Main Content RSS FeedÖnceki Yazılar

Doğru Karar »

Arif Egeli

İstiklal Marşımızın söz yazarı, Milli Şairimiz merhum Akif dizelerinde şöyle diyor;

‘Derler ki tarih tekerrürden ibarettir,
Ders alınsaydı eder miydi hiç tekerrür.’

Yaşadığımız olaylar, içinden geçmekte olduğumuz dönem, milletçe önemli kararlar vermemizi gerektirecek bir sürecin hızlanarak aktığını göstermesi açısından dikkatle izlenmeli. Peşpeşe yaşadığımız Youtube skandalları, kaos tehditleri, asker muhalefet tartışmaları, Genelkurmay başkanı atamalarında yaşanan ayak oyunları, derin çete gelişmeleri vs. Tüm bunlara bakınca, verilmesi gereken önemli bir kararın etkilenmesi gayretlerinin ipuçlarını görmekteyiz.

Öncelikle, bu karar verme sürecinde, karar vericilerin rahat bırakılmayıp, kaos ve hatta iç savaş, darbe söylentileriyle etkilenmek istendikleri ortada. Bu süreci 1 Mart tezkeresi öncesinde yaşadığımız süreçle benzeştirebiliriz. O zaman da bölgede ABD odaklı bir hareket başlıyordu ve Türkiye’nin aktif desteği istenmekteydi. Şimdi de muhtemelen ABD’nin Türkiye’nin aktif desteğine muhtaç olduğu günlerin arefesindeyiz. Read the rest

İslamsız bir dünya – I »

[Yazan: Graham E.Fuller Çeviren: Ekrem Senai]

Sunuş:
20080312_fuller_1.jpgJohn Lennon’ın meşhur “Imagine” şarkısındaki sözlerini bilirsiniz, “Hayal edin, öldürecek ve uğruna ölecek bir şey yok, din de yok…” der Lennon. CIA’in eski Ulusal İstihbarat Kurulu Başkan Yardımcısı Graham E.Fuller aşağıdaki makalesinde işte bu hayali İslam için kuruyor. Fakat çıkan sonuç hiç de Lennon’ı memnun edecek türden değil. Fuller’e göre İslam hiç olmasaydı bile bugün bulunduğumuz sorunlarla yine başbaşa olacaktık.

Özellikle din’in siyasetteki işlevini ve sosyo-politik ve coğrafi olguların toplum ve siyaset için ne derece önemli olgular olduğunu kavramak açısından okunması gereken bir yazı.

İSLAMSIZ BİR DÜNYA

Yapabilirseniz, İslam’ın olmadığı bir dünya düşünün… Kabul etmek gerekir ki “ben merkezci” dünya görüşü gündem başlıklarına sirayet ediyor. Çünkü uluslararası karışıklıkların altında hep İslam var gibi görünüyor: İntihar saldırıları, işgaller, direniş mücadeleleri, isyanlar, fetvalar, cihad, gerilla mücadelesi, tehdit videoları ve tabi ki Read the rest

Fransa’da laiklik »

20080312_fransada_laiklik.jpgLaiklikle laikçilik arasında bir fark var mıdır? Yoksa ikincisi sadece laikliği küçümseyenler tarafından mı kullanılır?

“Tabi fark var. Laikçilik, ideolojik bir laikliktir, militan bir tutumdur, biraz insanları dinden kurtarma isteyen bir tutumdur. […] Fransa’da dini simgelerin devlet okullarında yasaklanmasına ilişkin yasa, bir parça laikçi bir yasadır. Sizde de bugün üniversitelerde dini simgeye yani türbana izin verilmesi tartışıldığı için bilhassa söylüyorum ve altını çiziyorum. Üniversiteleri içermemektedir, çünkü üniversitelerde yetişkinler vardır[…] Fransa’da küçükleri dikkate alan ve içeren bu yasada, küçüklerin seçme özgürlüğü olması gerektiği düşünüldü ve sadece devlet okulları için geçerli oldu. Özel okullar ise bu yasanın dışındadır.”

Bu sözler Fransa’daki en önemli bilimsel araştırma kurumu olan CNRS-EPHE Laiklik ve dinler sosyolojisi grubunun kurucusu, dinler sosyolojisi uzmanı, sosyolog ve tarihçi Jean Bauberot’ya ait. Read the rest

Atatürk Heykelleri Üzerine »

Burada amacımız güzel bir fikir paylaşım ortamı oluşturmak. Bu sebeple de üyemiz olsun ya da olmasın, Derin Düşünce için yazılmamış ama okunmasında fayda bulduğumuz bazı güncel veya eski tarihli yazıları da zaman zaman paylaşmak istiyoruz. Bu kategorideki yazıların ilk kısmını alıntılayacağız kalan kısmı için de sizi yazının ilk yayınlandığı siteye yönlendireceğiz. Konuyu tartışmak, yazı hakkındaki fikirlerini söylemek isteyenler düşüncelerini bu başlığın altında da paylaşabilir.

Yazarlarımızdan Fethi Sipahi Tan’ın ‘Atatürk Heykelleri Üzerine’ başlıklı bir yazısı:

Atatürk heykelleri ile ilgili tartışmalar var. Özellikle iki gündür Atilla Yayla meselesi kapsamında heykel konusunda da birşeyler söyleniyor. Buraya bırakılan yorumlarda Atatürk heykellerin bir ideoloji yahut din olarak Kemalizmin simgeleri olduğunu öne sürenler var. Bir arkadaş Atatürk diktatör olsa hayatında heykel diktirirdi derken bir diğeri bazı heykellerin hayatında dikildiğini beyan ediyor.

Öncelikle beni rahatsız eden büyük şehir meydanlarındaki Atatürk heykelleri değil, okullarda, resmi dairelerde zorunlu tutulan, yıkılamasın diye bir gecekondu önüne kondurulmuş, Türkiye’de ciddi bir sektör haline gelmiş olanları.

Yazının devamını buradan okuyabilirsiniz.

 

Kitap tanıtan kitap 1

Kitap okumak… Jean Paul Sartre, Nazan Bekiroğlu, Toshihiko Izutsu, Henri Bergson, Mustafa Kutlu, Dostoyevski, Elif Şafak, Clausewitz, Sadık Yalsızuçanlar, Alber Camus ile sohbet etmek… Suyun resmine bakmakla yetinmeyen, su içmek isteyenler için var kitaplar. Mesnevî var, El-Munkızü Min-ad-dalâl, Kitab Keşf al Mânâ, Er-Risâletü’t-tevhîd var.  Elinizdeki bu kitap Derin Düşünce yazarlarının seçtiği kitapların tanıtımlarını içeriyor. Bizdeki yansımalarını, eserlerin ve yazarların bıraktığı izleri. Farklı konularda 44 kitap, 170 sayfa. Zaman’a ayıracak vakti olanlar için… Buradan indirebilirsiniz.

 

Aydın kimdir? Muhafaza’nın ve Değişim’in kimyası

Aydın konusu gerçekten sorunlu görülüyor. Her ideoloji, her grup kendi liderini, kahramanını aydını ilan ediyor çünkü. Tam da bu sebeple tanımından önce başka bir sıfata daha ihtiyaç duyuluyor: Reformist aydın, muhafazakar aydın, Kürt aydını, Türk aydını, vs.. Kısacası “aydın olmak” hem toprak(toplum) hem de tohum(aydın) gibi üzerinde durulup incelenmesi yazılıp çizilmesi gereken bir kavram. Değişimin adresi kabul edilen Aydın’ın tanımı konusunda muhafazakar olunabilir mi?” 130 sayfalık bu kitapta modernleşme sürecinde Aydın’ı ve Aydınlanma’yı sorgulayan bakış açıları bulacaksınız. Ama teori ile yetinmeyen,  fikrin eyleme dönüşmesini, Cumhuriyet’i, demokrasiyi ve sivil itaatsizlik olgusunu da sorgulayan yazılar bunlar. Buradan indirebilirsiniz.

 İslâmcılık, Devrim ile Demokrasi Kavşağında

Müslümanca yaşamak için devletin de “Müslüman” olması mı gerekiyor? Bu o kadar net değil. Çünkü İslâm’ın gereği olan “kısıtlamaları” insan en başta kendi nefsine uygulamalı. Aksi takdirde dinî mecburiyet ve yasakların kanun gücüyle dayatılması vatandaşı çocuklaştırıyor ister istemez. İyi-kötü ayrımı yapmak, iyiden yana tercih kullanacak cesareti bulmak gibi insanî güzellikler devletin elinde bürokratik malzeme haline geliyor. 21ci asırda Müslümanca yaşamak kolay değil. Yani İslâm’ın özüne dair olanı, değişmezleri korumak ama son kullanma tarihi geçmiş geleneklerden kurtulmak. AKP’yi iktidara taşıyan fikrî yapıyı, Demokrasi-İslâm ilişkisini, İran’ı ve Milli Görüş’ü  sorguladığımız bu kitabı ilginize sunuyoruz. Buradan indirebilirsiniz.

Zaman Nedir?

“…Geçip gitmiş olmasa “geçmiş” zaman olmayacak. Bir şey gelecek olmasa gelecek zaman da olmayacak. Peki nasıl oluyor da geçmiş ve gelecek var olabiliyor? Geçmiş artık yok. Gelecek ise henüz gelmedi. Şimdiki zaman sürekli var ise bu sonsuzluk olmaz mı? ”  diyordu Aziz Augustinus. Zira kelimeler yetmiyordu. “Zaman Nedir?” sorusuna cevap verebilmek için kelimelerin ve mantığın gücünün yetmediğı sınırlarda Sanat’tan istifade etmek gerekliydi : Sinema, Resim ve Fotoğraf sanatı imdadımıza koştu. Ama felsefeyi dışlamadık: Kant, Bergson, Heidegger, Hegel, Husserl, Aristoteles… Bilimin Zaman’a bakışına gelince elbette Newton’dan Einstein’a uzandık. Bilimsel zamandan başka, daha insanî ve MUTLAK bir Zaman aradık. Delâilü’l-İ’câz, Mesnevî, Makasıt-ül Felasife , Telhis-u Kitab’in Nefs ve Fütuhat-ı Mekiyye gibi eserler Zaman-İnsan ilişkisine bambaşka perspektifler açtı. Zaman’ın kitabını buradan indirebilirsiniz.

Tarih şaşırmaktır

Evet… Tarih şaşırmaktır. Atatürk’e şaşırmak, Kürtlere şaşırmak, Lozan’a şaşırmaktır. Geçmişe hayret edip bugüne eleştirel bakabilmek, yarını hazırlamaktır Tarih. Geçmişe değil geleceğe dönüktür amacı. Özetle siyasî bir propaganda aygıtı değildir. Gaz vermek, “Asker millet” üretmek, atalarımızla gurur duymak için tarih araştırılmaz. Eğer resmî tarihin beyin yıkamasından bıktıysanız bu kitap ilginizi çekecektir… Buradan indirebilirsiniz. 

 

 

Kendi ülkesini işgal eden ordu

Hiç bir yeri işgal edemeyen ordular kendi ülkelerini işgal ederler. Çünkü bir ordunun ayakta durması için insan emeği ve maddî destek gereklidir. Beceriksiz ordular disiplinsiz olduklarından YABANCI DÜŞMAN ile savaşamazlar. Kolayca yenebilecekleri İÇ DÜŞMANLAR uydururlar ve bu bahane ile kendi ülkelerini işgal ederler. Başbakan asarlar. Milletvekillerini hapse atarlar. Korumakla yükümlü oldukları halkı işkenceler altında inletirler.  İşgalciler kimseye hesap vermezler. Halkın isyan etmesine engel olmak için “etrafımız düşmanla çevrili” diyerek  KORKU PROPAGANDASI yaparlar. Eleştirilerden uzak kalmak için farklı inançlardan ve kültürlerden olan insanların birbirine düşman olması da bu eşkiyaların işine gelir. Bu sebeple terörü destekleyebilir hatta teröristlere silah ve para yardımında bulunabilirler. Okuyacağınız kitap kendi ülkesini işgal etmiş bir ordunun kısa tarihidir. Buradan indirebilirsiniz.

Genel Kurmay Başkanı ile konuşmak… »

20080310_buyukanit.jpg Batı dillerinde intelligible diye bir kelime var. “Akılla, insanî zekâyla açıklanabilir, kavranabilir” anlamında.

Meslekleri gereği siyasetçilerin bir dedikleri bir dediklerini tutmuyor. Ama yaptıklarının ve söylediklerini iyi incelediğinizde uzun vadeli bir stratejiye hizmet ettiklerini görüyorsunuz:

  • 1) Oy tabanını arttırmak,
  • 2) Rakip partiden oy çekmek,
  • 3) Kalıcı projelere ortak olmak,
  • 4) Hatalarını saklamak,
  • 5) Halka şirin görünmek,
  • 6) Muhalefette ise iktidarı eleştirmek,
  • 7) Partinin imajını iyileştirmek…

Baykal ve Bahçeli’nin son bir yıldır ne yaptıklarını Read the rest

Dünya kadınlar günü »

Ecobella’dan dünya kadınlar günü armağanı    

  

 

20080308_dunya_kadinlar_gunu.jpg

Kadınsız bir dünyaya doğru… »

20080308_kadinsiz-bir-dunya.jpgEvrimcilerin iç hastalıkları adlı makalemizde bilimin mürşit olamayacağını, tersine irşad edilmeye ihtiyacı olduğunu söylediğimizde bilimciliğe yakın duran okurlarımız tepki vermişlerdi. Pozitivizmin eleştirilmesinin bilim düşmanlığına dönüşebileceği konusunda bizi uyarmışlardı.

Hiç eskimeyen bir “ahlâk bilmecesiyle” başlayalım işe: önünüzde duran kırmızı bir düğmeye basarak tanımadığınız bir insanı öldürmeniz isteniyor sizden. Bu hizmetin karşılığında 1000 dolar kazanacaksınız ve hiç bir zaman suçlanmayacaksınız. Yapar mısınız? Peki ya 1 milyon dolar? Yaşlı bir insan veya bir bebek olması fiatı arttırır mı?

İnsan sadece çıkarlarını maksimize etmek üzere programlanmış bir robot veya hayvan gibi davranmaya karar verince nerede duracağı belli olmuyor. Böyle insanların yüzünden kadınsız köyler, şehirler doğmaya başladı! Read the rest

Mutlu ol! Bu bir emirdir! »

Sinan Çetin’in cektigi bir kısa film. Film, 1934’de yürürlüğe konulan alaturka müzik yasağını ironik bir biçimde eleştiriyor. (Ekranın üzerine tıklayınız)

20080306_image3.jpg

Çanlar Kimin İçin Çalıyor ll »

Arif Egeli

20080306_canla.jpgABD’nin dünya ölçeğindeki etkinliğini sürdürmek, buna karşı oluşabilecek tehditleri bertaraf etmek adına yürürlüğe koyduğu Büyük Ortadoğu Seferi; bugün geldiği aşama itibariyle ne durumda? Bu makalede bu soruya yanıt aramaya çalışacağım.

İkiz kulelere yapılan ve pek çok analist ve siyaset bilimci tarafından, kuşkulu ve provokatif bulunan saldırılar; ABD’nin bu projeye artık başlamasını kaçınılmaz kıldı. Tehdit ete kemiğe bürünmüş, ABD’nin dünya egemenliği tehlikeye düşmüştü! Herkese gösterilmeliydi ki; ABD dünyanın patronudur ve bunun imparatorluk boyutuna taşınması dünyanın yararınadır. Read the rest

Yorum kurallarına ilişkin hatırlatma »

Özgürlüğü, insan haklarını ve demokrasiyi savunurken yorum onaylamak oldukça zor bir iş. Gönül istiyor ki bütün yorumlar yazıldıkları anda yayınlansın, o hiç sevmediğimiz sansüre başvurmak zorunda kalmayalım.

“Hakaret içeren yorumlar yayınlanmaz” demekle de olmuyor. Neyin hakaret olduğu veya olmadığı insandan insana o kadar değişiyor ki. Bunun yanında konuyla ilgisiz ama kendisi çok güzel olan yorumlar var. Ne yapmalı?

Peki ya kişisel çekişmeler, ağız kavgaları?

Sınırsız özgürlük Derin Düşünce sitesinin amaçlarına hizmet edecek bir seçenek değil. Bu sebeple ortalığı gerecek her türlü sözü yorumcularımızın kendiliklerinden elemesini, otokontrol uygulamalarını bekliyoruz.

İşte bir kaç hatırlatma: Read the rest