Main Content RSS FeedÖnceki Yazılar

Bean Cake »

Bir kar kelebeği, bir mavi boncuk, bir karanfil gibi…

Saat

23.51 kanatların değiyor.

23.52 saçılıyorsun.

23.53 kokun…

Zaman durdu.

Yalın bir harf olarak Read the rest

Bu dünyadaki en önemli şey nedir? »

David Greenspan’ın yönettiği kısa film… Öğretmeni Uchida’ya sorar: Bu dünyadaki en önemli şey nedir? Cevabın imparatora hizmet olması gerekirken, Uchida bir çocuğun verebileceği en tatlı cevabı verir: Kırmızı fasulyeli kek 🙂

Bölüm 1

Bölüm 2

Kürt’e asimile edilen Kürtler »

 PKK’nın, KCK’nın ve BDP’nin adına yapılan her açıklama buram buram Kemalizm kokuyor. Makbul vatandaş tasavvuru gibi bir makbul Kürt var. Kürt yemeği, Kürt müziği, Kürt geleneği yok. Hakkâri, Mardin, Van’ın yöresel farkları yok. Sorani yok, Kurmanci yok, Zaza yok. Tepeden inmiş, ideolojik olarak dayatılmış, standart, normalize, yapay bir « Kürtlük » var. Kürtler bu kalıba girerlerse ne âlâ. Yok, « ben ölmek istemiyorum, Kürtlük için yaşamak  istiyorum, Kürtçe şiir yazmak istiyorum » diyorsanız siz Türk’ten daha beter bir düşmansınız. Çünkü kötü örnek oluyorsunuz intihar etmek isteyen Kürtlere. (MY)

“Yani, PKK’nin bu ve benzeri eylemlerinin yegâne amacı, ideal olan neymiş? Her şeyin üzerinde olan Öcalan’ın özgürlüğü ve güvenliği. Başka? Bu uğurda “Kürt’ün” karar ve irade düzeyinin dosta düşmana gösterilmesi? Peki, ya pırıl pırıl Kürt gençlerinin hayatları, geleceği, annelerinin yanan yüreği? Tabii ki teferruat. PKK, Kürt gençlerinin varlığını, her şeyin üzerinde tuttuğu lider kültünün ve delikanlılık naralarının varlığına armağan etmiş bir kere.”  TAMAMI

 

… Bu konu ilginizi çekiyorsa…

Süleyman Nazif (1870-1927) Batarya ile Ateş adlı kitabında şöyle diyordu:

“Benim dinim kinimdir… Irkına, vatanına, tarihine ihanet etmiş olan insanların ve milletlerin hiçbirini unutma Türkoğlu! Unutma ve affetme!”

Büyük travmalar, katliamlar ve yok edilme korkusu yaşayan toplumlar geçmişten ders çıkarırken affetmek ile acıları unutmak arasında fark göremiyorlar. (Bkz. PKK’lıları affetmek)

Etnik kökenimiz benliğimizin bir parçası, rengarenk insanlığımızın gerçek bir rengi. Ancak bu renk üzerinden yapılan bir baskı, bu renk “yüzünden” çekilen büyük bir acı sonucu diğer bütün renkler silinebiliyor. Bir başka deyişle IZDIRAPLAR ÜZERİNE YAPAY BİR KİMLİK İNŞA EDİLİYOR. Bir halka yapılabilecek en büyük kötülük bu belki de. Sadece Türk ya da sadece Kürt olmaya mahkûm edilen insanlar giderek insanlıklarını perdeliyorlar. Böylesi halklar ırkçılığa, her türlü şiddet çağrısına kucak açıyorlar. Zira duydukları kin ve nefret onları bıçak gibi bilerken bir yandan da tektipleşiyor, şeyleşiyor.

Bu korkunç dönüşümü Yahudilerde ve Avrupalı Ermenilerde görmek mümkün. Balkanlarda, Kafkaslarda Türk ya da Çerkes olma “suçundan” dolayı bizden önceki kuşaklar da bu şekilde eziyet gördüler. Ölenler bir kez ölürken hayatta kalanlar aşağılanma duygusuyla hergün öldü. Peki ya Kürtler?

“…PKK destekçisi Kürtler adeta hızla koşan bir adamın bir cam panele çarpıp yere yığılma duygusunu tekrar tekrar yaşayacaklar. Camın öbür tarafını görecekler ve camın öbür tarafında akan hayatı gözlemleyebilecekler, belki bedenen o hayatın içinde olacaklar ama ruhen hiçbir zaman o camın öbür tarafına geçemeyecekler. Hiçbir zaman kendilerini camın öbür tarafına akan hayatın parçası hissedemeyecekler…”

Böyle diyordu Emre Uslu. Haklıydı. Sadece Kürt olmak istedikçe Kürtlüğünü kaybeden bir kuşak yetişiyor. Tıpkı Türk ulusalcıları gibi geçmişten, gelecekten hatta kendi gölgesinden bile korkan bu insanlar şiddet için şiddet isteyen örgütlerin, partilerin elinde istenen her şekli almaya hazırlar.

Kürt aydınları kadar Türk aydınlarına da büyük iş düşüyor. İnsan olmadan “Türk” ya da “Kürt” olmanın imkânsızlığını halklarına anlatmak. Okuyacağınız bu kitap aydınların dikkatini tam da bu noktaya çekmek için hazırlandı: Asimilasyon  ile şiddet kıskacı içindeki Kürt halkına… Buradan indirebilirsiniz.

“Bal” filmi bir ödül daha aldı »

 

Eksi 10 – Bölüm 19 – Semih Kaplanoğlu (Nilson Ödülü) from Westwood Productions on Vimeo.

… Bu konu ilginizi çekiyorsa…

“Yusuf değil bu kez kaybolan, arayan Yakup değil. Yusuf değil bu sefer özlenen, bekleyen Yakup değil. Kaybolan, aranan, özlenen, beklenen bu kez baba: Yakup. Arayan, bekleyen bu kez oğul: Yusuf. Kur’an’ın en güzel kıssalarından birinin, farklı bir bakış açısıyla ama rüya rüya, ona paralel şekilde verilişi. 

Yusuf ve babasının ilişkisi üzerinde odaklanmış bir film Bal. Balcılıkla ailesini geçindiren bir baba, yüksek sesle konuşamayan, kekeleyen ancak fısıltıyla rahat konuşabilen Yusuf. Kelimelerini ve rüyalarını babasına açabiliyorken, ondan gayrısına yabancı, uzak duran, sessizleşen Yusuf.” TAMAMI

Yıldız Ramazanoğlu ile sohbet »

“İslam öyle büyük bir derya ve içinde öyle sonsuz açılımlar var ki, emek verecek, adaleti kemaliyle içinden süzüp alacak genç zihinler gerekli” Yıldız Ramazanoğlu

 

 Her yazarın yazıya başlama öyküsü ve nedeni vardır diye düşünüyorum, Yıldız Ramazanoğlu’nun öyküsü ve nedeni nedir?

  Sevinçten doğan bir yazma olduğunu söyleyemem. İlkokulda şiir yazarak başladığımı söyleyebilirim, adaletsizlik yapan öğretmenime kızıp. Yaşanan gerçeklikte var olanı az eksik yetersiz haksız bulmakla alakalı yazmaya başlamam. Güzele güzel, çirkine çirkin diyebilmek ve sayfaların içinden olması gerekene dair bir hissiyat yükseltebilmek için yazılır zannımca. Estetik kaygı, güzeli duyumsamaya, elimizdekileri güzele doğru ilerletmeye götürür bizi yazarken. Sade’i düşünüyorum, kötüyü tasvir ederken, en olumsuz en kötü yoldan giderek, okuru zakkumun şeceresinden geçirerek götürür iyiye. Ben bu yollara açık değilim mesela. Batılın bu denli tasviri iki tarafı keskin bıçak gibidir çünkü. İnsan kendi mahiyeti de dahil hiçbir şeyin hakiki sahibi değil. Bu durum çok hüzün verici… Kendimiz bile kendimize emanetiz bir bakıma. Bu durumda emaneti verenin izni olmadan emanet üzerinde tasarrufta bulunmak nasıl mümkün olabilir? Bu noktada kınayanların kınaması beni hiç ilgilendirmez: Özgür değildir mümin yazar Batılı manada Read the rest

Ella Fitzgerald – Cry me a river »

Kuzgun »

Edgar Allan Poe

Ortasında bir gecenin, düşünürken yorgun, bitkin

O acayip kitapları, gün geçtikçe unutulan,

Neredeyse uyuklarken, bir tıkırtı geldi birden,

Çekingen biriydi sanki usulca kapıyı çalan;

“Bir ziyaretçidir” dedim, “oda kapısını çalan,

                      Başka kim gelir bu zaman?”

 

Ah, hatırlıyorum şimdi, bir Aralık gecesiydi,

Örüyordu döşemeye hayalini kül ve duman, Read the rest

Hiç Pişman Değilim (Edith Piaf) »

KCK çelişkisi: Türk solu yüzdürülebilir mi? »

Haberturk televizyonundan Belkıs Kılıçkaya’nın sunduğu Doğru Açı programına konuk olun Prof. Dr. Halil Berktay, gündemdeki KCK operasyonları hakkında konuştu ve aydınların bu operasyonlara bakış açısını değerlendirdi. Berktay, KCK yapılanmasını silahlı terör örgütünün ortaya çıkardığının açık olduğunu söylerken, aydınların bu operasyonlara karşı gösterdiği ilgiyi Siirt’te bir aracın içinde öldürülen dört genç kız ya da Bingöl’de canlı bomba tarafından öldürülen sivil vatandaşlar için göstermediğini belirtti. Berktay, aydın kesimin devlete çok kolay ‘hayır’ derken PKK, KCK ve BDP’ye ‘hayır’ diyemediğini Read the rest

İHH çocukları bayramda yalnız bırakmadı »