Kendi Hayat Hikâyem / Hermann Hesse »
By 悟り on Kas 15, 2016 in edebiyat, Kitap Alıntısı | 0 Comments
Savaşın ilk yılında başımdan geçen küçük bir olayı hiç unutmamışımdır. Büyük bir sahra hastanesine gitmiştim, çevremdeki değişen dünyaya bir gönüllü olarak anlamlı bir şekilde ayak uydurmanın yolunu arıyor, böyle bir şeyi o zamanlar henüz mümkün görmüyordum. Yaralıların tedavi edildiği hastanede yaşlı bir matmazelle tanıştım, varlıklı biri olduğundan daha önce hiçbir işte çalışmamıştı, şimdi ise hastanede hastabakıcılık yapıyordu. Bana, bu büyük günleri görebildiği için ne kadar sevinip gururlandığını dokunaklı bir coşkuyla anlattı. Kendisine hak verdim içimden, evlenmemiş geçkin bir matmazel olarak sürdürdüğü miskin ve bencil yaşamdan kendisini çekip alarak etkinlik dolu daha değerli bir yaşamın kucağına atmak için böyle bir savaşın kopması gerekmişti. Ne var ki, kurşun yaralarından delik deşik vücutları sargılar içindeki askerlerden geçilmeyen koridorlarda, kiminin kolları, kiminin bacakları kesilmiş, kimi can çekişen askerlerin doldurduğu salonlar arasında mutluluğunu açıklayan sözlerini işitince, yüreğim sızladı. Her ne kadar bu hanım teyzenin coşkusunu anlıyorsam da, kendisiyle bu coşkuyu paylaşmak, bu coşkuyu onaylamak elimde değildi. Böyle bir coşku için on askerin yaralanması gerekiyorsa, söz konusu hanımların mutluluğu biraz tuzluya mal oluyor demekti.
Hayır, büyük çağdan duydukları sevinci başkalarıyla paylaşmam olacak şey değildi; dolayısıyla, başından başlayarak savaş yılları boyunca fena halde acı çektim, görünürde dışardan gelip günlük güneşlik bir havada çakan bir şimşek gibi tepemize binen felakete karşı yıllar yılı umutsuzca direndim; oysa çevremdeki herkes bu felaketten ötürü coşup bayram yapıyordu. Çeşitli yazarların gazetelerde çıkıp savaşın mutluluğunu Read the rest













