Savaş Üzerine / Carl von Clausewitz (5) : Savaşta aklın önemi ve sınırları »
By my on Oca 13, 2017 in Akıl, Delilik, Derin Savaş, Kitap Sohbeti, Savaş, Strateji | 3 Comments
Akıllılık tercih değildir, ona sahip olmayı seçemezsiniz ama en iyi kobay delilerden olur; gerçeği anlatsalar bile kimse kulak asmaz.- Ya deli olmadığımı söylersem… Faydası olmaz değil mi? Bu ancak Kafka’nın romanlarında rastlanacak bir fikir labirenti. Herkese senin deli olduğunu söylüyorlar. Sonra yaptıkların, söylediklerin hatta itirazların bile senin hakkında söylenenlerini onaylıyor. Bir kez “deli” ilân edilince yaptığın her şey o deliliğin bir parçası sayılıyor. Makul protestolar “gerçeği inkâr” oluyor; geçerli korkular ise “paranoya”.
- Hiç üzücü bir olay yaşadın mı?
- Evet. Ama neden? Bu neden önemli?
- Çünkü geçmişindeki bir olayı işaret edip aklını kaybettiğini söyleyeceklerdir. Böylece seni buraya aldıklarında arkadaşların ve meslektaşların diyecek ki: “Tabi, delirdi. Başına gelenlerden sonra kim delirmez ki?”
- Bunu herkes hakkında söyleyebilirler, istisnasız herkes.
- Önemli olan senin hakkında söylemeleri.
Bu replikler yönetmenliğini Martin Scorsese’in yaptığı, başrolleri Leonardo DiCaprio, Mark Ruffalo ve Ben Kingsley’in paylaştığı Shutter Island’dan. 1954’te geçen film iki polisin fırtınalı havada yaptığı zorlu bir seyahat ile başlıyor. Adamlarımız Teddy Daniels (DiCaprio) ve Chuck Aule (Ruffalo) Boston Limanındaki Shutter Adası’nda en tehlikeli akıl hastalarının kapatıldığı Ashecliffe Hastanesine soruşturma amacıyla gidiyorlar. Zira üç çocuğunu boğarak öldürdüğü için akıl hastahanesine kapatılan Rachel Solando adlı hasta günlerdir kayıp. Son ana kadar sırrını saklayan film aynı zamanda aklın savaştaki yerini ve hudutlarını sorgulamak için de iyi bir alet kutusu: Delilikle akıllılık arasındaki sınır nerededir? Piyadenin tanka saldırmasını emretmek delilik midir? Ya gemileri karadan yürütmek? Askerler hangi noktaya kadar komutanlarına itaat ederler? Peki komutan? Aklına ne kadar itaat etmeli? Tecrübesi aklıyla, aklı istihbarat bilgileriyle çelişirse ne yapmalı?
Askerî deha nerede biter? Delilik nerede başlar?
Günlük hayatta delilik ve akıl, vehim ile gerçek sık sık birbirine karışır. Komplo teorileriyle gerçek komplolar arasındaki sınır silikleştiğinde fehamet sahibi agâh insanların uyarılarına çoğunluk “vehim” diyebilir. Ama bazen de tam tersi olur; Churchill, Hitler ve Stalin gibi sapıklar bütün dünyayı felâkete sürükler. Ya komutanlar? Okulda öğretilen savaş yasalarına, doktrinlere kafa tutan, ezber bozan bir komutan muzaffer olduğu müddetçe bir “savaş dehası” olduğu söylenir. Dâhî komutanlar dışarıdan gelen karamsar raporlara boyun eğmez; çelişkili bilgiler onların kafasını karıştırmaz. Verdikleri “delice” emirlere uymak askerlerine zor gelmez. Hannibal, Napoleon ve Hitler’in “deliliklerine” o andaki bilgiler çerçevesinde baksaydık zaferin kimden yana olacağını bilebilir miydik? Read the rest











Kitap tanıtan kitapların 7cisine damgasını vuran düşünür Susan Sontag oldu. 1977’de yayınladığı “Fotoğraf Üzerine” isimli cesur kitaptan bahseden 4 makale ile başlıyoruz. Mehmet Özbey’in kaleminden eskimeyen bir kitabı ziyaret edeceğiz sonra: Yüzyıllık Yalnızlık (Gabriel Garcia Marquez) Değerli yazarlarımızdan Mehmet Salih Demir ve Mustafacan Özdemir tek bir kitaba ve tek bir yazara odaklı kitap sohbetlerinden farklı makaleler hazırladılar. Bunlar kavram ve/veya olaylara odaklı, birden fazla kitaptan ve müelliften istifade eden çalışmalar: Terör, vicdan, modernleşme, bilim felsefesi (Kuhn, Heidegger, Derrida, Gadamer, Dilthey, Mach, Baudrillard, Toulmin) … Suzan Nur Başarslan’ın yazdığı Türk romanının tarihçesi ve Seksenli Yıllarda Türk Romanı Ve Post Modern Eğilimler de bu kategoriye dahil edilebilir. Bunların yanısıra yazar kadar hatta bazen daha fazla ünlenmiş kitaplara adanmış makaleleri de yine bu sayıda bulacaksınız: Zeytindağı (Falih Rıfkı Atay), Hayy Bin Yakzan (İbn-i Tufeyl), Körleşme (Elias Canetti), Taşrada Düğün Hazırlıkları (Franz Kafka). Kitap tanıtan Kitap 7’nin daha önceki sayılardan bir diğer farkı da Georg Simmel’e adanmış iki makale içermesi. Karl Marx ve Max Weber arasındaki kayıp halka olarak nitelenen Simmel’in “Büyük şehir ve zihinsel yaşam” (Die Großstädte und das Geistesleben, 1903) isimli özgün çalışmasından bahsettiğimiz makaleler kitabın sonunda. 


Aralık ayında sanal kitaplığımızdan indirilen kitap sayısı 19.106 oldu. En çok okunan ve toplam indirmelerin %50’sini teşkil eden kitapların listesi şöyle: