Tüh! Biz daha çok kan istiyorduk! »
By Mehmet Yılmaz on Mar 5, 2008 in Makale | 51 Comments
Basın orduya neden küstü?
Türkiye‘de mürekkeple basılan gazeteler olduğu gibi bazıları da insan kanıyla basılıyor. TSK‘nın Kuzey Irak’tan « erken » çıkışı işte bu vampir basını mahvetti. Çok sevdikleri Genel Kurmay başkanını bile eleştirmekten alamıyorlar kendilerini:
“Biz daha çok kan isterük! Şehit cenazesi, ‘terörist leşi’ gösteremezsek ne yazarız? Ne çizeriz?”
27 şehit ailesinin yüreği yandı. Kardeş acısı, evlat acısı, sevgili acısı birer gök taşı gibi düştü yüreklere. Peki ya öldürülen 270 PKK mensubu? Adını bile bilmediğimiz köylerde 270 cenaze yapıldı. Kimi sessizce. Kimi intikam yeminleri edilerek.
Bu harekâtı tam olarak değerlendirebilmek için TSK’nın istihbarat bilgilerinin Read the rest





Ömer Laçiner ile Radikal’de bir mülakat yapılmış. Türkiye’deki milliyetçiliğin aslında ırkçılık olduğunu ancak bunun milliyetçiler tarafından fark edilemeyecek kadar derine işlediğinden söz ediyor Laçiner. Yanlış anlamadıysam, Türk milliyetçisi ırkçılığı reddettiğini söylüyor ama aslında farkına varmadan tüm hal ve harekatıyla bir ırkçıdan farklı davranmıyor demek istiyor. Laçiner bu konularda
Geçen gün değerli dostlarımızdan Fethi Bey hükümetin Atilla Yayla konusundaki ataletini sert bir dille
Kur’an’da baş örtmenin bulunmadığını açıklayarak herkese ilim ve irfan saçan sayın Deniz Baykal’ın Diyanet işleri Başkanlığına getirilmesini Türk kamuoyu önünde talep ediyorum. Kur’an tefsirinde bunca mütefessiri gölgede bırakan böyle büyük bir âlimin siyasetle uğraşması memleketimiz ve hatta İslam dünyası için büyük kayıptır. Bugüne kadar safsatalarla doldurulan kafalarımız onun sayesinde bir nebze aydınlandı.
Yanlış giden neydi? Herhalde bu soru Müslümanların en fazla sorduğu ve bir türlü net bir cevap veremediği bir soru. Aslında net cevaplar verilmediği söylenemez. Ama her verilen net cevabın isabetli olduğunu söylemek de pek mümkün görünmüyor. Geçenlerde Milliyet gazetesinde Yaman Törüner’in
Değerli dostumuz Mustafa Akyol Star Gazetesi’de
“3 tarafı deniz, 4 tarafı düşmana çevrili cennet vatan” paranoyası neden üretildi? Çağdaş ve laik Türkiye’nin evlâdı, Kavala yahut Halep’te yatan dedesinin mezarına bile pasaportla gidecekti. Eskiden vali gönderilen yerlere şimdi büyük elçi atanıyordu. Churchill’in dediği gibi “iki petrol kuyusunun etrafına sınır çizen” İngiliz, bir gecede ülkeler icad edilmişti. Ama Kemalist millî(!) eğitimin iğdiş ettiği beyinler bunu sorgulamaktan aciz. Körfez ülkeleri, Basra yolunun, İsrail, Doğu Akdeniz’in petrol tıpası olacaktı. Türkiye hem Rusya’nın güneye doğru genişlemesini engelleyecek hem de Bakü petrolünün Avrupa’ya ulaşıp fiyat kırmasına mani olacaktı. Diğer yandan Lazkiye ve Hayfa’dan dünya piyasalarına erişen Musul ve Kerkük petrolü bir gün pekâlâ Türkiye’den geçip İskenderun’a akabilirdi ve bu da Londra için büyük bir risk unsuruydu.






Bir kez daha sosyal medyada paylaştığımız mesajları kitaplaştırdık. Yayına girdiği günden beri 





























Söz yıkar şiir imar eder



Kitap Tanıtan Kitap 2



Roman nedir? Tarif dahi edilmesi zor bir kavram. Sanatçının İnsan’a bakışını, toplumla kurduğu ilişkiyi yansıtır sanat eserleri. Bu sebeple sanat her çağda yeniden icad edilir. Ünlü yazar Heinrich Mann’ın dediği gibi: “Bütün romanların ve hikâyelerin amacı kim olduğumuzu bilmektir, Edebiyatın önemli bir konuma sahip olmasının nedeni, sadece doğanın ve insanlar âleminin ayrıntılarını tek tek açıklaması değil, insanları hep yeni baştan keşfetmesidir.” Değerli yazarımız
Savaşları askerler değil siviller kazanır. Türkiye bunu öğrendiği zaman belki savaşmasına bile gerek kalmayacak. Hava harekâtları sırasında Kanal D’nin verdiği “BBG evi gibi izlediler” başlıklı görüntüde İbranice צה”ל 