İşkence yapan çapulcu ise problem yok mu? »
By Tavit Kilimciyan on May 1, 2014 in Gezi Parkı terbiye edilebilir mi?, İşkence, şiddet, Türk Solu | 1 Comment
Duyarlı ve vicdanlı bir solcu aktivistin “kol kırılır yen içinde kalır” zihniyetine karşı çıkarak, birçok insanın hâlihazırda bildiğini sonradan öğrendiğimiz vahim bir hadiseyi deşifre etmesi ile ortaya çıkan bir skandal var. İddialar korkunç…
Yerel seçim öncesi Beşiktaş’ta “Berkin Elvan İşgal Evi” adı verilen bir mekânda kalan iki çocuk hırsızlık yaptıkları gerekçesi ile öldürülesiye dövülüyor. İddialara göre çocuklar öksüz ya da yetim, evsiz, “TMK mağduru çocuklar” olarak bilinen, genç yaşlarında talihsiz bir şekilde orantısız bir mahkûmiyet geçirmiş, hapisten çıkmış çocuklar. Kimsesiz, toplumun ilgisine ve duyarlılığına ihtiyaç duyan, doğuştan şanssız çocuklar…
Çocuklar hırsızlık yaparken yakalanıyor. “Evladım yapma bir daha” denilecek ve “ihtiyacınız nedir” diye sorulacak yerde, bir partinin yöneticisi olan 4 ila 7 kişi çocukları beş saat boyunca evde zorla tutuyor, “sorguluyor” ve bu “sorgulama” esnasında sopalarla dövüyor. Daha sonra dayak yiyen çocukları Beşiktaş Abbasağa Parkı’na bırakıyorlar ve saat başı ölüp ölmediklerini kontrol ediyorlar.
Polis şiddetine karşı bir simge olan Berkin Elvan’ın isminin verildiği bir “işgal evinde” iki çocuğa Gezi olaylarında aktif rol almış kişilerce ağır şiddet uygulanıyor. Gerekçe hırsızlık. Oysaki işkencenin uygulandığı bina; kullananlar tarafından “ele geçirilmiş” ve “kamulaştırılmış” bir Ermeni vakfı binası. Yani binaya el koyanların yaptığı hırsızlık değil, iki çocuğun yaptığı ve işkence ile sonuçlanan hadise hırsızlık!

Olay artık iddia niteliğinde de değil. Zira olayda ismi geçen HDP Beşiktaş Belediye Başkan adayı Ahmet Saymadi, jiyan.org sitesinde “Bir hata ve bir linç hikâyesi” başlıklı yazısında dayak hadisesinin gerçekleştiğini kabul ediyor, ancak ne hikmetse bir siyasi linç kampanyasının mağduru olduğunu da iddia ediyor. Yani evet iki çocuğa dayak atılmasında dahli var ancak mağdur kendisi!
Olayın vahametinin boyutu, biraz daha eşeleyince daha da ortaya çıkıyor. Meğer bu işkence hadisesi, bu şahısların mensup olduğu parti (HDP’nin bileşeni olan Sosyalist Yeniden Kuruluş Partisi) yönetimince bilinmekteymiş. Parti yönetimi gururla açıklama yapıyor ve diyor ki: “Olayı disiplin kuruluna götürdük, adı geçenlerin öz eleştirisini aldık, kınama cezası verdik, cezalara olaya iştirak edenler itiraz etti, şu an itirazları değerlendiriyoruz.”
Ortada adli bir olay var. İki çocuğa işkence edilmiş. Olayın faillerini bilen bir parti yönetimi var. Bu şahısları polise ihbar edeceklerine, kol kırılır Read the rest














Batı sanatı her hangi bir konuyu “güzel” anlatır. Bir kadın, batan güneş, tabakta duran meyvalar… İslâm sanatının ise konusu Güzellik’tir. Bunun için tezyin, hat, ebru… hatta İslâm mimarîsi dahi soyuttur, mücerred sanattır. Zira:







Roman nedir? Tarif dahi edilmesi zor bir kavram. Sanatçının İnsan’a bakışını, toplumla kurduğu ilişkiyi yansıtır sanat eserleri. Bu sebeple sanat her çağda yeniden icad edilir. Ünlü yazar Heinrich Mann’ın dediği gibi: “Bütün romanların ve hikâyelerin amacı kim olduğumuzu bilmektir, Edebiyatın önemli bir konuma sahip olmasının nedeni, sadece doğanın ve insanlar âleminin ayrıntılarını tek tek açıklaması değil, insanları hep yeni baştan keşfetmesidir.” Okuyacağınız bu eserle





İslâm’da Mimar ve Şehir
Söz yıkar şiir imar eder




![273[1]](http://www.derindusunce.org/wp-content/uploads/2014/04/2731.gif)

