Sana kanat da vermiştik, neden yerde sürünmeyi tercih ettin? »
By my on Ara 12, 2013 in Akıl, Kitap Sohbeti, Özgür İrade, Psikanaliz, Sigmund Freud, vicdan | 1 Comment
Tâbiat ve Hürriyet Arasındaki Uçurum: Kierkegaard, Heidegger ve Freud
“… Öngörülemezlik bir sonsuzluktur; İnsan gözü (=aklı) biyolojik tâbiat ile ruhanî hürriyet arasındaki o uçuruma bakınca baş dönmesi kaçınılmazdır . Zira baş muhitinde cem olur aklın hem de gözün nûru …”
Modernleşme tarihi aslında Avrupa’nın dinsizleşme tarihi değil midir? Bu rüzgârla gelmiştir tanrısız sanat, tanrısız bilim, tanrısız siyaset ve tanrısız felsefe tasavvurları. Hatta varlık felsefesi yani ontoloji de bu “temizlikten” payını almış. İyi bir Sigmund Freud okuyucusu olan Martin Heidegger’a bakın meselâ. devasa kitabı Varlık ve Zaman (alm. Sein und Zeit) ile tanrısız bir metafizik kurmuş. İyi bir Freud okuyucusu olduğunu düşünüyorum zira Freud’un 1912′de kaleme aldığı Totem ve Tabu, 1916′da yazdığı Psikanalize Giriş ve nihayet 1919′da yayınlanan Das Unheimliche isimli denemesine göndermeler yapıyor. Zaten Heidegger özel mektuplarında da açıkça Sigmund Freud’dan etkilendiğini yazmış.
Fakat ne acayiptir ki Heidegger bile varoluş endişesini insan tasavvurunun dışına atamamış. Korku ve kaygı kavramlarına ayırdığı 40cı paragrafta İnsan’ı bu dünyada bir yabancı, gurbete atılmış bir yetim gibi tarif ediyor. Freud’un seçtiği kelimelerle ortaklık arz etmesi açısından bazı anahtar mevhumlara dikkat çekmeyi münasib gördüm:
- Unheimlichkeit – Biyolojik sebebi olmayan, derin korku
- Verlassenheit – Terk edilmiş olma hali, bırakılmışlık
- Geworfenheit – Atılmışlık, fırlatılmışlık
Heidegger bu bırakılmışlık/fırlatılmışlık durumundan yola çıkarak insandaki ebedi gurbet hissini irdeliyor. İnsan gittiği her yerde kendini YABANCI hissediyor Heidegger’e göre. Read the rest














“… Dinler arası diyalog yerine keşke önce müminler arası diyalog hareketi başlatabilsek. Sure-i Feth’de Cenab-ı Hak müminlerin vasfını ‘kendi aralarında merhametli, kafirlere karşı şedittirler’ diye irad ve ilan buyuruyor. Ümmetin hastalıklarındandır, biz Avrupa’da yaşayan müslümanlarda da çok görüyoruz: Bir toplulukta gayr-i müslim biri bulunsa el üstünde tutuluyor, hataları, kusurları görmezlikten geliniyor, tolerans gösteriliyor, riyakarca tavırlar içine giriliyor. Fakat yanıbaşında 



