Bu halkın %50’si AK Parti’ye karşıysa? »
By Aisha Benghazi on Tem 29, 2013 in Muhalefet | 0 Comments
Bu halkın %50’si AK Parti’ye karşıysa;
%80’i CHP’ye,
%88’i MHP’ye,
%95’i BDP’ye,
%99’u İP’ye karşı!
Önceki YazılarBy Aisha Benghazi on Tem 29, 2013 in Muhalefet | 0 Comments
Bu halkın %50’si AK Parti’ye karşıysa;
%80’i CHP’ye,
%88’i MHP’ye,
%95’i BDP’ye,
%99’u İP’ye karşı!
By my on Tem 29, 2013 in Avrupa Birliği, darbe, Demokrasi, Mısır | 0 Comments
“… Avrupa Parlamentosu’nun İngiliz üyesi Charles Tannock, askerî müdahaleyi memnuniyetle karşılıyor ve askerleri tebrik ediyordu. ‘Magna Carta’nın memleketinden gelen ses buydu AP’de. […]
AK Parti iktidarının Gezi Parkı hadiselerini tedvirine yönelik kuvvetli tenkitlerim mahfuz kalmak kayd-u şartıyla şu soruların her zamankinden daha meşru olduğunu düşünüyorum. Gezi Parkı olaylarında AB ve Avrupa Parlamentosu’nun cevvaliyeti Mısır’da nereye kayboldu? Gezi Parkı’nı ziyaret eden onlarca AP üyesine karşılık darbeler ülkesi Mısır’daki en son askerî müdahale üzerine kaç AP üyesi Mısır’a gitti? Gezi Parkı olayları devam ederken ışık hızıyla Türkiye kararı alan AP, Mısır raporunda askerî darbeyi neden kınayamadı?
Mısır ve Türkiye’nin AB ile ilişkilerinin statüsünün farklı olduğu itirazına katılıyorum da AB’nin bütün kurumları ile lal kesilmesine katlanamıyorum. Brüksel’in şu ana kadar tecavüze uğramış kadına verdiği ‘tek teselli’, ‘sen de o kadar açık giyinmeseydin’den öteye geçemedi. Hem de Afrika Birliği, Mısır’ın üyeliğini askıya almışken …” (Selçuk Gültaşlı)
By Jonathan Kucukarabaci on Tem 29, 2013 in Afrika, Dış Politika, Somali | 1 Comment
“… Türkiye’nin Somali gibi eski sömürge bölgelerinde en büyük rakibi elbette İngiltere olacaktır. Türkiye, Afrika dinamiğinde yol almasını sağlayan enstrümanları bulurken, ilerleyen günlerde ciddi sıkıntılar ile baş başa kalabilir.
Bölge ülkelerinin entegrasyonu konusunda ciddi adımlar atan Ankara, bölgedeki çatışmalardan doğan tansiyonun yerine ‘sessiz diplomasi’ yöntemini tercih ediyor. Böylece bölge ülkelerinin kendi aralarında sorunları iletişim yoluyla çözmesine büyük önem veriyor. Ancak Mogadişu’ya 22 yıl sonra yeniden büyükelçilik açan İngiltere, Somali’yi dünya gündemine taşıyan Türkiye’den rol kapma çabası taşımaktadır. İngiltere’nin tekrar Somali siyasetine eğilmesiyle korku politikaları Mogadişu’da can buldu. BM ve Afrika Uluslar Birliği’nin 3 askerinin Mogadişu’da yol yapım çalışmalarını sürdüren İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) görevlilerine ateş açması bunu kanıtlar niteliktedir. Bu olay, bölgede bulunan Türk Kızılayı, Türk Okulları ve Somalili güvenlik görevlilerini eğiten TSK uzman subaylarını oldukça tedirgin ediyor.
TİKA tarafından onarılıp açılan Mogadişu havaalanının işletmesi bir Türk firmasına verilmişti. Ancak Somali Cumhurbaşkanı Hasan Şeyh Mahmud’un İngiltere ziyareti sonrasında Türk firmalarına verilen işletme ruhsatı iptal edildi. Türk firmasının işlettiği Mogadişu Uluslararası Aden Abdulle Havaalanı’nın yer hizmetinin İngiltere’nin SKA firmasına verilmesi bölgede faaliyette bulunan Türkleri şaşırttı …” (Emrah Usta / Yeni Türkiye)
Afrika üzerine:
Ayrıca Fransa’nın Mali operasyonu ile ilgili olarak:
By Tahsin K. on Tem 28, 2013 in İnsan Müzikleri, Yahudilik | 0 Comments
Yahudi oldukları için mi zalimler?
İsrail bir çok bakımdan Türkiye’ye benzeyen bir ülke. Paranoyak bir ulus-devlet. “Yoktan var edilmiş bir millet” dört tarafı “düşmanla çevrili” kutsal bir vatanda yaşıyor. Terör tehlikesine karşı ülkenin güvenliği için(?) haklar ve özgürlükler çiğneniyor. Devlet eliyle düşman üretiliyor!
Gidemeyenlerin ülkesi oluyor İsrail… Kendi zulmü altında ezilen, korku içinde yaşayan, dünyasıyla beraber Ahiret’ini de kaybetmiş olan İsrailli zannederimFilistinliden bile daha zavallı bir durumda bu yüzden.Buradan indirebilirsiniz.
By Şivan Taşkıran on Tem 28, 2013 in devrim, Kitap Alıntısı, Tarih | 0 Comments
“… İnkılâbı şöyle tarif edebiliriz: Bir cemiyetin kendi mazisinden kuvvet alan ve cemiyetin hayatını evvelkinden daha yüksek ruhi değerler planına yükselten, içtimai ve tabii oluşun kaydettiği sıçrayış hareketine inkılâp denir. […] Milletimizin hayatında yapılan inkılâp denemeleri, iki safhada bütün inkılâp değerini kaybetti. Evvela XVIII ve kısmen de XIX. asırda yapılan inkılâplar, aşağı bir hayat seviyesinden daha mükemmel ve üstün bir yaşayışa yani ideale yükseliş vasfını kaybetmiştir. Sakal kesmek, kıyafet değiştirmek, sultanın resimlerini astırması gibi alelade örflerde ve şekilde yapılan değişikliklere inkılâp adı verilmedi ve verilemez. İkinci safhada, kısmen XIX. asırda ve asrımızda yapılan inkılâpların çoğunda milletimizin, mazisiyle alakasının kesildiğini görüyoruz ki, bu hal, kendi kendini çürütmekten, kendi köklerini koparmaktan, örfler adına bir nevi intihardan ibarettir …”
… Bu konuda okumak için…
Evet… Tarih şaşırmaktır. Atatürk’e şaşırmak, Kürtlere şaşırmak, Lozan’a şaşırmaktır. Geçmişe hayret edip bugüne eleştirel bakabilmek, yarını hazırlamaktır Tarih. Geçmişe değil geleceğe dönüktür amacı. Özetle siyasî bir propaganda aygıtı değildir. Gaz vermek, “Asker millet” üretmek, atalarımızla gurur duymak için tarih araştırılmaz. Eğer resmî tarihin beyin yıkamasından bıktıysanız bu kitap ilginizi çekecektir…Buradan indirebilirsiniz.
By Şivan Taşkıran on Tem 28, 2013 in islamcilik | 0 Comments
” Allah’ın âyetleri hakkında ancak kâfirler mücadele ederler. Şimdi onların beldeler içinde dönüp dolaşmaları seni aldatmasın.(Mü’min 4)
Size âyetlerini gösteren, sizin için gökten bir rızık indiren O’dur. Fakat onları ancak gönül verip düşünenler anlar. O halde siz, dini Allah için halis kılarak hep O’na yalvarın. İsterse kâfirler hoşlanmasınlar. (Mü’min 13,14)
Onlar, kendilerine gelmiş bir delil olmaksızın, Allah’ın âyetleri hakkında mücadele ederler. Bu durum, Allah katında ve iman edenler yanında büyük bir buğzu gerektirir. İşte Allah, her böbürlenen zorbanın kalbini öyle bir tabiat ile mühürler. Firavun dedi ki: “Ey Hâmân! Bana bir kule yap, belki ben o yollara ulaşabilirim.” “Göklerin yollarına ulaşabilirim de, Musa’nın ilâhının ne olduğunu anlarım. Ben onu mutlaka yalancı sanıyorum.” İşte böylece Firavun’a kötü ameli süslü gösterildi de yoldan çıkarıldı. Çünkü Firavun düzeni hep boşa çıkar. (Mü’min 35, 36, 37)
Kendilerine gelmiş kesin bir delil olmaksızın, Allah’ın âyetleri hakkında mücadele edenlerin göğüslerinde ancak yetişemeyecekleri bir kibir vardır. Sen hemen Allah’a sığın. Çünkü her şeyi işiten ve gören O’dur. (Mü’min 56)
Bakmaz mısın şimdi Allah’ın âyetleri hakkında mücadeleye kalkanlara! (Haktan) nasıl döndürülüyorlar? Kitaba ve Resullerimizi gönderdiğimiz şeylere yalan diyenler, artık ilerde bilecekler. O zaman boyunlarında halkalar ve zincirler olduğu halde sürükleneceklerdir. Kaynar suda, sonra da ateşte kaynatılacaklardır.” (Mü’min 60-72)
By Jonathan Kucukarabaci on Tem 27, 2013 in Abdestli Sosyalizm, Komünizm, Marx, Marxizm, Türk Solu | 0 Comments
“… Ali Şeriati’nin üzerinde durduğu ‘İslam sosyalizmi’nin İslam’da yeri var mı?
İslam faşizmi olamayacağı gibi İslam sosyalizmi de olamaz. Bazı uygulamalar itibariyle İslam’ın bazı terimlerini siz sosyalist bir dille yorumlayabilirsiniz. Fakat ‘İslam sosyalist bir dindir’ diyemezsiniz. İslam maneviyat dinidir. Sol ve sağ ile örtüştürülemez üstünde bir kapsayan doktrini vardır. Bugün İslam’ın manevi zenginliği bilinemediğinden bazı modern ilahiyatçıların söylediği gibi ‘İslam maddeci bir dindir’ söylemleri sonucunda İslam bir yönüyle politik teori haline geldi. Buna indirgemecilik denir. İndirgedinizde de ister istemez İslam kapitalizmi ve İslam sosyalizmi ortaya çıkıyor. Bu İslam’ı bence yüceltmek değil indirgemek ve özünü bozmak anlamına geliyor.
Bu sorunun kaynağı nedir peki?
Türkiye’de İslam dinini genellikle nasyonalist terminolojileri kuvvetli kimseler temsil ediyor. Sol ideolojilere mensup kimseleri tekfir ettikleri için İslam sağ ile özdeşleşti. Bu da bir problemdir. İslam’ın sağ ile özdeşleşen tarafları olsa bile ‘İslam sağdır’ diyemeyiz. Bu manada İslam’ın sağ oluşu ister istemez diğer kesimleri dışlar hale getirdi. Müslüman birinin sol görüşe mensup olması hoşgörü ile karşılanabilirdi. Türkiye solunda da bu anlamda hatalar var. Ali Şeriati’nin bahsettiği, Lübnan’daki sol Türkiye’de oluşmadı. Türkiye’deki sol ideolojilerine fikir babaları sol ideoloji adeta ateizm ile özdeşleştirdi. Bunu yapmak zorunda değillerdi. Bugün Lübnan’da komünist partisi üyesi bir arkadaşım var Ramazan’da oruç tutuyor. Ateist değildir ama komünisttir. Müslüman olan Marksistler var. Türkiye’de bu olmadı. Allah’a ve İslam dinine inan biri de sol görüşe sahip olabilir …” (Prof. Mahmud Erol Kılıç)
… Abdestli sosyalistleri, Türk Solunu ve sosyalizmi anlamak için…
Sosyalizm İslam’a uyar mı? (Tartışma)
Bir yanda zekât üzerinden eşitlikçi bir İslâm yorumu yapan anti-kapitalist Müslümanlar. Diğer tarafta bir türlü iktidar olamayan, sosyalizmi bilmeyen, kemalizmi demokrasi zanneden devletçi, hatta darbe yanlısı bir Türk solu.
Türk solu geçmişiyle yüzleşemekten korkuyor. Solcunun solcuyu katlettiği 1 Mayıs 1977 bir tabu. Deniz Gezmiş’in ulusalcı duruşunu da eleştiremiyorlar. Evet… Türk solcuları iktidara yürümek için bir koltuk değneğine muhtaçlar. Peki ya İslâm? Sosyalizm İslâm’a ne kazandırabilir? Sosyalist devletlerin Müslümanlara yaptığı onca eziyetten sonra Müslümanlar sosyalizm ile ittifak yapabilir mi? Derin Düşünce okurları tartıştılar, biz de kitaplaştırdık. Buradan indirebilirsiniz.
Kendini « sol » olarak tarif eden hareketler hiç olmadıkları kadar zayıf ve bölünmüş bir tablo çiziyorlar bugün. Türk Solu Dergisi’nin ırkçı söylemlerinden CHP’nin darbe çağrılarına uzanan bir kafa karışıklığı hakim. Muhalefet boşluğunun müzmin bir hastalığa dönüştüğü şu dönemde Türk solu bu boşluğa talip olabilir mi? Daha önce Dikkat Kitap kategorisinde yayınladığımız Pozitivizm Eleştirisi gibi bu kitap da Türkiye’deki sola tarafsız bakan bir çalışma. İyimser görüşler kadar geçmişe dönük ağır eleştiriler de var. İlginize sunduğumuz 82 sayfalık bu kitap Türkiye’deki “sol” grupların sorgulamalarına, projelerine ışık tutmak amacıyla derlenmiş makalelerden oluşuyor. Kitabı buradan indirebilir ve paylaşabilirsiniz. Ele alınan başlıca konular: Solda özgürlükçü hareketler, 68 Kuşağı, Devrimci sol, Kemalizm, ulusalcı sol akımlar, Sol ve İslâm, Cumhuriyet Gazetesi.
Etrafınızda “ben solcuyum” diyen kaç kişi var? Birgün Ya da Cumhuriyet Gazetesi, Türk Solu Dergisi okuyan? Yürüyüşlerde Marx, Lenin, Deniz Gezmiş ve Atatürk posterlerini yanyana taşıyan kişileri tanıyor musunuz? İşçi sendikalarında aktif rol oynayan dostlarınız var mı? Bu insanlar hasretle beklediğimiz sol muhalefeti kuramadılar bir türlü. Neden?
Marxist ve Marxçı (Marx’a dair ama marxist olmayan) miras ile yüzleşmedi Türk solcuları. Oysa Marx anlaşılmadan hiç bir sol projenin anlaşılmasına da imkân yok. Leninist, Stalinist, Maoist… Hatta Kuzey Avrupa’nın sosyal demokrat modellerini de çözemezsiniz. Marx’ın bıraktığı yerden devam edenleri anlamak için de gerekli bu okuma; dünya soluna bugünkü şeklini veren düşünürleri anlamak için: Rosa Luxemburg, Ernst Thälmann, Georg Lukács, Max Adler, Karl Renner, Otto Bauer, Walter Benjamin, Jürgen Habermas,… Buradan indirebilirsiniz.
By my on Tem 27, 2013 in İslam, Tasavvuf | 1 Comment
… E-Kitap okumak için…
Hamza Yusuf ile İslâm’ı anlamak
Elinizdeki bu kitap Ekrem Senai tarafından yapılan iki tercümeyi içeriyor:
Hamza Yusuf Hanson 1960 yılında Amerika’nın Washington Eyaletinde dünyaya geldi; Kuzey California’da büyüdü. 1977 yılında müslüman olduktan sonra on yıl boyunca İslâm coğrafyasında Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan, Kuzey ve Batı Afrika gibi bölgeleri gezdi. Farklı ülkelerde iyi büyük alimlerden icazet aldı. Hamza Yusuf bu seyahatten sonra ülkesine dönerek Dinler Tarihi ve Sağlık Hizmetleri alanlarında diploma aldı. Dünyanın dört bir tarafında İslâm hakkında konferanslar veren Zaytuna Enstitüsü’nü kurdu. Batıya İslâm’ı sunan, İslâmî ilimlerin ve geleneksel metodlarla eğitimin yeniden canlanmasını amaçlayan Enstitü, dünya çapında üne sahiptir. Shaykh Hamza Yusuf, Fas’ın en prestijli ve en eski Üniversitelerinden birisi olan Karaouine’de ders veren ilk Amerikalı öğretim görevlisi olmuştur. Bunların yanısıra, klasik haline gelmiş geleneksel bazı Arapça metinleri ve şiirleri modern ingilizceye tercüme etmiştir. Halen eşi ve beş çocuğuyla birlikte Kuzey California’da yaşamakta. Buradan indirebilirsiniz.
Bilim ve teknoloji alanında buluşumuz pek yok ama gün geçmiyor ki din konusunda yeni bir icat çıkmasın. Televizyon karşısında merakla “acaba bugün neler caiz ilan edilecek, neler haram edilecek?” diye merakla bekliyoruz. Bektaşi’ye sormuşlar: “İslam’ın şartı kaçtır?” diye, “Birdir!” demiş. “Hac ve zekatı siz kaldırdınız, oruçla namazı biz kaldırdık, geriye kelime-i şahadet kaldı”. Ben kelime-i şahadetten de emin değilim, her an bir profesör çıkıp “böyle bir şey yoktur, imanın şehadeti mi olur?” diye ortaya çıkabilir. […] İlahiyat profesörlerinin bir büyük zararı da bu oldu. Din’in siyaset gibi, futbol gibi, tartışılacak, insanın bilgisinin olmasa da fikrinin olabileceği bir alan olduğu tevehhümü oluşturdular. Her şeyin kutsallığını bozdular. Artık bacak bacak üstüne atıp çiğ ağzımızla Allah, peygamber ne demek istemiş “muhakeme” yapıyoruz hiç ar duymadan, hepimiz birer küçük şeyhülislam, birer fetva emini… hangi hadis uydurma, hangisi sahih şıp diye gözünden anlayıp ayetleri engin din bilgimizle şerh ediyoruz. Şu muhakemelerin bolluğundan da dini yaşamaya bir türlü sıra gelmiyor. Halbuki bir güzel insanın dediği gibi: “Din öğrenmekle yaşanmaz, yaşandıkça öğrenilir”.
Elinizdeki bu kitap Ekrem Senai’nin kaleme aldığı yazılardan ve tercüme ettiği makalelerden oluşuyor: Hamza Yusuf, Noah Feldman, Charles Townes, Marc Levine ve Karen Armstrong ile İslâm, Hayat ve Bilim üzerine… Buradan indirebilirsiniz.
By my on Tem 27, 2013 in İnsan Müzikleri, Jazz | 3 Comments
By Aylin do Nascimento on Tem 27, 2013 in Gezi Parkı terbiye edilebilir mi?, Yobaz Laikler | 0 Comments
“… kime diktatör denir diye broşür hazırladık. İngilizcesini de hazırladık. Her yere dağıttık, tüm dünyaya dağıtacağız …” (Kemal Kılıçdaroğlu)
“… Kemal Kılıçdaroğlu’ndan umudu kestiler, laikliği koruma işini The Times gazetesine ihale ettiler. Fazıl Say’ımızın da imza attığı “dünya sanatçıları ve aydınları bildirisinden” söz ediyorum. Hani, “Gezi parkı eylemlerinde amaç, Türkiye’nin, Atatürk’ün öngördüğü şekilde laik bir cumhuriyet olarak kalmasını sağlamak” deniyordu ya. Fazıl Say’ımız da buna tav olmuştu… Epey de tanıdık isim vardı… Başta TC Fazıl Say… Sonra TC Sean Penn, TC David Lynch, TC Susan Sarandon …” (Ahmet Kekeç)
… Yobaz laiklik ve çapulcular üzerine e-kitap …
Alaturka Laiklik: “Beni bir bir sen anladın, sen de yanlış anladın!”
Türkiye Cumhuriyeti’nde Alevîlere zorla Sünnî İslâm öğretilirken Sünnîlerin başörtüsü devlet dairelerinde yasak. Türk Ordusu’nun istihbaratı camileri ve namaz kılanları fişliyor. Hristiyan Ermenilerin ne kiliseleri, ne yetimhaneleri ne de cemaat lideri seçimleri özgürce yapılamıyor. Rumların ruhban okulları özgür değil. Yahudiler diğer gayrı Müslimler gibi askerde ayrımcılığa uğruyor. Ateistlerin kitapları, internet siteleri yasaklanabiliyor, kapatılabiliyor. Gayrı Müslimlerin alın teriyle biriktirdikleri vakıf malları 1970′lerde gasp edildi, hâlâ geri verilmiyor. Sahi Laiklik neye yarıyor? Bu kitap son yıllarda Türkiye’nin gündemine gelen, birbirinden ayrı gibi duran ama çekirdeğinde Yobaz Laiklik Meselesini barındıran konuları ele alıyor.Buradan indirebilirsiniz.