Main Content RSS FeedÖnceki Yazılar

Demokrasimize mola verelim mi? »

pt_askimiza-mola.JPGSon zamanlarda gördüğüm en matrak reklamlardan birini « Aşkımıza mola vereli mi ? » ile Engin Günaydın gerçekleştirmiş.  Demokrasi de aşk gibi, herkese göre değil, bıktırıyor tabi bir zaman sonra.   

Deniz Baykal geçenlerde idamı göze alırsın diye çıkıştı vatandaşı olduğu ülkenin başbakanına. Engin Günaydın gibi eliyle mola işareti yapıyor CHP, demokrasinin hakemi zannettiği silahlı güçlere yan gözle bakıyor, “mola verelim, bizim takım yorgun!” diyor.    

Demokrasimize mola verildiği seferlerden birinde, 1970 model, açık sarı renkli Anadol marka bir arabanın içindeydim. Babamı son görüşümüz olabilirdi o gece yarısı ama biz ablamla gülmekten kırılıyorduk arka koltukta. Read the rest

Sevgililer Günü ’nde Pırlanta Alacaklar, Bilmeniz Gereken Bir Şey Var! »

kanli-pirlanta.jpgSevgililer Günü yaklaştı. Bugüne özel birkaç reklam dikkatimi çekti. Hani şu her şeyi hatırlayan ama şu kadarcık (bu lafı söylerken baş ve işaret parmağınızı birleştiriyorsunuz.) bir şeyi unutan erkeklerden bahseden birkaç kadının yer aldığı reklamlar… Bir de “beni şu kadarcık sevsen yeter” diyen ve pırlanta dükkanını başı ile gösteren hoş bir kadın, şaşkın şaşkın kızın suratına bakan genç bir adam… Hepsi de pırlantaları işaret ediyor.  

Sevgilisinden, eşinden pırlanta bekleyen hanımlar! Hatta beraberinde evlilik teklifi bekleyen genç kızlar! İlişkisinin derinleşmesini, hatta mutlu bir yuvaya dönüşmesini hayal eden genç adamlar! Ya da pırlanta almak zorunda bırakılan köşeye sıkışmış çaresiz J erkekler! Bilmeniz gereken bir şey var! Read the rest

Dezenformasyonun böylesi.. »

dezenformation.jpgMedya dezenformasyonu diyoruz, buna dair sürekli örnekler veriyoruz, açıkcası “bakın yine ne rezillik yapmışlar” demekten de sıkıldım ama şu kadar yıllık blog yazarlığımda -galiba- hiç böylesi ‘organize’ olanı ile karşılaşmamıştım.

Taraf’taki Medyaİronik köşesini yazan, Alper Görmüş’ün yazısını okudum, “pes” dedim, “pes..”

Ben kaçırmışım, mesele şu: Hürriyet, Milliyet ve Vatan gazeteleri, Irak’ta 10 ay önce yaşanmış bir linç olayını internet sitelerinde 6 Şubat’ta tamamen çarpıtarak, “Ezan eşliğinde linç’, ‘ Kur’an eşliğinde kadına linç’ ve ‘Taşlarla başını ezerek öldürdüler’ başlıklarıyla yayınlamış.

Üç gazetenin sitesinde de koca şiddetinden kaçan ve Yezidîlere sığınan Sünnî bir kadının ilçe meydanında yakınları tarafından linç edildiği şeklinde verilmiş bu bayat haber.

Haber bayat ama istenen etkiyi vermesi için ayrıca çarpıtılmış da. Olayın aslı şu: Read the rest

Düş Bahçelerine Davet »

segi-icin-resim.jpgDüş Bahçeleri isimli minyatür ve resim sergisi.

Davetiyeyi indirmek için

Sergi tarihi: 11 Şubat Pazartesi saat 17.00
Yer: Altunizade Kültür Merkezi.

Adres: Barbaros Mh. Sırma Perde Sok. No:23 Altunizade – Üsküdar
Tel: 0216 531 30 00
Sanatçılar:

Orhan Dağlı
Ayşe Betül Akpınar
Fatma Aydoğan
Fatma Dağlı
Fatma Zehra Fidan
Feyza Şen
Kübra Erdoğan
Mafirat Onat
Nurdan Yiğit
Nurgül Kabasakal
Reyhan Fidan
Şifa Toptaş
Zülal Çay

 

Kitap tanıtan kitap 1

Kitap okumak… Jean Paul Sartre, Nazan Bekiroğlu, Toshihiko Izutsu, Henri Bergson, Mustafa Kutlu, Dostoyevski, Elif Şafak, Clausewitz, Sadık Yalsızuçanlar, Alber Camus ile sohbet etmek… Suyun resmine bakmakla yetinmeyen, su içmek isteyenler için var kitaplar. Mesnevî var, El-Munkızü Min-ad-dalâl, Kitab Keşf al Mânâ, Er-Risâletü’t-tevhîd var.  Elinizdeki bu kitap Derin Düşünce yazarlarının seçtiği kitapların tanıtımlarını içeriyor. Bizdeki yansımalarını, eserlerin ve yazarların bıraktığı izleri. Farklı konularda 44 kitap, 170 sayfa. Zaman’a ayıracak vakti olanlar için… Buradan indirebilirsiniz.

 

Aydın kimdir? Muhafaza’nın ve Değişim’in kimyası

Aydın konusu gerçekten sorunlu görülüyor. Her ideoloji, her grup kendi liderini, kahramanını aydını ilan ediyor çünkü. Tam da bu sebeple tanımından önce başka bir sıfata daha ihtiyaç duyuluyor: Reformist aydın, muhafazakar aydın, Kürt aydını, Türk aydını, vs.. Kısacası “aydın olmak” hem toprak(toplum) hem de tohum(aydın) gibi üzerinde durulup incelenmesi yazılıp çizilmesi gereken bir kavram. Değişimin adresi kabul edilen Aydın’ın tanımı konusunda muhafazakar olunabilir mi?” 130 sayfalık bu kitapta modernleşme sürecinde Aydın’ı ve Aydınlanma’yı sorgulayan bakış açıları bulacaksınız. Ama teori ile yetinmeyen,  fikrin eyleme dönüşmesini, Cumhuriyet’i, demokrasiyi ve sivil itaatsizlik olgusunu da sorgulayan yazılar bunlar. Buradan indirebilirsiniz.

 İslâmcılık, Devrim ile Demokrasi Kavşağında

Müslümanca yaşamak için devletin de “Müslüman” olması mı gerekiyor? Bu o kadar net değil. Çünkü İslâm’ın gereği olan “kısıtlamaları” insan en başta kendi nefsine uygulamalı. Aksi takdirde dinî mecburiyet ve yasakların kanun gücüyle dayatılması vatandaşı çocuklaştırıyor ister istemez. İyi-kötü ayrımı yapmak, iyiden yana tercih kullanacak cesareti bulmak gibi insanî güzellikler devletin elinde bürokratik malzeme haline geliyor. 21ci asırda Müslümanca yaşamak kolay değil. Yani İslâm’ın özüne dair olanı, değişmezleri korumak ama son kullanma tarihi geçmiş geleneklerden kurtulmak. AKP’yi iktidara taşıyan fikrî yapıyı, Demokrasi-İslâm ilişkisini, İran’ı ve Milli Görüş’ü  sorguladığımız bu kitabı ilginize sunuyoruz. Buradan indirebilirsiniz.

Zaman Nedir?

“…Geçip gitmiş olmasa “geçmiş” zaman olmayacak. Bir şey gelecek olmasa gelecek zaman da olmayacak. Peki nasıl oluyor da geçmiş ve gelecek var olabiliyor? Geçmiş artık yok. Gelecek ise henüz gelmedi. Şimdiki zaman sürekli var ise bu sonsuzluk olmaz mı? ”  diyordu Aziz Augustinus. Zira kelimeler yetmiyordu. “Zaman Nedir?” sorusuna cevap verebilmek için kelimelerin ve mantığın gücünün yetmediğı sınırlarda Sanat’tan istifade etmek gerekliydi : Sinema, Resim ve Fotoğraf sanatı imdadımıza koştu. Ama felsefeyi dışlamadık: Kant, Bergson, Heidegger, Hegel, Husserl, Aristoteles… Bilimin Zaman’a bakışına gelince elbette Newton’dan Einstein’a uzandık. Bilimsel zamandan başka, daha insanî ve MUTLAK bir Zaman aradık. Delâilü’l-İ’câz, Mesnevî, Makasıt-ül Felasife , Telhis-u Kitab’in Nefs ve Fütuhat-ı Mekiyye gibi eserler Zaman-İnsan ilişkisine bambaşka perspektifler açtı. Zaman’ın kitabını buradan indirebilirsiniz.

Tarih şaşırmaktır

Evet… Tarih şaşırmaktır. Atatürk’e şaşırmak, Kürtlere şaşırmak, Lozan’a şaşırmaktır. Geçmişe hayret edip bugüne eleştirel bakabilmek, yarını hazırlamaktır Tarih. Geçmişe değil geleceğe dönüktür amacı. Özetle siyasî bir propaganda aygıtı değildir. Gaz vermek, “Asker millet” üretmek, atalarımızla gurur duymak için tarih araştırılmaz. Eğer resmî tarihin beyin yıkamasından bıktıysanız bu kitap ilginizi çekecektir… Buradan indirebilirsiniz. 

 

 

Kendi ülkesini işgal eden ordu

Hiç bir yeri işgal edemeyen ordular kendi ülkelerini işgal ederler. Çünkü bir ordunun ayakta durması için insan emeği ve maddî destek gereklidir. Beceriksiz ordular disiplinsiz olduklarından YABANCI DÜŞMAN ile savaşamazlar. Kolayca yenebilecekleri İÇ DÜŞMANLAR uydururlar ve bu bahane ile kendi ülkelerini işgal ederler. Başbakan asarlar. Milletvekillerini hapse atarlar. Korumakla yükümlü oldukları halkı işkenceler altında inletirler.  İşgalciler kimseye hesap vermezler. Halkın isyan etmesine engel olmak için “etrafımız düşmanla çevrili” diyerek  KORKU PROPAGANDASI yaparlar. Eleştirilerden uzak kalmak için farklı inançlardan ve kültürlerden olan insanların birbirine düşman olması da bu eşkiyaların işine gelir. Bu sebeple terörü destekleyebilir hatta teröristlere silah ve para yardımında bulunabilirler. Okuyacağınız kitap kendi ülkesini işgal etmiş bir ordunun kısa tarihidir. Buradan indirebilirsiniz.

Humeyni Lenin’i döver mi? Ulus devlet bölüm III »

Kemalistler “Türkiye İran olmasın” derken kimi muhafazakârlar sırf “ABD’ye kafa tutuyor” diye İran’ı takdir ediyorlar. Oysa Kemalizm’in doğuşuna ve bugün içinde bulunduğu sıkıntıların kaynağına inecek cesareti gösterebilenler çok garip bir durumla karşı karşıya kalacaklar: İran’daki “İslâm devrimi” ve hatta Rusya’daki 1917 Ekim devriminin bizdeki “çağdaşlaşma projesi” ile akıl almaz benzerlikleri var.

Neden? Read the rest

İstanbul mezar taşları »

Meliha Şen (Osmanlı tarihi ve İstanbul ile ilgili çalışmalarını FLICKR sayfalarından izleyebilirsiniz.)

mezar-taslari_0.jpg

Read the rest

Demokrasi, laiklik, hukuk ve başörtüsü »

kukla_ozgurluk.jpgSon günlerde başörtüsü tartışmaları aldı başını gidiyor. Aslında bu ve buna benzer tartışmalara girmeyi çok anlamsız buluyorum. Çünkü, yıllardır Türkiye’yi sömüren bir egemen güç var. Bu güç çoğunlukla, ülkenin belli kaynaklarını peşkeş çekmek suretiyle kendisine rantlar elde eden, nispeten daha iyi eğitimli, yurtdışında bulunmuş bir tayfadan oluşuyordu. Türkiye gibi geri kalmış bir ülkenin yönetimini ele geçirmek ve kaynaklarını istediği gibi kullanmak bunlar için zor olmadı. Fakat, Türkiye’nin gelişmeye ve insanların da bilgiye çok farklı kaynaklardan ulaşmaya başlamasıyla birlikte bu rant grubunun tasfiye süreci de başlamış oldu. Hiçbir emek sarf etmeden Türkiye’de sulta kuran bu tayfa, bugüne kadar hiç dikkate almadığı “çarıklı”larca tasfiye edilince, nasırına basılmış “yogi” gibi homurdamaya başladı.    Read the rest

Aptallar için Başörtüsü Kılavuzu »

Benim gibi 70’lerde doğanların en büyük talihsizliği bütün ömürleri boyunca aynı konuların usanmadan tartışıldığı bir ülkede yaşamak herhalde. Komik olan şu ki, 20 yıldır, özellikle baskıcı, devletçi Kemalist kesimde kullanılan argümanlarda hiçbir yenilik yok.. Gerçi hakkını yememek lazım, Şerif Mardin’in dile getirdiği “mahalle baskısı” iyi bir sığınak sağladı. Mardin, sosyolojik açıdan Said Nursi ve Nurculuk akımını modernist bir akım olarak nitelediği kitabı nedeniyle camiadan aforoz edilmiş olsa da, konu “mahalle baskısı” olunca birden aynı insanlar tarafından el üstünde tutulmaya başlandı. Sonra hoca sözlerinin yanlış anlaşıldığını, Read the rest

Özgürlük(*) »

ucan-marti.gifOkulda defterime, sırama ağaçlara yazarım adını
Okunmuş yapraklara, bembeyaz sayfalara yazarım adını
Yaldızlı imgelere, toplara tüfeklere, kralların tacına
En güzel gecelere, günün ak ekmeğine yazarım adını
Tarlalara ve ufka, kuşların kanadına
Gölgede değirmene yazarım.
Uyanmış patikaya, serilip giden yola,
Hınca hınç meydanlara adını

Ey özgürlük!

Kapımın eşiğine, kabıma kacağıma,  içimdeki aleve
Camların oyununa, uyanık dudaklara yazarım adını
Yıkılmış evlerime, sönmüş fenerlerime, derdimin duvarına
Arzu duymaz yokluğa, çırçıplak yalnızlığa yazarım adını
Geri gelen sağlığa, geçen her tehlikeye
Yazarım ben adını, yazarım.
Bir sözün coşkusuyla, dönüyorum hayata
Senin için doğmuşum haykırmaya

Ey özgürlük!

Bir Zaman Kanadına “ÖZGÜRLÜK” Yazılan Kuşlar Nereye Uçtular?   Read the rest

Takke düştü kel göründü! »

takke-dustu.jpg“Ulusalcı” sıfatını benimsemiş ve darbe tezgahçısı derin bir terör örgütünün maceraları gazete ve televizyonlarda çarşaf çarşaf dökülüyor. Resmi ve gayri resmi ağızları, internet siteleri, e-mail grupları, gazeteleri, köşe yazarları, kerameti cüppelerinde gören üniversite hocaları, kopyacı profesörleri, türlü çeşitli dezenformasyon mekanizmaları ve tehditleri vasıtasıyla ortalığa saldıkları söylemde kullandıkları “tehlike ve düşmanların” bizzat kendileri olduğu açığa çıkıyor. Read the rest