Main Content RSS FeedÖnceki Yazılar

CHP yeniden iktidar olursa yeni Dersimler olacaktır »

Sunuş: Eğer bir gün CHP yeniden iktidar olursa yeni Dersimler olacaktır. Bu kaçınılmaz. CHP’de Dersim konusunda kopan fırtına bizi bir konuda uyarmalı. CHP konuşmayı, ikna etmeyi, çözüm aramayı bilmiyor. Kendi içlerinde bile sürekli “iç düşman” üretecek kadar totaliter, dünkü arkadaşlarını “hain” ilân edecek kadar paranoyaklar. CHP kanlı geçmişiyle yüzleşmediği için 21ci asra geçemiyor. Kürt ve Alevî olma suçundan(!) dolayı öldürülen bebeklerin, yaşlı dedelerin kanı CHP’yi lekelemiştir. Tanrılaştırdıkları Ata’ları bu katliamı istemiş, planlamış ve yönetmiştir. Yaşlı ve genç bütün CHPliler bu ayıpla yaşamak zorundadır.(MY)

 

  1. Cumhuriyet Gazetesi Kürtleri neden yamyam ilân etti?
  2. PKK’yı dış mihraklar mı kurdu?
  3. Dersim’de ne oldu? Unutma! Unutturma!
  4. Dersim ve Onur Öymen’in Vicdanı
  5. Dersim Katliamı: Büyük Hesaplaşma
  6. Kemalist Alevilere suçüstü! Dersim Fatihi(!) Atatürk müydü?
  7. Alevîlere Dersim’den Bakarken
  8. Cumhuriyet’in Dersim Kazanımı
  9. Dersim’in son kurbanı
  10. Atatürkçüler Dersim için yas tuttu
  11. Dersimli Ermenilerin Halk Şarkıları
  12. İsmet Paşa da faşist miydi?
  13. Aleviler Ama Namuslu İnsanlar (Cafer Solgun İle Röportaj)
  14. CHP Alevîleri hâlâ bir oy deposu mu sanıyor?
  15. Kemal Kılıçdaroğlu’na açık mektup
  16. Kılıçdaroğlu neden Kürt diyemiyor?
  17. Bir Pazartesi testi: Kemalizminizi ölçün

Lisa Batiashvili Sibelius Violin Concerto »

YAKINDA: Avrupa Muz Cumhuriyeti »

Jean-Claude Trichet’nin arkasından Avrupa Merkez bankası genel müdürlüğüne getirilen Mario Draghi avronun da yeni patronu oldu. Aynı Mario Draghi Yunanistan’ın avro bölgesine girişi esnasında hesaplarla ve makro göstergelerle oynayan Goldman Sachs firmasında Avrupa’dan sorumlu eş başkan idi. Draghi ve ekibi zamanında alarm ziline bassaydı Avrupa Birliği bugünkü duruma düşmeyecekti. Neden AB kriz üreten bir insana hesap sormak yerine daha büyük sorumluluk vererek avroyu emanet etti?

Draghi’nin eski(?) firması Goldman Sachs‘ta uzun yıllar geçirmiş ve genel müdürlük yapmış olan Henry Paulson 2006’da ABD hazine bakanlığına getirildi. Paulson bu görevde iken Goldman Sachs‘ın en büyük rakibi olan Lehman Brothers‘ın batışında oyna(ma)dığı kartlar bugünkü küresel krizin de ayrılmaz bir parçası. Goldman Sachs‘ın tanrı rolüne soyunduğu AB’de yağmuru kim döküyor? Avrupa kaç muz ediyor?… PEK YAKINDA… Sitenizde…

“Senden önce gelenler geride neler bıraktılar, neler!” »

Oturamadığı dairelerin pencerelerine hasretle bakan, asla gidemeyeceği tatil mekanları için iç geçiren, birlikte görünemediği güzeller için yanıp tutuşan sen; haberin var mı “Senden önce gelenler geride neler bıraktılar, neler!”

Arabasının kaportası çizildi diye öfkelenen, havalimanında VIP salonuna alınmayışına içerleyen, tuttuğu takımın büyük transferi gol kaçırınca kahrolan, sevdiği adam “tek taş” almadı diye küsen, ünlü olduğu halde herkesçe tanınmayışına bozulan sen; yürü git;”Senden önce gelenler geride neler bıraktılar, neler!”

Gözlerini vitrinlerin parıltısına kaptırmışsın, gönlüne şaşaalı hayatların albenisi taht kurmuş, senin kadar kültürlü olmadıkları halde senden daha konforlu yaşayanları kınamaya ayırmışsın rüyalarını bile, dar geliyor hırslarına evin, odan,işyerin, dişlerini gıcırdatıyorsan uykularında. Artık uyan ve hatırla ki”Senden önce gelenler geride neler bıraktılar, neler!”

Cemaatinin azlığına bakıp yazıklanan şeyh efendi, “beni televizyoncular çok arıyor, çıkınca reyting yapıyorum” diye diye kendisini kıymete bindiren hocaefendi, tweetter’de follower’ım çok değil diye dövünen araştırmacı, ‘face’de “beğendi”lerini artırmak için atraksiyonlar yapan hanımefendi, yazısı çok tıklansın diye olmadık başlıklar atan, kitabı ‘çok satanlar’ listesine alınsın diye yırtınan yazar, her sözü alıntılansın, dilden dile dolaşsın diye bekleyen “kanaat önderi”; yürü git, “Senden önce gelenler geride neler bıraktılar, neler!”

Şöhretine, reytingine aldanma! Her gün bir parça daha unutulmaya doğru gidiyorsun. Günü gelince zaten büsbütün unutulacaksın. Kısa bir süre için morgda ağırlanacaksın, en fazla genişçe bir cenaze ilanında, büyükçe puntolarla yazılacak adın, başına güneş gözlüklü ama gönülsüz adamlar yığılacak, “anahaber”lerde ilk sırayı alacak, manşetleri işgal edeceksin ama hiç çare yok, bir yığın toprağın altına gireceksin! En fazla bir ansiklopedide, öğrencilerin zoraki baktığı soğuk bir madde olabilirsin. Onu düşün de, bir daha tekrar et: “Senden önce gelenler geride neler bıraktılar, neler!”

Nerede o kalabalıklara pervasızca sunduğun, billboard’larda yağmalatmaya heveslendiğin güzel yüzün? Nerede o bir bakışıyla yürekler hoplatan, kremlerle çevrili, farlara, rimellere, sürmelere lâyık gözlerin? Nerede kameralara son saniyede gönderdiğin o işveli bakışlar? Nerede o ele avuca Read the rest

Piyasa Demokrasiyle Savaşırken »

 

Liberalizm Demokrasiyi Susturunca

Halkın iradesi liberalizm ile çatışırsa ne olur? 2008′de başlayan ekonomik kriz sürmekte. Eğitim, sağlık ve güvenlik hizmetlerine ayrılan bütçeler kırpılırken batan bankaları kurtarmak için yüz milyarlarca dolar harcanıyor. Alın terinin finans kurumlarına peşkeş çekilmesini istemeyenler protesto ediyor. Ama batılı devletler polis copuyla finans sektörünü savunmaktalar. Ne oldu? Bütün nüfusun binde birini bile temsil etmeyen bankacıların çıkarları geri kalan %99.99′un önüne nasıl geçti? Alıp satma, üretip tüketme özgürlüğü nasıl oldu da halkı finans sektörünün kölesi yaptı? Mal, hizmet ve sermayenin serbest dolaşımı uğruna halkın iradesi çiğnenebilir mi? Okuyacağınız kitap demokrasi ile  liberalizmin savaşı üzerinedir. Buradan indirebilirsiniz.

 

 Liberalizmin Kara Kitabı

Liberalizm asırlardır bir çok aşamalardan geçmiş, tarihi olaylarla kendisini imtihan etmiş bir düşünce geleneği. Değişmiş yanları var ama sabitleri de var. Bu sabitlerin içinde liberalizmin tehlikeli yönleri hatta YIKICI UNSURLARI da var. Bunları ortaya çıkarmak için “doğru” soruları sormak ve liberal perspektifte kalarak yanıt aramak gerekiyor… Büyük bir kısmı bu gelenekten olan düşünürlerin fikirlerinden istifade ederek liberalizmin kusurlarını ele alıyoruz bu kara kitapta: Adam Smith, Mandeville, John Stuart Mill, Hayek, Friedman, Röpke, Immanuel Kant, Alexis de Tocqville, John Rawls, Popper, Berlin, Mises, Rothbard ve Türkiye’de Mustafa Akyol, Atilla Yayla, Mustafa Erdoğan… Liberallere, liberalimsilere ve anti-liberallere duyurulur. Buradan indirebilirsiniz.

Atatürkçülük ve Ahlak »

Ahlak, Arapça “hulk” kelimesinden geliyor ve huy, huylar anlamında kullanıyor. Kelimenin Yunanca karşılığı ise “ethos”…

  Peygamber (SAS) “ahlak” kelimesini kapsayıcı bir şekilde; “Din güzel ahlaktır” şeklinde açıklıyor.

  Felsefi olarak “ahlak” bir başka deyişle “etik” insana dair olan “iyinin ve “kötünün” ne olduğunu sorgular. Bu sorgulamada kabaca ifade edecek olursam, Stuart Mill ahlakı “fayda” ile Jeremy Bentham “haz” ile Henri Bergson ise “sezgi” ile birlikte yürütür. Kant’ın Ahlak Felsefesine geldiğimizde, Kant’ın felsefesini oluştururken ahlakı “ödev” ile karşıladığını görürüz.

  Türkçe’de ise yerel kullanımda “ahlak” genel olarak nötr bir kavram olarak kullanılıyor; “ahlaklılık” iyi olanı, “ahlaksızlık” ise kötü olanı karşılıyor. Bir hakaret olarak kullanılan “ahlaksız” kelimesinin ise aslında felsefi bir temeli olmadığı gibi bir karşılığı da yok, zira siz ne iseniz ahlakınız odur ve siz var olduğunuza göre bir ahlakınız (huyunuz) da vardır.

  Felsefi olarak hemen her ideolojinin savunucuları, yöneltilen eleştiriler üzerine düşünür, cevap verir ve belki yeni bir form kazanır. Bu devamlılık aslında düşünceyi yaratan şeydir. Buna mukabil Türkiye’de resmi ideoloji, Atatürkçülük ve Kemalizm gibi neredeyse bir asra yayılmış totaliter ideolojilerin savunucuları kendilerine yöneltilen eleştiriler üzerine Read the rest

Kemalizm neden silindi? »

“…Atatürk’le ilgili bilimsel çalışma yapamamanın nedeni nedir? Cesaretsizlik mi?

Cesaretsizlik var tabii ki. Atatürk hâlâ kanunla koruma altında. Bunu yapan da 1952’de Demokrat Parti. Unutmayın DP’nin başında Adnan Menderes’le birlikte, Atatürk’ün çok yakın arkadaşı olan Celal Bayar vardı. Ayrıca Demokrat Parti, CHP’nin içinden çıkmış bir partidir. Zaten bu ülkede tek parti yönetimi 1946’da bitmedi. Demokrat Parti, CHP’nin muhalefete bakışını aynen sürdürdü. Dolayısıyla bu ülkede çok partili sisteme 1946’da sadece bilimsel olarak geçildi. Gerçek anlamda siyasi rekabet ancak 1990’larda kendini gösterdi. Yani 1960’tan 90’ların sonuna dek bu ülkede vesayet rejimi yaşandı. 1961, 65, 69, 73 ve 1977’de en az beş partinin katıldığı seçimler yapıldı ama asker’i vesayet hep sürdü…” TAMAMI

 

… Kemalizm konusunda dha fazla okumak için …

 

  Kadın hakları ve Kemalizm

 “Kemalizm Türk kadınına özgürlük verdi” gibi sloganlarla düşünmeye daha doğrusu ezberlemeye itildiği için sık sık  şaşırmaya mahkûm bir kuşak bizimki. Tarihi, belgeleri, siyasî söylemleri ve sloganları aklın imtihanına tabi tutan herkes hayretler içinde kalıyor. “İyi de biz bunu bunca sene nasıl yuttuk?” diye sormaktan alamıyoruz kendimizi.  Kemalist düşüncenin, çağdaşlığın ve Atatürk devrimlerinin yılmaz bekçisi “çağdaş Türk kadını’nın sesi” Cumhuriyet Gazetesi’nin başyazarı olan Yunus Nadi kadınların siyasete atılmasına nasıl tepki vermiş meselâ?  “Havva’nın kızları, Meclis’e girip yılın manto modasını tartışacak”  Kadınlar Halk Fırkası kapatılınca yerine Türk Kadınlar Birliği kurulmuş. O da kapatılınca Cumhuriyet Gazetesi’nde şu başlık atılmış:  “Türk Kadınlar Birliği kapatıldı, fesat çıkaran hatun kişilere haddi bildirildi.” Derin Düşünce Fikir Platformu yakasını resmî tarihten kurtarmak isteyen okurlarına ezber bozan bir kitap öneriyor : Kadın hakları ve Kemalizm ilişkisine alternatif bir bakış

  Türk Solu 

Kendini « sol » olarak tarif eden hareketler hiç olmadıkları kadar zayıf ve bölünmüş bir tablo çiziyorlar bugün.  Türk Solu Dergisi’nin ırkçı söylemlerinden CHP’nin darbe çağrılarına uzanan bir kafa karışıklığı hakim. Muhalefet boşluğunun müzmin bir hastalığa dönüştüğü şu dönemde Türk solu bu boşluğa talip olabilir mi? Daha önce Dikkat Kitap kategorisinde yayınladığımız Pozitivizm Eleştirisi gibi bu kitap da Türkiye’deki sola tarafsız bakan bir çalışma. İyimser görüşler kadar geçmişe dönük ağır eleştiriler de var. İlginize sunduğumuz 82 sayfalık bu kitap Türkiye’deki “sol” grupların sorgulamalarına, projelerine ışık tutmak amacıyla derlenmiş makalelerden oluşuyor. Kitabı buradan indirebilir ve paylaşabilirsiniz. Kitapta ele alınan başlıca konular: Solda özgürlükçü hareketler, 68 Kuşağı, Devrimci sol, Kemalizm, ulusalcı sol akımlar, Sol ve İslâm, Cumhuriyet Gazetesi.

 

Kendi ülkesini işgal eden ordu

Hiç bir yeri işgal edemeyen ordular kendi ülkelerini işgal ederler. Çünkü bir ordunun ayakta durması için insan emeği ve maddî destek gereklidir. Beceriksiz ordular disiplinsiz olduklarından YABANCI DÜŞMAN ile savaşamazlar. Kolayca yenebilecekleri İÇ DÜŞMANLAR uydururlar ve bu bahane ile kendi ülkelerini işgal ederler. Başbakan asarlar. Milletvekillerini hapse atarlar. Korumakla yükümlü oldukları halkı işkenceler altında inletirler.  İşgalciler kimseye hesap vermezler. Halkın isyan etmesine engel olmak için “etrafımız düşmanla çevrili” diyerek  KORKU PROPAGANDASI yaparlar. Eleştirilerden uzak kalmak için farklı inançlardan ve kültürlerden olan insanların birbirine düşman olması da bu eşkiyaların işine gelir. Bu sebeple terörü destekleyebilir hatta teröristlere silah ve para yardımında bulunabilirler. Okuyacağınız kitap kendi ülkesini işgal etmiş bir ordunun kısa tarihidir. Buradan indirebilirsiniz.

 

 Alaturka Laiklik: “Beni bir bir sen anladın, sen de yanlış anladın!”

Türkiye Cumhuriyeti’nde Alevîlere zorla Sünnî İslâm öğretilirken Sünnîlerin başörtüsü devlet dairelerinde yasak. Türk Ordusu’nun istihbaratı camileri ve namaz kılanları fişliyor. Hristiyan Ermenilerin ne kiliseleri, ne yetimhaneleri ne de cemaat lideri seçimleri özgürce yapılamıyor. Rumların ruhban okulları özgür değil. Yahudiler diğer gayrı Müslimler gibi askerde ayrımcılığa uğruyor. Ateistlerin kitapları, internet siteleri yasaklanabiliyor, kapatılabiliyor. Gayrı Müslimlerin alın teriyle biriktirdikleri vakıf malları 1970′lerde gasp edildi, hâlâ geri verilmiyor. Sahi Laiklik neye yarıyor? Bu kitap son yıllarda Türkiye’nin gündemine gelen, birbirinden ayrı gibi duran ama çekirdeğinde Yobaz Laiklik Meselesini barındıran konuları ele alıyor.Buradan indirebilirsiniz.

 

Tarih şaşırmaktır

Evet… Tarih şaşırmaktır. Atatürk’e şaşırmak, Kürtlere şaşırmak, Lozan’a şaşırmaktır. Geçmişe hayret edip bugüne eleştirel bakabilmek, yarını hazırlamaktır Tarih. Geçmişe değil geleceğe dönüktür amacı. Özetle siyasî bir propaganda aygıtı değildir. Gaz vermek, “Asker millet” üretmek, atalarımızla gurur duymak için tarih araştırılmaz. Eğer resmî tarihin beyin yıkamasından bıktıysanız bu kitap ilginizi çekecektir… Buradan indirebilirsiniz. 

Son 1 yılda en çok paylaşılanlar »

  1. Derin Marx
  2. Asimilasyon ile Şiddet Kıskacında Ulusalcı Kürtler
  3. Kemalist İslâm : Atatürk’ün vecizeleri Yeni Kuran’a eklenecek!
  4. Bir salon dolusu şapşal!
  5. Bela, Suzan Nur Başarslan’ın Romanı
  6. MHP’de porno kaset siyasetiyle nereye kadar?
  7. Şefkat Tepesi’nin Turkish Kovboyları
  8. Çocukken Polisten Korkardım, Hâlâ…

Eric Clapton & B.B. King- Three O’Clock Blues »

Köpek bulunan eve melek girmez* »

Sunuş: Alim yetiştiremeyen toplumlar cehaletin boşluğunu bile elde etmiyorlar. O boşluğu alimcikler dolduruyor. Zırvayla, safsatayla, soytarılıkla. Asırlar önce yetişen alimler bu gün neden yetişmiyor?

Alimciklerin sözleri

 

… Ve bir alimin sözü:

 Hz. Musa ayakkabıları çıkar emrinden iki alemi [Dünya ve Ahiret] kalbinden at manasını anladı. Ayakkabılarını çıkararak zahiri emre uydu ve iki alemi terk etmekle de batıni emre uydu. İşte zahirden sırra intikal etmek budur. Rasullah’ın (S.A.V) “içinde köpek bulunan eve melek girmez” hadisini işitip de evinde köpek beslemeye devam eden ve “bu sözden murad zahir değildir, murad kalp evini gazap köpeğinden uzak Read the rest