güçle/kanla bastırmış ve katliam suçu işlemiş olan Sakallı Nurettin Paşa’nın ceza almasının Atatürk tarafından engellendiği dönem ve zihniyettir.
    saymakla bitmez bu zihniyetin olumsuz sicilini şimdilik bununla yetinin, ancak kendinizi cevap için hellak etmeyin, verimli olmanız mümkün değil ve vereceğiniz cevabı ise zaten 85 yıldır ezberletilmekte. siz zahmet etmeyin.
    ve dahi burada neşreylemekte olduğunuz emsalsiz Atatürkçülük görüşlerinizi ADD’de anlatınız ve ikna ediniz ki kendi mecrasında bir hükmü olsun, zira taş yerinde ağırdır dimi, bir işe yarasın, hepa olmasın enerjiniz ve bilgileriniz. Yok ADD’de kemalist değilse, kemalist olanını siz kurunuz, Kemalizmin ne olduğuna 3 kişi bile ikna etmiş olsanız başarıdır. Çünkü bir sıfırdan büyüktür. 2009′da 1930′dan çok daha ileridedir, her bakımdan bilmem anlayabiliyor musunuz? bilmem “değişmeyen tek şey değişimdir” diyalektiğini kavrayabildiniz mi? zira 1930 zihniyeti en çok bu yönüyle malul bir zihniyettir.

  12. Yazan:Leyla Tarih: Nis 23, 2009 | Reply

    Sevan Nisanyan, ekstrem bir noktada savunmus dusuncesini. Yani ordu kuculsun degil olmasin demis. Evet, belki ordusuz olmaz ama bu kadar buyuk bir ordu gercekten gerekli mi? Daha kucuk profesyonel bir ordumuz olsa daha verimli olmaz mi? Bence bu yonden de bakilmali. Demokratik sivil bir ulkede bunun kar-zarar hesabi ve risk analizi yapilir, ona gore karar verilirdi.

  13. Yazan:atıfcan Tarih: May 12, 2009 | Reply

    yahu ok tamam yarın dünya ütopyaya dönsün cezayirde ineklerin sütü sağılıp dağıtılmaya başlansın biz de ordu gereksiz deyip lağvedelim sen askeri teknoloji vede tarihi biraz öğrenmende yarar var bunu şahsi kavrama asıl beceriksizlik bizde daha 80 sene evvel kurulmuş orduyla osmanlı ordu sistemi arasındaki farkı unutmuşuz.o ordu ankarada kurulup savaşa hazır hale getirlmeyeydi belki şimdi ismim yorgo seritaridis olurdu.Fakat yunanlıların anadoluda kaç kıza tecavüz etiğini hiç mi duymadın o ordu olmayaydı bikaç adam (afedersiniz ağzımı bozcam) canlarını ortaya koyup yakalanınca asılma tehlikesi altında savaşıcak ordunun temellerini atmayaylardı sen acaba hangi yunanlı babadan olcaktın. değiştiriyorum vikipediya dağlık karabağın ordusu yaz gör popo kadar yere ne kadar ordu yığmışlar onu geçtim avrupanın bizi kapul etmesinin nedenlerinden birinin ordumuz olduğunu unutma, bizim ordumuz gidip afganistandaki birbirini öldüren iki kabileyi kışkırtıp onlara silah satarak geçimini sağlamıyo vatandaşından gelen vergilerle geçimin sağlamaya çalışıo afbuyurusunuz ki 1940 lı yıllarda almanya nüfusu 70 milyondur fakat türkiyeye bakıyoruz 1935 li yıllarda 30 milyon civarında bunun içine bide ekonomik üretimm girerse farkı anladığını sayarım.devam edelim nepal bombasını duymuşsundur ona kimyasal bombaları sinir gazlarını ve biyolojik(bakteriler minik bişey şarbon falan yanında halt yer) silahların ne kadar geliştiğini bilmen lazım senin de ailen vardır sende çocuklarını korumak istersin 2 tane virüs çeşidi koyverilse napcan en bariz örnekleri günümüzdeki virüs salgınlarıdır kırım kongosundan baska zamazingosuna kadar hepsini doğanın ürettiğinimi sanıyan bir virüsün küçük değişiklik yapması 1 yıl bulurken türler arası geçit için gerekli kodları tamalaması yıllar süren uzun ve doğru mutasyonları gerektirir bir bakıyoruz bikmem nerde bilmemne virüs salgını çıkıyo orduda daha lisede nbc(nükleer,biyolojk,kimyasal) dersleri veriliyo neden bunlara karşı bizi korusunlar diye valla kardeşim ben ordunun tasfiye edilmesinin istemem neden derseniz ayaklarımı uzatıp televizyon izlerken birini benim üstüme nepalm atcağı korkusyla yaşamak istemem ben koltuğumda kurulmuş oturuken birinin karın tokluğuna beni hayatı pahasına koruyacağını bilmek gece döne döne rahat rahat uyumamı sağlar yok ben öle yapmıcam diyosan ıraka bi git bikaç hafta kal 3 kurş petrol için canından olacağını bil bak geri dönünce ilk önce askeri öpmücenmi(çağrılmam durumunda bende canımı veririm o ayrı konu ben askeri eğitim almamışkende rahat etmek isterim). amerikanın bizi işgal etmek gibi bir niyeti yok çünkü dünyanın ona karşı birleşmesinden korkar(nasi yani çok basit kendi mütefiki bir ülkeye nükleer bomba var diye giremez[ki uçaklardan atılabilen versiyonları mevcuttur fakat kıtalar arası versiyonları hakkinda gelir düzeyinin düşüklüğü gereyi mevcut olmadığını varsayıyorum] eğer girersen avrupa senden kopar büyük bir ordu toplanır bu bir çin hemen olaya maydonoz damlar rusya ekmeğine bal sürülür havada alkışlar, yani kısacası amerikanın bize saldırmamasının nedeni veya saldıramayacağının gereği kendin ateşden odaya sokmayacağındandır) şuan ben bu yazıyı yazarken bile başka bir yerde(ülke sınırları dışında ) bir vatanseverin öldüğünden şüphe duymyasın biraz araştır hani su türkiyenin zarar görmesi durumunda rusyaya savaş açacağı bi yer varya(gürcistana işgali sırasında) adı petrol boru hattı o boru hattı türkiyeden geçmesin diye rus özel servesiyle türk özel serversi kapışmamışmıdır.(özel servis dediğim mit birimi).yani sen diyon ki biz orduyu lağvedelim ee sonra boru hattını ülkemizden geçirecez diye bakalım ülkeler arası siyasette ordu gücü ekonomik gücten önce gelir bunu hala öğrenenmeyen siyasiler var. yazının 2. bölümü bütün ülkeler aynı öss de birbiriyle yarışan öğrencilere benzerler kavga ederler(öküzler kavga eder karıncalar[insanlar] ezilir), dost olurlar zorunlu dost olurlar , müttefik olurlar zorunlu müttefik olurlar vb. burda sorun ülkenin gücü 3 şekilde ölçülür ekonomik,siyasal,askeri ekonomik ve siyasali geciyorum osmanlı tarihinnin 2. yarısından beri savaş kazanıp toprak kaybeden bir ülkeyiz,ayrıca sosyal yardım olarak dağıtılan kömürler manisandan çıkartılıp gaziantepte torbalanıp tekrar manisaya gelip dağıtılırken ekonomik başarıdan söz edeilemez ne kaldı geriye askeri başarı oda ahım şahım bişey değil kendi yağıyla kavrulyor ihtiyaç duylduğunda en iyi şekilde savunacağına eminim fakat velakin sen gel orduyu lağvet sonra mahvedilen 16 devlet olsun öyle mi çoğu kişiler 16 büyük devlet kurduk der ama 15 ini kendi becerikizliğmiz yüzünden kaybettik demez şimdi gel orduyu lağvedelim 16 devlet de mahvolsun sonra birimizin adı yorgo diğerinin nataşa bir başkasının elizebeth bir başkasının zeo-taong olsun öle mi yani amerikalıların lafı tam buraya uygun ‘dostum senin tek soronun o koca poponun kafandan büyük olması’ yani tabiri caizse aynen bunu söylemekten başka bişey yapamam. Ha ‘yahu hırsızda hiç mi suç yok ahali’ beceriksizlik bizdede var yani hala böle konuşabilecek insanların varlığı bizim sadece görünen yüzümüzün ilerlediğinin kanıtı. ha bu arada sormayı unuttum yaş ve iQ alabilirsem mutlu olucam yani eğer doğal seviyeden aşağıysa afbuyurun benim eşşekliğim.

  14. Yazan:MerT 7 Tarih: Haz 7, 2009 | Reply

    SEN git önce kahraman türk askerinin yaptığı savaşlara bak..bu vatanı kurarken emperyalistlere karşı sen savaştın galiba?o zaman ordumuz olmasaydı şu nada ege yunanlıların goğu kürtlerin olcaktı….250 yılda savaş kazanamamışız?türk ordudunun adı yeter savaşmasa bile olur? 3 5 teröristle baş edemiyo diyosun? o korkak lar ne zaman erkek gibi karşımıza çıkıp savaşmışlar saldırıp kaçıyolar yada myın kuruyolar?

  15. Yazan:süleyman.... Tarih: Haz 30, 2009 | Reply

    umarım tun duşuncelerızı mezara gonderırsınız elınız batlarlar…allahım iç ve dişdakı vatan haınlerının ve duşmanlarının oyununu bozarlarrr..şuna bak bide tsk guneydoğudan cekılırse kurtler rahatlar dıyorrr…orda olan olayların sebebı pkk dır ordu pkk gıbı davransaydı orda şuan oralar dtp olmazzdııı…vatan haını…saros cocuğuuu???

  16. Yazan:Mehmet Tarih: Oca 5, 2010 | Reply

    Vay be, tarihi boyunca girdiği tüm savaşları alnının akıyla kazanmış, tüm dünyayı kendine hayran bırakan Türk Kurtuluş Savaşını son zamanlarda Kıbrıs Barış Harekatını kazanan kahraman Türk Ordusuna bu da mı söylenecekti. Bu ordu ki Rus savaşlarından felan bahsediyorsanız Avrupa’yı dünyayı titretmiştir. Viyana kapılarına dayanmıştır. Ve bu millet asker bir millettir. Bu ordu uzaylılardan oluşmuyor, Türk Ordusudur, yüce Türk Milletinin bir neferidir, bireyidir. Bizim ordumuzdur. Hepimizin amcası, kardeşi, yeğeni …. bişeyidir. Marslılar gelip oluşturmadı. Yani velhasılı pür kelam, Türk Milleti askerdir. Orduya saldıran zihniyet (makaleyi yazan kişiyi tenzih ediyorum) şunu iyi idrak etmelidir ki, Türk Milletinin her neferi askerdir. Orduyu lav etselerde bu ordu bu Mehmetler bitmez, Mustafa Kemaller tükenmez. Hepimiz Türk Ordusuyuz. 800 bin kişi değil 85 milyon kişi. VE tabii saydığınız ülkeler tehdit oluşturmaz elbette çünki Türk’ü ateşle imtihan ederseniz yine gerektiği cevabı verir hakedenlere. Ve son sözüm biz Kürtlerle de kardeşiz. Bu vatanın evlatları onlarda. Ben Laz’ım ve bir Kürtle evliyim. Et ve tırnak ayrılamaz. Biz bir bütünüz. Hatalar varsa düzeltilir, konuşulur, düzeltilmelidir. Ve Anadolu insanı zaten hep çilekeş, hep fakirdir. Yeter artık bu analar bu yüce insanlar zarar görmesin, ağlamasın. Bİr Avrupa’lı gibi saadet, amniyet, mutluluk içinde, dostça, kardeşçe yaşasın. Saygılarımla

  17. Yazan:MY Tarih: Oca 5, 2010 | Reply

    “Vay be, tarihi boyunca girdiği tüm savaşları alnının akıyla kazanmış” (MEHMET)
    Bütün savaslari kazansaydi Viyana’dan Hint okyanusuna kadar uzanan bir ülkemiz olmaliydi, bunu hiç düsündünüz mü?

    Türk ordusunun her savasi kazandigini zannetmenizin sebebi okulda sadece zaferlerin ögretilmesi, yenilgilerin atlanmasi.

    Türk ordusu da her ordu gibi kazanir ve kaybeder. Esas olan savasmadan kazanmak.

  18. Yazan:Mehmet Tarih: Oca 7, 2010 | Reply

    Değerli arkadaşım MY,

    Bİz okul bilgisiyle sınırlı kalmadık, Sayın Emin Oktay’ın tarihinin çok ötesinde okuduk. Dilerseniz bir liste halinde belirtebilirim. Diyorsunuzki önemli olan “savaşmadan kazanmak”
    Gülüyorum bu yorumunuza. Tarihi olayları olduğu dönemde ve gerçeklikte idrak etmek lazımdır diye düşünüyorum. O devirde cephe savaşları vardı, sınırlarını, topraklarını genişletmek esastı. Güç burdan geliyordu. Ve Osmanlı ordusuda döneme imzasını başarıyla atmıştır. Tabii şimdide olduğu gibi arkadan vuranlar, uyuyan aydınlar (Orduyu zayıflatmayı, zayıf olamsı sürecini birşeylere değişme yarışını, orduya saldırma ve bu sayede gözden düşmesini, zayıflamasını sağlama çabaları, gaflet içindekilerin ve elbette düşmanlarımızın, yeni, basitçe sevr senaryolarına alet olan kimi düşman kimi satılmış kimi gaflet içinde barlarda kahkalarla hiyanete inkişaf etmiş bir kansızlık), gizli açık düşmanlar hepğ olmuş. Ve bu sayede arkadan ve içten altı oyulan her müesese gibi kayıpları olmuştur. Ama verdiği cevaplar yeri geldiğinde ve hep tam şiddetinde olmuştur. Bizim satılmış aydınlarımız barlarda vatanı satarlarken, ordu şehitler vermektedir. Neden? Kardeş kardeşi öldürmektedir. Aynı aileden biri Mehmet biri Gerilla olan kardeşler vardır. Bu bir dramdır. Ve bizim zavallı aydınlarımız bilmem kaçar bin dolarlarını rahat alabilsinler diye bu senaryonun maalesef (70′lerin sağ sol entrikası gibi) aktörleri olmaktadırlar.

    Benim esas olarak anlamak istediğim şey şudur. Şimdi bir moda olarak Orduya, tarihe ve hatta Atatürk’e saldırma durumunun kime ne faydası olacak? Memleketin bunca (işsizlik, ekonomik dar boğaz, sağlık, eğitim …) sorunu varken, çığ gibi büyüyorken, cari açık felakete doğru giderken, İMF’ye yine muhtaç hale gelirken, kardeş kardeşi vuruken, işsizlikten yuvalar dağılırken meselemiz Türk ordusu (ki her Türk ferdi bu ordunun yeri geldiğinde bir ferdidir. Çünki Türk Milleti ateşle imtihan edilemez ve askerdir. Tarihi boyunca bu böyle olmuştur. Ticareti Ermeniler ve yahudiler yaparken Anadolu halkı asker olup savaşmıştır. Daha da önemlisi Büyük selçuklu nihayet Anadolu selçıklı felan derken Büyük göç hep savaşa gelmiştir. Ve yine 85 milyon askeri vardır rahat olun. Gerkirse kadını,kızı, çocuğu genci ihtiyarı luis vitton giyemez ama çarığıyla hatta çıplak ayağıyla savaşır) ve şudur budur.

    Efendiler bırakınız bu saçma sapan, maksatlı şeyleri. Her koşulda vazifeniz Türk İstiklâl ve Cumhuriyetini kurtarmaktır! Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur! budur, gerisi teferruat ve palavra.

    Birde şunu belirtmeden geçemeyeceğim; Beyoğlu’nda sizlerin çok sevdiği Markiz’in önünde Pera’da da olur gençleri bir çevirin ve sorun bakalım, Cumhuriyetimizin kuruluş, ilan tarihini biliyorlar mı? Ve hatta onu biraktım, Cumhurbaşkanumızın adını, Başbakanımızın adını, neredeyse başkentimizin adını bile bilemeyecekler. Üniversite sınavında hiç soru cevaplamayan çocuk sayısının vehametinin farkında mısınız? Eğitim çoküşe gidiyor. Bu çocuklar bizleri mi? yönetecekler. Tabii iş bulabilirlerse. Emo gençlik diye lakap takıp alay edeceğimize, Orduyla bilmem neyle ahkamlar keseceğimize aziz Türk aydını bu en önemli sorunumuza kafa yorsun. Saygılar

  19. Yazan:MY Tarih: Oca 7, 2010 | Reply

    Mehmet Bey,

    “tarihi boyunca girdiği tüm savaşları alnının akıyla kazanmış” diyorsunuz ya, ben de soruyorum, gaznelilerin fethettigi afganistan, pakistan, Sah Cihan’in kuzey hindistani, selçuklarin iran’i, osmanli’nin cezayiri, misiri, balkanlari nerede?

    Türk ordusu hep muzaffer ise bu topraklar neden hala Türklerin elinde degil?

  20. Yazan:Mehmet Tarih: Oca 7, 2010 | Reply

    Değerli dostum, bende cevap veriyorumi milliyetçılık akımları, yönetenlrin yetersizliği ve ihanetler ve içten dıştan hainler, yıpratma çalışmaları v.s. Bu topraklar nerede? Bırakınız efendim elalemin topraklarını. Milletin toprağında gözümüz olmamalı. Ayrıca siz benim yazımı mı okumadınız yoksa fikri sabit gibi misiniz? Ve şunuda ifade edeyim başarısız olarak nitelemek bugün üstünde yaşadığımız coğrafyayı da saydığınız listeye ekleme durumuyla sizi karşı karşıya getirecek. Ve son olarak siz de gayet iyi biliyorsunuz ki Osmanlı ordusu devşirmeler, yeniçerilerden oluşuyordu. Aynen devleti olmadığı gibi ordusu da tam olarak salt Türk değildi. Neymiş efendim Türk ordusu değilmiş efendim. Yine gavurcuklar ve onların cephede satışıyla yenilinmiş efendim. Başka bir arzunuz. Şimdide siz beniöm sorularımı yanıtlarsanız bahtiyar olurum.

  21. Yazan:Mehmet Tarih: Oca 7, 2010 | Reply

    Ve sayın dostum, Bir ricam MY kısaltılmışında size hitap etmek için isminizi bağışlar mısınız?

  22. Yazan:izzet Tarih: Oca 8, 2010 | Reply

    kürt arkdaşlarım bu türk ordusu uzun zamandır hepimizin ordusu… elbette kötü dönemleri olmuştur ama ordumuz genel itibariyle başarılıdır geçmişte de sınırımızla bunu herkese kanıtlamıştır.sen kalkıp kaybettiği savaşlardan bahsediyosun kazandıklarının yanında kaybettikleri koca bir hiçtir ayrıca kaybettiği dönemlerde hep hainlikler şerefsizlikler artmıştır kahpeler arkadan vurunca yiğitlikte yetmiyo bazen..

  23. Yazan:canavar Tarih: Oca 9, 2010 | Reply

    sevan nişanyan tabiki türk ordusunu gereksiz bulur,şahsen bende abd,ingiliz,iran,yunan….ordularını gereksiz buluyorum…. sormak lazım acaba ermenistanın ordusunu kaldırmasını istermiymiş??

  24. Yazan:Mustafa Akbaş Tarih: Oca 9, 2010 | Reply

    Hallo!!! Kurtulus savasini Türkler kazandi. Rejim bekcisi TSK degil.

  25. Yazan:Rahmi Tarih: Oca 11, 2010 | Reply

    Bu yorumu yapan şahıs acaba biliyormuki Yunanistanın 5 yılda ne kadar silahlandığını ve neden ve kime karşı silahlandığını ordu gerekmezmiş bırak bu saçmalıkları eğer bize kimse müdahale etmiyor saldırmıyorsa bir ordu olduğu içindir ordusuz halklar korumasız her türlü tehlikeye açık halklardır bunu tabiki Costa Rika ile karıştırmamak gerekiyor coğrafi şartlarda buna dahildir bizim bulundugumuz coğrafi şart nedeniyle en caydırıcı gücümüz ordudur ha eğer politika dersen ülkenin bir politikası ve politikacısı yok maalesef.

  26. Yazan:Saadettin Tarih: Oca 11, 2010 | Reply

    Yazar arkadaşımız birde Ermenistanın ordusunu tartışsın şu karabağı haksızca hala işgal yoluyla elinde bulunduran yok yok ben siz ermeni ordusunu lağvedin Türk ordusunun lağvetmek sanamı kaldı iki çakıl parçasına yunanistan üzerimize tüm donanmasını gönderdi gerisini siz düşünün. Özellikle diğerlerini.

  1. 1 Trackback(s)

  2. Tem 3, 2009: Türkiye’nin ordu sorunu nasıl çözülür? : Derin Düşünce

ÖNEMLİ

--------------------------------------------------------------------

Tüm yazı, yorum ve içerikten imza sahipleri sorumludur. Yayımlanmış olmaları, bu görüşlere katıldığımız anlamına gelmez.

Hakaret içerse dahi bütün yorumlar birer fikir eseridir. Ama bu siteye ilk kez yorum yazıyorsanız, yorum kurallarına gözatın yine de.

Not: Sitenin ismini dert etmeyin, “derinlik” üzerine bayağı bir geyik yaptık, henüz söylenmemiş bir şey bulmanız oldukça zor :)

Editörle takışmayın, o da bir anne-babanın evlâdıdır, sabrının sınırı vardır. Siz haklı bile olsanız alttan alın, efendilik sizde kalsın.

Sitenin iç işleriyle ilgili yorum yapmayın, aklınıza takılan soruları iletişim kutusundan sorun, kol kırılsın, yen içinde kalsın.

Kendi nezaketinizi bize endekslemeyin, bizden daha nazik olarak bizi utandırın. Yanlış ve eksik şeylerden şikayet etmek yerine bilgi ve yeni bakış açısı sunarak tamamlayın, düzeltin, tevazu ile öğretin bize bildiklerinizi.

Bu kurallara başkasının uyup uymamasına aldırmayın, siz uyun. Bütün yorumları hızla onaylanan EN KIDEMLİ YORUMCULAR arasındaki nizamî yerinizi alın.

--------------------------------------------------------------------
  • Siz de fikrinizi belirtin