Dede Efendi Hz. İsfahan Taksimi »
By لاادرى on Tem 27, 2013 in Medeniyet, Tasavvuf | 0 Comments
Önceki YazılarBy my on Tem 27, 2013 in İslam, Soyut Sanat (Örnekler) | 2 Comments
Bu görseller “Soyut Sanat Müslümanın Yitik Malıdır” isimli yazı dizisinin bir parçasıdır. Eserleri tam boy görmek için: Read the rest
By Katrin Baskiotis on Tem 26, 2013 in İnsan Müzikleri | 0 Comments
By Berivan K. on Tem 26, 2013 in Çapulcu CHP iktidardayken, Gezi Parkı terbiye edilebilir mi?, Kemalizmin Zararları | 1 Comment
« … Şapka ile namaz kılınamaması, ona karşı bir antipati doğurmuştu… Şapka Kanunu’nun çıkmasıyla birlikte Erzurum, Rize, Sivas, Maraş, Giresun, Kırşehir, Kayseri, Tokat, Amasya, Samsun, Trabzon ve Gümüşhane’de sert direnişler yaşandı. Ama hepsi çok şiddetli, hatta vahim bir şekilde bastırıldı… Mesela Trabzon’un Of İlçesi, Hamidiye Zırhlısı tarafından bombalandı. “Bizim uşaklar”ın, “Atma Hamidiye atma, şapka da giyeceğuk, vergi de vereceğuk” diye aman dilemeleri meşhurdur. Oysa, şapkadan başka bir başlık giymekte direnmenin cezası, kanuna göre, üç aya kadar hafif hapisti. Ama şapka, İstiklal Mahkemeleri’nin en önemli konusu haline getirilmişti. Ve şapkaya direndikleri gerekçesiyle, başta İskilipli Atıf Hoca ile Babaeski Müftüsü olmak üzere, Rize’de 8, Maraş’ta 7, Erzurum’da 4, Sivas’ta 3, İskilip’te 2, Menemen’de 28 olmak üzere, çeşitli yerlerde toplam 78 kişi idam edildi.
Ardından 25 Kasım 1925’de çıkarılan yeni bir kanunla bütün erkekler için şapka giyme zorunluluğu getirildi. Böylece şapka dışında bir başlık giyilmesi cezayı gerektiren bir suç haline getirildi. Şapka Kanunu’na muhalefet ettiği gerekçesiyle idama mahküm olanlar arasında bir de kadından söz edilir. Bu, Erzurum’da (yıl 1926) bohçacılık yaparak hayatını kazanan “Şalcı Bacı”dır… Gazeteci Nimet Arzık, bu olayı duyduğunda bir hikâye yazdığını ve adını “Şalcı Bacı Asılmaya Gidiyordu” koyduğunu anlatır.
Nimet Arzık, Şalcı Bacı’nın “Şapka Kanunu’na Muhalefet suçundan asılacağı”nı öğrendiğinde çok şaşırdığını, “candarmalar” onu iterek sehpaya götürürken “Kadın şapka giye ki asıla?” diye sorarak geçtiği yollardaki “donuklaşmış” insanların içlerini kabarttığını ifade eder. Şalcı Bacı’nın “Kadın şapka giye ki asıla?” şeklindeki safça şaşkınlığını Nimet Arzık şöyle cevaplandırır: “1 Kasım 1925’te kabul edilen Şapka Kanunu, Anadolu’da yer yer protestolara sebep olunca, hükümet demir yumruğunu kullanmaya karar verdi. “Konya, Maraş, Giresun, Rize, Erzurum, Kayseri gibi şehirlerde halkın şapkaya direnmesi, buralarda gezici İstiklal Mahkemeleri’nin dolaşmasına sebep oldu. “Bu mahkemeler sadece Erzurum’da 30 kadar idam hükmü verdi. » (Yavuz Bahadıroğlu)
… Çapulcular üzerine okumak için…
Hükümeti devirmek isteyen birileri mi var?
4 Türk bankası çalışanlarını sömürmek, tüketiciyi kandırmak ve haksız rekabetten dolayı çok ağır cezalar yediler. Hemen ardından Türkiye tarihin en büyük anti-kapitalist ayaklanmasını yaşadık. Göstericiler “Sosyalist Türkiye” ve “yaşasın devrim” sloganları atarak orak-çekiçli pankartlar, Deniz Gezmiş posterleri taşıdılar. Tuhaf olan ise bazı bankaların ve holdinglerin bu ayaklanmaya destek olmasıydı. Anti-kapitalist göstericiler 20 gün boyunca İstanbul’un en lüks otellerinden birinde bedava kaldılar. Tuhaflıklar bununla da bitmedi. CNN, BBC, Reuters ve daha bir çok medya kuruluşu bir kaç sene önce, üstelik yabancı ülkelerde çekilmiş yaralı ve ölülerin fotoğraflarını “Türkiye” diyerek servis etti. Tayyip Erdoğan’a destek için toplanan AKP’lilerin fotoğrafı CNN tarafından kazayla(?) “Ayaklanmış Protestocular” olarak yayınlandı.
Dünyada da tuhaf şeyler oldu:
“Kazalar” bu kadar çoğalınca insanlar ister istemez bazı şeyleri sorguluyor:
Elinizdeki kitap bu sorulara ve darbe iddialarına cevap arıyor. Buradan indirebilirsiniz.
Genel seçimler yaklaşırken başladı Taksim Gezi Parkı olayları. İnsanlar öldü, yaralananlar, tutuklananlar oldu. Taksim’deki sanat galerileri bile yağmalandı. Maddî zarar büyük: Yakılan otobüsler, özel araçlar, iş yerleri. Ancak hâlâ isyancıların ne istediğini bilmiyoruz. Taksim Dayanışma Grubu’ndan çelişkili açıklamalar geliyor. Polisi ya da göstericileri suçlamadan önce şunu bilmek gerekiyor: “Çapulcular” ne istiyor? Daha fazla demokrasi? Sosyalizm? Devrim? Darbe? Elinizdeki e-kitap bu sorulara cevap arıyor. Buradan indirebilirsiniz.
Evet… Tarih şaşırmaktır. Atatürk’e şaşırmak, Kürtlere şaşırmak, Lozan’a şaşırmaktır. Geçmişe hayret edip bugüne eleştirel bakabilmek, yarını hazırlamaktır Tarih. Geçmişe değil geleceğe dönüktür amacı. Özetle siyasî bir propaganda aygıtı değildir. Gaz vermek, “Asker millet” üretmek, atalarımızla gurur duymak için tarih araştırılmaz. Eğer resmî tarihin beyin yıkamasından bıktıysanız bu kitap ilginizi çekecektir…Buradan indirebilirsiniz.
Kendi ülkesini işgal eden ordu
Hiç bir yeri işgal edemeyen ordular kendi ülkelerini işgal ederler. Çünkü bir ordunun ayakta durması için insan emeği ve maddî destek gereklidir. Beceriksiz ordular disiplinsiz olduklarından YABANCI DÜŞMAN ile savaşamazlar. Kolayca yenebilecekleri İÇ DÜŞMANLAR uydururlar ve bu bahane ile kendi ülkelerini işgal ederler. Başbakan asarlar. Milletvekillerini hapse atarlar. Korumakla yükümlü oldukları halkı işkenceler altında inletirler. İşgalciler kimseye hesap vermezler. Halkın isyan etmesine engel olmak için “etrafımız düşmanla çevrili” diyerek KORKU PROPAGANDASIyaparlar. Eleştirilerden uzak kalmak için farklı inançlardan ve kültürlerden olan insanların birbirine düşman olması da bu eşkiyaların işine gelir. Bu sebeple terörü destekleyebilir hatta teröristlere silah ve para yardımında bulunabilirler. Okuyacağınız kitap kendi ülkesini işgal etmiş bir ordunun kısa tarihidir. Buradan indirebilirsiniz.
By my on Tem 25, 2013 in İslam, Kitap Alıntısı, Soyut Sanat (Kaynak) | 0 Comments
“… Burada İslâm tarafından resim ve heykelin yasaklanmış olmasının İslâm sanatı alanında da olumlu bir yönünün olduğunu söylemek gerekir. Zira bu yaklaşım vakarı insanın resmine değil kendisine verir. Oysa resim ve heykel sanatlarının çok geliştiği yerlerde dikkatler insanın somut varlığına çevrilmiş ve asıl insanı insan yapan manevi kişilik ve vakarı gözlerden ırak tutulmuştur. Bazılarının İslâm sanatında durgunluk olarak eleştirdikleri şey de daha çok bu tasvir anlayışının olmamasından kaynaklanmaktadır. Zira değişim ve hareket daha çok insanın kendi kendisine yaptıkları şeylerde görülür. Oysa İslâm sanatı açısından asıl olan ilahi ve evrensel hakikatin sanat formunda yani insanın güzellik duygusuna hitap edecek şekilde yansıtılmasıdır …”
… Bu konudaki makaleler…
… Soyut Görme Kabiliyeti Üzerine…
… İslâm sanatından örnekler …
Kaynak Metinler için bu kategori
By Şivan Taşkıran on Tem 25, 2013 in Anarşizm, Kitap Alıntısı, şiddet | 0 Comments
“… Anarşist, dünya nizamını bozduğu kadar ve ondan önce içimizdeki nizamı bozan adamdır. O, her çehreye bürünür: Amele olur, hayattan, dünyadan şikâyetçidir. Muallim olur, gençlikten şikâyetçidir. İnsan olur, vicdandan, insandan şikâyetçidir. Hâkim olur, iz’andan şikâyetçidir. Nerede ve ne meslekte olursa olsun onun hali, onun lütfu, onun eseri, daima yıkıcı olmaktır …”
… Bu konuda okumak için…
Genel seçimler yaklaşırken başladı Taksim Gezi Parkı olayları. İnsanlar öldü, yaralananlar, tutuklananlar oldu. Taksim’deki sanat galerileri bile yağmalandı. Maddî zarar büyük: Yakılan otobüsler, özel araçlar, iş yerleri. Ancak hâlâ isyancıların ne istediğini bilmiyoruz. Taksim Dayanışma Grubu’ndan çelişkili açıklamalar geliyor. Polisi ya da göstericileri suçlamadan önce şunu bilmek gerekiyor: “Çapulcular” ne istiyor? Daha fazla demokrasi? Sosyalizm? Devrim? Darbe? Elinizdeki e-kitap bu sorulara cevap arıyor. Buradan indirebilirsiniz.
By Berivan K. on Tem 23, 2013 in Çapulcu CHP iktidardayken, Gezi Parkı terbiye edilebilir mi? | 0 Comments
”… Bundan 50-55 sene evvel [1945-1950 yıllarına rastlıyor] benim çocukluğumu geçirdiğim kasabada [Divriği’de], Cedid Mustafa Paşa Camisi hapishane olarak kullanılıyordu. Taş bir bina olduğu için tercih edilmişti; zaten o yıllarda camilerin çoğu kapalıydı. Mahkûmlar ayaklarını pencereden dışarı çıkarırlar, türkü söylerlerdi akşama kadar. Sokaktan geçerken, mahkûmlardan korkardık, sanki pencereden üzerimize atlayacaklar gibi gelir, ta uzaktan geçmeye çalışırdık. Camide tuvalet de, su da yoktu. Yıllar sonra benden yaşça daha büyük olan ve o yılları daha iyi hatırlayan bir emekli hâkime, mahkûmların tuvalet ihtiyaçlarını nasıl giderdiğini sordum: Mihrabın önüne büyük bir küp konmuştu. İki yanına inşaat iskelesi gibi iskele kurulmuş, iki de tahta uzatılmıştı. Mahkûmlar bu iskeleye çıkıp küpü kullanıyorlardı. Küp dolunca da gardiyan, kulpundan sırık geçirip iki mahkûmun omuzuna veriyor, dereye boşalttırıyordu.”
Kaynak: Osman Köker, “Necdet Sakaoğlu’yla Osmanlı’da idamlar üzerine”, Toplumsal Tarih, Sayı: 91, Temmuz 2001, s. 12
… Çapulcular üzerine okumak için…
Hükümeti devirmek isteyen birileri mi var?
4 Türk bankası çalışanlarını sömürmek, tüketiciyi kandırmak ve haksız rekabetten dolayı çok ağır cezalar yediler. Hemen ardından Türkiye tarihin en büyük anti-kapitalist ayaklanmasını yaşadık. Göstericiler “Sosyalist Türkiye” ve “yaşasın devrim” sloganları atarak orak-çekiçli pankartlar, Deniz Gezmiş posterleri taşıdılar. Tuhaf olan ise bazı bankaların ve holdinglerin bu ayaklanmaya destek olmasıydı. Anti-kapitalist göstericiler 20 gün boyunca İstanbul’un en lüks otellerinden birinde bedava kaldılar. Tuhaflıklar bununla da bitmedi. CNN, BBC, Reuters ve daha bir çok medya kuruluşu bir kaç sene önce, üstelik yabancı ülkelerde çekilmiş yaralı ve ölülerin fotoğraflarını “Türkiye” diyerek servis etti. Tayyip Erdoğan’a destek için toplanan AKP’lilerin fotoğrafı CNN tarafından kazayla(?) “Ayaklanmış Protestocular” olarak yayınlandı.
Dünyada da tuhaf şeyler oldu:
“Kazalar” bu kadar çoğalınca insanlar ister istemez bazı şeyleri sorguluyor:
Elinizdeki kitap bu sorulara ve darbe iddialarına cevap arıyor. Buradan indirebilirsiniz.
Genel seçimler yaklaşırken başladı Taksim Gezi Parkı olayları. İnsanlar öldü, yaralananlar, tutuklananlar oldu. Taksim’deki sanat galerileri bile yağmalandı. Maddî zarar büyük: Yakılan otobüsler, özel araçlar, iş yerleri. Ancak hâlâ isyancıların ne istediğini bilmiyoruz. Taksim Dayanışma Grubu’ndan çelişkili açıklamalar geliyor. Polisi ya da göstericileri suçlamadan önce şunu bilmek gerekiyor: “Çapulcular” ne istiyor? Daha fazla demokrasi? Sosyalizm? Devrim? Darbe? Elinizdeki e-kitap bu sorulara cevap arıyor. Buradan indirebilirsiniz.
Evet… Tarih şaşırmaktır. Atatürk’e şaşırmak, Kürtlere şaşırmak, Lozan’a şaşırmaktır. Geçmişe hayret edip bugüne eleştirel bakabilmek, yarını hazırlamaktır Tarih. Geçmişe değil geleceğe dönüktür amacı. Özetle siyasî bir propaganda aygıtı değildir. Gaz vermek, “Asker millet” üretmek, atalarımızla gurur duymak için tarih araştırılmaz. Eğer resmî tarihin beyin yıkamasından bıktıysanız bu kitap ilginizi çekecektir…Buradan indirebilirsiniz.
Kendi ülkesini işgal eden ordu
Hiç bir yeri işgal edemeyen ordular kendi ülkelerini işgal ederler. Çünkü bir ordunun ayakta durması için insan emeği ve maddî destek gereklidir. Beceriksiz ordular disiplinsiz olduklarından YABANCI DÜŞMAN ile savaşamazlar. Kolayca yenebilecekleri İÇ DÜŞMANLAR uydururlar ve bu bahane ile kendi ülkelerini işgal ederler. Başbakan asarlar. Milletvekillerini hapse atarlar. Korumakla yükümlü oldukları halkı işkenceler altında inletirler. İşgalciler kimseye hesap vermezler. Halkın isyan etmesine engel olmak için “etrafımız düşmanla çevrili” diyerek KORKU PROPAGANDASIyaparlar. Eleştirilerden uzak kalmak için farklı inançlardan ve kültürlerden olan insanların birbirine düşman olması da bu eşkiyaların işine gelir. Bu sebeple terörü destekleyebilir hatta teröristlere silah ve para yardımında bulunabilirler. Okuyacağınız kitap kendi ülkesini işgal etmiş bir ordunun kısa tarihidir. Buradan indirebilirsiniz.
By Katrin Baskiotis on Tem 23, 2013 in Aleviler, şiddet | 5 Comments
“… Alevi vatandaşlarımızın evini işaretleyen kişiler bu sefer de Halkevleri’nden çıkmış. Ve ne ilginçtir ki, o korkunç işaretlemeleri yapan zanlılar kendilerini, “Biz de Aleviyiz” diye savunmuş. Aleviler üzerine karanlık oyunlar oynayan bir silahlı örgütün defalarca suçüstü yakalandığını biliyoruz. Görünen o ki, bir taraftan Kürtler üzerine bir tezgâh kurmak isteyenler diğer taraftan da Alevileri bir bataklığın içine çekmek istiyor …” (Basın)
… Bu konuda okumak için…
Alevilik, Ortak Acılardan Bir Kimlik
Aleviler ızdıraplarda, geçmişin acılarında buluşuyorlar. Dersim, Madımak… Bu isimler anıldığında kırmızı bir düğmeye basılmış gibi bütün farklı Alevilik-LER birleşiyor ve bir tepki geliyor. Hızlı, öngörülebilir ve manipülasyona açık bir tepki bu. Ortada geç-ME-miş bir geçmiş var. Kıymetli yazarımız Cemile Bayraktar’ın dediği gibi “yüzleşilmediği müddetçe de geçmeyecek bu geçmiş” , çıkarılmayı bekleyen bir diken gibi acı vermeye devam edecek.
Diğer yandan çok sayıda Alevi kendi atalarına, dedelerine, manevî önderlerine en büyük acıları reva görmüş olanlara büyük bir sadakat ile bağlılar. Yani Kemalistlere ve CHP’ye. Yakın tarihi sorgulamak şöyle dursun ibadethanelerini Atatürk resimleriyle donatıyorlar. Ortak acıların ve siyasî tercihlerin dışında Alevileri birleştirecek bir inanç, bir kültür yok mu? Acaba Aleviler Stockholm sendromundan kurtulabilecekler mi? Elinizdeki kitap bunları sorguluyor. Buradan indirebilirsiniz.
By Emre Paksoy on Tem 22, 2013 in Kürtler, PKK, Tarih | 0 Comments
Kürt Tarihi üzerine hazırlamış olduğumuz yazı dizisinin son bölümüne geldik. Burada da PKK’nın 1995 yılından itibaren yoğun terör eylemleri ile başlayan süreçten günümüze kadar yaşanan gelişmeleri ele almaya çalışacağız.
Önceki bölümler:
***
Daha öncesinde yaptığımız sınıflandırma üzerinden devam edersek, 1995-99 yıllarını kapsayan dönemde de terör örgütünün yoğun terör eylemleri ile karşılaşıyoruz. Bu dönem aslında gerilla aşamasının başarısız olmasının bir sonucu. 1991-1994 dönemindeki faaliyetleri ile karşılaştırıldığında, PKK’nın 1995’teki terör eylemleri önemli ölçüde azalır. Resmi istatistiklere göre, PKK’nın 1993’te 4.063, 1994’te 4.012 olan saldırı sayısı 1995’te 2.059’a düşmüştür. Bu dönemde de örgüt kırsal alandan daha çok şehirlere yönelir. Bu stratejinin temeli, terör eylemlerinin Türkiye’nin batıdaki kentlerine taşınmasıdır. Batıdaki kentlerde gerçekleştirilecek olan yoğun terör Read the rest
By Tavit Kilimciyan on Tem 22, 2013 in Ekonomi, Kriz Çıkarma Özgürlüğü, Liberal Totalitarizm | 0 Comments
Bazı bankalar halkı soymak için kartel mi kurdu?
Rekabet Kurumu’nun mart ayında 12 bankaya kestiği 1.1 milyar liralık cezaya ilişkin yazdığı ayrıntılı rapor, tüketicilerin bankacılık sektörü tarafından nasıl soyulduğunu gözler önüne seriyor. Raporda bankaların aralarında anlaşıp mevduat faizini nasıl düşük tuttuğu, SMS’le, kredi kartıyla tüketicilerden nasıl haksız kazanç sağladıkları belgeleriyle yer aldı. Öyküsü en ilginç ve etkisi en büyük vurgunise konut başta olmak üzere tüketici kredilerinde çıktı.
Rekabet Kurumu raporuna göre, tüketici kredilerindeki vurgunun ortaya çıkartılması, dedektif filmlerini aratmayacak ölçüde ilginç bir tesadüfle başlıyor. Garanti Bankası’nda bir genel müdür yardımcısının Genel Müdür Ergun Özen’e attığı şifreli bir e-posta ilk ipucunu veriyor. Daha sonra bankaya yapılan bir başka baskında bulunan farklı bir belge, epostanın deşifre edilmesini sağlıyor. Ve böylece, müfettişlerin karşısına Türkiye’nin en büyük bankalarının karıştığı bir kredi soygunu Read the rest