RSS Feed for This Post

Fethullah Gülen’in koruyanı…

MEHMET KAMIŞ (ZAMAN)

Vaktiyle bir derviş, nefisle mücadele makamının sonuna gelir. Meşrebin usulünce bundan sonra her türlü süsten, gösterişten arınacak, varlıktan vazgeçecektir. Fakat iş yamalı bir hırka giymekten ibaret değildir.
Her türlü görünür süslerden de arınması gereklidir. Saç, sakal, bıyık, kaş, ne varsa hepsinden.

Derviş usule uygun hareket eder, soluğu berberde alır. “Vur usturayı berber efendi.” der. Berber dervişin saçlarını kazımaya başlar. Derviş bir yandan da aynada kendini takip etmektedir. Başının sağ kısmı tamamen kazınmıştır. Berber tam diğer tarafa usturayı vuracakken, bıçkın bir kabadayı girer içeri. Doğruca dervişin yanına gider, başının kazınmış kısmına okkalı bir tokat atarak ‘Kalk bakalım derviş, kalk da tıraşımızı olalım.’ diye kükrer. Dervişlik bu… Sövene dilsiz, vurana elsiz olmak gerek. Kaideyi bozmaz derviş. Ses çıkarmaz, usulca kalkar yerinden. Berber mahcup, fakat korkmuştur. Ne de olsa mahallenin kabadayısı, elinde silah astığı astık kestiği kestik. “Ne diyorsak o” diye ortalıkta dolaşan bir belalı. Ses çıkaramaz.

Kabadayı koltuğa oturur, berber tıraşa başlar. Fakat küstah kabadayı tıraş esnasında sürekli aşağılar dervişi, alay eder. Kabak aşağı, kabak yukarı! Konuşur durur. Nihayet tıraş biter, kabadayı dükkândan çıkar. Henüz birkaç metre gitmiştir ki, gemden boşanmış bir at arabası yokuştan aşağı hızla üzerine gelir. Kabadayı şaşkınlıkla yol ortasında kalakalır. Derken, iki atın ortasına denge için yerleştirilmiş uzun sivri demir karnına dalıverir. Kabadayı oracığa yığılır kalır. Ölmüştür. Görenler çığlığı basar.

Berber ise şaşkın; bir manzaraya, bir dervişe bakar, gayri ihtiyari sorar: “Biraz ağır olmadı mı derviş efendi?” Derviş mahzun, düşünceli cevap verir: “Vallahi gücenmemiştim ona. Hakkımı da helal etmiştim. Gel gör ki kabağın da bir sahibi var. O gücenmiş olmalı!”

Teşbihte hata olmasın…

Fethullah Gülen Hocaefendi, yıllarca cami kürsülerinde, özel sohbetlerde kendisini dinleyen herkese iyiliği anlattı. Bütün hayatını bu ülkeye bu millete hatta bütün insanlığa vakfetti. Bir karıncayı ezmedi, birine kötü bir söz söylemedi. Soluğunu ulaştırdığı herkese de aynısını tavsiye etti. Onu dinleyenler, onun söylediklerini önemseyenler de hayatlarını bu millete, bu ülkeye hatta insanlığa adadılar. Asya steplerinden Afrika çöllerine yeryüzünün her yerinde iyiliği anlatıp hakkın temsilcisi oldular. Kimse onlardan birinin, başkasının hakkını gasp ettiğini, haksızlık yaptığını söylemedi, söyleyemedi.

Şiddetin İslam dünyasını yakıp kavurduğu bir zamanda o, hep barışı ve suhuleti tavsiye etti. Israrla ve kararlılıkla barışı, hoşgörüyü önerdi. Onu sevmeyenler bile bu millete ya da insanlığa bir zararının dokunduğunu dillendiremedi.

Buna rağmen 1999 yılında bugünkü irtica eylem planı gibi bir planla hakkında bir sürü yalan yanlış haberler yaptırılıp yurtdışında yaşamaya zorlandı. Ama o, düşüncelerinden ve davranışlarından hiç taviz vermedi. Hiç farklı bir düşünce içinde olmadı. Konuştuğu her şeyi milletinin ve insanlığın hayrı için konuştu. Yalancı şahitler bulunup hakkında açılan davaların hiçbirinden bir şey çıkmadı. Suçsuzluğu Türkiye Cumhuriyeti’nin mahkemelerince de tescillendi.

Suç işlemeyenlerin evlerine silah yerleştirerek yeni bir linç girişiminde bulunmayı denediler ama buna da Allah müsaade etmedi. Eee ne de olsa bu dünyada mazlumun bir koruyanı kollayanı var elbette.

Trackback URL

  1. 64 Yorum

  2. Yazan:aysemgun Tarih: Nov 5, 2009 | Reply

    Ellerinize sağlık.dediklerinize aynen katılıyorum.mazlumun ahı asla yerde kalmaz, kalmamıştırda…

  3. Yazan:Mustafa Tarih: Nov 5, 2009 | Reply

    Olan biteni Fethullah Gülene baglamak tabi Gülencilerin okumamak istedikleri seydir. Evet tepetaklak gidiyorlar Ergenekoncular. Buda olsa olsa Fethullah Gülene yapilan haksizliklarin neticesi dimi ? Gülencilere tavsiyem böyle düsüncelerden uzak durmalari. Mitler efsaneler üretmemek. Böyle seyler ice yönelik taraftarlarin agzina seker tatli vermek gibi birseydir.

  4. Yazan:sq Tarih: Nov 5, 2009 | Reply

    “Fethullah Gülen’i koruyanı” cümle alem biliyor ama böyle ilkokul müsameresi seviyesinde lider kültü aromalı yazılar genelde iş yapar.

  5. Yazan:cb Tarih: Nov 6, 2009 | Reply

    Mehmet bey,

    paylaşım için teşekkürler.

    ‘Sahip’ kimi ne vesile ile savunur bilemeyeceğim.O kısma girmeyeyim ama.Hoca Efendinin evet tüm çirkef iftiralara,bitirme planlarına,hatta hatta kafir ilan etmelere cevap olarak susması,cevap olarak öğrencilerine ve hizmetine aynı kararlılıkla devam etmesini çok beğeniyorum,Allah razı olsun.İftiracı ve yalancılara da fırsat vermesin inş.

  6. Yazan:MB Tarih: Nov 6, 2009 | Reply

    Mustafa Beyfendi Ve SQ Hanımefendi

    Önyargılarımızı, görünmeyen duvarlarımızı yıkalım mı? Ne dersiniz? En azından denemeye değer.

    muhabbetle…

  7. Yazan:Mehmet Yılmaz Tarih: Nov 6, 2009 | Reply

    Ayet el Kürsi’den:
    “O’nun huzurunda O’nun müsadesi olmadan kim sefaat edebilir ki?”

    Elbette vasitalar, izafî koruyucular olacak :))

  8. Yazan:deLi_kurT Tarih: Nov 6, 2009 | Reply

    Fethullah GÜLEN Hoca Efendi bilenler tarafından çok sevilen sayılan, Bilmeyen ve yanlış bilenler tarafından sevilmeyen, hakarete uğrayan bir insan diye düşünüyorum ilk bakışta.

    Bilmeyen ve yanlış bilenler onun ve arkdaşlarının yaptıklarının çok daha azını yapsalar; Bu ülke için çok mühim işler başarmış olurlardı.

  9. Yazan:Ekrem Senai Tarih: Nov 6, 2009 | Reply

    Hocaefendi’yi 12 yaşımdan beri biliyorum. Hiçbir zaman kitapları bana zevk vermedi, vaazları da öyle. Ama şunu teslim etmem gerek ki bu kadar süre içinde hoşgörü, şefkat, barış, sevecenlikten başka bir şey konuştuğunu duymadım. Hatta bazen ifrat derecesine vardırıp hiç olmayacak adamlara dahi şefkat gösterdi. Hani gizli emelleri olan, provakatör, ABD’nin adamı filan olur da insan arada bir falso verir değil mi? Sürekli yazıyor, sürekli konuşuyor; çevresi eminim bin tane ajanla dolu, bir şey bulsalar hemen atlayacaklar ama yok ki bir şey bulamıyorlar.
    Hocaefendi’yi takdir ediyorum ama tabi Gülen cemaatinde eksik çok. Öyle büyüdü ve organik ilişkiler kuruldu ki, bir süre sonra hocanın ne söylediğinin pek umurunda olunmayacağı bir oluşum halini alabilir. Cemaatin sıkı ilkeler belirlemesi ve sadece kendi cemaatlerinden olan insanları ve potansiyel gördüklerini bağırlarına basmayı bırakmaları gerekiyor. Bir de, bu himmet olayı filan işin ihlasını bozuyor gibime geliyor. Said Nursi’nin istiğna ilkesiyle çelişen bir durum var gibi sanki ortada.
    Cemaatin, bir süre sonra masonik bir örgüt halini alıp mevki, makam, para isteyenlerin mecbur kaldığı bir kanal olma tehlikesi var. Allah muhafaza etsin.

  10. Yazan:pişti Tarih: Nov 6, 2009 | Reply

    Şiddetin İslam dünyasını yakıp kavurduğu bir zamanda o, hep barışı ve suhuleti tavsiye etti. Israrla ve kararlılıkla barışı, hoşgörüyü önerdi. Onu sevmeyenler bile bu millete ya da insanlığa bir zararının dokunduğunu dillendiremedi.

    Zalim dünyaya laf yerine icraatla söz söyleyen birinin çıkması ve birbirine menfaati zıt onca ülkeye(savaşseverler hariç) kendini kabul ettirmesi ve güven vermesi çok önemli bir olaydır.

  11. Yazan:Hakkı Bentek Tarih: Nov 6, 2009 | Reply

    Geçenlerde çok ilginç bir yazı okudum.

    Kısaca yukarıdaki gibi bir olay meydana geldiğinde, derviş’in ruhunda cadılık olduğunu söylüyorlar.

    Tabi bu işin latifesi. Ben şahsen bir insana Allah’tan gelen Doğaüstü güçler bahşedilmesini kabul etmem. Böyle bir güç, bir nevi peygamberlik anlamına gelir ki, Kuran’a da terstir.

    Fethullah Gülen’in elbette bir kollayanı var. Amerika’da kalabilmesi için kendisine yardımcı olanlara bakmanız yeterli…

  12. Yazan:taner renda Tarih: Nov 6, 2009 | Reply

    sayın mehmet bahadır, “teşbihte hata olmasın” demişsin ama sanırım olmuş. zorlaya zorlaya yakında fethullah gülen’i uçuracaksınız da.

  13. Yazan:sq Tarih: Nov 6, 2009 | Reply

    Sayın MB,

    “Önyargılarımızı, görünmeyen duvarlarımızı yıkalım mı?”demişsiniz, tam da Zaman Gazetesinin reklam sloganı gibi olmuş.
    İyi niyetli çabanızı anlıyorum fakat Gülen’i koruyanın ABD olduğunda anlaşalım önce. Bunun iftirası, yalancılığı mı kalmış kaldı ki cemaatin üst düzeyindekiler bile kabul ediyorken. Babasının oğlu mu da Amerika’da korumaya alındı bu adam, “rabbim Clevaland”dediği gibi “rabbim Amerika”dedi(izafi koruyucu olarak) heralde.

    Bundan sonraki tartışma “bu korumanın” iyi şeylere mi kötü şeylere mi hizmet edeceği olabilir ancak. ötesi insanı salak yerine koymak oluyor. Dünya değişiyor, yeni reçeteler, roller ortaya çıkıyor her zaman.

    Bir kesim Gülen cemaatini “aman şeriatı getirecek” korkusuyla lanetliyor, cemaat mensupları ise hocaya -neredeyse-mucizeler atfedecek bir haleli lider kültü çevresinde ne verilirse hiç sorgulamadan onu alıyor. Benim gözümde ise Gülen tam bir misyon adamı ve Kemalizmin başaramadıklarına karşı piyasa sürülmüş diğer model. Yukarıdaki yazı gibi ilkokul müsameresi piyeslerini geçersek bu modelden beklediğiniz ne onu tartışmak lazım.

    Cemaatin, bir süre sonra masonik bir örgüt halini alıp mevki, makam, para isteyenlerin mecbur kaldığı bir kanal olma tehlikesi var.

    Gülen cemaati ezoterik oluşumları çok ciddiye alıyor ve ezoterik manipulasyon da yapıyor. Cemaati Opus Dei’ye benzettiğimde ne kadar tepki aldığımı hatırlıyorum. Gene ister kabul edin ister etmeyin bu tarz haddinden büyümüş oluşumlar her zaman devlet, finans vb. çevrelerle organik bağ içindedir ve bunlara artık kontrol mekanizması, ilkeler falan işlemez. Bozulma başlamıştır bir kere.

    Aydınlanmacı kafasıyla cemaatlere karşı falan değilim ama cemaatlerin bireyi öğüten, eriten hatta manipule eden yanını hatırlatırım. Bunu da Gülen cemaatinde gayet iyi görüyoruz.

  14. Yazan:sq Tarih: Nov 6, 2009 | Reply

    Uçurmakta ne var o kolay iş, Bizans hükümdarları bile automata adını verdikleri tahtlarıyla tavana yükseliyorlardı, benim önerim Afrika kıtasında Kızıldeniz vari yeni bir yarık belirmiş, sular dolmadan önce asasıyla ivedilikle orada olması.

  15. Yazan:Mustafa Akbaş Tarih: Nov 6, 2009 | Reply

    Hocanin hic kimseye bir zarari olmamistir. Insanligin barisi icin ve dinler arasi diyalog icin gayret veren birisi. Neden TSK ikide bir Hocaya saldiriyor anlamis degilim. Galiba TSK nin gücü sadece Hocaya yetiyor.

  16. Yazan:Mustafa Tarih: Nov 6, 2009 | Reply

    Mehmet Bahadir Bey… Gülenci olmayan kisileri “önyargili” veya “Duvarlar icinde yasayan” veya buna benzer cok sözlerle “tarif” ediliyor. Gülencilik yapisi icabi cok batiniyye denilen akimlara firkalara benzerlikler tasir. Dualist yaklasimlar cok derindir. Bu asiri ve dengeli olmayan “sevgi”den gelir. Birde gizli örgütcülükten.

    Bakiniz bir yorumcu ne yaziyor burda :

    “Fethullah GÜLEN Hoca Efendi bilenler tarafından çok sevilen sayılan, Bilmeyen ve yanlış bilenler tarafından sevilmeyen, hakarete uğrayan bir insan diye düşünüyorum ilk bakışta.

    Bilmeyen ve yanlış bilenler onun ve arkdaşlarının yaptıklarının çok daha azını yapsalar; Bu ülke için çok mühim işler başarmış olurlardı.”

    Cok tipik bir Gülenci refleksi veya Gülencilerden alistigim refleks. Nurcularda öyle. Dualist dünyada Islamdan evvel Gnostik akimlar var idi. Onlara göre insanlar “uyaninca” marifete kavusunca “isigin cocuklari” olurlar. Ve gerisi “kötülük dünyasinin cocuklari”. Kutsal savas vardir iyiler ve kötüler arasinda. Kisaca sartlanmis bir dünya. O akima kaptiran kisinin isi zor.

    Güleni bilen ve iyi taniyan illa onu sevecek diye birsey yoktur.

  17. Yazan:Ekrem Senai Tarih: Nov 6, 2009 | Reply

    Fethullah hocanın Amerika tarafından desteklendiğine dair tek delil Amerika’da olması. Bundan yola çıkıp aşikar bir gerçekle karşı karşıya olduğumuzu söylemek pek güç. Öncelikle şu soruları sormakta yarar var
    1. ABD Fethullah Gülen’i neden desteklesin? ABD’nin çıkarı nedir?
    Elcevap: Herhalde ılımlı İslam projesi kapsamında fanatizmden uzak, sevgi ve şefkatten bahseden, çiçek, böceklerle meşgul olup siyasete bulaşmayan, Orta Doğu’yu çekip çevirecek bir müttefik oluşturmak için. Bana gayet güzel bir teklif gibi geldi. :)
    2. Fethullah Gülen’in bu destekten çıkarı nedir?
    Şahsi bir çıkarı olmadığı kesin. İsviçre’deki banka hesabına 300 milyon dolar yatırılmış olsa bile, yaşantı itibariyle pek hovarda ve geceleri alemlere akan bir tip olmadığı ortada. Sürekli ibadet edip kitap yazmak gibi otsal bir yaşamı standardı haline getirmiş bir insanın pek çıkar peşinde olmadığını kabul etmemiz gerek.
    3. Fethullah Gülen’i ABD’nin desteklemesine gerek var mı?
    Fethullah Gülen bildiğim kadarıyla Bornova’da etkili konuşan bir cami imamıydı. Bir Nur talebesiydi. Çevresinde insan grupları toplanmaya başladı ve 30-40 sene gibi uzun bir zaman sürecinde, yavaş yavaş ortaya çıkan bir hareket var. Yani öyle bir anda parlama gibi bir şey söz konusu değil. Önce dersane işlerine girdiler, sonra özel okul işine el attılar; sonra bu özel okulları yurt dışına taşıdılar. Faizsiz bankacılığa girdiler. Cemaat çoğaldıkça, içlerine zenginler, hayırseverler katıldı. Organize olmaya başladılar. Çok eski zamandan beri insanlardan hizmet karşılığında yardım paraları toplayıp yatırım yaptıkları bilinen bir şey. Ortada hiçbir ABD müdahalesi görülmüyor. ABD’nin işi diyenler, hangi noktada bir destek sağlandğını açıklayamıyor zaten. Sadece ortaya çıkan sonucun muazzamlığı, “bu kesin ABD’nin işi, üç badem bıyıklıyla olacak iş değil” tümdengelim çıkarımına dayanıyor. Böyle bir çıkarımın objektif olmadığı ortada.
    4. ABD desteğiyle Fethullah Gülen’in fikirleri desteklense bile bunun kime ne zararı var?
    Sanırım ulusalcıların tasfiyesi ve militer Kemalist rejimin zarar görmesi açısından bir tehlike var. Zaten bütün bu yaygara da buradan çıkıyor. Bence hiçbir mahzuru yok. Hiç bir şekilde bundan daha berbat, daha baskıcı, anormal bir rejim olamaz. Nursi’nin dediği gibi eski hal muhal; ya yeni hal, ya izmihlal…

  18. Yazan:Hakkı Bentek Tarih: Nov 6, 2009 | Reply

    Ekrem Bey,

    Sözlerinizden hareketle, bazı düşüncelerimi açıklamak isterim.

    1 – ABD resmen Fethullah Gülen’i desteklemiyor. ABD’de bulunan etkili bir kesim destekliyor. Yoksa ABD hükümetinin Fethullah Gülen’i desteklemekle uğraşacağını düşünmüyorum. Bu kesimin amacını ve çıkarını öğrenmek için, çoğunluğu Ortadoğu’da bulunan devletleri ve oralardaki desteklenenleri – sonuçları incelemeniz gerekir.

    2 – Fethullah Gülen’in çıkarı nedir ? Milyarlarca Dolarlık bir Cemaati yönetmek olmasın ? Hayatta her insanın farklı amaçları ve yaşam tarzı vardır. Rahmetli Vehbi Koç’da zengindi ve ot gibi yaşardı. Oğlu Rahmi Koç ise Dünyayı geziyor.

    3 – Fethullah Gülen Nur Cemaatini yaratmadı. Nur Cemaati Fethullah Gülen’i yarattı. Nur Cemaati’nin tarihi inceleyiniz.

    4 – Mesele Fethullah Gülen’in fikirleri değil. Keşke onun bilinen fikirleri gerçekleşse. Ama insanları korkutan ,onu öne çıkaranların fikirleri.

  19. Yazan:Ekrem Senai Tarih: Nov 6, 2009 | Reply

    Hakkı bey,

    1- Orta Doğu’da şimdiye kadar desteklenenler hep bizdeki Kemalizme karşılık gelen otoriter “modernleştirici-Batılılaştırıcı” diktatörler oldu.
    2- Fethullah Gülen evli değil ve bir oğlu da yok. Hiç de milyar dolarlık bir cemaatin reisi olmak coşkusuyla gözü dönmüş bir görüntüsü yok. Vehbi Koç rahmetlinin gözleri hırstan fıldır fıldır dönerdi, senelerce bize o kötü Tofaşları da Mercedes fiyatına iyi tokatlamıştı rahmetli :). Onun hali mütevazilikten çok “cimrilik” olarak tarif edilebilir. İkisinin hali birbirine benzese de arasında çoook büyük fark var.
    3- Nur cemaati Fethullah Gülen’i yarattı doğrudur. Cemaatin tarihini de biliyorum. Ama bunu neden belirttiğinizi anlayamadım. Fethullah Gülen cemaati, nur risalelerini okuyan bir cemaat ama bazı temel prensiplerde ana çizgiden kaymış görünüyorlar. Kendilerini nur talebesi olarak niteliyorlarsa buna kimse itiraz edemez. Ama Fethullah gülen’in farklı içtihadları olduğu muhakkak.
    4- Kimi ima ettiğinizi bilmiyorum ama bu komplo teorisyeni bakışıyla zaten hiçbir şeye onay vermek mümkün değil. Al işte, salgın var öleceksiniz aşıyı olmazsanız deniyor; başbakan bile tereddütte. İyi tamam, bu da ABD’nin bir oyunu olabilir anladık da, bu dünyada güvenilecek hiç bir şey mi kalmadı be kardeşim? Sonra gidip Mac Donalds’ta soyalı hambuger köftelerini üçer beşer götürürken iyi ama :)
    Amerika değil Allah mübarek. Kadir-i külli şey !

  20. Yazan:pişti Tarih: Nov 6, 2009 | Reply

    Gülen sırf Amerika’da kalıyor diye onun amerika tarafından desteklendiğine ve korunduğuna hükmeden yaptığı “Türkiye yararına” yaptığı işleri yani ülke içinde sosyyal barışı sağlama, Türk milletinin önünü açma, “türk okulu” diye küresel bir marka çıkarma, milyon dolarlık değişik kıtalarla ticari ilişkiler geliştirme, her yerde Türkiye sempatizanları oluşturma, lobicilik yapma, ülkelerin elit nesilerine türkçe öğretme vs. tüm bunları Amerika’nın ülkemize bir kıyağı olarak görenler(niyeyse) F.Gülen’in bu ülkeye neden gelmediğine de kafa yorsalar. Mesela 28 şubat sürecinin sonundaki sıcak darbe girişimini son dakikada Amerika önlemişken Fethullah hocayı Türkiye’de ikamet ettirmek için Amerika’ya engel olan nedir? Yoksa Türkiye Amerikancı bbir ülke olmaktan çıktı, nato’dan vazgeçti, incirliği iptal etti,silah alımlarını terketti de bizim mi haberimiz yok.Amerika’dan izinsiz darbe bile yapamayanların ülkesinde bir Amerikancı nasıl kalamaz?…
    Esasen bu ülke Amerika’nın yörüngesinden hiç çıkmadı. En ulusalcı olan ordu bile omuzları Nato yıldızlarıyla dolu paşalardan oluşuyor. Amerikancılık yerine azıcık Rusyacılık oynayan ergenekon taifesi paşaların başına neler geldiği Silivriye bakılarak görülebilir. hem sahi Rusya gibi Çin gibi Amerika ile çıkar çatışması olan ülkelerde bile hocanın faaliyetleri neden kabul görüyor biri bana bunu da açıklasın. Yaptıkları Amerika’nın hesabına ise dünyanın diğer devletleri niye ona izin versin? Birilerini Fethullah hocayı kutsuyorlar diyerek eleştirenlerin her şeyi açıklamak için kullandıkları Amerika’yı “her şeye gücü yeten” diye kutsamaları da komik. Gülermisiniz ağlarmısınız.

  21. Yazan:sq Tarih: Nov 6, 2009 | Reply

    Ekrem Senai,
    Bu konuda fazla birşey yazmak istemiyorum aslında çünkü muhtemelen ortak bir noktada buluşamayacağız. Amerika tarafından desteklenme iyi mi ya da kötü mü sonuçlara yol açacak asıl konu bu demiştim, desteklendiğine dair bir kanıt olmadığını söylemek gerçekten safdillik oluyor çünkü. Siz iyi sonuçların, çiceklerin, böceklerin uçuşacağını -siyasete bulaşmayan derken?-düşünüyorsunuz bu da bir bakış açısı, ben o kadar emin değilim.
    Siz nasıl bu kadar eminsiniz bilemiyorum. 80 darbesinde “our boys have done it” tabirini nasıl değerlendiriyorsunuz mesela? Nasreddin Hoca’nın dediği gibi, ona inanıyorsunuz da buna mı inanmıyorsunuz?
    Eski Sovyet ülkelerinden Afrika’da açılan okullara, yeşil kuşak projelerine ABD desteği almadan kalkışıldığını söylemek tarihi olayları, ekonomik, siyasal nedenleri göz önüne almadan sadece romantik bir bakış açısıyla ele almaktan farklı değil. Haçlı ordusunun tek ulvi amacının kutsal toprakları geri almak olduğunu belirten görüşün yanında buna da bir sayfa ayırmak gerek.

    Gülen cemaatinin örgütlenmesine gelince, ezoterizmden destek alıyorlar ama başlıbaşına ezoterik olamayacak kadar da sığlar. Işık evlerinde yapılan da düpedüz ezoterik manipülasyon yani bir çeşit beyin yıkama, taraftar kazanma misyonerliği kabaca. İsteyen istediği bilgiyi kendi talep eder, kimse kimseye böyle dışardan “havuçlarla” vermeye kalkışamaz (hayatınızda böyle bir tasavvufi yol gördünüz mü) Hele bu yolun sistematikleşmesi daha başından sakatlıkları gösteriyor.

  22. Yazan:celal Tarih: Nov 6, 2009 | Reply

    Selam,

    Yukardaki bazı yorumları hoşnutlukla, bazılarını ise esefle okudum. Hürriyet gazetesinde Tayyip Erdoğan’la ilgili bir haber yayımlandığında, yapılan okur yorumlarını okumuşsunuzdur çoğunuz. Bu yazı altında da, mevzubahis okur yorumlarını aratmayacak bir önyargı ve zihinsel dayanaksızlık gördüm. Üzüntü verici.

    Ortada on tane bilinmeyen var, sizse elinizdeki 2-3 denklemle sonucu capture etmeye çalışıyorsunuz. Durduğunuz yerin sakatlığı hiç mi gözünüze çarpmıyor Allah aşkına?

    Kabirde insanlara “Fethullah Gülen’i sevdin mi?” diye sormayacaklar elbette, kimsenin sevme zorunluluğu yok, fakat ne zaman bu adamın ismi zikredilse, hiçbir delile dayanmayan kurgulardan başka bir şey okumuyor olmak benim gibi insanlara can sıkıntısı veriyor. Benzeri kurgulamalarla hareket ederseniz şayet, aranızda 14 yüzyıllık epistemik bir mesafe bulunan Peygamber’e de pekala akıllı bir bedevi diyebilirsiniz. Yani eleştirirken izlediğiniz metodlar, bir bumerang gibi dönüp sizin inanç dünyanızı da kırpmaya muktedir, bir yerlerden başlamak için bunu görmeniz yeterli olur.

  23. Yazan:eg Tarih: Nov 6, 2009 | Reply

    “Eski Sovyet ülkelerinden Afrika’da açılan okullara, yeşil kuşak projelerine ABD desteği almadan kalkışıldığını söylemek tarihi olayları, ekonomik, siyasal nedenleri göz önüne almadan sadece romantik bir bakış açısıyla ele almaktan farklı değil. Haçlı ordusunun tek ulvi amacının kutsal toprakları geri almak olduğunu belirten görüşün yanında buna da bir sayfa ayırmak gerek.”

    snowqueen’in bu sözlerine nispeten katılıyorum. belki gülen cemaatine ait okulları abd desteğini almaya bağlamak insafsızlık olabilir; ama sonuçta o ülkelerin üst düzey yöneticilerinin desteğini alan bir durum var ortada. ve işin bana en fazla dokunan tarafı ise, gülen cemaatinin okulların bekası için o ülkelerin ve o ülkelerin yönetimlerini ayakta tutacak olan güçlerin suyuna gitmeleridir. bu da aslında iktidar denen olgunun bölgesel ve küresel faktörleriyle zıtlaşan değil uyuşan bir hareketin söz konusu olduğunu düşündürmelidir bence. ayrıca mehmet bahadır kardeşimi işin dışında tutarak zaman gazetesinin fethullah gülen hakkında zırt pırt yazılan bu tip yazılarının – en az humeyni’yi öven yazılar kadar – itici olduğunu düşünüyorum…

  24. Yazan:Tarik Tarih: Nov 6, 2009 | Reply

    Herhalde dünyanın en lüzumsuz işlerinden biri, bir cemaat önderini o cemaate mensup insanlara karşı eleştirmek. Bir peygamberi ümmetine karşı eleştirmek daha zor olmalı diye düşünüyorsunuz ama söz meclisten dışarı, bazı insanların tepkilerini görünce, acaba hangisi daha zor emin olamıyorum. Aklın paranteze alındığı bir tartışma rasyonel ilerleyebilir mi?

  25. Yazan:ali duman Tarih: Nov 7, 2009 | Reply

    Hoca’nın nerede yaşadığının ne önemi var, tüm uğursuzlar, hırsızlar, at hırsızları ABD’de yaşayabiliyor da, hukuk devleti olan Türkiye’de hiç bir mahkumiyeti olmayan, hiç bir yasayı çiğnememiş olan Hoca’nın ABD’de yaşıyor olması birilerine niye bu denli batıyor anlamak mümkün değil.

    ben Hoca’nın nerede yaşadığına değil, hukuka, yasalara uyup uymadığına bakarım, ABD’de yaşamak yasalara aykırı diye bir kanun çıkarıldı da haberimiz mi olmadı???

    Hoca ile bu denli uğraşana kadar, kemilastlerin Hoca’ya rakip olarak arenaya sürdüğü KANUN KAÇAĞI DALAN’a bakın, kanun kaçağı eski milletvekili Turhan ÇÖMEZ’e bakın illa da dikkat kesilecekseniz kaçaklara ve kanun dışı işler çevirenlere bakın. Hoca’dan size ne??? Said Nursi’ye yaptıklarınız kesmedi mi yoksa.

  26. Yazan:pişti Tarih: Nov 7, 2009 | Reply

    eg:

    bana en fazla dokunan tarafı ise, gülen cemaatinin okulların bekası için o ülkelerin ve o ülkelerin yönetimlerini ayakta tutacak olan güçlerin suyuna gitmeleridir. bu da aslında iktidar denen olgunun bölgesel ve küresel faktörleriyle zıtlaşan değil uyuşan bir hareketin söz konusu olduğunu düşündürmelidir bence.

    Gülen hareketinden okul açacakları ülkelerin yamuk yöneticilerini te’dip etmek gibi boyunu aşan işlere girmesini beklenmesi ilginç. Okul açılan ülkelerin yöneticileriyle zıtlaşmamak, uğraşmamak o ülkedeki yapıyı onaylamak mıdır? Bu mantıkla dünyanın hiç bir yerine gidilmemesi gerekir. Hem Gülen hareketi gücü ölçüsünde önceliği nereye sarfetmelidir? Öğrencilere mi yoksa öğrencilerin babalarına mı?. Öncelikli olması gereken ve öncelikli sonuç alınabilecek olan hangisidir? Mesela Mısır’da okul açınca Hüsnü Mübarek yönetimi onaylanmış mı olunuyor?

  27. Yazan:Aziz Yılmaz Tarih: Nov 7, 2009 | Reply

    Ali beye tamamen katılıyorum.Ergenekon takımına gelince dut yemiş bülbül,Gülen’e gelince şahin kesilen garip bir anlayış var.Tabii işin kolayını da bulmuşlar:Amerikan desteği!Yani kulp hazır,”e neden Amerika’da yaşıyor?”Nokta.Tabi Dalan malan,ergenekonun saz arkadaşları takımından falan olunca Amerika’da yaşama nedense pek sorgulama nedeni olmuyor.Yani bu denli ideolojik körlükle nereye kadar?Amerikan destekliydi de,JİTEM/KONTRGERİLLA/ÇETE/MAFYA destekli olunca pek bir sakıncası olmuyor galiba.
    E destekten desteğe de fark farmış…destek, malum odaklardan gelince demekki pek rahatsızlık vermiyormuş.Ne garip değil mi?

  28. Yazan:Irmak Tarih: Nov 7, 2009 | Reply

    Olaylari zahirinde degerlendirmek yerine batinda degerlendirmenin daha dogru oldugunu dusunuyorum. eger Kurana uygun bir tavir gostereceksek, kisilerin suclulugunun, Kuran ahlakina uyan kisilerin sahitlgince ispat edilmesi gerekir. Kurana gore kufurun iftiralari inanan insan icin bir deger tasimaz. Cunku fasiktan gelen haberin etraflica arastirilmasini emreden Kuran. Tarih boyunca, Kurandaki kissalardan da anladigimiz kadariyla (Yusuf kissasi ozellikle) inanan insanlara atilan iftiralar yuzunden zindan cezasi almis muminler, imanin geregi olarak cektikleri zorluklardan gocunmamis ve serefle ustlenmisler bu zorluklari. said nursi ve gunumuzde islama hizmet eden bir cok kisinin basina gelenler de bunun ispati. bizler evlatlarimizi katleden pkk yi alkislarla ve torenle karsilayip affederek ulkemize sokarken, fikri olan insanlari da ulkemizden uzaklastirmayi nedense kiyaslayamayan ve takdir edemeyen insanlar olduk. neden? cunku medya, seytanin sistemini insanlara enjekte ederken, artik dusunup sonuc cikarabilenlerin sayisi azaldi da ondan. Bu arada birilerini zahirinde abd korumus vs korumus bunun onemi yoktur. batinda inanan ve gercekten iman eden kullari Allah korur. diger goruntuler sadece sebeptir. sonuc Allahin korumasidir.

  29. Yazan:Hakkı Bentek Tarih: Nov 7, 2009 | Reply

    Aziz Bey,

    Ergenekon tayfası dediğiniz kişiler ile Fethullah Gülen’i aynı kefeye koyuyorsunuz ve haklısınız. Hepsi Türkiye’ye gelmeli.

    Hadi Ergenekon Tayfası gelirse tutuklanacak. Kaçmakta kendilerince haklılar.

    Peki Fethullah Gülen’i sizin gibi sevenlerinden uzak tutan sebep nedir ? Hakkında dava falan da kalmadı. Açıklayın da bilelim…

  30. Yazan:Aziz Yılmaz Tarih: Nov 7, 2009 | Reply

    Ek bir hatırlatma;

    Humeyni,İran islam devrimi öncesi Fransa’da yaşıyordu.Humeyni’nin Fransa’da yaşaması ne kadar onu “Batı”cı yaptıysa Gülen’nin Amerika’da yaşıyor olması da O’nu o kadar “Amerikan’cı” yapıyordur sanırım.

    Ha Mehmet beyin Humeyni’nin bir Fransız yolcu uçağından inişini hicveden resmi bana göre Humeyni’yi batının desteklediği ya da batı destekçisi bir “kukla”yapmaz(her ne kadar Humeyni tartışmasında Mehmet beyin görüşlerini desteklesem bile).

    Dolayısıyla,Gülen tartışmalarında,Gülen’nin ABD’de ikamet ediyor oluşunun(ya da hareketinin yurt dışında faaliyet göstermesinin)”emperyalist emellerle örtüşüyor”şeklinde algılanması bana tutarlı bir gözlem gibi gelmiyor.

    Zira hepimiz biliyoruz ki,şu ya da bu nedenle kendi ülkesinde yaşam hakkı bulamayan pek çok muhalif,vatanı dışında bir bir mesken seçmek durumunda kalıyor.Nazım Hikmet’de ülkede nefes alamayınca çareyi yurt dışına kaçmakta buldu.Peki bu tercihi Nazım Hikmet’i şucu bucu,işbirlikçi falan mı yapar.Nitekim adam vatan hainliğiyle suçlandı ve kendi vatanına hasret dünyaya gözlerini yumdu.

    O bakımdan,eleştireceksek,bunu,”kim nerede yaşıyor”,”faaliyetlerini nerede sürdürüyor”üzerinden yapmayalım.Ha,Gülen hareketinin eleştirilecek yanları var mıdır?Evet vardır.Fakat bu eleştiri yaşanan yerin takıntı haline getirilmesi şeklinde olmamalı.Bence.

  31. Yazan:Aziz Yılmaz Tarih: Nov 7, 2009 | Reply

    @Irmak,

    Yorumunuzda hoşgörü,salih amel,Kur’an’dan güzel örneklerle desteklemişsiziniz ne güzel.İyi de bir şey dikkatimi çekti Kur’an’ı bu kadar rehber alıyorsunuz da alttan alta bir başka insan topluluğuna duyduğunuz gizli öfke neyin nesidir.Yoksa size göre Kur’anın emirleri,hükümleri,rehber alınası kıssaları sadece kendinizi ait hissetiğiniz aidiyet için mi tanzim edildi.Sizce PKK’lıların silahsız gelişleri,dağdan inmeleri çok mu kötü?Yani bir 25 yıl daha bu vatanın gençleri birbirini yesin,örgüte yenileri katılsın,analar evlat acısıyla bin kez daha yıkılsın ama yeter ki bu “mahluk”lar affedilmesin.Valla kusura bakmayın Kur’anda ilelebet birbirinize düşman olun,sakın barışmayın diye bir kıssa bulunduğuna ben hiç tanık olmadım.Bu kan davasının sonuna kadar devam etmesine kendisinini kanptırmış olanlara sormak istiyorum,sahi Kur’anın neresi bu düşmanlığı destekliyor bizlerle paylaşır mısınız?
    Yeter artık,ırkçı ve militarist bir psikolojiyle savaşın devam etmesini canıgönülden destekleyenler neyse de,bari bu kin ve öfke nöbetine Kur’an alet edilmesin.

  32. Yazan:Ekrem Senai Tarih: Nov 7, 2009 | Reply

    snowqueen,

    Amerika’nın doğu ülkeleri hakkındaki kanaati hep -Kemalistlerle bu yüzden iyi anlaşıyorlardı-halkın demokrasiyi hazmedecek olgunlukta olmadığı, bu yüzden ABD’nin işine gelecek diktatörleri desteklemek ve dünyayı böylece kontrol altında tutmak oldu. 11 Eylül saldırısından sonra “ya bu insanlar neden bize bu kadar düşman?” diye kendi kendilerine sormaya başladılar. ABD’nin yıllar boyu yaptıkları boyunlarına ilmek oldu. Bunun, bütün dünya halkının düşmanlığını kazanmaktan başka bir işe yaramadığını anladılar. Tabi İsrail’in de büyük etkisi vardı bu siyasette. ABD yönetimi artık farklı bir diskur içinde şimdi. Yıpratılan imajını yeniden kazanma peşinde. Baksanıza ABD’de beyaz sarayın bahçesinde binlerce insan cuma namazı kıldı geçenlerde. Obama gittiği yerlerde Kur’an’dan ayetler okuyor. Elbette samimi değil, herkes rol kesiyor. Ama bütün bunlar boşuna değil. Farklı bir politikayı simgeliyor. ABD artık işi diktatörlerle götüremeyeceğini anladı; halkların sevgisini kazanmaya çalışıyor. Fanatizmden uzak, barışçıl çaba içinde olan tüm hareketlere sıcak bakıyor. Bu Türkiye’ye özgü değil. Tüm dünyada bunun yansıması var. Evet bir zamanlar “our boys did it” diyen adamlar şimdi “you’re not our boys anymore” diyorlar. Ben bundan memnunum. Şeytan Amerika’nın melek olmasını beklemiyorum ama şeytanlığın da bir onuru var yani. Kimse nefret odağı bir ülkenin vatandaşı olmak istemiyor artık. Müslüman bir aileden gelen zenci bir başkanın seçilmesi tesadüf değil herhalde.
    Ezoterizm konusuna gelince; gülen cemaati bir tarikat değil. Said Nursi, tarikatla kelamı birleştiren bir müceddiddi. Tarikatteki şeyh-mürid ilişkisini abi-kardeş ilişkisine çevirdi. Hareketini kişilerden bağımsız bir hale getirdi. Risale-i Nur adı verilen eserlerini de sahiplenmedi ve referans noktası olarak belirledi. Gülen cemaatinde biraz bu noktada sıkıntı olabilir. Odak, risalelerden hocanın şahsına kaymış gibi. Ama bu konuda da düzelme var sanki. Allah’a yaklaşma yolunu “hizmet” olarak belirlemişler ve yardım kuruluşları ile son yıllarda böyle bir mecraya yöneldiler. Doğuda da güzel faaliyetler gerçekleştirdiler. Herkesin yolu farklı. Sığ da olsalar, Allah’ı hoşnut edecek şeyler yapıyorlar. Bazen böyle şeyler meditasyondan daha kestirme bir yol sağlar :)

  33. Yazan:Aziz Yılmaz Tarih: Nov 7, 2009 | Reply

    Hakkı bey,

    Bakıyorum dramatik bir ayrılıktan sonra tekrar teşrif etmişsiniz.Ne güzel.Öncelikle hoşgeldiniz.

    Fakat gördüğüm kadarıyla niyet okumacılık alışkanlığınızdan hiç mi hiç vazgeçmemişsiniz.Neyse ziyani yok.Can çıkar huy çıkmaz derler ya sizinki de o hesap.Kronikleşmiş,müzminleşmiş bir şey.Öncelikle şifa dilemek kalıyor:))

    Hakkı bey,eğer amacınız bir parça olsun fikir paylaşımı olsaydı eminim beni Fethullah Gülen seveni göstermezdiniz.Neden?

    Bir kere sizin gibi iftiracı ve tartışma etiğinden yoksun kişiler nedeniyle dini kimliğimi defalarca deklere etmek zorunda kaldım.Ve eminim siz de bunu biliyorsunuz.Yine de tekrarlıyayım.
    1-Hiçbir dini inanca mensup değilim,
    2-Müslüman da değilim,
    3-Gülen hareketine ise en ufak bir sempatim yok.
    Fakat buna rağmen ergenekon tayfası dendiği anda(bu örgüte duyduğunuz aşırı bağlılık ve sempatiden olsa gerek)zıplayıp ortaya atılmanız bir tesadüf değil.Çünkü kuyruk acınız var ve çamur atmak için bir yalan veya iftira bulmak durumundasınız.Bunu da anlıyorum bay Bentek,çünkü fikir adına bir kırıntıya sahip değilsiniz.Samimiyet ve vicdan ise sıfır.E peki ne ile geçineceksiniz size de biraz hak veriyorum.
    Doğrusu kendinizce uydurduğunuz iftiraları size rahatlıkla yedirebilirim.Ama inanın bu zaman kaybından başka bir şey olmaz.

    Bu nedenle bay Bentek,saçmalıklarınızı artık ciddiye almıyorum.Çünkü samimi değilsiniz.Dolayısıyla da çamurunuz bana sıçramasın diye özellikle bulaşmamaya çalışıyorum.Mümkünse siz de biraz mesefa koyun olur mu?

  34. Yazan:Irmak Tarih: Nov 7, 2009 | Reply

    Onlar, insanlardan gizlerler de Allah’tan gizlemezler. Oysa O, kendileri, sözden (plan olarak) hoşnut olmayacağı şeyi ‘geceleri düzenleyip kurarlarken,’ onlarla beraberdir. Allah, yaptıklarını kuşatandır.(Nisa Suresi,108)………………’Gizli toplantıların fısıldaşmalarından’ (kulis) men’ edilip sonra men’ edildikleri şeye dönenleri; günah, düşmanlık ve Peygamber’e isyanı (aralarında) fısıldaşanları görmüyor musun? Onlar sana geldikleri zaman, seni Allah’ın selamladığı biçimde selamlıyorlar. Ve kendi kendilerine: “Söylediklerimiz dolayısıyla Allah bize azab etse ya.” derler. Onlara cehennem yeter; oraya gireceklerdir. Artık o, ne kötü bir gidiş yeridir. (Mücadele Suresi,8)…………Yaptiklarindan pisman olmadiklarini, yalnizca baslarindakine itaat icin teslim olduklarini soyleyenlere guvenmek ve husnu zanda bulunmak oldukca saf bir tavir olur. …..Hani o inkar edenler, kendi kalplerinde, ‘öfkeli soy koruyuculuğu’nu (hamiyeti), cahiliyenin ‘öfkeli soy koruyuculuğunu’ kılıp-kışkırttıkları zaman, hemen Allah; elçisinin ve mü’minlerin üzerine ‘(kalbi teskin eden) güven ve yatışma duygusunu’ indirdi ve onları “takva sözü” üzerinde ‘kararlılıkla ayakta tuttu.” Zaten onlar da, buna layık ve ehil idiler. Allah, herşeyi hakkıyla bilendir. (Fetih Suresi, 26)………Allah, ofkeli soy koruyucularindan korusun tum insanlari

  35. Yazan:MB Tarih: Nov 7, 2009 | Reply

    Hakkı Bey


    Peki Fethullah Gülen’i …. sevenlerinden uzak tutan sebep nedir ? Hakkında dava falan da kalmadı. Açıklayın da bilelim…(H.B.)

    Aziz Bey’in hassasiyetine katılarak sorunuzu ben cevaplamak istiyorum.
    Size yardımcı olayım Hakkı Bey. Sitemizde de yayınlandı.

    Sorunuzu, bakın Fethullah Hoca kendisi cevaplıyor:

    ” Şimdi, ben size bir de sabrın, vuslata karşı sabır demişim ya yani, benim ölüm iştiyakıyla sabaha gözlerimi açmadığım bir gün yoktur; “Bugün ölmedim” diye yine üzülürüm hep. “Bugün de ölmedim!..Yazık…Bir leş gibi yaşıyorum…” Oysa, Efendime kavuşacak, hele dün böyle ciğerlerimin üzerine oturdu. Ne güzel o alem yani. Peygamber Efendimiz var, Ebubekir var, Ömer var, Osman var. Ta onlardan beriye bir sürü güzel insan var. Şimdi bunlar çok önemli bizim için. Bu arzuyu duymak da, benim ki sığ olabilir. O da çok önemli. Öbür tarafın iştiyakıyla yanma, tutuşma, buraya ait her şeyi elinin tersiyle itme bir yönüyle, çok önemli. Fakat bana göre, onlar nasıl olsa bir gün olacak, nasıl olsa bir gün olacak şeyler için, bir yönüyle belki sizin burada belli ölçüde tedbirinizi sizin stratejilerinizle, planlarınızla olması icap eden bazı hususlar vardır ki, onları feda edemezsiniz burada. Yani, bir hizmet yapılacaksa, bir vahdeti vucudiyet korunacaksa burada, iki tane üç tane insana bile bir şey anlatabilecekseniz şayet, o olacak şey dursun hele. Ben ona sabredeceğim. İşte ona, vuslata karşı sabır (denir). Belaya sabrın ötesinde, ibadete karşı sabrın ötesinde, mahsiyete karşı dayanma sabrın ötesinde, zamanın çıldırtıcılığına karşı sabrın ötesinde burnunun kemikleri sızlayacak. Muhammed diye (S.A.V.). Fakat nasıl olsa sen bir gün olacaksın. Fakat burada hele bu leşin yapacağı bazı şeyler varsa, bence onların olması lazım. Tezkeremi ben dolduramam, burda tutuyorsanız. Miat dolunca, sizden mesaj gelinceye kadar, kendime rağmen yaşayacağım. Şimdi bunu bir yere koyun da hani, vatan için de öyle. Vatanımı, toprağımı severim. Orada herhangi bir hercü merce, karışıklığa sebep vermemek için, o toprakları koklar, yüzüme gözüme sürerim ama, fakat nasıl olsa siz buradasınız, ben de Türkiye’nin her yerinde yaşıyor gibiyim ama, fakat o benim güzel ülkem orada beni bahane ederek , daha gitmeden her gün şom ağızlı bir kısım ashabı cerahit her fırsatı değerlendirip aleyhinize yazılar yazıyorlar. Oraya gittiğinizde, o mesele etrafında bir kızıl kıyamet koparmayacaklarına dair teminat veremezsiniz. Ve sizin en güçlü şeyleriniz bile bunun altından kalkamazlar. Hiç kimseyi zor bir durumda bırakmamak ve Türkiye’de bir problem unsuru olarak, orada bulunmamak için, burada da kendime rağmen yaşadığımı kabul edebilirsiniz. Yerin altında bile, Türkiye’de bir huzursuzluk olmasın diye yaşamaya razı olabilirim. Yerin altında…Bir tane dehliz açarsınız, üzerimi kapatırsınız, bir hava deliği açarsınız orada, ara sıra ekmek ve su atarsınız içerde. Ben alır onlarla geçinir, orada kalırım. Tek Türkiye’de olumsuz bir şey olmasın. Merak edenler her yerden gelmiş topraklarımı da görebilirler. İşte onlara bir kutu yaptırdım. Geçende aklımdan geldi ki, Türkiye toprağına secde edemiyorum. Başımı onun toprağında yere koymaya arzu ettim. Acaba dedim, ben onları, hepsini bir tahta üzerine döksem her yerinkini, çamur yapsam, dondursam sonra namaz kılarken onu koysam. Bu benim hissiyatım. Sonra hissiyatıma şerri ve Kur’ani mantığım karşı çıktı, dedi ki; “Sen böyle bir şey yaparsan, bu defa herkes, haydi Türkiye toprağından bir seccade… “ Yeni bir bi’dat icat etmiş oluruz. O da ayrı bir yırtık meydana getirir. Evet demek istediğim buydu.”(F.G)

    Daha fazla bilgi için Bakınız

    Fethullah Gülen ve Milliyetçilik Videosu

    Muhabbetle…

  36. Yazan:taner renda Tarih: Nov 7, 2009 | Reply

    sayın mehmet bahadır, daha dün fethullah güleni uçuracaksınız demiştim ya, hah en son yazdığınız alıntıda uçurmak ne kelime, bütün peygamberlerin yolunu gözlediği bir kişi halini almış fethullah efendi. ya lütfen yapmayın bunu. benim dini bir inancım yok ama bu kadarına ben bile el insaf derim. böyle bir müslümanlık yorumu olamaz . her gün ölmek istiyormuş ama bu dünyada yapılacak işleri varmış da bir müddet daha kalmaya karar vermişmiş . bu yazılanlara inanan var mı diyeceğim ama korkarım ki var gibi.

  37. Yazan:çuvaldız Tarih: Nov 7, 2009 | Reply

    Irmak hanım,

    Kendilerine dayatılmak istenenlere karşın “kendi fikirleri olan” insanların ülkelerinden, analarından,bacılarından eşlerinden, çocuklarından uzaklaşıp dağa çıkmalarının nedenlerini anlamak neden çok zor?

    cunku medya, seytanin sistemini insanlara enjekte ederken, artik dusunup sonuc cikarabilenlerin sayisi azaldi da ondan.

    Şeytanın sistemi insanları birbirine düşürmek ve kırdırmak değil mi?

    (cahiliyenin ‘öfkeli soy koruyuculuğunu’ kılıp-kışkırttıkları zaman,)

    Öfkeli soy koruyucularının vebalinden, eline silah almamış ‘soy’u sorumlu tutmamak mı “saflık”?

    Öfkeli soy korucuların zulmünden masum soydaşları kurtarmak için gerekli olan gayreti göstermek sadece hüsn-ü zan mı? Hüsn-ü zan başkaları için harcanmak üzere insanoğluna lütfedilmiş bir rızık değil midir?

    Allah; elçisinin ve mü’minlerin üzerine ‘(kalbi teskin eden) güven ve yatışma duygusunu’ indirdi ve onları “takva sözü*” üzerinde ‘kararlılıkla ayakta tuttu.”

    Allah, kendi çektiği acıdan dolayı bir başkasına merhamet dileyemeyen öfkeli soy koruyucuların da korusun!

    Amin.

    *****

    *takva; kişinin kendisini Allah’ın korumasına, himayesine alarak ahirette azab ve cezaya neden olabilecek her türlü şeyden kendisini titizlikle koruması, günahlardan kaçınıp iyi ve faydalı iş/ eylemleri yapmasıdır.

    Takva, sadece psikolojik anlamda bir korku(havf) olmayıp; Allah’a karşı derin bir şekilde saygı duymak, her türlü tutum ve davranışlarda Allah’ın rızasını herşeyin üstünde tutmak, irademizi O’nun iradesine dolayısıyla O’nun hükümlerine bağlı tutmak, O’nun razı olacağı salih amelleri/davranışları yapmaktır. Bu suretle ayet ve hadislere baktığımızda takva kavramı “korku” yerine “saygı” kelimesiyle ifade edilmesinin daha doğru ve yerinde olduğu görülür. Çünkü takva sahibi kimse, İslam’da sadece ideal bir mü’min değil aynı zamanda ideal bir “ahlakî kişilik”’tir. Nitekim Bakara suresinin 177. ayetinde bu husus apaçık görülür. Başlıca dînî ve ahlakî görevlerini yerine getiren kimseler için “İşte doğru kimseler bunlardır,” “işte takva sahipleri bunlardır.” buyurulur.

    Bakara 177. Gerçek erdemlilik, yüzünüzü doğuya veya batıya çevirmeniz ile ilgili değildir; ama gerçek erdem sahibi, Allah’a, Ahiret Günü’ne, meleklere, vahye ve Peygamberlere inanan, servetini -kendisi için ne kadar kıymetli olsa da- akrabasına, yetimlere, ihtiyaç sahiplerine, yolculara, (yardım) isteyenlere ve insanları kölelikten kurtarmaya harcayan; namazında devamlı ve dikkatli olan ve arındırıcı [malî] yükümlülüğünü ifa eden kişidir; ve [gerçek erdem sahipleri] söz verdiklerinde sözlerini tutan, felaket, zorluk ve sıkıntı anlarında sabredenlerdir: İşte onlardır sadakatlerini gösterenler ve işte onlardır Allah’a karşı sorumluluklarının bilincinde olanlar.

    Yaptığınız alıntılardan anladığım kadarıyla, benim buraya yazabilmek için aramış olduğum satırları siz zaten ezbere biliyorsunuzdur.

  38. Yazan:Hakkı Bentek Tarih: Nov 7, 2009 | Reply

    Aziz Bey

    Pardon siz Fethullah Gülen’i sevmiyorsanız (yazımdaki ifade budur) size “iftira etmiş” gibi ağır bir pozisyonda olmasam da, yanılmışımdır. Özür dilerim.

    Ben de kişisel bazı durumlarımı, bazı yalanlara karşı açıklamak zorunda kaldım. Bunda çok fazla gocunacak bir durum yok. Kendi inancımı ise gerçek ismimin altında herkese ilan edebilen biriyim. Ancak burada tartışmalara katılmam, benim kariyerim açısından faydalı olmayacağı için, gerçek isim kullanmıyorum.

    Sayın Mehmet Bahadır soruma bir cevap verebilmiş. Kendisine teşekkür ederim. Ancak keşke Fethullah Gülen Türkiye’ye gelse de, destekledikleri ve kendisini destekleyenler vasıtası ile ortalığın yine de karışabildiğini kendi gözleri ile görebilse.

    Böylece ABD desteği iddialarından da bir nebze kurtulmuş olur. Çünkü CIA ajanlarınca korunmak yerine, Allah’ın koruyuculuğuna sığındığını herkes görmüş olur. Değil mi ?

  39. Yazan:ali duman Tarih: Nov 7, 2009 | Reply

    Kemalizmin, Fethullah Hoca düşmanlığı derinlemesine araştırılmayı hak eden bir olgudur. Bu düşmanlık esasında psikolojik bir düşmanlıktır, bir nevi yenilgi psikolojisidir.

    insana, eğitim ve bilime yatırım yapan FG Hoca, seçmiş olduğu alanda kemalizmin fersah fersah önüne geçmiştir. Gericilik çamuru atılan FG Hoca, kendisini gericilikle yaftalayanlardan çok daha ilerici, kendisine düşmanlık besleyenlere düşman olmayacak kadar da humanisttir.

    marketten bisküvit alırken bile marka seçen, karşı oluşuma tek kuruş geçmemesine özen gösteren bir kemalist yakınım, çocuğunun oks hazırlığı için FG Hoca’nın derhanesini seçiyor, çocuğunu kendince en iyi eğitim/hazırlık imkanından yararlandırıyor, ancak neden en iyisinin kendilerinde değil de FG Hoca’nın grubunda olduğunu düşünme zahmetine dahi katlanmıyor. Üzümünü yemeye çalışıyor, zira meşreb geniş hem küfür edip, yem üzüm yemek aynı anda meşrebe sıgabiliyor.

    esasında çok açık bir şekilde ortada psikolojik bir yenilgi var, psikolojik bir diz çökme vardır. Hoca efendi uzlaşmacı bir kişiliktir, bunun birçok örneği mevcuttur, misal grubuna ait tv.lerde 10 yıl oncesine kadar tesettürlü spikerler haber sunarken, bugün bir tanesinde bile böyle değildir, Hoca efendi bir değil belki 10 adım dahi atmış/atmaya hazırdır, ancak uzlaşma kültürü olmayan, hatta kendi varlığını düşmanlıklar üzerine kurmuş olan kemalizm, kesin olan o ki bir tek milim dahi adımı atmayacaktır.

    düşmanlıklar üzerine kurulu bu siyaset neden uzlaşma gayretinde olsun ki, o değil mi 4 bir yanımız düşmanla çevrili, içerisi ise komünist, alevi, bölücü, irticacı hainlerle dolu diyen, bu paronayak fikrini topluma empoze eden, bu paronayoları toplumuna empoze etmek,toplumunu istediği şekilde eğip bükmek için PSİKOLOJİK HARB uygulamaları, TOPLUM MÜHENDİSLİĞİ uygulamaları gerçekleştiren ve doğal olarak ta toplumun psikolojisini bozan o değil midir? rakel’in deyimiyle “bebekten katil yaratan” sistem, onun sistemi değil midir?

    FG Hoca, bu bozuk psikolojinin kendi inancı namına pan zehiri olmuştur. Hoca’ya düşmanlık bundan dolayıdır, düşmanlık Hoca’ya bağlı toplumsal yığını, kitleyi yalan, dolan ile etkileyemediklerinden dolayıdır. Yoksa nerden bir düşmanlık icap etsin ki, Hoca Efendinin çiğnemiş olduğu bir hukuk mu var? tabi ABD yaşamasını saymayacaksak!!!!
    kemalofasitler, işlerine gelmeyince kişiye yaşama, seyahat etme gibi en temel insani hakları bile çok görürler. Acaba İnsan hakları evrensel bildirisinden haberleri var mı? bugün berlin duvarının yıkılışının 20 nci yıldönümü haberleri var mı? berlin duvarı yıkılırken onlar insanların gönüllerine ve fırat hattına doğu/batı duvarı inşaa etmekteydiler, hala buna devam etmekteler, berlin duvarını sadece bir duvardan ibaret sananlar, bilmiyorlar ki berlin duvarıyla birlikte modernite te yıkıldı, özendikleri ve 1935 kurultayında parti tüzügüne aldıkları nazizm ilkeleri de yıkıldı. GÜNAYDIN demeyeceğim, uyumaya devam edin ki, gidişiniz çabuk olsun.

  40. Yazan:MB Tarih: Nov 8, 2009 | Reply

    Sayın Taner Bey

    Yazdıklarım meclisten dışarı. Yazdıklarımı ve yorumlarımı üzerinize almayın ve tatlı canınızı sıkmayın lütfen. Ne yazdıklarım ne de yorumlarım size ithaf değildir.

    Ancak bir realiteyi dile getirmeliyim.

    “Nefsani arzularının esiri ve kölesi olmuş, salgı bezlerinin ve enzimlerinin emrine amade olmuş bir hayat tarzı sürenlerin, gözlerini ötelere dikmiş manevi erlerini, gönül dostlarını anlamaları zordur.

    Hiç ölmeyecekmiş gibi yaşayan, ölümü hatırlayınca tir tir titreyen ve var gücüyle dünyaya sarılan hevaperestlerin, ve öldükten sonraki hayatı hiç düşünmeyen kimselerin, nazarlarını ahirete kilitlemiş insanları anlamaları, mevti bir vuslat demi, bir şeb-i arus olarak gören ve ölümü bayram sevinciyle karşılayan Hak erlerini anlamaları yine oldukça zordur.

    Rahat düşkünleri anlayamazlar yurdu-yuvayı, yâri anayı terkedip en ücra köşelere, bilinmedik memleketlere hicret edenleri.. Cimriler kavrayamazlar Hak uğruna malı-mülkü, hatta canı-cânanı feda etmeye âmâde kahramanların yaptıklarını!.. Gününü gün etme sevdasındaki zevk düşkünleri akıllarına sığdıramazlar yaşatmak için yaşayanların fedakârlıklarını!…”

    En azından anlamaya çalışın. Zira ben öyle yapıyorum.

    Sağlıcakla kalın…

  41. Yazan:Rakaful Tarih: Nov 8, 2009 | Reply

    Bir menkıbe ile olayı bağlamak, garibime gitti doğrusu…

    İslâm, elbette şiddete karşıdır ama şiddet gösteren zâlime de yaptıklarını yanına kâr bırakmaz.İslâm coğrafyalarında savaş varsa, ümmetin şiddet kullanmasından değil, ümmetin tek yumruk olamamasındandır.

    Dilsiz şeytan da olmamak gerekir. (Fethullah Gülen için söylemiyorum, tüm mü’minler hatta tüm insanlık için geçerlidir.)

  42. Yazan:erdem Tarih: Nov 8, 2009 | Reply

    http://www.kitapyurdu.com/kitap/default.asp?id=431662&sa=48265280

  43. Yazan:Aziz Yılmaz Tarih: Nov 8, 2009 | Reply

    Fetullah Gülen(veya cemaati)eleştirilmesin demiyorum.Benim itiraz ettiğim nokta eleştiriye alakasız yerlerden girilmesi ve bazı yorumcuların bu eleştiriyi kendi dönya görüşleriyle(ya da kendilerini tanımladıkları siyasi görüşle)çelişecek şekilde çifte standartlı yapması.
    Şimdi hafızamızı şöyle yoklayarak nasıl da duruma göre pozisyon değiştirildiğinden,olay ve olgular tartışılırken dar grupçu bir mantıkla davranılarak nasıl çark edildiğinden bir kaç örnek verelim.
    Ergenekon soruşturmasının gündemi daha çok işgal ettiği günleri anımsayalım.Susurluk’tan Şemdinli’ye uzanan karanlık ilişkilerin çorap söküğü gibi ortaya çıktığı…Devlet-mafya-çete işbirliğinin ayyuka çıktığı,JİTEM’Lİ,KONTURGERİLLA’LI,GLADYOLU bağlantıların bir bir ortaya çıktığı,her gün bir yenisi eklenenen “cephanelik evleri”,toprak altından,denizlerden çıkan silah ve mühimmatları…darbe plan ve krikolerini…silah üzerine yapılan yeminleri…ve en nihayetinde akademisyeninden yazarına sendikacısına,politikacısından sanatçısına hemen hemen her kesimden,her statüden insanın bulaştığı bu yeraltı örgütünün yavaş yavaş ortaya çıktığı günleri…

    İlginçtir ki,bir zamanların İtalya’sını,Sicilyası’nı,1930′ların Alkapon’lu Amerika’sını fersah fersah geçtiği bu ahtapotvari örgütün gün yüzüne çıkarılmasında rahatsız olan kesimler oldu.Kendilerine solcu diyen,demokrat diyen,hatta kadın ve insan hakları savunuculuğuna soyunanlar,işte o günlerde büyük bir gayretkeşlikle dikkatleri Gülen Cemaatine çekmekte gecikmediler.Bu kafa yapısına sahip zihniyetler,evet,”Gülen’cileri içeriye tıkacak cesur savcılar nerede?”diye az feryat figan etmediler.Çünkü bu zihniyetlere göre Gülen Hareketi bu eli silahlı yasa dışı haydutlardan çok daha tehlikeliydi.Faili meçhul binlerce cinayetle yaşayabilirdik,çeteler devletin bütün kurumlarına sızabilirdi,aydınlar öldürülebilirdi,gizli darbe planları yapılabilirdi…bunların hepsiyle yaşabilirdik ama Gülen Cemaati’nin varlığı kabul edilemezdi bu garip ruhlu demokrat(!)çevrelerce.Ve hiç sıkılmadan Ergenekon zanlılarının posterleri taşınarak Antiemperyalist sloganlar atıldı,Neoliberalizm,Antiamerikancı söylemler dillendirildi.Sanki darbe teşebbüsünde bulunan generallerin göğsünde nato rozetleri bulunmuyormuş,sanki Türkiye’deki ABD üsleri yeni kurulmuş,sanki ABD ile ilk kez diplomasi kurulmuş gibi.Ya hu,o tapınası darbeler bile ABD’nin direktifiyle olmadan yapılabilir miydi?

    50 yılı aşkın ABD ile bu denli sıkı-fıkılık varken ve bunun en büyük destekçisi bay Perinçek iken kim kimi Amerikancılıkla suçluyor?Sevsinler böylesi Antiamerikan’cılığı.Neyse bu faslı geçiyorum.Bu ikiyüzlükleri,bir yerinden tutulamaz çelişkileri,zıvanadan çıkmış akıl tutulmalarını düşündükçe mideme kramplar giriyor:))

    Örnekler devam ediyor;
    Daha bir kaç gün önce Diyanet kurumu tartışmaya açıldı.Devletin resmi ideoloji borazanı,gırtlağına kadar siyasete bulaşmış bildik Diyanet.O dinayet ki,camii minarelerine ırkçı mahyalar asmakta beis görmeyecek kadar işi ileriye götürmüştü.
    Fakat yine ilginçtir,bu kurum eleştiriliyor diye gönüllü avukatlığa soyunanlar,ergenekon türü yapılanmalara gizliden gizliye sempati duyan aydın,feminist,hümanist bilmemneci vs takımından çıktı.(Eleştirim burada Mahya tartışmalarında eleştiri üslubunu benimsemeyen sağduyulu insanlara değil).
    Asıl dikkat çekici olanı,mahyalardan sorumlu olanlara karşı tolerans bekleyenlerin bu toleransı nedense Gülen Hareketine gösterememeleri.Demek ki devletle her türlü ideolojik bağı olduğunda bir “hafifletici” neden bulunabiliyor…Ha ergenekon gibi illegal örgütler ya da Diyanet gibi resmi ideolojinin hizmetkarlığını ayan beyan yapan yasal kurumlar olur…Hepsi yerine göre su kaldırabiliyormuş.Yeter ki şu Fethullah Gülen lafı geçmesin.Bunlara örgütlenme hakkı da tanınmamalı,yaşam hakkı,düşünce ve inanç hürriyeti de.Malesef bizim demokratlık anlayışımız bu.Her yanı dökülüyorsa da,bir görüş diğer bir görüşü tutmuyorsa da önemi yok:demokratız,özgürlükçüyüz,bağımsızlık yanlısıyız,insak hak ve hürriyetlerinin savunucucusuyuz ya gerisi önemli değil.Demirel misali”dün dündür,bugün bugündür”…Varsın sözlerimiz,duruşumuz birbirini tutmasın.En nihayetinde birilerini Amerikancılıkla suçlamak gibi okkalı,iddialı bir söylemimiz de var,gerisi hiç de önemli değil.

    Halbuki,başta da söylediğim gibi hiç bir kurum,kişi veya sistem dokunulmaz değildir.Eleştirilmeli,tartışılmalı.Tabiatıyla Gülen’i de,cemaatini de eleştireceğiz.Eleştiriyoruz da.Ama hiç değilse doğru yerinden eleştirelim.Pek çok kesim tarafından Gülen bir idol haline getirilmiş midir?Evet.Hareket(cemaat her ne ise)bir fetiş haline getirilmiş midir?Yine evet.Ekrem beyin çok yerinde bir tesbiti var:Sorun belki de cemaatin faaliyetlerinde değil(ki bana göre de değil)cemaate bakış açısındadır.Yani koşulsuz ve sorgulanmaksızın cemaate yüklenen misyon elbette tartışmaya açıktır.Zira destekçileri tarafından mutlak tek doğru yol gibi kabul edilse de,bu tarz öğütücü tutum kolektivizme çıkabilir…bireyin özgür düşünme yeteneğini törpüleyebilir.
    Yine,örneğin Gülen medyasının yayın politikası eleştirlebilir.Bir dönem ergenekon karşıtı yayınlar yapılırken basın etiğiyle bağdaşmayan işportavari yayınlar oldu.Bir başka deyişle olay gerçeklerin aydınlığa kavuşmasından ziyade kurunun yanında yaş da yanacak şekilde ölçü kaçırıldı ve her şeyin mubah sayıldığı bir ideolojik hesaplaşma zeminine doğru evrildi yayınlar.Irkçı diziler ona keza.
    Dolayısıyla bunları tartışalım,artılar eksiler nerede derinlemesine tartışalım.Ama öyle “canım bunlar ABD uşağıdır”diyerek kestirip atarak olmaz.Yani asıl tartışılması gerekenlere hiç dokunulmayacak ama AMERİKANCI’lığı öne çıkarilacak…bu bana pek tutarlı bir eleştiri gibi gelmiyor.

  44. Yazan:erdem Tarih: Nov 8, 2009 | Reply

    Gülen medyasının ergenokonla, deniz fenerine verdiği tavır ortadaır.. Ahlaksızca saldırıyorlar. Telefon dinlemeler, medyaya servisler efendim onlarda falan tarihte şunu yaptı diye üstü örtülüyor. Yatak odasına girilmesini nasıl savunacaklar ilerde. Ve bu medya yüzünden insanlar ilerde dindarlar yatak odasını dinliyordu dediklerinde, karşımıza böyle çıktıklarında ne diyeceğiz. Saldırı TSK yadır. Akp ve Gülen cemaatide maşadır. Tarih göstercek. Siz Gülen medyasını seyredip ön yargısız oldunuzu iddia eden sırça köşkünüzde oturun. Bağımsız bir ülkeyi güvenlik güçsüz mü yöneteceksiniz.

  45. Yazan:Aziz Yılmaz Tarih: Nov 8, 2009 | Reply

    @erdem,

    Birileri size göre “sırça köşklerde” ahkam kesmiş oluyor da,afedersiniz siz “savaş muhabiri”tarzında falan mı malumat topluyorsunuz:))
    Sonuçta medyanın içine düştüğü etiksizlik çukurunu eleştirilir iken,eleştiriler zannedersem tv,gazete,haber ajansı vs iletişim araçlarından elde edilen enformasyon verilerine dayanıyor.

    Ayrıca”sizler”diye hitap ederek taşlama menziline aldıklarınız kimler oluyor merak ettim.Yoksa yanlış bulduğum Gülen medyası yayınlarını eleştirmek sizi pek kesmedi mi?

    Doğru ya,ben,ergenekonla karışık aydınların,masum ve suçsuz insanların da arada kaynadığı bir hukuksuzluğa,bir ideolojik kamypanyaya vurgu yapmıştım…Sizin ise derdinizin TSK’nın yıpratılıyor olmasından kaynaklı olduğu anlaşılıyor.
    E, n’apalım kaygılarımız farklı olabilir.Siz ergenekon efsanasine toz kondurmamak gibi bir hissiyata sahipseniz zaten her haberi TSK düşmanlığı şeklinde algılamanız kaçınılmaz olur.
    Oysa ben bireyin temel hak ve özgürlüklerinin çiğnenmesinden sözetmiştim;öyle körü körüne kurumların avukatlığını yapmak gibi bir tasam yok ve olamaz.
    Tabii hadiseye insan odaklı yaklaşıldığında,sizin gibi ideoloji tutkunlarının gözünde maalesef “sırça köşklerinden”ahkam kesmek şeklinde anlaşılıyor bu.
    Her neyse,siz her nereden bakıyorsanız,aman manzaraya size göründüğü şekliyle bakmaya devam edin.Sakın ha düşünce konforunuzu bozmayın:))Umarım çok daha ufuk açıcı verilere ulaşırsınız…Bizler,yani gerçeklerden bihaber “sırça köşklüler” de bu engin görüşlerden belki ilham alır,istifade ederiz.Olmaz mı?

  46. Yazan:ali duman Tarih: Nov 8, 2009 | Reply

    Sn. Aziz Yılmaz,

    ne kadar anlatsak, ne kadar yazsak boş zira önyargıları yıkmak atomu parçalamaktan daha zor.

    yaratılan suni düşmanlıklar, ekilen kin tohumları bir siyasetin uygulamalarının sonucudur.

    zira biliyoruz ki bu siyaset, ürettiği düşmanlıklar üzerinden geçinmekte ve vucut bulmaktadır.

    sovyetlerde ve çin’de komünist partilerin tepelerinde dinazorlarmış politbüro üyeleri vardı, birde bu politbüro üyelerine yardakçılık yapan ve “kurşun asker” denen parti üyeleri/delegeleri mevcuttur.

    chp denen hilkat garibesi partiye bakmak gerek, başında 50 yıllık dinazor siyasetçi ve onun köylü edebiyatındaki boş konuşmalarını alkışlayan “kurşun asker”ler var, imdi bu dinazor ve emrindeki kurşun askerciklere oy verenlere ne anlatabilirsiniz.

    mantık şudur;

    FG’ne düşman olunacak OLLLLLLLLLLL.
    Deniz Feneri vb.leri yaratılacak, bu içi boş hukuki davalar üzerinden siyyaset yürütülecek YÜRÜTTTTTTTTTTT.
    vs.vs.vs………….
    Adam sanki yeni bir Demirel, 2 saat konuşuyor hiç bir şey söylemiyor.

    mahalleme muhtar adayı olsa oy vermeyeceğim, bu zihniyete oy verenlere birşey anlatamayız, anlatamazsınız.

    akıllarının yerine, önyargılarını koymuşlara, yalanı bayrak edinmişlere bir şey anlatamazsınız, anlatamayız.

    17.500 faili meçhulu göremeyipte, paracıklarının türkiyeye kaçması nedeniyle kuyruk acısı olan almanyanın değirmenine su taşıyanlara birşey anlatamazsınız.

    haaa birde şu var;
    deniz feneri almanya menşeili, aydın doğan da almanya devlet nişanlı, israilli ortağı alman firması, şu ne idügü belirsiz türk-protestan patriği sözcüsü (hani ergenekon sanığı)de her nedense alman dininin temsilcisi oluyor, aynı zamanda ergenekon sanığı v.küçük, 2003 yılında, darbenin geçiktiğini söylediği gazete de alman nazi gazetesi, derin yapılanması/gladyosu tasfiye edilmeyen iki nato ülkesinden biri almanya biri türkiye, bu ilişkileri incelemek hiç kimsenin aklına gelmiyor. ama FG’nin ABD’de yaşıyor olması çok mu çok batıyor, bu denli batıyor ise size bir sır vereyim. Bir bakın bakalım postallarını yaladığınız GENERALLERİN üniformalarında hangi ülkeye hizmet ve eğitim rozetleri var, bakın bakalım yüreğiniz körsede, gözünüzde kör degildir ya, sizi gidi tatlı su uyanıkları sizi, sizi gidi sahte anti-emperyalistler sizi. anti-emperyalist olmak için önderiniz doğu perinçek gibi SSCB’nin batmasını mı beklemiştiniz, zira önderiniz, SSCB’ye karşı NATO’yu savunuyordu, bu önderiniz ermeni tehciri için KATLİAM diyordu, Türk ordusunu KIBRIS’ta İŞGALCİ sayıyordu, (bakınız TİİKP savunmalar), şimdi ise bunların tam tersini savunuyor, döneklik ve pervanelik, MEŞREBİNİZE NE DE UYGUN, DÜN DÜNDÜR diyenler nedense hep sizin cenahtan çıkıyor, bir kişilik meselesi mi, yoksa halet-ruhiye mi? yoksa haksızlıktan söylenecek söz bulunmayışı mı? ne yandan baksak tutarsızlık. sahi ya fikir anlamında tutarlı olduğunuz bir konu var mı? mesala Ata’nın “yurtta sulh, dünyada sulh”una arka çıkıp, dışta ve içte barış ve kardeşliği destekleyebilir misiniz? “ama”, “ancak”, “fakat” gibi kıvırtmalara sapmadan, yalansız, dolansız, delikanlı gibi, dobra dobra. hadi bakalım bekliyoruz, belki 21nci yüzyılda olduğumuz dank eder, duvarların yıkıldığı dank eder, soğuk savaşın bittiği dank eder, kimbilir?

  47. Yazan:Hakkı Bentek Tarih: Nov 8, 2009 | Reply

    Aziz Bey

    Madem ki, Fethullah Gülen tartışmasına Ergenekon’u soktunuz. Bu vesile ile kafamdaki şu çelişkiyi de açıklarsınız herhalde.

    Ergenekon Haberleri üst üste yapılırken, bu örgütün silahlı kanatlarından biri de PKK olarak gösteriliyordu. İşte size Cemaate yakın bir gazeteden hatırlatma

    http://www.stargazete.com/politika/ergenekon-pkk-nin-derin-troykasi-ni-boldu-ocalan-ajan-tartismasi-buyuyor-114795.htm

    Şimdi Hükümet silahlı mücadele için dağa çıkmış PKK’lıları getirtip 1 günde serbest bırakıyor.

    Ama koskoca Cerrahlar,gazeteciler vs. içeride yatıyor. Bunu bana açıklayabilir misiniz ?

  48. Yazan:Aziz Yılmaz Tarih: Nov 8, 2009 | Reply

    Ali bey, nasıldı hani bir söz vardır:
    Nasıl anlatırsan anlat, anlatabildiğin karşındakinin anlayabildiği kadarıdır.

    Bizimki de o hesap.Anlamada bir sıkıntı olduğu kesin de,bu,anlamak istemediklerinden midir,yoksa anlama kapasiteleri bu kadarıyla mı sınırlı bilmiyorum.

    Sonuçta her iki durum da pek içaçıcı değil.Lakin biz yine de dillimiz döndüğünce anlatalım,belki kazara anlayan çıkar.Kimbilir.

  49. Yazan:Aziz Yılmaz Tarih: Nov 8, 2009 | Reply

    Ha şu mesele,şu iç savaşı durduralım diye başlatılan adımlar belli ki birilerinin yüreğine oturmuş.Biliyorum çok zor ve hazmı kolay değil bunun…Birilerinin uykularını kaçırıp huzursuz edeceği kesin.

    Cevap,
    Bayhuzurukaçan:
    N’aparsınız mukadderat,önüne geçilmiyor.Elbet bu topraklara da barış gelecektir.Sizin gibi savaş kırkırtıcalırına çok ağır gelse de!!!
    Cevap yeterli geldi mi?

  50. Yazan:MY Tarih: Nov 8, 2009 | Reply

    @Hakkı Bentek ;

    akil almaz bir sey, sanki Türkiye’ye yeni gelmis bir insan gibi konusuyorsunuz. Rahmetli Ugur Mumcu daha 1980′lerde Apo’nun savas kiskirticisi olarak kullanilan bir ajan oldugunu ve Derin Devlet tarafindan kullanildigini yazmisti.

    Hepsinden geçtim, DD’ye bu kadar zamandir takiliyorsunuz, sanki hiç bir tartisma yapilmadi, ne bir makale ne de sitede yazilan 25 bin yorumdan hiç birini okumamis gibi konusuyorsunuz. ÜStelik link verdiginiz yaziyi ve referans yaptigi olaylari da anlamamissiniz.

    yorumunuzun boslugu, çarpikligi, deve kusçu hali Kemalistlerin zihin yapisini yansitiyor. Tam bir sizofreni!

  51. Yazan:erdem Tarih: Nov 8, 2009 | Reply

    aziz bey ve ali bey

    hablemitoğlunun kitabının adresini yolladık ikinizide anlaşmış gibi es geçmişsiniz.

    gene yatak odası ithamına karşı sesiniz çıkmamış. evet bu konuda yanlış yaptık demek zor geliyor olmalı. zaten böyle bir denge tuturabilmeniz beni şaşırtırdı. iradenizi öyle bağlamışsınız ki vicdanınız katılaşmış. arzu ettiğiniz gibi düşünmeye devam edin

    niçin yazıyorum öyleyse; bu satırları okuyanların bütün dindarlar böyle değil diye düşünmeleri için. devir döndüğünde böyle ithamlarla bize gelecekler ve diyeceğiz, fg nin kalemşörlerine zamanında yazdık diyeceğiz. Ve daha önemlisi Mahşerde de dilsiz şeytanlardan olmadık diyebilmek için yüzümüz olacak inşallah

    Şu var ancak dilimizle düzelteye çalışyoruz, bu da bizim imanımızın eksikliğinden sanırız. Allah düzelmeyi nasip eder inşallah.

    Allah hepimizi ıslah etsin

  52. Yazan:Aziz Yılmaz Tarih: Nov 8, 2009 | Reply

    Ne yapacaktım Hamlebitoğlu kitabını,ya da ne dememi bekliyordunuz?Herhalde kitabı bu yağmurlu tatil gününde tedarik etmem mümkün olmazdı değil mi?Okumadığıma göre de,”brova adam ne kadar da uzakgörüşlüymüş” falan dememi,coşkuyla alkışlamamı beklemiyordunuz sanırım.Yoksa slogan eşliğinde alkışlamalı mıydım:))
    Köstebekmiş,pehhh!Ya hu siz sağır sultanın duyduğu köstebeklerinizi göremez hale gelmişsiniz,kitaba bilmemneye ne hacet,Silivride köstebekten geçilmiyor:)

    Dahası köstebekleriniz,katilleriniz,çetecileriniz maşallah birer kahraman gibi gözünüzde tüter olmuş.Şimdi işim yok sizinle oturup yaslarını mı tutacaktım.

    Ondan sonra da ipe sapa gelmez laflar.Hele sizi önce atgözlüklerinizi bi çıkarın da sonra vicdandan,dürüstlükten bahsedin.Neymiş efendim beyefendinin derdi “bütün dindarlar böyle değildir”diyebilmek içinmiş de,ondan dolayı bu satırları yazıyormuş da.Breh breh breh!Aman kardeşim beni nasıl biliyorsan öyle bil,inan hiç tasam değil.Bilmem anlatabildim mi?

  53. Yazan:Aziz Yılmaz Tarih: Nov 8, 2009 | Reply

    Hay Allah akşam akşam adamın soyadını de karıştırdık.
    Düzeltiyorum:Hamlebitoğlu değil Hambelitoğlu olacaktı.

  54. Yazan:ali duman Tarih: Nov 9, 2009 | Reply

    Erdem bey,

    düşünsel anlamda kemalistlere ne kadar uzaksam, FG’ye de o denli uzağım, ancak ne varki 21 nci yüzyılda yaşadığımın farkındayım, andaval ulusalcılığın yada felsefi deyimle modernitenin Hitler’in yenilgisinden bu yana kan kaybettiğinin, hatta tamamen yıkılma noktasına geldiğinin farkındayım, berlin duvarının salt taştan, çimentodan duvar olmadığının, bir zihniyeti temsil ettiğinin ve yıkıldığının farkındayım, soğuk savaşın bitmesiyle sibiryanın karları nasıl eridiyse Ağrı dağının karlarının da erimek zorunda olduğunu biliyorum, berlin duvarının yıkılışı, sizin Fırat hattına çekmekte olduğunuz düşmanlık duvarını da yıkılmak zorunda bırakacağını da biliyorum.

    barışa, kardeşliğe karşı 86 yıldır döşemekte olduğunuz taşların artık hükmü kalmamıştır.

    dün said-i nursi’ye ne yaptıysanız, 15bin kişiyi istiklal mahkemelerinde nasıl hukuksuz idam ettiyseniz, bugünde aynı kafada devam etmektesiniz.

    sizin istiklal mahkemeleriniz önce asıp, sonra yargılayan mahkemelerdir.

    1. çoğulcu ve katılımcı demokrasi
    2. insan hakları
    3. hukukun üstünlüğü

    konusunda hiç bir ilke ve çözümünüz olmadı, bilakis bunların yerine :
    1. vesayetçi demokrasi
    2. devlet hukuku
    3. kutsal devlet, köle yurtaşı

    öngeren NAZİ döneminin KUTSAL DEVLET anlayışını dayattınız, 21nci yy’da hala bunu dayatmakta ısrar ediyorsunuz.

    farklı din, kültür, ırktan olan herkesi ÖTEKİLEŞTİRİP, ASİMİLE ETMEYE uğraştınız, ancak bu mümkün değil, buna gücünüz de yetmeyecek. bunu yaparken türkiyenin halklarına ne kadar yabancılaştığınızı bile farketmediniz.

    Fırat’ın doğusuna geçemeyerek asıl BÖLÜCÜLÜĞÜ yapan, sizin zihniyetinizin oy verdiği partidir.

    FG Türkiye’ye ait, tüm Türkiye’nin bir gerçeği iken, siz Fırat’ın doğusuna geçemez ve Türkiyeli olamazsınız.

    hablemitoğlu mu? dediniz, her nedense bana “hem öldürüp, hem cenazesine katılan” italyan baba filmlerini hatırlattınız, birde Danıştayı basıp, insanları sokaklara dökmeyi hatırlattınız, hadi şimdi dökün görelim.

    yeni nutuk yok mu? ondan alsaydık, belki daha iyi gelirdi. “asmayıpta besleyelim mi” mantığınızın üstüne.

    her ne kadar ergenekonculuğu yüzünden adını anmak istemesemde bu açıklama şart oldu, insanlık tarihi varolduğundan beri değişmeyen bir gerçek var ki o da “KİMİNLE SAVAŞIYORSAN, ONUNLA BARIŞ YAPARSIN” bilmem anlatabildim mi? 30 yıldır PKK ile savaşıyorsak, barışı kiminle yapacaktık??? marslılarla mı yapacaktık? siz bir taraf bulun, bari biz barışı onunla yapalım, olur mu??? lafın belini kırın, pireye ip atlatın, daldan dala atlayıp durun, meşrebinize yakışan budur.

    bakın bakalım belge gerçek miymiş, sahte mi, kağıt parçası mı? yok yok belki de imza makinası atmıştır imzayı, kılıf hemen hazır, gözlerim yaşardı, ya hû bu ne hız böyle, aynı gün imza makinası hortladı tv.lere, ama cuntacıların tv.lerine. (belgenin içeriği mi??? ne gerek canım, imza makinasından, zarttan zurttan söz etmek varken)

    cunta “tak” diye emrediyor, cuntacı meyda ile cuntacı parti “şak” diye yerine getiriyor, andavallıklarına doymayanlardan bu ucubelerin açtığı yoldan kendine yol buluyor.

    biliyor musunuz????

    17.500 faili meçhulun yaftası boynuna asılı hiç bir ülke onur sahibi olamaz, eminim ki biliyorsunuzdur, yine de bir hatırlatayım dedim, bunun mücadelesini vermek bir insanlık görevidir eminim ki bunu da biliyorsunuzdur, yine de hatırlatmakta fayda var, belki insafa gelir, insanlığınızı hatırlarsınız kimbilir? hem ayrıca bu faili meçhulleri niye durmadan biz dile getiriyoruz da, siz bir kez olsun ağzınıza almıyorsunuz? bu konuda bildiğiniz şeyler mi var, bizim bilmediğimiz, ya da bir özel nedeni mi var bunda bahsetmeyişinizin, yoksa siz bu ülkeyi sevmiyor musunuz? bu cinayetlerin aydınlatılmasını istemiyor musunuz? yoksa siz haktan hukuktan adaletten yana değil misiniz?

    sizi gidi tak şak’cılar sizi.

  55. Yazan:MB Tarih: Nov 9, 2009 | Reply

    Sevgili Aziz Bey

    Zahmet edip, Erdem Bey’imin tavsiye ettiği söz konusu kitab için zaman harcamayın derim.
    Kitap ben de mevcut. Fethullahçıların ölüm listeleri hazırlayıp(ölüm listesinde Necip Hablemitoğlu da var), taşeronlara nasıl bu işi yaptırdıklarından tutun, devletin kurumlarına sızıp! Devleti nasıl ele geçirdikleri gibi bir sürü zırvalarla dolu.

    Kanaatimce daha çok Ergenekon ısmarlaması bir kitap. Paranoyalarla, dolu dolu bir kitap.

    Erdem Bey’ime esas sorulması gereken soruyu sormak istiyorum.

    Necip Hablemitoğlu’nu kimler öldürdü?

    Necip Hablemitoğlu’nu sokak ortasında öldüren el, Danıştay’ı kana bulayan tetikçinin iplerini tutan elle aynı olmasın? Silivri’de bu davalar görüşülüyor da…

    İçimden bir ses şunu diyor:
    “Bazı Kemalistlerin, bazı Kemalistleri, Kemalizm adına öldürdüğü’ ortaya çıktığında seyredin şamatayı!”

  56. Yazan:erdem Tarih: Nov 9, 2009 | Reply

    Aslında sitenize yazmayacaktım. Ali Bey ağzını bozup yazısını küfürle bitirmeseydi. Kendisine iade ediyorum.

    Bir eleştiriyi ne kadar kaldırabildiğinizin kanıtı olarak internet aleminde ibret olarak kalacaktır.

    Derin düşünce yorumlarının genel şablonu var. Bir nevi aristo mantığı. Bizi eleştiriyorlar, öyleyse kemalistirler, tsk yanlısıdırlar, ulusalcılardır, zaten her kötülük bunların başının altından çıkıyor – sonra bildik suçlamalar. Hükümetin emrindeki adaletle yürütülen davalarda ülkede olan her şeyi yıkmak. PKK yı da işin için sokmuşsunuz 30 yıllık savaşın bir ergenekon örgütünün kojistiği ile yürüyeceğini aklınız kesiyormu? ellerindeki sılahların menşei kimin, kimlerin fotoğrafları yayınladı gazetelerde görüşmelerde, almanyası ,amerikası bu örgüte silah sağlamadı mı? yedi yıldır iktidarda olan hükümet amerika pakistana odaklaşıncamı aklınıza barış yapmak geldi. Türk askerinin askerlerinizin gözüne sokarak kürdistan haritası asmadılar mı? Suçlamalarınızın çoğu temennileriniz, inanmaya devam edin.

  57. Yazan:Aziz Yılmaz Tarih: Nov 9, 2009 | Reply

    Mehmet bey selamlar,

    Kitap konusunu açtığınız iyi oldu.Bu vesile ile sizinle sohbet etme fırsatı doğdu…Sohbetinizi bir hayli özlemiştim zira.

    Linki verilen kitaba gelince,aslında dünkü yorumum kitabı tavsiye eden katılımcının mantıksız sorusuna yanıttı.Yoksa bir çırpıda önerilen kitabın peşinden koşturacağımdan değil.Öyle ya madem kaynak paylaşımı amaçlanarak fikir sorulacak,insan bir zaman verir ki enazından sözkonusu kitap/kaynak/görüş hakkında bir fikri kanaat oluşsun.Demekki bu ayrıntı Erdem beyin dikkatinden kaçmış olacak…ben de açıklama getirmek durumunda kaldım.

    Ancak yine de kitap seçimi konusunda katı kurallarım yoktur.Elimde yazarlarıyla hiçbir ortak dünya görüşüm olmayan sayısız kitap vardır…Yalçın Küçük,Doğu Perinçek gibi ulasalcı kesimlerin misal pek çok kitabı vardır kitaplığımda ve zaman kaybı demeksizin okurum.Zira katılmasak da,bir görüş hakkında fikir sahibi olmanın en sağlıklı yolu okumaktır diye düşünüyorum.

    Bu arada zaman kaybı fikrinize de katılıyorum.Yarısından çoğunun hain,işbirlikçi,ABD uşağı,irticacı,bölücü,CIA ajanı vs.gibi ithamlarla dolu olduğu bir kitabın neresinden istifade edilebilir;bilgi kirliliği ve zaman kaybından başka.

    Linki verilen kitapta da benzer terimlerin gırla gideceği zaten kitabın kısa tanımtım bölümünden yeterince anlaşılıyor.Telif hakları konusunda sakıncası olmasaydı tanıtım metninini buraya alıntılardım.Aynen dediğiniz gibi:boş bir hamaset,kışkırtıcı bir üslup ve paranayok derecede yığınla komplo teorisi.Hani “arife tarif gerekmez misali”etiketinden cevheri anlaşılıyor zaten.
    Diyeceğim,bu tarz kitapları bir “baş ucu”eseri yapmaya hiç de niyetli değilim:))Yani tavsiyenizi dikkate alacağım sevgili kardeşim.
    Sevgilerimle.

  58. Yazan:Aziz Yılmaz Tarih: Nov 9, 2009 | Reply

    Erdem bey,

    Kızmayın ama,”örgütle(PKK)kimin forografları beraber yayınlandı”diye sormuşsunuz da…Peki sizce kimlerin poz poz hatıra fotografları yayınlandı dersiniz.Yoksa haberiniz yok mu?İyi düşünün Doğu Perinçek,Yalçın Küçük olmasın sakın.Hani günlerce tv.lere konu oldu malumunuz…Namıdeğer ulusalcılarımızdan D.Perinçek ile üstad Yalçın Küçük’ün PKK’yla,Apo’yla canciğer kuzu sarması hatıra resimleri yayınlandı.Üstad,Apo’ya hitap ederken “bırayen mın Apo”(Kardeşim Apo)dememiş miydi?

    Hani sordunuz diye cevaplıyorum.Belgeleri de sabittir.Şimdi bunu da kalkıp vay önyargıyla bizi kemalistlikle suçluyorlar demeye getirmeyin.Kimsenin sizi suçladığı falan yok…Sorun gerçekler konuşulduğunda üzerinize alınmanızda.Var mı bunun sizinle şahsi bir hesaplaşmayla ilgisi,soruyorum.

    Dolayısıyla her tartışmayı kişiselleştirmenin manası yok.Siz bir soru sordunuz,hani ergenekon ile PKK bağlantısını tufah,iftira kaynaklı bulup sordunuz ben de size kanıtlarıyla sundum.Var mı bunda bir şey.

    Ha bu iddialarım size doğru gelmiyorsa çıkar çürütürsünüz bu kadar basit.Buyrun,bu tezleri çürütmenizi bekliyorum var mı ötesi.Yani nedir bu gereksiz alınganlık,burada kavga etmeye gelmedik kardeşim.Fikir platformudur burası,eleştiriyi kaldıramayacaksanız katılmazsınız olur biter.

  59. Yazan:MB Tarih: Nov 9, 2009 | Reply

    Selamlar Aziz Bey Kardeşim

    Sizi anlıyor ve görüşlerinize katılıyorum.

    Kitap seçimi konusunda benim de katı kurallarım yoktur. Öyle olsa söz konusu kitabın evim de ne işi olabilirdi:)

    Amacım sizi sınırlamak ya da etki altına almakta değildi elbette. Muhabbete, bir şekilde giriş yapmak istedim. Ve bir şekilde bağlantı kurup, fırsattan istifade Erdem Bey’e, o yaman soruyu sorabilmekti. Zira, Erdem Beyler ve onun gibi düşünenler, Necip Hablemitoğlu’nu Fethullahçılar öldürdü zannediyor. Tıpkı Uğur Mumcu’nun katli olayında yıllardır, “şeriatçılar öldürdü” söylemine iman ettikleri gibi. Bütün iyi niyetimle ufuklarını biraz genişletmek ve içinde bulundukları fanustan kurtarmak istedim.

    Sizi ve muhabbetinizi ben de çok özledim. Keşke herkes, sizin gibi çok okuyan, ve sizin gibi vicdanının sesini her daim dinleyebilen, kamil bir insan olabilse. Vicdan dedim de aklıma geldi. Din Özgürlüğü’ne Genel Bir Bakış adlı yazımı okudunuz mu? Mehmet Yılmaz Bey yazı için iyileştirici eleştirilerde bulundu. Sağ olsun. Haklı olarak “Vicdan Özgürlüğü” eksik dedi. Ben de yazının bu eksik taraflarını tamamlamaya çalışıyordum. Sanırım 3-4 bölümlük bir yazı dizisi olacak. Seveceğinizi umuyorum.

    Vicdan sahibi insanlarla muhabbete doyum olmuyor gerçekten. Ve sizi tanıdığım için çok bahtiyarım.

    En derin sevgi ve saygılarımla

    Sevgiyle kalın

  60. Yazan:Aziz Yılmaz Tarih: Nov 9, 2009 | Reply

    Mehmet bey kardeşim,yazılarınızı kaçırır mıyım hiç,elbette okudum.Yalnız şu var:iyi niyetle,insani duygularla yazılmış yazılara genelde pek yorum düşmem.Daha doğrusu eleştirel bazda görüş belirtmem.Çünkü iledolijelerden çok insani erdemlerin öne çıkarıldığı her iyi niyetli çaba benim için bir değerdir.Sizde de bunu fazlasıyla görüyorum.Çünkü barıştan yanasınız,insanların birarada kardeşçe yaşamasından yanasınız.Her renkten,her kültürden,her inançtan insanın farklılıklarıyla birbirlerini kabul edeceği/edebileceği bir dünya istiyorsunuz.

    Dolayısıyla,yüzünüze söylemiyorum,bu çabanın altında gördüğüm şey adelet ve dürüstlüktür,samimiyettir.

    Tabi Mehmet Yılmaz beyin eleştirisi farklı bir şey.Kendi deneyimlerinden yola çıkarak,yazınıza katmanız gerektiğini düşündüğü “baharatları”hatırlatmış-yorumu okudum çünkü.Bu anlamda,bana soracak olursanız makalenize dökülen düşünceleriniz vicdanınızdan süzülüp gelmiştir,bundan en ufak bir şüphe duymuyorum.Ama aynı şekilde inanç ve vicdanın birbirini tamamlayan bütüncüllüğü de unultulmamalı yani bu bütünlük görüşlerimize yargılarımıza yansımalı diye düşünüyorum.Zira inançsız bir vicdan mutlaka eksik ve noksan kalır.Aynı şekilde vicdandan beslenmeyen inanç da tek başına yeterli olmayabilir.Kısacası bir elmanın birer yarısı gibidir inanç ve vicdan.Biri olmadan diğeri kifayetsiz kalır…biri özgür olmadığında diğeri de özgür sayılmaz.Hem inanç özgürlüğü hem de vicdan özgürlüğü olmalı ki anlamlı olsun.
    Eminim Mehmet kardeşimin eksik bulduğu yanları tamamlayan bir çalışma olmuştur.Her zamanki gibi merak ve ilgiyle bekliyor,emeğinize sağlık diyorum.
    Sevgi ve saygılarımla.

  61. Yazan:ali duman Tarih: Nov 9, 2009 | Reply

    Aziz Bey,

    uçuk tel maşa prof. yalçın küçük hazretleri, bölücübaşına sadece “kardeşim” demekle kalmadı, sanırım bu haberi atladınız, atv’de gösterdi, röportaj için pkk kampında bulunduğu bir esnada yapılan çekimde Öcalan’a, “Atatürk pilottu, siz ondan daha büyük pilotsunuz” dediğini tv.de gözlerimle gördüm, kendi sesinden kulaklarımla duydum.

    Pek tabiki bu normaldi, zira Çiller döneminde Apo’ya yapılması planlanan sukiast hazırlığını da Apo’ya haber veren yine bu zattın kendisiydi ve bunu bizzat itiraf etti. Yani bir bakıma “derin oluşum”dan aldığı bilgileri Apo’ya uçurarak, Apo’ya ajanlıkta yapmıştır kendileri. (kamuya açık bir cafe’de bu suikastı yüksek sesle söyleyerek etrafa duyurduğunu itiraf etmiştir)(bence yalan bir itiraf, eminim ki bunu yazılı olarak ispiyonlamıştır, elbet günün birinde bu da ayyuka çıkar)

    Peki bu hızlı kemalist, uçuk prof. bunları niye yaptı??? tabiki tamamen duygusal, Fransa’da maddi olarak pkk’nın kanatları altındaydı, alemi kör sağır sanıp, sebateycilik yapmakla bu pislikler örtülmüyor, sebateycilik gündemi ve gerçekleri değiştirmiyor Hoca! ne yaparsınız işte EKMEK PARASI. Zira geçim zor, muhakkak ki Paris’te daha da zordu.

    bir başka hızlı kemalistlerden Doğu Perinçek hazretleri ise, hani Zuriht’te show yapmıştı da, akabinde fanatik taraftarları (işçi partiler) 1 mayıs’ta “Ulusal kahraman doğu perinçek” diye sloganlar atmıştı, şaşırdım ve bu sloganı atan ucubelerden sol adına utanmıştım. “bu nasıl bir mantık 1 mayıs’ta bu slogan” diye, ne kadar kolaymış meğer bu ülkede kahraman olmak, zurihte bir caddede yürüyüş yap, gel kahraman ol, vay anam vayyy.

    Zurihte “ermeni katliamı yoktur” diye show yapan bu hazret, 12 eylül sonrası sıkıyönetim mahkemelerine yaptığı

    “TİİKP (Türkiye İhtilalci İşçi Köylü Partisi) SAVUNMALARI”nda ;
    1. Türkiye’nin ermeni katliamını yaptığını,
    2. Türk ordusunun Kıbrıs’ta işgalci olduğunu,
    3. SSCB’ye karşı NATO üyeliğinin şart olduğunu
    mahkemeye ve dünyaya deklere etmişti.

    uyduruk kızılelma teorileriyle ergenekonculuğa terfi ettiğinden bu yana, bu fikirlerinden 180 derece çark ettiğini görmekteyiz. Öyle bir çark ediş ki bu KIZIL KOMÜNİSTLİK’ten, ULUSAL KAHRAMANLIĞA terfi etti alimallah, nazar değmesin maşallah!

    eee, dedik ya EKMEK PARASI, komünistlikte yenecek ekmek kalmayınca, kemalistlikten kazanılır, gerekirse taştan çıkarılır, hayat zor, geçim zor ve ekmek aslanın ağzında NETEKİM. Yeter ki kişinin MEŞREBİ uygun olsun, bu tip manzaralara hep bu meşrepte rastlıyoruz nedense.
    (Eğri gemi düzgün sefer yapmaz-Atasözü)

  62. Yazan:Aziz Yılmaz Tarih: Nov 9, 2009 | Reply

    Ali bey,aslında daha neler neler var anlatacak da,bakmayın.Erdem bey bu tür bağlantılar “çok imkansız”mış gibisinden sorunca kendisine yardımcı olayım dedim.
    Artık Fransa’larda,Almanya’larda PKK etkinliklerine katılmalar mı dersiniz…Bir zamanlar “Özgür Gündem”gazetesinde kendisine ayrılan köşede Apo’yu göklere çıkaran yazıları mı?Hangisinden başlamalı bilmem ki.Hepsi de dellileriyle ortadır.Lakin hazret(Y.Küçük)bugün başında kalpağı,boynunda kırmızı atkısıyla ırkçı faşist kanallarda ulusalcılık üzerine inciler dökmekte bir sakınca görmüyor.Dediğiniz gibi meşrep geniş maaşallah.
    Bende epey kitabı da var.Aydın Üzerine Tezler…tüm ciltleri mevcut.Kitaplarından birinin de adı “Emperyalist Türkiye”,kitaplığımda duruyor.
    Aklımdan geçmedi değil,Erdem bey dostumuz kitap linki vermişti,acaba bu kitapları kendisine hediye mi etsem…Ek olarak da “Yeni Ülke”,”Özgür Gündem”gazetelerinde yayımlanan köşe yazılarından bir seçki hazırlasam diyorum.Bir karşılaştırsalar mesela kurtarıcı gibi iman ettikleri Y.Küçük,D.Perinçek gibilerinin dün neler yazdıklarını,bugün neler konuştuklarını…Anlasalar hiç değilse bugün ulusalcılıkla geçimini sağlayan bu dinazorların geçmişte ne dolaplar çevirdiklerini,ne şaklabanlıklar yaptıklarını.Tabi anlamak isterlerse…”Ne demişse doğru demiştir”babında iman etmemişlerse.

    İşte Ali bey kardeşim ben bu tür şeylere üzülüyorum.Pek çok insan bunları dikkate almaz,belki de samimiyetle,her söylenene inandıklarındandır.Ama madalyonun diğer yüzü maalesef bildikleri gibi değil lakin farkında değiller.Ve birileri çıkıp bu sefil durumu açığa çıkarınca kendilerine hakkaret edilmiş addediyorlar.Velhasıl işimiz zor.

  63. Yazan:ali duman Tarih: Nov 9, 2009 | Reply

    – siyaset yapması gereken siyasetçisi siyaset yapamıyor, zira siyaset yapmak için kurulan 25 SİYASİ PARTİ, siyaset yaptıkları için kapatıldı.

    – siyaset yapmaması gereken ordu, en babasından siyaset yapıyor, kıbrıs konusuna karışıyor, af konusuna karışıyor, her konuya karışıyor, amma velakin döktüğü mayınları, temizlemesini beceremiyor, yani asli görevini yapmak için belli ki siyaset yapmaktan vakit bulamıyor.
    dünya yüzünde ordusu siyasete bulaşmış bir ülkenin ayakta kaldığı görülmedi, bu mümkün olsaydı prusya kalırdı, osmanlı kalırdı.

    – bağımsız olması gereken yargı, bağımsız değil, zira en basitinden kemalist. yargılamasında kemalizmi ölçü alıyor, tarafsız olmadığı için adalet dağıtamıyor, örnek mi; susurluk, şemdinli davaları, sayısız katliamlar (çorum, malatya, kahramanmaraş vd)ve yargılanmayan darbeler, darbe girişimleri.

    – bilim üretmesi gereken üniversiteler, en babasından siyaset yapıyorlar, kemalizmin kalesi oluyorlar, ya da en basitinden bilim yuvalarını ikiye bölüyorlar, kemalist mi değil mi? bizden mi onlardan mı?

    imdi, böyle bir ülkenin NORMAL olduğu söylenebilir mi?

    diyorum ki, diyoruz ki;

    - siyaseti siyasetçiler yapsın,
    - ordu, asli görevine dönsün, siyaset yapmasın.
    - yargı, hukukun üstünlüğü anlayışına sadakat göstersin, tarafsız adalet dağıtsın, kemalizmde, devlette, ordu da hukukun üstünde değildir, zira hukuka bağlı olmayan ordu, halkın ordusu değildir, hukuku tanımayan ordu, bir zumrenin/sınıfın ordusudur.
    - üniversiteleri militarist bir kemalizm yerine, özgür bilim üretsin. (niye dünyadaki ilk 500 üniversite arasına giremediklerini çözsün, dönüp bir kendisine baksın)

    güçlü ülke olmanın, zenginleşmenin yolu yukarıdaki düzenlemelerden geçmektedir, bu düzenlemeleri yapmamış bir güçlü ülke, bir zengin ülke gösterebilir misiniz?

    biz bunları talep ediyoruz, bunlara karşı olanlar ise evirip, çevirip, pireye ip atlatarak, sanal ve komplo teorileri üreterek ne kazanıyorlar.

    86 yıl sevr paranoyası ile kandırmışlardı, şimdi bop paranoyası ürettiler.

    vatan satılıyor, kıbrıs satılıyor, azerbaycan satılıyor, hepsi uyuruk. yerseniz.

    bir tane somut fikir yok, sallama, atmasyon, uydurma İNTERNET GONGOLARININ el ürünü.

    hatırlarsanız geçen yıl eylül ayında, alman merkez bankasıyla birlikte “TÜRKİYE YIL SONUNU ÇIKARAMAYACAK” yaygarası koparmışlardı, yıl sonu geldi, ülke batmayınca bu kez “TÜRKİYE BU YAZI ÇIKARAMAYACAK” yaygarası kopardılar. Amaçları ağır bir kriz çıkarmak ve hükümeti yıkmaktı, o denli gözleri dönmüş ki, SALT HÜKÜMETİ YIKMAK ADINA TÜRKİYE’Yİ BİLE GÖZDEN ÇIKARMIŞLARDI, TÜRKİYE BATMIŞ/ÇIKMIŞ UMURLARINDA BİLE DEĞİLDİ.

    Ağır bir kriz olmasada bu aşağılık kriz lobisinin yürüttüğü bu siyasetin faturasının çok ağır olduğu aşikar.

    yazda geçti ülke batmadı, ancak yalanı kurtaracak bir yalan daha icap ediyordu bu kez “iran’dan bir tır -20milyardolar- kayıt dışı para geldi” yalanını uydurdular, yani şunu demek istiyorlardı, “aslında ülke batacaktı ama, bir yolunu bulup kurtardılar” ile yalanlarına kulp buldular, bir teknik sorun vardı 20milyardolar için enaz 20tır gerekiyordu, hatasız yalan olamıyor, eminimk ki, bir dahakine daha iyi bir teknik analiz yapar, derslerine daha iyi çalışırlar.

    peki bu yalancı kriz lobisine katılan, derin devletini aynen türkiye gibi tasfiye etmemiş Almanya’nın merkez bankası yalanına ne kılıf buldu “efendim neymiş yaptıkları açıklamadan yapılan bir cımbızlama sonucu bu cumle alınmış, aslında bunu demek istememişler” vay be bilin bakalım bu cımbızlamayı kim yapmış, pek tabiki ülkedeki ergenekoncu alman uzantıları, ülkedeki almanyaya hizmet devlet nişanlı, medya sahibi zatın yozdilli yazarları, şıracının şahidi bozacı misali, vay ki vay, organize işler bunlar organize.

    ülkeyi 40 cente muhtaç edenler, 100 milyon dolar almak için imf nin kapısında yatanlar, 5 dakika görüşebilmek için 5 saat abd başkanının kapısında bekleyenler, 16 banka batırıp, 100milyardolarımızı soyduranlar şimdilerde vatan/millet sakarya babında konuşuyorlar, biraz onur, hasiyet olur insanda, hadi ordan hadi başka kapıyaaaaaa.

    hainler bir adım öne çıksın demeye gerek yok, ayan beyan ortadalar, Türkiye’nin bir gerçeği olan, bir değeri olan FG Hoca’ya saldırarak halkın gündemini değiştiremezler, eski günlerdeki gibi yapay gündemler ve düşmanlıklar oluşturamazlar, geçti Bor’un pazarı.

  64. Yazan:erdem Tarih: Nov 10, 2009 | Reply

    http://www.idefix.com/kitap/bu-dinciler-o-muslumanlara-benzemiyor-imzali-soner-yalcin/tanim.asp?sid=S8V250Q74D7DLQAPSV73&utm_source=Haftalik_mail&utm_medium=Email&utm_content=bu-dinciler-o-muslumanlara-benzemiyor-imzali&utm_campaign=buhafta&referer=81493

    Gerçi bu kitabada telaşla aman okumayın aklınız karışır diyenler çıkacaktır, evelki kitap önerisine yapılan sansür gibi, biz yollayalım siteyi ziyareden eden aklı başında , vatansever birileri varsa hiç olmazsa onların işine yarar.

  65. Yazan:osman osmanoglu Tarih: Nov 10, 2009 | Reply

    Fethullah Gülen’in koruyanı…!! Kim acaba..sakin amerika olmasin…Yillardir orada oturuyorda..

  1. 1 Trackback(s)

  2. Jan 8, 2014: Fettullah abi be, o beddua seni de rezil etti, cemaati de

ÖNEMLİ

--------------------------------------------------------------------

Tüm yazı, yorum ve içerikten imza sahipleri sorumludur. Yayımlanmış olmaları, bu görüşlere katıldığımız anlamına gelmez.

Hakaret içerse dahi bütün yorumlar birer fikir eseridir. Ama bu siteye ilk kez yorum yazıyorsanız, yorum kurallarına gözatın yine de.

Not: Sitenin ismini dert etmeyin, “derinlik” üzerine bayağı bir geyik yaptık, henüz söylenmemiş bir şey bulmanız oldukça zor :)

Editörle takışmayın, o da bir anne-babanın evlâdıdır, sabrının sınırı vardır. Siz haklı bile olsanız alttan alın, efendilik sizde kalsın.

Sitenin iç işleriyle ilgili yorum yapmayın, aklınıza takılan soruları iletişim kutusundan sorun, kol kırılsın, yen içinde kalsın.

Kendi nezaketinizi bize endekslemeyin, bizden daha nazik olarak bizi utandırın. Yanlış ve eksik şeylerden şikayet etmek yerine bilgi ve yeni bakış açısı sunarak tamamlayın, düzeltin, tevazu ile öğretin bize bildiklerinizi.

Bu kurallara başkasının uyup uymamasına aldırmayın, siz uyun. Bütün yorumları hızla onaylanan EN KIDEMLİ YORUMCULAR arasındaki nizamî yerinizi alın.

--------------------------------------------------------------------
  • Siz de fikrinizi belirtin