RSS Feed for This Post

En büyük tehlike…

hakkari01.jpgNe zaman Güneydoğu’dan şehit Mehmetçik haberi gelse , ülkemin herhangi bir köşesinden bir yiğidimizi daha kaybettiğimizi öğrensem Zığındere şehitliğini hatırlarım… Kalbim ağlar sessizce… Çanakkale’de yan yana yatan , kaderleri birlikte çizilmiş bu diyarın dört bir yanından gelen kahramanları gözümün önüne getiririm. Eminim bu haberleri duymak onları da rahatsız ediyor. Hele hele torunlarından bazılarının asabiyetlerini öne çıkarıp asıl değerlerine ihanet ettiklerini gördüklerinde…

Ziyaretlerinizde her zaman, nereden
geldiği belli olmayan tatlı bir esinti karşılar sizi Gelibolu yarımadasındaki Zığındere Sargıyeri şehitliğinin kapısında… Adeta farklı bir yere geldiğinizi hissettirir size… Daha içeride Sevgili Peygamberimizin (S.A.V.) sözleri, Kuran-ı Kerim’den bir ayet ve üstad Mehmed Akif Ersoy’un Çanakkale şehitlerine şiirinden birkaç dize düşünen insanı şöyle bir kendine getirecektir eminim…

Hemen önünüzde yükselen mütevazı anıt ve Osmanlı Devleti’nin dört bir yanından gelen, doğru dürüst mezarı bile olmayan binlerce silah arkadaşını temsil eden şehitlerimizin özenle dizilmiş albayrakla süslü mezar taşlarıdır karşılaşacağınız tüm manzara…

Burayı her ziyaret edişimde bıkmadan, usanmadan okurum o taşları, o isimleri…Benim gözümde Çanakkale’deki bir çok gösterişli anıttan çok daha değerlidir onlar…

Lütfen sizler de dikkatli bakın o mezar taşlarına. Bütün ideolojilerinizi, bakış açılarınızı, görüşlerinizi, şu kritik günlerde sabahtan akşama kadar kafanızın içine doldurulan bir sürü bilgileri bir kenara koyun.

Bakın işte hemen solunuzdaki sıraya… Hakkari Şemdinli’den Yahya oğlu Turgut … Silivri’den Maksut oğlu Rüstem … Isparta’dan Ayvaz oğlu Mahsun…Yattığınız o toprakta aslında o kadar çok şey söylüyorsunuz ki bizlere… Peki ya sen Hakkari Yüksekova’dan Şaban oğlu Emin…Hadi anlatsanıza bizlere, torunlarınıza…

Isparta-Uluborlu’dan Cevad oğlu Bahaddin…Kütahya Emet’ten Yusuf oğlu Yasin… Mardin Kızıltepe’den Aziz oğlu Mahmud…Fethiye’den Rükneddin Oğlu Himmet… Adıyaman Gerger’den İbrahim oğlu Ahmet ! Sizler… Dünyayı şöyle bir sallayan kahramanlar… Nasıl yatarsınız burada sakin sakin…

Hadi kalkın ama… Ben dirilerden ümidi kestim çünkü…

Hangimiz haksızlığa uğramadık? Hangimiz acımızı sinemize gömmedik? Hangimiz bağrımıza taş basmadık?

Sizler değil miydiniz? Halife cihad ilan ettiğinde arkasındaki nedenleri hiç sorgulamadan bu çağrıya uyan … Sizler değil miydiniz Çanakkale’de Zığındere’de makinalı tüfeklerin namlularının ucunun kızardığı ,şarapnellerin, kolların, bacakların kan yağmuru altında havada uçuştuğu, Bursalı Mehmet Nihat’ın “Siperler muharebede derin birer mezbaha halindeydi….Bombardıman o kadar müthiş olurdu ki bu ateşin altında ileri hatlarda canlı insan kalacağına ihtimal verilmezdi.” dediği o dehşetli tablonun kahramanları… Anlatsanıza İngilizler tarafından şehid edilen arkadaşlarınızın intikamını almak için ettiğiniz yeminleri…Ya sen 57. Alay şehitliğinde yatan 4. Bölük Komutanı Diyarbakırlı Teğmenim Şevki… Arıburnu’nda Anzakların döşediği lağım patlayınca havaya uçanların memleketleri nereydi acaba? Anlatsana neler hissettiğini bizlere?

Anlatsanıza…Sarıkamış’ta birlikte donduğunuzu…Beyaz ölümün bile hiçbirinizi ayırmadığını… Açlıktan bir deri bir kemik kalmış, soğuktan kirli gri renge dönüşmüş hareket etmeye mecali olmayan ellerinizle hep birlikte at pisliğinin içinde ağzınıza atacak bir arpa tanesi aradığınızı… Ağrı Patnos’tan Mesut oğlu Yusuf …. Afyon Davulca’dan Dedeoğlu İhsan …Haykırsanıza aslanım Tifüs binlercenizi kırıp geçirirken bile ayıramadı ya sizi…

Anlatsana Van Başkale’den Selahaddin oğlu Duran! Sizler değil miydiniz? Yozgat’lı Ziveroğlu Ahmet’le beraber köyünüzde nişanlınız, sözlünüz, gözü yaşlı sevdiceğiniz yolunuzu beklerken Galiçya’da Polonyalı kızlara aşık olan… Öz be öz düşmanınız Rusların siperlerine gidip karşılıklı çay içen, sonra kendi siperinize dönüp yeniden bombardımana başlayan…

Anlatsanıza o cehennemi sıcaklarda günlerce aç, susuz bir halde çölü geçerek bir Donkişot misali Süveyş kanalına saldırdığınızı… Filistin’de, Nablus’ta , Tulkarim’de Türk, Kürt demeden General Allenby’nin süvarilerine hep birlikte teslim olduğunuzu… Esir kamplarında bin yıldır birlikte yaşadığınız vatanınızın, evinizin, Anadolunuzun hasretiyle yanıp tutuştuğunuzu… O kadar aşıktınızki bu topraklara…

Ordu Perşembe’den Ethem oğlu Rıfkı, Tunceli-Hozat’tan Velioğlu İbrahim, Samsun’dan İdris oğlu Baki, Urfa’dan İbrahim oğlu Abdülkerim…

Siz değil miydiniz? Mustafa Kemal Paşa hepinizi göreve çağırdığında her bir yandan koşup gelen…Afyon Kocatepe’de hep birlikte Allah’a dua edip işgalci Yunan askerine Dumlupınar’ı dar eden? Ya da Fransızları güneyden kovan?

Lütfen kalkın kahramanlar! Anlatın bizlere… Eğer bu topluma ırkçılık virüsü bir yayılırsa bunu kim durduracak? Bu toprağın insanları şimdiye kadar sağ-sol, alevi-sünni diye birbirine düşman edilirken şimdi Türk-Kürt diye mi kırdırılacak?

Sesiniz ta Kandil dağında duyulsun! Yankılansın İmralı’da! Söyledikleriniz bu milletin bütün fertlerinin şuuruna işlesin! Terörist kamplarının hiçbir şekilde sivillere zarar vermeden yok edilmesinin hedeflenmesi gerekirken “Erbil’i dümdüz edelim!, Musul’u da Kerkük’ü de alalım !” çığlıkları atan, şehit sayısını çok daha artıracak mantık dışı hareketlere çağıranlara, ırkçı vurgular yapan, teröristle vatandaşını ayıramayıp rencide edici sloganlar atıp, yazılar yazanlara karşı…

Lütfen dirilin artık!

Bu toplum, en büyük amacı karşılıklı ırkçılığı körüklemek olan (bunu bugüne kadar her şeye rağmen başaramayan, ancak tohumlarını atan ) PKK terör örgütünün (ve tabi ki destekçilerinin) oyununa asla gelmemeli!

Öyleyse ne duruyorsunuz mezarınızda…

(Bu yazı www.geliboluyuanlamak.com sitesinde de yayınlanmıştır.)

kudus.jpg

image004.jpg

image008.jpg

4 [?]

Trackback URL Print This Post Print This Post

  1. 5 Yorum

  2. Yazan:Mehmet Yılmaz Tarih: Eki 28, 2007 | Reply

    Tuncay Bey,

    Yaziniz kadar çektiginiz resimler de düsündürücü.
    1) ilk resimde Kudüs, Kosova ve Tunceli dogumlu 3 sehit yanyana yatiyor. ihtimal Kudüs’lünün soyunda Araplik, Kosovali’da Bosnaklik, Tunceli’lide Kürtlük vardi.
    2) Ayni resim ve bir baska resimdeki Kerkük’lü bir sehit ise bugün artik Türkiye’ye ait olmayan bu topraklar sebebiyle VATAN BÖLÜNEBiLiR gerçegini yüzümüze çarpiyor.

    Suçu istedigimiz kadar ingilizlere atalim, bu topraklarin kaybedilmesi önce bu halklarin sevgi ve sadakatinin kaybedilmesi anlamina geliyor kanaatimce.

    3) Bir kaç resimde gördügüm Diyarbakir ise 5 nolu askeri cezaevini ve orada 1981-1984 yillari arasinda iskence gören Kürtleri aklima getirdi.

    Yazinizda “Hangimiz haksızlığa uğramadık ? Hangimiz acımızı sinemize gömmedik? Hangimiz bağrımıza taş basmadık?” demissiniz. Zannetmiyorum bu tür haksizliklari mi kasdettiniz?

    Eger yazinizda dilediginiz gibi sehitlerimiz dirilse ve Diyarbakirli olanlar torunlarinin kendi memleketlerinde Kürt olduklari için asagilandiklarini görselerdi herhalde bunu yapanlarin yüzlerine tükürürlerdi.

    En azindan kanlarini helâl etmeme riskleri var ki az bir sey degil.

    2007′nin ülkücüleri ise bize 6-7 eylül olaylarini yeniden yasatmaya niyetlenmisler : http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=237118

    Bursa’da sahipleri Mardinli diye mağaza yağmalandı. Ayvalık’ta, ataları Afrika’dan gelenler bile hedef oldu. Parti binaları taşlandı. Muğla’da tinerci adam bıçakladı, ülkücüler Doğululara saldırdı“ 

    Islâm’da bildiginiz gibi re-enkarnasyon diye bir sey yok, haliyle sehitlerimiz dirilmeyecek. Demek ki yedigimiz her halti Türk bayragina sarip gizlemeyi bir kenara birakip ALLAH’in emirlerini uygulamaya baslasak iyi olacak. Yani kul hakkina saygi göstermeye.

     Derin muhabbetlerimle

     

     

  3. Yazan:Gökhan Tarih: Eki 29, 2007 | Reply

    Bu yazının ana fikri anlayanlara çok şey ifade eder!.Kürt,laz,çerkez,türkmen,çeçen,arap,rum,ermeni,yahudi kökenli hatta, alevi,sünni,şii,ortodoks,katolik,musevi,ateist,kominist,zengin,fakir,……vs olabilirsiniz.Ama TÜRKÜM !! diyebilmek bir ayrıcalıktır. Çünkü TÜRK olmak bir HUZUR LİMANI’dır. Bu limana sığınabilmek ayrıcalıktır. .Birlik olmaktır, Güçlü olmaktır, Onurlu olmaktır, İNSAN OLMAKTIR TÜRK OLMAK.
    Bu önemli bir ayrıcalıktır,kavrayamayanlar için ise husumettir,Kıskançlık duygularını en üst düzeye çıkartır.Ne yazık ki; sadece bu sebep bile bizi bölmek ve bu ayrıcalıklarımızdan yoksun bırakmak için aramıza nifak sokulması için yeterlidir.Bunun ayırdına varanlara ne mutlu.

    NE MUTLU TÜRK’ÜM DİYENE, NE MUTLU TÜRK’ÜM DİYEBİLENE!!!,

    TÜRKLÜK HUZUR LİMANI HERKESE AÇIKTIR.

  4. Yazan:Mehmet Yılmaz Tarih: Eki 29, 2007 | Reply

    Gökhan Bey,

    “İNSAN OLMAKTIR TÜRK OLMAK” demissiniz. Kürt veya çerkez kalarak da insan olunmuyor mu acaba?

  5. Yazan:Rıdvan Tarih: Eki 29, 2007 | Reply

    Türk olmak bir tercih değil, verilmiş bir statüdür. Türkiye cumhuriyeti vatandaiı olmak ,se kazanılabiel bir statüdür. O nedenle kimse Allah a dünyaya gelirken dilekçe yazmıyor. Hamgimize soruldu hangimiz bir dilek beyan etti. Türk yada Arap yada Alman olmayı. Kendimizi milletimizle beraber bulduk. Şüphesiz her insan milleti ile övünebilir. Ben de Türküm şanlı bir mazim var. Ama ben şu an ne yapıyorum bu önemli.
    Üniversite yıllarında yurtta aynı odayı paylaştığım MUşlu bir arkadaşıma Türküm dedirtememiştim. O kadar yalvardım. Ne olur desen dedim. O ben Kürdüm dedi. Başka bişey demedi. Milliyet önemli ama asıl olan adam olmak, Dini dili ırkı cinsiyeti mezhebi meşrebi ne olursa olsun insanı insan olduğu için sevebilmek ADAM OLMAK demektir.
    Bundan sonra önemli olan vatan ve bayrak bilincidir. Bu topraklar üzerinde yaşayan insanların birlik bilincidir. Çanakkale de bu bilinçle kazanılmıştır.

  6. Yazan:saldiray Tarih: Kas 9, 2007 | Reply

    Belki Ispartalı Mahsun köyünde çiftçilik yapıyordu. Sonra seferberlik ilan ettiler, gitmezse kurşuna dizerlerdi, askere gitti. Kendisi gibi binlerce genç gibi Mahsun’u da cepheye sürdüler. Osmanlı’nın başındaki padişah veya Ankara hükümetinden birileri Mahsun ve arkadaşlarının ölüme yürümesini uygun görmüşlerdi. Mahsun’a sormadılar Süveyş’e yüzmek ister misin diye. Mahsun’a sormadılar Çanakkale’de ölmek ister misin diye. Mahsun korka korka gitti cepheye. Gitmese Divan-ı Harp’te asarlardı, mecburen gitti. Komutan ileri diye bağırdı. Mahsun cephede kaldı. Sonra komutan “ben sizden hücum etmenizi istemiyorum, ben sizden ölmenizi istiyorum, ama sizin ölümünüz düşmanı oyalayacak ve destek birlikler gelecek” dedi. Bu iş Mahsun’un pek kafasına yatmadı, zaten pek kafası da çalışmazdı. Ama herkes Allah Allah diye siperden akın edince o da herkese katıldı, o da herkes gibi öldü. Nedenini niyesini bilmeden. Hiçbir seçme hakkı olmadan.

    Mahsun kahraman değildi, Mahsun olsa olsa kurbandı. Kendini haklı gören, vatanın toprağına çamuruna vatanın üstünde yaşayan vatandaştan daha fazla önem veren hastalıklı bir düşüncenin kurbanıydı.

    Ayrıca tanımadığımız etmediğimiz Türk soyundan gelen atalarımızın yaptıklarıyla övünmeyi biliyorsak, yeri geldiğinde yaptıklarından utanç da duymamız gerekir ki bu saçmalıktan öteye gidemez. Bir Alman çocuk neden Naziler’in yaptıklarından dolayı vicdan azabı çeksin ve kendini suçlu hissetsin…

ÖNEMLİ

--------------------------------------------------------------------

Tüm yazı, yorum ve içerikten imza sahiplerinin kendileri sorumludur. Yayımlanmış olmaları, bu görüşleri Derin Düşünce Grubu üyelerinin benimsediği anlamına gelmez.

Yorum bölümü özgür bir tartışma ortamı yaratmak için vardır. Ancak saldırgan ve düzeysiz yorumlar yayınlanmayacaktır. Eğer bu siteye ilk kez yorum yazıyorsanız, yorum kurallarına gözatmanızı istirham ederiz.

--------------------------------------------------------------------
  • Siz de fikrinizi belirtin