RSS Feed for This Post

Cüzzamlı DTP, PKK terörü ve Devlet terörü

20081001_derin_dusunce_org_dtp2.jpgDTP’ye açılan kapatma davasında sona doğru geliniyor…
Önce şunu kabul edelim… Bu parti terörizmle arasına mesafe koyamamış, bazı üst düzey yöneticileri şiddeti meşru gören açıklamalar falan yapmış demenin artık bir anlamı yok…
Zaten şu 25 yıllık çatışma tarihinde en baştan beri hiç kimse ama hiç kimse hukuk tanımıyor, ahlak tanımıyor hatta edep ve adap da tanımıyor…
Nihai amaçların her türlü aracı meşru kıldığına dair tüm totaliter ideolojilerin paylaştığı ahlaksız ve onursuz düşünce bu mesele etrafında her kesime hâkim…
Hem TSK hem hükümet, DTP’ye “PKK’ya terörist de” diyor… DTP’nin üst düzey kadrosundan PKK’nın bir terör örgütü olduğuna dair açık beyanlar isteniyor…
Başbakan öbür türlü DTP’lilerle görüşmüyor. Zaten diğer devlet erkânı külliyen DTP’lilerle görüşmüyor. Basit bir mülki amir bile DTP’li milletvekillerine saygısızca hatta terbiyesizce hareketler yapabiliyor… O mülki amir bu terbiyesizliğinden ötürü ceza değil takdir görüyor…
Kürt meselesi etrafında herkes önce kendi içinden geldiği kesimi sorgulamalı… Önce kendi içinden geldiği kesimi eleştirmeli… Ondan sonra karşı taraftan talepte bulunmalı… O zaman o talep meşru olabilir…
Sıcak ve sürekli çatışma başlayalı çeyrek asır olmuş… İşin özüne dönerseniz sorunun tarihi Cumhuriyet’le yaşıt. Daha öncesini karıştırmıyorum şimdilik… Herkes geriye bakmalı kendini sorgulamalı ve düşünmeli…
DTP’lilere cüzamlı muamelesi yapan generaller düşünmeli… En başta İlker Başbuğ…
TSK son 25 yıldır tam manasıyla bir hukuk devletinin ordusu gibi mi savaştı orada?
Silahlı eylemci ile halkı gerçek bir hukuk devletinin ordusuna yakışır şekilde ayırt edip, ona göre mi mücadele etti?
JİTEM diye bir yapılanma, en gaddar terör örgütlerinin yöntemleriyle tüm bir Kürt halkını zapturapt altına almak için her türlü şeyi yapmadı mı?
Gözaltında kayıplar… Hukuksuz tutuklamalar… Yargısız infazlar… İşkence ve kötü muamele… Toplu sürgünler… Bir yerleşim bölgesini potansiyel suçlu ilan edip o bölgeyi tamamen yakmalar…
Türkiye Cumhuriyeti Devleti bu “terörle mücadele” sürecinde bu ahlaksız ve onursuz yöntemleri meşru görmedi mi?
Dürüst olun ey Türk generalleri… Dürüst olun ey Türk siyasetçileri… Hepimiz biliyoruz öyle olduğunu…
Bütün Türkiye yurttaşlarınca bilinen bir iç-bilgi bu… Orada TSK ya da Türk devlet zihniyeti ayaklanmayı durdurmak için, PKK’nın belini kırmak için “ne gerekiyorsa” yaptı…
Yasa, norm, kural, hukuk tanımadı… Ahlak, adalet, vicdan, insaniyet tanımadı… “Ne gerekiyorsa” söylemiyle yapılacak her zulmü yaptı…
Bu ahlaksız politika PKK’yı daha da büyüttü… 10 yaşında çocuktan 80 yaşındaki dedeye kadar Kürt halkı ile PKK arası özdeşlik duygusunu arttırdı… Öcalan ile Kürt halkı arasında olan gönül bağları güçlendi… Olmayan bağlar oluştu…
Hangi siyasi görüşten olursak olalım bunlar somut gerçekler… Bu gerçekler üzerinden Türkler ikiye ayrılıyor…
“Evet,bunlar oldu ama bunların olması gerekliydi” diyenler…
“Hayır, hangi şart olursa olsun böyle terör yöntemlerini kullanarak bir devlet güvenlik politikası yürütemez” diyenler…
Aslında “Bunlar zamanında oldu. Bu yöntemler uygulandı. O zaman içinde haklıydı ama şimdi o dönem geçti, siyasetin devreye girmesi lazım. Siyasi çözüm artık şart” diyen ciddi bir kitle de var bugün…
Kürt siyasal aktörleri böyle düşünenlerle de konuşmaya hazır şu anda… DTP’nin bu görüşteki insanlara gördüğüm kadarıyla kapısı sonuna kadar açık… Geçmişi konuşmayalım, önümüze bakalım diyen bir samimi irade mevcut Kürt siyasetinde…
Egemen Türk kanadı ise hâlâ o iradeye sahip değil… DTP’ye “önce PKK’ya terörist de” diyen Tayyip Erdoğan ve İlker Başbuğ’a sormak istiyorum…
DTP’lilere sürekli öyle diyorsunuz, eyvallah… Şiddetle aranıza mesafe koyun, PKK’yı kınayın, terör örgütü olarak görün…
Peki, siz General Başbuğ…


“Türkiye Cumhuriyeti Devleti ve onun ordusu olan Türk Silahlı Kuvvetleri bu çatışma sürecinde bariz terör yöntemlerini kullanarak güvenlik politikası yürütmüştür. Bunu kabul ediyoruz” diyor musunuz?

Peki, siz Başbakan Erdoğan “Bu mesele bazında başında bulunduğum Türkiye Cumhuriyeti bir terörist devlet gibi davranmıştır” diyor musunuz?
Bir Türk önce kendine bu soruları sormalı… Bir Türk generali, bir Türk siyasetçisi önce dürüst olmalı… Türk olmak onurlu bir şeyse bu sorulara da dürüst ve onurlu bir biçimde, yani gerçek bir Türk gibi cevap vermeli…
Bu onurlu ve dürüst cevapların ardından ancak Kürt siyasetçilerine ve Kürt aydınlarına dönüp o taleplerde bulunabiliriz…

 Ancak o zaman meşru bir talep olabilir talebimiz…

2 [?]

Trackback URL Print This Post Print This Post

  1. 7 Yorum

  2. Yazan:burak Tarih: Eki 4, 2008 | Reply

    Şunu anlamak da güçlük çekiyorum. Daha demin(Ekim 04, 2008, Öğlen saatleri) 15 askerin şehit olduğu ve iki askere de ulaşılamadığı haberleri geçti. Şimdi iki karşıtın nasıl bir ortamda birbirlerini cüzzamlı olarak görmemesini tasavvur edebiliyorsunuz? DTP ile PKK’nın somut bağları bu kadar safiyken, TSK’dan nasıl DTP’lilere bir tavır takınmamalarını bekleyebiliyorsunuz? Şahsen ben tasvip etmiyorum, hem psikolojik, hem fiziksel. Öte yandan bu kişilere oy veren insanların kendi ülkesindeki kendi askeri kurumunun DTP’ye yokmuş gibi davranmaları da TSK’nın bu oy veren kesimi kaale almadığı anlamına geliyor. Bu da yanlış bir durum ve burada bir çözüm gerekiyor. İlk adımı da DTP atmalı, PKK örgütüne terörist demeyebilirler fakat milleti tahrik eden hareketlerden kaçınıp MHPvari etnik milliyetçilikten kendilerini kurtarmaları gerekir. Baskın Oran çok güzel bir söylemde bulunmuştu bu konuda.

    ”Biz sizi Türk milliyetçiliğine karşı desteklemeye geldik. Yalnız bir milliyetçiliğin bir günden bir güne, bir başka milliyetçilikten hiçbir farkı yoktur. Biz sizi aynı zamanda Kürt milliyetçiliğine karşı desteklemeye geldik”

  3. Yazan:Oktay Çaparoğlu Tarih: Eki 4, 2008 | Reply

    ALEVİLİK MESELELERE BÖYLE Mİ BAKIYOR?

    (Son süreçte yoğunlaşan çatışmalar ve gelişen olaylar üzerine Alevilerin genel bakış açıları üzerinden bir değerlendirme ve eleştiri yapmak istedim…)

    Aleviler, toplumsal sorunlara, çatışmalara, çözümsüzlüklere dair hiçbir ÖZGÜN yaklaşım geliştirme ihtiyacı hissetmiyor mu?

    Militarist düşünce yapısı, toplumun hemen hemen tüm kesimlerinde bir etki ve belirleyiciliğe sahip.

    Sorunların dikta rejimlerindeki gibi askeri yöntemlerle çözülmeye çalışılmasının ve ırkçı gericiliğin militarist devlet örgütlenmesinin sivil alandaki uzantılarının TEKTİP bir toplum yaratma çabasına hizmet etmesinin bedelini EN AĞIR BİÇİMDE ödeyenlerden biri de ülkemizdeki ALEVİLERdir.

    Ama, savaş, öylesi bir sosyal psikoloji oluşturmuştur ki, artık herkes, egemenlerin diliyle ve düşünüş yapısıyla konuşur anlar anlatır olmuştur.

    Aleviler bu anlamda daha da çelişkili bir durumdadır çünkü sahip oldukları felsefe, mevcut duruşlarını ve algılama biçimlerini daha baştan mahkum etmektedir.

    1984′ten beri TSK, bölgede düşük yoğunluklu bir savaş yürütmekte ve görüpbaktığımızda hiçbir gerileme olmamakta şiddet ve silahlı eylemlerde.

    30000 i geçtiği iddia ediliyor bu süreçte ölenlerin ama hiçbir aşama kaydedilmemiş.

    aynı çatışmalar, aynı cenazeler aynı ölümler devam etmekte.

    e şimdi ne olacak?

    kökünü kazıyacağız diyorlar,

    kökünü kazımalıyız diyoruz…

    buyrunuz 25 yıldır kökünü kazımak için yürütülen savaş hiçbir sonuç getirmediği gibi ülkemiz açısından çok büyük yıkımlarla sonuçlandı.

    Kürt sorununu basit bir TERÖR meselesine indirgeme gafleti yüzünden, devlet eliyle de güçlendirilip beslenen Irkçı-şovenist dalganın hedefi son yıllarda Kürtler olmaya başladı.

    Ve Aleviler…

    Tüm tarihleri boyunca DEVLET TERÖRÜNÜN en dik alasına maruz kalan Aleviler…

    Ve her zulümde her katliamda tavır koymuş olan bir tarihe sahip olan Aleviler…

    Hemen hemen tüm tarihi Alevi önderleri, DEVLET TERÖRÜNE karşı yapılan İSYANLARDA ölmüştür.
    Şah Hüseyin’den ve İmam Hasan’dan başlayarak, Celali İsyanlarına, Baba İlyaslardan Baba İshaklara, Şeyh Bedreddinlerden, Pir Sultanlara, Kalender Çelebilerden, Şahkulu’na, Karacaahmet Sultanlara, Hacı Bektaşi Velilere kadar, Seyit Rızalara, Koçgirilere kadar ve hatta İmam Caferlere, İmam Mehdilere kadar hemen hemen tüm Aleviinanç önderleri, haksızlığa ve zulme karşı SİLAHA SARILMAKTAbir sakınca görmemişlerdir.

    Elbette tüm bu ayaklanmaların tarihsel-sosyal-siyasal ve ekonomik nedenleri vardır.

    Ve ayaklanmalarla geçen bir mücadele tarihi de olan Alevilik, bu anlamda SİYASAL-TOPLUMSAL-TARİHSEL OLAYLARA kendi gözlerinden bakar. Koşulları egemenlerin ağzıyla değerlendirmez, kenbdi felsefesi ve öğretisini esas alır.

    Kürt meselesine gelelim.

    1923′lerden başlayarak çözülmeye çözülmeye bugüne kadar getirilen ve TÜRKLEŞTİRME çabalarının esas olduğu İSKAN POLİTİKALARIYLA sürgünlerle, kıyım ve katliamlarla bir halkın KİMLİĞİNİN KÜLTÜRÜNÜN DİLİNİN VE TOPYEKÜN OLARAK VARLIĞININ yokedilmeye çalışıldığını bilmeyenimiz yoktur sanırım.

    Ve bizler,

    Alevilik felsefesine sahip olan insanlar,

    bu olayı düşünürken tartışırken, egemenlerin ısrarla vurguladığı gibi BİR TERÖR sorunu olarak görme hakkına sahip değiliz. Madem basit bir ASAYİŞ SORUNU idi neden 30 yıldır aralıksız devam etmekte?

    Bizler, demokrasinin, özgürlüklerin, ekonomik ve sosyal haklarda iyileştirmelerin, insan haklarının savunusunu yapmalıyız. Kürt sorununu SİLAH değil daha fazla DEMOKRASİ çözer.

    Ama, militarist devlet politikası SİLAHTAN VE KANDAN BAŞKA ÇÖZÜME yanaşmıyor. Askerlerimiz gencecik yaşlarında dağlarda ne için olduğunu bile bilmedikleri bir savaşta öldürülüyorlar.

    Nasıl olsa DOĞURACAK ANA ÇOK, ÖLECEK GENÇ ÇOK diye düşünüyor militarizm.

    Ve biz, KÖKÜNÜ KAZIYACAĞIZlı söylemlere itibar ettikçe İNSANLIĞIMIZIN VE VİCDANIMIZIN KÖKÜ kazınacaktır.

    Öldürülen askerler… Öldürülen gençler… Ölüm…

    Savaş… Çatışma…

    Bakınız bu kavramlar öyle basit bir şekilde ağza alınacak kavramlar değildir.

    Ölüm üzerinden kan üzerinden siyaset yapma anlayışını terketmeliyiz.

    Kendi argümanlarımızı oluşturmalıyız…

    BİR ŞEHİDİM VAR BİNİ DAHA FEDA OLSUN anlayışı devam ettiği sürece BU KİRLİ SAVAŞTAN BESLENEN GÜÇLER BİZ EMEKÇİLERİN ÇOCUKLARININ KANLARI VE GÖZYAŞLARIMIZ ÜZERİNDEN RANTLARINI SÜRDÜRMEYE DEVAM EDECVEKLERDİR.

    Biz barışı arayalım.

    TERÖRİSTLE DEVLET MASAYA MI OTURUR…

    tamam oturmasın…

    Ama Kürt Sorununu da DEMOKRATİK VE BARIŞÇI BİR ÇÖZÜME KAVUŞTURMAK İÇİN SİVİL SİYASETİN ÖNÜ AÇILSIN…

    ASKER kışlasına dönsün.

    MGK dağıtılsın.

    Halk yönetsin, asker değil.

    Asker elbette sorunlara ASKERİ açıdan bakacak ve bir SAVAŞTAN öte birşey üretemeyecek ki üretebilmesi mümkün değil çünkü kendisinin sahip olduğu tek araç silahtır.

    Siviller, bu ülkedeki sendikalar, siyasi partiler, dernekler, sivil toplum örgütleri…

    Biraraya gelmeli ve kanayan yaramıza dönük AKILCI-MANTIKLI-BARIŞTAN VE DEMOKRASİDEN YANA bir çözüm bulmalıdır.

    BİR CANA BİN CAN İSTERİZ demek kolay.

    Hiç sorun üzerine düşünmeye gerek kalmadan kurulabilecek bir cümle…

    KÖKLERİNİ KAZIYACAĞIZ… demek de kolay.

    Buyrun kazıyın… En ileri savaş taktiklerini ve silahlarını teknolojisini kullanıyoruz sonuç nedir? Koskocaman bir hiç ve hergün ölen onlarca TÜRK VE KÜRT genci…

    23 TERÖRİST ETKİSİZ HALE GETİRİLDİ, ŞU KADAR ŞEHİT VAR…

    bu cümleler…

    orada ölenler de CAN taşıyor…

    Ve hiç kimse durduk yere o gencecik yaşında canından geçmez.

    Empati kurmak zorundayız.

    Kuramazsak, düşmanlık ve kin tohumları üzerinden MARAŞLARDA ÇORUMLARDA SİVASLARDA GAZİ MAHALLESİNDE katliama uğrayan bir halk olarak, benzerlerini yaşatacağız başkalarına…

    Aleviler…

    SEVGİDEN BAHSEDEN, SEVGİ BİZİM DİNİMİZDİR diyen Aleviler…

    DÜŞMANININ BİLE İNSAN OLDUĞU GERÇEĞİNİ UNUTMA der Pirimiz Hünkar Hacı Bektaşi Veli…

    İnsan olmaktan bizi çıkaran, ve felsefemizle çelişen düşünceleri beynimizde egemen kılan bir savaş ve savaş dili var.

    O dil bize ait değil.

    O dil kandan başka birşey üretmez…

    Kökünü kazıyacağımız insanlar da BU ÜLKENİN İNSANLARI… Burada doğdular…

    Bu ülke, askerin olduğu kadar dağda silah çatan militanındır da aynı zamanda…
    Bu gerçek sabittir.

    Bu ülke hepimizin, bu dünya hepimizin.

    Hepimize ait olan birşey için, kendi aramızda ayrışarak, PARABABALARININ IRKÇI FAŞİST İDEOLOJİLERİNE TESLİM OLARAK BİRBİRİMİZİ KIRMAMIZ ÖLDÜRMEMİZ VE BİLİNCİMİZDE SAVAŞIN KANIN ÖLÜMÜN ÇIĞIRTKANLIĞINI YAPMAMIZ hiç de insani değil.

    Empati kuralım.

    Gelin dağdakini evine döndürmeye uğraşalım… KÖKÜNÜ KAZIMAYA değil.

    Gelin, TERÖR SORUNU demek yerine DEMOKRASİ SORUNU diyelim.

    Çünkü bu ülkede ALEVİLER, demokrasinin olmayışının bedelini en ağır ve kanlı biçimde ödeyenlerin en başında geliyor…

    Aleviler, halden anlar…

    Kendisi, ZULME VE SÖMÜRÜYE KARŞI TÜM TARİHİ BOYUNCA TAVIR KOYAN BİR HALK, ülkemizdeki baskı-zor-şiddet-ölüm-kan-asimilasyon politikalarını görmezden gelemez…

    Yasaklarla, işkencelerle, idamlarla, ölümlerle yürütülen bir devlet politikasına karşı DEMOKRASİ VE ÖZGÜRLÜKLERDEN yana tavır koymak…

    MESELENİN ÖZÜNÜ GÖRMEK…

    ALİM CAHİLİ TANIR ÇÜNKÜ DAHA ÖNCE O DA CAHİLDİ, CAHİL ALİMİ TANIMAZ ÇÜNKÜ DAHA ÖNCE ALİM DEĞİLDİ diyecek kadar bilgeyiz ama bir okadar da CAHİL…

    Sorunları tarihsel-siyasal-ekonomik ve toplumsal boyutlarıyla iredeleyelim.

    ÖLME ÖLDÜRME ÇAĞRISI yapmayalım…

    SAVAŞA ŞİDDETE KANA DUR diyelim.

    Herkesin yaşama hakkı olduğu gerçeğini de unutmayalım….

    Yoksa dünya bize zindan olur… ki zaten oluyor da….

    ÖLEN TÜM GENÇLERİMİZ BİZİM GENÇLERİMİZDİR…

    AİLELERİNİN ACISINI CAN-I GÖNÜLDEN PAYLAŞIYORUM…

    VE DAHA FAZLA GÖZYAŞI OLMAMASINI DİLİYORUM…

    EDİ BES E…

    SEVGİLER…

  4. Yazan:seyduna Tarih: Eki 4, 2008 | Reply

    toplumu biçimlndirme planı adı altında yürütülen bu plan ortaya çıktığından beri artık hiçbirimiz güvende değiliz,evimizde ,okulumuzda caddede sokakta işyerimizde ya da sadece bir olaya şahit olurken,o planda şöyle bir cümle geçiyordu ”toplumu pkknin bir terörist örgüt olduğunu her fırsatta dile getireceğiz ve gündemde tutacağız” bu şu anlama geliyor gerekirse kendi insanımızı da öldürerek ve olayları pkknin üzerine yıkarak toplumu düşündürtmek,bu plana kanıt da var,örneğin ergenekon ortaya çıkmadan önce askeri yetkililerin youtuba düşen ses kayıtlarında taksimde bir bomba patlatmak istemeleri,ya da güngörendeki olayı pkknin üzerine yıkıp sıyrılmaları artık toplumun kabullendirilmiş önyargılardan sıyrılarak kendine şu soruyu sorması gerekiyor :bu kirli sistemin bir çarkı olmayı kabullenecekmiyim yoksa sistemin dışında herkesin olan birdünya görüşüyle mi yaşayacağım artık?

  5. Yazan:mikail Tarih: Eki 4, 2008 | Reply

    artık yeter hergün ölüm haberi almaktan bıktık
    burak arkadaşın yazdıklarına aynen katılıyorum ve artık akan kanın biz mazlum kürt ve türk halkına hiç bir faydası olmadığını görmemiz lazım ama hala görüyorumki bu gidişattan ders çıkarmayan veya çıkarmasına izin verilmeyen yığınla insanlar var hala militarist söylemleri dillerinden düşürmüyorlar. öncelikle orta doğu halklarının barışa kavuşma dileğiyle selamlar…

  6. Yazan:Oktay Çaparoğlu Tarih: Eki 5, 2008 | Reply

    DTP ye haksızlık ediyoruz.

    DTP KÜRT SORUNUNUN BU ÜLKENİN EN KİLİT EN TEMEL SORUNU olduğu düşüncesini savunuyor ve bu sorununun çözümünün ülkemizdeki diğer sorunların çözümünü de otomatik olarak sağlayacağını düşünüyor. Çünkü ülkemizdeki sorunlara bakış açısı KÜRT SORUNUNU YASAKLAR İMHA İNKAR ASİMİLASYON POLİTİKALARI ile çözmek olan resmi ideoloji ve onun devlet örgütlenmesi, kendi şahsi çıkarlrı için binlerce emekçi çocuğunun ölmesinden bile rahatsızlık duymayacak gerici güçlerin hegemonyası altındadır.

    Kürt bölgelerinde süregiden savaş boyunca devlet, sorunları çözme yöntemi olarak İMHA İNKAR YOKSAYMA VE YOKETME yöntemlerini seçmekten öteye gidemeyeceğini göstermiştir. Şimdi bu anlayışın mahkum edilmesinin tek yolu KÜRT SORUNUNUN BARIŞÇIL DEMOKRATİK VE SİYASAL ZEMİNDE SİVİL ÇÖZÜMÜDÜR.

    Bu anlamda DEMOKRATİK BİR adım atılması, ülkemizdeki diğer tüm sorunlar için de ADIM ATILMASI anlamına gelmektedir.

    Kürt sorunu, sistemin yumuşak karnıdır ve anti-demokratik uygulamalarda ısrarının da dayanağıdır. Bu sorun çözüldüğünde Türkiye zorunlu bir biçimde ve hızlı bir şekilde DEMOKRATİKLEŞMEYE başlayacaktır.

    Ülkemde kan akarken, diğer sorunları bundan bağımsız görmek ve değerlendirmek aymazlıktır.

    Ülkemin tüm kaynakları bu savaşa akarken ve resmen askeri bir rejim MGK eliyle devleti yönetiyorken ve sivil siyaset İHALE ALMAKTAN öte hiçbir temsil gücü ve sorumluluğuna sahip değilken bu sorunları KÜRT MESELESİNDEN AYRI görmek aymazlıktır.

    DTP, TAM BAĞIMSIZ DEMOKRATİK BİR TÜRKİYE için mücadele ediyor ve bunun yolu da ÜLKENİN İDARESİNDEKİ IRKÇI-GERİCİ-ŞOVEN GÜÇLERİN TESLİM OLMASI, BOYUN EĞMESİ VE DEMOKRATİK AÇILIMLARIN ÖNÜNDEN ÇEKİLMESİDİR.

    Sivil siyasetin egemen olması, ülkenin sorunlarına ülkenin vatandaşlarının da müdahil olması için BU IRKÇI-TÜRKÇÜ-İSLAMCI İDEOLOJİYE DAYANAN İKTİDAR ÖRGÜTLENMESİ yerini SOSYAL-LAİK-DEMOKRATİK-HUKUK DEVLETİ’ne bırakmalıdır.

    DTP bunun için uğraşmaktadır.

    Çok başarılı olduğu söylenemez ama büyük çaba harcadığı da aşikardır.

    Milli mücadelede Kürtlerin rolü tartışılmazdır.

    ayaklanmalardan bahsediyorsunuz.

    Size batı illerinde çıkan ayaklanmaları saysam aklınız şaşar.

    Milli mücadele boyunca doğuda sadece 2 ayaklanma çıkmıştır ki bunları da Kürtler kendileri bastırmıştır.

    Urfa’da Milli Aşireti isyanı,

    Sivas’ta Koçgiri isyanı…

    Batıyı buyrun siz araştırın.

    Bolu-Düzce-Konya Delibaş, Adana, Aydın, Anzavur, Yozgat-Çapanoğulları, Galip Dede İsyanı… daha sayayım mı?

    Kürtler, WİLSON İLKELERİNDEKİ KENDİ KADERİNİ TAYİN HAKKI ilkesini KADERLERİNİ TÜRKLERLE BİRLEŞTİREREK KULLANDILAR…

    Ve sonra LOZAN antlaşması yapıldı ve nedense bir gün önceye kadar TÜRKİYE CUMHURİYETİ İKİ ASLİ UNSURA DAYANIR… TÜRKLER VE KÜRTLER diyen Cumhuriyet kadrosu KÜRT YOKTUR, KÜRTLER TÜRKTÜR DİLLERİ TARİHLERİ YOKTUR DEMEYE BAŞLADILAR.

    Biraz tarih okuyalım arkadaşlar…
    Resmi tarih KÜRTLERDEN SADECE

    Milli Varlığa Zararlı Cemiyetler adı altında KÜRT TEALİ CEMİYETİ’NDEN bahsediyor. Terbiyesizlik ve saygısızlık yapıyor.

    Ve sizler de bu resmi tarihin yalanlarıyla konuşarak haksızlık ediyorsunuz.

    Demokrasinin önü böyle açılmaz.
    Toplumsal Barışın önü böyle açılmaz.

    Samimiyetimize inanmıyorsunuz ve KÜRT SORUNUNU BASİT BİR TERÖR SORUNU olarak görmekte ısrar ediyorsunuz.

    Anlamıyorsunuz ki mevcut RESMİ POLİTİKA VE TÜRK-İSLAM SENTEZİNE DAYALI İDEOLOJİK TAVIR ile PKK nin kökü kazında bile yeni PKK ler çıkar dağlara….

    Anlayışlarımızı değiştirelim.

    SİLAHA ŞİDDETE TERÖRE mesafe koyalım. Her türlüsüne hem de…

    DTP, SİLAHLI MÜCADELEYE SON VERİLMESİ İÇİN KAÇ DEFA ÇAĞRIDA BULUNDU BİLİYOR MUSUNUZ?

    DTP, sorunun demokratik yollardan çözümünde ısrar ediyor aksi takdirde ülkemizi büyük felaketler beklediğini ortaya koyuyor.

    Kürt gençleri içerisinde çok ciddi bir nüfus, dağlara çıkmaya aday durumda ve DTP sayesinde ciddi bir engel var. Anlamıyorsunuz, demokratik alanda taleplerini kabul ettiremeyen insanlar, çaresiz kaldıklarında farklı yollara başvurmak yada susmak gibi iki seçeneğe sahiptir.

    Susanlar olacak evet.

    DTP kapatıldığında susanlar olacak.

    Ama hırslanıp, BEN DE BU VATANIN EVLADIYIM AMA BU VATAN BANA ZİNDAN EDİLİYOR Adiyerek çözümü şiddette bulacak bir ton insan olacak.

    Bu gerçeği görelim.

    Yangın büyümesin diye çabalıyor DTP.

    Hizmete hazırız diyor.

    Olanaklar yaratalım, dağdakileri indirelim diyor.

    Ekonomik-sosyal-siyasal-kültürel haklarımızı tanıyın diyor.

    Daha fazla kan dökülmesin diyor.

    Kürt gençlerini, belli bir potada eriterek, demokratik alanda mücadeleye zorluyor.

    Ama DTP olmaduğında o Kürt gençleri ne yapacaklar sizce?

    Bunu düşünmek istemiyorum.

    Ezberleriniz, DTP Yİ RESMİ BAKIŞ AÇISIYLA DEĞERLENDİRMENİZ, ONLARA HİÇBİRŞEYİ HAK GÖRMEMENİZ VE İLETİŞİM VE DİYALOG KURMAYI BİLE KABUL ETMEYİŞİNİZ…

    BİZ TERÖRİST DERSEK SORUN ÇÖZÜLECEK Mİ? dedi AHMET TÜRK DTP’nin sözlü savunmasını yaparken.

    Buyrun okuyalım DTP’nin mahkemeye verdiği savunmayı…

    http://www.dtp.org.tr/default.asp?sf=icerik&icerikid=229

  7. Yazan:ahmet al Tarih: Eki 19, 2008 | Reply

    Rasim beyin bu düşüncelerine katılmamak elde değil.Ben üniversite öğrencisiyim.Geçmişte devlet babamız bizim de evimizi yaktı,kıçımıza tekmeyi burup dilini bilmediğimiz yerlere sürgün etti.Amaç neymiş PKK’ye yardım edebilirmişiz!O laydan sonra amcalarımdan biri daha çıktı.Bu olayı yaşayan biri nasıl devletle barışık olabilir?Bence asıl terörü yapan Devlettir PKK değil…

  8. Yazan:asd asd Tarih: Kas 7, 2008 | Reply

    Şimdi bilmem herkes farkındamı Türkiye diye bir ülke var. Bu bildiğiniz 70milyonluk bir ülke.Ve bu ülkenin savunmasını sağlayan silahlı kuvvetleri var. Bir de bu silahlı kuvvetlerin askerlerini öldüren Teröristler.Ben öldürürsem ben terörist olurum sen öldürürsen sen alevi öldürürse alevi laz öldürürse laz terörist olur.Son 25 yıldır Pkk öldürmektedir Türkiye Cumhuriyetinin askerlerini yani PKK teröristtir.DTP nin bunu kabul etmemesi de DTP nin de terörist olduğu sonucunu çıkartır.Ve burdaki herkesde DTP nin terörist olduğunu PKK nın siyasi kolu olduğunu biliyor. Dünya hiç bir ülke yoktur ki teröristlerle pazarlığa otursun. Yok böle bişe istediğin kadar terör yarat devlet seni alıpda karşısına pazarlık yapmaz. O yüzden önce DTP Teröristliği bırakacak ki PKK terör örgütüdür diyerek başlayabilir buna muhattab alınsın. Yok hem biz teröristiz diyecek hemde Başbakanla görüşeyim partim kapanmasın.Başka ülkede olsa Meclise bile giremez teröristler.

ÖNEMLİ

--------------------------------------------------------------------

Tüm yazı, yorum ve içerikten imza sahiplerinin kendileri sorumludur. Yayımlanmış olmaları, bu görüşleri Derin Düşünce Grubu üyelerinin benimsediği anlamına gelmez.

Yorum bölümü özgür bir tartışma ortamı yaratmak için vardır. Ancak saldırgan ve düzeysiz yorumlar yayınlanmayacaktır. Eğer bu siteye ilk kez yorum yazıyorsanız, yorum kurallarına gözatmanızı istirham ederiz.

--------------------------------------------------------------------
  • Siz de fikrinizi belirtin