Hitit Medeniyeti »
By Fethi Sipahi Tan on Şub 24, 2008 in Makale | 4 Comments
“Kaçakçılar bilim adamından fazla çalışmış” diye bir habere rastladım, hayrola bilim adamı çalışmaz ki, demek çalışanı varmış diyerek detaya baktım. Meğer Hititleri ile meşhur vilayetimiz Çorum’daki tarihi eser istatistiklerine göre kaçakçılardan yakalanan eser sayısı resmi kurumlrca yürütülen kazılarda bulunandan daha fazlaymış. Haberde şöyle deniyor:
Binlerce yıllık geçmişe sahip olan Çorum, tarih boyunca Anadolu’yu yurt edinen farklı medeniyetlere ev sahipliği yaptı. Köklü bir geçmişi olan ilde çok sayıda antik şehir kalıntıları bulunuyor. Hitit Medeniyeti’nin önemli şehirlerinin yer aldığı Çorum’da beş farklı bölgede yaklaşık 100 yıldır kazı çalışmaları yürütülüyor. Kazılarda gün yüzüne çıkarılan eserler Ankara ve Çorum’daki müzelerde Read the rest





Son yazdığım “Aptallar için başörtüsü kılavuzu” adlı yazı, birçok Kemalist arkadaşın alınmasına sebep olmuş. Tahmin ettiğim gibi bazı arkadaşlar “asıl sensin aptal, pis yobaz !” şeklinde, attığım başlığın hakkını veren şeyler yazmışlar. Halbuki maksadım kimseye hakaret değil, ingilizce teknik kitaplarda da karşılığı bulunan “for dummies” serisine bir atıf yapmaktı.
“Neden küçük çocuklar yaptıkları resimleri büyüklere vermeyi bu kadar çok severler? Bir sevgi bağı oluşturmak? İçlerinden, kalplerinin derinliklerinden gelen o nesneyi vererek bir başka insanı mutlu etmek?
Sünnet bir mahalle baskısı unsurudur. Bildiğiniz gibi sünnet düğünlerinin bir kısmı mahallelerde yapılmakta ve mahallenin diğer sakinleri, kendilerini baskı altında hissetmektedir.Sünnet halkın “sünnetliler” ve “sünnetsizler” şeklinde kamplara ayrılmasına yol açmaktadır.
Şubat ayı Derin Düşünce Fikir Platformu için çok özel bir ay. Zira grubumuzun resmen kurulduğu ve yayına başladığı günden bu yana tam bir yıl geçti.
Ayşegül Genç
[
İstanbul
Viyana’nın, bilinen Türk kökenli siyasetçilerinden biri anlatıyor: Avusturyalı bir arkadaşım var. Kendisi 45 yaşlarında üst düzey bir bürokrat bayan. Aynı partide, birlikte siyaset yapıyoruz. Geçen gün, parti toplantılarından birinde, kahve molası vermiştik. O esnada oğlum aradı, ‘baba, sabah çıkarken hastaydın. Nasıl oldun?’ diye sordu. Ben de iyi olduğumu anlattıktan sonra telefonu kapattık. Bu konuşmaya kısmen şahit olan Avusturyalı arkadaşım, ‘kiminle, ne konuştuğumu’ sordu. Ben de, oğlumla konuştuğumu, sabah hafif hasta olduğumu ve oğlumun da beni merak ettiği için arayıp durumumu sorduğunu söyledim. Arkadaşım, kısmen şaşırmış, kısmen de üzüntüye bürünmüş yüz ifadesiyle, şunları söyledi: