RSS Feed for This Post

Hitit Medeniyeti

[İzlenimler’de yayınlandı]

“Kaçakçılar bilim adamından fazla çalışmış” diye bir habere rastladım, hayrola bilim adamı çalışmaz ki, demek çalışanı varmış diyerek detaya baktım. Meğer Hititleri ile meşhur vilayetimiz Çorum’daki tarihi eser istatistiklerine göre kaçakçılardan yakalanan eser sayısı resmi kurumlrca yürütülen kazılarda bulunandan daha fazlaymış. Haberde şöyle deniyor:

Binlerce yıllık geçmişe sahip olan Çorum, tarih boyunca Anadolu’yu yurt edinen farklı medeniyetlere ev sahipliği yaptı. Köklü bir geçmişi olan ilde çok sayıda antik şehir kalıntıları bulunuyor. Hitit Medeniyeti’nin önemli şehirlerinin yer aldığı Çorum’da beş farklı bölgede yaklaşık 100 yıldır kazı çalışmaları yürütülüyor. Kazılarda gün yüzüne çıkarılan eserler Ankara ve Çorum’daki müzelerde sergileniyor. Bilimsel kazılar devam ederken yeraltındaki zenginlik tarihi eser kaçakçılarının gaspına uğruyor. Şehrin tarihsel önemi nedeniyle devamlı alarm durumunda olan güvenlik güçleri, kaçak kazılarla ortaya çıkardıkları eserleri satmak isteyenlere göz açtırmıyor. Eski eser kaçakçılarını sıkı takibe alan emniyet ve jandarma, son yıllarda çok sayıda operasyona imza attı. Güvenlik güçlerinin operasyonlarda ele geçirdiği tarihi eser sayısı, Çorum’da devam eden kazı çalışmalarında ortaya çıkarılanları ikiye katladı

Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şubesi, düzenlediği 50 operasyonda 534 adet bronz sikke, 132 adet süs eşyası, 1 adet el yazması Kuran-ı Kerim, 1 adet tarihi mermer sütun, 8 adet tarihi taş eser, 182 adet ise muhtelif ebatlı tarihi eser yakaladı. Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü ekipleri de, 4 tarihi eser kaçakçılığı olayında 22 şüpheliyi gözaltına alırken 333 tarihi eser ele geçirdi.

Aynı dönemde Hitit Medeniyeti’nin ortaya çıkarılması için devlet desteği ile yürütülen Boğazkale, Alacahöyük, Şapinuva, Resuloğlu ve Yörüklü kazılarında ise 160 adet tarihi değeri bulunan eşya, 3 adet sikke, 193 adet tablet, 14 adet mühür olmak üzere toplam 370 tarihi eser gün ışığına çıkarıldı. Ayrıca arkeolojik değeri bulunan 251 adet eser satın alındı. Böylece toplam 621 adet tarihi eser Çorum’daki müzelerin envanterlerine girdi. Kaçak kazılar sonucu ele geçirilen eser sayısı ise bu rakamı geride bıraktı.

Kaçakçı tabii daha fazla eser bulur, adam oradan ekmek parası kazanıyor, maaşlı arkeolog, müze müdürü, kültür müdürü ne demeye eser bulacakmış, bunlar akşam beşte dükkanı kapatır, işi de ağırdan alırlar. Memuriyete giren boğa misali, fıkra malum. Hatta bunlar buldukları bazı şeyleri kaçakçıya bile satar. Ama bakın, kaçakçı tabir edilen girişimci insanlar gece gündüz demeden, üstelik çok pahalı aletler yardımıyla dağ tepe dolaşıp Çorum’daki Hitit kalıntılarını deşeliyor, üstelik adamın fazla mesai, yolluk, yevmiye derdi de yok.

Ben olsam bilim adamlarını kovalar, onlara ödeyeceğim maaş, yolluk, yevmiye, yemek parası vs. ile kaçakçılarla pazarlık edip eserleri müzeye kazandırırım. Daha iyisi Çorum müzesinin idaresini kaçakçılara bırakırım, eserlerin bir kısmını sergilemek ve belli bir süre sonra satmak üzere anlaşır Çorum’u bir antika, eski eser piyasasının döndüğü cennete çeviririm. Japonlar filan pek meraklı bu Hititlere, gelen turist bir miktar döviz bıraksa fena mı olur? Ayşegül Nadir’den de bu konuda yararlanmak lazım.

Resmi kurumlar kendilerini gayri resmi ve akıllıca yürüyen yeraltı sistemine adapte etmedikçe debelenip dururlar. Mafya sisteminde bakmasını bilenler için nice ibretler vardır mesela. Arkeoloji bölümlerinde de derslerin çoğunun defineci, müzayedeci ve kaçakçılarca verilmesi gayet yerinde olur.

Hammurabi yaşasa benim dediğim gibi yapardı, muhtemelen beni de Çorum Valisi yahut başdanışmanı olarak atardı. Şimdikiler pek akıllı ya, bilim adamı, profesörden filan birşey olur zannediyorlar.

Kitap tanıtan kitap 1

Kitap okumak… Jean Paul Sartre, Nazan Bekiroğlu, Toshihiko Izutsu, Henri Bergson, Mustafa Kutlu, Dostoyevski, Elif Şafak, Clausewitz, Sadık Yalsızuçanlar, Alber Camus ile sohbet etmek… Suyun resmine bakmakla yetinmeyen, su içmek isteyenler için var kitaplar. Mesnevî var, El-Munkızü Min-ad-dalâl, Kitab Keşf al Mânâ, Er-Risâletü’t-tevhîd var.  Elinizdeki bu kitap Derin Düşünce yazarlarının seçtiği kitapların tanıtımlarını içeriyor. Bizdeki yansımalarını, eserlerin ve yazarların bıraktığı izleri. Farklı konularda 44 kitap, 170 sayfa. Zaman’a ayıracak vakti olanlar için… Buradan indirebilirsiniz.

 

Aydın kimdir? Muhafaza’nın ve Değişim’in kimyası

Aydın konusu gerçekten sorunlu görülüyor. Her ideoloji, her grup kendi liderini, kahramanını aydını ilan ediyor çünkü. Tam da bu sebeple tanımından önce başka bir sıfata daha ihtiyaç duyuluyor: Reformist aydın, muhafazakar aydın, Kürt aydını, Türk aydını, vs.. Kısacası “aydın olmak” hem toprak(toplum) hem de tohum(aydın) gibi üzerinde durulup incelenmesi yazılıp çizilmesi gereken bir kavram. Değişimin adresi kabul edilen Aydın’ın tanımı konusunda muhafazakar olunabilir mi?” 130 sayfalık bu kitapta modernleşme sürecinde Aydın’ı ve Aydınlanma’yı sorgulayan bakış açıları bulacaksınız. Ama teori ile yetinmeyen,  fikrin eyleme dönüşmesini, Cumhuriyet’i, demokrasiyi ve sivil itaatsizlik olgusunu da sorgulayan yazılar bunlar. Buradan indirebilirsiniz.

 İslâmcılık, Devrim ile Demokrasi Kavşağında

Müslümanca yaşamak için devletin de “Müslüman” olması mı gerekiyor? Bu o kadar net değil. Çünkü İslâm’ın gereği olan “kısıtlamaları” insan en başta kendi nefsine uygulamalı. Aksi takdirde dinî mecburiyet ve yasakların kanun gücüyle dayatılması vatandaşı çocuklaştırıyor ister istemez. İyi-kötü ayrımı yapmak, iyiden yana tercih kullanacak cesareti bulmak gibi insanî güzellikler devletin elinde bürokratik malzeme haline geliyor. 21ci asırda Müslümanca yaşamak kolay değil. Yani İslâm’ın özüne dair olanı, değişmezleri korumak ama son kullanma tarihi geçmiş geleneklerden kurtulmak. AKP’yi iktidara taşıyan fikrî yapıyı, Demokrasi-İslâm ilişkisini, İran’ı ve Milli Görüş’ü  sorguladığımız bu kitabı ilginize sunuyoruz. Buradan indirebilirsiniz.

Zaman Nedir?

“…Geçip gitmiş olmasa “geçmiş” zaman olmayacak. Bir şey gelecek olmasa gelecek zaman da olmayacak. Peki nasıl oluyor da geçmiş ve gelecek var olabiliyor? Geçmiş artık yok. Gelecek ise henüz gelmedi. Şimdiki zaman sürekli var ise bu sonsuzluk olmaz mı? ”  diyordu Aziz Augustinus. Zira kelimeler yetmiyordu. “Zaman Nedir?” sorusuna cevap verebilmek için kelimelerin ve mantığın gücünün yetmediğı sınırlarda Sanat’tan istifade etmek gerekliydi : Sinema, Resim ve Fotoğraf sanatı imdadımıza koştu. Ama felsefeyi dışlamadık: Kant, Bergson, Heidegger, Hegel, Husserl, Aristoteles… Bilimin Zaman’a bakışına gelince elbette Newton’dan Einstein’a uzandık. Bilimsel zamandan başka, daha insanî ve MUTLAK bir Zaman aradık. Delâilü’l-İ’câz, Mesnevî, Makasıt-ül Felasife , Telhis-u Kitab’in Nefs ve Fütuhat-ı Mekiyye gibi eserler Zaman-İnsan ilişkisine bambaşka perspektifler açtı. Zaman’ın kitabını buradan indirebilirsiniz.

Tarih şaşırmaktır

Evet… Tarih şaşırmaktır. Atatürk’e şaşırmak, Kürtlere şaşırmak, Lozan’a şaşırmaktır. Geçmişe hayret edip bugüne eleştirel bakabilmek, yarını hazırlamaktır Tarih. Geçmişe değil geleceğe dönüktür amacı. Özetle siyasî bir propaganda aygıtı değildir. Gaz vermek, “Asker millet” üretmek, atalarımızla gurur duymak için tarih araştırılmaz. Eğer resmî tarihin beyin yıkamasından bıktıysanız bu kitap ilginizi çekecektir… Buradan indirebilirsiniz. 

 

 

Kendi ülkesini işgal eden ordu

Hiç bir yeri işgal edemeyen ordular kendi ülkelerini işgal ederler. Çünkü bir ordunun ayakta durması için insan emeği ve maddî destek gereklidir. Beceriksiz ordular disiplinsiz olduklarından YABANCI DÜŞMAN ile savaşamazlar. Kolayca yenebilecekleri İÇ DÜŞMANLAR uydururlar ve bu bahane ile kendi ülkelerini işgal ederler. Başbakan asarlar. Milletvekillerini hapse atarlar. Korumakla yükümlü oldukları halkı işkenceler altında inletirler.  İşgalciler kimseye hesap vermezler. Halkın isyan etmesine engel olmak için “etrafımız düşmanla çevrili” diyerek  KORKU PROPAGANDASI yaparlar. Eleştirilerden uzak kalmak için farklı inançlardan ve kültürlerden olan insanların birbirine düşman olması da bu eşkiyaların işine gelir. Bu sebeple terörü destekleyebilir hatta teröristlere silah ve para yardımında bulunabilirler. Okuyacağınız kitap kendi ülkesini işgal etmiş bir ordunun kısa tarihidir. Buradan indirebilirsiniz.

Trackback URL

  1. 4 Yorum

  2. Yazan:snowqueen Tarih: Şub 24, 2008 | Reply

    Fethi Bey,

    “Hititler” hakkında yazmışsınız iyi hoş ama keşke orada bir Babil kralının resmi olacağına Hitit kralının resmi olsaydı.
    Bir zamanlar Anadolusunun “süper gücü” olan Hititlerin krallarından örneğin Hattuşili(Hattuşalı yani Çorumlu demek), Hammurabi kadar saygıyı hakediyor:)

  3. Yazan:FST Tarih: Şub 24, 2008 | Reply

    Snowqueen,

    Evet haklısınız. Gaflete düşmüşüm, başta Hititler olmak üzere tüm kadim Anadolu halklarından ve Hammurabi’den özür dilerim.

    Kendi sitemde hata ile ilgili bir uyarı notu koydum, herhalde derindüşünce site editörleri uygun bir resim koyarlar.

    Selamlar.

  4. Yazan:snowqueen Tarih: Şub 24, 2008 | Reply

    Kendi topraklarımızdan çıkan Hitit eserlerinin nerede sergilendiğini biliyormusunuz bu arada?
    Almanya’da Pergamon Museum’da. Kaçakçılık çok eskiden başladı.

  5. Yazan:FST Tarih: Şub 25, 2008 | Reply

    Snowqueen,

    Kendi topraklarımızdan çıkan Hitit eserlerinin nerede sergilendiğini biliyormusunuz bu arada?
    Almanya’da Pergamon Museum’da. Kaçakçılık çok eskiden başladı.

    O konuda haklısınız ama bazen şöyle düşünüyorum, bizimkiler altında define bulacağız diye havaya uçuracağına varsın Almanya’da insanlığın istifadesine sunulsun bu değerler.

    Bergama’daki Zeus Sunağı da Berlin’de galiba. 2008 itibariyle üzücü görünüyor ama herhalde bizde kalsa bu eserler çoktan yerle bir olurdu.

    Benim yaşadığım bölgede (ki Hititlerin torunu olma ihtimalim yüksektir) bir çok köy evinin taşı antik harabelerden alınmadır. “Gavur mezarı”nda para bulacağız diye eski kalıntıları birer yıkıntıya çeviren, taşlarından da yarısı kerpiç evler yapanları görünce varsın Almanya’ya götürsünler diyorum.

ÖNEMLİ

--------------------------------------------------------------------

Tüm yazı, yorum ve içerikten imza sahipleri sorumludur. Yayımlanmış olmaları, bu görüşlere katıldığımız anlamına gelmez.

Hakaret içerse dahi bütün yorumlar birer fikir eseridir. Ama bu siteye ilk kez yorum yazıyorsanız, yorum kurallarına gözatın yine de.

Not: Sitenin ismini dert etmeyin, “derinlik” üzerine bayağı bir geyik yaptık, henüz söylenmemiş bir şey bulmanız oldukça zor :)

Editörle takışmayın, o da bir anne-babanın evlâdıdır, sabrının sınırı vardır. Siz haklı bile olsanız alttan alın, efendilik sizde kalsın.

Sitenin iç işleriyle ilgili yorum yapmayın, aklınıza takılan soruları iletişim kutusundan sorun, kol kırılsın, yen içinde kalsın.

Kendi nezaketinizi bize endekslemeyin, bizden daha nazik olarak bizi utandırın. Yanlış ve eksik şeylerden şikayet etmek yerine bilgi ve yeni bakış açısı sunarak tamamlayın, düzeltin, tevazu ile öğretin bize bildiklerinizi.

Bu kurallara başkasının uyup uymamasına aldırmayın, siz uyun. Bütün yorumları hızla onaylanan EN KIDEMLİ YORUMCULAR arasındaki nizamî yerinizi alın.

--------------------------------------------------------------------
  • Siz de fikrinizi belirtin