Bilim demokrasiden üstündür! »
By 悟り on Kas 25, 2016 in Bilim, bilimcilik, Epistemoloji, Kitap Alıntısı | 0 Comments
Adolf Hitler, Albert Einstein’ın deneyle tahkîk edilmiş olan Rölâtivite Teorilerini “yahudi ilmi” diyerek tezyif ve tahkîr ederek Alman Bilimler Akademisi’ne oybirliğiyle reddettirmiştir. Benzer bir kararı da Stalin’in baskısıyla Sovyet Bilimler Akademisi almışsa da bu her iki akademinin kararı Rölâtivite Teorileri’nin ve bunların sonuçlarının gerçekliğini ve geçerliliğini ortadan kaldıramamıştır. Çünkü, yukarıda da işâret ettiğimiz gibi, ilmî hakîkatları oylama yoluyla yok saymak mümkün değildir. Bugün nükleer reaktörlerden yarı-iletkenlere, devâsâ tânecik hızlandırıcılardan karadeliklere kadar pekçok uygulama ve kavram, varlığını bu teorilere borçludur.
Eski S.S.C.B.nde Stalin’in desteklediği ve güçlü makamlara getirdiği Lissenko, bu politik destekten aldığı güce dayanarak, genetik ilminin kānûnlarını devletçe reddettirmiş ve bunların yerine kendi “Vernalizasyon Teorisi”ni vaz ederek ülkenin bütün ziraî uygulamalarının bu teoriye göre icrâ edilmesini sağlamıştır. Bunun sonucu olarak bütün Sovyet ziraati iflâs etmiştir.
Mao-Tzû Tung ise Kızıl Çin’de 1960’larda “Kültür Devrimi” terânesiyle marazî ve çarpık kamuoyu oluşturmak yoluyla ilmî gerçekleri değiştirebileceğini ve bunları kendi siyâsî felsefesine uydurabileceğini sanmıştır. Read the rest











Tavsiye Sohbet





