RSS Feed for This Post

Tombuktu’da çocuk öldürmenin Paris’teki faydaları

maliGeçen bölümde Fransa’nın Mali’ye yaptığı saldırının uranyum ile ilgili boyutuna dikkat çekmiştik. Bu bölümde fransız silah sanayi ile ilgili kısmından bahsedeceğiz; özellikle Türkiye’deki analistlerin gözünden kaçan noktalarda israr edeceğiz:

  1. Taze cumhur başkanı François Hollande krize sebep olan bankaları dizginlemek için halka söz vermişti, en önemli seçim vaadi buydu. Olmadı. Bir de zenginlerin vergisini arttıracaktı. Onu da beceremedi. Mali’deki savaş bütün bunları saklamak için iyi bir fırsat oldu. Gazetelerde “ordumuzzz” diye başlıklar atılıyor, tank top resimleri, “kalaşnikoflu kaka-pis islamcılar cici batıyı tehdit ediyor”. Birlik ve beraberliğe her zamankinden fazla ihtiyaç duyduğumuz şu günlerde François Hollande’ı eleştirmenin sırası mı? Yoksa siz vatan haini misiniz? (Türkiye’yi hatırlatmıyor mu bütün bunlar?)
  2. Halk neden itiraz etmiyor? Zorunlu askerlik 1990’larda kaldırıldı. Ölen fransız askerleri kendi aileleri hariç kimseyi üzmüyor. Askerlik profesyonel bir tercih.
  3. Muhalefet ve medya neden sesiz? Fransa’da basın büyük ölçüde (%70) silah endüstrisine ait. Le Figaro, Les Echos gibi günlük gazetelerin yanısıra fikir ve yorum dergileri, en önemli yayın evleri silah üreticilerinin kontrolünde: Hachette, Fayard, Grasset, Hatier, Hazan, Le Masque, Marabout, Pluriel, Stock, Le Livre de Poche, Larousse, Armand Colin, Dalloz, Dunod. Bunun yanında kadın dergileri (Paris-Match, Elle…), TV ve radyo kanalları (Canal J, MCM, CanalSatellite, Europe 1, Europe 2, RFM,…),  kitap ve dergi dağıtım kanalları büyük ölçüde Lagardère (EADS, Airbus, Eurocopter) ve Dassault firmalarına ait. Dassault Aviation (Mirage 2000, Falcon, Rafale) firmasının patronu Serge Dassault aynı zamanda UMP’de senatör ve Essone’un eski belediye başkanı. Siyaset, medya ve silah üretiminin tek elde toplanmasına karşı bir anti-tröst yasası yok Fransa’da.
  4. Bugün Mali’de şeriatçı / islamcı orduda yer alan bir çok savaşçı, özellikle de Tuaregler ABD ordusu tarafından eğitildi ve silahlandırıldı. The Guardian gazetesine göre bu Amerikalıların beceriksizliği. Ama belki de tam tersi? Kanaatimizce ABD Afganistan’da yaptığı gibi “islamcı terör” örgütü üretti ve Batı Afrika’da yeni bir pazar açtı. Bağımsızlık / şeriat / demokrasi ya da insan hakları derdine isyan eden Afrikalılar kendi katillerinin değirmenine su taşıdılar.
  5. Ne şarap, ne parfüm, Fransa ölüm üretir, ölüm satar. Amnesty International’a göre (fr) Fransa dünyada en çok silah satan 6 ülkeden biridir. Ötekiler kim? ABD, İngiltere, Almanya, Çin, Rusya. (Can sıkıcı bir soru: 5 tanesi BM’de veto hakkı olan bu ölüm tüccarları dünya barışı için bir şey yaparlar mı sizce?)
  6. ABD firmaları 2011’de bütün dünyaya 66 milyar dolarlık satış yaparak yine rakiplerini kıskandırmıştı. (Ötekiler genelde 3-5 milyar ile yetinirler, Fransa biraz daha fazla kazanır bu işten, 7-8 milyar kadar) Peki neden ABD rakiplerini bu kadar geride bırakabiliyor? Çünkü Suudi Arabistan örneğinde olduğu gibi ABD ordusu sadık müşterilerini [ABD halkının vergisiyle] koruyor. Yani ABD’nin Ortadoğu’da efelik yapması ulusal silah endüstrisine müşteri kazandırıyor. Fransa da Afrika için aynı şeyi yapmak istiyor: “Bizim silahlarımızı alırsanız sizi koruruz”. Kimden koruyacak? Yine 6 büyük ölüm taciri tarafından silahlandırılan gerilla, komşu devlet, azgın diktatör vs.
  7. Saddam, Esed ve Kaddafi gibi katilleri kim silahlandırmıştı hatırlıyor musunuz? Meselâ Halepçe katliamında kullanılan Mirage tipi uçaklar Fransız Dassault firmasınca satılmış idi. Atılan kimyasal silahları üreten fabrika Almanlar tarafından kurulmuştu. Öldürülen 5000 Kürdün Avrupalı katilleri hakkında hiç bir zaman dava açılmadı. (Bkz. Uygar(!) Avrupalının Kürt Katiline Silah Verdiği Gün)
  8. Savunma (=saldırı) sanayi Fransa ekonomisi içinde önemli bir yer tutar. Savunma bakanlığı verilerine göre doğrudan istihdam 165.000 insan. 1500’ü yüksek teknoloji firması olmak üzere 4000 taşeron ekmek yiyor. Fransa silah ihracatında dünya dördüncüsü. 2009’dan bu yana 20 milyar dolar ihracat yapılmış.
  9. Fransa ABD’den sonra dünyada en çok ve en yaygın askerî üsse sahip ülke. Eski(!) sömürgeler, “koruma altındaki”ada-devletler, nükleer denizaltılar ve uçak gemileri sayesinde Fransa dünyanın hemen her yerinde her an istediği hedefi vurabilecek bir askerî güçtür. Güneş Batmayan imparatorluğun mirasçısı İngiltere’nin de tuzu kuru. Ayrıca ABD üslerini kullanırlar. Ya öteki süper güç ve silah taciri olan devletler? Çin batıda dağlar ve çöllerle çevrili, doğuda Tayvan ve ABD yanlısı devletlerin karasularını kullanmak zorunda. Süper güç olarak rahat değil. ABD ve Fransa ile dans edebilmek için Afrika’da ve Bangladeş, Hindistan vb ülkelerde ticari(?) amaçlı kontuarlar açmaya başladı. Rusya da rahat değil zira limanların çoğu kışın donuyor. Akdenize geçmek için Türkiye’ye gebe. Baltık denizindeki limanların kullanımı da İskandinav ülkelerinin, Danimarka’nın hatta Londra’nın kaprislerine açık. Rusya’nın komünist devirden kalma askerî üsleri var ama bu konuda ABD ve Fransa ile dans edebilmesi zor.
  10. Çok sayıda analistin öngördüğü gibi komünist Rusya’nın çöküşü (1980’li yılların sonu) Batıda “NATO’ya gerek var mı?” sorusunu gündeme getirmişti. Öcü Komünizm tehdidi ortadan kalkınca bir çok ülke savunma harcamalarında önemli kısıntılar yaptı. Panik halindeki silah firmalarına yeni bir öcü lâzımdı. Bu rol Müslümanlara verildi.
  11. Fransız savunma sanayi demokrasinin zayıflıklarını çok iyi kullanır. (Bkz. ilgili e-kitap:  Banka Ordudan Tehlikelidir!) Basın, düşünce kuruluşları ve lobi faaliyetleri ile tehdit üretir, güvenlik yasaları ile bu tehdit algısını kurumsallaştırır.
  12. Milli Eğitim bu tablonun bir parçasıdır, Fransız ordusunu kötülemek neredeyse yasaktır. Tarih dersleri Türkiye’deki kadar olmasa da şövendir, hatta ırkçıdır. Fransa saldırmışsa uygarlık götürmüştür, aydınlatmıştır. Başkası “bizim ülkemize” saldırmışsa mutlaka barbardır, mutlaka çocukları öldürmüş, kadınlara tecavüz etmiştir. Tarih kitaplarındaki zırvaların temizlenmesi zordur. Özellikle Fransız ordusunu eleştiren ifadeler konulmaz. Meselâ Cezayir’de bir milyon Müslümanı aç bırakarak öldüren askerlerden bahsedilmez. Eskiden savaşmış askerlerin dernekleri çok aktiftir ( fr. “anciens combattants”) Millî eğitim bakanlığına, millet vekillerine, okul kitabı basan yayın evlerine sürekli baskı uygularlar. Fransa için ölmüş askerleri vs bahane ederek duygu sömürüsü yaparlar.
  13. Dış borç ve ekonomik kriz ile boğuşan Fransa’nın binlerce km uzaktaki Mali’de bir savaşı finanse etmesindeki mantık nedir peki? Kim ödeyecek? “LE” cevap: Tek bir Fransa yok. Yani çıkarları, beklentileri ortak olan, devletiyle, halkı ve endüstrisiyle birlik ve beraberlik içinde bir Fransa yok. Tam tersi. Halk (her halk gibi) ödediği vergilerin kendisine okul, hastahane vs olarak dönmesini istiyor. Halbuki Dassault, Lagardère gibi firmalar devlet hazinesinden daha fazla paranın savunmaya harcanmasını istiyor. Bunun için Mali’deki savaşın gerekli ve haklı olarak gösterilmesi gerek.

Sonuç

Fransa insan hakları için savaşmaz. Para için savaşır. Para geldikten sonra her rejimle anlaşır; islamcı, şeriatçı, faşist, komünist fark etmez. Mali’deki savaş İslâm’a karşı yapılan bir haçlı seferi değil “sadece” bir yağmadır. Afrika’nın hammadeleri gibi Fransız halkının vergileri de ütülmekte. Mali halkı bu “büyük oyunda” piyondur. Fransız silah endüstrisinin siyasete uyguladığı baskı büyük ölçüde ABD’deki duruma benzemektedir. Benzer manipulasyonlar, psikolojik harp taktikleri, vs… Bakınız ABD saldırganlığı ile ilgili kitabımız:

Amerika Tedavi Edilebilir mi?

Amerikalılar neden bu kadar gaddar? Dünyanın geri kalan kısmında yaşayan insanlara karşı niçin bu denli acımasız?
Bayrak yakmanın ve Amerikan/İsrail mallarını protesto etmenin dışında bir şeyler yapmak gerektiğini düşünenler için yapılmış bu çalışmayı ilginize sunuyoruz.ABD desteği son bulmadan Ortadoğu’nun psikopatı İsrail’in saldırganlığı bitmeyecek ve Ortadoğu’ya huzur gelmeyecek gibi görünüyor. Vietnam’da ve Latin Amerika’da yaşanan katliamlar Ortadoğu’da devam ediyor.

Aynı konuda okumak için:

  1. Libya: Kâfirin silahıyla mücahid olunur mu?
  2. Onlar Ahmet Davutoğlu’dan özür dileyecekler
  3. Libya: ABD ve AB, NATO Müdahalesini Haklı Çıkarmak İçin İç Savaşı Teşvik mi Ediyor?
  4. Kaddafi’ye dost kazığı

 

Müslüman’ın Zaman’la imtihanı

Sunuş: Müslümanlar dünyanın toplam nüfusunun %20’sini teşkil ediyorlar ama gerçek anlamda bir birlik yok. Askerî tehditler karşısında birleşmek şöyle dursun birbiriyle savaş halinde olan Müslüman ülkeler var. Dünya ekonomisinin sadece %2-%3′lük bir kısmını üretebilen İslâm ülkeleri Avrupa Birliği gibi tek bir devlet olsalardı Gayrı Safi Millî Hasıla bakımından SADECE Almanya kadar bir ekonomik güç oluşturacaklardı. Bu bölünmüşlüğü ve en sonda, en altta kalmayı tevekkülle(!) kabul etmenin bedeli çok ağır: Bosna’da, Filistin’de, Çeçenistan’da, Doğu Türkistan’da ve daha bir çok yerde zulüm kol geziyor. Müslümanlar ağır bir imtihan geçiyorlar. Yaşamlarını şekillendiren şeylerle ilişkilerini gözden geçirmekle başlıyor bu imtihan. Teknolojiyle, lüks tüketimle, savaşla, kapitalizmle, demokrasiyle , “ötekiler” ile ve İslâm ile olan ilişkilerini daha sağlıklı bir zemine oturtabilecekler mi? Müslüman’ın Zaman’la imtihanı adındaki 204 sayfalık bu kitap işte bütün bu konuları sorgulayan ve çözümler öneren makalelerden oluşuyor.

İslâmcılık, Devrim ile Demokrasi Kavşağında

Müslümanca yaşamak için devletin de “Müslüman” olması mı gerekiyor? Bu o kadar net değil. Çünkü İslâm’ın gereği olan “kısıtlamaları” insan en başta kendi nefsine uygulamalı. Aksi takdirde dinî mecburiyet ve yasakların kanun gücüyle dayatılması vatandaşı çocuklaştırıyor ister istemez. İyi-kötü ayrımı yapmak, iyiden yana tercih kullanacak cesareti bulmak gibi insanî güzellikler devletin elinde bürokratik malzeme haline geliyor. 21ci asırda Müslümanca yaşamak kolay değil. Yani İslâm’ın özüne dair olanı, değişmezleri korumak ama son kullanma tarihi geçmiş geleneklerden kurtulmak. AKP’yi iktidara taşıyan fikrî yapıyı, Demokrasi-İslâm ilişkisini, İran’ı ve Milli Görüş’ü sorguladığımız bu kitabı ilginize sunuyoruz. Buradan indirebilirsiniz.

Trackback URL

  1. 6 Yorum

  2. Yazan:Derin Düşünce (@DDGrubu) Tarih: Oca 16, 2013 | Reply

    Tombuktu’da çocuk öldürmenin Paris’teki faydaları: http://t.co/ZsqgSNfO

  3. Yazan:fatma gökhan Tarih: Oca 16, 2013 | Reply

    Lord of War filminden,
    Yuri Orlov: Dünyada 550 milyon ateşli silah bulunmaktadır. Buda her 12 kişiden birinin silahlı olduğunu gösterir. Tek soru: Geri kalan 11 kişiyi nasıl silahlandırabiliriz?

    izlemeyenlerin mutlaka izlemesi gereken bir film…
    Batı haçlı seferlerini yaparken bile daha insaflıydı. Haçlı seferleri yapılırken barbar Avrupalının kalbinde Kutsal bir Tanrı inancı vardı. Avrupalı “Tanrıyı öldürünce” tüm kutsallarını yitirdi. Artık o yüreklerde kana doymayan para tanrısı var…

  4. Yazan:Güncel Haberler (@guncelhaberler) Tarih: Oca 16, 2013 | Reply

    Tombuktu’da çocuk öldürmenin Paris’teki faydaları: http://t.co/EfbdelPk

  5. Yazan:@turkandulger Tarih: Oca 17, 2013 | Reply

    Tombuktu’da çocuk öldürmenin Paris’teki faydaları: http://t.co/THlldDD9

  6. Yazan:@alfabc Tarih: Oca 17, 2013 | Reply

    el pais de yanlış haber yapıyor malesef, doğrusu bu: http://t.co/XBkLfZdb

  7. Yazan:@murat_soyer Tarih: Oca 17, 2013 | Reply

    Biz okuyamadık bari siz okuyun. (uzun geldi ): http://t.co/cvdnEiJK

  1. 8 Trackback(s)

  2. Oca 20, 2013: YAKINDA: Fransa Mali’deki uranyuma nasıl el koydu?
  3. Oca 23, 2013: Uranyum ve Altın için İnsan Öldüren Uygar(!) Batı Geliyor!
  4. Haz 23, 2013: Tayyip’i devirmek için kaç para lazım?
  5. Nis 2, 2014: Fransa Orta Afrika’da ne arıyor?
  6. May 10, 2014: Kaçırılan 200 kız bahane, Nijerya petrolü şahane!
  7. Ağu 7, 2015: Kral Faysal ve Kudüs konuşması
  8. Kas 23, 2015: Mali: Fransa para etmeyen “değerler” için savaşır mı?
  9. May 25, 2016: Fransa Aforizmaları | Ne Mutlu "İnsan'ım" Diyene!

ÖNEMLİ

--------------------------------------------------------------------

Tüm yazı, yorum ve içerikten imza sahipleri sorumludur. Yayımlanmış olmaları, bu görüşlere katıldığımız anlamına gelmez.

Hakaret içerse dahi bütün yorumlar birer fikir eseridir. Ama bu siteye ilk kez yorum yazıyorsanız, yorum kurallarına gözatın yine de.

Not: Sitenin ismini dert etmeyin, “derinlik” üzerine bayağı bir geyik yaptık, henüz söylenmemiş bir şey bulmanız oldukça zor :)

Editörle takışmayın, o da bir anne-babanın evlâdıdır, sabrının sınırı vardır. Siz haklı bile olsanız alttan alın, efendilik sizde kalsın.

Sitenin iç işleriyle ilgili yorum yapmayın, aklınıza takılan soruları iletişim kutusundan sorun, kol kırılsın, yen içinde kalsın.

Kendi nezaketinizi bize endekslemeyin, bizden daha nazik olarak bizi utandırın. Yanlış ve eksik şeylerden şikayet etmek yerine bilgi ve yeni bakış açısı sunarak tamamlayın, düzeltin, tevazu ile öğretin bize bildiklerinizi.

Bu kurallara başkasının uyup uymamasına aldırmayın, siz uyun. Bütün yorumları hızla onaylanan EN KIDEMLİ YORUMCULAR arasındaki nizamî yerinizi alın.

--------------------------------------------------------------------
  • Siz de fikrinizi belirtin