Bugün 27 Nisan, neşe dolmuyor insan…
By Aisha Benghazi on Nis 27, 2009 in AKP, Basın günlüğü, Demokrasi, Kemalizm, Militarizm, Terör, Türk Silahlı Kuvvetleri, Türk Solu, Türk faşizmi, Ulus-Devlet, Ulusalcılık, darbe, Özgürlükler
Kendi ordumuzun bizi yeni bir darbeyle tehdit ettiği 27 Nisan’ın yıldönümü bugün.
Peki o gün gazeteciler ne demişti?
Onur Öymen (CHP): Genelkurmay’la aynı düşünüyoruz
Genelkurmay’ın tespitleri bizim tespitlerimizden farklı değildir. ‘Ne mutlu Türk’üm diyene’ kelimesini kimse küçümseyemez ve bunu küçümseyenleri devletin düşmanı sayarız. Laikliğe hakaret edeceksiniz ve sonra diyeceksiniz ‘ben değiştim’ ve bu ülkenin cumhurbaşkanı olacaksınız. Bunları söylediğinizde siz çocuk değildiniz. Türkiye’yi Atatürk düşmanlarına teslim etmeyeceğiz.
Ural Akbulut (Eski ODTÜ rektörü): Bekliyordum. Bu ikinci 28 Şubat’tır
Bu süreç birkaç günlük bir olay değil. Bütün uyarılara rağmen bugüne gelindi. Hükümet ipleri gerip son noktasını bulmaya çalıştı. Böyle bir patlama bekleniyordu. TSK her şeye rağmen soğukkanlı davranmıştır. Yaşanan bu son olay öncesinde Genelkurmay Başkanı ve Cumhurbaşkanı açıklamalarıyla gerekli uyarıları yaptılar ama kimse dikkate almadı.
Güneri Civaoğlu (Milliyet): Önümüzde 4 altın gün var
Genelkurmay Başkanlığı’nın yaptığı açıklama çok duyarlıdır. Sağduyu ve serinkanlılık gerek. Anayasa Mahkemesi kararına kadar önümüzde 4 altın gün var. Egemenliğin Türk milleti adına kullanıldığı kurumlardan biri de “yargı”dır. O nedenle cumhurbaşkanlığı seçiminin yüksek yargı organlarından biri olan Anayasa Mahkemesi’ne götürülmesinde demokrasi adına yadırganacak bir şey yok. Rejim işliyor. Anayasa Mahkemesi, demokrasinin “emniyet supabı” olarak görülmelidir. 1960 öncesinde böyle kurumlar olmadığı içindir ki Meclis’te çoğunluğa sahip iktidar partisi, her istediğini yapabilir sanmıştır. Ve… Ne yazık ki… 27 Mayıs 1960 askerî ihtilaliyle bu “freni patlamış” gidiş, tanka çarptı.
Ertuğrul Özkök (Hürriyet): Siviller süreci yönetemedi
Demokrasi kaygısıyla, sadece askeri eleştirmek, ne adil, ne yararlı, ne de sonuç verici bir girişim olacaktır. Çünkü o bildiride savunulan görüşler, toplumun önemli bir bölümü tarafından paylaşılmaktadır. Şurası bir gerçektir: Siviller bu süreci iyi yönetemediler. Emin olunuz ki, bunda herkesin yanlışlığı rol oynamıştır. Tabii her şeyden önce iktidarın.
Oktay Ekşi (Hürriyet): Hükümet görevini yapmadı
Asıl sorun, ülkeyi yöneten siyasi partinin Atatürk ilkelerine -dolayısıyla Cumhuriyet’in Anayasa’da da yer alan temel değerlerine- aykırı faaliyetleri korumasında, hatta teşvik etmesinde.
Yılmaz Özdil (Sabah): Bundan sonraki adım tank olur
Hâlâ deniyor ki, bundan sonraki adım ne olur? Bundan sonraki adım, tank olur. Gücüm var diye dayatırsan, gücü olan sana dayatır. Kaçınılmaz gerçek, budur.
Cengiz Çandar (Referans): Türkiye, 10 yıl geriye gitti
Türkiye, 27 Nisan gece yarısı, 10 yıl geriye gitmiştir. Genelkurmay açıklaması, bir ‘askerî müdahale’dir… Ve, bu, AB aday üyeliği ve tam üyelik müzakerelerine başlayabilmek için “olmazsa olmaz” şart olan “Kopenhag Kriterleri”nin daha ilk cümlesinin ihlalidir.
Hadi Uluengin (Hürriyet): Bu darbe girişimleri artık yetti
Hayır, kabul etmiyorum! Reddediyorum! Elli beş yaşımı sekize böldüğüm takdirde meşûm bir “rekor” olarak ortaya çıkan ve ortalama her altı virgül sekiz yılda bir tekrarlanan bu darbe ve darbe girişimleri artık yetti! 2007 Türkiye’sindeki hiçbir gerekçe yeni bir darbe tehdidiyle uzlaşmayı haklı kılamaz.
Mehmet Ali Birand (Posta): Muz cumhuriyetlerinden farksızmışız
Meğer kendi kendimizi aldatıp durmuşuz. Ne kafalar değişmiş, ne de yapılan reformlar işe yaramış. Biz hâlâ muz cumhuriyetlerinden farksızmışız. Hâlâ askerî müdahaleleri içimizden atamamışız. Yazıklar olsun, boşuna geçen bunca yıla… Göreceksiniz bu defa da aynı olacak ve yararından çok zararını göreceğiz.
Hasan Cemal (Milliyet): Asker sorunu çözülmeden demokrasi olmaz
Evet, Türkiye’nin asker sorunu vardır. 27 Nisan’daki gece yarısı muhtırası da bu sorunun varlığını bir kez daha sergilemiştir… Bizde de çözülecek asker sorunu! Bu açıdan, AKP hükümetinin ‘gece yarısı muhtırası’na karşı almış olduğu ilk tavır demokrasi konusunda umut vericidir. Dileriz, devam eder… Son söz: Asker sorunu çözülmeden, gerçek demokrasi olamayız.
Ali Bayramoğlu (Yeni Şafak): Demokrasiden yoksun ülke mi burası?
Nasıl olur da 21. yüzyılın ortasında dünyanın merkezindeki bir ülkede asker siyasete tam seçim esnasında, seçimleri etkilemek ya da engellemek için keyfî bir müdahale girişiminde bulunabilir? Demokratik kurallardan, demokrasi fikrinden bu kadar azade bir ülke midir burası?
Ergun Babahan (Sabah): Demokrasiye kurşun sıkıldı
Bugün laikliği koruma adı altında bu modelin demokrasi ayağına kurşun sıkılmıştır. Kim ne derse desin, bugün itibarıyla “özürlü bir demokrasimiz” vardır. Ancak demokrasi, uğruna mücadele edildiği zaman anlamlıdır. Tepeden inmiş bir demokrasi, bağışlanmış haklarla sağlıklı bir toplum düzeni oluşturamayız. Onun için ‘gün demokrasiye sahip çıkma günüdür’.
İsmet Berkan (Radikal): Sandığın iradesine saygı duyulmalı
Demokrasiler, hele hele ciddi ekonomik sıkıntılarını hızlı bir ekonomik büyümeyle aşmaya çalışan bizimki gibi demokrasiler, askerî darbe tehdidi altında yaşayamazlar. Türkiye’nin karşı karşıya olduğu bütün sorunların çözüm yeri sandıktır. Herkes bu basit gerçeği kabul etmeli ve sandığın iradesine saygı duymalıdır.
Kaynak: ZAMAN
2 [?]



6 Yorum
Yazan:eg Tarih: Nis 27, 2009 | Reply
“Onur Öymen (CHP): Genelkurmay’la aynı düşünüyoruz.
Genelkurmay’ın tespitleri bizim tespitlerimizden farklı değildir. ‘Ne mutlu Türk’üm diyene’ kelimesini kimse küçümseyemez ve bunu küçümseyenleri devletin düşmanı sayarız. Laikliğe hakaret edeceksiniz ve sonra diyeceksiniz ‘ben değiştim’ ve bu ülkenin cumhurbaşkanı olacaksınız. Bunları söylediğinizde siz çocuk değildiniz. Türkiye’yi Atatürk düşmanlarına teslim etmeyeceğiz.”
böyle sözleri söyleyen bir insana (ki inanın bana ilkokul çocuğu bilgisi ve zekası bile bir insanın bunları söylememesi için yeterli olmalıdır) bu ülkede hala entelektüel muamelesi yapılıyor ya (ntv mesela her tartışma programına onur öymen’i bir âlim olarak davet ediyor)şaşırıyorum. bu ülkede aydın olmak, entelektüel olmak ne kadar ucuz birşey. hele ki benim de mezun olduğum ama sırf bu tip rektörleri ve öğretim üyeleri yüzünden artık söylemeye utandığım üniversitenin rektörünün söyledikleri, bu ülkede herkesten önce profesörlere ahlak, demokrasi ve insanlık dersinin verilmesi gerektiğini kanıtlıyor…çok acı…cidden de neşe dolmuyor insan..
Yazan:Anarko-kapitalist Tarih: Nis 27, 2009 | Reply
Darbeciler karşısında süt dökmüş kedi gibi olan, ama “darbe destekçisi” olmakla suçladıklarına karşı, hukuk ilkelerini de ayaklar altına alan taarruzları destekleyen çakma demokratlar fena halde kabak tadı verdi!
Buradan sormak istiyorum:
1-) Yukarıdaki yazıda geçen “darbe ile tehdit etmek” fiili, bir suç mudur?
2-) Eğer bu bir suç ise neden bu suça ilişkin herhangi bir soruşturma ve yargılama yapılmamıştır?
3-) Muhtıra ve darbe girişimi olarak nitelenen bu girişim içerisinde olan asker kişiler, açıklamayı hazırlayanlar ve okuyanlar niçin yakalanmamıştır ve yargılanmamaktadır ve neden bu yönde hiç bir girişim yoktur?
4-) Eğer bu olay bir suç değilse, niçin birtakım gazeteciler suç olmayan bir fiili destelemekle itham ediliyorlar?
5-) Muhtıra veren ve bunu hazırlayanlar serbest ve bir kısmı görev başındayken, buna destek vermek suç sayılamayacağına göre, yürütülmekte olan “demokrasi mücadelesinin” gerçek amacını birtakım siyasi kişilere yönelik Hıristiyan ve misyoner oldukları şeklindeki suçlamalarda mı aramalıyız?
Yazan:Mehmet Yılmaz Tarih: Nis 27, 2009 | Reply
@Anarko-kapitalist,
“suç” kelimesini iki farkli anlamda kullaniyorsunuz, sorularinizin temsil ettigi hassasiyet mesrudur, o ayri.
Yakin zamana kadar fahiseye tecavüz etmek Türk Ceza Kanunu’nda SUÇ degildi. Ama bu ahlaken YANLIS idi.
Yani ahlak baska, kanuni suç baska sey.
buna göre sorularinizi yeniden sormalisiniz.
Yazan:eg Tarih: Nis 27, 2009 | Reply
anarko-kapitalist,
bu sorularınızı kimi muhatap alarak soruyorsunuz bunu bilmek isterdim. yazarın yaptığı şey bir takım darbe şakşakçısını ifşa etmek. bu neden sizi bu derece rahatsız etti anlamadım doğrusu…
sorularınıza gelince. darbe yapmak, yapmaya teşebbüs etmek elbette suçtur. bunlara neden bir kovuşturma yapılmıyor diye soruyorsunuz. ben de aynı soruyu soruyorum. ama ergenekon olayında dahi bu kadar yıpratılan savcıların (şemdinli savcısının da başına geleni biliyoruz) muazzaf bir genelkurmay başkanına dava açması kolay mıdır sizce? neden bunları sadece başkasından bekler sizin gibiler? sizin gibiler de ergenekon operasyonuna ve bunun gibi illegal örgütlenmelerin yargılanmasına destek versinler de sonuçta türkiye’de darbecinin, çetecinin yargılanması için tümüyle bir uzlaşma sağlansın. ama bir taraf türkiye tarihinde hiç olmadığı kadar cesaretle bir takım illegal örgütlenmelerin üstüne giderken (yeterli değildir o ayrı ama zaten yeterli olmama sebebini anlatıyorum) diğer taraf “şunlar devrilse de askeri de arkama alıp şunları idam sehpasında sallandırsam” diye düşünürse orada kolay kolay darbeci zihniyet bitmez. darbeci zihniyetin bitmesi için herkes “öteki”nden cesaret ve eylem bekleyeceğine birazcık da kendileri ellerini taşın altına soksalar iyi olacak ama, maalesef “hepsini yapamıyorsanız hiçbirisini yapmayın” diyerek tam anlamıyla kısır döngüye sokmak dışında birşey yaptıkları yok…
Yazan:Ali Duman Tarih: Nis 27, 2009 | Reply
Yukarıdaki gazeteci listesi kimlerin “gazeteci” oldukları ile kimlerin “gazeteci müsvettesi” olduklarının da listesidir.
birde siyasetçi kimliği ile dolaşan postalsever monşer zat vardır ki malum, kendileri liderlerinin sadık memurudurlar. Daha geçen gün grup konuşmasında söz konusu ülkenin en darbesever parti başkanı olan baykal diyor ki; “…bu işler çiçek göndermekle olmaz, bu işler centilmenlik demeçleri ile olmaz….”
yani demesi o ki türkan saylan’a çiçek götüren generali ve gnkur başkanının 14 nisan 2009 tarihli konuşmasını kastederek, “çiçekle, demeçle bu işler olmaz” diyor, “ben darbe istiyorum” diyor açık, açık, ancak “güzel” ve “yalnız” ülkemin darbelere aşina vatandaşları, sahteleri dahil ve dahi demokratları kimsenin sesi çıkmıyor, (belki de kimse adamdan saymıyordur, böyle ise tercihimdir) darbesever parti liderimiz göstere göstere darbe çığırtkanlığı yapıyor. pes yani bu kadarına da pes.
Yazan:Murat Aygen Tarih: Nis 28, 2009 | Reply
13 ARALIK 2007 tarihli ajans haberi: “Özel Sektöre Hazine Garantisi Yok; Unakıtan, garanti verilen devirlerin geride kaldığını bildirdi. Maliye Bakanı Kemal Unakıtan, özel sektörün borçları için Hazine garantisi verilmediğini, bundan sonra da verilmeyeceğini söyledi. Kemal Unakıtan, Meclis Genel Kurulu’nda bütçe üzerindeki soruları yanıtlarken, dış kredilerin Hazine garantisine sınır getirildiğini hatırlatarak, belediyeler dahil birçok proje için garanti verilen devirlerin geride kaldığını belirtti. Unakıtan, şöyle konuştu: Özel sektörün borçlarına Hazine kefaleti olmaz, yok, bundan sonra da olmayacak. Hazine kefaleti konusunda çok hassas davranıyoruz. Ona kefil ol, buna kefil ol. Böyle yağma yok. Herkes borcunu bilsin. Hazine de öyle kimseye kefil olamaz. Hatta Türk Hava Yolları gibi bazı kuruluşlarımız var. Birçok uçak alımı oluyor, yahut başka yerde başka projeler oluyor. Onlara bile kefil olmuyoruz.”
Bugün ise:
http://www.haber24.com/Ekonomi/1-41932/Krediye-devlet-garantisi-geliyor.html
ANADOLU HALKLARININ MÜKTESEBATININ YEGÂNE GARANTÖRÜ VE TANRI’NIN KILICI (Swift Sword of Lord) AMERiKA BiRLEŞiK DEVLETLERi’NiN YENi BiR ASKERi DARBEYE YEŞiL IŞIK YAKMASI iÇiN YUKARIDAKiLER KÂFiDiR.