RSS Feed for This Post

Çocukların cinsel istismarı

Milyonlarca Yahudinin Naziler tarafından fırınlarda yakıldığı “Holokost” ortaya çıkınca bir çok Yahudi isyan etti: “Tanrı böyle bir şeyin olmasına nasıl müsade etti? Neden Nazileri durdurmadı? Ya dediği kadar güçlü değil ya da o kadar iyiden yana değil!”

 Son çocuk istismarı haberini okuduğunuzda ne dediniz? Ben şunları duydum: 

  • - Ayy, iğrenç!
  • - Nasıl yaparlar böyle bir şeyi?
  • - Bunları asmalı!
  • - Acı çektirerek öldürmeli hepsini,
  • - Cezalar yetersiz.

 Sanki bunu ilk defa duymuşçasına öfkeyle ayağa fırladı insanlar. Sonra bir daha hiç olmayacakmış gibi yavaşça yerlerine oturdular. Gazetelerde manşetler, internet forumlarında dolaşan öfke dolu mesajlar… Sübyancılık karşısında takındığımız histerik tavır konuyu düşünmemize engel oluyor. Birilerinin çocuk bedeninden cinsel haz alabilmesi gerçeği aklımızı felce uğratıyor.

 Holokost kelimesi sadece Yahudilerin değil bedensel engellilerin, komünistlerin, savaş karşıtlarının, Çingenelerin, Rusların, Polonyalıların, eşcinsellerin ve Yahudilerin Naziler tarafından toplu olarak «imha edilmesine » verilen bir isim. Öldürülen 12 milyon insandan 6 milyonu Yahudi olduğu için bu katliam sadece onları hedef almış gibi anılsa da Nazilerin gözünde bu grupların her biri imha edilmesi gereken “solucanlar” veya “sıçanlar” idi. Bu sebeple yaptıkları katliam bir suç değil bir “Endlösung” son/kalıcı çözüm(!) oldu onların gözünde.

 Neden böyle bir işe girişti Naziler? Birinci Dünya Savaşı sonrası yaşanan açlık ve sefalet için bir açıklama uydurmak gerekiyordu. Üstün(!) Alman ırkının bir hata yapması söz konusu olmadığına göre bir suçlu, bir günah keçisi bulunmalıydı. Bedensel engelliler, akıl hastaları ve diğer “bozuk biyolojik yapılı” gruplar saf Alman ırkını bozan ögelerdi ve bir “temizlik” yapılmalıydı.

 İşte bu insanların önemli bir kısmının yakılarak öldürülmesini temsil ediyor Holokost kelimesi. Ve etimolojisiyle bugüne ışık tutuyor. Neden? Holokost eski Yunanca λος (ok. “holos” = bütün) καυστός (ok. kostos = yakmak)  kelimelerinin birleşmesinden oluşuyor.

 Bir erkek hayvanın bütün bütün yakılarak kurban edilmesi pagan dinlerden Yahudiliğe girmiş, oradan da Avrupa’ya kadar gelmiş bir ritüel. Bernard Lazare’ın 1894 tarihli “L’Antisémitisme” adlı eserinde aktardığına göre Ortaçağ Avrupa’sında da kıtlık veya veba salgınları sırasında “manevî güçlerin öfkesini yatıştırmak için” Yahudiler diri diri yakılarak kurban edilirmiş.

 Çocukların cinsel istismarına yeltenenler hapishanelerde bile diğer mahkumların saldırısına uğruyor, linç ediliyor. Sizce meşru ve masum bir öfke mi söz konusu olan? Yoksa hırsızlık ve cinayet gibi “minik” suçlar işlemiş diğer mahkumların “kendi günahlarından arınmak” için buldukları bir yöntem mi? “Aabi hadi ben şeytana uydum, adam vurdum. Ama bu herif bir çoğun ırzına geçmiş, olacak şey mi?” Cinayet hadi neyse de, sübyancılık? Olmaz ki canım!

 Bizim sübyancılarımız Nazilerin günah keçileri kadar masum değil elbette. Ama onlar da “bizim”. Milletvekillerimiz, altın madalyalı sporcularımız veya başarılı bilim adamlarımız kadar bizim bu “sapıklar”. Onlar saptıkları için”öteki” oldular. Tecrid edildiler. Günah keçisi rolü verildi onlara. Onların sapması sayesinde “sapmayanlar” günahlarından arınacaklar!

 Peki sapmayanların sübyancı keçiye yüklemek istedikleri günah ne?

 Sapmayanlar kendilerinden ikinci bir şahıstan bahseder gibi bahsediyorlar. Kendine daha iyi bakmak söz konusu. Kendini şımartmak. Mükün olduğu kadar “seçkin” bir biçimde tabi. Evini daha iyi döşemek, daha iyi şaraplar içmek, daha güzel arabalar kullanmak istiyor o artık öteki olan “kendisi”. Tatile gidip dinlenmek değil tatilini “başarmak” gerek… Başkalarına anlatmak ve mutlak şef olan “kendisini” memnun etmek için… Yoksa siz tek taşınızı almadınız mı daha?… kendinize?

 Sapmayanlar iki zıt kutubu mutluluk ve tatmin olan demir çubuğu büküp bir halka yaptılar. Bu halkanın içinde yaşamak zorunda herkes. Bu halkanın içinde geçmiş ve gelecek yok, sadece “an” ve anı yaşamak var. O anın içinde anlamın oluşmasına yetecek kadar zaman olabilir mi? Elbette yok.

 Zamanın ve mekânın dışındaki evren hissedilmiyor onların dünyasında. Aşk? Onu “an” kafesine koydular, aşk da bireyselleşti, erotik-ürünleşti, internetselleşti, içi boşaldı. Sanat? Pornolaştırdılar. İnsan? “Tanrı” ile beraber o da metalaşarak öldü. Doğanın geri kalan kısmı gibi üzerinde hakimiyet kurulması gereken bir varlık o şimdi. Bilgi? Askerî amaçların hizmetinde. Mürşid olamayan bilim deli bir çoban oldu, insanları güdüyor savaştan savaşa!

 Vicdan kollektifleşti, kurumsallaştı. Devlete transfer edildi. Seçim yatırımısallaştı, sulandı, silikleşti. Anlık hazza tapan hedonist cemiyette herkes saldırganlaştığı için saldırganlığı ve şiddeti bir sorun olarak tarif etmeye gerek yok. Tedavi etmeye hiç gerek yok. “Ben deliyim” diyen deli gördünüz mü siz?

 Çocukların cinsel istismarı nedir? Haz amaçlı bir saldırganlık değilse eğer, nedir? Kendinize yapılmasını istemediğiniz şeyi başkasına yapmak değilse?

 Anlık hazların, hedonist felsefenin dinleştiği, imanlaştığı bir toplum kurdular sapmayanlar. Haftanın belirli günlerinde alış-veriş tapınaklarında, günün belirli saatlerinde elektrikli putlarının karşısında ibadet ediyorlar. Sapmayanlar sapıklığın kaçınılmaz olduğu bir sistemin mimarları oldular. Bir günah keçileri eksikti, onlar da bulundu: Sübyancılar!

 Çocukların cinsel istismarı mı dediniz? 

  • - Iyy, ne iğrenç!
  • - Nasıl yaparlar böyle bir şeyi?
  • - Bunları asmalı!
  • - Acı çektirerek öldürmeli hepsini,
  • - Cezalar çok yetersiz canım.

Trackback URL

  1. 16 Yorum

  2. Yazan:dj Tarih: Nov 27, 2008 | Reply

    hosunuza gitmeyen her seyi cocuklarin cinsel istismariyla ayni kefeye koymussunuz ya, bravo

  3. Yazan:fizikci Tarih: Nov 27, 2008 | Reply

    Çok isabetli bir yazı Mehmet Bey. Çok güzel ifade etmişsiniz.

  4. Yazan:İbrahim Ahmed Tarih: Nov 27, 2008 | Reply

    Yazınızı okur okumaz (a) ve (c) şıklarının ikisini birlikte işaretledim ve birleştirdim; “Ayy, iğrenç! Bunları asmalı!” Ama yazı beni kendimi sorgulamaya ve götürdü; “o pislikleri asmakla kendini kurtaramaz ve kendi vicdanını rahatlatamazsın.”
    Bardağın boş tarafını gösteren bu güzel “pesimist yazı” dan ben kendi adıma daha fazla ahlaki sorumluluk yüklenmemem gerektiği sonucunu çıkardım. Evet, boşlukları/eksikleri görmek bizi sebepleri/niçin’i sorgulamaya götürür. Umut, sorgulamanın başladığı yerde biter. Eskilerin dili ile söylersek, “nikbin oluş bedbin oluşun içinde mündemiçtir.”
    Şu ara haber bültenlerinde, gazete ve internet sayfalarında bahsettiğiniz türden o kadar çirkeflik varmış ki meğer haberim/iz yokmuş. Sebebi de bu tür haberleri bilerek okumamam ve izlememdi. Artık bunların geniş bir zemine (cinsel, psikolojik, sanatsal, felsefi, sosyoloji vb.) oturtularak, tüm yönleri ile incelenesi gerekiyor ki, bunların bir kısmına değinmişsiniz. Mesele, bahsettiğiniz gibi bireysel vicdan rahatlatma meselesi olmaktan çıkmıştır artık..
    Gerçekten kabulü zor olmakla beraber, cinsel istismar suçunu işeyen sefiller edepsizleştirilen/ahlaksızlaştırılan gezegenimizin “doğal” dikenleri, birde ortalığı anlaşılır sebeplerle bu hale getiren perde arkasındaki sefihleri, asıl rezilleri görmek teşhir etmek gerekiyor diye düşünüyorum.
    Güzel yazınızın bu önemli çabaya bir başlangıç olmasını dilerim.

  5. Yazan:blue Tarih: Nov 27, 2008 | Reply

    Sapıklar her topluma lazımdır. Çünkü ahlak skalasını ona göre belirler toplum.
    Sapıklar her topluma lazımdır. Zira zalimin de, hırsızın da, sahtekarın da ispatlayacağı bir haysiyeti bu şekilde var olur ancak.
    Toplum sapığa lazımdır. Çünkü ancak toplumdan cesaret alır sapık, ondan beslenir, ona borçludur.
    Sapık, toplumun gayr-ı meşru çocuğudur. Onu o peydahladı şeytanla flörtünden. Ve şimdi “ne kadar çirkin!” diyor. “Yok olmalı, kürtaj etmeli bu bedenden…”

  6. Yazan:özlem Tarih: Nov 28, 2008 | Reply

    Cok ilginç ve güzel bir yazı. Cocuk istismari ile ilgili manzaranin butununu olmasa da büyük bölümünü yansıtıyor bana gore.Zor bir konu.Tebrik ederim.

  7. Yazan:ibrahim Tarih: Nov 29, 2008 | Reply

    Fakat denmesi ötesi pelesenk edilmesi gerekirdi ki “biz nerede hata yaptık?”…

  8. Yazan:samvan Tarih: Nov 30, 2008 | Reply

    Konuyla doğrudan bir ilgisi yok ama yine de buraya yazıyorum.

    Milliyet Gazetesi’nin sitesi hergün verdiği tecavüz haberlerine bir yenisini daha eklemiş.Ama çelişkiye bakın ki bu haberin duyurulduğu ana sayfada cinsel içerikli birçok fotoğraf ve haber var.Burda da koskoca gazete milleti sömürüyor.İşte yukarda bahsedilen istismarların nedenlerinden birisi de böyle yayın yapan gazeteler.Derin Düşünce Grubu olarak bu konuyu da ele almanızı umuyorum.
    Saygılar…

  9. Yazan:çuvaldız Tarih: Nov 30, 2008 | Reply

    @ Blue,
    Sapıklar, her topluma lazımdır. Çünkü ahlak skalasını ona göre belirler toplum.

    Kurul bu kez, öz babasının cinsel istismarına maruz kaldığı iddia edilen B.E’nin, beden ve ruh sağlığının bozulmadığına karar verdi. Ancak Kurulun bu rapordaki gerekçesi, diğer raporlardan çok daha çarpıcıydı. B.E’nin cinsel istismar edildiği tarihte 12 yaşını bitirmediğini belirten Kurul, olayın ahlaki kötülüğünü algılayamadığı için psikolojik olarak da zarar göremeyeceğine karar verdi. Bu akıl almaz gerekçeyle verilen rapor, tutuklu yargılanan M.E’nin tahliye olmasına neden oldu.
    http://www.nethaber.com/Toplum/79802/Adli-Tip-12-yasindaki-kiz-tacizden-bir

    Ahlak skalasının hangi diliminde yer alan zihniyet “kötü” tanımını yapacak?”Toplum”a lazım dediğiniz bu sapıkların “skalayı “belirleyen merci konumunda olmaları durumunda ne olacak? Yukarıdaki kararı veren adli tıp uzmanları bu ahlak skalasının hangi diliminde yer alıyor olabilirler?
    Bu skala bana bir iple birbirine bağlanmış olan ve 180 dereceden daha fazla açılma imkanı olmayan yelpazeyi hatırlatıyor.Bu yelpaze dilimlerini bir arada tutan ipi koparmadığınız sürece daha geniş açılı bir yelpaze elde etmek mümkün olamayacaktır.Ortada bir sağıklık var o sapıklığın cezasında söz sahibi olanların kararı da “sapıkça”!

    İpi koparılmış,dilimleri dağılmış ve işlevini yitirmiş olan nesne artık “yelpaze “değildir.Bu nedenle “sapıklığın” da ahlak skalasında yer aldığından bahsetmek, ipi kesen makası bilemeye yardımcı olmaktan farklı bir tavır olmayacaktır.

    Toplum, sapığa lazımdır. Çünkü ancak toplumdan cesaret alır sapık, ondan beslenir, ona borçludur.
    Dediğiniz gibi “sapık”, meşrulaştırma/olağan kabul edilme noktasında toplumdan güç alır.Zira tepkisiz kalarak“ahlak spektrumu”nun bir yerinde yer aldıklarından söz ettiğinizde bunu sahip oldukları ,kullanılması olağan bir “hak/özgürlük”müş gibi algılayıp fiillerinde daha da pervasız olabiliyorlar.

    “Psikiatrist Doç. Dr. Arif Verimli, çocuk pornosu izleyenlerin bu eğilimlerini kendi içlerinde meşrulaştırdıklarını belirterek, ‘Bu tür sapkınlığı olan insanlar özellikle yurtdışından gelen çocuk pornosu CD’leri izleyince ‘Demek ki ben normalim, Avrupa’da da birçok kişi benim gibi çocuklarla cinsellik yaşıyor’ diyerek kendisini meşrulaştırabilir’ dedi ve şöyle devam etti: “‘İnsanda zemin müsait olmadıkça bu sapkınlığı hiçbirşey tetiklemez. Ancak internetten ya da televizyondan böyle bir şey izleyince bu durum, bu tür insanlarda bir kıvılcım oluşturabilir’”(3)
    http://www.derindusunce.org/2007/08/30/tehlikenin-farkinda-misiniz/

    Sapık, toplumun gayr-ı meşru çocuğudur. Onu o peydahladı şeytanla flörtünden. Ve şimdi “ne kadar çirkin!” diyor. “Yok olmalı, kürtaj etmeli bu bedenden…”
    İtirazım kısaca; bu gayri meşru peydahlamaya ses etmeyip “lazım”denilmesine.

    Bu tip sapıklıklara,gündüz-gece,yaz-kış,iyi-kötü mantığı ile bakılıp “lazım” denmesini anlamakta zorlanıyorum.

  10. Yazan:blue Tarih: Nov 30, 2008 | Reply

    Sayın çuvaldız,

    Sapıklık, toplumun kendi gayr-i meşruluğunu örtmek için kullandığı bir örtü. “Henüz yaşı küçük, psikolojisi etkilenmemiştir” diyen kurul da bize, sapıklığın aslında toplumsal bir marazın nihai nüksetmesi olduğunu gösteriyor. Ama suçu, yine sadece kurulda ararsak benzer bir hatayı tekrarlamış olacağız. Ortada, kesilip atılması gereken bir cerahat yok; bütün vücudun kemoterapiye girmesi lazım.
    İtirazınız olduğu noktayı yanlış anlamışsınız. Lüzumiyeti isteyen, tespit eden ben değilim; kendi günahlarını sapığa nispet edip küçümseyen toplum. Yani bir gereklilikten değil; bir oluştan bahsediyorum.
    Böyle az ve öz yazınca muğlak kalıyor tabi. Fıkranın esprisini anlatınca da ortada fıkra kalmıyor.
    Düşmanım, ifadem ve hızımsın;
    Gündüz geceye muhtaç, sen de bana lazımsın…
    Makamında okuyunuz efendim.

  11. Yazan:çuvaldız Tarih: Nov 30, 2008 | Reply

    @ Blue,
    Ortada, kesilip atılması gereken bir cerahat yok; bütün vücudun kemoterapiye girmesi lazım.

    Katılıyorum.Toplumun,sapıklar ve diğerleri gibi kesin çizgilerle ayrılmış tarafları yok bu nedenle de ‘sapıklığı’, bireyleri masumlaştıracak şekilde “kurullara/kurumlara” indirgeyerek düşünmemiştim.

    Vicdan kollektifleşti, kurumsallaştı. Devlete transfer edildi.(M.Y)

    Kurulun verdiği kararı buraya alıntılarken düşündüğüm bu şekilde bir vicdan ihalesi yapmak değildi.İşaret etmek istediğim,bu ihale edişe neden olan ,tanımlama ve/veya kabullendirme yaklaşımında seçilen yöntem ve kullanılan ‘dil’in benzerliğiydi.

    B.E’nin cinsel istismar edildiği tarihte 12 yaşını bitirmediğini belirten Kurul, olayın ahlaki kötülüğünü algılayamadığı için psikolojik olarak da zarar göremeyeceğine karar verdi.

    Kurulu oluşturanlara,bu kararı neye dayanarak verdikleri tek tek sorulduğunda eminim akla,mantığa uygun gelebilecek bir takım “bilimsel verilerden” bahsederek kararlarının doğruluğunu ispat ede(bile)ceklerdir.
    Ahlak skalasının hiçbir yerinde yer almaması gereken olaylar, genetik,psikolojik,ekonomik,biyolojik vb.gibi bir takım mazeretler sıralanarak akla ve vicdana sığdırılmaya çalışılıyor.Sizin tanımınızla ‘toplumun gayri meşruluğu’ temin edilmiş oluyor.Bu aşamadan sonra örtünün adının pek bir ehemmiyeti kalmıyor zaten!.

    Kemoterapi alacak olanın, seans öncesi yapması/uyması gereken bir takım kurallar var.”Sapıklar her topluma lazımdır zira ahlak skalası ona göre belirlenir” denildiğinde aşağı indirilmesi gereken çıta maalesef daha yukarı taşınarak “gayri meşru”olanın meşrulaştırılabileceği zemin de temin edilmiş oluyor .

    İtirazınız olduğu noktayı yanlış anlamışsınız. Lüzumiyeti isteyen, tespit eden ben değilim; kendi günahlarını sapığa nispet edip küçümseyen toplum.

    Mehmet bey’in dediği gibi bu da bir çeşit kurumsallaştırma ve transfer etme değil mi?
    Toplum için, yukarıdaki kurulun kararındaki 12 yaşındaki mağdur kız çocuğuna dendiği gibi “başına gelen ahlaki kötülüğü algılayamadığı için psikolojik olarak da zarar görmemiştir” diyebilir miyiz ki kendi günahlarını nispet edip küçümseyen olarak itham edilebilsin?Toplum için bu tespitte bulunan kim ve delilleri nelerdir?

    Her makamı iyice sindirip,bilerek geçmek lazım.Hala sizi yanlış anlıyor olabilirim,bunu düzeltmek için katkıda bulunursanız memnun olurum.

  12. Yazan:Aziz Yılmaz Tarih: Nov 30, 2008 | Reply

    Mehmet Bey elinize sağlık,çağımızın suçtan arınma metodlarını çok güzel tahlil etmişsiniz.Gerçekten de kendimizi “sapmayanlar”ın dışında tutmak ne yazık ki bizi olası suç ortaklığından kurtarmaya yetmiyor.Fakat yine de vicdanımız rahatlasın diye tesellilere sığınıyoruz işte.Doğru mu yapıyoruz yanlış mı yapıyoruz bilmiyorum,belki bu da yaradılışımızın doğal bir sonucudur kim bilir.

  13. Yazan:güler Tarih: Apr 18, 2009 | Reply

    bizim toplumumuz erkekçi bir toplum.bizler ne erkeklerimize ne kızlarımıza insana insan gözüyle bakmayı öğretemiyoruz.erkek çocuklarımızı büyütürken etek altı çalışmaları yapmalarına sanırım aileler teşvik ediyorla.bir insan böylemi yetiştirilmeli ve daha sonra belediye seçimlerinde kadına şiddete hayır diyorlar.şiddetin temeline bakılmalı.erkekve kız çocuklarımızı birbirlerine karşı cinsel obje olarak göstermeyelim onlar önce insan.bir kız çocuğu bir erkek çocuğunu masum bir öpücük kondura bilir yanağına fakat kız çocuğunu anası derse bir daha öptürürsen seni döverim , erkek çocuğunun anasıda derki aslan oğlum benim ,çapkın oğlum az kızların canını yakmıycan sen.işte size sırada masum bir öpücüğün annelerin bakış açısı .bir anne destekledi oğlunu biri de ayıpladı.böyle olmamalı.sonra yetitiriyoruz böyle sapıkları.sanırım aileler kendilerine yapılanı çocuklarına yaptırıyorlar.

  14. Yazan:BANU AY Tarih: Jul 11, 2013 | Reply

    istismar Tecavüz ruh saglıgını kesin bozuyorsa niye Avrupa Konseyi Test yapın okul başarısına bakın diyor.Onlar test yapıyor okul başarısına bakıyor adaleti arıyor.SİZ bakamayız ugraşamayız demeniz adaletsizlige devam demektir.o zaman onlardan işinize geleni zihniyetinize uyanı al.uymayanı alma sadece iddia oldu masum insanlarıda ruhsaglıgıbozulmuş kabul incelemeden 15 yıldan az olamaz maddesi getir masumlarıda tık.Bu ne vicdansızlık,bu ne kin düşmanlık bu ne adaletsizlik.test yapın okul başarısına bakın inceleyin ayrıca yargıtayın istedigi suçun ani ve kesik hareketlerle işlenmesi maddesini çıkarın

  15. Yazan:BANU AY Tarih: Jul 15, 2013 | Reply

    Saçının teline veya burnuna kaza ile temas edenle bu tecavüz olayını aynı tutan adınada cinsel istismar diyen arasında fark görmeyip agırlaştırıcı cezayı ikisine uygulayan zihniyeti yargıyı kınıyorum. İki yıl devam eden ilişkiden bile burada rıza yoktur bunların hepsi rıza dışında olmuşturu dayatan zihniyetide kınıyorum.Avrupadan aldıgı kanunu test yapmadan okul başarısına bakmadan düzmece raporlarla yapılan yargılamayı hatta raporları kaldırıp bozulmuştur ve hatta 15 yıldan az olamaz maddesini getirmeyi kınıyorum.Evrensel adaletten kaçanları kınıyorum.

  16. Yazan:beklenen Tarih: Jul 16, 2013 | Reply

    tecavüz ister çocuk olsun ister bir başka varlık… sistemin dayatmasıdır. tecavüz edenlerle edilenler sadece kurban. Eğer sistemi Allahtan uzak tutarsanız yerine koyacağınız adı ne olursa olsun mutlaka şeytani bir sistemdir. Şeytani sistemler ve bunu yürüten insanlar olabildiğince çok insanı cehenneme sürüklemek ister. Kendileri az bir süre kalacaklar ya!

    Bir sistem pisliğin bütün yollarını açık tutarsa dahası açık tutmayı bir maharet sayarsa ve bunu normal hale getirirse zaten sonrası çok önemli değildir. Tecavüz edilmiş bir kadınla para karşılığı bu işi yapan arasındaki fark her şeyden önce varmı? kaldıki çocuklara bunu layık görelim. Özgürlük adı altında yapılan çağrıların aslında bu tu kaka dediğimiz tecavüze çağrı olduğunu anlamayacak kadar ensebil toplum olduk… gerçekten anlamıyorum. Bir çocuğun tecavüze uğraması ile 5 yaşındaki bir çocuğunu daha çocuk diye nerdeyse donla gezdirmek arasındaki ilişkiyi kuramayanlar Allah aşkına akıllarını nerde tutuyorlar. Bu tür pislikleri normal kavramını daha 5 yaşındayken ebeveyn olarak bizlerin verdiğini ne zaman göreceğiz. Sistemi ne zaman sorgulayacağız. Yahu tamam sorgulama yetenek yok de….. e be kardeşimmm o saf halinle bari adamakıllı müslüman ol yahu… Helallere meylet Allah zaten haramları önünden alır.. bunuda yapmıyorsan sonra başına geleceklere destanlar yazma.

    Ancak yazarın bir kavram karmaşasına tav olduğumu yazmadan geçemeyeceğim. Yazar aklısıra yahudi katlimanı dedikleri lafları sanki gerçekten olmuşda sonraki laflara ( nasıl karıştırdığını hala çözemedim) bunu örnek veriyor.

    Yazar efendi yazar efendi….Bu yakılma hadiseleri öyle senin bildiğin!!!! aslında bilmediğin türden değil. Orda yakılan yahudiler varsada özürlüler ve siyonizm in hedeflerine uymayı ter edenlerin bir bölümüdür. Kalanı çingenler türkler ve diğer milletlerdendir. Ağıt yakacaksan kendi milletinden!!!! başla… yahudiler yanmayı değil sadece yakmayı bilirler.. filistini örnek vereceğimi sanıyorsan yanılıyorsun… dünya yanıyor görmüyormusun?

  17. Yazan:misafir Tarih: Sep 1, 2013 | Reply

    ADLİ BİLİMCİLER BU SORUNUN CEVABINI BİLİYORMUSUNUZ?
    ruh saglıgı kalıcı bozuk olan nasıl oluyorda fakülteyi kazanıyor.avrupa konseyi test yapın okul başarısına bakın diyor.tabi bizde bakmıyorlar sırf ceza vermek için düzmece raporlar 15 yıl adam suçlu olmasada cezaevleri doldu.Adli Bilimciler size soruyorum nasıl oluyor kendi yasamını idame edemeyecek derecede ruhsal saglıgı bozuk olan fakülteki kazanıyor.sizin rapora göre kazanamaz ama kazanmıiş demekki yankış rapor vermişsiniz yazık degilmi o adama yıllarca xeza evinde yatacak tek sizin raporunuzdan böyle binlerce şuçsuz kişi var yazık degilmi bu topluma bilgi verin adalet yok deyin konu cinsellik oldumu gerisi teferruat deyin.vicdanmı o ne yahu deyin.böyle rapor verip nasıl rahat yemek bogazınızdan geçiyor nasıl rahat uyuyorsunuz onu bu topluma anlatınız.hatta kalıcı bozuk dediginiz kişilerin hiç ilaç kullanmadıklarını tedavi olmadıklarını yazınız başarılarınızı anlatınız.Bunları delil olarak sunanların delilleri kabul olmadıgını insanların suçsuz içeri tıkmanın güzelligini anlatınız.iki feminist erkek düşmanı eylem yapınca cezaları 20 kat arttırdıgınızı anlatınız.Toplum ne kadar ahlaka önem verdigimizi anlasın çünkü biz ahlaklıksızlık olmasında adaletsizlige razıyız hoşnutuz deyip anlatınız

  1. 6 Trackback(s)

  2. Dec 16, 2008: Ahlâklı Teklif : Derin Düşünce
  3. Feb 19, 2009: Liberaller neden başarısız? : Derin Düşünce
  4. Jul 28, 2009: Fahişelik, şehitlik ve özgürlük : Derin Düşünce
  5. Feb 4, 2011: Bir video: “Kötü” yoktur ama “İyi” vardır… : Derin Düşünce
  6. Oct 22, 2011: Kırık parçalar (Marilyn Monroe) : Derin Düşünce
  7. Jan 8, 2012: Varlık ve Hiç - Jean-Paul Sartre (Bölüm 4: Mahalle Baskısı) : Derin Düşünce

ÖNEMLİ

--------------------------------------------------------------------

Tüm yazı, yorum ve içerikten imza sahipleri sorumludur. Yayımlanmış olmaları, bu görüşlere katıldığımız anlamına gelmez.

Hakaret içerse dahi bütün yorumlar birer fikir eseridir. Ama bu siteye ilk kez yorum yazıyorsanız, yorum kurallarına gözatın yine de.

Not: Sitenin ismini dert etmeyin, “derinlik” üzerine bayağı bir geyik yaptık, henüz söylenmemiş bir şey bulmanız oldukça zor :)

Editörle takışmayın, o da bir anne-babanın evlâdıdır, sabrının sınırı vardır. Siz haklı bile olsanız alttan alın, efendilik sizde kalsın.

Sitenin iç işleriyle ilgili yorum yapmayın, aklınıza takılan soruları iletişim kutusundan sorun, kol kırılsın, yen içinde kalsın.

Kendi nezaketinizi bize endekslemeyin, bizden daha nazik olarak bizi utandırın. Yanlış ve eksik şeylerden şikayet etmek yerine bilgi ve yeni bakış açısı sunarak tamamlayın, düzeltin, tevazu ile öğretin bize bildiklerinizi.

Bu kurallara başkasının uyup uymamasına aldırmayın, siz uyun. Bütün yorumları hızla onaylanan EN KIDEMLİ YORUMCULAR arasındaki nizamî yerinizi alın.

--------------------------------------------------------------------
  • Siz de fikrinizi belirtin