1915 Özür Dileyerek Değil Acıları Paylaşarak Anılmalı
By Tuncay Yılmazer on Ara 18, 2008 in Ermeniler, Kemalizm, Militarizm, Milliyetçilik, Tarih, Türk faşizmi, Ulus-Devlet
“1915′te Osmanlı Ermenileri’nin maruz kaldığı Büyük Felâket’e duyarsız kalınmasını, bunun inkâr edilmesini vicdanım kabul etmiyor. Bu adaletsizliği reddediyor, kendi payıma Ermeni kardeşlerimin duygu ve acılarını paylaşıyor, onlardan özür diliyorum.”
Yukarıdaki ifadelerden oluşan “Ermenilerden Özür Diliyorum” başlıklı bildiri beklendiği gibi olumlu-olumsuz tepkilerle karşılandı. Özür dilemenin çok soylu bir davranış olduğuna şüphe yok. Ancak böylesine soylu bir eylemi daha niteliği, nedenleri yeterince tartışılmamış, kuşaklarca iyi bilinmeyen son derece trajik bir olay için kullanmanın, tek taraflı basmakalıp ibarelerden oluşan , neden-sonuç ilişkisinden uzak , aceleyle hazırlandığı her haliyle belli olan bu bildiriyi imzaya açmanın varolan kutuplaşmayı daha da artırmaktan başka bir şey yapmayacağı açık. Bu mesajı hazırlayanların ve altına imza atan aydınların bir şeye karar vermesi gerekiyor. Amaç sorunun çözümüne katkıda mı bulunmak yoksa diaspora ırkçılığını tatmin mi etmek?
Ermeni Tehcirine yol açan olaylar göz önüne alındığında her iki tarafın yaşadığı acıları paylaşmak dururken, kontrolden çıkmış aşırı milliyetçiliğin nelere yol açabileceğinin korkunç örneklerinden ders almaya çağırmak varken, her ulus devlet oluşum sürecinde yaşanan kanlı olayları bir kere daha hatırlamak ve olmaması için neler yapılabileceğine dair önerilerde bulunmak gerekirken, ırkçılığın en büyük tehlike olduğunu, çok kültürlülüğü hoşgörüyü nasıl yok ettiğinin altı çizilmeliyken böyle bir bildiri neye hizmet edecek?
Evrensel anlamda çok uluslu imparatorluklardan ulus-devletlere geçiş süreci her zaman için acılarla dolu olmuştur. Birinci Dünya Savaşı boyunca da bu gerçeğin trajik örnekleri karşımıza çıkar. Üç yıl önce kaybettiğimiz Tarihçi Stefanos Yerasimos, Osmanlı İmparatorluğu bünyesindeki halkların ayaklanması ve ulus devletin kurulması 3 temel ögeye bağlı olduğunu belirtir: Ayaklanmanın entellektüel ve operasyonel altyapısını hazırlayacak , yani aydınlanma ve örgütlenmeyi yürütecek zengin ve okumuş bir zümrenin varlığı, ayaklanmayı gerçekleştirecek ve ilerideki ulus devletin nüvesini oluşturacak kitlenin bir yörede yoğun biçimde bulunması , dış destek yani dönemin büyük güçlerinin desteği…Yerasimos’a göre Ermeni sorunun ciddi problem haline gelmesinde özellikle 2. maddedeki şartların oluşmaması büyük etkendir 1. Ayrıca iki milliyetçiliğin, Türk ve Ermeni milliyetçiliğinin doğrudan çatışması sözkonusudur.2 Ben ise bunu çok daha somut bir şekilde ifade etmek istiyor, 1915 Ermeni Tehciri’nin İttihatçı - Taşnak hesaplaşması olduğunu ve bunun da masum sivil halk üzerinden yapıldığını savunuyorum.
Bugün Ermeni Sorunu diye adlandırdığımız olaylar silsilesinin 1915 dönemi , dünya görüşleri, felsefeleri hatta paramiliter güçleri birbirine benzeyen, çıkış noktaları başlangıçta dini kurumlara karşı olan, Fransız devriminden etkilenmiş, sosyal darwinizme inanan, zaman zaman da işbirliği yapmış iki örgütün, İttihat Terakki ve Taşnakların sivil halk üzerinden hesaplaşmalarının kanlı finalinden başka bir şey değildi. Bahaattin Şakir’lerin Talat Paşa’ların bir zamanlar işbirliği yaptıkları Pastırmacıyanlarla, Papazyanlarla ipleri koparttıkları dönemdi. O zamanın meşhur sosyal darwinist sloganı olan “güçlüler daima ayakta kalır” formülünün yansımasıydı. “Altın” vuruşu (!) İttihatçılar daha iyi yaptı kendilerince… Sarıkamış Hezimeti , Çanakkale Savaşı vs. derken Alman akıl hocalarının nasihatlarıyla panik içerisinde aldıkları kararları uyguladılar. Binlerce Ermeniyi kadın çoluk çocuk demeden Deyr-i Zor yollarına dökerek, açlığa, eşkıyaya mahkum ederek… Taşnak çeteleri ise gerek köy baskınlarında gerekse Van’ı işgal ettikleri kısa süre içerisinde “sivil Müslümanlar işkence çektirilerek nasıl öldürülür” gibi konularda bir hayli uzman (!) olduklarını gösterdiler. Rus devrimini izleyen aylarda Doğu Anadolu’da meydanı boş bulunca yukarıdaki cinayetlerin kat kat daha fazlasını , öldürme yöntemlerini daha da geliştirerek işleme imkânı buldular.
Büyük felaket asırlardır bir arada yaşayan milletlerin felaketiydi aslında. “Ermenilerden Özür Diliyorum Bildirisi” bu acıları istismar ediyor, “Büyük Felaket”in tüm yönlerine duyarsız kalıyor , tek taraflı ele alıyor. Yunus Emreleri, Mevlanaları, Mimar Sinanları yetiştiren bir milleti mahkum etmeye yönelik bu davranışı vicdanım kabul etmiyor ve bu adaletsizliği reddediyorum. 1915, tek taraflı özür dileyerek değil acıları paylaşarak anılmalı…
Dolayısıyla eğer bir bildiri yayınlanacaksa şu şekilde olması gerektiğini düşünüyorum:
Birinci Dünya Savaşı sırasında Osmanlı İmparatorluğu vatandaşları arasında yaşanan elim olaylardan dolayı büyük üzüntü duyuyor, felakete maruz kalan dini, ırkı ne olsun tüm sivillerin acısını paylaşıyorum.
2 [?]







6 Yorum
Yazan:metedro Tarih: Ara 18, 2008 | Reply
sorulacak soru şu: Şimdi Türkiye’nin başbakanı çıksa ve ermenilere soykırım yapıldı diye özürdilese acaba ermeniler artık bu soykırım safsatasını bırakacaklar mı?
Tabiki hayır.
Olay soykırımın kafalara takıldığı ve acılarının hala hissedildiği olayı değildir. Bunlar birilerinin nezeyanıdır.Aksine olay Türkiyeyi bu olay üzerinden zora sokmak ve çeşitli politik yaptırımlara mecbur etmektir.
Şimdi yaşayan hiç bir ermeni, o zaman ne olduğu ve nasıl olduğu bilinmeyen, ama ideolojik ve politik amaçları olan insanların ikide bir dillendirdikleri bu sözde soykırım olayını takmıyordur.
Bilinmeli ki istediğinizkadar özürdileyin muhatabınız olmayacaktır. Ama şöyle yaparsanız nlar sizden razı olurlar. Bu ülkedeki ermenileri birinci sınıf insan yaparsınız. İnsanları onların hizmetine sokarsınız. devletin yönetimini onara verirsiniz…evet bunlar onları memnun edebilir…
ilk ve son söz her zaman notlarda yerini almalıdır: her oyun doğrudan veya dolaylı olarak İslamiyeti bitirmek amacı gütmektedir. Olaya basit bakarsanız basit görünür. Hitlere yahudileri öldürten yahudi para babalarının kendileri değilmiydi…
Yazan:hüseyin osman Tarih: Ara 18, 2008 | Reply
duyguları ile hareket eden bir milletiz
hep başkalarının acılarını sırtımıza yüklemeyi adet haline getirdik
sizlere bir kaç sorum olacak
1.toprak osmanlı toprağı bir kısım teba başka ulusların dolduruşları ve ideaları ile beraber yaşadıkları ulusa sırt çevirerek hainlik yapıyor ve sonucu malum
2. daha dün bosnada 250 bin müslüman katlediliyor sonuç ne ölenlere sadece rahmet dilemek o da yarım ağızla
daha bunlar gibi onlarca yüzlerce örnek koymak mümkün
yapılanlardan hep suçluluk duyacağımıza neden sorusunu sorma cesaretini hala gösteremiyoruz
amaç ne ?? bu topraklarda hala yaşıyor olmamız neden haçlı zihniyetini bu denli rahatsız ediyor ve onların kalemşörlerini
burası Türk toprakları istesenizde istemesenizde…
Düşmanca fikri olanlara ve konjonktür fırsat verdikçe cesaretlenenlere sadece acıyorum….
Yazan:Kali Rind Tarih: Ara 19, 2008 | Reply
http://www.serbestyazarlar.com/?p=1293
Yukarıda verdiğim linkteki yazıyla bu tartışmaya katılmış oldum. Tespitleriniz oldukça aydınlatıcı ve yerinde. Bu güzel yazı için teşekkürler.
Yazan:Hasan Yavuz Tarih: Ara 19, 2008 | Reply
Sevgili Tuncay yazınızın hemen başında özür metninin,Ermeni diasporasının ırkçılık duygularının tatmin edilmesi içinmi yazıldığını,daha sonra iki taraflı ırkçılığın çatışmasından doğan sivil halkın mağdurluğundan sözediyorsunuz.yazınızın sonunundada böyle bir özrün Türk büyüklerini yetiştiren bir millet için adaletsizlik olacağını ve vicdanınızın bunu hazmedemiyeceğini yazmışsınız.Ben ne diye bilirimki yazınızın ırkçılık koktuğunun farkındamısınız.Herşeyden önce özür dilemenin ülkemizde suçu kabulenmek olarak algılandığı fikri vardır ve ben buna katılmıyorum.Özür diliyen kişinin yaratığı mağduru karşısında yaratılan duruma ortak olmasıdır.Ortada bir techir vardır ve bir milyon evet rakam veya yazılımı kolay olan bir milyon insanın katledilmesinden söz ediyoruz ortada ciddi bir techirin karşısında siz Diasporanın ırkçılık duygularının tatmininden bahsediyorsunuz, bununlada yetinmiyor Türk büyüklerini yaratan büyük,yüce bir milletin bu özür dilemeyle aşağılanacağından söz ediyorsunuz.Sevgili Tuncay ya siz ortadaki acının paylaşımı konusunda samimi değilsiniz yada benim yazınızı anlama sorunum vardır.
Yazan:Tuncay Yılmazer Tarih: Ara 20, 2008 | Reply
İlahi Hüseyin bey,
Bu yazının ırkçı olduğunu iddia etmek sitemizin editörü Mehmet Yılmaz’ın ülkücü sempatizanı, “Özür dileme” üzerine yazı yazan Suat’ın aslında Nihal Atsız hayranı olduğunu söylemek gibi bir şey…Önerdiğim bildiriyi iyi okuyun, yorumunuzun sadece son cümlesinin doğru olduğunu göreceksiniz.
Saygılarımla.
Yazan:Hasan Yavuz Tarih: Ara 21, 2008 | Reply
Sevgili Tuncay Hasan-Hüseyin arasındaki benzerliği anlıya biliyorum.Aynı kaderi paylaşmış iki isimden birini kulanma hakkınız elbete var,bunun için ayrı bir yazı yazmayı düşünmüyorum…İlahi Tuncay bey,yazdıklarınızın satır aralarındaki çelişkiler bana ait değil.Kısaca yazdıklarınızı hatırlıyalım:“Ermenilerden Özür Diliyorum başlıklı bildiri sorunun çözümüne katkıda mı bulunmak yoksa diaspora ırkçılığını tatmin mi etmek?1915′te yaşanan katliam,şu an ayağımızı bastığımız havasını soluduğumuz topraklar üzerinde yapıldı,bu cinayetleri işleyenler bizim soylarından geldiğimiz atalarımızdı.Şimdi bu vahşetin yaratıcısı olan atalarımızın torunları olan bizler,o dönemde yaratılan ve bu vahşete maruz kalan insanların torunlarından özür diliyoruz.Biz özür dilerken bu felaket karşısında tarihin,ahlakın ve vicdanın sesiyle özür diliyoruz.Sorduğunuz soruyu düşünerek sorun ilahi Tuncay bey,biz iki devletin siyasi ve diplomasi sorunlarının önündeki tıkanıklığı aşacak,ekonomik işbirliğinin önünü açacak bir çözüm için özür dilemiyoruz.Bu yönüyle düşünecek kadar ruhsuz insanlar değiliz.Biz 1915′te bir milyondan fazla insanın,mermilerin tükendiği zaman kazma ve küreklerle linç edilen ve arkalarında bıraktıkları kadınlarına tecavüz edilen insanlardan özür diliyoruz.Yanılıyorsunuz Tuncay bey,bizim kimsenin ırkçı duygularını tatmin etmek gibi bir fantazimiz yok,bu felaket karşısında utancımız bize yetiyor.Bu cinayetlerde karşılıklı beyinleri ve elleri kana bulaşmış herkesi lanetliyorum.Siz bu felaketin karşısında bir özrün neye hizmet edeceğini soruyorsunuz Tuncay bey,bu nasıl bir sorudur veya şöyle söylesem size;Tuncay bey zamanında babam babanızı vurmuş bununla kalmamış ailenizide yoketmiş,amcalarım bununla yetinmemiş soyunuzun dibine kibrit suyu dökmüş eh ne yapalım kader,hem sizden özür dilesem ne olur ne değişir neye hizmet eder değilmi neyse acınızı paylaşıyorum üzgünüm.Evet Tuncay bey bu işin espirisi bile olmaz,bu facia karşısında özür dilemiye bilirsiniz ona sözüm yok ancak özür dileyen insanların altında aradığınız şey ne.Bu milletin doğurduğu büyük düşünürlerin hürmeti adına diyorum; beyinlerine,ellerine kan sıçramış insanları sahiplenerekmi bu düşünürleri yaşatacaz.İkiside atalarımız birinin güzeliği diğerinin çirkinliğini kapatmaz.Adaletsizliği yanlış yerde arıyorsunuz,vicdanınızın yönüne iyi bakın Tuncay bey.Bir milyondan fazla insanın hayvanlar gibi telef olması karşısında özür dilemek hangi acıyı istismar edecek demek yerine bu özür yeterli olacakmı demek gelir inasanın içinden.Mertçe,kıvırmadan özür dilemek bu milletin duygularını incitmez,yüceltir ilahi Tuncay bey…